onedio
Rekabet Kurulu, Passolig'i İnceleme Kararı Aldı
Rekabet Kurulu, büyük tartışma yaratan Passolig'le ilgili geçtiğimiz günlerde gelen bir şikayeti gündemine aldı.Alınan bilgiye göre şikayetle ilgili ön araştırma sürecinin bir ay içinde tamamlanması bekleniyor. Kurulun, Rekabet Kanunu'na aykırı bir durum tespit etmesi durumunda halinde soruşturma süreci başlayacak.Passolig'le ilgili bir süre önce taraftar gruplarından da Rekabet Kurulu'na şikayet dilekçeleri gönderilmişti.RAPOR HAZIRLANACAKTüketiciler ve şirketler, 4054 Sayılı Kanun uyarınca rekabet ortamını bozduğuna inandıkları teşebbüs faaliyetlerine ilişkin ihbar veya şikayette bulunabiliyor. Yapılan ihbar veya şikayetler ciddi görülmezse Rekabet Kurulu'nca açıkça reddediliyor veya 60 gün içinde cevap verilmeyerek reddedilmiş sayılıyor. Kurul, resen de bir inceleme başlatabiliyor.Rekabet Kurulu'nca ciddi görülen iddialar hakkında ön araştırma ya da doğrudan soruşturma kararı da alınabiliyor. Ön araştırma kararı verilmesi durumunda ön araştırma raporu 30 gün içinde hazırlanarak Rekabet Kurulu'na sunuluyor. Kurul, 10 gün içinde raporu değerlendirerek soruşturma açılmasına gerek olup olmadığına karar veriyor. Soruşturma açılması kararının alınması halinde 6 aylık soruşturma süreci başlamış oluyor.SÜREÇ NASIL İŞLİYOR?Öncelikle soruşturma açılması kararı, verildiği tarihten itibaren 15 gün içinde taraflara bildiriliyor ve tarafların ilk yazılı savunmalarını 30 gün içinde göndermeleri isteniyor.Ayrıca varsa ihbar veya şikayet edenlerin, soruşturma açılması kararı hakkında bilgilendirilmesi amacıyla hazırlanan bildirim yazıları ilgili taraflara tebliğ edilir.Birinci yazılı savunmanın ardından 4054 Sayılı Kanun çerçevesinde yapılan bilgi isteme ve yerinde incelemelerle elde edilen tüm deliller değerlendirilerek soruşturma raporu hazırlanıyor ve taraflara tebliğ ediliyor. Böylece soruşturma süreci tamamlanmış oluyor.Soruşturma süresi gereklilik halinde 6 aylık süre bir defaya mahsus olmak üzere en çok 1 katına kadar uzatılabiliyor. Rekabet Kurulu'na ve taraflara tebliğ edilen soruşturma raporuna karşı taraflar 30 gün içinde ikinci yazılı savunmalarını gönderiyor. İkinci yazılı savunmaların intikalinden sonra soruşturma heyeti, 15 gün içinde ek görüşünü hazırlıyor. Ek görüşe karşı yapılan üçüncü yazılı savunmadan sonra tarafların talebi veya Kurul tarafından gerekli görülmesi halinde resen karar alınarak sözlü savunma toplantısı düzenlenebiliyor. Sözlü savunma toplantısı yapıldıktan sonra aynı gün ya da 15 gün içinde Kurul tarafından nihai karar veriliyor. Sözlü savunma toplantısının yapılmadığı halde, nihai karar soruşturma safhasının bitiminden itibaren 30 gün içinde veriliyor. Fanatik
PEN Şiir Ödülü, Afşar Timuçin'in Oldu
PEN Türkiye Yönetim Kurulu, 2015 PEN Şiir Ödülü'nün bir şükran ifadesi olarak Afşar Timuçin'e sunulacağını açıkladı.www.pen.org.tr adresinde yayınlanan bildiride şu ifadeler yer aldı: 'Prof. Dr. Afşar Timuçin şiir, öykü, roman ve felsefe alanlarındaki eserleri ile seçkin bir düşünür, şair ve yazarımızdır. Felsefe, bilim, edebiyat ve demokrasi değerlerinin ağır saldırı altında olduğu günümüzde Timuçin'in önemi daha da belirgindir. Seçkin aydınımız Afşar Timuçin çevirileri ile de önemli katkılar sağlamıştır. 2015 Dünya Şiir Günü Bildirisi Afşar Timuçin'in kaleminden çıkacak, ödül töreni İstanbul'da Dünya Şiir Günü etkinliğimizde yapılacaktır.Timuçin Konak Belediyesi Uluslararası Şiir Festivali'nin Onur Konuğu olacaktır.'PEN Türkiye Yönetim Kurulunda şu isimler yer alıyor: Tarık Günersel (Başkan), Halil İbrahim Özcan (İkinci Başkan), Sabri Kuşkonmaz (Genel Sekreter), Zeynep Oral (Uluslararası İlişkiler Sekreteri), Tülin Dursun (Sayman), Mario Levi (Üye), Haydar Ergülen (Üye)
Vahid Halilhodzic Yine Şoke Etti!
