onedio
Tatile Çıkanların Dinlenme Tesislerinde Yaşadığı 10 Sorun
Dinlenme tesisleri, hayatlarımızda en az bir kez uğramış olduğumuz yolgeçen hanları... Aynı ya da kesişen yolların yolcusu olduğunuz yığınla insanla harman olduğumuz sosyal alanlardır aslında dinlenme tesisleri. Ve bir çoğumuz aynı sorunlarla tebelleş olurlar, çay ve ihtiyaç molası verdiğimiz bu mekanlarda. Bakın bakalım bunlardan herhangi birini yaşadınız mı dinlenme tesislerinde;
Luis Suarez'in Isırığı Çizgi Film Oldu
Uruguay'ın ve Liverpool'un süper yıldızı Luis Suarez, ikili mücadedelede İtalyan savunmacı Chiellini'nin omzunu ısırdı. Uruguaylı golcunun Chiellini'ye yaptığı bu hareket sonrası maçın içerisinde hakem oyunu devam ettirse de Suarez'in daha önceki 'ısırık' tecrübelerinde olduğu gibi büyük bir ceza alıp almayacağı merak ediliyor.
Eli Wallach Yaşama Veda Etti
Clint Eastwood’un başrolünü oynadığı unutulmaz ‘Western’ filmi “İyi, Kötü, Çirkin”in ‘Çirkin’ karakteri Eli Wallach, 98 yaşında hayatını yitirdi. Ünlü aktörün ölüm haberini New York Times’a konuşan kızı Katherine B. Wallach doğruladı. New York doğumlu ünlü sanatçının ölümüne ilişkin başka ayrıntı verilmedi. Altmış yılı aşkın sinema hayatı boyunca oynadığı bir çok başarılı role rağmen hiç Oscar’a aday gösterilmeyen Wallach, Kasım 2010′da ‘Akademi’ tarafından onur ödülüne layık görülmüştü. Sanat Rehberi
Galatasaray: Şike Konusunda Gerçekler
Galatasaray Spor Kulübü, resmi internet sitesi üzerinden şike davası ve Aziz Yıldırım hakkında çıkan yeniden yargılanma kararı hakkında bir açıklama yaptı. Kulübün resmi internet sitesinden yapılan açıklama şöyle; Yargıtay’dan kesinleşen Şike davasında mahkûm olan bazı şahıslarla ilgili, “Yeniden Yargılama Kararı”nın verilmesinden sonra, toplumda yaratılmaya çalışılan algı üzerine, bazı gerçeklerin açıklanmasını zorunlu gördük. Türk sporunun en önemli paydaşı olan Galatasaray Spor Kulübü, “Adaletli ve ahlâklı bir spor” için yürüttüğü mücadelede; “temiz toplum”dan yana her kurum ve her kişi gibi, bu davanın doğrudan tarafıdır. ’17 Haziran’la simgelediği duruş doğrultusunda; adaletin yerine getirilmesi için mücadeleye devam etmek ve görüşlerini kamuoyuyla paylaşmak da en doğal hakkı ve görevidir. 13- Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği karar konusunda bir değerlendirme yapmayı, süreç devam ettiği için, hukuka olan saygımız açısından doğru bulmuyoruz. Ancak, gerekçesi ve sonucu ne olursa olsun, bu kararın, sportif hukuk açısından “Şike Davası”nın özüyle hiç bir ilgisi yoktur. Adı geçen hükümlüler, yeniden yargılama yoluyla beraat etseler dahi, bu karar; sportif hukuka göre, 2010-2011 sezonunda şike yapılmış olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir. Uluslararası yargı organlarında ceza verilmesine yol açan deliller, “Sportif” hukukun dava dosyaları arasında “kıyamet gününe kadar” en önemli kanıt olarak kalmaya devam edecektir. UEFA ve CAS dahil, bütün uluslararası kurullar, ülkelerin yerel mahkemelerinin kararlarıyla bağlı olmayıp, sportif cezaları, kendi bağımsız yargılamaları sonucu verdiklerini defalarca dile getirmiştir. Şike hükümlüleri; UEFA Disiplin Kurulu, UEFA Tahkim Kurulu ve CAS yargıçları önünde, mevcut iddia ve delillerle ilgili, saatlerce savunma yapmış ve bu süreç sonunda kurul üyelerini ikna edememiş, aksine üç önemli uluslararası mahkeme de, ilgili takımların kesin olarak şike yaptığına karar vermiştir. Bu kararların sabit olduğu da herkesçe bilinmektedir. Bu gerçeklere rağmen, kamuoyunu manipülatif ve yalan haberlerle yönlendirmek isteyenlere karşı, özellikle medyayı uyarmayı görev biliyoruz. Bu tür maksatlı haberlerin, kamuya açık şirketlerde, hissedarları zarara uğratabileceği riskini de herkes düşünmek zorundadır. Bilinçli spor kamuoyu, sızdırılan haberlere gülüp geçmektedir: Galatasaray Futbol Takımı, kendisine UEFA’dan gönderilen yazı doğrultusunda, gruplara doğrudan katılarak Türkiye’yi Şampiyonlar Ligi’nde bu yıl da onurla temsil edecektir. Bundan da kimsenin şüphesi olmasın. Sonuç olarak; “Ahlaklı ve Adaletli Spor” mücadelesini sürdüren Galatasaray Spor Kulübü, çocuklarımızın kirli bir spor ikliminde yetişmemesi için, bu davanın doğrudan tarafı olup; ulusal ve uluslararası düzeyde süreci sonuna kadar takip edecektir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Galatasaray Spor Kulübü 3puan
Reklam
Kazım Koyuncu 'İşte Gidiyorum' Diyeli 9 Yıl Oldu
'Müzisyenim, ondan sonra bir Karadenizliyim ama hepsinin ötesinde bir devrimciyim' Kazım Koyuncu, kendisini böyle tanımlıyordu. Geleneksel Karadeniz müziği ile Rock'n'Roll müziği sentezleyerek kendi tarzını yaratan Laz müzisyen Kazım Koyuncu 33 yıllık yaşam yolculuğu boyunca Laz kültürünün tanınmasına yaptığı katkılardan dolayı özelde Laz halkının; çevre sorunları konusunda gösterdiği duyarlılığın yanı sıra alçakgönüllü, samimi ve hümanist kişiliğiyle de milyonların sevgisini kazandı.
Doğa İçin Çal Akapella - Divane Aşık Gibi
Doğa için Çal ekibi bu kez bir ilke imza attı. Akapella olarak telafuz edilen A-Capella türü hiç enstrüman kullanmadan yapılan müzik anlamına geliyor. Doğa için Çal ekibi Divane Aşık Gibi türküsünü hiç enstrüman kullanmadan söylediler.Doğa için Çal serisinin ilki olan Divane Aşık Gibi parçasını Akapellaya uyarlayan ekip bu yapımı ile diğer parçaları da bu tarzda söyleyeceğini akıllara getirdi.
