onedio
Der Spiegel: 'ABD ve İngiltere de Türkiye'yi Dinledi'
Alman Der Spiegel dergisine göre, ABD ve İngiltere de Türkiye'yi dinledi. Washington'daki Türk Büyükelçiliği de dinlenen kurumlar arasında. ABD Ulusal Güvenlik Kurumu NSA'in Ankara'daki Türk hükümeti hakkında bilgi topladığını yazdı. Kaynak olarak ise ABD eski gizli servis çalışanı Edward Snowden'ın ifşa ettiği 2007 yılına ait çok gizli NSA belgeleri gösterildi. Dergide, Washington'daki Türk Büyükelçiliği ve New York'ta bulunan BM nezdinde Türkiye Daimi Temsilciliği'nin de dinlendiği kaydedildi. İngiltere'nin ise ülkenin enerji sektörüyle ilgilendiği ifade edildi. Öte yandan, Türkiye'nin ABD ile ortak izleme faaliyetlerinde bulunduğu da yazıldı. Buna göre, Amerikalılar Türkiye'ye PKK ile mücadelede bilgi sağladı. Der Spiegel bu bilgi akışının sayısız PKK yöneticisinin öldürülmesini ya da tutuklanmasını sağladığını belirtti. Türkiye'nin ise bunun karşılığında Rusya ve Ukrayna'ya yönelik bilgi verdiği yazıldı.Ensonhaber
Zorlu Center’ın Kaçak Yapılarına Hazine’ye Haraç Karşılığı Ruhsat Verilmiş
Halktan ve Meclis’ten gizlenen 4 bakan hakkındaki 17 Aralık fezlekelerinin eklerinden “Zorlu Center’in yasal dinleme kayıtları” çıktı. Dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ile bakanlık bürokratları arasında yapılan ve dinlemeye takılan telefon görüşmeleri “Hükümetin Zorlu Center’daki imara aykırı yapılaşmayı raporla tespit ettiğini; raporun bizzat 12. Cumhurbaşkanı seçilen dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunulduğunu; hükümet ile Zorlu Center’ın sahipleri arasında kaçak yapılar karşılığında Hazine için para pazarlığı” yapıldığını belgeliyor. Bakan Bayraktar, 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasında gözaltına alınan Çevre ve Şehircilik Bakanlık Müşaviri ve İstanbul 2 No’lu Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Başkanı Mehmet Erdal’a, “Burası İmar Kanunu’nun ruhuna aykırı bir şekilde yapılandı. Bunlar devlete getirip şöyle bir 500 milyon daha para vermeleri lazım. Hazine’ye verecekler yani namussuzlar ya bunlar” diyor. Bu önemli görüşme “24 Eylül 2013” tarihinde yapılıyor. Zorlu Center’ın “26 Eylül 2013” olarak planlanan açılışının “ertelenmesi” ise açılıştan iki gün önce gerçekleşen bu görüşmenin önemini daha da artırıyor. Çünkü Bayraktar aynı görüşmede Zorlu Center’ın sahiplerinin bir gün önce yani 23 Eylül 2013 günü dönemin Başbakanı şimdinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bir araya geldiğini açıklıyor. Bayraktar, üst düzey bürokratına Başbakan Erdoğan’ın Zorlu Grubu’na pek yüz vermediğini söylüyor. Ve açılış erteleniyor. Zorlu Center bu görüşmeden yaklaşık 15 gün sonra “10 Ekim 2013” günü sembolik de olsa bir açılış yapıyor. Bu açılıştan sadece 6 gün önce yapılan bir telefon görüşmesi ise “pazarlıkların” sonuçlandığını gösteriyor. 17 Aralık operasyonunda gözaltına alınan İstanbul Çevre ve Şehircilik Müdürü Ahmet Ayyıldız, yine gözaltına isimlerden Bakan Bayraktar’ın danışmanı Sadık Soylu’yla 4 Ekim 2013 günü görüşüyor. Soylu’nun, “Zorlu’nun işi tamam mı şimdi açılış yapacak mı?” diye soruyor, Ahmet Ayyıldız da, “Herhalde şimdi tamam” diye yanıt veriyor. Fezlekeye giren dinleme kaydında buraya Ayyıldız için “Gülüyor” notu düşülüyor. Bilal Erdoğan’ın ismi Zorlu’da da gündeme geldi 17 Aralık’ın ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan ile Zorlu Center’ın ismi, Doruk Izgara’yla gündeme gelmiş; Bilal Erdoğan’ın şirketinin Zorlu Center’da şube açtığı bilgisi basına yansımıştı. Bilal Erdoğan sermayesi 1.5 milyon TL olan Doruk Izgara’da yüzde 36.2 hisse ile büyük ortak. Erdoğan’ın kardeşi Sümeyye Erdoğan da şirketin yüzde 30 hissesine sahip. 'Olmaz o iş, yok öyle yağma' 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasındaki önemli dosyalardan biriydi “Zorlu Center”… Zincirlikuyu’da yükselen bu dev binalar kamuoyunda büyük tartışma yarattı. Cumhuriyet, İstanbul’u çirkinleştiren yapılardan biri olarak görülen ve 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasıyla bir kez daha gündeme gelen Zorlu Center’a nasıl göz yumulduğunu yasal dinleme kayıtlarıyla açıklıyor. Dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Bayraktar ile bürokratları arasında geçen ve Adalet Bakanlığı’na gönderilen fezlekede yer alan yasal dinleme kayıtları şöyle: ‘Olmaz o iş, yok öyle yağma, Başbakan’a arz etmem lazım’ Zorlu Center’ın 15 Eylül’deki açılışının ertelenmesinden bir gün sonrası. Saat: 18.45... Telefonun bir ucunda Bayraktar, diğer ucunda Bakan Müşaviri Mehmet Erdal var. Erdoğan Bayraktar: Alo. Mehmet Erdal: Sayın bakanım hayırlı akşamlar. E.B: İyi akşamlar buyur. M.E: Şimdi bakanım bu şeydeki Zorlu’nun projesiyle ilgili Öner Bey aradı da bugün. E.B: Hı M.E: Sizinle görüşmemi söyledi de ben ona bahsetmiştim bu şeyler konusunda şimdi onu yarın gündeme alıyoruz onunla ilgili bi şey değişikliği vardı depoları mağazalara döndürmüşlerdi normal... E.B: Olmaz o iş, olmaz o iş. Mehmet yani o kadar büyük iş yapıyorsa öyle onu öyle pat paldır küldür oradan geçiremez onu bizim Başbakan’a arz etmemiz lazım. M.E: Evet E.B: Sen onu bilgi notu olarak bana ver yani ruhsat değişikliklerini falan öyle bir şey yok yani. M.E: Evet evet yani orada şey değişikliği vardı ... E.B: Yok öyle yani orada ne yapıyor biliyor musun, ben sana söyleyeyim, depoları dükkânların deposu yapıyor. 1’inci bodrumları da dükkân yapıyor oradan istifa... zaten onları açmış şeye. M.E: Evet E.B: Orada çaktırmadan nedir emsal harici ne kadar metrekare kullanıyorsa bilmiyorum, onu sen daha iyi bilirsin o çaktırmadan o işlerden tabii sen çok iyi anlamazsın Ahmet anlar Ahmet AYYILDIZ ama Ahmet’te biraz sanki onların tarafını tutuyor gibi, yani biraz herhalde çok etki altında bıraktılar onlar ama Ahmet sağlam çocuktur, de ki bende bakana de bunu izah etmem lazım biz izah etmeden böyle bi yanlış işi biz yapamayız onlar orada çok ciddi şekilde Ahmet’te söyledi bana aynı şeyleri çok ciddi şekilde oradaki depoları kullanıma açıyorlar ve bodrumlardan 1’inci 2’nci bodrumları açığa çıkardılar onları da çok ciddi şekilde normal dükkân yapacaklar bağımsız bölüm yapacaklar. M.E: Evet efendim E.B: Sonradan bi plan tadiliyle, öyle bi şey yok yani öyle bi öyle yağma ... ın böreği yok yani onu yapacaklar. M.E: 20 bin metrekare bayağı şeyli 20 bin metrekare bi şey var orada 20 bin metrekareyi mağaza haline getiriyorlar depolarını. E.B: Tamam 20 bin metrekare mağaza haline öyle var mı? Öyle yağma ya hiç bir şey yok diye deyin ki bir ara bakanda bana dese ben bakana bizzat izah etmeden bunu yapamam de kusura bakmayın gündeme almayın onu alıyormuş gibi yapın son anda çıkarın onu önemli... M.E: Tamam efendim E.B: Şey yapmayın o herkesi ayarlamış komisyon üyelerini bilmem nelerini ayarlamış komisyon başkanı sen misin o komisyonun? M.E: Yok şeyle Talat Bey var Mehmet Emin Birpınar’ın arkadaşı, Hasibe Hanım’la beraber Hasibe Hanım’da aynı komisyonda. E.B: Hasibe Hanım’da bize çok zorluk çıkarıyor her konuda yani burada. M.E: Orada gene Hasibe Hanım’ın yüzde 50 gene haklılık payı var şey açısından da bakanım yani o... E.B: Hayır Hasibe Hanım desin biz bunu alamayız desin gündeme bunu inceleyeceğiz falan bakacağız ondan sonra bi ciddi şekilde alalım onu şey yapalım öyle yapalım yani öyle bi şey yok yani. M.E: Tamam bakanım... ‘Burası İmar Kanunu ruhuna aykırı’ Zorlu Center’ın 26 Eylül olarak planlanan açılış programından iki gün öncesi. Saat: 09.48... Bayraktar, Erdal’la görüşüyor... Mehmet Erdal: Efendim bakanım. Erdoğan Bayraktar: Selamunaleyküm, hayırlı günler, günaydın. M.E: Hayırlı günler bakanım kusura bakmayın .. dün akşam. E.B: Estağfurullah şimdi bu şeydeki bu kayaların oradaki yer tabii ki BEN BAŞBAKANA O SENİN VERDİĞİN NOTU VERDİM, ilettim ondan sonra da dedim ona böyle böyle falan sonra onlar da aradılar beni işte seni de beni sıkıştırıyorlar bu Mesut Pektaş dedim ona böyle böyle dedim burada İstanbul’da ne kadar gökdelen varsa dedim bize dedim bunun suçunu yüklüyorlar yani Erdoğan yaptı Erdoğan yaptı falan diye ben de Başbakan’a sormadan yapmıyorum dedim bunu da dedim Başbakan’a durumu arz etttim