Suriye Sınırında Hangi Kapı Kimin Kontrolünde?
Suriye savaşında ülke içinde toprak ele geçirmek kadar sınır geçişlerini ele geçirmek de büyük önem taşıyor. Sınır kapılarını ele geçirmek askeri, stratejik ve finansal açıdan paha biçilmez avantajlar sağlıyor. Sadece geçtiğimiz ay içersinde Suriye'nin toplam 21 resmi sınır kapısından birçoğu şiddetli çatışmalara sahne oldu.Özgür Suriye Ordusu'na bağlı Yarmuk Tugayı Ordusu, 17 Ekim'de güneyde rejimin elinde bulunan ve Suriye ile Ürdün arasındaki tek açık geçiş noktası olan Nasib kapısını ele geçirmek için saldırı başlattı.IŞİD cihadçılarının Suriye-Türkiye sınırındaki Kobani'de devam eden saldırılarının amacı da Türkiye'ye geçiş kapısının kontrolünü ele geçirmek.Daha batıdaki İdlib bölgesinde, Bab El Hava kapısı şu günlerde hala cihadçı olmayan muhaliflerin elinde, ancak geçtiğimiz hafta sonu El Kaide'ye bağlı El Nusra son günlerde bölgede hızla yeni bölgeleri ele geçirdi ve Nusra'nın büyük bir olasılıkla önümüzdeki haftalarda bu kapıyı da ele geçirmesi bekleniyor.Metin Güneş | CNN Türk
Türkçeye Çevrildiğinde Türk Sanat Müziğine Dönüşen 7 Fransızca Şarkı
Fransızcanın bir büyüsü olduğunu biliyoruz. Telaffuzu zor olsa da konuşmaya çalışmak aşırı eğlenceli. Herkesin bazı dönemler bir şeyler söylemeyi denediğini, en azından bir “Bonjour” dillendirdiğini biliyoruz. Fransızca eserleri dinlemek çoğu insanın keyfi ama olur da Fransızca şarkıların ne anlama geldiğini merak ederseniz, karşınıza Türk Sanat Müziği eserleri çıkıyor. Bakın, bakın kendi gözlerinizle görün. Belki şimdi kendinizi şarkılara daha yakın hissedersiniz.
Uçakta Demirtaş'a Tepkinin Ses Kaydı Ortaya Çıktı
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın Diyarbakır-Ankara uçağında bir yolcu ile tartışmasını, olaya tanıklık eden AKP Diyarbakır Milletvekili Mehmet Hamzaoğulları anlatmış ve olay medyada geniş yer bulmuştu.AKP'li vekil, bir yolcunun Demirtaş'a , '1 Kasım'da sokağa insanları tekrar dökmeye çalışıyorsunuz. Bu ölümler yeterli değil mi ? Yetmedi mi? İnsanları öldürerek ne ele geçirmek istiyorsunuz' diye tepki gösterdiğini, Demirtaş'ın ise 'Terbiyesizlik yapma' diye karşılık verdiğini söylemişti. Olayın medyaya düşmesinden bir süre sonra da ikili arasındaki tartışmanın ses kaydı ortaya çıktı.Ancak başta ses kaydı olmak üzere, olay sonrası ortaya çıkan bilgiler, kuşkuların artmasına neden oldu.OLAY ÖNCEDEN Mİ PLANLANDI?Diyarbakır Haber Ajansı, Demirtaş'la tartışan Abdulvahap Kaplan isimli kişinin izini sürdü. Ajansın haberine göre Kaplan, Hizbullah'a yakınlığıyla bilinen Hüdapar'ın kanalı olan Reber TV'de Umut Kapısı programının yapımcısıydı.Habere göre ayrıca Hüdapar'ın içinde bulunan ve ismini vermeyen bir yetkilinin, Demirtaş'a yönelik organizasyonun tüm detaylarını kendilerine anlattığını belirtti.Buna göre Demirtaş'ı iki kişilik bir ekip sürekli izledi. Bu ekibin verdiği bilgiye göre de Abdulvahap Kaplan ile bir arkadaşı için, Selahattin Demirtaş'ın