Çağdaş Türk Edebiyatını Eşsiz Kılan 40 Unsur
'Notos’un 5. Büyük Soruşturması (Şubat 2011), çağdaş Türk edebiyatının yaklaşık yüz yıllık geçmişi içinde yarattığı değerlere günümüzden bir ayna tutuyor. Tam 181 yazarın yaptığı seçimler, yaşayan edebiyatımızın eğilimini güçlü biçimde ortaya koyuyor. Çağdaş Türk Edebiyatında En İyi 40 Şey, olumlu değerlerin üst üste koyduğu taşlarla örülen bir yüzakı duvarı gibi yükseliyor.' Notosoloji'nin yaptığı bu değerli soruşturmayı biz de size ulaştırmak istedik. İşte o 40 şey:
Kenan Evren Köşkü Kahvehane Oldu
Antalya'daki Kurşunlu Şelalesi'nde 1980'li yıllarda Kenan Evren için yapılan köşk, Doğa Koruma ve Milli Parklar 6'ncı Bölge Müdürlüğü'nce turizme açıldı. Antalya ’nın Aksu ilçesinde Antalya-Isparta karayolunun 24'üncü kilometresinde bulunan Kurşunlu Şelalesi, turizmin hareketli olduğu yaz aylarında ziyaretçi akınına uğruyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar 6'ncı Bölge Müdürlüğü'ne bağlı olan ve özel bir işletmeye kiralanan Kurşunlu Şelalesi'ni, günde ortalama 1500 civarında yerli ve yabancı turist ziyaret ediyor. HELİKOPTER PİSTİ DE VAR 2 kilometrelik kanyonda 18 metrelik büyük şelalenin yanı sıra, küçük şelalecikler, birbirine bağlı 7 küçük göletten oluşan Kurşunlu Şelalesi, Kenan Evren'in teşviğiyle 1986'da park haline getirilerek ziyarete açıldı, 1991'de ise milli park statüsüne kavuştu. Toplam büyüklüğü 394 hektarlık alanı kapsayan Kurşunlu'da cumhurbaşkanlığı döneminde Kenan Evren için, dönemin Orman Bakanlığı'nca dere kenarına ihtişamlı bir köşk yaptırıldı. Hemen üst kısmında helikopter pisti bulunan köşke zaman zaman gelen Kenan Evren, burada vakit geçirdi. Ancak 1990'lı yıllardan sonra köşk kaderine terk edildi ve geçen yılın sonlarına kadar hiç kullanılmadı. Atıl kaldığı için viraneye dönen Kenan Evren köşkü, geçen yıl Doğa Koruma ve Milli Parklar 6'ncı Bölge Müdürlüğü'nün girişimiyle ve işletmeci tarafından restore edildi. Köşk, restorasyon sonrasında 'Bayramefendi Osmanlı Kahvecisi' zinciri adı altında yerli ve yabancı turistlerin ziyaretine açıldı. YABAN HAYATI ÇOK ZENGİNZengin bitki topluluğu, su ve kaya formları, 200 yıllık su değirmeni ve orman dokusuyla eşsiz bir doğal alana sahip Kurşunlu Şelalesi'nde ağırlıklı kızılçam olmak üzere doğu çınarı, defne, harnup, yabani zeytin, sakız, söğüt ve incir ağaçları bulunuyor. Mersin , alıç, zakkum, böğürtlen, yabani gül, sütleğen, ılgın, ladin, kermes meşesi, kekik, yabani nane, kayıt, eğrelti ve sarmaşıkların alt florayı meydana getirdiği şelalede topalak, su nanesi, kamış, su avizeleri, nilüfer gibi su bitkilerini görmek mümkün. Milli park içinde yabandomuzu, tilki, tavşan, sincap, yarasa, ibibik, ağaçkakan, üveyik, sazan, su kaplumbağası gibi yaban hayvanlarıyla köpek, yılan ve kertenkele yaşıyor.ANTALYA/DHA
Game of Thrones Opera Oluyor
One World Senfoni Orkestrası aralarında “Game of Thrones”un da olduğu popüler TV dizilerini operaya dönüştürüyor Yenilikçi programlarıyla bilinen New York’lu One World Senfoni Orkestrası yeni sezonda “Game of Thrones”, “New Girl” ve “Hannibal”ın aralarında bulunduğu TV dizilerini opera olarak sahneye koymaya hazırlanıyor. Orkestranın sanat yönetmeni ve şefi Sung Jin Hong “Game of Thrones”u neden seçtikleriyle ilgili “Operanın yüzyıllardır yansıttığı drama, entrika ve tutkunun hepsi bu dizide var: saymak gerekirse baştan çıkarma, takıntı, aldatma, politik manevralar, romantizm, kalp kırıklığı, ensest bunlardan birkaç tanesi” diye konuştu. 1-2 Şubat 2015’te gerçekleşecek “Game of Thrones” programında izleyiciler Wagner, Mozart, Stravinsky ve Annie Lennox’ın Oscar ödüllü parçası “Into the West”i dinleyecek “New Girl”de Mozart, Puccini ve Strauss gibi klasiklerin yanısıra Björk ve Katy Perry gibi modern müzisyenlerin besteleri de yer bulacak. Yeni opera hayranları yaratmak için televizyonu kullanmak One World Senfoni’nin daha önce de uyguladığı bir taktik. Ocak ayında AMC’nin popüler dizisinden uyarlanan “Breaking Bad-Ozymandias” isimli operanın galası gerçekleşmişti ve orkestranın en çok izlenen performansı olmuştu.Milliyet Sanat