dedim yani BURADA 12,500 METRE YERİ DEDİM DEPODAN MAĞAZAYA ÇEVİRMİŞSİNİZ dedim birde ilave tesisat alanı bilmem depo mebo bodrumda ... metre ilave inşaat alanı çıkardınız M.E: Evet E.B: Onu kabul ediyorlar onu doğru diyorlar diyor yani orada yaptık diyorlar ama diyorlar buna imar planı müsaade ediyor dedim imar planı müsaade etse de yeni bir proje yeni bir alan kazanıyorsunuz dedim yani emsal bu şeyinde ondan sonra Başbakan’a gitmişler dün sabah Başbakan pek yüz vermedi onlara M.E: Hı E.B: Dedi ki işte ben konuşmuştum onunlan daha önce dedi ki onlar dediler ki biz bunu büyükşehirden geçirdik büyükşehirden geçirdik biz bunu bilmem Kültür Bakanlığı’ndan geçirdik işte bir tek şey kaldı. Çevre Şehircilik Bakanlığı kaldı işte falan açılışımız 26’sında efendim yok dedi o Erdoğan’la beraber bir araya gelmeden olmaz dedi Kadir Bey ondan sonra şey nedir o Ömer Bey’i falan çağırıp bir araya gelip konuşalım ondan sonra bakalım dedi falan yolladı onları şimdi biz bu durumda inşaatın genel şeyini biyografisini binanın çıkarmamız lazım ya dememiz lazım ki burada emsal iki buçuk mudur orada emsal. M.E: Evet bakanım E.B: İşte emsal burada iki buçuktur ondan sonra burada arsa işte 90 bin m2’dir burada işte kapalı alan olması gerekirken işte.. notlarında bodrumlar emsala dahildir demek suretiyle bodrumlardan da şu kadar emsal kazanılmıştır bodrumlar açığa çıkartılmış şu kadar bodrum açığa çıkartılmış ondan sonra. Şu anda burada yüzde 20 artış da var ya bize imar şeyden gelen yönetmelikten gelen artış yapılmıştır burada yerinde emsal işte 4’tür 5’tir neyse yani PLAN KARARINA AYKIRI BİR ŞEKİLDE İNŞAAT ŞU KADAR ŞİŞİRİLMİŞTİR ondan sonra ve şimdi de bodrum katlar açığa çıkan bodrumlardan da daha önce depoları alan veya sığınak olan alan mağaza yapılmıştır. Yine ilave olarak bu depolardan da açığa çıkartılmış şu kadar alan var birde depolar var açıkta şimdi onları da ileride dükkânlara katacak belli yani. M.E: Evet evet E.B: Onların güzel böyle yolla oraya ben şimdi Ahmet’le konuşurum oraya adam yollayın her tarafını güzel böyle fotoğrafların açığa çıkan bodrumdan açığa çıkardıkları kottan yükseltip ondan sonra da bodrumu açığa çıkartıp dükkân yaptıkları yerleri de orada ne kazandığını ne kadar şey yaptığını çünkü o biz bilmiyorsa biz bu kadarını biliyoruz sadece biz 12.500 metre onlar şimdi bütün bodrumları açığa çıkartıp bodrumun tamamını da kurdular birde bodrumlar aslında şeye göre nedir o taks alanı aslında biz yeni yönetmeliğe göre dedik ki taks alanı nedir toplam emsalin kat alanlarına bölümünden meydana çıkan alandır onun dışında yapamaz dedik şimdi bunlar bunu öyle olmadığı için evvel taks alanını böyle bodrumları açığa çıkardılar ve şimdi orada üç kat dört kat tamamında inşaat yaparak açığa çıkardılar yani çok BURASI İMAR KANUNUN RUHUNA AYKIRI BİR ŞEKİLDE YAPILANDI aslında burası bunlar devlete getirip şöyle bir 500 milyon daha para vermeleri lazım yani Hazine’ye Hazine’ye verecekler yani namuzsuzlar ya bunlar M.E: Evet... yeni o EMSALİN DÖRT BEŞ MİSLİ ŞEY KULLANMIŞLAR gibiler yani E.B: İşte onu biz gidelim onu şeye vuralım yani diyelim ki bunların yaptığı bu Beşiktaş’a da gerekirse yazı yazalım diyelim kardeşim bunlar bu şekilde emsal yani bir şeyin ruhuna aykırı imar kararının imar planının emsalin emsal alanının ruhuna aykırı burada bodrumların tamamında inşaatı kullanarak bodrumları şişirmek suretiyle açığa çıkarmak suretiyle BURADA EMSALİ İKİYE KATLADILAR ŞEKLİNDE ESASLI BİR RAPOR ... fotoğrafları çekmek suretiyle ben Ahmet’e de söylüyorum şimdi ben bugün gideceğiz biz bugün gidip yarın perşembe günü sabah geleceğiz allah nasip ederse M.E: Hayırlı yolculuklar allah kolaylık versin ‘Komisyonda yasallaşacak, ruhsatsız işleri ruhsata bağlayacak’ Saat: 13.31... Bayraktar yine Erdal’la görüşüyor... Erdoğan Bayraktar: Alo. Mehmet Erdal: Efendim sayın bakanım. E.B: Bu şeyin Ahmet Nazif Zorlu’nun karayollarının yeri için onun bilgileri esas Ahmet de var değil mi? M.E: Evet efendim. E.B: O esas şeyi raporu çıkardı. M.E: Evet, evet en son o en son şey onda şu an E.B: He yani SENİN KOMİSYONA GİRECEK KOMİSYONDAN YASALLAŞACAK ONDAN SONRA İSKÂN ALACAK YANİ YAPTIĞI İŞLERİ ÖNCEDEN RUHSATSIZ YAPTIĞI İŞLERİ ŞİMDİ RUHSATA BAĞLAYACAK. M.E: Evet evet bakanım E.B: Ha M.E: Am.....komisyon içinde.. E.B: Tamam, biz o zaman onu çağıracağız amiri çağıracağız o zaman, tamam peki. M.E: Sizler nerdesiniz bakanım E.B: Ben Ankara’da bakanlıktayım şimdi şu anda ney Bakanlar Kurulu’na gireceğiz. M.E: He anladım şeyde Ahmet Bey’i mi çağıracaksınız şeyde mi? E.B: Onu çağıracağım he M.E: He oldu bakanım E.B: Tamam peki, haydi selamlar görüşmek üzere. Bakan danışmanına ‘gülerek’ müjdeyi veriyor: ‘Artık bitsin dedi bu iş!’ Saat: 22.04... Telefonun bir ucunda İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Ahmet Ayyıldız, diğer ucunda Bayraktar’ın danışmanı Sadık Soylu var. Sadık Soylu: Zorlu’nun işi tamam mı, şimdi açılış yapacak mı? Ahmet Ayyıldız: Herhalde şimdi tamam (Gülüyor). Biz gittik ya Bakan Bey’le beraber. Gittik orada işte onlarda tezlerini koydu, bizde şey yaptık daha sonra da bakan bey beni çağırdı ya. Ahmet dedi helal olsun dedi güzel çalışmışsın dedi. Yani biz onun kusurlarını falan söyledik biz haklı olduğumuz çıktı da dedi yardımcı olun dedi, artık dedi bitsin dedi bu iş dedi... 2007 yılında Zincirlikuyu’daki Karayolları arazisi ihalesini 800 milyon dolarla kazanan Zorlu Holding, 26 Eylül 2013’te yapılması planlanan açılışı 10.10.2013, saat 10.10’a erteledi. O günkü açılış basına sembolik açılış başlıklarıyla yansıyacaktı... Cumhuriyet
Blackberry Passport'ta 4K Video Olabilir
Geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir rapora göre BlackBerry , yakında kullanıcılarla buluşması beklenen telefonuözelliğine yer verebilir. Ancak bu hemen gerçekleşmeyecek. Şu an 4K video testleri üzerinde çalışılıyor ve eğer bu testlerden memnun kalınırsa, telefon çıktıktan sonra gelecek olan BlackBerry 10.3.1 güncellemesiyle birlikte bu özelliğin Passport'a eklenmesi düşünülüyor.BlackBerry Passport'un 13MP arka kamerası bulunuyor. Bu kamerada flash ışığı, optik görüntü sabitleme, 5x dijital zoom, f/2.0 aralık oranı, dokunarak odaklanma ve 60FPS değerinde 1080p video kaydetme gibi özellikler bulunuyor. teknokulis
Beşiktaş'ın Yeni Transferi Sosa Bugün İstanbul'a Geliyor
Beşiktaş'ın uzun süredir aradığı 10 numara transferinde sona çok yaklaştı. Siyah-beyazlılar Jose Sosa'yı bugün İstanbul'a getiriyor.Beşiktaş'ın anlaşmaya vardığı Metalist Kharkiv oyuncusu Jose Sosa bugün İstanbul'a geliyor. Ntvspor'un haberine göre Beşiktaş'ın transfer etmek istediği Jose Sosa'yla ve kulübüyle anlaşma sağlandı ve oyuncu bugün saat 19.30'da İstanbul'da olacak uçağa biletini aldı. Sosa'nın 3 yıllık bir sözleşmeye imza atacağı ve resmi rakam olmamakla birlikte Beşiktaş'ın oyuncuya Metalist'e 3,5 ya da 4 milyon Euro ödeyeceği öğrenildi. Oyuncuya da yıllık 1.6 milyon Euro dolayında bir ücret ödenecek. Linnes konusunda ise hala transferi sonlandıramayan Beşiktaş, bu oyuncunun alternatiflerini de aramaya başladı. Eğer bir anlaşma olmazsa Beşiktaş transferi Sosa ile kapatacak.eurosport
Safir ve Gorilla Sürümleri Ayrı Olabilir
Yeni bir bilgi, iPhone 6'nın 4.7 inç'lik modelinin de iki ayrı sürümünün olacağını söylüyor!iPhone 6 'nın 4.7 inç'lik sürümünden birçok parçanın sızdığına şahit olduk, ancak belki de sızanlar arasında en ilginci, safir kristal ekran bileşeniydi. Ekran üzerinde yapılan testler , onun çok sağlam olduğunu göstermişti. Ancak yeni bilgilere göre iPhone 6'nın 4.7 inç'lik sürümünün de iki türevi olabilir.9to5Mac 'in kaynağına göre 4.7 inç'lik iPhone 6'nın iki sürümü olacak. Bunlardan biri, safir kristal ekrana sahipken, diğeri Corning'in Gorilla Glass'ını kullanacak. Hangi cihazların safir ekranla geleceği bilinmese de, kaynağa göre bu durum teknik özelliklere göre değişecek. Bu bilgi doğruysa Apple, safir ekranı daha geniş depolama alanı sunan modellere ayırıyor olabilir.Tüm bunlar gerçekse, Apple'dan alışık olmadığımız bir hamle göreceğiz demektir. Firmanın ne yapacağını görmek için ise sadece beklememiz yeterli olacak.
