onedio
UEFA'dan Türk Kulüplerine Ceza İddiası
Bulgar basını, Bursaspor'un UEFA'dan ceza aldığını, Beşiktaş'ın derin gözlem altında olduğunu belirtti.Bazı Bulgar basın kuruluşları, aralarında bazı Türk kulüplerinin de olduğu bazı kulüplerle ilgili UEFA'nın karar aldığını iddia etti.İddiaya göre Bursaspor, Cluj, Astra, Buducnost ve Ekranas'a UEFA'dan finansal fair play cezası geldi. Bu 5 kulübün aldığı cezanın nihai olmadığının altı çizilirken, söz konusu kulüplerin bahsi geçen cezaya itiraz şansları olduğu belirtildi.Aralarında Beşiktaş'ın da bulunduğu 7 kulüp; Monaco, Krasnodar, Liverpool, Sporting, Roma ve Inter ise daha derin bir soruşturmaya tabi tutulacaklar. Geçen sezon derin soruşturmaya tabi tutulan kulüpler ise ceza aldı.Bulgar basını, CSKA Sofya ve 115 kulübün de hala gözlem altında tutulacağını ve 'kırmızı' çizgilerde bulundukları ifade edildi.Sporx
ABD'nin Yardımları IŞİD'in Kontrolündeki Bölgeye Düştü
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), terör örgütü IŞİD'in Suriye ve Irak'taki hedeflerine 12 yeni hava saldırısı düzenlendiğini bildirdi. CENTCOM, yanlış yere atılan yardım paketinin de vurulduğunu duyurdu.CENTCOM tarafından yapılan açıklamada, dün ve bugün örgütün Suriye'deki hedeflerine saldırı, savaş ve bombardıman uçakları kullanarak altı saldırı gerçekleştiren ABD ordusunun Irak'taki hedeflere de saldırı, bombardıman ve insansız hava uçaklarıyla altı saldırı düzenlendiği belirtildi.Suriye'deki saldırıların hepsi Kobani yakınlarında düzenlenirken, IŞİD'in muharebe ve havan topu mevzilerinin yok edildiği ve bir aracın imha edildiği açıklandı. Saldırılarda ayrıca dün havadan yapılan silah ve tıbbı malzeme yardımları sırasında IŞİD'in kontrolündeki bölgeye düşen yardım paketinin de örgütün eline geçmemesi için vurulduğu kaydedildi.Irak'ta ise Felluce'nin güneydoğusunda düzenlenen iki hava saldırısında IŞİD'in geniş bir birimi hedef alınırken, üç aracın kullanılmaz hale geldiği bilgisi verildi. Beci'deki petrol rafinerisinin güneyinde gerçekleştirilen üç saldırıda örgütün küçük bir ünitesi vurulurken, bir bina ile üç araç imha edildi. Ayrıca, Beci'nin güneyindeki saldırıda örgütün dört botunun kullanılmaz hale geldiği, diğer dördüne hasar verildiği bildirildi. Açıklamada, Irak'taki hava saldırılarına Fransa ve İngiltere'nin katkı sağladığı belirtildi.CENTCOM açıklamasında, saldırıların terör örgütü IŞİD'in Irak'a, bölgeye ve uluslararası topluma yönelik tehdidini yok etmek için düzenlenen 'Doğal Kararlılık' operasyonlarının bir parçası olarak düzenlendiği ifade edildi.SINIRDA İNTİHAR SALDIRISIÖte yandan terör örgütü IŞİD, Kobani'de (Ayn el Arap) bomba yüklü 2 araçla intihar saldırısı düzenledi. Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, iki grup arasındaki çatışmalar, akşam saatlerinde ilçenin doğu kesiminde yoğunlaştı. Kürt grupların mühimmat deposuna havanla saldıran IŞİD, daha sonra bomba yüklü 2 araçla sınır kapısı yakınında intihar eylemi gerçekleştirdi. Saldırı sonrası yükselen alev topu Suriye sınırındaki Suruç ilçesinden de görüldü. Bu arada IŞİD ve silahlı grupların birbirlerine çok yakın mesafeden ateş ettikleri görüldü. ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerine ait savaş uçakları da gün içerisinde IŞİD hedeflerini bombaladı. AA
iOS 8.1 Güncellemesi Yayınlandı, İşte Yenilikler
Apple, geçtiğimiz günlerde belirttiği gibi iOS 8.1 güncellemesini bu akşam yayınladı.Hatırlarsanız Apple, 16 Ekim akşamında iOS 8.1 güncellemesinin 20 Ekim Pazartesi günü yayınlanacağını açıklamıştı.iOS 8 ile birlikte kaldırılan Film Rulosu ve Hücresel'deki 3G seçeneği geri geliyor.
