Irina Shayk'ın Elbisesi Podyumda Yırtıldı!
Roberto Bravo firmasının kendisi için tasarladığı kolyeyi tanıtan Shayk'ın derin göğüs dekoltesiyle dikkat çeken elbisesinin, bacaklarını örten tülünde yırtıklar olması izleyenlerin dikkatini çekti. Yıldız futbolcu Cristiano Ronaldo'nun sevgilisi Rus manken Irina Shayk, Antalya'da, bu yıl 18'incisi düzenlenen Dosso Dossi Fashion Show'da podyuma çıktı. Shayk, defilede üç ayrı elbise ve bir mücevher firmasının kendisi için tasarladığı bir kolyeyi tanıttı. Dünyaca ünlü Rus manken için Dosso Dossi'nın gerçekleştirildiği Antalya Expo Center'da 'Moda Değirmeni' adıyla sonbahar temalı özel bir podyum hazırlandı. Dosso Dossi defilesinin ilk mankeni olarak podyuma çıkan Irina Sahyk, podyumda ilk olarak Velvet markalı, yere kadar uzanan siyah bir elbise ve kırmızı ayakkabıları taşıdı. ELBİSESİNDEKİ YIRTIKLAR Shayk ikinci kez podyumda çıktığında üzerinde Roberto Bravo tarafından kendisine özel hazırlanan, firmanın Global Warming koleksiyonundan inci, renkli safir, pırlanta ve özel kesim yeşim taşları kullanılan kolye vardı. Dünyaca ünlü model podyumda taşıdığı kolyeden daha çok elbisesindeki yırtıkla dikkat çekti. Irina Shayk'ın derin göğüs dekoltesiyle dikkat toplayan elbisesi, bacaklarını örten tülün dikiş yerlerinden patlama yaptı. Patlamalar ön tarafta 5, arka tarafta 10 santimetreye yakın yırtık oluşturdu. SHAYK KAPANIŞI YAPTI Demet Akalın'ın mini konseriyle devam eden defilede Rus Model Irina Shayk, Delfin markasının jean tasarımlarıyla üçüncü kez podyumda yer aldı. Rus model, Sento Stefano markalı kıyafetle 4'üncü kez podyumda boy gösterdiğinde boyundan bağlı ve yine yerlere kadar uzanan, üzerinde tavus kuşu desenlerinin bulunduğu elbiseyi sundu. Shayk, bu elbisenin üzerine, Rus kadınlarının soğuk kış aylarındaki tercihi kalpak ve kaban alarak podyumda yürüdü. Diğer mankenler krem rengi bir koleksiyonla podyuma çıkarken Irina Shayk'ın tercihi kırmızıdan yana oldu. Shayk, defilesini seyircileri alkışlayarak ve öpücük atarak kapattı. Emre BAYLAN / ANTALYA (DHA)
Game Of Thrones Dizisi The Sopranos'u da Geçti
Tony Soprano bir zamanlar, 'Saygısızlık etmek istemem ama bir numara olmak ne demek bilemezsiniz… Çok uğraştırıcı bir durum,' demişti. Televizyonların sevilen mafya babası artık rahatlıkla dinlenebilir çünkü The Sopranos HBO tarihinin en popüler dizisi unvanını kaybetti. Bu unvan artık Game of Thrones'a ait. Nielsen'e göre 4. sezonunun sonuna doğru yaklaşan fantastik kurgu türündeki dizi ortalama 18.4 milyon izleyiciye ulaştı. The Sopranos 2002'de bölüm başına 18.2 milyon ortalamaya ulaşmıştı. İstatistiklerin nasıl toplandığına dair birçok detay bulunuyor. Tony'nin Christopher ile Paulie'yi dövmeyi bıraktığından beri medyada bazı şeyler değişti. DVR'lar her yerde bulunabiliyor ve HBO şu an gösterdiği dizileri HBO Go'da da yayımlıyor. Artık bunların hepsi sayılıyor. Aynı zamanda Game of Thrones'un Amerika'da en çok yasadışı şekilde indirilen dizi olduğu da söylendiğinden gerçek rakamları bulmak zorlaşıyor. Tyrion Lannister ve arkadaşları henüz bitmiş değil. Dizinin bitmesine en az iki sezon daha olduğundan izlenme sayıları daha da artabilir. Geçen sene bölüm başına izleme oranları bu seneninkinden 4 milyon aşağıda seyrediyordu. Game of Thrones'un en büyük rakibi ise The Walking Dead dizisi olarak görülüyor. İzleyici sayıları bakımından bu iki başa baş gidiyor. WSJ Türkiye | SHAWN LANGLOIS
Ankara Batıkent'te Yol Çöktü!
