Spotify iTunes'u Solladı!
Online müzik servisi Spotify, Avrupa'da Apple'ın müzik servisi iTunes'u geride bıraktı. İki rakip müzik platformu arasında telif ödemelerinde önemli bir fark bulunuyor.İsviçreli online müzik servisi Spotify giderek yaygınlaşıyor. Aralarında Sony, Werner Music, EMI, Universal gibi büyük plak şirketlerinin bulunduğu birçok kuruluşun arşivini tüketicilere ücretsiz ya da abonelik ile sunan Spotify , hak sahiplerine de kazanç sağlıyor.Telif ödemesinde iTunes'u solladıApple 'ın müzik servisi iTunes 'un satın alma tabanlı yapısına karşı, reklamlı - ücretsiz ya da reklamsız - ücretli müzik dinleme yöntemi sunan Spotify, Avrupa'da iTunes 'ı geride bırakmayı başardı. İsviçreli şirket, kendi kıtasında hak sahiplerine Apple 'dan daha fazla telif ödemesi gerçekleştiriyor.Yüzde 13'lük üstünlükKobalt Music Publishing'in verilerine göre, Spotify 'in Avrupa'daki telif ödemeleri Apple 'ın iTunes için gerçekleştirdiği telif ödemelerinden yüzde 13 oranında daha fazla. Kobalt Music'in listelerinde yer alan 6000 sanatçı yapılan ödemelerin temel alındığı bu araştırmada Bob Dylan, Dave Grolh, Maroon 5, Max Martin gibi güçlü isimler yer alıyor.iTunes kan kaybediyorSpotify ve benzeri online müzik akış servislerinin bir süredir Apple' ı köşeye sıkıştırdığı bilinen bir durum. Müzik piyasası ' albüm / parça satın al' sisteminden çok, ' ücretsiz dinle ya da daha fazlası için abone ol' şeklinde özetlenebilecek sisteme doğru kayıyor. Geçtiğimiz yıllarda iTunes Radio hizmetini duyuran Apple 'ın gelecekte kendi online müzik servisini hizmete sokması bekleniyor.ShiftDelete.Net
Die Welt: 'Erdoğan'ın Türklere Maliyeti Bir Milyar Dolar'
Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın dünyanın en büyük saraylarını geride bırakan yeni cumhurbaşkanlığı sarayı Batı medyasının da diline düştü. Alman Die Welt gazetesi, ‘Erdoğan Türklere 1 milyar dolara mal oldu’ başlıklı haberinde, Ak Saray ile dünyada sadece Brunei Sultanı’nın sarayının yarışabileceğine yer verdi.Önceleri Başbakanlık Konutu olarak düşünülen sarayın, Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına seçilmesi ile planlarının değiştirildiği kaydedilen haberde, AKP döneminde artan ‘Örtülü Ödenek’ bütçesiyle de ‘masraflı bir başbakan’ olduğu vurgulandı.Die Welt haberinde şöyle denildi: “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ülkesinin dünyanın önde gelen güçleri arasında olduğunu söylüyor. Şimdi bunu (devletin) temsilcisi olarak daha görünür kılıyor: Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı sarayı haftalardır medyayı meşgul ediyor. Beyaz Saray’dan, Kremlin’den ve de Buckingham Sarayı’ndan daha büyük, Versailles Şato’sunun 4 katı. Ve 1000 odasıyla dünyadaki herhangi bir devlet başkanınkinden daha büyük ‘Ak Saray’.”“BİR TEK BRUNEİ SULTANI’NIN SARAYI ONUNLA YARIŞABİLİR”Eski Romanya diktatörü Nikolay Çavuşesku döneminde yaptırılan ‘Halk Sarayı’nın bine yakın odasıyla Erdoğan’ın Ak Sarayı’yla yarışabileceğine değinilen yorumda, Romanya’daki sarayın artık devlet başkanlığı için kullanılmadığı hatırlatıldı. Die Welt haberinde, “yalnızca Brunei Sultanı’nın 200 bin metrekare oturma alanına sahip sarayı onunla (Ak Saray) yarışabilir” denildi.Ak Saray adlı yeni cumhurbaşkanlığı köşkünün maliyetine ilişkin yalan haberlere de dikkat çekilen Die Welt haberinde, önceleri 250 milyon dolar civarında maliyeti olduğu iddia edilen köşkün sonradan 350 milyon dolara çıktığı, dün ise 615 milyon dolar olarak açıklandığı kaydedildi.“HÜKÜMET ETMEK İÇİN AK SARAY’I SEÇTİ”Ak Saray’ın Erdoğan’a göre hazırlandığının belirtildiği Die Welt haberinde, böylesi devasa bir binaya neden ihtiyaç duyulduğuna da açıklık getirildi. Haberde şöyle denildi: “(Erdoğan) henüz Başbakan iken bu binanın başbakanlık binası olarak hizmet vermesi düşünülüyordu. Erdoğan cumhurbaşkanı olunca planlar değişti ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı oldu.Aslında (Ak Saray) çok gerekli de değildi: Devletin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ten bu yana cumhurbaşkanları tarafından kullanılan Çankaya Köşkü fazlasıyla yetiyordu. Tabii, sadece bilinen, temsili görevi olan cumhurbaşkanları için. Erdoğan ise, tüm anayasal maddelere rağmen hükümet etmek istiyor ve bunun için de Ak Saray’da dikkate değer sayıda bir personeli çalıştırmayı istiyor.”Atatürk Orman Çiftliği içerisinde yer alan Ak Saray’ın inşasının başlamasından bu yana ‘kaçak yapı’ olduğu gerekçesiyle birçok şikayetin yapıldığı hatırlatılan haberde, sarayın doğal alan olarak koruma altına alınan bir bölgede yapıldığı bilgisi verildi. Haberde, “Erdoğan’ın hakimlere reaksiyonu ise, ‘yetkiniz varsa yıktırın’ şeklinde oldu” denildi.GÖREVE BAŞLANGIÇ YILI MALİYETİ 978 MİLYON DOLARCumhurbaşkanlığı’na ait İstanbul ve Ege sahillerindeki iki binanın daha tadilatta olduğu kaydedilen Die Welt haberinde, Erdoğan’a alınan Airbus A330-200 tipi uçağın maliyetinin 185 milyon dolar, cumhurbaşkanı olarak kendisine ayrılan bütçenin de 178 milyon dolara denk geldiği belirtildi. Haberde, Erdoğan’ın Ak Saray’ın da dahil edilmesiyle ilk bir yılının halka maliyetinin 978 milyon dolar olduğu, İstanbul ve Ege’deki binaların maliyetinin ise henüz bilinmediğinin altı çizildi.