onedio
"Ak Saray, Kafası Karışık Arada Bir Yerde Kalmış Bir Adamı Yansıtıyor"
Mimar Nevzat Sayın , Ankara’da Atatürk Orman Çiftliği’ne (AOÇ) yapılan “Ak Saray” olarak bilinen Cumhurbaşkanlığı binası için, “AK Saray, kafası karışık, ne yapacağını bilemeyen, geriye doğru bakmayı bilmeyen, geriye doğru baktığında bulabileceği şeylerin sayısı hakkında bile bir fikri olmayan, ileri doğru bakışı tıkalı, arada bir yerde kalmış bir adamı yansıtıyor” dedi.Mimar Sayın, “Şuanda iktidar, muktedir olmaya çalışıyor. İktidar olmak kolay, birkaç dönem seçim kazanırsınız. Ama muktedir olmak, bugüne kadar kemikleşmiş bütün kurumları ele geçirmeyi ve bunların dilediğiniz gibi çalışmasını sağlamayı gerektirir. Tam burada, iktidar olarak kendi siyasi ifadenizi en iyi anlatabileceğiniz yol ne olabilir? Mimarlık. Bugün Pembe Köşk yerine AK Saray yapılıyor. İkisinin mimarisini yan yana koyun. Cumhuriyet kurulduğunda nasıl bir yönetim anlayışı vardıysa, Pembe Köşk içtenlikle bunu yansıtıyor. AK Saray da bugünkü iktidar neyse, bence negatif anlamda da olsa ‘içtenlikle’ onu yansıtıyor” ifadelerini kullandı.“Sigara yasası cafe kültürünü oluşturdu” diyen Nevzat Sayın, “Pavyonlar, gece kulüpleri, içkili lokantalar sanayi siteleri gibi gece kulübü siteleri olarak şehrin dışına sürülürdü. İktidarın, bunu şimdi çaktırmadan bütün şehirlerde yapmaya çalıştığını hissediyorum. Tabii ki, bu insanların davranış biçimlerini düzenlemek üzere kurgulanıyor. Ama mesela sigara yasağı da cafe kültürünü oluşturdu. Sürekli söylenir: Fransız Devrimi neden Fransa’da oldu? Cafe hayatı vardı çünkü. Başka insanlarla karşılaşma alanı çoktu ve halk, mızıldanmalarını topluca yapıyordu. Bu da, devrimin çok önemli bir parçasını oluşturdu. Ben onun için sigara yasağının, insanları sokağa çıkarmasını çok olumlu buluyorum” dedi.Taraf gazetesinden Murat Şevki Çoban ’a konuşan Mimar Nevzat Sayın, AKP döneminde yapılan binalara ve içki-sigara yasaklarına dikkat çekti. Çoban’ın “İçkili yerler tarlalara itiliyor” başlığıyla yayımlanan (26 Ekim 2014) söyleşisi şöyle:Mimar Nevzat Sayın’a göre AKP sürekli Osmanlı ve Selçuklu vurgusu yapsa da tarihi bilmiyor. Bu yüzden Ak Saray gibi yapılar tam bir kafa karışıklığı abidesi...Validebağ, bir kez daha şehir, şehircilik ve talan konularını gündemimize taşıdı. Bugün iktidar neyi yıkmayı hedefliyor? Şehir ve mekân kurgusu üzerinden nasıl bir hayat tarzı dayatılıyor? Mekân, bize nasıl insanlar olmamızı söylüyor? İstanbul’da korunacak yer kaldı mı? Türkiye’de mimarinin en önemli isimlerinden biri sayılan Nevzat Sayın’la, AK Parti “mimarisini” konuştuk. Söz, Sayın’da.Validebağ Korusu için direniş devam ediyor. Validebağ şehir için neden önemli?Validebağ, şehrin çok anlamlı bir yerinde kurulmuş bir park. Kayışdağı suyunun Haydarpaşa’nın yanından denize kavuştuğu vadinin bir ucu Validebağ. Kesinlikle kalması gereken bir yer. Bir kere, bütün o bölgenin panik hâlinde kaçabileceği, acil durumlarda sığınacağı tek yer. Sen oraya o imarı verdikten sonra, Validebağ için niyetini zaten belli etmiş oluyorsun. Yerel yönetimler bir bölgenin yöneticileri olarak değil, iktidarın bir karakolu gibi davranıyorlar. Validebağ tam da o yüzden bence tehlike altında. Ama halk çok sağlam direniyor, ben kalacağına inanıyorum.Doğan Kuban, kent dokusunun yitirildiğini söylerken “İstanbul’da korunacak ne kaldı ki” diye sorar. Validebağ kalsa bile, İstanbul’da korunacak bir şey kaldı mı?Doğan Hoca kendi tarihi içinde o kadar çok şeyin harap olduğunu gördü ki, varlığını bildikleriyle yokluğunu bildikleri arasındaki büyük uçurum yüzünden böyle bir cümle kuruyor. Tabii, bir bilge olarak olacakları görüyor ve önceden uyarıyor bizi. Söyledikleri bence şimdiki zaman değil, gelecek zaman fiiliyle anlamlı. Ben, hem şehir ölçeğinde hem de tek tek yapılar ölçeğinde yapılması gereken çok iş olduğunu düşünüyorum.