onedio
Haydarpaşa Numune'ye Kaldırılan Hastada Ebola Değil Mers Şüphesi
Hac dönüşü fenalaşan 66 yaşındaki H.E., ebola şüphesiyle Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürüldü. Hastanenin acil servisi hasta ve ziyaretçilere kapatıldı. Yapılan tetkiklerin ardından hastaya MERS (Corona) virüsü ön tanısı konuldu.Doğan Haber Ajansı’nda yer alan habere göre İstanbul'da, hac dönüşü yüksek ateş ve öksürük nedeniyle fenalaşan ve hastanede izole edilen 66 yaşındaki kadına MERS virüsü (corona virüsü) ön tanısı konuldu.Edinilen bilgiye göre, cumartesi günü Suudi Arabistan'dan Türkiye'ye dönen 66 yaşındaki H.E, yüksek ateş ve öksürük sebebiyle fenalaştı. Ambulansla sabah saatlerinde Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürülen H.E, izole edilerek referans hastane Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi.Burada güvenlik önlemlerinin alınmasının ardından hastanın tetkikler yapıldı. Ebola virüsü taşımadığı kesinleşen hastaya, MERS virüsü ön tanısı konuldu.Bu arada kısa süre hasta ve ziyaretçilere kapatılan acil servis de yeniden hizmet vermeye başladı.DHA
Kokusu Olsa Yetecek, Annelerin Burnumuzda Tüten 12 Yemeği
12 yaşından bu yana dışarıda okuyan/çalışan biri olarak diyebilirim ki az önce dünyanın en gerçek başlığını attık.Anne yemeği kendi lezzetinden daha çok özlemdir çünkü. Biraz nostalji, biraz ailedir çünkü. Tuzu eksik, yağı fazla olsa da çocukluğa bir geri dönüştür çünkü.60 yaşına da gelsek özleriz, burnumuzda tüter o muazzam insanların yemekleri.
Reklam
Uzayda Yaşam Mümkün Olacak mı?
Zirvede bilim, teknoloji ve sağlık alanındaki ilginç gelişmeler ele alınacak. Tartışılacak konular arasında insanların günün birinde Dünya dışında kurabileceği uzay kolonileri de bulunuyor.Gezegenimizin nüfusu hızla artarken yaşayacak alan ve kaynaklar için rekabet sorunu bazı insanları Dünya’nın ötesine bakmaya yöneltti. SpaceX adlı uzay turizmi şirketinin girişimcisi Elon Musk, “Herhangi bir felaket halinde insanlığın varlığını korumak için birçok gezegende yaşam olanağının araştırılması gerektiğine” inanıyor.Bu vizyon size inandırıcı gelmese de insanın keşfedilmemiş olanı keşfetme içgüdüsünü görmezlikten gelmek zor. İşte bu güdü, insanları gezegenimizin güvenli sınırlarının ötesine bakmaya yöneltiyor. Aslında bunu başarmak düşündüğümüzden daha kolay olabilir. Eski astronot Jeffrey Hoffman’a göre Güneş Sistemi’nde yakın birkaç yere gidebilme hayali kurmamızı sağlayacak teknolojiye sahibiz. “Ay az ötemizde, Mars ise hiç de uzak değil. Bu yolculukların yapılmasını sağlayacak bazı adımların birkaç yıla kadar atıldığını görmek mümkün,” diyor Hoffman.Bu konuda ilk fikri 1920’lerde Avustruya-Macaristanlı ilk roket tasarımcısı Herman Potoçnik ortaya attı. Potoçnik’in hayal ettiği şey, UFO benzeri dairemsi bir uzay aracıydı. Bu araç yapay yerçekimi yaratmak için dönüyor, enerji ihtiyacı içinse güneş ışınlarını odaklayacak içbükey bir ayna kullanıyordu. Bu fikir ne kadar inanılmaz gelse de yıllarca etkisini yitirmedi. 