Trabzonspor Teknik Direktörü Vahid Halilhodzic, basın toplantısında herkesi şaşırttı.Trabzonspor ‘un UEFA Avrupa Ligi ‘nde Lokeren ile oynayacağı maç öncesi basın toplantısı düzenleyen teknik direktör Vahid Halilhodzic, yine gündem yaratacak bir harekete imza attı.Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Halilhodzic, kendisine yapılan transfer tekliflerini spor kamuoyuna kanıtlama ihtiyacı hissetti. Boşnak çalıştırıcı, cep telefonuna gelen transfer tekliflerini basın mensuplarına gösterdi.Halilhodzic ‘in Mersin İdman Yurdu maçı sonrası Rıza Çalımbay ile yaşadığı tartışma henüz tartışılırken, tecrübeli çalıştırıcı bu hareketi ile yine basın toplantısının önüne geçmeyi başardı.Açık Mert Korkusuz
Reklam
"Sabri'yi Göndermek İçin Bana Baskı Yaptılar"
Galatasaray Kulübü'nün 25 Ekim Cumartesi günü yapılacak olağanüstü seçimli genel kurulunda başkan adaylarından Duygun Yarsuvat'ın yönetim kurulu listesinde yer alan eski yöneticilerden Abdurrahim Albayrak, seçimden kim galip çıkarsa çıksın kazananın sarı-kırmızılı kulüp olacağını söyledi.Albayrak, Basın Ekspres Yolu üzerinde bulunan ofisinde düzenlediği geleneksel Karadeniz yemekleri gününde basın mensuplarıyla bir araya geldi. Yemeğin ardından açıklamalarda bulunan Abdurrahim Albayrak, Galatasaray'ın Fenerbahçe derbisinde bulduğu moralle bu akşam UEFA Şampiyonlar Ligi D Grubu'nda yapacağı Borussia Dortmund maçını 2-0 kazanacağını tahmin ettiğini söyledi.'ELLERİNİ DEĞİL, KELLELERİNİ TAŞIN ALTINA KOYDULAR'Başkan Ünal Aysal ile yönetim kurulunun istifasının ardından yapılacak seçimin çok ani olduğunu belirten Albayrak, şöyle konuştu: 'Çok ani bir seçim oldu. Fazla çalışma ortamı bulamadık. Galatasaray'da olmaması gereken bir seçim süreci oldu. İki çok değerli başkan adayımız, iki duayenimiz, ellerini değil kellelerini taşın altına koyarak, çok kısa sürede yönetim kurulu listelerini oluşturdular. Buralarda görev yapacak ve aday olan bütün arkadaşlarımıza bir Galatasaraylı olarak teşekkür ediyorum. Kimse görevden kaçmadı. Onlardan bir tanesi de benim. Duygun Bey ile seçime girdik.'Albayrak, Alp Yalman ve Duygun Yarsuvat'ın yarışacağı seçimde sarı ve kırmızı olmak üzere iki oy pusulasının bulunduğunu hatırlatarak, 'İki renk var, birisi sarı diğeri kırmızı ama kazanacak olan Galatasaray'dır. Kavgasız, gürültüsüz ve Galatasaray camiasına yakışan bir seçim sürecinin geçtiğini düşünüyorum. Herkesin birbirine saygısı ve sevgisi var. İnşallah cumartesi günü de öyle olur. Kim kazanırsa seçim akşamı onun yanında olacağız ve onu alkışlayacağız. Galatasaray için önemli olan bu sezon 4. yıldızı takmak. Diğer listedeki arkadaşlarımın da canı gönülden bir kırgınlık olmadan kazananın yanında olacağına inanıyorum' ifadelerini kullandı.'ALP YALMAN'IN LİSTESİNDE ÖZLENEN EKİP OLUŞMADI'Abdurrahim Albayrak, yönetim kurulu listesinde yer almak için başkan adaylarından Alp Yalman'dan teklif geldiğini ancak özlenen ve beklenen bir ekip oluşmadığı için teklifi kabul etmediğini söyledi.Yalman'ı çok sevdiğini belirten Albayrak, şu ifadeleri kullandı: 'Beni Galatasaray'a kongre üyesi yapan kişi Alp Yalman'dı. Kendisine saygım sonsuzdur. Alp başkanım ile ilk kez görüştüğümde 'biz bir ekibiz ve bir ekip olarak bir yere girmek istiyoruz' dedim. Galatasaray'a çok faydalı olacak ve 2 yıl üst üste şampiyonlukta gecesini gündüzüne katan bir ekip vardı. Burada da Ali Dürüst, Adnan Öztürk, Refik Arkan, Mete Başol, Ali Gürsoy gibi isimler vardı. Bu arkadaşlarımın Galatasaray'a her zaman faydalı olacağına inandığım için ısrarcı oldum. Israr etmemin yegane sebebi, Galatasaray'da iyi işlerin olması, camianın mutlu olması, güçlü bir adayın çıkması ve Türkiye'de ses getirecek bir yönetim kurulunun olmasını çok arzu etmemdi. Alp Yalman'a bunu söylediğimde kendisi bir çok arkadaşla görüştü ama özlenen ve beklenen ekip oluşmadı. Alp Bey'in listesine girmeyeceğimi kendisini bizzat ilettim.'Alp Yalman'ın ardından Duygun Yarsuvat'tan teklif aldığını aktaran Albayrak, 'Duygun Hoca, beni telefonla aradı ve 'Abdurrahim ben aday oluyorum, bana hayır diyemezsin. Gün, Galatasaray'a hizmet etme zamanıdır. Galatasaray'ın sana ihtiyacı var' dedi. Bunun üzerine Duygun hocaya 'hayır' diyemezdim. Söyledikleri karşısında olumsuz yanıt verseydim camiaya 'çok iyi Galatasaraylıyım' diyemezdim. Çünkü iyi bir Galatasaraylının böyle bir zamanda