İstanbul’da bugün korunan bir yer var mı?Kendini koruyabilen yerler var. Mesela Kuzguncuk. Bir tarafı deniz, bir tarafı Nakkaşpaşa, bir tarafı Fethi Paşa Korusu, yukarısı da Bülbülderesi’nin eski yerleşmesi. Dolayısıyla burası müteahhitler ve yatırımcılar için, “elverişli” bir yer olmamış. Erken bir koruma kararı da alınınca, kendini koruyabilmiş. Zaten böyle olmalı, bir bölgenin kendini korumasının önü açılmalı. Aksi takdirde, bunu dayattığınızda mutlaka bu dayatmayı çözecek üçkâğıtlar bulunacaktır. Eyüp, kendini koruyabilmiş bir yer. Birçok Boğaz köyü de öyle; Kanlıca’nın korunamadığını söyleyebilir misiniz? Mesele şöyle bence: Bugün bunları korumak isteyen birileri yok.Neye bağlıyorsunuz bunu?Bizim korunması gerektiğini düşündüğümüz şeylerle, bugün bu ülkede yaşayan insanlar arasında genetik bir bağ yok. Onları, onlar yapmadı çünkü. Yoksa hiç kimse kendisinin olan bir şeye bunu yapmaz. Kendilerine ait hissetmediklerinden koruma gereği de duymuyorlar.Fakat iktidar kendini, tarihsel süreklilik içinde konumlandırıyor. Biz şunun devamıyız, diyorlar. Bunun pratikte karşılığı yok mu?Tam tersine paradoksal bir durum çıkıyor ortaya. Türkiye’yi en fazla tahrip edenler, en muhafazakâr olanlardır. Bu hep böyledir. Türkiye’deki bütün kadroların, kurumların, fiziksel mekânların tahribatı bence tutucu iktidarlar tarafından olmuştur.Neden?Bilmedikleri için. Şuanda iktidar, muktedir olmaya çalışıyor. İktidar olmak kolay, birkaç dönem seçim kazanırsınız. Ama muktedir olmak, bugüne kadar kemikleşmiş bütün kurumları ele geçirmeyi ve bunların dilediğiniz gibi çalışmasını sağlamayı gerektirir. Tam burada, iktidar olarak kendi siyasi ifadenizi en iyi anlatabileceğiniz yol ne olabilir? Mimarlık. Bugün Pembe Köşk yerine AK Saray yapılıyor. İkisinin mimarisini yan yana koyun. Cumhuriyet kurulduğunda nasıl bir yönetim anlayışı vardıysa, Pembe Köşk içtenlikle bunu yansıtıyor. AK Saray da bugünkü iktidar neyse, bence negatif anlamda da olsa “içtenlikle” onu yansıtıyor.AK Saray, ne yansıtıyor sizce?AK Saray, kafası karışık, ne yapacağını bilemeyen, geriye doğru bakmayı bilmeyen, geriye doğru baktığında bulabileceği şeylerin sayısı hakkında bile bir fikri olmayan, ileri doğru bakışı tıkalı, arada bir yerde kalmış bir adamı yansıtıyor.Cumhuriyet erken dönem mimarisi için “modernist” diyebiliyoruz. Bugün AK Parti “mimarisinin” bir adı var mı?Bunun tek adı var: Eklektik. Oradan buradan ne bulursa koparmaya çalışıyor. İktidar, kendi kültürel kadrolarını oluşturamadı; bu siyasal erkin, kültürel, entelektüel erki yok. Onun için de arayış içerisinde. Bir şey bulmaya çalışıyor ve şuanda uyduruyor. Ataşehir’deki cami, yeni köşk, yeni yapılan okullardaki Selçuklu, Osmanlı mimarlığı arayışları, hepsi bunu gösteriyor. İktidar, Selçuklu “olmak” istiyor ama aralarında Selçuklu mimarisinin ne olduğunu bilen biri yok. Kaçırdıkları ise şu: Zamanın ruhu diye bir şey var. Bir derede iki kere yıkanamazsın.Neden “İslamcı” veya “İslam mimarisi” değil mesela?İktidarın böyle bir derdi olabilir. Sokaktaki adamın böyle bir derdi olduğunu düşünmüyorum. Bakın binalara, Selçuklu bir taç kapı, arkasındaki kütlenin ondan haberi yok, pencereler başka bir telden, duvarlar başka bir telden çalıyor. Bir camiyi alıp bakın: Niye bundan 600 yıl önceki gibi, yani yapmaya çalıştıkları gibi olamıyor? Bir bütünlük fikri olmadığı için, parçalar biraraya geldiğinde bir bütün oluşturamıyor, olsa olsa bir yığın oluyor. Şöyle düşün; her yere cami yapılıyor. Ben birkaç kere cami yapmak durumunda kaldığımdan iyi bildiğim bir konudur. Bakın vakit namazlarına, hangi cami dolu? Kimse gitmiyor. Günlük hayat daha farklı akıyor ve talepleri de farklı. Aksine, bu eklektik yapı, toplumun bütün katmanlarına yayılıyor artık...Nasıl yani?Düşün; Nişantaşı, Keten İnşaat tarafından yıkılıyor ve inşa ediliyor. Bir inşaat şirketi, Nişantaşı mimarisini tanımlıyor. Bundan 100 yıl önce yapılan neoklasik yapılar gibi yapılmaya çalışılıyor ama onlar zaten, 300 yıl önce yapılanların kopyalarıydı. Suyunun suyunun suyu. Mesela, Yıldız Teknik’in köprüye yakın girişinde bir üst yol var. Günlerdir uğraşıyorlar: O üst yolun ayağını önce taş kapladılar, sonra aralara tuğla yerleştirdiler. Sonra korkulukları değiştirdiler, şimdi de merdiveni tamir ediyorlar. İşte o brüt beton üst geçit, sokak arası bir kebapçı dükkânına döndü.Peki, hâkim estetik algısı için “kebapçı estetiği” diyebilir miyiz?Kebapçı estetiği demek de doğru gelmiyor bana, kebapçılara haksızlık olacak. Çünkü işin tuhafı, büyük kebapçılar zımba gibi bir dekorasyona sahip. Onlar değişti. Sokak arasında kalmış, hafiften palazlanmaya çalışan küçük bir kebapçı dükkânını düşün, bunu şehrin ortasında bir üst yola taşıyorsun. Akıl alır gibi değil.