Erdoğan'dan Aliyev'e Taziye Telefonu
Başbakan Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'i telefonla arayarak, Ermenistan-Azerbaycan temas hattındaki çatışmalarda şehit düşen askerler için başsağlığı diledi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'i telefonla arayarak, taziye dileğinde bulundu. Başbakanlık kaynaklarından edinilen bilgiye göre Erdoğan, Aliyev ile yaptığı görüşmede, Ermenistan-Azerbaycan arasındaki temas hattında 31 Temmuz'dan bu yana meydana gelen çatışmalarda, 12 Azerbaycan askerinin şehit düştüğünü ve bazı askerlerin yaralandığını hatırlatarak, şehitlere rahmet, yaralılara acil şifa, kardeş Azerbaycan halkına başsağlığı diledi. Telefon görüşmesinin, Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı seçim kampanyası çerçevesinde İstanbul'da yaptığı miting öncesinde Sabiha Gökçen Havaalanı'nda bulunduğu sırada gerçekleştiği öğrenildi. AA
Tunus'ta Çölün Ortasında Göl Oluştu
Tunus’ta bulunan bir çölün ortasında geçen hafta esrarengiz bir şekilde göl oluştu. Gölün nasıl oluştuğuna dair herhangi bir bilgi bulunmuyor. Bir hafta içinde Gafsa Gölü adını alan göle Tunuslular serinlemek için giriyor. Ancak göldeki su geçen hafta mavi renk iken bu hafta koyu yeşile döndü. Yetkililer halkı göl suyunda radyoaktif madde olabileceği konusunda uyarıyor. Yaklaşık bir hektarlık alanı kaplayan göl civardaki Tunusluların ilgi odağı olsa da göldeki suyun tehlikeli olabileceği yönünde yetkililer sürekli uyarı yapıyor. Gölün bulunduğu bölgenin fosfat bakımından zengin bir bölge olduğu belirtiliyor. Göldeki su henüz tahlil edilmediği için suyun içinde hangi maddeler olduğu bilinmiyor. Ancak bölgede birçok maden olması, gölün radyoaktif madde içerme riskini artırıyor. Yaklaşık bir milyon metreküp suyun bulunduğu gölün derinliği 10 ile 18 metre arasında değişiyor. Daily Tunus gazetesi yazarlarından Lehdar Suud, gölün bulunduğu bölgeden dolayı suyunun kirlenmiş olabileceğini ve kanserojen madde içerme riski taşıdığını belirtiyor. Milliyet
Öykü Çelik İstanbul'da Kaza Geçirdi!
Oyuncu Öykü Çelik İstanbul’da motosiklet kazası geçirdi. ‘Darbe’ sinema filminin çekimleri sırasında dengesini kaybeden Çelik, motosikletten düşerek belinden ve kolundan yaralandı. Set çalışanları tarafından acil olarak hastaneye kaldırılan güzel oyuncunun kolunda ve vücudunun bazı yerlerinde sıyrıklar oluştu. Öykü Çelik’in sağlık durumunun iyi olduğu, kazayı ucuz atlattığı öğrenildi.Milliyet
Dikkat! Bu Çizgi Roman Aşırı Kolesterol İçerir
Başınıza nahoş bir şey gelmesin istiyorsanız Tony Chu gibi pancardan başka bir şey yemeyin… Chew, modern toplumları gittikçe daha fazla pençesine alan yiyecek paranoyasıyla dalgasını geçiyor. Yemek yapan birinin parmağını kesmesi irkiltici bir şey. Zaten ben kan gördüm mü küçük çaplı baygınlık geçiririm. Chew’un giriş sayfasında ilk iki kareden sonra ne olacağını hissettim. Yemek yapan birinin elleri vardı ilk karelerde; soğan, sebze filan hazırlamış, kesme tahtasında doğramaya hazırlanıyordu. “Tamam” dedim, “birazdan parmağını kesecek yanlışlıkla” ve Chew’un kapağını kapadım. Zorlu bir yolculuk olacaktı anlaşılan… Derin bir nefes alıp sakinleştim ve okumaya devam ettim. Hayret, hem güldüm hem şaşırdım, zaman zaman yüzümü buruşturdum. Kitabı okuduğum kafede yan masalarda oturanlar beni okurken seyretmişlerse kesin Chew’u merak etmişlerdir. Arka kapağında ign.com’dan yapılan tanıtım alıntısındaki cümle çok doğru: “Chew harika bir çizgi roman. Sizi kulaklarınızdan tutup burnunuzdan bir parça ısıracak, yüzünüze tükürecek ama yine de gülerek daha fazlasını isteyeceksiniz…” Adından da anlaşılacağı üzere konu yemekle ilgili. “Chew” yani “Çiğnemek”. Aslına bakarsanız eylemin sözlükvari açıklaması kitabın konusu açısından daha aydınlatıcı olur: “Yiyecekten bir parça ısırıp dişlerinin arasında ezmek.” Olayların merkezinde bir polis dedektifi olan Tony Chu var. Soyadına dikkat. Chew ve Chu arasında ses benzerliği önemli. Sadece hikâye açısından bir ipucu değil bu; yazarının kafa yapısı hakkında bir fikir veriyor. John Layman yazmış Chew’un öyküsünü. Kitabın arkasında yazdığı kısa özyaşam öyküsü çok eğlenceli. Şöyle diyor: “John Layman korkunç derecede yaşlıdır (araştırdım, 44’ünde daha) ve bütün hayatı boyunca son derece feci acılar çekmiştir. Her yeni gün, attığı her adım, aldığı her nefes ona yepyeni türde bir acı vermektedir fakat buna rağmen halen azmetmektedir. Hem de sadece senin için sevgili