AİHM Kararıyla 26 PKK'lının Mezarı Açıldı
Van'ın Çatak İlçesi Görentaş bölgesinde 1998 yılında çıkan çatışmalarda öldürülen 26 PKK'lıya ait olduğu iddia edilen toplu mezar mahkeme kararıyla açıldı. AİHM kararı ardından keşif yapılan alanda hakim, avukat ve davacı ailelerde hazır bulundu. Van’ın Çatak İlçesi'ndeki Görentaş bölgesinde 1998 yılında güvenlik güçleri ile çıkan çatışmada öldürüldüğü ve toplu olarak gömüldüğü öne sürülen 26 PKK 'lı için keşif yapıldı. Yapılan keşif ardından PKK'lılara ait bir toplu mezar mahkeme kararıyla açıldı. Toplu mezarın bulunduğu alan olay yeri şeridi ile kapatılırken, Çatak Asliye Ceza Hukuk Mahkamesi Hakimi Mustafa Erkam Aydoğan katip, müşahit, avukatlar ve davacı ailelerde hazır bulundu. Mezarlar açıldıktan sonra çıkarılan kemikler uzmanlar tarafından toplanırken, çalışmalar fotoğraf ve kamerayla kayda alındı. Davanın Türkiye 'de ilk olduğunu öne süren mağdur ailelerin avukatı Turan Ece, şöyle dedi: 'Bu dosya Kürt hareketinin başlamış olduğu günden bu yana hayatını kaybeden 17 bin insanın akibetini belirleyecek bir dosyadır. Çünkü bu dosya şimdiye kadar AİHM'e taşınan ilk dosyadır. Biz bu dosyaya ilk başvurumuzu 2011 yılının ekim ayında yaptık. Buradaki tek talebimiz kemik dokularının ailelere teslim edilmesiydi. Savcılık bu dosyada kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Bir üst mahkemeye itirazda bulundum o mahkeme de savcılığın kararıyla aynı kararı verince ben de AİHM'e başvurdum. AİHM dosyaya bir hak arama talebi olduğu yönünde karar verdi. AİHM kararını gerekçe göstererek hukuk prosedürünü yeniden işlettik. Şu an gelinen aşamada kazı işlemi yapıldı.' 'DOSYA EMSAL OLUR' AİHM kararıyla mezarın açılmasının bundan sonra emsal olabileceğini belirten Avukat Ece, şöyle devam etti: 'Bu dosya ile toplu mezar sorunu çözülebilir. Yalnız iki taraf bu sorunu çözmek için irade ortaya koymalıdır. Biz diyoruz ki bu bir şanstır. İlk kez prosedüre uygun hukukun uygulandığı Avrupa hukukunun dahil edildiği davadır. 'Çözüm süreci' ile birlikte Beşir Atalay'ın söylediği bir söylem vardı. O söylem tahminimce toplu mezarları da ilgilendirir. Atalay 'Duyguları incitilmiş vatandaşlarımızın duygularını onarmak gerekir.' Bugün ayakta durmakta zorlanan annelerimiz, evlatlarının nerede olduğunu belirleyip kemikleri dahi olsa sahip çıkmak için buradalar.' DHA
Fransa'da Çalındı, Şanlıurfa'da Bulundu!
Fransa'dan çalındığı ve Suriye'ye götürülmesinin planlandığı ileri sürülen karavan, Şanlıurfa'nın Akçakale İlçesi'nde bulundu.Yeni Mahalle'de bir evin önüne park edilen ve uzun süre kimsenin sahip çıkmadığı karavanı görenler durumu polise bildirdi. İhbar üzerine mahalleye giden polis ekipleri, yaptığı araştırmada karavanın Fransa'dan çalındığını ve arandığını saptadı. Bunun üzerine el konulan karavan Akçakale Gümrük Müdürlüğü'ne teslim edildi. CNNTürk
Reklam
Mahsum Korkmaz Heykeline Basan Askere Soruşturma
Kaldırılan PKK'lı Mahsum Korkmaz heykelinin üzerine basarak fotoğraf çektiren asker hakkında, disiplin soruşturması başlatıldıDiyarbakır’ın Lice ilçesinde PKK mezarlığına dikilen Mahsum Kokmaz heykelinin kaldırılması sırasında çıkan ve 1 kişinin öldüğü olayların ardından, aralarında Diyarbakır Barosu, İHD, Tabip Odası, KESK gibi sivil toplum örgütleri bir araya gelerek olayları değerlendirdi. Sivil toplum örgütleri adına konuşan Baro Başkanı Tahir Elçi, heykel yıkılmadan önce devlet yetkilileri ve parti temsilcileriyle görüştüklerini, olayı sağduyu şeklinde çözmeye çalıştıklarını, fakat bundan başarılı olamadıklarını ifade etti. PKK’lı Mahsum Korkmaz’ın heykelinin indirilmesi sırasında bir askerin, heykelin kafasına basarak fotoğraf çektirip, sosyal medyada paylaşmasının ardından yaşanan rahatsızlığı Diyarbakır Valisi Mustafa Cahit Kıraç ile paylaştıklarını dile getiren Elçi, Kıraç’ın o asker hakkında idari ve disiplin soruşturması başlattıldığını söyledi. Elçi, heykele güvenlik güçlerince basılmasının çirken ve kabul edilemez bir davranış olduğunu söyleyerek, şöyle dedi: 'ÇİRKİN VE KABUL EDİLEMEZ' 'Toplumun