onedio
Ali İsmail Davasında Sanık Polis: 'Darbenin Bastırılmasında Görev Aldım'
Ali İsmail Korkmaz’la ilgili davada savcı tarafından hakkında müebbet hapis cezası istenen polis memuru Mevlüt Saldoğan savunmasında 'Dönemin Başbakanı Gezi için darbe diyor. Ben darbenin bastırılmasında görev aldım' dedi. Mahkeme tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamına, duruşmanın 26.12.2014'e ertelenmesine karar verdi.İşte 5. duruşmadan detaylarESKİŞEHİR'’de geçen yıl Gezi Parkı olaylarında üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz’ın dövülerek öldürülmesiyle ilgili olarak Kayseri 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün yapılan 5'inci duruşmada, savcı mütaalasında tutuksuz yargılanan 2 polis hakkında beraat kararı verilmesini istedi. Duruşmanın görüldüğü salona, Hatay'dan gelen anne Emel, baba Şahap, ağabey Gürkan Korkmaz ve yakınları üst aramaları yapılarak alındı.Kayseri’deki sol gruplara mensup gençler ellerinde pankart ve flamalarla Cumhuriyet Meydanı'nda buluşarak, yaklaşık 2 kilometre uzaklıktaki Adliye Sarayı'na sloganlar atarak yürüdü. Sivil polisler, kaldırımdan yürüyen gençleri izleyip, müdahale etmedi. Kayseri grubu daha sonra Adliye Sarayı karşısında İstanbul, Ankara, Hatay başta olmak üzere diğer illerden gelen gruplarla buluştu.Duruşma için gelen gruplar Kayseri girişinde Boğazköprü mevkiinde durduruldu. Aramadan geçirilen otobüs, minibüs, midibüs ve özel araçlardaki gençler, polis eskortları eşliğinde Adliye sarayının 3 kilometre ötesindeki Gaziosman Mahallesi'ndeki pazar yerine getirilerek, burada park ettirildi. Adliye çevresinde, Ankara, Adana ve çevre illerden gelenlerle birlikte toplam 2 bin 500 polis görev aldı. Adliye çevresine Toma, zırhlı polis araçları ve Büyükşehir Belediyesine ait itfaiye araçları da konuşlandırıldı.'KAYSERİ ADLİYESİNDEYİZ, KATİLLERİN PEŞİNDEYİZ'Duruşma nedeniyle dün Kayseri’ye gelen ve CHP Kayseri il örgütünce misafir edilen baba Şahap, anne Emel, ağabey Gürkan Korkmaz, duruşma öncesi Adliye Sarayı'na geldi. Korkmaz ailesi, 3'üncü Ağır Ceza Mahkeme salonuna dönüştürülen konferans salonuna girişte eşyalarını, duruşma salonuna diğer alınanlar gibi x-ray cihazından geçirerek, üst aramaları yapılarak girdi.Ali İsmail Korkmaz’ın ağabeyi Gürkan Korkmaz, sosyal medyadaki hesabından saat 08.55’da 'Ali İsmail Korkmaz için, adalet için, Kayseri Adliyesi'ndeyiz ve katillerin peşindeyiz' diye paylaşımda bulundu. Gürkan, duruşmadan paylaşımlarını şöyle sürdürdü:'Salon pürdikkat mütalaayı dinliyor. Çok gerginim, mütalaayı dinlemek işkence gibi! Ali İsmail'in başından gecen bütün süreç anlatılıyor. Savcı tüm salonu saygıyla selamlayarak esas hakkında mütalaasını okumaya başladı. Esas hakkında mütalaa okunmasına geçilecek. Sonrasında müdahiller ve vekillerine, sanıklara ve sanık müdafiilerine söz verilecek. Bu esnada bir avukatımız bize şişe su gelmiyorsa, sizin şişeleriniz de