O Otobüs Şoförü Konuştu: 'Tüm Gücümle Frene Bastım Ama Araç Durmuyordu'
Kabataş kazasına neden olan otobüsün şoförü Eyüp Er, kaza sonrası ilk kez konuştu. Şoför Er, 'İskele önünde insanlar olsaydı aracı denize uçuracaktım.' dedi. İstanbul Kabataş’ta 1 sürücü, 5 yolcu ve 13 yayanın yaralandığı kazaya neden olan otobüsün sürücüsü Eyüp Er, Milliyet’ten Mert İnan'a konuştu. Torunu Ege’ye sarılarak, yaşadığı şoku atlatmaya çalışan Er, yaşanan talihsiz kazanın ayrıntılarını anlatırken zaman zaman gözleri doldu. 'GECELERİ UYUYAMAZ OLDUM' İETT’de 18 yıl otobüs kullandıktan sonra emekli olan ve 3 yıldır Otobüs A.Ş’de çalışan 54 yaşındaki Er, “Psikolojik destek alacağım. Her gece yaralanan insanlar için dua ediyorum. Tek dileğim yaralı kardeşlerimin bir an önce sağlıklarına kavuşması. Evden çıkacak durumda değilim. Hangi insan böylesi bir kazaya neden olmak ister. Çok üzgünüm. Kendimi, 20 yıllık meslek hayatımda ilk kez insanların yaralandığı bir kazanın içinde buldum. Evlat ve Torun sahibiyim. Bir can bile incinsin istemem. Geceleri uyuyamaz oldum. Tam uykuya dalar gibi oluyorum, aklıma kaza anı ve yaralı kardeşlerim geliyor. Bu kez gözlerim açılıyor. İçime sıkıntılar doluyor. Herkesten çok özür diliyorum. İçimde yaşadığım acıyı tahmin bile edemezsiniz” dedi. 'ARAÇ AMBELEYE KALKTI' Kaza anını anlatan Eyüp Er, şunları söyledi: “Bizim meslekte sabit bir hatta çalışmazsınız. Kısa zaman aralıklarıyla güzergâhlarımız değiştirilir. 63 Kabataş-Kağıthane hattındaki ilk iş günümde böyle bir olay yaşandı. Kazaya karışan otobüs 2013 modeldi. İlk iş günümden 3-4 gün önce başka bir hattan getirildiğini öğrendim. Aracın periyodik bakımlarının yapıldığını biliyorum. Zaten garanti süresi bile dolmamış olması gerekir. Ancak bu tür elektronik donanımlı otobüslerde milyonda bir bile olsa beyin sistemi beklenmedik şekilde devreye geçebiliyor. Araç beyin dediğimiz elektronik aksamdaki arızadan dolayı sürücünün inisiyatifi dışında hareket etmeye başlıyor. Başıma gelen daha önce de başka arkadaşlarımızın başına geldi. Arkadaşlar arasında buna ‘araç ambeleye kalktı’ deriz.” 'İSKELEDE İNSAN OLSA ARACI DENİZE UÇURACAKTIM' “Duraktan kalkmaya hazırlanırken, ben daha gaza basmadan araç hareket etmeye başladı. 10 metre önümdeki trafik ışıklarında karşıdan karşıya geçen onlarca insan vardı. Frenler taş kesmişti. Tüm gücümle frenlere bastım ama araç durmuyordu. İnsanları ezmemek için boşluk bulduğum yere direksiyonu kırdım. Aklımdaki tek düşünce kimseye zarar vermeden, direksiyon hakimiyetini yitirmeden bir yere çarparak durabilmekti. Bunlar anlık, saniyeler içinde gelişen hadiseler. Şayet tek elimle, el freni, imdat kolu veya vites tuşlarına basmaya kalksam direksiyon hakimiyetini kaybedip trafik ışıklarındaki 10-15 kişiyi ezmek zorunda kalacaktım. Direksiyonu kırmamış olsam çok büyük bir felakat yaşanırdı. BUDO iskelesindeki boşluğu görünce araya daldım. Şayet Adalar iskelesinin önünde insanlar olsaydı aracı denize uçururdum. Direksiyonu kırdığım boşlukta insanlar bulunmuyordu. Frenlere bütün gücümle asıldım ancak frenler taş kesti. Araç durmuyordu. Karşıma çıkan kapı ve taksiye çarpmak zorunda kalınca, insanlar yaralandı ve taksinin altında kalan kardeşlerim oldu.” 'ONLAR İYİ OLSUN BAŞKA BİR ŞEY İSTEMİYORUM' “Çok üzgünüm. Büfeye vurup durduktan sonra aracın içinde sıkıştım. Büfenin demiri alnıma giriyordu. O anlarda bile kimsenin zarar görmemiş olmasını diliyordum. Oğlum, sürekli yaralıların aileleriyle görüşüyor. Şişli Etfal’de tedavisi devam eden Kübra’nın durumunun iyi gittiği yönünde bilgi aldık. Okmeydanı Hastanesi’nde yatan Elif Balkeser’in durumunun ciddiyetini koruduğunu öğrendim. Elif Hanım için endişeliyim. Hayattaki tek dileğim yaralı insanların sağlıklarına kavuşması. Onlar iyi olsun başka hiçbir şey istemiyorum. İyileştiklerinde ben de kendilerini ziyaret ederek, helallik almak istiyorum. Ancak şu aşamada ailelerin karşısına çıkacak gücü bulamıyorum. Kübra Dere için kan bağışı yaptık. Yapmaya da devam edeceğiz.” 'SOKAĞA ADIM ATACAK HALİM YOK' “Mahkemenin atayacağı bilirkişi dışında aile olarak İTÜ’den bilirkişi talep edeceğiz. Psikoteknik testlerim, sürücü belgelerim eksiksiz. Tazminat davası açılması durumunda ne yapacağımı da bilmiyorum. Mesleğe geri döneceğimi sanmıyorum. Mesleğe dönmeyi bırakın, sokağa adım atacak halim yok. Bu dava sürecek. Yargı önüne çıkacağım. İnsanlar sadece kasıtlı olmadığımı, teknik sorundan dolayı aracın durmadığını bilsinler. Ben direksiyonu, anlık refleks ile en boş gördüğüm yere kırdım. Araç durmuyordu. Düz gitmiş olsam trafik ışıklarındaki 10-15 kişiyi ezmek zorunda kalırdım.”haberler.com
Sokak Sanatçısı INSA'dan 16 GIF-iti Örneği
Rengarenk sokak sanatı işleriyle tanıdığımız INSA, dur durak bilmeyen projelerini artık gif şeklinde yayınlamaya karar vermiş. İyi de etmiş. Capcanlı çizgileriyle gönlümüzde taht kuran sokak sanatçısı, İngiltere'de caddeleri panayıra dönüştürüyor. Desenleri birsüredir bikinileri süsleyen INSA'nın bu hayatta daha başka ne isteyeceğini bilemiyoruz.
