'Seçimde Elektrik Kesilmemesi İçin Tedbir Alındı mı?'
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Cumhurbaşkanlığı seçiminde elektrik kesintilerini önlemek için alınan tedbirlerle ilgili Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.Tanrıkulu soru önergesinde, 'Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi elektrik kesintisi olmaması için alınan tedbirler nelerdir?' sorusunu sordu. Tanrıkulu, soru önergesinde şunları kaydetti: 'Aşağıdaki sorularımın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 1- 10-24 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi elektrik kesintisi olmaması için alınan tedbirler nelerdir? 2- 30 Mart 2014 Yerel Seçimleri esnasında gerçekleşen elektrik kesintileri ile ilgili ihmali olan sorumlular hakkında soruşturma açılmış mıdır? 3- Açıldıysa soruşturmanın güncel durumu nedir? 4 10-24 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi elektrik kesintilerini önlemek için kaç ilde bakım-onarım yapılmıştır ve tedbir alınmıştır? 5- 10-24 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi tedbir amaçlı kaç bakım-onarım personeli görevlendirilmiştir? 6- 2013 yılında Türkiye’de illere göre gerçekleşen elektrik kesintileri ve sebepleri nelerdir? 7- Elektrik trafolarının bakım-onarım süresi ne kadardır? DHA
Yeşili Bitirip Keli Bıraktılar
ANTALYA'nın Finike İlçesi'ne bağlı Alacadağ ve Gökçeyaka köylerindeki Kızılcık Yaylası'nda mermer ve taş ocaklarının yol açtığı doğa tahribatına ilişkin bölgede faaliyet gösteren firmalardan Adalya Mermer, 100 hektarın üzerindeki alandaki çalışmalarını tamamladı. Firmanın, sözleşmeye aykırı olarak alanı rehabilite etmeden terk etmesi nedeniyle köylüler, Orman İşletme Müdürlüğü aleyhine dava açmaya hazırlanıyor. Antalya Kent Konseyi Tüketici Hakları Çalışma Grubu Başkanı Ali Ulvi Büyüknohutçu, bölgedeki Kızılcık Yaylası'nda yaklaşık 8 yıl önce faaliyete başlayan ve 100 hektarın üzerindeki alanda limra taşı çıkartan Adalya Mermer firmasının, yaklaşık 4 ay önce faaliyetini tamamlayıp alanı terk ettiğini söyledi. Firmaların imzaladıkları sözleşmelerde 'Bölgeye eski eğimi verilerek ağaç dikilir' denildiğine dikkat çeken Büyüknohutçu, 'Fakat bırakın toprak getirilip eski eğimin verilmesini, ağaçlandırma bile yapılmıyor. Sözkonusu firma 3.5-4 ay önce alanı Orman'a teslim etti. Ancak görüldüğü gibi hiçbir rehabilitasyon gerçekleştirilmedi. Sanırım girilmesi tehlikeli olacağından dolayı kazı yapılan bölgenin etrafı tel örgüyle çevrildi' dedi. Bölgede benzer mermer ve taş ocağı firmalarınca kazı tamamlandıktan sonra rehabilitasyonu yapılmayan 5-6 alan daha bulunduğunu söyleyen Büyüknohutçu, 'Bunların içinde 6 yılı geçmiş yerler de var ve tek bir ağaç bile dikilmemiş. Alanlar olduğu gibi içler acısı durumda bırakılmış' dedi. İLGİNÇ BİR ÖRNEK Büyüknohutçu, bölgedeki Arif Köyü'nde bir vatandaşın kaynak yaptığı sırada sıçrayan kıvılcımlardan dolayı yangın çıktığını ve yaklaşık 1 dönüm alanın yandığını belirterek, 'Bu olay nedeniyle köylüye Orman idaresi tarafından 180 bin liraya yakın para cezası verildi. Halbuki taş ve mermer ocakları yüzlerce hektar alanları yok ediyor, rehabilatasyonu yapmıyor ama buna ses çıkarılamıyor' diye konuştu. Mehmet ÇINAR/ANTALYA, (DHA)
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Yozlaşmış siyasal iktidarlar, ceplerini doldurmak için çeşitli yöntemlerkullanır: 1) Haraç ve komisyon: Erdoğan TOBB’da yaptığı konuşmada “Paralel Yapı” diye nitelediği Gülen Cemaatiiçin “İşadamlarından haraç alıyorlar” dedi... Bu haberin çıktığı gün, Cumhuriyet, Sabah-atv operasyonu için, AKP iktidarının işadamlarından topladığı haracı, şu satırlarla aktarıyordu: “Havuz Nasıl Doldu: AKP’nin Sabahatv’yi ihale karşılığı işadamlarına aldırarak__yandaş medya oluşturma operasyonu saat saat telefon dinlemelerine takıldı ve 25 Aralık fezlekesine girdi. 
Trabzonspor Kolo Toure ile Anlaştı
Bordo-Mavililer, Liverpool’un Fildişili savunmacısı Kolo Toure ile anlaşma sağladı. Ada ekibine 2 milyon Euro bonservis ödeyecek olan Fırtına, 33 yaşındaki defans oyuncusuna ise bonuslar hariç yıllık 2 milyon Euro ücret verecek. Anlaşma 2 sezonluk olacak. Son dakikada bir pürüz çıkmaması halinde Kolo Toure’nin hafta başında Türkiye’de olması planlanıyor. Teknik direktör Vahid Halilhodziç’in, siyahi yıldızla telefonda görüşerek planlarını aktardığı ve transferin bu görüşme sonrası olumlu şekilde sonuçlandığı öğrenildi.Fanatik
'Gülen Cemaati Onlara Katılmamı İstedi, Reddedince Dinlediler'
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ’ın “Kadınsa o da iffetli olacak. Mahrem namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak, bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak” sözlerine verdiği destekle tartışılan manken Tuğçe Kazaz , “Ben hiçbir zaman, gidip onlara katılmam yönündeki taleplerine karşılık vermedim” diyerek Gülen cemaatinin kendisine yönelttiği katılma teklifini reddettiği gerekçesiyle dinlendiğini öne sürdü. 'Devlet özel hayatıma karışmadığı sürece dinleyebilir' diyen Kazaz, 'Dinleyenler bir açığımı, yanlışımı yakalamaya çalışmışlar belli ki. Ben ortada iyi niyet göremiyorum' ifadelerini kullandı. Hürriyet gazetesinden İpek İzci ’ye konuşan Tuğçe Kazaz, son dönemde sıkça tartışma konusu haline gelen sözleri hakkında açıklama yaptı. İzci’nin sorularını yanıtlayan Kazaz şunları söyledi: Hayatınızın nasıl bir dönemindesiniz? Bir şeyleri daha iyi analiz edip, daha sağlıklı idrak ettiğim bir dönemdeyim. Olaylara daha bütünsel bir pencereden bakıyorum, doğruya doğru, yanlışa yanlış diyorum. Aydınlanma dönemi de diyebiliriz. Sizi bu döneme sokan nedir? Bu noktaya tecrübelerimle geldim. Öğrendiklerim var ama daha bilmediğim de çok. Ben hep doğru insan olmaya çabalıyorum. Sizce doğru insan nasıl biridir? Kendini, insanı seven, hatalarını kabul eden ve değiştirmek için çabalayan biridir. Dürüsttür, çevresine saygısı vardır, ülkesini, milletini sever, insanlarla çıkar, menfaat ilişkisi kurmaz, güven ilişkisi kurmaya çabalar. Nasıl bir ailede büyüdünüz? Çocukluğumun bir bölümü İzmir’de, bir bölümü Ayvalık’ta geçti. Banka memuru anne-babayla orta sınıf, kendilerince doğru bildikleri hayatı doğru yaşamaya çalışan geniş bir ailede büyüdüm. Elite Model Look ve akabinde Miss Turkey’ye katıldıktan sonra siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler okumanız bilinçli bir tercih miydi? Evet, bilinçliydi. Hep diplomat olmak istedim, siyaset çok ilgimi çekiyordu. O yarışmalara girmeden önce üniversite sınavımın tercihlerini belirlemiştim zaten. Bugün şimdi, bu noktada tekrar siyaset konuşuyorum. Modelliği isteyerek mi yaptınız peki? Belli bir süre evet ama istemeden yaptığım zamanlar da oldu. Bir şeye başladığımda onu en iyi noktaya taşımayı hedeflerim. Model olarak İtalya’ya, Fransa’ya, Amerika’ya gitmem, Türkiye’yi temsil etmem milli duygunun bende uyandırdığı bir şeydi. Ya oyunculuk? 