ÖRTÜLÜ ÖDENEKLE DE EN MASRAFLI BAŞBAKANDIHaberde şöyle devam edildi: “Ama bu şekilde de net: Erdoğan cumhurbaşkanlığı görevine 1 milyar dolarlık bir ‘fatura’ ile başlıyor. Resmi verilere göre, 2013 yılı devlet bütçesindeki açık ise ortalama 8 milyar dolardı.Geçmiş yıllara oranla kabul edilebilir bir rakam. Ama yine de, Erdoğan çok masraflı bir cumhurbaşkanı. Erdoğan, başbakan olarak da çok ucuza gelmiyordu. Özellikle görevde olduğu son 11 yılda milyarları bulan miktarları ‘Örtülü Ödenek’ adlı başbakanlık fonundan ‘gizli operasyonlar’ için harcadı. Ne için harcandığını kimse bilmiyor. Bu uzun süre böyle kalabilir: Türkiye’de (Örtülü Ödenek) harcanan paraların ne için harcandığını kamuoyuyla paylaşmak suç olarak görülüyor.”ANF
Tweet Atmak Artık 'Daha Kolay'
Whatsapp’tan sonra bir yenilik de ünlü mikro blog sitesi Twitter’dan geldi. Tasarımında ‘ küçük’ bir değişiklik yapan Twitter, anasayfadaki durum çubuğunu sayfanın tepesine taşıdı.Twitter yönetimi yaptığı açıklamada, değişikliğin amacının kullanım kolaylığı sağlamak olduğunu belirtti: “Twitter.com‘da Tweet atmak kolaylaştı. Şimdi yeni Tweetleri anasayfanızın en üstünde oluşturabilirsiniz. ”Ancak bu değişiklik, Twitter’ın görsel olarak Facebook’a benzemeye başladığı eleştirilerini arttırdı. Zira Twitter’ın yeni penceresi artık Facebook’un kendi durum çubuğu olan ‘ Ne düşünüyorsun ‘ kutusuyla birebir aynı yerde duruyor.Şirket bu değişikliğin daha fazla kullanıcının tweet atmasını sağlama amaçlı olup olmadığı konusundaki sorulara yanıt vermedi. Ancak Twitter kullanıcılarının yaklaşık yüzde 50’sinin başkalarının yazdıklarını okuyup kendilerinin tweet atmadığı biliniyor.Diken
Beşiktaş'a Şok Tehdit: "Çekiliriz"
Atatürk Olimpiyat Stadı'nda bu akşam Partizan'ı konuk edecek olan Beşiktaş'a, UEFA'dan uyarı, rakip takımdan tehdit geldiAtatürk Olimpiyat Stadı'nda Partizan'ı konuk edecek olan Beşiktaş'a, UEFA'dan uyarı geldi. Yazıda; Belgrad'da oynanan Sırbistan- Arnavutluk maçı hatırlatılarak; İstanbul'daki maçta benzeri olayların yaşanmaması için azami dikkat istendi. Maça, Kosova'nın Arnavutluk topraklarına dahil edilmesini temsil eden bayrakların alınmaması konusunda özel uyarı yapıldı.SAHADAN ÇEKİLEBİLİRLER!UEFA'nın Beşiktaş'a yaptığı uyarının dışında, Partizan kulübü de tehdit vari bir karara imza attı. Sırp yetkililer kendilerine normalin dışında bir tepki olması durumunda; sahaya çıkmama veya sahadan çekilme gibi çok iddialı eylemlerde bulunabileceklerini ifade ettiler. Bunun üzerine de UEFA, Beşiktaş yönetiminden 'en üst düzeyde güvenlik önlemi' istedi.(Sabah)
Eskişehir'de Otobüs Kazası: 43 Yaralı
İZMİR'den Anadolu Lisesi öğrencilerini üniversite tanıtım gezisi için Eskişehir'e getiren otobüs, kontrolden çıkıp devrildi. Yan yatan otobüste şoför ve öğretmenlerle birlikte 43 kişi yaralandı.Kaza sabah saat 07.00 sıralarında Eskişehir'in İnönü İlçesi yakınlarındaki, İnönü- Kütahya karayolu Dutluca rampalarında meydana geldi. İzmir Anadolu Lisesi öğrencilerini üniversite tanıtım gezisi için Eskişehir'e getiren 38 yaşındaki Muharrem Patı yönetimindeki 45 UV 707 plakalı otobüs, sürücünün direksiyon kontrolünü yitirmesi sonucu şarampole devrildi.Kazada otobüste bulunan şoför, öğretmen ve öğrenciler olmak üzere toplam 43 kişi yaralandı. Yaralılar ambulanslarla Eskişehir'deki çeşitli hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı. Ayakta tedavi gören öğrenciler üniversite tanıtımı için Eskişehir ve Ankara'ya gitmek üzere İzmir'den yola çıktıklarını söyledi. Kaza ile ilgili soruşturma sürerken yetkililer, otobüs şoförünün yaklaşık 20 kilometre gerideki Kümbet kavşağında Eskişehir yoluna dönmesi gerekirken yanlışlıkla İnönü ilçesine doğru yoluna devam ettiğini ve kaza yaptığını belirtti.Kaza yapan otobüsün arkasında 'Cesaretin yoksa izle' yazısı dikkat çekti.Kemal ATLAN/İNÖNÜ (Eskişehir), (DHA)
Gazetelerde Bugün | 6 Kasım Perşembe
Hürriyet: Abdülhamid’in çakma vârisleriMilliyet: ‘Panik odası’ korsandan kurtardı Sabah: Paralel'den özel telefon santraliVatan: Cinayete teşebbüsTaraf: 150 şirketlik maden havuzuAkşam: Mescid-i Aksa'ya çirkin saldırı Birgün: Eş dost akraba hırsızları akla!Bugün: ‘TSK 2033 Planı’nda çarpıcı detaylar yer aldıCumhuriyet: 17 Aralık hastalarıZaman: Gül veto etmişti, sendikalar kölelik demişti; Kiralık işçi dönemi başlıyorYeni Şafak: Kıblede İsrail terörü 
Reklam
Mavi Marmara'ya Takipsizlik