The Cut’ın Fragmanı Yayınlandı
Fatih Akın'ın The Cut - Kesik filminin fragmanı yayınlandı.  Çekimleri Ürdün, Küba, Kanada, Malta ve Almanya’da gerçekleştirilen The Cut (Kesik), 1915′de Mardin’de yaşayan 2 çocuk babası bir Ermeni’nin ailesinden koparılmasını ve iki kızına tekrar kavuşma çabasını konu ediniyor. The Cut filminin senaryosu Fatih Akın ve Mardik Martin'e ait. Fatih Akın'ın son filmi The Cut'un başrolünde Cezayir asıllı ünlü oyuncu Tahar Rahim yer alıyor. Rahim'e The Cut filminde Simon Abkarian, Arsinee Khanjian ve George Georgiou'nun yanı sıra Türk oyuncular Akın Gazi, Numan Acar, Korkmaz Arslan gibi isimler de eşlik ediyor.
İstanbul'a Havaray Geliyor
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yeni projesi Havaray ile trafik büyük ölçüde rahatlayacak. 47.8 kilometrelik 10 ayrı hatta günde 200 bin yolcu taşınabilecek. İstanbul'da toplu taşımada yeni bir dönem başlıyor. Metrobüs , metro , tramvay ve teleferikten sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi ulaşım yatırımlarına Havaray Projesi de (Havada giden tramvay) eklendi. Kısa mesafe olarak 10 ayrı hatta düşünülen sistem, mevcut trafiği ve yolları etkilemeden havadan sefer yapacak. Havaray Projesi'nin etüt çalışmaları için ilk ihaleyse önümüzdeki ay gerçekleşiyor. Raylı sistemi havaya taşıyarak alternatif bir yol ortaya çıkartan İstanbul Havaray Projesi'nin hangi semtlerden geçeceği de büyük oranda belirlendi. Metrobüsle entegre çalışacak Havaray hatlardan 4'ü Anadolu Yakası'nda bulunurken, 4'ü de Avrupa Yakası'nda yapılacak. Sütunlar üzerinde hareket edecek olan havaray , böylece mevcut trafiği ve yolları da etkilemeyecek. Toplu taşımada metro ve metrobüs gibi sistemlerle de entegre olacak havaraylar, kısa mesafeli ulaşımı büyük oranda rahatlatacak. Duraklar arası yolculuk 2 dakika Şu anda minibüslerin ulaşımı sağladığı bölgelere yapılacak havaraylar sonrası minibüslerin kaldırılması gündeme gelmesi bekleniyor. Avrupa ülkelerinin yanı sıra Japonya ve Çin'de de gözde toplu taşıma sistemi olarak kullanılan havarayla günde 40-50 bin yolcu taşınabiliyor. Yüksek kapasiteli olanlar günde 200 bin yolcu kapasitesine ulaşabiliyor. Sistemin duraklar arası yolculuk süresi ise 2 dakika olacak. Kaynak: Sabah
Türkiye'nin Politik Tarihinden Nostaljik Meclis Kavgaları
İngiliz Kralı John, karşılaştığı bir dizi isyandan bunalması ve bu işin böyle gitmesi halinde yerine geçebilecek herhangi bir varis olmasa bile bazı baronların kendisini öldürmesinden korkması gibi her mantıklı insanın pek de fena bulmayacağı sebeplerle, bir kerelik olsun bir değişiklik yaparak farzı misal sırf canı öyle istiyor diye kimseyi öldürmemeyi, vergi konusunda da tebaasına danışmayı kabul etti. Bugün Magna Carta Libertatum adıyla bilinen bu büyük sözleşme gerçi John'un hayatını kurtarmasına yardımcı olmadı ama, 'Parliamentum' adıyla bir kurul kurulmasına ve dünyada modern meclis geleneğinin başlamasına neden oldu. 1215 yılında Thames Nehri'nin kenarında bu gelişmeler yaşanırken, bizim buralarda hava birazcık daha değişikti. Daha ortalarda Osmanlı İmparatorluğu yoktu ve John adı verilen keferenin türlü çeşit garbi nedenle vazgeçtiği imtiyazlarına külli sahip olan Selçuklu Sultanı I. İzzeddin Keykavus, kardeşi Alaaddin Keykubat'a karşı kazandığı zaferin ve Sinop vilayetini küffardan alışının tadını çıkartıyordu. Bu sebeple olacak bize Meclis envai çeşit ecnebi memleketten 6 yüzyıl kadar sonra geldi. Gerçi, bu 6 yüzyıl da pek fena yaşanmış değildi ama 19. asrın sonuna gelindiğinde Devlet-i Aliye artık birazcık kendisini çağın dışında kalmış, küffarla mücadelesinde de biraz geriye düşmüş buluyordu.  Bu sebeplerden, Memleketin halifesi, Memalik-i Ali Osmaniye'nin tek maliki, Rum'un sultanı, Cezayir'den Mısır'a envai çeşit memleketin yegane hakimi biricik Osmanlı İmparatoru İkinci Abdülhamid, üstünde güneş batmayan İmparatorluğun İmparatoriçesi, Hindistan'ın maliki, türlü çeşit uzak diyarda olmadık kolonileri bulunan dönemdaşı Büyük Britanya ve İrlanda Kraliçesi Victoria'nın bile parlamento adı verilen bir kuruma bir takım yetkileri bırakarak rahata erdiğini, memleketin külli ahalisini de Benjamin Disraeli adlı bir başka keferenin idaresine bırakmış olması nedeniyle habire yan gelip yattığını ve bayağı da kilo aldığını farkettiğinden olacak, en sonunda bir Anayasa yazılmasını, memleketin her neviden işiyle