Yabancı Dizileri Takip Edenlerin Karşılaştığı 23 Durum
Gece herkes uyurken 4 bölüm dizi izleyenler, Nisan ayında başlayacak yeni sezon için Ekim'den heyecanlananlar; merhaba! Sürekli yaşadığımız için normalleşen ama durup düşününce garip gelen dizi maceralarımızı listeledim. Sizin yabancı dizi anılarınızı da yorumlara bekliyorum.
15 Yaşındaki Norveçli Futbolcu Rekor Kıracak
Martin Odegaard, yarınki Malta maçında ya da Norveç'in 12 Haziran'daki Azerbaycan karşılaşması dahil 4 maçından birinde sahaya çıkarsa 'Avrupa Futbol Şampiyonası elemelerinde oynayan en genç futbolcu' olacak.Norveç Birinci Futbol Ligi (Tippeligaen) takımlarından Stromsgodset'in 15 yaşındaki orta saha oyuncusu Martin Odegaard, yarınki Malta maçında ya da Norveç'in 12 Haziran'daki Azerbaycan karşılaşması dahil 4 maçından birinde sahaya çıkarsa 'Avrupa Futbol Şampiyonası elemelerinde oynayan en genç futbolcu' olacak.Profesyonel kariyerine, bu sezon altyapısından yetiştiği Stromsgodset kulübünde başlayan 17 Aralık 1998 doğumlu futbolcu, Norveç'in 27 Ağustos'ta Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile yaptığı hazırlık maçının ardından bir rekora daha gözünü dikti.BAE ile oynanan karşılaşmada '15 yaş 253 gün'lükken sahaya adım atan ve 'Norveç Milli Takımı formasını giyen en genç futbolcu' olmayı başaran Odegaard, 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2016) elemeleri H Grubu'ndaki Malta (10 Ekim) ve Bulgaristan (13 Ekim) karşılaşmaları için milli takıma davet edildi. Norveçli futbolcu, teknik direktör Per-Mathias Hogmo'nun bu maçların birinde kendisine şans vermesi halinde 'Avrupa Futbol Şampiyonası elemelerinde oynayan en genç futbolcu' unvanının da sahibi olacak.Yarın TSİ 21.45'te başlayacak Malta maçında 15 yıl ve 297 günü dolduracak Odegaard, sahaya çıkarsa 1983'teki elemelerde '16 yıl 251 gün'lükken milli formayı giyen İzlandalı Sigurdur Jonsson'a ait rekoru geliştirecek.Eurosport
9 Müthiş Vine ile "SGK'dan Emekli, Yelekli Dedikoducu Amca"
Türkiye'nin en yetenekli vine fenomenlerinden Cem Gelinoğlu, yayınladığı 9 vinelik   SGK'dan emekli, yelekli dedikoducu tiplemesiyle takipçilerini ve bizi çok eğlendirdi.Kendisinin twitter'ı: https://twitter.com/cemfoniVine'ı: https://vine.co/Cem.Gelinoglu
Kılıçdaroğlu'ndan Kobani Açıklaması: 4 Madde ile CHP İktidarda Olsaydı Ne Olurdu?
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Kobani olayları ile ilgili düzenlediği basın toplantısında konuştu.İşte Kılıçdaroğlu’nun basın toplantısından satır başları:Değerli basın mensupları az önce MYK toplandı, doğu-güney doğudan gelen Diyarbakır Gaziantep Van Hakkari Siirt Tunceli Mardin Muş ve Erzurum il başkanlarını dinledim, onların görüşlerini aldık. Bu çerçevede size CHP’nin olaylarla ilgili görüşlerini aktaracağım.Ülkemiz maalesef AKP hükümetlerinin politikaları sonucu tehlikeli bir dönemece girmiş durumdadır. Vatandaşlarımız infial içindedir. Hükümet ise, sorunları başımıza açan kendisi değilmiş gibi misliyle vereceği cevaplarla halkı sindireceğini sanmıştır. İktidarın IŞİD’e verdiği destek, bu terör örgütünün kendi vatandaşlarımızın akrabalarını Kobani’de katletmesi, bizi bir noktaya taşımıştır. Şu anda 6 ilde sıkıyönetimi andıran sokağa çıkma yasağı uygulanmaktadır. 23 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Yüzlerce gözaltı var. son talihsiz olaylar, kaos lobisinin işi değil iktidarın basiretsizliğinin açık göstergesidir.Konuşunca hemen arkadan 'CHP olsaydı ne yapardı' diye cümleler kurulur. Şimdi ben size eğer CHP iktidarda olsaydı ne olurdu onu anlatacağım. Dört madde halinde.CHP olsa ne olurdu onu anlatacağım size, 4 madde halinde.1- Eğer CHP iktidarda olsaydı mezhepçi bir politika asla uygulanmazdı.2- Eğer CHP iktidarda olsaydı ülkemizin dış politikasını dehşet salan dinci terör örgütlerine asla teslim etmezdi,3- Eğer CHP iktidarda olsaydı yanı başımızda Irak ve Suriye’de devlet kursun diye IŞİD’e destek vermezdi.4- Eğer CHP iktidarda olsaydı ülkemizin yüksek çıkarlarını kendi kurumlarımızla ve kendi askerlerimizle korurduk.“TEZKEREYİ IŞİD İLE SINIRLAYALIM”Adalet ve Kalkınma Partisi, cumhuriyet tarihimizde ilk defa, ülkemizin yeterli askeri gücü yokmuş gibi, çıkardığı tezkereyle topraklarımızda asker konuşlandırmaya, yabancı asker konuşlandırma kararı vermiş bulunmaktadır. Bunu asla doğru bulmuyoruz. CHP tezkereye, hükümetin IŞİD’le mücadele yerine hedef kaydırması, savaşa sürüklemeye taşıması nedeniyle karşı çıkmıştır. Bugün ise hükümeti aklı selime davet etmek istiyoruz. Gelin, askerimizin kara harekatını Kobani’nin kurtarılması ve IŞİD’ten temizlenmesi amacıyla sınırlandıralım. Tezkereyi hemen çıkaralım böylece halkımızın akrabalarını IŞİD’in öldürmesine izin vermeyelim.Askerimizi derhal geri çekeceğimizi de taahhüt edelim. Tezkereden yabancı asker konuşlandırma maddesini çıkaralım. Hava harekatları için işbirliği sağlayabileceği maddeyi koyalım. Böylece herkes hedefi ve kapsamı belli olan bir tezkereyi benimsesin. Biz de CHP olarak her türlü desteği verelim.İç barışımızın yeniden tesisine gelince, çözüm süreci denen Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kendi yayılmacı hülyasını gerçekleştirinceye kadar Kürt vatandaşlarımızı oyalama egzersizi artık boş çıkmıştır. CHP toplumsal barışın tehditte bulunduğu bu dönemde, kimsenin aldatılmadığı çoğulcu bir çözüm zemininin Meclis’te taşınması konusunda sorumluluğu yerine getirecektir.“MAĞDURLARIN ZARARLARIN KARŞILANMASI İÇİN YASA ÇALIŞMASI YAPACAĞIZ”Kürt vatandaşlarımızı AKP’nin iki dudağı arasına teslim etmek yerine, siyaseti ve gerçek demokrasiyi desteklemeye davet ediyoruz. Vatandaşlarımızı sokaktan çekilerek itidalli davranmaya çağırırken, çok sayıda kamu binası, vatandaşların iş yerleri, araçları, malları zarar gördü. Hatta yağmalandı. Mağdurların zararlarının karşılanması yönünde bir yasanın acilen çıkarılması yönünde çalışacağız.Hükümetin tahrip edilen Atatürk heykelleri ve büstlerinin yenilenmesini bekliyoruz.Kimsenin paniğe kapılmasına gerek yok. Hiç kimse itidali bırakmasın. Türkiye bu sorunların altından kalkabilir. CHP her zaman olduğu gibi en büyük sorunlarda sığınılacak limandır. Çünkü CHP varsa herkes için vardır. CHP ülke ve bölge barışı için elinden gelen her türlü çabayı gösterecektir.SORU & CEVAPÇözüm süreci konusunda öncülük edeceğinizi söylediniz. Hazırladığınız bir çalışma var mı?Bu konuda daha önce açıkladığımız, demokrasi ve özgürlük bildirisinde bütün ayrıntılar vardı. Verdiğimiz çok sayıda kanun teklifi var. Meclis’in gündeminde bekliyor maalesef. Öncelikle darbe yasalarının değişmesi lazım. 