Reklam
Uruguay Devlet Başkanı'nın Fotoğrafı Sosyal Medyayı Salladı
Uruguay Devlet Başkanı Jose Mujica’ nın bir hastanenin acil servisinde sıra beklerken görüntülendiğine dair hem dünya hem de Türkiye’de sanal alemde yayılan haberin gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı. Ekonomi Bakanı Mario Bergara’nın Aralık 2013′teki yemin törenine havanın sıcak olmasından dolayı rahat bir şekilde, sandaletleriyle giden Mujica’nın bu görüntüsü yeni bir fotoğraf gibi yansıtılarak, “Hastanede sıra bekledi” başlığıyla verildi. Bir Meksika radyosundan paylaşılan yanlış bilgiyi dünya basınıyla birlikte DHA’dan Mehmet Çiftçi de geçince Türkiye basınında yanlış haber aynı şekilde kendine yer buldu. Diken Galeri: Dünyanın En Fakir Başbakanıyla Tanışın: Uruguay'ın Devlet Başkanı Jose Mujica
Öğrenci Evine Giren Hırsızın Başına Gelebilecek 12 Muhtemel Olay
Öğrenci evleri genel olarak konuşmak gerekirse pek de çalınmaya değecek şeylerin bulunduğu evler değil. En azından bir süre öncesine kadar öyleydi. Gerçi, artık gençlerin hepsinde laptoplar, akıllı telefonlar vs var. Eskiye göre hırsızlar daha şanslı olsalar da genel manada bakarsanız pek hoş manzaralarla karşılaşmayacakları kesin.
Reklam
Facebook ve Gerçek Hayat Arasındaki Fark: Mutsuzluk
etiket
Sosyal medyada, Facebook'ta insanların hayatları çok güzel, eğlenceli hayatları var, işleri inanılmaz güzel, aşk hayatları mükemmel. Kısacası her şey yolunda gidiyor gibi gözüküyor. Peki bütün bu olanlar gerçek mi?
Munzur Dağı'nda PKK ile Yarım Saatlik Çatışma
Çatışma, dün saat 23.00'te kent merkezine 18 kilometre uzaklıkta, Munzur Dağı eteklerindeki Taylan Tepe- Çengelbaba Mevkii'nde meydana geldi. Bölgede pusu/ dinleme faaliyeti yapan Jandarma Asayiş komando timine 7-8 PKK tarafından ateş açıldı. Jandarmanın karşılık vermesi üzerine çıkan çatışma yaklaşık 30 dakika sürdü. Örgüt üyeleri karanlıkta kaçtı. Recep DEMİRCİ/ERZİNCAN, (DHA)
Avukatlığı Bıraktı, Karpuz Satıyor
Mersin'in Silifke İlçesi'nde yaşayan 46 yaşındaki Tuncay Gökten, avukatlık mesleğini bırakıp tarlasında yetiştirdiği karpuzu satıyor.Mersin Barosu'na bağlı olarak avukatlık yapan Tuncay Gökten, Anayasa'nın bazı maddelerinin değiştirilmesi için 2 yıl önce gerçekleştirilen 12 Eylül Referandumu'nda çıkan 'evet' tercihine tepki için mesleği bıraktığını, 6 dönümlük tarlasında mevsimine göre sebze ve meyve yetiştirip ürünleri pazarlayarak geçimini sağladığını söyledi. Bu yıl yetiştirdiği karpuzları ilçe merkezinde açtığı tezgahta satan Gökten, 'Yargı tamamen değişti. Adalet inancım kalmadı. Avukatlık mesleği tamamen para kazanmak değildir. Adaletin tecellisine yardımcı olmaktır. Fakat referandumdan sonra, adalette tecelli olayı bitti. Ciddi bir yozlaşma meydana geldi. Özellikle hakim ve savcılar arasındaki, bilgi ve başarıya göre yapılan terfilerin siyasi tercihe göre yapıldığını gördüm. Hukuk uygulamasında da, adaletten çok kendilerinin bakış açısına göre