İhsan Bilgin, kentsel dönüşüm projeleri için “yıkım planı stratejileri” diyor. Bunu doğru kabul edersek, bugün yıkılan ne? Yerine ne yapılmak hedefleniyor?Kentsel dönüşüm, dünyanın bütün kentlerinin yaşadığı bir süreç. Bugün ayıla bayıla baktığımız Roma, Paris, Berlin yıkılıp yıkılıp yeniden yapılmıştır. Bu olmazsa olmaz, çünkü şehirler de birer organizma. Bizimle onlar arasındaki fark; biz buna bir arsa üretimi gibi bakıyoruz. Tarlabaşı’nı düşün; önce oradaki grupları atıyorsun. Sonra metrekare fiyatını arttırıyor, orayı jantileştiriyorsun, sonra yeni alım gücü olan insanlara satıyorsun. Mümkünse bu alım gücü olan insanlar da iktidarın yanında olan, yeni sermaye grupları olacak. Bir bölgenin kentsel dönüşümü, o bölgenin arsaya dönüştürülmesi ve yeni yatırımlar için açılması anlamına geliyor.Dünyada böyle değil mi?Londra’da, Amsterdam’da da bu türden projeler yapılıyor. Ama şöyle: Bir konut bölgesinin yüzde 30’unu hayatı boyunca çalışsa da ev alamayacak insanlar için kiralık konut olarak, yüzde 30’unu da çok varlıklı insanlar için yapmak zorundasınız. Geriye kalan yüzde 40’ı, yatırımcı para kazanmak için yapabilir. Burada da bitmiyor: Varlıklı insanlarla yoksulların evi aynı sokakta, karşı karşıya bakacak. Yetmiyor: Bu insanlar, bölgeye bir güvenlikten geçerek girmeyecekler. Bunun üzerine kentsel dönüşüm iyi midir kötü müdür, tartışabiliriz. Türkiye’de ise tartışacak laf kalmıyor. Devlet ve ona bağlı olan kurumların hepsi, arsa üretim merkezi gibi çalışıyor. Devlet, en büyük spekülatör. TOKİ adıyla yapılan projelerin hepsi de spekülasyon faaliyetidir. Buradan bir şehir için ne çıkabilir ki?Mekân kurgulaması, hayatı biçimlendirmez mi? Bu mekânlarla, bugün nasıl bir hayat tasarlanıyor?Kapalı bir hayat. “Ütopya” kelimesine yazık olacak ama bir tür ütopya inşa edilmek isteniyor. Ütopya, etrafından soyutlandığı için bir ada üzerinde tarif ediliyordu. İstanbul’u düşün; herkese açık olması için yapılan alışveriş merkezlerinin kapısından sadece güvenlikten geçerek girebilirsin. Telefonunu, çantanı bırakırsın, üzerini ararlar. Sana örtük olarak şunu söylüyor: Buraya sadece bazı insanlar girebilir. Konut bölgelerini düşün: Bir arkadaşına gittiğinde, “Ben Mustafa’ya geldim, şu numarada oturuyor” diye hesap vermen gerekiyor. Bütün şehir böyle adalardan oluşuyor artık.Bunun sonucu ne olabilir?Sokak, yani karşılaşma alanı kalmıyor. Karşılaştığınız yerlerin hepsi- okullar, alışveriş merkezleri, cafeler- kast sistemine göre yapılanıyor. Şehir neredeyse üst- gelir grupları, alt- üst gelir grupları ve bunların ikisine birden hizmet eden en alttaki toplum gibi farklı tabakalardan oluşuyor. Bunların da yaşadıkları yerler birbirinden ayrışıyor. Öyle bir hâle geliyor ki bu; bir binada küçük dairelerle büyük daireleri yan yana bile yapamıyorsun. Ailelerle aile olmayanları bir apartmanın aynı katında, aynı asansöründe karşılaştıramıyorsun. Şehir insanların sadece kendisine benzeyen insanlarla karşılaşacağı yerlere dönüşüyor. Bence hedeflenen de budur. Bu da şuna varır: Sert bir şekilde bölgelere ayrılır şehir, gettolaşır ve çatışma ara kesitleri oluşmaya başlar. İnsan, gündelik alışkanlıklarını yapmamaya başlar. Saçma bir otokontrol sistemi belirginleşir ve sinik bir hayatın yağ lekesi gibi yayıldığını ve kolay kolay da çıkmadığını görürüz.Sürdürülebilir bir tasarım mı bu?Hayır, sürdürülemez. Kültür dediğimiz şey, hayatın bütün alanlarını kaplar. Omurgası sağlam, tutarlı, iyi beslenen bir yapı oluşturmadıkça bütün hayatınız eklektik bir yapı olarak devam edemez. Bu kadar eklektik bir hayat tasarımı, anlamlı hiçbir şeye sahip olmamak demektir. Bu, mimaride de hayatın hiçbir alanında da sürdürülemez.İçki lisansındaki kısıtlamalar ve sigara yasağı, mekânlarla ilişkimizi nasıl şekillendirdi?Mesela gittiğim şehirlerde akşam yemeğine kalmamı istediklerinde, içki içilen bir yere gitmek istiyorum. İstisnasız, bütün gittiğimiz lokantalar şehir dışında. Bursa gibi bir şehirde, akşam yemeği için şehrin beş kilometre dışında, tarlaların ortasında bir yere gidiyorsun. Bu, Anadolu şehirlerinde olurdu. Pavyonlar, gece kulüpleri, içkili lokantalar sanayi siteleri gibi gece kulübü siteleri olarak şehrin dışına sürülürdü. İktidarın, bunu şimdi çaktırmadan bütün şehirlerde yapmaya çalıştığını hissediyorum. Tabii ki, bu insanların davranış biçimlerini düzenlemek üzere kurgulanıyor. Ama mesela sigara yasağı da cafe kültürünü oluşturdu. Sürekli söylenir: Fransız Devrimi neden Fransa’da oldu? Cafe hayatı vardı çünkü. Başka insanlarla karşılaşma alanı çoktu ve halk, mızıldanmalarını topluca yapıyordu. Bu da, devrimin çok önemli bir parçasını oluşturdu. Ben onun için sigara yasağının, insanları sokağa çıkarmasını çok olumlu buluyorum.