1970’lerde Princeton Üniversitesi fizikçisi Gerard O’Neill ile daha sonra dünyanın en eski uzay topluluğu olan İngiltere Gezegenlerarası Dernek (British Interplanetary Society) bu fikre sahip çıktı. Uçan uzay kolonileri fikrini bir kenara itmeden önce şunu belirtmekte yarar var: BIS, insanoğlu Ay’a ayak basmadan 30 yıl öncesinde bu yolculuğu öngörmüştü.Diğer uzmanlar ise uzay araçlarıyla uzay boşluğunda koloniler kurmak yerine, bir gezegende ya da Ay’da insanın yaşamını sürdürmesi için gerekli unsurları içeren yapay bir “biyosfer” yaratarak yaşam alanı oluşturma fikrini daha akla yatkın buluyor. Bu konuda ilgi odağı Mars oldu ve 2025’e kadar orada yeni bir medeniyet yaratılmasını hedefleyenler var. Hollandalıların 2012’de başlattığı Mars One projesine 200 bin başvuru yapıldı. Bunlar arasından seçilen 40 kişiye eğitim verilerek realite şov programlarına hazırlanıyor ve bu şekilde projeye gelir sağlanmaya çalışılıyor. Elbette bu projeye karşı çıkanlar da var; fakat uzayda koloni kurulması fikrine yönelik ilgiyi göstermesi bakımından önemli.Dev bir Mars Koloni Taşıtı ile Kızıl Gezegen’e insan taşımanın SpaceX yöneticisi Musk’ın da hedefleri arasında olduğu söyleniyor. Musk bunun sadece bir başlangıç olacağına, “Mars’ta koloni kurulduktan sonra bunun tüm Güneş Sistemi’ne de yayılabileceğine” inanıyor. Musk, hızlı uzay araçlarının yapılması halinde Jüpiter’in aylarında, hatta göktaşlarında bile koloni kurulabileceğini ifade ediyor.Uluslararası Uzay İstasyonu’nda yaşam, uzay kolonilerinde karşılaşılacak sorunlara dair fikir veriyor. İstasyondaki altı kişiye su taşıma gideri yılda 2 milyar doları buluyor. Gıda ve oksijen tedariki masrafları da cabası. Bu nedenle, uzay kolonisinin kendi kendine yeterli hale getirilmesi adıl ideal olanı.Bir de insan vücudunun maruz kalacağı sorunlar var: Yerçekimi azlığı kemik ve kaslarda zayıflığa ve kafada basınç birikimine neden oluyor; bu ise geçici ve kalıcı göz sorunlarına yol açıyor. Uzaydaki radyasyon katarakta yol açabileceği gibi kanser riskini de arttırıyor. Öte yandan uyku sorunları ve yalnızlık ruh sağlığını olumsuz etkiliyor. Uzay kolonilerinde bu tür sorunların çözülmüş olması gerekiyor.Kapalı bir mekânda sosyal ilişkilerin nasıl etkileneceği sorunu da var elbette. Moskova’da Mars500 projesi kapsamında yapılan deneylerde altı kişi 520 gün süreyle 80 metrekarelik bir alanda yaşamak zorunda bırakıldığında birçoğunda uyku, algı ve depresyon sorunlarının ortaya çıktığı gözlendi.İzole olmuş insanların nasıl yönetileceğine, bu yeni toplumlarda çatışmaların nasıl önleneceğine dair siyasi sorunlar da cevap bekliyor. Bazı bilim insanları ve felsefeciler gelecekte ortaya çıkması muhtemel bu medeniyetler için bir “haklar bildirgesi” hazırlamaya girişti bile.İnsanların uzayda üreme yeteneğine sahip olacağını varsayarsak, ki astronotların karşılaştığı sorunları düşündüğümüzde bunun kesinliği söz konusu değil, bu izole kolonilerin kendine özgü kültürleri olacaktır. Bunlar belki kendi dillerini geliştirecek, hatta yeni fiziksel özelliklere bile sahip olabilecekler.Portland Üniversitesi’nden Cameron Smith’e göre, 2000 kişilik bir uzay kolonisi 300 yıl içinde bizden farklı bir görünüme sahip olacak, farklı davranış biçimleri geliştirecektir; farklı saç yapısı, farklı bir deri, düşük yerçekimine uygun ve manevra yeteneği daha yüksek bir vücut şekli vb. gibi.Hatta Smith, bu yeni kolonilerin genetik mühendislik yoluyla yeni organlar bile tasarlayabileceklerine inanıyor; örneğin kozmik ışınlardan korunmak amaçlı organlar, ya da karbondioksitten oksijen sağlamayı kolaylaştırıcı solungaçlar gibi. Böylece Marslılar yapay biyosferden çıkıp yeni evlerine tam olarak yerleşmiş olacaklar.BBC 
Gol Sevinci Sırasında Yeşil Sahada Korkunç Ölüm!
