onedio
Paris'i Karıştıran Heykel...
Paris'te 23-26 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek olan Çağdaş Sanat Sergisi etkinlikleri kapsamında Place Vendome Meydanı'na dikilen 'Ağaç' Paris halkından büyük tepki çekti.ABD'li sanatçı Paul McCarthy tarafından bir Noel ağacı şeklinde tasarlanan şişme eser ağaçtan çok bir seks oyuncağını andırdığı gerekçesiyle tepki gördü.Fransız Le Monde gazetesine konuşan McCarthy de eserini bir soyut sanat örneği olarak düşündüğünü belirtirken bir seks oyuncağından da esinlendiğini itiraf etti.Eserin kimseyi kızdıracağını düşünmediğini ifade eden ABD'li sanatçı amacının biraz da olsa 'şaka yapmak' olduğunu söyledi.Vatan
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
“Havuz Medyası” AKP’nin siyaset ve medya edebiyatımıza armağan ettiği yeni kavramlardan biri...AKP’nin çeşitli manevralarla el koyduğu ve yandaşlarına devrettiği medya, başarılı olamayınca, kendi kendini finanse edemeyince, durumu kurtarmak için icat edilen bir model:“Büyük yağmadan” pay alan “Büyük işadamlarının”, duygusal alanda sahip oldukları “Büyük bir millet sevgisiyle”, “Büyük bir havuz” oluşturarak topladığı “Büyük paralarla” sahip olunan “Büyük medyayı” simgeliyor!“Havuz medyasında” patronluk, yöneticilik, yazarlık yapan arkadaşların, çalıştıkları kuruluşların bu biçimde nitelenmesinden rahatsızlık duyduklarına ilişkin bazı belirtiler var.
FSM Köprüsü'ndeki Çalışma Başladı
Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'ndeki 'kedi yolları'nın imal edilmesi için 15 Aralık'a kadar sürecek Asya-Avrupa yönü sağ şeritteki çalışmalar başladı.İSTANBUL'Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet (FSM) Köprülerinin Büyük Onarım ve Yapısal Takviyesi' çalışmaları kapsamında FSM Köprüsü'ndeki 'kedi yolları'nın imal edilmesi için 15 Aralık'a kadar sürecek Asya-Avrupa yönü sağ şeritteki çalışmalar başladı.Karayolları Genel Müdürlüğü I. Bölge Müdürlüğü tarafından kontrolü yapılan ve yüklenici firmaca yapımı devam eden 'Boğaziçi ve FSM Köprülerinin Büyük Onarım ve Yapısal Takviyesi' çalışmaları kapsamındaFSM Köprüsü'ndeki kedi yollarının imal edilmesine başlandı.Akşam saatlerinde köprüye gelen ekipler, çalışmanın yapılacağı şeridi trafiğe kapattı. Ekipler, ardından düzenleme çalışmasına geçti.Avrupa-Asya yönü sağ şeritteki çalışma ise 16 Aralık ile 30 Ocak arasında yapılacak. Çalışmalar boyunca diğer şeritler araç trafiğine açık olacak.Muhabir: Halil İbrahim Başer
Yerli Üretim Elektronik Kitap Okuyucusu Calibro Piyasada
Tamamen yerli yatırımla kullanıcıların beğenisine sunulan Calibro, Basic ve Touch Lux olmak üzere iki farklı versiyona sahip. E-ink teknolojisinden yararlanan okuyucular, bu teknoloji sayesinde gözleri yormadan keyifli bir okuma imkanı sunuyor.Tam dolu pille 30 güne kadar (10.000 sayfa) kullanılabilen okuyuculardan Touch Lux modeli dokunmatik ekrana sahipken Basic modelinde dokunmatik ekran yer almıyor. 1 GHz hızında çalışan işlemciyi, 256 MB RAM’i ve 4 GB dahili hafızayı bünyesinde barındırıyor. Kitap okuyucuların hafızaları microSD kartlarla 32 GB’a kadar artırılabiliyor. Birçok resim ve e-kitap formatına destek veren kitap okuyucularından Basic’in ağırlığı 188 gram iken, Touch Lux, 208 gram ağırlığında. Çantada, cepte kısacacı here yere taşıyabileceğiniz kitap okuyucuları 3.000 kitap kapasitesine sahip. Sesli Sözlük’ün İngilizce – Türkçe sözlük desteğine de sahip olan kitap okuyucuları 6 inç ekran büyüklüğünde.
AKP'li Vekilden Erdoğan'a: 'Kürt Sorununu Çözmeyi Değil, Oy Artırmayı İstiyor'
İktidarın IŞİD tehdidi altındaki Kürt kenti Kobani’ye yönelik politikaları nedeniyle çözüm süreci bir kez daha zorlanırken, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a eski partisi AKP’den çok sert bir eleştiri geldi. Adını açıklamayan bir üst düzey bir AKP’li vekil, ” Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kürt sorununu çözmeye değil, oylarını artırmaya odaklanmış durumda ” dedi.Açıklama, BBC muhabiri Paul Moss’un barış sürecinin geleceği üzerine yaptığı bir dizi görüşmeye dayanan haberinde yer aldı. Moss haberinde, TSK’nın en az 40 kişinin hayatını kaybettiği Kobani eylemlerinin ardından TSK’nın Dağlıca’da PKK hedeflerini vurduğuna dikkat çekti.BBC muhabirinin İstanbul’da görüştüğü üst düzey AKP’li vekil de, ismini vermemek kaydıyla Erdoğan’ın ve AKP’nin Kürt sorununa yönelik politikasını bu bağlamda sert bir dille eleştirdi:”Hükümetin PKK’ya saldırma kararını neden aldığını anlamak çok zor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kürt sorununu çözmeye değil, oylarını artırmaya odaklanmış durumda. Barış sürecinin yakın zamanda çökebileceğine inanıyorum. Bu ise ülkeyi kaosa sürükleyecektir.”HDP sözcüsü Ayşe Berktay da, BBC’ye demecinde bu gelişmeyi ” Hükümet ateşkesi ortadan kaldırdığı mesajını vermiş oldu’ ‘ sözleriyle yorumladı.Diken
Reklam
Hukukçulardan Yeni Yargı Paketine Tepki: 'Bunları İsrail Filistinliler'e Uyguluyor'
Polisin arama yapabilmesi için 'makul şüphe'nin yeterli sayılmasını ve mal varlığına el koymanın kolaylaşmasını öngören yeni yargı paketine hukukçular ne diyor?Hâkim ve savcılara seyyanen zam, disiplin affı getiren yasa teklifi, dinleme ve teknik takibin koşulları yeniden belirlenerek genişletildi. Teklifte CMK ve TCK’da değişiklikler yapılarak “Paralel yapıyla mücadele” için yasal zemin hazırlandığı savunuluyor. “Paralel yapı”ya takılıp sınavı kazandıkları halde mesleğe kabul edilmediği öne sürülen hâkim-savcı adayına mesleğe dönüş yolu açılıyor. TBMM’ye önceki gece sunulan 35 maddelik teklifle şüphelilerin ev ve işyerlerine arama yapabilmek için “somut delile dayalı kuvvetli şüphe” yerine “makul şüphe” yeterli sayılacak. “Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar” için de “Somut delile dayalı” şartı aranmadan dinleme, teknik takip yanında gizli soruşturmacı da görevlendirilebilecek.CMK’daki malvarlığına el koyma tedbirinin uygulanabileceği katalog suçlar listesi yeniden düzenleniyor.AKP'nin otoriterleştiği ve AB reformlarında geri adım attığı yönünde eleştirilere neden olan yargı paketine hukukçular sert tepki gösterdi. El koymanın kapsamının genişletilmesi ve arala yapmak için 'makul şüphe'nin yeterli sayılmasının suistimal edileceğini savunan hukukçuların değerlendirmeleri şöyle:Avukat Ergin Cinmen tasarı ile sıkıyönetim ilan edilmeden sıkıyönetim şartlarının uygulanacağını savundu. Zaman gazetesine değerlendirmelerde bulunan Cinmen, soruşturma aşamasında avukatların dosyayı inceleyememesinin savunma hakkının çok geriye itildiğini belirterek şöyle konuştu:“Şu anda hukuk devletinden güvenlik devletine geçiş yaşıyoruz. Ceza Muhakemesi Kanunu zavallı kanunlarımızdan biridir. Yaz-boz tahtasıdır. İkide bir esen rüzgâra