onedio
'Erdoğan'ın Fıtratında Cinsiyetçilik Var'
CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü için yaptığı açıklamalar ile ilgili olarak yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada 'Yaptığı açıklamalar bizi hiç şaşırtmadı. Çünkü kendisinin fıtratında cinsiyetçilik olduğunu hepimiz biliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, açıkça kadınlara karşı nefret suçu işlemektedir. Ben de feministle teröristi bir görenle mücadele etmeye devam edeceğim' ifadeleri yer aldı.KADINI NARİN, ZAYIF, GÜÇSÜZ GİBİ NİTELEMELERLE ÖTEKİLEŞTİRİYORCHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın yazılı açıklaması şöyle; 'Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü için yaptığı açıklamalar bizi hiç şaşırtmadı. Çünkü kendisinin fıtratında cinsiyetçilik olduğunu hepimiz biliyoruz. Kadın-erkek eşitliğine inanmadığını sürekli söyleyen Erdoğan'ın açıklamaları bir kez daha göstermiştir ki ülkemizde her gün üç kadının öldürülmesini sorun olarak görmemektedir. Kendisi bir ezber tutturmuş; her ölümü fıtrata bağlayıp sorumluluktan kaçıyor. Kadın cinayetlerine bakış açısının 'öldürülmek kadınlığın fıtratında varö cümlesinde saklı olduğu belli. Eşitlik talebini kadının bedeni üzerinden değerlendirerek yine kadınları annelik tanımı içinde sınırlıyor. Kadını narin, zayıf, güçsüz gibi nitelemelerle ötekileştiriyor.'KADINLARA KARŞI NEFRET SUÇU İŞLEMEKTEDİR'Çok acıdır ki Cumhurbaşkanı, feminizmin ne olduğuna dair en ufak bir bilgiye sahip değil. Kadınların eşitlik talebine takılan Tayyip Erdoğan'a sorarım: yüzyıllardır verilen kadın mücadelesinin eşitlik sorunu olduğunu hiç mi anlayamadınız yoksa anlamak işinize mi gelmiyor? Kadına şiddet uygulayan erkeklerin bu konuşmalarından cesaret aldığının farkında değil misiniz? Maria Teresa Mirabel'in dediği gibi 'Belki de bize en yakın şey ölüm; fakat bu beni korkutmuyor. Haklı olan her şey için savaşmaya devam edececeğiz.Kavramların içini boşaltmak Tayyip Erdoğan'ın en başarılı olduğu konudur. Kadın mücadelesinde de aynı şeyi yapıyor; eşitlik talebi ile adalet kavramlarının içini boşaltıyor. Kadınlar, erkek adalet değil gerçek adalet istiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, açıkça kadınlara karşı nefret suçu işlemektedir. Ben de feministle teröristi bir görenle mücadele etmeye devam edeceğim.'DHA
'Hagel İstifa Etti'
Reuters ve New York Times ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel'in istifa ettiğini, Obama'nın da istifayı kabul ettiğini duyurdu.Haberi ilk duyuran New York Times'a göre, Hagel'in istifasını ABD Başkan Barack Obama talep etti ve iki isim karşılıklı konuşarak Hagel'in görevdn ayrılması konusunda anlaştı. Haberde yer alan iddiaya göre Obama, IŞİD ile mücadelede Hagel'den daha farklı yeteneklere sahip bir ismi düşünüyor.Obama kısa bir süre içerisinde Hagel'in istifasını resmen açıklayacak.Obama'nın bu kararında, 4 Kasım'da yapılan kongre seçimlerinde Demokrat Parti'nin aldığı yenilginin payı olduğu tahmin ediliyor.ABD kamuoyunda ve Cumhuriyetçi Parti'de son dönemde Obama'nın IŞİD karşıtı mücadelede 'yumuşak ve stratejiden yoksun' bir rol oynadığına dair yoğun eleştiriler yapılıyordu.Kaynak: Al Jazeera, Reuters ve New York Times
41 Kişinin Öldüğü Hızlandırılmış Tren Kazasında Birinci Makiniste 3 Yıl Hapis
Sakarya'nın Pamukova ilçesinin Mekece köyü yakınlarında, 2004 yılında 41 kişinin öldüğü hızlandırılmış tren kazasıyla ilgili görülen dava dördüncü kez karara çıktı. Yargıtay’ın zaman aşımının kaldırılmasına yönelik kararına uyan mahkeme heyeti, birinci makinist Fikret Karabulut'u 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve bin 500 lira para cezası, ikinci makinist Recep Sönmez'i ise 1 yıl 15 gün hapis ile 150 lira para cezasına çarptırdı. Recep Sönmez’in cezası ertelendi. Aynı davanın sanığı olan tren şefi Köksal Coşkun'un beraat kararı daha önce yüksek mahkemece onanmıştı.CİHAN
Katmerciler, 50 TOMA Alımı İçin En Düşük Teklifi Vererek İhaleyi Kazandı
Katmerciler Araç Üstü Ekipman, Emniyet’in 50 Adet Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı (TOMA-3) alımına ilişkin ihalesinde 11,8 milyon euro ile en düşük teklifi verdi.Firmanın hisseleri hükümetten gelen “yeni TOMA’lar alacağız” açıklamalarında olduğu gibi yine yükseldi. Hisseler 11,78 milyon euroluk ihalenin ardından bugün öğleden sonra yüzde 8′e yakın prim yaptı.Şirketin KAP açıklamasına göre ihaleye beş firma girdi.Şirket Ekim ayı sonunda da Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 65 adet TOMA ihalesi için 13,7 milyon euroluk sözleşme imzalamıştı. Zete
Polis Molotof Atana Silah Kullanacak
