onedio
En İyi Bitiş Cümlesine Sahip 100 Roman
Bir romanın ilk cümlesi, okurun o kitapla ilişkisini belirleyebilir. İlk cümlenin ilginç olması, merak uyandırması, içtenliği ya da çekiciliği romanın okunurluğunu artırabilir. Bu yüzden ilk cümleler önemlidir. Romanların son cümleleri de önemlidir. Okur, kitabı elinden bıraktığında aklında o son cümle yankılanır. Hatta son cümleyi birkaç kez okuma gereksinimi duyabilir. Romanı okuma süreci sona ermiştir ve o son cümle kalmıştır elinde. Bir vedadır. Yazar okura, okur kitaba veda eder. Ve iyi bir veda da iyi bir veda cümlesinden geçer. Notosoloji’de daha önce en iyi başlangıç cümlelerine yer vermiştik. Bu kez en iyi bitiş cümlelerinden bir seçki sunuyoruz. En iyi bitiş cümlelerine sahip romanların tam listesine de yer veriyoruz. Belki bu romanlara bir de böyle bakmak istersiniz. Böylece ilerlemeyi sürdürüyoruz: durmaksızın geriye fırlatılıp dursa da, akıntıya karşı yol alan tekneler. • F. Scott Fitzgerald, Muhteşem Gatsby (1925) … Genç bir kızken ben de bir Dağ çiçeğiydim orada evet saçıma Endülüslü kızların taktığı gibi takınca ya da kırmızı mı taksam evet ve nasıl öpmüştü beni Mağribi surunun altında ben de dedim ki bu da olur bir başkası daha iyi olacak değil ya sonra gözlerimle tekrar sormasını istedim evet sonra ister misin diye sordu evet ne olur evet de dağ çiçeğim dedi önce sarıldım ona evet ve onu kendime çektim göğüslerime dokunsun diye safi parfüm evet kalbi deliler gibi çarpıyordu evet dedim evet isterim Evet. • James Joyce, Ulysses (1922; çeviri Armağan Ekici) Büyük Birader’i çok seviyordu. – George Orwell, 1984 (1949; çeviri Celâl Üster) Bugüne dek yaptığım iyi, en iyi şey bu. Yakında kavuşacağım huzurun bugüne dek yaşadıklarımın en iyisi olacağını biliyorum. • Charles Dickens, İki Şehrin Hikâyesi (1859) Ruhu yavaşça bayılır gibi oldu işitince karın hafifçe yağdığını evren boyunca ve yağdığını hafifçe, nihai sonlarının inişi gibi, bütün yaşayanların ve ölülerin üstüne. • James Joyce, Dublinliler (1914; çeviri Murat Belge) Ki bu da seninle benim paylaşabileceğimiz tek ölümsüzlük olabilir, Lolita’m benim. • Vladimir Nabokov, Lolita (1955; çeviri Fatih Özgüven) “Bir dakika,” diyorsun sen, “Italo Calvino’nun Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu romanını nerdeyse bitiriyorum.” • Italo Calvino, Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu (1979; çeviri Ülker İnce) Vah Bartleby! Vah insanlık! • Herman Melville, Kâtip Bartleby (1853; çeviri Yusuf Eradam) Son satıra gelmeden önce, o odadan bir daha çıkamayacağını anlamış bulunuyordu. Çünkü elyazmalarında Aureliano Babilonia’nın şifreleri çözdüğü anda aynalar (ya da seraplar) kentinin rüzgârla savrulup yok olacağı, insanların anılarından silineceği ve yazılanların evrenin başlangıcından sonuna dek bir daha yinelenmeyeceği yazıyordu. Çünkü yüzyıllık yalnızlığa mahkûm edilen soyların, yeryüzünde ikinci bir deney fırsatları olmazdı. • Gabriel García Márquez, Yüzyıllık Yalnızlık (1967; çeviri Seçkin Selvi) Ya işte böyle, Amerika’da günbatımı