uğraşmaktansa bu işlerle tebaasından bir takım tabilerin uğraşmasını, bu arada da sağdaki ve soldaki insanların keyfi olarak tavuk gibi öldürülmemesini, kanun ve nizamın hakim olmasını, herkesin belli haklara sahip olup bu hakların da gene tebaaya mensup şahısların görev aldığı mahkemeler eliyle korunmasını kabul etti. Biz de böylelikle 1876 yılında bir Anayasa'ya kavuştuk. En sonunda şükürler olsun, Meclis-i Umumi adıyla parlamentomuz kapılarını Padişah efendimiz tarafından seçilmiş bulunan Heyet-i Ayan ve bu gariban halkın -artık hangi akıllarla Allah bilir- seçtiği bir takım vekillerden oluşan 'Heyet-i Umumi'ye açtı. Biz de tarihimizde ilk kez olsun Mebus denilen insanlarla tanışmış olduk.  Gerçi o zamanın Mebusları da güçlü kuvvetli kimselerdi ama, birbirleriyle şöyle adam akıllı bir kavga etme fırsatı bulamadan Rus Harbi sebebiyle Meclis kapanıverdi. Daha sonraları bazı tarihçiler bunu bazı mebusların Rus Harbi sırasında Padişah Efendimizin asabiyesini bozacak nazarda yaptıkları tenkitlere bağlarlar ama, Padişah hazretlerinin de bu parlamento denilen işe pek akıl sır erdiremediği, canı nasıl çekerse öyle hükmetme hakkı varken hangi sebeple habire durdurulmaya çalışıldığını pek anlamadığı da vakiadır. Sene 1908'e gelindiği zaman memleket ahalisinde bir takım huzursuzluk baş göstermeye başladı. Özellikle baş vergisi denilen bir vergi türü Erzurum'dan İzmir'e ahalinin canını sıkıyor, olmadık yerlerde olmadık isyanlar baş gösteriyor, Padişah efendimizin yolladığı tabur tabur erat bile isyankarlara katılarak 'hak isteriz' de 'hak isteriz' diye tutturuyor, Avrupa'yı mesken eylemiş bir takım zevatın adalet, özgürlük ve eşitlik talepleri memleket ahvalinde de zemin buluyor, millet Anayasa da Anayasa diye birbirini boğazlayacak hale geliyordu. En sonunda Resneli Niyazi Bey namlı bir zat Manastır'da hürriyeti ilan ediverince iş yayından çıktı ve Padişah Efendimiz, Thames nehrinin kenarında duran John gibi düşünerek, Anayasayı bir kez daha kabul etmenin pek fena bir fikir olmadığı noktasına geldi.  Artık bir Padişah tahta çıktığı zaman, Meclis-i Umumi önünde Anayasa hükümlerine uymaya ve millete sadakat yemini ediyor, en üstün iradenin milli iradenin tecellisi olan Anayasa ve hükümleri olduğunu kabul ediyordu. Birinci Dünya Savaşı bittikten sonra Mondros Mütarekesi ilan edilince, memlekette bir kere daha Meclis kapatıldı.  Gazi Mustafa Kemal Paşa öncülüğünde Kuva-i Milliye hareketi de İstanbul'da açılan Meclis'in pek bir işe yaramadığını, habire kapatılıp açıldığını, böyle açıp kapatma usulüyle de memleketin idaresinin biraz savsakladığını büyük bir isabetle fark ederek, bu Meclis işini Padişah'tan biraz uzakta Ankara civarında hayata geçirmenin çok daha sağlıklı olacağını, hem bu suretle İşgal Kuvvetleri ile de pek muhatap olunmadığını öngörerek, Ankara'da Büyük Millet Meclisini açtılar.  O tarihten itibaren de yüce Meclisimizin çatısı altında vatan görevini ifa etmekte olan vekillerimiz arasında nümayiş hiç eksik olmadı. Vekiller kah alengirli sözcükler ve ithamlarla birbirlerine vatan aşklarını gösteriyor, kah sövgülerle millete hizmet sevdalarını dermeyan ediyor, bazı hallerde fiziken birbirlerine müdahalede bulunmak suretiyle milli çıkarları koruma noktasındaki kararlılıklarını birinci elden gösteriyordu.  Her ne kadar bazı başka parlamentolarda vekiller Judo, Aikido, Karate hatta Kick Boks gibi sporlarla gençlerini teşvik etme yolunda büyük merhaleler kat etmiş olsa da, bizim parlamentomuz böyle bir boyut asla kazanmadı. Konunun özünden sapmadan ve yan yollara dalaşmadan birbirinin üstüne çullanan, yürüyen, tokat, tekme, kafa atma gibi geleneksel ikna yöntemleriyle işini görmeye keskin kararlı vekillerimiz sayesinde memleketin her tarafında tartışma adap ve usulü gittikçe gelişti. Yasama görevini sadece bir gönül ve fikir işi olmaktan çıkartıp fiziki bir kondisyon meselesi haline de getiren bu yöntem uzun yıllar parlamentomuza damgasını vurduğundan olacak, kanun yapma işi de bayağı önemli bir anlam kazandı. Artık kanunlarımız sadece manen veya zihnen yetkin vekillerimiz eliyle değil, aynı zamanda fiziken de dirayetli, memleketin hangi ucuna gitse kondisyonuyla parmak ısırtacak vekillerimiz aracılığıyla yapılıyor, bir kanun vekillerimizi listelere yazan haşmetmaaplarının hoşuna gitmeyecek olsun gerekirse boğaz boğaza ceng edilerek hali yoluna koyuluyor.
