"Gökhan Töre Ceza Alacak"
Beşiktaş-Partizan maçı öncesi teknik direktör Bilic ve Arjantinli yıldız Sosa basın toplantısı düzenledi...Jose Sosa şöyle konuştu: 'Çok önemli bir maça çıkacağız. Buraya katılmak, buranın bir parçası olmak çok güzel. Bir sonraki tura kalabilmek için yarınki maç çok önemli. Sakatlıktan çıktım. Ama özellikle pazar akşamı derbide 45 dakika oynamak bana çok katkı sağladı. Kendimi yarın için çok iyi hissediyorum. Çok iyi bir iş çıkardık. Burada bulunmak çok güzel duygu. Bir sonraki tura kalabilmek bizim için çok ciddi bir hedef.''İşimizin kolay olmasını düşünmek büyük bir hata olur'Bilic ise şöyle konuştu: 'Bizim için çok önemli bir maç. Grupta 3 maç var. Çok iyi durumdayız. Diğer yandan tehlikeli durumdayız. İşimizin kolay olmasını düşünmek büyük bir hata olur. Orada 4-0 yendik diye burada da rahat yeneriz diye bir şey yok. Karşımızda çok ciddi bir rakip var. Belgrad'daki oyunun daha iyisini oynamaya çalışacağız. Kazanacağız ve hedeflediğimiz yere doğru ilerleyeceğiz. Bunun üstesinden oyuncular gelebilirler. Her takımın olduğu gibi bizim de iniş-çıkışlarımız olacak. Yarın önümüzde çok iyi fırsat var. Kazanma serisi başlatabiliriz. Sezonu erken açtık. Şu anda iyi bir durumdayız. Serdar sakatlıktan döndü. Takımımın zorluğun üstesinden gelecek kapasitesi var.'Necip çok iyi bir oyuncu, iyi bir karaktere sahip'Stat meselesinin de üstesinden gelmemiz gerekiyor. Yarın kazanmamız için büyük şansımız var. Oyuncular doğru bir iş yaptığında takdir alır. Ancak kaleciler ve savunmacılar yanlış bir iş yaptığında eleştirilir. Necip'i günah keçisi haline getirmek doğru değil. Necip çok iyi bir oyuncu, iyi bir karaktere sahip. Necip'i eleştirmek yersiz. Umarım bizim ve takım arkadaşlarının yardımıyla Necip bu işin üstesinden gelecek.'Hakemleri konuşarak kaybedecek vaktimiz yok'Hakemlerle ilgili bir şey söylemek istemiyorum. Bizim işimiz sahada. Son maçta ikinci yarıda son şampiyona karşı derli toplu oynadık. Avrupa Ligi ve Süper Lig'de konsantrasyonumuzu kendimize ve rakiplere vermemiz gerekiyor. Hakemleri konuşarak kaybedecek vaktimiz yok. Süper Lig tabii ki önceliğimiz. Ancak UEFA Avrupa Ligi'nde bulunmanın anlamı kulüp için çok büyük. Türkiye Kupası başlamadı. Türkiye Kupası başlayınca kupayı kazanmak için elimizden geleni yapacağız. UEFA Avrupa Ligi, tabii ki Şampiyonlar Ligi değil. Ama çekici bir yer.'Takımı yüzüstü bıraktı. Gökhan Töre ceza alacak'Gökhan Töre genç bir oyuncu. Çok iyi bir durumda. Her kulüp bu tip oyunculara sahip olmak ister. Bizim için çok önemli bir oyuncu. Dortmund, Bayern Münih karşısında 1-0 öndeydi. Ribery oyuna girene kadar. Ribery oyuna girdi ve Bayern maçı 2-1 kazandı. Gökhan'ın derbide yokluğu bir darbeydi. Kendisiyle konuştum. Takımı yüzüstü bıraktı. Ceza alacak. Belgrad'da ortaya koyduğu oyuna baktığınız zaman ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu anlarsınız. Serdar'ın haricinde tüm oyuncular oynayabilecek düzeyde. Kadro ile ilgili kararı yarın vereceğiz.'Skorer
Demokratik Gelişim Partisi Kuruldu
Kütahya Bağımsız Milletvekili İdris Bal, kuruluş çalışmaları tamamlanan Demokratik Gelişim Partisi'ni (DGP) bir otelde düzenlediği basın toplantısı ile açıkladı.Bal, Ankara'da bir otelde düzenlediği basın toplantısında, partisi hakkında bilgi verdi.Türkiye'nin en büyük sorununun demokrasi eksikliği ve hukuksuzluk olduğunu öne süren Bal, 'Zaten hukuksuzluk, kural tanımamazlık, devlet gelenekleri ile oynama, kutuplaşma, yalan ve iftira terörü, silahlı terör bizim varlık sebebimiz ve bu adımı atma sebebimizdir' dedi.Bal, partinin logosunun kırmızı renk içinde yer alan beyaz bir el olduğunu söyledi. Cesur insanlarla yola çıktıklarını ve bu süreç içinde yaptıkları her toplantının takip edildiğini, görüştükleri dernek ve vakıf başkanlarının korkutulduğunu iddia eden Bal, 'Tren kalkmıştır, bu tren farklı duraklarda duracaktır. Tüm cesur insanları, sağcısıyla solcusuyla demokrasiye inanan insanları, yalan iftira karşısında ben de varım diyen insanları, delikanlıları, cesur hanımefendileri, beyefendileri aramıza, buraya davet ediyoruz' diye konuştu.Demokrasi ve hukuk flaması altında yola devam edeceklerini anlatan Bal, milli değerlere saygılı olduklarını ve kutuplaşma peşinde olmadıklarını söyledi.SorularBal, açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Parti ambleminin eski DP'nin amblemine benzediğinin ifade edilerek 'Kendinizi bir partinin devamı olarak görüyor musunuz?' diye sorulması üzerine logonun taklit değil orijinal olduğunu belirtti.İdris Bal, 'Cemaatle ya da Fetullah Gülen ile görüşmeniz oldu mu? İdris Naim Şahin, Ertuğrul Günay ve Hakan Şükür gibi isimleri partinizde görecek miyiz?' sorusuna, 'Bismillah dedik, yola çıktık. Bazı arkadaşlarımız, ilk durakta bindiler, yetişebildiler. Bazıları yetişemedi, işleri vardı, mazeretleri vardı, belki onlar ikinci, üçüncü durakta binecekler bu minibüse' karşılığını verdi.Hiçbir zaman iradesinin üzerine ipotek koydurmadığını dile getiren Bal, 'Beni ister Sayın Gülen, ister İzzettin Doğan, ister Süleyman Efendi'nin cemaati, ister İskender Paşa, ister gayrimüslüm kesimler, cemaatler, ister ülkücü kesim, kim kucaklarsa kucaklasın şeref duyarım bundan. Kim desteklerse desteklesin şeref duyarım bundan. Eğer bahsettiğiniz sayın Gülen'se görüşmedim' ifadesini kullandı.Tüm hedeflerinin 2015 seçimlerine girmek olduğunu belirten Bal, bunun için çalışmalarını sürdürdüklerini kaydetti.AA