Hindistan'da yerel ligde oynanan Bethlehem Vengthlang - Chanmari West arasında oynanan mücadelede acı bir olay yaşandı.Mücadele 1-0 Chanmari West'in üstünlüğü ile devam ederken ev sahibi Bethlehem Vengthlang'in 23 yaşındaki oyuncusu Peter Biaksangzuala gelişen atak sonucunda topu ağlara göndererek skora dengeyi getirdi. GOL SEVİNCİNDE HAYATINI KAYBETTİİşte ne olduysa bu golden sonra oldu. Beraberlik golünün ardından büyük sevinç yaşayan Peter Biaksangzuala art arda taklalar atmaya başladı. Bir anda yere yığılan Peter boynunun kırıldığı ve hayatını kaybettiği öğrenildi.
Reklam
Bebek Sahibi Olmadan Önce Hiç Kimsenin Size Söylemediği 15 Hayati Mevzu
Çocuk sahibi olmak insan hayatındaki en olağanüstü adımlardan birisi, hatta belki de en önemlisidir. Bu küçük yaratıklar, hayatınıza kimsenin getiremeyeceği bir mutluluğu getirebilme kabiliyetine sahiptir. Aslında, çocuk sahibi olduktan sonra, kendi kendinize en sık tekrar edeceğiniz şey 'ben gerçek aşkın anlamını bilmiyormuşum' olacak. Fakat, hiç kimsenin size söylemediği ve çocuk sahibi olmadan asla anlayamayacağınız bazı şeyler de var. Bu galeride, bu sırlardan birkaçını sizler için sıraladım. Sahiden, anne ve babalar, bu durumları çocuk sahibi olduktan sonra öğrenmediniz mi?
49 Bin Asansörün Yüzde 73'üne Kırmızı Etiket!
10 işçinin can verdiği asansör kazası hafızalarda tazeliğini korurken TSE’nin 39 ildeki muayene sonuçları tüyler ürpertti. 49 bin 450 asansörün yüzde 73’ü, yüksek risk taşıdığı için kırmızı etiket aldı, bunların arasında Haseki ve Samatya hastaneleri dikkat çekti. Mühürlenmesi gereken asansörlerin yüzde 90’ı, etiketler kaldırılarak kullanılmaya devam ediyor.Mecidiyeköy’de 10 işçinin hayatını kaybettiği kazadan sonra gözler asansör güvenliğine çevrildi. Türk Standartları Enstitüsü’nün (TSE) periyodik muayeneleri, asansörlerin taşıdığı riskleri gözler önüne serdi. Zaman gazetesinin bugün manşete taşıdığı Cihat Ünal ve Celal Kaya imzalı habere göre, TSE, 39 ilde 186 belediye ile imzalanan protokol gereği 49 bin 450 asansörü inceledi. Kamu kurumları ve hastanelerin yanı sıra apartman ve site gibi sivil binaların da incelendiği muayeneler sonunda 36 bin 500 asansör ‘kırmızı etiket’le işaretlendi. Bu, asansörlerin yüzde 73’ünün can ve mal güvenliği için yüksek risk taşıdığı anlamına geliyor. Kamu kurumları ve hastane asansörleri ise apartmanlardan daha kötü çıktı. Samatya ile Haseki hastanelerindeki asansörler kırmızı etikete rağmen kullanılmaya devam ediyor. Şişli Etfal’de yeşil etikete karşın sık sık arıza yaşanıyor. Antalya’nın Kepez ilçesinde üç yıl önce yapılan 48 dairelik TOKİ bloklarındaki asansörlerde eksik malzeme kullanıldığı ortaya çıktı. Ani düşmeye karşı frenleme sisteminin yetersiz olması sebebiyle ‘kullanılması tehlikelidir’ yazısıyla vatandaşlar uyarıldı. Ancak bina sakinleri canı pahasına asansörleri kullanmayı sürdürüyor.TSE’nin gerçekleştirdiği asansör denetimleri, tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi. Kamu kurumlarının yanı sıra apartman ve site gibi sivil binaların da yer aldığı 49 bin 450 asansör incelendi. Periyodik muayeneler sonunda asansörleri yüze 73’ü (36 bin 500’ü) can ve mal güvenliği açısından her an kaza oluşturabilecek ‘tehlike’ işareti olan ‘kırmızı