“Mimarlık üretiminin uydurulmuş değil, gerçek ihtiyaçlar üzerinden tanımlanmasını önemli buluyorum” diyorsunuz. Bugün Türkiye’deki üretimin ne kadarı uydurulmuş ihtiyaçlar üzerinden belirleniyor?Siz, kent topraklarını uydurulmuş ihtiyaçlar üzerinden değerlendirmeyi hedeflerseniz, Tarlabaşı’nı yıkmak gibi bir problem üretirsiniz mesela. Kendi siyasi erkinizi anlatmak istiyorsanız, cami yapmak için şehrin en görünür yerlerinden birini, Çamlıca Tepesi’ni seçebilirsiniz. Çamlıca’da caminin ne işi var? Cami, cemaatin olduğu yere yapılır. Orada teleferikle Cuma namazı turları mı düzenleyecekler? Caminin bütün ruhuna aykırı. Ya da, örtük olarak şu anlama geliyor: Ben nasıl olsa bütün Çamlıca’yı inşa edeceğim. Birileri gerçekten sıkı bir biçimde uyduruyor. Hayatta bunların yeri yok ama bize dayatılan hayatta var.Peki, Türkiye’de eksik olan ne?Ben, şunun eksik olduğunu düşünüyorum: Ortak akıl denen şeye kimse inanmıyor. Haliç’e köprü yapılacak, bu, tartışmaya açılabilirdi. Dünya kadar insan bu köprüye gerek yok, dedi. Boğaziçi’nden, İTÜ’den seküler bir dünyaya inanan mühendisler, Süleymaniye’nin silüetini de kapattığı için bu projenin doğru olmadığını savundular. Ama muhafazakâr bir dünyaya inanan belediye başkanı, o köprüyü yaptı. Bu tuhaf, değil mi? Kime sorsanız, Boğaz’dan daha güzel bir yer var mıdır? Artık köprü çıkışına bile gökdelen yapıyorlar. Hani Boğaz dünyanın incisiydi? Adamlar, Paris’in üzerinden uçak uçurtmuyorlar. Dünyayla aramızda böyle bir fark var.Bugün İstanbul’un kendine özgü bir rengi var mı?Var. İstanbul, dünyanın en güzel şehirlerinden biri. Düşün, neler yapıyoruz ve hâlâ “Bana mısın” demiyor. Bana hâlâ morla mavi arasında bir yerde duruyor gibi geliyor bu şehir. Bizans çok var. İlişkiler ağı da öyle gelişiyor zaten, “Bizans entrikası” derler ya. Osmanlı da çok var, bunların ikisinin arasında bir yerde. Cumhuriyet çok belirgin değildir İstanbul’da. Harem tarafındasın, Topkapı Sarayı’na bakıyorsun ve şahane bir yerde olduğunu düşünebilirsin. Gaziosmanpaşa’ya gittiğinde bu düşüncen birden yerle bir olur. Bu olanaklara sahip olan şehir pek yok. 20 milyona yaklaşan nüfusuyla birçok şehir iç içe. Ama giderek kararıyor şehrin rengi.T24
Tango Festivaline Zina Karalaması
Adana’da bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen Uluslararası Tango Festivali, “Uslu Adana Platformu” tarafından “zina festivali” ilan edildi.Sosyal medya üzerinde örgütlenen ve kimlerden oluştuğu bilinmeyen platform, en son yayımladığı hakaret dolu bildiride festivalin halka açık yapılmasının engellenmesini istedi.Festivale destek veren Adana Büyükşehir Belediyesi ile ASKİ’ye de “desteğinizi geri çekin” çağrısı yapıldı.Hazal Ocak’ın Cumhuriyet’teki haberine göre; Adana’da 23 Ekim’de başlayan ve bugün sona erecek Uluslararası Tango Festivali’ne karşı çıkan “Uslu Adana Platformu” tarafından bir bildiri yayımlandı.“Allah’tan (c.c) korkun! Açık günaha, zinaya izin vermeyin” diye başlayan bildiride, “Müzik eşliğinde kadın - erkek arasında bedensel yakınlaşma/yapışma sağlanarak sahnede zinanın sergileneceği bir festivalin ne dinimizde ne de milli kültürümüzde yeri yoktur, olamaz. Bu yıl ‘uluslararası’ boyut kazandırılması amaçlanan ‘Tango Festivali’ iptal edilmelidir. Bu festival günahın, haramın, zinanın açıkça işlenmesine sahne olacaktır. ‘Zinanın ayakta müzikle yapılan şekli’ olan, insanları günaha davet eden bu tür erotik dansın meraklısı olabilir ama bu tür çirkinlikler toplum içinde olmamalıdır” denildi.Finans Gündem
Demir Paraları Futbolculara Dağıtıldı