bineceği uçakta bilen alındı.Kaplan eylemi gerçekleştirirken yanındaki kişi de olayı ulusal medyaya yaymak için görüntüledi.Daha sonra bu görüntüler doğrudan Hüdapar'a maledilmemesi için önce AKP'ye yakın medyaya servis edildi. Ardından da haber Hüdapar'a yakınlığıyla bilinen Doğruhaber, ilkhaberajansı, Çağrı Radyo ve Rehber TV'de sürekli işlenmeye başlandı.Olayın kahramanı olan Abdulvahap Kaplan, ilk olarak hükümete yakınlığıyla bilinen İhlas Haber Ajansı'na konuşmuştu. Yine olay anına ait ses kaydı da aynı ajans tarafından servis edilmişti.TROLLERDEN DESTEKOlayın medyaya servis edilmesinden bir süre sonra Twitter'da #AbdulVahapKaplanaHelalOlsun' hastagı ile Abdulvahap Kaplan'a destek kampanyası başlatıldı. Kampanyayı yürütenlerin büyük çoğunluğunun AKP'li troll hesaplar ve Hüda Par sempatizanları olması dikkat çekti.OĞLU DA YARALANDIAbdulvahap Kaplan'ın oğlu da 6-7 Ekim Kobani protestoları sırasında yaralananlardan biriydi. Kaplan, Twitter hesabından olaylar sırasında yaşananları anlatmış ve Hüda Par'ı koruyacaklarını belirtmişti. Kaplan Hibullah'a olan hayranlığını da gizlemiyordu.AKP'Lİ VEKİL OLAYI SÖYLE ANLATMIŞTIAynı uçakla Ankara'ya geldiğin belirten AKP'li vekil, Selahattin Demirtaş ile bir yolcu arasında uçakta başlayan ve körük ile apronda devam eden tartışmayı şöyle anlattı. '30 Ekim akşamı 21.20 Diyarbakır-Ankara uçağı ile buraya hareket etmiştik. Uçak aprona indikten sonra yaklaşırken körüklere doğru 3'ncü sırada oturan bir yolcu Selahattin Demirtaş'a 'Selahattin Demirtaş, 1 Kasım'da sokağa insanları tekrar dökmeye çalışıyorsunuz. Bu ölümler yeterli değil mi ? Yetmedi mi? İnsanları öldürerek ne ele geçirmek istiyorsunuz' diye tepkisi oldu. Selahattin Demirtaş ise dönerek 'Terbiyesizlik yapma' dedi. Kendisi de 'Ben terbiyesizlik yapmıyorum, yüreğim yanıyor. Benim çocuğum Kobani olaylarında yaralandı. Yaralı bir evladın babasıyım. Tepkimi anlaman lazım' dedi. Selahattin Bey bu tepki üzerine 'Çıkışta erkeksen bu ifadeleri yüzüme de söyle' dedi. Beyefendi de 'Ben Allahtan başka kimseden korkmuyorum' dedi. Hatta oturduğu yeri de tarif etti. Selahattin bey o dönemde korumasına susturmasını söyledi. Korumasının bir fiziki teması olmadı beyefendi ile koruması susturmaya çalıştı ama babanın tepkisi sürdü. Tepki üzerine uçakta olan yolcularda da karşılıklı tepkiler başladı. Uçak indikten sonra Selahattin bey güvenlik çağırılmasını istedi. Uçağın kapısı açıldıktan sonra da Selahattin bey ben bu yolcuyu almadan gitmeyeceğini söyledi. Bende kendisine, bu yapılanan doğru olmadığını, oturduğu yerin belli olduğunu ve şikayeti olacaksa emniyetin gerekeni yapacağını söyledim. Kendisi ısrarcı oldu. Bende kendisine Diyarbakır'a faydasının olmayacağını söyledim. Sonra körükte biraz daha ilerledik. Arkadan gelen yolcularla da arasında bağrışmalar vardı.'Hamzaoğulları sözlerini şöyle sürdürdü: 'Olay istenmeyen bir olaydı. Ama herkesin demokratik hak ve özgürlüğünü korumamız gereken dönemdeyiz. İnsanların canlı canlı 3'ncü kattan atıldığı bir Diyarbakır'dan bahsediyoruz. 