2003’te başladım. Bir heves vardı içimde, yapabildiğimi gördüm, kendimi geliştirmeye çalıştım. İşte hâlâ devam ediyorum. Şimdilerde de sıklıkla siyasi konularla gündeme geliyorsunuz, bu sizi rahatsız ediyor mu? Etmiyor, çünkü bu benim tercihim. Bülent Arınç’a destek yazısını kaleme alan, o yazıyı yazmaya tetiklenen benim. Bence bu, her vatandaşın doğru bir açıyla aklının erebileceği bir mesele. Aklı ermediklerinde zaten konuyu devlet ve gerekli şahıslar arasında bırakmalılar. Bugün birtakım davalar ortaya çıkıyor, elimizden geldiğince takip edebiliriz. Oynanan bir oyun var, birçok ülkenin gözü bizim ülkemizin topraklarında. İsim verin. Belli ülkeler işte... Amerika, İngiltere, İsrail ve bunlara hizmet edenler. Her hükümetin kendine göre dış politikaları olmalıdır, bunlara akıl ermez. Evet, vatandaşa şeffaf olunmalıdır ancak her konuda da olunamaz. Çünkü devlet sırrı denilen bir şey var. Yoksa vatandaşın huzuru kaçar. Bir milletin her şeyden önce huzur içinde yaşaması gerekir. Bu noktadan baktığımızda herkes siyasete onun güdümüne girmeden bir bakmalı bence. Zaten siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler okuduğum için bunlara uzak değilim. Ama şunu söylemek isterim: AK Parti’li değilim ve AK Parti’den hiçbir menfaatim yok. CHP’li de değilim. Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz? Bir şeylere bütünsel bakabilen, empati yaparak farklı bakış açılarını görebilen ve bunu siyaset üstü, insani değerlerle yapan biriyim. Hareket olarak sormuştum? Liberal mi, muhafazakâr mı, demokrat mı? Böyle bir ismim yok, ben insanım. Ama faşist değilim. İsim verip ukalalık etmek istemem, söylediğim bir kavram farklı yerlere çekilsin istemiyorum. Sınırlarım neler ona bakıyorum. Sınırlarını bilmek de bence bir özgürlüktür. “Ben o kapitalist sistemin bize öğretmeye çalıştığı özgürlükten geliyorum ve bunun zararını gördüm” demişsiniz. Evet, bu kapitalist sistemin bize getirdiği şey egoist, kendini düşünen, marjinallik ve sıradışılık adına her istediğini yapmayı özgürlük olarak tanımlayan bir sistem. Ama her istediğini yapmak özgürlük demek değildir. Tam tersine sen sorumluluklarını, içinde var olduğun toplumla uyumlu hale getirdiğinde bu senin özgürlüğün olur. Bugün benim önüme, geçmişte yaptığım hataları yani mesela fotoğraflarımı koyuyorlar. Bu benim özgürlüğümü kısıtlamıyor mu? Bizler bugün örfümüze bağlı olmanın geri kafalılık olduğunu düşünüyoruz, bunu bize kim öğretti? Kim? Bu sistem işte. Osmanlı Devleti’nde yoktu bu, Anadolu Selçuklu’da da yoktu. Şimdi oradan buraya uzandığımızda kadının geldiği durum ne kadar doğru? Mutlaka gelişmeler var ve daha iyi durumdayız. Her dönemde medeniyetlerin yanlışlıkları da olmuştur, yoktur diyemeyiz ama bu yeni düzen, dünya oyununun getirdiği bir şey. Bülent Arınç “Kadınlar iffetli olacak, herkesin içinde kahkahalar atmayacak” dedi, siz de yazılı bir açıklamayla destek verdiniz. Bir erkeğin, kadının nasıl olması gerektiği konusunda reçete vermesini nasıl kabul edebiliyorsunuz? Öyle söylenmedi işte o. Konuşmayı açın, bir daha izleyin. Bir kere ortada bir dayatma yok, “Gerekir” demedi. “Nerede o eski kadınlarımız birbirimize baktığımız zaman mahcubiyet duyan” dedi yani masumiyet ve iffetten bahsetti. Bu toplumda eşlerini masadaki çay ılık diye öldüren adamlar var. Yani sokakta kahkaha atması bir kadının öldürülme gerekçesi olarak kullanılabilir. Bunu düşündünüz mü? Ha oraya gidebilir yani olay? Ben oraya gideceğini düşünmüyorum. Sapkın beyinlilerin önüne kimse geçemez ama Bülent Bey’in söylemek istediği o değildi, biliyorum ben. Hiçbir zaman din ve inanç anlamında arayışımı saklamadım. İnandığım doğruyu her zaman savundum, yapım bu. Muhtevasında söylenen şey net: Edep, haya, iffet. Bunlar değerli kavramlar. “Kahkaha atma” demedi ki, söylediği şey şu: “Kadınlık erdemini unutup, cinselliğinle insanlığı cezbedip toplumda bununla yer bulman senin gerçek değerinden uzak.” Şu net anlaşılsın istiyorum: Elbette ben kadınların kendilerini ifade etmelerini, ülke yönetiminde daha çok söz sahibi olmalarını, şiddet görmemelerini istiyorum. Ama kadın bilge, anaç, erdemli, merhametli, inandığının yanında duran ve destekleyen, oturmasını kalkmasını bilen, bulunduğu ortama asaletiyle ışık saçan, edebini adabını bilen, aile kavramına sahip çıkan olmalıdır. Başbakan yardımcısının görevi kadının nasıl olması gerektiğini söylemek mi? Evet, yapmalı. Oturdukları koltuklara karşı sorumlulukları var, halka doğru bildiklerini söylemeliler. Arınç, AK Parti’den diye mi rahatsız olunuyor? Zamanında Atatürk çıksaydı ve böyle bir şey söyleseydi yanlış anlaşılır mıydı? Kimse bir şey dayatmıyor, kimse bana gelip “Kapan” demedi. Bu hükümetin, evet, tasvip etmediğimiz şeyleri olabilir. Ama bir sürü hizmetleri de var. Doğu’da hastaneler, okullar, yollar, Marmaray, metrobüs, hızlı tren, IMF’ye borcun kapatılması, Merkez Bankası rezervlerinin artmış olması, dul kadınlara maaş bağlanması, kız çocukların okutulması, Avrupa ve Amerika krizin pençesindeyken büyüme trendimizdeki yükselişimizin devam etmesi gibi... Doğru olanı görmeyelim mi? Bunlar ne yaparsa yapsın nefret mi edelim? İnsanların rol modeli olarak inandığım şeyi söylüyorum. Ha benden çok bilen mutlaka ki var. Memnuniyetle, otururum konuşurum. Mesela kürtaj yasağını ne yapacağız? Kadının kendi bedeni üzerindeki söz hakkı elinden alındı. Ben yaptırmayı tercih etmem, istemem de... Biz aile mefhumunu kaybettik. Almanya gibi genç nüfusu olmayan bir ülke mi olalım? Bir süre sonra çocuklar gitmiş, yaşlı bir neslin kaldığı bir ülke mi olalım? Kürtaj yasağı gelsin hurra sokağa! Kadının beden hakkı elinden alınıyor sokağa dökülüyoruz ya da Sayın Arınç bir şey diyor hurra hadi kahkaha fotoğrafı gönderelim! Devletle vatandaş arasındaki ilişki bu mu olmalı? Nerede edep? Sokağa dökülüyorsak bu konuşmak, taleplerimizi makul ölçülerde iletmek ve anlaşmak için olmalı. Hangi eyleme katıldınız? Hiçbirine katılmadım, gözlemledim. Dışarıdan nasıl gözlemledin diye soracaksın belki ama gözlemledim, okudum. Kimseye karşı değilim. Terör örgütlerine, 2 bin insanı öldüren İsrail’e karşıyım. Yine Bülent Arınç’a destek verdiğiniz açıklamada “Kadın bir tarladır. Bu yüzden kendini çok kirletmemelidir” dediniz. Ne demek istemiştiniz? Toprak kutsaldır ve toprağı ne kadar korursanız o kadar verim elde edersiniz. Kadın da toprak gibidir. Kadın da tarla gibidir. Ne kadar marjinallik ve sıradışılık adına yaşamazsa ya da kendini korursa o kadar iyi olur. Çünkü kadın bir annedir ve annelerimiz de kutsaldır. Bir annenin de psikolojisi sağlıklı olmalıdır ve ne kadar geçmişinden kirlenmemiş gelirse