Jandarma, emniyet ve nüfus idaresinin görev alanları ile yetkilerinde çeşitli düzenlemeler içeren 'İç Güvenlik Reformu Paketi' TBMM Başkanlığı'na sunuldu.İşte jandarmayı İçişleri Bakanlığı'na bağlayacak düzenlemenin de yer aldığı 'İç Güvenlik Reformu Paketi'nden detaylar:JANDARMAYA YETKİ: Belediye sınırları içinde olmakla birlikte, hizmet gerekleri bakımından uygun görülen yerler jandarmanın görev alanı olarak tespit edilecek.JANDARMAYI İÇİŞLERİ ATAYACAK: Jandarma teşkilatında daire başkanı ile il ve ilçe jandarma komutanlarını atama yetkisi, İçişleri Bakanlığı’na verilecek. General düzeyindeki subay atamaları, müşterek kararname ile yapılacak. Sahil Güvenlik komutanlarını, İçişleri Bakanı atayacak.JANDARMAYA KAYMAKAM DENETİMİ: İl ve ilçelerde jandarmanın disiplin amiri vali ve kaymakamlar olacak. Kaymakamlar, askeri görevler dışında jandarmayı denetleyecek. Bu madde için Genelkurmay’dan görüş alınacak.SUÇ İŞLEYEN JANDARMAYI, BAKAN UZAKLAŞTIRACAK: İçişleri Bakanı, Jandarma Genel Komutanı hariç, jandarma teşkilatı personelini, askeri nitelikte olmayan görevleri nedeniyle işledikleri suçlardan dolayı görevden uzaklaştırabilecek. Askeri suçlarla ilgili kararı, Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığı, kendi bünyesinde alacak.AMİR İZNİYLE ARAMA: Polis; suç işlemenin önlenmesi, kaçan failin yakalanması, yurttaşların hayatlarına, mal varlığına veya topluma yönelik tehlikenin önlenmesi amacıyla amirin emriyle kişilerin üstünü, eşyasını ve aracını arayabilecek.UZAKLAŞTIRMA: Polis, toplumsal olayları önlemek için kişileri o anda bulundukları yerden geçici olarak uzaklaştırabilecek veya bir yere girmelerini engelleyebilecek.MOLOTOFA KARŞI SİLAH: Molotof, silah olarak kabul edilecek. Vatandaşın canına, konutuna, işyerine, aracına, halkın tek tek veya toplu halde bulunduğu açık ve kapalı alanlara molotof ve benzeri maddelerle saldırılması hallerinde kolluk güçleri silah kullanabilecek.POLİSE EK GÖZALTI: Polise, 48 saate kadar gözaltı hakkı verilen düzenleme, sadece suçüstü hallerini kapsayacak. Cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu imali, fuhuş, cebir ve şiddet içeren suçlar, sokağa çıkma yasağını ihlal etme, bulaşıcı hastalıklara ilişkin önlemlere aykırı davranma, kolluk kuvvetlerine direnme ve mukavemet, sokağa çıkma yasağının ihlali durumunda bu yetki kullanılacak.DEMİR BİLYE, TAŞ VE SAPANA HAPİS: Gösterilere; silah, taş, sopa, sapan, demir bilye ile havai fişek, yakıcı, yaralayıcı maddelerle katılanlara 2.5 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası verilecek.MASKEYE 4 YIL: Gösterilerde yüzlerini bez ve benzeri unsurlarla tanınmayacak biçimde kapatanlara, 2.5 yıldan 4 yıla kadar hapis verilecek. Terör örgütünün propagandası şekline dönüştürülen toplantı ve gösterilerde yüzünü kapatıp şiddete başvuranlara verilecek cezaların alt sınırı 1 yıldan 2.5 yıla çıkarılacak.UYUŞTURUCU CEZALARINA ARTIŞ: Uyuşturucu kullanan ve satanların cezaları; bu suçun okul, yurt, hastane ve ibadethane gibi yerlerde işlenmesi halinde yarı yarıya artırılacak.VALİ VE KAYMAKAMA YETKİ: Valiye ve kaymakama, adli kolluk amir ve memurlarına suçluları arama ve suçun aydınlatılmasıyla sınırlı ‘emir verme’ yetkisi veriliyor. Vali ve kaymakamlar, asayişi sağlamak amacıyla kamu kurum ve kuruluşlarının araç, gereç ve personelinden yararlanabilecek. Buna uymayanlar, oluşan zararlardan sorumlu tutulacak.‘SOKAĞA ÇIKMA’YA HAPİS: Toplumsal olaylar sırasında alınan tedbirlere uymayanlara, 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası verilecek.- Polis koleji kapatılacak. Öğrenciler, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı dengi okullara aktarılacak. Güvenlik bilimleri fakültesi kapatılacak ve polis amir eğitim merkezine dönüştürülecek.- Polis akademilerindeki personelin görevine son verilecek. Buradaki öğretim üyeleri YÖK'e yönlendirilecek, öğrenciler ise üniversitelere yerleştirilecek.- Polis eğitim merkezi müdürüne il emniyet müdürü maaşı ödenecekCumhuriyet
Reklam
Koç Diskalifiye Olunca Gömleğini Parçaladı
İtalya Basketbol Ligi'nde oynanan Varese-Milano maçında oyundan çıkarılan çalıştırıcı, sahadan çıkarken gömleğini parçaladı.İtalya Basketbol Ligi'nde oynanan Varese-Milano maçına, ev sahibi takımın çılgın koçu Gianmarco Pozzecco damga vurdu.Oyundan çıkarılan çalıştırıcı, önce sahayı terk etmemekte direndi. Oyuncularının ve idarecilerin çabasıyla ikna olan Pozzecco, sahadan çıkarken ise gömleğini parçaladı.Eurosport
Çin İşi Range Rover
Range Rover Evoque modelinin neredeyse aynısını taklit eden Çinli firma, aracı orjinalinin üçte biri fiyatına satıyor.Çin'in Guangzhou eyaletinde düzenlenen bir Otomobil fuarında görücüye çıkan LandWind X7, Jaguar Land Rover şirketinin Range Rover Evoque modeline olan inanılmaz benzerliği herkesi şaşırttı.Daily Mail'in haberine göre, 40 bin sterlin (62 bin dolar) fiyatla satışa sunulan Range Rover Evoque'a benzerliği ile büyük tepki çeken LandWind X7'nin fiyatı ise sadece 14 bin sterlin (22 bin dolar).Ana gövdesi, radyatör çizgileri ve farlarının tasarımındaki benzerlikler göze çarparken, benzer modelin Jaguar Land Rover'ın Çin'de ilk fabrikasını açtığı zamana denk gelmesi de dikkat çekti.JAGUAR DAVA AÇMAYA HAZIRLANIYORJaguar Land Rover yetkilileri ise dava açmak için harekete geçti. Şirketin CEO'su Ralf Speth yapılanın fikri mülkiyet hakkının ihlali olduğunu belirtirken uluslararası yasaların çiğnendiğini vurguladı.LandWind'in CV9 modeli 2010'da Avrupa çarpışma testlerinden sadece 2 yıldız alabilmişti.Range Rover’ın Evoque serisi otomobiller Türkiye ’deki yüksek vergiler nedeniyle en ucuz (Pure Tech model) 83 bin 755 euro yani yaklaşık 231 bin TL’ye satılıyor.Milliyet
Reklam
'Kadın ve Erkeğin Eşit Olması Fıtrata Ters'