Mavi Marmara mağdurlarının başvurusunu değerlendiren Uluslararası Ceza Mahkemesi, savaş suçu suçlamasını makul bulmakla birlikte, suçun mahkemenin görev alanına girecek ağırlıkta olmadığına hükmetti.Reuters'ın özel haberine göre, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) savcıları İsrail'in Gazze'ye yardım götüren Mavi Marmara gemisine yönelik saldırısını kovuşturmaya gerek olmadığına karar verdi.Saldırıda yakınlarını kaybedenlerin başvurusunda, İsrail'in savaş suçu işlediği savunulmuş ve İsrail Başbakanı, Milli Savunma Bakanı, Deniz Kuvvetleri Komutanı ve Genelkurmay Başkanı başta olmak üzere sorumluların yargılanması talep edilmişti.Başvuruyu inceleyen savcılar, İsrail askerlerinin savaş suçu işlediği suçlamasının makul gerekçelere dayandığına, ancak söz konusu suçun mahkemenin görev alanına girecek ağırlıkta olmadığına hükmetti.Reuters
Davutoğlu: 'İstihbarat Reformunda Hiçbir Fedakarlıktan Kaçınılmayacak'
Davutoğlu, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığında aldığı brifingin ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.Türkiye'nin siyasal ve ekonomik olarak yükselen bir güç olduğuna işaret eden Davutoğlu, bu durumda Türkiye'nin istihbarat anlayışının da zihniyet ve hedef olarak farklı olması gerektiğini vurguladı.Reaktif ve defansif denilecek istihbarat anlayışının daha çok statik ve konjonktüre hitap eden istihbarat anlayışı olduğunu ve bu anlayışın statik ortamlarda geçerli olacağını belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:'Yani mukabil aktörlerin devlet olduğu durumlarda söz konusuyken bugünkü riskler devlet yapılanmasının zayıflaması sonrası ortaya çıkan terör, aşırı gruplar ve istikrarsızlıktan beslenen etnik ve mezhebi radikal unsurlar dahil olmak üzere çok daha farklı bir alana yayıldı. İstihbaratın tehdit analizleri ve bu tehditlere karşı alacağı tedbirlerin de istihbari yapılanmanın da değişmesi gerekiyor.Teknolojik istihbarat, siber güvenlik bağlamındaki istihbarat ve diğer alanlardaki istihbarat yapılanmaları da dahil olmak üzere yükselen bir güç olarak Türkiye'nin ihtiyaçlarına tekabül eden yapısal, işlevsel bütün reformlarına destek veren istihbarat, 21. yüzyılda en değerli araçtır. Ne kadar çok bilgiye sahipseniz, ne kadar bu bilgi çeşitlenmiş ve farklı alanlara sirayet etmişse karar alıcılar o kadar doğru kararlar alırlar, o kadar resmi doğru görürler. İstihbarat eksikliğinin olduğu ortamlarda alınan kararlar siyasi riskleri beraberinde getirir, askeri güvenlik riskleri beraberinde getirir. O zaman bizim yeni konjonktüre hitap edecek şekilde bir yapı değişikliğe gitmek ihtiyacımız vardır. Son dönemde bu değişim büyük ölçüde yaşandı. Gerek terör tehdidi karşısında iç ve dış istihbaratın koordine edilmesi gerekse dış istihbarat bağlamında Türkiye'ye dönük risklerin minimize edilmesi yanında Türkiye'nin birçok önemli inisiyatiflerinde ciddi kaynak teşkil eden bilgi ihtiyacının karşılanması anlamında yepyeni bir döneme giriyoruz.'Başbakan Davutoğlu, 21. yüzyılın yükselen gücü olarak Türkiye'nin istihbaratta da kendini yenilemeye ihtiyacı bulunduğunu ve bu yenilenme için gereken her türlü altyapı çalışmalarının yapılmış olduğunu görmekten memnun olduğunu dile getirerek MİT'in özellikle teknolojik imkanlar bağlamında çağdaş ve şartlara intibak etme kabiliyetinin yüksek olduğunu gördüğünü söyledi. Davutoğlu, yapılan yapısal ve yasal çalışmaların MİT'in gelecek 10 yıllara ve 100 yıllara hazırlanmasında ciddi birer temel teşkil ettiğini anlattı.Başbakan Davutoğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve ekibine, sahada çalışan ve 'isimsiz kahramanlar' olarak adlandırdığı görevlilere başarılar dileyerek, 'Devlet istihbaratı içinde kurumlar arasında işbirliği ve koordinasyon da son derece büyük bir önem taşıyor. Yükselen bir güç olarak Türkiye'nin önümüzdeki dönemde de bütün diğer kurumları gibi istihbarat yapılanmasında kendini yenilemesi ve reforme etmesi yönünden hükümetimizin tam bir kararlılığı vardır, bu konuda hiçbir fedakarlıktan kaçınılmayacaktır. Çevre ülkelerdeki şartların ortaya çıkardığı ihtiyaç son derece açıktır, her zaman yeniden yapılanma çalışmalarına gerekli desteği vereceğiz' diye konuştu.'Türkiye Filistinli kardeşlerimizin yanında oldu'Başbakan Davutoğlu, İsrail askerlerinin Mescidi Aksa'ya yaptıkları baskına ilişkin bir soruyu şöyle yanıtladı:'Bu ayrıca bir değerlendirmeye ihtiyaç bile hissetmeden tam bir barbarlıktır. Dünyanın her yerinde kutsal mekanlar, hele hele Mescid-i Aksa gibi bütün Müslümanların ilk kıblesi olma niteliği yanında bütün dinler açısından da kutsal olan ve insanlığın en kutsi mekanlarından birine yapılan bu saldırı, küstahlık en şiddetli şekilde mukabele görmesi gereken bir tutumdur. Türkiye her zaman Filistin davasında Filistinli kardeşlerimizin yanında oldu. Her zaman Kudüs davasının ve Mescid-i Aksa davasının Türkiye'nin Ortadoğu politikasındaki en temel prensiplerinden, ilkelerinden biri olduğunu vurguladık.Kudüs bir barış kenti olması gerekirken İsrail'in bu tutumu sebebiyle çatışmaların, zulümlerin, barbarlığın sergilendiği bir şehir haline