çocuğu için o kadar verimli olur. Sol elinizdeki alyansı şimdi fark ettim. Evli olduğunuzu bilmiyordum. Evli olsam duyardınız. Manevi bir anlamı var benim için. O zaman çiftlik hayatınızı sorayım. ‘Topluluğum’ dediğiniz kimselerle aynı evi paylaşıyorsunuz. Komün hayatı mı? Bir dönem böyle bir yaşantım oldu ama şu anda yalnızım. Daha kendi ayakları üzerinde durabilen, kendi seçimlerini yapabilen, kendi yolunda ilerleyebilen biriyim. Gereksiz insanlara gereksiz anlamlar yüklemeyelim. Genel başkan yardımcısı olduğunuz Birleşen Eller Yaşam ve Engelliler Derneği’nde neler yapıyorsunuz? Toplum adına bir şeyler yapmak, halkla bütünleşmek için bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Şu anda 74 ilde 260 şubemiz var. Bu sadece engelli derneği de değil. Evet, öncelikli olarak engelli arkadaşlarımızın sorunları için yola çıktık ama çalışmalarımız kimsesiz çocuklar, şiddet gören kadınlar, ihtiyacı olan dul kadınlar, yaşlılar gibi bütün dezavantajlı grupları kapsıyor. Ne yapıyorsunuz tam olarak? Bu tarz sorunları devlet politikası haline getirip onların toplumla barışmasını ve ihtiyaçlarının uzun vadeli karşılanmasını sağlıyoruz. Diyelim ki engelli yakınım var, size geldim. Beni nasıl bir süreç bekliyor? Bize başvuran birinin sorununu bireysel bir sorun olarak değerlendirmiyoruz. Birçok engelli kardeşimiz sıkıntılarını dile getiremiyor. Sorunlarına karşı bürokratik bir çalışma başlatıyor, devletle vatandaş arasında bir köprü görevi görüyoruz. Raporlayıp ilgili bakanlığa mı iletiyorsunuz yani, hiç anlayamadım? Raporluyoruz, proje ekiplerimiz var. Avrupa fonundan, başbakanlığın ya da yerel yönetimlerin çalışmalarına katılıyoruz. Engelliye sandalye vermiyor musunuz yani? Bireysel sorunlara yönelmiyoruz. Siz gelip diyorsunuz ki “Bu soruna devlet neden çözüm bulmuyor?” Bizim önceliğiniz bu oluyor. Proje ekibimiz dosya hazırlıyor. Organizasyon yapıp üç sandalye alalım derdinde değiliz. Var olan sorunları tespit etmeye yönelik devreye girmiş, kişisel çıkarlarından arınmış tamamen topluma hizmet eden kişileriz. Hedefimiz 3 milyon üye. Nasıl buluyor bu insanlar sizi? Biz gidiyoruz onlara, kapılarını çalıyoruz. Haziran ayında verdiğiniz bir söyleşide, 17 Aralık süreciyle ilgili olarak “Eğer operasyon başarılı olsaydı, Türkiye bir yirmi yıl daha geri gidecek, ekonomik olarak büyük bir başarı trendi yakalayan Türkiye baronlar tarafından hortumlanacaktı” demiştiniz. E olmadı, yapamadılar (gülüyor). Sorulması gereken soru şu: Neden Türkiye’nin ekonomik olarak istikrar sağladığı bir dönemde başımıza bu geldi? Yapılan yanlış neyse görülmeli ve oradan çıkılmalı. Mesela ben bu ülkede neden korkuyordum net bir şekilde söyleyeyim: Sorgulamayan nesillerin devamını sağlıyorlar diye çekiniyordum fakat önüme bir fırsat çıktı. Dört yıldır süren lider öğretmen ve yenilikçi lider öğretmen projesi var. Tam da bu noktada incelendiğinde görülecektir ki Adana, İstanbul ve Bursa’da araştıran, sorgulayan ve düşündüğünü özgürce söyleyebilen nesiller yetiştiriliyor. Yani? Bu, korkularımızın yersiz olduğunu göstermez mi? Dini arayış noktasına geldiğimde ben bir dayatmayla karşı kaşıya kaldım mesela. Küçükken bana kimse dini olması gerektiği şekliyle öğretmedi. Bir doğuyorsun ki “Sen Müslümansın” deniyor. Bu sana gelişme sürecinde doğru anlatılmış olsa ne kadar imanı kuvvetli, kendini bilen bir birey haline dönüşürsün. Tabii ters bir etki yaratmadığı sürece; çocukların üzerinde bir baskı yaratıp yanlış yerlere, yanlış inanca inandırmadan... Burada şöyle bir soru da var. Dayatan kim? Devlet mi, aile mi, aydın kesim mi, okuldaki öğretmen mi? Sizce kim? Toplum dayatıyor ama zamanında kendini laik sanan, aydın sanan cahil kesim de bize bunu dayatarak Müslümanlıktan uzaklaştırdı. Eğitim sisteminin de ailenin de hatası var. Bir yaşa geliyorsun “Ben Müslümanım” diyorsun ama Müslümanlık nedir bilmiyorsun. Ben onu öğrenmek yerine farklı bir seçeneğe yöneldim zamanında. Hıristiyanlığı inceledim, bir hak dini olduğunu fakat değiştirildiğini, bana hitap etmediğini gördüğümde Kur’anı Kerim’i incelemeye başladım. Hangi dönemde olursa olsun insanlığa yol gösterici tek kitap olduğunu -anlamadığım birçok noktası hâlâ olmasına rağmen- her okuduğumda tüm benliğime ve hücrelerime kadar hissederek, doğru algılandığında gerçekten ihtiyacımız olanı bize verdiğini gördüm. Bu nedenle kendince samimi bir Müslüman olduğuma inanıyorum. Kaldı ki bu noktada kişinin inancı Allah’la o kişi arasındadır. Bu yüzden kimsenin kimseyi inancından dolayı yargılamaması gerektiğine inanıyorum. Dinlenmeniz konusunu anlatır mısınız biraz? Telefonunuzun teknik takipte olduğunu ne zaman anladınız Bir sabah uyandım, gazete haberine baktım ve bunun belgeleriyle kanıtlandığını gördüğümde çok şaşırdım. 2008-2010 arasında dinlenmişim. Kim tarafından ve neden? Bu beni dinleyenler paralel diye adlandırılan bir grup. Bunun ortaya çıkış amacı ne? Dini bir amaç, sonradan siyasete karışıyor, devletin içinde başka bir devlet kurarak devleti yıkmaya çalışıyor. Sonra 17 Aralık’a geliyoruz, başka saldırılar başlıyor. Ha demek ki bu uzun yıllardır planlı yapılan bir çalışma. Belli ki burada menfaatlerine uymayan bir durum var. Sizi dinlemelerindeki menfaat ne olabilir? Ben hiçbir zaman, gidip onlara katılmam yönündeki taleplerine karşılık vermedim. Gülen cemaati onlara katılmanızı mı istedi? E tabii. Nasıl oldu bu davetler? İnsanlar aracılığıyla. Dinlemek de ne demek, sen devlet misin kardeşim! Devlet neden dinlesin? Devlet özel hayatıma karışmadığı sürece dinleyebilir. Dinleyenler bir açığımı, yanlışımı yakalamaya çalışmışlar belli ki. Ben ortada iyi niyet göremiyorum. Mevcut hükümetle araları iyiyken de cemaate karşı mıydınız peki? O kısmı beni ilgilendirmiyor. Ben bana ve ülkeme verdikleri zararla ilgileniyorum.T 24
Reklam
NATO'dan Ukrayna'ya Dev Askeri Yardım