'Yalnızlığı Taşıyamadığım İçin Huzurevindeyim'
TRT’nin bir döneme damgasını vuran efsane spikeri Mesut Mertcan’ın huzurevinde yaşadığı ortaya çıktı. Ünlü spikere Kanaltürk’te yayınlanan ‘Songül Karlı ile Yeniden’ programı ulaştı.Karlı, usta spiker ile röportaj yaptı. 2 çocuk sahibi olmasına rağmen 3 aydır huzurevinde yaşayan Mertcan, “Yaşamımın son 3 yılını yaşanmış saymıyorum.” diyerek dert yandı. Eşinden ayrılalı 2 yıl olduğunu hatırlatan spiker, “Yalnızlığı taşıyamadığım için huzurevine geldim.” dedi. Kardeşleri de olduğunu söyleyen Mertcan, kimseye yük olmak istemediğini dile getirdi.Huzurevinde kaldığını pek çok kişinin bilmediğini ifade eden spiker, hayal ettiği hayatın böyle olmadığını belirtti. Çalıştığı dönemde çok iyi paralar kazandığını anlatan Mertcan, “Belki sevmediğimden, belki de kullanmayı bilmediğimden paramı tutamadım.” itirafında bulundu. Bir evi olmasını ve kendisini gerçekten sevecek arkadaşım diyebileceği biriyle yaşamayı istediğini dile getiren usta spiker, Adana’da bir caddeye isminin verilmesini arzu ediyor. Zaman
'İstifa Kararı Kolay Olmadı Ama CHP Sayfasını Kapattım'
CHP’den geçen hafta istifa eden Emine Ülker Tarhan, uzun zamandır beklenen bu kararının ‘ duygusal ‘ açıdan zor olduğunu ama ‘ işin içine mantık ve sorumluluk girince kolaylaştığını ‘ söyledi. Bir zamanlar partideki ulusal kanadın en önemli temsilcilerinden olan Tarhan, CHP hakkında da ” Ama benim için artık bu sayfanın kapandığını düşünüyorum, söyleyeceklerimi söyledim ” dedi.Tarhan’ın, Hürriyet’ten Ayşe Arman’a verdiği röportajdan öne çıkan kısımlar şöyle:İstifa zor oldu mu?* Duygusal olarak kolay olmadı. Ama işin içine mantık ve sorumluluk girdi, o zaman kolaylaştı. Bir yanda ülkenin her geçen gün kötüye giden vahim tablosu ve Meclis’e sıkışmış bir siyaset anlayışı, diğer yanda ise çoğunun iyi niyetli olduğuna inandığım parti emekçileri…‘Her türlü hakarete uğradım’* Evet! Birileri bir yerden başlamalı diye düşündüm. Kararım da anlık değildi. Medeni bir çabayla yaptığım kurultay çağrısı sonrası, bana karşı bir linç kampanyası başlatıldı. Her türlü hakarete uğradım. Ardından kurultay toplandı. Baktım, yol haritası çizmek gibi bir niyetleri yok, tam tersine koltuk kavgası, yer kapma yarışı, öfke hezeyanları, masaya vurulan yumruklar… Hamaset diz boyu! Şaşkınlıkla izledim.‘Sonuç alamayınca doğru bildiğimi yaptım’* İstifa, akılda taşınmaz. Benim tek istediğim CHP ile baskıya ve zulme karşı güçlü bir duruşu sergilemekti. Kadın temsilini güçlendirmekti ama olmadı. Çeşitli uyarılarda bulundum, bazen sessizce, bazen yüksek sesle… Ama bir sonuç alınamayacağını anladığımda da doğru bildiğimi yaptım.‘Ucuz kahramanlık’ mı yaptı?* Kahramanlık az çok bilirim ama ucuzluk bilmem! Her zaman şeffaf ve net olmuşumdur. Yapaylıktan rahatsız olurum. Bunlar bir yana, aslında hepimiz biliyoruz ki, ülke siyasetini elinde tutan ve siyasi statüko oluşturan bir güç var. Bu güçler, birbirlerinden besleniyor. Sanki anlaşmışlar gibi ülkeyi yeni fikirlere, doğru politikalara kapatmışlar. Bu durumda, parti içi muhalefet seçenekleri çok fazla olamıyor. Sizin enerjinizi aşan bir çözümsüzlükle karşı karşıya kalıyorsunuz.CHP’deki temel sorun ne?* Aslında bir sorunlar zinciri! Ama benim için artık bu sayfanın kapandığını düşünüyorum, söyleyeceklerimi söyledim.Bundan sonra ne yapacak?* Bundan sonra sadece ülkede gördüğüm sorunlar üzerine yürüyeceğim. Otoriterleşen tek adam yöntemine, çakma yeni cumhuriyet anlayışına, gelir dağılımındaki adaletsizliklere, eğitimde eşitsizliğe, durma noktasına gelen ekonomiye, tıkanan sosyal güvenlik sistemine, ellerinde patlayan dış politikaya ve benzeri meselelere… Bir de Anadolu’da unutulmaya yüz tutan kardeşliğimizi yeniden nasıl hatırlatabiliriz, bunu üzerine çalışmak istiyorum.Yeni parti kuracak mı?* Siyaset, ülkeyi ve halkın karar alma süreçlerini etkilemek ve yönlendirmek için yapılıyor. Ben ‘Eğer iyi yoksa, bulmayız, icat etmeliyiz. Kaybolduysa da geri getirmeliyiz’ diyorum. Bu çerçevede, temsil ettiğim kitlenin yaşamını nasıl kolaylaştırabilirim, ihmal edilmediklerini nasıl hissettirebilirim onlara. İşte buna kafa yoruyorum. Siyasi yol haritam da bununla bağlantılı olarak şekillenecek.Onu harcadılar mı?Mümkün değil! Kendimle ilgili kararları ben veririm. Başkalarına verdirtmem. Birçok şeyi elimin tersiyle ittiğim de oldu.Fazla mı sert davranıyor?* RTE’den de mi sert buluyorlarmış? Bakın, ben neysem oyum. Ama evde de, sokakta da, gençlerle buluştuğumda da hep tam tersini söylerler. Ancak haksızlığa karşı olabildiğince de sert olmaya devam edeceğim.Neden cumhurbaşkanı adayı gösterilmedi?* Sadece benimle veya CHP ile ilgili değil, diğer muhalefet partileri de kendi tabanlarında rahat kabul görebilecek adaylardan bilerek kaçındılar. O günün şartlarında bazı isimlerin yarışarak parlamasından çekinmiş olabilirler. Ama önemli olan ve yanlış olan, Cumhurbaşkanlığı’nın ilk turda ve kolayca hiç mücadele edilmeden, otoriter anlayışa hediye edilmiş olmasıdır.Diken