olunca bazen nehrin kenarındaki yıkık iskeleye oturur, New Jersey’nin üstünde göz alabildiğine uzanan gökyüzünü seyreder, inanılmayacak kadar büyük bir tümsek halinde Batı Kıyısına doğru yuvarlanan o toy toprakların, başını alıp giden yolların ve sonsuzlukta oturup hayal kuran insanların varlığını hissederim, derim ki Iowa’da çocuklar ağlıyordur şimdi, ağlamalarına izin verilen yerde, o gece gökte yıldız olmayacaktır, Tanrı bir Paf Puf Ayı’dır orada, bilmez misiniz, akşam yıldızı çayırın üstüne ölgün ışıklarını dökmektedir, az sonra esaslı bir gece çökecektir, dünyayı kutsayan, bütün nehirleri karartan, tepeleri sarıp sarmalayan, son kıyıyı da kapayan gece, ve kimse kimseye ne olacağını bilmeyecektir, yaşlanmanın çaresiz sefaletinden başka, işte o zaman Dean Moriarty gelir aklıma, ardından ihtiyar Dean Moriarty, bulamadığımız baba, ve gene Dean Moriarty. • Jack Kerouac, Yolda (1957; çeviri Can Kantarcı) Sen böylece Hıristiyanlık görevini yerine getirmiş, seni sevmeyene iyi nasihat vermiş olursun; ben de yazdıklarının meyvesini bütünüyle, istediği şekilde toplamış ilk kişi olmak şerefine erişirim; çünkü benim tek isteğim, şövalye kitaplarının uydurma, saçma öykülerini, insanların gözünden düşürmekti; benim gerçek Don Quijote’min öyküleri sayesinde tökezlemeye başladılar bile; hiç şüphe yok, sonunda yere kapaklanacaklar. • Miguel de Cervantes, Don Quixote (1605; çeviri Roza Hakmen) Sonra her şey yok oldu birden. Ve denizin alabildiğine geniş kefeni, başladı dalgalanmaya beş bin yıl önce dalgalandığı gibi. • Herman Melville, Moby•Dick (1851; çeviri Sabahattin Eyuboğlu, Mina Urgan) Sonunda, bu küçük kardeşin nasıl büyüyüp ileride kendisi gibi bir kadın olacağını düşündü. Nasıl daha olgun yaşlarda da, çocukluk çağının o saf ve sevgi dolu kalbini taşıyacağını, nasıl çevresine başka küçükleri toplayıp, onların uyanık gözlerini garip masallarla (belki de yıllar önceki Harikalar Ülkesi düşüyle) parlatacağını; kendi küçüklüğünü ve o mutlu yaz günlerini anımsayarak nasıl onların çocuk dertleriyle dertlenip çocuk sevinçleriyle sevineceğini düşündü. • Lewis Carroll, Alice Harikalar Diyarında (1865) Her şey tamam olsun, kendimi pek yalnız hissetmeyeyim diye, benim için artık, idam günümde bir sürü seyirci bulunmasını ve beni nefret çığlıklarıyla karşılamalarını dilemekten başka bir şey kalmıyordu. • Albert Camus, Yabancı (1942; çeviri Samih Tiryakioğlu) Evet beni çiğneyecekler, sayılar üzerimden geçecek bir iki üç, dört yüz milyon beş yüz altı, beni sessiz toz zerrelerine çevirecekler, tıpkı zaman içinde oğlum olmayan oğlumu, onun oğlu olmayan oğlunu ve onun oğlu olmayan oğlunu ezip geçecekleri gibi, ta ki bin birinci nesle kadar ta ki bin bir geceyarısı korkunç yetilerini dağıtana ve bin bir çocuk ölene kadar çünkü geceyarısı çocuklarının ayrıcalıkları ve lanetleri çağlarının hem efendileri hem de kurbanları olmaktır, kendilerinden vazgeçip kalabalıkların imha edici girdabına çekilmek ve yaşarken bulamadıkları huzuru ölürken de bulamamaktır. • Salman Rushdie, Geceyarısı Çocukları (1981; çeviri Aslı Biçen) Durgun gökyüzü altında mezarların etrafında şöyle bir gezindim. Fundalarla çançiçekleri aracında uçuşan pervanelere baktım. Çimenler arasında soluk alan usul rüzgârı dinledim, “insan nasıl olur da bu güzel yerde uyuyanların uykularında rahat bulmadıklarını düşünür?” diye şaşırdım. • Emily Brontë, Uğultulu Tepeler (1847; çeviri Feyza Erbatur) Dışarıdaki hayvanlar, bir domuzdan bir insana, bir insandan bir domuza, gene bir domuzdan tekrar bir insana baktılar. Fakat hangisinin domuz, hangisinin insan olduğunu bilmek imkânı kalmamıştı. • George Orwell, Hayvan Çiftliği (1945; çeviri Halide Edip Adıvar) Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra. • J. D. Salinger, Çavdar Tarlasında Çocuklar (1951; çeviri Coşkun Yerli) Hastaneden ayrıldım ve yağmurun altında otele doğru yürüdüm. • Ernest Hemingway, Silahlara Veda (1929) Yaşlı adam düşünde aslanları görüyordu. • Ernest Hemingway, Yaşlı Adam ve Deniz (1952; çeviri Yaşar Anday) O zamanlar ki hayatımızı oluşturan, birbirine bitişik izlenimlerin ince bir dilimidirler; belirli bir görüntünün hatırası, belirli bir ânın özleminden ibarettir ve evler, yollar, caddeler de, heyhat, seneler gibi uçup giderler. • Marcel Proust, Swann’ların Tarafı (1913; Roza Hakmen) Ama burada, yeni bir hikâye,bir adamın derece derece yenileşmesinin, yavaş yavaş yeniden hayat buluşunun, bir dünyadan başka bir dünyaya geçişinin, şu ana kadar hiç bilmediği yeni bir gerçekle tanışmasının hikâyesi başlıyor. Bu yeni bir eserin konusu olabilir. Ama bizim şimdiki hikâyemiz burada bitiyor. • Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza (1866; çeviri Hasan Âli Ediz) En İyi Bitiş Cümlesine Sahip 100 Roman 1 Samuel Beckett, Adlandırılamayan (1953) 2 Ralph Ellison, Görülmeyen Adam (1952) 3 F. Scott Fitzgerald, Muhteşem Gatsby (1925) 4 James Joyce, Ulysses (1922) 5 Mark Twain, Huckleberry Finn (1885) 6 Ernest Hemingway, Güneş de Doğar (1926) 7 George Orwell, 1984 (1949) 8 Charles Dickens, İki Şehrin Hikâyesi (1859) 9 Joseph Conrad, Karanlığın Yüreği (1902) 10 Virginia Woolf, Deniz Feneri (1927) 11 James Joyce, Dublinliler (1914) 12 Vladimir Nabokov, Lolita (1955) 13 Italo Calvino, Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu (1979) 14 Herman Melville, Kâtip Bartleby (1853) 15 Gabriel García Márquez, Yüzyıllık Yalnızlık (1967) 16 Samuel Beckett, Molloy (1951) 17 Jack Kerouac, Yolda (1957) 18 William Faulkner, Abşalom, Abşalom! (1936) 19 Laurence Sterne, Tristram Shandy (1759–1767) 20 Miguel de Cervantes, Don Quixote (1605) 21 Kurt Vonnegut, Kedi Beşiği (1963) 22 William H. Gass, Willie Masters’ Lonesome Wife (1968) 23 Theodore Dreiser, Sister Carrie (1900) 24 Russell Banks, Continental Drift (1985) 25 Herman Melville, Moby•Dick (1851) 26 Joseph Heller, Madde 22 (1961) 27 Walter Abish, Ne Kadar Alman (1980) 28 Lewis Carroll, Alice Harikalar Diyarında (1865) 29 George Eliot, Middlemarch (1871–72) 30 Mary Shelley, Frankenstein (1818) 31 Thomas Pynchon, Gravity’s Rainbow (1973) 32 Jane Austen, Emma (1816) 33 