göre maddeler değiştirilir. Savunma hakkı son derece gerilere itiliyor. Avukatın soruşturma aşamasında dosya incelemesi kısıtlanıyor. Avukat dosyaya bakamayacak, müvekkilini dosyadaki deliller konusunda haberdar edemeyecek. Adil yargılama konusunda Türkiye giderek karanlıklara bürünecek, bundan korkuyorum. Sıkıyönetim olduğu zaman bilirsiniz ve ona göre hareket edersiniz. Ama şimdi hukuk devleti var diyerek sıkıyönetim uyguluyorlar. Asıl sorun bu. Ama yaptım oldu diyemezler, artık bir AİHM var, diğer tarafta dünya çapında bir İnsan Hakları Mahkemesi var. Halihazırdaki durum devam ederse bütün bu değişiklikler AİHM'den geri dönecektir. Bu tür düzenlemelerle AB'ye giremezsiniz. Hukuk kurumlarına, Anayasa Mahkemesi'ne, barolara çok önemli görevler düşüyor. Aksi takdirde Türkiye karanlığa gömülecektir. Biliyorsunuz özellikle İstanbul'daki sulh ceza hâkimleri nasıl atandı? Bunlar, 17 Aralık operasyonlarında tutuklananlara tahliye kararları veren mahkemelerdir. Şu andaki Cumhurbaşkanı, başbakanlığı sırasında ‘Kuvvetler ayrılığı ilkesini tasvip etmiyorum.' diyebilmiş bir kişidir. Yani bunun anlamı iktidar yasama ve yürütmeye zaten hâkimdir, yargıyı da etkisi altına alma arzusu vardır bunu ortaya koymuştur. Bu yaşananlar bu arzunun tezahürüdür. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin içinde demokrat olan kişiler de vardır. Onların bu gidişe bir dur demesi gerekmektedir.”CHP’nin hukukçu vekili Ali Özgündüz, AKP’nin tartışmalı yargı paketindeki en önemli düzenlemelerden biri olan “mal varlığına el koyma” kapsamının genişletilmesinin ardında muhalif basına yönelik operasyon hazırlığı iddiası gündeme geldi.CHP’li Ali Özgündüz, düzenlemenin basın özgürlüğüne kastedecek bir düzenleme olduğunu belirterek herhangi bir medya grubuna yönelik, “anayasal suça iştirak” suçlamasıyla operasyon yetkisinin verildiğini belirtti. Özgündüz’ün değerlendirmeleri şöyle:“Darbe girişimi nedeniyle medya organlarının mal varlığına el konulabilir. HSYK artık hükümetin elinde. Bu HSYK, sulh hâkimlerini atayacak. Son düzenlemelerle de istedikleri soruşturmaları açabilecekler. Yapılmak istenilen düzenlemelerin başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere Türkiye’nin imzaladığı uluslararası sözleşmelere aykırıdır. Türkiye, sadece Anayasa’ya uygun değil uluslararası sözleşmelere de uygun yasa yapmalı.'“Hükümet aleyhine yayınlar yapan medya grubuna ‘anayasal düzene karşı suça iştirak ettiniz. Medya organlarının mal varlığına el konabilir. HSYK hükümetin eline geçti. Bu konuda kararları bu HSYK’nın atayacağı sulh hâkimleri verecek. Cumhurbaşkanı ve Başbakan, son yaşanan sokak olaylarında CHP ve MHP’li vatan haini ilan etti. Hükümetin atadığı bir savcı soruşturma başlatır hâkim de bunu kabul ederse milletvekiline ‘sizi yargılıyoruz, dokunulmazlık burada işlemez’ denebilir.”“Ergenekon, Balyoz, Oda TV, KCK, Casusluk gibi davalardaki hakim ve savcılara sicil affı gelecek ama 17 Aralık soruşturmasını yürütenler kapsamdışı bırakılacak.”Avukat İrfan Sönmez söz konusu tasarıya benzer düzenlemelerin “İsrail gibi ülkelerde Filistinlilerin mallarına el koymak, böylece ülkeyi terk etmelerini temin etmek maksadıyla yapıldığını” savundu.Zaman gazetesinde konuşan İrfan Sönmez’in açıklamaları şöyle:“AB perspektifi ve müktesebatıyla ters düşen, Türkiye'yi gelişmiş ülkelerin çok gerisine atacak düzenlemeler yapılmak isteniyor. Sulh ceza hâkimliklerinin yetkisinin tüm ülkeyi kapsayacak şekilde genişletilmesi Türkiye'de bir yargı kaosuna sebep olacaktır. Hâkimler arasında bir yetki ve görev karmaşası oluşacaktır. Hâlbuki hukuk, karmaşayı ve keyfîliği ortadan kaldırmak için vardır. Bu şekildeki bir düzenleme, en başta yargı çevresi açısından bir belirsizliğe sebebiyet vereceği için son derece yanlıştır. Dünyanın hiçbir yerinde şüphe ile hukuk bir araya gelmez. Şüphenin mutlaka makul ve maddi delillerle desteklenmesi gerekir. Evrensel hukuk normlarında, ‘şüphe sanığın lehine yorumlanır' diye bir hukuk kaidesi vardır. Burada, şüphenin şahsın aleyhine çevrilmesi söz konusudur ve evrensel kaideler tamamen ters yüz edilmektedir. Bu, daha çok İsrail gibi ülkelerde uygulanan, Filistinlilerin mallarına el koymak, Filistinlilere zarar vermek, ekonomik olarak güçsüzleştirmek, etnik arındırma yapabilmek, böylece ülkeyi terk etmelerini temin etmek maksadı olan bir sistemdir. Bu, demokratik ülkelerin hiçbirisinde kabul görmez. Bu, hukukun deliller üzerine değil, şüphe üzerine bina edilmesidir. Siyasetin, hasımlarını bir şüphe üzerine yok ettiği, mallarına el koyduğu Orta Çağ zihniyetinin hortlatılması anlamına gelen bir düzenlemedir. Darbe dönemleri, hukukun olağanüstülüğe feda edildiği, evrensel kabullerin dışına çıkarıldığı dönemlerdir. Şu anda Türkiye'de olağanüstü bir durum da, bunları gerektirecek bir durum da yoktur.”Aljazeera Türk'e konuşan Hukukçular Birliği Başkanı Sinan Kılıçkaya bazı özel durumlarda uygulamanın yararlı olabileceğini ancak düzenlemenin geneli itibariyle savunma hakkına darbe olacağını söyledi:“Özel yetkili mahkemelerin kaldırılması aşamasında avukatların dosyaya erişimini kolaylaştıran yasa değişikliği özgürlükçü, demokratik, hukuk devletine yakışan çok yerinde bir karardı. Bu kısıtlamanın tekrar yasalaşması insan hayatı ve kişi özgürlüğünü ilgilendiren dosyalarda yararlı olabilir. Ancak genel bir uygulamayla dosyanın içeriği hiçbir şekilde paylaşılmazsa doğru bir uygulama olmaz. Hükümet bunu sadece paralel yapıyla mücadelede kullanmak için getiriyorsa yasanın değiştirilmesini de doğru bulmuyorum. Özgürlüğe ve hukuk devletine yakışan bir durum olmaz.”Hukuk Hayat Derneği Başkanı Mehmet Kasap ise Şubat ayında düzenlenen bir konuda yeniden değişiklik yapılmasına tepki gösterdi. Hükümeti 'günün ihtiyaçlarına uygun yasa çıkarmakla' eleştiren Kasap’ın Al Jazeera Türk için yaptığı değerlendirme şöyle:“Avukatların dosyaya erişimlerini kısıtlayan hükümler, 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonlarının ardından hükümet tarafından kaldırılmıştı. Üzerinden altı ay dahi geçmeden yeniden avukatların dosyaya erişimlerinin savcılığın talebiyle kısıtlanabilmesine imkan veren yasa çıkarılmış oldu. Birbirinin tam zıttı olan bu iki değişiklik, şu anda ülkemizde nasıl yasa yapıldığının en somut göstergesidir. Yasalar, ihtiyaca ve sağlayacağı faydaya göre değil, tamamen Hükümet açısından günün ihtiyacına uygun şartları sağlamak için çıkarılmaktadır. Yapılan bu değişiklikle, Anayasal bir hak olan ‘savunma hakkı’na önemli bir darbe vurulmaktadır. Dosyaya erişemeyen müdafi, müvekkili lehine sağlıklı bir savunma hazırlayamayacaktır. Burada da mağdur olan yine vatandaş olacaktır.”CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek 17 ve 25 Aralık soruşturmaları nedeniyle paniğe kapıldığını savundu. Hükümetin 'Soruşturma dosyalarında ne var, ne yok görelim' diye değişiklik öne sürdü.Dibek, 'Bu saatten sonra, 'hazırlıklarımızı da yapıyoruz, Cemaat'e operasyon yapacağız. Cemaat dosyaları görmesin' diyorsunuz' ifadelerini kullandı.