etiket’le işaretlendi. TSE uzmanları tarafından hazırlanan rapor, periyodik muayeneye alınan kamu kurumları ve hastane asansörlerinin apartmanlardakinden daha kötü durumda olduğunu gösterdi. Bazı kamu kurumlarında ve özel şirketlerde, yöneticilerin tehlike işaretini tepkilerden korktukları için kaldırdığı anlaşıldı.TSE Avrupa Yakası Sorumlusu İstanbul Proje Koordinatörü Erdinç Balcı, “Kamu kuruluşları ve özel sektörlerde kırmızı etiket iliştirildiğinde yöneticiler asansör üzerine iliştirilen kırmızı ve sarı etiket olmasından rahatsız oluyorlar ve gayri resmi bir şekilde etiketi kaldırtıyorlar.” diyor. Yöneticilerin yaklaşık yüzde 90’ının bu etiketleri kaldırarak insan hayatını tehlikeye attığını söyleyen Balcı, bu tip asansörlerin mühürlenmesi gerektiğini vurguluyor. Ardından vatandaşlara çağrıda bulunuyor: “Halkımız TSE kontrolü yapılmış ama güvenlik etiketi bulunmayan asansörlerin bina kimlik numarasını alıp TSE’yi ararsa, asansörlerinin hangi güvenlik etiketi aldığını öğrenebilir.”Asansör bakım ve işletme yönetmeliği gereği kırmızı etiket ilişkilenmiş asansörlere ilgili belediyeler mühür vurması gerektiğine dikkat çeken Erdinç Balcı, “2012 yılında kırmızı etiket ilişkilendirilen asansör sayısı yüzde 92 iken, 2014 yılında yüzde 73’e düştü. Ancak bu gelişme tehlike göz önüne alındığında anlamsız kalıyor. İlgili belediyeler asansörleri denetleyip mühür vurmuyor.” ifadelerini kullanıyor. Balcı, her yıl binlerce asansör kazası meydana geldiğini ancak bunların yüzde 90’ının kayıtlara geçmediğini de kaydediyor ve ekliyor: “Zira bu kazalar bireysel ilişkilerle absorbe ediliyor.”Bakım firmalarının yapmış olduğu bakımların yüzde 95’i sahteAraştırma, ‘yeni bakım yapıldı’ denilen birçok asansöre hiç bakım yapılmadığını da gözler önüne serdi. Erdinç Balcı, “Bakımlar, ayarlar ve gerekli parça değişimleri ile ilgili asansör bakım şirketlerinin kayıtlarını inceledik. Maalesef bu bakımların yüzde 95’i sahte ve yanıltıcı kayıtlardır. Asansör bakım şirketleri paraya ve ranta endeksli hizmet veriyor.” tespitinde bulunuyor. Asansörlerin kontrollerini yapan firmaların çoğunun yetersiz olduğunu da şöyle anlatıyor: “Bu işi Türkiye’de en iyi yapan iki kuruluş var; TSE ve Makine Mühendisleri Odası. Ancak sektörün çoğunluğu hareket ve manevra kabiliyeti düşük insanların bulunduğu, emeklilerden oluşan birçok muayene kuruluşundan oluşuyor. Bunlar ranta ve paraya dayalı firmalar. Piyasada ‘çantacı’ olarak biliniyorlar.”CİHAT ÜNAL - CELAL KAYA | Zaman
Petrol Hayalleri Kuyuya Düştü
Niğde'nin Bor ilçesine bağlı Badak köyünde 9 yıl önce petrol bulunmuş ardından bölgede 2  petrol  kuyusu açılmıştı. Petrol bulunduğunu duyanlar köylülerden arazilerini değerinin 2 katı fiyat vererek satın almıştı ancak Maden Tetkik Arama (MTA) 2 yıl önce kuyuları kapatarak çalışmalara son verdi. Bunun üzerine arazileri elinde kalanlar topraklarında güneş enerjisinden elektirik üretmek için ruhsat aldı.2007 yılında haber ajanslarından 'Niğde'de petrol bulundu' haberlerinin gelmesi Badak köylülerinin yüzünü güldürdü. Köylüler talih kuşunun üstlerine konduğunu düşündü. Yapılan ilk haberlerde 218 -627 milyar dolarlık bir petrol varlığından söz edilirken köye 'Türkiye'nin Teksas'ı'  dendi.  