Cumhurbaşkanı Erdoğan Kadın ve Adalet Zirvesi'nde konuştu. 'Kadın ile erkeği eşit konuma getiremezsiniz, o fıtrata terstir' diyen Erdoğan, 'Tabiatları bünyeleri fıtratları farklıdır. İş hayatında hamile bir kadını erkekle aynı şartlara tabii tutamazsınız. Çocuğunu emzirmek zorunda olan bir anneyi, bir erkek ile eşit konuma getiremezsiniz' ifadesini kullandı.İşte Erdoğan açıklamalarından öne çıkan başlıklar'Saraybosna’da kadınlar ölürken susarsan, Mısır’da, Libya’da Irak’ta insanlık ölürken tepkisiz kalırsan, asla haktan hukuktan bahsedemezsin. Burada bir noktayı açık açık ifade etmek istiyorum, bunu açıklamak zorundayız. Bugün bizim küresel sorunların herbirinde asıl ihtiyacımız olan adalettir.''Adalet mülkün temelidir. Bu çok önemli. Irkçılığın çözümü adalettir. Beyaz adam ile siyah adam arasındaki ayrımcılığı kaldırmanın yegane yolu adalettir. İslamafobinin de çözümü adalettir. Çevre kirlenmesinin demokrasi ihlallerinin gerçek çözümü adalettir. Yoksulluğun işsizliğin azaltılmasında ihtiyacımız olan yegane duygu adalettir. Aynı şekilde küresel ölçekte kadınların karşı karşıya kaldıkları sorunların çözümünde yegane başvurulacak yol hiç kuşkusuz adalettir.''Her türlü meselede öncelikle dikkate almamız gereken kavram adalettir.''Kadınların ihtiyacı eşitlikten ziyade eşdeğer olmaktır''Kadınların ihtiyacı olan şey nedir? Burada bazen erkek kadın eşitliği diyorlar. Kadın kadına eşitlik doğru olandır. Erkek erkeğe eşitlik doğru olandır. Ancak kadının özellikle adalet karşısındaki eşitliği asıl olandır. Kadınların ihtiyacı olan eşitlikten ziyade eşdeğer olabilmektir. Yani adalettir. Buna ihtiyacımız var.''Kadın ve erkeğin eşit olması fıtrata ters''Kadın ile erkeği eşit konuma getiremezsiniz, o fıtrata terstir. Tabiatları bünyeleri fıtratları farklıdır. İş hayatında hamile bir kadını erkekle aynı şartlara tabii tutamazsınız. Çocuğunu emzirmek zorunda olan bir anneyi, bir erkek ile eşit konuma getiremezsiniz. Kadınları erkeklerin yaptığı her işi yaptıramazsınız, komünist rejimlerde olduğu gibi. Eline ver kazmayı küreği çalışsın, olmaz böyle bir şey. Onun narin yapısına ters düşer. Anadolu'da da böyle yapılmadı mı? O garibim analarımız ne çileler çektiler be, kamburları çıktı. Erkekte kahvede pişpirik oynasın zar atsın. ''Dinimiz kadına bir makam daha vermiş''Bizim dinimiz kadına bir makam vermiş, annelik makamı. Anneye bir makam daha vermiş. Cenneti ayakları altına sermiş. Babanın değil annenin ayakları altına koymuş. Annenin ayağının altı öpülür. Ben anacığımın ayağının altını öperdim. Anam nazlanırdı, anacığım çekme ayağını derdim, çünkü burada cennetin kokusu var. Bazen ağlardı. Anne başka bir şey. Ve makamların o ulaşılamazdır. Ama bunu anlayanlar olur anlamayanlar olur. Bunu feministlere anlatamazsın mesele, onlar anneliği kabul etmiyor. Ama anlayanlar yeter bize diyoruz, onlarla yola devam ederiz.''İnançlı bir insan kadına şiddet yapabilir mi?'Kadın cinayetleri oluyor değil mi? Gerçek olarak düşüneceğiz işi. İnançlı bir insan, böyle sapıklardan bahsetmiyorum. Gerçekten bu işin değerini bilenden bahsediyorum. Bir kadın cinayeti kadına şiddet böyle bir şeye girebilir mi? Mümkün mü? Giremez. Niye? Çünkü bir Müslüman olarak konuşuyorum, diniz İslam. Biz bir barış dininin mensuplarıyız. Bunun mensupları olarak bizim dinimizde kadına bu şekilde bir zulmü asla yapamazsın. Şiddet uygulayamazsın. Hatta evlatları için kesin hüküm nedir? Yanınızda yaşlanırlarsa annenize babanıza öf bile demeyiniz diyor. Çekeceksin nazını. Ana bu. Ona öf bile dedirtmeyeceksin. Bizim değer ölçülerimiz bu kadar hassas.'Galataport ihalesinin iptaline eleştiriErdoğan konuşmasında Galataport ihalesinin iptalini de eleştirdi. Erdoğan şunları kaydetti:'Bir örnek olsun diye veriyorum. Başbakanlığım döneminde biz meşhur Tophane’deki Galataport’un ihalesini yaptık. İhale bitti, kazananı belli hepsi belli. Bakın ihaleden sonra iki yıl geçti. Şimdi yargı karar veriyor yürütmeyi durdurma. Böyle bir anlayış olabilir mi? Siz iki yıl sonra karar veriyorsunuz. Bu yatırımcı projelerini yapmış her şeyini yapmış, milyonlarca dolar harcamış. Ee, bu yatırımcı bundan sonra yatırım yapabilir mi?''Yargıya nasıl güveneceğim?''Ben ülkemde bu yargıya nasıl güveneceğim, inanacağım? Cumhurbaşkanı hıyaneti vataniye içinde olursa suçludur. Peki yargıç hıyaneti vataniye içinde olursa nedir? Bakın iki yıl geçiyor siz böyle bir karar vermiyorsunuz, iki yıl sonra veriyorsunuz. Bu nedir? Vatanperverlik midir? Bunu konuşmak dertleşmek zorundayız. Böyle gittiği zaman biz ülkemizi ayağa kaldıramayız uçuramayız. İşte burada bu proje neredeyse 1 milyar dolarlık proje. Böyle bir dev projeyi ne kadar rahat engelleyebiliyorsun ya, böyle birşey olabilir mi? Bunun benzeri birçok proje var. Eğer devlet insanları arasında hakkı muhafaza eder, yani yasalarını hak üzerine inşa ederse işte oradan da adalet zuhur eder. Fakat güzel bir söz var. Bazıları rivayetten Konfiçyüs’un olduğunu da söylerken, bazıları Hazreti Ömer’e ait olduğunu da söylerler, fakat söz güzel. “Yasalar ne kadar kötü olursa olsun eğer adil bir sultanın elindeyse oradan güzel bir netice doğar. Yasalar ne kadar iyi olursa olsun eğer zalim bir sultanın elindeyse oradan zulüm doğar” mesele bu.''Bir yargıç söylemişti, vicdanıyla cüzdanı arasında diye. Herhalde böyle birşey var burada. Birileri cüzdanı bir yerde unutmuş. Vicdan da olmayınca böyle şeyler doğuyor.'CNN Türk