Beşiktaş yönetimi, Vodafone Arena Stadı’nın demirleri için bulduğu 2.5 milyon dolarlık krediyi, 4-0’lık Partizan zaferi sonrası futbolcularına dağıttı.Beşiktaş yönetimi, Vodafone Arena Stadı’nın demirleri için bulduğu 2.5 milyon dolarlık krediyi, 4-0’lık Partizan zaferi sonrası futbolcularına dağıttı.UEFA Avrupa Ligi’nde deplasmanda Partizan’ı 4-0 yenip hezimete uğratan Beşiktaş’ta futbolculara Vodafone Arena’nın demir parası dağıtıldı! Siyah beyazlı yönetim, muhteşem zaferden sonra takıma alacakları ve hak ettikleri primleri ödemek için büyük bir fedakârlıkta bulundu. Yönetim, Vodafone Arena Stadı’nın inşaasında kullanılacak demirler için temin edilen 2.5 milyon dolarlık krediyi, futbolculara prim olarak dağıttı. Futbol Şubesi Sorumlusu ve ikinci başkan Ahmet Nur Çebi, yakalanan başarılı çizgisinin sekteye uğramaması gerektiğini belirtip, futbolcuların içerideki alacaklarının ödenmesi talebini yönetim kurulunun gündemine taşıdı.Bunun üzerine başkan Fikret Orman da Çebi’ye hak vererek, oyuncularının içeride alacağının kalmaması konusunda hem fikir olduğunu söyledi. Yönetim, bunun üzerine kısa bir süre önce bulunan 2.5 milyon dolarlık kredinin oyunculara ödenmesini karara bağladı. Yönetim böylece, “Partizan maçını alın alacaklarınızı hesabınıza yatıralım” sözünü de tutmuş oldu. 4-0’lık zaferin ardından paralar futbolcuların hesaplarına yatırıldı. Çebi, “Benim prensibim çalışanın parasını gününde vermektir. Başarı böyle gelir. Futbolculara Partizan maçı öncesi söz verdik ve alacaklarını maç sonrasında banka hesaplarına yatırdık. Stat inşaatı için gereken kaynağı yeniden bulacağız” diye konuştu.Hürriyet
Yeni Akit Sansürde Kendini Aştı, Amerikalı Kadınları Baştan Ayağa 'Buzladı'
Muhafazakar Yeni Akit gazetesi, internet sitesinden paylaştığı ‘Amerikalılar IŞİD hakkında ne düşünüyor’ videosunda konuşan kadınları tamamen ‘buzladı’ .Daha önce de gazeteye basılan kadın fotoğraflarının omzunu, boynunu, kolunu ‘mozaikleyen ‘, eteklerinin boyunu uzatan Yeni Akit, 16 dakikalık IŞİD videosunda kendini aştı.Video paylaşım platformu YouTube’da yer alan AreWeFamousNow kanalının, ABD’nin New York kentinde yaşayanlara, radikal İslamcı IŞİD hakkında ne düşündüklerini sorduğu videoyu internet sitesinden paylaşan Yeni Akit, konuşulan tüm kadınları, baştan ayağa itinayla ‘sansürledi’ .Diken
"Galatasaray Sevgisi Aile Sevgisinden Önce Gelir"
Galatasaray'ın yeni başkanı Duygun Yarsuvat, sarı-kırmızılı kulübün 109. Kuruluş yıldönümü etkinlikleri kapsamında Galatasaray Lisesi'nde konuştu.Galatasaray Kulübü'nün 109. kuruluş yıl dönümü düzenlenen törenle kutlandı.Galatasaray Lisesi'nde gerçekleştirilen törene Galatasaray Kulübü Başkanı Duygun Yarsuvat, yönetim kurulu üyeleri, kulüp üyeleri ile sporcular katıldı. Lisenin bahçesindeki Atatürk Anıtı'na çelenk konulması ve saygı duruşunda bulunulmasıyla başlayan törende daha sonra Tevfik Fikret Salonu'na geçildi. Burada, en kıdemli kulüp üyesi 82 yaşındaki Engin Kenber yaş kütüğüne 109. yıl anısına Galatasaray plaketi çaktı.Törende konuşma yapan Yarsuvat, kulübün 109. kuruluş yıl dönümü etkinlikleri için bir araya geldiklerini belirterek, 'Galatasaray formasını taşımak için çırpınan gençler var. Onların karşısında da bu yıl Galatasaray'ın kazanmış olduğu başarılar var. Bunlar bize kıvanç veriyor. Galatasaray, 109 senedir böyle kupalar alarak günümüze gelmiş bir kulüptür' ifadelerini kullandı.Galatasaray Kulübü'nü ileriye götürmek için çalıştıklarını dile getiren Yarsuvat, 'Bundan sonra da Galatasaray'ı hep ileri götürmeye çalışacağız. Biliyorsunuz dün bir seçim sonucu bu göreve atandım, Galatasaraylılar tarafından atandım. Bu görevi de arkadaşlarımla beraber en iyi şekilde, Galatasaray'a en faydalı şekilde bitirmek istiyoruz. Onun için bize de yardımcı olun. Galatasaraylıların birlikteliği çok önemlidir. Hoş geldiniz, bu hepimizin bayramı' diye konuştu.Divan kurulu başkanı İrfan Aktar'ın, kulüp üyeliğinde 50. yılını dolduranlara berat, madalya ve rozetleri vermesinin ardından, 2013-2014 sezonunda tüm branşlarda kazanılan kupaların sunumu ve müzeye teslimi yapıldı. Tören, geleneksel Galatasaray pilavının yenmesiyle sona erdi.eurosport
Sanatsal Mermer Ocağı Çalışması
İtalyan sanatçı ve film yapımcısı Yuri Ancarani'nın İtalya'nın kuzeybatısında Apuan Alplerinde çektiği mükemmel görüntüler. İş makinelerini yöneten kişi bir orkestra şefi gibi, hayranlıkla izlenebilecek bir video.
Reklam
Uçağı Son Anda Çakılmaktan Kurtaran Pilot
Madeira uluslararası havaalanında ters rüzgarlar uçaklara zor inişler yaptırıyor. Bunlardan bir tanesi de 20 Ekimde meydana geldi. Pilot yalpalayan uçağı son anda doğru hamle yaparak indirmeyi başardı.
