'Gül'ü Sevmek Ayrı Konu, Partinin Geleceği Ayrı Konu'
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, AKP Bursa il örgütü tarafından düzenlenen 34′üncü İl Danışma Meclisi toplantısına katıldı. Arınç, partilere ülke gündemine ilişkin uzun bir konuşma yaptı.Bülent Arınç, başbakan yardımcılığı görevine getirilen Yalçın Akdoğan’ın ¨Kimseye diyet borcumuz yok¨ sözlerine değindi. Abdullah Gül’ün AKP yönetiminin dışında kalmasıyla ilgili bireylerden önce partinin geleceğini düşündüklerini vurgulayan Arınç, Ahmet Davutoğlu’nun herkesin gönlünden geçen isim olduğunu ileri sürdü. Arınç konuşmasında şunları söyledi:“‘ YALANCIYDI, YEDİ İÇTİ’ DENMESİN. Bana 3 sene evvelinden beri ‘ben 2015′te ömrüm olursa aktif siyasi hayatta olmayacağım’ dediğimiz zaman kızanlar oldu. Akıl, işin sonunu görmektir. Siyaset de biraz böyledir. İşin nasıl gelişeceğini, nasıl sonuçlanacağını az çok bilirseniz, siz siyasetçi olursunuz. Ben 3 sene evvel bir hedef koydum. 3 yıl-5 yıl içinde de Bursa milletvekili olarak, bakanlıkta bakan olarak sadece hizmet edeceğimi söyledim: arkadaşlardan kızanlar, üzülenler oldu. ‘Sen böyle deme. Yeniler iştahlanıyor sonra’ diyenler de çıktı tabi. İki taraflı bu iş. Bir, kendin için böyle bir bağlantıya girme. İkincisi ‘zar zor düzelttin şu Bursa’yı. Böyle konuşursan başkalarının iştahı kabarır sonra tepelerin arkasından kafalarını uzatmaya başlarlar’ diyen çıktı. Ne garip şey. Bizim sözümüz, söz kardeşim. Allah’a bin şükür 40 sene oldu. Benim gibi yüzlerce, binlerce Bülent Arınç var ki Bursa’dan da çıkar. Artık bayrağı onlar devralsın. Biz onlar için dua edelim. Ama sokağa çıktığınız zaman hiç kimse bizim arkamızdan kötü bir söz söylemesin. Yalancıydı, yedi içti demesin.PEKİ ABDULLAH GÜL NE OLACAK? 15 günlük süreyi düşünerek, 27′sinde büyük kongreyi yapmaya karar verdik. Peki Abdullah Gül ne olacak? ‘Abdullah Gül ne olacak’ diye bir şey yok. Abdullah Gül bizim kardeşimiz. Partimizi kurduğumuz, başbakan yaptığımız 7 sene de onurla Türkiye’yi cumhurbaşkanı olarak temsil etmiş bir büyük insan. Hiçbir şey olmaz. Ama partinin geleceği Türkiye’nin geleceği bakımından bu 15 gün içinde kongre yapmamız lazım. Buna ittifakla karar verdik. Siyaset boşluk kabul etmez. Arada 10-15 gün olmasa bile, Hz Peygamberimiz’in vefatından sonra yaşananları hatırlayın. Boşluk olmaması lazım. Dağılma olur. İnsanların dedikodular gıybetler içinde koşarlar. Herkesin nefsi kabarabilir. Bugün kongre yarın devir teslim. Böyle olursa parti daha güç kazanacak. Sayın Abdullah Gül’ü sevmek, Cumhurbaşkanımızı sevmek ayrı bir konu partimizin geleceği ayrı bir konu. Dolaysıyla biz önce davamızı partimizi sonra şahısları bu hesabın içerisine koymak zorundaydık. Kongreyi yaparken genel bakan olacak kişinin milletvekili olması lazım. Sayın Abdullah Gül’e ‘gel genel başkan yapıyoruz seni’ desek bile 2015′e kadar başbakan olması mümkün değildir. Kimseyi kırmamak ve vefasızlık yapamamak lazım. Bizim sistemimizde bir köyde 2 muhtar olmaz. Bizim sistemimizde seçilen bir kişi olur, yetki ve sorumluluk onda olur. Gerçekleri kabul etmemiz lazım. Bu şartlar içinde sayın Davutoğlu’nun ismi hepimizin de gönlünden geçen bir isim oldu. Sayın Davutoğlu da güçlü bir başbakan olmayı hak ediyor.KİMSEYE DİYET BORCUMUZ YOK. Birisi bir yazı yazdı. birisi bir söz söyledi. Belki de bizi kastetti, tam bilemiyorum. ‘Bizim şuna buna bir diyet borcumuz yoktur’ dedi. Bu çok doğru bir söz ama bu sözü şöyle açmak lazım. Bizim, ben de dahil, Tayyip Erdoğan da dahil hiç kimseye diyet borcumuz yok. Bizim iki şeye karşı vefa borcumuz var. Şükür borcumuz var. Allah’a şükür ve dua borcumuz var. Bize izzet veren, bize cesaret veren, önümüzdeki bütün barajları yıkıp bizi ayakta tutan tek güç Allah’ın bize verdiği güç ve kuvvettir. Her yaptığımız işin arkasından Rabbimiz’e şükretmemiz lazım. Tevekkül etmemiz lazım. İkincisi fani şahıslara bir diyet borumuz yok bizim. Ama millete karşı, milletin şahsi manevisine karşı teşekkür borcumuz var. Bu millet hiç görmeden bize inandı bizi seçti, her türlü zorluğa rağmen bizim arkamızda durdu. Başbakanımız 