görevden kaçma lüksü yoktur' diye konuştu.'PARA MAKİNESİ OLSA BUNLARA PARA YETİŞTİREMEZSİNİZ'Albayrak, Galatasaray Futbol Takımı'nda 41 futbolcunun bulunduğunu hatırlatarak, 'Para makinesi olsa bunlara para yetiştiremezsiniz' dedi.Duygun Yarsuvat'ın hem Türk hem de Avrupa futbolunu çok iyi bildiğini anlatan Abdurrahim Albayrak, 'Şu anda kadromuzda 41 futbolcu var. Milyonlarca avro para verdiğiniz oyuncuları altyapıya gönderiyorsunuz ve onlardan faydalanamıyorsunuz. İki yıl üst üste yaşanan şampiyonlukta ve Şampiyonlar Ligi'ndeki maçlarda bize puanlar kazandıran, hırsı ve azmiyle çok büyük bir futbolcu olduğun gösteren Eboue'nin Türkiye'de olup olmadığını bilen yok. Böyle bir futbolcuyu unuttuk' ifadelerini kullandı.'SABRİ'Yİ GÖNDERMEK İÇİN BANA BASKI YAPTILAR'Camianın sevdiği isimlerin başında gelen Albayrak, 21 Yaş Altı Takımı ile çalışan eski kaptan Sabri Sarıoğlu'nun gönderilmesi için Ünal Aysal tarafından kendisine baskı yapıldığını ancak Sabri ile 2 yıllık sözleşme imzaladığını vurgulayarak, şöyle konuştu: 'Sabri, yıllarca bize kaptanlık yaptı ve Galatasaray ile yatıp, Galatasaray ile kalktı. Geçen sene Ünal Aysal, Sabri'yi göndermem için bana baskı yapmasına rağmen ben, Sabri'nin Galatasaray'da kaptan olduğunu, onu gönderdiğim zaman gelecek kaptanlara da iyi bir örnek olmayacağını, genç futbolcuların şevkinin kırılacağını ve takım içinde bir huzursuzluk olacağını söyledim. Burada Fatih Terim hocam da bu düşüncelere katıldı ve Sabri ile 2 yıl mukavele imzaladık. Bu sürede iyi futbol oynadı. Her ne sebepse Sabri altyapıda. Milyon avrolar verilen 41 oyuncu var.'Seçilmeleri durumunda kadroda bazı değişiklikler yapacaklarını aktaran Albayrak, 'Seçilmemiz durumunda yönetim kurulumuz ve Sportif AŞ'ye katılacak arkadaşlarımızla neler yapabiliriz, bu futbolcular nasıl satabiliriz, kalması gerekenleri nasıl daha iyi kullanabiliriz diye hesaplar yapacağız. Galatasaray'ın bir kuruşunu kendi paramız gibi hesap edersek, Galatasaray'ın sırtı yere gelmez' diyerek sözlerini tamamladı.Haber Türk
Reklam
'Obama'ya Peşmerge Teklifini Ben Yaptım'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Peşmergenin Kobani'ye geçişiyle ilgili Obama ile görüşmemizde kendilerine bu teklifi zaten ben yapmıştım' dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Esenboğa Havalimanı'nda, Letonya ve Estonya'ya hareketinden önce yaptığı açıklamada, ziyarette öncelikli olarak Avrupa Birliği süreci ve ikili ilişkilerin ele alınacağını kaydetti.Erdoğan, Letonya'da yarın çeşitli görüşmeler yapacağını, akşam da Estonya'ya hareket edeceğini ve 24 Ekim'de ülkeye döneceğini söyledi.'İlişkilerimizin çok iyi düzeyde seyretmiş olduğu bu iki ülke ile de ağırlıklı olarak AB sürecini değerlendirme fırsatımız olacak. Zira AB sürecinde gerek Letonya gerek Estonya bugüne kadar her zaman yanımızda yer aldılar, bize destek verdiler' diyen Erdoğan, beraberinde giden girişimcilerin de ticari ilişkilerin gelişmesi için ikili görüşmeler yapma fırsatı bulacaklarını kaydetti.Ziyareti sırasında mevkidaşlarıyla yapacağı görüşmelerde ayrıca bölgedeki gelişmelerin de gündemlerini oluşturacağını belirten Erdoğan, yeni oluşan Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu'nun (DEİK) da ilk defa bu ziyarete katılacağını belirtti.Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Ziyaretim kapsamında iş forumunu çok önemsiyorum, bundan sonraki süreçte bize yakın olan bu iki ülke ile işadamlarımızın yoğun bir ticaret hacmine ulaşmaları en önemli arzum' dedi.Bilimsel alandaki işbirliğini geliştirmeye yönelik de bir adım atmak istediklerini dile getiren Erdoğan, bu amaçla Galatasaray Üniversitesi ve Mimar Sinan Üniversitesi Rektörlerinin de ziyarete iştirak edeceklerini bildirdi.Kobani'ye peşmergelerin geçişiErdoğan, açıklamasının ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını da cevaplandırdı.Bir gazetecinin 'Kobani'ye peşmergelerin geçişiyle ilgili son durumda bu bir koridor açılacağı, hangi aşamalarda olacağı ve nasıl bir yol izleneceğini sormak istiyorum. Bu konuyla ilgili uluslararası medyada çıkan bazı haberlerde özellikle 'Türkiye'nin u dönüşü yaptığına ve Washington'dan bir baskı geldiğine yönelik' haberleri nasıl değerlendirirsiniz?' sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, peşmergelerin Kobani'ye (Ayn el Arap) geçişiyle ilgili olarak ABD Başkanı Barack