17 Yıllık Öğretmen ‘Erdoğan’a Yumurta Attığı’ İddiasıyla Meslekten İhraç Edildi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde, Trabzon'da konvoyuna yumurta attığı ve hakaret ettiği iddiasıyla yargılandığı mahkemece para cezasına çarptırılan 42 yaşındaki öğretmen Seçil Esmanur Erdem hakkında Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Yüksek Disiplin Kurulu'nca (YDK) sürdürülen soruşturma tamamlandı. 17 yıllık öğretmen Erdem hakkında oy birliği ile meslekten ihraç kararı çıktı.Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 23 Kasım 2013’te Trabzon’a gelişinde konvoya yumurta attığı ve Başbakan'a hakaret ettiği iddiasıyla Trabzon 2’inci Sulh Ceza Mahkemesi’nde yargılanıp 7 bin 80 lira para cezasına çarptırılan beden eğitimi öğretmeni Seçil Esmanur Erdem, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) tarafından da idari soruşturmaya tabi tutuldu.Yüksek Disiplin Kurulu, 30 Eylül 2014 tarihinde verdiği kararla, ‘Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yumurta atarak küfür içeren sözlerle hakaret ettiği’ suçlamasıyla öğretmen Erdem hakkında, ‘Devlet memurluğundan çıkarılma’ cezasını oy birliğiyle onadı. Karar, Trabzon Merkez Ortahisar İlçesi Kireçhane Ortaokulu'nda beden eğitimi öğretmenliğine devam eden 17 yıllık öğretmen Seçil Esmanur Erdem’e tebliğ edildi.BİR SÜRE AÇIĞA ALINMIŞTIDönemin Başbakan’ı Erdoğan’a yönelik hakaret içeren ifadelerde bulunduğu ve yumurta attığı suçlamasıyla gözaltına alınarak ifadesi alınan Seçil Esmanur Erdem, sevk edildiği mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakmıştı. Yargılandığı mahkemece para cezasıyla cezalandırılan Seçil Esmanur Erdem, geçirdiği idari soruşturma kapsamında bir süre açığa alınmış, ardında göreve başlamıştı.EĞİTİM SEN'DEN TEPKİEğitim Sen Trabzon Şube Başkanı Muhammet İkinci, 23 Kasım 2013 tarihinde Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde, konvoya yumurta atıp hakarette bulunduğu iddia edilen beden eğitimi öğretmeni 42 yaşındaki Seçil Esmanur Erdem'in meslekten ihraç edilmesine tepki gösterdi.Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’nun (YDK), 30 Eylül 2014 tarihli kararında, 'Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yumurta atarak küfür içeren sözlerle hakaret ettiği' suçlamasıyla öğretmen Seçil Esmanur Erdem hakkında oy birliğiyle 'Devlet memurluğundan çıkarma' cezası verilmesi üzerine açıklama yapan Eğitim Sen Trabzon Şube Başkanı Muhammet İkinci, düzenlenen basın toplantısında, kararı hukuksuz bulduklarını bildirdi. YDK’nın verdiği cezayı kabul etmediklerini belirten İkinci, şunları söyledi:'Bu ceza yalnızca Seçil öğretmene verilen bir ceza değildir. Bu ceza, 2 milyon kamu emekçisine verilen bir cezadır. Bu ceza ülkemizde demokrasiye, adalete, hukuka inanan insanlara verilen cezadır. Bu ceza vicdan duygusu ile izah edilemeyecek, hakkaniyetten yoksun bir cezadır. Bu cezayı kabul etmiyor ve reddediyoruz.''ADALETİN TECELLİ ETMESİ İSTİYORUZ'Seçil öğretmenin devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin kararı gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşıyacaklarını kaydeden İkinci şöyle konuştu; 'Bilinmelidir ki Seçil öğretmenin davası artık tüm kamu görevlilerinin, eşitlik, adalet ve hukuk arayan herkesin davasıdır. Sendika olarak Seçil öğretmenimize yönelen bu haksızlığın giderilmesi için AİHM dâhil olmak üzere tüm hukuki süreçleri işleteceğiz. Ülkemizde hukukun üstünlüğünün, insana saygının, adaletin tecelli etmesi istiyoruz.' DHA
Kızına Tecavüz Eden Adamı Akşam Yemeğine Çağırıp, Penisini Yakarak Öldüren Adam
Hindistan'dan oldukça ibretlik bir hikaye... 36 yaşındaki adam, polise teslim oluyor ve diyor ki; 'Kızımın tecavüzcüsünü öldürdüm'.  Olayın arka planını araştıran polisler çıkan hikaye oldukça şaşırıyor.14 yaşındaki kızının, aynı mahallede oturan, 45 yaşındaki bir adam tarafından tecavüze uğradığını öğrenen baba, yetkililere başvurmuyor, kişisel olarak tanıdığı tecavüzcüye de konuyu bildiğini hissettirmiyor. Bunu hem kızının tecavüze uğradığını insanlara göstermemek için hem de intikamını almak için yapıyor. Tam 2 ay boyunca intikam planı yapan ve doğru zamanı bekleyen acılı baba, tecavüz olayını bildiğindn haberi olmayan arkadaşını eve çağırıyor, bir güzel besliyor ve intikam planını devreye sokmak için yemeğin içine attığı ilacın devreye girmesini bekliyor.İlacın etkisiyle kendinden geçen tecavüzcü kendine geldiği zaman elleri ve ayaklarından çıplak bir şekilde koltuğa bağlanmış olarak buluyor kendini. Polisin intikam peşinde koşan babanın ifadesi sonucu edindiği bilgiye göre acılı baba önce kızgın maşayla tecavüzcünün penisini yakarak söküyor ve can çekişen adamı boğarak öldürüyor.Daha sonra da polise teslim olup, yaptığını itiraf ediyor. 36 yaşındaki baba cinayet suçlamasıyla tutuklu olarak yargılanıyor.Film gibi, değil mi?
