onedio
'Güzel Kızlardan Nefret Ediyorum'
BOLU'da, 21 yaşındaki Bigem Çubukçuoğlu'nu öldüren 36 yaşındaki Ayşe Kalkan, mahkemede verdiği ifadesinde, erkek arkadaşından ayrıldıktan sonra kendisini öldüreceğini düşünerek paranoya kapıldığını belirterek, 'Erkek arkadaşımın tüm güzel üniversiteli kızlarla birlikte olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden güzel kızlardan nefret ediyorum' dedi.Olay, önceki akşam, Borazanlar Mahallesi Hürriyet Caddesi'nde meydana geldi. Bolu Defterdarlığı'nda memur Ayşe Kalkan, Bigem Çubukçuoğlu'nu boğazına bıçağı saplayarak öldürdü. Adliyeye sevk edilen Ayşe Kalkan cinayeti itiraf ederken, 8 ay önce İstanbul'dan Bolu'ya atandığını anlatırken şöyle dedi: '4 yıldır eşimden ayrı yaşıyorum. Bana çocuğumu göstermiyorlar. Bolu'ya geldiğimden bu yana da tek başıma yaşıyorum. Van'da bulunduğum 2005 yılında bir erkekle ilişkim vardı. Uzun süren ilişki sonunda ayrıldıktan sonra bana zarar vereceğini düşünerek paranoya kapıldım. Herkesten nefret etmeye başladım. O adamın bana zarar vermesinden korkuyordum. Bu yüzden çantamda sürekli bıçak taşımaya başladım. Cadde de yürürken tüm insanlar üzerime gelip bana zarar verecekmiş gibi geliyor.' Kalkan, öldürdüğü Bigem Çubukçuoğlu ile yanındaki kız arkadaşlarını Van'daki erkek arkadaşının sevgilileri olduğunu zannettiğini söyledi. Kalkan, ifadesinde şöyle devam etti: 'Üzerime doğru gelip bana zarar verecekler zannettim. 3 kızı erkek arkadaşımın bana zarar vermek için gönderdiğini düşündüm. Erkek arkadaşımın Bolu'ya gelerek tüm güzel üniversiteli kızlarla birlikte olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden güzel kızlardan da nefret ediyorum. Yoluma devam ederken karşılarıma çıkınca bana saldıracaklarını düşünerek onlara saldırdım. Çantamdan çıkardığım bıçağı genç kıza sapladım ama nerelerine sapladığımı hatırlamıyorum. Olaydan sonra çantamı alarak kaçarken telefonumu düşürdüm. Olaydaki kızı önceden tanımıyorum.' TEDAVİ OLMAK İSTİYORUM Hakim karşısında sürekli ağlayarak tedavi olmak istediğini söyleyen Kalkan, 'Memuriyet hayatıma devam etmek istiyorum. Beni topluma kazandırın. Benim tedavi olmamı sağlayın. Hastaneye yatıp tedavi olmak istiyorum' dedi. Ayşe Kalkan tutuklanarak Bolu T Tipi Cezaevi'ne gönderildi. Mutlu YUCA-Taner BAYAR/BOLU, (DHA)
Anneanne İle Babaanne Arasındaki 18 Temsili Fark
Aslında fark yoktur aralarında, sadece bizim algılarımızdır farklı olan. İşte algılarımızdaki bu farklar kafamızda anneanne ile babaanne figürlerini başka başka yerlere koyuyor. Kimine göre anneanne yakın, samimi, sevgi dolu; kimine göreyse babaanne. Yine her karşılaştırmada yaptığımız rutin uyarımızı yapalım, 'burada yazdıklarımız kesin doğrular değil, gerekiyorsa siz anneanneyi babaanne olarak okuyun lütfen'.
Faceboook'ta 1 Dakikada Neler Oluyor?