dönüşmüştür. Mescid-i Aksa'ya bütün dünyanın, Müslümanların, bütün insanlığa Mescid-i Aksa ve Kudüs'e sahip çıkma çağrısında bulunuyorum. Kudüs tek bir dinin hakimiyet alanı haline dönüşüp, diğer kutsal mekanlar böylesine barbarca bir tutumla ayaklar altına alınırsa Ortadoğu'da barışı temin etmek, tesis etmek mümkün olmaz.'Başbakan Davutoğlu, İsrail'in bölgedeki gelişmelerden fırsat bulup böyle bir olayı gerçekleştirdiğini belirterek 'Burada ciddi bir fırsatçılık var. Dikkatlerin Suriye'ye, Suriye'de de Halep'deki olaylara değil, sadece Kobani'ye çevrildiği bir dönemde ve herkesin böylesine yönlendirildiği bir dönemde İsrail'in yaptığı dikkatlerin dağılması sebebiyle Kudüs'te sürdüregeldiği asimilasyon ve Kudüs'ün kimliğini değiştirme politikasında yeni bir adımdır' dedi.Davutoğlu, İsrail'in tutumunu şiddetle kınadıklarını, uluslararası alanda gereken her türlü inisiyatifi alarak İsrail'in bu tutumu karşısında uluslararası toplumun en aktif cevabı vermesi için de gerekli çalışmalarda bulunacaklarını bildirdi.Çözüm Süreci'İmralı ile görüşmelerde aksama olup olmadığı ve HDP'nin bu görüşmelerle ilgili yaptığı başvuruya' ilişkin bir soru üzerine, HDP'nin son dönemlerde dikkatleri dağıtan açıklamalarda bulunduğunu, Türkiye'nin Çözüm Süreci'yle başka hiçbir ülkenin cesaret edemeyeceği ölçekte bir adım attığını ifade eden Davutoğlu, bunun Ortadoğu'da yaşanan çatışma ortamında tek başarı hikayesi olduğunu, katkıda bulunabilecek herkese bunun için ellerinden geleni yapmaları için çağrıda bulunduklarını söyledi.Davutoğlu, hükümeti kurar kurmaz bunu Çözüm Süreci'yle mekanizmasıyla bir yapıya kavuşturduklarını, çerçeveye oturttuklarını anımsatarak, daha sonra İmralı'ya gidiş gelişler ve yol haritası konusunda paylaşımlar olduğuna dikkati çekti.Aldıkları cevabın, 6-7 Ekim olaylarında şiddete yapılan çağrı olduğunu vurgulayan Davutoğlu, kendisinin yaptığı görüşmede bunları çok açık ifade ettiğini, ne yapılması gerektiğini dile getirdiğini anımsattı.Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:'HDP sürekli hükümete ev ödevi çıkarmaya kalkmamalı kendi ev ödevini dürüstçe yapmalı. Nedir o ev ödevi? Daha geçen sene 2013 Mayıs'ında silahlarını terk ederek Türkiye'den çıkması beklenen silahlı grupların, unsurların ve daha sonra da silahsızlanmanın, silahı bırakma anlamında bir aşamaya gelmesi lazım. Neredeyse 1,5 yıl geçti. Bunun yerine eğer o silahlı unsurlar şehirlerimizin üzerinde bir baskı unsuru haline dönüşecekse o zaman bir niyet tazelenmesine ihtiyaç vardır. Çok açık söylüyorum: Çözüm Süreci için atılması gereken her adımı atmaya, her kararlı tutumu de sergilemeye hazırız. Ama sürekli oyalamalarla, yurt dışındaki olayları bahane ederek Türkiye içinde bu süreci zamana oynama tarzında, ziyaretler, gidiş gelişlerle bir taraftan onları yapacaksınız, diğer taraftan alanda Çözüm Süreci'nin doğasına aykırı eylemlerde bulunacaksınız, bunun ikisinin bir arada sündürülmesi çok güç bunu ifade ettik.'Çözüm Süreci'ne katkı yapacak her türlü faaliyete izin vereceklerini ve her türlü çabayı göstereceklerini yineleyen Başbakan Davutoğlu, 'Ama Çözüm Süreci görüntüsü adı altında eğer kamu düzenine zarar veren faaliyetlere devam edilirse o zaman oturup yeniden değerlendirme ihtiyacı doğar' diye konuştu.Bu temasların sürdüğünün bilindiğini, yakın dönemde gidildiğini, görüşüldüğünü, HDP heyetinin de görüştüğünü, hatta 6-7 Ekim'den sonra da görüştüklerini anımsatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:'Ama görmek istediğimiz üzerinde mutabık kalınacak şekilde bütün illegal faaliyetlerin durdurulmasıdır. Somut adımlardır. Bize ne yapacağımızı sormadan önce ne zaman silahlı grupların Türkiye'yi terk edeceği, ne zaman silahların bırakılacağı sorusuna da cevap vermelidirler. Kobani'de çatışmalar sürüyor diye bu çatışmaları Türkiye'ye yansıtmaya kalktığınızda o zaman yol haritası diye açık bir şekilde üzerinde mutabık kalınan unsurların dışına çıkmış olunur. O bakımdan bütün bu süreçte açık yüreklilikle her adım atılır. Ama kararlı bir tutum görmek istiyoruz, tutarlı bir tutum görmek istiyoruz. Bu ülkenin vatandaşlarının insan haklarına, hukukuna, ekonomik faaliyet yapma özgürlüğüne, siyasi faaliyet yapma özgürlüğüne saygı bekliyoruz. 'Şu bölgede bir tek benim istediğim ekonomik faaliyet yapar, şu şehirde, kasabada ya da siyasi faaliyet yapar, yoksa saldırıya uğrar, baskı görür' dediğiniz anda bu ziyaretler anlamını kaybeder.'Başbakan Davutoğlu, olumlu bir atmosferin oluşması için her türlü adımı atmaya hazır olduklarını, herkesten de bunun gerektirdiği adımları beklediklerini söyledi.AA
Reklam
Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA) Müzesi
Soğuk savaş döneminde özellikleSovyetler Birliği'ne karşı kullanılan Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı CIA tarafından kullanılan dönemin ileri teknoloji istihbarat araçları CIA müzesinde sergileniyor.