Reklam
Trans Kadınlara Özel Cezaevi Kurulacak
Adalet Bakanlığı tarafından Türkiye’de ilk kez İzmir’de trans kadınlara özel cezaevi kurulacağı belirtildi.Adalet Bakanlığı tarafından Türkiye’de ilk kez İzmir’de trans kadınlara özel cezaevi kurulacağı belirtildi.Hüküm giyen trans kadınların, kadın ve erkek koğuşlarında kalamayıp tek kişilik hücrelere konulması ve diğer mahkumlardan farklı zamanlarda yalnız volta atmak zorunda kalmaları üzerine Adalet Bakanlığı çalışma başlattı. Türkiye’de ilk kez İzmir’de kurulması planlanan translara özel cezaevinin Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampusü çevresinde yer alacağı öğrenildi. Söz konusu tasarı, şuanda Meclis alt komisyonunda bulunuyor. Konuyla ilgili, 2000 yılında adam öldürme suçundan hüküm giyen ve diğer mahkumlarla kalmasına izin verilmeyip tek kişilik hücreye konulan trans kadın Öykü’nün avukatı Rıfat Öztürkoğlu, “Kadın ve erkek koğuşunda kalamayan trans kadının tek kişilik hücreye konulması, sınırlı havalandırma verilmesiyle müvekkilim aslında izole edilmişti. O dönemler çözüm bulunamamıştı ama şimdi bu tasarının alt komisyonda bile bulunması büyük bir başarıdır. Yakın zamanda çıkmasını temenni ederim” dedi.İzmir Siyah Pembe Üçgen Derneği’nden trans kadın Demet Yanardağ da, trans cezaevine karşı çıkarak “Trans cezaevi yerine translara, LGBTİ bireylere özel okul ve hastaneler açılabilir çünkü özellikle ayrımcılığa uğradığımız nokta toplumun içi. Sadece translara özel koğuş yapılabilir. Ben trans cezaevinin iyi niyetli olduğunu düşünmüyorum” diye konuştu.“HÜCREYE KONULARAK İKİ KEZ CEZALANDIRILDI”2000 yılında adam öldürme suçlamasıyla cezaevine giren trans kadın Öykü, önce İzmir Buca Cezaevi’nde kadın koğuşuna getirilmiş ardından kadın koğuşunda kalmasına izin verilmeyerek tek kişilik hücreye konulmuştu.Öykü’nün 200 yılında yaşadığı sıkıntıları en iyi bilen isim olan avukatı Rıfat Öztürkoğlu o dönemde yaşadıklarını şöyle anlattı: “İstanbul’da transeksüel bir mahkumun kadın koğuşunda bir kadını hamile bırakması sonucu İzmir’deki cezaevinde yatan benim müvekkilim bir kez daha cezalandırılarak hücreye konulmuştu. Hücre cezası Ceza Kanunu sistematiğinde ayrı bir cezadır zaten. İki defa cezalandırıldı. Çözüm bulunamadığı için hücreyi kabullenmek zorunda kaldı. Bunun çözümünü o dönemde bulamamışlardı. Bakanlığa kadar ulaşmıştık ama çözüm bulamadılar. Bu kanayan bir yara.”“İZOLE EDİLDİ”Müvekkilinin cezası kesinleştikten sonra Alaşehir L Tipi Cezaevi’ne gönderildiğini, orada hücreye konulmasa bile bu kez de koğuşta yalnız bırakıldığını belirten Öztürkoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sınırlı havalandırmaya çıkma durumu vardı. Yine kısıtlanmış oldu. Kadın koğuşuna konulamadı. Fiziksel olarak erkeklik özelliği taşıdığı için Bakanlık buna izin vermedi. Erkek koğuşuna konulunca daha büyük sorun yaşandı. O kadar erkeğin arasında çift cinsiyetli birisinin bulunması sıkıntı oluşturdu. Açıkçası izole edildi. Bu insan haklarına aykırı. Hem tutukluluk hem hükümlülük döneminde izole edildi. Tasarının şuan alt komisyonda bile bulunması büyük bir başarıdır. Yakın zamanda çıkmasını temenni ederim. Çünkü bu sorun aşılamıyor. Ayrı bir cezaevi mi yapılır yoksa cezaevlerine ayrı bir bölüm mü yapılır bilemiyorum.”“AYRI CEZAEVİ DEĞİL AYRI KOĞUŞ YAPILABİLİR”Trans kadınlara özel cezaevi yapılmasıyla ilgili karşıt bir görüş de Siyah Pembe Üçgen Derneği’nden trans kadın Demet Yanardağ’dan geldi. Lezbiyen, gay, biseksüel, trans, interseks (LGBTİ) bireylerin en çok ayrımcılığa maruz kaldığı yerin toplumun içi olduğunu belirten Yanardağ, translara özel cezaevi yerine trans bireylere ayrı bir koğuş yapılabileceğini söyledi. Trans cezaevini pozitif ayrımcılık olarak görmediğini söyleyen Yanardağ, “Neden translara özel bir okul yok. Neden translara özel bir hastane yok da cezaevi var? Türkiye genelinde toplasanız 10 bin trans birey vardır. 10 bin kişi için özel bir cezaevine gerek var mı? Bunun altında yatan nedenin transları cezaya çarptırmak olduğunu düşünüyorum. Translara özel okul istiyoruz, okumak istiyoruz” ifadelerini kullandı.“ÖNCE ÖZEL OKUL VE HASTANE YAPILSIN”Trans bireyler olarak pozitif ayrımcılık ve eşitlik istediklerini dile getiren Yanardağ, şöyle konuştu: “Cezaevlerinde kadın koğuşu ve erkek koğuşu olduğu gibi ayrıca trans koğuşu olabilir. Sadece translara özel koğuş yapılabilir. Ben tras cezaevinin iyi niyetli olduğunu düşünmüyorum. Cezaevleri açılacağına okul açılabilir. Aslında problem olan sadece cezaevleri değil. Eşitlik dediğimizde insani açıdan düşünmeliyiz. Toplumun asıl ihtiyacı sağlık hakkına erişim ve gerçek bir eğitimdir. Okullarda birçok problem yaşıyoruz. Başlı başına tuvalet kullanmak bir problem. Öğretmenlerin, okuldaki diğer kişilerin homofobik tavırları nedeniyle okul bırakabiliyor birçok LGBTİ birey. Bugün İzmir’de devlet hastanesi doktorları trans bireylere hizmet vermiyor. Kulaktan dolma aldığım duyumlara göre transların problemli olması ve kavga çıkarması nedeniyle tedavi edilmediğini öğrendim.”Milliyet ve İHA