Daha önce WhatsApp’tan Tinder’a internette 1 dakikada neler olduğunu infografik halinde paylaşmıştık. İnternette 1 dakikada neler olduğunu daha da detaylandıran SumoCuopon, Facebook’ta 1 dakikada neler olduğunu infografik halinde paylaştı. Dikkat çeken bilgilerin yer aldığı infografikte 1,16 milyar kullanıcıya sahip Facebook’un dakikada 11 bin 700 dolar gelir elde ettiği yer alırken, kulllanıcıların Beğen butonuna 3 milyon 125 bin defa tıklıyorlar. Dakikada 500 yeni hesap Facebook’a dahil olurken 100 bin arkadaşlık isteği gönderiliyor. Fotoğraf yüklenme sayısı 243 bin 500 olarak belirtilirken, sosyal ağda dakikada gönderilen mesaj sayısıysa 150 bin. Video yönüyle dikkat çeken rakamların da yer aldığı infografikte Facebook’ta 1 dakikada izlenilen video sayısı 323 günlük YouTube videosu izlenildiği paylaşılıyorWebrazzi
Bir Cuma Günü Kendinize Söyleyebileceğiniz 15 Yalan
Cuma günleri haftanın en kutlu günüdür. Bünye kendini tatile hazırlar, kafa bir başka kalkar yastıktan. O gün çalışan insana ayrı bir bayram havasıdır. Candır, canandır. Fakat bütün gün aslında kendimize söylediğimiz bir takım yalanlarla geçer. Felekten bir gün olacakken yalandan bir gün geçer gider ömrümüzden. Her hafta aynı yalanlarla geçer mi ömür bilemeyiz ama herkes bu yalanların kıyısından köşesinden elbet bir Cuma günü geçmiştir ya da geçecektir;
Reklam
Kurmacanın Sevilen 6 Kötü Karakteri
Kurmaca dünyasındaki kötü karakterleri sevmemenin okura verdiği ayrı bir keyif olsa da, bazı karakterler bütün kötülüklerine rağmen okurların kalbinde şefkat uyandırmayı başarır. Bu karakterlerden bazıları hayatları boyunca kötü muamele görmüştür, öbürleri kıskançlıklarına yenik düşmüştür, bazıları ise apaçık çekicidir. Sırları nedir, bilinmez ama bu karakterler, bütün kötülüklerine rağmen okurların sevgisini kazanmayı bir biçimde başarır. Huff Post, okurlar tarafından sevilen 6 kötü karakteri derlemiş… Satan, Kayıp Cennet (Lucifer) Her ne kadar eleştirmenler arasında bu konudaki tartışma sürse de, Milton büyük olasılıkla Satan’ı sempatik bir karakter olarak yazmak istememesini rağmen, bir biçimde bunu başarmış. Hikâyede Satan cennetten kovulur ve okur elinde olmadan onun için üzülür. Hatta o kadar cazibelidir ki okura, beni de arkadaşım cennetten kovup cehennem azabına mahkûm etse ben de bozulurdum, ben de intikam almak isterdim, dedirtebilir. Humbert Humbert, Lolita Hepimiz Humpert Humpert’in yaptığı şeyin kabul edilemez olduğunu biliyoruz. Ancak hikâyeyi bize anlatan kendisi ve bu güven vermeyen birinci kişi, hikâyeyi oldukça ilgi uyandırıcı bir hale getirmeyi başarıyor. Ayni Satan gibi, Humbert da çekici bir karakter ve okur ister istemez Nabokov’a bu kadar utanç verici bir karakteri bu kadar çekici bir hale getirebildiği için saygı duyuyor. Bertha, Jane Eyre Evet, Bertha delice şeyler yapıyor olabilir: Rochester’i yakmaya çalıştı ve sonunda bütün evi kül haline getirdi ama Jean Rhys’in Jane Eyre’e muhteşem yanıtı olan White Sargasso Sea adlı romanı okuduktan sonra bütün bu yaptıklarından dolayı ona kızmak oldukça zor bir hale geliyor. Roman Bertha ve Rochester’in flört ettiği zamanlara gidiyor ve Rochester’i Antoinette’ten daha zalim bir karakter olarak çiziyor. Evlilikleri iradeleri dışında