3 dönem şartına uyacağız dediği zaman, cumhurbaşkanı olmasaydı aktif siyasete veda edecekti. ‘Siz giderseniz bu parti ne olur’ deyince ‘fani şahıslar üzerine bina etmeyin’ dedi. ‘Farz edin ki liderimiz ölmüş desinler’ dedi. Allah geçinden versin. Ama takdiri ilahi bir gün kendisini gösterecek. İnsanları teskin etmemiz lazım. Farz edin ki liderimiz öldü desinler. Bunu herkesin düşünmesi lazım. Bu nedenle bu dava kimseye diyet borcu taşımaz. Ben dahil. Bana göre doğrusu bir Allah’a sürekli şükür noktasında borcumuz var. İkincisi bizi güçlü kılan, bizi yüzde 50′lere çıkaran, 52 ile cumhurbaşkanı yapan 70 milyon insanımıza diyet borcumuz var.”ZETE
İstanbul Boğazı 8 Metre Daralıyor
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından Emirgan sahil yolunun denize doğru genişletilmesi projesinde sona yaklaşıldı.Bisiklet ve yürüyüş yolu, balık tutma platformu ve 116 araçlık otopark cebi içeren projede denize kazık çakma işlemleri büyük ölçüde tamamlandı. 2015 yılı başında tamamlanacak proje sonucunda İstanbul Boğazı 8 metre daralmış olacak.İBB tarafından yaptırılan Emirgan Sahil yolu inşaatında sona yaklaşılıyor. Geçtiğimiz Mart ayında başlatılan çalışmalarda 700 metrelik sahil kesimine denize kazık çakma işlemleri büyük ölçüde tamamlandı. Çakılan kazıkların üzerine beton dökülmesi işlemlerinin başladığı inşaat tamamlandığında sahil yolu 8 metre genişlemiş, İstanbul boğazı ise 8 metre daralmış olacak.İBB tarafından geçtiğimiz Mayıs ayında tanıtımı yapılan projede Emirgan sahilinin 700 metrelik bir bölümünü kapsıyor. Genişletilen bölümde 2 metre genişliğinde bisiklet yolu oluşturulacak. Ayrıca 3 metre genişliğinde toplamda 1550 m2 yeşil alan planlanıyor. Otomobilleriyle gelen vatandaşlar için ise sahil bandı boyunca 116 araçlık otopark cebi yapılacak. Balık tutan vatandaşların içinde 30 metre uzunluğunda 3 adet balık tutma platformu yapılacak. Böylece balıkçıların yürüyüş yapan ya da bisiklete binenleri rahatsız etmeden balık tutmaları sağlanacak. Proje tamamlandığında toplam 11 bin 300 m2'lik bir alan yeniden düzenlenmiş olacak.DHA
Taksit Yasağı Telefon Satışlarını Yüzde 40 Düşürdü
Geçen yıl ayda ortalama 330 bin cep telefonu satan teknoloji marketlerinin satış rakamı, kredi kartı düzenlemesinden sonra 130 bin adet düşerek 200 bine gerilediBankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) 1 Şubat 2014'te yürürlüğe giren cep telefonlarına taksit sınırlaması, teknoloji marketlerin aylık cep telefonu satışlarını ortalama yüzde 40 düşürdü.Geçen yıl ayda ortalama 330 bin cep telefonu satan teknoloji marketlerinin satış rakamı, kredi kartı düzenlemesinden sonra 130 bin adet düşerek 200 bine geriledi. Böylece taksit yasağı teknoloji marketlerin telefon satışlarını yüzde 40 civarında düşürmüş oldu.Konuyla ilgili AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Gold Teknoloji Marketleri Pazarlama Müdürü Kılınç Orhan Erdemir, araştırma şirketi GfK rakamlarına göre Türkiye'de 2014 yılının ilk 6 ayında 5,7 milyon cep telefonu satıldığını, 2013 yılının aynı döneminde bu rakamın 6 milyon olduğunu söyledi. Türkiye'de alışverişi etkileyen en önemli faktörlerden birinin kredi kartlarındaki taksit imkanı olduğunu belirten Erdemir, şunları kaydetti: 'Zaten satın alma gücü açısından AB ülkelerine göre çok daha düşük bir durumdayız. Taksit imkanı da düşürülünce toplum yeni teknolojiye ulaşmakta zorlanmaya başladı. Yeni teknoloji ürünlerinin kolay ulaşılabiliyor olması aslına bakarsanız sosyal statülerin de bu noktada eşitlenmesini sağlıyor. Şubat ayına kadar bin 500 liralık son model bir cep telefonunu asgari ücretli bir çalışan bile taksitle alabiliyordu. Teknoloji kullanımında en zenginle aynı kulvarda olabiliyordu.'