Rakibi Süründüren Crossover
Phoenix Suns'ın yıldızı Eric Bledsoe, takımının Los Angeles Clippers ile oynadığı maçta kendisini savunan Jared Cunningham’ı yaptığı muhteşem crossover’la bakkala yollamasi
Reklam
Tunceli'ye Giriş-Çıkış Yasağı
Tunceli'de mezarlık gerginliği yaşanıyor. Çatışmalarda hayatını kaybeden PKK'lılar için Pülümür'de yaptırılan mezarlığa açılış yapılacağı bilgisi üzerine, Tunceli valiliğinin kente giriş ve çıkışları yasaklandı.Tunceli'deki Pülümür Vadisi'nde yaptırılan 'PKK Mezarlığı'nın bugün açılacağı haberleri üzerine Tunceli Valiliği ikinci bir emre kadar kente giriş ve çıkışları yasakladı. Kente gelen araçlar, güvelik güçlerince geldikleri yöne geri gönderilirken, bu kararın olumsuz bir durumda sicillerin zarar görmesini önlemeye yönelik olduğu belirtildi.İçişleri Bakanlığı'nın onayı ile Tunceli Valiliği'nce alınan bu karar tepki gösteren Tunceli Belediye Başkanı DBP'li Mehmet Ali Bul, bölgede güvenlik güçleriyle girdikleri çatışmada ölen örgüt mensupları için yaptırılan PKK Mezarlığı'nın açılışının engellenmesi amacıyla 7 ilçe ile çevre iller ve Pülümür Vadisi'ne giden tüm yolların asker ve polis panzerleriyle kapatıldığını söyledi.Tunceli'ye 30 kilometre uzaklıkta bulunan Pülümür Vadisi'ndeki Alacık Köyü yakınlarında yaptırılan PKK Mezarlığı'nın bugün açılmasının planlandığını kaydeden Mehmet Ali Bul, kentte olağanüstü hal uygulaması yapıldığını öne sürdü. Tunceli Belediye Başkanı Bul, şunları söyledi:'Bugünkü durum 1990'lara dönüştür. Bütün yollar asker ve polisler tarafından kapatılmış. Vali Yardımcısı ile yaptığımız görüşmelerde kararın İçişleri Bakanlığı tarafından alındığını söyledi. Görüşmeleri sürdürüyoruz. Bu durum barış sürecine hiçbir biçimde hizmet etmiyor. İnsanların seyahat özgürlükleri hukuksuz olarak ellerinden alınmış durumda. OHAL döneminde bile böylesine bir yasak alınmamıştı. Umarım Valilik bu kararından kısa sürede döner ve kente giriş çıkışlar serbest bırakılır. Biz mezarlarımızı ziyaret etmek için oraya gitmeye çalışacağız.'1990'lı yıları geride bıraktıDBP İl Başkanı Ergin Doğru, bu sabah erken saatlerden itibaren bütün yolların askeri ve polis araçlarıyla kapatıldığını belirterek, 'İzmir'den bile çevik kuvvet getirilmiş' dedi.Bu uygulamayla 1990'lı yılların bile gerisine gidildiğini ileri süren Doğru, 'Bu konuda muhatap bulamıyoruz. Böyle bir yasak; akıl ve mantık işi değil. Barış sürecinde insanlar mezarlarını ziyaret edemiyorsa, barış bunun neresinde? Umarım kısa sürede bu karardan vazgeçilir ve insanlar özgür bırakılır' diye konuştu.HDP'li Çelik: Anayasal suç işleniyorPKK mezarlığının açılışı nedeniyle Tunceli'ye giriş çıkışların yasaklanmasının ardından kent girişindeki önlemlerde sürüyor. Tunceli-Erzincan ve Tunceli-Elazığ karayollarında jandarma ve polis tarafından birçok noktada barikatlar kurularak araç giriş ve çıkışlarına acil durumlar hariç izin verilmiyor. Aynı şekilde Tunceli'nin 7 ilçesinde de giriş ve çıkışlar yasak kapsamına alındı. Elazığ'a giderek buradan uçakla başka illere seyahat edecek bazı vatandaşların da ilden çıkamadığı için biletlerini iptal ettirmek zorunda kaldığı belirtildi. Tunceli Valiliği, yasağın ne zaman kalkacağı konusunda henüz bir açıklama yapılmadı.HDP Muş Milletvekili Demir Çelik, kente gelerek polis ve jandarmanın önlem aldığı bölgede gazetecilere açıklama yaptı. İnsanların hiç bir yere gidemediğini ve asla kabul edemeyecekleri bir manzaranın bulunduğunu söyleyen Çelik, 'Şu an Dersim genelinde anayasal bir suç işleniyor. İnsanların seyahat etme özgürlüğü elinde alınmış durumda. Valilik bu hakkı vatandaşın elinde alma hakkını kendisinde görüyor ve kesinlikle bir anayasa ihlali söz konusu. Bu durumu kabul etmiyoruz, protesto ediyoruz ve kınıyoruz. Bu konuyu barışçıl bir çözüme kavuşturmak için Tunceli Valiliği'ni aradım Vali ile görüşmek istedim ancak şu ana kadar telefonuma çıkmış değil. Buradaki güvenlik birimleri sadece sınırlı sayıda çok az bir partili ve şehitlikte yakını bulunan bazı kişilerin gidebileceğini söylüyor. Ancak 12 Eylül döneminde yaşanmayan durumlar yaşanıyor. Böyle bir uygulama günümüz Türkiye'sine asla yakışmıyor' dedi.Vali: Karar İçişleri Bakanlığı'na aitHDP Milletvekili Demir Çelik, daha sonra görevli polis müdürünün telefonundan kendisini arayan Tunceli Valisi Osman Kaymak ile kısa bir görüşme yaptı. Görüşmenin ardından açıklama yapan Çelik, 'Şimdi vali ile kısa bir görüşme yaptım. Kararın İçişleri Bakanlığı'na ait olduğunu söyledi. Kararı veren İçişleri Bakanı da olsa, Başbakan da olsa insanların seyahat özgürlüğünü kısıtlamak faşizmdir. Bu hukuk devletiyle izah edilebilecek bir durum değildir. İnsanlar cenazesini istediği şekilde defneder, sahip çıkar. Dini vecibelerini yerine getirme hak ve özgürlüğü anayasal bir haktır. Bunu çiğneyen devletse biz bu devletin otoriterizmine itiraz edeceğiz, isyan edeceğiz. Hakkımızı da kazanmanın bir yoluna bakacağız. Polis noktasında geçiyoruz ancak Vali, jandarmanın izin verip vermeyeceğini bilmediğini söyledi' dedi.Milletvekili Çelik, beraberinde Tunceli Belediye Başkanı Mehmet Ali Bul, Yardımcısı Nurhayat Altun ile birlikte izin verilen 4 araçla birlikte PKK mezarlığına gitmek üzere hareket etti.