uygulama yaparak o yönde karar aldıklarını gördüm'dedi. Sistemin gerçek adalet düzenine dönmediği sürece avukatlık mesleğini yapmayacağını anlatan Gökten şöyle konuştu: 'Böyle bir ortam da, benim avukatlık mesleğini bırakma kararımın doğruluğunu göstermektedir. Benim aldığım hukuk eğitimi bunu gerektirir. Her hukukçu tepkisini farklı gösterebilir. Ama hukuk camiasının çoğunluğu 3 kuruş para kazanmak için, tepki göstermeyip sessiz kamayı tercih etmişlerdir. Rahmetli hocamız Anayasa Profesörü Orhan Aldıkaçtı'nın dediği gibi, 'Kiminiz hakim, kiminiz savcı, kiminiz de avukat olacaksınız. Ama içinizden çok azınız hukukçu olacak.' Çünkü hukuk bir meslek değildir. Sistem gerçek adalete dönmediği sürece avukatlık mesleğime dönmeyeceğim. Adalet ruhu ile mücadeleye devam ediyorum.'DHA
Reklam
Ferhat Göçer'in Kızı 'Babam Benimle İlgilenmiyor' Diye Şikayetçi Oldu
Ferhat Göçer'in kızı Y.G: Astım krizine girmeme neden olan kedilere ve köpeklere benden daha çok kıymet veriyor. Ömür Gedik'in kızıyla benden daha fazla ilgileniyor.Şarkıcı Ferhat Göçer 'in 17 yaşındaki kızı Y.G. babasına karşı çeşitli suçlamalarda bulundu, Göçer'in Ömür Gedik 'in kızıyla daha çok ilgilendiğini iddia etti. Hem AKUT astım hem de kalp kapakçığı hastalığı olduğunu söyleyen Y.G., babasının hastalıklarına karşı ilgisiz olduğunu savundu. Habertürk'te yer alan habere göre, Ferhat Göçer’in eski eşi Doçent Berna Hocaoğlu ’nun başvurusu ile Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen dava kapsamında, şu anda 17 yaşında olan kızı Y.G., ünlü şarkıcıya bir dizi suçlamada bulundu. 2 yaşında iken gerçekleşen boşanma davasında annesine verilen velayetini 2011 yılında babasının aldığı Y.G., 14 yaşından bu yana babasının Beykoz’daki evinde ikamet ettiğini ifade etti. Hem AKUT astım hem de kalp kapakçığı hastalığı olduğunu söyleyen Y.G., babasının hastalıklarına karşı ilgisiz olduğunu savundu. Y.G., ifadesinde şunları ileri sürdü: “Astım krizine girmeme neden olan kedilere ve köpeklere benden daha çok kıymet veriyor. Ömür Gedik’in kızıyla benden daha fazla ilgileniyor. 2012’de bir dizi ameliyat oldum. Hemşire ile bırakıp Ömür Gedik ve kızıyla tatile çıktı. Babalık görevlerini yapmamaya başladı. Evi terk edeceğimi söylediğimde ‘Umurumda değilsin, nereye gidersen git’ dedi. Evden çıktım. Kalp kapakçığımın değişmesi için İsviçre’den gelen doktorla anlaştık. 30 Mayıs’ta ameliyat olacaktım ama babam imza vermedi ve ameliyat olamadım. Şikâyetçiyim.” Anne Berna Hocaoğlu da Ferhat Göçer’den şikâyetçi olduğunu söyledi.T24
NYT: 'Türkiye, Oluşmasına Yardım Ettiği IŞİD Kaosu Yüzünden Ağır Bedel Ödüyor'