Obama ile telefon görüşmesi yaptığını hatırlattı.Erdoğan, 'Kendilerine bu teklifi zaten ben yapmıştım. PYD ve PKK gruplarına vereceğiniz destekler bizim için kabul edilemez' bunu söylemiştik' ifadelerini kullandı.Erdoğan, burada atılacak adımın iki tane olduğunu belirterek, şöyle devam etti:'Bir, Özgür Suriye Ordusuyla burada işbirliği bizim açımızdan kabul edilebilir. İki, peşmerge ile böyle bir işbirliği kabul edilebilir. Kendilerinin de yaklaşım tarzı, burada süreç itibarıyla bir daralma söz konusu. Özellikle Kobani'de artık 2 gün dayanabilecek güçleri var. Bunları açıklamak zorundayım. Çünkü artık bakıyoruz ki Dışişleri sözcüleri ve sözcü yardımcıları çıkıp bir şeyler söylüyorlar. Bunlar da medyada farklı farklı şekilde yorumlanıyor. Bunların bilinmesi lazım.''Böyle bir operasyon kabul tanımlanamaz'En son sitelere düşen görüntülerin ortada olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Havadan atılan bütün bu silahlar yani 'PYD'ye atılıyor' denilen silahların bir kısmının IŞİD'in eline geçtiğini şimdi kendileri de kabul ettiler. Böyle bir operasyon kabul tanımlanamaz, anlatılamaz. Yani buradan netice alınıp, alınmayacağı noktasında sağlıklı bir yorum yapılamaz. Siz, kime destek veriyorsunuz, nereye destek veriyorsunuz, her şey ortada' değerlendirmesinde bulundu.Erdoğan, Musul'daki operasyonun zeminine de bakıldığında aynı şeyin görüldüğüne işaret ederek, sözlerine şöyle devam etti:'Burada da maalesef böyle bir tabloyla karşı karşıyayız. İki gün geçti, üçüncü dördüncü gündeyiz. Kobani düşmedi, kaldı ki Kobani, kendileri için niye bu kadar stratejik onu anlamakta zorlanıyorum. Çünkü Kobani'de zaten sivil kalmadı. 200 bin insan ülkemize geçti, biz onlara ev sahipliği yapıyoruz. Kobani'de sadece 2 bin kadar orada savaşan insan var ve peşmergeye önce 'evet' demediler şimdi son anda kısmen 'evet' dediler. Bununla ilgili olarak biz de kendilerine 'yardımcı olacağımızı' söyledik.Türkiye'den nereden geçeceği noktasındaki kararı daha çok bu konulardaki görevli olan arkadaşlarımız, birimlerimiz bunlar stratejik olduğu için de burada bunları benim, sizlere anlatmam uygun olmaz, doğru olmaz. Bunları ilgili birimlerimiz zaten kendi aralarında görüşüyorlar. Onlar, bunları lafını yaparak değil uygulamasını yaparak hayata geçirirler, olayın aslı budur.''PYD'ye vereceğiniz her destek, PKK'ya verilmiş destektir'Suriye'deki bu sürecin özellikle Özgür Suriye Ordusundan ve diğer ılımlı rejime aynı zamanda IŞİD'e karşı olanlarla bu işin götürülmesi noktasındaki hassasiyetlerinin de kendilerine ilettiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Çünkü sizlerin PYD'ye vereceğiniz her destek, PKK'ya verilmiş destektir. PKK'ya ve PYD'ye vereceğiniz bu desteklerle Türkiye olarak biz mücadele etmek durumunda kalacağız. Bunu da bilmenizi isteriz' dedik. Bunları kendilerine zaten açık ve net olarak söyledik' diye konuştu.'Yapılanın yanlış olduğu ortaya çıktı''Afganistan'tan dönerken uçakta çok açık bir şekilde, 'PYD'ye silah yardımına (evet) dememiz söz konusu değildir' dediniz. Uçaktan indiniz, Obama ile görüştünüz ve ertesi sabah kalkıldığında silah yardımının yapıldığı görüldü. Siz o görüşmede, Obama'ya, silah yardımı yapılırsa ne olacağına dair ne söylediniz acaba? Çünkü bu söylediğiniz ifadeden yani 'peşmergenin geçişi konusunda onay verdik ama silaha karşı çıktık' anlamını çıkartıyorum. Daha biraz açabilir misiniz?' sorusu üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:'Anlamışsın zaten. Ben de onu anlatmak istiyorum. Yani bu konuda yapılanın yanlış olduğu ortaya çıktı. Niye yanlış olduğu ortaya çıktı. İşte C-130'lardan attıkları o silahlar, belki bir kısmı PYD'nin eline geçti ama bir kısmı da kimin eline geçti? IŞİD'in eline geçti. Adamlar günlerdir kendi sitelerinden yayınlarını yapıyorlar. Bütün o sandıkların hepsini açarak gösteriyorlar. Şimdi kime burada nasıl destek verildiği açık, net ortaya çıkıyor. 'Tamamı onların eline gitmedi. Bir kısmı onların eline gitti' demek doğru bir şey mi? Böyle bir yorum olamaz. Bunların çok daha akılcı, çok daha netice alıcı yolu varken, böyle, işte biz 'dostlar alışverişte görsün' mantığıyla böyle bir hareket, böyle bir hassas konuda yapılamaz.'AA
Toyota Supra'dan Hız Rekoru
Toyota Supra hız testinde 400 metrelik mesafede 0'dan 387,69 kmh hıza 6,05 Saniyede ulaşarak dünya rekoru kırdı.
