Phelps'in Sevgilisi Erkek Çıktı
ABD'li yüzücü Michael Phelps'in sevgilisi Lianne Chandler, cinsiyeti hakkında herkesi şaşırtan bir açıklama yaptı.Kişisel Facebook sayfasında konuyla ilgili bir açıklama yapan Chandler, erkek bedeninde doğduğunu ve 20'li yaşlarında geçirdiği bir operasyon ile cinsiyet değiştirdiğini açkladı.Genç yaşlardan itibaren testosteron engelleyici ilaçlar alan ve sonra cinsiyet değiştirmek için bir operasyon geçiren Chandler, itirafından sonra Phelps'in kendisinden ayrılmasından korktuğunu açıkladı.Çift cinsiyetli olarak doğduğunun altını çizn 41 yaşındaki Chandler, kağıt üzerinde erkek olarak doğduğunu ama hiçbir zaman bir erkek olarak yaşamadığını belirtti.Bir süredir rehabilitasyon merkezinde olan 29 yaşındaki ABD'li yüzücü Michael Phelps, Chandler'ın itirafı hakkında henüz bir yorumda bulunmadı.Sabah
Deniz Gezmiş'in Annesi Hayatını Kaybetti
Deniz Gezmiş'in annesi Mukaddes Gezmiş İstanbul'da yaşamını yitirdi. 98 yaşındaki Mukaddes Gezmiş Temmuz ayında hastaneye kaldırılmıştı. Deniz Gezmiş'in ağabeyi Bora Gezmiş, facebook hesabında, 'annemin eli elimde' yazarak aşağıdaki fotoğrafı paylaşmıştı:1954 yılında Sivas Yıldızeli'nde çekilmiş bir fotoğraf. Cemil Gezmiş ve Mukaddes Hanım öğretmen. 3 çocuk: Bora, Hamdi ve Deniz GezmişCumhuriyet
TSK İçin Afrika Tezkeresi Meclis'ten Geçti
TSK'nın, AB'nin Orta Afrika Cumhuriyeti ve Mali'deki harekat ve misyonları kapsamında yurt dışına gönderilmesine 1 yıl süreyle izin veren tezkere TBMM'de kabul edildi.Türk Silahlı Kuvvetleri'nin; AB'nin, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Mali'de icra ettiği harekat ve misyonlar kapsamında yurt dışına gönderilmesi için 1 yıl süreyle izin verilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.'Türkiye barışı destekleme harekat ve misyonlarına katılmaktadır'Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Meclis Genel Kurulu'nda, TSK'nın; AB'nin, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Mali'de icra ettiği harekat ve misyonlar kapsamında yurt dışına gönderilmesi için 1 yıl süreyle izin verilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi üzerinde Hükümet adına konuştu.BM'nin kurucu üyelerinden biri ve NATO başta olmak üzere bir çok Avrupa kuruluşlarının üyesi, AB'ye tam üyelik için müzakere sürecinde bulunan aday ülke olarak Türkiye'nin, güvenlik politikasının temellerini işbirliği ve ortaklık üzerine inşa ettiğini söyleyen Arınç, şunları kaydetti:'Türkiye'nin bir yandan uluslararası barış ve istikranın korunması için, ülkelerin toprak bütünlüğünün korunması, kollektif savunma ve kriz yönetim operasyonlarına katkıda bulunulması, yani barışı koruma, insanı yardım ve polis görevleri gibi, kitle imha silahlarının ve bunları fırlatma vasıtalarının yayılmasının önlenmesi, silahsızlanmanın teşvik edilmesi gibi hususlara önem vermeye devam ederken, diğer yandan istikrara katkı amacıyla uluslararası işbirliğinin küresel ölçekte artırılmasıyla, ortaklığa, diyaloğa ve yumuşak güce dayalı güvenlik anlayışını ön plana çıkarmaktadır.Türkiye, işbirliği ortaklık politikası kapsamında, halen BM şemsiyesi altında Lübnan'da, Afganistan'da, Mali'de, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde, Liberya'da, Güney Sudan'da, Fildişi Sahillerinde ve Darfur'da, NATO kapsamında Kosova'da, Afganistan'da ve Akdeniz'de, AB şemsiyesi altında ise Bosna-Hersek'te ve Kosova'da yürütülen barışı destekleme harekat ve misyonlarına katılmaktadır. Ayrıca Aden Körfezi ve Somali açıklarında yoğunlaşan deniz haydutluğu ve korsanlık faaliyetlerine karşı yürütülen deniz operasyonlarına da politikamız kapsamında katkı sağlamaya devam etmekteyiz. 