Ankara'yı dün etkisi altına alan sağanak yağışın ardından Batıkent metro istasyonunu su bastı. Batıkent'teki bir sokakta çökme meydana geldiği ve bu nedenle istasyonun su altında kaldığı anlaşıldı.
Tayland Ordusu 'Mutlu Bir Ülke' İstiyor
Tayland'ta cunta, askeri selam veren, müstehcen kamuflaj kıyafetler giyen genç kadınlar tehcir ederek ve bedava yiyecek ve müzikli sokak partiler düzenleyerek, Taylandlılar'ın son darbe konusunda mutlu etmeye çalışıyor. Tayland ordusu iki hafta önce darbe yaparak, yönetime el koymasından bu yana, onyıldır devam eden derin siyasi bölünmeyi ortadan kaldırmaya ve destek almak çalışıyor. Ordu, bu hamleleri, Tayland'ın aksayan ekonomisini ayağa kaldırmak için ilk adım olarak görüyor. Ordu Perşembe günü, ülke genelinde, etkinlik düzenlemekten ve yerli halkı gönüllü programlarda yer almaya teşvik etmekten sorumlu olacak 'uzlaşma merkezlerinin açılması planlarıyla, bu kampanyasını genişletti. Merkezler, bir Çarşamba gecesi, önceden hükümet karşıtı göstericilerin yer aldığı alandaki ve kadın dansçıların dikkat çekmek için açık seçik ordu kıyafetleri giydiği Bangkok'taki sokak partilerinin, kırsal muadillerini organize edecek. Ordu ayrıca daha fazla yerde sokağa çıkma yasağının kaldırılmasını değerlendireceğini söyledi. Sokağa çıkma yasağının kaldıracağı alanlar arasında popüler turist yerlerinin de olacağı düşünülüyor. Ordunun darbe sonrası yönetim kurulu olan Ulusal Barış ve Düzen Konseyi'nin sözcülerinden Albay Weerachon Sukondhapatipak, 'Uzlaşma merkezinin topluma barış ve uyum getirecek şartları sağlayacak; mutluluk dayatmayacağız' dedi. Sukondhapatipak, uzlaşma merkezlerinin nerede olacağına ve hangi etkinliklerin düzenleneceğine dair daha fazla detay vermedi. Diğer yandan ülkenin turizm otoritesi Perşembe günü ordunun, reklam ve diğer promosyon kampanyalarıyla turistleri geri kazanmak için ek bütçe vermesini beklediğini açıkladı. Tayland, darbenin olduğu Mayıs ayında hiçbir istatistiki veri açıklamamış olsa da, havayolları yolcu sayılarında düşüş olduğunu söylüyor. Ancak turistler ikna edilebilecek olsa da, analistler, uzlaşma çabalarının Tayland'daki siyasi gruplar arasındaki farklılıkların giderilmesi için yeterli olacağına şüpheyle yaklaşıyor. Bağımsız politika ve insan hakları akademisyenlerinden Sirote Klampaiboon, ordunun, muhalif göstericiler üzerindeki baskısı, insanların kendilerini özgürce ifade edemediği ve muhtemelen siyasi sorunlarını çözemeyecekleri anlamına geliyor. Darbeden bu yana ordu, 350'nin üzerinde kişiyi mahkemeye çağırdı ve gözaltına aldı; ancak çoğu kişi serbest bırakıldı. Öte yandan ordunun Tayland'ın katı ihanet yasalarını ihlal edenlere karşı ülke genelinde sıkı önlemler gelecek. İhanet yasaları, ülkenin saygı gösterilen kralına hakaret eden ve karalayan herkese ağır cezalar getiriyor. Sirote, uzlaşma çabalarının, 'son 6 aydaki çatışmaların son 10 yılda çok fazla tarafı ve çok sayıda kişiyi kapsamasından' ötürü etkili olamadığını söyledi. Ordu karşıtı eylemlciler cuntanın destek kazanma çabalarına öfkeyle tepki verdi. Taylandlı-İngiliz akademisyen ve askeri cuntanın el koyduğu hükümetin destekçilerinden Giles Ji Ungpakorn, 'Askeri cunta, demokrasi yanlısı eylemcilere karşı psikolojik savaş uyguluyor' değerlendirmesinde bulundu. Polis ve askeri yetkililer, sokak partilerinin, farklı siyasi inanışları olan