Çelik ile birlikte bölgeye gitmek isteyen gazetecilere ise izin verilmedi. Görevli polisler, gazetecilerin de yasak kapsamında olduğunu belirterek, izin veremeyeceklerini söyledi.Tunceli'de yasak 24 saat daha uzatıldıTunceli'de bugün açılışı yapılacağı belirtilen PKK mezarlığı nedeniyle İçişleri Bakanlığı'nın aldığı kente giriş ve çıkış yasağının 24 saat uzatıldığı belirtildi. DBP'lilerin yarın saat 11.00'de mezarlığa gidip açılış yapacağını açıklaması üzerine İçişleri Bakanlığı'nın yasağı uzattığı öğrenildi.HDP Muş Milletvekili Demir Çelik, Tunceli'ye giriş- çıkışa izin verilmemesi nedeniyle özel izinle Pülümür'e gitti. Çelik, Alacık Köyü'ndeki PKK Mezarlığı'na gidişlerine izin verilmediği için kentte geri döndü.Kente giriş ve çıkışlara yasak getirilmesini aralarında Milletvekili Demir Çelik, Belediye Başkanı Mehmet Ali Bul'un da bulunduğu yaklaşık 700 kişilik grup, Sanat Sokak üzerinde toplanıp Seyit Rıza Meydanı'na yürüyerek kararı protesto etti. Sloganlar atılan yürüyüşün ardından ilk konuşmayı yapan DBP Tunceli İl Başkanı Ergin Doğru yaptı. Doğru, mezarlıkta yarın saat 11.00'de açılış yapacaklarını belirterek, 'Buradan açıklıyoruz hiçbir kimse bizi engelleyemez. Şehitlerimize onların dik duruşlarına hiçbir zaman saygısızlık yapmayacağız. Buradan askere de polise de ilan ediyoruz; Yarın saat 11.00'de halkımızla birlikte şehitliğimize giderek açılışını yapacağız' dedi.HDP Muş Milletvekili Demir Çelik, HDP merkez yönetimi ile Tunceli Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü yetkilileri yaptığı görüşmede mezarlığın bugün açılışı için anlaştıklarını öne sürdü. Çelik, anlaşmaya rağmen iyi niyet gösterilmediğini ileri sürerek, 'İş, İçişleri Bakanlığı'na, Başbakanlığa havale edilerek halkın meşru demokratik hakkı gasp edilmiştir. Biz anayasal ve yasal olarak seyahat etmenin, cenazeyi sahiplenme hakkına sahibiz. Bu haklarımız Türkiye Cumhuriyeti'nin faşist zihniyeti tarafından alıkonulmuş, gasp edilmiştir. Kınıyorum. Gün boyu Vali ile İçişleri Bakanı ile olan görüşmelerimizde iyi niyet göstermelerini istediysek de onlar kaygılarını, kuşkularını değil düşman hukukunu bize kusmuşlardır' dedi.Basın açıklamasının ardından yürüyüşe katılanlar olaysız dağıldı. Öte yandan Tunceli'ye ise çevre illerden polis takviyesi yapıldığı öğrenildi.CNN Türk
Der Spiegel: 'PKK Almanya'da IŞİD'e Karşı Savaşacak Militan Topluyor'
Alman Der Spiegel dergisi, IŞİD’e karşı mücadele etmek amacıyla Almanya’da PKK’nin militan topladığı iddiasını gündeme taşıdı.Alman Der Spiegel dergisinin güvenlik kaynakları raporlarına dayanarak verdiği habere göre, Suriye’de IŞİD’e karşı savaşmak amacıyla şu ana kadar 50’den fazla kişi Almanya’dan ayrıldı. Dergi, güvenlik birimleri tarafından hazırlanan raporlarda, PKK saflarına katılarak IŞİD’e karşı savaşmak isteyen Kürtlerin sayısının son günlerde hızla arttığına dikkat çekildiğini belirtiyor.MİLİTANLARI TÜRKİYE’DE EĞİTİYORDerginin gündeme taşıdığı habere göre, özel eğitimli kişiler Almanya’da IŞİD’e karşı savaşmaya hazır gönüllüleri topluyor. Belçika ve Hollanda’da psikolojik hazırlıktan geçirilen militanlar daha sonra Irak üzerinden Türkiye’ye geçerek burada silahlı eğitim alıyorlar.AYIRT EDİLMELERİ ZORDergiye konuşan bir güvenlik elemanı, normal seyahat eden kişilerden PKK saflarına katılmak üzere Almanya’yı terk eden Kürtleri ayırt etmekte zorlandıklarını, sosyal medyada IŞİD’e katılan aşırı dinciler gibi fotoğraf da paylaşmadıkları için tespit edemediklerini belirtiyor.ALMANYA’DA TÜRK VE ABD HEDEFLERİNE SALDIRI OLABİLİRPolis ve Anayasayı Koruma Örgütü tarafından Kürtler arasında huzursuzluğun arttığına dair raporlar hazırlandığına dikkat çekilen haberde, Kobani’nin düşmesi durumunda, Almanya’daki Türk ve ABD hedeflerine saldırılar olabileceği uyarısı yapılıyor. Kuzey Ren Vestfalya İçişleri Bakanlığı tarafından ise, Kürtler ile Selefiler arasında çatışma çıkma ihtimaline yönelik raporlar hazırlandığı, derginin gündeme taşıdığı haberler arasında yer alıyor.Cumhuriyet
Nine Beni Okula Gönder