12 eylül darbe yasalarından bu ülkenin arınması lazım. Demokrasiyi yeniden inşa etmek zorundayız. Daha güzel bir Türkiye’yi ellerimizle inşa edeceğiz.Hükümete yönelik iki öneri var. bunları doğrudan başbakana iletmek için bir görüşme talebiniz olur mu? Demirtaş’ın yaptığı açıklama vardı. Eylem ve etkinliklere hiçbir yerde müdahale yapılmamalı dedi. Davutoğlu da “çözüm sürecini vandalizme kurban etmeyiz” dedi. Siz eylemlerdeki öfkeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?Önce şunu söyleyeyim Sayın Davutoğlu, CHP görüşünü netleştirmelidir dedi. Çok açık ve net. Görüşlerimizi açıkladık. Şimdi ben aynı şeyi Sayın Davutoğlu’ndan bekliyorum. Benim yaptığım açıklamanın benzerini, herkesin açık ve net görüşünü hükümetin görüşünü bekliyorum. Tezkerenin, yeni tezkerede nelerin olması gerektiğini söyledik. Açıkça kamuoyunun önüne çıkan tek parti biziz.Gösteri toplantı yürüyüşleri bizim saygı duyduğumuz gösterilerdir. Ama bunların kesinlikle şiddet içermemesi lazım. Biz CHP olarak demokrasiye inanırız, düşünce özgürlüğüne inanırız. Ama yağmaya, talana, şiddete adam öldürmeye adam dövmeye buna asla ve asla sıcak bakmayız ve doğru da bulmayız.Ama devleti yönetenlerin, devletin akılla yönetileceğini de bilmeleri gerekir. Bunu da çok iyi biliriz. Şiddet misliyle karşılık görecektir ifadesini bir devlet adamı kullanamaz. Onu kullanan adamı Vandal olarak tanımlarsak iyi bir tanımlama yapmış oluruz.Kobani için tezkere yoluyla TSK müdahalesini ön gördünüz. PYD’nin, HDP’nin silah yardımı talebi ya da alınan silahların Türkiye üzerinden ulaştırılma talebi var. Bu konudaki değerlendirmeniz nedir?Oradaki yurttaşların akrabaları Türkiye’de. AKP hükümetinin IŞİD’e çok açık net destek verdiğini biliyoruz. Kendi akrabalarımızı öldürecek örgüte silah para moral desteği veriyoruz. Biz şunu söylüyoruz, benim ülkemin insanına ve onların akrabalarına bir terör örgütü müdahale etmemelidir. Türkiye yeri ve zamanı gelince de gücünü göstermelidir. Burada da bizim tereddüdümüz yok. Ve biz IŞİD’den o insanları korumak ve geri gelmek istiyoruz. Bunu da çok net tezkerede belirtilmesini istiyoruz. Görüşümüz çok açık, çok net. Kendi komşularımızda, akrabalarımızın olduğu coğrafyada bir katliamın yaşanmasına izin vermek istemiyoruz. Eğer orada bir katliam olur. AKP onu seyrederse bunun bedelini öder. Yazık günahtır bu insanlara. Hukukun üstünlüğü neyse onun gereğini yapmalıdır. Terör katliam insanlık suçu mu? Bütün dünyada. Yeri geldiği zaman müdahale edilecek. Biz CHP olarak böyle düşünüyoruz.Çözüm zirvesi sonrasında başbakanın açıklamalarında hedef aldığı isim Sezgin Tanrıkulu’ydu. Siz bunu nasıl yorumluyorsunuz?Sayın Davutoğlu, Tanrıkulu’nun attığı tweeti anlayabilecek kapasitede olmadığını anladım ben.Mevcut tezkerede PKK ifadesi de yer alıyor. Sizin tezkerenizde PKK’ya yönelik bir yaptırım yer alacak mı?Hükümet ciddi bir tehdit olduğu yönünde görüş beyan ederse, gerekçelerini getirirse hayır demeyiz.Haber+1 ve ajanslar
Amerikan İHA'ları Türk Hava Sahasında Mı Uçuyor?
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden Harvard Üniversitesinde 2 Ekim 2014 tarihinde yaptığı konuşmada son kabul edilen tezkere ile Türk hava sahasının Amerikan insansız hava savunma araçlarına açıldığın söylemesi CHP tarafından Meclis gündemine taşındı.CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Başbakan Davutoğlu'nun yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde Biden'ın sözlerini anımsattı. Biden'in Harvard'daki açıklamasında, 25 Eylül 2014 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile New York’ta gerçekleştirdikleri toplantıya ilişkin de çok önemli bir bilgi vererek, Erdoğan’ın 2 Ekim’de TBMM’den geçen tezkereden bahsettiğini ve Türk hava sahasının Amerikan insansız hava araçlarına açılacağını söylediğini ifade eden CHP'li Umut Oran, Biden'in şu konuşmasını anımsattı:“Türklerin bugün ne yaptıklarını fark ettiniz mi? Erdoğan, geçen Perşembe (25 Eylül 2014) bunu yapacağını bana söylemişti ama yeterli oy oluncaya kadar bahsetmememi istemişti. IŞİD’e karşı Türk kara gücüne izin vermek, Türk hava sahasının NATO ve diğer müttefikler tarafından kullanılabilmesi, Türk hava sahasının bizim insansız hava araçlarına açılabilmesi için Türk Parlamentosu’nda oylama yaptılar… Bir Sünni devlet olarak Türkiye’nin IŞİD’in kendine yönelik doğrudan ve acil bir tehdit olduğunu fark etmesi epey zaman aldı.”AMERİKAN İHA'LARI TÜRKİYE'DE Mİ UÇMAYA BAŞLADI?Davutoğlu'na Umut Oran'ın yönelttiği sorular şöyle:- Türk hava sahasında ABD’ye ait insansız hava savunma araçları (İHA) uçmaya başladı mı?- Kaç adet ABD insansız hava savunma aracı Türk hava sahasında uçmaya başladı/uçacak? İHA’ların komuta kontrol merkezleri ABD’de, Pentagon’da mı olacak, yoksa İncirlik Hava Üssünden mi bu İHA’lar komuta edilecek?GENELKURMAY ABD İHA'LARINI GÖRÜYOR MU?- Türk hava sahasındaki ABD İHA’larının elde ettiği bilgi ve görüntüler eş zamanlı olarak Genelkurmay Başkanlığı’na da aktarılacak mı?UÇUŞ ROTALARINI KİM BELİRLİYOR?- ABD İHA’larının Türk hava sahasındaki uçuş rotalarında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) belirleyici rol oynayacak mı, yoksa sadece rotalarının ABD tarafından bildirilmesiyle mi yetinilecek? ABD İHA’larının rotaları uçuştan önce mi sonra mı TSK’ya bildirilecek?BİDEN'IN BİLDİĞİ TBMM'DEN NEDEN GİZLENİYOR?- Tezkere TBMM’den geçmeden müttefik devlet adamlarına bilgi verilmesi mutad bir uygulama mıdır? ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’in 25 Eylül’de bildiği tezkere içeriğini TBMM’de temsil edilen partiler neden 1 Ekim 2014 tarihine kadar öğrenemedi? Biden’e aktarılan bilgiler muhalefet partilerinden neden gizlendi?TEZKEREDE AMAÇ IŞİD Mİ SURİYE Mİ?- 2 sayfalık tezkerede sadece 6 satırlık bir paragrafta bir kez IŞİD Sözcüğü geçmesine rağmen, 56 satırlık tezkerenin 32 satırının Suriye rejimine ayrılmış olmasının gerekçesi nedir? Bu tezkere IŞİD’e karşı mücadele için mi yoksa Suriye rejimi için mi çıkarıldı?- ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Psaki`nin 6 Ekim 2014 tarihinde ABD'nin şu an ki asıl hedefinin Esad değil IŞİD olduğunu söylemesi, TBMM’den geçen tezkereyle çelişmiyor mu?