Mısır Yeni Bir 'Süveyş Kanalı' Açıyor
Mısır, ülke ekonomisinin 'can damarı' Süveyş Kanalı Projesi'ni genişletmenin yanı sıra orta kesimlerinde 35 kilometrelik yeni bir kanal açacak İSMAİLİYE - Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni 'Süveyş Kanalı Projesi'nin temelini attı. Sisi, İsmailiye'de düzenlenen temel atma töreninde yaptığı konuşmada, daha önce 3 yıl olarak planlanan projenin 1 yılda bitirilmesi gerektiğini söyledi. Proje çerçevesinde, 6 yeni tünel yapılacağını açıklayan Sisi, bunlardan birinden demiryolu geçişinin sağlanacağını belirtti. Toplam proje bedelinin 4 milyar dolar olduğunu aktaran Sisi, ordu gözetiminde yürütülen kazı çalışmaları için belirlenen 17 şirketin, 25'e çıkarılması talimatını verdi. Hafriyatın bir kısmını silahlı kuvvetler tarafından bir kısmının da taşeron firmalarca gerçekleştirileceğini ancak bunun da güvenlik nedeniyle ordu tarafından kontrol edileceğini kaydetti. 'Mısır'ı yıkılmasına izin vermeyeceğiz' Konuşmasında muhalefete de seslenen Sisi, şu ifadeleri kullandı: 'Bizimle uzlaşı içinde olmayan grup aramızda yaşayabilir, bunu kabul ederim ancak bize ve ülkemize zarar vermeme şartıyla. Hiç kimsenin Mısır'ı yıkmasına izin vermeyeceğim. Dilediğine inan ancak inandığın şeyin ülkeni yıkmasından sakın. Buna izin vermeyiz. Bu laf olsun diye söylediğimiz bir şey değil.' Ülke ekonomisinin iyi durumda olmadığını dile getiren Sisi, söz konusu projelerin bitirilmesi için iş adamlarına hitaben, 'Bunu ödeyeceksiniz, yani ödeyeceksiniz' şeklinde konuştu. 'Projelerin bitirilmesi için 6 saat yerine 10 saat, 24 saat çalışalım' diyen Sisi, bu projenin bir 1 yıl içinde bitirileceğini tekrarladı. Sisi, yatırımcıların ülkeye gelmesi için altyapı hizmetlerinin tamamlanması gerektiğini, aksi takdirde kimsenin gelmeyeceğini vurguladı. Mısır ve Etiyopya arasında krize neden olan Hedasi Barajı'na da değinen Sisi, ihtiyaç duydukları suyun karşılanması için alternatif çalışmalar yürüteceklerini ve konuya ilişkin Etiyopya'dan barajın bitirilmesi için planlanan süreyi uzatmaları talebinde bulunacaklarını dile getirdi. Medyanın kendisini desteklemesini de isteyen Sisi, 'Abdunnasır çok şanslıydı, tüm medya onunla hareket ediyordu' ifadesini kullandı. Konuşmasında sık sık Mısır'ın 'çok zor bir ekonomik süreçten' geçtiğini belirten Sisi, bunun için tüm ülkenin 'yek vücut' olmasını istedi. Paralel bir kanal daha açılacak Süveyş Kanalı'nın Kızıldeniz ve Akdeniz tarafındaki bölümlerinin genişletilmesinin yanı sıra 'orta kesimlerde' 35 kilometrelik mesafe için de paralel bir kanal açılması planlanıyor. Genişletme çalışmasının ardından daha önce bazı noktalarda geçiş için bekleyen gemiler, çift yönlü gidiş-geliş imkanına sahip olacak. Bu projeyle Süveyş Kanalı'ndan geçecek olan gemi sayısının artacağı belirtilirken, bu projeyle 2023 yılında Mısır'ın kanaldan elde ettiği gelirin yüzde 200'den fazla artacağı ifade ediliyor. Dünya
Reklam
Tuğba Dural'dan Soma Gafı!
Ntvspor sunucusu Tuğba Dural Galatasaray ile Atletico Madrid arasında Soma için oynanacak hazırlık maçı anonsunda Soma yerine Roma dedi.Daha önce de yaptığı gaflarla gündeme gelen NTV Spor spikeri Tuğba Dural bu kez de sunduğu haberde Soma faciası yerine 'Roma faciası' dedi.