Rusya’yı “Ukrayna işgali” planlamakla suçlayan NATO Ukrayna’ya yardımı artırdı. Ukrayna ordusuna bugün 4,5 milyon dolarlık askeri ekipman ulaştı. Ukrayna’nın doğusunda Rusya yanlıları ve ordu arasındaki çatışmalar sürerken, Ukrayna ordusuna NATO’dan büyük bir yardım geldi. Kanadalı dev bir nakliye uçağı, içerisindeki 4,5 milyon dolarlık ölümcül olmayan askeri ekipmanla Harkov’a indi. Ukrayna’nın “Rus saldırganlığına karşı doğu sınırını korumasına” yardım emek için gönderildiği belirtilen NATO yardımının içerisinde kasklar, balistik gözlükler, koruyucu yelekler, ilk yardım kitleri, çadırlar ve uyku tulumu olduğu belirtiliyor. Kanada Savunma Bakanı Rob Nicholson yardım talebinin Ukrayna hükümetinden geldiğini söyledi. Nicholson, askeri ekipmana, Kanada askeri personelinin de eşlik ettiğini ekledi. Kanada Başbakanı Stephen Harper ise gönderilen yardımın Ukrayna güvenlik güçlerini ve sınır yetkililerini yaşadışı eşya ve insan hareketlerini tespit etme ve izleme konusunda daha donanımlı hale getireceğini söyledi. NATO yetkilileri önceki gün Rusya’nın Ukrayna sınırına 20 bin asker konuşlandırdığını ve kara işgali başlatmayı planladığını iddia etmişti. NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen de NATO’nun ilerleyen dönemde Ukrayna’ya savunma planlaması, silahlı kuvvetlerin ve askeri kurumların yeniden düzenlenmesi gibi konularda daha fazla yardımda bulunacağı sözünü vermişti. Rasmussen ayrıca Ukrayna’yla ortak bir askeri tatbikat planladıklarını ilan etmişti. Bu arada Ukrayna’da çatışmalar şiddetleniyor. Kiev hükümeti dün yaptığı açıklamada perşembe günü 15 Ukrayna askerinin çatışmalarda hayatını kaybettiğini açıkladı. Çatışmalarda 79 Ukrayna askerinin de yaralandığı açıklandı. Öte yandan Rusya yanlıları da, orduyu kara ve havadan yerleşim alanlarına bombardıman yaparak sivilleri öldürmekle suçluyor. Çatışmaların başladığı Nisan ayından bu yana ölen Ukrayna askerlerinin sayısı 400’ü geçerken, hükümet güçlerinin aralarında sivillerin de olduğu bin 500 kişiyi öldürdüğü biliniyor. Sol Portal
Fikirtepe Milyonerleri
Genellikle dar gelirli ailelerden oluşan Fikirtepeliler, mahalleleri kentsel dönüşüm alanı ilan edildikten sonra müteahhitlerle yaptıkları sözleşmeler sayesinde milyonerler kervanına katıldı Duygu Erdoğan Şehrin ortasında olmasına karşın gecekondu imajından kurtulamayan fikirtepe, kentsel dönüşüm sayesinde çağdaş gökdelenlere ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Eskiden kendi yağıyla kavrulan Fikirtepeliler de müteahhitlerle yaptıkları anlaşmalardan sonra milyonerliğe adım atıyor. Dönüşüme önceleri mesafeli yaklaşanlar şimdi ‘en karlı’ seçeneği bulmaya çalışıyor. Bazı firmalar 50 metrekareye bir daire verirken bazıları 30 metrekareye bile bir daire veriyor. Dönüşüm tamamlandıktan sonra bölgede evlerin tanesinin en az 750 bin lira olacağı tahmin ediliyor. Merdivenköy, Dumlupınar ve eğitim mahallelerini sokak sokak dolaşıp, Fikirtepelilerle konuştuk. Genellikle dargelirli ailelerin yaşadığı Fikirtepe’de vatandaş attığı imzadan memnun, tek sorun dönüşümün yavaş ilerlemesi. 300 metrekareye 7 milyon Dumlupınar Mahallesi üzerinde bir bakkal önünde rastladığımız Bülent Güngül, artık ‘zenginler listesinde.’ 330 metrekare yeri olan Güngül’ün, anlaştığı firma her 40 metrekare için bir daire verecek. Güngül, dönüşüm tamamlanıp dairelerini aldığında 7.2 milyon liralık servete sahip olacak. Tek sıkıntının ‘teminat’ olduğunu belirten Güngül, “İmzalar atıldı, güven sıkıntımız var, teminat verilmedi, yani diyelim firma battı, evim de yıkılmış olacak, sonra ne yapacağız. Onun dışında iyi oldu, elimize bir fırsat geçti, aklımıza bile gelmezdi” diyor. Mehmet çiçek ise 192 metrekare olan yeri için dört daire alacak. “Artık yaşanacak hali de kalmadı, dönüşmesi daha iyi” diyen Çiçek, daireleri satması durumunda eline geçecek paraya “Fazla bile” diyor. Fiyatı az buldu Mahallede bir dondurma dükkanı olan Yalçın Emin, ‘satıştan memnun değil.’ Dairelerinin tanesinin bitince 300 bin lira edeceğini öğrenen Emin, “900 bin liraya kadar alıcısı olan yerler var, bizimki böyle gitti, az oldu” yorumunu yapıyor. Hatun Aydın, dönüşümün en şanslılarından. 130 metrekare yeri için 4 tam bir de yarım daire alacak. Aydın, “Önce şaşırdık, biri bir tarafa çekiyordu biri bir tarafa, böyle anlaştık, yıllardır buradayız yerimizden olmak istemeyiz ama artık oldu olan, çok şükür memnunuz” diye konuşuyor. 40 m2’si vardı, 700 bin TL’lik evi olacak 26 metrekareye bir daire Mahallenin kahvesinde konuştuğumuz Mehmet Sait Çelik, ailesinin 26 metrekare arsa payına bir daire alacağını söylüyor. Çalışmaların başlamasını beklediklerini belirten Çelik, “Eğer tüm konuştuklarımız ve evler yapılırsa hayal bile edemeyeceğimiz bir şey olacak. Aylık kira yardımı da alıyoruz, her ay için 1000 lira, 6 ayda bir kira anlaşmaları yenilenecek, taşınma için de 1500 lira yardım yapacaklar” diyor. Bakkal dükkanı işleten Ahmet Sesler’in ise 200 metrekare arsası var, anlaşmaya çalıştığı firma 4 daire verecek. “Tek sıkıntım teminat” diyen Sesler, “O da yerine gelirse tabii ki çok iyi oldu bizim için” diyor. 700 bin lirası oldu Eğitim Mahallesi’nde bir kahvede ‘dönüşüm’ deyince herkes anlatmaya başlıyor. Herkes dönüşüm fikrine alışmış, birçok ev boşaltılmış, yeni yapılar başlamış. Kahvedekiler, “Memnunuz ama artık beklemek istemiyoruz” diyor. Konuştuğumuz Bayram Yıldız, 40 metrekare olan arsa değeri karşılığında bir daire alacağını söylüyor. Yıldız, “Baktığınız zaman çok iyi bir anlaşma oldu. Küçük bir yerim 700 bin liralık daire olacak. Tek şikayetim çok bekledik, üç yıl oldu, artık çalışmaları görmek istiyoruz” diyor. ‘Satıp bahçeli eve geçeceğim’ Bülent Güngül, 7 sokağın bir ada yaptığı bölgede evlerin kurayla belirleneceğini belirtiyor. Fikirtepe’de yaşamayı sevdiğini söyleyen Güngül, “Ancak komşuluk kalmayacak, eskilerden belki kimse olmayacak, buralarda oturamayız. Ben yine bağırıp çağırabileceğim, içinde mangal yapabileceğim bahçesi olan bir yere giderim” diyor. sinema aletleri tamir ettiğini ifade eden Güngül, mahallenin videosunu çektiğini, ‘canını sıkmayan komşularına’ birer DVD yapıp vereceğini anlatıyor. ‘Çantacılar’ hâlâ sorun Bazı firmalar vatandaşa gerçekleşmesi mümkün olmayan teklifler sunuyor, karşılığında imza alıyor. Çoğu mahallede yaşayan kimselerden olan ‘çantacı’ olarak bilinen firma temsilcileri, “Evinizi yenilemek için bizimle anlaşırsanız emsal artışı yapar ve size daha geniş metrekareli ev veririz” diyor. Anlaşmayı yapan firmalar daha sonra bu anlaşmaları bölgedeki büyük gayrimenkul şirketlerine pazarlıyor. Milliyet
Reklam
Gazetelerde Bugün | 9 Ağustos Cumartesi
Hürriyet: Erbil bombası Milliyet: Dur füzesi Sabah: Türkiye hasımları Ekmel'in yanında Vatan: Irak'a dönüş Taraf: Savunma kabinesi Akşam: Suç yoksa da dinleyin Cumhuriyet: Stratejik vuruş Star: Başörtü zulmü bitmiştir Birgün: Safsatalarınız aynı, şakşakçılarınız aynı Zaman: Komplo görüntüleri üst düzey siyasetçi talimatıyla Yeni Şafak: 3. Irak Savaşı Evrensel: ABD IŞİD'i büyüttü, besledi, vurdu
Hemen Satışa Çıksın! - Yeni Nesil Tasarım Harikası Bisiklet
etiket
Uzun zamandır bu kadar heyecan verici bir araç görmediğimi söyleyebilirim. Denny ile tanışın!  Oregon Manifest'in bisiklet tasarım yarışmasının kazanan ekibi ile Teague X Sizemore'un ortaklaşa çalışmasından ortaya çıkan bisiklet, şehir kullanımı için en iyi tasarımı sunuyor...Çok ince düşünülmüş tasarımı, otomatik vitesi, elektrik motorlu pedal çevirme destek ünitesi ile şehir içi ulaşımınızda tek ihtiyacınız olan şeyFuji bisikletleri tarafından üretilecek olan Denny, yakında piyasaya sürülecek. Fiyatı ne kadar olur bilinmiyor ama, çok satacağı kesin!