'Ocak Ayında 15 Bin Öğretmen Ataması Yapılacak'
81 ilden gelen öğretmenlerini kabul eden Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ocak ayında emekli olacak öğretmenlerin durumu da gözetilerek 15 bin yeni öğretmen atanacağını açıkladı. Başbakan Ahmet Davutoğlu, öğretmenler gününde 81 ilden Ankara'ya giden öğretmenleri kabul etti. Davutoğlu, öğretmen-öğrenci ilişkisinin bir gönül ilişkisi olarak başlamışsa asla bitmeyeceğini söylerken atama bekleyen öğretmen adaylarına da 'Emekli olacak öğretmenlerimizin durumunu da ocak ayında gözeterek 15 bin yeni öğretmen ataması yapacağız' açıklamasını yaptı. 'Öğretmenliğin şartlarını iyileştireceğiz'Davutoğlu, hükümet olarak 'onurlu iş olarak' nitelendirdiği öğretmenliğin şartlarını yükseltmek için gerekeni yapacakları vaadinde bulundu. Milli eğitime ayrılan bütçe payının arttığını belirten Başbakan, '2002 yılına kıyasla 62 milyar liraya yükselttik. 21. yüzyıla girerken yüz kızartıcı haldeydi eğitim. 200 kişiden fazla öğrencisi olan okullar vardı. Şimdi 30 kişilik sınıflar var' dedi. Başbakan, öğretmenlerin ülkenin kalkınmasında kilit rol oynadığını vurgularken de şunları söyledi: 'Sizin göstereceğiniz her performans ülke ekonomisine 3-5 puan katkıda bulunacaktır. Neden çözüm süreci diyoruz? Hiçbir gencimizin kaybolmasını istemiyoruz. Her bir gencimiz bizim için bir maden. Doğalgazdan, petrolden daha kıymetli bir maden. Niye bu gençlerimizin üzerinde oyunlar oynanmasına izin verelim?. Belirli meslekler vardır ki, o meslekleri icra edenler muhatapları karşısında kör olmak zorundalar. Hakim bakınca karşısında Sünni, Alevi, Kürt, Türk görmez. İkincisi doktor; hasta geldi mi bir gün önce savaşmış olsanız da tedavi edersiniz. Üçüncüsü öğretmen. Benim her düşünceden öğretmenim oldu. Vatandaşlarımıa bu ülkedeki kardeşliği anlatacak olan sizsiniz. Siz onlara farklılaştırıcı bakarsanız, onlar da ayrışırlar. 1990'lı yıllarda benim bir akrabam doğuda öğretmenlik yaparken şehit oldu. Ama öğretmenlik sonu ne olursa olsun korkmadan inşa edilmesi gereken bir meslek. Bunun için 7 gün yetmiyorsa sekizinci günü bulup öğretmenlik yapmalılar. ''En büyük öğretmenim İstanbul'Davutoğlu kendi kişisel tarihinde önemli yer tutan öğretmenleri de birer birer andı. 'Ben öğretmenlerimi asla unutmamışımdır' diyen Başbakan geçmişten günümüze öğretmenleriyle olan tarihini anlattı: 'Benim ilk öğretmenim Fitnat hanım. Hala yüzü gözümün önündedir. Daha sonra Şişli'de evinde ziyaret ettim. Çok mutlu oldu. Müzeyyen hanımla ile ise hiç ilişkim kesilmedi. Ve son yıllarında da dedi ki, 'Bir not bıraktım baş ucuma' dedi; 'Başıma bir şey gelirse oğlum Ahmet'i arayın' dedi. Cenazesine katıldım ve Fatiha'mı okudum. İsmail Hakkı hocam vardı, hiç ders almadım ondan ama bir dönemin ilişkilerini bana ilk anlatan oydu. Bu üç isme, anneme babama Fatiha okuduğum gibi okurum. İstanbul'da okuyan birisi tarihten kopamaz. Ama bana Ayşe Ongaç'tı bana tarih dersi veren. Tarih hocamdı. Tarihi öyle bir anlatırken hiç bir mekanik yönü yoktu. Tarihi yaşayarak anlatırdı. Dolayısiyla sizler o dersi öğrenciye sevdireceksiniz. Emin olunuz bir öğrenci hocasını severse mutlaka öğrenir. Dersi sevdiren öğretmendir. Sizle eğer bunu aktaramazsanız, karşılıklı bir ruhi iletişim sağlanamazsa ilişkiler yürümüyor. Orta okul birinci sınıftı. Rehberlik dersinde hocamız İsmail Çağlayan, gelecekte ne olmak istiyorsunuz diye kompozisyon yazdırdı. Benim kompozisyonumu sakladı. Seneler sonra Başbakan baş danışmanı olduğumda gelip babama o kompozisyonu verir. Babam rahmetli getirdi bana bunu gösterdi ve benim şahsi evraklarımdadır. Ne olursam olayım amacım vatana millete layıkı ile hizmet etmektir diye bitiyordu. Zaten pırıltı ifa eden öğrenci kendini gösterir. Öğretmen bir rehberdir. İki hafta önce Muharrem Yüzbaşıoğlu'nu kaybettim. Hâlâ zihnimdedir bu hocam. İstanbul Lisesi'ne girdiğimde ilk ders. Hiç Almanca bilmiyordum. Alman hocamız tahtaya 'Zorluklar olmasa başarı olmazdı' yazdı Almanca olarak.1974-75 dönemindeydi. Hâlâ rahmetle andığım Nurettin Topçu hocamız. Ve okulda Nurettin Hoca yürürken her düşünceden hoca saygıyla kenara çekilirdi. Hala hatırlarım Vakarını. Gösterilen bir gücün ve disiplinin güç ve disiplin olduğunu düşünürüm. Hoca öyle bir hocadır ki bağırmadan da disiplin kurabilir.''Rüyamda Gazali ve Hegel'i görürdüm''Ev ile okul arasında katagorik bir ayrım yapılmışsa o eğitim yürümez.' diyen Davutoğlu, 'Okulu ailenin bir uzantısı haline getirmeliyiz. Sınıf ilişkisine kaldığı zaman ruhunu kaybeder. Öğrencilerle mutlaka okul dışında da görüşün. Ben üniversitede öğrencilerimle İstanbul turu düzenlerdim. Şehile öğrenciyi buluşturmak lazım' önerilerinde bulundu. İstanbul'u da 'en büyük öğretmenim' diye nitelendiren Davutoğlu, 'tez-anti tez' mantığının kurucusu Alman filozof Friedrich Hegel ile Selçuklu döneminin İslam alimlerinden Gazali'yi de hocaları olarak anarken 'Doktora tezimi yazarken bir gece rüyamda Gazali'yi görüyordum. Öbür gece Hegel'i. Hepsi benim hocamdır. Geçmişe borçluyuz. Mekana borçluyuz. Şöyle bir orman kenarında ders verirsek o akılda kalır. Öğretmen öğrenciliğini bitirirse öğretmenliği de biter' dedi. Al Jazeera Turk
Reklam