Twitter'a Beklenen Yenilik Geliyor!
Twitter, bir süredir dedikodusu yapılan bu önemli özelliği sonunda hayata geçirmeye hazırlanıyor!Twitter, bir e-market firması olan Stripe ile anlaşarak, internet sitesinde ürünlere ' satın al ' tuşunu ekleyecek ve bu şekilde kullanıcıların direkt olarak Twitter üzerinden alışveriş yapmalarını mümkün kılacak.Re/code'da yayınlanan özel bir habere göre, bu ekleme işlemi, içinde bulunduğumunuz yılın sonlarına doğru kendisini gösterecek ve işletmelerin Stripe ile siteye giriş yaparak tweet'ler üzerinden satış yapmalarına izin verecek. Direkt ödeme sistemi, konser biletlerinden giysilere her şey için kullanılabilecek ancak firmaların ödeme süreci için Stripe ile siteye giriş yapmalarının ne kadar zor olacağı, ve daha da önemlisi, Twitter'da zaten hatırı sayılır bir miktarda bulunan spam'in, bu sistem ile ne kadar artacağı henüz belli değil.Kullanıcılar büyük ihtimalle ürün alma, ödeme bilgisi girme ve hatta kargo bilgisi girme gibi işlemleri Twitter içerisinden yapacaklar ve bu da bir ürünü satın almak için gereken tıklama sayısını azaltacak. Potansiyel olarak, bu sisteme katılan işletmelerin ticari anlamda büyümelerine de imkan tanınacak. İnternet üzerinden ürün satın alma söz konusu olduğunda, kolay erişim çok önemli bir yer tutmakta. Bu yüzden de firmaların Twitter'ın yeni sistemi için sıraya gireceklerinden emin olabiliriz.
Reklam
Emre, Mesut ve Muslera Bir Araya Geliyor
Farklı dinlere mensup eski ve aktif futbol yaşantısını sürdüren yıldızları bir araya getirecek karşılaşma yarın Roma'da oynanacak.Futbolun birleştirici özelliğinden yararlanmak amacıyla Roma’da yarın yapılacak “barış için dinlerarası maç”, eski ve aktif futbol yaşantısını sürdüren yıldızları bir araya getirecek. Farklı dinlere mensup 50 futbolcunun sahaya çıkacağı organizasyon, İtalya’nın başkenti Roma’daki Olimpiyat Stadı’nda TSİ 21.45′te başlayacak. Katolik aleminin ruhani lideri Papa Franciscus’un fikir babası olduğu, Arjantinli eski futbolcu ve Inter Kulübü Başkan Yardımcısı Javier Zanetti’nin hayır işleriyle uğraşan vakfının organize ettiği maçta, Fenerbahçe forması giyen ve bir dönem İtalya’da Inter’de top koşturan milli futbolcu Emre Belözoğlu da yer alacak. Karşılaşmada Emre Belözoğlu’nun yanı sıra Türk asıllı Alman milli futbolcu Mesut Özil, Galatasaray’da oynayan Uruguaylı Fernando Muslera, bir dönem Fenerbahçe’de top koşturan Uruguaylı Diego Lugano, Arjantinli yıldız Lionel Messi, İtalyan Gianluigi Buffon, Kamerunlu golcü Samuel Eto’o, eski futbolcular Ukraynalı Andriy Shevchenko ile İtalyan Roberto Baggio ve Filippo Inzaghi gibi çok sayıda isim forma giyecek.Barış için dinlerarası maçta takımlardan birinin antrenörlüğünü Arjantin Milli Takımı Teknik Direktörü Gerardo “Tata” Martino, diğerininkini ise İngiltere Premier Lig ekiplerinden Arsenal’ı çalıştıran Fransız Arsene Wenger yapacak. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün de düzenleyicileri arasında yer aldığı karşılaşmanın hasılatı, “Scholas Occurrentes” ile “Pupi Vakfı”nın, “Bir başka hayat” adıyla başlattığı, Buenos Airesli binlerce bebek ve çocuğun faydalanacağı bir okul ağı projesine aktarılacak.eurosport
Irak Ordusu Emirli'ye Girdi
Irak ordusu iki aydan uzun süredir IŞİD kuşatması altında olan ve yaklaşık 12 bin Şii Türkmen'in yaşadığı Emirli kasabasına girdi. IŞİD bölgeden çekildi. ABD ve Irak ordusu cumartesi günü iki aydan uzun süredir IŞİD kuşatması altında olan ve yaklaşık 12 bin Şii Türkmen'in yaşadığı Emirli kasabası için operasyona başlamıştı. Operasyona Irak ordusu, Şii milisler ve peşmerge birlikleri katıldı. Irak ordu yetkilileri pazar öğle saatlerinde Irak ordusunun Emirli'ye girdiğinı açıkladı. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Bağdat’ın isteği üzerine Emirli’ye insani yardım gönderdiklerini açıkladı. ABD’nin yanı sıra Avustralya, Fransa ve İngiltere uçakları da yardım görevinde yer aldı. Peşmerge Zumer'de ilerliyor Peşmerge Bakanlığı Basın Sözcüsü Helgurt Hikmet de bir açıklama yaptı. Hikmet, Musul'un Zumer kasabasının ele geçirilmesi için ağır silahlarla Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) gruplarına saldırdıklarını ifade etti. Peşmergenin hedefi, Zumer'dan sonra Suriye sınırındaki Rabia ilçesini ele geçirerek, IŞİD'in elindeki Sincar ilçesine giden yolun güvenliğini sağlamak. Bölgeden gelen son bilgilere göre Peşmerge Musul’a bağlı Rabia kasabası de ele geçirdi. Irak ordusu ve Peşmerge güçlerinin, Selahaddin ilinde de ilerleyişi devam ediyor. Son olarak Selam köyü ve Uzeym bölgesinin kontrolünün sağlandığı peşmerge güçleri tarafından açıklandı. Bombalı araçla saldırı Musul'un Zumer kasabasında, IŞİD üyeleri tarafından bomba yüklü araçla saldırı düzenlendi. Saldırıda 3 peşmerge öldü, 45 peşmerge yaralandı. Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Musul Asayiş Sorumlusu Şükrü Hüseyin, Zummer’ın merkezinde peşmerge konvoyuna IŞİD militanları tarafından bombalı saldırı düzenlendiğini söyledi. Olayda 3 peşmergenin hayatını kaybettiğini, 45 peşmergenin de yaralandığını vurgulayan Hüseyin, yaralıların tedavi edilmek üzere Duhok Devlet Hastanesi'ne kaldırıldığını ifade etti. Musul’un kuzeybatısında yer alan IŞİD’in elindeki Zumer bölgesi, yaklaşık bir haftadır Irak ordusuna bağlı topçu birliklerinin bombardımanı altındaydı. Bölge ABD tarafından da havadan bombalanıyordu. ABD'den IŞİD'e 118 saldırı ABD ordusu, Musul Barajı yakınlarındaki IŞİD hedeflerine 5 yeni hava saldırısı düzenledi. Savaş uçakları ve insansız hava araçlarıyla düzenlenen saldırılarda IŞİD'e ait bir silahlı araç, bir muharebe mevzisi ve silahların yok edildiği, bir binaya da büyük çapta hasar verildiği belirtildi. Son saldırılarla beraber ABD ordusunun Irak'ta IŞİD'e karşı düzenlediği hava saldırısı sayısı 118 oldu. Körfez ülkelerinden çağrı Diğer yandan Cumartesi günü Cidde’de toplanan Bahreyn, Kuveyt, Oman, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri dışişleri bakanları, “İslam’a karşı olan terörist ideoloji”ye karşı savaşmaya hazır olduklarını belirtti. Suudi Arabistan Kralı Abdullah, “IŞİD’e karşı eylemde bulunulmazsa, bir ay içinde Avrupa’ya, sonraki ay da ABD’ye erişeceklerdir. Liderleri bu uyarımı ciddiye almaya çağırıyorum” dedi. Kaynak: Al Jazeera ve AA
Reklam
Bursa'da 8 Bin 400 Yıllık Ayak İzleri Bulundu