‘Son 5 ayda cep telefonu pazarı sadece el değiştirdi’Erdemir, taksit yasağının teknoloji marketlerindeki büyümeyi sıfırladığını belirterek, 'Teknoloji marketlerindeki cep telefonu satışları 1 Şubat itibariyle büyük bir düşüş yaşadı. Teknoloji marketlerinde 2013'te ayda ortalama 330 bin adet cep telefonu satılıyordu. Kredi kartı düzenlemesinden sonra bu rakam 200 bine düştü' dedi.Ancak Türkiye'de satılan toplam cep telefonu adetlerinde küçülmenin aksine büyümenin yaşandığını aktaran Erdemir, bunun sebebinin de GSM operatörlerinin 24 aylık kontratlı satışları ve senetli satış mağazalarındaki satışların artması olduğunu kaydetti. Ödeme sisteminde yapılan değişiklik ile teknoloji marketlerindeki 1-1,5 milyar liralık pazarın diğer satış kanallarına kaydığı bilgisini veren Erdemir, sözlerine şöyle devam etti:'Cep telefonu tüketimini sadece bir ödeme sistemini yasaklayarak azaltmanın imkanı yok. Bunun olmadığını Türkiye'deki toplam pazarda cep telefonu satışlarının azalmamasından görüyoruz. Son 5 ayda cep telefonu pazarı sadece el değiştirdi. Eğer amaç gerçekten cep telefonu satışını azaltmak olsaydı, aynı zamanda kontratlı satışların da yasaklanması gerekirdi. Ancak kontratlı satışların büyük oranda arttığı da gün gibi ortada. Şubat ayından bu yana teknoloji perakendecileri, alternatif ödeme yöntemlerine yöneldi. Örneğin mağazalarda finans kuruluşlarının desteği ile hızlı tüketici kredisi sunuluyor. Mağazadaki online sistem üzerinden 15 dakika içerisinde onay aşaması tamamlanıyor. Onaylanmış olan krediye istinaden personel kredi evraklarını tamamlıyor. İşlemlerin tamamlanmasını müteakip, ürünü hemen müşteriye teslim ediliyor.'‘Kredi kartlarına limit sınırlaması doğru bir adım’Kılınç Orhan Erdemir, ekonomi yöneticilerinin özellikle cep telefonu gibi pazarın lokomotifi olan bir alanda yıl sonuna doğru en azından kredi kartına 3 taksit ile iyileştirme yapacağını düşündüklerini söyledi. Bunun hem yerli üretimi teşvik edeceğini, hem bankaların kaybettiği geliri elde etmesini sağlayacağını, hem de teknoloji perakendeciliğini rahatlatacak en büyük hamlenin bu olacağını vurgulayan Erdemir, kredi kartlarına geçen yıl getirilen limit sınırlamasının uzun vadede çok önemli ve doğru bir adım olduğunu vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Bunun yanı sıra taksit sınırlandırmasının cep telefonlarında tamamen kaldırılması değil 3-4 taksite indirgenmesi sektörün bir anda kan kaybetmesini engelleyecekti. Vatandaşın borçlanma düzeyini indirmeyi sadece kredi kartları üzerinden düşünmemek lazım. Kişisel borçlanma farklı ödeme yöntemleriyle devam ediyor. Önemli olan bunu kademeli bir şekilde azaltabilmektir diye düşünüyorum. Aksi halde insanlar alışverişi keseceklerine farklı ödeme yöntemleriyle satın almaya yöneliyor. Bu seferde kişisel borçlanması takip etmeniz gittikçe güçleşiyor.'Erdemir, Türkiye'nin bilişim-teknoloji alanındaki gelişme potansiyeline inandıklarını belirterek, 'Almanya'da teknoloji pazarı yıllık 130 milyar lira ciroya sahip. Biz de 2023 Türkiye'sinde bu derece güçlü bir sektör oluşacağına inanıyoruz' şeklinde konuştu.T24
Uludağ'da Otobüs Şarampole Yuvarlandı, 4 Kişi Hayatını Kaybetti
ULUDAĞ'dan Bursa'ya giden otobüs, iniş yolunda Odunduk Köyü yakınlarında yoldan çıkarak şarampole yuvarlandı. Kazada 4 kişi hayatını kaybetti.Kazanın duyulmasının ardından çok sayıda 112 Acil Servis ambulansı ve kurtarma ekipleri bölgeye sevk edildi. Yaralılar, otobüsten yolda bekleyen ambulanslara taşınırken zorluk yaşandı.Kaza, bugün saat 17.30 sıralarında Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından kısa süre önce yaptırılan Odunluk Köyü ile Alacahırka arasındaki bağlantıyı sağlayan Uludağ Yolunda meydana geldi. Bursada otomotiv yan sanayi üretimi yapan Ormetalin Uludağda düzenlediği piknikten dönenleri taşıyan Halit Giden yönetimindeki 16 S 8383 plakalı otobüs, iniş yolunda virajı alamayarak şarampole yuvarlandı. Kaza haberinin alınması üzerine bölgeye çok sayıda 112 Acil Servis ambulansı, itfaiye ve arama kurtarma ekipleri sevk edildi. Kazanın bulunduğu bölge savaş alanına dönerken, yaralılar yola taşınarak ambulanslara alındı. Otobüste sıkışan 5 yaşında bir çocuk ve kadın AFAD, itfaiye ve 112 Acil Servis ekiplerince yarım saat süren çalışma sonucu araçtan çıkarılabildi. Çekirge Devlet Hastanesine kaldırılan kadın ve çocuk kurtarılamadı. Bursa Emniyet Müdürü Sabri Durmuşlar, kurtarma ekipleri tarafından çalışmalar yürütülürken