Don DeLillo, The Names (1982) 34 Albert Camus, Veba (1947) 35 J. M. Coetzee, Barbarları Beklerken (1980) 36 Franz Kafka, Dava (1925) 37 Richard Brautigan, Amerika’da Alabalık Avı (1967) 38 Albert Camus, Yabancı (1942) 39 Salman Rushdie, Geceyarısı Çocukları (1981) 40 Thomas Pynchon, The Crying of Lot 49 (1965) 41 Emily Brontë, Uğultulu Tepeler (1847) 42 James Joyce, Finnegans Wake (1939) 43 Saul Bellow, The Adventures of Augie March (1953) 44 Don DeLillo, Beyaz Gürültü (1985) 45 Margaret Atwood, Damızlık Kızın Öyküsü (1986) 46 Toni Morrison, Sula (1973) 47 Charles Dickens, Noel Şarkısı (1843) 48 William S. Burroughs, Çıplak Şölen (1959) 49 George Orwell, Hayvan Çiftliği (1945) 50 John Gardner, Grendel (1971) 51 William Gaddis, J R (1975) 53 J. G. Ballard, Çarpışma (1973) 54 Willa Cather, My Ántonia (1918) 55 Robert Penn Warren, All the King’s Men (1946) 56 Edith Wharton, Keyif Evi (1905) 57 Voltaire, Candide ya da İyimserlik (1759) 58 William H. Gaddis, The Recognitions (1955) 59 James Joyce, Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi (1916) 60 Kurt Vonnegut, Mezbaha No:5 (1969) 61 Toni Morrison, Song of Solomon (1977) 62 Raymond Chandler, The Long Goodbye (1953) 63 John Barth, “Dünyazatname” Masal Masal İçinde (1972) 64 Ernest Hemingway, Silahlara Veda (1929) 65 Gertrude Stein, A Novel of Thank You (1958) 66 A. A. Milne, The House at Pooh Corner (1928) 67 Robert Coover, The Public Burning (1977) 68 Richard Brautigan, A Confederate General from Big Sur (1964) 69 Flannery O’Connor, Wise Blood (1952) 70 Richard Wright, Native Son (1940) 71 Patrick White, The Tree of Man (1955) 72 Ernest Hemingway, Yaşlı Adam ve Deniz (1952) 73 Malcolm Lowry, Yanardağın Altında (1947) 74 Richard Powers, Prisoner’s Dilemma (1988) 75 Henry James, The Wings of the Dove (1902) 76 Kathy Acker, Don Quixote (1986) 77 Margaret Mitchell, Gone with the Wind (1936) 78 Cormac McCarthy, Blood Meridian (1985) 79 Roberto Bolaño, By Night in Chile (2000) 80 Graham Greene, Sessiz Amerikalı (1956) 81 Margaret Atwood, Cat’s Eye (1988) 82 John Updike, Tavşan Kaç (1960) 83 Marcel Proust, Swann’ların Tarafı (1913) 84 William T. Vollmann, You Bright and Risen Angels (1987) 85 Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza (1866) 86 Brian Evenson, The Open Curtain (2006) 87 John Hawkes, Second Skin (1964) 88 William Faulkner, Döşeğimde Ölürken (1930) 89 Ronald Sukenick, Out (1973) 90 Gilbert Sorrentino, Mulligan Stew (1979) 91 William Makepeace Thackeray, Gurur Dünyası (Vanity Fair) (1847–48) 92 James Crumley, The Final Country (2001) 93 John Barth, The End of the Road (1958) 94 Carlos Fuentes, Christopher Unborn (1987) 95 Mark Harris, Bang the Drum Slowly (1956) 96 James Weldon Johnson, The Autobiography of an Ex •Coloured Man (1912) 97 Kate Chopin, Uyanış (1899) 98 Philip Roth, Sabbath’s Theater (1995) 99 Zora Neale Hurston, Tanrıya Bakıyorlardı (1937) 100 Terry Southern, Mason Hoffenberg, Candy (1958) Amerikan Book Review | Notosoloji
Küçük Muharrem'in Ölümünde Sorumlu Bulunamadı...