Yenişehir ilçesindeki Barcın Höyüğü kazılarında 'Taş Devri' olarak nitelendirilen Neolitik döneme ait, MÖ 6 bin 400 yılına tarihlendirilen yetişkine ait bir çift ayak izi bulundu. Kazı ekibinde görevli Koç Üniversitesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Rana Özbal, AA muhabirine, Barcın Höyüğü'nde Kültür ve Turizm Bakanlığının onayıyla Hollanda Araştırma Enstitüsü koordinatörlüğünde 2007 yılından bu yana kazı yaptıklarını söyledi. Özbal, bölgenin en eskisi olduğu bilinen höyükteki yerleşimin 8 bin 600 yıl öncesine uzandığına dikkati çekerek, 'Höyükte evler bitişik yapılmış. Buraya has bir düzen. Tabakalanmanın alt seviyelerinde çanak çömleklerde birtakım farklılıklar gördük. Bunlar da bize bu bölgede çanak çömleğin doğmaya başladığını gösterdi. Bu da Marmara için bilmediğimiz bir şey olduğundan yeni veriler sağlayan bir durum' ifadesini kullandı. Ayak izleri, MÖ 6 bin 450 yılına tarihlendirildi Höyükteki evin birinde bir çift iki ayak izi bulduklarını aktaran Özbal, bunun nasıl oluştuğunu araştırdıklarını dile getirdi. İzlerin, evin çıkışında yer aldığı bilgisini veren Özbal, şöyle devam etti: 'Evin zeminini ilk önce sıvamışlar. Çok güzel, saman katkılı, düzgün sıva katmanı vardı. Bu sıvayı ahşap kalasların üzerinde de bulduk. Onun üzerine sıva yaptıktan sonra sıva hala yaşken bastıkları zaman ayak izleri oluşmuş. Bu, sıvanın alt tabakası oluyor. Üst tabaka da tekrar sıvandıktan sonra ev yanmış. Bu sayede de izler korunmuş. Yani iki tabaka var. Alt tabakada izler, üst tabakada tekrar sıva var. 'Belki de izlerden dolayı zemin bozuldu' diye tekrar sıvamışlar. Onun üzerinden de belli süre geçtikten sonra ev yanmış. O sayede de izler bugüne ulaşmış. Ayak izi, radyokarbon tahminlerine göre MÖ 6 bin 450 yılına denk geliyor. Yuvarlarsak '6 bin 400' diyebiliriz.' Marmaray'ın inşası sırasında Yenikapı kazılarında da çok sayıda ayak izleri çıktığını hatırlatan Özbal, Yenişehir'dekilerin bundan daha önce oluştuğunu tahmin ettiklerine değindi. Özbal, 'Marmara Bölgesi için konuşacak olursak Neolitik dönem için en eskisi burada' değerlendirmesinde bulundu. İzler, yangın nedeniyle pişerek sertleşmiş Türkiye'deki bazı arkeolojik alanlarda görev yapan Konservasyon Uzmanı Evren Kıvançer de Barcın Höyüğü'ndeki izlerle ilgili çalıştığını belirtti. Bu izlerin, kazı alanında tutulamayacağını vurgulayan Kıvançer, 'Eser konumuna getirebilmemiz için o ayak izlerini kazı alanından alıp stabil hale getirmemiz gerekiyordu. Öncelikle izlerin bulunduğu koşullar bizim için çok önemliydi. Çıkan izler, yangın tahribatı sonucunda pişmiş ve sertleşmişti. Bu durum işimizi kolaylaştırdı' diye konuştu. Kıvançer, izlere dokunduğunda, sağlamlaştırmak ve stabil hale getirmenin mümkün olduğunu anladığını aktardı. Önce alt yüzeyden başlayarak küçük kazıma işlemleriyle, daha sonra sabitleyerek sağlamlaştırdıklarına işaret eden Kıvançer, şu bilgiyi paylaştı: 'Eseri, arazide güçlendirdik. Sağlamlaştırma işlemi bittikten sonra arazide silikonla izlerin kalıbını aldık. Bu arada eserimizin altından bazı buluntular, kemik eserler ve bazı objeler çıktı. Onları da yavaş yavaş çok küçük hareketlerle alt kısımdan çıkardık. Bütün bu işlemler 4-5 gün sürdü. Bu, bizim için oldukça yavaş bir süreçti. İzlerin bulunduğu bölgeyi pasta dilimi gibi keserek ve altına metal plaka sürerek çıkardık ve üzerindeki kalıpla laboratuvarımıza getirdik. Laboratuvarda da sağlamlaştırma işlemlerini geliştirdik, kenarlarını birtakım malzemeler ve harçla destekledik. Bu sayede eser müzede sergileninceye kadar korunacak.' Daha önce benzeri eser üzerinde çalışmadığını, buluntunun anı belgelediğine dikkati çeken Kıvançer, izlerle ilgili bilimsel çalışma yapılabileceğini söyledi. Kıvançer, 'Uzmanların araştırmalarıyla boy, ağırlık hatta cinsiyete varıncaya kadar açılımları olabilecek bir eser' diyerek, 'Bu eser, diğerlerinden farklı olarak mevcut alanının içinde bulunuyor ve mevcut koşulları stabilize edilerek oradan kaldırılıyor. Çok nadir karşılaşabilecek, özgün, özel bir durum oldu. Bunun gelecek nesillere aktarılmaması için artık hiçbir sebep yok' bilgisini verdi.AA
Alex Song Galatasaray'dan Özür Diledi
Alex Song - Galatasaray flörtü olumsuz sonuçlandı. Yönetici Ebru Köksal aracılığıyla Barcelona ile masaya oturan sarı-kırmızılılar, satın alma opsiyonuyla kiralama konusunda Katalan deviyle anlaştı ve iş Song'u ikna etmeye kaldı. Önceki gün Barcelona'daki takım arkadaşlarıyla vedalaşan Kamerunlu yıldız, ailevi nedenlerden dolayı Galatasaray'a 'Hayır' dedi. Beyninde ciddi bir problem olan minik oğlunun Londra'da tedavisinin sürdüğünü belirten Song, 'Özür dilerim, İstanbul'a gelemem' cevabını verdi. 27 yaşındaki oyuncu, Galatasaray'ın teklifi maddi açıdan daha cazip olmasına rağmen West Ham United'ı tercih etti. İngiliz ekibi dün Londra'da oynadığı maçtan önce Song'a formayı giydirdi ve taraftarına selamlattı.  Song'un yerine Obi Mikel!Song transferinin suya düşmesiyle şok yaşayan Galatasaray'a menajerler Song'la yaşıt olan 1987'li John Obi Mikel'i önerdi. Nijeryalı orta saha oyuncusu geçen yaz transfer döneminde G.Saray'ın kapısından dönmüştü. Sabah
iWatch İle Alakalı Fiyat Bilgisi Geldi
Apple'ın merakla beklenen etkinliği yaklaşırken bu etkinlikte tanıtılması beklenen iWatch ile alakalı bilgiler gelmeye devam ediyor. Geçtiğimiz gün Apple'ın iWatch'u 2015 yılından önce satışa çıkarmayacağı bilgisi gelmişti . Bugün ise iWatch'un fiyatı ile alakalı yeni bilgiler geldi. Recode'un yapmış olduğu habere göre, Apple birden fazla giyilebilir model tanıtacak. Muhtemelen bunlar iWatch'un farklı modelleri olacak. Bu modellerin en pahalısının ise 400 dolar olacağı iddia ediliyor. Bunun yanında LG'nin ve Samsung'un Android Wear'lı akıllı saatleri 199.99 ve 229 dolara satışa çıkmıştı. Gear 2'nin fiyatı ise 299 dolar . Öte yandan Apple'ın kaç tane iWatch modeli çıkaracağı ve en düşük fiyata sahip iWatch'un ne kadar olacağı hakkında ise şu an için bir bilgi yok. ABD'de iWatch'un 400 dolara satışa çıkması, ülkemizde 1250 TL civarında satışa çıkacağı anlamına geliyor. teknokulis
Reklam
CHP’den Davutoğlu'na İlk Soru: Çözüm Sürecini Kaç Kişi Biliyor?
“Çözüm sürecini kaç kişi biliyor? Genelkurmay Başkanı’na ne zaman bilgi vereceksiniz?” “Org. Özel’in sözünü ettiği ‘kırmızı çizgiler’ aşıldı mı?” CHP’den Başbakan Ahmet Davutoğlu’na ilk soru önergesi Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel’in “Çözüm sürecine ilişkin yol haritasını bilmiyoruz. O çalışmanın içinde yokuz” sözüyle ilgili olarak geldi. CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Başbakan Davitoğlu’na, ““Çözüm sürecini kaç kişi biliyor? Genelkurmay Başkanı’na ne zaman bilgi vereceksiniz? Org. Özel’in sözünü ettiği ‘kırmızı çizgiler’ aşıldı mı?” diye sordu. Org. Özel: Çözüm sürecini bilmiyoruz! CHP’li Umut Oran, Başbakan Davutoğlu’nun yanıtlaması istemiyle hazırladığı soru önergesinde, Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel’in 30 Ağustos Zafer Bayramı resepsiyonunda “Çözüm sürecine ilişkin yol haritasını bilmiyoruz. O çalışmanın içinde yokuz. Sadece basından okuyoruz. Kırmızı çizgilerimiz aşılırsa gerekeni söyleriz... Paralel yapı için MİT’ten belge istedik gelmedi” açıklamasını yaptığını anımsattı. TBMM’nin bilmediği “çözüm”ü kaç kişi biliyor? Davutoğlu’na yönelttiği önergede Umut Oran şu sorular yanıt verilmesini istedi: Hükümetinizin yıllardır kapalı kapılar ardında ve TBMM’yi dahil etmeden, muhalefete bilgi vermeden yürüttüğü “çözüm sürecini” kaç kişi bilmektedir? Dışişleri Bakanı iken siz de bu sürece dahil miydiniz? Başbakanlık PKK’yı terör örgütü olarak görüyor mu? Başbakanlık makamı nezdinde PKK halen bir terör örgütü müdür? Genelkurmay’ın neden bilgisi yok? Başbakanlık PKK’yı bir terör örgütü olarak görüyorsa ulusal savunmanın başındaki Genelkurmay Başkanlığı’nın çözüm süreci hakkında bilgisinin bulunmaması nasıl mümkün olmaktadır? Genelkurmay hangi aşamada öğrenecek “Çözüm süreci” hakkında Genelkurmay Başkanı’nı hangi aşamada bilgilendireceksiniz? Kırmızı çizgileriniz nedir? Genelkurmay Başkanı’nın sözünü ettiği “kırmızı çizgiler” nedir, bu kırmızı çizgiler aşıldı mı? “Kırmızı Çizgiler” hakkında hangi plan ve uygulama kararları aldınız?