Ömer Kavili , iddia ile birlikte devreye girmesi gereken savunmanın göstermelik süs kabağı haline getirildiğini ifade etti. Zaman gazetesine konuşan Kavili şu ifadeleri kullandı:Şu an muktedirler, istediğini yapabileceğini sanıyor. Araştırma işi soruşturmaya dönüştüğü anda, iddia ile birlikte savunmanın da devreye girmesi gerekir. Oysa iddia aşamasında kişilerin tutuklanmasında, mal varlığına el konulmasında, kişinin özel bilgilerine el konulup kamuya mal edilmesinde her türlü istediğini yapacağını sananlar, er geç hukuk kurallarına kapılarını tak diye çarpacaklardır. Sadece şu var, hukukun kuralını anlamayanlar sadece bu kuralları kendilerine uygulandığı takdirde ne yapmaları gerektiğini, ne yapacaklarını düşünsünler. Eğer bu düzenlemeler varken, o zamanki Başbakan'ın oğlu, o zamanki bakanlık yapan devlet memurları veya o zamanki töhmet altında kalan şüpheli kişilerle ilgili olarak eğer bu kurallar uygulansaydı, eğer Reza Zarrab'ın avukatı Zarrab hakkındaki soruşturma evrakına ulaşamamış olsaydı müvekkilini tahliye ettirebilir miydi? Şimdi bu ortaya çıkarılacak olan tasarı hukuk değil, bu kanun bile değildir. Çünkü dünyada her işin kanunu olan tek bir diktatör vardır o da Hitler'dir. Kimse onu geçemez. Ama böyle bir tasarı yasalaşacak olur ise bu tür hukuku silah, tetikçi olarak kullanmak isteyenleri ilk önce vuracaktır. Çünkü ihtilaller önce kendi evlatlarını yer. Eğer savunma kutsal olsaydı, savunmayla dokunulamazdı, savunma eleştirilemezdi, tutuklanamazdı. Bırakın savunmanın kutsal olmasını, göstermelik süs kabağı haline getiriliyor. Etkisiz hale getiriliyor. Ama savunmanın çökertildiği bir ortamda yargı asla onurlu olmayacaktır.T24
'Abanoz'u Müstehcen Bulup Sokağın Adını 'Asım' Yaptılar
Bir dönem Beyoğlu’nda genelevlerin bulunduğu ‘ Abanoz Sokağı ’yla aynı ismi taşıyan Şile’deki bir sokağın ismi, ‘ çirkin ve müstehcen bir anlam anımsattığı ’ gerekçesiyle değiştirildi. Sokağın yeni ismi ‘ Asım ‘ oldu.DHA’dan Ezgi Çapa’nın haberine göre Şile Belediye Başkanlığı, 18 Ağustos 2014 tarihinde, Abdullah Yılmazçetin’e ait dilekçeyi bir üst yazı ile, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na gönderdi. Dilekçede “Şile ilçesi Sahilköy Mahallesinde bulunan ‘Abanoz Sokağı’nın isminin çirkin ve müstehcen bir anlam anımsatmasından dolayı bu sokağın isminin ‘Okul Sokağı’ olarak değiştirilmesi talep edilmektedir” ifadelerine yer verildi.‘Okul’ olmayınca ‘Asım’ olduKonuyu inceleyen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Harita Müdürlüğü, teklifi İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’ne iletti. Harita Müdürlüğü’nün görüşünde aynı ilçede ‘ Okul Sokağı ‘nın bulunması nedeniyle ‘ Abanoz Sokağı ‘nın ismi ‘ Asım Sokağı ‘ olarak değiştirildi.Aslında bir ağaçSağlamlığı nedeniyle genellikle müzik aleti yapımında kullanılan ‘ abanoz ağacı ‘, Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre ‘ sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı ‘ olarak geçiyor.Beyoğlu’ndaki Abanoz, şiir ve şarkılara konu olmuştuÖte yandan Attila İlhan’ın ‘Serüven’in Sonu’, Necati Cumalı’nın ‘ Emine ‘, Ümit Yaşar Oğuzcan’ın ‘Abanoz Sokağı’ şiirine konu olan ‘Abanoz Sokağı’ Beyoğlu’nda bulunan ve 1970’lere kadar genelevleriyle ünlü olan sokağın da ismi. Necati Cumalı’nın şiiri daha sonra Sezen Aksu tarafından bestelenmiş, Levent Yüksel’in ikinci albümünde yer almıştı.Diken
Reklam
Reklam
Fenerbahçe'den Müthiş Başlangıç
Euroleague'deki ilk maçında Emporio Armani Milano'yu konuk eden Fenerbahçe Ülker, sahadan 77-74 galip ayrıldı.İlk çeyreğe etkili başlayan Fenerbahçe Ülker, karşılaşmanın ilk 2 dakikalık bölümünü 7-2 önde geçerek oyunun kontrolünü eline aldı.Özellikle ribaundlarda rakibine büyük bir üstünlük sağlayan sarı lacivertliler, ilk çeyreğin ortalarında farkı 11 sayıya kadar çıkardı. Fenerbahçe'nin etkili oyununa Samuels ile karşılık veren Milano farkı eritmeye çalışsa da ilk çeyrek 26-15 Fenerbahçe üstünlüğü ile geçildi.İkinci çeyreğe de iyi başlayan taraf Fenerbahçe oldu. Çeyreğin son 3 dakikalık bölümüne kadar farkı korumayı başaran sarı lacivertliler oyun temposunu kaybedince Milano takımı farkı eritti ve devreye 40-39 önde giren taraf oldu.Üçüncü çeyrek, oyuna tutunmayı başaran Milano ile Fenerbahçe arasında başa baş bir mücadeleye sahne oldu. Karşılıklı basketlerle geçilen çeyreği Milano 57-58 önde kapatmayı başardı.Fenerbahçe Ülker son çeyreğe daha istekli başlayan taraf oldu. Hickman, Zoric ve Bjelica üçlüsü ile hücumlardan sayı ile dönmeyi başaran sarı lacivertliler, savunmada aynı başarıyı gösteremeyince karşılaşmanın son bölümlerine iki takım da yine kafa kafaya girdi.Karşılşamanın son 3 dakikalık bölümüne girilirken Emir'in aldığı teknik faul ise her şeyi değiştirdi. Önce 4 sayılık farkı eriten Milano, ardından Moss'la kaptığı topta basketi bulunca son dakikalara 69-68 önde girdi.Obradovic'in aldığı molanın ardından maça Hickman'ın 3 sayılık isabetiyle başlayan Fenerbahçe, etkili oyunuyla farkı arttırmayı başardı ve bu üstünlüğünü maçın sonuna kadar korumayı başararak sahadan 77-74 galip ayrıldı.Eurosport
'Çözüm Sürecinde Kimsenin Tutumuna Bağlı Kalmayız'
Başbakan Davutoğlu, 'Çözüm süreci bizim kimseden izin almadan kendi irademizle başlattığımız bir süreçtir' dedi.ANKARABaşbakan Ahmet Davutoğlu, 'Çözüm süreci bizim kimseden izin almadan kendi irademizle başlattığımız bir süreçtir. Kimsenin de tutumuna bakmadan kendi irademizle yürüteceğimiz bir süreçtir. Nasıl başlatırken kimseden izin almadık, durdurma olayı veya yürütme konusunda da kimsenin tutumuna bunu bağlı kılmayız' dedi.Davutoğlu, Diyanet İşleri Başkanlığı Bilgilendirme Toplantısı sonrasında açıklamalarda bulundu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.Bütün dini liderlere ayrım gözetmeksizin saygı gösterilmesi gerektiğinin altını çizen Davutoğlu, dış ziyaretlerinde kendisinin de bütün liderleri dini makamlarında ziyaret ettiğini anımsattı.Davutoğlu, 'Nihai noktada, bir mensubu bile olsa ülkemizde yaşayan her dini lider o mensubu ile ilgili bir görev yürütüyor. O saygıyı göstereceğiz. Diyanet İşleri Başkanlığımız bu anlamda saygının en kapsamlısını hem hak ediyor hem bu toplumun da beklentisidir' diye konuştu.'Bir yabancı televizyon kanalına verdiğiniz mülakatta nerelerde güvenli bölgelerin oluşturulmasını istediğinize yönelik açıklamalarda bulundunuz. Saydığınız o bölgelerle mi sınırlı olacak yoksa yeni ekleyeceğiniz ifadeler