Apple ve Samsung'dan Tarihi Barış Anlaşması
Halihazırda dünyanın en büyük iki akıllı telefon üreticisi olan Apple ve Samsung savaşı yıllardır sürüyor. Bununla birlikte bu iki firma arasındaki birçok ülkede halen devam eden patent davaları da herkesin malumu. Yıllardır süren bu savaşın bir kazananı ise yok. Görünüşe göre hiç de olmayacak. Ancak bu iki dev şirket bugün yıllardır beklenen barış için çok önemli bir adım attı. Yapılan açıklamaya göre Apple ve Samsung , ABD sınırları dışındaki bütün davalarından vazgeçme kararı aldı. Diğer taraftan yapılan anlaşma herhangi bir lisan anlaşmasını içermiyor. Ayrıca ABD mahkemelerinde 3 yıldan beri sürmekte olan yüksek maliyetli davalar ise devam edecek. Öte yandan bu iki şirket birbirlerine karşı Samsung'un evi Güney Kore başta olmak üzere Almanya , Avustralya, Fransa, İtalya, Hollanda, Japonya ve İngiltere'de de patent davaları açmıştı. Yani yapılan anlaşma bu saydığımız ülkelerdeki patent davalarından vazgeçildiği anlamına geliyor.teknokulis
Reklam
Fenerbahçe'de Sakatlanan Diego'dan Kötü Haber
Fenerbahçe'nin dün yaptığı antrenmanda sakatlanan Diego'nun üç hafta takımdan ayrı kalacağı öğrenildi.Fenerbahçe'de, dün akşam yapılan antrenmanda sağ arka alt adelesinde sertleşme meydana geldiği için çalışmayı tedbir amaçlı yarıda bırakan DiegoRibas'ın MR'ı çekildi. Çekilen MR sonrasında konuşan kulüp doktoru,'Diego Ribas’ın sağ bacak alt arka adelesinde çekilen MR sonrasında, grade 1strain ve fasiada kanama tespit edilmiştir. Oyuncumuzun tedavisine başlanılmıştır' açıklamasında bulunmuştu.Bu açıklama sonrasında sahalardan ne kadar uzak kalacağı merak edilen Brezilyalı yıldızın tedavisinin 3 hafta süreceği ve bu süre zarfında forma giyemeyeceği öğrenildi.Fanatik
Erdoğan'ın O Sözleri İçin Suç Duyurusu
Başbakan Erdoğan'ın 'bana 'Gürcüdür' diyen oldu. Afedersiniz çok daha çirkin şeylerle Ermeni diyen oldu.' sözleri mahkemeye taşınıyor. CHP, Erdoğan hakkında nefret suçu işlediği gerekçesiyle suç duyurusunda bulunacak. CHP Kocaeli Milletvekili Hurşit Güneş, Başbakan Erdoğan'ın bir televizyon programında söylediği bu sözlerin dil sürçmesi olmadığını iddia etti. 'Bu düşmanca bir tavırdır' diyen Güneş, ifadelerin Türk Ceza Kanunu ve anayasaya göre suç olduğunu savundu, başbakanın nefret suçu işlediğini söyledi. Güneş Başbakan Erdoğan hakkında bugün savcılığa giderek suç duyurusunda bulunacağını açıkladı. CNN Türk
Hollywood'un En Çok Kazanan Kadın Oyuncusu Sandra Bullock
Amerikalı komedyen Sandra Bullock bu sene en fazla kazanan kadın oyuncu oldu.Forbes dergisinin hazırladığı 'Hollywood'un en çok kazanan kadın oyuncuları' listesinin ilk sırasına 51 milyon dolarlık tahmini kazancıyla Sandra Bullock yerleşti. 'Kör Nokta' (The Blind Side) filmiyle 2010'da yapılan Akademi Ödülleri'nde en iyi kadın oyuncu dalında Oscar ödülü kazanan ve bu yıl 'Yerçekimi' (Gravity) filmiyle en iyi kadın oyuncu dalında Oscar'a aday gösterilen Sandra Bullock'u 'X-Men: First Class' ve 'Açlık Oyunları' filmlerindeki rolüyle göze çarpan Oscar ödüllü Amerikalı oyuncu Jenniffer Lawrence izledi. 23 yaşındaki Lawrence'ın kazancının 34 milyon dolar olduğu tahmin edildi. Listede 3. sırada 31 milyon dolarlık tahmini geliriyle Jennifer Aniston bulunuyor. Ancak Forbes'a göre kadın oyuncular, başarılarına rağmen erkeklerden çok daha az kazanıyor. En çok kazanan 10 kadın oyuncunun toplam geliri yaklaşık 226 milyon dolarken, erkeklerinki 419 milyon dolar. Forbes'ın 2014'te en fazla kazanan kadın oyuncuları listesi şöyle: 1- Sandra Bullock 2- Jennifer Lawrence 3- Jennifer Aniston 4- Gwyneth Paltrow (19 milyon dolar) 5- Angelina Jolie (18 milyon dolar) 6 - Cameron Diaz (18 milyon dolar) 7- Scarlett Johansson (17 milyon dolar) 8- Amy Adams (13 milyon dolar) 9- Natalie Portman (13 milyon dolar) 10- Kristen Stewart (12 milyon dolar) Forbes bu listeyi oluşturmak için, sinema dünyasının önde gelen isimleriyle, yapımcılar ve yöneticilerle görüşmeler yapıp sanatçıların, haziran 2013-haziran 2014 dönemindeki kazançlarını tahmin ediyor. Forbes'un bir önceki listesinin ilk sırasında 33 milyon dolarla Angelina Jolie bulunuyordu. Şeyma Tahun, Gülbahar Sayım / AA
Reklam
Tabletinizi Güvende Tutmak İçin Yapmanız Gerekenler