Van’da yollar karla kaplı olduğu için ailesi tarafından hastaneye götürülemeyerek üç yaşında yaşamını yitiren Muharrem Taş’ın ölümünde sorumlu bulunamadı...Tolga Şardan bugün Milliyet’teki köşesinde soruşturmaya izin verilmeyen valilik kararının dayandırıldığı ön inceleme raporundaki çarpıcı ayrıntıları yazdı.Valilik, küçük Muharrem’in ölümüyle ilgili görevi ihmal gerekçesiyle yapılan soruşturmada, haklarında soruşturma yapılan devlet memurlarıyla ilgili “soruşturma izni verilmesine gerek olmadığı” görüşüne vardı. Tepki çeken bu karar yargı kararıyla kalktı ve soruşturma yolu açıldı. Soruşturma izni vermeyen Vali Aydın Nezih Doğan’ın imzasını taşıyan bu kararın alınmasına esas olan “ön inceleme raporu”nda oldukça çarpıcı bilgilere yer veriliyor. ‘Direkt 112’yi arayabilir’ Soruşturmacı olarak görevlendirilen Van Vali yardımcısı Sabri Uzun ile İl Sağlık Müdür yardımcısı Hamit Karataş’ın hazırladığı ön inceleme raporunda, 112 Komuta Kontrol Merkezi’nde görevli 4 hekim, 112 Çağrı Karşılayıcı 4 görevli, 2 jandarma personeli ve İl Özel İdaresi Yol Ekipleri Şantiye Şefi olan bir kişiyle ilgili değerlendirmeler yer aldı. İki soruşturmacı raporda, durumu şöyle irdeliyor: Çeli mezrasında yaşayan baba, Yalınca köyünde yaşayan akrabasını arayıp çoçuğunun hasta olduğunu bildiriyor. Oysa 112’yi direkt arayabilir. Geçici köy korucusu olan akraba, telefonla karakol komutanını arıyor, Direkt 112’yi arayabilir. Yalınca J. Karakolunda görevli Uzman Kürşat, 01.02.2014’de saat 18.39’da 112’yi arıyor, hasta çocuk olduğunu söyleyip, ‘yollar kapalı paletli araç var mı?’ diyor. Hasta yakınının telefonunu vermesinin istenmesine ve buna ‘tamam’ şeklinde yanıt vermesine rağmen, 112’ye geri dönmüyor. Mezra yolunu açtırmaya gayret ediyor. Gerek korucu Enver Taşar’ı, gerekse sonradan kendilerine ulaşan baba Abdulvahap Taş’ı 112’ye yönlendirdiği halde her ikisi de 112’yi aramıyor. 18.39’daki çağrıyı alan görevli ATT Bahar Aksoy, uzman jandarmanın dönmemesi üzerine tekrar karakolu aramıyor. Doktor ve çalışma arkadaşlarına bu telefondan hiç bahsetmiyor. Vakaya ilişkin yeterli bilgiye sahip olmadığından ve çağrı karşılamanın yoğunluğu nedeniyle kayıt açamıyor. Jandarma ise şahısları 112’yi aramaları yönünde bilgilendirdiği için ‘nasılsa ararlar’ diye 112’yi tekrar aramıyor. ‘Sıradan vaka sanılıyor’ Baba, 19.40’da akrabasından aldığı telefonla Yalınca J. Karakolu’nu arıyor. Uzman çavuşa açıklamada bulunuyor ve bekliyor. Uzman çavuş kendisini 112’ye yönlendirdiği halde ve hat olmadığı durumda dahi arayabileceği halde “inatla” aramıyor. Baba, karakolu, Yalınca’daki akrabasını, Van merkezde ikamet eden kardeşlerini arıyor, ancak 112’yi aramayı bir türlü aklına getirmiyor. Amca, yeğeninin Çeli’de 02.02.2014’te saat 02.00’de öldüğünü bildiği halde, hasta varmış gibi 112’yi saat 03.51’de arıyor. ATT Bahar, bu vakayla ilgili saat 18.39’da kendisini jandarmanın aradığını doktor ve çalışma arkadaşlarına söylemediği ve sistemden kayıt açmadığı için diğer aramalarda hassasiyet oluşmuyor. Dr. Ülkü, önceki 112 aramalarından haberi olmadığı için hassas