ayarlanıyor ve Rochester’in oldukça kötü bir koca olduğunu görüyoruz. Bertha, Rhys’in kitabında da akli dengesi bozuk bir karakter olarak karşımıza çıkıyor ama bu Rochester’in onu tavan arasına kilitlemesini haklı çıkarmıyor. Raskolnikov, Suç ve Ceza Romanda Raskolnikov çoğunlukla kendi kendisini cezalandırır, ta ki hikâyenin sonunda Sibirya’ya gönderilene kadar. Bir tefeci ve onun kız kardeşini öldürene kadar depresyonda ve yoksul bir hayat süren Raskolnikov neredeyse hiç yemek yemez, eğitimini tamamlayacak parası yoktur ve kendi kendine tefecinin parasını iyiye kullanacağını söylese de aldığı çantasını bir taşın altına saklar. İşlemiş olduğu suçtan dolayı çektiği vicdan azabı ve yakalanma korkusuna dayanamaz. Sonunda polise suçunu itiraf eder ve akli dengesini yavaş yavaş kaybetmeye başlar. Görünen odur ki Raskolnikov gerçek bir “kötü adam” olmak için yaratılmamıştır ve işlediği suç yüzünden kendisine işkence eder. Bu da okurun ister istemez ona acımasına neden olur. Profesör Snape, Harry Potter serisi Snape bütün hikâye boyunca Harry Potter’in hayatını zorlaştırmak için elinden geleni ardına koymaz, ama sonradan öğreniriz ki bunu yapmasının nedeni gençken kendisinin Hogwarts’da kötü muamele görmüş olmasıdır, ayrıca âşık olduğu Harry’nin annesi tarafından reddedilmiştir. Snape, Harry Potter dizisinde ahlaki açıdan en belirsiz karakterlerden biridir, okur bir türlü onun iyi mi yoksa kötü mü olduğuna karar veremez. Okurların çoğu Snape Dumbledore’u öldürdüğünde bunu yapmasının iyi bir nedeni olduğunu düşünmüştü ve son kitapta bunun doğru bir varsayım olduğu ortaya çıkmıştı. Cersei Lannister, Buz ve Ateşin Şarkısı dizisi Cersei’nin kotu bir şöhreti var. Evet, ağabeyiyle uygunsuz bir ilişkisi var ve korkunç oğlu Joffrey’e karşı aşırı korumacı. Ancak oğlu ne kadar korkunç olursa olsun, hangi anne korumacı değildir ki? Cersei kadınların ciddiye alınmadığı bir düzende güçlü olmayı arzuluyor ve okur da bunu anlayabiliyor. Ölmüş kocası Robert Baratheon onu sürekli aldatıyordu ve şehrin her yanında farkı kadınlardan çocukları vardı. Carsei sürekli “yeri hatırlatılan” güçlü ve gururlu bir kadın ve bu da kolay bir hayat olmasa gerek. HP | Notosoloji
Kuantum İstanbul Üniversitesi'nde Çöktü
Sayılı deneylere ev sahipliği yapan İÜ Kuantum Teknolojileri Laboratuvarı, sorumlu hocaya ceza verilip kapatıldı. Projeler askıya alındı. Araştırmacılar kapı dışarı edildi.Dünyada ‘düşük sıcaklık-manyetik alan’ deneylerinin yapılabildiği Harvard Üniversitesi ve Max Planck Enstitüsü ile birlikte üç laboratuvardan biri olan İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Kuantum Teknolojileri Laboratuvarı bürokratik kavgaya kurban edilip kapatıldı. 2012 yılında 6 milyon lira harcanarak kurulan, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin katılımıyla gelişen laboratuvarda TÜBİTAK destekli pek çok bilimsel araştırmaya imza atıldı. Laboratuvarda yapılan araştırma ve deney sonuçlarının anlatıldığı makaleler prestijli bilim dergilerinde yayımlandı. Ancak Radikal’den İdris Emen’in haberine göre, çıkan yangın kuantumun çöküşünü hazırladı. Ucuz atlatılan yangın sonrası laboratuvar sorumlusu Doç. Dr. Afif Sıddıki laboratuvarda gerekli iş güvenliğinin sağlanması için İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığı, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’ne ve projeler destek veren TÜBİTAK’a başvurdu. Ancak kurumların duyarsızlığı nedeniyle sonuç alamadı. Laboratuvarda iş güvenli olmadığını öne süren Sıddıki, 13 Mayıs 2013’te laboratuvar sorumluluğundan istifa etti. Sıddıki, aynı gün sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta, laboratuvarda iş güvenliğinin sağlanması için mücadele verdiğini ancak bir sonuç alamadığı için görevini bıraktığını şu sözlerle duyurdu: “Kavga etmekten yoruldum. İki gün sonra 40 yaşıma giriyorum. Evliya olacağım da yok. Bilimdi, lab’dı memleketi artık siz düşünün. Bu kadar pis adamın arasında debelenip durmaktan bıktım. Üstelik hem kendimi hem de bana inananları hayal kırıklığına uğratmaktan da bıktım.” İÜ Fen Fakültesi Dekanlığı, bu sözlerinden dolayı amirlerine hakaret ettiği gerekçesiyle hoca hakkında soruşturma açtı. Soruşturma sonucunda Sıddıki, üç yıl ‘kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına’ çarptırıldı. Sıddıki ve öğrencilerinin laboratuvara girişi engellendi. Soruşturma devam ederken Sıddıki, bilimsel çalışmalarını sürdürebilmek için Almanya’ya gitti. Doç. Dr. Afif Sıddıki, Almanya’dayken üniversite yönetimi laboratuvara girerek zimmetinde olan laboratuvarı çalıştırdı. Bunu duyan Sıddıki hoca da okul yönetimine bir e-mail atarak laboratuvarın kendi sorumluğunda olduğunu ve kendi izni olmadan diğer hocaların laboratuvarda herhangi bir çalışma yapamayacağını dile getirdi. E-mail üzerine Sıddıki Hoca’ya dekanlık tarafından hocaları tehdit ettiği gerekçesiyle ikinci kez soruşturma açıldı. Sıddıki’yi 3 yıl daha ‘kıdem durdurma cezası verildi. Dünyanın ender laboratuvarlarından biri olan Kuantum Teknolojileri Laboratuvarı ise kapatıldı. Laboratuvar kullanılmadığı için TÜBİTAK’ın desteklediği bütün projeler askıya alındı. Projeler askıya alınınca laboratuvarda burslu çalışan 11 öğrencinin bursu kesildi. Atıl durumda olan laboratuvarın çalışma ofisi olarak kullanılacağı öne sürülüyor. Kendisine açılan soruşturmaların hiçbir dayanağı olmadığını söyleyen Doç. Dr. Afif Sıddıki açılan iki ayrı soruşturmada 6 yıl kademe ilerlemesinin durdurulduğunu belirterek şunları söyledi: “Okul yönetimi kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile yetinmedi. Dekanlık okulda yapılan bir fizik konferansı sonra hakkımda bir soruşturma daha açtı. İki kez ceza aldığım için soruşturma dosyam YÖK’e sevk edildi. ‘Kamu görevinden çıkarılmam’ isteniyor. 22 Mayıs’ta YÖK’e savunma verdiğimde soruşturma dosyamda Facebook üzerinden bir ileti paylaştığımı ve iletide, ‘Türk Fizik Derneği bünyesinde düzenlenen parçacık hızlandırıcıları çalıştayı ile ilgili olumsuz görüşler beyan ettiğim’ yazıyordu. Savunma yapabilmek adına yorumun metnini talep etmeme rağmen yazı bana verilmedi. Oysa ben böyle bir ileti paylaşmadım.” Laboratuvarın kapanmasıyla işsiz kaldığı için Antalya’da bir imam hatip lisesinde ücretli öğretmenlik yapmak zorunda kalan doktora sonrası araştırmacısı Metin Kendirik ise şunları söyledi: ‘’O laboratuvarı kendi çabalarımızla kurduk. Laboratuvarda yaptığım çalışmalar sonucunda makalelerim bilim dergilerinde yayımlandı. TÜBİTAK tarafından desteklenen bir projem vardı. Laboratuvar kapanınca o proje askıya alındı. Ben işsiz kaldım, diğer arkadaşlarımın bursu kesildi. Şimdi bir okulda saatliği sekiz liraya ücretli öğretmenlik yapıyorum. Kuantum Araştırma Laboratuvarı da ofis olarak kullanılacak.’’T24