Reklam
Bilic: "Arsenal'a Cesur Oynayacağız"
Şampiyonlar Ligi play-off turundaki Arsenal eşleşmesini değerlendiren Hırvat teknik adam, Londra ekibinden çekinmediklerini söyledi.  Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Bilic, Soma yararına düzenlenen sonrasında açıklamalarda bulundu. Şampiyonlar Ligi play-off turundaki Arsenal eşleşmesini değerlendiren Hırvat teknik adam, Londra ekibinden çekinmediklerini söyledi. İşte Bilic'in açıklamaları: 'Bugün hayırlı bir iş için buradaydık. Yardımı her zaman hak eden insanlar için güzel bir organizasyon yaptık. Beşiktaş ailesinin bir ferdi olarak burada bulunmaktan gurur duyuyorum.' 'Güçlü rakiplere karşı güzel maçlar oynadık. Zorlu bir Feyenoord maçından çıkıp buraya geldik. İki rakibimize de karşı gösterdiğimiz direnç beni memnun etti. Aldığımız sonuçlarla özgüvenimiz yükseldi. İki galibiyeti de hak ettik. Chelsea’ye karşı bulduğumuz gol biraz şans golüydü.' 'Erken form tutmak kötü değildir. Her maça aynı önemi vermek gerek. Önemli olan ivmeyi koruyabilmektir. Bunun için kadro derinliği ve kalitesi lazımdır.' 'Arsenal, Avrupa’nın en iyi takımlarından biri. En zor kuralardan birini çektik. Bu eşleşmenin favorisi şüphesiz Arsenal. Rakibimize büyük saygımız var. Arsenal’i elemek için sadece umudumuz değil planımız da var. Bu planı uygulamaya çalışacağız. Cesur oynayacağız ve onları elemek için elimizden geleni yapacağız. Chelsea karşısında oynadığımız futbol, bu eşleşme hakkında bize sinyal verdi. Chelsea ile başa çıkabiliyorsak Arsenal ile de başa çıkabiliriz.'Sporx
Reklam
ABD IŞİD'i 2. Kez Vurdu
ABD uçakları Irak'taki IŞİD hedeflerine hava operasyonu düzenledi. ABD'ye ait 2 adet F/A 18, Kuzey Irak'ta, Erbil yakınlarında bulunan mobil IŞİD topçusunu bombaladı. ABD, akşam saatlerinde de 2 ayrı saldırıda 7 araçtan oluşan IŞİD konvoyunu vurdu. Öte yandan Irak'a ait savaş uçakları da IŞİD'e saldırı düzenledi. Operasyonda 45 IŞİD militanı öldürülürken, 60 militan da yaralandı. Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, 'ABD ve Obama'ya IŞİD'i vurma kararı için teşekkür ediyoruz. Saldırı başarıya ulaştı, iki IŞİD birimi tamamen yok edildi' dedi.Pentagon Sözcüsü John Kirby sosyal medya hesabı üzerinden ABD savaş uçaklarının Erbil yakınlarında IŞİD hedeflerini vurduğunu açıkladı. Pentagon, F-18 tipi savaş uçaklarının iki adet lazer güdümlü bomba ile hedefleri vurduğunu duyurdu. Uçakların George W. Bush savaş gemisinden havalandığını belirten Pentagon yetkilileri, IŞİD'in ilerleyişi duruncaya kadar saldırıların süreceğini açıkladı. Gelen haberlere göre, ABD'ye ait 2 adet F/A 18, Kuzey Irak'ta, Erbil yakınlarında bulunan mobil IŞİD topçusunu bombaladı. Havadan yaklaşık 225 kg ağırlığında lazer güdümlü bomba bırakıldı. İki kargo uçağı da 20 bin litre taze içecek, 8 bin paketlenmiş yemek bıraktı bölgeye. Operasyonda İncirlik üssü kullanılmadı, uçaklar Katar'dan havalandı. Öte yandan CNN'in verdiği bilgiye göre, Irak savaş uçakları IŞİD'in bulunduğu bölgeleri vurdu. Sincar'ın kuzeyinde vurulan noktalarda 45 IŞİD militanı öldürülürken, 60 IŞİD militanı da yaralandı.IŞİD'in saldırıları soykırıma benziyor. ABD Havacılık Dairesi IŞİD tehlikesi nedeniyle Irak üzerinden geçen uçuşlarını iptal etti. Bir iptal kararı da THY'den geldi. THY de güvenlik gerekçesiyle Erbil uçuşlarını durdurdu.İkinci kez vurulduABD, akşam saatlerinde de 2 ayrı saldırıda 7 araçtan oluşan IŞİD konvoyunu vurdu. Saldırıların birinde insansız hava araçları kullanılarak, havan topu merkezleri vuruldu.'Soykırıma benziyor'Bu arada, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, IŞİD'in saldırılarının soykırıma benzediğini söyledi.Fransa: Yardıma hazırızFransa'dan ise ''Irak'taki insani trajedinin bitmesi için yardıma hazırız'' açıklaması geldi.Irak'tan teşekkürIrak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, 'ABD ve Obama'ya IŞİD'i vurma kararı için teşekkür ediyoruz' dedi. Zebari, 'Bugünkü saldırı başarıya ulaştı, iki IŞİD birimi tamamen yok edildi. Sincar Dağı'ndaki mültecilere yardım yapıldı' diye konuştu.Obama sinyali vermiştiABD Başkanı Barack Obama, dün yağtığı basın açıklamasında IŞİD tehdidine karşı hava kuvvetlerine nokta operasyon yetkisi verdiğini açıklamıştı.CNN Türk
Reklam
'Sadece Türkiye'yi Değil Muhalefeti Dahi Dönüştürdük'
Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Erdoğan, 'Biz sadece Türkiye'yi değil muhalefeti dahi dönüştürdük, değiştirdik' dedi.ANKARACumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanı seçimi kampanyası kapsamında, Etlik Mahallesi'nde düzenlenen mitingde vatandaşlara hitap etti. “Barışın, kardeşliğin, adaletin, dayanışmanın başkenti Ankara, seni bugün bir kez daha hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Ankara, senin bütün ilçelerini selamlıyorum, bütün semtlerini, caddelerini, sokaklarını selamlıyorum. Ankara, 80 vilayetten gelip buralı olan, Ankaralı olan tüm Ankaralı kardeşlerimi selamlıyorum” diyerek konuşmasına başlayan Erdoğan, Afganistan’dan Cezayir’e, Azerbaycan’dan Sudan’a cumhurbaşkanı seçimi için Ankara’ya gelen tüm dost ve kardeş ülkelerin gençlerini selamladığını söyledi. Ankara’nın manevi şahsiyetleri Hacı Bayram Veli, Seyit Hüseyin Gazi, Abdulhakim Arvasi, Bünyamin Ayaşi, Ali Semarkandi ve Tacettin-i Veli hazretlerine hürmetlerini ilettiğini dile getiren Erdoğan, “Gazi Mustafa Kemal’i, Kurtuluş Şavaşımızın kahraman kumandanlarını, şehitlerimizi, gazilerimizi hürmetle anıyorum. İstiklal Marşı'nı Ankara’da yazan merhum Mehmet Akif’e bir kez daha Rabbim’den rahmet niyaz ediyorum” diye konuştu. Erdoğan, 80 vilayete elini uzattığı, dünya başkentleri arasında itibarlı bir yeri olduğu, mazlumlara umut ışığı olduğu için Ankara ile iftihar ettiğini belirterek, “Ankara, sen Gazze’nin yanında dimdik duruyorsun. Sen, mazlumların yanında sarsılmadan duruyorsun. Sen, Suriyeli gariplere sahip çıkıyorsun. Sen, Türkmen kardeşlerine güç veriyorsun, işte onun için seninle iftihar ediyoruz Ankara. Allah sizlerden razı olsun, Rabbim Ankara’yı korusun, Rabbim kardeşliğimizi, dayanışmamızı, yol arkadaşlığımızı daim eylesin” ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı seçiminin Türkiye, millet, tüm dost ve kardeş halklar için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, seçime 1 gün kadığını, 5 Temmuz’da Samsun’da başladıkları kampanya sürecinde 27’si il olmak üzere 40 yerde miting düzenlediklerini, yarın da “41 kere maşallah” diyerek Konya’da vatandaşlarla buluşacaklarını anlattı. Başbakan Erdoğan, dün Malatya ve Gaziantep’te vatandaşlarla muhteşem bir buluşma gerçekleştirdiklerini, Ankara’ya gelmeden önce Kayseri’de sıcağın altında 100 binlerle kuçaklaştıklarını belirterek, “Yarın Konya’da inşallah bu süreci noktalıyoruz. Buradan Ankara’ya coşkunuz, heyecanınız, ahdevefanız için teşekkür ediyorum. 