'Şiddet Yanlısı Değildir, Orantılı Güç Kullanıyordu'
İzmir'de yaşanan olayda, tanık polis memurları yorgunluktan şikâyet etti.İzmir'de Gezi eylemleri sırasında Kordon'da bir genç kızın saçını tutup çekip copla vurdukları iddiasıyla haklarında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan iki çevik kuvvet polisinin yargılanmasına devam edildi.cumhuriyet.com.tr'nin haberine göre, İzmir Bayraklı Adliyesi, 32'nci Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya sanık polis memurlarından M.K. ile avukatı Tolga Yurdakul ve tanıklar katıldı. Duruşmada, olaya tanık olan gazeteciler ile polis memurları dinlendi.'Orantılı güç kullanıp, gözaltına almaya çalışıyordu'Tanık polis memurlarından M.B., kendisinin de aynı timde görevli olarak gruba müdahale ettiğini söyledi. Gezi olayları sırasında günde, evlerine gidip iki saat uyuduktan sonra tekrar görev başına gittiklerini ve artık bedenen tükenme noktasına gediklerini söyleyen M.B., 'Bu psikoloji içerisindeydik. Zor şartlarda çalışıyorduk. Görüntüler kötü ama. Bizler, çevik kuvvette görev yapan polisler, arkadaşım İ.G., kötü şiddet yanlısı insanlar değil. Orada orantılı güç kullanıp kendisine hareket eden kişiyi gözaltına almaya çalışıyordu' dedi.Tanık olarak dinlenen Ö.A. ise 'Kimin kime vurduğunu görmedim. Kargaşa oldu. Gelen sesler üzerine polis memurlarının yanına gidip onları ayırdım' dedi.Tanıkların dinlenmesinin ardından, olay anı ham görüntülerinin, haber ajanslarından istenmesine ve duruşmanın, Aralık ayına ertelenmesine karar verildi.Üç polis eylemle ilgisi olmayanları coplamıştıİzmir Gündoğdu Meydanı'nda polisler 2 Haziran 2013 tarihinde Gezi Parkı olaylarını protesto edenlere müdahalede bulundu. Bu sırada polis biber gazı ve cop kullanırken, protestocu gruptan polise taş atıldı. Polis meydandaki kalabalığa çok sert müdahale edip dağıttı. Bu sırada Kordonboyu'nda rıhtım üzerinde oturan ve eylemle ilgileri olmadığı öne sürülen birkaç genç de polislerce coplandı.Üç polis buradaki gençleri coplarken biri de genç kızın saçını çekti. Bu görüntüler Türkiye genelinde büyük tepkiye neden oldu. İçişleri Bakanlığı'nın görevlendirdiği Mülkiye Müfettişi Arif Yıldırım ile Polis Başmüfettişi Osman Babadağ , iki polisi kask numaralarından belirleyip soruşturma açtı. Müfettişlerin önce pasif göreve çektiği iki polis daha sonra açığa alındı. İzmir Barosu da saç çeken polislerin cezalandırılması için savcılığa suç duyurusunda bulundu.Olayı soruşturan Cumhuriyet Savcısı, toplantı ve gösteri yürüyüşünü sonlandırılmakla görevli sanıkların olaya karışmayan ve sahil kenarında oturan gençlere karşı 'Hukuka aykırı', yetkilerini aşarak zor kullandıkları gerekçesiyle 'görevi kötüye kullanma' suçundan 1- 3 yıl arasında hapis cezası istemiyle dava açtı.T24
İngiltere İnternet 'Trollerini' Hapse Atacak