Okluk Koyu'nda Yasak Kalktı
MUĞLA büyükşehir olmadan önce Marmaris İlçesi'nde köy olan Karacasöğüt'ün Okluk Koyu'nda, 21 yıl önce dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından Cumhurbaşkanlığı yazlık konutu olarak inşa ettirilen köşk, 'sıkı koruma' statüsünden çıkarıldı. Genel Koruma statüsüne geçirilen bölgede jandarma karakolu kurulmasından sonra, fotoğraf çekmenin bile yasak olduğu ve teknelerin demirleyemediği koy tatilcilerin uğrak yeri haline geldi. Gökova Körfezi'nin muhteşem manzaralı Okluk Koyu'nda 'Cumhurbaşkanlığı yazlık konutu' olarak inşa edilen köşk, Turgut Özal'dan sonra hiçbir Cumhurbaşkanı tarafından kullanılmadı. Yılda bir kez bile misafir ağırlamayan konutu, 17 er ve 3 rütbeli askerin oluşturduğu Okluk Muhafız Takım Komutanlığı, 24 saat boyunca sıkı koruma altında tuttu. Koyda araçlı ve yaya jandarma ekipleri devriye gezdi. Bölgede duraklama yapan araçlar, koya denizden gelen tekneler uyarıldı. Fotoğraf ve video çekimleri askerler tarafından engellendi. Teknelerin koyun konut tarafına geçişleri yasaklandı. 2010 yılında köşk için uygulanan sıkı koruma kaldırıldı. Bu tarihten sonra köşkün, bölgedeki herhangi bir evden farkı kalmadı. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'ne bağlı iki görevli, dışarıdan giren olmasın diye köşkün arazisinde göreve başladı. DİĞER KOYLAR DA KARAKOLA BAĞLANDI Okluk Muhafız Takım Komutanlığı yerine Karacasöğüt Jandarma Asayiş Karakolu kuruldu. Gökova Körfezi'nin en güzel koyları arasında sayılan Ayın, Hırsız, Küfre, Çiçekli, İngiliz Limanı, Löngöz ve Kargılı koyları da karakola bağlandı. Jandarma Asayiş Karakolu genel koruma kapsamında asli görevini de yerine getirerek, Karacasöğüt'e bağlı Bayır, Söğüt, Karaca, Ovacık ve Buzağıotu mahalleleri ile Yeşilbelde'ye bağlı Mezargediği mahallesinde yaşayanların güvenliğini sağlamak için göreve başladı. YASAK BU YAZ KALKTI Genel koruma kapsamında koyda uygulanan yasaklar bu yaz sezonunda kalktı. Okluk Koyu'na giren teknelerin artık herhangi bir engellemeyle karşılaşmadığı görüldü. Daha önce demirleme yasağı olan koyda tekneler dolaşıp köşkün iskelesi hariç istediği yere demir atıp bağlanırken, insanlar da köşkün çevresindeki alanda rahatlıkla piknik yaparak denize girmeye başladı. Buna rağmen 16 dönüm arazi içinde 4 oda 1 salondan oluşan, 230 metrekarelik Cumhurbaşkanlığı yazlık konutunun arazisine giriş halen yasak. Köşkün arazisine girmek isteyenler, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'ne bağlı iki görevli tarafından uyarılıp bölgeden uzaklaştırııyor. 'TURİZME AÇILSIN' BAŞVURUSU SONUÇSUZ KALDI Konutun turizme kazandırılması amacıyla girişimlerde bulunduğunu belirten Güney Ege Turistik Otelciler Birliği (GETOB) eski Başkanı İlhan Açıkgöz, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Abdullah Gül döneminde Cumhurbaşkanlığı'na başvuru yaptı. GETOB Başkanı İlhan Açıkgöz, 'Her yıl 1.5 milyonu aşkın İngiliz'i ağırlayan bölgede, Konukevi'nde ilk olarak da İngiltere Kraliçesi'nin ağırlanması yönünde öneride bulunmuştum. İnanıyorum ki, birçok yabancı devlet başkanı Marmaris'te tatil yapmak için can atacaktır. Aradan geçen zaman zarfında hiçbir yanıt verilmedi' dedi. 'BURASI ATIL KALMAMALI' Tesisin atıl kalmaması gerektiğini belirten GETOB'un yeni Başkanı Bülent Bülbüloğlu da şunları söyledi: 'Yerli ve yabancı devlet büyüklerinin burada ağırlanması Marmaris açısından çok iyi olur. Her yönüyle büyük bir kazanım olur. Marmaris vizyonunun en üst düzeye çıkması sağlanır. Şimdi düşünün bir İngiltere, Almanya veya başka bir ülkenin başbakanı, dışişleri bakanının burada ağırlanması ne kadar güzel olur. Bu konutun olması, Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in Marmaris'te yaşaması mafyavari kişilerin buralara girişini de engelledi. Biz GETOB yönetimi olarak yeni Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a yeni bir teklif götürmeyi düşünüyoruz. Burası atıl kalmamalı. Marmarisli turizmciler olarak amacımız üst düzey geliri olan yerli ve yabancı turistleri ağırlamak. Bu sayede bu amacımıza da ulaşmış oluruz.' KÖŞKÜN TARİHİ Köşk, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal döneminde, Gökova Körfezi'nin muhteşem manzaralı Okluk Koyu'nda kızılçamlarla çevrili 16 dönümlük bir arazi üzerine 1989 yılında yaptırıldı. Özal, 230 metrekarelik Okluk Koyu Devlet Konukevi'nde 4 yıl boyunca tatilini geçirdi. Zaman zaman işlerini buradan yönetti. Konut, 17 Temmuz 1991'de Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'ne tahsis edildi. Turgut Özal, 1993 yılında vefat edince konukevi de boş kaldı. Arazi içinde denize doğru uzanan beton bir iskele ile tek helikopter inişine uygun bir helikopter pisti de bulunan köşkü, yıllarca 17 er ve 3 rütbeli askerin oluşturduğu Okluk Muhafız Takım Komutanlığı, 24 saat koruma altında tuttu. Koyda araçlı ve yaya jandarma ekipleri devriye gezdi. Bölgede duraklama yapan araçlar ile denize girenler uyarıldı. Fotoğraf ve video çekimleri ile teknelerin konut tarafına geçişleri yasaklandı. ÖNEMLİ KONUKLAR AĞIRLANDI Cumhurbaşkanı Özal döneminde sıkça kullanılan Okluk Koyu Devlet Konukevi dönemin BM Genel Sekreteri Perez de Cuellar, Yunanistan Başbakanı Konstantin Mitçotakis, İsveç, İtalya ve Rusya başbakanları, Norveç ve İngiltere dışişleri bakanları, Suudi Arabistan Kralı'nın kardeşi ve pek çok devlet adamını ağırladı. Okluk Koyu, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül dönemlerinde kullanılmadı. Ahmet Necdet Sezer 2005 yılında Denizcilik Festivali için Marmaris'e geldiğinde Okluk koyunu sadece 10 dakikalığına ziyaret etti. Mustafa SARIİPEK/MARMARİS (Muğla), (DHA)
Reklam
İsmail Kartal'ın Diego Kararı
Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal, lisansı çıkan Diego’yu gerekmedikçe sahaya sürmeyecekSezonu hafta içi St. Etienne’e şanssız şekilde elenen Karabük maçıyla açacak olan son şampiyon, ligin ilk maçına Süper Kupa finalindeki 11’iyle çıkacak. G.Saray derbisindeki futboluyla göz dolduran kadroyu bozmama kararı alan İsmail Kartal, lisansı çıkan Deigo’yu gerekmedikçe sahaya sürmeyecek. Galatasaray 11’inden zorunlu olarak iki değişiklik yapmak durumunda olan Kartal, cezalı Volkan yerine Mert’i oynatacak. Sakat Alves yerine de Kadlec forma giyecek. Şampiy10
İsrail'in Yasaklı Silahlar Kullandığı İddiası
İsrail'in Gazze'ye 51 gün boyunca düzenlediği saldırılarında 'yasaklanmış silahlar' kullandığı, bu nedenle yaralanan bazı kişilerin tedavilerine rağmen iyileşemediği belirtiliyor. İsrail'in saldırılarında şarapnel parçalarının vücuduna isabet etmesi sonucu yaralanan ve Şuheda el-Aksa Hastanesinde gördüğü tedavinin ardından taburcu edilen 7 yaşındaki Muhammed Ebu Kellub, daha sonra doku ve kas yırtılması nedeniyle tekrar hastaneye kaldırıldı. Küçük çocuğun teyzesi Sabirin el-Eşgar, Muhammed'i eve getirdikten bir hafta sonra, tedavisini sürdüren hemşirenin şarapnel parçasının isabet ettiği ayağında doku ve kas yırtılması fark ettiğini, bunun üzerine Muhammed'i tekrar hastaneye götürmek durumunda kaldıklarını belirtti. Eşgar, doktorların kendilerine 'sonradan ortaya çıkan bu durumun İsrail'in kullandığı silah ve patlayıcılarla ilgili olduğunu' söylediklerini belirtti. Bir başka saldırıda yaralanan 8 yaşındaki Neda el-Assar'ın annesi de çocuğunun hastanedeki müdahalenin ardından 'iyileştiği gözlemlenip', taburcu edildiğini anlatarak, 'Yavrum sağlığına kavuştu diye hastaneden çıktık. Sadece evde zaman zaman kontrol edilecekti. Sonradan kemiksi dokuda yırtılma oluştu. Şok olduk' dedi. 'İsrail'in kullandığı silah ve patlayıcılarla alakalı' Şuheda el-Aksa Hastanesi Cerrahi Bölümü Başkanı Dr. Subhiyye es-Serrac, Filistinli ailelerin anlattığı vakaları doğrulayarak, bu durumun İsrail ordusunun Gazze'ye yönelik saldırılarda kullandığı silah ve patlayıcılardan kaynaklandığını ifade etti. Hastanelerine buna benzer çok sayıda vakanın geldiğini aktaran Serrac, 'Bu gibi durumlarda antibiyotik aldıktan ve gerekli tedavi uygulandıktan sonra iyileşme gözlemleniyor. Ancak bir süre sonra doktorlar şarapnel parçası isabet eden dokunun renk değiştirdiğini ve yırtılma meydana geldiğini fark ediyor. İsrail'in kullandığı patlayıcı maddeler yaralananların aylarca hatta yıllarca iyileşememesine neden olacak' diye konuştu. İsviçre merkezli Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Gözlemevi (Euro-Mid) Müdürü Rami Abduh, İsrail'in Gazze'de, 'yaralananlarda doku yırtılmalarına neden olan tehlikeli silahlar kullandığını' dile getirerek, şunları kaydetti: 'Gazze'deki doktorlar, doğal olmayan tehlikeli yaralar gördüklerini söylüyor. Bacakları koparak getirilen yaralıların, kopan bölgede şarapnel parçası olmadığını ancak şiddetli ateş görüldüğünü ifade ediyorlar. Bu yaralanmalara, içerisinde patlayıcılarının yanı sıra tungsten, nikel, kobalt ve demir karşımı bulunan kısa adı DIME olan [Dense Inert Metal Explosive], 'Pudra Bombası'nın neden olduğu düşünülüyor.' Filistin Sağlık Bakanlığı, daha önce yaptığı bir açıklamada, 'yasaklanmış silahlar kullandığı' gerekçesiyle İsrail hakkında uluslararası soruşturma açılmasını istemişti. Söz konusu açıklamada, yapılan incelemeler sonucunda Gazze Şeridi'ndeki hastanelerde, aralarında 'Pudra Bombası'nın da bulunduğu 'yasaklanmış silahlara' maruz kalmaları nedeniyle kol ve bacaklarını kaybeden ve ağır yaralanan kişilerin bulunduğunun tespit edildiği kaydedilmişti. Muhabir: Safiye Karabacak | AA