kaza yerine gelerek bilgi aldı. Kazanın piknikten dönen 30 kadar vatandaşın içinde bulunduğu otobüsün uçuruma yuvarlanması sonucu meydana geldiğini kaydeden Durmuşlar, Kaza yerine çok kısa sürede ulaşıldı. Biri çocuk iki vatandaşımız öldü, yaralanan 26 vatandaşımız da çeşitli hastanelerde tedavi altına alındı Hepimize geçmiş olsun dedi. Bu arada, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesine kaldırılan yaralılardan 4ünün durumunun ağır olduğu bildirildi. Kazayla ilgili soruşturma sürdürülüyor.Aynı bölgede 28 Ağustos Perşembe günü meydana gelen kazada Orhaneli Belediyesine ait midibüsün devrilmesi sonucu 15 kişi yaralanmıştı. Yaralılardan biri tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirmişti.ÖLÜ SAYISI 4 OLDUBursa'da otobüsün şarampole yuvarlanmasıyla meydana gelen kazada yaralanan 2 kişi tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Böylece kazada hayatını kaybedenlerin sayısı 4 oldu.Uludağ'dan Bursa'ya giden otobüs, rampa indiği sırada Odunduk Köyü yakınlarında yoldan çıkarak şarampole yuvarlandı. Seyit Dinç'in kullandığı 16 S 8383 plakalı otobüs, kazadan sonra ters döndü. Takla atan otobüsten yaralı olarak kurtarıldıktan sonra hastanede hayatını kaybedenlerin Ayşe Çınar, Yunus İslam Çınar, sürücü Seyit Dinç ile henüz ismi öğrenilemeyen bir bebek olduğu belirtildi. Yaralanan 24 kişinin tedavileri ise Uludağ Üniversitesi, Çekirge ve Muradiye Devlet Hastaneleri ile Yüksek İhtisas Hastanesi'nde devam ediyor.Öte yandan yaralılar hastaneye kaldırıldıktan sonra otobüsün vinç ile çekildiği sırada ikinci bir kaza meydana geldi. Vincin kırılması sonucu otobüs yaklaşık 10 metre aşağıya yuvarlandı. Otobüsün çevresinde kimsenin bulunmaması, olası faciayı önledi.DHA
Pompalı Tüfekle İki Oğlunu Öldürdü
İstanbul'un Sancaktepe ilçesinde Salim Dereli isimli bir kişi, aralarında anlaşmazlık olduğu belirtilen 38 ve 43 yaşlarındaki 2 oğlunu pompalı tüfekle vurarak öldürdü. Olay, Abdurrahmangazi Mahallesi, Çelik Sokak'ta olay öğle saatlerinde meydana geldi. İddiaya göre, baba Salim Dereli, aralarında anlaşmazlık olduğu belirtilen oğulları Yusuf (43) ve Cemal Dereli (38) ile evde tartışmaya başladı. Tartışma kısa sürede büyüyünce, baba Salim Dereli pompalı tüfekle önce Yusuf Dereli'yi ateş ederek öldürdü. Öfkeli baba, dışarıya kaçan diğer oğlu Cemal Dereli'yi de evin hemen önünde ateş ederek öldürdü. Teslim oldu Mahalle sakinlerinin haber vermesi üzerine olay yerine çok sayıda polis ekibi ve ambulans sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde iki kardeşin de olay yerinde hayatını kaybettiği tespit edildi. Baba Salim Dereli ise olay yerine gelen polis ekiplerine teslim oldu. Yapılan incelemenin ardından, cenazeler Adli Tıp Kurumu'na kaldırıldı.Bir mahalle sakini, olayla ilgili olarak, 'Aralarında anlaşmazlık vardı, iki oğlunu da öldürmüş' dedi. DHA
True Detective'in 2. Sezonu 2015 Yazında Başlayacak
Bu yıla damgasını vuran HBO dizisi “True Detective”in yeni sezonuyla ilgili günden güne spekülasyonlar artıyor.“Game of Thrones”, “Boardwalk Empire” bir yana diğer tüm yapımlardan daha farklı konusuyla dikkat çeken True Detective’in yeni bir fenomen haline geldiği yadsınamaz bir gerçek. Öyle ki Ocak ayındaki birinci sezon finalinden beri herkesin merak ettiği dizinin oyuncu kadrosu, konuları veya karakterleri dışında tek bir şey vardı o da True Detective’in ikinci sezonunun ne zaman başlayacağıydı.Normalde mevzubahis bir HBO dizisi ise, prömiyer tarihi çok geçmeden açıklanırdı. Game of Thrones‘un baharda prömiyer yapıp her yıl aynı zamanlarda yayımlanması da HBO’nun bu tür konularda oldukça dikkatli olduğunun bir göstergesi. Birkaç istisna olsa da çoğu dizi benzer aylarda yeni sezonuna başlıyor. Eğer True Detective’in de bunlardan biri olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz zira dizimiz yeni sezonuna uzun bir süre sonra başlayabilir.True Detective’in ikinci sezonu hakkındaki en son çıkan söylentiler Vince Vaughn, Jessica Chastain, Colin Farell ve Elizabeth Moss gibi oyuncuların dizide yer alacağıydı. Hatta oyuncuların hangi karakterleri oynayacağı bile belirlenmişti. Tabii hem HBO hem de dizinin yaratıcısı Nic Pizzolatto suskunluğunu korumaya devam ediyordu. Neredeyse yeni sezon bölüm adlarının bile duyurulacağına vakit sonunda kanaldan resmi bir duyuru geldi.Edinburgh’deki Guardian Uluslararası Televizyon Festivali’nde HBO’nun Program Müdürü Mike Lombardo True Detective’le ilgili şok edici bir açıklama yaptı;“Gelecek yaz yayımlamak için True Detective’in 2. sezon çekimlerine Eylül ayında başlayacağız.”