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın Türkiye ziyaretine dair biraz utangaçça da olsa atılan ‘Tarihi buluşma, büyük uzlaşma’ gibi manşetler bana bazı magazin haberlerini hatırlattı…Hani magazin karakterlerinin evliliğinin iyi gitmediği dillere düşer, kavga-ayrılık haberleri ortalığı sarar, hatta çiftin birbirini aldattığı konuşulmaya başlar; derken çift birlikte yemeğe çıkar ve gazetecilere gülümseyerek o ‘kötü’ haberleri yalanlar, magazin sayfalarına da, ‘Mutluyuz, sorun yok’ diye haber yapılır ya, işte o tür haberleri hatırladım.Biden’ın şakacı uslubu da bu tabloya pek uygun düştü doğrusu. Malum, sahte mutluluk gösterilerinde hep fazladan çaba harcanır.
Kedi Evden 3700 Km Uzakta Bulundu
Amerika Birleşik Devletleri’nde Cadılar Bayramı’nın kutlandığı 31 Ekim günü kaybolan bir kedi, tam 25 gün sonra evden 3700 kilometre uzakta bulundu.New Mexico’nun Albuquerque kentinde kaybolan Spice adlı kedi, ABD’nin doğusundaki 3700 kilometre uzaklıktaki Maine’de ortaya çıktı.6 aylık kedi, Great Protland’da bir kişi tarafından dışarda bir spor çantanın içinde bulundu. Portland Hayvan Barınağına teslim edilen kedinin sahibinin yerini de üzerindeki mikroçiple buldu.Spice adlı kedinin sahibi, kedinin gittiği yolu takip ettiğini anlatırken Maine’ye nasıl gittiği konusunda hiçbir fikrinin bulunmadığını söyledi. Kedinin sahibi daha önce hiç Maine’de bulunmadığını, kedinin orada ne aradığını da bilmediğini ekledi.Kediyi eve getirmek isteyen sahibi yol parası bulamazken devreye Maine'deki hayvanat bahçesinin yöneticileri girdi. Hayvanat bahçesi kedinin yol masraflarını karşılayarak sahibine ulaşmasını sağlayacak.Kaynak: Reuters
Reklam
Yargıtay Başkanı: 'Bu Müdahale Daha Ne Zamana Kadar Devam Edecektir?'
Yargıtay Başkanı Ali Alkan'dan yeni yargı paketi için açıklama geldi. Alkan, 'Teklifteki değişiklikler, yargı bağımsızlığına ciddi zarar verebilecek nitelikte' ifadelerini kullandı.Yargıtay Başkanı'nın açıklamasının tamamı şöyle:Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmeye başlayacak olan, “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” başlıklı 2/2418 Esas numaralı teklif ile özetle;Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu seçimlerinin olağan süreleri dışında 3. kez yenilenmesi, Yargıtay'a yeni daireler kurulması, hâkim ve Cumhuriyet savcılarımızın Kurumun muvafakati olmaksızın Yargıtay'a atanması ve bu görevden alınması ile adli yıl açış töreninin kaldırılması öngörülmektedir.Bu teklif ile ilgili olarak 03.11.2014 tarihli Başkanlar Kurulunda Yargıtay’ın kurumsal görüşü sorulmadığı ve daha önce Yargıtay tarafından bildirilen öneri ve değişiklik teklifleri de değerlendirilmeye alınmadığından bu yasa teklifi ile ilgili olarak Başkanlar Kurulunca görüş bildirilmesine gerek olmadığına karar verilmiştir. Bu gelişmeler, Adli Yargının en sorumlu makamında oturan şahsımı kişisel düşüncelerimi açıklamaya mecbur bırakmıştır.Bu teklifin öncesinde veya hazırlanması sırasında kurumsal ihtiyaçlarımız ve taleplerimiz sorulmadığı gibi bir istişâre arayışına da girilmemiştir. Bu teklifteki değişikliklerin hangi ihtiyaçlara dayandığı, takvimlere bağlanacak derecedeki aciliyetlerin ne gibi sebeplerden kaynaklandığı bilinmemektedir. Bu teklifle, ileri sürülen değişiklikler, Yargıtay’ın taleplerine dayanmadığı gibi Yargıtay’a, yargısal kültüre, yargı bağımsızlığına ve temyiz incelemesinin mahiyetine ciddi zararlar verebilecek nitelikler taşımaktadır.Bu kapsamda, aşağıdaki hususları dikkatinize sunmak isterim.BİRİNCİ BAŞKANLIK KURULUYargıtay'ın, yasal seçim yetkisine dayanarak belirlediği Birinci Başkanlık Kurulunun görevine, hiçbir gerekçe gösterilmeden 6545 sayılı Yasa ile 28 Haziran 2014 tarihinde son verilmiş, bu yasa uyarınca henüz dört ay önce yeni bir seçim yapılmıştır. Tecrübe ve kıdemi önceleyerek seçilmiş bulunan yeni kurulun da görevine bu teklifle son verilmek istenmektedir. Bu müdahale, daha ne zamana kadar devam edecektir? Yürütme bu kurul nasıl oluşursa memnun kalacaktır? Bu kurula 3. kez seçilecek olan yüksek yargı üyelerine bu türden bir memnuniyet yükünü yüklemek onlara da haksızlık olmayacak mıdır? Anayasamızın 154. maddesi gereğince, Adli Yargının temyiz mercii olarak görevlendirilmiş bir Yüksek Mahkeme olan Yargıtay’ın, işleyiş ve organizasyon olarak da bağımsızlığı korunmalıdır. Zira Yargıtay’ın kuruluşu ve işleyişi de Anayasamızın 154/son maddesi gereğince “mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı” esaslarına tabidir. Yargıtay’ın, yasal seçim yetkisine dayanarak Büyük Genel Kurulu tarafından oluşturulan birimlerine sıkça yapılan bu tür müdahaleler Anayasamızın sözüne ve ruhuna uygun değildir.YARGITAY'A YENİ DAİRELER KURULMASIÜlkemizde yargının iş yükü sorunu yapısaldır, Yargıtay'ın tek başına sebep olduğu ve tek başına çözebileceği bir sorun değildir. Yılda bir milyon dosyanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay, dünyanın en büyük temyiz mahkemesi durumundadır. Yapılmak istenen bu düzenleme ile Yargıtay yüzde otuz oranında daha büyüyerek üye sayısı 516’ya ulaşacaktır. Yargıtay'a gelen dosya sayısı her yıl yüzde on civarında arttığından, bu artışa bağlı olarak gerçekleştirilecek bu türden değişiklikler her üç yılda bir Yargıtay'ın yüzde otuz oranında büyümesi sonucunu doğuracak ve Yargıtay'ın bir içtihat mahkemesi olma özelliğini tamamen ortadan kaldıracaktır. İş yükü sorunu, sadece Yargıtay'ı büyütme anlayışına bağlı olarak çözülmeye çalışılacaksa, bu yöntem hem sorunu çözmeyecek hem de Yargıtay’ı bir Yüksek Mahkeme olmaktan çıkaracaktır.