Köylüler köyde açılan büyük petrol kuyularının önünde zengin olma hayaliyle poz verdiler. Aradan 7 yıl geçtikten sonra MTA bırakın 600 milyar doları buradaki kuyular beş para etmez kör kuyular diyerek kuyuları kapatıp köyden ayrıldı. Ancak köy muhtarı  Ayhan Kolkan ile konuştuğumuzda bize dışarıdan gelen iki iş adamının petrol kralı olma umudu ile 7 bin dönüm araziyi köylülerden 2 katına satın aldıklarını söyledi.İki kişi 7 bin dönüm arazi satın aldı150 haneye sahip 400 nüfuslu Badak Köyü Muhtarı Ayhan Kolkan köyde petrol çıkarılacağının öğrenilmesinin ardından dışarıdan gelip köylülerin bütün arazilerini satın almak isteyenlerin olduğunu  söyledi. Kolkan, o yıllarda  1 dönüm arazinin fiyatı 400 lira ederken dönümünü 1000 lira verip alanların olduğunu hatta iki kişinin 7 bin dönüm arazi satın aldığını ifade ederken sözlerine şöyle devam etti:' O dönemde bütün köy zengin olacağız zannettik. Ortada tarla kalmadı, hepsi satıldı. Arazilerimizin altından petrol  çıkıyordu, bunu duyanlar gelip köylülerden topraklarını satın aldılar. Açılan kuyulardan yıllarca petrol üretimi yapılacak diye bekledik ama 2 sene önce MTA işimiz bitti diyerek kuyuları kapatıp gitti. O arazilerden çıkacak petrole ortak olmak isteyenler şimdi binlerce dönümlük araziye buğday ekiyor, uğraşmak istemeyenler ise  yarı fiyatına köylüye geri sattı. 'Yatırımlar sonuç vermediKöyden 2010 yılında yaklaşık 3 bin dönüm arazi satın alan ve İstanbul'da tekstil işiyle uğraşan Şanlıurfa'lı Mehmet Üçel   arsaları yatırım amacıyla aldığını ifade etti. Üçel o dönemde Türkiye'nin farklı bölgelerinde yatırım amaçlı arazi aradığını ve Badak'taki arazilerin kendisine cazip geldiğini söyledi:' Arazi satın aldığım zamanlar MTA köyde petrol arama çalışmalarına devam ediyordu. İleride belki değerlenir diye aldım ama şimdi üstüne  değer kaybetti. Umduğumu bulamadım. 4 yıldır arpa, mısır, buğday ekerek arazileri değerlendiriyorum, çorak araziler olduğu için pek getirisi yok. Kışın çok yağmur yağarsa köylü kazanıyor. Köyde boş arazilerde güneş enerjisi için yatırımlar var ben de bu konuda araştırma yaptım kendi arazilerimde güneş paneli kurmak istiyorum.''Kuyudan hala kendiliğinden petrol çıkıyor'Muhtar Ayhan Kolkan  köylerine yıllar önce gelen MTA ekiplerinin kendilerine buradaki petrolün çok kaliteli olduğunu ve mutlaka çıkarılması gerektiğini ifade etmesine rağmen giderken kendilerine Ankara'dan böyle bir isteğin geldiğini söylediklerini belirtti. Kolkan MTA'nın giderken kuyuların üstüne toprak döküldüğünü, kapalı bırakılan vanadan ise zaman zaman ham petrol aktığını buna bütün köyün defalarca şahit olduğunu söyledi.Emre ESER/ Vatan Haber Merkezi
Reklam
Arda FIFA'nın Manşetinde: 'Bu Yüzden Deliyim'
FIFA'nın internet sitesi, Arda Turan ile bir röportaj yaptı... Arda röportajında oyun karakterine yönelik detayları ortaya koyarken, Diego Simeone ile Fatih Terim arasında birçok benzerlik bulunduğunu da dile getirdi.Atletico Madrid'de forma giyen milli futbolcu Arda Turan, FIFA'nın resmi internet sitesi fifa.com'a bir röportaj verdi. Atletico Madrid'de kazandığı kupalardan milli takımın performansına Şampiyonlar Ligi'ndeki şanslarına dek açıklamalarda bulunan Arda, geçtiğimiz yıl Devler Ligi finalinde Real Madrid karşısısında