Reklam
Vertu'dan 11 Bin Dolarlık Akıllı Telefon
Vertu firması akıllı telefon pazarında diğer firmalar arasında bambaşka bir yere sahip. Genelde lüks akıllı telefon denilince akla gelen Vertu firması bu akıllı telefonlarının özellikleri konusunda ise sahiplerini pek tatmin edemiyordu. Ancak firmanın Signature Touch isimli lüks akıllı telefonu özellikleriyle de sahiplerini etkileyecek gibi gözüküyor. Bu akıllı telefonunda fotoğraf alanında Hasselblad , ses alanında ise Bang&Olufsen firmalarıyla çalışan Vertu , ortaya gerçekten etkileyici bir akıllı telefon çıkarmayı başarmış. 4,7 inç büyüklüğünde ve 1080p çözünürlüğünde bir safir ekrana sahip olan Vertu Signature Touch , gücünü 2.3GHz saat hızında çalışan dört çekirdekli Snapdragon 800 işlemciden alıyor. Titanyum kasaya sahip akıllı telefonda ayrıca, 2 GB RAM , 64 GB dahili depolama alanı, çift-LED flaşlı 13 megapiksel arka kamera, 2,1 megapiksel ön kamera, 2,275 mAh batarya, Qi kablosuz şarj sistemi gibi özelliklere sahip. Teknokulis
Reklam
Bavul Cinayetinin Sır Perdesi Aralandı
Beyoğlu'nda dehşete düşeren cinayetin sır perdesi aralandı.. Katil zanlısı Suriye uyruklu 17 yaşındaki genç... Öldürdüğü kişi ise 24 yaşındaki ablası. Katil zanlısı çocuk şubede verdiği ifadede cinayetinin sebebini de anlattı.Beyoğlu Bülbül Mahallesi Aşıklar Sokak üzerinde dün sabah saatlerinde temizlik yapan belediye işçileri, valiz içinde bir kadın cesedi bulmuştu. Kadının, bıçaklanarak öldürüldüğü tespit edilirken, yaşanan vahşete ilişkin güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde cinayetin yaşandığı gece saat 02.30 sıralarında bir erkeğin sokakta keşif yaptığı görülüyor.Yaklaşık 5 dakika sonra da görüntüye ellerinde valizle yürüyen iki kişiye takılıyor. Valizi taşımakta zorluk çeken kişilerin koşar adımlarla ilerledikleri görülüyor.CİNAYETİN SEBEBİNİ ANLATTIBEYOĞLU’nda sabah saatlerinde bir çanta içinde bulunan kadın cesedinin esrarı çözüldü. Cesedin Suriye uyruklu Musaybe Almousa(24) ait olduğu tespit edildi. Olayı gerçekleştiren erkek kardeş 17 yaşındaki R.A.M. polis tarafından yakalandı. Olayın kendi ailesiyle birlikte İstanbul’a gelen Musaybe Almousa’nın Suriye’de kalan eşi ve çocuklarının yanına gitmek istememesi yüzünden meydana geldiği belirtildi.Beyoğlu, Turanlar Caddesi, Aşıklar sokak üzerinde sabah saat 06.30 sıralarında belediye temizlik görevlileri yol üzerinde bulunan bir çanta içinde ceset olduğunu görmüş ve polise haber vermişlerdi. Temizlik görevlilerinin polise haber vermesiyle başlayan soruşturmada çantanın içine konan cesedin 25-30 yaşlarında 1.50-55 boylarında bir kadına ait olduğu belirlenmişti. Kadının üzerinde kot pantolon ve koyu renk bir kazak olduğu tespit edildi.Polis tarafından olayla ilgili başlatılan soruşturmada olayın üzerindeki esrar perdesi aralandı. Polis ölen kadının Suriye uyruklu 24 yaşında Musaybe Almousa olduğunu belirledi. Olayı gerçekleştirdiği tespit edilen Musaybe Almousa’nın erkek kardeşi Suriye uyruklu 17 yaşındaki R.A.M. polis tarafından