Taylandlılar'ı biraraya getireceği konusunda ısrarcı. Ordu sözcülerinden Yongyuth Mayalarp, 'Halkın çıkarlarını aklımızda tutuyoruz ve yaptığımız, siyasi tıkanıklıktan sonra ülkenin yeniden yola devam etmesini sağlamaya çalışmak. Bir yerden başlamak zorundasınız' dedi. Çarşamba günkü sokak partisine katılan 42 yaşındaki sokak temizlikçisi Wassana Aiemjaroon, insanların eğlendiğini görmekten mutlu olduğunu belirterek, Yıllardır siyasi gerilimden ötürü stresliydim ve bu durumdan ötürü güvende hissetmiyordum. Şimdi daha mutluyum ve gülebiliyorum' dedi. Wilawan Watcharasakwet/The Wall Street Journal
'Güzel Kızlardan Nefret Ediyorum'
BOLU'da, 21 yaşındaki Bigem Çubukçuoğlu'nu öldüren 36 yaşındaki Ayşe Kalkan, mahkemede verdiği ifadesinde, erkek arkadaşından ayrıldıktan sonra kendisini öldüreceğini düşünerek paranoya kapıldığını belirterek, 'Erkek arkadaşımın tüm güzel üniversiteli kızlarla birlikte olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden güzel kızlardan nefret ediyorum' dedi.Olay, önceki akşam, Borazanlar Mahallesi Hürriyet Caddesi'nde meydana geldi. Bolu Defterdarlığı'nda memur Ayşe Kalkan, Bigem Çubukçuoğlu'nu boğazına bıçağı saplayarak öldürdü. Adliyeye sevk edilen Ayşe Kalkan cinayeti itiraf ederken, 8 ay önce İstanbul'dan Bolu'ya atandığını anlatırken şöyle dedi: '4 yıldır eşimden ayrı yaşıyorum. Bana çocuğumu göstermiyorlar. Bolu'ya geldiğimden bu yana da tek başıma yaşıyorum. Van'da bulunduğum 2005 yılında bir erkekle ilişkim vardı. Uzun süren ilişki sonunda ayrıldıktan sonra bana zarar vereceğini düşünerek paranoya kapıldım. Herkesten nefret etmeye başladım. O adamın bana zarar vermesinden korkuyordum. Bu yüzden çantamda sürekli bıçak taşımaya başladım. Cadde de yürürken tüm insanlar üzerime gelip bana zarar verecekmiş gibi geliyor.' Kalkan, öldürdüğü Bigem Çubukçuoğlu ile yanındaki kız arkadaşlarını Van'daki erkek arkadaşının sevgilileri olduğunu zannettiğini söyledi. Kalkan, ifadesinde şöyle devam etti: 'Üzerime doğru gelip bana zarar verecekler zannettim. 3 kızı erkek arkadaşımın bana zarar vermek için gönderdiğini düşündüm. Erkek arkadaşımın Bolu'ya gelerek tüm güzel üniversiteli kızlarla birlikte olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden güzel kızlardan da nefret ediyorum. Yoluma devam ederken karşılarıma çıkınca bana saldıracaklarını düşünerek onlara saldırdım. Çantamdan çıkardığım bıçağı genç kıza sapladım ama nerelerine sapladığımı hatırlamıyorum. Olaydan sonra çantamı alarak kaçarken telefonumu düşürdüm. Olaydaki kızı önceden tanımıyorum.' TEDAVİ OLMAK İSTİYORUM Hakim karşısında sürekli ağlayarak tedavi olmak istediğini söyleyen Kalkan, 'Memuriyet hayatıma devam etmek istiyorum. Beni topluma kazandırın. Benim tedavi olmamı sağlayın. Hastaneye yatıp tedavi olmak istiyorum' dedi. Ayşe Kalkan tutuklanarak Bolu T Tipi Cezaevi'ne gönderildi. Mutlu YUCA-Taner BAYAR/BOLU, (DHA)
Anneanne İle Babaanne Arasındaki 18 Temsili Fark
Aslında fark yoktur aralarında, sadece bizim algılarımızdır farklı olan. İşte algılarımızdaki bu farklar kafamızda anneanne ile babaanne figürlerini başka başka yerlere koyuyor. Kimine göre anneanne yakın, samimi, sevgi dolu; kimine göreyse babaanne. Yine her karşılaştırmada yaptığımız rutin uyarımızı yapalım, 'burada yazdıklarımız kesin doğrular değil, gerekiyorsa siz anneanneyi babaanne olarak okuyun lütfen'.