İngiliz hükümeti, internette 'trollük' yapmaya çalışan kişilere iki yıla kadar hapis cezası verilmesini öngören yasa tasarısı hazırladı.İngiltere, ünlüleri hedef almaya başlayan trolleri engellemek için trol yayan kişiler için hapis cezası öngören yasa tasarısı hazırladı. Adalet Bakanı Chris Grayling, Mail on Sunday gazetesine yaptığı açıklamada, 'Bu kabalıkla mücadele etmek için hazırlanan bir yasa ve intikam aramaya çalışan siber-çeteye karşı duruşumuzu ortaya koyuyor' ifadesini kullandı.İngiltere'de son dönemde giderek artan internet trolleri, sosyal medyada hedef aldıkları kişiler hakkında nefret ve tehdit içerikli mesajlar gönderen kişiler tarafından yayılıyor. Hedef alınanlar arasında, kaybolan Madeleine McCann'in ailesi de yer alıyor. Bir kadın milletvekili hakkında nefret içerikli mesajlar yayan bir kişi ise geçtiğimiz ay 18 hafta hapis cezasına çarptırıldı.Grayling, 'İnternet trolleri doğal hayatımızı hedef alan korkaklardan oluşuyor. Kimse insanların içindeki zehri yaymasına izin veremez, bu yüzden sosyal medyada da yerleri yok' ifadesini kullandı. Grayling, yasa tasarısı kapsamında mevcut 6 aylık hapis cezasını iki yıla çıkaracaklarını söyledi.Hükümetin aldığı karar, trollere hedef olan kişiler ve avukatlar tarafından olumlu karşılandı. AFP haber ajansına yorumda bulunan Londra merkezli hukuk şirketi Bristows'dan Chris Holder, 'İnsanları kendi hayatlarından uzaklaştırmak ve fiziksel korku içinde sürüklemeye yönelik bir eğilim var... Şahsen kanunun yürürlüğe girdikten sonra gelişeceğini ve daha ağır cezalar getireceğini düşünüyorum' dedi.İfade özgürlüğü savunucuları ise trollere karşı ağır cezaların son çare olarak kullanılması gerektiğini savunuyor. ARTICLE 19 adlı aktivist grubun yöneticilerin Barbora Bukovska, bu ay başında yaptığı açıklamada, 'sorunlu gördüğümüz her sosyal medya girdisini suç kabul etmeli miyiz' tartışmasını başlatmıştı.Kaynak: Al Jazeera
Reklam
'Peşmerge'ye Yardımı Dışişleri Bakanlığı'na Sorun'
Genelkurmay Basın Daire Başkanı, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nun Peşmerge'ye geçiş izni verildiğine yönelik açıklamasının muhatabı olmadıklarını söyledi.Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun Suriye'de Kobanê bölgesine geçmek için Peşmerge'ye izin verildiği açıklaması üzerine gözler Genelkurmay Başkanlığı'na çevrildi.Genelkurmay Başkanlığı ise bu konudaki sorular üzerine Dışişleri Bakanlığı'nı işaret etti.Genelkurmay Basın Daire Başkanı Tuğgeneral Ertuğrul Gazi Özkürkçü , Hürriyet'e yaptığı açıklamada, 'Bu konunun muhatabı biz değiliz. Açıklama Dışişleri Bakanlığı tarafından yapıldığı için konuya ilişkin soruların Dışişleri Bakanlığı'na sorulması gerekir' dedi.Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bugün yaptığı açıklamada, Peşmerge’nin Kobanê’ye geçmesi için yardımcı olduklarını söylemişti.T24
Çöpe Atmaya Kıyamayacağınız 30 Tasarım Harikası Ürün Ambalajı
etiket
Genellikle ürünün zarar görmemesi ve alıcıları ürünün kullanılmamış olduğuna ikna etmesi için tasarlanan ambalajlar, bugüne kadar hiç düşünülmeden açılır açılmaz çöpe atıldı. Fakat şimdi sizler için derlediğimiz bu zekice tasarlanmış ambalajları hiç açmadan, sanat eseri gibi evinizin bir köşesine koyup saklamak isteyeceğinize eminiz.