Alacağınız çok basit tedbirler sayesinde tabletini her daim güvenle tutabilirsin. Tablet üreticisi Ezcool, tabletini güvende tutmak isteyenlerin bunları yapmasını öneriyor: Üçüncü parti uygulamalardan sakın. Tabletini kötü amaçlı yazılımlardan koruyabilmek için öncelikle bu yazılımlardan mümkün olduğu kadar uzak durmak gerekiyor. App Store ve Google Play gibi resmi uygulama mağazaları dışından indireceğin uygulamaların onaylı olmadığını ve her zaman için tabletinize zarar verme ihtimali olduğunu unutma. Tabletinin güvenliği için kaynağı belli olmayan yerlerden uygulama indirme. Mobil güvnelik yazılımı kullan. Henüz PC’lerde olduğu kadar yaygınlaşmamış olsa da mobil platformdaki tehlikeli virüs sayısı her geçen gün artış gösteriyor. Neyse ki bilgisayarlarda olduğu gibi mobil platformlar için de virüslere karşı çözüm sunan anti virüs uygulamaları var. Bugün kullanıcıların resmi uygulama mağazalarından indirebileceği onlarca anti virüs uygulaması yer alıyor. Bu uygulamalardan birini seçerek, hem tabletindeki kötü içerikli yazılımları temizleyebilir hem de olası tehditlerine karşı sürekli koruma sağlayabilirsin. Ebeveyn kontrolünü sağla. Tabletini yalnızca sen değil çocukların da kullanıyor olabilir. Onların güvenliği için onayın dışında tablete erişim sağlayamamalarını ya da tableti kullandıkları zaman tehlikeli içeriklerden korunmalarını sağlayabilirsin. Resmi uygulama mağazalarından indireceğin ebeveyn kontrolü sağlayan uygulamalar ile çocuklarını zararlı olabilecek içeriklerden koruyabilirsin. Kilit ekranını şifrele. Tabletin yalnızca kısa bir süreliğine tanımadığın birinin eline geçse bile farkında olmadan verilerini çaldırabilirsin. Kişisel bilgilerin çalınmasından banka hesap bilgilerinin erişimine kadar gidebilecek veri hırsızlığı, ciddi anlamda başını ağrıtacak bir soruna dönüşebilir. Tabletinin güvenliğini her daim sağlamak ve kişisel bilgilerinin istemediğin kişilerin eline geçmesini engellemek için ayarlar menüsünden basitçe kilit ekranına şifre koyabilirsin. Felaketlere hazır ol. Kimse tabletinin çalınmasını istemez elbet. Ancak olası çalınma ihtimaline karşı önlem alarak hazırlıklı olabilirsin. Tabletine yükleyeceğin çeşitli güvenlik uygulamaları ile çalınma durumunda başka bir mobil cihaz aracılığıyla tabletini kilitleyebilir ve erişimini tamamen kapatabilirsin. Böylece tabletin çalınsa bile istemediğin kişilerin erişimini engellemiş ve kişisel bilgilerini korumuş olursun.stuff
Fenerbahçe, Krasic'e Teklifi Kabul Etmedi
Fe­ner­bah­çe'de ta­kım içi re­viz­yon açı­sın­dan en önem­li so­run ola­rak gö­zü­ken, tek­nik he­ye­tin dü­şün­me­di­ği ya­ban­cı oyun­cu­la­rın gön­de­ril­me­siy­le il­gi­li ko­nu­da sı­cak ge­liş­me­ler ya­şa­nı­yor. Sırp fut­bol­cu Mi­los Kra­sic ön­ce­ki gün, ken­di­si­ne La Li­ga'dan Elc­he ve Villarreal'in tek­lif­te bu­lun­du­ğu­nu yaz­mış­tı. Her iki ku­lü­bün yet­ki­li­le­riy­le de ko­nu­şa­n Bugün gazetesi, tek­lif­le­rin doğ­ru ol­du­ğu­ son­ucu­na ulaş­tı. An­cak, bu tek­lif­ler hem Fe­ner­bah­çe'nin hem de Sırp fut­bol­cu­nun bek­len­ti­le­ri­nin çok uza­ğın­da kal­dı. Bu ne­den­le Kra­sic'in La Li­ga'ya git­me ola­sı­lı­ğı çok uzak gö­zü­kü­yor. Horta: Teklifimizi kabul etmediler' Elc­he Spor­tif Di­rek­tö­rü Vic­tor Hor­ta, yap­tı­ğı açık­la­ma­da, ''Biz Kra­sic için bir tek­lif yap­tık. Ken­di öl­çü­le­ri­miz­de iyi bir tek­lif­ti. Ama me­na­je­ri De­jan Jok­si­mo­vic ka­bul et­me­di. Üc­re­ti çok yük­sek. Fe­ner­bah­çe'nin de bek­len­ti­si çok yük­sek. An­laş­ma sağ­la­ya­ma­dık'' de­di. Villarreal'in de yük­sek ma­li­ye­ti ne­de­niy­le Kra­sic'ten vaz­geç­ti­ği öğ­re­nil­di.Rus­ya da­ha ola­sı gibi duruyor Ge­çen se­zon Fran­sa'nın Bas­ti­a ta­kı­mın­da ki­ra­lık oy­na­yan Sırp fut­bol­cu, Fe­ner­bah­çe'den yıl­da 2.7 mil­yon eu­ro ka­za­nı­yor. Şu an­da A 2 ta­kı­mıy­la ça­lı­şan Kra­sic’in Sa­rı-La­ci­vert­li­ler­le olan söz­leş­me­si 2016 Ha­zi­ran ayın­da bi­ti­yor ve trans­fer be­de­li 2 mil­yon eu­ro ola­rak gö­zü­kü­yor. CSKA Mos­ko­va for­ma­sıy­la asıl çı­kı­şı­nı ya­pan Kra­sic'in Rus Pre­mi­er Li­gi'ne dön­me şan­sı çok da­ha ola­sı gö­zü­kü­yor.skorer
Son 10 Yıldır Türkiye Politikasında Yer Eden 25 Argüman
Türk politikası gittikçe garip bir hal alıyor. Konuşulması gereken konular bırakıldı rakiplerin dil sürçmeleri, nitelikleri, niteliksizlikleri, basit hataları üzerinden bir politika yürüyor. Asgari ücretle geçinen insanlar, içinde bulundukları açlık sınırını unuttu parti başkanlarının yürüyen merdivene nasıl ters bindiğini konuşur oldu. İşte size gereksiz yere ülke gündemini yıllardır meşgul eden, Türkiye politikasına sızmış 25 argüman.
Reklam
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Hayatı-mızda normal-leşen, ilk etapta dehşete düşüp hemen kanıksadığımız konular var. Yoğun ve çatışmalı siyasi gündemin, ardı ardına gelen seçimlerin, seçim olmadığı dönemlerde tartışmalı yasaların gizlediği konular. Son haftalarda, Başbakan Erdoğan’dan, çatı adayı İhsanoğlu’ndan, HDP adayı Demirtaş’tan sıyrılıp kafamızı kaldırdığımızda görebildiğimiz olaylar. Öldürülen kadınlar, şiddete uğrayan çocuklar, daha birkaç yıl önce adını bile bilmediğimiz bonzai nedeniyle kaldırımlarda yaşamlarını kaybeden gençler. Hakkını yargı aracılığıyla değil, yumrukla, silahla arayanlar.