'Kertenkele' Dizisi Ortalığı Karıştırdı
İmamların tepki gösterdiği 'Kertenkele' adlı diziye Diyanet de 'cami ambargosu' başlattı. ATV kameraları camilere alınmayacak. Bunun üzerine Yeni Şafak yazarı Salih Tuna, Diyanet'i 'paralelin oyununa' gelmekle suçladı. Topa CHP de girdi. CHP'li vekil İhsan Özkes, RTÜK'ün diziyi kaldırmasını istedi.ATV'de yayınlanan 'Kertenkele' adlı dizi ilginç bir tartışma dalgası başlattı. İmamlar, Diyanet ve Yeni Şafak yazarı Salih Tuna arasında bir söz düellosu sürüyor.Dizideki imam rolüne tepki gösteren bazı vatandaşlar ve imamlar, diziyi RTÜK'e şikayet etti. Tartışmanın büyümesi üzerine Diyanet İşleri Başkanlığı da bir açıklama yaparak diziyi kınadı ve ardından ATV kameralarının camilere girişini yasakladı. Son olarak tartışmaya Yeni Şafak yazarı Salih Tuna da katıldı ve Diyanet'i 'paralel yapı'nın oyununa gelmekle suçladı. Bu tartışmaya CHP de katıldı. CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, RTÜK'ün bu diziyi kaldırması gerektiğini söyledi.'Bakın bakın Erdoğan'ın yeni Türkiyesi'ne...'Salih Tuna bugünkü yazısında 'Paralel örgüt tetikçileri tarafından yalan ve maksatlı bir şekilde yapılan haberlere Diyanet'in de ortak oluyor' dedi. Tuna şunları yazdı:'Paralel örgüt çöküşe geçtikçe saldırmaya devam ediyor. Pensilvanya'daki malikanesinde oturup Türkiye'yi içten yıkmaya çalışan Fethullah Gülen'in kirli işlerini ortaya çıkaran A Haber'i yıldırmak için sürekli dava üstüne dava açan ve kendi medyasında yıpratma girişiminde bulunan Gülen örgütü şimdi de Kertenkele dizisi üzerinden ATV'ye saldırıyor... Diyanet söz konusu diziyi izlemeden yaptığı açıklamadan dolayı özür dilemelidir... Bugün 'Kertenkele' dizisi üzerinden heyula kopartmaya çalışan malum çevrelerin iğvasına kanıp da (şöyle veya böyle) bir dizinin kaderiyle oynar da yayımdan kaldırılmasına neden olursa, aynı çevreler bu sefer de ABD kapılarında (malum İhsan misali) 'Bakın bakın, Erdoğan'ın Yeni Türkiye'sine bakın; bir diziye bile tahammül edemediler. Erdoğan otoriter, diktatör diyorduk da inanmıyordunuz...' derler.'CHP'li vekil Meclis'te toplantı yaptıTartışma bugün Meclis'e de taşındı. Eski müftü olan CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, RTÜK'ün bu diziyi kaldırması gerektiğini söyledi. TBMM'de basın toplantısı düzenleyen Özkes, 'Peygamber mesleği 'imam' rolündeki kertenkele dizisi din görevlilerimizi incitmektedir. Sürüngen bir yaratık olan 'kertenkele' ismiyle 'imam' rolü asla yakışmıyor. Hiçbir kişiye yakışmayan hırsızlık ve yolsuzluğun 'imam' rolüyle işlenmesi kabul edilemez' dedi.Diziyi gelen şikayetler nedeniyle izlediğini söyleyen Özkes, 'Şikayetler geldiği bana eski bir müftü olduğum için, din görevlilerinden bazıları beni aradı. Ne oluyor diye izledim. Gerçekten yakışık almıyor. O rol sırıtıyor. Bir imam rolüyle kertenkele dizisinde işlenenler uymuyor. Adı da içeriği de uymuyor. RTÜK'ün biran önce bu diziyi kaldırarak artık bu tartışmanın uzamamasını diliyorum' diye konuştu.'Bu bir dönüşüm dizisi'Dizinin yapımcısı Yalçın Şen ise şu değerlendirmeyi yaptı: 'Kertenkele bir dönüşüm projesi. Dini öğretilere aykırı bir karakter, imam kıyafetiyle çıktığı yolculukta, dini öğrenmek zorunda kalıyor. Bu dönüşümde, Kertenkele'nin çaldığı imam kıyafetlerinin büyük rolü var. Bu proje o kıyafetlere gerçek hakkını teslim edecek bir projedir. İmamları rencide etmiyoruz, aksine onore ediyoruz. Bu ileriki bölümlerde daha net anlaşılacak.'Konusu ne?Dizi, 'Kertenkele' lakaplı bir hırsızın maceralarını anlatıyor. İstanbul polisinin uzun uğraşlara rağmen yakalayamadığı hırsız, neden sonra yakalanıp hapse atılıyor ve hapisten kaçmanın yollarını ararken hapishaneye gelen bir imamın kıyafetlerini çalarak kaçıyor. Daha sonra kader, Kertenkele’yi camisine imam bekleyen bir cemaatle karşılaştırıyor ve Kertenkele sıfırın altında olan din bilgisine rağmen kendini bir anda o caminin imamı olarak buluyor. Vaazları ile ünlenen Kertenkele, bu sırada kasabanın güzellerinden birine de aşık oluyor...CNN Türk ve Milliyet
Reklam
En Çok Kazanan Beyonce