Reklam
Eylül Ayında Her Gün Bir Kadın, Kocası Tarafından Öldürüldü!
Zirve Üniversitesi Aile ve Kadın Çalışmaları Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Derya Keskinci , kadına yönelik şiddetin her geçen gün arttığına dikkati çekerek, eylül ayında 30 kadının eşi tarafından öldürüldüğünü söyledi.zaman.com.tr'nin haberine göre, kadın ölümlerinin bazılarının boşanma evresinde bazılarının ise boşandıktan sonra gerçekleştiğine dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Derya Keskinci, kadına yönelik şiddetin temel nedeninin kadının insan hakları bilincinin toplumda yerleşmemiş olması olarak nitelendirdi.Yasaların hiçbir zaman tek başına yeterli olmadığını belirten Keskinci, 'Bir cezanın etkin olması için caydırıcı olması önemlidir. Bu nedenle cezaların arttırılması elbette cezanın etkisini de arttıracaktır. Ancak her zaman söylediğimiz gibi en fevkalade yasalar dahi bu sorunu çözmeye tek başına yeterli olmaz. Kadının insan hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin olmadığı bir toplumda sadece yasalar yeterli değildir.' şeklinde konuştu.Kadına yönelik şiddetin engellenmesi için bireyleri, eğitim yolu ile bilgilendirilip bilinçlendirilmesi gerektiğini savunan Yrd. Doç. Keskinci, 'Planlı, akılcı, derinliği olan, özgürlükçü bir eğitim planı ile uzun vadeli ve stratejik bir yaklaşımla çözüme odaklanmalıyız. Şiddetin patolojik, psikolojik ve sosyo-ekonomik bir çok nedeni vardır. Çok boyutlu bir sorun olan şiddet sorunu tek bir enstrümanla, sadece kanunlarla ortadan kaldırılamaz' diye konuştu.T24
Nijerya Ebola'dan Temizlendi
Dünya Sağlık Örgütü, Nijerya’da 42 gündür yeni Ebola vakasının görülmediğini ve ülkede salgının sona erdiğini açıkladı.Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Nijerya temsilcisi Ruiz Vaz, başkent Abuja’da gazetecilerin sorularını yanıtladı. Vaz, ülkede 42 gündür hiç yeni Ebola vakasının tespit edilmediğini duyurdu. Nijeryalı temsilci, 'Nijerya, Ebola'dan temizlendi, bu bir başarı hikâyesidir” dedi.Ebola’nın durdurulabileceğinin kanıtlandığını söyleyen Vaz, “Yalnızca bir savaşı kazandık. Savaş ise tüm Batı Afrika Ebola’dan temizlenince sona erecek” diye konuştu.Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu Nijerya temsilcisi Samuel Matoka da ülkenin Ebola virüsüne hazırlıklı olmamasına rağmen hükümet birimlerinin ve uluslararası komitelerin çabasının muazzam olduğunu söyledi.Matoka, Nijerya’daki başarının sebebini tüm şüpheli vakaların en kısa sürede bulunarak, en çabuk şekilde gözlem altına alınması olarak açıkladı. Matoka, böylelikle ebola şüphesi taşıyanların daha fazla kişiyle temas edilmesinin de önüne geçildiğini belirtti.Yedi kişi öldüNijerya’da Temmuz ayında kaydedilen ilk Ebola vakasından bu yana yedi kişi hayatını kaybetti. Toplamda Ebola virüsüne yakalananların sayısı ise 19. Ülkede yüzlerce kişi, virüs bulaşanlarla temas ettikleri gerekçesiyle gözlem altına alınmıştı.Nijerya'da 20 Temmuz'da kaydedilen ilk Ebola vakası, Liberya’nın başkenti Monrovia'dan ülkeye gelen Liberyalı diplomat Patrick Sawyer olmuştu. Sawyer, 24 Temmuz'da Lagos'da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirmişti. Nijeryalı yetkililer, virüsün yayılmasını engellemek için ulusal acil durum ilan etmişti.Vücut sıvılarıyla çok hızlı şekilde bulaşan Ebola, üç Batı Afrika ülkesi Gine, Liberya ve Sierra Leone'de 4 bin 546 kişinin ölümüne yol açtı.Henüz kesin bir tedavisi olmayan hastalığın belirtileri halsizlik, ateş, kas ağrıları, kusma, ishal ve kanama. 21 gün kuluçka süresi olan virüs, kan ve vücut sıvıları dâhil yakın temas yoluyla bulaşıyor.Kaynak: Reuters, AA, WHO