davranamıyor, olayı sıradan vaka gibi algılıyor ve talebi karşılıklı sitemle reddediyor. Bu tespitler sonrasında, soruşturmacıların raporlarındaki netice ve kanaat bölümü ise özetle şöyle: Sorumlu bulunamadı“İhbarla ilgili yapılan ön incelemede, iddia edildiği gibi, sorumlu kurumların görevlerini ihmal etmedikleri... Abdülvahap Taş’ın 112’yi hiç aramadığı, kaldı ki, arasaydı bile bugüne kadar dikkatlerden kaçırılan en önemli husus Muharrem Taş’ın 18.30 sıralarında hastalandığı, ve 02.00 sıralarında ex olduğu gerçeğidir. Yani, yardım talebinden yedi buçuk saat sonra ex oluyor. Varsayalım ki; Abdülvahap Taş, Enver Taşar yerine 112 KKM’yi aramış olsun, 112 durum değerlendirmesi yaptıktan sonra yani yolun kapalı oluşunu ve yer yer iki metre karın olduğu o coğrafyada yolun çok kolay açılamayacağı ve paletli ambulansla da ulaşımın mümkün olmadığı gerçeği ile karşı karşıya kalacaktı ve askeri helikopter seçeneğini denemek zorunda kalacaktı. Olumsuz hava şartlarından dolayı helikopter kalkamayacaktı ki, mecburen karla mücadele ekiplerini de devreye sokarak kar paletli ambulanslarla ulaşmak seçeneği denemek zorunda kalarak ki ertesi akşam saatlerinde ancak varılabilecekti. Fakat Taş’ın 112’yi aramamış olması bu şansını da ortadan kaldırmıştır...” Öksürükle başlayan hastalık sonrasında küçük Muharrem’in yaşamını yitirmesine neden olan süreç ve sonrası resmi raporlarda böyle yer alıyor. Sonuç bölümü “olasılıklar” üzerine hazırlanan ön inceleme raporunda devlet görevlileri sorumlu bulunamadı, ya kamu vicdanında? Umarız yargı kararıyla açılan soruşturmadan, kamu vicdanını tatmin eden sonuçlar çıkar.Tolga Şardan | Milliyet
Reklam
Minik Kız Cenazede Dirildi
Filipinler'de rahatsızlandıktan sonra kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren küçük bir kız çocuğu, cenaze hazırlıkları sırasında hayata döndü. Zamboanga del Sur kentinde geçtiğimiz hafta 1.5 - 2 yaşlarındaki minik bir kız çocuğu, ateşlenince babası tarafından en yakın hastaneye götürüldü. Burada tedaviye alınan kız çocuğunun Cumartesi sabahı yaşamını yitirdiği belirtildi. Ailesi tarafından teslim alınan minik kızın cenazesi için kilisede tören hazırlıkları yapılmaya başlandı. Hazırlıklar sırasında bir komşu kadın, küçük kızın bedenini düzeltmek için tabutun kapağını kaldırdığında ilginç bir olayla karşılaştı. Kızın hareket ettiğini fark edince hemen ailesine haber verdi. Babası tarafından tabuttan çıkarılan minik kız, hemen hastaneye götürülerek tedaviye alındı.Babanın bebeği tabuttan çıkardığı görüntüler, kilisede bulunan bir kişi tarafından saniye saniye cep telefonuyla görüntülendi.
Reklam
Türk Siyasetine Damga Vuran Hangi Lidersin?
etiket
Onlar yıllar yılı sandıkları patlattılar, adlarını tarihe kazıdılar. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü'nden, çiftçinin 'Kara Gün Dostu' olan Ofis'e, şehirlerin kenar mahallelerinden, kıyı şeritlerinin en güzel yerlerine kadar hayatın her alanına damgalarını vurdular. Vaatleri, programları, kavgaları, davaları milyonların kaderini belirledi. Şimdi sıra sende, meydanlar seni bekliyor, hangi lidersin?