'Türkiye'nin, Avrupa Atlantik Güvenliği'nin bölünmezlik prensibinden hareketle, Avrupa'nın güvenliğini ilgilendiren konularda, gerek NATO gerek AB'yi kapsayan bütüncül bir siyaset izlediğini, AB Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası'na (OGSP), dış politika öncelikleri ve ulusal çıkarları doğrultusunda katkıda bulunduğunu dile getiren Arınç, şöyle devam etti:'NATO-AB işbirliği bağlamında karşılaştığımız tüm engellemelere rağmen OGSP’ye katılımı; gerek Avrupalı bir NATO müttefiki, gerek AB’ye katılım sürecinde olan aday ülke sıfatıyla ulusal güvenlik siyasetimizin bir gereği olarak görmekteyiz. Gündeme geldiği günden itibaren OGSP Türkiye tarafından, AB’ye üyelik perspektifi de dikkate alınarak, imkanlar ölçüsünde desteklenmiş; NATO destekli ya da otonom AB harekat ve misyonlarına katılım sağlanmış; AB Temel Hedefine ve Muharebe Gruplarına taahhütlerde bulunulmuştur. Türkiye, 2003’ten bu yana AB kapsamında, yedi misyon ve harekata (CONCORDIA/Makedonya, PROXIMA/Makedonya, EUFOR/Kongo, EUPOL/Kinsaşa, EUPM/Bosna Hersek-1, EUPM/Bosna Hersek-2, EUPOL COPPS/Filistin) katılmış ve halen iki göreve (ALTHEA/Bosna Hersek), (EULEX/Kosova) katkı sağlamaktadır. (ALTHEA harekatına 239 personelle katkıda bulunmaktadır, EULEX harekatına ise 3 personelle katkıda bulunmaktayız.Afrika ortaklık politikamız, kıtada barış ve istikrarın tesisini; siyasi, ekonomik ve sosyal kalkınmaya yardımcı olmayı; bu amaçla, siyasi, ekonomik, ticari, insani yardım, yeniden yapılanma, güvenlik, kamu diplomasisi ve arabuluculuk alanlarında karşılıksız yardımda bulunmayı içermektedir. Afrika’da bölgesel istikrar ve barış için tehdit oluşturan bu gibi insani ve siyasi krizlerin çözümüne ülkemizce askeri katkıda bulunulması politikamızın da bir gereğini oluşturmakta ve bölge halkının refahı için sorunların bir an önce çözülmesi amaçlanmaktadır. Türkiye, Afrika politikamız kapsamında Mali'nin toprak bütünlüğünün ve ulusal birliğinin sağlanması, ulusal uzlaşma çabalarının başarıyla sonuçlanması, demokratik düzene dönüşle siyasi istikrarın ve sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın sağlanması yönünde bir politika takip etmektedir. Bu kapsamda Ülkemiz; BM Mali Çok boyutlu Entegre İstikrar Misyonu’na (MINUSMA) beş polisle, BM Demokratik Kongo Cumhuriyeti İstikrar Misyonu’na (MONUSCO) iki polisle, BM Liberya Misyonu’na (UNMIL) on bir polisle, BM Güney Sudan Misyonu’na (UNMISS) 23 polisle, BM Fildişi Sahili Harekatı’na (UNOCI) 11 polisle, BM Darfur Ortak Misyonu’na (UNAMID) 32 polisle katkı sağlamaktadır.''263 misafir asker eğitimine devam ediyor'Bülent Arınç, Afrika ülkelerinden bugüne kadar Terörle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi, Barış İçin Ortaklık Eğitim Merkezi, Çok Uluslu Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezi ve Misafir Askeri Personel kapsamında, toplam 2 bin 198 personelin Türkiye’de icra edilen kurs ve eğitim faaliyetlerine katıldığını belirterek, misafir askeri personel kapsamında halen 263 personelin eğitiminin devam ettiğini kaydetti.Tezkerenin konusunu oluşturan harekatlardan ilkinin, Avrupa Birliği tarafından 'EUFOR RCA' adı altında icra edilen askeri harekat olduğunu ifade eden Arınç, 'Söz konusu harekat, meşruiyetini Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin, Birleşmiş Milletler şartının yedinci bölümü kapsamında 28 Ocak 2014 tarihinde aldığı 2134 sayılı Karar’dan almaktadır' dedi.Başbakan Yardımcısı Arınç, EUFOR RCA'nın, BMGK Kararı’nın verdiği yetki temelinde, AB Konseyi’nin 1 Nisan 2014 tarihinde aldığı kararla, Orta Afrika Cumhuriyeti’nde istikrarın yeniden tesisine ve siyasi geçiş sürecinin desteklenmesine matuf çabalara katkıda bulunmak maksadıyla başlatıldığını ifade ederek, AB Yüksek Temsilcisi tarafından