bir kesimi tarafından önemsenen, değer verilen o heykele bazı kamu görevlileri çirkin, rahatsız edici ve kabul edilemez bir davranış göstermişlerdir. Biz bu çirkin davranışı kınıyoruz. Bu davranışın kabul edilemez ve rahatsız edici olduğunu ilgili makamlara da ilettik. Bu görüşümüzü Diyarbakır Valisi de paylaştığını bize ifade etti. Ve bu çirkin davranışı sergileyen kamu görevlileri hakkında soruşturma talimatı verdiğini bize ifade ettiler. Yanı bu heykele sosyal medyada veya görsel medyaya yansıyan kamu görevlileri hakkında bir idari disiplin soruşturması başlatılmıştır. Biz bu işlemden memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek isteriz.' ’ATALAY’IN AÇIKLAMALARI SON DERECE ÖNEMLİ’ İmralı’da Abdullah Öcalan’ın mesajları ile Başbakan Yardımıcı Beşir Atalay’ın açıklamalarına değinen Elçi, şunları söyledi: 'Bu bağlamda süren gerginliğin topluma ve bu sorunun çözümüne bir yararının olmadığını düşünüyoruz. Bir an önce olayların soğumasını herkesin dikkatli ve sağduyulu olmasını sürecin hassasiyetini gözeterek dikkatli davranması gerektiğini düşünüyoruz. Sivil toplum örgütleri olarak toplumdan daha serinkanlı, daha dikkatli davranış bekliyoruz. Bu amaçla hale özellikle Lice bölgesinde devam eden gerginlikleri ve gerginlik sorunlarını gidermek için girişimlerimize devam edeceğimize ifade etmek istiyorum. Bazı siyasi parti temsilcileriyle, Diyarbakır Valisiyle yine güvenlik bürokratlarıyla görüştük. Yine Lice İlçesi’ne gidip oradaki halk ve protestocu insanlarımızla görüşüp sorunların sona ermesi için çabalarımızı bu şekilde yoğunlaştıracağız.' DHA
Çatal Kaşık Bıçak Takımının Yemek Dışında da Takım Oyunu Sergilediği 15 Heykel
Ohio’lu sanatçı Gary Hovey alışılmadık bir şekilde çatal, bıçak ve kaşık kullanarak sanatsal öneme sahip heykeller oluşturuyor. İncelendiğinde hayvan figürlerinin inanılmaz ayrıntıları göze çarpıyor. Çatal, tüyler ve kürk katmanları oluşturmak, kaşık ve bıçaklar ise yuvarlatılmış köşeleriyle, düz ve parlak yüzeyleri yansıtmak için kullanılıyor.
Reklam
Almanya, Türkiye'yi Nasıl Dinledi?
Almanya’nın Türkiye’yi dinlemesi Berlin Ankara hattında gerilime neden olurken, Radikal yazarı Serdar Kuzuloğlu , dinlemenin nasıl gerçekleştiğini yazdı. Kuzuloğlu, ABD’nin Almanya’yı dinlediğinin ortaya çıkmasını hatırlatarak, “Berlin’deki ABD Büyükelçiği’nin çatısında çalışan gizli bir ekip Almanya Meclisi’ndeki bütün iletişimi senelerce takip etmişti. Ülkeyi neredeyse cep telefonundan yöneten Başbakan Merkel’den toplanan bilginin boyutları açıklanmadı. Fakat iki ülke arasında kırmızı alarm verdiren bir diplomatik krize yol açtı” dedi. Sedar Kuzuloğlu yazısında, “Almanya’nın kendi istihbarat teşkilatıyla Türkiye’yi benzer şekilde izlediğini öğrenince talkını ele verirken salkımı hamuduyla kendi yuttuğunu öğrendik” ifadesine yer verdi. Serdar Kuzuloğlu'nun Radikal'de yayınlanan 'Elektronik casusluğun ürperten boyutları' başlıklı yazısı şöyle: Doksanlı yıllarda internetten tanışıp evlenenlerin haberlerini yapardık. Bugün internetin bir yerinden dokunmadığı evlilik; hatta ilişki var mıdır bilmiyorum. İnternet yüzünden boşananların haberleri bile fazlasıyla sıradan artık. Doymak bilmez bir iştahla içinde yüzdüğümüz bu elektronik denizin paralel evren olduğu dönem hissettirmeden son buldu. Milyonlar için ekranlardaki bu hayat gerçeğin ta kendisi. Biz kullanıcıların içini dolduran heves ve heyecanın misliyle fazlasını pek de akla gelmeyen bir zümrenin yaşadığını Edward Snowden adlı Amerikalı bir sistem yöneticisinden öğrendik. ABD’nin yurtdışı istihbaratını yürüten kurum NSA’in altın çocuklarından Snowden’ın vicdanı içinde çalıştığı kozmik derecede gizli projenin yükünü taşıyamayınca yıllar boyu bir komplo teorisi olarak dilden dile dolaşan iddianın gerçekliği anlaşıldı: ABD (neredeyse) herkesi, her ortamda -yasadışı yöntemleri de kullanarak- takip ediyor. Snowden dünya istihbarat tarihinin en büyük ihbarının bedelini güç bela sığındığı Rusya’daki sürgün hayatıyla ödüyor. Akıbeti belirsiz. Anavatanında devlet bilgilerini çalma, casusluk yapma ve ulusal