Faceboook'ta 1 Dakikada Neler Oluyor?
Daha önce WhatsApp’tan Tinder’a internette 1 dakikada neler olduğunu infografik halinde paylaşmıştık. İnternette 1 dakikada neler olduğunu daha da detaylandıran SumoCuopon, Facebook’ta 1 dakikada neler olduğunu infografik halinde paylaştı. Dikkat çeken bilgilerin yer aldığı infografikte 1,16 milyar kullanıcıya sahip Facebook’un dakikada 11 bin 700 dolar gelir elde ettiği yer alırken, kulllanıcıların Beğen butonuna 3 milyon 125 bin defa tıklıyorlar. Dakikada 500 yeni hesap Facebook’a dahil olurken 100 bin arkadaşlık isteği gönderiliyor. Fotoğraf yüklenme sayısı 243 bin 500 olarak belirtilirken, sosyal ağda dakikada gönderilen mesaj sayısıysa 150 bin. Video yönüyle dikkat çeken rakamların da yer aldığı infografikte Facebook’ta 1 dakikada izlenilen video sayısı 323 günlük YouTube videosu izlenildiği paylaşılıyorWebrazzi
Bir Cuma Günü Kendinize Söyleyebileceğiniz 15 Yalan
Cuma günleri haftanın en kutlu günüdür. Bünye kendini tatile hazırlar, kafa bir başka kalkar yastıktan. O gün çalışan insana ayrı bir bayram havasıdır. Candır, canandır. Fakat bütün gün aslında kendimize söylediğimiz bir takım yalanlarla geçer. Felekten bir gün olacakken yalandan bir gün geçer gider ömrümüzden. Her hafta aynı yalanlarla geçer mi ömür bilemeyiz ama herkes bu yalanların kıyısından köşesinden elbet bir Cuma günü geçmiştir ya da geçecektir;
Kurmacanın Sevilen 6 Kötü Karakteri
Kurmaca dünyasındaki kötü karakterleri sevmemenin okura verdiği ayrı bir keyif olsa da, bazı karakterler bütün kötülüklerine rağmen okurların kalbinde şefkat uyandırmayı başarır. Bu karakterlerden bazıları hayatları boyunca kötü muamele görmüştür, öbürleri kıskançlıklarına yenik düşmüştür, bazıları ise apaçık çekicidir. Sırları nedir, bilinmez ama bu karakterler, bütün kötülüklerine rağmen okurların sevgisini kazanmayı bir biçimde başarır. Huff Post, okurlar tarafından sevilen 6 kötü karakteri derlemiş… Satan, Kayıp Cennet (Lucifer) Her ne kadar eleştirmenler arasında bu konudaki tartışma sürse de, Milton büyük olasılıkla Satan’ı sempatik bir karakter olarak yazmak istememesini rağmen, bir biçimde bunu başarmış. Hikâyede Satan cennetten kovulur ve okur elinde olmadan onun için üzülür. Hatta o kadar cazibelidir ki okura, beni de arkadaşım cennetten kovup cehennem azabına mahkûm etse ben de bozulurdum, ben de intikam almak isterdim, dedirtebilir. Humbert Humbert, Lolita Hepimiz Humpert Humpert’in yaptığı şeyin kabul edilemez olduğunu biliyoruz. Ancak hikâyeyi bize anlatan kendisi ve bu güven vermeyen birinci kişi, hikâyeyi oldukça ilgi uyandırıcı bir hale getirmeyi başarıyor. Ayni Satan gibi, Humbert da çekici bir karakter ve okur ister istemez Nabokov’a bu kadar utanç verici bir karakteri bu kadar çekici bir hale getirebildiği için saygı duyuyor. Bertha, Jane Eyre Evet, Bertha delice şeyler yapıyor olabilir: Rochester’i yakmaya çalıştı ve sonunda bütün evi kül haline getirdi ama Jean Rhys’in Jane Eyre’e muhteşem yanıtı olan White Sargasso Sea adlı romanı okuduktan sonra bütün bu yaptıklarından dolayı ona kızmak oldukça zor bir hale geliyor. Roman Bertha ve Rochester’in flört ettiği zamanlara gidiyor ve Rochester’i Antoinette’ten daha zalim bir karakter olarak çiziyor. Evlilikleri iradeleri dışında ayarlanıyor ve Rochester’in oldukça kötü bir koca olduğunu görüyoruz. Bertha, Rhys’in kitabında da akli dengesi bozuk bir karakter olarak karşımıza