40'tan fazla canımızı kaybettiğimiz bir dönemden geçiyoruz. Herkesin sağduyuya ihtiyacı var. Birlik beraberliğe ihtiyacımız olan bir dönem. Bu dönemde de herkesin tansiyonu düşürecek açıklamalar yapması lazım. Babanın tepkisi beklide bir Kürt vatandaşın HDP Genel Başkanına tepkisinin neden bu kadar anlamlı olduğunu ilk defa gözler önüne seriyor. Artık Kürtlerde çok rahat sesini çıkarabilir iyor ve tepkisini ortaya koyuyor ve hiç kimseden çekinmediklerini gösterdiler.'Odatv.com
Murathan Mungan ile Sinemada Gerçeğin Kapıları
Bu yıl 20’ncisi düzenlenen Gezici Festival, Murathan Mungan’ı ağırlıyor.28 Kasım - 8 Aralık 2014 arasında sinemaseverlerle buluşacak festival, her yıl olduğu gibi Ankara’dan yola çıkarak Eskişehir ve Sinop’a uğrayacak. Bu yıl festival, Murathan Mungan’ın özel seçkisini “Gerçeğe Açılan Üç Kapı” bölümünde gösteriyor. Sinema üzerine yazarak da düşünen Mungan, bu bölümde gerçekle olan ilişkiyi sinema aracılığıyla sorguluyor.ÜÇ USTADAN GERÇEKLİKMungan’ın seçtiği filmlerden ilki, Michelangelo Antonioni’nin imzalı Blow Up/ Cinayeti Gördüm, varlıklı ve ünlü bir moda fotoğrafçısı olan Thomas’ın, meçhul bir cinayetle olan ilişkisini konu alıyor. 1960’ların özgün yapıtlarından kabul edilen filmde, gerçeklik algısı sorgulanıyor.İkinci filmi Francis Ford Coppola’ya 1974’te Altın Palmiyeli The Conversation/ Konuşma. Film, ünlü yönetmenin en çarpıcı filmlerinden biri olarak öne çıkıyor. Üçüncü film ise, insanoğlunun zaafları üzerine kurulu örgüsüyle ‘gerçek’ denen şeyin göreceliğine vurgu yapan Akira Kurosawa’nın Rashomon’ı. Film, bir cinayet ve tecavüz olayıyla ilgili farklı insanların anlattığı, birbiriyle çelişen hikâyeler üzerinden gerçekliği sorguluyor.TARAF
Reklam
CHP'den  Mescit Açılımı
CHP Genel Merkezi’nde yapılması kararlaştırılan mescit hizmete açıldı. Mescit açılması konusunda parti içinde eleştirilere hedef olan Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu “Bir ihtiyaç karşılandı' dedi.Ankara Söğütözü'nde bulunan CHP Genel Merkezi binasında mescit açıldı. Al Jazeera’dan Sibel Demirci Erdem’in haberine göre CHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu, mescit açılması konusunda bazı delegelerden ve genel merkeze ziyarete gelen bazı partililerden bu yönde bir talep geldiğini söyledi. Genel Merkez’de görevli genel müdürün talimatı üzerine giriş katının altında bir oda mescit olarak hazırlandı.'İhtiyaç karşılandı'Genel merkeze gelen ve namaz kılmak isteyen partililer ve ziyaretçilerden de bu yönde talepler geldiğini belirten Bekaroğlu, mescidin bu talebi karşılamak amacıyla açıldığını ifade etti. Bekaroğlu 'Bir ihtiyaç karşılandı' dedi.Bekaroğlu’na mescit tepkisiCHP Genel Merkezi’nde mescit yapılacağının duyulması üzerine ulusalcı kanatta yer alan bazı milletvekilleri Bekaroğlu’na tepki göstermişti. Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz Twitter'dan yaptığı açıklamada, Bekaroğlu’nu din istismarı yapmakla suçladı. Yılmaz “CHP Bekaroğlu gibi dini istismar edenlere bu kadar kapıyı açarsa kendi öz kitlesini kaybeder. CHP programına aykırı davranan Bekaroğlu istifa” diye yazmıştı.Bekaroğlu CHP’de halkla ilişkilerden sorumluRefah Partisi eski millevtekili ve Halkın Sesi Partisi kurucularından Mehmet Bekaroğlu 18’nci Olağanüstü Kurultay öncesinde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’ndan aldığı davet üzerine CHP’ye katıldı. Kılıçdaroğlu’nun bu daveti 'muhafazakâr açılım' olarak yorumlandı.Bilim Kültür Platformu'nun aday listesinden Parti Meclisi’ne giren Bekaroğlu’nu CHP lideri Merkez Yönetim Kurulu’nda genel başkan yardımcısı olarak görevlendirdi. Bekaroğlu CHP’de tanıtım ve halka ilişkilerden sorumlu genel başkan yardımcılığı görevini yürütüyor. Kurultay sonrasında Al Jazeera’nin sorularını yanıtlayan Bekaroğlu ‘CHP dine karşı' algısının değişmesi gerekir ancak ben bu algıyı yıkmak için CHP’ye geçmiş değilim, yeni dönem siyasetine katkı sağlamak üzere buradayım” diye konuşmuştu.Kaynak: Al Jazeera
"Küfür Etmediğimi Ben de Biliyorum, Bilic de"
Fenerbahçeli futbolcu Emre Belözoğlu, Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Bilic'e küfür ve hakaret etmediğini belirterek, 'Sayın Bilic de bunu çok iyi biliyor' dedi.Sarı lacivertli takımın bugün yaptığı antrenmanın ardından basın toplantısı düzenleyen Emre Belözoğlu, Beşiktaş ile oynadıkları derbide siyah beyazlı takımın teknik direktörü Slaven Bilic ile aralarında yaşanan gerginlikle ilgili açıklamalarda bulundu. Belözoğlu, saha içinde yaşanan olayların saha dışına taşınmasını doğru bulmadığını ifade ederek, şunları söyledi:'Ben yaklaşık 17-18 senedir futbolcuyum. 8 seneye yakın yurt dışında futbol oynadım. Futbolu enternasyonal seviyede bu ülkede en iyi bilen futbolculardan biriyim. Skorun önüne, maçın önüne geçecek kadar bir durum olduğuna inanmıyorum. Olaylar tek benim üzerimden giderse hakkaniyetli olmaz. O yüzden bu toplantıyı gerçekleştiriyorum. Sarı kart pozisyonundan sonra kendisine hakaret olmayan bir ifadem var. Küfür olarak algılanması üzücü. O bir küfür değil. Ben küfür etmediğimi, hakaret etmediğimi iyi biliyorum. Sayın Bilic de bunu iyi biliyor. Bilic saha içine gelip bana bir şey söyleyince, benim de karşılık vermem gerekir. Ama kesinlikle küfür etmedim.'Beşiktaş ile oynadıkları maçın devre arasında soyunma odasına giden koridorda Bilic ile yaşadıkları diyalogla ilgili de tecrübeli futbolcu şöyle konuştu:'Devre arasında kendi hocamdan fırça yiyeceksem yiyeyim, rakip takım hocasıyla diyaloğa girmek istemem. Soyunma odasına giderken yolumu kesersen, benim de bir şey söyleme hakkım ortaya çıkıyor. Sahanın içinde olan bir şey varsa sahanın içinde kalması gerekir. Yarın Sayın Bilic'le bir yerde karşılaşırız, sarılırız birbirimize. Benim üzerimden bir algı oluşturuluyor. Aşağıya çekilme çabaları basit kaçıyor. Ülkemizde insanların her