güvenliği ilgilendiren belgeleri sızdırma suçlamasıyla en az 10 yıl hapis istemiyle -gıyaben- yargılıyor. Ülkesine dönüp mahkemeye katılmama gerekçesi casusluk davalarının halka kapalı, savunma imkanı vermeyen ve jürisiz görülmesi. ABD ise suikast seçeneği dahil bütün yöntemleri kullanarak sürek avına devam ediyor. Ele geçirdiği ABD’nin diplomatik istihbarat arşivini sızdırarak gündeme bomba gibi düşen (ve ilginç bir şekilde hızla unutulan) Julian Assange ve Wikileaks meselesini de eminim az-çok hatırlıyorsunuzdur. Assange’ın ekibiyle açığa çıkardığı bilgi ve belgelerin ödülü ise Londra’da sığındığı Ekvador Büyükelçiliği’nde 2 yıldır süren ev hapsi oldu. 5 gün önce verdiği bir röportajda ilerleyen kalp rahatsızlığının tedavisi için büyükelçiliği terk edeceğini açıkladıysa da bunun kolay olmayacağının gayet farkında. İngiltere kaçma riskine karşı elçiliğin etrafında resmi / sivil polisler ve istihbarat ajanlarından oluşan bir duvar örmüş durumda. 24 saat aralıksız süren bu gözetimin ülkeye maliyeti 2 milyon paundu aşıyor. Snowden ya da Assange’ın kişisel durumları elbette önemli ama ortaya çıkardıkları bilgiler çok daha büyük öneme sahip. Şu ana kadar sızan bilgiler ışığında NSA’in elektronik casuslukla yapabildiklerini hızlıca özetlediğimde eminim siz de hak vereceksiniz: NSA, en az 10 yıldır kriptolama / şifreleme sistemlerine kolayca sızabilmek için arka kapılar (Truva atları) yerleştiriyor. Chat, eposta ve web ziyaretlerinin tamamını takip ederek arşivliyor. Online oyunlardaki sesli ve yazılı iletişimi gözlüyor. Blackberry, iPhone ve Android tabanlı tüm akıllı cep telefonlarındaki bilgilere erişebiliyor. Yüklü uygulamalara kadar sızma yeteneğine sahip. Günde 200 milyon SMS’i arşivliyor ve inceliyor. Cep telefonu operatörlerinin abonelerine ait bütün bilgilere sahip. Google, Facebook, Microsoft ve Apple başta olmak üzere bütün büyük teknoloji şirketlerinin sistemlerine sızarak bütün bilgilere erişebiliyor (profilimize kim bakmış sorsak mı acaba?). Sosyal ağlarda yarattığı sahte profillerle hedeflediği kişilerin hayatına sızabiliyor. Web kameraları üstünden haberiniz olmadan fotoğraf ve video kaydı yapabiliyor. Online otel rezervasyonlarının tamamını takip ediyor. Ağ donanımları (router, switch, vs) ve yazılımlarına erişip bilgi çekebiliyor. Takip edilen kurumlar arasında Birleşmiş Milletler ve Avrupa Komisyonu başta olmak üzere ülke liderlerinden gazetecilere kadar sonu gelmeyen bir liste var (uluslararası katılımın olacağı etkinliklerde bilgi toplama amacıyla içine casus yazılım yerleştirilmiş bilgisayarlardan oluşan sahte internet kafeler açmak, bağlandığı telefondaki bilgileri emen ücretsiz şarj istasyonları yerleştirmek gibi kadar akla hayale gelmedik yöntemler kullanılmış). Sahte wifi erişim noktaları ve baz istasyonları yaratarak bağlanan cihazların bilgilerini emebiliyor. NSA dijital takip için akıllara durgunluk veren çeşitlilikte özel donanımlar üretmiş. USB kablosundan birkaç milimetre boyutunda devrelere kadar uzayan bir listeden söz ediyoruz. ABD Deniz Kuvvetleri’ne bağlı denizaltılarla yürütülen gizli operasyonlarda okyanus altından geçen ve kıtaları birbirine bağlayan fiber internet hatlarına saplama yapan NSA bütün iletişimi takip edebilir hale gelmiş. Radyo dalgaları aracılığıyla internete bağlı olmayan bilgisayarlara dahi sızılmış. Bu yöntemle dünya genelinde 100 binden fazla bilgisayara yerleşmiş durumdalar. Banka hesaplarını ve kredi kartıyla yapılan işlemleri takip edebiliyor. Bilgi sızdırılan ülkelerin bir kısmını bizzat NSA’in özel sayfasından takip etmek mümkün (NSA bunun için Boundless Informant adlı özel bir büyük veri işleme yazılımı kullanıyor). Takip yeteneklerini genişletmek için kimi ülkelerin istihbarat kurumlarına yüz milyonlar değerinde bağışlar yaparak altyapı kurdurmuş. Geriye yönelik yürütülen bir soruştumada NSA personelinin sadece 2012’de toplam 2 bin 776 kere yasadışı / izinsiz dinleme yaptığı ortaya çıktı. NSA’in bu yapıyı kurmak için harcadığı para 52,6 milyar doları geçiyor! CIA, FBI gibi ABD kökenli diğer