Reklam
İnce: 'Batum'u İhraç Talebi, Ateşin Üzerine Benzin Dökmek Gibi'
CHP Milletvekili Muharrem İnce, CHP Merkez Yürütme Kurulu’nda (MYK) Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum’un kesin ihraç istemiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edilmesini doğru bulmadığını belirterek, ” ‘Çektim kılıçları sizi disipline veririm. Asarım, keserim’ şeklindeki yaklaşımlar doğru değil” dedi.CNN Türk’te yayınlanan ‘Tarafsız Bölge’ programında Ahmet Hakan’ın konuğu olan CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.CHP Merkez Yürütme Kurulu’nda (MYK) Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum’un kesin ihraç istemiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edilmesini doğru bulmadığını belirten İnce, “Süheyl Batum tanıdığım en iyi insandır. Olaylara bütün saflığı ile yaklaşır. Saflığı temizlik anlamında söylüyorum. MYK’nın abartılı tepkisidir. Şimdiye kadar disipline verilecek o kadar çok insan vardı ki! Arkadaşlarımı burada tartışmak yanlış olur. Şu ana kadar kesin ihraç istemiyle en az 20 kişinin gitmesi gerekirdi. Kendisi ile konuşulabilirdi. Düzeltme yapması istenebilirdi. Bu ateşin üzerine benzin dökmek gibi bir şey. ‘Yani giden gitsin kardeşim. Çektim kılıçları sizi disipline veririm. Asarım, keserim.’ şeklindeki yaklaşımlar doğru değil. Herkesin aklını başına toplaması lazım” diye konuştu.Emine Ülker Tarhan’ın istifa etmesini de doğru bulmadığını ifade eden İnce, Tarhan’ın mücadele etmesi gerektiğini söyledi. ZETE / DHA
Reklam
Çok Çalışan Fazla Emekli Maaşı Alacak
Fazla süre çalışan memurların ve işçilerin daha az emekli aylığı almasını sağlayan yasa artık geçerli olmayacak.Uzun müddet çalışanların daha az emekli aylığı alması uygulaması 2015 Aralık’ta son buluyor. 2015 senesi programına göre emekli aylığı parametreleri değişecek, uzun çalışan yüksek emekli aylığı alacakEkim 2008’den sonra yapılan bir tertip etme ile kazançlan uzun müddet çalışan işçi ve memurun emeklilikte daha az aylık alması sistemi artık rafa kalkıyor. Hükümet, 2105 senesi programında, 2015 Ocak başına kadar yapılacak tertip etme ile emekli aylığı hesaplamalarında kullanılan parametrelerin değişeceğini ve çalışma hayatında uzun sürelerde kalmayı teşvik edecek şekilde aktüelleneceğini izah etti. Böylelikle hükümet aylık bağlama oranlarını, çalışma müddeti uzadıkça daha yüksek emekli aylığı bağlanmasını sağlayacak şekilde tertip edecek. Aynı tertip etme ile Kamu İhale Yasayı’nda kayıt dışı işçi çalıştırdığı tespit eden patronun, kamu ihalelerine belirli bir müddet giremeyeceklerine konusunda farklık yapılacağı da belirtildi.DOĞU’YA GİDEN ÖĞRETMENE YÜKSEK AYLIK2015 programında ayrı olarak bilhassa Doğu ve Güneydoğu şehirlerinde büyük mesele olan deneyimli öğretmenlerin bölgede kalmasının teşvik edileceği ifade edildi. Bilhassa mevcut çözüm süreci ile beraber yürütülmesi düşünülen yeni tertip etmeye göre tecrübeli öğretmenlerin dezavantajlı bölgelerde ve okullarda uzun müddetli çalışmasının özendirilmesi emeliyle fiyatlarda farklılaşmaya gidilecek.BİR HAYLİ HARÇ VE DAMGA VERGİSİ KALDIRILIYOR2015 programında hemen hemen herkesi sevindirecek bir haber de mevcut. Programa göre yeniden 2015 sonuna kadar bir hayli ürün üzerinden alınan işlem vergileri ile harçlar kaldırılacak. Programda Damga Vergisi Yasayı ve Harçlar Yasayı’nda ihtiyaç duyulan tertip etmelerin yapılacağı dile getirilerek “Bu kapsamda; Harçlar Yasayı’nda yer alan nispi ve maktu harçlar genel ekonomik koşullar göz önünde bulundurularak revize edilecek; damga vergisi uygulamaları, teşvik edilmesi öngörülen sektörlerin belirli işlemlerini de kapsayacak şekilde gözden geçirilecektir” denildi. Hangi alanlardaki harç ve damga vergilerinin kaldırılacağı daha belli değil fakat özellikle cari açığa kapı aralayan ürünlerin yurtiçindeki imalatlarının teşvik edileceği biliniyor.Programda ayrıca mevcut vaziyette özel bir mevzuatı olmaksızın hudutlu bir uygulama alanında faaliyet gösteren mikrofinans sisteminin yaygınlaştırılması emeliyle en iyi uygulamalar asal alınarak yasa krokisi hazırlanacağı da belirtildi.İSTİSNALAR ARTIK YOKProgramın bir diğer maddesi; vergi kaybına kapı aralayan ancak etkin olmayan kural dışı, muafiyet ve indirimlerin gözden geçirilerek, sisteme katılması öngörülen vergi harcamalarına ait kriterlerin belirlenmesi. Bu doğrultuda, amaçlanan düzeyde katkı sağlamayan tertip etmeler kaldırılacak veya revize edilecek.Habertürk
Reklam
Özgür Özel: 'Sorumluluk Mühendis ve Teknikerlerin Üzerine Yıkılacak'