Reklam
Popüler Mesajlaşma Uygulaması WhatsApp Güncellendi
Popüler mesajlaşma uygulaması WhatsApp, bazı eksikleri olmasına rağmen oldukça fazla aktif kullanıcısı olan bir uygulama. Uygulama çok sık güncellemeler almıyor ve fazla bir değişiklik uygulanmıyor. WhatsApp için bir güncelleme yayınlandı ve bu güncelleme ile ufak tefek yenilikler geldi. 2.11.362 imzalı güncelleme çok önemsiz bazı yeniliklerle geldiği için kullanıcı deneyimini çok fazla rahatsız etmeyecek. Bu sürüm ile konuşmalardaki metin boyutunu arttırabileceksiniz. Biraz daha düz ve geniş bir tasarıma sahip simgesi güncellendi ve Android Wear için destek eklendi. Arşivlenen mesajların güvenliği arttırılmış, bazı hatalar düzeltilmiş ve performansı geliştirilmiş. teknolojioku
Avrasya Tüneli'nin 850 Metresi Delindi
Kazlıçeşme ile Göztepe arasını 15 dakikaya indirmesi öngörülen Avrasya Tüneli'nin 850 metresi delindi.Kazlıçeşme ile Göztepe arasını 15 dakikaya indirmesi öngörülen Avrasya Tüneli Projesi'nde (İstanbul Boğazı Karayolu Tüp Geçişi) tünel açma makinesi 'Tırtıl' ile İstanbul Boğazı tabanının yaklaşık 25 metre altından toprağı kazması ve iç çeperlerin oluşturulmasıyla 850 metreye ulaşıldı. Avrasya Tüneli'nin Haydarpaşa şantiyesindeki çalışmalar Anadolu Ajansı (AA) tarafından görüntülendi. Avrasya Tüneli, yoğun trafiğin etkili olduğu İstanbul'da yolculuk süresini önemli ölçüde azaltarak, Asya ve Avrupa yakaları arasında 100 dakikaya varan ulaşım süresini 15 dakikaya kadar indirmeyi amaçlıyor. Deprem ve tsunami gibi doğal afetlere karşı dayanıklı olarak inşa edilen tünel, 13,7 metre kazı çapı bulunan tünel açma makinesi 'Tırtıl' ile İstanbul Boğazı tabanının yaklaşık 25 metre altından toprağı kazarak ve iç çeperleri oluşturarak 850 metreye ulaştı. Toplamda 14,6 kilometrelik uzunluğa sahip olacak Avrasya Tüneli Projesi, İstanbul Boğazı'nın 106,4 metre derinliğinde yer alacak. Deniz altında 3,34 kilometresi olan Avrasya Tüneli'nde kazılacak 2,5 kilometrelik mesafe kaldı. Marmaray'ın kardeşi olarak da ifade edilen Asya ile Avrupa yakalarını bir araya getirecek Avrasya Tüneli Projesi kapsamında şu anda 422 beyaz yakalı, 628 mavi yakalı işçi ve 56 iş makinesi çalışıyor. Bağlantı tünelleri yapılıyor, mevcut yollar genişletiliyor Avrasya Tüneli için İstanbul Boğazı'nın altındaki çalışmaların yanı sıra bağlantı tünelleri, 'Tırtıl'ın Avrupa Yakası'ndaki çıkış noktası Kennedy Caddesi tarafında da hazırlıklar devam ediyor. Hem Avrupa Yakası hem de Asya Yakası tarafında mevcut yolların iyileştirilmesi ve genişletilmesi, engellilerin kullanımına da uygun alt ve üst geçit, yaya geçitleri yapılması için hazırlıklar sürüyor. İş güvenliğine büyük önem verilen Avrasya Tüneli'nde, çalışmalarda yer alan dev tünel açma makinesi 'Tırtıl'da da iş güvenliğine dikkat ediliyor. AA ekibine hem şantiye girişi öncesinde hem de 'Tırtıl'daki sığınma odasında olağanüstü bir durumda ne yapılması gerektiği konusunda eğitim verildi. Avrasya Tüneli geçiş ücreti, otomobiller için 4 dolar+KDV ve minibüsler için 6 dolar+KDV tutarı karşılığı Türk Lirası olacak. Finansmanı yap-işlet-devret modeliyle sağlanan proje yaklaşık 1,3 milyar dolarlık yatırımla Yapı Merkezi ve Güney Kore’nin önde gelen kuruluşlarından biri olan SK E&C’nin kurduğu Avrasya Tüneli İşletme İnşaat ve Yatırım AŞ (ATAŞ) tarafından gerçekleştiriliyor.AA
Galatasaray Bir Yabancısını Daha Resmen Gönderdi
Galatasaray, KAP'a yaptığı açıklama ile Nordin Amrabat'ın Malaga'ya kiralandığını duyurdu. İşte KAP'a gönderilen o açıklama: 'Profesyonel futbolcularımızdan Nordin Amrabat'ın 2014-2015 sezonu için Malaga Club De Futbol'a geçici transferi konusunda anlaşmaya varılmıştır. Buna göre, Malaga Futbol Kulübü kiralama bedeli olarak Şirketimize 1.000.000 EUR ödeyecektir. Malaga Futbol Kulübü, 30.04.2015 tarihine kadar 3.500.000 EUR bonservis bedeli ödeyerek oyuncunun transferini gerçekleştirme opsiyonuna sahiptir. Kiralama süresi boyunca oyuncunun tüm maaş, prim v.s. ödemelerinden münhasıran Malaga Futbol Kulübü sorumlu olacaktır.'Eurosport
CHP'den 62. Hükümete Ekonomi Reçetesi Geldi
CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, kurulan 62. hükümetin ekonomi alanında acilen adım atması gerekenleri hazırladı. Umut Oran'ın 11 yapısal reforma ihtiyaç duyulduğunu gösteren açıklaması şöyle:Dış kaynak musluklarının tümden kapanması ile Türkiye ekonomisinde yaşanabilecek bir krize karşı önlemlerin acilen uygulamaya konulması hayati önem kazanırken; kronik yapısal sorunlara yönelik 12 yıldır ihmal edilen reformları masaya yatırmanın zamanı da çoktan geldi de geçiyor.Hükümete 11 alanda acil yapısal reform öneriyoruz:Büyümeyi ithalâta bağımlılıktan kurtarmak, cari açığı küçültülmek için iç tasarrufları büyütecek ve “ithal ikamesi” ile sanayinin had safhadaki ithal girdi bağımlılığını azaltıp yerli girdi kullanımını artıracak mekanizmalar YAPISAL REFORM niteliğinde acilen hayata geçirilmelidir.Dolaylı vergi yükünün yüzde 70’lerde olduğu bütçedeki dengesizliği giderecek yapısal reforma ihtiyaç vardır.Açıkları ve bütçeye yükündeki sürekli artışın önüne geçmek için yeni bir SOSYAL GÜVENLİK REFORMU kaçınılmaz olmuştur.İthal enerji faturasını küçültmek için yapısal önlemlere ihtiyaç bulunuyor.BANKACILIK DIŞI MALİ SEKTÖR REFORMU tamamlanmalıdır.Şirketler kesimini dönüşüme sokacak, aşamalı biçimde mali yapılarını güçlendirmeyi sağlayacak bir REEL SEKTÖR REFORMU’na gidilmelidir.Ekonomimizin omurgası olan KOBİ’lerin sorunlarının çözülmesi, ekonomiye katkılarının artması için kapsamlı bir KOBİ REFORMU gerekiyor.Türkiye’nin geleceği için; çağın gereklerini, ekonominin ihtiyaçlarını gözeten, “BİLGİ EKONOMİSİ”ni hedefleyen köklü bir EĞİTİM REFORMU şarttır.Gelecek, bilgi ekonomisindedir. Bu da, analitik düşünen, araştıran, bilimle haşır neşir, yaratıcı, iyi bilgisayar kullanan, zekası ile her ortama kolay uyum sağlayabilen, dünyayı tanıyan iyi eğitimli yeni nesillerin yetiştirilmesini gerektiriyor.Türkiye’nin “ORTA GELİR TUZAĞI”ndan kurtulup, daha üst lige çıkabilmesi için bilgi ekonomisini geliştirecek, teknolojik buluş yapmayı, marka ürünler yaratmayı sağlayacak bir yapıya geçilmelidir.Eylül 2010 referandumu ile anayasal kuruluş haline getirdikleri ve 2008’den beri toplanmayan Ekonomik ve Sosyal Konsey (ESK) acilen toplanmalıdır. Üç ayda bir toplanması gereken ESK’yı zayıflatacak yasa tasarısı ise geri çekilmelidir.Küresel ekonomideki gelişmeler ve Türkiye’nin kendi dinamikleriyle bağlantılı olarak ekonomide kapıya dayanan akut bir kriz tehlikesine karşı önlemlerin vakit yitirmeden alınması her zamankinden çok daha büyük hayati önem kazanırken, yılların birikimi olan kronik yapısal sorunlara yönelik 12 yıldır ihmal edilen köklü yapısal reformların zamanı da çoktan geldi de geçiyor...Bizzat Başbakan Yardımcısı Sayın Ali Babacan’ın da açıkladığı gibi Türkiye’nin, bir yıl içinde vadesi gelecek dış borçlarını çevirmek ve cari açık finansmanı için bu sürede 220-230 milyar dolar taze dış kaynak girişine ihtiyacı bulunuyor. ABD Merkez Bankası Fed, Ekim ayından itibaren tahvil alımlarını durdurarak parasal genişlemeyi tümden sonlandıracak, daha önce kıstığı para musluklarını tamamen kapatacak. Fed’in dünya piyasalarından dolar çekmeye başlamasıyla küresel likidite koşulları tamamen kötüleşecek. 