olacak mı?' sorusu üzerine Davutoğlu, 'Bir yabancı televizyon kanalına verdiğim mülakatta 'güvenli bölgelerin nerelerde olabileceği sorusu' veya 'hangi temellerde olabileceği sorusu' gündeme geldiğinde zikrettiğim bazı hususlar benim iradem dışında haritaya dönüştürülmüş' dedi.Bugün kendisinin basında o haritaları gördüğünü aktaran Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:'Bu haritalar bizim güvenli bölge tanımlamamızı sınırlayan ya da onu ortaya koyan haritalar değil. O üretilmiş haritalardır. Bizim tarafımızdan harita böyledir diye bir tanımlama olmadı. Orada zikrettiğim husus şudur; 'Türkiye'ye dönük olarak mülteci akınlarının olduğu her yerde belli çizgilerde güvenli bölge ihdası gerekli olabilir' dedim. Türkiye'de şimdiye kadar mülteci şeyleri nereden geldi? Yayladağı'ndan geldi, Lazkiye'nin kuzeyinden. Nereden geldi? Reyhanlı'nın doğusundan, İdlip tarafından geldi. Nereden geldi? Kilis'in hemen karşısından Azaz bölgesinden geldi. Nereden geldi? Cerablus Çobanbey'den, oradan son dönemde Türkmenlerin yoğun girişleri olmuştu. Nereden geldi? Tel Abyad'tan geldi. Şimdi nereden geliyor? Kobani'den geliyor. 'İleride nereden gelebilir?' Haseke veya başka yerden diyerek aslında bir ilkeye dikkati çektim. Yani güvenli bölgenin insani bölgeler olduğu, askeri bölgeler değil de insani bölgeler, sivil akışlarının olduğu yerlerle sınırlamaya çalıştım. Orada, haritalarda bazı yerler çıkmış görünüyor, o harita bizim tarafımızdan herhangi bir diplomatik müzakerede kullanılmış haritalar değil.''Bunlar dediğim gibi basın mensuplarının benim zikrettiğim yerlere dayalı olarak üretilen haritalar' ifadesini kullanan Davutoğlu, 'Dolayısıyla nerede insani göç ve insani durum söz konusuysa güvenlikli bölge orada olur. Şimdiye kadar insani göçlere dayalı olarak benim saydığım şehirlerle sınırlı değil veya bu şehirlerin hepsinde hemen olması gereken bir durum da olarak görülmemeli' dedi.Çözüm süreciÇözüm sürecine ilişkin yeni çalışmalarla, 'Öcalan'a resmi müzakereci statüsü verilecek' şeklindeki haberlerin sorulması üzerine Davutoğlu, Başbakanlık görevini aldıktan sonra çözüm süreci mekanizmasıyla ilgili bir kurul oluşturduklarını anımsattı.Kurulun düzenli olarak 15 günde bir, gerektiğinde kendisinin davetiyle daha sık aralıklarla toplandığını bildiren Başbakan Davutoğlu, kurulun son toplantısı geçtiğimiz çarşamba günü gerçekleştirildiğini hatırlattı.Toplantıda, son yaşanan gelişmeler ve sürecin geldiği noktaların değerlendirildiğini aktaran Davutoğlu, şöyle konuştu:'Bu değerlendirmeler ve sonuçlar arasında bir takım adımlar söz konusu oldu. Kararlı tutumumuzu bir kere daha vurgulamak isterim; çözüm süreci bizim kimseden izin almadan kendi irademizle başlattığımız bir süreçtir. Kimsenin de tutumuna bakmadan kendi irademizle yürüteceğimiz bir süreçtir. Nasıl başlatırken kimseden izin almadık, durdurma olayı veya yürütme konusunda da kimsenin tutumuna bunu bağlı kılmayız. Çözüm süreci kararlılıkla devam ettirilecek. Çözüm sürecindeki muhataplar tek eksenli, tek muhataplı değildir; bütün bu alanda taraflarla hem de yaptığımız reformlarla toplumsal tabanda da çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Ama bunun yanında çözüm sürecini herhangi bir şekilde kamu düzensizliğine, kanunsuz faaliyetlere bahane ya da gerekçe gösterme çabalarına da izin vermeyeceğiz. Bu iki kanattan oluşan yaklaşımdır. Kamu düzeni sağlanacak,çözüm süreci devam edecek. Biri diğerinin alternatifi değil.''Akil İnsanlar Heyeti'ni ihtiyacımız var'Akil İnsanlar Heyeti üyeleriyle pazar günü İstanbul'da gerçekleştirecekleri toplantının hatırlatılarak, heyette yeni isimler olup olmayacağının sorulması üzerine de Davutoğlu, çözüm sürecine ivme kazandırmak bağlamında 'Akil İnsanlarla' toplantı düzenleme kararı aldıklarını söyledi.Bu görüşmeyi kendisinin de daha önceden planladığını belirten Davutoğlu, 'Çünkü Başbakan olarak Akil İnsanlar ile bir araya gelememiştik. Bu pazar görüşeceğiz. Genelde prensip olarak aynı isimlerden oluşuyor. Belki bir iki bulunan konum gereği davet edilen isimler varsa ve o konuda bir görev değişikliği olmuşsa belki o tarz değişiklik olur, onun dışında aynı isimlerle pazar günü istişare edeceğiz' açıklamasında bulundu.Davutoğlu, şunları kaydetti:'Burada da en önemli şey, çözüm sürecinde, psikolojik boyut. Bu son şiddet eylemleriyle bu psikolojiyi kırmak istediler, yok etmek istediler. Psikolojiyi tekrar inşa edebilmek için sadece hükümetin atacağı adımlar yeterli olmaz. Toplumsal duyarlılığın artırılması, toplumsal bilincin daha da güçlendirilmesi için Akil İnsanlar Heyeti'ne ihtiyacımız var. Onların da bizden habersiz, herhangi bir bağlantı olmaksızın kendi aralarında toplanmış olmasından çok memnun oldum. Böyle bir sorumluluk duygusuyla bir araya gelmiş olmalarından, bazı Akil İnsanlar Heyeti üyelerinin, ondan da memnun oldum. Hem onlar kendi değerlendirmelerini yaptılar, onları dinleyeceğim, bizim perspektifimizi anlatacağım. Nihayet bu toplumun bütünüyle sahiplendiğinde başarılı olabilecek bir süreçtir. Son şiddet eylemleri, bu sürece darbe vurmak istedi. Şimdi bu süreci sahiplenen herkesi açıkçası ortaya çıkmaya, sesini yükseltmeye davet ediyorum. Madem ki birileri bu süreci yıkmak istiyor, hangi siyasi görüşte olursa olsun, hangi ideolojiye mensup olursa olsun bu sürece inananların çıkıp o şiddeti lanetlemesi ve çözüm sürecinin devam etmesi gerektiği konusundaki iradesini beyan etmesi gerekir.'Bu çerçevede, bundan sonraki toplumsal çağrılarının devam edeceğini de vurgulayan Davutoğlu, 'Ama herhangi bir şekilde, bir statü değişikliği gibi bahsettiğiniz tarzda haberlerin aslı yoktur, gerçekle de bağdaşmaz, resmi müzakereciydi vesaire gibi böyle bir şey söz konusu değil. Şu anda her şeyiyle toplumsal dokumuzun ve temsilcilerimizin bu süreci yeniden ve daha güçlü şekilde sahiplenmesi önemli. En kısa sürede netice alacak şekilde bu mekanizmaları işletmemiz önemli' diye konuştu.Davutoğlu, 'Hangi inançtan olursa olsun ulvi görev yürüten dini makamlara sosyal nezaket olarak zaten gösterilmekte olan saygının siyasi olarak gösterilmesi toplumun beklentisidir ve bu laikliğe de kesilikle aykırı bir uygulama da değildir' dedi.Davutoğlu, 1960'lı yıllardan sonra Diyanet İşleri Başkanlığında çok önemli değişim yaşandığını, Türkiye vatandaşlarının başta Almanya olmak üzere Avrupa'ya gitmelerinin ardından bu ülkelerdeki vatandaşların ihtiyaçlarının karşılanması için kurumun yurt dışına açıldığını, daha sonra Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Asya'da faaliyetlerde bulunduğunu anlattı.Avrasya İslam Şurası, Afrika İslam Şurası ve Balkan İslam Şurası'nın ayrı zamanlarda Türkiye'nin aktif dış politikasına paralel şekilde