okur, sadece senin için.” Çizerimiz Roy Guillroy da eğlenceli bir tip. O da kendisini şöyle tanıtmış: “Boş zamanı yoktur ama bir mucize olur da boş zaman bulursa kıçının üzerine oturup çimlerin uzamasını izlemeye bayılır.” Evet, karşımızda böyle iki tip ve elimizde onların yazıp çizdiği bir Chew var. Sonuç absürt, farklı, tekinsiz, biraz rahatsız edici ama komik-eğlenceli bir çizgi roman. Kuşgribi sonrası dünya Türüne fantastik-polisiye diyebiliriz rahatlıkla. Olaylar kuşgribi salgınının 23 milyon Amerikalıyı öldürmesinden sonraki bir zaman diliminde geçiyor. Dedektifimiz Tony Chu, Philadelphia polis teşkilatında çalışıyor. FDA yani Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi tavuk ve benzeri kuş türünün, kısaca beyaz etin diyelim, yiyecek olarak tüketilmesini yasaklamış. Tabii devlet neyi yasaklarsa el altından satışının devam edeceği doğa kanunu gibi bir şey. Beyaz et karaborsası ve mafyası oluşmuş. FDA da (Türkçe çeviride GİD – Gıda İşleri Dairesi denmiş) beyaz et mafyasına karşı özel suçlar birimi kurmuş ve tavuk kaçakçılarına aman vermiyor. Chu rutin görev sırasında özel güçlerini kullanarak yamyam bir seri katili yakalıyor. Ancak bunu yaparken kullandığı güçleri biraz sıradışı ve irkiltici. Chu bir “sibopatik”; yani bir yiyeceği tattığında onun üretiminin nasıl yapıldığı, ona kimler dokundu, hangi kimyasallarla temas etti, nasıl taşındı gibi bilgiler kafasında bir imgelem olarak oluşuyor. Seri katil hapse girmemek için Chu’ya öldürdüğü insanların ismini vermeden kendisini öldürüyor. Chu’nun isimlere ulaşması için yapacak tek şeyi kalıyor, katilin etinden birkaç ısırık alıp etini çiğneyip yutmak. Adalete ve kurbanların böyle huzura kavuşacağına inancı tam olduğu için Chu da tam bunu yapıyor. Katilin bir kısmını yiyor ve isimleri öğreniyor. Ama onu bulduklarında yüzünün çoğu yenmiş bir katille orada ne yaptığını açıklamak kolay değil. İçişleri dedektiflerinin kendisini sorgulayıp büyük ihtimalle meslekten ihraç edecekleri sırada odaya bir GİD ajanı olan Mason Savoy giriyor ve Chu’yu ajan olarak kendi bölümlerine aldıklarını soruşturmanın kapandığını söylüyor. Makarnadan gitar sesi çıkartmak Ve asıl hikâye bundan sonra başlıyor. Chu, yeni ortağı Savoy’un da kendisi gibi sibopatik olduğunu ve kendisinin de bu güce sahip dünyada bilinen üç kişiden biri olduğunu öğreniyor. Ardından “saboskrivner’lerin (yani yazdıkları yazılarla okuyanlara o tatları gerçekten hissettirenler), “voresoflar” (yani yedikçe zekileşenler), “siboyinvaleskorlar” (yani yedikçe fiziki gücü artanlar), “bromaformutareler” (yani yediği yemeğin biçimini alabilenler), “lagamüzisyenler” (yani çubuk makarnadan gitar sesi çıkartabilenler), “hortamagnatroflar” (yani yetiştirdiği sebzeleri istedikleri boyuta kadar büyütebilenler) gibi birçoğu absürt, bir kısmı tehlikeli ama illa ki yiyecekle ilgili özel güçleri olan insanların dünyasına giriyor. Bu arada Tony Chu’nun güçlerinin işlemediği tek yiyecek pancar. Dolayısıyla gönül rahatlığıyla bir tek pancar yiyebiliyor. Çünkü başka ne yese iç bulandırıcı şeylerin görüntüleri beliriyor kafasında; çoğunlukla da bir suç oluyor geçmişte bir yerlerde. ABD’de Chew yayına 2009 Haziranı’nda başladı. Bugüne kadar 42 macera yayımlandı. Türkçe basımını yapan Marmara Çizgi ilk beş macerayı toplu bastı. Sağlıklı yaşa “terörü” Yazar John Layman son yıllarda “modern refah” toplumlarını gittikçe daha fazla pençesine alan yiyecek paranoyasıyla bir güzel dalga geçiyor. “Yumurta yeme kolesterol yapar”; “bitkisel yağ damarlarını tıkar”; “kalbini seviyorsan kırmızı et yeme”; “sen bu tavukların nasıl yetiştirildiğini biliyor musun”, “tuz yeme”, “sigara içme”, “kepekli ekmek ye” diye uzayıp giden bir “doğrular”, “uyulması elzem” sağlıklı beslenme listesi var. Bu listeden kaçmak mümkün değil. Lafı uzatmak gibi olacak ama son bir not: Başbakan Erdoğan 2007’de “sigaraya savaş açtım” açıklaması sonrası etrafındaki vekillerin ceplerinden ve ağızlarından sigaraları alıp bırakma sözü almaya başlamıştı. Değil mi ki sağlığınızı sizden daha fazla düşünen yöneticileriniz olunca tüm iradenizi teslim etmenizde sakınca yoktur; hah işte Chew idarenizin yanı sıra iradenizi de teslim ettiğinizde olacakları anlatıyor. Buyurun olası geleceğinizi okuyun. CHEW 1- Cilt: Lezzetçilerin Tercihi Yazan: John Layman Çizen: Rob Guillroy Çevirmen: İlke Keskin Marmara Çizgi 2014, 128 sayfainsanokur.org
TDK: Bundan Böyle Prezervatif Kaputtur!