81 vilayetin hepsine, bu harekete, davaya, kardeşlerine sahip çıktıkları için sonsuz şükranlarımı sunuyorum” değerlendirmesinde bulundu. Milletin, pazar günü tarihinde ilk kez doğrudan doğruya Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanını tayin edeceğini, Allah’ın izni, halkın takdiriyle milletin kendi oylarıyla seçtiği ilk cumhurbaşkanının belli olacağını ifade eden Erdoğan, “Pazar gününe hazır mıyız Ankara? Sandığa gidiyor muyuz Ankara? Yeni Türkiye’ye ‘evet’ mi Ankara? Güçlü Türkiye’ye ‘evet’ mi Ankara? Öncü Türkiye’ye ‘evet’ mi Ankara? Türkiye’nin gücüne güç katıyor muyuz Ankara? Milletin adayına oy veriyor muyuz Ankara? Kim o aday, kim? Maşallah, süphanallah, barakeallah. Ankara kararını vermiş. Başkent Ankara tercihini yapmış, Ankara tarihi güne hazırlanmış, rabbim sizlerden razı olsun” diye konuştu. Erdoğan, Ankara’nın Selçuklu ile cihan devleti Osmanlı dönemini yaşadığını, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışına, İstiklal mücadelesine, Cumhuriyetin kuruluşuna yakından şahitlik yaptığını hatırlatarak, şöyle devam etti: “10 Kasım 1938’de Gazi Mustafa Kemal hayata gözlerini yumdu. Hemen ertesi gün 11 Kasım’da şurada Ulus’taki İkinci Meclis Binasını askerler kuşattı. Neden biliyor musunuz? İsmet İnönü’yü zorla cumhurbaşkanı seçtirebilmek için. Bunu da yaptılar. TBMM’yi tehdit ederek İsmet İnönü’yü cumhurbaşkanı seçtirdiler. Bu CHP var ya bu CHP… Bu CHP zihniyetinin gidecek yeri yok. Çankaya milletten koptu, Çankaya diğer vilayetlerden koptu, Çankaya yanı başındaki Yenimahalle’ye, Keçiören’e, Mamak’a, Gölbaşı’na bile uzaklaştı. Çankaya duymaz oldu, görmez oldu, hissetmez oldu. Çankaya milletin derdiyle dertlenmez oldu. O kadar ki bazı kendini bilmezler çıktı, ‘Kabe Arap’ın olsun bize Çankaya yeter’ diye şiirler yazdılar. 1920’de Meclis’te, İlk Meclis açıldığında Meclis’in duvarında ne yazıyordu biliyor musunuz? Şura Süresi’nin 38. ayeti yazıyordu. Ne diyor bu ayet? ‘Onlar, aralarında işlerini istişare ile görürler.’ Meclis, bu işi görüyordu. Sonra bunu kaldırdılar, ‘hakimiyet milletindir’ yazısını koydular. Sonra bunu da değiştirdiler, ‘egemenlik ulusundur’ yazdılar. İsmet İnönü döneminde bu yazıyı da Meclis’in duvarından sildiler. Sadece Çankaya'yı değil, Meclis’i de milletten koparmak istediler.” Başbakan Erdoğan, 1950’de Demokrat Parti’nin seçimi kazanmasının ardından Ankaralıların Ulus’taki Meclis binasının önüne toplandığını, gece yarılarına kadar oradan ayrılmadığını, Adnan Menderes ve arkadaşlarının ilk işlerinin “egemenlik ulusundur” levhasını Meclis’in duvarına asmak olduğunu aktardı. Erdoğan, “Merhum Menderes geldi, milletle Meclis’i kuçaklaştırdı, merhum Celal Bayar geldi, Çankaya ile milleti kuçaklaştırdı. Merhum Özal geldi, Sayın Abdullah Gül geldi, Çankaya milletle buluştu. Şimdi inşallah 10 Ağustos’ta Çankaya ile millet arasındaki bütün engeller Allah’ın izniyle ortadan kalkıyor. 10 Ağustos’ta millet Çankaya’nın kilitlerini tamamen kaldırıyor, 10 Ağustos’ta millet bir kez daha ama bu sefer daha güçlü şekilde Çankaya ile kuçaklaşıyor, Çankaya ile bir oluyor, beraber oluyor” ifadesini kullandı. 'Cumhurbaşkanlığı makamını vesayet kurumu olmaktan tamamen çıkarıyoruz' Cumhurbaşkanı seçimi için hazırladıkları reklam filmini anımsatan Başbakan Erdoğan, 'Sürgün artık sona eriyor, aşık ile maşuk artık buluşuyor, millet sahibi olduğu yıldızı getiriyor, ehline teslim ediyor. Çankaya'nın kapıları artık ardına kadar millete açılıyor. Meclis üzerindeki, milli irade üzerindeki baskıları kaldırmıştık şimdi Çankaya üzerindeki cumhurbaşkanlığı üzerindeki baskıları, tehditleri kaldırıyor; cumhurbaşkanlığı makamını vesayet kurumu olmaktan tamamen çıkarıyoruz' ifadelerini kullandı. Erdoğan, hazırladıkları reklam filminden MHP'lilerin rahatsız olduğunu belirterek, şunları söyledi: 'Neden biliyor musunuz? Ezan varmış, seccade varmış. Seccadenin üzerinde başı yaşmaklı benim Anadolulu bacım varmış. YSK'ya MHP şikayet etti; YSK, 6'ya 4 oy çokluğuyla onların istediği gibi karar verdi, verdiniz de ne oldu. Ben buradan sesleniyorum; 'Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.' Hadi gel şimdi beni sustur, bu benim İstiklal marşım ya. Böyle bir anlayış, mantık olabilir mi? Bu MHP'nin bilyeleri dağıldı, Kılıçdaroğlu'na bakar oldu, Pensilvanya'ya bakar oldu, bilye dağıttı bilye. 'Söyle bana arkadaşını, söyleyeyim sana kim olduğunu.' Bitti, ya huyundan ya suyundan, Kılıçdaroğlu'nun peşine takılırsan gideceğin yer burası. Onlar ezanlarımızı susturmadı mı? Bu CHP, Kuran kurslarımızı kapatmadı mı? Bunlar imam hatipleri kapatmadı mı? Bunlar Kur-an'ı kapatmadı mı? Bunlar başörtümüze saldırmadı mı? Yıllarca bu ülkede okullara, üniversitelere, imam hatiplere başörtüsünden dolayı rahatsız oldular, katsayısını getirdiler ve bu ülkede inancını yaşamak isteyenlere, inancını yaşatmadılar. Ey CHP senin mazin bu kadar karanlık. Şimdi ne oldu? MHP de onun peşine takıldı.' Şu anda başörtülü olarak üniversiteye gidildiğini, imam hatiplerde bir sıkıntı olmadığını, katsayının kalktığını, istenilen üniversiteye gidildiğini ve devlet dairelerinde çalışıldığına değinen Başbakan Erdoğan, 'Bu akşam Kanal 7'de yayımlanacak programda yardımcı doçent kardeşimiz enteresan bir şey söyledi. 'Ben, öğrenci olarak başörtülü okuyamadığım üniversitede, şimdi yardımcı doçent olarak başörtülü görev yapıyorum. Onun için sizlerden Allah razı olsun' dedi. Mesele bu, baki kalan bu kubbede hoş bir sada imiş meğer. Halkın rızası, hakkın rızası mesele bu' diye konuştu. 'Milletin yoksulluğunu görmediler ezanla uğraştılar' Erdoğan, başkentin on yıllar boyunca milletin gündeminden farklı gündemlerle meşgul olduğunu dile getirdi. Ankara'daki siyasetçilerin, idarecilerin kimi zaman cumhurbaşkanları ve başbakanların milletin sorunlarıyla uğraşmak yerine başka işlerle uğraştıklarını kaydeden Başbakan Erdoğan, 'Milletin yoksulluğunu görmediler ezanla uğraştılar, milletin feryadını duymadılar camilerle uğraştılar, eğitimin kalitesini yükselteceklerine, eğitimi yaygınlaştıracaklarına on yıllarca bunlarla uğraştılar. Türkiye'yi büyütmek yerine gittiler halkın diniyle, inancıyla, kültürüyle uğraştılar. Ekonomiyi büyültmek yerine 'sermayeye yeşil' dediler, 'kızıl, ak, kara' dediler. Milletin ekmeğiyle uğraştılar' değerlendirmesinde bulundu. Erdoğan, 3 Kasım 2012'de söz konusu olumsuzluklara son verdiklerini vurgulayarak, gereksiz tartışmaların içine girmediklerini, yapay gerilimlerle oyalanmadıklarını, yasaklara, yoksulluğa ve yolsuzluğa savaş açtıklarını, 12 yılda Ankara'nın bambaşka bir şehir olduğunu anlattı. 'Demokratik tokat atalım' 'Bu, Kılıçdaroğlu denilen zavallı, siyasette hala çırak bile olamadı, bu zavallı maalesef hala edep dışı konuşmalar yaparak, hayasızca bazı hakaretler yapıyor' diyen Erdoğan, 'Bu, Kılıçdaroğlu'nun bu Bahçeli'ye bunun peşine takılan Ekmel'e, Pensilvanya'ya gelin pazar günü şu sandıktan oyları, sandıkları bütünleştirerek adeta patlatırcasına bir demokratik tokat atalım, fazla zamanımız kalmadı. Pazar akşamı partimizin genel merkezinden herkesin 'balkon konuşması' dediği o tarihi konuşmayı inşallah sizlerle buluşarak yapalım' dedi. Erdoğan, Ankara'nın şu anda bölgesinde demokrasinin, özgürlüklerin başkenti olduğunu artık yasaklayan değil özgürlükleri teslim eden bir başkent olduğunu ifade etti. Başörtüsünün artık kamuda, üniversitede serbest olduğuna, farklı dil ve lehçelerde konuşmak ve yayın yapmanın serbest olduğuna işaret eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: 'Göğsünü gere gere 'ben Türküm, Kürtüm, Lazım, Çerkezim, Boşnakım, Romanım, Sünniyim, Aleviyim' demek serbest mi? Bizden önce neden bunlar denemiyordu? Niye söylenemiyordu, inançları yaşamak, yaşam tarzlarını idame etmek serbest mi? Kılıçdaroğlu rahatsız olmuş. Erdoğan niye böyle söylüyor, bu ayrımcılıktır. Bugüne kadar Alevi vatandaşım, Alevi olduğunu söylemediği için rahatsızdı işte onun önünü açtık, Sen de Alevisin, çık rahat rahat 'ben Aleviyim' de, korkma, rahat ol, huzurlu ol ben de Sünniyim, Sünni olduğumu rahatça söylüyorum, milleti aldatmayalım. Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol. Mevlana'ya sevgin olduğunu söylüyorsun, ya göründüğün gibi ol, ya olduğun gibi görün, aldatıcılardan olma. Biz bunu sağladığımız için Türkiye büyüdü, bunu teşhis ettiğimiz için Türkiye ekonomisi büyüdü.' 'Veren el, alan elden üstündür' Milli gelirin 820 milyar dolara yükseldiğini belirten Erdoğan, 'Ey MHP, bankaları boşalttın, bankaları' dedi. Göreve geldiklerinde zor durumda bulunan Ziraat Bankası, Vakıfbank, Halk Bankası'nın şimdi güçlendiğini ifade eden Erdoğan, 'Yolsuzlukların olduğu bir Türkiye'de bunlar olabilir miydi?' diye sordu. Erdoğan, 'Bakınız IMF'ye borç... CHP'nin yavrusu DSP, kendilerini ziyarete gittik. 'Bizim için öyle diyorsunuz ama biz yavru değiliz' dediler. 'Ya' dedim, 'Bırak o işi, bal gibi yavrusunuz. Ha, değilseniz, onlar sizin yavrunuz' dedim. Ne oldu? Gittiler, beraber yürüyorlar şimdi yolda. Ana ile yavru beraberler, yan yana, birlikte yürüyorlar. Bir şey olacaklarından filan değil, o ayrı mesele' diye konuştu. İktidarı IMF'ye 23,5 milyar dolar borçla devraldıklarına değinen Erdoğan, geçen yıl 14 Mayıs'ta Türkiye'nin IMF'ye borcunun sıfırlandığını belirtti. IMF'nin iimdi Türkiye'den 5 milyar dolar borç istediğini kaydeden aktaran, 'Veririz. Veren el, alan elden üstündür' ifadesini kullandı. AK Parti'den önceki iktidarın Merkez Bankasını boşalttığını bildiren Erdoğan, 'Ey Bahçeli, neyi, kime anlatıyorsun? Merkez Bankasının kasasında neredeyse bir şey kalmamıştı. 27,5 milyar dolar... Bunun da ciddi kısmı altın, bunun yanında da yurt dışındaki vatandaşlarımızın parasıydı. Ama şimdi 133 milyar dolar kasamızda paramız var. Nereden, nereye' değerlendirmesinde bulundu. Erdoğan, Ankara ile İstanbul, Konya ve Eskişehir arasındaki yüksek hızlı tren hattına işaret ederek, Ankara'nın, hızlı trenin başkenti olduğunu söyledi. Ankara'nın, havayollarının, savunma, uzay ve uydu sanayilerinin de başkenti olduğunu ifade eden Erdoğan, 'Önceki gün İstanbul'da bir kardeşimiz Edirne Keşan'da, Türkiye'de üretilen bir insansız hava aracını 24 saat 34 dakika havada kalarak bir rekor kırdı. Adı Bayraktar. Türkiye'de üretiliyor, kendi mühendislerimiz, teknisyenlerimiz üretiyor. Baba, evlatlar, hep beraber, ailece bunu yaptılar' dedi. 'Muhalefeti dahi dönüştürdük' Türkiye'nin kendi tankını, helikopterini, savaş gemisini, piyade tüfeğini, uydu ve roketini tasarlayarak, ürettiğini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti: 'Ey gidi CHP, ey gidi MHP, sabah akşam başörtüsüyle uğraşırsan bu seviyeye gelemezsin. Sabah akşam milletin inançlarıyla uğraşırsan, ta Moğolistan'daki ilk Türk anıtlarına, Saraybosna'daki Osmanlı camilerine, köprülerine ulaşamazsın. Ama biz ulaştık, yollarını yaptık. Hani sen milliyetçiydin ya? Sen kafatası milliyetçisisin. Vatansever değilsin. Milliyetperver değilsin. Milletin diliyle, inancıyla, kültürüyle, yaşam tarzıyla uğraşırsan ekonomiyi büyütemezsin, ihracatı artıramazsın. 36 milyar dolardan aldık, bak şimdi 155 milyar dolara geldik. Nereden nereye... Bakın şimdi CHP ne yaptı, dikkat edin burası çok önemli, sözüm ona dindar, muhafazakar bir şahsı cumhurbaşkanı adayı gösterdi. CHP genel müdürü şimdi gittiği yerlerde kitaptan, Hz. Peygamberden bahsediyor. Allah lafzı celilini ağzına alıyor. Hamdolsun, ne kadar güzel. Güzel şeyler oluyor. O da alıştı bu işlere. Güzel, güzel. Aman yarabbim, ne güzel gelişmeler. Öbür taraftan HDP'nin adayı 77 milyona hitap etmeye, 'bayrak' demeye, 'vatan' demeye, 'cami' demeye başladı. Baktım ki hutbelerden de bahsediyor. Baktım, Diyanet İşleri Başkanlığını eleştiriyor. Diyor ki 'Diyanet İşleri Başkanlığı hutbeleri, merkezden gönderiyor.' Allah Allah, bak neleri takip etmeye başladı. Ya senin camiyle işin var mı? Bunlar sipariş üzerine bu işleri yaparlar, sipariş. Bunların ibadeti falan, hepsi bunların tamamıyla aldatmaya yöneliktir, oy kazanmaya yöneliktir. Bunlar olduğu gibi görünüp, göründüğü gibi olanlar değildir. Biz sadece Türkiye'yi değil, muhalefeti dahi dönüştürdük, değiştirdik.' 'Haddini bil' Artık muhalefete ve onun adayına söz söylemeyeceğini ifade eden Erdoğan, 'muhalefetin ne kadar içler acısı durumda olduğunun zaten görüldüğünü' söyledi. Erdoğan, şunları söyledi: 'Artık Pensilvanya dengesini yitirdi. Beddua üzerine beddua ediyor. CHP seçimden umudunu kesti, artık millete hakaret ediyor. Müslümanlara hakaret edilmesine seyirci kalıyor. Aynı programa çıkıyor, aynı programda, bu Doğan Grubu'nun yayın organında, görsel medyada çıkıyor bir tane aşağılık kadın, afedersin onun yanında Müslümanlara hakaret ediyor. Bunda ise ses yok. Şu hale bak. Kimsin sen ya? Sen kimsin? Önce haddini bil. Sen nasıl olur da yüzde 99'u Müslüman olan böyle bir ülkede, kalkarsın da 'Müslümanlardan başka bir şey mi bekleyeceksiniz' dersin? Kimsin sen? MHP derseniz, bu yönetim MHP'yi aldı, CHP'nin ve Pensilvanya'nın kuyruğu haline getirdi. Durumları gerçekten içler acısı. 30 Mart'ta Ankara'da bir ortak aday çıkardılar, derslerini aldılar. Ortak adayları hala kaybettiğine inanmış değil, mahkeme kapılarında sonuç bekliyor. 10 Ağustos'ta da ortak adaylarının akıbeti aynı olacak.' Erdoğan, cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu için 'Ortak aday tam manasıyla evlere şenlik' nitelemesinde bulundu. 'Kılıçdaroğlu, ağlanacak haldesin' Merhum Gazeteci Savaş Ay'ın, Kılıçdaroğlu'nun Genel Müdürlüğü dönemindeki SSK hastaneleriyle ilgili programını hatırlatan Erdoğan, 'Çok başarılı bir genel müdür, değil mi? Adam gülüyor ya, sırıtıyor. Hastaneler rezalet... Sırıtıyor ya, gülüyor. Hani güleriz, ağlanacak halimize var ya, Kılıçdaroğlu sen busun, ağlanacak haldesin. Bu adamı nasıl oldu da CHP'ye getirdiler? Kaset, kaset, kaset' diye konuştu. Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, 'Başbakan bunu çıkarmak zorunda' dediğini belirten Erdoğan, 'Git sen çıkar ya. Yargı var, her şey var, git çıkar. Ben sana yolu gösterdim. İşte 'bu dinleyenler, bu gözetleyenler seni de gözetlediler' diyorum. Eğer bu Başbakan samimi olmasaydı, sen bugün daha da rezil olacaktın. Anayasa tartışmalarında anında olaya Binali Yıldırım kardeşimle biz müdahale ettik, hemen yayından kaldırıldı. Bizim bu iyiliğimizi hala görmüyor ve diyor ki 'Başbakan bunu çıkarsın.' Ya sen hala kalkıp da Kılıçdaroğlu'nu korumaktan vazgeç. Dürüst ol sen de. Maalesef Kılıçdaroğlu, Bahçeli, ikisi de bu oyunlara, bu Pensilvanya oyununa geldikleri halde, birçok arkadaşını aday gösteremedikleri halde, hala akıllanmadılar. Bunlar evlere şenlik.' 'Buradan ortak adaya bir ders verin. Bilmiyor, öğretin' diyen Erdoğan, İstiklal Marşı'ndan 'Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda/ Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda/Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda/Etmesin tek vatanımdan, beni dünyada cüda' dizelerini okudu. Erdoğan, 'Mesele bu. Ankara, Ekmel'e İstiklal Marşı'nın bu dörtlüğünü öğretti. Ama Ekmel ne diyor, 'Bu Çanakkale Şehitleri herhalde' diyor' dedi. 