toplandığını ve o bölgelerdeki dini miras, sosyal kültür ve dokuyu muhafaza etme anlamında büyük hizmetler verdiğini belirten Davutoğlu, 'Afrika İslam Şurası toplandı. Bu, Afrika'daki faaliyetlerimiz, oradaki Türkiye'ye dönük algıyı olumlu yönde etkilemek itibariyle, Mali'nin başkentinde muhteşem bir camiye öncülük etmesinden tutunuz, Somalili binlerce öğrencinin buraya getirilip Şebap gibi şiddet ağırlıklı İslam alternatifi yerine gerçekten barışçıl yeni bir Somali inşasına doğru telakkiye sahip nesillerin yetişmesi için önemli' dedi.Latin Amerika İslam Dini Liderler Toplantısı'nın da toplanacağı bilgisini edindiğini, İslam Dünyası Alimler Birliği Toplantısı'nın Diyanet İşleri Başkanlığı'nın sahipliğinde toplandığını dile getiren Davutoğlu, şöyle devam etti:'Sünni, Şii bütün İslam din alimlerinin toplandığı, gerçekten çok derin etkiler yapmış olan bir platformdur, bunun da devam etmesi lazım. Biz, her türlü mezhepçiliğe karşıyız. Mezhepçiliğin İslam'ın temel birliğine, beraberliğine ve tevhid akidesine aykırı olduğuna inanırız. Kim mezhepçiliği körüklüyorsa aslında şiddeti körüklüyordur ve bizim İslam anlayışımıza da en büyük tehdidi yapıyordur. Hac ibadetini yapan Müslümanlar Arafat'ta sağındakine, solundakine 'hangi mezheptensiniz' diye sormadan bu yıl vazifesini ifa ettiler. Muharrem ayını idrak edeceğiz, hepimiz muharrem ayını hangi mezhebe ait olursa olsun. Birlikte ramazan orucu gibi muharrem orucunu da tutacağız. Kerbela'yı, Hazreti Hasan'ı, Hazreti Hüseyin'i birlikte anacağız. Bu barış anlayışını dünyaya yayma konusunda Diyanet İşleri Başkanlığımızın yürüttüğü faaliyetler çok önemlidir.Artık, 50'li, 60'lı, 70'li yılların aksine, sadece ideolojik çatışmalar etrafında bir takım problematiklerle karşı karşıya değiliz. Maalesef İslam dünyasının içinden ve dışından kaynaklanan birçok meydan okumalarla karşı karşıyayız. Böyle bir konumda Diyanet İşleri Başkanlığımızın gerek iç barışımızın korunması, Çözüm Süreci de dahil olmak üzere Türkiye'deki bütün toplum kesimlerinin ortak değerlerinin muhafaza edilmesi çok önemli.'Başbakan Davutoğlu, Kutlu Doğum Haftası'nın, Diyarbakır'da yüz binlerce vatandaşın katılımıyla Türkçe, Kürtçe ve Arapça ilahilerle anılmasının ortak birlik ve şuura, toplumsal birliğe büyük bir katkı sağladığını ve Diyanet İşleri Başkanlığının öncülüğündeki bu faaliyetlerin devam etmesi gerektiğini kaydederek, 'Uluslararası alanda da meydan okumalara karşı Diyanet İşleri Başkanlığımızın alacağı tedbirleri her zaman yakından takip edeceğiz' dedi.Hükümet kurulurken Diyanet İşleri Başkanlığını doğrudan başbakana bağladığını ve daha sonra Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ile 2 kez görüştüğünü hatırlatan Davutoğlu, Diyanet İşleri Başkanlığının, salt dini hizmetin ötesinde felsefi, stratejik boyutları olan bir kurum olduğunu söyledi. Başbakan Davutoğlu, yapılan bilgilendirmeden dolayı Diyanet İşleri Başkanı Görmez ve ekibine teşekkür ederek, 'Hacca gitmiş olan vatandaşlarımın haclarını bir kez daha tebrik ediyorum. Önümüzde muharrem ayı var, onu da hep beraber en iyi şekilde idrak etmeyi ve 'Kerbela' derken, dünyadaki bütün mazlumlara sahip çıkma bilincini muhafaza etmemizi diliyorum' diye konuştu.'Diyanet İşleri Başkanımıza gösterilen protokolün en üst düzeyde olması benim beklentimdir'Başbakan Davutoğlu, Diyanet İşleri Başkanlığının devlet protokolündeki ve devletteki önem sırasını öne almak ve diğer dini liderlerin konumlarına dair bir çalışma olup olmadığı sorusuna da şöyle yanıt verdi:'Diyanet İşleri Başkanlığımızı ben sıradan bürokratik bir kurum ve bürokratik hiyerarşi içinde bir yerde durması gereken bir kurum olarak algılamıyorum, dünyanın hiçbir yerinde de böyle algılanmaz. Ancak dünyanın her yerinde dini otoriteler özel bir protokole sahip olmuşlardır. Dışişleri Bakanlığına geldiğimde verdiğim ilk talimatlardan birisi 'bana uygulanan protokol neyse Diyanet İşleri Başkanımıza da uygulanacak' demiştim, ama orada durmamıştım. 'Fener Rum Patrikhanesine, Ortodoks Patriğine de aynısı uygulanacak' demiştim. Neden? Eğer biz bütün dini kurumlara saygı göstereceksek ki göstermemiz siyasal bir tercihin, dini bir tercihin ötesinde toplumsal bir görevdir, o kurumların sıradan bürokratik yapılar halinden çıkarılması lazım, tehdit gibi görülmekten de çıkarılması lazım. Daha sonra Patrik Bartholomeos ile defalarca görüştüm, artık havaalanında karşılanıyorlar, büyükelçimiz tarafından. Kendisine özel davet veriliyor, çünkü Hristiyan vatandaşlarımız da bizim için eşit vatandaşlar ve onların kurumlarına da dini liderlerine de saygı gösterme zarureti var. Eskiden gayrimüslim bir dini liderin ziyareti bir tehdit gibi takibe alınan ziyaretlerdi. Şimdi teşvik edilen, kabul gören, imkan sunulan ziyaretlerdir. Hal böyleyken dini makam itibariyle Türkiye'de bütün Müslümanların itibar ettiği ve bütün Müslümanların dini hayatıyla ilgili çok özel bir görev yürüten Diyanet İşleri Başkanımıza gösterilen protokol yurt dışında ve yurt içinde en üst düzeyde olması benim beklentimdir, bunun da olağanüstülüğü yoktur, bir tercih meselesi değil.'Başbakan Davutoğlu, Papa ya da Ortodoks patriklerinin Türkiye'yi ya da başka bir ülkeyi ziyaretinde, devlet başkanı statüsü dışında, dini lider olarak gösterilen itibarın Türkiye'de Diyanet İşleri Başkanına gösterilmesi gerektiğine vurgu yaparak, 'Hangi inançtan olursa olsun ulvi görev yürüten dini makamlara sosyal nezaket olarak zaten gösterilmekte olan saygının siyasi olarak gösterilmesi toplumun beklentisidir ve bu laikliğe de kesilikle aykırı bir uygulama da değildir. Dini hayatın tanzimi konusunda üstlenilen görev son derece hayatidir. Artık Diyanet İşleri Başkanlığımıza güven duyulması ve kendisini de belli temel değerler etrafında bütün dini gruplara açması lazım. Öyle dönemler yaşandı ki Türkiye'de belli askeri dönemlerde, 60 ihtilali sonrasında Diyanet İşleri Başkan yardımcılığına bir komutan atanmıştı veya 28 Şubat'ta danışman görüntüsünde bir görevli sürekli bu şeyi kontrol ederdi. Artık kontrol etme, güven sıkıntısı duyduğumuz bir kurum değil Diyanet İşleri Başkanlığı; saygı gören, saygı gösteren ve uluslararası itibara, devlet itibarına katkı yapan bir kuruluştur' diye konuştu.Başbakan Ahmet Davutoğlu, 'Cami mimarisi de dahil olmak üzere İslam bir estetik dinidir, sosyal kültür açısından barış dinidir, dolayısıyla İslam'ın herhangi bir şekilde yurt içinde veya yurt dışında şiddetle, terörle ilişkilendirilmesine karşı hepimiz tam bir seferberlik halinde hareket etmeliyiz' dedi.Davutoğlu, vatandaşların ve Başkan Görmez'in hac ibadetlerini tamamlayarak yurda döndüklerini hatırlatarak, haclarını tebrik etti, ibadetlerinin kabul olmasını diledi.Bu haftanın