Türk Dil Kurumu'nun (TDK) hazırladığı İlaç ve Eczacılık Terimleri Sözlüğü yine tartışma yaratacak gibi. Sözlükte, 'deterjan-kirgiderir', 'otopsi-ölü açımı', 'mazoşist-özezer', 'katarakt-akbasma', 'prematüre-yarımca', 'grip-paçavra hastalığı' ve 'prezervatif-kaput' şeklinde isimlendirildi. Türk Dil Kurumu tarafından oluşturulan çalışma grubu, eczacılık terimlerine bulduğu karşılıklarla ilk Türkçe eczacılık sözlüğünü hazırladı. Yaklaşık 12 yılda hazırlanan 'İlaç ve Eczacılık Terimleri Sözlüğü'nde, eczacılık terimlerine bulunan ilginç karşılıkların yanı sıra halk diline yerleşen ancak bilimsel anlatımda yeri olmayan sözcüklere de yer verildi. Sözlükte, 'deterjan-kirgiderir', 'otopsi-ölü açımı', 'mazoşist-özezer', 'katarakt-akbasma', 'prematüre-yarımca', 'grip-paçavra hastalığı' ve 'prezervatif-kaput' şeklinde isimlendirildi. TDK Başkanı Mustafa Kaçalin, 'İlaç ve Eczacılık Terimleri Sözlüğü'ne ilişkin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, eczacılık terimlerine dil birliğini ve terimlerin daha anlaşılır olmalarını sağlamak amacıyla yeni karşılıklar bulunduğunu belirtti. Çalışmanın, ilaç ve eczacılık terimlerine ilişkin kaynaklarda Türkçe karşılık bulunması konusunda görülen eksikliğin giderilmesine katkı sağlayacağına inandığını ifade eden Kaçalin, sözlüğün çalışma grubunda yer alan 11 öğretim üyesinin çabalarıyla hazırlandığını ve yaklaşık 12 yılda tamamlandığını söyledi. 12 BİN TERİM VAR Kaçalin, sözlükte 12 bin terimin tanımları ve yönlendirmelerinin mevcut olduğuna işaret etti. Çalışmada birçok yabancı terime Türk dilinin kurallarına uyan yeni karışılıklar türetilirken, terimlerin Türkçe karşılıklarının kullanılmasına öncelik tanındığını anlatan Kaçalin, ancak kavram karışıklığına engel olmak için dile yerleşmiş, kökeni yabancı olan terimlere de yer verildiğini belirtti. Kaçalin, sözlüğün hazırlanış tekniği, düzenlenişi ve bütün eczacılık bilim alanlarını içermesi nedeniyle alanında 'ilk ve tek çalışma' olduğunu kaydetti. SÖZLÜKTEKİ İLGİNÇ TANIMLAR İlaç ve eczacılıkla ilgili terimlere pek çok yeni Türkçe karşılığın bulunduğu çalışmada, günlük yaşamda sıkça kullanan kelimelere bulunan ilginç karşılıklar dikkat çekiyor. 'By-pass'ın 'köprüleme-aşırtma', 'check-up'ın 'tambakı', dedektörün 'ararbulur', dezenfeksiyonun 'bulaş savma' olarak isimlendirildiği sözlükte, 'efervesan-suda eriyen tablet' yerine 'fışırdayan', 'endoskop' yerine 'içgöreç' gibi karşılıklar kullanılıyor. Sözlükte, bazı tıp terimleri için belirlenen yeni karşılıkar ise şöyle: 'Biseksüel: Erdişi, Anksiyete: Kaygı, Aerosol: Püskürtü, Andropoz: Yaş Dönümü, Antidot: Ağugideren, Antienflamatuvar: Yangıgiderir, Atrofi: Körelme, Dejenerasyon: Yozlaşma, Depresyon: Çökkünlük, Deterjan: Kirgideren, Deodorant: Kokugideren, Diyaforetik: Terletici, Endoskop: İçgöreç, Fistül: Akarca, Filobotomi: Hacamat, Greft: Yama, Parfümeri: Itriyat, Migren: Yarım Baş Ağrısı, Nüks: Depreşme, Refleks: Tepke, Sendrom: Belirge, Halusinasyon: Varsanım, Uğunma: Katılma Nöbeti, Akut : İvegen, Kronik: Süregen, Benign: İyicil, Malign: Kötücül, Pürülan: İrinli, Radyoaktif: Işınetkin, Nazal: Burundan, Ürtiker: Dobaz, Makyöz: Düzgüncü-Yüzyapan, Grip: Paçavra Hastalığı, Ülser: Karha, Kürtaj : Kazıma, Dışkı: Kazurat, Epilasyon: Kılsızlaştırma, Traş Bıçağı: Kılkeser, Prospektüs: Tanıtmalık, Mazoşist: Özezer, Kabızlık: Peklik, Diş taşı: Kefeki, Prezervatif: Kaput, Korse: Sargaç, Diyare: Sürgün-Amel, Anestezi: Uyuşturum, Enjeksiyon: Şırıngalama, Radyasyon: Işıma, Prematüre: Yarımca, Agresif: Yayılgan, Astım: Yelpik, Epilepsi: Tutarık, Lokal Anestezi: Yerel Duyum Yitimi' AA
Facebook 'Ötekilerin Postası'nı 9. Kez Kapattı!
Yurttaş gazeteciliği yapan Ötekilerin Postası'nın Facebook'taki hesabı bir kez daha kapatıldı.Ünlü sosyal paylaşım sitesi Facebook, yurttaş gazeteciliği ve kolektif habercilik mottosuyla paylaşımlarda bulunan Ötekilerin Postası hesabını dokuzuncu kez kapattı. Geçtiğimiz aylarda Gezi eylemleri, üniversite protestoları ve yerel seçimler öncesinde de kapatılan Ötekilerin Postası, yeni Facebook sayfalarını Twitter üzerinden duyurma yoluna gitti. Daha önce ‘pornografik içerik‘ gibi nedenler öne sürülerek kapatılan hesabın bu kez neden engellendiğine dair Facebook’tan açıklama yapılmadı. 'BU KURGU İKİ SENEDİR DEVAM EDİYOR' Genellikle Kürt hareketi ve kadın haberleri nedeniyle nedeniyle şikayet aldığı belirtilen Ötekilerin Postası’nın websitesinden bir açıklama yapılarak, “Günde yüzbinlerce okuma oranlarına geldiğimiz an sayfa tekrar tekrar kapatılıyor. Kapatılır kapatılmaz da sahte sayfalardan ‘itibar kaybetmemiz’ için yayınlar yapılıyor açıkça bazı siyasi görüşler öne çıkarılarak toplumun diğer ötekilerinin tepki göstermesi hedefleniyor. Bu kurgu yaklaşık 2 senedir devam ediyor” denildi. ÖTEKİLERİN PORSTASI SUSTURULAMAZ ‘Dokuzuncu köyünden de kovulan‘ Ötekilerin Postası 10′uncu Facebook hesabını Twitter üzerinden duyururken, ‘Ötekilerin Postası Susturulamaz’ şeklinde başlatılan kampanyayla Facebook’un uyguladığı sansür protesto edildi.haberfx
Reklam
Ankara'da Yolcu Otobüsü Devrildi, 42 Yaralı
Ayaş ilçesinde yolcu otobüsünün devrilmesi sonucu ilk belirlemelere göre 42 kişi yaralandı Ankara'dan Nallıhan ilçesine giden Kemal Gür yönetimindeki 06 NAZ 48 plakalı yolcu otobüsü, Ayaş-Beypazarı karayolu birinci kilometredeki Sanayi kavşağında, yağış nedeniyle kayganlaşan yolda devrildi. Kazada, ilk belirlemelere göre 42 kişi yaralandı. Yaralılar, Ayaş Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Durum ağır olan 2'si çocuk 5 kişi, ilk müdahalenin ardından Ankara'daki hastanelere sevk edildi. Sabah
Harry Potter Serisi Hakkında Bilmeniz Gereken 50 Bilgi
etiket
Harry Potter dünyada en çok takipçisi olan serilerden biri. Kitapları, filmleri bitmesine rağmen popülerliğinden hiçbir şey kaybetmiyor. Bu galeride seriyle ilgili pek bilinmeyenleri okuyacaksınız. Fakat tabi ki biliyor olabilirsiniz!