Azerbaycanlı gençlerden oluşan Bumerang Reklam Ajansı, bu sefer de 5 nineyi reklam starı yaptı. Yurtdışında eğitim hizmetleri sunan şirket için, ninelerin torunlarıyla hava atması konusunu işleyerek adeta bir ilke imza attılar. Aynı zamanda Baba Beni Okula Gönder kampanyasının adından ilham alarak, ve taktik davranarak, Nine Beni Okumaya Gönder adını vermişler. Video bir kahkaha bombası, ninelerin söylediklerini anlamanızı umarım :))
Reklam
Aç Ayı Ceset Çıkarıp Yedi
Kastamonu’da aç kaldığı için köye kadar inen ayı, 50 gün önce defnedilen bir cenazeyi mezardan çıkartıp yedi.Kastamonu’nun Ağlı ilçesine bağlı Yağlıca Mahallesi’nde 50 gün önce yakalandığı bir hastalık sonucu hayatını kaybeden Halil Ünivar’ın (54) mezarı, sabah saatlerinde mantar toplamaya giden vatandaşlar tarafından tahrip edilmiş bir şekilde bulundu. Ceset ise, mezardan 2-3 metre ilerisinde bulundu. Köy halkı tarafından polis ekiplerine haber verilmesi üzerine olay yerine gelen emniyet güçleri, tutanak tuttu. Ardından ceset, yeniden kefenlenerek aynı mezara defnedildi.Cesedin, mezardan 2-3 metre ileriye sürüklendikten sonra burada bir kısmı aç kalan ayılar tarafından yenildiği belirlendi. Ayrıca mezar etrafında ayının ayak izlerine rastlandı.Yağlıca Mahallesi Camii İmamı Adem Demir, köylülerin kendisini arayarak mezarın tahrip edildiğini haber vermesi üzerine mezarın başına geldiğini belirterek, “Mevtayı mezardan çıkmış bir şekilde köylülerimizle birlikte gördük. Gördüğümüz manzara dehşetti. Mezar açılmıştı. Mezardaki tahtalar da insan gibi etrafa savrulmuştu. Cenaze de mezardan 3-4 metre ileriye götürülmüştü. Daha sonra haber vermemiz üzerine emniyetten görevli arkadaşlar buraya gelip, tutanaklarını tuttular. Belediyemize ait kepçe yardımıyla mezarı açıp, iki köylü arkadaşımızla birlikte cenazeyi yeniden kefenledikten sonra mezara geri defnettik. Mezarın üzerine diken koyarak korumaya çalıştık” dedi.Mantar mevsimi olduğu için ormanlık alana mantar toplama gidemediklerini açıklayan Demir, “Köyümüzün dışına ormanlık alana gezmeye çıkmak istediğimizde çekiniyoruz. Şu anda mantar sezonu var. Herkes ormanlık alana mantar toplamaya gidiyor. Bu yüzden gezmek, dolaşmak veya mantar toplamak istiyoruz. Ama bu ayılar yüzünden evimizden dışarı çıkamıyoruz. Artık köyümüzde korkuyoruz. Bu ayılara devletimizce bir önlem alınmasını istiyoruz” diye konuştu.Ağlı İl Genel Meclisi Üyesi Mehmet Sait Yulu ise “Yağlıca Mahallesinde 50 gün önce ölen bir vatandaşların, cenazesinin mezardan ayılar tarafından çıkartılıp bir kısmının yenildiğini haberi üzerine buraya geldik. Ayılar, aç oldukları için köyümüze, evimizin yakınına kadar geliyorlar. Şimdiye kadar başımıza hiç böyle bir şey gelmedi. Bu yıl çok fazla meyve olmadığından aç kalan ayılar, köylerimize kadar gelip arıları, mezarları tahrip ediyorlar. Devletimizin bunlara bir önlem alması gerekiyor. Ayıların bir şekilde ormanlık alanda doyurulması gerekiyor” şeklinde konuştu.Yağlıca Mahallesi Muhtarı Halil Cırman da şunları söyledi: “Mezarlığa geldiğimizde mezarı yarı açık vaziyette, mevtayı da 3-4 metre mezardan ileride bulduk. Vahşi hayvanın yaptığı belli oldu, ayak izleri toprak üzerinde belli. Belediyeden yardım istedik. Belediyenin kepçesi ile mevtayı tekrar geri defnettik”.İHA
Aziz Yıldırım'dan Oyuncularına Moral
PFDK’nın verdiği hak mahrumiyeti cezası dolan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım bu sezon ilk kez tribünden maç izledi. Yıldırım golsüz biten ilk yarının ardından tribünden protestolar yükselince soluğu soyunma odasında aldı.Sarı-lacivertli oyunculara moral verdiği ifade edilen Yıldırım daha sonra tribüne geri döndü. Aziz Yıldırım’ın bazı tartışmalı pozisyonlarda ayağa kalkarak hakem kararlarına tepki gösterdiği de gözlendi.Milliyet
Kenan Işık Türkiye'ye Geri Dönüyor
Geçirdiği kafa travması nedeniyle Almanya'da özel bir özel bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gören Kenan Işık, İstanbul'a geri dönüyor.Almanya’da özel bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gören tiyatro sanatçısı Kenan Işık, 1 hafta sonra Türkiye’ye getirilecek.Geçen 21 Mart’ta geçirdiği kafa travması nedeniyle yoğun bakıma alınan Işık’ın tedavisine Almanya’nın Freidrichshafen kentindeki özel bir sağlık merkezinde devam edilmesine karar verilmişti. Gözleriyle iletişim kurabilen ve vücudunu dik tutabilen Işık’ın bakımına evde devam edilecek. Ancak sanatçının bilincinin hala kapalı olduğu öğrenildi.Ensonhaber
Reklam
Reklam
İstanbul Moda Haftasında Dikkatleri Çeken 21 Sokak Stili
Modanın kalbinin attığı şehirlerde düzenlenen moda haftaları sevilen modacılar ve markaları moda aşıkları ile bir araya getirmektedir. Moda endüstrisini canlandırmaya ve modacıları desteklemeye yönelik bu organizasyonlar İstanbul modasını dünyaya tanıtmaktadır.
Reklam