Forbes dergisi'nin açıkladığı 'yılın en çok kazanan kadın müzisyenleri' listesinde ABD'li şarkıcı Beyonce, 115 milyon dolarlık geliriyle ilk sırada yer aldı.Dünyanın en önemli ekonomi dergilerinden Forbes, 'yılın en çok kazanan kadın müzisyenleri' listesini açıkladı. ABD'li şarkıcı Beyonce, 115 milyon dolarlık geliriyle 2014 yılında en çok kazanan kadın müzisyen oldu.33 yaşındaki şarkıcının Aralık 2013'te çıkardığı 'Beyonce' adlı albüm yılın en çok satanları arasında yer aldı. Ünlü şarkıcının 2014 yılı dünya turu, 95 konserden oluşuyor.Beyonce'yi 64 milyon dolarla country sanatçısı Taylor Swift izledi. 24 yaşındaki Swift'in '1989' adlı albümü, sadece bir haftada 1 milyondan fazla sattı. Genç şarkıcının, gelecek yıl dünya turnesine çıkması bekleniyor.Listenin üçüncü sırasında ise 52 milyon dolarla Pink geliyor. Pink'i 48 milyon dolarla, sosyal medyada milyonlarca takipçisi bulunan R&B şarkıcısı Rihanna izledi.Yaklaşık 125 milyon dolarlık geliriyle geçen yılın en çok kazanan kadın müzisyeni olan Madonna, bu yıl ilk ona giremedi.Forbes dergisine göre yılın en çok kazanan kadın müzisyenleri şöyle:1 - Beyonce - 115 milyon dolar2 - Taylor Swift - 64 milyon dolar3 - Pink - 52 milyon dolar4 - Rihanna - 48 milyon dolar5- Katy Perry - 40 milyon dolar6- Jennifer Lopez - 37 milyon dolar7 - Miley Cyrus - 36 milyon dolar8 - Celine Dion - 36 milyon dolar9 - Lady Gaga - 33 milyon dolar10 - Britney Spears 20 milyon dolarKaynak: AA
Türkiye, Facebook’tan 249 Kullanıcının Bilgilerini İstedi
Facebook, her 6 aylık periyodu kapsayarak yayınladığı şeffaflık raporlarının üçüncüsünü yayınladı. 2014 yılının Ocak ile Haziran aylarındaki ilk 6 aylık dönemiyle ilgili detayların görüntülenebildiği raporda, hükümetlerin taleplerinin detayları bulunabiliyor.Facebook’un yayınladığı bu rapora göre, dünya çapındaki hükümetlerden Facebook’a toplamda 34 bin 946 adet istek gönderilmiş. Bu rakam, 2013 yılının son yarısına, yani bir önceki raporlama dönemine göre yüzde 24 oranında artmış. Hükümet taleplerine içerik açısından bakıldığında ise, ülkelerin kendi yerel yasaları doğrultusunda Facebook’a gelen taleplerin yüzde 19 oranında arttığını belirtilmiş.Türkiye’den Facebook’a 153 istek gittiFacebook, hükümetlerden gelen talepleri detaylıca incelediğini belirtirken, Türkiye’den toplamda 153 istek alındığını açıkladı. Ayrıca Türkiye, Facebook’tan toplamda 249 Facebook kullanıcısının bilgisini talep etti. BTK ve Türk mahkemeleri tarafından mahkeme kararlarına istinaden toplam 1893 içeriğe erişimi kısıtlayan Facebook, ilk 6 ayda Türkiye’den gelen isteklerin yüzde 60.78 ‘ine yanıt verdi.Facebook, ülkemizin yerel yasalarında yer alan Atatürk’e hakaret gibi suçlamalarda da hassas davranarak, bu talepleri yerine getirerek içeriklere erişimi engellediğini açıkladı.En çok istek ABD’denFacebook’tan en çok istek yapan hükümet, Facebook’un anavatanı Amerika Birleşik Devletleri oldu. Amerikan hükümeti, Facebook’tan toplamda 15 bin 433 adet istekte bulunurken, 23 bin 667 Facebook kullanıcısının bilgisini talep etti. Facebook, bu isteklerin toplamda yüzde 80.15’ine yanıt verirken, Rusya hükümetinin Facebook’tan hiçbir talep yapmamış olması ise dikkat çekti.Webrazzi
Reklam
Kuran'a Hakaretle Suçlanan Çift, Linç Edilip Yakıldı
Pakistan'da Kuran'a hakaret ettikleri öne sürülen bir Hristiyan karı koca, öfkeli kalabalık tarafından linç edildi. Polis, çiftin cesetlerinin çalıştıkları tuğla ocağında yakıldığını açıkladı.Görgü tanıkları, polisin Şama ve Şehzad adlı kişileri kurtarmaya çalıştığını ancak kalabalığı durduramadığını söyledi.Olayın ardından bazı üst düzey polis yetkilileri ve bakanların bölgeye gittiği açıklandı. Kentte Hristiyan mahallelerinde güvenlik önlemlerinin artırıldığı belirtiliyor.Mayıs ayında Multan kentinde dine hakaretle suçlanan bir öğretim görevlisini savunan Raşid Rehma adlı avukat silahlı saldırı sonucu ölmüştü.Geçen ay da 2010'da dine hakaretten hüküm giyen Asia Bibi adlı kadının idam cezası onanmıştı.Pakistan'da 1990'lı yıllardan bu yana pek çok Hristiyan, dine hakaretten suçlu bulundu.Bu kişilerin çoğu alt mahkemeler tarafından idam cezasına çarptırıldı. Ancak bu cezaların bir çoğu daha sonra delil yetersizliği nedeniyle bozuldu.BBC Türkçe
Park Orman ve Galataport Projeleri 2015'te Başlıyormuş
Bilgili Holding patronu Serdar Bilgili, verdiği demeçte 2015 Ocak ayında Park Orman ve Şubat ayında da Galataport projelerine başlayacaklarını belirtti. Ancak Bilgili'nin düğmeye basıyoruz dediği Park Orman için Sarıyer Belediyesi “ruhsat vermeyiz” derken, Danıştay da Galataport için yürütmeyi durdurmuştu.Galataport ve Park Orman'da projeleri bulunan Bilgili Holding'in Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Bilgili, Hürriyet'te bugün yer alan röportajında 2015 yılında iki proje için düğmeye basacaklarını açıkladı. Park Orman için ocak ve Galataport için şubat tarihlerini veren Bilgili, Park Orman'daki projeyle 18 bin kişilik dünya standardında arena yapacaklarını, Galataport'ta da restoranlar, oteller, şehir parkı olacağını belirtti.Galataport ile ilgili “Projeyi şuan için engelleyen bir karar olmadığını anlatan Serdar Bilgili, “Galataport projesinde inşaatlara 2015 Şubat ayında başlanacağını tahmin ediyorum” dedi. Ancak Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, kamuoyunda 'Galataport' olarak bilinen Salıpazarı Kruvaziyer Liman Alanı'na ilişkin yürütmenin durdurulması