9 Maddede Osmanlı'dan Türkiye'ye Nüfus ve Kişi Başına Düşen Gelir
Bugün Mahfi Eğilmez de blogunda Angus Maddison tarafından OECD için hazırlanan  'The World Economy: Historical Statistics' çalışmasından derlenen sonuçlara yer verdi. Göstergeler hem ilginç olduğu hem de karşılaştırmalı bakınca farklı sonuçlar ortaya çıkardığı için aynı çalışmadan bazı göstergeleri derleme ihtiyacı duyduk. Evet ekip halinde. Bireysel karar alamıyoruz biz.  Borg gibi kollektif karar alıyoruz. Not: Aşağıda yer alan kişi başına düşen geliri gösteren rakamlar Geary-Khamis 1990 uluslararası doları ile hesap edilmiştir.
Reklam
Melda Onur, Trans Cinayetlerini Meclis'e Taşıdı
CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur, son bir hafta içinde yaşanan trans cinayetlerini Meclis gündemine taşıyarak, hükümetin bu saldırılara dönük yasal ve fiili tedbirler alma noktasında kalıcı çözümler ortaya koymadığını söyledi.Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği ile ortak hazırlanan önergede, özellikle trans bireyleri hedef alan saldırılara her geçen gün bir yenisinin eklendiğini belirten Onur, “Yeni yasama döneminde LGBTİ bireylere yönelik saldırıların nefret suçu kapsamına alınmasına ilişkin ek bir düzenleme öngörülmekte midir” diye sordu.TBMM Başkanlığı’na verilen soru önergesi şöyle:“Türkiye’de kişilerin kendilerinden farklı gördükleri kesimlere karşı geliştirdikleri ötekileştirme, ne yazık ki bazı kanaat önderlerinin nefret söylemiyle cesaret bularak nefret cinayetlerine dönüşmektedir. Bu cinayetlerin en belirgin hedef kitlesi LGBTİ bireylerdir ve bu bireylere yönelik nefret cinayetlerine her geçen gün bir yenisi eklenmektedir.TRANSLARI HEDEF ALAN SALDIRILARÇeşitli illerde yaşanan cinayetler, hükümetin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dayalı ayrımcılığa ve uygulanan şiddete karşı yasal ve fiili tedbirler alma noktasında kalıcı çözümler ortaya koymadığını göstermektedir.Özellikle trans bireyleri hedef alan bu saldırılar son olarak İstanbul’da Çingene Gül adlı trans kadının evinde ölü bulunmasına ve Corti Emel isimli trans kadının vahşice öldürülmesine sebep olmuştur. Yaşam hakkını tehdit eden bu saldırıların ardından etkin bir soruşturma yürütülememekte, suçlulara verilen cezalar ise caydırıcılık niteliği taşımamaktadır.CİNSEL SALDIRI VE NEFRET SUÇLARINDA CEZA ARTIRIMI UYGULANMIYORHükümet tarafından mart ayında gündeme getirilen ve kamuoyunda ‘Demokratikleşme Paketi’ olarak bilinen ‘Temel Hak ve Hürriyetlerin Geliştirilmesi Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’ Meclis’te yasalaşarak yürürlüğe girmiştir. Demokratikleşme Paketi’yle birlikte ‘nefret’ ifadesi ilk kez yasaya eklenmiştir. Ancak kanun maddeleri arasında “cinsiyet kimliği, cinsel yönelim gibi tanımlara yer verilmemiş; cinsel saldırı, cinsel taciz vb. suçlar nefret saikiyle işlendiği takdirde ceza artırımı uygulanmayacaktır.Buna bağlı olarak ülke genelinde LGBTİ bireylere yönelik gerçekleşen fiili ve sözlü saldırıların önüne geçilememesi, yasal zeminde oluşan bu boşluğun bir izdüşümü olarak görülmektedir.LGBTİ BİREYLERİNE YÖNELİK SALDIRILAR NEFRET SUÇU KAPSAMINA ALINACAK MI?1) Yeni