gözaltına alındı.'SURİYEYE DÖNMEK İSTEMEDİĞİ İÇİN ÖLDÜRDÜM'Üsküdar Çocuk Şube Müdürlüğünde sorgulanan 17 yaşındaki R.A.M.’nin cinayeti itiraf ettiği belirtildi. Ablasının eşi ve çocuklarını Suriye’de bırakarak yanlarına geldiğini anlatan R.A.M.’nin 'Bir süre bizim yanımızda kaldı. Ancak onun Suriye’ye eşi ve çocuklarının yanına dönmesini istiyorduk. Ancak o dönmek istemiyordu. Bu nedenle aramızda sık sık tartışmalar yaşanıyordu.' dediği belirtildi. Olay gecesi yine bu sebeple kavga ettiklerini anlatan R.A.M.’nin ablasını öldürdükten sonra bir çantaya koyduğunu söylediği öğrenildi.CESETLE BİRLİKTE 600-700 METRE YÜRÜDÜKCesedi yok etmek için bir yakınıyla birlikte dışarı çıkarttıklarını anlatan R.A.M.’nin içinde ceset bulunan çantayla birlikte yaklaşık 600-700 metre yürüdüklerini daha sonra yorulunca yol kenarına bırakarak kaçtıklarını anlattığı öğrenildi. R.A.M.’nin cesedi evlerinden uzak bir çöp tenekesine atmayı planladıklarını anlattığı öğrenildi.Öte yandan Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri vahşi cinayetle ilgili cinayeti yardım ve yataklık yapan 2 kişinin gözaltına aldı. Olayla ilgili soruşturmanın çok yönlü sürdüğü belirtildi.Cumhuriyet
Apple, WWDC'de 2014′ün En İyi Uygulamalarını Seçti
Apple, WWDC’de her yıl düzenli olarak, kendi platformları kullanılarak geliştirilen uygulamaları Apple Design Awards‘la ödüllendiriyor. Apple’ın ender görsel tasarımıyla öne çıkan ve platform imkanlarını en iyi şekilde kullanan 12 uygulamaya verdiği ödüllerin bu yılki sonuçları açıklandı. Apple Design Awards’da uygulamaların fonksiyonelliği ve teknik becerileri kadar, kullanıcı deneyimini zenginleştirecek özellikler de öncelikli kiterler arasında. Apple Design Awards 2014′ün kazananlarını inceleyerek şu sonucu çıkarmak mümkün: Uygulama geliştirmek bir sanattır. Skyguide: Fifth Star Labs tarafından geliştirilen uygulama, adı üstünde bir gökyüzü rehberi denilebilir. Uygulamayı gökyüzüne çevirdiğinizde, yıldızları, gezegenleri, uyduları vs. bulmanızı sağlıyor. Ödülü almasının ardında ise uygulamanın başarılı tasarımının yanında güçlü içeriği var. Gökyüzünün geçmişini, bugününü ve yarınını gösteren arama fonksiyonu, el yapımı illüstrasyonları ve detaylı tarihi bilgiler bu özelliklerden yalnızca bazıları. Day One: Bloom Built’in geliştirdiği Day One, iOS için günlük tutma uygulaması. Gizlilik kilidi, günlük istatistikleri otomatik olarak takip etme, hashtag ve anahtar kelimeler oluşturma gibi özellikleri bulunan uygulamanın temiz bir kullanıcı arayüzü var. Storehouse Visual Storytelling: Storehouse Media imzalı uygulama, kullanıcıların sosyal medyada paylaşmaya hazır bir nevi mizanpajlar hazırlamalarını sağlıyor. Kendi küresel komünitesi de olan Storehouse, kullanıcıların görsel, metin ve videolarını kullanarak hikayelerini paylaşmalarını istiyor. Monument Valley: ustwo Studio’nun oyunu, özellikle Çizen Eller‘le tanınan, fenomen çizer Escher’den esinlenen grafikleriyle dikkat çekiyor. Bir sanat eseri gibi hazırlanan oyunun tasarımında Hint mimarisi, tipografi posterleri ve Brian Eno’nun müzikleri de etkilenilen kaynaklar arasında. Cinemagraph Pro: Flixel Photos’un geliştirdiği uygulama, hayatımıza yeni yeni giren flixel‘leri oluşturmak için profesyonel bir