istihbarat kuruluşlarını da hesaba katarsak elektronik takip aşkı neredeyse Ay’a ulaşmak kadar heyecan vermiş anlayacağınız. Bu öyle bir hırs ki 35 dünya lideri bu kurum tarafından bizzat, hedef gözeterek takip edilmiş. En çok ses getireniyse Almanya Başbakanı Angela Merkel olmuştu hatırlarsınız. Berlin’deki ABD Büyükelçiği’nin çatısında çalışan gizli bir ekip Almanya Meclisi’ndeki bütün iletişimi senelerce takip etmişti. Ülkeyi neredeyse cep telefonundan yöneten Başbakan Merkel’den toplanan bilginin boyutları açıklanmadı. Fakat iki ülke arasında kırmızı alarm verdiren bir diplomatik krize yol açtı. Almanya’nın kendi istihbarat teşkilatıyla Türkiye’yi benzer şekilde izlediğini öğrenince talkını ele verirken salkımı hamuduyla kendi yuttuğunu öğrendik (takip edilenler arasında ABD’li bakanlar John Kerry ve Hillary Clinton da var ama Alman yetkililer onun ‘kazara’ olduğunu söylüyor. Yersen...) Almanya’nın mükemmel bir diplomatik perdelemeyle kabullendiği bu elektronik takibin neyi, kimi kapsadığı henüz muamma. Fakat Oslo görüşmelerinden 17 ve 25 Aralık süreçlerinde sızan kayıtların kaynağı konusunda bir şüpheli daha yarattığı kesin. Türkiye’nin bu elektronik istihbarat yarışındaki çaba ve konumuna da başka bir yazıda bakarız.T24
#IceBucketChallenge'da En Anlamlı Destek ALS Hastası Gökhan Işık'tan
etiket
Ice Bucket Challenge'da en anlamlı destek Türkiye'den bir ALS hastasından geldi. Gökhan Işık Google Translate ile seslendirilen konuşmasında, 3 arkadaşına meydan okuyarak 24 saat içerisinde 1 kova buzlu suyu başlarından aşağı dökmelerini ya da als.org.tr'ye bağışta bulunmalarını istedi. Işık'ın ayrıca ALS ile yaşamaya yardımcı olan gereçleri paylaştığı bir internet sitesi bulunuyor. Onedio
Reklam
'Irkçılık ABD’de Yaşıyor ve Gayet İyi Durumda'
Holokost’tan kurtulmuş olan, Filistinlilerin hakları için çalışan 90 yaşındaki Yahudi avukat Epstein, Ferguson protestolarında gözaltına alındı. Serbest kalınca, “Irkçılık ABD’de yaşıyor” açıklamasını yaptı. ABD’li aktivist Hedy Epstein, Ferguson protestolarında, tam da 90. doğum gününü kutlarken gözaltına alındı. Holokost’tan kurtulmuş olan, Filistinlilerin hakları için çalışan Yahudi avukat Epstein, gözaltı sonrası yaptığı açıklamada “Irkçılık ABD’de yaşıyor ve gayet iyi durumda” dedi.Eyleme katılmak istedi Epstein, 15 Ağustos’ta 90 yaşına girdi. Doğum günü kutlamaları tüm haftaya yayıldı. Missouri eyaleti St. Louis bölgesindeki evine ailesi ve arkadaşları gitti. Epstein’in evinde kutlamalar sürerken, 18 yaşındaki Michael Brown’ın öldürülmesinin ardından başlayan eylemler de Ferguson kentinde devam ediyordu. Epstein 15 Ağustos’ta öğleden sonra protestolara katılmak için evinden çıktı, birkaç saat sonra gözaltına alındı.Doğum gününde nezarette Olayın nasıl gerçekleştiğini Newsweek şöyle yazdı: Epstein önce Missouri Valisi Jay Nixon’ın Ulusal Muhafızlar’ı göreve çağırması kararını protesto eden eylemcilere katıldı. Nixon’ın ofisinin bulunduğu Wainwright Binasının önünde barışçıl şekilde protesto eylemi yaptılar. Arada bir kalabalıktan biri kalkıp konuşuyordu, onun dışında oturarak slogan atıyorlardı. Binaya doğru yürümek isteyince polis önlerini kesti. Epstein Newsweek’e, “Gözaltına alınacağım hiç aklıma gelmedi” dedi. Ancak polis engeli önünden ayrılmayı reddeden Epstein ve yanındaki sekiz kişi kelepçelenerek gözaltına alındı. Gözaltı işlemleri tamamlandıktan ve 21 Ekim’e mahkeme tarihi verildikten sonra serbest bırakıldı.“Adaletsizlik meselesi” Epstein gözaltı sonrası şunları söyledi: “Ferguson’da olanlar için çok ama çok endişeliyim. Bu bir ırkçılık ve adaletsizlik meselesi ve sadece Ferguson’a özgü de değil. Irkçılık ABD’de yaşıyor ve gayet iyi durumda!” Democracy Now’a konuşan Epstein, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya şu mesajı verdi: “Şiddeti durdur, masaya otur ve ne olabileceğini dürüstçe konuş. Ama Netanyahu’nun böyle bir amacı yok, barış hakkında konuşuyor ama barışı gerçekten istemiyor.” Epstein, ABD Başkanı Barack Obama’y ada şu mesajı verdi: “Ferguson’a gelmeli, yüzünü göstermeli, insanlarla konuşmalı. İnsanların ona ihtiyacı var.” Bianet