Reklam
Herkesin Doğru Konuştuğunu Sandığı, Yanlış Konuşan Siyasiler
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan her ne kadar bu yılın ilk çeyreği için Avrupa'da büyüme oranının yüzde 1'i aşmadığına dikkat çekse de yapılan araştırmalar sonucunda, İsveç’in yüzde 1.5, Romanya’nın yüzde 3.5, Polonya’nın yüzde 1.6, ve Lüksemburg’un yüzde 2.1 olduğu belirtilmiştir. Kendisine bu demeci dolayısıyla katılamıyoruz.Kaynak: “Bu yılın ilk çeyreğinde büyüme yüzde 4’ün üzerindedir. Avrupa ülkeleri arasında 1’i aşan büyüme olmamıştır.”
UNICEF: Dünyada Her 5 Dakikada Bir Çocuk Şiddet Kurbanı Oluyor
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun (Unicef) Birleşik Krallık ofisi çocuk şiddetine çarpıcı bir videoyla dikkat çekerken, dünyada her beş dakikada bir çocuğun şiddete kurban gittiği belirtildi.Video, yüzünde morluk ve yaralar bulunan küçük bir çocuğun eczaneye girip çetelerin şiddetine karşı ilaç istemesiyle başlıyor. Eczacı ise çocuğa üzerine ‘çete şiddeti’ yazan bir iksir vererek, “Bu seni korur” diyor.O sırada meydana gelen depremde eczanedeki raflarda yer alan ‘ Savaş ‘, ‘ Kölelik ‘, ‘ Tecavüz ‘ ve ‘ Cinayet ‘ yazılı iksirler birer birer yere düşüyor. O anda, küçük çocuğun rüya gördüğü ve aslında oyuncaklarıyla şiddete karşı bir ilaç aradığı anlaşılıyor.Video çarpıcı bir şekilde “Dünyada her beş dakikada bir çocuk şiddet sonucu ölüyor. Bunun aşısı yok, sadece sen varsın” mesajıyla sona eriyor.Diken
Fazıl Say Sansürü Meclis'e Taşındı
Piyanist Fazıl Say'ın Kültür Bakanlığı'nca sanüsürlenmesi üzerine tepkiler sürüyor. HDP'li Tüzel ile CHP'li Ağbaba konuyu Meclis'e taşırken Özerk Sanat Konseyi Bakanlığın hangi sanatsal yeterlilikle bu kararı verdiğini soruyor.Piyanist ve besteci Fazıl Say ’ın Kültür Bakanlığı tarafından sansüre uğramasına yönelik tepkiler sürüyor.Özerk Sanat Konseyi (ÖSK) Say’ın eserinin Kültür Bakanlığı’nın baskısı sonucu Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın (CSO) programından çıkarılmasını “Ancak otoriter rejimlerde görülen bir engelleme” olarak nitelendirdi.“Sanatı “halkçı-elit”, sanatçıyı “yandaş-muhalif” diye ayrıştıran, sanat eserlerini ideolojisine göre yeniden biçimlendirebileceğini sanan, özgürlüğü erke övgü olarak algılayan bu yasakçı, bölücü, sansürcü ve gerici zihniyeti şiddetle kınıyor, bu baskıcı anlayışa teslim olmayı reddediyoruz.”ÖSK Bakanlık’ın hangi “sanatsal yetersizlikler” sebebiyle programdan çıkarıldığını, hangi “sanatsal yeterliliğe” dayanarak bu kararı verdiğini sordu.Say’a bir destek de HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel ’den geldi. Tüzel TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmasında şunları söyledi:“Osmanlı'nın torunları, günümüz hükümdarları, despotluk ve baskılardan vazgeçmiyor. Bu kez hedefte, dünyanın tanıdığı, onur duyduğumuz piyanist Fazıl Say var. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası 2014-2015 programında yer alan Fazıl Say eserleri, Bakanlığın isteği doğrultusunda çıkartılmıştır.“Ambargo, sansür, görevden alma, bu Hükûmetin kültür ve her alanda topluma yaklaşımıdır. Devlet Tiyatrosu Genel Müdürleri de istenmeyen insan ilan edilmişti. Kültür Bakanlığının sevdiği eserler, sanatçılar, sevmedikleri var. Hani, kimsenin görüşüne, hayatına, felsefesine karışılmayacaktı? Ama hem karışırlar hem de halkla buluşmasını engellerler. Baskıların, yasakların, sansürün adı olan AKP rejimi artık son bulmalı diyoruz.”Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba da bugün verdiği soru önergesinde Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik'e bu sansürü sordu.Ağbaba soru önergesinde şu soruları yöneltti:CSO’nun 2014-2015 sezonu için Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'ne gönderdiği programda iki ayrı haftada Fazıl Say’a ait eserlerin yer aldığı doğru mudur?Gönderilen listede olmasına rağmen, “Bakan Onayı” ile çıkan CSO’nun 2014-2015 yıllık programında, dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say’ın eserlerine yer verilmediği doğru mudur?Bu iddia doğruysa, 2014-2015 yıllık programında Fazıl Say’ın eserlerine yer verilmeme sebebi nedir? Fazıl Say’ın hükümetinize yönelik olan muhalif tutumu bu kararı vermenize neden olmuş mudur?Hükümetinize muhalif olan diğer sanatçıların eserlerini de benzeri şekilde ilgili programlardan çıkarmayı düşünüyor musunuz?Devlet Orkestraları’nın yönetim kurulları, yıllık sezon programlarını hazırlayarak Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne gönderdiği bu dönemde CSO’nun yeni sezon için bakanlığa gönderdiği programda Fazıl Say’ın ‘İstanbul Senfonisi’, ‘Hermiyas-Yunus Sırtındaki Çocuk’ ve piyano konçertosu ‘Su’ adlı eserleri de bulunuyordu.Ancak sanattanyansımalar.com’un haberine göre CSO’ya sözlü olarak Say’ın solist olarak yer alacağı ve eserlerinin çalınacağı programların değiştirilmesi, aksi takdirde yıllık programın Bakan Ömer Çelik tarafından onaylanmayacağı bildirildi.Açılış konseri öncesi yapılan bu bildirim üzerine, CSO programda istenen değişikliği yaptı, program onaylandı ve açılış konseri gerçekleşebildi.Sanatçının menajeri Ceylan Karaca olayı doğrularken Kültür Bakanlığı’ndan henüz bir açıklama gelmedi.Bianet
Reklam
Asansör Faciasında Ölen İşçinin Babası: '700 Bin Lira Teklif Ettiler'
İSTANBUL Mecidiyeköy'deki Torun Center inşaatında meydana gelen asansör faciasında ölen 10 işçiden Cengiz Tatoğlu'nun babası Selim Tatoğlu, şikayetçi olmaması için kendisine 700 bin lira teklif edildiğini, ancak kabul etmediğini söyledi.6 Eylül'de meydana gelen faciada ölen 10 işçiden 8'inin ailesine, Torunlar GYO tarafından tatmin edici bir ücret ödendiği ve sulh protokolü imzaladıkları ortaya çıkarken, anlaşma yapmayan Cengiz Tatoğlu'nun Zonguldak'ta oturan babası emekli madenci 58 yaşındaki Selim Tatoğlu, şirket avukatının kendisini telefonla aradığını söyledi. Avukatın, 'Anlaşalım, diğer aileler 700 bin liraya anlaştılar' dediğini ifade eden Selim Tatoğlu, şöyle konuştu:'Ben, 'Onların paraya ihtiyacı vardır' diyerek kabul etmedim. Sizin oğlunuz olsaydı siz ne yapardınız?' dedim. Yine de görüşmeye çağırdılar. 25 Ekim'e randevu verdiler. 'Gelirim' dedim. Ama o gün gidebileceğimi sanmıyorum. Başka işlerim var.'Faciayla ilgili hazırlanan iddianamede Torunlar İnşaat'ın patron ve üst düzey yöneticileri hakkında takipsizlik kararı verilmesine de tepki gösteren Selim Tatoğlu, 'Biz böyle bir karar beklemiyorduk' dedi. Eşi 59 yaşındaki Müzeyyen Tatoğlu ise 'Biz çocuğumuzu bedava bulmadık, buraya hamur gibi ezilip geldi. Avukat tutar hakkımızı ararız sonuna kadar' diye konuştu.Ölen Cengiz Tatoğlu'nun eşi 33 yaşındaki Sevim Tatoğlu'nun, kazanın ardından çocukları 2 yaşındaki Arda ve 8 yaşındaki Ceren ile İstanbul'da yaşamaya devam ettiği öğrenildi.Durmuş SEVİNDİK/ ZONGULDAK, (DHA)
Reklam
Üsküdar Belediye Başkanı: 'Bu Memlekette Fazla Tolerans Karşındakini Azdırıyor'
Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, ilçedeki Validebağ Parkı yanına yapılacak cami nedeniyle yaşanan gerginlikle ilgili yaptığı açıklamada, medyanın kamuoyunu yanlış yönlendirdiğini belirterek, 'İşin çevrecilikle, yeşille, Validebağ Korusu ile alakası yok' dedi.Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, İŞKUR ve ilçedeki bir grup iş adamıyla birlikte hayata geçirilen Üsküdar İstihdam Merkezi (USIM) tanıtım toplantısında Validebağ Korusu ile ilgili açıklama yaptı. Başkan Türkmen, konunun medya tarafından yanlış yönlendirildiğini belirterek, “Ben de televizyonlarda izliyorum 'Üsküdar Belediyesi Validebağ Korusu'nda yeşili katlediyor. Oraya cami yapıyor' haberler böyle. Böyle bir şey yok. Konunun doğrusu şudur: Bir defa caminin Validebağ Korusu'yla alakası yok. Cami korunun dışında. Altunizade Mahallesi'nde. Yavrupaşa Sokak 34 numarada. Mülkiyeti belediyemize ait tapulu arazimizde. Planda dini tesis alanı içerisinde ve ruhsatlı bir cami yapıyoruz' dedi.BU