araç. Hareketli ve durağan imajları hibrid bir şekilde kullanmanızı sağlayan bu yeni medyayı yayınlamak ve üzerinde yeni teknikler denemek için oldukça başarılı bir platform. Threes: Sirvo’nun geliştirdiği uygulama yılın hit oyunları arasındaydı. Oyunu incelediğimiz yazımız da burada. Device 6: Simogo tarafından geliştirilen Device 6′in 1960′ların polisiye öykülerinden esinlenen bir oyun kurgusu var. Oyunda bilmeceler, mistik bilim, teknoloji, haritalar ve daha birçok farklı alan harmanlanmış. Blek: Kunabi Brother’ın Blek’i, şekillerle oynanan bir tür bilmece oyunu. Minimaslit tasarımının yanında beynin hem sol hem de sağ tarafını çalıştırdığı iddiasıyla Blek, yine yapımcılarının sanatını konuşturduğu bir oyun. Leo’s Fortune: 1337 and Senri imzelı fantazi oyunu, konsol oyun platformunun en iyi özelliklerini mobile getiriyor. 64 bitlik oyun zengin görselliğiyle dikkat çekiyor. Yahoo News Digest: Yahoo’nun haber uygulaması, kapsamlı ve bir o kadar da kullanıcı dostu arayüzüyle bu ödülü hak etmiş.Farklı kaynaklardan alınan haberler en elzem bilgiyi veren “atom”lar etrafında şekilleniyor. Alıntılar, videolar, görseller, infografikler atomlardan yalnızca bazıları.Teachley Addimal Adventure: Çocuklarda öğrenmeyle ilgili son araştırmalardan yola çıkılarak hazırlanan uygulama bu alanda çalışan öğrenciler tarafından geliştirilmiş. Anaokulu düzeyinden ikinci sınıfa kadar kullanılabilen uygulamada sosyal öğrenme fonksiyonu da mevcut. PanoPerfect: Bu yılın ikinci öğrenci yapımı uygulaması, panoramik iPhone fotoğrafları için bir sosyal ağ.webrazzi
Birinci Dünya Savaşı'ndan 12 Unutulası Poster
Yüzyıl önce başlayan ve tüm dünyayı sarsan bu toplu savaş bir çok açıdan yeni teknikleri doğurmuştu. Bu yeni tekniklerden en önemlisi şüphesiz propagandanın ilk kez bu denli profesyonel kullanılmaya başlamasıdır. Posterlerle savaşa çağrılan kitleler savaş uğruna maniple ediliyordu. Vatanseverlik, cesaret ve yardım etme yükümlülüğü en çok altı çizilen temalardı. İşte Birinci Dünya Savaşı'nda kullanılan çeşitli ülkelere ait propaganda posterleri.İyi seyirler.
Reklam
Tinder Yeni Özellikleriyle Arkadaşlık Uygulamasından Snapchat'e Evriliyor
Popüler arkadaşlık uygulması Tinder yeni özelliklerini paylaştı. Anı paylaşma odağında adım atan Tinder 24 saat sonra silinen paylaşımlarıyla Snapchat’i fazlaca andırıyor. Özelliklerden önce Tinder’ın paylaştığı rakamlarla başlayalım. Günlük eşleşme sayısını 10 milyon olarak belirten Tinder, kişi beğenmeyi belirleyen sağa veya sola kişiyi atma sayısınıysa günlük 850 milyon olduğunu paylaşıyor. Geçen iki yıllık sürecin sonucunda 2 milyar eşleşmenin olduğu girişim en büyük güncellemesini yayınladı. Yeni paylaşım özelliğiyle kullanıcı fotoğrafı çektiken sonra üzerinde çeşitli düzenlemeler yapabiliyor ve eşleştiği kişilerin görebileceği şekilde herkese açıyor. 24 saat süre içeriğin silinmesi ve düzenleme araçlarıyla Snapchat alıgısı oluşturan yeni özellikler Tinder’ın yeni bir yola girdiğinin ilk belirtileri. Arkadaşlık uygulamasından sosyal ağa geçiş yapması şu an için mümkün görünmese de Tinder eşleşen çiftlerin konuşmada belirli bir aşama kaydettikten sonra Facebook’a, Snapchat’e giderek konuşmasını azaltmak istiyor. Kullanıcı hareketliliğini artıracak görünen yeni özelliğin sonucunda şunu söyleyebilmek mümkün; Tinder uzun bir süre ücretsiz kalacak.Tinder’ın sahibi olduğu IAC’nin OkCupid, matches.com gibi dünyanın en fazla kullanılan arkadaşlık sitelerini bünyesinde barındırdığını ve bu sitelerin üyelik ücreti olduğu veya belirli işlemler için ücret talep edildiğini düşündüğümüzde Tinder bu adımla sosyal ağ ile arkadaşlık uygulamaların arasına konumlanmış oluyor. webrazzi