yasama döneminde LGBTİ bireylere yönelik saldırıların nefret suçu kapsamına alınmasına ilişkin ek bir düzenleme öngörülmekte midir?2) Bakanlığınız gündeminde, LGBTİ bireyleri hedef alan nefret odaklı bu saldırı ve cinayetleri önleyebilmek adına bir eylem planı var mıdır? Bu noktada diğer kurumlarla eşgüdümlü bir çalışma düşünülmekte midir?3) Son beş yıl içerisinde nefret cinayetleri sonucunda hayatını kaybeden eşcinsel ve trans birey sayısı kaçtır? Bunların illere göre dağılımı nasıldır?4) LBGTİ bireylere yönelik gerçekleşen nefret cinayetleri sonucunda bugüne kadar kaç kişi yargılanmıştır ve bu kişilere toplamda ne kadar ceza verilmiştir?”ZETE
Reklam
Reklam
Peşmerge'nin Kobani'ye Olası Geçiş Rotaları
Dışişleri kaynakları, Türkiye topraklarından Kobani'ye silah ve peşmerge geçişinin dün akşam itibariyle başladığını açıkladı. İşte Türkiye toprakları üzerinden geçiş için kullanılması muhtemel rotalar.Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 'Kuzey Irak yönetiminin, peşmergenin Kobani’ye geçişi için izin talebi vardı. Türkiye izin verdi mi?' ve 'ABD'nin Kobani’ye silah yardımı yapmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?' sorularına şöyle yanıt verdi:'Biz peşmerge güçlerinin destek için Kobani’ye geçişine yardımcı oluyoruz. Görüşmelerimiz de devam ediyor. Kobani'den Türkiye’ye kaçan insanların dönüp tekrar huzur içinde Kobani’ye yerleşmesini istiyoruz.'Bakan Çavuşoğlu'nun bu açıklamasından hemen sonra Dışişleri kaynaklarından verilen bilgiye göre de, Kobani'ye peşmerge ve silah geçişi dün akşam itibariyle başladı. Ancak aynı kaynaklar, ABD'nin havadan yaptığı silah yardımında Türk hava sahasının kullanılmadığını belirtti.Silah ve peşmerge birliklerinin Kobani'ye geçişi için kullanılması muhtemel iki rota bulunuyor:1. Rota Bu rotanın kullanılması halinde silah ve askeri güçler, Irak'ın kuzeyindeki Zaho sınır kapısından Şırnak'ın Silopi ilçesine sokulacak ve İpek yolu olarak bilinen uzun hat kullanılarak Kobani'ye ulaştırılacak.2. Rota Silah ve peşmerge güçlerinin Irak-Suriye sınırındaki Fişhabur sınır kapısından geçerek, Suriye'nin kuzeyindeki PYD kontrolü altında olan Rasulayn (Serekaniye) sınır kapısından Şanlıurfa'nın Ceylanpınar'a ilçesine girmesi, ve buradan Viranşehir yoluyla Kobani'ye ulaştırılması. Bu rota, daha önce PYD lideri Salih Müslim'in açılmasını istediği Serekaniye-Kobani koridorunun geçtiği rota. PYD'nin ilan ettiği Cezire kantonunda bulunan silah ve silahlı güçlerin organize olarak geçişi için bu rotanın kullanılması mümkün.İki kapı kullanılamıyorMardin'in Nusaybin sınır kapısının karşısında bulunan Kamışlı'nın kontrolü büyük oranda PYD'de olsa da sınır kapısı Suriye rejiminin kontrolünde. Bundan dolayı bu kapının kullanılma ihtimali düşük.Akçakale sınır kapısının karşısında yer alan Tel Abyad sınır kapısı ise IŞİD'in elinde olduğu için kullanılamıyor.Kaynak: Al Jazeera
Yeni Şafak Yazarı Yusuf Kaplan: 'Anadolu'yu Üniversiteler Bozuyor'
Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan, Kütahya’da 24 saat açık olan barların şehri kirlettiğini söyledi ve ‘Anadolu’yu üniversiteler bozuyor’ dedi.Daha önce öğrenci değişim programı Erasmus’un “cinsellik peşinde koşturan ‘ahmaklar sürüsü’ yetiştirme projesi” olduğunu söyleyen Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan ODTÜ, Boğaziçi ve Bilkent üniversitelerinin yıkılması önerisinde de bulunmuştu.