CHP Manisa Milletvekili ve Parti Meclisi üyesi Özgür Özel, Soma’da en az 301 madencinin yaşamını yitirdiği faciaya ilişkin hazırlanan fezlekede bürokratların dosyasının ayrılmış olmasını eleştirip, “Soma dosyası yavaş yavaş asıl faillerinden uzaklaştırılıyor” dedi.DHA’dan Mehmed Hakkı Özbayır’ın haberine göre sekizi tutuklu 45 şüpheli hakkındaki Soma fezlekesinin ancak altı ayda hazırlanabildiğini söyleyen Özgür Özel, soruşturmanın kamuoyunu rahatsız eden bir yavaşlıkta ilerlediğini belirtti. Özel, “Bilirkişi raporu hazırlandığı halde ilgili mercilerce cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi siyasi sonuç doğurur gerekçesiyle bekletildi” dedi.Bu iklimde ve baskı ortamında bilirkişi raporunda da olayın asıl faillerin isminin geçmediğini söyleyen Özel, “Raporda hükümetin başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız yer almamıştır. Bu kişiler Soma için adalet yolculuğunun bilirkişi aşamasında kendilerini kurtarmıştır” diye konuştu.CHP’li vekil, fezleke aşamasında Maden İşleri Genel Müdürü’nden Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) Yönetim Kurulu Başkanı’na, TKİ bürokratlarından ocağın projelerini inceleyen, denetleyen ve onay veren Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM) elemanlarına ve müfettişlere birçok bürokratın da dosyadan çıkartıldığını vurguladı.Özel, fezlekedeki eksikleri şöyle sıraladı:Aylardır söz konusu müfettişlerin soruşturma izinleri bekleniyor. Kim neden, nasıl, niçin ve hangi ricalar üzerine bu soruşturma izinlerini vermiyor? Dosyaya şimdiden çok sayıda gölge düştü.CEO, genel müdür ve birkaç yönetici dışında diplomalı işçi olarak nitelendirebileceğimiz maden mühendisleri ve teknikerlerin üzerine tüm sorumluluk yıkılmış durumda. Madenlerin anayasaya aykırı olarak kanunların etrafından dolandırılarak adeta özelleştirilip hızlı üretim baskısıyla işletilmesi, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin hiçe sayıldığı hususu gözardı edilmiştir.Hükümet politikalarının, özelleştirme politikaları ve denetim politikalarının Soma gibi bir faciaya neden olduğu yok sayılmış ve ayrıca eğer bürokratlar yargılanırlarsa siyasetle kurulacak bağ da düşünülerek üst düzey bürokrasi tamamen soruşturmanın dışında tutulmuştur.Fezlekeye göre ayrıca, olay sadece o madenin içinde gerçekleşmiş ve sorumluları da o maden ocağı ile sınırlı tutulmuştur. Fezlekenin iddianameye dönüşme aşamasında da bir grup sorumlu kendini kurtarması ve bu işi sadece içeride arkadaşlarını kaybeden birkaç teknisyenle birkaç maden mühendisinin sırtına bırakması konusunda endişeliyiz.Diken
Partizan'ın Hocasından Gönderme
Partizan takımının teknik direktörü Marko Nikolic, 'Beşiktaş maçın favorisi ancak biz de maçı seyretmeye gelmedik' dedi.UEFA Avrupa Ligi C Grubu 4. hafta maçında yarın Beşiktaş ile karşılaşacak Sırbistan’ın Partizan takımının teknik direktörü Marko Nikolic, ilk maçta kötü bir skor aldıklarını ancak İstanbul’dan iyi bir sonuçla ayrılmak istediklerini söyledi.Nikolic, Atatürk Olimpiyat Stadı’nda antrenmandan önce düzenlenen basın toplantısında yaptığı açıklamada, Beşiktaş’ın Şampiyonlar Ligi’ni hak eden bir takım olduğunu belirterek, “Bunu Belgrad’daki maçta gördük. İlk maçta kötü bir oyun sergiledik ve şanssızdık. Beşiktaş kaliteli bir maç çıkarmıştı ve farklı kazandı” dedi.İstanbul’a umutlu geldiklerini kaydeden Nikolic, “Beşiktaş her zaman bu maçın favorisidir ancak biz de maçı seyretmeye gelmedik. Buraya büyük umutlarla geldik. Umarım ilk maçtan farklı bir skor alırız ve buradan mutlu bir şekilde ayrılırız” diye konuştu. Marko Nikolic, yarın ilk maçtakinden daha farklı bir oyun ortaya koyacaklarını vurgulayarak, “Gerçek Partizan’ın oyununu sergilemeye çalışacağız. Basın toplantısının başında Beşiktaş ile ilgili güzel sözler söyledim ama burada Partizan’ın farklı yönünü göstereceğiz. Beşiktaş zor bir dönemden geçiyor.Kırmızı karttan dolayı kilit oyuncularından biri, Fenerbahçe derbisinde sahaya çıkamadı. Yarın daha farklı olacaktır” ifadelerini kullandı. İstanbul’da herhangi bir sorun yaşamadıklarını kaydeden Nikolic, “Biz bugün ne havalimanında ne de buraya gelirken sorun yaşadık. İstanbul trafiği de dünyaca bilinen bir trafik ancak bundan etkilenmeyiz” şeklinde konuştu. Nikolic ile basın toplantısına gelen Partizan’ın kalecisi Milan Lukac ise yarınki maç için umutlu olduklarını dile getirerek, “İstanbul’a beyaz teslim bayrağıyla gelmedik. İlk maçta 4-0 gibi korkunç bir skorla yenilsek de buraya umutlu geldik. İyi bir sonuçla ayrılacağımızı düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.Açık Mert Korkusuz
'Berkin'i Öldürenlerin Yargılanmadığı Bir Makama Başvurmanın Anlamı Yok'
Ankara'da saldırıya uğrayan futbolcu Deniz Naki, hakkındaki iddialara yazılı olarak yanıt verdiAnkara'da 3 kişi tarafından 'Kürt Alevi Naki sen misin lan!' denilerek saldırıya uğrayan Deniz Naki , adli makamlara neden başvurmadığına yönelik olarak kişisel Facebook sayfasından açıklama yaptı. Naki açıklamasında, 'Roboski’nin faillerinin ortaya çıkarılmadığı, milyonların gözü önünde Ethem'i Ali İsmail'i, Berkin'i katledenlerin yargılanmadığı bir makama başvurmanın anlamı yok' ifadelerini kullandı.Futbolcu Deniz Naki, Gençlerbirliği'nden gelen 'polise başvurmamış' suçlamasına yönelik olarak yazılı bir açıklama yaptı.Sosyal paylaşım sitesi Facebook üzerinden açıklamada bulunan Naki, Kaynar'ın kendisi hakkında sarf ettiği 'çelişkili ifadeler kullanıyor' sözlerinin gerçeği yansıtmadığını söyledi.Deniz Naki'nin açıklamasıZORUNLU BİR AÇIKLAMAYapılan saldırı ve sonrasında çıkan haberler ile birlikte Gençlerbirliği Kulübü’nün de yapmış olduğu açıklamalar üzerine sizlere olayı birinci ağızdan anlatma gereksinimi duydum.02.11.2014 tarihinde Bahçelievler bölgesinde ziyaret ettiğim arkadaşımın evinden yemek için bir şeyler almak üzere çıktım. Çıktığım sırada üç kişi peşimden “Kürt