Şimdilik True Detective’in 2. sezon prömiyer tarihinin halen net olarak belirlenmediğini de söyleyelim zira her an bir değişiklik yapılabilir. Fakat “True Blood” gibi reyting kazandıran bir dizinin final vermesinin ardından HBO True Detective’i vampir dizisinin yayımlandığı Haziran‘ın sonlarına doğru denk getirebilir.Henüz dizinin yeni sezon tarihi belli olmasa da, haber kaynaklarının HBO’nun dizi takvimini de göz önüne alarak yaptığı tahmine göre True Detective’in 21 Haziran, 2015′de ikinci sezona girmesi olası.Süper Karga
'Zorunlu Olmadıkça Köşk'le Temas Kurmayacağım'
Hipodram’daki Zafer Bayramı töreninde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la el sıkışmayan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Erdoğan’la Anıtkabir’de el sıkıştıklarını söyledi. Kılıçdaroğlu, Hipodram’a ise el sıkışmama kararıyla gitmediğini, anlık bir durum olduğunu söyledi.Cumhuriyet gazetesinden Utku Çakırözer’in aktardığına göre, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Tayyip Erdoğan’ın elini sıkmamak gibi ilkesel bir kararı bulunmuyor ancak Kılıçdaroğlu, çok önemli bir durum olmadıkça Erdoğan’ın bulunduğu Köşk’e çıkmayı düşünmüyor. Çakırözer’in sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu ayrıca şunları söyledi: “Erdoğan ile görüşmeler konusuna genel bakışım şudur: Bundan sonra zorunlu olmadıkça özel temas kurmayacağız. Bunun sebepleri de gayet açık: Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde yaşanan adaletsiz yarış, 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet dosyaları, Cumhurbaşkanı seçim sonucuna ilişkin YSK kararının yayımlanmaması ve uygulanmaması. Bunun için Resmi Gazete’ye ambargo uygulanması, Yasama organının, yürütmenin tümüyle emrine girmiş olması. Bir kişiye göre devletin kurallarının tümüyle altüst edilerek yeni gelenekler oluşturulması.” Tüm bu söylediklerimiz hukuk devleti ilkelerine ve bizim devlet ve millet anlayışımıza çok terstir. O nedenle cumhurbaşkanı ile ilişkiler minimumda tutulacak. Resmi törenlerin dışında özel ilişki kurma çabamız olmayacaktır. Hayati bir konuysa, Türkiye’nin çıkarlarıyla ilgiliyse, mesela savaş hali söz konusuysa elbette görüşeceğiz. Onun dışında Erdoğan ile bir görüşme arayışımız olmayacak.” Türkiye parlamenter sistemle yönetilen bir ülke. Bu yüzden bundan sonra bizim işimiz hükümetle. Ahmet Davutoğlu ile. Erdoğan’ın yetkilerini aşmasına da izin vermeyeceğiz. Gelecek hafta kurultayımız var. Bizim bütün derdimiz Türkiye’nin meseleleridir. Ve tabii ki muhatabımız da hükümet olacaktır. “Yemin töreninde Cemil Çiçek Meclis Başkanı gibi değil, Erdoğan’ın memuru gibi davrandı. Grup başkanvekilimiz elini kaldırarak söz istedi. Başkanın tutumu hakkında. Kendisi buna izin vermeyeceğini, geleneklerin de buna uygun olmadığını söyledi. Yazılı kurallar, içtüzük varsa orada gelenek çalışmaz. Gelenek, yazılı olmayan kurallar demektir. Meclis Başkanı kendi tutumu hakkında söz istenince sözü vermek zorunda. İçtüzük böyle emrediyor. Engin Altay şu soruyu soracaktı: ‘Siz TBMM’nin Resmi Gazete’de YSK kararı yayımlanmadan önce hangi gerekçeyle toplantıya çağırıyorsunuz.’ ‘O zaman siz TBMM Başkanı olarak değil, Erdoğan’dan aldığınız talimata göre yönetiyorsunuz ve tarafsız değilsiniz’ diyecekti.“ Kılıçdaroğlu, CHP’nin cumhurbaşkanlığı yemin töreni sırasındaki tavrını nezaketsizlik olarak değerlendiren HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı da eleştirdi. Kılıçdaroğlu şunları söyledi. “Biz nezaketin ne olduğunu ailelerimizden öğrendik. Eli kanlı, aile boyu gırtlaklarına kadar yolsuzluğa bulaşmış kişilere saygı göstermememizi de ailelerimiz bize öğretti. Roboski’de 34 kişinin öldürülme talimatını veren bir başbakan, cumhurbaşkanıolunca onu en son alkışlaması gereken Selahattin Demirtaş’tır. Oysa CHP, Roboski’nin hesabını hep sordu ve sormaya da devam edecek. Sayın Demirtaş’ın gırtlağına kadar yolsuzluğa bulaşan bir aileye hangi gerekçeyle saygı gösterdiğini ben merak ediyorum. Ayrıca Berkin Elvan’ın annesini yuhalatan bir insanı alkışlamak o anneye de,Berkin’e de yapılmış en büyük hakarettir. Demirtaş, parlamentodaki tavrıyla Berkin’I ve ailesini kendi siyasal amaçları için kullandığını göstermiş oldu.”ZETE