Buzlu Su Kampanyasının Yaratıcısı Deniz Kazasında Yaşama Veda Etti
ALS hastalığı için başlattığı ve dünyayı saran “Ice Bucket Challenge” çılgınlığının yaratıcısı 27 yaşındaki Corey Griffin deniz kazasında hayatını kaybetti.  Massachussets’in Nantucket bölgesinde tatil yapan Griffin'in iki katlı bir evin çatısından suya atladığı ve bir daha çıkamadığı belirtiliyor.  Griffin, yakın arkadaşı Pete Frates’in ALS’ye yakalanmasının ardından “Buz kovasıyla meydan okuma”kampanyasının, sosyal medyada yayılmasını sağlayan kişi olmuştu.  Pete Frates, Facebook adresinden şunları yazdı: 'İnsanlara yardım etmek Griff için hiç de yeni bir şey değildi. Benim için 2012'de, tanının konulmasından sadece birkaç hafta sonra, kendi etkinliğini başlattı. Son haftalarda da ALS için deliler gibi çalışıyordu. Her gün mesajlaşıyorduk ve yeni bağış yöntemleri geliştirmeyi planlıyor ve yeni yollar arıyorduk.' Bill Gates, Mark Zuckerberg, Jeff Bezos, Oprah Winfrey, George W. Bush ABD’de kampanyaya katılan isimlerden bazıları. Türkiye’de de bir çok futbolcu ve ünlü isim kampanyaya katıldı. Independent gazetesinin verdiği bilgiye göre göre 27 yaşındaki hayırsever, ALS için tek başına 100.000 dolar bağış toplamayı başarmıştı. Aynı gazeteye göre onun başlattığı ALS Buz Kovası Mücadelesi toplamda 22.9 milyon dolar gelir elde etti.
Türkiye'yi Bekleyen Tehlike: İlaç Kıtlığı
Bulunamayan ilaç sayısının dünya genelinde üç katına çıktığı ve küresel ilaç kıtlığı yaşandığı FIP ve Kanada Eczacılar Birliği’nin ev sahipliğinde, ilk kez gerçekleştirilen “Uluslararası İlaç Kıtlığı” zirvesinde gündeme getirildi. Türkiye’nin ülke nüfusunun yaşlanması, kronik hastalıklarla birlikte sağlık kuruluşlarına ve hekime ulaşımın artması, kişi başına ilaç tüketiminin yükselmesi sonucunu doğurmuştur. Sağlık hizmetlerinin kesintiye uğramaması, hasta güvenliğinin tehlikeye atılmaması, sürdürülebilir bir ilaç ve eczacılık hizmeti için ilaç politikalarının gözden geçirilmesi gerektiğini belirten CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal, konuyla ilgili Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’na verdiği yazılı soru önergesi ile: 1-   Türkiye’de bulunamayan ilaç mevcut mudur? Mevcut ise bu ilaçlar nelerdir? En çok hangi hastalığa ilişkin ilaçlarda böyle bir sorun yaşanmaktadır? 2-   Türkiye’de bulunamayan ilaç sayısında 2005 yılından bugüne bir artış olmuş mudur? Bu artış ne kadardır? 3-   Bu kıtlığın zaman içinde daha kötüye gideceği, sağlık personellerine giderek daha çok zorluk çıkartacağı ve hasta güvenliğini tehlikeye atacağı iddiaları doğru mudur? 4-   Piyasada bulunmayan ilaçlar sorunu Türkiye için ek maliyet ve iş yükü açısından nasıl problemler yaratmaktadır? 5-   Tümdünyadan delegelerin katıldığı, FIP ve Kanada Eczacılar Birliği’nin evsahipliğinde gerçekleşen Uluslararası İlaç Kıtlığı Zirvesi’nin bulunamayan ilaç sayısının dünya genelinde üç katına çıktığı ve küresel ilaç kıtlığı yaşandığı tespitlerini içeren Raporu hakkında Bakanlığınızın bilgisi var mıdır? Bu rapor içeriğinde belirtilen ilaç kıtlığı sorununa ilişkin almış olduğunuz bir önlem var mıdır? Varsa bu önlemler nelerdir? 6-   Türkiye’nin, artan ilaç kıtlığı ile gecikmiş tedavi veya tedaviye hiç erişememe yahut tedavinin daha az etkili bir alternatif tedaviyle değiştirilmesi sorunlarıyla karşı karşıya kalması an meselesi midir? 7-  Bakanlığınızca ilaç kıtlığına ilişkin bilgi sağlamak için kamunun erişebileceği bilgi kanalları oluşturulmuş mudur? 8-   Bakanlığınızca kritik ve hassas ilaçlar listesi oluşturmak adına küresel düzeyde bir süreç geliştirilmesi planlanmakta mıdır? 9-   Türkiye’de ilaç talep ve arzına ilişkin bilgi toplama ve bu bilgileri paylaşma ile ilgili bir faaliyet yürütülmekte midir? 10-   Bakanlığınızca bahse konu ilaç kıtlığına ilişkin stratejik emniyet stoku, acil durum planları, salgın hastalık durumu planlaması ve kapasite fazlalığı hususlarını içeren risk azaltım stratejileri geliştirmek için herhangi bir girişimde bulunulmuş mudur? Sorularını yöneltti.