alınan yenilginin üzüntüsünü hala yaşadığını dile getirdi.'RONALDO VEYA MESSI’MIZ YOK'Milli futbolcu, Atletico Madrid'in savunma güvenliğini ön planda tutan oyun anlayışı konusunda yapılan eleştiriler hakkında 'Takımımızda Ronaldo ya da Messi yok. Bu yüzden biz de çok çalışmalı ve gerçek bir takım gibi oynamalıyız. Oyunumuz herkese hoş gelmeyebilir ama biz bu futbola kazanıyoruz' sözleriyle yanıt verdi.'BU YÜZDEN DELİYİM'Maç öncesinde yaşadığı heyecanı ilk düdükle birlikte terk ettiğini ifade eden Arda, 'Maçın ilk düdüğü öncesine kadar kalbim göğsümden fırlayacak gibi atarken maç başladığı gibi sakinliğimi yakalıyorum. Tamamen sakin olabiliyorum. Herhangi bir gerginliğim olmuyor ve kendime olan güvenim en üst seviyede oluyor. Ama bunun nasıl gerçekleşebildiğini bilmiyorum. Belki de bu yüzden biraz deliyim' değerlendirmesinde bulundu. Futbolu bıraktığında iyi bir insan olarak anılmak istediğini söyleyen milli futbolcu, hayat felsefesinin insanları mutlu etmek olduğunu dile getirdi.'TERİM HÜCUM, SIMEONE SAVUNMA'Arda, 'Fatih Terim'in Milli Takım’a döndüğü günün benim açımdan çok özeldi. 12 yaşındayken beni Galatasaray'a transfer etmişti. Benim için bir teknik direktör, bir arkadaş ve bir baba. Kariyerime etki eden en önemli teknik adam. Onun kenar yönetim tarzıyla Sımeone arasında birçok benzerlikler var. Ancak Fatih Terim atağa, Simeone ise savunmaya daha çok önem veriyor' diye konuştu.Cumhuriyet
Reklam
Yeni Kimliklerden Gelecek 1,368 Milyar TL Nereye Gidecek?
Kartın maliyeti 5 TL ise neden vatandaştan fazladan 988 milyon TL daha toplanacak?Bu parayla AOÇ’deki saray ve Erdoğan’ın özel uçağının maliyeti mi karşılanıyor?Suriyelilere yapılan yardımın açtığı 4 milyar TL’lik deliğin 1/3 mü kapatılacak?Yeni çipli kimlik kartlarının aralık ayından itibaren vatandaşlara 18 TL karşılığında dağıtılmaya başlanacak olması, 76 milyon vatandaştan toplanacak 1 milyar 368 milyon TL’lik meblağın ne yapılacağı sorusunu gündeme getirdi.Bu paranın akıbetinin peşine düşen CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Doğuştan gelen bir hak olan vatandaşlığın göstergesi kimlik kartı için neden para alınıyor? Toplanacak 1 milyar 368 milyon TL’lik para nereye harcanacak? Kartın maliyeti 5 TL ise neden vatandaştan fazladan 988 milyon TL daha toplanacak? Bu parayla AOÇ’deki saray ve 12. Cumhurbaşkanı’nın özel uçağının maliyeti mi karşılanıyor? Suriyelilere yapılan yardımın açtığı 4 milyar TL’lik bütçe deliğinin 1/3 mü kapatılacak?” diye sordu.Kartın maliyeti nedir?CHP’li Umut Oran, konuyu soru önergesiyle TBMM gündemine taşırken, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e şu soruları yöneltti:- Yeni kimlik kartlarının Aralık ayından itibaren dağıtılacağı ve vatandaşın bu kartları 18’er TL ödeyerek alabileceği bilgisi doğru mudur? Bu kartların maliyeti kaç TL’dir?Vatandaşlık göstergesi kart satılır mı?- Doğuştan gelen bir hak ve vatandaşlığın göstergelerinden birisi olan kimlik kartı alımı için neden vatandaştan para talep ediliyor? Bu parayı öde(ye)meyenler kimlik kartı olmadan mı yaşayacak?Neden vatandaştan fazladan 988 milyon TL toplanıyor?- 76 milyon vatandaşımızın 18 TL karşılığında kimlik kartlarını teslim alması durumunda elde edilecek 1 milyar 368 milyon TL’lik para nerede kullanılacak?