Teknoloji'nin Gülen Yüzü Doğa Rutkay İle Ropörtaj
Teknoloji ile iç içe yaşayan Doğa Rutkay’ın “Teknoloji beni insanlarla yakınlaştırıyor” demesi üzerine HWP ekibi harekete geçti. Bu güzel röportaj için kendilerine teşekkür ediyoruz. Sıcacık bir yaz günü Doğa Rutkay’ın evine davet etmesi üzerine başlayan keyifli sohbet, Sosyal Medya ve projeleri üzerine akıp gidiyor. Bakalım Teknoloji ile yakından ilgilenen Doğa Rutkay neler anlatmış birlikte göz atıyoruz. TEKNOLOJİ’NİN İÇİNDEN BİRİSİ Bu yaz tatilini İzmir Alaçatı’da geçiren Doğa Rutkay, İstanbul sınırları içinde olmadığı için röportaj yapmak biraz zor oldu. Alaçatı’da Fly’lnn Beach’te bir çocuk atölyesi açmaya karar veren güzel oyuncu, ismine “ Doğa Rutkay Çocuk Atölyesi ” olarak vermiş. Çok güzel bir projeye imza attığı için kendisini tebrik etmek gerekli, zaten kendisi de enerjik, sürekli çevresine pozitif gülücükler dağıtan ve neşeli bir kişiliğe sahip. Lafı fazla uzatmadan HWP’nin gerçekleştirdiği röportaja göz atalım, iyi okumalar şimdiden ! Bu aralar hayatınız nasıl geçiyor neler ile uğraşıyorsunuz ? Şu sıralar Alaçatı’yla ilgileniyorum aslında. Ev – bahçe işleri ve yanı sıra tatil modunda geçiyor günlerimin çoğu. Ayrıca yeni açılan “Doğa Rutkay Çocuk Atölyesi” nin heyecanı var hep içimde. Alaçatı’nın yeni bir plajı olan Fly-lnn Beach’te açıldı bu okul. Çocukların aileleri ile beraber denize koşmasını değil de atölyeye heyecanla gelmelerini istiyorum açıkçası. Bu sezon sizi Güldür Güldür’le gördük, bunun dışında yeni sezonda başka projeler var mı ? Başka proje şuan için düşünmüyorum açıkçası. Güldür Güldür çok keyifli gidiyor. Haftanın dört günü çalışıyorum ve geriye kalan günlerde kendime zaman ayırmaya çalışıyorum. ( İpucu verelim: Güldür Güldür’ün yeni sezon çekimleri çoktan başladı.. ) Teknoloji sizin için ne ifade ediyor ? Çekici ve oldukça cazibeli diyebilirim. Hayatımı oldukça kolaylaştıran hızlı zaman tüneli bütünü ile :)) Fena meraklıyım ve her geçen gün yeni bir şeyler keşfetmeye çalışıyorum, keyif alıyorum keşfederken. Teknolojik ürün alırken nelere dikkat edersiniz ? Kıstaslarınız neler ? Renklerine dikkat ederim ilk olarak. Renkler benim hayatımın önemli parçalarından. Kalitesi de elbet önemli fakat biçimi ve şekli beni çarpıyorsa denemeye her zaman varım diyenlerdenim. Sosyal Medya’da aktif misiniz ? En sevdiğiniz platformlar hangileri ? Oldukça aktifim diyebilirim, evet. Instagram ve Twitter’ı severek kullanıyorum. Kendimi olduğum gibi ifade edebiliyorum ve bu oldukça avantajlı benim açımdan. Sevdiklerimle, sevenlerimle ve yepyeni insanlarla yüz yüze tanışmadan hayatı paylaşabiliyoruz. Kaçınılmaz, zevkli bir yolculuk diyebilirim. Hangi marka telefon kullanıyorsunuz ? iPhone ve daima iPhone diyebilirim, çok seviyorum En sık kullanmış olduğunuz ve önerebileceğiniz uygulamalar var mı okurlarınıza ? Fotoğraf programları olabilir mesela. Çeşitli programlar denemeyi seviyorum. Instagram’da kullanıcı adım “doarutkay” hatta, aktif olarak kullanıyorum. İnternetten alışveriş yapar mısınız ? Ne tarz ürünler için hangi siteleri ziyaret ediyorsunuz mesela ? İnternetten alışveriş yapmayı tercih etmiyorum pek. Bizzat gözümle görüp, dokunmayı sevenlerdenim. Televizyonda takip ettiğiniz programlar nelerdir ? Haber, tartışma programları, bilgi yarışmaları ve her türlü belgeseller favorimdir. Favori film ve dizilerinizi öğrenebilir miyiz ? Game of Thrones ilk aklıma gelenlerden. Söz konusu dizi ve biyografi filmleri ise çok severim. Hatta