söz konusu harekata katkıda bulunma hususunda Türkiye'ye davette bulunulduğunu söyledi.Halen 12 AB üyesi ülkeyle birlikte, AB dışından Gürcistan ve Sırbistan tarafından toplam 741 personelin katılımı ile icra edilen harekata, Türkiye tarafından da katkı sağlanmasının beklendiğini kaydeden Arınç, şöyle konuştu:'OGSP’ye katılım politikamızın bir gereği olarak söz konusu harekata, Bangui’de konuşlu Kuvvet Karargahı’na bir personel katkısı ile stratejik havayolu ulaştırması (milli imkanlarımız doğrultusunda şimdilik 2 ayda bir) destek sağlamayı öngörmekteyiz. AB ile olan politikamızın yanı sıra, Osmanlı’dan günümüze kadar bir Afro-Avrasya (Avrupa-Asya-Afrika) ülkesi olan ülkemizin, 21. yüzyılın gerçekleriyle uyum içerisinde yeni bir döneme giren Afrika politikasının da bir gereği olarak, bölgede yer alması stratejik bir önceliktir. Tezkerenin konusunu oluşturan diğer misyonlar, Avrupa Birliği tarafından Mali’ye ilişkin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 20 Aralık 2012 tarihinde aldığı 2085 sayılı Kararı kapsamında verdiği yetki temelinde, AB’nin, 17 Ocak 2013 tarihinde aldığı kararla kurulan Mali Askeri Misyonu ile ile AB’nin 15 Nisan 2014 tarihinde aldığı kararla kurulan 'EUCAP Sahel Mali' adlı sivil misyondur.Bu misyonların temel hedefi, Mali Silahlı Kuvvetlerine ve Güvenlik Güçlerine (polis, jandarma ve ulusal muhafızlar) stratejik tavsiye vermek ve eğitim desteği sağlamak olarak belirlenmiştir. Avrupa Birliği tarafından ülkemize söz konusu misyonlara da katılım davetinde bulunulmuştur. Ülkemizin barışı destekleme harekatlarına olan yaklaşımıyla örtüşen ve Türkiye ile Avrupa Birliği’nin uluslararası ve bölgesel sorunların çözümüne yönelik ortak anlayışlarının göstergesi olan bu tür katkılar, Bir taraftan Avrupa Birliği üyelik sürecimize görünürlük kazandırmakta, diğer taraftan Afrika Kıtası’nda izlemekte olduğumuz faal dış politikamızın doğal bir uzantısını oluşturmaktadır.''Bunlara katılmak mecburiyetimizin olduğunu ifade etmek istiyorum'Başbakan Yardımcısı Arınç, bu tür harekatlara Türkiye'nin katılımının uluslararası veya ikili anlaşmalarla mümkün olduğunu belirterek, 'Bir taraftan BM Güvenlik Konseyi'nin kararı, bir taraftan da AB'nin kendi organlarında aldığı kararlarla bizim bunların dışında kalmamız hiç bir zaman düşünülemez. Hükümet ve devlet olarak taahhüt altına girdiğimiz konularda, ulusal çıkarlarımızı düşünerek, şümulünü ve kapsamını, oluşturacağımız komiteyi, kendimiz tespit etmek suretiyle, bazen sembolik olsa dahi, bunlara katılmak mecburiyetimizin olduğunu ifade etmek istiyorum' dedi.Arınç, Türkiye'nin gerek NATO gerek AB'yi kapsayan bütüncül siyasete katılma kararlarını, ulusal çıkarları doğrultusunda verdiğini belirtti.Katkının nasıl olacağının sorulduğunu ifade eden Arınç, 'Henüz yetkiyi almadık ama planlamamız şöyledir: Personel ve tehlikeli madde içermeyen taşımalar için, Türkiye veya Yunanistan'dan Gabon veya Kamerun'a, kendi harekat ve lojistik ihtiyaçlarımız çerçevesinde en fazla 2 ayda bir sefer ulaştırma uçağı katkısı yapılması düşünülmektedir. Bir personel katkısını da şöyle düşünüyoruz: Bangui ile Orta Afrika Cumhuriyeti'nde konuşlu bulunan kuvvet karargahına bir ulaştırma uzmanı katkısı öngörülmektedir' diye konuştu.Afrika'daki temsilcilik sayısı 30'a çıktı'Bülent Arınç, Türkiye'nin 2005'ten bu yana Afrika hedefi diye dış politikada ortaya koyduğu ve başarılı sonuçlar aldığı bir hedefinin bulunduğunu söyledi.Türkiye'nin Afrika'da sadece 12 yerde temsilciliği varken, bu sayının bugün 30'u aştığını ifade eden Arınç, bunun ekonomik ve ticari katkılarının da olduğunu kaydetti. Arınç, Türkiye'nin BM Geçici Güvenlik Konseyi üyeliğine aday olduğunda en yüksek katkıyı