- Bu kartların maliyeti 5 TL ise her vatandaştan fazladan 13’er TL alınmasının gerekçesi nedir? Kartların maliyeti 5 TL ise vatandaştan neden fazladan 988 milyon TL para topluyorsunuz?Para, AOÇ’deki işgal sarayı ve özel uçak için mi kullanılacak?- Yeni kimlik kartlarından elde edilecek 1 milyar 368 milyon TL’nin, Atatürk Orman Çiftliği arazisi içinde bulunan ve AOÇ arazisi işgal edilerek yapıldığı gerekçesiyle inşası mahkeme kararıyla durdurulan(!) ve 1,1 milyar TL harcanmasına rağmen halen yapımı bitmeyen yeni saray binasının devam inşaatlarında mı kullanılacak?- Yeni kimlik kartlarından elde edilecek 1 milyar 368 milyon TL, TC-Tur tescilli Airbus 330-200 Prestige tipi 90 koltuklu, modifikasyonunun ardından 12. Cumhurbaşkanı tarafından kullanılmaya başlanan 400 milyon TL’ye malolan özel jet uçağın bütçede açtığı deliğin yamanması için mi kullanılacak?Suriyelilere yapılan yardımın 1/3’ü çıkarılacak- Ülkemizde bulunan Suriyeliler için bugüne kadar hangi kalemlerde toplam ne kadarlık harcama yapıldı, bu meblağın Cumhurbaşkanı’nın açıkladığı şekliyle 4 milyar TL’yi bulduğu bilgisi doğru mudur? Yeni kimlik kartlarından elde edilecek 1,3 milyar TL ile Suriyelilere yapılan yardımlar için harcanın paranın bütçede yaratığı deliğin 1/3’ü mü kapatılacak?
Galatasaray-Dortmund Maçını Lahoz Yönetecek
UEFA Şampiyonlar Ligi D Grubu'nda mücadele eden temsilcimiz Galatasaray'ın Almanya'nın Borussia Dortmund takımı ile 22 Ekim Çarşamba günü oynayacağı karşılaşmanın hakemleri açıklandı.Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena'da saat 21.45'te başlayacak karşılaşmayı İspanya Futbol Federasyonu'ndan Antonio Miguel Mateu Lahoz yönetecek. Pau Cebrian Devis ve Roberto Diaz Perez Del Palomar'ın yardımcı hakem olarak görev alacağı karşılaşmanın dördüncü hakemi Raul Cabanero Martinez, ilave yardımcı hakemleri ise Carlos Clos Gómez ile Xavier Estrada Fernandez olacak.Skorer
Reklam
Oyun Karakterleri Gerçek Dünyaya Geçerse!
Pek çoğumuzun hayatında en az bir kere hayal ettiği durum Pipoca VFX’ten Filipe Costa tarafından hayata geçirilmiş. Çocukluğu ve gençliği 2 boyutlu oyunlarla geçenlerin kaçırmaması gereken bir çalışma.
Fitbit Akıllı Saat Yarışına “Süper Saati” Surge ile Katılıyor
Giyilebilir cihazlarda fitnes takip bantlarıyla tanıdığımız Fitbit, akıllı saatler alanına giriş yapmaya hazırlanıyor. Pazarlama dökümanları basına sızan ürünü ilk haberleştiren The Verge’e göre, Fitbit’in yeni süper saatinin adı Fitbit Surge. “Fitness süper saati” olarak tanımlanan Fitbit Surge, iyi bir fitness takip cihazının akıllı saatlere göre modifiye edilmiş haline benziyor.Habere göre, Fitbit’in bir süre sonra 249 dolardan piyasaya sunmayı planladığı Surge, GPS takip, PurePulse kalp atışı izleme ve diğer fitness aktivitelerinizin gerçek zamanlı verisini sunma özellikleriyle gelecek. Kullanıcıların 7 gün 24 saat giyineceği düşünülerek hazırlanan cihaz, uykunuzdan yaktığınız kalorilere kadar neredeyse tüm sağlık verilerinizi de takip ediyor. Diğer Fitbit cihazlar gibi uyku kalitenizi ölçen cihaz sabahları sizi alarmıyla uyandırıyor.Fitbit Surge, bütün bu verileri, akıllı telefonunuzdaki Fitbit uygulamasıyla senkronize ediyor. Cihazın “akıllı saat” olarak