Reklam
Sakarya'da Sokak Köpeklerini Barınağa Diye Götürüp Zehirlemişler
Akyazı İlçesi'nde belediye ekiplerinin “Köpekleri uyuşturup barınağa götüreceğiz diyerek zehirledikleri öne sürüldü. İlçedeki hayvanseverler bu duruma sosyal medya üzerinden büyük tepki gösterdi. Alınan bilgilere göre, Alaağaç Mahallesi'nde oturan Mustafa Bulut sokak köpeklerinin mahalle halkını rahatsız ettiği gerekçesiyle bunların toplanması ve daha iyi bakılması için Akyazı Belediyesi'ne haber verdiklerini belirtti. Ancak gelen ekiplerin onlara zehirli et verdiğini ileri sürerek olayı şöyle anlattı: “Mahallemizde daha önce doğum yapan bir sokak köpeğini evimizin önünde besliyorduk. Yavruları biraz büyüdükten sonra bu sokak köpeği tekrar hamile kaldı. Mahalle sakinlerini rahatsız ettiği gerekçesiyle bu köpeğin daha iyi şartlarda bakılması için belediye ekiplerine haber verdik. Belediye ekipleri mahalleye gelerek köpekleri uyuşturup Adapazarı’nda bulunan bir barınağa götüreceklerini söylediler. Ben de daha iyi koşullarda bakılacakları için ekiplere yardımcı oldum. Ekiplerin verdiği etlerden köpeklere yedirdim. Etleri yiyen 2 sokak köpeğinin ağzından salyalar gelmeye başladı. Ekipler bu 2 köpeği ipler yardımıyla kamyonete yüklediler. Kendim beslediğim köpeğim ve biri hamile olan diğer 3 sokak köpeği etleri yer yemez tarlalara kaçtılar. Havanın yağmurlu olması nedeniyle tarlaya giremedik. Hamile olan köpek ertesi gün komşumuzun garajında ölü olarak bulundu. Etlerden yiyen diğer sokak köpekleri ve kendi köpeğim ise hala ortalarda yok. Muhtemelen onlar da bir köşede ölüp kaldılar.' ZEHİRLİ ETTEN YİYEN KARGA BİLE ÖLDÜ Belediye ekiplerinin köpeklere dağıttığı etlerden yiyen bir karganın da etten yer yemez öldüğünü söyleyen Mustafa Bulut 'O dağıttıkları etlerden yiylen karga olduğu yerde ölüp kaldı. Etlerin zehirli olduğu belli. Bize zehirli olduğunu söylemiyorlar. 'Köpeği bayıltıp barınağa götürüyoruz' deyip etle zehirliyorlar. Köpeklerden biri hamileydi. Böyle bir insanlık, böyle bir belediye anlayışı olabilir mi? Zehirleyeceklerini bilseydim izin verir miydim? Bu olayı yargıya taşıyacağım.' Bu arada olayı öğrenen Sakaryalı hayvanseverler sosyal paylaşım sitesi Facebook'tan ' Akyazı'da öldürülen köpeklerin fotoğraflarını yayınlayacağız' diyerek sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladılar. Akyazı Belediyesi ise konuyla ilgili olarak bir açıklama yapmadı. Alaattin ONUR/ AKYAZI (Sakarya), (DHA)
Reklam
Fransa’da Küçük Prens Tema Park’ı Açıldı
Dünya genelinde en çok sevilen ve okunan çocuk kitapları arasındaki Küçük Prens için Fransa’da 24 hektarlık bir alana Küçük Prens Tema Parkı yapıldı.Tüm yetişkinlerin aslında bir zamanlar çocuk olduğunu hatırlatmayı gaye edinen park 1 Temmuz’da ziyarete açıldı ve  yetkililer senelik 150 bin ziyaretçi çekmeyi hedeflediklerini söyledi. Yazar Antoine de Saint Exupéry’nin kitabından ilham alınan tema parkta iki adet sıcak hava balonu, canlı koyunlar, gül bahçeleri, oyun alanları ve 3-boyutlu sinema bulunuyor. İki adet sıcak hava balonu ve 1 adet aero bar sistemi sayesinde ziyaretçilere havada gezintiye çıkma fırsatı veren park, dünyanın ilk hava parkı olma özelliğini taşıyor.365haber.org/kültür-sanat haberleri
Bozuk Paraları Biriktirerek 29 Bin Lira Topladı!