Reklam
'Neymiş, 3 Dil Biliyormuş, Tercüman mı Arıyoruz?'
Erdoğan: Hitler Almanya’da nasıl ari bir ırk oluşturmak istediyse İsrail devleti de orada aynı hedefin peşinden koşuyor Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Tayyip Erdoğan, muhalefetin adayı Ekmeleddin İhsanoğlu'nu eleştirerek, 'Neymiş profesörmüş neymiş 3 dil biliyormuş yahu biz tercüman mı arıyoruz. Tercüman arıyorsak çok. 3 dil –bilen de var 5 dil bilen de var. Ben işte tercümanlarla götürüyorum işi' dedi. Tayyip Erdoğan, Maltepe Etkinlik Alanı'ndaki konuşmasına İstiklâl Marşı'nın 10 kıtasını okuyarak başladı. Erdoğan daha önce İstiklal Marşı'ndan okuduğu bir kıtanın Mehmet Akif Ersoy'un 'Çanakkele şehitleri' şiirine ait olduğunu söyleyen muhalefetin Cumhurbaşkanı adayıEkmeleddin İhsanoğlu'nu eleştirmişti. Erdoğan'ın konuşmasının satırbaşları şöyle: Bugün anlamlı bir gün Allah sizlerden razı olsun. buradan yayılan umudu Rabbim inşallah daha çoğaltsın. Rabbim burada inşallah diyenlerin yüzü suyu hürmetine duaları kabul etsin. Bugün biz burada sadece miting yapmıyoruz. Buradan, Iraklı, Suriyeli, Mısırlı, Myanmarlı, Filistinli kardeşlerimize 'biz buradayız' diye sesleniyoruz. Buradan Gazze'nin çocuklarına mazlumlarına selam gönderiyoruz. Biz işte buradayız Gazze, öfkemizle yanan yüreğimizle buradayız. Elimizle, yapamıyorsak dilimizle gönlümüzle buğz etme görevimizi yerine getirmek için buradayız Gazze. 100 yıl önce askerimizi Şucaiye'den çektik ama gönlümüz yarısı orada Gazze... Önce Osmanlıyı parçaladılar. Sonra da Filistin için ağır ağır zulüm başladı. Şu anda orada yaşayan Filistinlilere de tahammülleri yok. istiyorlar ki onlar da sürgüne gitsinler.‘Hitler'in yapmak istediğinibugün İsrail yapıyor’ Hitler Almanya’da nasıl ari bir ırk oluşturmak istediyse İsrail devleti de orada aynı hedefin peşinden koşuyor. Türk ABD dostluk grubu bana mektup yazıp güya beni tehdit ediyor.‘Cevaplarını alacaklar’ Aynı şekilde yazılı cevabını alacaklar o ayrı ama ben buradan sesleniyorum: kadınları öldürüyorlar ki Filistinli doğurmasınlar, bebekleri öldürüyorlar ki büyümesinler, erkekleri öldürüyorlar ki vatanlarını savunmasınlar. Öldürdükçe daha da korkacaklar. Kan akıttıkça akıttıkları kanda boğulacaklar. Gün gelecek zulümlerinin hesabını mutlaka verecekler. Orada 10 tane gazeteci öldürüldü. Ey uluslar arası basın Filistin’de öldürülen gazetecileri neden görmüyorsunuz. Ey Kılıçdaroğlu Ey Bahçeli sizin gidecek yeriniz var mı? Şimdi de yanınıza ithal bir monşer aldınız. Kılıçdaroğlu İsrail’de basın özgür diyordun. 10 gazeteci öldürüldü. Neden susuyorsun. Şu anda bizim ekiplerimiz Gazze’de. Irak’ta, Suriye’de insani yardımlarla oradalar.Çekoslovakya mı kaldı? Ne diyeyim, profesör, profesör! Bugün yeni bir şey daha söylemiş. ‘Ben edebiyatçıyım, bu işleri iyi bilirim diyor.’ Hazırsanız bir de onu gösterelim. Yahya Kemal’in ‘Süleymaniye’de bayram namazı’ diye bir şiiri yok. ‘Süleymaniye’de bayram sabahı’ diye bir şiiri var. Görüyorsunuz dersini iyi çalışmamış. Çıkmış, “Çekoslovakya devlet başkanı benim arkadaşım” diyor. Ya böyle bir devlet mi kaldı? 21 sene oldu. Yarın da çıkıp Yugoslavya derse, Sovyetler Birliği derse ona da şaşırmayın. Daha seçime bir hafta var, monşerde sigortalar attı. Bu partilerin üst yönetimleri ne olursa olsun, tabanlarında samimi insanlar. Bu insanlar bunu hak etmiyor. İdeolojik oy kullanmayalım. Bu zat siyasetin s’sini bilmez. Daha baştan gaf yaptı. ‘O makamda siyaset yapılmaz’ dedi. İnanıyorum CHP’ye gönül verenler de MHP’ye oy verenler de 10 Ağustos’ta bunun hesabını soracaktır. Pensilvanya, holding medyası getirdiler bu zatı halkın önüne koydular. 40 günde siyasetçi olunmaz. İnanıyorum ki İstanbul bir hafta sonra bu çakma adaya dersini sandıkta verecektir.'İstanbul bir kez daha tamam inşallah  İstanbul bir kez daha tamam inşallah. İstanbul tamam ise inanıyorum ki 80 vilayet de tamam inşallah. Biz bu yola kutlu bir şehirden çıktık. İstanbul kutlu başlangıçların yani fetihlerin ve Fatiha’nın şehridir. İstanbul her zaman bizim rehberimiz, ışığımız oldu. Bize kılavuz oldu. İstanbul Türkiye’nin de dünyanın da özüdür, özetidir. Hiçbir zaman makamların, mevkilerin, rütbelerin peşinde koşmadık. Çünkü biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik. Siyasi mücadelemiz boyunca ben diyenlerden olmadık, biz dedik. Biz milletin aşk ateşinde yanmak için, kavrulmak için yola çıktık. Ben milletimle hemhal olmuşum, sizin zindanınız bana ne yapar? Biz hakka ve halka teslim olmuşuz. Sizin manşetleriniz bize işlemez. Sizin kurşunlarınız, sizin suikast planlarınız, sizin darağacı işaretleriniz bize işlemez.” T24
Alkol Oranı En Yüksek İçkiler
Alkol tüketenler, bazen içkinin tadını değil de içeriğindeki alkol miktarını göz önüne alabiliyor. İçkilerin dışında yazan alkol oranları genellikle içkinin içerisindeki saf alkol oranını gösteriyor. Bazen %5 gibi küçük miktarlardan başlayan bu oran %40’lara ve daha fazla seviyelere çıkabiliyor. Bu seviyeler normal kabul edilse de çok spesifik örneklerle karşılaşmak da mümkün. Alkol oranı %75’lere çıkan içkiler bulmak mümkün. Son derece sert olan bu içkilerden bazılarının satışı ülkemizde yasak olabiliyor. Peki alkol oranı en yüksek içkiler hangileri? İşte detaylar…
Pek Bilinmiyor Ama Türkiye'de...