2015’in ilk yarısında ABD’de beklenen faiz artırımı da Türkiye gibi ekonomilerden sermaye kaçışına bağlı kriz riskini büyütecek. Zaten Fed’in aşamalı biçimde parasal sıkılaştırmaya gideceğini duyurduğu Mayıs 2013’ten itibaren tırmanışa geçen ve uygulamanın fiilen başlaması ile 2014 başlarında tavan yapan kurlar, yeni süreçte tamamen dizginlenemez hale gelecek; sermaye kaçışını frenlemek için gidilen faiz artırımlarını daha radikal yenileri izleyecektir. ÖNCE AKUT KRİZ RİSKİNE KARŞI ACİL ÖNLEM ALINMALI… Bu kritik süreçte Tayyip Erdoğan’ın kariyer planlarına odaklanan AKP içindeki olası iktidar mücadelesi ve çekişmeler, akut kriz riskine karşı Türkiye’yi savunmasız !!bırakıyor!!. Yüksek borçluluğu ve aşırı dış kaynağa bağımlı yapısı ile Türkiye, küresel ekonomide en kırılgan 5 ülke arasında yer alıyor. Böyle bir süreçte, en kırılgan 5’li arasında yer almadığı halde dış borcunda temerrüde düşerek iflası ilan edilen Arjantin’in durumundan ders alınmalıdır. Ekonomi ile ilgili tüm kurumlar sermaye hareketlerindeki radikal değişime bağlı kriz olasılığına karşı seferber olmalı, koordinasyon içinde durum değerlendirilerek gereken acil önlemler alınmalıdır. Ciddi kur riski yüklenmiş durumdaki özel sektörün döviz pozisyon açıklarını kapatmasını sağlayacak önlemler alınmalı, ulusal tasarrufları artırmaya yönelik teşvik mekanizmaları geliştirilmelidir. 11 ALANDA ACİL YAPISAL REFORM İHTİYACI VAR… Türkiye ekonomisinin kronik yapısal sorunları çözülerek kırılganlığının giderilmesi, şoklara ve krizlere karşı dayanıklı hale getirilmesi için orta ve uzun vadeli yapısal reformları yapmanın zamanı da çoktan geldi de geçiyor bile... 2001 krizinin ardından IMF baskısıyla gidilen bankacılık reformu, Türkiye’nin son dönemde yaptığı en büyük reform olarak kaldı. Kişi başına milli geliri 3 bin dolardan 10 bin dolara çıkarmakla övünen AKP’nin 12 yıllık iktidarında ise en temel yapısal reformlar bile gündeme gelemedi. AKP bu dönemde günü kurtarmaya yönelik önlemleri yapısal reformlara tercih etti. Bunca süre ülkeyi tek başına yöneten AKP’nin, yapısal reformlarda çok önemli bir fırsatı heba ettiği açıktır. Bu dönemde özelleştirmelerden elde edilen 60 milyar doların üzerinde gelir de çarçur edildi. Ekonominin sağlıklı çalışabilmesi ve şoklara karşı daha dayanıklı hale gelmesi için gerekli “yapısal reformlar” alanında Türkiye’nin yapması gereken çok şey bulunuyor. OECD’nin Türkiye Ekonomik İnceleme Raporu’nda da; Türkiye’nin büyümesinin dış kaynakla fonlanan iç tüketime aşırı bağımlı olduğu uyarısı yapılıyor, enflasyon, döviz kurları ve kredi hacmini sürdürülebilir seviyelerde tutacak para ve maliye politikaları öneriliyor. Uzun vadede ekonomik istikrarın ise enflasyonla mücadelede ve kamu finansmanının itibarının korunmasındaki başarıya ve verimliliği artıracak, ekonomide rekabeti destekleyecek yapısal reformlardaki ilerlemelere bağlı olacağı vurgulanıyor. Bu bağlamda AKP’ye şu 11 temel alanda yapısal reformları acilen gündeme almasını öneriyoruz: 1-Büyüme ithalâta bağımlılıktan kurtarılmalı, cari açık küçültülmeli: AKP dönemine yüksek cari açık vererek büyüme damga vurdu. Cari açığı büyüten en büyük faktör ise iç piyasa ve ihracat için yapılan üretimde kullanılan girdilerde yüksek oranda ithal bağımlılığı oldu. Yıllık girdi ithalatı, toplam ihracatın yüzde 121’ine ulaştı. Başka deyişle toplam ihracat, ithal girdi faturasının ancak yüzde 83’üne yetiyor. Bunun sonucu da katlanılmaz boyutlarda cari açık şeklinde ortaya çıkıyor. Cari açık vermeden büyüyebilmek için; iç tasarrufları artırmak ve sanayinin had safhadaki ithal girdi bağımlılığını azaltarak üretimde yerli girdi payını artırmak gerekiyor. Bunları sağlamak zaman alacak olsa da bu konu beklenen büyük Marmara depremi için alınması gereken önlemler kadar hayati önemdedir. Bu bağlamda; ithal girdilerin muadilinin içeride de üretilmesini özendirmek için etkin teşvik mekanizmaları geliştirilmelidir. “İthal ikamesi” niteliğindeki bu sonucun sağlanması için ithal malların muadilleri, yurt içinde aynı fiyata üretilebilecek noktaya gelene kadar etkin biçimde teşvik edilmelidir. Bunun için de öncelikle sanayi ürünlerinin envanteri çıkarılarak maliyet, vergi, satış fiyatları gibi unsurların dünya ile karşılaştırmasını yaparak, hangi ürünlere ne tür teşviklerin uygulanacağını saptamak gerekiyor. Üretimde yerli girdi kullanımının artması, ithal girdi payının düşmesi ile cari açık küçülecektir. 2-Bütçede yapısal dengesizlik düzeltilmeli: Vergi gelirlerinin yüzde 70’e yakını tüketimden alınan KDV, ÖTV gibi dolaylı vergilerden sağlanıyor. Tüketimdeki canlılık vergi gelirlerini artırıp bütçe açığını küçültürken, tüketim kısıldığında ise açık büyüyor. Tüketim ağırlıkla ithalata bağımlı olduğu için bütçe gelirlerinde ithalde alınan KDV ve diğer vergiler önemli yer tutuyor. Bu durumda cari açık büyüdükçe bütçe açığı küçülüyor; bu da “mali istikrar” diye sunuluyor. Oysa tam tersine bütçenin tüketime endeksli KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilere dayalı olmaktan çıkarılması gerekiyor. Kar, gelir ve rant üzerinden alınan doğrudan vergilerin, toplamdaki payı yüzde 30’larda kalıyor. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi bütçede, dolaylı vergiler ile gelir, kurumlar gibi doğrudan vergilerin dengelendiği bir yapıya geçilmesi gerekiyor. Böylece ithalat ve cari açıktaki büyüme pahasına bütçe dengelerinin düzelmesi şeklindeki çarpıklık ortadan kalkacaktır.3-Sosyal güvenlikte kambur büyüyor, köklü reform şart: Birkaç kez iflas aşamasına gelen sosyal güvenlik sistemi, daha çok primleri artırarak ve emeklilik yaşını yükselterek yaşatmaya çalışıldı. Bu reformlara rağmen, sistemin açıkları ve bütçeye yükü büyümeye devam etti. Sistemin 2002’de 8 milyar lira olan açığı, 2013’te 20 milyara dayandı. SGK’ya açık finansmanı, devlet katkısı, ek ödeme, faturalı ödemeler, teşvikler kapsamında üstlenilen SGK primi işveren payı gibi diğer kalemlerle birlikte bütçeden yapılan transferlerin 2002’de 9.7 milyar dolar olan tutarı, 71 milyar doları aştı. Önümüzdeki dönemde sosyal güvenliğin yeniden bir kara deliğe dönüşmemesi için bu alanda gerçekçi reformlara ihtiyaç bulunuyor. Bu kapsamda özellikle sağlık alanında gidilecek reform büyük önem taşıyor. Genel Sağlık Sigortası uygulamasını gözden geçirip, maliyete dayalı bir sisteme geçilmezse, sosyal güvenlik sisteminin bütçeye yükü taşınamaz hale gelebilir; 1980’lerde sosyal güvenlik sistemi batmanın eşiğine gelen İngiltere’nin durumuna düşmek kaçınılmaz olur.4-Enerji faturasını küçültmek için yapısal önlemler alınmalıdır: Ekonomide temel girdi niteliğindeki petrol, gaz gibi enerji ürünlerinde neredeyse tamamen dışa bağımlı bulunuyoruz. Toplam ithalat faturasının beşte biri bu ürünlere ödeniyor. Toplam dış ticaret açığının yarısı, net enerji ithalinden geliyor. Cari açıktaki büyümenin de ana kaynağını bu ithalat oluşturuyor. Ülke olarak güneş ve rüzgâr enerjisi, biyoenerji gibi alternatif enerji kaynaklarına yoğunlaşmamız gerekiyor. Bu alanlardaki potansiyeli doğru tespit edip verimli kullanmak, yatırımları teşvik etmek,  alternatif kaynakların payını artırmaya ihtiyaç bulunuyor. Bu alanlarda elde edilecek gelişmeler cari açığın küçültülmesine önemli katkı yapacaktır.5-Bankacılık dışı mali sektör reformu tamamlanmalı:  2001 krizinden sonra bankacılık sektöründe gidilen reforma karşılık, sigortacılık, leasing, faktöring gibi bankacılık dışı finansal sektörlerde yapılamayan reformların hızla tamamlanması gerekiyor. Bu sektörlerdeki denetim ve gözetim görevi Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) örneğinde olduğu gibi bağımsız bir kuruma verilebilir. Bu kurullar, oluşturulacak bir çatı kurum altında da yapılandırılabilir.6- Reel sektöre yönelik de yapısal reform gerekiyor: Reel sektörü dönüşüme sokacak nitelikte, aşamalı biçimde şirketlerin mali yapılarını güçlendirmeye yönelik, yapısal reformlara da ihtiyaç bulunuyor. Bu bağlamda Türk Ticaret Kanunu yeniden düzenlenerek, özel sektör kuruluşlarının mali tablolarının gerçeği yansıtır hale getirilmesi sağlanabilir. Bankalara yönelik sıkı düzenlemelerin benzerleri, reel sektör için de hayata geçirilebilir.   