Afrika kıtasından aldığını, bir ülkenin dışında kıtanın tüm devletlerinin Türkiye lehine oy kullandığını kaydetti.Arınç, Türk Bayrağı'nın ve askerinin görüldüğü her yerde büyük bir sükunet olduğunu, büyük bir sevgi ve bağlılık gösterildiğini söyledi.CHP Adana Milletvekili Faruk Loğoğlu'nun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bir yerdeki konuşmasında, 'ABD kıtasını Müslümanlar keşfetti' sözlerinden bahsettiğini anımsatan Arınç, 'Bunun karşılığında bir tartışma başladı. Fena bir tartışma değil. Yeri miydi değil miydi, bu eleştiriye açık bir konu. Ama burada eleştirirken, şu argümanın kullanılmasını yadırgarım: 'Peki Müslümanlar keşfetti de ondan sonra ne oldu?.' Müslümanlar bulundukları her yerde din ve vicdanlara baskı yapmaz, onları zorla Müslümanlaştırmaz' diye konuştu.Bülent Arınç'a yanıt veren CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, 'Sayın Korutürk şunu söylemiştir. Sayın Arınç'ın açıklamaları, Sayın Korutürk'ün söylediklerini farklı bir istikamete gitmesine yol açacak nitelikteki açıklamalardır. Sayın Korutürk asla öyle bir şey söylememiştir. Sayın Cumhurbaşkanı, 'ABD'yi Müslümanlar keşfetti' dedi. Bunu tarihçiler, bilimadamları ortaya koyacaktır. Korutürk, bu çerçevede bir değerlendirme yapmıştır. 'Eğer Müslümanlar oraya gidip keşfettiyse, orada herhalde bir İslam toplumu olurdu' anlamında değerlendirme yaptı. 'Yoksa Müslümanlar gider insanları zorla Müslüman yapar', öyle bir şey yok. Dinimizin temel kuralıdır, Kuranı Kerim ayetidir, dinde zorlama yoktur, Sayın Korutürk'de asla böyle bir şey söylememiştir' diye konuştu.Konuşmaların ardından AB'nin, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Mali'de icra ettiği harekat ve misyonlar kapsamında yurt dışına gönderilmesi için 1 yıl süreyle izin verilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi kabul edildi.AA
Cerattepe'de Madene Yürütmeyi Durdurma Kararı
25 Aralık yolsuzluk soruşturmasında adı geçen ve bir ses kaydında, ‘Milletin a… koyacağız’ dediği öne sürülen işadamı Mehmet Cengiz’e ait Cengiz Holding’in, dünyanın 100 doğal ormanından birinin bulunduğu Cerattepe’de yapmayı planladığı bakır maden işletmesi hakkında yürütmeyi durdurma kararı çıktı.
Metalleri Mıknatıs Gibi Üzerinde Tutan Rus Çocuk
12 yaşındaki Rus çocuk Nikolai Kryaglyachenko bir anda metalleri üzerinde tutabilme gibi bir özelliğe sahip olduğunu fark etti. Bu özelliğiyle X-Men'deki Magneto'yu andıran çocuk, normal insanların da süper güçlere sahip olabileceğini kanıtladı.
Reklam
Öldüğü Söylense de Bir Şekilde Hayatına Devam Ettiğine İnanılan 14 Ünlü
İlk önce eşiyle intihar etti dendi, ertesi gün Alman radyoları savaşı yönetirken öldüğünü açıkladı. Daha sonrasında Joseph Stalin, Hitler'in Arjantin'e kaçtığı konusunda ısrar etti.Ruslar, Hitler ve eşinin kalıntılarını ele geçirip, otopsi raporları ile onlara ait olduğunu ispatlamıştı. Buna rağmen Hitler'in daha sonrasında görüldüğü iddia edilmiştir.
Sadece Annesini Erken Yaşta Kaybedenlerin Yaşadığı ve Bildiği 18 Durum
etiket
12 yaşımdaydım annemi kaybettiğimde, üstünden tam 6 yıl geçti. Aslında bu içeriği öncelikle benim gibi erken yaşta annesini kaybeden erkekler için hazırladım, daha sonra da kadınlar için. Cinsel bir ayrım söz konusu değil, bir erkek için annesinin taşıdığı önemi çok iyi bildiğimden söylüyorum bunu.Okuduğunuz için şimdiden teşekkürler...
Reklam
Müzikleriyle James Bond'un Son 20 Yılı
Sinema dünyasına vurmuş fenomenler sorulduğunda akla gelen ilk isim şüphesiz ki James Bond olacaktır. Biz de, sadece sinema dünyasına değil, 20 yüzyıla damgasını vuran James Bond efsanesinin filmlerinden ve dünyaca ünlü birçok şarkıcı/grup tarafından seslendirilmiş şarkılarından bahsetmek istedik.