Rize'nin Çayeli ilçesindeki Ağaran Şelalesi'nde yöre halkı, şelalenin döküldüğü uçurumun üst kısmındaki küçük göletlerde yüzerek hem serinliyor hem de adeta 'jakuzi keyfi' yapıyor. İlçe merkezine 12 kilometre mesafedeki Ağaran Şelalesi, pek fazla bilinmese de yöre halkının yanı sıra son zamanlarda yerli ve yabancı turistlerin de ilgisini çekiyor. Şelaleye gelen turistlerin büyük çoğunluğu şelalenin çevresindeki doğal ortamda zaman geçirirken, bir kısmı da şelalenin döküldüğü uçurumun üst kısmına çıkarak, burada suyun kayaları aşındırmasıyla oluşan doğal göletlerde yüzmeyi tercih ediyor. Oldukça tehlikeli olmasına rağmen şelalenin üst kısmındaki doğal göletlerde, çağlayarak çıkan suda yüzerek serinleme imkanı bulan turistler, yüksek olduğu için buradan manzaranın da tadını çıkartıyor. Göletlerde yüzerek serinleyenlerden Hüseyin Öztürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 'Buraya gelenler genellikle şelalenin döküldüğü ön kısmı görüyor fakat şelale yakınında bir yürüme parkuru var. Bu parkuru takip ettiğiniz zaman şelalenin başlangıç noktasını ve saklı bir cenneti görebilirsiniz. Biz de bu cenneti tamamen şans eseri bulduk' dedi. Arkadaşları ile şelalenin üst kısmındaki göletlere yüzmeye geldiklerini belirten Öztürk, 'Şelaleye gelince hem trekking yapıyoruz hem de yüzüyoruz. Yani birkaç sporu aynı anda yapabilme şansına sahipsiniz. Burası Çayeli için büyük bir lütuf, jakuzi gibi. Birçok insan burayı bilmiyor. Herkese burayı görmesini tavsiye ediyorum. Mükemmel bir yer' diye konuştu. Milliyet
Reklam
Kayıp İmam Suriye'ye Cihada mı Gitti?
Çanakkale'nin Bayramiç ilçesine bağlı Kaykılar köyünün imamı 24 yaşındaki Tahsin Baykara, izne çıktıktan sonra kayıplara karıştıÇanakkale'deki bir köyde imamlık yapan Tahsin Baykara izinden dönmeyince, köy muhtarı durumu müftülüğe bildirdi. İzinde memleketine de gitmediği anlaşılan imamın Suriye'de savaşmaya gittiği iddia ediliyor. İlk görev yeri olan Kaykılar köyüne 1 yıl önce atanan imam Tahsin Baykara, Ramazan öncesi köylülere, izine ayrıldığını ve memleketi Adana'ya gideceğini söyledi. Baykara, aradan 1 ay geçmesine rağmen izinden dönmedi. Memleketine gitmediği öğrenilen Baykara'nın Özgür Suriye Ordusu'na katıldığı iddia ediliyor. Kaykılar Köyü Muhtarı Halil Avcı , durumu, Bayramiç Müftülüğü'ne bildirdi. İddialar üzerine yetkililer, Baykara'nın yerinin belirlenmesi için çalışma başlattı. Baykara ile izne ayrıldığı gün Çanakkale'ye kadar birlikte gittiklerini söyleyen köyün eski muhtarı Mehmet Bilgin , 'Bana izninde memleketine gideceğini söyledi. Daha sonra annesi beni arayıp, oğlunun nerede olduğunu sordu. Ben de Adana'ya memleketi gittiğini söyledim. Ancak imam Baykara'nın savaşmak için Suriye'ye gittiği konuşuluyor' dedi. İmam Tahsin Baykara'nın Gebze'de yaşayan kız kardeşinin, bir imamın eşini arayıp kardeşinin Suriye'de eğitim kampında olduğunu, eğitimi tamamlayınca savaşa katılacağını söylediği öğrenildi. İmam Tahsin Baykara'nın sosyal paylaşım sitesindeki profil resmine asker fotosu koyması dikkat çekti. Baykara'nın, 'Adana'da imamlık yapıp Suriyeli mazlumlara için çaba sarf etmeyen hele de genç cami görevlilerine sesleniyorum. Gidin atın lan kendinizi taş köprüden aşağıya, siz ayakta dolaşan leşlersiniz' yazısını paylaştığı görüldü.T24
Bahçeli TRT'yi Eleştirince, Canlı Yayından Alındı
MHP Genel başkanı Devlet Bahçeli TRT'yi cumhurbaşkanı adaylarına eşit süre ayırmadığı için eleştiriken TRT yayını kesti.MHP Genel başkanı Devlet Bahçeli Afyonkarahisar’ın Çay ilçesinde halka seslendi. Bahçeli burada yaptığı konuşmada TRT’nin Cumhurbaşkanı adaylarına eşit süre ayırmamasından şikayet etti. TRT’nin patronunun millet olduğunu belirten Devlet Bahçeli, “Ama sabahtan akşama kadar TRT Recep Tayyip Erdoğan propagandası yapar 500 saati ona, 5 saati bir adaya, 7 saati diğer adaya ayırır ise burada millet artık patron olmaktan çıkmış aday Erdoğan patron olmuş, TRT ona hizmet ediyor demektir” diye konuştu. Bahçeli’nin bu sözlerinin hemen ardından konuşmayı canlı yayınlayan TRT haber kanalı yayını kesti. İnternethaber
Bir Yıldız Kaydı Kimsenin Haberi Olmadı!