İsveç'te Gizemli Denizaltı Avı
Pazar günü Stokholm kıyılarından gelen yabancı sualtı aktivitesi nedeniyle İsveç ordusu hasarlı rus denizaltı takip operasyonuna halen devam ediyor.İsveç ordusuna bağlı unsurlar Stokholm kıyılarından gelen insan yapımı yabancı bir cismin suda olduğuna dair istihbaratların gelmesi üzerine başkent kıyısında yaklaşaık 50 kilometrelik alanda tarama operasyonun başladı. Operasyon 200 personel, mayın tarama gemileri ve helikopterleler ile yürütülüyor.Resmi kanallar soğuk savaştan sonra ilk defa yapılan bu büyüklükteki bir manevranın sadece bir tatbikat olduğunu ve herhangi bir denizaltı avının doğru olmadığını dile getiriyorlar. Rusya Pazar günü konula alakalı hiçbir denizaltılarının olmadığını belirttiler.Fakat saygın isveç haber ajanslarından 'Svenska Dagbladet' konun ortasında hasarlı bir rus denizaltısının olduğunu bildiriyor.Rus Acil Durum Sinyali.Habere göre Stokhol kıyılarından Rus baltık donanma üssünün bulunduğu Kaliningrad'a radyo sinyallerinin gönderildiğini bildiriyor.Haberde iltişimin rus denizaltılarının acil durum için kullandıkları özel bir frekansdan yayınladığı yazılırken İsveç ordusunun aynı bölgedeki yoğun aktivasyonun sebebi olarak sadece sualtı aktiviteleri araştırma olduğunu bildirildi.İsveç Silahlı Kuvvetlerinin sözcüsü Erik Lagersten'nin yaptığı açıklamada ordu bölgede yabancı bir denizaltının varlığını ne kabul etmiş nede onaylamış durumda.Sözcü, ordunun şu anda bölgede gelişmiş optik sensörler ve sonarlarla bir araştırma ve istihbarat çalışması yaptığını açıkladı.Adı belirtilmeyen ve haberi sivil haber kaynaklarına ulaştıran ordu kaynaklarına göre rus denizaltısından gönderilen acil durum sinyali perşembe akşamı rus donanma karargahına ulaştırılmış cuma günü ise isveç ordusu cuma günü bölgede operasyon ve tarama çalışmalarına başladı.2000 yılının Ağustos ayında Rus Krusk denizaltısı Barents denizinde batmış Rusya federasyonu gelen uluslararası yardım teklifini red ederek gemide bulunan 118 kişilik mürettebatı kurtarma operasynu başarısızlıkla sonuçlanmıştı.Geçtiğimiz aylarda Rus hava Kuvvetlerine bağlı iki Su-24 savaş uçağı isveç hava Sahasını ihlal etmişti. Bu ihlal İsveç ile Rusya arasındaki en büyük askeri ihlal olarak belirtilirken, 1981 yılında da rus donanmasına bağlı bir denizaltı İsveç'in en büyük donanma üssünün olduğu bölgede karaya oturmuştu.
Reklam