'Penguen' Yayıncılığı En Çok NTV ve Habertürk'ü Vurdu
Konda, Gezi Parkı eylemlerine ilişin raporunda, o dönem AKP ve eylemciler tarafından ortaya atılan iddialara inanma oranlarıyla hangi televizyon kanallarının izlendiği arasındaki bağı da ortaya koydu. Gezi eylemlerinin başladığı Haziran 2013 ile önceki beş ay boyunca kanalların izlenme oranlarında yaşanan değişimin ele alındığı bölümde, şu ‘malûm’ ancak çarpıcı sonuç tespit edildi: ‘ Muhalif ‘ addedilen kanalların izlenme oranları ‘ Gezi ‘ sırasında elle tutulur oranda arttı: Araştırmada, televizyon kanalları dört farklı gruba ayrıldı: 1- Söylem ve haber içeriklerinde iktidar desteği olan kanallar; 2- İktidara muhalif yayın yapan kanallar; 3- Genel izleyici kanalları 4- Haber kanalları.   Muhalif kanallar ‘tavan yaptı’ Buna göre, muhalif kanalları tercih etme oranında ciddi oranda artış kaydedildi. Öyle ki, önceki aylarda toplum genelinde izlenme oranı yüzde 2’nin altında kalan Halk TV, Temmuz ayında yüzde 8’e yükseldi. Ulusal Kanal’ı tercih edenlerin oranı da beş ay boyunca arttı. Konda, bu rakamları ‘rating’ kavramıyla ilişkilendirilmemesi gerektiği notunu düştü. ‘Penguenler’in izlenme oranı azaldı Gezi eylemlerinin Türkiye çapına yayıldığı 31 Mayıs-1 Haziran gecesinde, CNNTurk’ün penguen belgeseli yayımlaması nedeniyle ‘ penguenler ‘ olarak adlandırılan ana akım haber kanalları, Haziran ve Temmuz 2013′te izleyici kaybetti. Araştırmaya göre, NTV ve Habertürk, Gezi sonucunda takipçilerinin yaklaşık yüzde 20’sini kaybetti. Konda, CNNTurk’ün izlenme oranındaki değişimin araştırmanın hata payı dâhilinde kalması nedeniyle yorum yapmadı. Araştırma, iktidar ve Gezi eylemcilerinin iddialarının, iktidara yakın veya muhalif medyayı takip etme eğilimiyle ‘ doğru orantılı ‘ olduğunu ortaya koydu.   Muhalifler daha sabit fikirli! Konda, muhalif kanalları izleyenlerin biraz daha sabit fikirli olduğunu da ‘ortaya çıkardı’. Örneğin, iktidarın ‘dış mihrak’ iddiası toplum genelinde diğer iddialarına kıyasla daha fazla ‘itibar’ görse de, Halk TV ve Ulusal Kanal izleyicileri bu iddiaya da diğerleriyle hemen hemen aynı oranda karşı durdu. Aynı ‘ sabit fikirlilik ‘, iktidara yakın medyayı takip edenler arasında gözlemlenmedi. Konda, ‘ penguen ‘ sıfatının müsebbibi olan CNNTürk izleyenlerin büyük yüksek oranda eylemcilerin iddialarını doğru bulmasını ‘ şaşırtıcı ‘ diye niteledi. Diken
Reklam
Caner Erkin Fenerbahçe'de Kaldı
Fenerbahçe Caner Erkin ile 4 yıllık sözleşme imzaladıCaner Erkin 4 yıl daha Fenerbahçe forması giyecek. Bugün başkan Aziz Yıldırım ile görüşen Caner 4 yıllık sözleşmeyi imzaladı . Caner 4 yılllık sözleşme gereği her yıl 1 milyon 800 bin EURO garanti para kazanacak. Caner maç başı ise 20 bin EURO kazanacak. Fenerbahçe Caner Erkin'e ayrıca 800 bin EURO imza parası ödeyecek.3Puan
Reklam