Cem Yılmaz: 'Türkiye'de Kendimi Özgür Hissetmiyorum'
Ünlü komedyen Cem Yılmaz, kendisini Türkiye'de özgür hissetmediğini söyleyerek, savaş şartlarındaki gibi devamlı mücadeleyle hak elde edildiğini, bunu hiç medeni bulmadığını ifade etti.TÜRKİYE'DE HER ŞEY DEVAMLI YIKILIP YENİDEN YAPILIYORStandartCY isimli gösterisi için bulunduğu New York'ta Hürriyet Gazetesi'ne konuşan Cem Yılmaz, Türkiye'nin değiştiğini söyleyerek, 'Bizim memleketin olumlu tarafı da bu, olumsuz tarafı da... O kadar çabuk değişiyor ki! Devamlı bir tansiyon var. Bazı insanlar çok kural olunca sevmiyor, ama kural iyidir. Bak mesela, açık havadayız ama şu brandanın altındayız diye sigara içemiyoruz, iki adım ötede içebiliyoruz ama. Bunun gibi... Türkiye'de ise her şey devamlı yıkılıp yıkılıp yeniden yapılıyor. Bu da aşırı bir yorgunluğa neden oluyor. Eşitlik, özgürlük, medeniyet gibi kelimeler de anlamını yitiriyor.' diyor ve soruyor: 'Herkes ileriye bakıyor, ama hangi yöne?' HOYRATIZ, ÇÜNKÜ FİKRİN DÖVÜŞÜLEREK KAZANILDIĞINI DÜŞÜNÜYORUZTürkiye'de kendisini özgür hissetmediğini ifade eden Yılmaz, 'Allahtan benim bir alanım, alanlarım var. Oysa insan olağan haliyle özgür hissetmeli. Bunun için illa kahramanlık yapmasına gerek kalmamalı. Senin doğal hakkın olmalı... Nedir lan, savaş şartlarındaki gibi devamlı mücadeleyle hak elde etme meselesi? Bana hiç medeni gelmiyor! Dediğim gibi, kuralı severim ama kuralların da çok iyi düşünülmüş olması lazım. Medeniyetin ölçüsü bu. Sebebi sosyolojiyle, ekonomiyle, pozitif bilimlerle açıklanmış kuralları kabul ederim. Bu ülkede insanlar birbirlerine karşı çok hoyrat. En belirgin özelliğimiz bu. Çünkü fikrin dövüşerek kazanıldığını düşünüyoruz. Ben bu dövüşme meselesini üç yaşından beri anlamlı bulmuyorum. Üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek... Bu kısmını halledersek sonra düşüneceğiz, o üzümden şarap mı yapalım yoksa şıra mı? Dinamik bir memleket olması çok iyi, ama bağcıyı dövme, dövmeyelim...'Gösterisindeki Central Park'la ilgili yaptığı 'Kocaman parkınız var ama bir şeyi eksik. Hiç TOMA'sı yok.' esprisi üzerine de konuşan Cem Yılmaz, 'O kadar belirgin bir sembol ki, laf etmeden duramadım! Düşünsene, şu anda hepimiz dünyanın rantı en yüksek şehrindeyiz. Ama onların aklına o parka bir şey yapmak gelmiyor. Bu yüzden Amerikalıları çok ayıpladım! Gidecek çok yolları var. Gerçekten ekonomiyi hiç bilmiyorlar. Bak, birkaç yıl önce batmalarının nedeni de bu.' diyerek yine espri yapıyor.Gezi olaylarını 'Patlama' olarak tanımlayan Yılmaz, şunları söylüyor: 'Benim tanıdığım birçok insan birey olarak çok rencide olduğu için reaksiyon gösterdi. 'Ama Gezi'de bilmediğiniz çok şey var' kısmına ise pek inanmıyorum. Madem öyle, birinin de o bilmediğımiz şeyleri çıkıp anlatması gerekmiyor mu? Bilelim o zaman... Fikri ne olursa olsun herkesin kabul edebileceği şeyler var: Nezaket, fikri anlama çabası... Gezi sürecinde 'Ben nazik miyim? İnsana önem veriyor muyum?' sorgulamasını yaşadık. Onun dışında siyaset, politika o kadar sıkıcı ki...' BAKANLIK DESTEĞİ ALACAĞIMA MARKA SPONSORU ALMAYI YEĞLERİMAldığı sponsorluklara yönelik eleştirilere de değinen Cem Yılmaz, 'İnsanlar diyor ya 'Filmin bazı yerlerinde ürün yerleştirme var, bence çok kötü' diye. Oysa bu saflığı bozmakla ilgili bir durum değil, gerçekle ilgili bir konu. James Bond Aston Martin arabasına atlayıp gittiği zaman 'Hiç yakıştıramadım' diyor musun? Zaten Bond'un çıkışı o. Adam (Ian Fleming) Bond'u yazarken Aston Martin'e binmeli diye yazmış. Çıkışı öyle... Sonuçta biz bir şeyler deniyoruz. Kötü niyetle yapmıyoruz. İnsanlar işin ekonomik kısmından haberdar değil. Olsalar iyi olur! Ne yaparsan yap, en ekonomik haliyle bile film çok pahalı bir iş. Ayrıca herkes bir yerlerden destek alıyor. Bazısı Kültür Bakanlığı'ndan bazısı bir markadan. İkisinin arasındaki saflık sorunu, birinin ticari bir ürün diğerinin kültürel bir yatırım olması. Fark bu. Açıkçası Kültür Bakanlığı'ndan katkı alacağıma markadan almayı tercih ederim. Çünkü Kültür Bakanlığı başka bir sorumluluk gerektiriyor. Marka da sorumluluklar veriyor ama çok da şeytani değil.' diyor.haberler.com
Reklam
Enerji Devriminin Öncüsü: Mavi LED
Nobel Fizik Ödülü'ne layık görülen Japon bilim insanları İsamu Akasaki, Hiroshi Amano ve Shuji Nakamura'nın geliştirdiği mavi LED, aydınlatma teknolojilerinde dünyanın aradığı enerji tasarrufuna cevap vermesinin yanı sıra, elektriğe erişimi olmayan 1.2 milyar insanı da aydınlatacak teknoloji olarak ortaya çıkıyor.Nobel Komitesi, 'aydınlatma teknolojisinde temel bir dönüşüme kapı aralayacağını' belirttiği mavi LED teknolojisini geliştiren üç Japon bilim insanını Nobel Fizik Ödülü'ne layık gördü. İsamu Akasaki, Hiroshi Amano ile Shuji Nakamura, ilk kez 1980'li yıllarda binlerce deneme yaparak yarı iletkenlerden mavi ışık elde etmeyi başardı. Üç bilim insanı, 90'lı yıllarda mavi LED teknolojisini daha da ileriye götürdü. Kırmızı ve yeşil LED üretilmesinin ardından geliştirilen mavi LED sayesinde, yarı iletkenlerle beyaz ışığın oluşturulmasının önünü açıldı.Enerji tasarrufunun öncüsüAkasaki, Amano ve Nakamura'nın geliştirdiği mavi LED teknolojisinin insanlığa en büyük katkısı, beyaz LED aydınlatmaları mümkün kılması. LED, yani 'ışık yayan diyot' teknolojisi, enerjinin büyük kısmını ısıya çevirmeden doğrudan ışık elde etmesiyle önemli bir enerji tasarrufu imkanı sağlıyor.Enerjinin sadece yüzde 2'sini ışık olarak yayan geleneksel ampuller watt başına 16 lumen, floresan lambalar ise 70 lm/W ışık yayarken, mevcut LED aydınlatmalar 300 lm/W gibi etkileyici bir performansa sahip. Dünya genelinde üretilen elektriğin dörtte birinin aydınlatma için harcandığına dikkat çeken Nobel Komitesi, LED teknolojisi sayesinde ciddi ölçüde tasarruf sağlanacağına inanıyor. Bugün ABD'nin ürettiği enerjinin yüzde 17'si aydınlatma için harcanıyor.LED teknolojisinin gelecekte elektriğe erişimi olmayan yaklaşık 1.2 milyar insanı da karanlıktan kurtarması ümit ediliyor. Güneş enerjili LED aydınlatmaların, gaz lambalarından doğada yakılan odun ateşine kadar farklı kaynakların kullanıldığı aydınlatmaların yerini alması bekleniyor. Temiz aydınlatma teknolojileri geliştiren Lumina Project ağının kurucusu Evan Mills'e göre, bir kiraz büyüklüğündeki LED, çok düşük enerjiyle 100 gaz lambasına eşit aydınlık oluşturabilir.Aydınlık için fosil yakıtlardan yararlanılması, her yıl 4 milyon insanın ölümüne neden olan hava kirliliğine neden oluyor. LED'lerin az gelişmiş ülkelerde bu sorunun önüne geçebilmesi için, hızla düşen LED fiyatlarının daha da azalması bekleniyor. Gelişmiş ülkelerdeki gibi enerji altyapısına sahip olmayan ülkeler, güneş enerjili LED sayesinde gündüzleri bataryalarda depolanacak enerjiyle geceleri beyaz LED ile aydınlanacak.Akıllı ev ve şehirlerin ana ürünü olacakSıvı kristal ekran (LCD) teknolojisinin gelişmesini sağlayan LED, mobil cihaz ve televizyon gibi elektronik ürünlerde çok büyük gelişim yaşanmasını sağladı. Akıllı telefonlarda kullanılan flaştan televizyon aydınlatmalarına ve dekor ışıklarına kadar yayılan LED, hayatı kolaylaştırmasının yanı sıra elektronik cihaz tasarımlarında da etkin bir rol oynadı.ABD Enerji Enformasyon İdaresi'nin verilerine göre LED'ler ampullere oranla 30 kat daha uzun ömürlü. Mevcut LED ampullerin birçoğu, 25 bin saatten uzun kullanım süresine sahip. Bu süre, her gün 4 saat açık tutulması halinde bir ampulün 17 yıl kullanılabileceği anlamına geliyor.Enerji etkinliğini ve yeşile uyumu esas alan binalarda kullanılan LED, yavaş yavaş sokak aydınlatmalarının da yerini alıyor. Araştırma firması Navigant'a göre, 2014'te şehirlerin aydınlatılması için 13.2 milyon LED ampul kullanılırken, bu sayının 2023'te 116 milyona çıkması bekleniyor. Şehir planlaması ve yeni nesil konutlardaki öneminin artması, LED'in enerji kullanımını optimum kılacak ve elektrik hırsızlığının önüne geçecek akıllı şebekelerle uyumunu da güçlendirecek.Yeşil enerji etkisiLED teknolojisi, su kaynakları giderek azalan ve geri dönüşüme giderek daha fazla ihtiyaç duyacak olan dünyanın geleceğini güvenliğe alabilir. Nobel Komitesi, morötesi LED'lerin bakterilerin, virüslerim ve mikroorganizmaların DNA'sını yok edebildiğini, böylece kirli suların temizlenmesinde geleneksel yöntemlere göre çok daha büyük rol oynayacağını belirtti.Bilim insanları, bilgisayarlar aracılığıyla LED'lerin ışığını kontrol edebilmeleri sayesinde, bitki büyümesini tetikleyen belli spektrumları da ortaya çıkarabiliyor. Bu sayede seralarda daha etkin üretim yapılırken, bitki büyümesi kontrollü yapılabilmesini sağlıyor.Fiyatların düşmesi gerekiyorEnerji maliyetlerinin düşmesi ve elektriği bulunmayan 1.2 milyar insanın aydınlanmasını sağlamak için LED fiyatlarının düşmesi büyük önem taşıyor. LED alanında yapılan yatırımların artması, fiyatların da hızla düşmesine yardımcı oluyor.IHS Technology tarafından hazırlanan rapora göre, LED adaptasyonu 2014 yılında en yüksek seviyeye çıkmış durumda. Enerji tasarrufuna duyulan büyük ihtiyaç ve geri dönüşümün güçlenmesi, LED'lerden elde edilen aydınlık arttıkça fiyatların da düşmesini sağlıyor. Devletlerin de teşvikiyle, LED lambaların diğer teknolojilere kıyasla en yüksek bireysel gelire sahip ürün halini alması bekleniyor.Kaynak: Newsweek, Vox, National Geographic
İzlerken Şaşıracağınız Yeni Adobe Uygulaması
Adobe‘yle bir araya gelen Microsoft, popüler Photoshop uygulamasının dokunmatik cihazlarda daha iyi çalışması için birçok yeni özellik geliştirdi. Adobe'nin geliştirme aşamasında olan yeni uygulamasında inanılmaz rahat Multitouch kısayolları ve cihazlar arasında kablosuz etkileşim var. Bu bir oyun değiştirici olabilir!