Ak Saray'ı Satılığa Çıkardılar
Ülke gündemindeki tartışmalı konuları alaya almak isteyenler, daha büyük kitlelere ulaşmak için giderek yaygınlaşan interneti kullanmaya devam ediyor. Bununla ilgili son gelişme de ‘Ak Saray' olarak bilinen Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda görüldü.Bir vatandaş, hurriyetemlak.com isimli emlak sitesine Ak Saray'ın satılık ilanını koydu. ‘Kaçak' olduğu yönünde iddialara da konu olan saray için 1 milyon dolar bedel isteyen şahıs, ilana ‘SAHİBİNDEN AOÇ'DE 1000 ODALI LÜKS SARAY' başlığını attı. İlan internet sitesinden kısa bir bir süre sonra kaldırıldı.İlan sahibini ‘Tayyip Erdoğan' olarak belirten şahıs, ilanın altındaki açıklama kısmına ise şu ifadeleri yazdı:'Evet değerli vatandaşlarım. Milli iradeyi hazmedemeyen bazı mihraklar, bu sarayı gündeme getirerek istismar ettiği için, zaten milletimin olan bu sarayı milletime satıyorum.Sistem kabul etmediği için yazamadım.Sarayımızın fiyatı 1 milyon Amerikan doları. Pazarlık payı var.Saray yerin altında 4, yerin üstünde 4 olmak üzere toplam 8 kat. Şimdilik 1000 odası var. Şu an yapılan kısımlarla oda sayısı 5000'i bulacak. Mahkeme yapımı durdurduğu için, şu an ruhsat yok. Ama yeni HSYK'nın atayacağı hakimler ile bu problem çözülecek. Recep Tayyip Erdoğan'Zaman
Reklam
Motosiklete Binmenin Kadınlara Çok Yakıştığının 20 Kanıtı
etiket
Gerçekten de öyle. Ne otomobil, ne cip ne kamyon hiçbir vasıta kadına bu kadar yakışmıyor. Yani biz öyle düşünüyoruz.Özellikle yollarda karşımızdan motosikletiyle gelen bir 'Abla' bize selam çaktığında çok mutlu oluyor, yollarda yardıma ihtiyaçları olduğunda hemen varımızı yoğumuzu ortaya koyuyoruz.Yol anılarınızı dinlerken de ayrıca mutlu oluyoruz.Yani motosiklete binin kadınlar...
Şehit Astsubay Zanlıları Serbest Bırakıldı
Diyarbakır'da eşinin yanında uğradığı silahlı saldırıda şehit edilen Hava Astsubay Üstçavuş Nejdet Aydoğdu'yu vurduğu iddiasıyla Muğla'da gözaltına alınan 30 yaşındaki Y.E.T. ile 26 yaşındaki Y.T., sevk edildikleri Adana'da Adliyesi'nde savcılıktan serbest bırakıldı. Şimdi, savcının mahkemeye sevk etmeye dahi gerek görmeden serbest bıraktığı iki kişinin neden alalacele zanlı olarak ilan edildiği sorusu yanıt bekliyor.Geçen 29 Ekim'de Diyarbakır 'ın merkez Bağlar İlçesi'ndeki semt pazarında Muharip Hava Kuvveti ve Hava Füze Savunma Komutanlığı'nda görevli Hava Astsubay Üstçavuş 25 yaşındaki Nejdet Aydoğdu, aşeren hamile eşi Esra Aydoğdu'na meyve almak istediği sırada yüzü maskeli iki kişinin silahlı saldırısı sonucu şehit oldu. Olay yerinden toplanan boş kovanların balistik incelemesi sonucu, aynı tabancanın Adana'da da torbacı çatışmasında kullanıldığı ortaya çıkınca bu olayla ilgisi olduğu iddiasıyla Y.E.T. Muğla'nın Ortanca İlçesi'nde gözaltına alınarak Adana'ya getirildi. Bu kişi ile birlikte hareket ettiği ileri sürülen kuzeni Y.T. de İstanbul 'da gözaltına alınarak Adana'ya gönderildi.SUÇLAMAYI REDDETTİLERAdana Emniyet Müdürlüğü'nde, terör örgütü üyeliği, Adana'daki torbacı çatışması ve astsubayın şehit edilmesiyle ilgili sorgulanan 2 kuzen suçlamaları kabul etmedi. Astsubay Nejdet Aydoğdu'nun şehit edilmesiyle bir ilgilerinin olmadığını ileri süren 2 şüpheli, tabancanın da kime ait olduğunu bilmediklerini iddia etti. Yunus Emre T. ile Yunus T., ifadelerinin ardından geniş güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edildi.Y.E.T. ile Y.T. sevk edildikleri nöbetçi Cumhuriyet Savcısı tarafından ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldı.DHA
Reklam
Başbakan'ın Konvoyunda Kaza
Başbakan Davutoğlu'nu Bağdat'ta şehir merkezine getiren konvoyda meydana gelen kazada Başbakanlık ekibinde garson olarak görev yapan Candemir ile Iraklı araç sürücüsü yaralandı.Başbakan Ahmet Davutoğlu'nu Bağdat Uluslararası Havalimanı'ndan şehir merkezine getiren konvoyda meydana gelen kazada 2 kişi yaralandı.Başbakanlık kaynaklarından edinilen bilgiye göre, konvoyda yer alan araçlardan birinin kontrolden çıkmasıyla Başbakanlık ekibinde garson olarak görev yapan Lokman Candemir ile Iraklı araç sürücüsü yaralandı.İlk müdahaleyi Başbakanlık sağlık ekiplerinin yaptığı, İbn-i Sina Hastanesine kaldırılan yaralıların durumunun kontrol altında olduğu öğrenildi.Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Irak Başbakanı Haydar el-İbadi'nin de düzenledikleri ortak basın toplantısının ardından yaralıları hastanede ziyaret ettikleri bildirildi.AA