'Her gün gaf, her gün hata, her gün skandal' Konuşmasında MHP'ye ve CHP'ye gönül verenlere seslenerek, İstiklal Marşı'nı bile bilmeyen birine oy vermemeleri ve cumhurbaşkanı seçmemeleri gerektiğini belirten Erdoğan, HDP'nin ise bu işlerle ilişkisi olmadığını, kongrelerinde Türk bayrağının bulunmadığını, İstiklal Marşı'nın söylenmediğini anımsattı. Erdoğan, HDP'ye gönül verenlere de seslenerek, İstiklal Marşı'nı tanımayan, bayrağa saygı duymayan bu anlayışa gereken dersin verilmesi gerektiğini vurguladı. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun Hakkari'de Türk bayrağı olmadan miting yaptığını anımsatan Erdoğan, 'Bunların hali bu. Diyorum ki keşke 40 gün önce değil de 2-3 ay önce ortaya çıksaydı bu ortak aday, millet daha da çok eğlenirdi. Her gün gaf, her gün hata, her gün skandal' dedi. Cumhurbaşkanı adayı İhsanoğlu'nun, 'Ben edebiyatçıyım. İstiklal Marşı'nı, Çanakkale Şehitleri'ni bilirim. Yahya Kemal'in Süleymaniye'de Bayram Namazı'nı bilirim' sözlerine dikkati çeken Erdoğan, Yahya Kemal'in 'Süleymaniye'de Bayram Namazı' diye bir şiirinin bulunmadığını, 'Süleymaniye'de Bayram Sabahı' diye bir şiiri olduğunu vurguladı. Erdoğan, 'Ben inanıyorum ki Ankara'da CHP'ye, MHP'ye gönül vermiş kardeşlerim, Saadet Partisi'ne, BBP'ye gönül vermiş kardeşlerim bu monşer adaya destek olmayacaklar. Ankara'dan 10 Ağustos'ta inşallah farklı bir sonuç bekliyoruz. Ankara'da sadece AK Partili kardeşlerimden değil bütün vatandaşlarımdan güçlü bir destek bekliyoruz' ifadelerini kullandı. Erdoğan, 10 Ağustos'un Ankara'yı değiştireceğini, Çankaya'yı çok güçlü kılacağını, 77 milyonun bir, tek yürek ve hep birlikte Türkiye olacağını dile getirdi. 'Bayrağımızın, pasaportumuzun, paramızın itibarını çoğaltacağız' Erdoğan, Ankara'nın ilçelerini, mahallelerini çok daha güçlü kılacaklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Ankara Kızılcahamam'ın Güven Mahallesi'ne de ulaşacak, Gazze'ye de ulaşacak, Ankara Şereflikoçhisar'ın Yeşilyurt Mahallesi'ne de ulaşacak, Somali'ye de ulaşacak, Güdül'ün Çukurören Mahallesi'ne de ulaşacak, Irak'ta Tuzhurmatu'daki Türkmenlere de ulaşacak. Selçuklu'nun mirasını geleceğe taşıyacağız, Osmanlı cihan devletinin mirasını geleceğe taşıyacağız. Cumhuriyetimizi daha da güçlendirecek, bayrağımızın, pasaportumuzun, paramızın itibarını daha da çoğaltacağız.' Ankara'ya yatırımlar Ankara'ya 12 yılda yapılan yatırımlara da işaret eden Erdoğan, 'Ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? 50 katrilyon lira. Ulaştırma ve haberleşmede 12,5 katrilyon, toplu konutta 11 katrilyon, eğitimde 5 katrilyon, gençlik ve sporda 2,5 katrilyon, enerjide 2 katrilyon, orman ve su işlerinde 2 katrilyon, sağlıkta 1,5 katrilyon yatırım yaptık. Ankara sağlıkta yaptığımız tesislerle ülkemizin kalbi olacak. Toplamda 7 bin 226 yatak kapasiteli Etlik ve Bilkent sağlık kampüslerinin yapımı devam ediyor. 2 şehir hastanesi kuruyoruz Ankara'ya. Birisi Etlik'te birisi Bilkent'te' diye konuştu. Ankara'yı Konya, Eskişehir, Bilecik, Sakarya, Kocaeli, İstanbul ile hızlı tren aracılığıyla buluşturduklarını, bunun devamının geleceğini bildiren Erdoğan, Avrupa'nın müstesna bir ülkesi olarak Başkentray'ın çalışmalarının hızla devam ettiğini, Batıkent-Sincan, Kızılay-Çayyolu metrolarının tamamlandığını, Keçiören-Tandoğan metro hattı yapım çalışmalarında sona yaklaşıldığını, test sürüşlerine başlayacaklarını, Kızılay'dan Esenboğa Havalimanı'na giden Ulus, Siteler, Kuzey Ankara Projesi, Pursaklar, Saray fuar alanının da güzergahında bulunduğu bir metro hattı daha kurulacağını söyledi. Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Erdoğan, bunlar da hayata geçirildiğinde Ankara'nın toplu taşım konusunda çağ atlayacağını belirterek, Ankara-Niğde, Ankara-İzmir, Ankara-Samsun arasında 3 otoyol projesiyle ilgili altyapı çalışmalarının son sürat devam ettiğini, 10 Ağustos'un ülke ve Ankara için milat olacağını kaydetti. Vatandaşlardan iradelerine, sandıklara, demokrasiye sahip çıkmalarını isteyen Erdoğan, Türkiye'de bulunan gurbetçilerin 44 gümrükte oylarını kullanabileceğini anımsattı. Erdoğan, Türkiye'nin önünde önemli bir fırsat olduğunu, 12 yıldır tarih yazdıklarını ifade ederek, 'İnşallah 10 Ağustos'ta yeni Türkiye'nin, büyük Türkiye'nin tarihini yazacağız. El ele, gönül gönüle daha güçlü bir Türkiye'yi inşa edeceğiz. Mutlaka sandığa gidin, güçlü Türkiye için, yeni Türkiye için oyunuzu kullanın. İleride çocuklarınıza, torunlarınıza, 'evladım, torunum, işte ben milletin ilk cumhurbaşkanını seçtiği o seçimde oy kullandım' deyin. 'Halkın oylarıyla belirlenen ilk cumhurbaşkanlığı seçiminde oy kullandım' deyin' şeklinde konuştu. Meydandaki vatandaşlardan ellerini kaldırmalarını isteyen Erdoğan, 'Bize Allah yeter, bize millet yeter, kardeşlerim bize Ankara yeter. Dualarınızda Gazze'yi unutmayın, dualarınızda Mısır'ı, Libya'yı unutmayın, Suriye'deki, Irak'taki mazlum kardeşlerinizi unutmayın. Rabbim yar ve yardımcımız olsun, Allah bizi utandırmasın, mahçup etmesin. Milli irade, milli güç, hedef 2023' diye konuştu. Mitingden notlar Mitingin gerçekleştirildiği alana eşi Emine Erdoğan’la gelen Başbakan Erdoğan, platforma çıkarak vatandaşları selamladı. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği mitingde bazı vatandaşların da çevre binaların pencere ve balkonlarından mitingi izlediği görüldü. Erdoğan, konuşmasının ardından Saadet Partisi'nden istifa eden Amasya Hamamözü İlçesi Belediye Başkanı Bahattin Destebaş, MHP’den istifa eden Çorum Uğurludağ Belediye Başkanı Remzi Torun ve BBP’den istifa eden Karaman Sarıveliler Belediye Başkanı Hayri Samur’a AK Parti rozetlerini taktı. Erdoğan, daha sonra mitingi izlemek üzere alanda bulunan yabancı gençlerle selamlaştı. Vatandaşları da selamlayan Erdoğan, kendisi için “Uzun Adam” şarkısını besteleyen ve geçen hafta hayatını kaybeden sanatçı Murat Göğebakan’a da vatandaşlardan Fatiha okumalarını istedi. Çok sayıda pankartın bulunduğu miting alanında 'Vefayı Senden Öğrendik Sen Nereye Biz Oraya', 'Zalimler Korksun Bakışından Mazlumlar Sana Gardaş Olsun', 'Ankara Sana İnanıyor' şeklindeki pankartların yanı sıra Başbakan Erdoğan'ın reklam filminde okuduğu, Sezai Karakoç’un 'Ey Sevgili' şiirinden bölümlerin yer aldığı pankartlar dikkati çekti. Başbakan Yardımcıları Bülent Arınç, Ali Babacan ve Emrullah İşler, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Salih Kapusuz ve Abdulhamit Gül, AK Parti Genel Sekreteri Haluk İpek ve milletvekillerinin de katıldığı mitingde, yabancı siyasetçi ve konuklar da yer aldı. Muhabir: Kadir Karakuş, Enes Kaplan, İlkay Guder, Barış Kılıç, Selma Bıyıklı Adabaş
Yüzüklerin Efendisi'ndeki Kartallar ve Gandalf Üzerine 1 İlginç Teori
Bir çok insan Yüzüklerin Efendisi'ni izlerken 'neden kartallarla Mordor'a gidip yüzüğü atmıyorlar ki' diye düşünmüştür.  Peki neden zor yolu seçtiler, Gandalf bunu düşünecek kadar bilge birisi değil miydi? Bu teori Gandalf'ın bu planı düşündüğü üzerine. Kronolojik olarak gidelim:
Robert De Niro Bodrum'da Restoran Açtı!
ABD’li dünyaca ünlü Holywood Yıldızı 70 yaşındaki Robert De Niro, 30 yıllık arkadaşı Japon ortağı Nobu Matsuhisa ile birlikte 28 ülkede faaliyette olan Nobu Restoranlar zincirinin 33’üncü halkasını Bodrum’a taşıdı. Yalıkavak Palmarina’da açılışa Robert De Niro katılmazken, Matsuhisa hazır bulundu. Toplam 60 Japon, İngiliz ve Türk personeliyle hizmet vereceği restoranda Japon mutfağından 200’e yakın yemek çeşidinin sunulacağı belirtildi. Posta
Reklam