Camiler Haftası olduğunu ve bu bağlamda haftanın temasının cami ve gençlik olarak belirlendiğini söyleyen Davutoğlu, görüşmede camilerle ilgili de istişarede bulunduklarını bildirdi. Görmez'in hükümetin kurulmasının ardından kendisini ziyaret ettiğini belirten Davutoğlu, kendisinin de bir iade-i ziyaret gerçekleştirdiğini dile getirdi.Toplantıda dini hayat ve yapılan faaliyetler konusunda geniş kapsamlı bilgi alma imkanı bulduğunu anlatan Davutoğlu, Diyanet İşleri Başkanlığının neredeyse cumhuriyetle yaşıt en köklü kurumlardan biri olduğunu anımsattı. Davutoğlu, 'Bu açıdan devletimizin, toplumsal hayatımızın kültürel sürekliliği, inanç özgürlüğü, inancımızın yaşanabilmesi ve son yıllarda özellikle artan uluslararası misyonuyla en temel kurumlarımızdan biridir' dedi.Diyanetin bünyesinde hizmet veren personeliyle çok geniş bir kadro ile görevini ifa ettiğini dile getiren Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:'Bu topraklarda, inancımızın, kültürümüzün ve temel değerlerimizin hayatiyetini devam ettirmesi sadece dini bir konu olmanın ötesinde aynı zamanda kültürel birlikteliğimizi, kültürel mevcudiyetimizi de ilgilendiren çok temel bir meseledir. Bu açıdan Anadolu'da Trakya'da asırlarca süre gelen temel insani değerlerimiz, ki birçok manevi öncüyle, Hazreti Mevlana’dan, Ahi Evran’a, Hacı Bayram-ı Veli’den Ebu Eyyub el-Ensari’ye kadar bu topraklara bir şekilde bu manevi özü vermiş şahsiyetlerin diktiği tohumlar bugünkü kültürümüzün de ana omurgasını teşkil etmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığımız, bu çerçevede hem vatandaşlarımızın dini hizmetlerini yerine getirmesi açısından tanzim edici bir rolü vardır, kamu görevi rolü vardır, hem kültürel sürekliliği devam ettirmesi bakımından dini bilginin yaygınlaşması görevi vardır, hem yurt dışındaki vatandaşlarımızın, soydaşlarımızın, gönüldaşlarımızın ve daha da uzak coğrafyalardaki dindaşlarımızla ilişkiler bağlamında yurt dışında yürüttüğü son derece asli görevler vardır, hem dini bilginin sağlıklı bir şekilde elde edilmesini temin edecek eğitim görevi vardır. Bu bakımdan Diyanet İşleri Başkanlığımız ilk kurulduğu dönemle kıyas edildiğinde aslında dünyadaki genel değişime ve küresel toplumun ihtiyaçlarına göre de kendini yenilemesi gereken bir kurumdur. Statik bir kurum değildir kesinlikle. Kesinlikle temel bazı itikadi esasları sadece yaymaya ve bunu korumaya yönelik bir kurum değildir. Uluslararası sistemdeki, uluslararası toplumdaki her bir değişimin etkilediği bir sosyal, kültürel, manevi ortam söz konusu ve Diyanet İşleri Başkanlığımızdan beklediğimiz temel görev bu etkiler çerçevesinde toplumumuzun ihtiyaçlarına cevap verilmesidir.'Davutoğlu, 1924’ten bu yana yürütülen birçok çalışmanın Diyanet İşleri Başkanlığının kendi içinde de reforme ede ede bugüne getirdiği çalışmalar olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:'İlk defa iktidarımız döneminde 2010'da Diyanet İşleri Başkanlığıyla ilgili kanuni düzenleme yapıldı, ancak bunun yanında da bütün bugün aldığım bilgiler de dünyadaki gelişmelerden gördüğümüz bu konularda hala ciddi bir yeniden yapılandırma ihtiyacı sözkonusu. Şimdi hem din görevlilerimizin görevlerini ifa ederken İslam'ın barış dini olduğu ve bu barış dini olma özellikleri itibarıyla da sosyal ahengin korunmasında temel değerlerin menşei, kaynağı olduğu gerçeğinden hareketle herkesi kuşatıcı, içselleştirici bir görev ifa etmeleri lazım. Bu anlamda dini hizmetler bağlamında, içeride de üzerinde durduk, atanmış din görevlisi kavramının yerine gönüllü görevini ifa eden ve aşkla görevini ifa eden, bir memur ya da bürokratik görevlinin ötesinde bu kültürel sürekliliği aşkla sağlayan bir din görevlisi anlayışının yerleşmesi önem taşıyor.''İslam bir estetik dinidir'Cami mimarisinde sözkonusu olabilecek estetik boyutta zaaf niteliği taşıyan gelişmelerin önüne geçilmesi konusunun herkesin sosyal sorumluluğu olduğunu vurgulayan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:'Cami mimarisi de dahil olmak üzere İslam bir estetik dinidir, sosyal kültür açısından barış dinidir, dolayısıyla İslam'ın herhangi bir şekilde yurt içinde veya yurt dışında şiddetle, terörle ilişkilendirilmesine karşı hepimiz tam bir seferberlik halinde hareket etmeliyiz. İslam selam verme anından itibaren muhatabına her bir inananın 'Ben senden eminim sen de benden emin ol' selamını verdiği bir dindir. Mimari açıdan ise bir estetik dinidir, mimari kargaşanın sürdüğü herkesin istediği tarz bir mimari anlayışıyla, bina anlayışı mimari diyemeyeceğimiz şekilde sade bir şeyi inşa etmeye dayalı, bunların hepsini ele aldık.'Cami mimarisi konusunun sadece Diyanet İşleri Başkanlığıyla ilgili olmadığını, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve belediyelerle de ilgili olduğunu vurgulayan Davutoğlu, 'Ben bugün özellikle rica ettim Diyanet İşleri Başkanlığından, Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızla da bunları konuşacağız, cami mimarisine bir estetik boyut kazandıracak bir denetim mekanizması kurma ihtiyacı var' dedi.Camilerin devlet dairesi gibi belli saatlerde açılıp kapanan mekanlar olmaktan çıkarılıp sosyal işleri yoğun, toplumun her kesimine hitap eden bir niteliğe dönüşmesinin önem taşıdığını anlatan Davutoğlu, 'Gençlerimizin, çocuklarımızın camilerde belli kurallara uyup uymama ötesinde camilere rahatlıkla girip çıkılabilen, rahatlıkla o sosyalleşmeyi gerçekleştirebildikleri mekanlar haline gelmesi konusunu ele aldık. Bu konuda Diyanet İşleri Başkanımızın hassas tutumundan da çok etkilendiğimi, mütehassıs olduğumu da ifade etmek isterim' diye konuştu.-'Bilgi anarşisi aslında dini şiddete yol açıyor'Dini bilginin sağlam kaynaklardan elde edilmesinin öneminin özellikle son dönemlerde yaşanan gelişmelerle daha büyük bir önem ifade ettiğini söyleyen Davutoğlu, 'Eğer bugün çok az bir dini bilgiyle insanlar dini konuda her türlü hükmü verebilecek konumda görmeleri gibi yanlış kanaat cereyan etmişse işte bu bilgi anarşisi aslında dini şiddete yol açıyor. Bilgide ortaya çıkan şiddet dini görünümlü veya algıda böyle ortaya çıkartabilen IŞİD benzeri yapılar ve diğer yapılarda toplumsal hayatımızda da İslam'ın dünyadaki algısını etkileyecek sonuçlar doğurabiliyor' dedi.Toplantıda ilmihal kavramından başlayarak bu konuların nasıl ele alınması gerektiğini de paylaştıklarını dile getiren Davutoğlu, şunları kaydetti:'Dini hayat denince burada hiçbir mezhep ayrımı, din ayrımı gözetmeden bütün din ve mezheplerin, muharrem ayı var, Alevi kardeşlerimizin, vatandaşlarımızın da bütün Sünniler ve diğer cemaatler gibi muharremi idrak etmeleri bağlamında da konuları ele aldık. Hiçbir ayrım gözetmeden herkesin kendi özgür iradesiyle dini