Reklam
Emniyet, Her Sokağı Bir Polis Timine Zimmetledi
Yayınlanan genelgede karar 'halkın kendini güvende hissetmesi' gerekçesiyle açıklandıEmniyet Genel Müdürlüğü, her şehirde “suçluların yer, zaman ve yoğunluk dağılımı ile hassas noktalar ve olay türlerine göre” her semt, mahalle, cadde ve sokağı bir polis timine zimmetledi.Yayınlanan genelgede bu karar, “halkın, polisin yanında olduğunu görmesi, kendisini güvende hissetmesi ve suçlulara en kası zamanda müdahale edilmesi” gerekçesiyle açıklandı.İsmail Saymaz ’ın Radikal’de yer alan haberine göre, Emniyet Genel Müdürü Celalletin Lekesiz ’in geçen 11 Kasım’da yayınladığı 63 numaralı genelgede “önleme ve güvenlik faaliyetlerinin yanı sıra suç ve suçların üzerine giden, suçların işlenmesi için elverişli ortamı yok eden, suçluların işleme düşünce ve kararlığını zayıflatan proaktif polislik anlayışı ile önlem alınması” gerektiği vurgulandı.Genelgede, “Halkın, polisin her zaman ulaşılabilir ve yakınında olduğunu görmesi, kendisini güvende hissedebilmesi, suçlulara en kısa zamanda müdahale edilmesi açısından genel güvenlik ve asayiş yönünden risk arz eden bölgelerde tedbirlerin arttırılması, sorumlu olunan semt, mahalle, cadde ve sokaklara hakim olunması önem arz etmektedir” denildi.Bu kapsamda “Görevli tüm birimlere ait sivil/resmi motorize ekipler veya yaya devriyeler suçluların yer, zaman ve yoğunluk dağılımı ile hassas noktalar, olay türleri de göz önünde bulundurularak, sorumluluk bölgeleri zimmetlenmek suretiyle görevlendirilecektir” ifadesi kullanıldı.Genelgede ayrıca, hizmetlerin yürütülmesinde görevli personelin sorumlu olacağı ve bu konunun amirlerce denetleneceği ifade edildi.T24
Af Örgütü: Suriye Sınırında 17 Kişi Gerçek Mermi ile Öldürüldü
Uluslararası Af Örgütü, Aralık 2013 ila Ağustos 2014 arasında Suriye’den Türkiye’ye resmi olmayan geçiş noktalarında en az 17 kişinin gerçek mermi kullanılarak öldürüldüğünü belgeledi.  Rapora göre resmi olmayan noktalardan Türkiye’ye geçmek isteyenlerin çoğu da ya dövüldü ya da kötü muameleye maruz kaldı ve savaşın yerle bir ettiği Suriye’ye geri itildi.Uluslararası Af Örgütü bugün yayınlanan ‘Hayatta Kalma Mücadelesi: Türkiye’deki Suriye’den Gelen Mülteciler’ başlıklı raporu son üç buçuk yılda ülkeye sığınan 1.6 milyon insanın karşı karşıya kaldığı insan hakları risklerini belgeliyor. Rapor ayrıca uluslararası toplumun mülteci krizi ile ilgili anlamlı finansal sorumluluk alma konusunda gösterdiği içler acısı isteksizliğine de dikkat çekiyor.Rapor öncelikle uluslararası toplumun Suriyeli sığınmacılara kucak açan Türkiye’ye yardım konusundaki isteksizliğini eleştiriyor ve aynı zamanda Türkiye’nin artan saydaki Suriye’den gelen mülteci ile başa çıkma konusundaki başarısızlığına parmak basıyor.Türkiye resmi sınır geçiş noktalarında açık kapı politikası uygularken, 900 kilometrelik sınırda sadece iki tane tamamen açık kapı bulunmakta. Onlarda bile pasaportu olmayanlar rutin bir şekilde, acil bir tıbbi bakıma ya da insani yardıma ihtiyaçları yoksa, geri döndürülüyor.Buna ek olarak, sınır geçişleri mültecilerin çoğunun seyahat edebilmesi için tehlikeli bir şekilde uzak. Çoğunun çatışma bölgelerinde bulunan geçiş noktalarından tehlikeli ve zor olan düzensiz yollara başvurmaktan başka şansı olmuyor, hatta buna insan kaçakçılarına güvenmek de dahil. Burada da genelde zorlamaya maruz kalıyorlar.14 yaşındaki Ali Özdemir 2014′te Mayıs’ın 18′ini 19′una bağlayan gece Türkiye sınırına yaklaşırken kafasından vuruldu. Babası Uluslararası Af Örgütü’ne Ali’nin yanında dokuz başka mültecinin de olduğunu söyledi. Türkiye sınırına 10 metre kala birilerinin Türkçe konuştuğunu duymuşlar. Ali