ve iptali istemiyle Danıştay 6. Dairesi'nde dava açmış ancak daire talebi reddetmişti.TMMOB bu kez Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na gitti, 6. Dairenin verdiği ret kararına itiraz etti. Kurul bu itirazı kabul etti. Danıştay 6. Dairesi'nin kararının kaldırılmasına ve Galataport projesinin yürütmesinin durdurulmasına karar verdi. Bu karara göre şuan Galataport ile ilgili herhangi bir işlemin yapılabilmesi mümkün değil.Bilgili'nin açıkladığı diğer bir proje olan Park Orman ile ilgili ise Sarıyer Belediye Şükrü Genç, şu açıklamayı yapmıştı: “Bizler gelecek kuşaklardan emanet aldığımız bu kenti bu anlayışla yönetiyoruz. İddia edildiği gibi Fatih ve Kuzey Ormanları’ndaki yapılaşmalara imar izni ve ruhsatı vermedik. Vermeyeceğiz. Sivil Toplum Kuruluşları’nın ve halkın içinde olmadığı hiçbir girişimin parçası da olmadık. Olmayacağız. Söz konusu Çevreye olan duruşumuz dün ne ise bugün de odur.'Galataport ihalesini 16 Mayıs 2013 tarihinde 702 milyon dolarla Doğuş Holding kazanmıştı. Bilgili'nin  bu projede ortaklığı yüzde 19 iken, Park Orman projesi'nde Doğuş Grubu ile yüzde 50 ortaklığı bulunuduğu belirtiliyor.Serdar Bilgili'nin röportajına buradan ulaşabilirsiniz.Kaynak: ileri.org
Reklam
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Kendisini tarihe nakşetmenin başka başka yollarını düşünüyorsa da Recep Tayyip Erdoğan, başbakan olduğu dönemde yaşanan Soma katliamının ardından madenciliğin fıtratına dair yaptığı konuşmayla planladıklarının birçoğundan daha uzun hatırlanacak. Yıllarca birikmesine açıkça izin verilmiş suda mahsur kalan madencilerden hâlâ ulaşamadığımız varken, Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığı'nın önraporu kolektif bir ihmali işaret ediyorken, inatla hükümetin mesuliyetini üstlenmesini isteyenler o suda boşa mı kürek çekiyor acaba?Muhtelif açıdan hükümeti temsiliyetini tartışamayacağımız Burhan Kuzu geçen hafta, kimi zaman başkaları adına açılmış bir parodi hesabını andıran ama gayet şahsi Twitter hesabından şöyle yazdı: 'İş kazalarında Avrupa'da birinci, dünyada altıncı sıradaymışız. Diyelim ki doğru; bu vahim tablodan sadece Hükümeti sorumlu tutmak adil olurmu?' Diyelim ki doğru... Görünen o ki istatistiklere ikna etmek için dahi gayret gerekiyor.
İş Kazasında Felç Olan İşçinin Hukuk Zaferi
GÖLCÜK'te kurulu UM Tersanesi’nde 2006 yılında, bir hazır beton firmasının beton pompasının patlaması sonucu ağır yaralanan ve belden aşağısı felç olan işçi 34 yaşındaki Şaban Öztürk, yapılan bir dizi duruşmalar sonunda faiziyle birlikte 1 milyon 650 bin TL tazminat kazandı. Yargıtay'ın da onadığı tazminat parası, işçinin hesabına yatırıldı.Kazadan sonra birçok ameliyat geçiren ve behlden aşağısı tutmadığı için tekerlekli sandalyeye mahkum olan Şaban Öztürk, bir yakını ile birlikte geldiği İzmit'teki Gazeteciler Cemiyeti'ne ait Medyaevi'nde konuyla ilgili açıklama yaptı. Şaban Öztürk, olay tarihinde 26 yaşında olduğunu ve Gölcük yazlık mevkisinde kurulu bulunan UM Deniz Tersanesi’nde taşeron firma Genel İnşaat'ta işçi olarak çalıştıağını anlattı. 13 Mayıs 2006 tarihinde, tersane inşaatına beton getiren firma olan Nuh Beton’a ait olan aracın beton pompası hortumunun patladığını belirten Şaban Öztürk, 'Patlama sonucu 7 metre yüksekten inşaat alanına düştüm. Kaza sonucu omurgam kırıldı ve belimden aşağısı felç kaldı. Ölümden döndüm. Şimdi 34 yaşındayım ve 2006 yılından beri de tekerlekli sandalyeye mahkumum.'NUH BETON TAZMİNATI ÖDEDİKazanın ardından avukatı Nizamettin Özaydın aracılığıyla, 2009 yılında Kocaeli 4'üncü İş Mahkemesi’nde kusurlu olanlar aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açıldığını belirten Şaban Öztürk şöyle devam etti:'Verdiğimiz hukuk mücadelesi sonucunda mahkeme tarafından 725 bin TL maddi ve 100 bin TL manevi tazminat olmak üzere toplam 825 bin TL tazminata karar verildi. Mahkemenin verdiği karar Yargıtay tarafından onandı. Yargıtay’ın onama kararından sonra, dava açtığım Nuh Beton firması tarafından faizleriyle birlikte toplam 1 milyon 650 bin TL tazminat ödendi. Almış olduğum bu tazminat benim sağlığımı geri getirmeyecek. Ancak bundan sonraki yaşamımı kolaylaştırmaya katkı sağlayacak. Uzun süredir vermiş olduğum hukuk mücadelesi sonucunda almış olduğum tazminattan dolayı buruk bir sevinç var. Bu tazminat kararını veren Kocaeli İş Mahkemesi’ne, Yargıtay’a, avukatıma, ve Türk adaletine çok teşekkür ediyorum. Kaza olmaması, işçilerin ölmemesi ve özürlü olmamaları için işverenlerin daha dikkatli olması gerekir. İşverenlerin sırf maliyetinin fazlalığı nedeniyle iş güvenliği önlemlerini almaktan kaçınmamaları gerekir. Aksi takdirde, işverenler dava sonucunda daha fazla tazminatla karşı karşıya kalabilirler.'Orhan UZUN / İZMİT(Kocaeli), (DHA)
Reklam
Bingöl Saldırısında Yeni Soru: Beş Dakikada Yirmi Kilometre Kat Edilir mi?