Yeşilçam’ın birçok ünlü filminde rol almış Mustafa Suphi Baltacı’yı dün hayatını kaybetti. Baltacı bugün Kırkpınar’da toprağa verildi. radikal.com.tr’de yer alan habere göre; Yeşilçam’ın önemli filmlerinde oynamış Mustafa Suphi Baltacı hayatını kaybetti. Baltacı bugün Edirne’nin Kırkpınar ilçesinde sessiz sedasız toprağa verildi. Baltacı’nın ölüm haberi sadece sadibey.com olmak üzere bazı sinema siteleri dışında haber dahi olmadı. Yani bir yıldız kaydı, kimsenin haberi dahi olmadı… Baltacı sinama tarihinde önemli sayılan şu filmlerde rol almıştı: Kuşatma, Yoksul, Azap, Fikrimin İnce Gülü, Gölet, Japon İşi, Kiracı, Yolun Sonundaki Karanlık, Aşka Vakit Yok, Bıçkın, Can Borcu, Yedi Uyuyanlar, Öğretmen, İnatçı, Fazilet, Zehir Hafiye, Kiraz Çiçek Açıyor, Seni Seviyorum Rosa, Arayış, İstanbul Kanatlarımın Altında, Böcek, Yara.İMCTV
Reklam
İnsan Vücudunu Şeffaflaştırmanın Yolu Bulundu
Bilim insanları doku ve organları şeffaf hale getirebilen bir yöntem keşfettiKemirgenler üzerinde araştırmalar yapan uzmanlar insan vücudunun tamamını şeffaf hale getirmenin yolunu buldular. Cell adlı bilim dergisinde yayınlanan araştırma bulgularına göre bu hiç bir dokuyu zedelemeden vücuttaki önemli organlar ve bağlantıları görmeyi sağlayan bir yöntem olarak kullanılabilir. BBC Türkçe’de yer alan habere göre, bilim insanları bu sayede her bir organın bir diğeriyle ilişkisinin görsel olarak daha iyi anlaşılabileceğini ve 'yeni nesil' tedavi yöntemlerinin yolunun açılabileceğini belirtiyor. Bu yöntemin virüslerin ve kanserli hücrelerin dokulara ne kadar yayıldığını saptamakta da kullanılabileceği kaydediliyor. Bilim insanları neredeyse yüz yıldır, organların içini görebilmek için yöntemler geliştirmeye çalışıyor. Fakat kullanılan tekniklerin çoğu dokulara zarar verdiğinden bu konudaki tıbbi deneyler sürdürülemiyor. Hücrelerde bulunan yağlı lipid molekülleri hafif ışınları kırarak dokuların arkasının görünmesini engelleyebiliyor. Fakat onları çözelten süreçler de organları çevreleyen dokuları temel bir yapısal doku malzemesinden yoksun bırakarak incelenen dokunun şekilsiz bir kütleye dönüşmesine sebep olabiliyor. İşte son araştırmayı yapan California Institute of Technology (California Teknoloji Enstitüsü) uzmanları buldukları teknikle 'Biyoloğun rüyasını' gerçek kılmayı başardıklarını söylüyorlar. Daha önce yapılmış çalışmalardan da yararlanan ekip üç aşamalı bir teknik geliştirmiş: - Yumuşak plastiğe benzer bir ağla dokulara destek sağlanıyor - Ardından kana karıştırılan moleküler bir deterjan lipidleri eriterek organları şeffaf hale getiriyor - En önemli bağlantıları görebilmek için kullanılan sıvıya iz sürmeyi sağlayacak boyalar ya da işaretlenmiş moleküller karıştırılabilir. Bu yöntemi kemirgenler üzerinde deneyen araştırmacılar hayvanların böbrek, kalp, akciğer ve bağırsakları gibi tek tek organlarını üç günde, tüm vücutlarını ise iki hafta içinde temizlemeyi başarmışlar. Ayrıca kanser hastalarından alınan örnekler üzerinde aynı yöntemle yaptıkları denemeler hastalığın ne kadar yayıldığını görmelerini sağlamış. Fakat yöntem şu ana kadar yaşayan bir organizma üzerinde denenmemiş. Bütün deneyler sadece öldürülmüş fareler ve ameliyatlar sırasında insanlardan alınan parçalar üzerinde yapılmış. Bilim insanları bu yöntemin gelecekte uzun sinir dokularının beyinden vücudun diğer yerlerine tam olarak nasıl ulaştığından tutun da farklı virüslerin hangi dokuların neresinde saklandığını haritalamaya varana kadar bir çok farklı amaçla kullanılabileceğini söylüyor. Araştırma ekibi şimdi diğer bilim insanlarıyla işbirliği yaparak demanslı hastaların beyin dokularını incelemeye hazırlanıyor. Bu örnekleri, sağlıklı doku örnekleriyle karşılaştırarak, hücre yapıları ve sayılarındaki potansiyel farklılıkları daha önce mümkün olmadığı kadar detaylı bir şekilde görebileceklerini düşünüyorlar.T24
Ölürsek Beraber Ölelim Diye Ailece Tek Odada Uyuyorlardı...