korkmuş. Tam sınırdan dönmeye karar verdiğinde kafasının yanından vurulmuş. Sözlü uyarıda bulunulmamış ya da havaya uyarı ateşi açılmamış. Ali’nin iki gözü de kör oldu.Uluslararası Af Örgütü Türkiye Araştırmacısı Andrew Gardner’ın değerlendirmesi şöyle:“Türkiye açıkça Suriye’den gelen yüz binlerce mültecinin en basit ihtiyaçlarını bile karşılama konusunda çırpınıyor. Bunun sonucunda da sınırı geçmeyi başarmış olanların çoğu yoksulluk içinde bir hayatla baş başa kalıyor. Uluslararası toplumun sağladığı insani yardım acınası bir şekilde yetersiz kaldı ama Türkiye’nin de yardımı talep edip buna olanak sağlamak için daha fazlasını yapması gerekiyor. Türkiye bir yandan sınırlarını Suriye’den gelen mültecilere açmışken, savaşın yıkıcı etkisinden kaçmak isteyenler için hikaye tamamen farklı. Çoğu savaş bölgesine geri itiliyor, bazıları ise gerçek mermilerle karşı karşıya kalıyor. Çatışmadan kaçan ve umutsuz bir şekilde güvenli bir sığınak arayan insanları vurmak kabul edilemez. Bu alenen uluslararası hukukun ihlal edilmesi demektir ve cezasız kalmamalıdır. Devletlerin en temel yükümlülüğü zulümden ya da savaştan kaçan mültecilere kapılarını açmaktır. Türkiye yetkilileri en üst düzeyde güvenliği sağlamak ve Suriye’deki çatışmadan kaçan mültecilere erişim sağlamak için kapsamlı tedbirler almalı.”Türkiye, Suriye’deki şiddet, zulüm ve diğer insan hakları ihlallerinden kaçan 3.2 milyon kadın, erkek ve çocuğun yarısına ev sahipliği yapıyor. Şu ana kadar mülteci krizi ile ilgili Türkiye 4 milyar dolar harcadı. Bu sırada Ekim 2014′ün sonuna kadar, uluslararası bağışçılar, Birleşmiş Milletler’in Suriye için bölgesel fonlama çağrısından Türkiye’ye ayrılan 497 milyon doların sadece yüzde 28′ini üstlendi. Gardner, “Türkiye bu finansal yükün büyük bir kısmını kendi başına sırtladı. Varlıklı ülkelerin bir bütün olarak mülteci krizi ile ilgili daha büyük finansal sorumluluk alma konusundaki isteksizliği ve yeniden yerleştirme konusudaki cüzi teklifleri gerçekten içler acısı” dedi.Türkiye’de bulunan, Suriye’den gelen 1.6 milyon mültecinin sadece 220.000′i iyi olanaklara sahip 22 kampta yaşıyor. Bu kamplar ise şu an tam kapasite çalışmakta. 1.3 milyondan fazla mülteci kendilerini korumak için bir başına bırakılmış durumda. Türkiye hükümetinin kaynaklarına göre, resmi kampların dışındaki Suriye’den gelen mültecilerin sadece yüzde 15′i insani yardım kuruluşlarından ya da ajanslarından yardım alıyor. Temel yiyecek ve sığınma sağlama ihtiyacı, ailelerin iki yakalarını bir araya getirmek için ümitsiz yollara başvurmasına yol açıyor, buna çocuklarını çalıştırmaları dahil.10 yaşındaki “İbrahim” ve ailesi iki yıl önce Halep’ten kaçıp bir çimento deposunda yaşadıkları, Türkiye’nin sınır şehirlerinden Kilis’e taşındı. Hayatta kalmak için baba-oğul çöplerden plastik toplayarak her yarım kilo plastik için 1 TL kazanıyor. Genç İbrahim Uluslararası Af Örgütü’ne her gün sabah 06.00′da uyandığını ve işinin 16.00 civarında bittiğini anlattı. Bazı günler imamdan okuma ve yazma öğrenmek için vakti kaldığını söyledi. Ailedeki diğer dokuz çocuğun hiçbiri okula gitmiyor.Gardner, “Savaştan kaçar kaçmaz Suriye’den gelen mültecilerin çoğu merhametsiz ve ümitsiz bir gerçekle karşı karşıya kalıyor. Uluslararası toplum tarafından terkedildiler. Dünyanın en varlıklı ülkeleri finansal destek ve yeniden yerleştirme mevzu bahis olduğunda ayak diriyor. Türkiye Ekim ayında, Meclis’in “Geçici Koruma Yönetmeliği”ni kabul etmesi ile Suriyeli mültecilerin sadece yasal statü, haklar ve yardımlara açıklık getirdi. Bu yönetmelik tam olarak uygulanmalı ve hem Suriye’den gelen mültecilere hem de kamu görevlilerine açık bir şekilde anlatılmalı” dedi.• 190,000′den fazla kişi öldü. Suriye içindeki 10,8 milyon kişinin insani yardıma acilen ihtiyaç duyduğu rapor ediliyor. Bunların arasında 6,45 milyon ülke içinde yerinden edilmiş birey de bulunuyor.• Dört milyon kadın, erkek ve çocuk, şiddet, zulüm ve diğer tahammül edilemez zorluklardan kaçmak üzere ülkeyi terk etti.