çıkıyor ama bu Rochester’in onu tavan arasına kilitlemesini haklı çıkarmıyor. Raskolnikov, Suç ve Ceza Romanda Raskolnikov çoğunlukla kendi kendisini cezalandırır, ta ki hikâyenin sonunda Sibirya’ya gönderilene kadar. Bir tefeci ve onun kız kardeşini öldürene kadar depresyonda ve yoksul bir hayat süren Raskolnikov neredeyse hiç yemek yemez, eğitimini tamamlayacak parası yoktur ve kendi kendine tefecinin parasını iyiye kullanacağını söylese de aldığı çantasını bir taşın altına saklar. İşlemiş olduğu suçtan dolayı çektiği vicdan azabı ve yakalanma korkusuna dayanamaz. Sonunda polise suçunu itiraf eder ve akli dengesini yavaş yavaş kaybetmeye başlar. Görünen odur ki Raskolnikov gerçek bir “kötü adam” olmak için yaratılmamıştır ve işlediği suç yüzünden kendisine işkence eder. Bu da okurun ister istemez ona acımasına neden olur. Profesör Snape, Harry Potter serisi Snape bütün hikâye boyunca Harry Potter’in hayatını zorlaştırmak için elinden geleni ardına koymaz, ama sonradan öğreniriz ki bunu yapmasının nedeni gençken kendisinin Hogwarts’da kötü muamele görmüş olmasıdır, ayrıca âşık olduğu Harry’nin annesi tarafından reddedilmiştir. Snape, Harry Potter dizisinde ahlaki açıdan en belirsiz karakterlerden biridir, okur bir türlü onun iyi mi yoksa kötü mü olduğuna karar veremez. Okurların çoğu Snape Dumbledore’u öldürdüğünde bunu yapmasının iyi bir nedeni olduğunu düşünmüştü ve son kitapta bunun doğru bir varsayım olduğu ortaya çıkmıştı. Cersei Lannister, Buz ve Ateşin Şarkısı dizisi Cersei’nin kotu bir şöhreti var. Evet, ağabeyiyle uygunsuz bir ilişkisi var ve korkunç oğlu Joffrey’e karşı aşırı korumacı. Ancak oğlu ne kadar korkunç olursa olsun, hangi anne korumacı değildir ki? Cersei kadınların ciddiye alınmadığı bir düzende güçlü olmayı arzuluyor ve okur da bunu anlayabiliyor. Ölmüş kocası Robert Baratheon onu sürekli aldatıyordu ve şehrin her yanında farkı kadınlardan çocukları vardı. Carsei sürekli “yeri hatırlatılan” güçlü ve gururlu bir kadın ve bu da kolay bir hayat olmasa gerek. HP | Notosoloji
Kuantum İstanbul Üniversitesi'nde Çöktü
Sayılı deneylere ev sahipliği yapan İÜ Kuantum Teknolojileri Laboratuvarı, sorumlu hocaya ceza verilip kapatıldı. Projeler askıya alındı. Araştırmacılar kapı dışarı edildi.Dünyada ‘düşük sıcaklık-manyetik alan’ deneylerinin yapılabildiği Harvard Üniversitesi ve Max Planck Enstitüsü ile birlikte üç laboratuvardan biri olan İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Kuantum Teknolojileri Laboratuvarı bürokratik kavgaya kurban edilip kapatıldı. 2012 yılında 6 milyon lira harcanarak kurulan, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin katılımıyla gelişen laboratuvarda TÜBİTAK destekli pek çok bilimsel araştırmaya imza atıldı. Laboratuvarda yapılan araştırma ve deney sonuçlarının anlatıldığı makaleler prestijli bilim dergilerinde yayımlandı. Ancak Radikal’den İdris Emen’in haberine göre, çıkan yangın kuantumun çöküşünü hazırladı. Ucuz atlatılan yangın sonrası laboratuvar sorumlusu Doç. Dr. Afif Sıddıki laboratuvarda gerekli iş güvenliğinin sağlanması için İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığı, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’ne ve projeler destek veren TÜBİTAK’a başvurdu. Ancak kurumların duyarsızlığı nedeniyle sonuç alamadı. Laboratuvarda iş güvenli olmadığını öne süren Sıddıki, 13 Mayıs 2013’te laboratuvar sorumluluğundan istifa