Amerikan gazetesi New York Times, ‘Türkiye hükümetinin Suriye ve Irak’taki kaosun ortaya çıkmasına yardımcı olduğunu’ ve ‘ bunun için ağır bir bedel ödediğini’ yazdı. Rehine krizi nedeniyle TIR şoförlerinin kuyruk oluşturduğu Irak sınırındaki Habur kapısına giden NYT muhabirleri Ben Hubbard ve Ceylan Yeğinsu, burada gördüklerinden yola çıkarak Türkiye’nin Ortadoğu politikasını mercek altına aldı. Yerel kaynaklar ve akademisyenlerle söyleşiler de içeren haber-analiz özetle şöyle: Türkiye, Beşar Esad’ı devirme çabası çerçevesinde her kanattan isyancı grupların Suriye’deki savaş sahalarına girmesine izin verirken, bu sınır ardına kadar açıktı. Fakat bu durum, bu ay Irak’ta bu ay ‘ yıldırım harekatı ‘ başlatan Sünni militan örgütü Irak Şam İslam Devleti’nin Suriye’de gelişip büyümesi için gerekli ortamı sağladı. Bir TIR şoförü, ” Üç yıldır Suriye’de IŞİD bayrakları görüyorduk ve bunun sebebi Türkiye. Onları Türkiye içeri soktu’ ‘ dedi. Şimdi IŞİD’in yükleşiyle birlikte, Türkiye hükümeti, ortaya çıkmasına kendisinin yardımcı olduğu kaos nedeniyle ağır bir bedel ödüyor. Kadir Has Üniversitesi’nden öğretim üyesi Soli Özel, ” Musul’un düşüşü Türkiye’nin son dört yıldaki dış politikasındaki başarısızlığın simgesidir. Musul’da yaşananları Suriye’de olanlardan ayrı düşünmek mümkün değil. Türkiye’nin Suriye’ye yönelik dış politikası gerçekdışı, kibirli ve ideolojikti’ ‘ diyor. Irak’taki yeni gerilim, Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan ve AKP için iç ve dış politikadaki başarısızlıklara bir yenisini ekleyecek. Erdoğan’ın iktidara geldikten sonra tadını çıkardığı parlak başarı, son dönemde sokak protestoları, yıkıcı bir maden faciası ve geniş çaplı bir yolsuzluk skandalıyla zedelendi. Hükümet, Arap isyanlarına verdiği destek nedeniyle de müttefiklerinden uzaklaştı. Burada birçokları, Suriye’deki aşırılıkçıların yükselişini kolaylaştırdığı gerekçesiyle hükümeti suçluyor. Türkiye’nin liderleri cihatçıların sınırlarındaki yükselişi nedeniyle endişe beyan etti ve aşırılıkçıları tespit etmek için çabalarını artırdıklarını söylüyorlar. Fakat Irak’taki militanlar konusunda çok az şey söylediler ve Dışişleri’nden bir sözcü, bunun Türkiye dış politikasını nasıl etkileyeceği sorusunu yanıtlamaktan kaçındı. Fakat Ankara son dönemde, bölgedeki değişimlere ayak uydurmaya başladığının sinyallerini veriyor. Bu ay, ABD’den bir buçuk yıl sonra, El Nusra Cephesi’ni terör örgütleri listesine aldı. Erdoğan Avrupa ülkelerini, cihatçıların Türkiye’ye gelmesini engellemeye çağırdı. Ve yetkililer, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Kerkük’te kontrolü devralması konusunda sessiz kaldı. Birkaç yıl önce olsa Türkiye, Kürt Yönetimi’ni hemen kınardı. Brüksel’deki Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’ndan uzman Sinan Ülgen’e göre bu sessizlik şu anlama geliyor olabilir: Türkiye Kürtleri, Sünnilerle Şiiler arasındaki bir iç savaşın eşiğinde olan Irak’ta tek güvenilir ortak olarak görüyor. Diken
Reklam
Kendini Atarak Penaltı Kazanmanın 21 Ustası
Bazı futbolcular oyuna girdiğinde içiniz kesinlikle rahatlar, yok çok iyi oynayanlardan bahsetmiyorum. Konumuz çok iyi atlayanlar. ' Ha bizim adam girdi en azından penaltı kazanır' dediklerinizden bahsediyorum.