Trabzon’da bir çocuk babası olan 34 yaşındaki kantin işletmecisi Mehmet Ufuk Ayas, yaklaşık 7 yıl önce madeni 1 liraları biriktirme kararı aldı. Kumbara yerine bebek maması şişelerini kullanan Ayas daha sonra madeni paraları plastik kutularda biriktirmeye başladı. Yaklaşık iki yıl önce evlenen Ayas’ın eşi Sinem Şengül Ayas madeni paraları gördüğünde 'Bunlar nedir?' diye sorduğunu eşinin ise kendisine 'Yatırım olsun' diye birikim yaptım' cevabını verdiğini söyledi. 7 YIL BOYUNCA BİRİKTİRDİ 7 yıl önce para biriktirmeye başlayan ve bu kadar bozuk parası olacağını tahmin etmeyen Mehmet Ufuk Ayas, “Tamamen tesadüf oldu. Biraz bozuk para biriktirmiştim. Benim küçük bir yeğenim vardı. Onun bebek maması kavanozları vardı. Boş kavanozları doldurdum. Daha sonra evde bozuk paralar kalabalık oluşturunca eşim bana bankaya giderek paraları bütünleştirmemi söyledi. Bankaya gittiğimde bankacı paraların çok olduğunu görünce 'Burada çok para var saymak zor olur. Müşterilerin zamanını almayalım. Siz Merkez Bankası'na gidin' dedi. Ben de Merkez Bankası'na gitmeye üşendim. Paraları alarak eve geldim. Ondan sonra bunları biriktirmeye başladım. Daha sonra benim kızım oldu. Onun bebek maması kutularına koymaya başladım. Her gün alışveriş yaptıktan sonra artan paraları akşam eve geldiğimde kutuya koydum. Yaklaşık 7 yıldan beri bunu yapıyorum. Bu kadar para olacağını ben de tahmin etmemiştim” ifadelerini kullandı. HEDEFİM EV ALMAK Hedefinin ev alacak parayı biriktirmek olduğunu belirten Ayas, “Benim hedefim şuan da arabam var. Paralar daha da birikince bir ev almayı düşünüyorum. 1 liralar toplamda 29 milyar olmuştur. Bu paraları bütünleştirmek istemiyorum. Çünkü paralar beni sıcak tutuyor. Tarihi bir küpüm var. **Haberin devamı için : http://www.ilgincbirbilgi.com/ilginc-haberler/bozuk-paralari-biriktirerek-29-bin-lira-topladi.html**
"Arda Turan Galatasaray'a Dönecek"
Galatasaray'ın yönetim kurulu üyesi ve kulüp sözcüsü Şükrü Ergün, önemli açıklamalarda bulundu. Antrenmanlar çok neşeli geçiyor. Prandelli'yle oyuncuların etkileşimi çok iyi. Bu hocanın kişiliğinden de kaynaklanıyor olsa gerek. Ben bu pozitif havanın saha sonuçlarına da yansıyacağını düşünüyorum' dedi. Prandelli'nin çok sıcak, insancıl bir yapıya sahip olduğunu belirten Ergün, 'Oyuncularıyla ilişkileri çok sıcak. İnsani yönü, İtalyan, Akdenizli yönü çok ön plana çıkmış bir insan' ifadelerini kullandı. GALATASARAY HER MAÇTA KESİN FAVORİDİR Radyospor'da Özgür Sancar'ın canlı yayın konuğu olan Ergün, 'Süper Kupa finalini kazanmak istiyoruz. Derbi maçta kesin konuşulmaz; ama Galatasaray çıktığı her maçta kesin favoridir. Tabii ki Fenerbahçe çok ciddi bir rakip. Süper Kupa maçında da ciddiye aldığımız bir rakibimiz' diye konuştu. Başkan Ünal Aysal'ın cezası nedeniyle maçta olamayacağını; ancak yönetim tam kadro Manisa'ya gideceğini belirten Şükrü Ergün, 'Özel işleri nedeniyle gelemeyenler olsa bile, yönetimimizin büyük bir bölümü Manisa'da olacak' dedi. BURAK'A YAPILAN KABUL EDİLEMEZ; AMA BURAK DA DİYALOĞA GİRMEMESİ GEREKİRDİ Burak Yılmaz'a son hazırlık maçında yapılanların çirkin olduğunu dile getiren Ergün, 'Emeği karşılığında hayatını kazanmaya çalışan bir oyuncuya gol kaçırdı diye galiz küfürler etmek hiç kimseye yakışmıyor. Diğer taraftan, ciddiye alıp da Burak'ın o taraftarla diyaloğa girmesi de çok kabul edilir değil. Burak'ın artık geldiği noktada bunları duymuyor olması lazım. Değer vermiyor ve ciddiye almıyor olması lazım. Taraftarın da bu konuda biraz duyarlı olması gerekir. Hayatını futbolla kazanan bir insan bilerek gol kaçırmaz. Gol kaçırdı diye de bir futbolcuya küfür edilmez' şeklinde konuştu. ARDA TURAN, GALATASARAY'A DÖNECEK Arda Turan'ın döneceği tek yerin Galatasaray olduğunu belirten Şükrü Ergün, 'Arda bizim evladımızdır. Burası onun yuvasıdır. Bir gün Türkiye'ye dönecekse döneceği yer Galatasaray'dır. Kapılar ona her zaman açıktır. Arda da bizim bu söylediklerimizi boşa çıkarmadı. O da aynı duyguları paylaştığını söyledi. Biz de çok mutlu olduk. Arda bir gün Avrupa'daki misyonunu tamamladığını düşünür, dönmeye karar verirse kapılar ona sonuna kadar açık. Şu an için önemli olar onun mutluluğu' dedi.Eurosport
Reklam