en sevdiğim türlerden birisidir. Doğa Rutkay’ın önümüzdeki bir yıl içinde hedefleri neler, neler yapmak istiyor ? Yaşadıklarımdan yana devamlılık istiyorum açıkçası. Uzak hayallerden pek hoşlananlardan değilim. DOĞA RUTKAY’A TEŞEKKÜR Doğa Rutkay ile birlikte gerçekleştirilen bu güzel röportajın yanı sıra, Teknoloji ile iç içe olmasını bizde ilgi ile karşıladık. Bu fırsatı ve Teknoloji ile iç içe olan hikayelerini takipçileri ile paylaştığı için kendisine teşekkür ediyor, Güldür Güldür ve daha birçok projede kendisine başarılar diliyoruz. Ayrıca bu güzel röportaj için hwp ekibine de teşekkür ediyoruz.PCHOCASI
Yeni Akit Bu Kez de BBP Lideri Destici'yi Hedef Gösterdi
Yeni Akit gazetesi bulmaca ekinde bu kez Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici’yi hedef aldı. Hedef göstermek ya da dalga geçmek için zaman zaman bulmaca ekini de kullanan Yeni Akit gazetesi Destici için şu soruyu sordu: ‘Paralelcilerin oyununa gelen genel başkan.’ Yeni Akit bundan önce de Fethullah Gülen’in fotoğrafını kullandığı bir bulmaca hazırlamış, ‘ ABD’de adeta esir hayatı yaşayan dini lider’ ifadesini kullanmıştı.Diken
İsrail Suriye'ye Ait Bir İHA Düşürdü
İsrail ordusundan bir yetkili İHA'nın 'Suriye rejimine mi yoksa muhaliflere mi ait olduğunu bilmediklerini' söyledi İsrail, 'Suriye'den gelerek hava sahasını ihlal ettiğini' öne sürdüğü bir insansız hava aracını (İHA) düşürdüğünü duyurdu. İsrail ordusunun sosyal paylaşım sitesi Twitter hesabından yapılan açıklamada, 'Hava kuvvetleri, İsrail-Suriye sınırındaki Kuneytra yakınlarında Suriye'den gelerek İsrail hava sahasını ihlal eden bir İHA'yı Patriot füzeleriyle vurarak düşürdü' denildi. Adının açıklanmasını istemeyen bir ordu yetkilisi ise söz konusu İHA'nın 'Suriye rejimine mi yoksa muhaliflere mi ait olduğunu bilmediklerini' söyledi. Suriye tarafından ise konuya ilişkin henüz herhangi bir açıklama yapılmadı. T24
'Türkiye'nin The Cut'ı İzlemeye Hazır Olduğuna İnanıyorum'
Fatih Akın’ın, Türkiye’de daha izlenmeden kimi aşırı milliyetçi çevrelerin tepkisine yol açan yeni filmi “The Cut” (Kesik), bugün Venedik Film Festivali’nde gösteriliyor. Akın’ın “Agos”a yaptığı açıklamalardan sonra gazetenin tehditler aldığı film Osmanlı dönemindeki 1915 faciası sırasında iki kızıyla bağlantısı kopan Ermeni bir demirci ustasının öyküsünü anlatıyor. Fransız-Cezayirli oyuncu Tahar Rahim’in canlandırdığı Ermeni demirci, iki kızını bulmak için Halep’ten Havana’ya, Kuzey Dakota’ya, yollara düşüyor. Yayınlanmadan önce sert tartışmalara yol açan 'The Cut' için, 'Hâlâ Türkiye'nin filmi izlemeye hazır olduğuna inanıyorum' ifadelerini kullanan Akın, 5 ülkede 15 milyon Avro’luk bir bütçeyle çekilen filme ilişkin New York Times’ın gazetesinin sorularını yanıtladı. Geçenlerde Türkiye’deki bir gazeteye, ülkenin 1915 olaylarını konu alan bir filmi izleyecek olgunlukta olduğunu söylemiştiniz. Gazete o günden sonra ölüm tehditleri aldı. Fikrinizi değiştirdiniz mi? Hayır, hâlâ Türkiye’nin filmi izlemeye hazır olduğuna inanıyorum. İki yapımcı arkadaşım senaryoyu okudu. Biri filmi taşlayacaklarını, biri de çiçek atacaklarını söyledi. Ama filmi, 1915’in bir “soykırım” olduğunu hem reddeden insanlara, hem de kabul eden insanlara gösterdim ve her iki kesimde de aynı duygusal etkiyi gördüm. Umarım, bu film bir köprü olarak görülür. Hiç kuşkusuz, her türlü uzlaşmadan korkan köktenci gruplar var. Bunlar ne kadar küçükseler sesleri o kadar yüksek çıkıyor. Söyleşi verdiğim Agos gazetesi Türkiye’de yayımlanan bir Ermeni gazetesi, gazeteci Hrank Dink orada çalışıyordu. Dink bir Ermeniydi ve genç bir Türk milliyetçisi tarafından öldürülmüştü. 