'Kırmızılı Kadın'dan Erdoğan'a Suç Duyurusu
Kırmızılı Kadın Ceyda Sungur’un Avukatı İlkay Bahçetepe aracılığıyla bulunduğu suç duyurusunda Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yanısıra eski İçişleri Bakanı Muammer Güler, eski İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın ve İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu hakkında dava açılması istedi.Kırmızı elbisesi, omzundaki alışveriş çantası ve arkaya savrulan saçlarıyla, Türkiye’nin dört bir yanına yayılan Gezi Parkı protestolarını sembolü haline gelen ‘Kırmızılı Kadın’ Ceyda Sungur’a biber gazı sıkan Polis memuru Fatih Zengin’in yargılandığı davanın 2. duruşması görüldü. İstanbul Adalet Sarayı’nda bulunan İstanbul 18. Sulh Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya ‘Görevi kötüye kullanma’ suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapsi talep edilen tutuksuz sanık Fatih Zengin katılmazken, şikayetçi Ceyda Sungur hazır bulundu. Hakim Muzaffer İren, sanık Fatih Zengin’in avukatına “Müvekkiliniz nerede?” diye sordu. Zengin’in avukatı Ayşe Hocaoğlu Memetoğlu da ” Müvekkilim raporlu” diye cevap vermesi üzerine Hakim İren, “Yine mi?” diye sordu. Avukat Memetoğlu da “Müvekkilinin bronşit rahatsızlığı nedeniyle raporlu olduğunu söyledi. Hakim Muzaffer İren, Adli Tıp Kurumu’na yazılan müzekkere cevap geldiğini belirterek, Ceyda Sungur’un randevu gününün belirlendiğini açıkladı. Hakim Muzaffer İren, Cumhuriyet Savcılığı Memur Suçları Bürosu’na yazılan yazıya cevap verildiğini ve olaya ilişkin emanete CD bulunmadığını, söz konusu CD’lerin dosyada olduğunun belirtildiğini söyledi. Sanık Fatih Zengin’in avukatı Ayşe Hocaoğlu Memetoğlu söz alarak, “Müvekkilim bronşit rahatsızlığı nedeniyle raporludur. Ayrıca olayın oluş şekline ilişkin CD’yi de mahkemenize sunuyoruz” diyerek bir adet CD’yi mahkemeye sundu. Ceyda Sungur’un avukatı İlkay Bahçetepe de olaya ilişkin diğer sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunduğunu dile getirip, “Emniyet Amiri ve diğer sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunduk. Ayrıca müvekkilimin Adli Tıp Kurumu’ndan raporunun aldırılmasını talep ediyoruz” dedi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet Müdürlüğüne yazı yazılarak gaz sıkan, tekme atan model ’5′ kullanıcısının Fatih Zengin olduğunun ne şekilde tespit edildiği, tespite yarayan bilgi, belge, CD ve tanıkların acilen bildirilmesine karar veren hakim, sanık Fatih Zengin’in bir sonraki duruşmada hazır olması için tekrar davetiye çıkarılmasına hükmetti. Emniyet Amiri ve diğer sorumlular hakkında başlatıldığı belirtilen soruşturma dosyalarının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan istenilmesine karar veren hakim, (olay sırasında sıkılan biber gazı dolayısıyla) şikayetçi Ceyda Sungur’un belirlenen randevu ile Adli Tıp Kurumu’na sevki ile kati raporun aldırılmasını kararlaştırıldı. İstanbul Valiliği’ne müzekkere yazılarak olaya ilişkin tüm görüntü kayıtları ile Teftiş Kurulu’nun soruşturma evraklarının incelenmek üzere istenilmesine karar veren mahkeme, eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı 23 Temmuz 09.15’2 erteledi. 