MAHALLEDE BAŞKA CAMİ YOKCaminin ruhsatını ve planlarını basın mensuplarına gösteren Hilmi Türkmen, “ Türkiye 'de camilerin yüzde 80'nin tapusu yok. Çoğu kaçak durumda. Halkımız kendi imkanlarıyla yapmış. Ama biz burada ruhsatlı, projesi onaylı bir cami yapıyoruz. Ayrıca biz bu camiyi belediye bütçesinden yapmıyoruz. Biz buna bir kuruş kaynak ayırmıyoruz. Bu camiyi yine o mahallenin sakinleri yapıyor. Bu mahallede cami yok. Bu mahallenin sakinleri 7-8 yıldır buraya cami yapılması için uğraşıyorlar. Geçtiğimiz dönemde planlaması yapıldı, bizim dönemimizde de yapılıyor. Mülkiyeti Üsküdar Belediyesi'ne ait' diyerek tapusunu gösterdi. Caminin projesini de gösteren Hilmi Türkmen, “3 yüz metre kare butik bir cami. Ahşap kaplama tek minerali. Üsküdar estetiğine yakışır bir cami yapıyoruz.Cami dışında lojman, ve cami cemaatinin namaz öncesi oturup zaman geçireceği bir sosyal alan var' diye konuştu.BU ALANDA AĞAÇ DEĞİL BİR TANE OT YOKBuraya cami yapılmasına karşı gelenlerden bir grupla görüştüğünü belirten Türkmen, “Bunlar camiye karşı olmadıklarını, yapıya karşı olduklarını söylediler. 'Niçin karşısınız' dediğimizde 'yeşili keseceksiniz, ağaçları katledeceksiniz' diyorlar. Ancak gösterdim, bu alanda ağaç değil bir tane ot yok. İşin doğrusu bu mahalle halkının yüzde 80'ni bu camiyi istiyor yüzde 20'si istemiyor. Ve bu camiyi biz değil bu mahalle halkı yapıyor. Ama bu caminin yapılmasını isteyen insanlar bunlar kadar gürültü koparmıyor' dedi.BUNLAR SAHTE ÇEVRECİBölgede cami olmadığını tekrarlayan Hilmi Türkmen şunları söyledi:“Kimse bize yeşilcilik, çevre duyarlılığı yapmasın. Biz Türkiye'de 2002'den beri 6 milyar ağaç dikmişiz. Şimdi Validebağ Korusu'nu kaşıyorlar. Orası Büyükşehir Belediyemize tahsis oldu Milli Emlak'tan. Kadir Topbaş başkanımız 'Emirgan'da, Göztepe'de nasıl park yaptıysak aynısını orada yapacağız' diyor. Onların derdi yeşil, park değil. Dert başka. Burada dert şu: Bunlar sahte çevreci. Sahtekar çevrecilik yapıyorlar. Çevreyle alakaları yok. Bunlar Çamlıca Camii'ne de karşı çıktılar. Bunların çıkarına uymuyor. Bu alanı çevredeki siteler otopark olarak kullanıyor. Bunların açık otoparkı burası. Yıllardır bir kuruş para ödemeden bizim bu alanımızı otopark olarak kullanıyorlar. Ne çevreciliği? Bunlar sahtekar çevreci. Dolayısıyla burada otoparklarını ellerinden alıyoruz. Yok öyle yağma, bu milletin malını sen otopark olarak kullanamazsın. Dolayısıyla bunların otoparkı ellerinden gidiyor. Bir de söylemek istemiyorum ama, cami olunca, ezan olunca bunlar değişiyor arkadaşlar. Ben bir şey demiyorum. Gerisini siz anlayın'‘BU MEMLEKETTE FAZLA TOLERANS KARŞINDAKİNİ AZDIRIYOR’Türkmen, aksine bir mahkeme kararı olmadığı için camiyi yapacaklarını sözlerine ekleyerek, “Bu işe karşı gelenler hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Bize 'dava açtık' dur diyorlar. Arkadaşlar maalesef bu memlekette fazla tolerans, fazla iyi niyet karşındakini azdırıyor, karşındakini kendisini haklıymış gibi bir pozisyona düşürüyor. Haklılıkları yok. Yüz de yüz hukuken de ahlaken de haksızlar. Vatandaşın talebiyle arazimize tapulu cami yapıyoruz. İşin çevrecilikle, yeşille, Validebağ Korusu'ya alakası yok' diyerek sözlerini tamamladı.METREKARE SORUNUHilmi Türkmen, bir gazetecinin, 'Cami yapımı için 2 bin 500 metrekare araziye ihtiyaç olduğunu ve oradaki arazinin bin 200 metrekare' olduğu yönündeki eleştirilerin hatırlatılması üzerine, “Doğru yönetmelikte öyle bir şey var. Ama aynı yönetmelikte 'mahalli müşterek şartlar dikkate alınarak yerel yönetimler uygun yerlere ruhsat verebilirler' diye bir cümle daha var' diye konuştu.SU BASKINLARIÜsküdar'daki yoğun yağmurlarda meydana gelen su baskınları ile ilgili da açıklama yapan Türkmen, Büyükşehir Belediyesi ile birlikte başlattıkları 4 ay sürecek çalışmayla bu sorunu çözeceklerini söyledi.(Özkan ARSLAN - Özgür ARSLAN / DHA)
Uğur Kurt'u Vuran Polisin 6 Yıla Kadar Hapsi İstendi...