etti. Sıddıki, aynı gün sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta, laboratuvarda iş güvenliğinin sağlanması için mücadele verdiğini ancak bir sonuç alamadığı için görevini bıraktığını şu sözlerle duyurdu: “Kavga etmekten yoruldum. İki gün sonra 40 yaşıma giriyorum. Evliya olacağım da yok. Bilimdi, lab’dı memleketi artık siz düşünün. Bu kadar pis adamın arasında debelenip durmaktan bıktım. Üstelik hem kendimi hem de bana inananları hayal kırıklığına uğratmaktan da bıktım.” İÜ Fen Fakültesi Dekanlığı, bu sözlerinden dolayı amirlerine hakaret ettiği gerekçesiyle hoca hakkında soruşturma açtı. Soruşturma sonucunda Sıddıki, üç yıl ‘kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına’ çarptırıldı. Sıddıki ve öğrencilerinin laboratuvara girişi engellendi. Soruşturma devam ederken Sıddıki, bilimsel çalışmalarını sürdürebilmek için Almanya’ya gitti. Doç. Dr. Afif Sıddıki, Almanya’dayken üniversite yönetimi laboratuvara girerek zimmetinde olan laboratuvarı çalıştırdı. Bunu duyan Sıddıki hoca da okul yönetimine bir e-mail atarak laboratuvarın kendi sorumluğunda olduğunu ve kendi izni olmadan diğer hocaların laboratuvarda herhangi bir çalışma yapamayacağını dile getirdi. E-mail üzerine Sıddıki Hoca’ya dekanlık tarafından hocaları tehdit ettiği gerekçesiyle ikinci kez soruşturma açıldı. Sıddıki’yi 3 yıl daha ‘kıdem durdurma cezası verildi. Dünyanın ender laboratuvarlarından biri olan Kuantum Teknolojileri Laboratuvarı ise kapatıldı. Laboratuvar kullanılmadığı için TÜBİTAK’ın desteklediği bütün projeler askıya alındı. Projeler askıya alınınca laboratuvarda burslu çalışan 11 öğrencinin bursu kesildi. Atıl durumda olan laboratuvarın çalışma ofisi olarak kullanılacağı öne sürülüyor. Kendisine açılan soruşturmaların hiçbir dayanağı olmadığını söyleyen Doç. Dr. Afif Sıddıki açılan iki ayrı soruşturmada 6 yıl kademe ilerlemesinin durdurulduğunu belirterek şunları söyledi: “Okul yönetimi kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile yetinmedi. Dekanlık okulda yapılan bir fizik konferansı sonra hakkımda bir soruşturma daha açtı. İki kez ceza aldığım için soruşturma dosyam YÖK’e sevk edildi. ‘Kamu görevinden çıkarılmam’ isteniyor. 22 Mayıs’ta YÖK’e savunma verdiğimde soruşturma dosyamda Facebook üzerinden bir ileti paylaştığımı ve iletide, ‘Türk Fizik Derneği bünyesinde düzenlenen parçacık hızlandırıcıları çalıştayı ile ilgili olumsuz görüşler beyan ettiğim’ yazıyordu. Savunma yapabilmek adına yorumun metnini talep etmeme rağmen yazı bana verilmedi. Oysa ben böyle bir ileti paylaşmadım.” Laboratuvarın kapanmasıyla işsiz kaldığı için Antalya’da bir imam hatip lisesinde ücretli öğretmenlik yapmak zorunda kalan doktora sonrası araştırmacısı Metin Kendirik ise şunları söyledi: ‘’O laboratuvarı kendi çabalarımızla kurduk. Laboratuvarda yaptığım çalışmalar sonucunda makalelerim bilim dergilerinde yayımlandı. TÜBİTAK tarafından desteklenen bir projem vardı. Laboratuvar kapanınca o proje askıya alındı. Ben işsiz kaldım, diğer arkadaşlarımın bursu kesildi. Şimdi bir okulda saatliği sekiz liraya ücretli öğretmenlik yapıyorum. Kuantum Araştırma Laboratuvarı da ofis olarak kullanılacak.’’T24
Balık Burcu Kadınına Yapılmaması Gereken 23 Şey
Esasen burada yazdıklarımız herkes için geçerli olabilir. Neticede kimse kendisine yalan söylenmesini istemez. Ama konu balık kadını olunca daha derinlemesine düşünmek, daha itinayla kaçınmak gerek.