2010’da Dink’in yaşamı üstüne bir film yapmaya kalktınız ve Türkiye’de onu oynayacak bir oyuncu bulamadınız. Dink’i oynayabilecek 5 Türk oyuncu belirlemiştim. Ama hepsi de senaryodan tedirgin oldu. Kimse incinsin istemiyorum. Ben Türkiye’de yaşamadığım için güvendeyim. Ama o oyuncular bazı sorunlarla karşılaşabilirdi. Hiçbir film buna değmez. “The Cut”ın Türkiye’de geçen sahneleri Ürdün’de çekildi. Neden? Büyük ölçüde lojistik nedenlerle. Film, 1915’te, Güneydoğu Türkiye’nin bugünkü Suriye’ye çok yakın olan bir yerinde geçiyor. O günlerde Almanların Türkiye’de inşa etmekte oldukları Bağdat Demiryolu’ndakilere benzeyen pek çok eski tren gerekiyordu. Bu trenler ve o manzaralar Ürdün’de vardı. Filmin öyküsü ne ölçüde gerçek bir kişinin yaşamına dayanıyor? Öyküyü yazarken pek çok araştırma yaptım ve 20’li yaşlarında Havana’ya gitmiş Ermenilerin günlüklerini buldum. Ölüm kampları ve ölüm yürüyüşleriyle ilgili sözlü tarihler ve edebiyattan yararlandım. Çok zengin tanık portreleri topladım ve onları birbirine dikmeye çalıştım. Tahar Rahim’le çalışmak nasıldı? “Yeraltı Peygamberi” beni çok etkilemişti. Büyük bir filmdi, bir başyapıt. Ve filmin üstünlüğünün yüzde 90’ı Tahar Rahim’den kaynaklanıyordu. Tanıştığımızda pek çok ortak yanımız olduğunu gördük. O Arap kökenliydi ve Fransa’da yetişmişti. Ben Türk kökenliydim ve Almanya’da yetişmiştim. Filminizin Venedik’teki ilkgösterimiyle ilgili olarak heyecanlı mısınız, yoksa tedirgin mi? Hem tedirgin, hem de heyecanlıyım. Bu filme çok fazla vaktimi verdim. Bir filme genellikle iki yılınızı verirsiniz. Ama ben bu filme 7 yılımı verdim. Son 4 yıldır her gün çalışıyordum. Evet, tedirginim.T24
Apple, Şeffaf Küp Şeklindeki Mağaza Tasarımının Patentini Aldı
Apple’ın kendi mağzaları(Türkiyede sadece Zorlu Center’da bulunmakta) küp şeklinde ve cam’dan oluşması farklı bir görsellik katıyordu.Apple taklitçilerinden dolayı Steve Jobs’un tasarladığı Apple Store tasarımının patentini aldı. Steve Jobs’un ölmeden önce tasarladığı fakat 2012 yılından beri patent aşamasında olan Apple Store tasarımı artık Patentli oldu. Patente ek olarak mağazaların merdivenlerinin de camdan olduğu gibi küçük şeylerde dahil edilince aslında gayet şık ve sade tasarımı olduğunu görebiliriz. Türkiyede ise bu tasarımlı olan Apple’ın Türkiyedeki tek mağzası olan Zorlu Center’da görmek mümkün. Steve Jobs’un bu tasarımı ünlü mimar Philip Johnson’nun Cam ev tasarımını andırsa da Apple Store’ların tasarımı çoğu markanın kendi mağazasından daha iyi demek mümkün.
Son Sekiz Ayda 981 Gazeteci İşinden Oldu!
İşinden atılan, tutuklanan gazetecilerden, iktidar eliyle özel şirketlerce oluşturulduğu öne sürülen ‘havuz medyası’ na kadar basın üstündeki siyasi baskıya ışık tutan bir rapora göre 2014 yılında 981 gazeteci işinden oldu. AKP’den istifa etmesinin ardından hükümete karşı muhalif tavrıyla tanınan Kütahya Bağımsız Milletvekili İdris Bal, basının siyasi ktidar tarafından maruz kaldığı baskılar ve medya çalışanlarının yaşadıkları sorunları çeşitli kaynaklardan derleyerek rapor haline getirdi. Sekiz ayda 981, Nisan'da 210 Bugün’den Çetin Çiftçi’nin haberleştirdiği raporda dikkat çekici rakamlardan biri 2014 yılı tamamlanmadan işinden atılan gazetecilerin sayısı. 2014 yılında 981 gazeteci işinden olurken, 56 basın emekçisi ise çeşitli nedenlerle işinden istifa etmeyi tercih etti. Sadece Nisan 2014’te ise en az 210 gazeteci işsiz kaldı. Gezi eylemleriyle baskıların artması sonucu 94 gazeteci işten çıkarıldı, 37 gazeteci istifaya zorlandı. Nisan-Haziran 2014 döneminde gazetecilere Terörle Mücadele Kanunu’ndan 15 yeni dava açıldı. Başbakan Erdoğan’a hakaret iddasıyla 38 kişi, 2 yıl 15 gün hapis ve 277 bin 400 TL para cezasına mahkum oldu. Reklam ve kamu ilanları 'siyasi tavra göre verildi' İdris Bal’ın hazırladığı raporda, medya kuruluşlarının hükümete karşı takındığı tavra göre reklam ve kamu ilanı alabildikleri de belirtildi. Reklam sektörünün referans aldığı The Nielsen Company’nin AdEx 2014 verilerine göre, 2014’ün ilk altı ayında gazetelere verilen reklamlarda ilk sırayı Sabah, Star ve Milliyet aldı. Hükümete karşı muhalif yayın yapan Cumhuriyet, Zaman, Bugün ve Sözcü ise 18 gazete arasında son dört sırada yer aldı. Kamu ilanlarında ise 2014’ün ilk altı ayında en fazla reklamı Sabah aldı. İkinci sırayı 130 bin tirajlı Star alırken, tirajı Sabah ve Star’dan yüksek olan Hürriyet 4′üncü olabildi. En çok ilan verilen gazeteler sıralaması Akşam, Habertürk, Yeni Şafak, Takvim, Türkiye, Güneş, Posta, Akit ve Vatan oldu. Diken