Bingöl'de, iki polisin şehit edilmesine ve bu saldırıyı gerçekleştirdikleri iddiasıyla dört kişinin öldürülmesine ilişkin soruşturmada soru işaretleri artıyor.Bingöl saldırısı dosyasına giren arayan-aranan dökümlerinde, saldırıya katıldıkları iddiasıyla tutuklanan iki kişinin telefonları cinayet saatinden yedi dakika önce Kültür Mahallesi'nden, beş dakika sonra da Genç yolu üzerinden sinyal veriyor. Radikal'den İsmail Saymaz'ın haberine göre bu nokta ile cinayet mahalli arasında yirmi kilometre mesafe olduğu, dolayısıyla beş dakika gibi bir sürede kat edilemeyeceği savunuluyor.Bu arada, dört kişinin öldüğü araçta bulunan ve 'kayıp' olduğu belirtilen Erhan Şenyuva dün yakalandı, Şenyuva'nın, ifadesinde, 'Bizden kimlik istediler. Arabayı durdurdular. Ben kimliği verdim. Araçtaki kişilerin kim olduğunu sordular. 'İşçiler' dedim. Araca yöneldiklerinde, üzerlerindeki kıyafetlerden militan olduklarını anlayınca aracı taradılar' dediği öğrenildi.Bingöl'de emniyet müdürüne yönelik 9 Ekim'de düzenlenen ve iki polisin şehit edildiği silahlı saldırıya ilişkin soru işaretlerine yenileri ekleniyor. Saldırıda kullanılan mermilerin, fail oldukları gerekçesiyle öldürülen dört kişiden çıkmadığı anlaşılırken; HTS (telefon arama kayıtları) raporları da bu görüşü destekliyor. Tutuklu sanık Ali Kılıçgedik'in, telefonunun arayan-aranan kayıtlarına göre, saldırının meydana geldiği 20.55'ten yedi dakika önce, 20.48'de, araçta bulunan kişilerden Erhan Şenyuva ile görüştüğü görülüyor. Bu esnada telefon, Bingöl Kültür Mahallesi'nden sinyal veriyor. İki kişinin 20.48'den 21.52'ye kadar beş kez mesajlaştıkları anlaşılıyor. Fakat bu esnada sinyal adresi belirmiyor. İkili arasındaki bir sonraki görüşme, 21.00'de yani saldırıdan beş dakika sonra yapılıyor. Telefon, Genç yolundan sinyal veriyor.Silahlı saldırının meydana geldiği nokta ile Genç yolu arasında yaklaşık 20 kilometre mesafenin olduğu, bu yolun en az 10 dakikalık sürede katedilebileceği ifade ediliyor. Dolayısıyla Bingöl'deki saldırının, öldürülenler tarafından gerçekleştirilmiş olamayacağı vurgulanıyor.Kayıp kişi yakalandıÖte yandan, ilk başta araçta öldürüldüğü açıklanan fakat daha sonra cesedi bulunamayan Erhan Şenyuva'nın dün yakalandığı ortaya çıktı. Şenyuva'nın, alınan ifadesinde, saldırıya karışmadıklarını söylediği, 'Bizden kimlik istediler. Arabayı durdurdular. Ben kimliği verdim. Araçtaki kişilerin kim olduğunu sordular. 'İşçiler' dedim. Araca yöneldiklerinde, üzerlerindeki kıyafetlerden militan olduklarını anlayınca taradılar. Ben o esnada kaçtım' dediği öğrenildi. Bir süre saklanan Şenyuva'nın Bingöl'de saklandığı evde yakalandığı anlaşıldı.'İlgimiz yok' demiştiBingöl Emniyet Müdürü Atalay Türker'e 9 Ekim'de silahlı saldırıda bulunulmuş; Türker yaralı kurtulurken Müdür Yardımcısı Atıf Şahin ve Başkomiser Hüseyin Hatipoğlu şehit olmuştu. Bu saldırıdan bir saat 15 dakika sonra Genç ilçesi yolunda 12 AR 900 plakalı araç içerisindeki dört kişi çatışmada öldürülmüş ve 'ölenlerin olayı gerçekleştiren teröristler oldukları' iddia edilmişti. Saldırıya uğrayan aracın önünde ve grupla hareket ettiği iddia edilen Ali Kılıçgedik tutuklanmıştı. Kılıçgedik, ifadesinde, 'Çatışmada öldürülen dört kişiye öncülük yapıyordum. Ne o kişilerin, ne de benim suikast ile hiçbir alakamız yok. Emniyet Müdürü'ne saldırıyı sonradan öğrendim. Öldürülen dört kişi de Erzurum'dan Diyarbakır kırsalına geçiyordu. Bingöl merkeze gelmeden şehir dışından geçiş yaptık. PKK 'ya yardım ettiğim doğru ancak suikastla bir alakamız yok' demişti.İsmanil Saymaz | Radikal 
Suriye Sınırında Hangi Kapı Kimin Kontrolünde?
Suriye savaşında ülke içinde toprak ele geçirmek kadar sınır geçişlerini ele geçirmek de büyük önem taşıyor. Sınır kapılarını ele geçirmek askeri, stratejik ve finansal açıdan paha biçilmez avantajlar sağlıyor. Sadece geçtiğimiz ay içersinde Suriye'nin toplam 21 resmi sınır kapısından birçoğu şiddetli çatışmalara sahne oldu.Özgür Suriye Ordusu'na bağlı Yarmuk Tugayı Ordusu, 17 Ekim'de güneyde rejimin elinde bulunan ve Suriye ile Ürdün arasındaki tek açık geçiş noktası olan Nasib kapısını ele geçirmek için saldırı başlattı.IŞİD cihadçılarının Suriye-Türkiye sınırındaki Kobani'de devam eden saldırılarının amacı da Türkiye'ye geçiş kapısının kontrolünü ele geçirmek.Daha batıdaki İdlib bölgesinde, Bab El Hava kapısı şu günlerde hala cihadçı olmayan muhaliflerin elinde, ancak geçtiğimiz hafta sonu El Kaide'ye bağlı El Nusra son günlerde bölgede hızla yeni bölgeleri ele geçirdi ve Nusra'nın büyük bir olasılıkla önümüzdeki haftalarda bu kapıyı da ele geçirmesi bekleniyor.Metin Güneş | CNN Türk
Türkçeye Çevrildiğinde Türk Sanat Müziğine Dönüşen 7 Fransızca Şarkı
Fransızcanın bir büyüsü olduğunu biliyoruz. Telaffuzu zor olsa da konuşmaya çalışmak aşırı eğlenceli. Herkesin bazı dönemler bir şeyler söylemeyi denediğini, en azından bir “Bonjour” dillendirdiğini biliyoruz. Fransızca eserleri dinlemek çoğu insanın keyfi ama olur da Fransızca şarkıların ne anlama geldiğini merak ederseniz, karşınıza Türk Sanat Müziği eserleri çıkıyor. Bakın, bakın kendi gözlerinizle görün. Belki şimdi kendinizi şarkılara daha yakın hissedersiniz.
Reklam