İş yükü sorununun çözümü, uyuşmazlık nedenlerini azaltan, alternatif çözüm yollarını etkinleştiren, temyiz öncesinde istinaf incelemesi öngören etkin yapısal reformların gerçekleştirilmesi yanında, yasal düzenlemelerde istikrarın sağlanması gibi tedbirlerle mümkün olacaktır.Türkiye'ye ve Avrupa Birliği’ne yıllardır, istinaf mahkemelerinin faaliyete geçirileceği vaadinde bulunulmaktadır. Yargısal alandaki pek çok iyileştirici etki, bu mahkemelerin faaliyete geçmesine bağlı olarak ortaya çıkacaktır. Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 16.07.2014 Tarih ve 131 sayılı kararında da belirtildiği gibi, Yargıtay daireleri arasındaki iş bölümü düzenlemeleri de, bu mahkemelerin 2014 yılı Kasım ayında faaliyete geçirileceğine ilişkin yetkililerin yaptığı açıklamaya bağlı olarak, 2014 yılı sonuna bırakılmıştır. Eğer istinaf mahkemeleri ileri sürüldüğü gibi faaliyete geçirilecekse, Yargıtay'ın iş yükü yaklaşık yüzde doksan oranında azalacak ve 2015 yılı sonunda arşivde temyiz incelemesini bekleyen dosya kalmayacaktır.Bir taraftan Yargıtay'ı yüzde doksan oranında küçültecek istinafları faaliyete geçirmeyi vaat etmek, diğer taraftan Yargıtay'ı yüzde otuz oranında büyütmek için teklifte bulunmak çelişkisi, yasa değişikliği teklifinde gösterilen gerekçelerle açıklanamadığı gibi, tutarlı ve makul bir yaklaşım olarak da görülmemektedir. Öte yandan, istinafın kurulmasıyla birlikte öngörülen küçülmenin objektif esasları ile yönteminin ne olacağı şimdiden ortaya konulmalıdır. Bu hususun ortaya konulmaması ve Yargıtay’ın yeniden yapılandırılmasının bir ay sonra faaliyete geçirileceği belirtilen istinaf mahkemeleri ile birlikte ele alınmaması, yasal düzenlemenin amacı konusunda soru işaretlerine neden olmaktadır.Yargıtay'ın büyüme ve istinaf mahkemelerinin faaliyete geçirilmesine dair görüşleri ilkesel olup, önceki yıllarda da defalarca ifade edilmiştir. Yargıtay, yetkili kurulca seçilecek tüm üyelerini aynı değerde görmekte ve emsalleri içerisinde temayüz ederek seçilecek üyelerinin Yargıtay’a sağlayacakları büyük katkıya inanmaktadır.HÂKİMLERİN ATANMASI USULÜYargıtay'da üyeler dışında 1308 hâkim ve Cumhuriyet savcısı görev yapmaktadır. Mevcut düzenlemelere göre hâkimlerimizin ve Cumhuriyet savcılarımızın Yargıtay'a atanması ve ayrılmasında kurumsal muvafakat ve görüş gerekmektedir. Yargıtay tetkik hâkimliği ve Cumhuriyet savcılığının üst düzey bir performans gerektirdiği, yıllar içinde oluşan uzmanlıkları ile kurumsal hafızanın önemli bir bölümünü teşkil ettikleri, Daireler ve Başsavcılığımızın muvafakat ve görüş bildirme işlemlerinde bu uzmanlık düzeyi ve toplam kalitenin gözetilmek zorunda olduğunu adalet teşkilatımızın tüm çalışanları bilmektedir. O halde, bu muvafakat ve görüş işlemini kaldırarak, kanun yolları incelemesinde uzmanlaşmış insan kaynaklarını atama ve görevden alma işlemlerinde, Yargıtay'ı kurumsal olarak devre dışı bırakmanın makul, meşru ve devlet geleneği kapsamında bir açıklaması bulunmamaktadır.Hâkim ve savcılar ancak teşkilat yasalarında açık hüküm bulunan Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Anayasa Mahkemesi, Kamu Denetçiliği Kurumu, Türkiye İnsan Hakları Kurumu, Adalet Bakanlığı Merkez Teşkilatı gibi kurumlarda HSYK'nın kararı olmadan doğrudan görevlendirilebilirken, görevi hâkim ve savcıdan başka kimseyle yürütülemeyen, salt yargısal görev yapan Yargıtay, hâkim ve savcılarının görevlendirmelerinde doğrudan atama yapmak bir yana, tamamen devre dışı bırakılmaktadır.Yargıtay’ın muvafakat ve görüş bildirme işlemleri, yıllar içerisinde oluşan kurumsal teamüller çerçevesinde talepler ile kurumsal ihtiyaçlar telif edilerek gerçekleştirilmektedir. Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu son üç yılda Yargıtay dışına atanma talebinde bulunan 297 tetkik hâkiminden 294’üne ilgili daire başkanının muvafakatini de alarak izin vermiştir. Bu teklifle birlikte Yargıtay’ın, bir Yüksek Mahkeme olarak temyiz incelemesinde görev yapacak hâkim ve Cumhuriyet savcılarının belirlenmesindeki kısıtlı rolü tamamen ortadan kaldırılmakta ve Yargıtay HSYK'nın doğrudan atama ve görevden alma işlemlerine muhatap olan bir ilk derece mahkemesine dönüştürülmek istenmektedir. Bu tasarruf, başta temyiz incelemesinin mahiyeti olmak üzere Yargıtay’ın Yüksek Mahkeme sıfatı ile uyuşmamaktadır.ADLİ YIL AÇIŞ TÖRENİTürk Yargı kültüründe önemli bir yer tutan, 1943 yılından beri yasama, yürütme ve yargının üst düzey temsilcilerinin katılımı ile gerçekleştirilen ve yargının sorunlarının adli yargı ile savunma makamlarının en üst temsilcileri tarafından dile getirildiği adli yıl açış töreninin kaldırılmak istenmesi, sadece Yargıtay’ın değil yargı adına ifade edilen tüm düşüncelerin etki gücünü azaltacaktır.SONUÇBağımsız bir yüksek mahkeme olan Yargıtay, 146 yıllık bir kurum olarak, kurallarla, kurullarla, müzakere kültürü ile yıllar içinde oluşturduğu güçlü kurumsal yapısı ve iyi yetişmiş insan kaynakları ile yargısal