Reklam
Beşiktaş Stadını Buldu!
Beşiktaş, Spor Toto Süper Lİg'de 19 Ekim Pazar günü oynayacağı Sivasspor maçını, Ankara'daki Yenikent ASAŞ Stadı'nda yapacak.Atatürk Olimpiyat Stadı'nın bakıma alınması nedeniyle, Sivasspor maçı için stat arayan Beşiktaş, sonunda stadını buldu. Siyah beyazlılar 19 Ekim Pazar günü yapılacak karşılaşmayı, Ankara'daki Yenişehir ASAŞ Stadı'nda oynayacak.Beşiktaş İkinci Başkanı Ahmet Nur Çebi, Yenişehir ASAŞ Stadı için gereken izinleri aldıklarını ve Sivasspor maçını 20 bin kapasiteli bu statta oynayacaklarını söyledi.Geçtiğimiz yıllarda profesyonel liglerde mücadele eden ASAŞ Spor için yapılan ve halen PTT 1. Lig takımı Osmanlıspor'un kullandığı Yenikent ASAŞ Stadı, Avrupa'nın en modern statlarından biri. Tribünlerin tamamı kapatılan stadın yedek kulübesinde ısıtmalı koltuklar bulunuyor.YENİKENT ASAŞ STADI'NIN ÖZELLİKLERİSeyirci Kapasitesi: 19 bin 626Açıklama: Sincan-YeniKent MahallesiOyun Alanı Ölçüsü: 68 x 105 metreZemin Türü: ÇimIşıklandırma: VarHürriyet - İsmail Er
Türk Askeri KKTC'den Çekiliyor Mu?
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'in Harvard Üniversitesinde 2 Ekim 2014 tarihinde yaptığı konuşmayı TBMM gündemine taşıyan CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun yanıtlaması istemiyle TBMM'ye soru önergesi verdi.Oran önergesinde Biden'in konuşmasında şu sözleri sarf ettiğine dikkat çekti: “Ben kariyerim boyunca Kıbrıs konusuna Kongre’de geriye kalan herkesten daha çok derinden dahil olmuş biriyim. Arkadaşlarım Joe Bidenopolis derler. Şaka değil. Yasadışı işgalden beri bu konuyu tutkuyla takip ediyorum. Ama mesele şu arkadaşlar. Dediğim gibi dünya değişiyor. Üç şey oldu. Birincisi, Türkiye Kıbrıs’ta askerinin olmasının kendisine bir menfaat sağlamadığını tam olarak anlamış durumda. İkincisi, Erdoğan işgali önemseyen tek kesimle bir kırılma yaşadı. Bu da (TSK) orduydu. Üçüncüsü, daha yeni (Erdoğan ile) bir tür görüştük ve iki şeyi yapıp yapamayacağımızı anlamak için Ankara’da beni yeniden görme taahhüdünde bulundu.”CHP'li Umut Oran, Başbakan Davutoğlu'na şu soruları yöneltti:1.      Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Kıbrıs adasıyla ilgili köklü bir politika değişikliği hazırlığı var mıdır?2.      Hükümetiniz Türkiye’nin 1974 yılında garantör devlet olarak adada yaptığı yasal müdahaleyi artık “yasadışı işgal” olarak mı görmektedir?3.      Hükümetiniz KKTC’deki Türk askeri birliğini artık Biden’in ifadesiyle “işgalci” olarak mı görmektedir?4.      Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) KKTC’deki varlığı devam edecek midir? Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı bağlı birliklerinin yurda geri çekilmesi, lağvedilmesi gibi bir planlamanız var mıdır?5.      Biden’in “iki şeyi yapıp yapamayacağımızı anlamak için” derken kastettiği “iki şey” nedir?6.      Türkiye’nin KKTC ile ilgili önemli politika değişikliklerini Türk kamuoyu ve TBMM’den önce ABD Başkan Yardımcısı Joe “Bidenopolis” ile paylaşmasının gerekçesi nedir?7.      TCG Gelibolu halen Akdeniz’de Kıbrıs adası yakınlarında mı görev yapmaktadır?8.      Kıbrıs Rum kesiminin Doğu Akdeniz’deki doğal gaz sondaj çalışmalarını neden önleyemiyorsunuz, bu konuda ABD ve Rum kesimine verilmiş bir sözünüz mü var? Rum Kesimi Dışişleri Bakanı Kasulidis’in, “Sondaj gemisinin işini yapmasının engellenmesi bağlamında herhangi bir tacizin olmayacağına dair ABD’den taahhüt aldık”  açıklamasını yapmasının gerekçesi nedir, bu konuda hangi yetkili ABD’de kime, hangi taahhütte bulundu?
Reklam
'Karlar Ülkesi' 8-Bit Oldu!
Çocuklar arasında oldukça popülerleşen animasyon filmi Karlar Ülkesi (Frozen), 8-bit oyun oldu! Özellikle 8-bit müzikleri ile ilgi çeken oyunun videosunu aşağıda görebilirsiniz.