'Ailenin diğer 12 üyesiyle birlikte tek bir odada oturursun, çünkü evin en güvenli yeri burası diye düşünmektesiniz. Tek tek hepsinin yüzündeki korkuyu, endişeyi, gerilimi görürsün...' Gazze'de yaşayan mimarlık öğrencisi Yaqeen Alghoul, bu mektupla dünyaya seslendikten 3 gün sonra, bu sabah İsrail'in hava saldırısında amcası dahil ailesinden 9 kişiyi yitirdi. Yaqeen'in annesi 'Ölürsek birlikte ölelim' diye bombardımanlarda bütün ailenin aynı odada uyuduğunu söylüyordu. Son bombardımanda, 3 hafta önce doğan ikiz bebeklerden Mustafa öldü, İbrahim kurtuldu.  Yaqeen Alghoul, 19 yaşında. Gazzeli bir ailenin kızı. Mimarlık bölümünde okuyor. Belgeselci ve eleştirmen Necati Sönmez, beş sene evvel Gazze’ye Dökme Kurşun Operasyonu’nun hemen ertesinde Gazze’ye gittiğinde Alghoul ailesiyle tanıştı. 1 hafta boyunca evlerinde misafir oldu. 7 Temmuz’dan bu yana devam eden İsrail’in Gazze’ye yönelik hava saldırısı ve kara harekatı esnasında elektrik ve internet bağlantısının onay verdiği ölçüde aileyle bağlantısını devam ettirdi . Sönmez, 3 gün evvel dünyanın nüfus yoğunluğu en yüksek bölgelerinden Gazze’de, her an tepesine inecek bir bombayı bekleyerek yaşamanın ‘nasıl bir şey olduğunu’ merak edenler için Yaqeen Alghoul’un şu mektubunu facebook sayfasında paylaştı. “Burada, Gazze’de... Ailenin diğer 12 üyesiyle beraber tek bir odada oturursun, çünkü evin en emniyetli yeri burası diye düşünmektesiniz. Tek tek tamamının yüzündeki korkuyu, endişeyi, gerilimi görürsün... Kendi eviniz çatışma mevkisinde olduğundan dolayı , bir okulun hiç bir sınıfında hayatını sürdürmeye başlarsınız. Önceliklerinizi tekrardan düzenler ve en çok fazla neye ihtiyacınız olduğunu, nasıl tedarik edeceğinizi düşünürsünüz; yiyecek, su, giyim eşyası ya da üzerine uzanıp yatacak bir şey... Sonra da, en azından sığınacak boş bir sınıf bulduğunuza şükredersiniz. Sonuçta, yemek yiyor, oturuyor, gülüyor, yürüyor, oynuyor ve uyuyor olursun... fakat her an ölebilirsin de! Filistin halkımla gurur duyuyorum; bu korkunç ve sadist düşmana göğüs germe yürekliliğini gösterdiği için. İnsanlığın, çocukluğun ve barışın düşmanına... Herkese iletmek istediğim mesaj kısaca şu: Yanımızda olma güvenini göstermenizi bekliyoruz. Bu savaşı bitirmek için yardımınıza ihtiyacımız var. Bunun için sesinizi hükümetlerinize duyurmanız lazım gelir !” Sönmez, gün içerisinde ise “Üç gün evvel mektubunu paylaştığım Yaqeen, bu sabah İsrail ordusunun Gazze’nin güneyindeki Refah’a saldırısında amcasını ve onun tüm ailesini, eşi, 4 çocuğu ve 3 torunuyla yekün dokuz kişiyi kaybetti” diye belirtti . Saldırıda Yaqeen’in amcası Wael Alghoul’un 3 hafta evvel doğan ikizlerinden Mustafa vefat etti , İbrahim kurtuldu. İsrail’in ‘Koruyucu Hat’ operasyonu çerçevesinde Gazze’ye 7 Temmuz’dan beri düzenlediği saldırılarda 398’i çocuk 1720 Filistinli’nin yaşamını kaybetti, dokuz bin 125 kişi yara aldı . Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra yaralıların % 35’ten fazlası sakat kalacağını belirtti . İsrail savaş uçakları bu sabah Gazze’nin güneyindeki Refah kenti ve Cibaliya Mülteci Kampı’na hava saldırısı düzenledi. Uluslararası haber ajansı AP, Alghoul ailesinin kaybını bu fotoğrafla dünyaya açıkladı . GAZZE’NİN YARASI  İsrail’in İkinci Aralık 2008’de başlattığı ‘Dökme Kurşun’ operasyonunda da Filistinli yetkililerin verilerine göre 410’u çocuk 1436 Filistinli vefat etti , beş bin 400’den çok kişi de yaralanmıştı. Sönmez’in Alghoul ailesiyle tanışması da bu döneme denk geldi. “‘Dökme Kurşun’ operasyonu ertesinde uluslararası bir heyetle beraber Gazze’ye gittiğimde, 1 hafta boyunca evlerine misafir olmuştum. Gazeteci ablasıyla beraber bir de belgesel yapmıştık, ‘Gazze’nin Yarası’ adıyla. Annenin bir sözü aklımdan çıkmıyor: “Gece hepimiz aynı odada yatıyorduk, ki ölürsek hep beraber ölelim diye” demişti 2009’daki bombardıman için. Arada sırada Yaqeen’le yazışıyor, aile hakkında veri (bilgi) almaya çalışıyorum. Sınıra yakın olduğundan dolayı eski evlerinden taşınmışlar ve son üç haftada tam üç ev değiştirmişler.” Sönmez’in Asmaa Alghoul ile beraber hazırlamış olduğu Türkiye -Filistin ortak yapımı ‘Gazze’nin Yarası’, İkinci ’inci Uluslararası İstanbul Film Festivali programında İstanbul’da gösterilmişti. Belgeselde aynı aileden 32 kişiye mezar olan bir evde annesinin ölümüne tanık olan bir kadın, evi yerle bir olunca naylon barakada normal hayatını sürdürmeye çalışan bir aile, oğlunun kurşun yarasını iğne iplikle diken bir anne, dehşet günlerini atölyesine kapanarak eline önceki her tür malzemeyle resmetmeye çalışan bir ressam-heykeltıraş ve bu kıyameti haberleştiren genç bir gazete muhabirinin gözüyle Gazze anlatılmıştı. Arcaajans/AkitHaberEMEL ALPTEKİN/Radikal
Reklam
Çin'de Deprem: En Az 150 Ölü
Çin’in güneybatısındaki Yunnan eyaletinde yaşanan, 6.3 şiddetindeki depremde en az 150 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı.Çin resmi haber ajansı Xinhua’nın verdiği bilgilere göre; Yunnan’a bağlı Longtoushan şehri merkezli gerçekleşen depremde bazı binalar çöktü, elektrik ve haberleşme hatları da zarar gördü. Kurtarma ekiplerinin gönderildiği bölgede ilk belirlemelere göre, en az 150 kişi hayatını kaybetti.  REUTERS/Zete
Penelope Cruz ve Javier Bardem'e, Jon Voight'ten Sert Tepki