Zehirli İğne ile Köpek Katliamı
KAHRAMANMARAŞ'ın Göksun İlçesi'nde Belediye ekiplerinin sokak köpeklerini iğne ile öldürerek çöp arabalarına atması tepkiye yol açtı. Mücahit Yolcu'nun DHA'da yer alan haberine göre Göksun Belediyesi, ilçedeki başıboş hayvanların sokaklardan geçenleri ısırıp zarar vermemesi amacıyla 'itlaf' etmeye karar verdi.  Zabıta görevlilerinin iddiaya göre sokaklarda iğneyle zehirlediği köpeklerin öldükten sonra temizlik görevlileri tarafından toplandığı ve çöp araçlarına attığı ifade edildi.  DHA
Reklam
Aziz Yıldırım Ersun Yanal'a: 'Sen Bir Çık Hocam'
Başkan Aziz Yıldırım'ın Samandıra'da yaptığı toplantının detayları ortaya çıktıAziz Yıldırım'ın futbolcuların iznini iptal edip Samandıra'da toplaması gündeme bomba gibi düştü. Başkan, toplantı sırasında teknik direktör Ersun Yanal'ı dahi dışarı çıkardı, takımla yalnız kaldı. Hedefte ise özellikle ikinci yarıda oyuna girenler vardı. Son Şampiyon Fenerbahçe’de sıcak saatler. Sheffield ve Sevilla maçlarında ortaya konan kötü futbol ve alınan yenilgiler sonrası takım eleştiri oklarının hedefi olurken başkan Aziz Yıldırım’ın futbolcuların iznini iptal edip, Samandıra’da toplaması gündeme bomba gibi düştü. Fanatik Gazetesi'nin haberine göre: takımın verdiği görüntüden son derece rahatsız olan Aziz Yıldırım, ekiple Samandıra’da bir araya geldi. Herkesi şaşırtan olay toplantı başlarken yaşandı. Yıldırım, teknik direktör Ersun Yanal’ı odadan çıkardı, futbolcularla yalnız kalmak istediğini belirtti. Yanal, başkandan gelen bu talebe itiraz etmedi.‘Burası Fenerbahçe’ Sarı-Lacivertliler’in patronunun hedefinde ise özellikle her iki karşılaşmada da oyuna sonradan giren isimler vardı. Başkan oyunculara tek tek uyarılarda bulunurken, “Fenerbahçe’de oynadığınızın farkına varın ve toparlayın kendinizi. Bu takım hazırlık maçı da olsa iki kere üst üste kaybetmez. Burada oynayan herkes Fenerbahçe formasının hakkını verecek. Sezonun başlamasına çok kısa süre bir kaldı. Bu takımın hali ne böyle” diyerek çıkıştı. Fanatik
Profesörün İsyanı: 'Hastanede Film Çektiremiyorum, Çağ Atlamak Bu mu?'
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Profesörü Bülent Tutluoğlu , Cerrahpaşa’daki maddi sıkıntılara ve teknik yetersizliklere dikkat çekti. “Cerrahpaşa 2011’den beri firmalara olan borçlarını ödemiyor” diyen Tutluoğlu, Cerrahpaşa’da göğüs filminin çekilemediğini Twitter hesabından 'Şu an koskoca Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde hastalara akciğer filmi çektiremiyorum. Kan gazına bakacak eleman yok. Sağlıkta çağ atlamak bu mu?' mesajı ile duyurdu. Konuyla ilgili Radikal’den Fundanur Öztürk'e konuşan Tutluoğlu, hastanenin içinde bulunduğu krizi şöyle anlattı: “Cerrahpaşa ve Çapa gibi üniversite hastaneleri çok büyük bir borçlanma altına girdi. Firmalardan malzeme alınıyor ancak 2011’den beri ödeme yapılamıyor. Bu yüzden firmalar artık Cerrahpaşa’ya malzeme vermek istemiyor. Bunun sonucunda şuanda Cerrahpaşa’da akciğer filmi bulunamaz hale geldi. Aynı zamanda bir takım eleman sıkıntıları da yaşıyoruz. Yani Cerrahpaşa gibi güzide bir üniversite hastanesinde bir takım imkansızlar içerisinde boğuşuyor ve bir şeyler yapmaya çalışıyoruz.” Bazı ilçelerdeki devlet hastaneleri bile üniversite hastanelerinden daha iyi durumda diyen Tutluoğlu, sıkıntıların son birkaç yıldır devam ettiğini ancak artık dayanılamaz duruma geldiğini belirtti. Tutluoğlu, Cerrahpaşa ve diğer üniversite hastanelerinin içinde bulunduğu durumun nedenini, “ Hükümet birkaç yıldır üniversite hastanelerini Sağlık Bakanlığı’na bağlamaya çalışıyor ve bu yüzden üniversite hastanelerine yeterli yardım yapılmıyor” şeklinde açıkladı. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Başhekim Yardımcısı İbrahim İkinceli’ye göre, şuan hastane için maddi bir kriz söz konusu değil. İkinceli, teknik bir sorun yaşandığını belirterek, “Dün gece acil bölümündeki röntgen ünitesi bozulduğu için şuan acil bölümünde akciğer filmi çekilemiyor. Teknik servis sorunu çözmeye çalışıyor ama bana henüz bununla ilgili bir rapor gelmedi. Eğer yurtdışından temin edilmesi gereken bir parça değişimi söz konusuyla süreç biraz uzayabilir ancak değilse birkaç gün içerisinde sorun çözülecektir” dedi. İstanbul Üniversitesi’ne bağlı İstanbul Tıp ve Cerrahpaşa Tıp fakültelerinin borç batağında olduğu iddiası daha önce de basına yansımıştı. Geçen ay yayımlanan bir haberde üniversiteye ait bu hastanelerin, çoğu medikal firmalara olmak üzere piyasaya 322 milyon borçlanarak iflasın eşiğine dayandığı belirtiliyordu. İstanbul Üniversitesi Hastaneleri Genel Direktörü Doç. Dr. Haluk Özsarı da söz konusu iddiayı doğrulamış, “Maalesef durum bu. Sorun sadece bizimle sınırlı değil. Türkiye ’deki bütün üniversite hastaneleri aynı sıkıntıları yaşıyor. Gelirler giderin sadece 3’te ikisini karşılayabiliyor” demişti.T24