Reklam
İstanbul Üniversitesi'nde 28 Gözaltı: Karakolda Öğrencilere İşkence İddiası
Kobani’ye yönelik Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) tarafından yapılan saldırıları İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nde protesto eden öğrenciler, bir grubun saldırısına uğradı. Yaşanan olayların ardından okul içine çok sayıda çevik kuvvet polisleri sevk edilirken iki gruptan da toplam 28 öğrenci gözaltına alındı. Gözaltına alınan öğrenciler, Beyazıt Polis Merkezi Amirliğine götürüldü.İMC
Reklam
Deve Sırtından Çöl Manzarası
Google Street View, Amazon Ormanları, Everest Dağı ve okyanuslar derken şimdi de Liwa Çölü'nü 360 derecelik kameralarıyla bilgisayar ekranlarına taşıyacak.Google'ın arabalar, tekneler ve insanlarla dünyanın dört bir yanını dolaşan Street View kameraları, şimdi de develerle Abu Dabi'deki Liwa Çölü'nü boydan boya görüntüledi. Raffia adı verilen tek hörgüçlü bir devenin sırtına yerleştirilen Trekker kamerasıyla çölün etkileyici manzarası 360 derece fotoğraflandı.Liwa Çölü'nde yapılan benzersiz çekim, kullanıcılara bir araba veya insan sırtına yerleştirilen kameradan farklı olarak bir deve üzerinde ilerliyormuş hissi vermeyi amaçlıyor. Google'ın verdiği bilgiye göre, 10 yaşındaki Raffia günler süren çekimler için sabah 06:00'da çölde gezinmeye başladı.Liwa'da yer alan 25-40 metre uzunluğundaki kum tepeleri, Eski Taş Çağı'nda ilk insanlar için ev görevi görüyordu. Google'ın Liwa Çölü'nü seçmesinin sebeplerinden biri, çölün Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki (BAE) en antik bölgelerden biri olması. Arap Yarımadası'ndaki en büyük vaha olan Liwa, üç bin yıl öncesine uzanan tarihiyle bölge kültürünün ve ticaretinin geliştiği en önemli yerlerden biri olarak kabul ediliyor.Kaynak: Al Jazeera
Demirtaş: 'El Ele Vermek Zorundayız'
HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, basın toplantısı düzenledi. Demirtaş yaptığı açıklamada, 'Şunu da altını çizerek belirtmek istiyorum, dün gece itibariyle bizler sayın Öcalan ile kısa bir mesaj bağlantısı kurma imkanı bulduk.' dedi.İşte Demirtaş'ın açıklamalarından satır başlarıÖncelikle hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Dört günden bu yana bütün Türkiye’de yaşanan üzüntü verici olaylar son 25 gündür Kobani’de yaşanan görkemli direniş ve onun öncesindeki siyasal gelişmelere dair hem bilgilendirme yapmak hem kurumlar olarak ortak görüşümüzü kanaatimizi çağrılarımızı sizlerle bu basın toplantısında detaylarıyla paylaşmak istiyoruz.ÜZÜNTÜLERİMİZİ BELİRTMEK İSTİYORUZGösterilerde yaşamını kaybeden 23 yurttaşımıza Allahtan rahmet dileyerek başlamak istiyoruz. Yine yüzlerce insanın yaralandığını biliyoruz. Kim olursa olsun en kısa zamanda sağlığına kavuşur. Bütün bu şiddet süresince, yaşanan şiddetten zarar gören her kim varsa üzüntülerimizi belirtmek istiyoruz.DOSYAYI KAPATANLAR...Bugün bu noktaya nasıl gelindiğini doğru analiz edemezsek ön yargılardan arınmış şekilde objektif şekilde tespit edemezsek yarın nereye gideceğimizi de doğru kestiremeyiz. Ortadoğu’nun bu kadar kaotik ortamında neredeyse son 30 yıldır yaşanan bütün bu iç savaşlar çatışmalar ve bunun Türkiye’ye yansımalarını basit bir HDP suçlamasıyla, HDP karalamasıyla tarif edip dosyayı kapatanlar hata yapmış olurlar. Bu kadar yüzeysel bir yaklaşımla HDP’nin çağrısının sonucuydu deyip dosyayı kapatanlar olup bitenlerden hiçbir şey anlamamış demektir.İki yıla yakın bir süredir Öcalan’ın çağrısıyla başlayan bir barış süreci var. Türkiye’nin 81 vilayetinde yaşayan insanlar bu çözüm sürecini barışa kısa sürede ulaşabilmek adına canı gönülden desteklediler. Hızlı bir şekilde adım atılmasını beklediler.SURİYE'DE YAŞANANLAR....Suriye’de yaşanan iç savaşın neredeyse üçüncü yılı bitti artık, yaşandığı günden bu yana biz hükümetin suriye yaklaşımını eleştirdik, öneriler yaptık ve bunun Türkiye’de kırılmalara yol açtığını ifade ettik. Türkiye’nin Suriye politikasının, alevileri ötekileştirdiğini anlatmaya çalıştık. Suriye’deki bütün inançların hepsinin desteklenmesi gerektiğini yüzlerce defa açıklamalarımızda belirttik. Fakat hükümet orada yaşayan halkları partisine göre siyasi düşüncesine göre ayırarak yardım etti. PYD’li Kürt, PYD’li olmayan Kürt. Esad’dan yana olan Şii, olmayan Şii diye ayırarak yardım etti.İÇ MESELEMİZDİR DEDİ DEFALARCABunların Türkiye’ye yansımaları oldu. dönemin başbakanı sayın Erdoğan, defaten yaptığı açıklamalarda Suriye bizim iç meselemizdir dedi. Biz suriye’de olup bitenleri dışımızda bir olay gibi değerlendiremeyiz dedi. Bugünün başbakanı sayın Davutoğlu, dış işleri bakanıyken, suriye’de yaşananlar bizim kayıtsız kalacağımız olaylar değildir, iç meselemizdir dedi defalarca. Ama mesele Kobani olunca, başka bir ülkede yaşanan meseleyi niye bizim iç meselemiz haline getiriyorsunuz dendi.Suriye bizim oysa iç meselemizse, Kobani’de yaşananlar bizim evimizin içinin meselesidir. İşte bu ayrımcı söylemler tutumlar kırılmalara yol açtı. Artık aleni oldu, iddia odur ki 2 bin TIR’dan fazla silah gönderildi. Toplanan silahlar 2 bin TIR’dan fazla gönderildi. Bunların bir kısmının El Nusra, El Kaide bağlantılı çetelerin eline geçtiği, IŞİD’in kullandığı silahların Türkiye’den giden silahlar olduğu çok tartışıldı. Bu da toplumda kırılma yarattı.BUNLARI HALK ADIM ADIM İZLEDİKobani’ye, bir insanı yardım tır’ının bile gönderilmesi için onlarca görüşme yapmak zorunda kaldık. Özgür Suriye ordusuna gönderilen tır’a hangi hukuk ön görüldüyse Kobani’ye de aynısı olsun dedik. Türkiye El Nusra çeteleri, son bir yılı aşkın süredir Rojova’ya saldırırken açık bir tavır koymadı. Bunları halk adım adım izledi.KÖLE PAZARLARINDA SATTI, TECAVÜZ ETTİDaha sonra Irak’ta kurulup Suriye’de gelişen IŞİD barbarlığı, dört saat içinde Musul’u işgal etti. Musul’da daha önceden IŞİD gelip el konsun diye konulduğu anlaşılan tanklara füzelere el koydu. Yüz yıldır çözülememiş musul sorunu 4 saatte IŞİD’e teslim ederek çözülmek istedi. Şengal’de on binlerce ezidiyi katletti, binlerce ezidi kürt kadının kaçırarak köle pazarlarında sattı, tecavüz etti. O görüntülerle medyada poz verdiler. On binlerce ezidi kardeşimiz dünyanın dört bir yanına savruldu.Aynı tecavüz çetesi, Mahmur’a Kerkük’e yürüdü. Bütün bunlar yaşanırken ciddi bir yardım destek görmedi Kürtler, Süryaniler, Aleviler, Şiiler, Türkmenler. Bunların hepsi kırılma yarattı. IŞİD’e karşı açık bir tavır halklarımız görmedi. Bütün bu emperyalist oyunların, IŞİD tetikçiliği altında sahnelenirken yalnız olduğunu hissetti. Arkalarında güçlü devletlerin, Türkiye devletinin olmadığını hissetti. Bu kırılmayı yaratan biz değiliz.En son bu tecavüz çetesi Kobani sınırlarına dayandı. 25 gündür evimizin içine girmeye çalışıyorlar. Dünyanın gözü önünde bizlerin çıplak gözle izleyeceği şekilde Kobani’ye girip oradaki insanların kellesini kesip, kadınlara tecavüz edip, köle pazarlarında satma çağrısı yapıyorlar. Kürtlerin kadınları bize helaldir diye fetva çıkartıyorlar.RİCA ETTİK, DURUMUN KRİTİK OLDUĞUNU...Bedenlerini ateş topu yapıp tankların altına yatarak durdurmaya çalışıyorlar. Biz kendi hükümetimizden, vatandaşımız olduğu ülkeden görüşme yapıyoruz çağrı yapıyoruz. Fakat IŞİD’e karşı sert bir eleştiri bile yapmayanlar 25 yıldır halkımızı gazlıyor copluyor. İşte bunlar kırılma yaratıyor. Biz herşeye rağmen hükümetle defalarca temaslar kurduk. Başbakanla görüşme yaptık. Görüşmeden sonra umudu büyütmeye çalıştık. Ve sayın başbakana da bu süreçleri dilimiz döndüğünce anlatmaya çalıştık. Halktaki kırılmayı anlatmaya çalıştık. Rica ettik, durumun kritik olduğunu, hassas olduğunu. Başbakan aynen şunu söyledi “Kürtlerin devleti yok diye mi bu kadar sahipsizler” sayın Davutoğlu’da “kürtlerin devleti var biziz” dedi.O zaman lütfen kürtlerin devleti olduğunuzu pratikte gösterin dedik. sadece kınamakla yetinip 180 bin kişiyi de içeri aldık daha ne yapalım söylemi kırıcıdır dedik. kaldı ki çözüm sürecini doğrudan etkileyen bir meseledir. Gelecek yüz yılımızı etkileyecen bir mevzudur. Kobani’ye birlikte yardım edelim, IŞİD’e karşı 40 dünya ülkesiyle koalisyon yapabiliyorsunuz, kendi halkınızla yapın. Kobani’yi de birlikte kurtaralım, geleceğimizi de birlikte kurtaralım.KOBANİ'NİN YANINDA OLUN DEDİKIŞİD, Türk’e de Türkmen’e de Araba da Alevi’ye Sünni’ye de tehdittir. Halen bu noktada olduğumuzu önceki gün Suruç’ta yaptığımız açıklamalarda belirttik. Ve biz halkların demokratik partisi olarak olağanüstü merkez kurulu toplantısı yaptığımız saatlerde, akşam saatlerinde Kobani’den acil telefon geldi ve Mürşitpınar sınır kapısını ele geçirmek olduğunu söylediler. Bütün gücüyle IŞİD sınır kapısına yüklenmiş durumda, sınır kapısı IŞİD’in eline geçebilir dediler. Bu ne demektir? Birazdan