İstanbul Okmeydanı'ndaki Cemevi önünde öldürülen Uğur Kurt'la ilgili soruşturma kapsamında polis memuru Sezgin K. hakkında ‘taksirle öldürme’ suçlamasıyla iddianame düzenlendi. Polis memurunun 3 yıldan 6 yıla kadar hapsi isteniyor.Okmeydanı Cemevi’nde katıldığı bir cenaze sırasında polisin açtığı ateşle öldürülen Uğur Kurt’la ilgili soruşturma tamamlandı. Olay gününün anlatıldığı iddianamede, Polis memuru Sezgin Kormaz’ın 21 Ağustos’ta savcılıkta verdiği “Ateş ettiğim esnada civarda sivil kimse görmediğim gibi beni uyaran bana seslenen kimse de olmadı” şeklindeki ifadesi de yer aldı.Al Jazeera muhabiri Selahattin Günday'ın haberine göre olayda kasıt olmadığı tespitine veren savcılık, polis memuru hakkında ‘Taksirle öldürme’ (Dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslekte acemilik veya düzene, buyruklara ve talimata uymazlıktan doğan, istemeyerek gerçekleştirilen suç) suçundan üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası istedi. Savcı Hasan Yılmaz tarafından hazırlanan iddianame onay için başsavcılığa gönderildi. Başsavcılığın onay vermesi halinde iddianame Asliye Ceza Mahkemesine gönderilecek.Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturmada 5 ay sonra iddianame hazırlandı.İddianamede tek şüpheli olarak Uğur Kurt’u vuran silahı kullanan polis memuru Sezgin K. yer aldı. İddianamade Uğur Kurt maktül olarak yer alırken, Kurt ailesi de müşteki oldu.Cemevi avlusunda ölmüştü22 Mayıs tarihinde Gezi olaylarında ölen Berkin Elvan’ı anmak için eylemler düzenlendi. Polis eylemlere müdahalede bulundu. Bu kapsamda Okmeydanı’nda polisle göstericiler arasında çatışma çıktı. Akrep olarak adlandırılan polis aracına molotof isabet etti. Aracın içindeki polisler ateş açtı. Bu ateş sırasında Okmeydanı Cemevi’nde bir cenazeye katılan Uğur Kurt öldü. Yapılan incelememerde Uğur Kurt’u vuran silahın polis memuru Sezgin K. Tarafından kullanıldığı tespit edildi.Al Jazeera
Kobani'ye 200 Peşmerge
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nden Suriye’nin kuzeyindeki Kobani’ye ilk aşamada ağır silahlarla donatılmış 200 Peşmergenin gönderileceği bildirildi.IKBY Parlamentosu’nun kapalı oturumuna katılan Irak Türkmen Cephesi Milletvekili Aydın Maruf, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 'Oturumda, Peşmerge Bakanı Mustafa Seyid Kadir, ilk aşamada ağır silahlarla donatılmış 200 Peşmergenin Kobani’ye gönderileceğini söyledi. Bakan, Peşmergenin Silopi-Nusaybin ve Suruç güzergahından Kobani’ye geçeceğini belirtti' dedi.Bakan Kadir'in, 'Barzani'nin talebi ve Türkiye'nin desteğiyle Peşmerge Suriye'ye gidiyor. Suriyeli Kürt partileri, daha çok ağır silah istiyor. Halkımızın isteği üzerine Peşmergeyi bölgeye gönderiyoruz' dediğini aktaran Maruf, 'Irak'ta 1960'tan sonra ilk defa asker ülke dışına çıkıyor. Bu da Peşmergeye nasip oldu' ifadelerini kullandı.Maruf, parlamentonun ikinci oturumunda Peşmergenin Kobani'ye gönderilmesine ilişkin oylama yapılacağını söyledi.Öte yandan ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerine ait savaş uçakları, Halep'e bağlı Kobani'deki terör örgütü IŞİD hedeflerini bombaladı.IŞİD ile bazı Kürt gruplar arasındaki çatışmalar Kobani'nin kuzeydoğu kesiminde yoğunlaştı. Terör örgütünün, Kürt gruplara ait hedeflere havan atışı gerçekleştirdiği görüldü. Sokak çatışmalarının şiddetlendiği ilçede, Kürt grupların sık sık mevzi değiştirmesi dikkat çekti.Gün boyu keşif uçuşu yapan ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerine ait savaş uçakları ise Kobani'nin doğusundaki IŞİD mevzilerini bombaladı.AA
Ön Yargılarımızı Yıkalım!
Ön yargı çoğu zaman insanların en büyük düşmanı olmuştur. Fakat insanlar asla bu özelliklerinden vazgeçmemiştir. Ön yargının ne kadar kötü ve utanç verici bir şey olduğunu kanıtlar nitelikte bir video.
Reklam