Reklam
Unkapanı'ndaki Tarihi Su Kemeri Restoran Oluyor
Bizans ve Osmanlı dönemlerinde kentin önemli su yollarından biri olan Bozdoğan Su Kemeri restore edilip üzerine yürüyüş yolu, seyir terası ve restoran yapılacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı proje Anıtlar Kurulu’nda onay bekliyor. İstanbul’un önemli simgelerinden biri olan Su Kemeri’nin tahrip edilmesine en büyük tepki Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Kahraman’dan geldi. Kemerin seyir terası olabilmesi için bu anıt esere yeni ekler ve uygulamalar yapılması gerektiğini hatırlatan Kahraman, “Bizans döneminden kalmış yapıyı bu şekilde bozmaya gerek yok.” diyor. Kemer üzerinde yapılması planlanan seyir terası ve restoran projesinin kültürel mirası koruma değil, tahrip amaçlı olduğunu söyleyen Kahraman, “Kemerin seyir terası amaçlı turizme açılmasından sonra burada ticari amaçlı işletmeler de yapılacaktır.” ifadelerini kullanıyor. Bozdoğan Su Kemeri, halihazırda İstanbulluların seyir mekânlarından biri. Değnekçilerin kontrolü altındaki kemere çıkmak isteyen vatandaşlar, bölgedeki kaçak merdivenleri kullanıyor. Manzarayı seyretmek isteyenler, değnekçilere 1 lira ödüyor, turistlerde ise rakam 5 liraya çıkıyor. Ücret karşılığı merdivenden çıkan vatandaşlar, hatıra fotoğrafı çektirerek sosyal medyada paylaşıyor. Kemerin üzerine çıkan vatandaşlardan biri, “Merdivenden tırmanarak ipe tutunup kemere çıkış oldukça zorlu. Ancak yukarıda izlediğimiz manzara buna değiyor.” diye konuşuyor. Hiçbir koruma önleminin bulunmadığı kemerin üstünde birçok taşın da yola düşme tehlikesi var. Daha önce 921 metre uzunluğundaki kemere çıkışları engelleyecek herhangi bir düzeneği bulunmuyordu. Seyir terası projesi planıyla birlikte Bozdoğan Su Kemeri’ne iniş çıkışların demir tellerle kapatıldığı görüldü. Yurt | Zaman
Reklam
Hak Ettiği Değeri Görememiş 30 Türk Sanatçı ve Şarkıları
etiket
Listenin adı hak ettiği değeri görememiş Türk sanatçılar ve şarkıları olsa da aslında 30 ilginç grup ve sanatçı ismi de olabilirdi orası ayrı. Hayranı olduğunuz o nice gruplara bin basabilecek bu liste aslında kimilerimiz tarafından sır gibi saklandı, çok bilinmesin istendi çünkü bilirsiniz güzel şeyleri paylaşmak zordur. Ama sizler için bu listeyi derledik ve hak ettikleri değerleri bulmaları umuduyla paylaşıyoruz. Gelin kimler var birlikte bakalım.
Reklam
Mars'taki Kanallar Sıvı Suyla Oluşmadı
Mars Yörünge Kaşifi (MRO) tarafından ilk kez 2010'da görüntülenen ve sıvı suyun etkisiyle oluşmuş olabileceği belirtilen kanalların, kuru buz etkisiyle ortaya çıktığı belirlendi. NASA, görüntülerini ilk kez Mart ayında açıkladığı su kanallarına ait yapıların sıvı suyla değil, kuru buz etkisiyle oluştuğunu açıkladı. Yeni analizler, Mars'ın yüzeyindeki su kanallarının karbon dioksitin mevsimsel olarak donmasıyla belirdiğini destekledi. Icarus dergisinde yayımlanan araştırmada yer alan ABD Jeolojik Araştırmalar Astrojeoloji Bilim Merkezi'nden Colin Dundas, 'Yaklaşık beş yıl önce Mars'taki kanalların sıvı su etkisiyle oluştuğunu düşündük... Yaptığımız daha fazla gözlemle kanalların zaman içindeki oluşumu ve değişimini inceledik. Sonuçlar, bu hareketliliğin kışın gerçekleştiğini gösterdi' bilgisini verdi. Bilim insanları Mars'ta su kanallarına ait izleri ilk kez 2000'li