Apple, iPhone 5S'lerin Kırık Ekranlarını Mağazada Değiştirmeye Başladı
Akıllı telefonların birçoğunda ekran problemi yaşanıyor. Tabii ki bu durum ekranların artık eskiye oranla daha büyük olmasından kaynaklanıyor. Bu anlamda Apple , geçen sene başlattığı değişim programıyla iPhone 5'lerin kırılan ekranlarını mağazalarından değiştirmeye başlamıştı . Sonrasında ise geçtiğimiz aylarda iPhone 5c'nin ekranlarını aynı şekilde değiştiren Apple, şimdi ise iPhone 5s' lerin kırılan ekranlarını Apple Store'larda değiştirmeye başladı. Apple'ın iPhone 5s için yaptığı bu değişim programı ise bu hafta başı itibarıyla başladı. İlk etapta ABD ve Kanada'da başlayan bu hizmetin ilerleyen zamanlarda diğer bölgelerde de başlayacağı söyleniyor. Öte yandan bu hizmetin diğer yollara oranla daha ucuz ve hızlı olduğu biliniyor. Kırık iPhone 5s'lerin kırılan ekranları Apple mağazalarından 149 dolar gibi bir paraya yaklaşık yarım saat içerisinde değiştirileceği söyleniyor.teknokulis
Keban Barajı'nda Son 40 Yılın En Büyük Kuraklığı
Elazığ’ın Keban İlçesi'ndeki Keban Barajı'nda, son 40 yılın en büyük kuraklığının yaşandığını belirten, Türkiye Elektrik Üretim Anonim Şirketi (TEÜ A.Ş) Teknik Müdür Yardımcısı Yusuf Doğan, önceki yıllara oranla elektrik üretiminin yüzde 50 oranında düştüğünü söyledi.2012 yılı Ağustos ayında 842 olan su kodu, bu yıl 837'nin altına düştü.Kış ve bahar mevsiminde beklenen yağışların gelmemesi üzerine yaşanan kuraklık, bölgede elektrik üreten barajları olumsuz etkiledi. Fırat Nehri üzerinde kurulan ve Türkiye'nin ilk dev yatırımı olan Keban Barajı'nda yaşanan kuraklık nedeniyle, elektrik üretimi yüzde 50 oranında düştü. Türkiye Elektrik Üretim Anonim Şirketi (TEÜ A.Ş) Teknik Müdür Yardımcısı Yusuf Doğan, baraj gölündeki mevcut suyu yıl sonuna kadar idareli kullanacaklarını belirterek, 'Kuraklığın Keban Barajı üzerindeki etkileri, üretimimizi planlama yaparak bu yıl mevcut olan suyumuzu yıl sonuna kadar idareli kullanmak zorunda kalacağız. Şu an itibariyle Keban Barajı’na gelen su miktarı 5.5 milyar metreküp su. Ancak genel anlamda ortalama olarak Keban Barajı’na gelen su miktarı ise 17 milyar metreküp su. Yani yılların ortalamasını aldığınızda bu değerin çok altında bir değer olduğunu şu anda görmekteyiz' dedi. 2013 yılı ile kıyaslandığında elektrik üretiminde yüzde 50 oranında bir düşüş yaşandığını ifade eden Doğan, 'Şu anda bulunduğumuz göl kodu itibariyle 830.77 seviyesindeyiz. Şu anda mevcut suyumuzla yani hiç su gelmese dahi mevcut suyumuzla 1 milyar 770 milyon kilowatt saat elektrik üretebiliriz. Şu an itibariyle zaten ürettiğimiz elektrik 1 milyar 995 milyon kilowatt saat. Dolayısıyla üretebileceğimiz enerjiyi daha planlı üreterek yıl sonuna kadar bunu idareli olarak kullanmak zorundayız. Geçen yıl bu tarih itibariyle ürettiğimiz enerji 2 milyar 882 milyon kilowatt saat. Şu an itibariyle yani 2014 yılında ürettiğimiz enerji 1 milyar 995 milyon kilowatt saat. Dolayısıyla yüzde 50 civarında bir düşüş söz konusu' diye konuştu. SON 40 YILIN EN DÜŞÜK SU SEVİYESİ TEÜ A.Ş Teknik Müdür Yardımcısı Yusuf Doğan, baraj gölündeki su seviyesinin, son 40 yılın en düşük seviyeye geldiğini belirterek, 'Mevcut gelen su itibariyle kıyaslama yaptığımızda, Mayıs ayı sonu itibariyle Keban Baraj Gölü’ne gelen su, 4,5 milyar metreküptür. Geçen yıl Mayıs ayı sonu itibariyle Keban Barajı’na gelen suyun miktarı 12 milyar 200 milyon metreküptü. Dolayısıyla suyun gelişine bakıldığında, yani su gelirlerine baktığımızda; üçte bir oranında bir düşüş söz konusu. Bunu da yıl sonu itibariyle bir tahminde bulunursak son 40 yılın belki en düşük seviyesinde bir su gelirine sahip olacağız. Şu anki Keban’ın mevcut suyuyla hiç su gelmese dahi ki şu anda 150 ile 200 metreküp saniyede su gelmekte; bu su ile 1 milyar 700 milyon kilowat saat civarında bir enerji üretebiliriz. Bunu gelen suyla birlikte de kıyasladığımızda, aslında bu yılı atlatabileceğimiz bir enerji üretebileceğiz' dedi.DHA
Reklam