İsrail’in Filistine yönelik saldırılarını soykırım diye niteleyen Hollwood’un İspanyol çifti Penelope Cruz ve Javier Bardem’e Angelina Jolie’nin babası Oscar ödüllü aktör Jon Voight’den ağır bir tepki geldi.ABD’de yayınlanan Variety ve The Hollywood’a “Cahiller “ başlıklı bir mektup gönderen Jon Voight, İspanyol çifte ve İspanyollara yönelik sert ifadeler kullandı. Voight “Benim adım Jon Voight” başlığı ile kaleme aldığı yazısında, Penelope Cruz ve Javier Bardem’in antisemist ifadeler kullanarak yazdığı mektubun kendisinde büyük acı yarattığını ve onlara karşı kızgınlıktan da öte duygular taşımaya başladığını söyleyen Voight, “Dua edinki Amerika gibi demokratik bir ülkede yaşayarak üne kavuşup zengin oldunuz. Aynı şeyi, Suriye’de, İran’da, Lübnan’da yapabilir miydiniz?” dedi. Jon Voight, “Ortadoğu’nun tek demokratik ülkesi olan İsrail’i korumak yerine onu aşağılamayı seçtiniz, bu davranışınızdan dolayı utanmalısınız, sözlerinizi geri alarak İsrail halkından özür dilemelisiniz” dedi. Voight’in sözlerine geniş yer veren İspanyol medyası ise Oscarlı aktöre ateş püskürdü. Esas cahilin Voight olduğunu savunan gazeteler İspanyol halkının Filistin’in yanında olduğunu hatırlattılar. Penelope Cruz ve Javier Bardem ise Jon Voight’a yönelik henüz bir açıklama yapmadı.Zete
Erdoğan İçin Maltepe ve Çevresinde Uçuş Yasaklandı
Başbakan Erdoğan'ın miting yapacağı Maltepe ve çevresi VFR olarak adlandırılan uçuşlara kapatıldıYayınlanan NOTAM* ile bugün Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Tayyip Erdoğan 'ın miting yapacağı Maltepe ve çevresi VFR olarak adlandırılan görerek uçuşlara kapatıldı Radikal'de yer alan habere göre bugüne kadar mitinglerini Kazlıçeşme ve Yenikapı meydanlarında yapan Erdoğan, denizin doldurularak inşa edildiği Maltepe Meydanı'nda ilk kez miting yapacak. Bu nedenle Maltepe ve çevresinde uçuş yasağı uygulanmaya başlandı. Kokpit.aero’nun haberine göre SHGM tarafından yayımlanan NOTAM ile, İstanbul 'da Maltepe ilçesi üzeri 0 feet'ten başlayıp 19 bin 500 feet'e kadar VFR yani görerek uçuşlar yasaklandı. Sabah 05.30'da başlayan NOTAM, gün batımı yanı 20.50'ye kadar geçerli. Bu yasak ile Erdoğan'n cumhurbaşkanlığı seçim mitingi yapacağı miting alanı ve çevresinde devlete ait hava araçları hariç bir hava aracı VFR uçuş gerçekleştiremeyecek. Pilotlar uçuşları öncesinde uçacakları bölge ve havalimanları ile ilgili NOTAM'ları almak ve bilgiye sahip olarak uçmak zorundalar. Bu konuda özel yayın yapan www.notamtr.com sitesi, çok sayıda NOTAM'ı haritalı ve bilgi notları ile pilotlara sunuyor. NOTAM Notice To AirMan, (NOTAM) Hava sahası veya havalimanları hakkında bilgilendirme ya da uyarıda bulunmak amacı ile yayınlanan bir bültendir.T24
'Bir Lira da Beş Lira da Olsa Hesabıma Yardımlarınızı Yapın'
Cumhurbaşkanı adayı Tayyip Erdoğan , Köşk adayları için açılan bağış hesaplarına ilişkin, 'Bankalara gidip desteklerinizi yatırdınız mı? Bir lira da beş lira da on lira da olsa… Mesele ben bu olayın içinde varım bunu demek. Para filan miktarı önemli değil. Ama ben de varım bu çok önemli' dedi. Cumhurbaşkanlığı yolundaki rakiplerinden Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu'na seslenen Erdoğan, 'Sana da yazıklar olsun seni aday gösterenlere de yazıklar olsun. Senin her yerin profesör olsa ne yazar ya. Bir de çıkıyor inkar ediyor. Her şey kayıtlarda var. Ben Çarkçı Kemal'i tanımıştım ama şimdi bir de çarkçı Ekmel çıktı' ifadelerini kullandı. Erdoğan, seçim çalışmaları kapsamında Kocaeli'nde halka hitap etti. Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle Sana da yazıklar olsun seni aday gösterenlere de yazıklar olsun. Senin her yerin profesör olsa ne yazar ya. Bir de çıkıyor inkar ediyor. Her şey kayıtlarda var. Ben Çarkçı Kemal'i tanımıştım ama şimdi bir de çarkçı Ekmel çıktı. Dün çıkmış kendi aklında bize üslup dersi vermeye çalışıyor. Önce sen ahlak sahibi ol sen. Eğer o konuda bir tecrüben varsa, kapasiten varsa, git o dersi seni aday yapan Kılıçdaroğlu'na ve sabah akşam küfreden Bahçeli'ye ver. Tabi ben eminim ki Kılıçdaroğlu da Bahçeli de bin pişman ama yapacakları bir şey yok. Şimdi İstanbul Edirnekapı Şehitliği'nde Mehmet Akif Ersoy'un kabrini ziyaretini bir izleyelim. Sonra da bunu inkar ediyor. Ben diyor iyi bir edebiyatçıyım. Edebiyatı iyi bilirim diyor. Arkadaşlar hazırsanız bir de onu koyun. Konuştukça batıyor. Süleymaniye’de bayram namazı değil Ekmel, Süleymaniye’de bayram sabahı. Hale bak ya, pot üstüne pot kırıyor. Kılavuzu karga olanın nokta nokta… Şimdi ben CHP’ye gönül veren kardeşlerime sesleniyorum. Böyle bir adam cumhurbaşkanı olabilir mi ya? Böyle bir adam ey MHP’ye gönül veren kardeşlerim cumhurbaşkanı olabilir mi ya? Konuştukça batıyor. İnanıyorum ki CHP tabanından MHP tabanından bu adaya oy çıkmaz. Kocaeli bu monşere hiç yüz vermez. Bugün buradan İstanbul’a geçiyoruz. Tarihi mitingimizi yapacağız. Maltepe’de yeni meydanda, bir milyon 250 bin metrekarelik alanda yapacağız. 23 Mart’ta buradan seslendiniz Yenikapı’da tarihi bir miting yaptınız. Bugün de buradan haykıracağız. Bankalara gidip desteklerinizi yatırdınız mı? Bir lira da beş lira da on lira da olsa… Mesele ben bu olayın içinde varım bunu demek. Para filan miktarı önemli değil. Ama ben de varım bu çok önemli. Rehavet yok sandığa gidiyoruz. Tatil planlarımızı erteliyoruz. Tatilde olanları çağırıyoruz. Bu tarihi olayı asla ıskalamıyoruz. Cumhur, halk ilk kez cumhurbaşkanını seçiyor, tarih yazıyor tarih. Yurt dışında yaşayıp da Türkiye’de tatil yapan kardeşime uyarı yapmak istiyoruz. Biz oy verme imkanını sağlarken, gümrükte oy verme işlemini de değiştirdik. Eskiden sadece giriş ve çıkışta oy kullanılıyordu. Şimdi 10 Ağustos’a kadar isteyen istediği zaman belirlenen 44 gümrük kapısından istediğinde oy kullanabilir. Antalya’da tatil mi yapıyor, gider havaalanında kullanabilir. Tatiline devam edebilir.T 24
Reklam