yıllarda elde etmiş ve Kızıl Gezegen'de sıvı su bulunma ihtimali heyecan yaratmıştı. Su buharı ve donmuş halde su içerse de, Mars'ın yaşamın kaynağı olduğu kabul edilen sıvı halde suya sahip olduğu henüz kanıtlanmadı. Dundas ve meslektaşları, MRO'nun HiRISE kamerasıyla 2006'dan bu yana üzerinde gözlem yapılan 356 su kanalı yapısına ait fotoğrafları inceledi. İncelenen su kanallarının 38'i, tortu birikimi ve kanallarda genişleme gibi aktif hareketlilik gösterdi. Oluşumların öncesi ve sonrasına ait fotoğrafları analiz eden Dundas ve ekibi, değişimlerin karbondioksitin donduğu kış mevsiminde yaşandığı sonucuna vardı. Kısaca, Mars'taki sıcaklık değişimleriyle sıvı suyun ortaya çıktığı düşüncesi doğrulanamamış oldu. Kuru buz olarak adlandırılan donmuş karbondioksit, Dünya'da doğal olarak bulunmasa da Kızıl Gezegen'de bolca bulunuyor. Su kanallarındaki hareketliliğin, kuru buzun gaz haline geçmesi veya eğimli yüzeylerde biriken tortunun akmasından kaynaklandığı düşünülüyor. Dundas, 'Mars'taki kanalların Dünya'da eşi bulunmayan bir gözlem imkanı sunduğunu' söylerken, araştırmada yer alan NASA Jet İtiş Gücü Laboratuvarı'ndan (JPL) Serine Diniega, 'MRO gibi uzun süreli gözlemler yapan uzay araçları sayesinde belli yüzeyler üzerinde sürekli gözlem yapabiliyoruz' diyerek gelecekte daha fazla bilgi sahibi olacaklarını ifade etti. Kaynak: Al Jazeera
Dünya Basını Messi'nin Ödül Almasına 'Skandal' Dedi
FIFA'nın finali kaybeden Messi'yi mutlu etmek için Altın Top Ödülü'nü yıldız futbolcuya verdiği öne sürüldü.Dünya Kupası finalinin ardından, bireysel ödüller de sahiplerini buldu. Lionel Messi , Dünya Kupası'nda gösterdiği performansla en iyi oyuncuya verilen Altın Top Ödülü'ne layık görülürken tartışmaları da beraberinde getirdi.Başta İspanyol basını olmak üzere pek çok ülkede Messi’nin, Altın Top Ödülü’nü almasını “skandal” olarak değerlendirdi. Hürriyet'te yer alan habere göre, FIFA’nın finali kaybeden Messi’yi mutlu etmek için böyle bir karar aldığı öne sürülürken, sosyal medyada da insanların tepkisi farklı değildi. Alman kaleci Neuer, Altın Eldiven Ödülü'ne layık görüldü. En İyi Genç Oyuncu ödülü Fransız Paul Pogba'ya giderken, Altın Ayakkabı'nın sahibi ise Kolombiyalı futbolcu James Rodriguez oldu. Ancak Altın Top Ödülü anons edildiğinde ise büyük bir şaşkınlık yaşandı. Herkes Müller yada James Rodriguez’in bu ödülü kucaklayacağını sanıyordu ancak kazanan Messi oldu. Grup maçlarında takımı adına 4 gol ve 1 asistle oynayan Messi, sonraki karşılaşmalarda beklentinin altında kaldı. Özellikle finalde çok şey beklenen Messi, takımının mağlubiyetine engel olamadığı gibi etkisiz futboluyla da dikkat çekti.T24
Dosya: Dünya Kupası'nın Brezilya'ya Getirdikleri ve Götürdükleri
12 Haziran ile 13 Temmuz tarihleri arasında Brezilya’da düzenlenen FIFA Futbol Dünya Kupası için bir yandan 9 milyar Avro harcama ve yatırım yapılırken, bir taraftan da organizasyonun ülke genelinde ekonomik ve sosyal anlamda beklenmedik sonuçları oldu.  Brezilya’da düzenlenen ve şimdiye kadarki en pahalı turnuva olarak futbol tarihindeki yerini alacak olan 2014 Dünya Kupası, gerek aleyhine yapılan gösterilerde çıkan olaylar, gerekse de uğruna harcanan yüksek meblağlar nedeniyle, uzun bir süre daha Brezilya gündemini meşgul edecek gibi görünüyor.
Reklam