anlayışını yaşayabilme hakkı insanlık onurunu ilgilendiren bir haktır. Bu anlamda o onurun korunması çerçevesinde de bütün din görevlilerimize Diyanet İşleri Başkanlığımıza içselleştirici, bütünleştirici ve birlikte ortak bir sosyal hayatı paylaşıcı bir çerçeve sunma ihtiyacı var. Biraz latifeyle ama gerçeği yansıttığını düşündüğüm için 'Türk İslamı, Arap İslamı, Afrika İslamı' gibi ayrımlar değil aslında İstanbul İslamı var, Medine İslamı var, bir çok kültürün bir arada yaşadığı İslam anlayışı ki kültürel çoğulculuğu da bünyesinde barındırır. Bir de böyle bir çoğulculuk anlayışına sahip olmadan gelişen dini telakkiler var ki maalesef alternatif veya farklı gördüğü her şeyi yok etmeye, tahrip etmeye dönük bir anlayış. Bu bazen farklı dinler, mezheplere mensup dini mekanların Irak'ta, Suriye'de görüldüğü gibi bombalanması, tahrip edilmesi şeklinde tecelli ediyor. Bazen hiç İslam'la uzlaşması mümkün olmayacak katliamlar şeklinde tecelli edebiliyor. Buna karşı İslam'ı bir barış dini olarak takdim etmek, korumak, yaymak başta Diyanet İşleri Başkanlığımız olmak üzere hepimizin görevidir.'Muhabir: Barış Gündoğan, Esra AltınmakasAA
Ömer Onan'dan Duygusal Veda
Fenerbahçe Ülker'in milli yıldızı Ömer Onan, basketbol kariyerine son verdi.Fenerbahçe Ülker'in Emporio Armani Milono'yu konuk ettiği Euroleague mücadelesinin devre arasında aktif basketbol kariyerine nokta koydu.İkinci yarının hemen öncesinde duygusal bir konuşma yapan Ömer Onan, hem veda etti hem de Fenerbahçe camiasına teşekkürlerini iletti. Ömer'in konuşmasının ardından kendiyse özdeşleşen 7 numaralı forması emekli edilerek Ülker Sports Arena'nın çatısına asıldı.Tribünler ise kaptanı, açtıkları 'Büyük kaptan Ömer Onan' pankartıyla uğurladı.Eurosport
Reklam
Yetenek Sizsiniz Finalisti 6 Aydır Kayıp
Geçimini çöplerden hurda toplayarak sağlayan ilkokul mezunu Mustafa Erden, geçen 6 Mayıs’ta, bir işi olduğunu söyleyip, saat 18.00 sıralarında Kekliktepe Mahallesi, İsmail Hakkı Yıldırım Caddesi’ndeki evinden ayrıldı. Gözlerini kendi ekseni etrafından fırıldak gibi çevirdiği, bir plastik leğen içinde iki madeni parayı ters yönde saatlerce döndürebildiği için çevresi tarafından ’Fırıldak Mustafa’ olarak tanınan oğlunun gece boyunca eve gelmemesi üzerine baba Mehmet Erden gidebileceği yerlere baktı, ancak kendisine ulaşamadı. Bekar oğlunun telefonlarına da haber vermemesi üzerine baba Erden, soluğu polis ve savcılıkta alarak kayıp, başvurusunda bulundu.Yaklaşık altı ay geçmesine rağmen oğlundan haber alamayan beş çocuk babası 67 yaşındaki Mehmet Erden, 'Annesi ile birlikte gözümüz yollarda. Geceleri uyuyamadığımız gibi gündüzleri de ne işe gidip gelebiliyoruz ne doğru dürüst işimize gücümüze bakabiliyoruz. Deli tavuk gibiyiz. Perişan ve şaşkın bir haldeyiz. Bugüne kadar ne ölüsünden ne de dirisinden bir haber çıkmaması bizi kahrediyor. Gözümüzün yaşının silinmesi için devletimizden yetkililerden ölüsünün veya dirisinin bulunmasını istiyor ve bekliyoruz' dedi.Gözü yaşlı anne 65 yaşındaki Fadime Erden, 'Oğlum Mustafa’nın kimseye bir zararı dokunmazdı. Kendi halinde bir yaşam tarzı vardı. Bir yere gideceği zaman bize mutlaka haber verirdi. Hayatından endişe ediyoruz. Cumhuriyet Savcılığı’na, polis ve jandarmaya bildirdik. Tüm aramalara rağmen izine rastlanmadı. Mustafa’mı gören varsa Allah aşkına bize bildirsin' diyerek gözyaşı döktü.Ailesi Mustafa Erden’i görenlerin polise veya Simav Belediyesi’nin 0 274 513 70 06 numaralı hattından kendilerine ulaşmasını istedi.DHA
İstanbul'da Kentsel Dönüşüme 128 Milyon TL Ayrıldı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Kadir Topbaş, 2015-2019 yılları arasında raylı sistem projelerine 21.5 milyar TL harcanacağını söyledi.İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Kadir Topbaş, 2015-2019 yılları arasında İstanbul’da kentsel dönüşüm projelerine 128 milyon TL ayrıldığını söyledi.Plana göre İstanbul'da raylı sistem uzunluğu yüzde 140 artacak, minibüs ve dolmuşlara İstanbulkart ile binilecek, taksiler ise merkezi sistemden yönlendirilecek, her yıl ortalama 780 sosyal konut inşa edilecek.İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan ve belediye meclisinde kabul edilen 2015-2019 Stratejik Planı'nda, İstanbul'da 4 yıl boyunca yapılması planlanan projelerin maliyetleri, tamamlanma süresi ve genel ayrıntılarına ilişkin bilgiler yer aldı.Stratejik Plana göre 2015–2019 yılları arasında raylı sistem projelerine 21,5 milyar TL harcanması hedefleniyor.Deniz yolunun geliştirilmesi için ise 683 milyon TL harcanması planlanıyor. 2017'ye kadar alınacak 10 yeni gemi ile deniz yolunu kullananların oranı yüzde 5 olacak.Öte yandan İstanbul'da birçok semtin Riskli Alan ilan edilmesi ile tartışmalara neden olan Kentsel Dönüşüm Projelerine 5 yılda 128,6 milyon TL ayrılacağı açıklandı. Belediye parselleri üzerindeki gecekonduları düzenli yaşam alanına dönüştürmek için 646.4 milyon lira harcanacak. Belediye parselleri üzerinde bulunan gecekonduların yıkımında her yıl ortalama 90 gecekondu tasfiye edilecek. Bu süreçte tamamlanan sosyal konut sayısının ise her yıl ortalama 780 olması planlanıyor.T24
Reklam
Prandelli ve Kartal'dan Önemli Açıklamalar
Derbi öncesi Galatasaray ve Fenerbahçe'nin teknik direktörleri LİG TV'de yayınlanan Depar’a konuk oldu.İşte kamplardan canlı bağlantılarla programa katılan İsmail Kartal ve Cesare Prandelli’nin tüm açıklamaları;Galatasaray Teknik Direktörü Cesare Prandelli“Derbi havasına girdik. Bir kaç gündür çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. Ünal Aysal ile buluşmamız çok özeldi. Buraya gelip kazanmamız gerektiğini söylemesi bizim için çok önemliydi.”“Maçlarda kendi işimize odaklanmamız gerekiyor. Başkan değişikliklerini bazen unutabiliyoruz. Derbi karşılaşmalarının duyguları çok farklı olur. Güçlü olduğumuzu sahaya taraftarlarımızın destekleriyle yansıtacağız.”“Taraftar olarak baktığımızda çok önemli bir derbi. Desteği 12. Adam yani taraftardan alıyoruz. Maçın kaderini değiştirebilmek için kaleye yakın oynayan futbolcularımıza büyük bir iş düşüyor. Burak bugün ısınmaya bizimle çıktı. Umarım yarın görev alır.”“Zorluklar Galatasaray gibi bir takımda olmaması gerekiyor. Oyun kalitemizi ortaya koymak için her türlü değişiklikleri yapıyoruz. Birinci maçta kondisyonumuz eksikti. Fenerbahçe 3 yıldır aynı futbolcularla oynuyor. Ama biz elimizden geleni yapacağız.”“İsmail Kartal’a öncelikle iyi şanslar diliyorum. Adına yakışan bir karşılaşma olacak.”“Sneijder orta sahanın her bölgesinde oynayabilen bir futbolcu. Hollanda milli takımında da bunu gösterdi. Yarından sonraki günlerde de Sneijder’i farklı yerlerde görebilirsiniz.En önemlisi benim için kazanma isteği olan futbolcularım olduğu için çok şanslıyım. Terimizin son damlasına kadar sahada mücadele etmemiz gerekiyor. Bunu da göstereceğiz.”Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal“Öncelikle Prandelli’ye teşekkür ederim. Süper Kupa öncesi Prandelli ile tanışma imkanı buldum. Kendisine başarılar dilerim.”“Kupa karşılaşmasında iyi motive olmuştuk. Kupayı kazanmak camia adına çok önemliydi. Oyuna hakim olan bizdik. Kupayı kazandığımız için o moralle lige başladık. Takımımın performansından çok memnun kaldım.”“Hesaplarımda olmayan Akhisar mağlubiyeti var. Ama Konyaspor karşılaşması bizim için bir referans karşılaşması oldu. 10 kişi oynamak bu ligde kolay değil.”“Milli maçtan sonra futbolcularımda yıpranmışlık gördüm. Ama toparlandılar ve derbiye hazırlar. Talihsiz bir dönemde de olsak şartlar ne olursa olsun. Takımımı iyi motive etmek isterim. Rakibi iyi analiz ederek. Kendi takımımda da en iyiye yakın ideal 11′ler belirliyoruz. Oyuncularımın gelişmesini görmek beni çok mutlu ediyor.”“Ben Fenerbahçe’de Teknik Direktör olarak çalışmaktan çok mutlu ve gururluyum. Neşeli idmanlar geçiyor. Bunlar çok güzel.Gelişmeye devam edeceğiz. Biz bir takımız. Herkes birbirine saygı duyuyor.”“Bu camianın çocuğuyum. Taraftarlarımızla 4. yıldızı takmak için çok çalışıyoruz. Futbolcuyken sadece kendimi düşünüyordum ama şimdi Teknik Direktör olduğum için çok şey düşünüyorum. Kafamda maçı yaşıyorum.”“Prandelli konuşurken maçı yaşıyor gibiydim.Emenike ile konuştum. Ter idmanı yaptı. Yarın kendini toparlayacaktır.”Açık Mert Korkusuz
Ekşi Sözlük Yazarına Tazminat Cezası
İnternet sitesi Ekşi Sözlük üzerinden Marmara Üniversitesi (MÜ) İletişim Fakültesi Dekanı Yusuf Devran'a hakaret ettiği iddiasıyla yargılanan aynı üniversitenin öğrencisi Mikail Boz, 3 bin lira manevi tazminat ödemeye mahkum edildi.Devran, MÜ İletişim Fakültesi'ne dekan olarak atanmasının ardından 13 Temmuz 2011'de, internet sitesi Ekşi Sözlük üzerinden 'Discover' rumuzlu bir kişi tarafından yazılan yazıda kendisine hakaret edildiği gerekçesiyle 5 bin liralık manevi tazminat davası açtı.Yusuf Devran'ın avukatı tarafından İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne sunulan dava dilekçesinde, aynı üniversitenin öğrencisi olduğu belirtilen Mikail Boz'un, Devran'ı, hakkında asılsız ve mesnetsiz ithamlarla kamuoyu oluşturarak itibarsızlaştırmaya ve anlamsız tartışmaların içine çekmeye çalıştığı savunuldu.'Meğer Marmara İletişim'in mesihi imiş'Davalı Boz'un Ekşi Sözlük adlı sitedeki yazısında kullandığı 'Meğer herif, Marmara İletişim'in mesihi imiş, şimdiden tepeden dekan oldu..' şeklindeki beyanları sonrası, fakülte yönetim kurulu tarafından okuldan uzaklaştırma cezası aldığı hatırlatılan dilekçede, Boz'un bu uzaklaştırma kararını televizyon ve gazetelere taşıyarak, davalı hakkında olumsuz kamuoyu oluşturduğu savunuldu.Şikayet üzerine davalı Boz'un daha önce de İstanbul Anadolu 35. Sulh Ceza Mahkemesi'nde yargılandığı ve hakaret eylemi nedeniyle aldığı cezanın ertelendiği aktarılan dilekçede, 5 bin lira manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi talep edildi.Davalı Mikail Boz'un avukatı tarafından mahkemeye sunulan cevap dilekçesinde ise Boz'un ifade ettiği görüşlerin düşünce hürriyeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek, davanın reddi istendi.Mahkemenin kararıDavaya ilişkin gerekçeli kararını yazan İstanbul Anadolu 6. AsliyeHukuk Mahkemesi, Mikail Boz'un söz konusu yazıda, fikir ve düşünce hürriyeti ile eleştiri sınırlarını aşarak hakaret ettiğinin, bu hakaret sonucunda davacının kamuoyu nazarında manevi yönden zarar gördüğünün anlaşıldığını ifade etti.CNNTürk
'IŞİD İlk Kez Havada' İddiası
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, IŞİD’in ele geçirdiği üç savaş uçağını Halep üzerinde uçurduğunu ve örgüt mensuplarının Saddam döneminde görev yapan pilotlar tarafından eğitildiğini öne sürdü. ABD ise 'haberimiz yok' dedi.Londra merkezli Gözlemevi’nin görgü tanıklarına dayandırarak verdiği bilgiye göre, uçaklar Halep doğusundaki El Cerrah askeri üssünden kalkıyor ve buraya iniş yapıyor.Gözlemevi’ne göre Saddam Hüseyin döneminde Irak ordusunda görev yapmış ve şu anda IŞİD’e katılmış olan Iraklı pilotlar, örgüt mensuplarına pilotluk eğitimi veriyor.Görgü tanıkları uçakların Suriye ordusundan ele geçirilen MIG-21 ve MIG-23 tipi uçaklar olabileceğini öne sürüyor.Ancak uçakların silah donanımına sahip olup olmadığına dair net bir bilgi yok. Gözlemevi bu gelişmenin IŞİD'in havadaki ilk askeri faaliyeti olduğunu belirtti.ABD ordusundan yapılan açıklamada ise, 'IŞİD'in hava operasyonları yaptığına dair bilgimiz yok' ifadeleri kullanıldı.Örgüt Halep'teki Cerrah üssünün yanı sıra bu üssün çok yakınında, Rakka kentinde bulunan Tabka hava üssünü elinde tutuyor.Irak - Şam İslam Devleti (IŞİD), Irak ve Suriye’de faaliyet gösteren silahlı bir örgüt. Selefi ideolojiye sahip IŞİD; Irak, Suriye, Filistin ve Ürdün topraklarını içine alan bölgede şeriata dayalı bir devlet kurmak istiyor. 2004’te Irak’ta kurulan ve şu anda liderliğini Ebubekir El Bağdadi’nin yaptığı IŞİD, Suriye ve Irak’taki en güçlü silahlı gruplar arasında yer alıyor.ABD yönetimi, Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) Irak ve Suriye’de geniş bir alanı kontrol etmesi sonrasında, örgütün Irak’ta Kürt bölgesine ilerleyişi ve aralarında ABD vatandaşlarının da olduğu gazeteci ve yardım çalışanlarının öldürülmesinin ardından harekete geçerek, öncülük ettiği koalisyon güçleriyle beraber örgüte yönelik hava saldırıları başlattı.Al Jazeera ve Reuters
25 Aralık Savcısının İhracı İstendi
25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasını yürütürken görevden alınan ve hakkında soruşturma başlatılan Savcı Muammer Akkaş'ın ihracı istendi.25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasını yürütürken görevden alınan ve Tekirdağ’a düz savcı olarak atanan Savcı Muammer Akkaş ile ilgili Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Müfettişi Ömer Kara tarafından yapılan soruşturma tamamlandı. Müfettiş Kara, Akkaş’ın meslekten ihracını istedi.BENİM VİCDANIM RAHATİhraç istemiyle ilgili konuşan Muammer Akkaş,'Benim vicdanım rahat. Kaderde varsa çekeceğiz' diyerek yorumladı. Akkaş, 'Ben 5 yıl müfettişlik yaptım. Bu tür davaların nasıl sonuçlanması gerektiğini iyi biliyorum. Geçmişte bu ülkede uyarı cezası verilmesi gerekirken meslekten ihraç edilen Ferhat Sarıkaya olayı yaşandı. Benim vicdanım rahat. Ben doğru olanı yaptığıma inanıyorum. Ben soruşturmada bütün sorulara makul cevaplar verdim. Anadolu da bir söz vardır; Meyve veren ağaç taşlanır. Kaderde varsa başa gelen çekilir' dedi.Akkaş, HSYK kararının kendisine henüz tebliğ edilmediğini ve işinin başında olduğu söyledi.DHA
Reklam