anılmasını sağlayan özelliklerse, telefon çağrıları ve mesajlar gibi temel fonksiyonlar için size uyarılar göndermesi. Fitbit Surge ile geri planda çalan müziği de kontrol edebiliyorsunuz, habere göre.Fitbit Surge’ün sihah, barut rengi ve turuncu renkleriyle piyasaya sunulması planlanıyor. Fitnit’in Surge’den önce iki yeni fitness takip cihazını tanıtması bekleniyor. Bunlar piyasada çekilen Fitbit Force’un ileri versiyonları olarak adlandırılan The Charge ve The Charge HR olacak.Webrazzi
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Savcılık cuma günü takipsizlik kararını açıkladı ve doğal olarak ben de havuz medyasının bu haberi nasıl vereceğini merak ettim. Alfabetik sırayla gidelim:Akşam’ın birinci sayfasında bu haber ile ilgili tek bir satır yoktu.Sabah’ın birinci sayfasında, fotoğrafların altına saklanmış şekilde dört satırlık bir haber vardı.Star’ın birinci sayfasında da haber yer almıyordu.Takvim, birinci sayfasının eteğinde, tek sütuna altı satırlık bir haber vermişti.Yeni Akit, manşet yanında Reza Zarrab’ın bir resmini de kullanarak haberi vermişti.Yeni Şafak da haberi hiç görmeyen gazetelerden biriydi.Türkiye’yi sarsan bir soruşturma için günlerce manşetlerinden “hükümete darbe girişimi” diye yayın yapanların, böyle bir haberi bağıra çağıra kullanmamış olmaları acaba ne anlama geliyor? Pek ihtimal vermiyorum ama birinci olasılık bu haberi vermeye utanmış olmaları olabilir.
Vekiller Bütçeden Çiçek ve Bahşişler İçin 101 Milyon TL Harcamış
Bu yılın ilk 9 ayında 82.5 milyon liralık maaş alan milletvekilleri, çiçek bedeli ve bahşişler için de devlet bütçesinden 101.5 milyon TL harcadı.Sözcü Gazetesi'nden Başak Kaya haberine göre, mil­let­ve­kil­le­ri­ne söz ko­nu­su dö­nem­de 81 mil­yon 220 bin TL’­lik ma­aş öde­mesi ya­pı­lır­ken, ilaç ve te­da­vi gi­der­le­ri için de Emek­li San­dı­ğı ve Sos­yal Gü­ven­lik Ku­ru­mu­’na 1 mil­yon 331 bin TL ak­ta­rıl­dı. Yıl so­nun­da ma­aş­lar için 108 mil­yon 200 bin TL, sağ­lık har­ca­ma­la­rı için de 2.5 mil­yon TL har­can­ma­sı he­def­le­ni­yor.ÇİÇEK HEDİYELER VE BAHŞİŞTür­ki­ye­’ye ge­len ve dev­let er­ka­nı ile ye­mek yi­yen, top­lan­tı ya­pan, ka­mu ku­rum­la­rı­nın ic­ra­at­la­rı­nı an­lat­mak için dü­zen­le­di­ği ta­nı­tım top­lan­tı­la­rı­nın mas­raf­la­rı­nın ya­nı sı­ra ce­na­ze tö­ren­le­ri için sa­tın alı­nan çi­çek be­del­le­ri, he­di­ye­ler, bah­şiş­ler dev­le­tin büt­çe­sin­den kar­şı­la­nı­yor. Bu yı­lın do­kuz ayın­da dev­le­tin ka­sa­sın­dan bu ka­lem için 101 mil­yon 593 bin TL har­can­dı ve yıl so­nun­da 194 mil­yon 802 bin TL har­can­ma­sı he­def­le­ni­yor. Bu har­ca­ma­lar ma­kam sa­hi­bi ve­ya yet­ki­li kıl­dı­ğı amir­le­rin tak­di­ri­ne bağ­lı ya­pı­lı­yor. Öte yandan Meclis’e sunulan 2015 bütçesine göre, yüzde 7 artacak olan milletvekili maaşı 14 bin TL’den 15 bin liraya yükselecek. Burada asıl farkı ise emekli olan ancak çalışmaya devam eden milletvekili alacak. 2015 bütçesine göre yüzde 9.5 zam alan Meclis’teki 400 emekli milletvekilinin maaşı bin 700 TL’lik artacak. Böylece emekli vekillerin maaşı 23 bin 200 TL’ye ulaşacak. Milletvekillerinin şu an ek ödemeyle birlikte 7 bin 479 lira olan emekli aylıkları ocak ayından itibaren 8 bin 190 liraya çıkacak.Başak Kaya | Sözcü 
Reklam