konuyla alakalı fikirleri var ama bilgileri yok. Avrupa'da saha içinde ne oluyorsa Türkiye'de de oluyor aynısı. Ben kendi başıma olayın içinde olmuyorum, bir şeylerin içine çekiliyorum.'Derbi maçta Olcay Şahan'ın kendisine yaptığı müdahalenin karşılığının kırmızı kart olduğunu da vurgulayan Emre Belözoğlu, 'O hareketin karşılığı kesinlikle kırmızı kart. Kırmızı kart pozisyonunda ben olduğum için mi bu kadar hedef tahtası oluyorum?' dedi.Belözoğlu, Fenerbahçe'nin başarısının kendisi için çok önemli olduğunu da belirterek, 'Benim buraya zarar verdiğimi düşünen olursa, hiçbir şekilde Fenerbahçe'nin sırtında yük olmayız. Gösterildiği gibi bir profil değilim. Bunları kabul etmiyorum' diye konuştu.Emre Belözoğlu, 'Bu bir özür dileme ve kendimi temize çıkarma konuşması değildi. Benim tarafımdan da baksın insanlar' diyerek sözlerini tamamladı.(DHA)
Reklam
Ebeveynlerin Çocukları Üzerinden Sidik Yarıştırdığı 11 Konu
Çocuklar daha annelerinin karnındayken acımasız bir rekabetin öznesi haline gelebilirler. Ebeveynler, eczaneden aldıkları ve pozitif çıkan testin ardından apar topar doktora giderler. İlk muayenede doktorun söylediği '5 haftalık hamilesiniz ve her şey yolunda' lafı akraba, eşe dosta dünyanın ilk sağlıklı hamileliğini yaşıyormuşcasına telefonla duyurulur. DİKKAT, BU BİR BAŞLANGIÇTIR! Bundan sonra ebeveynlerin aralarında çocukları ile ilgili acımasız bir rekabet başlar.
Reklam
Gerçek Hayatta Animasyon 2
Sanatçı Marty Cooper bir kez daha gerçek dünya ile çizimlerini bir araya getiriyor. Şeffaf folyolar üzerine çizip hareketlendirdiği eğlenceli karakterleri gerçek dünyaya uyarlıyor. İlk çalışmasını merak edenler için: http://onedio.com/haber/gercek-hayatta-animasyon-310677
İstanbul'un Göbeğinde Bir Yaban Domuzu
Bir yaban domuzu yüzerek geldiği İstanbul Bebek'te karaya çıktı. Art arda üç arabanın çarptığı yaralı domuz bir yalının bahçesine saklandı. Bebek'te bir yalının bahçesine giren yaralı yaban domuzu, veteriner ekipleri tarafından uyuşturucu iğne ile bayıltılarak yakalandı.Denizden yüzerek kıyıya çıktığı sanılan yaban domuzuna, saat 23.00 sıralarında Beşiktaş Cevdetpaşa Caddesi'nde otomobil çarptı. Hafif şekilde yaralanan domuz daha sonra Mısır Başkonsolosluğu'nun yanında bulunan bir yalının bahçesine girdi.UYUŞTURUCU İĞNE İLE UYUTULARAK YAKALANDIYoldan geçen vatandaşlar da yalının bahçe kapısını kapatarak durumu polis ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen polisler de konuyu Büyükşehir Belediyesi veteriner ekiplerine bildirdi.Veteriner ekipleri ve polisler yaban domuzunu saklandığı yerden çıkarmak izin uzun süre uğraştı. Fenerlerle domuzun bulunduğu yeri tespit eden veteriner ekipleri, uyuşturucu iğne ile yaban domuzunu vurmaya çalıştı. İki kez uyuşturucu iğne atılarak bayıltılan yaban domuzu, bahçeye giren ekipler tarafından hayvan toplama aracına taşınarak Büyükşehir Belediyesi Hasdal Rehabilitasyon ve Veterinerlik Merkezi'ne götürüldü.Yaralı haldeki