sorunlara çözümler önerebilecek imkân, tecrübe ve kabiliyete sahiptir. Sorunların tespiti ve çözüm ihtiyacı ortaya çıktığında, kurumlar düzeyinde katkı verebileceğimiz her fırsatta dile getirilmiştir.Yargının bağımsızlığı en başta yargı kurumlarının organizasyonlarında ve işleyişinde kendini gösterir. Yargının teşkilat yapısı ile yargısal alan; beklentilerle, ani gelişen olaylar üzerine, makul, meşru ve haklı gerekçe içermeden, tek taraflı olarak düzenlenebilecek bir alan olmamalıdır. Özellikle yargıya tanınan yasal demokratik seçim hakkının kullanılması sonucunda oluşan temsile, yeni bir yasa değişikliği ile tekrarlanan bu tür müdahale düşünceleri kabul edilemez.Bu kapsamda, yapılacak düzenlemeler, yargıda devamlılık ve tutarlılık esaslarına aykırı, geçmişe ve geleceğe sâri bir dizi yanlışın önünü açabilecek niteliktedir.Cumhuriyet
Çakır'ın Tedavisi Devam Ediyor
FIFA kokartlı hakemi tedavi eden Dr. Tevfik Ali Küçükbaş, Çakır'ın sağlık durumuyla ilgili açıklama yaptı.Gençlerbirliği-Kardemir Karabükspor maçında rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan hakem Cüneyt Çakır'ın tedavisini yürüten Dr. Tevfik Ali Küçükbaş, 'Yapılan ameliyat ile göğüs boşluğuna müdahale edildi ve buradaki havanın ortadan kalkması için gerekli tıbbi tedavi devam ediyor' dedi.Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Yıldırım Demirören ve TFF Merkez Hakem Kurulu Başkanı Zekeriya Alp, rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan Cüneyt Çakır'ı ziyaret etti.Alp, ziyaretin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Cüneyt Çakır'ın moralinin çok iyi olduğunu ifade eden Alp, 'Yönettiği maçın 28. dakikasından itibaren göğsünde bir rahatsızlık hissetmiş ve nefes almayla ilgili sıkıntı yaşamış' dedi.Devre arasında da görevini 4. hakeme devreden Çakır'ın hastaneye götürüldüğünü hatırlatan Alp, arkadaşlarının ve sevenlerinin ziyaretin Çakır'ın moralini artırdığını belirterek, 'Yaşadığı sıkıntı sonrasında hakemlik hayatını etkileyecek bir şey söz konusu değil' diye konuştu.'Spor hayatı devam edecek'Cüneyt Çakır'ın doktoru Tevfik Ali Küçükbaş ise göğüs cerrahisi bölümü tarafından yapılan değerlendirmede Çakır'ın sağ akciğer göğüs boşluğunda hava olduğunu tespit ettiklerinin anlatarak, şöyle konuştu:'Akciğer dokusunda hava kaçağına bağlı olarak göğüs boşluğunda hava birikmesi ve akciğerin genişlemesini engellemesi sonucu nefes darlığıyla beliren bir rahatsızlıktır. Yapılan ameliyat ile göğüs boşluğuna müdahale edildi ve buradaki havanın ortadan kalkması için gerekli tıbbi tedavi devam ediyor. Kendini birkaç gün daha hastanemizde misafir edeceğiz. Hafta sonuna doğru sağlığı iyi bir duruma gelmiş olur.Bu rahatsızlık bazen enfeksiyon gibi durumlardan olur ki zaten kendi bir süre önce gribal bir olay geçirmiş. Rahatsızlığın böyle bir olay sonrasında gelişen bir durum olduğunu tahmin ediyoruz. Bu yönde değerlendirmelerimiz sürüyor. Yapılan tedavi sonrasında normal spor hayatına devam edecektir.'Serdar Çakır: Morali iyi, zamana ihtiyacımız varCüneyt Çakır'ın babası Serdar Çakır ise yaşanan rahatsızlık sonrası gösterilen ilgiden dolayı teşekkür ederek, şunları söyledi:'Doktorlarımıza, federasyon ile hastane yetkililerine ve sevenlerinin ilgisine teşekkür ediyorum. Güçlü olduğuna inanıyorum. Çok düzgün yaşantısı olan, sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıkları olmayan birisi olduğunu hepiniz biliyorsunuz. Morali de iyi, zamana ihtiyacımız var. Her zaman müsabakalarında dualarıyla kendini destekleyen Türk halkının yine dualarını esirgemeyeceğini düşünüyorum.'Cüneyt Çakır'ın daha önce yaşadığı rahatsızlıkla ilgili herhangi şikayeti olmadığını dile getiren Çakır, 'Herhangi bir sakatlık anında antrenmanını veya maçını aksatmayacak kadar metanetli ve güçlü biridir. İlk yarının son 15 dakikasına da böyle tamamlamış. Oyuncuların da 'hocam iyi misin' diye yaklaşımları olmuş. Keşke o dakikada bıraksaydı ama sorumluluk olarak devreyi bitirip arkadaşlarına devretmeyi düşünmüş. Biz de hastaneden çıkacağı günü bekliyoruz' şeklinde sözlerini tamamladı.Şampiy10
Reklam
Kılıçdaroğlu'nun Kayınvalidesi Son Yolculuğuna Uğurlandı
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kocaeli’nde hastanede hayatını kaybeden kayınvalidesi ve aynı zamanda teyzesi Fatma Özdağ’ı (87) son yolculuğuna uğurladı. Merhume için memleketi Tunceli'nin Nazimiye ilçesinde cemevinde cenaze töreni düzenledi.Cenazeye Kemal Kılıçdaroğlu ve eşi Selvi Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra CHP Grup Başkan Vekili Akif Hamzaçebi, CHP Genel Başkan Yardımcıları Sezgin Tanrıkulu, Mehmet Bekaroğlu, Veli Ağbaba, Parti Meclisi (PM) üyesi Aytun Çıray, İhsan Özkes, Nihad Matkap, CHP milletvekilleri, Tunceli Valisi Osman Kaymak, Tunceli Emniyet Müdürü Fahrettin Şen, Şişli eski Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, CHP Genel Başkan Danışmanı Muhammet Çakmak, aile fertleri, akrabalar ve vatandaşlar katıldı.Yapılan dualar ve kılınan cenaze namazının ardından Özdağ’ın cenazesi, köyü Ayranlı’daki aile mezarlığına defnedildi. Kılıçdaroğlu tabuta omuz verirken, “Annemin acısı yüreğimi yakıyor” diyen ve akrabalarına sarılıp ağlayan eşi Selvi Hanım, merasim sırasında cemevinden çıkmamayı tercih etti.CHA