katliamlar başlayacak, tecavüz, kelle kesme haberlerini göreceğiz dedik. bu durumda her siyasi partinin yapması gereken onurlu tutumu sergiledik. Halkımızı eyleme çağırdık. Kobani’nin yanında olun dedik. birazdan yaşanacaklar tahmin ettiğimiz gibi gelişecekse artık biz bölgedeki gelişmeleri ele alamayız dedik.AMA HİÇ BİR YERDE ŞİDDET KULLANILMADIKritik hamleyi yaptık, halkımızı göreve eyleme çağırdık. Bizim yaptığımız budur. Bizi o noktaya getiren süreç işte tam olarak budur. Ve değerli arkadaşlar gerek bizim çağrımız üzerine gerekse kendini sorumlu hissederek insanlar sokağa çıkmaya başladılar. Hiçbir yerde şiddet kullanılmadı. Hopa’da da hareketlilik vardı, İstanbul’da da. Ama hiçbir yerde şiddet kullanılmadı.Biz yaptığımız çağrıda şiddet kullanılması çağrısı yapmadık. Silaha şiddete davet etmedik. Çağrımız insani bir çağrı. Ve binlerce kez teşekkür ediyoruz halkamıza ki duyarlı davrandılar. Gece sabaha kadar bütün dünyayı ayağa kaldıran eylem ve etkinliklerle Avrupa’dan ABD’ye Kobani’nin sesi duyuldu. Birkaç saat içerisinde Kobani’deki gidişat kısmen değişti ve Mürşitpınar sınır kapısını ele geçiremediler. Ertesi gün yürüyüşler devam etti ve Varto’dan bir ölüm haberi aldık.GÖRKEMLİ HALK DURUŞUNU YERE ÇEKMEYE ÇALIŞTILARO saate kadar ciddi bir şiddet eylemi olmamıştı. Batman’da sivil kişilerin silahla göstericilere ateş ettiği haberi geldi ve film koptu. Arkasından şiddetti tırmandıran açıklamaları hükümetten duymaya başladık. Provakatörler bazı yerde devreye girerek şiddet eylemini yönlendiren kişiler oldular. Yağma olayları, bazı öldürme olayları, büst yakma bayrak yakma etrafında, Kobani’deki görkemli halk duruşunu başka bir yere çekmeye çalıştılar.Biz ısrarla halkın bu onurlu duruşunun doğru yöne kanalize edilmesine uğraştık. Şiddeti büyüten, tahrik edenleri bulmak hükümetin görevidir. Gösterilerin başladığı saatte, sayın Erdoğan Kobani düştü düşecek diyerek insanların öfkesinin katlanmasına yol açtı. Beklediğimiz Kobani’nin düşmeyeceğini, yanında olduğu mesajını vermekti. Halkın duymak istediği oydu. Sayın Başbakan başka bir şey söylüyordu, ülkenin cumhurbaşkanı Kobani düştü, düşecek diyordu.EL ELE VERMEYE HAZIRIZ DEDİKŞiddet olayları başladığında ülkenin bakanları misliyle cevap vereceklerini açıklıyordu. Biz taleplerini anladık, şiddet kullanmayın demek yerine misliyle cevap vereceğiz diyerek, şiddetin normal olduğunu bir bakanın ağzından duyduk. HDP silah kullanın şiddet kullanın demedi. Biz sınıra gidip oradan hükümetle el ele vermeye hazırız dedik.Ve yine silahlandırılmış sivil kişilerin toplum içerisine nasıl girdiklerini nasıl yönlendirildiklerini HDP’den sormasınlar. HDP bir siyasal parti DBP bir siyasal partidir. Kullandıkları yöntemler budur. Hükümet merak ediyorsa bütün bunları araştırıp bulması kolaydır.Çözüm süreci ayrı kobani ayrı denmesi, iki yıldır adım bekleyen yurttaşlarımızda bir öfkeye neden oldu. Kobani tecavüzle katliamla karşı karşıya olsun. ama siz burada süreç bozulmasın diye susun demek hatalı bir politikadır. Bizler bu sürece böyle geldik. Şimdi çıkıp HDP suçludur, HDP’nin çağrısı vesilesiyle HDP’yi suçlayalım demek, çözümü gerçekleştirmez. Çözümü sağlamaz. Nedenler özetle aktarmaya çalıştığım şekilde. Toplumu bu noktaya getiren gerekçeler bunlardır. Eksiği vardır fazlası yoktur.BAŞIMIZA GELEBİLECEK EN BÜYÜK FELAKETŞimdi bütün bu ifade ettiklerimizin ışığında, şu saatten itibaren bizler bütün bu Ortadoğu kaosunda yönümüzü doğru bir şekilde bulmak istiyorsak el ele vermek zorundayız. Bütün halklar olarak el ele vermek zorundayız. Kürt, Alevi, Arap Ermenin bu ülkenin düşmanı değildir. Birbirimize düşman gözüyle bakacak, halklar arası çatışmaya sürükleyecek bir yaklaşımdan herkes hızla uzaklaşmalıdır. Bundan daha tehlikelisi olamaz. Başımıza gelebilecek en büyük felaket halklar arası bir savaşın gerçekleşmesidir. Türkiye Suriyelileşsin diye uğraşanlar var biz onlardan değiliz. Biz türkiye gerçek bir demokrasi barış ve kardeşlik ülkesi olsun diye uğraşanlardanız.Halen aynı noktada olduğumuzu ifade etmek istiyoruz. Kobani halen kritik saatler yaşanıyor. Halklarımız her yerde Kobani’yle dayanışmasını ortaya koymalıdır. Tek bir şiddet eylemine kimse yönlenmemelidir. Protesto hakkını kullanırken şiddet uygulamamalı, herkes bu konuda dikkatli davranmalıdır. Bugün işçiler memurlar emekçiler grevleriyle kobani’ye destek oluyorsa, farklı etnik kimliğe sahip insanlar kobani’ye desteği ortaya koyuyorsa bu en büyük dayanışmadır.ÖCALAN İLE KISA BİR MESAJ BAĞLANTISI KURDUKBizler de çözüm sürecini doğru bir rotaya oturtmak için diyaloğa tartışmaya müzakereye hazır olduk, hazır olmaya devam edecek. Arkadaşlarımız sayın Yalçın Akdoğan ile bir görüşme gerçekleştirdiler. Kobani sahiplenme eylem ve etkinliklerine hiçbir yerde müdahale yapılmamalıdır. Şiddet şu saatten itibaren durmalıdır. Bunu önleyebilmenin yolu işte iradeyle disiplinle hareket etmekten geçer. Arkadaşlarımız kurumlarımızın ortak yaklaşımını dikkate almalıdır. Şunu da altını çizerek belirtmek istiyorum, dün gece itibariyle bizler sayın Öcalan ile kısa bir mesaj bağlantısı kurma imkanı bulduk. Kendisiyle bu katliam tehlikesine karşı diyalog ve müzakereyi hızlandırma yöntemini bütün taraflara telkin ettiğini önerdiğini belirtmek istiyoruz.Bütün bu gösteriler sırasında başka parti mensuplarıyla ciddi çatışmalar yaşandı. Bütün partilere, partilerin sempatizanlarına dikkatli olma çağrısı yapıyoruz. DTK bu konuda sorunları çözmek için diyaloglarını temaslarını yoğunlaştıracaktır.HAKARET DİLİNİ KULLANMAMALIDIRUluslararası topluma biz de seslenmek istiyoruz. Kobani’de katliam yapılırsa sorumlusu sizler olacaksınız. IŞİD’i bu halklara bela eden de sizlersiniz sorumluluğunuz var. Ne Kobani’de Kürtleri, ne Telaferi Türkmenleri ne Arapları ne de Türkleri asla bu katliam karşısında yalnız bırakamazsınız. Sorumluluk sizdedir. Hükümet de bu çağrılarımızın, sorunları çözme irademizin karşılık bulmasıyla adım atmalıdır. Medya mensupları da HDP’ye göstericilere yönelik hakaret dilini kullanmamalıdır.Birbirini suçlayarak hakaret tehdit ederek duygu kırılmasını hiç kimse derinleştirmemelidir. Kobani Türkiye için tehdit değildir. Kobani’yi birlikte kurtaralım ki geleceğimizi birlikte kuralım. Türkmeni de Arabı da Kürdü de kardeşimiz diyorsak.Günlerdir her yerde büyük fedakarlıkla Kobani Suruç sınırı başta olmak üzere dayanışma gösteren bütün halkımıza teşekkürlerimizi sunmak istiyoruz. Kobani’de direnen halkımızın evlatlarına Allah yardım etsin diyoruz.Sayın Öcalan'ın komplo sürecinin başladığı günde başladı. Bugün de 9 Ekim. uluslararası komployu da boşa çıkarmanın yolu, Öcalan’ın başlattığı müzakere sürecine sahip çıkmak, Hükümetin adım atması, bizlerin de bir sahiplenmeyi ortaya koymamızdır. Komployu bir kez daha hep birlikte kınadığımızı, komploda yer alan güçlerin bizi birbirimize düşürmek için, 9 Ekim komplosunu da boşa çıkardığımızı belirtmek isterim.YALÇIN AKDOĞAN GÖRÜŞMESİElbette ki arkadaşlarımız diyaloğun sorunların çözümü konusunda ortak bir yaklaşım ortaya koymuşlardır. Hükümetin de yaklaşımı budur. Henüz somut bir program üzerinde uzlaşma sağlanabilmiş değil. kobani ve çözüm süreciyle ilgili olarak neler yapabileceği. en azından hükümetin diyaloğa açık olduğunu biliyoruz. tabi ki şiddetin sokakta durmasının yolu sadece bizim çağrılarımızdan geçmiyor. umut ediyorum ki sokakta olan gençlerimiz bizim sesimize kulak verecektir. Ama hükümetin yapacağı şeyler çok daha kritik çok daha önemlidir.SORULAR - CEVAPLARÖcalan ile yaptığınız görüşme yazışma mıydı, görüntülü müydü?Yazışmalıydı. Kısa bir yazışma trafiği oldu.Bakın biz kimseye şiddet kullanın çağrısı yapmadık. Sokakta kobani'ye elbette sahip çıkılacak. Anayasal demokratik bir hak çerçevesinde. kobani'deki kritik süreç bitmemiştir. Yakma yıkma silah öldürme olmamalıdır. Bunlar bizim önerdiğimiz yöntemler değildir. Herkesten bu çağrımıza uymasını rica ediyoruz.KOBANİ'YE YARDIMKobani'ye sahip çıkmanın çok değişik yöntemleri var. Kobani'ye somut yardım ulaşamazsa, onun adı yardım olmayacak.Biz ille şöyle böyle olsun demiyoruz. Bir şekilde yardımın ulaşması lazım. Türkiye dışında başka kanal yok.Barzani'nin koridor açılmasıyla ilgili açıklaması vardı. Sizin bu konuda hükümete baskınız olacak mı? eğer cevap verilmezse...PYD'nin beklentisi talebi neyse, herkesin o şekilde hareket etmekte fayda var. PYD'de destek istiyor, yardım istiyor. Bir uluslararası karadan müdahale faydalı olmaz. Türkiye'nin de Suriye savaşından uzak durması lazım. Oradaki yerel grupları destekleyerek IŞİD'e karşı savaşabilmesi lazım. Gözlem heyeti gibi konularda hızlı adım atarak halktaki barış umudunu büyütmemiz lazım.haberler.com
"Onu Konuşturanlara Lanet Olsun!"