hayvanın buradaki tedavisinin tamamlanmasının ardından doğaya bırakılacağı öğrenildi.'3 TANE ARABA ÇARPTI; DOMUZ YARALANDI'Yaban domuzunun denizden geldiğini belirten Suphi Arıer, 'Domuz sahile yakın bir yerden çıktı. Ordan çıktıktan sonra 3 tane araba çarptı. Domuz yaralandı. Yaralanan domuz bahçenin önüne geldi. Vatandaşlar da bahçenin kapısını kapattı. İçeride kalmasını sağladılar. Gazetelerde okuduğumuz kadarıyla 3. köprü inşaatından dolayı ağaçları kesmişler ve kendi doğal yaşam alanı değiştiğinden, doğal ortamı bozulmuş. Oradan yüzerek buraya kadar gelmesi enteresan. Restoranda çalışanlara doğru gelirken çarpmış araba. İnsanlara saldırmaya çalıştı' dedi.Hakan KAYA - Ozan URAL / İstanbul- DHA
Reklam
Çalışma Bakanlığı Önünde Protesto: 17 Gözaltı
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde işçi ölümlerini ve maden kazalarını protesto etmek isteyen DİSK üyesi 17 kişi polis tarafından gözaltına alındı.Karaman Ermenek'te meydana gelen maden kazasında 18 maden işçisine henüz ulaşılmamasına ve işçi ölümlerine dikkat çekmek isteyen DİSK üyeleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önüne geldi. 'Çalışma Bakanı istifa, Çalışırken ölmek istemiyoruz' yazılı pankart asan grup DİSK üyeleri, 'Üreten biziz yöneten de biz olacağız, işçi katili bakan istifa' sloganları attı.Yapılan basın açıklamasında, son yıllarda Soma'da yaşamını yitiren 301 maden işçisi ve diğer iş kazalarına ölen işçilerin sorumlusu olarak Çalışma Bakanı sorumlu gösterildi. Açıklamanın ardından Bakanlık girişine 'İşçilerin can güvenliğini sağlamayan T.C. Çalışma Bakanlığı işçiler tarafından mühürlenmiştir' yazılı pankart asan grup üyeleri yetkili biri gelmedikçe bakanlığa kimseyi sokmayacaklarını belirtti. Bunun üzerine emniyet güçlerinin uyarılarını dikkate almayan işçilere polis tarafından müdahale edildi. Polisin müdahalesine direnen 17 kişi gözaltına alındı.Muhammet BAYRAM- Kürşat TERCANLI / ANKARA (DHA)
Ev Üzerine Apartman!
SAMSUN'un Çarşamba İlçesi'nde köyleri baraj suları altında kalan vatandaşların devletin kendilerine yaptıkları tek katlı evlere yerleşti. Zaman içinde yaşadıkları ev ihtiyaçlarını karşılamayan vatandaşlar, tek katlı mevcut yapıyı yıkmadan üzerine bina inşa etti. Ev üzerine yapılmış evi görenler ise büyük şaşkınlık yaşadı.Samsun'un Çarşamba İlçesi'nin 5 bin nüfuslu Cumhuriyet Mahallesi, tek katlı evlerin üzerine yapılan binalarla bölgede biliniyor. Mahalleye ilk kez giden kişiler sayısı 50'yi bulan binaları gördüklerinde kısa süreli şaşkınlık yaşıyor. İlçeye 1961 yılında yapılan Hasan Uğurlu Barajı nedeniyle köylerde yaşadıkları evleri sular altında kalan vatandaşlar o dönem devlet tarafından Cumhuriyet Mahallesi'ne yapılan tek katlı 2 oda bir mutfaktan oluşan evlere yerleştirildi. Zamanla nüfusun çoğalması ve evlerinin yetersiz kalması üzerine vatandaşlar ilginç bir çözüm yolu buldu. Kalacak başka yer bulamayan ve bu konuda problem yaşayan bazı vatandaşlar çareyi mevcut