• Suriye’ye sınırı olan ülkeler -Türkiye, Lübnan, Ürdün, Irak ve Mısır- Suriyeli mültecilerin yüzde 95’ine ev sahipliği yapıyor;• Ürdün 619,000 Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor;• Suriye’den gelen en az 1,6 milyon mülteci Türkiye’de bulunuyor. Sadece İstanbul’da Suriye’den gelen 330,000 mülteci bulunduğu tahmin ediliyor;• Kendi nüfuslarına oranlandığında, Lübnan ve Ürdün Suriye’den gelen en büyük mülteci nüfusunu barındırıyor. Türkiye ise Suriye dışındaki en büyük Suriye’den gelen mülteci nüfusunu barındırıyor.• Türkiye 220,000 mülteciyi barındıran iyi olanaklara sahip 22 mülteci kampı inşa etti;• Kamplar tam kapasitede çalışırken, Suriye’den gelen mültecilerin yaklaşık yüzde 85’i kampların dışında yaşıyor;• Ekim 2014’te Türkiye yetkilileri, Suriyeli mülteciler için hukuki statüyü güvence altına alan ve uzun zamandır beklenen Geçici Koruma Yönetmeliği’ni yayımladı. Fakat Yönetmelik henüz uygulanmaya başlamadı.Dünyanın bir nesildeki en kötü mülteci krizine karşı Türkiye’nin tutumu ve uluslararası toplumun başarısızlığı• BM’nin, 2014 yılında, mülteciler için bölgesel fonlama çağrısı kapsamında talep ettiği 3,74 milyon dolar tutarındaki yardımın 18 Kasım 2014 itibarıyla yüzde 53’ü ulaştırılmış bulunuyor;• Türkiye Suriyeli mülteciler için 4 milyar dolar harcadığını belirtirken, BM’nin 2014 yılı Suriye’den gelen mülteciler için bölgesel fonlama çağrısı kapsamında Türkiye için ayrılan 497 milyon dolarlık yardımın 5 Kasım 2014 itibarıyla sadece yüzde 28’i Türkiye’ye ulaştırılmış bulunuyor;• Yeniden yerleştirme taahhüdü açısından başı çeken ülke konumundaki Almanya, insani başvuru veya bireysel destek programları aracılığı ile 28.500 mülteciyi kabul etmeye söz verdi;• Ekim 2014’e kadarki son üç yılda 28 Avrupa Birliği üye ülkesinin tamamına ulaşan ya da bu ülkelerde sığınma başvurusunda bulunan Suriyelilerin sayısı yaklaşık 140.000. Bu sayı Eylül 2014’te sadece bir hafta içerisinde İslam Devleti’nin Kobane’de (diğer adıyla Ayn el-Arab) ilerlemesi sonucu kaçarak Türkiye’ye ulaşan 144.000 kişiden daha az.• Türkiye’nin Suriye sınırı 900 kilometre uzunluğunda ve çatışmanın başladığı Mart 2011 tarihinden bu yana çoğu zaman çatışma alanı olmuş durumda;• Suriye’de şiddet olaylarının tırmanmasıyla bazı sınır geçişleri tamamen durduruldu.• Her ne kadar Türkiye, Suriye’den gelen mülteciler için resmi olarak “açık kapı” politikası uygulasa da sınır geçişleri sadece pasaportu olan veya “acil tıbbi ve insani ihtiyaçları olan” mültecilere açık. Bu durum birçok kişiyi düzensiz bir şekilde sınırı geçmeye zorluyor.• Suriye’den gelen Filistinlilerin neredeyse tamamı, belgeleri Türkiye sınır görevlileri tarafından rutin bir şekilde reddedildiğinden, düzensiz bir şekilde Türkiye’ye girmeye zorlanıyor;• Türkiye sınır görevlileri Suriyeli mültecilere yönelik, ölümlere, yaralanmalara ve savaş alanına geri itilmelere yol açacak şekilde yasa dışı güç kullandı.• Hükümet tarafından işletilen mülteci kampları tam kapasite çalıştığı için Suriye’den gelen mültecilerin yüzde 85’i kendi başlarının çaresine bakmaya terk edilmiş durumda;• Kaynak yetersizliği birçok Suriyeli mülteciyi boş binalarda veya açıkta kalmak gibi ağır şartlarda yaşamaya zorluyor;• Suriye’den gelen mültecilerin hukuki olarak çalışmalarına izin verilmiyor. Düzensiz işler, onları işverenlerin sömürüsüne karşı savunmasız bırakıyor;• Düzensiz olarak çalışabildikleri işlerde Suriye’den gelen mülteciler ya maaşlarını alamıyor ya da aldıkları maaş yeterli yaşam standartlarına erişebilmelerine olanak vermiyor;• Kamp dışındaki Suriyeli mültecilerin barınma ihtiyaçları genellikle karşılanmıyor ve birçoğu yetersiz veya insanlık dışı sayılacak koşullarda barınıyor;• Kamp dışındaki Suriyeli çocukların büyük çoğunluğu eğitime erişemiyor. Bazıları ailelerini desteklemek için çalışmak zorunda kalıyor;• Türkiye yetkililerine kayıt olan tüm Suriyeliler için teorik olarak güvence altına alınan ve bu açıdan iyi örnek teşkil eden sağlık hizmetlerine ücretsiz erişim ülke genelinde tam olarak uygulanmıyor.Zete
Reklam