7- KOBİ reformuna ihtiyaç var: Ekonomimizin can damarı ve sosyal yapımızın istikrar unsuru olan KOBİ’lerin sorunlarının çözülmesi, ekonomiye katkılarının artırılması için; kapsamlı bir KOBİ Reformuna ihtiyaç bulunuyor. Bu kapsamda; KOBİ’lerin üretim ölçeklerini büyütmeleri desteklenmeli, uzmanlaşma ve örgütlenmeleri özendirilmeli; teknolojik yapısı güçlendirilmeli; Ar-Ge, teknoloji ve inovasyon çalışmalarına etkili destekler getirilmeli,  KOBİ’lere özel, enerji ve sosyal güvenlik prim desteği başta AB standartlarını esas alan yeni bir teşvik sistemi oluşturulmalıdır. Uluslararası piyasalarda eşit koşullarda rekabet edebilen çağdaş işletmeler haline dönüştürülecek KOBİ’lerin enerji girdi maliyetleri, rekabet içinde oldukları dış pazarlarda geçerli olan düzeylere indirilmelidir. Ulusal Sanayiye ara malı üreten KOBİ’lere KDV indirimi desteği sağlanmalıdır. KOBİ’lere yeterli kredi olanakları sağlanmalı; yeni kredi ve finansman yöntemleri kullanılarak kaynak kullanımları artırılmalıdır. KOBİ’lerin bankalardan kullandığı kredilere verdiği garanti ve kefaletlerle teminat sağlayan Kredi Garanti Fonu A.Ş. (KGF) ile Risk Sermaye Şirketi işlevi gören KOBİ A.Ş.’nin sermaye yapılarının güçlendirilmeli ve faaliyetleri etkinleştirilmelidir. Esnaf, sanatkâr ve KOBİ’lerin sanayi envanteri eksiksiz olarak çıkarılmalı, bu birimlerin sorunlarına en üst düzeyde sahip çıkılmalı bu amaçla bir Esnaf ve KOBİ’ler Bakanlığı kurulmalıdır. 8- Eğitimde çağa uygun reform şart: Ekonomide kabuk değişimi ve sürdürülebilir istikrar, buna uygun bir eğitim sistemi ile mümkündür. Türkiye ne yazık ki eğitimde AKP öncesine göre çok daha geri bir noktaya gitmiş durumda. Türkiye’nin geleceği için; eğitim sisteminde çağın gereklerini, ekonominin ihtiyaçlarını gözeten ve özellikle bilgi ekonomisini hedefleyen köklü yapısal reformlara ihtiyaç bulunuyor. 40 bin öğrenciyi isteği dışında zorla İHL’ye yerleştirerek bu hedeflere ulaşılamayacağı açıktır. 9- Yargı reformuna ihtiyaç var: Siyasal baskı ile yürütmenin vesayeti altına alınmaya çalışılan yargı erki, demokratik bir hukuk devletinde olması gereken yapıya kavuşturulmalıdır. Hâkim, savcı ve mahkeme sayısını artırarak yargı süreçlerini hızlandırırken, yargıyı siyasal etkilerden bağımsız kılacak yapıya kavuşturmak amacıyla hukuk alanında yapısal reforma gidilmelidir. Aksi takdirde bağımsız yargının olmadığı bir ülkeye yabancı yatırımcının da güven duymayacağı ve bu yönde uyarıların şimdiden geldiği de unutulmamalıdır. 10- Siyasal alanda da ciddi yapısal reforma gidilmeli: Demokrasi, güçler ayrılığı, insan hakları, eşit yurttaşlık, düşünce özgürlüğü, çoğulculuk, Meclis’te adil temsil ve kişi haklarının korunmasını en üst düzeyde sağlayacak anayasa değişikliği ve diğer düzenlemelerle siyasal alanda da köklü bir reforma ihtiyaç bulunuyor. Seçim ve siyasal partiler sisteminin aynı anlayışla ve lider sultasına son verecek biçimde yeniden düzenlenmesi de gerekiyor. 11- Ekonomik Sosyal Konsey acilen toplanmalıdır: 12 Eylül 2010 referandumu ile anayasal kuruluş haline getirdikleri ve 2008’den beri toplanmayan Ekonomik ve Sosyal Konsey (ESK) acilen toplanmalıdır. Hükümet kendi yaptığı anayasa değişikliğini çiğnemektedir. Üç ayda bir toplanması gereken ESK’yı zayıflatacak yasa tasarısı ise geri çekilmelidir, ekonomi alanında işçi ve işveren, sektör temsilcilerinin ortak aklı da sürece dahil edilmelidir. Yapısal reformların hayata geçirilmesi ile orta vadede; Enflasyonun yüzde 2-3 düzeyine indirilmesi,Büyümede yüzde 6-7 arasında istikrarlı bir seyrin yakalanması,İşsizliğin ilk aşamada yüzde 7, ikinci aşamada yüzde 5’ler ve altına düşürülmesi,Dolaylı vergiler gibi arızi değişim gösteren değil kalıcı gelirlerle finanse edilecek bütçenin, harcamalarda da tasarruf yoluyla dengeye kavuşması,Cari açığın yüzde 4 ve altına çekilmesi mümkün olacak;Sonuçta kırılganlıktan kurtularak sağlam bir yapıya kavuşacak ekonomi, küresel şoklara dayanıklı hale gelecektir.  ORTA GELİR TUZAĞINDAN KURTULMALIYIZ…Kişi başına gelir düzeyinin belirli bir aşamadan öteye gidememesi ya da belirli bir gelir düzeyine ulaştıktan sonra ekonominin durgunluk içine girmesi olan “orta gelir tuzağı”ndan Türkiye ekonomisi kurtulmalıdır.  ABD’deki kişi başına gelirin yüzde 20’si diğer ekonomiler için orta gelir düzeyi kabul ediliyor. Bugünkü ölçülerle bu, 10 bin dolara denk geliyor. Buna göre Türkiye kişi başına gelirde orta gelir düzeyini 2007’de yakalamış gözüküyor. Ancak dolar cinsinden yapılan hesaplamada çıkan bu sonuçta, özellikle 2005 sonrasında artan sıcak para patlamasının TL’yi yapay biçimde değerlendirmesinin de etkisi bulunuyor. Buna rağmen 7 yıldır orta gelir düzeyinde takılıp kalan Türkiye’nin 2014’te ise 9 bin dolarlı düzeylerle kişi başına gelirle yüzde 20’lik düzeyin altına ineceği öngörülüyor. Bu da köklü yapısal reformlar olmadan kişi başına gelirde 25 bin dolarlık 2023 hedefine ulaşılamayacağını gösteriyor.Sıcak para girişleriyle, dış borçlanma ile ve yüksek cari açık vererek ekonomi çarkını döndürme dışında bir büyüme modeli düşünmeyen hükümetin, orta gelir tuzağa girmeden çok önce bunu görüp ona göre planlama yapmak, önlem almak gerekiyordu. Orta gelir tuzağından çıkmak çok kolay olmayacak. Bu anlayışla kişi başına gelir artışını sürdürmek, hatta 10 bin dolarda tutmak imkansızdır. Petrol ya da doğal gaz gibi kaynakları olmayan bir ülke olarak Türkiye’nin bu sınırı aşabilmesinin yolu bilgi ekonomisini geliştirmek ve teknolojik buluş yapmaktan geçiyor. Bunun için de düşünmeyen, sorgulamayan, biat eden, bilimin yerine dogmayı koyan nesiller yerine, sorgulamadan korkmayan, analitik düşünen, araştıran, bilimle haşır neşir kuşaklar yetiştiren bir eğitim sistemine ve aynı nitelikte siyasal, sosyal, kültürel iklime ihtiyaç bulunuyor.   Gelecek, bilgi ekonomisinde… Son yıllarda bunun parametreleri net biçimde ortaya çıkmıştır. ABD’li iki üniversite öğrencisinin bir evin garajda temelini attığı Google, kısa sürede büyüyerek küresel ölçekte dev bir marka olmuştur. Google, tek başına Türk bankacılık sektörünün toplamından daha fazla kâr ediyor. Aynı şekilde bir Apple firmasının piyasa değeri, 500 Türk sanayi kuruluşunun toplam değerinin 2.5 katına ulaşıyor. Bir kamyon dolusu tarım ürünü ile bir akıllı cep telefonu alınabilmektedir. Bilgi ekonomisinde ileri, katma değeri yüksek ürünler üreten ekonomiler, dış ticarette çok üstün bir konuma geçmiştir.  “BİLGİ EKONOMİSİ”NDE İLERLEMELİYİZ… Tüm ekonomik faaliyetlerin bilgi temelli olarak gerçekleştirildiği, bu faaliyetlere bilginin entegre edildiği “bilgi ekonomisi”, dünyada radikal değişimlere yol açmıştır. İnternetin icadıyla, bilgi ekonomisi dünyada daha da öne çıkarken, bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesi ve entegrasyonu, iş dünyasını yeniden şekillendirmiştir. Bilgi teknolojilerinin gelişimi ile iş, yönetim ve tüketim faaliyetlerinin yürütülmesi için gerekli bilgi üretimine geçilmiş, yapılanmış bilgilerin üretici ve tüketiciler ile özel ve kamu kurumlarına ulaştırılması zorunluluk haline gelmiştir. Bilgiye yapılan yatırımın dönüşümü, fiziki sermaye yatırımlarından daha yüksektir. Sanayi ekonomisi ve diğer sistemlerden farklı olarak bilgi, üretim faktörleri içinde birincil önceliği kazanmıştır. Bilgi teknolojilerinin gelişimi ile ekonomik faaliyetler tamamen küresel bir yapı kazanmıştır. Aracıları ortadan kaldıran, üretici-tüketici farkını azaltan bilgi ekonomisine geçiş ve ülkelerin bilgiye dayalı kalkınmayı gerçekleştirebilmesi için hükümetin; İyi eğitimli, yaratıcı, iyi bilgisayar kullanan, zekâsı ile her ortama kolay uyum sağlayabilen, bilgisini kullanabilen nesillerin yetiştirilmesine,Entelektüel mülkiyet ve telif haklarının oluşturulması ve bunların tüm dünyaya lisansının sağlanmasına,Bireylerin yaşam kalitesini artıracak e-devlet uygulamalarının hızlandırılmasına,Kişilerin gelirlerini artırmaya, rekabet edebilecek sektörlerin geliştirilmesine,Toplumda teknoloji kullanımının yaygınlaştırılması ve kurumsallaştırılmasına,İşletmelerin teknolojiden daha etkin biçimde yararlanmalarının sağlamasına,Küresel rekabet için gerekli teknolojileri gerçekleştirebilme amacıyla kamu ve özel kuruluşların Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesine,Bilgi ekonomisi alanında yetişmiş elemanlara sağlanacak cazip ekonomik koşullara,Bilginin ulusal çapta yaygınlaştırılması, herkesin buna erişiminin kolaylaştırılmasına,Tüm ekonomik faaliyetlerinin bilgi temelinde şekillenmesi ve gerçekleşmesine veBilgi ekonomisinin öneminin toplumun tüm katmanlarına anlatılmasına odaklanması, bu yönde projeler geliştirmesi, faaliyetlere hız vermesi gerekiyor.
Reklam