binayı yıkmadan üzerine bina inşa etmekle buldu. Tek katlı bina dururken üzerine 2 ile 4 kat arasında değişen apartman yapıldı. Bu çözüm formülü mahalle sakinleri arasında hızla yayılınca ev üzerine ev yapılan bina sayısı da arttı.2 ay önce yeni yaptıkları binaya taşındıklarını söyleyen 60 yaşındaki Hanife Göngör, '31 yıl devletin yaptığı iki odalı evde yaşadım. Eşim zaten inşaat işçisi. Ev artık yetmedi. Bizde evi yıkmadan üzerine başka bir ev yaptık. Kalacak yerimiz olmadığı için böyle yaptık. Eski evi depo olarak kullanıyoruz. Sonra belki yıkarız' dedi. Rabia Özer de aile bireylerinin tek katlı evin üzerine 10 yıl önce 2 katlı bir apartman yaptıklarını belirterek 'Eşimin ağabeyleri yeni evlere taşındılar. Biz hala mevcut evde kalmaya devam ediyoruz. Ev yapacak durumumuz olmadığı için devletin yaptığı bu evde yaşıyoruz' diye konuştu.55 yaşındaki Dursun Çakır ise mahallede yaşayan insanların genellikle inşaat işinde çalıştıklarını belirterek, 'Herkes inşaatçı olduğu için evin üzerine ev yapmaları kolay oldu. Kalacak yeri olmayanlar imkansızlıktan dolayı böyle bir çözüm buldu. Mahallemize dışarıdan gelen kişiler evleri böyle gördüklerinde şaşırıyorlar. Ama daha sonra onlara neden böyle yaptığımızı anlatıyoruz. İmkan olmayınca insanlar böyle yapmak zorunda kaldı' diye konuştu.Yaprak KOÇER / ÇARŞAMBA (Samsun) (DHA)
Reklam
Rusya, iPhone'u Yasaklıyor!
Amerika Birleşik Devletleri ile her daim kavgalı olan Rusya ilginç bir işe imza atmak üzere. Gelen haberlere göre ülkede çok yakın bir zamanda iPhone ve iPad yasağı başlayacak.Amerika'nın politik kabusu Rusya hiç beklenmedik bir işe girişiyor. Raporlara göre hükümet yetkililerinin verdiği kararlar neticesinde Apple'ın akıllı telefon serisi iPhone ve tablet serisi iPad ülke genelinde satıştan çekilecek ve kullanımına yasak getirilecek. Bu şaşırtan atılımın başlangıç tarihinin ise Yılbaşı dönemi olacağı söyleniyor.Geçtiğimiz günlerde St. Petersburg'ta yer alan Steve Jobs anıtına yapılan saldırının da küçük bir işaret olabileceği konuşulurken, asıl sebebin ülke güvenliği olduğu belirtiliyor. Rus basınında yer alan habere göre iCloud bulut hizmetini içeren her bir cihaz ülke genelinde satışa çıkamayacak ve hatta kullanım dışı bırakılacak.Ülke güvenliği öne çıkartılıyorBu önemli yasak için gösterilen gerekçe, iCloud servisinin bünyesinde barındırdığı kullanıcı verilerini Rusya'da değil de Amerikan topraklarında saklıyor olması. Bir başka deyişle Rusya, Rus halkının en ufak bir verisinin dahi Amerika'nın eline geçmesini istemiyor. Bu ister bir telefon numarası olsun, ister bir not, isterse birkaç video.Apple böylesi bir yasak karşısında Rusya'da özel server'lar açabilir ancak bu şirket için ciddi bir yatırım anlamına gelecektir. Öte yandan hükümetin tüm Apple ürünlerine yasak getirme ihtimali de konuşuluyor. Kısacası Amerikalı markayı önemli bir pazar yüzünden sıkıntılı günler bekliyor.ShiftDelete.Net
Nokia Camera, Lumia Camera Oldu!