Trabzonspor Kulübü Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın yeniden yargılama sırasında herkesle tek tek hesaplaşacağı yönündeki açıklamasına yanıt verirken çok sert ifadeler kullandı.Hacıosmanoğlu, '13. Ağır Ceza Mahkemesi ve onun akabinde bizim itirazımızı değerlendiren 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin hukuk dışı verdiği kararlar, hukukun, adaletin yanından dahi geçmeyecek seviyesiz kararlar onu konuşturuyor. Bu şansın konuşmalarına ben itibar etmiyorum, dikkate de almıyorum Bunların hepsi algı yönetimi. Ama onu konuşturanlara da lanet olsun diyorum, başka bir şey demiyorum' ifadesini kullandı.'KAYBEDİLEN ÇOK ŞEY YOK'Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, takımının sabah yaptığı çalışma sırasında basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Takımın aldığı sonuçları kabul etmenin, hazmetmenin kolay olmadığını vurgulayan Hacıosmanoğlu, şunları söyledi:'Olmaması gereken alınmaması gereken sonuçları aldık. Bunlarda hem oyuncuların hem bizlerin hem teknik kadronun hem hakemlerin büyük katkısı var. Ama bunların hiçbiri mazeret değil. Sağduyulu Trabzonspor sevdalılarının takıma olan inancı, ümidi halen devam ediyor. Bizim de devam ediyor. 5 maçta 4 puan almış olabiliriz ama kaybedilmiş olan çok şeyimiz yok. Bunları telafi etme imkanımız var.''TARAFTARIN BAŞINI ÖNE EĞDİRMEYİN'Takımla dün yaklaşık bir saat süren bir toplantı yaptığını da hatırlatan Hacıosmanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:'Dünden bu yana çocuklarla konuşuyoruz. Onlardan bir tek şey istedim, şunu söyledim; 'Bizim harcadığımız emekleri bir tarafa bırakın ama bu takımın sağduyulu taraftarları var. Onlar da şehirde gördüğünüz normal halk, köylerde yaşayan masum insanlar ve Türkiye'nin dört bir köşesinde Trabzonspor sevdasını taşıyan kişiler. Bunlara karşı bu tablo bizi daha çok üzüyor. Onların başının eğik gezmesi bizi rahatsız ediyor. Sizi de rahatsız etsin. Sizden tek istediğim o insanların başlarının dik gezmesini sağlamanız. Trabzonspor yakın tarihinin en iyi kadrosunu kurduk. Uyum sorunu olabilir. Ama oynadığınız takımlara bir bakın. Karabükspor'un 11'inden bir tane oyuncu alıp da Trabzonspor'un 11'inde oynatabilir misiniz? Bunu kendinize sorun' dedim'.'SAHADA SAVAŞIN'Çocukluğundan bu yana bulunduğu konuma gelen kadar hep savaştığını da vurgulayan Başkan Hacıosmanoğlu, 'Çocukluğumdan beri savaşarak 48 yaşına geldim. Cenab-ı Allah da her şeyi nasip etti bana ama hep mücadele edip savaştım. Sonunda da kazanan ben oldum. Trabzonspor başkanlığını da herkesin bize karşı olduğu dönemde o mücadeleyle kazandım. Bunları hep örnekleriyle gösterdim onlara. Ayrıca, 'Hepiniz değerli oyuncularsınız ama sahada savaşmadığınız sürece başarıyı yakalama imkanımız yok. Sizlerden sadece masumane duygularla Trabzonspor sevdasını içinde taşıyan insanların başını öne eğdirmeden, sahada savaşmanızı istiyorum. Savaşın sonunda elbette ki kaybedebilirsiniz. Bu bir oyundur. 3 tane sonuç var. Ama o savaşın örneğini sahada göstermek zorundasınız. Milyonlarca insan ve biz sizden bunu bekliyoruz' dedim. Umut ediyorum milli takım arasından sonra başlangıç olur, sahaya çıktıklarında gerekli performansı gösterip Trabzonspor'u layık olduğu yere taşırlar' diye konuştu.'BENİ KARŞINIZDA BAŞKA TÜRLÜ GÖRECEKSİNİZ'Takımla yaptığı toplantıda, 'Belki de başkan olarak sizinle bu tarzda son kez konuşuyorum. Başka zaman başka türlü göreceksiniz. Ama umut ediyorum ki bundan sonraki karşılaşmalarımızda yaşadığınız başarıların karşılığında ekstra bonuslar aldığımız bir başkan olarak dururum karşınızda' dediğini de hatırlatan Hacıosmanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:'İnancımız tam. Takımın başarısız olmasını isteyen çok insan var. Dolayısıyla bizim de başarısız olmamızı isteyenler var. Bu alışkanlık Trabzon'da her zaman var. Herhalde onlar da bu 5 haftadır yaşanan sonuçlardan ders alıp Milli Takım arasından sonra Trabzonspor sevdalılarının istediği sonuçları onlara sunacaklardır diye düşünüyorum. Ümidimiz ve inancımız bu yönde.''MÜCADELE EDERSEN YENİLSEN DE ALKIŞLANIYORSUN'Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu, sonuçların söyle devam etmesi durumunda ne tür yaptırımları uygulamaya koyacakları yönündeki soruyu yanıtlarken de şu ifadeleri kullandı:'Böyle devam etme imkanı yok. Olmayan şeyleri olmadan konuşmaya gerek yok. Ama bu takımın kalitesi ortada. Onlara söylediğim sahada savaşmaları. Topun onlara gelmesini beklemeden topu nasıl kazanacaklarıyla ilgili mücadele vermeleri. Onu verdikleri zaman da bu seyirci zaten yenilsen de seni alkışlıyor. Varşova maçında örneğini gösterdiler. Bizim insanımız bu. Varşova maçının son 40 dakikasında oynadığımız futbolu oynayalım yenemeyeceğimiz takım yok. Bu mücadele azmini de sahaya yansıtacaklarına inanıyorum.'HAKEM KARARLARINI DEĞERLENDİRDİTeknik Direktör Vahid Halilhodziç'in saha kenarındaki agresif tavırlarıyla ilgili soruları da yanıtlayan Başkan Hacıosmanoğlu, şunları söyledi:'Bu konuyla ilgili Vahid hocayla elbette ki konuşuyoruz. O da bizden birisi. O da aynı duyguları yaşıyor, başarılı olmak istiyor. Başarılı olmak için Trabzonspor'a geldi. Bu sonuçlar nasıl bizleri çılgına çeviriyorsa onu da çeviriyor. Kaldı ki hem ligde hem Avrupa'da yapılan hakem hatalarına baktığınız zaman hazmedilecek şeyler değil. Başarısız sonuçlardan sonra bunları konuşmaya gerek yok belki ama üzerimizde oyun oynanıyor olabilir. Karabük maçında kötü oynuyoruz ama adam smaç gibi topu eliyle kesiyor, hakem penaltıyı vermiyor. Verse 2 - 1 olacak, belki maçın seyri değişecek. Varşova maçında iki tane net penaltı. Kararlara bakıyorsunuz insanın çıldırmaması elde değil. Avrupa'da tuttuğumuz avukat, 'Bu davayı alırım ama daha sonra bu davadan zorluklar nedeniyle vazgeçerseniz hiç başlamayalım. Çünkü biz UEFA'ya savaş açıyoruz, bize karşı farklı yaptırımlar da uygulayabilirler' demişti. Biz de, 'Bu bizim namus davamız. Bundan geri dönmeyiz. Buna emin olun' dedik. Gündeme fazla getirmiyoruz ama hem Türkiye'deki hem Avrupa'daki hukukçularımız ciddi şekilde çalışıyor. UEFA da zor durumda. Orada da bir kasıt demiyorum ama bariz hatalardan insanın midesi bulanmıyor değil. Hem o alanda hem sportif alanda mücadelemiz devam edecek. Bizim ufak tefek hakem hatalarına söyleyecek sözümüz yok. Takım sahada savaşırsa elbette ki o savaşın sonunda hakem hatalarıyla puan kaybetmeye devam edersek o zaman bizim de konuşmaya ve yetkilileri uyarmaya hakkımız olur. Ama biz önce sahada Trabzon'a yakışan mücadeleyi vermek zorundayız. Ondan sonra da bize yanlış yapanlar olursa, yanlışın hesabını sorma cesareti her Trabzonlu'da olduğu gibi bizde de vardır.'HOCAYLA MUKAVELEMİZ 2 YILLIK AMA...Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu, Teknik Direktör Vahid Halilhodziç'in mukavele süresiyle ilgili spekülasyonları da yanıtlarken şunları söyledi:'Sözleşmesi 1 yıl değil, 2 yıllık sözleşmemiz var. Ama Vahid hoca şunu söyledi; 'Ben sana söz verdiğim için buraya geldim. Olur da başarısızlık olursa ne kulüp ne ben tazminat ödeyeyim. Kulüp de ben de serbest kalma imkanımızı birbirimize verelim 1 yıl sonunda' Bu da kulübün menfaatlerini düşünerek kendisinin söylediği bir şey. Trabzonspor'dan ayrılırken tazminat alayım gideyim diye bir düşüncesi yok. Buraya zaten paraları teperek geldi. Bizim vereceğimizin 2 - 3 katı paraları kabul etmeyerek bize geldi. Trabzonspor'u koruma adına bunlar. Başarılı olursak devam edeceğiz zaten. Ama herhangi bir aksi durumda ne kulübün eli bağlı olsun, ne de benim elim bağlı olsun diye öyle bir opsiyon koyduk sözleşmesine. Yoksa sözleşmesi 2 yıllık.'Başkan Hacıosmanoğlu, Cardozo'nun Türkiye'ye gelirken sakat olduğu yönündeki iddiaları da yanıtlarken, 'Hocamız oyun sistemine göre farklı bir santrfor olsa daha farklı olur diyor ama Cardozo'nun tarzı belli. Cardozo'yu saha içinde beslersen o da gereğini yapar. Benfica'da yıllarca öyle oynadı. Hoca da o sistemi kurmaya çalışıyor. Sadece Cardozo'nun meselesi değil tabi. Oyuncuların da savaşan bir ruhla sahada olmaları lazım. O zaman ceza sahası içinde etkili olan golcülerimiz olursa topu kaleye sokmak zor olmaz tabii ki' ifadesini kullandı.'OYUNCULARA BİR LİRA BORCUMUZ YOK'Takımla yaptığı toplantıda oyunculara çok özel şeyler söylediğini de vurgulayan Hacıosmanoğlu, 'Özel hayatımla ilgili çok örnekler verdim. Kaptanımız bile, 'Ben 7 senedir buradayım, böyle şey görmedim' diyor. Tek kuruş borcumuz yok oyunculara. Hiçbir kulüpte böyle bir şey yok. Bu imkanları yaratırken çok çalışıyoruz. Oyuncuların parasını gününde ödemek aslında marifet değil, bizim görevimiz. Ama onlara, 'Siz bunun devam etmesini istiyorsanız sahada bunun karşılığında bir şeyler yapmak zorundasınız' dedim. Onu yaparlarsa devam eder aynı şekilde' dedi.AZİZ YILDIRIM'A SERT ÇIKTIİbrahim Hacıosmanoğlu, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın, 'Yeniden yargılama sırasında mahkemede herkesle hesaplaşacağız' sözlerini değerlendirirken sert ifadeler kullandı. Aziz Yıldırım'ın ismini hiç telaffuz etmeyen Hacıosmanoğlu, şunları söyledi:'Bu soruya çok güzel cevaplar veririm ama 'Trabzonspor kötü gidiyor, bak gene işte bu şahısla ilgili konuşup da ön plana çıkmaya çalışıyor' diyecek insanlar. Ama bizi de rahatsız ediyor, kısa bir cümleyle cevap vereyim. Bu şahıs zaten bizim muhatabımız değil. Benim muhatap alacağım adam önce gidip vatani görevini, askerliğini yapıp gelecek. Ama onun kabahati yok. Sahte çürük raporuyla askerlikten kaçan insana, gece saat 2'de meclisten karar çıkarıp, bedelli askerlikten yararlanma hakkı tanıyanlar bugün o adamı konuşturuyor. Görüş bildiren 13. Ağır Ceza Mahkemesi ve onun akabinde bizim itirazımızı değerlendiren 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin hukuk dışı verdiği kararlar, hukukun, adaletin yanından dahi geçmeyecek seviyesiz kararlar onu konuşturuyor. Yani kim konuşturuyor? Devletin birimleri konuşturuyor. Bu bizim değil, bunu konuşturan devlet yetkililerinin ayıbı. Bırakın konuşmayı toplumun içine dahi çıkamayacak birisi. Bize çocukken askerlik en kutsal görevdir diye öğrettiler. Sahtekarlık yapıp sahte belgeyle askerlikten kaçan bir adamı siz kurtarıyorsanız, o da çıkıp 'herkesten hesap soracağım' der. Ama onu konuşturanların kabahati. Ben merak ediyorum, yaptıkları hırsızlıkları, Trabzonspor'un çaldıkları emeklerini, o suçları o konuşmaları nasıl örtbas edecekler de kimden hesap soracaklar. Bunların hepsi algı yönetimi. Algı yönetiyorlar. Bu hukuk dışı kararı veren mahkeme başkanları sadece bu süreyi uzatıp zamana yayıp sulandırmak istiyorlar. Ama bizim UEFA'daki girişimlerimiz devam ediyor. Trabzonspor taraftarları hiç şüpheye kapılmasın. Bu konuyla ilgili biz değil hukukçularımız konuşuyor. UEFA'nın da ne kadar sıkıştığını hukukçularımızın yaptığı hamlelerle biz çok iyi biliyoruz. Bunlar kamuoyuyla paylaşacağımız şeyler değil. FIFA'nın UEFA'ya yazı yazıp, 'kararlarınızı bekliyoruz' demesinin ne anlama geldiğini ilerleyen süreçte hep beraber göreceğiz. Türkiye'de ne kadar yeniden yargılama adıyla bu işi sulandırıp zamana yaysalar da, Avrupa'nın dev kulüplerinin dahi, UEFA ve FIFA'ya sordukları soru şu; biz düşerken düşüyoruz da niye bu takıma ceza vermiyorsunuz? Bizden daha çok baskı yapanlar da var Avrupa'da. Bu şansın konuşmalarına ben itibar etmiyorum, dikkate de almıyorum Bunların hepsi algı yönetimi. Ama onları konuşturanlara da lanet olsun diyorum, başka bir şey demiyorum.'Başkan Hacıosmanoğlu, Aralık ayında seçimli kongre olacağı yönündeki iddiaları da yanıtlarken şunları söyledi:'Bizi Trabzonspor taraftarları her ne kadar spekülasyon yapsalar da 2.5 seneliğine seçti. Biz geçen sene staj dönemimizi yaptık. Ama bu sene sağduyulu olan bütün Trabzonsporluların söylediği tek şey var. Gerek yerli gerekse Avrupa'dan aldığımız oyuncuların hepsi yakın zamanda alınan en iyi oyuncular. Bunlar inanıyorum ki kendilerini buldukları zaman galibiyet serisi başlatacaklar. Genel kurul üyelerinin bize verdiği süreyi tamamlamak bizim görevimiz. 'Ben beceremiyorum gidiyorum' diyecek karakterde insan değilim. Onun için bu kadar yatırımları yaptık. Allah'ın izniyle bunların karşılığını alacağız. Alamazsak zaten, hep söylüyorum, ben bu takımın taraftarıyım. Benim gibi gönül veren sağduyulu insanlara zulmetmek bana düşmez. Elbette ki bizden daha iyi yapacak birisi varsa görevi devretmeye her zaman hazırız, her zaman da ederiz. Ama bu kulüpte çok şeyi değiştirdik. Çok şeyin daha değişmesi azım. Bu kulübü bir çıkar aracı olarak insanların tekelinden kurtarmak bizim amacımız. Biz onu kurtardıktan sonra gelenler de inşallah aynı düzeni devam ettirir. Trabzonspor ancak o zaman kurtulur. Yoksa aynı düzen devam ederse, Ahmet gelsin Mehmet gitsin mantığı devam ettiği sürece Trabzonspor zaten kalıcı başarılar yakalayamaz.'Ömür AVCI/TRABZON DHA
Reklam