13 Mayıs’da görülen ilk duruşmaya sanık Fatih Zengin sağlık raporu sunarak duruşmaya katılmamıştı. Kamuoyunda ‘Gezi Parkı’ eylemleri olarak adlandırılan olaylar kapsamında 28 Mayıs 2013 günü İstanbul Teknik Üniversitesi Taşkışla Kampüsü civarlarında çok sayıda göstericinin katıldığı bir eylemin meydana geldiği anlatılan iddianamede, gösteriye katılmak amacıyla olay yerine giden müşteki Ceyda Sungur’a ve etrafta bulunan açık kimliğiyle tespit edilemeyen bir kısım şahıslara herhangi bir uyarı yapılmadan şüpheli Fatih Zengin tarafından biber gazı sıkıldığı belirtildi. İddianamede, şüpheli Zengin’in bibergazını kullanırken ‘toplumsal olaylarda görevlendirilen personelin hareket, usul ve esaslarına dair yönerge ile gözyaşartıcı gaz silahları ve mühimmatları kullanım talimatlarına’ aykırı hareket ettiği vurgulandı. İddianamede bilirkişi raporunda yer alan fotoğraf ve video görüntülerinin açıkça tespit edildiği kaydedilerek şu ifadelere yer verildi: “Şüpheli polis memuru Fatih Zengin’in, müşteki Ceyda Sungur’a bir metreden daha az mesafeye yaklaşarak yüzünü hedef almak suretiyle biber gazı sıktığı, gazdan etkilenen müştekinin arkasını dönmesine rağmen şüphelinin gaz sıkmaya devam ettiği ve eylemin devamında çevrede bulunan göstericilere de yine benzer şekilde yakın mesafeden ve hedef gözeterek gaz sıktığı, göstericilerden birine tekme attığı, olayın müştekisinin eylemin öncesinde ve sonrasında herhangi bir taşkınlık yapmadığı buna rağmen bahse konu eyleme maruz kaldı.” İddianamenin sonuç kısmında şu ifadeler kullanıldı: “Şüpheli Zengin’in, müşteki Sungur’a yönelik eylemi her ne kadar zor kullanma yetkisine ilişkin sınırların aşılması suretiyle orantısız güç kullanma suçunu oluşturmakta ise de gerek olay yerindeki göstericileri hedef gözeterek biber gazı sıkması ve gerekse darp eylemini gerçekleştirmesi birlikte değerlendirildiğinde eylemin bir bütün halinde görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunu, süphelinin savunmasının oluş ve dosya kapsamına aykırı olduğu ve bu süretle üzerine atılı suçu işlediği anlaşılmaktadır.” İddianamede şüpheli Fatih Zengin’in ‘Görevi kötüye kullanma’ suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapsi talep ediliyor. Öte yandan Ceyda Sungur’un avukatı İlkay Bahçetepe İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na iki ayrı suç duyurusunda bulunduğu ortaya çıktı. Sungur’un Avukatı İlkay Bahçetepe, dün yaptığı suç duyurusunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Eski İçişleri Bakanı Muammer Güler, eski İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın ve İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu hakkında dava açılması istedi. Ceyda Sungur’a çok yakın mesafeden bibergazı sıkılması yoluyla kimyasal silah kullanıldığı belirtilen dilekçede, bunun da işkence suçunu ve olası kasıtla öldürmeye teşebbüs suçunun oluşmasına azmettirilmesi suretiyle işlendiği vurgulandı. Eski tarihli diğer suç duyurusunda ise Avukat Bahçetepe, Çevik Kuvvet Şube Müdürü ve bibergazının kullanılması için talimat veren kimliği tespit edilemeyen amirlerin cezalandırılması talep etti. DHA
Luis Suarez Chiellini'yi ısırdı
Uruguay'ın ve Liverpool'un süper yıldızı Luis Suarez, ikili mücadedelede İtalyan savunmacı Chiellini'nin omzunu ısırdı. Uruguaylı golcünün Chiellini'ye yaptığı bu hareket sonrası maçın içerisinde hakem oyunu devam ettirse de Suarez'in daha önceki 'ısırık' tecrübelerinde olduğu gibi büyük bir ceza alacağı gündemde.Uruguaylı Suarez'in 2014 Dünya Kupası'ndaki İtalya maçında Chiellini'ni ısırmasından dolayı 2 yıl ceza gelebilir.
Hangi Markasınız?
etiket
Yaşam felsefenizi hangi marka özetliyor? Bir marka oluşturacak olsaydınız bu hangisi olurdu? Ve daha bir sürü cevap.
Reklam