Nokia'nın Microsoft tarafından satın alınmasıyla birlikte başlayan Nokia adını tarihe gömme mücadelesi hız kesmeden devam ediyor.Geçtiğimiz gün sebepsiz yere ortadan kalkan Nokia Camera uygulaması ise Microsoft'un Nokia ismini tarihe gömme çalışmaları neticesinde bugün yeniden yayınlandı. Fakat isimde yapılan ufak bir değişiklikle.Hoş geldin Lumia Camera!Bugün Windows Phone Mağaza‘ya geri dönen uygulama, Microsoft‘un Nokia cihazlar ve servisler bölümünü almasının bir sonucu olarak Lumia Camera adıyla karşımıza çıktı. Gün geçtikçe bir zamanların efsane markası Nokia'yı ortadan kaldırmak adına yeni adımlar atan Microsoft, tam birleşme sağlama yolunda ilerliyor.Windows Phone platformunun en önemli uygulamalarından olan Nok i a Camera ya da yeni adıyla Lumia Camera sayesinden telefonunuzun kamerasını maksimum verimlilikte kullanabiliyorsunuz. Ayrıca piyasadaki birçok akıllı telefonda bulunmayan bu uygulama sayesinde yararlanabiliyorsunuz.ShiftDelete.Net
Başyapıta 101 Milyon Dolar
Giacometti'nin 'Araba' heykeli 101 milyon dolara satıldı.İsviçreli sanatçı Alberto Giacometti'nin başyapıtı ''Chariot'' (Araba) adlı heykeli, açık artırmada 101 milyon dolara alıcı buldu.Sotheby's müzayede evinin 'İzlenimci ve Modern Sanat Sonbahar Müzayedesi' New York'ta yapıldı.New York'taki müzayede gecesine, 1966 yılında ölen Alberto Giacometti'nin ''Araba'' adlı eseri damgasını vurdu. Ressam ve heykeltıraş Giacometti'nin İkinci Dünya Savaşı sonrasında, 1950 yılında yaptığı 1,44 metre yüksekliğindeki iki tekerlekli araba üzerinde duran bronz tanrıça heykeli, 101 milyon dolara alıcı buldu.Giacometti'nin 'Walking Man' isimli eseri de 4 yıl önce Londra'da yapılan müzayedede 104 milyon dolara satılmıştı.Müzayedede, Vincent van Gogh'un 1890 yılında 66x51 santimetre ebatlarında yaptığı 'Papatyalı ve Gelincikli Vazo'' adlı eseri ise 61 milyon 800 bin dolara satıldı. Eserin satış kataloğundaki değeri 30 ila 50 milyon dolar olarak belirtilmişti.Müzayede gecesinin diğer bir yıldızı ise Amedeo Modigliani'nin 1911 ve 1912 yıllarında yaptığı, 70 milyon 700 bin dolara alıcı bulan 73 santimetre yüksekliğindeki ''Tete'' (Baş) adlı eseri oldu. Heykele satış kataloğunda 45 milyon değer biçilmişti.New York'taki müzayede gecesinde Sotheby's, toplam 422 milyon 100 bin dolarlık satış gerçekleştirerek 270 yıllık tarihindeki en yüksek meblağa ulaştı.Anadolu Ajansı muhabirinin sorusunu yanıtlayan Sotheby's'in İzlenimci ve Modern Sanat bölümü başkanlarından Simon Shaw, Amerikalı ve Çinli alıcıların müzayedede öne çıktığını söyledi. Shaw, müzayedeye Türk alıcıların katılıp katılmadığıyla ilgili soruya 'Türkiye'den klasik ve modern sanat dünyasıyla ilgilenen çok iyi koleksiyoncularımız var ama bu akşam Türkiye'den koleksiyoncunun olduğunu bilmiyorum' yanıtını verdi.Son yıllarda artan Asyalı alıcıların bu müzayede de önce çıktığını belirten Shaw, 40 ülkeden alıcının katıldığı New York'taki müzayedeye, Çin'den telefonla katılan bir alıcının Van Gogh'un 61 milyon 800 bin dolarlık eserinin sahibi olduğunu bildirdi.Müzayedede 73 eserin 58'i satılırken, Balthus, Matisse, Marc Chagall ve Giorgio de Chirico'nun eserleri potansiyel değerlerinin altında kalarak satılmayanlar arasında yer aldı.Dünya
Reklam