Alevi Naki sen misin lan Naki?” diye bağırarak bana yaklaştı. Etrafımı sardılar, bu esnada sürekli küfürler ettiler. Aleviliğimle, Kürt olmamla ilgili küfürler ettiler. Kobane ile ilgili bağırıp çağırdılar. Kolumda neden Tunceli değil de Dersim yazdığını sordular. Ben onları sakinleştirmeye çalışırken aniden solumda duran adam bir yumruk attı yüzüme. Ben şok oldum. Kendimi korumak için bir karşılık verip oradan uzaklaştım. Silahlı ve bıçaklı olmalarından çekindim. Peşimden küfür etmeye devam ettiler, 'IŞİD sizi bilmem ne yapsın' diyerek bağırdılar. Çok ağır küfürler kullandılar. Bunun sadece bir uyarı olduğunu söylediler. Daha çok Alevi ve Dersimli oluşum üzerinden bana hakaretler etmelerinin yanı sıra Kobane nedeniyle sosyal medya hesaplarımdaki destek mesajlarımı hatırlatarak Kürt kimliğime de hakaretler yağdırdılar. Eğer ben bu saldırıdan daha ağır yara almadan kurtulduysam nedeni; uzun zamandır böyle bir şey olacağını tahmin ettiğimden o kişilerin niyetini anlayarak ilk yumruklarına karşı hamle yapmam ve sporcu oluşumdur. Saldırı bu şekilde gelişmiştir.O bölgeden uzaklaşır uzaklaşmaz arkadaşımın evine geri döndüm. Kulüp ile irtibata geçtim ve başıma gelen olayı hemen bildirdim. Ertesi günün sabahı ise kulübe giderek durumu aktardım. Kulübün duyarsızlığı ve önceki yaşanmış olaya dair destek olmamaları nedeniyle karşılıklı olarak sözleşmeyi feshettik. Çünkü bu ortamda daha fazla kalamazdım. Korkum kendim için değildi. Ankara'da kendi başıma dışarıya çıkamıyordum. Takım arkadaşlarım için de endişeliydim. Onların da başına bir şey geleceğinden korkuyordum. Burada olmamın artık hiç bir anlamı kalmamıştı.Gençlerbirliği Kulübü Basın Sözcüsü Hakan Kaynar’ın kulüp adına yaptığı açıklamayı ise üzülerek okudum ve iddialarına tek tek cevap verme gereksinimi duydum. Çünkü gerçekleri bilme hakkınız var. Böyle bir dönemde birde kulübün açıklamaları ile uğraşmak istemezdim.• Hakan Kaynar: 'Nedeni ne olursa olsun saldırıyı kınıyoruz. Ancak, sanırım Deniz Naki futboluyla yapamadığını, demeçleriyle yapmaya çalışıyor. Çünkü bize anlattıkları ile başkalarına anlattıkları arasında çelişkiler var.Gençlerbirliği Kulübü yaptığı açıklama da saldırıyı kınamaktadır fakat 'Ancak bu olay adli makamlara yansımadığı gibi, futbolcumuz da bu hadiseyi olay yaşandıktan iki gün sonra bize bildirmiştir' gibi ilginç bir savunma yapmaktadır. Olayın yaşandığı yerlere dair çelişkiler olduğunu belirtmesi çok komik görünmektedir. Ben bizzat kulüp ile görüşmemde olayı bütün ayrıntılarıyla anlattığım halde siz halen ‘çelişki’ arıyorsunuz. Basının ülkedeki durumunu size anlatmaya gerek dahi duymuyorum. Gazetelerde yer alan haberlerin hemen hemen hepsi benden görüş almadan haber yapmıştır ve böyle bir ‘hata’ yapmış olmaları da normaldir. Esas olan benim açıklamamdır. Tabi ona inanıp inanmamakta size kalmıştır. (Not: olayın basına yansıdığı gün yani 4.11.2014 tarihinde tek demecimi Birgün gazatesine verdim. Gazetede videosu durmaktadır. Gazete haberinde ‘tesislerden çıkarken’ ifadesini kullanmıştır. Bunun yanlışlıkla yazıldığını tahmin ediyorum. Ve bu yanlışın düzeltilmesi hususunda gazete ile irtibata da geçtiğimi bilmenizi isterim.)Evet, adli makamlara başvuru yapmadım çünkü milyonların gözü önünde Ethem’i katleden, Ali İsmail’i sokakta döverek öldürenler, 14 yaşındaki Berkin’i öldürenler, Soma’da Ermenek’te maden emekçilerini katledenlerin yargılanmadığı, Roboski’nin faillerinin ortaya çıkarılmadığı ve buna benzer birçok önemli olayların aydınlatılmak yerine ‘karartıldığı’ ve kapatıldığı yerde adli makamlara başvurmanın bir anlamının olmadığını düşündüğümden başvurmadım. Ki düşünüldüğünde bana saldırı gerçekleştiren üç kişi olmuş olsalar dahi asla ve asla o üç kişinin bu işi yaptığına inanmıyorum. Yani sadece üç kişinin cezalandırılması çokta önemli değildir. Bu zihniyette olan binlerce milyonlarca insanlara karşı ‘adli makamlar’ yerine kendimden, duruşumdan ve düşüncelerimden taviz vermeden devam etmenin en doğru yol olduğunu düşünüyorum.• Hakan Kaynar: “Biz Deniz Naki'yi zamanında isteyerek ve kim olduğunu bilerek, hangi kolunda, ne dövmesi olduğunu da görerek transfer ettik. Kadromuza katmamızın asıl nedeni o zamana kadar gösterdiği futbol performansıydı. Neticede futbolcular, dövmeleri, siyasi fikirleri ya da doğum yerleri ile değil, yetenekleri ile kulüplerin ilgisini çekerler. 'Size göre görünür olarak yaptıklarım, benim için her ‘vicdanlı’ ve ben ‘insanım’ diyen kişilerin yapması gerekenlerdir. Siz bana sadece futbolcu veya çalışanınız olarak bakabilirsiniz ama unutmayınız ki ben her şeyden önce ‘bir insanım’ ve dünyanın her yerinde insanlar katlediliyorken sessiz kalamazdım. Bildiğim bir şey var ki Kobane işgal ediliyor, insanlar katlediliyorken susmak ihanettir. Eğer bu nedenle kriterlerinize uymuyorsam diyecek söz bulamıyorum.