62 Milyon Dolar Yatırım Alan Anonim Mesajlaşma Uygulaması Yik Yak, Yeni WhatsApp Olabilir mi?
Anonim mesajlaşma uygulamalarının sürpriz bir galibi olabilir. Bugüne kadar az yatırımla çok iş yapan uygulamalar arasında gösterilen Yik Yak’ın bir süredir devam eden yatırım söylentileri büyük ölçüde doğrulandı. Geçtiğimiz haftalarda TechCrunch’ın 75 milyon dolar civarında yatırım almak üzere olduğunu söylediği Yik Yak , WSJ’nin konuya yakın kaynaklara dayandırdığı bugünkü haberine göre göre 62 milyon dolar yatırım aldı. Sequoia Capital liderliğindeki turun henüz yatırım miktarı doğrulanmasa da Yik Yak’ın değerlemesinin 100 milyon dolar geçtiğini artık söyleyebiliriz.Turun dikkat çeken taraflarından biri, daha önce WhatsApp’ı destekleyen ve Facebook satışından 3 milyar dolar kazanan Sequoia’nın ortaklarından Jim Goetz’in Yik Yak’ın yönetim kuruluna geçiyor olması. Goetz, bundan 3 yıl önce WhatsApp’a yapılan 60 milyon dolarlık yatırım turuna liderlik eden isim. İki tur arasındaki benzerlikler Sequoia’nın Yik Yak’ı yeni WhatsApp olarak gördüğünün işareti olabilir.Son dönemde en önemli rakipleri Whisper ve Secret (her ikisi de gizlilik ve güvenlik konularında ciddi suçlamalarla yüzleşiyordu) yavaşlamasına karşılık, yükselişine devam eden Yik Yak, Amerika’da üniversite öğrencileri arasında oldukça popüler. Aşağıdaki App Annie sıralaması Yik Yak’in son bir ay içinde Amerika App Store’daki popülerliğini gösteriyor.Aynı zaman aralığında, bir süre önce büyük umutlarla 25 milyon dolar yatırım alan Secret’ın epey geriden geldiğini görmek mümkün.Bugün binin üzerinde kampüste kullanıldığı belirtilen Yik Yak, konum bazlı anonim bir Twitter haber akışı gibi çalışıyor. 2,5 km’lik bir çaptaki bölgeden kullanıcıların paylaştıkları haberleri size getiren Yik Yak bu özelliğiyle bir sosyal ağ ve kampüslerdeki popülerliğiyle çoğu zaman Facebook’a benzetiliyor. Halihazırda 23 yaşındaki iki üniversite mezunu tarafından geliştirilen Yik Yak geçtiğimiz yıl Kasım ayında yayınlanmıştı. Yik Yak’ın bu bağlamda Facebook’tan önemli bir farkı ise ilk yılını tamamlamadan toplam 73,5 milyon dolar yatırım alması. Facebook için bu sayı 13 milyon doların biraz üzerindeydi.17 yaş sınırlaması olan uygulama İngilizce ve İspanyolca dillerinde sunuluyor. Yik Yak tarafından konuyla ilgili bir açıklama henüz yapılmadı ancak uygulamanın daha agresif bir biçimde küresel ölçekte bir açılım yapmasını bekleyebiliriz.Halihazırda Türkçe Yak’ları da bulabileceğiniz Yik Yak’ı incelemek isterseniz iOS için burada, Android içinse burada.Webrazzi
Voleybol Maçı İçin Tutuklanan Kadın Serbest
İran'da erkeklerin oynadığı bir voleybol maçını izlediği için hapiste olan 25 yaşındaki Gonçeh Gavami, kefaletle serbest bırakıldı.Gavami ailesinin yaptığı açıklamaya göre Gonçeh Gavami, sağlık nedenleri ile serbest bırakıldı ve Tahran'da ailesi ile kalıyor. 1 yıl hapis cezası alan Gavami, temyiz mahkemesinin sonuçlanmasını bekliyor.Aynı zamanda İngiliz vatandaşı da olan Gavami, bir grup kadınla beraber 20 Haziran'da maçı izlemek istemiş ancak gözaltına alınmıştı.Savcılar Gavami'yi muhalefetle ilişkili olmakla suçladı.Tutuklanmasını protesto etmek için Gavami açlık grevi yaparken, salıverilmesi için yüzbinlerce imza toplandı.Gavami'nin ağabeyi İman Gavami, BBC'nin Newshour programına konuşarak kardeşinin bir yıllık cezanın 5 ayını doldurduğunu ve serbest bırakılmasının kendileri için 'beklenmedik ancak mutluluk verici' olduğunu söyledi.İran'ın Şark isimli gazetesi Gavami'nin serbest bırakılması için ödenen kefaletin 38 bin dolar olduğunu yazdı.İran'da 2012 yılında bu yana erkek takımlarının voleybol maçlarını kadınların izlemesi yasak. Aynı yasak futbol maçları için çok uzun süredir uygulanıyor.BBC Türkçe
Reklam