• Hakan Kaynar: “Eğer olayı, gitmeye karar vermeden bize anlatsaydı kulüp olarak Deniz Naki'ye sahip çıkacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Gençlerbirliği Kulübü ve taraftarları, Deniz Naki'nin transferinden ve burada bulunmasından da her zaman mutlu olmuştur'Kulüp yönetimine yaşananları anlatmak için gelmiştim. Fakat siz olayı size önceden anlatsaymışım destek olacağınızı söylüyorsunuz. İlk dakikalarda kulübe bildirdim ve sabahında yetkililer ile görüştüm. Daha ne kadar erken olabilirdi ki.. Destek olma konusunda ise sizlere hiç inanmıyorum. Destek olmak isteyenler ilk 6 ay önce kolumdaki dövme nedeniyle saldırılar olduğunda olurdu. Bu dönemde başta taraftarımız olmak üzere herkesten destek alırken; kulübümüz yetkililerinden hiçbir şekilde destek göremediğimi de belirtmek isterim!!!Sonuç olarak:Buradan tekrar belirtmek isterim ki; Ben DERSİMLİYİM ve ALEVİYİM. Bununla gurur duyuyorum ve gurur duymaya devam edeceğim. Bunu kesinlikle ‘ırkçı’ bir anlamda söylemiyorum. Kimsenin beni yanlış anlamasını istemem. Diğer milletlere karşı herhangi bir önyargım yok ve tüm inançlara saygı duyuyorum. Ayrılırken bu saldırılardan korkup savunduğum değerlerden vazgeçmeyeceğimi bilmenizi isterim. Bütün endişemin beni yalnız bırakmayan takım arkadaşlarım ve dostlarımın, benim yüzümden bu tip saldırılara maruz kalmasıdır. Yaşananlardan dolayı ailemin de çok endişeli olduğunu, onları daha fazla üzmemek için yanlarına, Almanya'ya gitmek üzere Türkiye'den ayrıldım.İlk günden itibaren yanımda olan ve hep desteklerini belirten başta taraftarımız olmak üzere herkese çok çok teşekkür ediyorum..Deniz NakiT24
Komiser Yardımcısından Gezi Savunması: 'Kızlı-Erkekli Alkol Alıyorlardı'
Antalya'da Gezi olayları sırasında sopa ve coplarla dövülen Mustafa Düştegör'ün suç duyurusuyla başlayan davada iddianameye itiraz kabul edildiAntalya'daki Gezi olayları sırasında müzisyen Mustafa Düştegör 'ü sopa ve coplarla dövdüğü ileri sürülen komiser yardımcısı A.S., “Kızlı- erkekli alkol alıyorlardı. Müdahale edip, cumhuriyet meydanından uzaklaştırdık' sözleriyle kendini savundu.Antalya'daki Gezi olayları sırasında 3 Haziran 2013 gecesi Kaleiçi'ndeki bir ara sokakta, ellerinde sopa ve cop bulunan polisler tarafından dövüldüğünü söyleyen Mustafa Düştegör, avukatı Hakan Evcin aracılığıyla 40 kişiden oluşan amir, müdür, komiser ve polis memuru hakkında 20 Kasım 2013'te suç duyurusunda bulundu.İşkence suçundan dava açılması talep edilen polislere ilişkin soruşturmayı tamamlayan savcı Mehmet Uğur , Düştegör'ün dövüldüğü anı gösteren bir işyerine ait güvenlik kamerası görüntüleri ve olayın hemen sonrası çekilen fotoğrafları da delil olarak kabul etti.DHA'nın haberine göre, Savcı Mehmet Uğur'un iddianamesinde, güvenlik kamerası görüntülerinde de Düştegör'ü yerde sürükleyen ve elindeki sopayla vurduğu görülen polis memuru A.O.P. hakkında 3 yıl hapis cezası talep edildi. Biri amir diğer 5 polis hakkında ise işlenen suç nedeniyle A.O.P.'ye müdahale etmedikleri gibi suçla ve yaralı kişiyle ilgili gerekli bildirim ve adli eylemleri yapmadıkları ve bu eylemleriyle atılı suçları işledikleri gerekçesiyle 6'şar ay hapis istendi.Antalya 11'inci Asliye Ceza Mahkemesi'nde açılan davada Düştegör'ün avukatı Hakan Evcin, olayın basit yaralama değil işkence suçu olduğu, yargılamanın da bu yönde yapılması gerektiği yönünde itirazda bulundu. İtirazı haklı bulan savcının da davanın üst dereceli ve yetkili ağır ceza mahkemesine gönderilmesi yönünde görüş bildirmesinin ardından mahkeme, görevsizlik kararı verdi.11'inci Asliye Ceza Mahkemesi'nin görevsizlik kararı ile 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'ne gelen dava dosyasında fularından tutup, sopayla vurduğu iddia edilen polis memuru A.O.P., Diyarbakır'a tayin edildiği için talimatla alınan ifadesinde suçlamaları kabul etmedi. Polis memuru A.O.P., “CD görüntülerindeki müştekiye cop veya sopayla vuran kişi ben değilim. Suçlamaları kabul etmiyorum' dedi.A.O.P. ile işkence suçundan yargılanan komiser yardımcısı A.S. ise savcıya verdiği savunmasında, şöyle dedi: “Gezi olayları sırasında nöbetçiydim. 50 kadar polis memurunun başında beni gönderdiler. Olaylar sırasında 4-5 eylemci bara sığındı. Bar kapalı olmasına rağmen işletmeci kapıları açıp, 4-5 eylemciyi içeri aldı. Bu nedenle işletmeciyle polisler arasında tartışma vardı. Ben de gidip 'Burada işletme sahibi ile tartışmayalım. Gerekirse bekleyelim, bu şahıslar buradan çıkarsa yakalayıp işlem yaparız, ya da bu bölgeden uzaklaştırırız' dedim.Cumhuriyet Meydanı'nın alt kısmında yeşillik alanda sanki eylemlerle hiç alakası yokmuş gibi kızlı-erkekli şahısların oturarak alkol aldığını görüp, müdahale ederek oradan uzaklaştırdık. Kaleiçi ara sokaklara inmedim. Cumhuriyet Meydanı'nın alt kısmında kaldım. CD görüntülerindeki olay anında, elinde cep telefonu bulunan beyaz tişörtlü kişi ben değilim.'İlk duruşması 15 Ocak 2015'te başlayacak davada sanık polis memuru A.O.P. ve komiser yardımcısı A.S., kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle silahla kasten yaralama ve işkence suçundan, polis memurları H.Y., S.Z., B.Ş. ile B.Ş. ise görevi kötüye kullanma suçlarından yargılanacak.Avukat Hakan Evcin, daha önce 3 yıl hapis cezası istemiyle yargılanacak A.O.P. ve komiser yardımcısı A.S.'nin işkence suçundan 4.5 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanacağını söyledi. Avukat Evcin, “Tek suçları kızlı-erkekli alkol almaları olarak gösteriliyor. Bunu suç olarak gören zihniyetin geldikleri nokta budur' dedi.T24
Reklam