dışarıya çıkartılsın dedi. Mahkeme salonuna su şişelerinin girişine dahi izin verilmiyor. Avukatlarımız bu yoğun güvenliğin sebebini sorguluyorlar.'CHP'Lİ VEKİLLERDE DURUŞMAYI İZLEDİAdalet Sarayı’nda duruşma salonuna dönüştürülen konferans salonunda devam edildi. Duruşmayı; anne Emel, baba Şahap, ağabey Gürkan Korkmaz, aile yakınları, CHP Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat, İzmir Milletvekili Musa Çam, Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum, CHP Parti Meclisi üyesi Cemal Canpolat, Berkin Elvan'ın babası Sami Elvan, sanık yakınları izledi.3'üncü Ağır Ceza Mahkemesindeki 250 kişilik duruşma salonunda yaklaşık 200 kişi olduğu, çocuklarının TEOG sınavı nedeniyle gelemeyenler olduğu da ifade edildi.SAVCI TUTUKSUZ 2 POLİSİN BERAATİNİ İSTEDİEskişehir’de 2 Haziran 2013 tarihinde Gezi Parkı eylemlerinde polisten kaçarken dövülen ve 38 gün komada kaldıktan sonra 10 Temmuz 2013 tarihinde hastanede yaşamını yitiren Eskişehir Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi Ali İsmail Korkmaz davasının beşinci duruşması saat 09.30’da başladı.Savcı, okuduğu mütaalasında tutuksuz yargılanan sanıklardan polis memurları Şaban Gökpınar ve Hüseyin Engin’in beraatlerine karar verilmesini istedi.Duruşmaya tutuklu yargılanan sanık polis memuru Mevlüt Saldoğan, fırıncı İsmail Koyuncu, Ramazan Koyuncu, Muhammet Vatansever, fırın işçisi Ebubekir Harlar ile tutuksuz yargılanan polis memurları Şaban Gökpınar, Hüseyin Engin, Yalçın Akbulut ve avukatları ile Korkmaz ailesi avukatları olarak katıldı.KORKMAZ AİLESİ MAHKEMEYE OLAY YERİ MAKETİNİ GETİRDİKorkmaz ailesi avukatları duruşma öncesi salona, Ali İsmail Korkmaz’ın saldırıya uğradığı cadde, sokak ve binaları gösteren bir maket getirdi. Bir masa üzerine yerleştirilen maket, mahkeme heyetinin görebileceği şekilde salona konuldu.Savcı mütalaasında, Ali İsmail Korkmaz’ın Eskişehir’deki Gezi Parkı eylemlerine katıldığını ve eylemlerde yaralanarak, daha sonra yaşamını yitirdiğinin belirlendiğini söyledi. Tutuksuz yargılanan polis memurları Hüseyin Engin ve Şaban Gökpınar’ın beraatlerine karar verilmesini isteyen savcı, mütaalasında şu görüşlere yer verdi:SAVCI MÜTALASINDA ASIL ZANLI MEVLÜT SALDOĞAN DEDİ“Eskişehir ilinde düzenlenen eylemlerde Ali İsmail Korkmaz’ın katıldığı Yunus Emre Caddesi'ndeki eylemlerde müdahaleden kaçarak, Kurtuluş Mahallesi Sanayi sokaka girdiği; İsmail Koyuncu, Ramazan Koyuncu, Muhammet Vatansever, Ebubekir Harlar’ın, Korkmaz'ı beklediği, Ebubekir Harlar’ın tekme attığı, İsmail Koyuncu, Ramazan Koyuncu ve Muhammet Vatansever’in çelme taktığı, ekmek fırını önünde yaraladığı, Mevlüt Saldoğan’ın, yerde yatan Ali İsmail Korkmaz’a vurduğu, Yalçın Akbulut’un da orada bulunduğu, Ali İsmail Korkmaz’ın küfür ettiği, sanıklardan Mevlüt Saldoğan’ın, Ali İsmail Korkmaz’ın göğüs ve baş kısmına tekme attığı belirlendi.Ali İsmail Korkmaz’ın arkadaşlarıyla birlikte hastaneye tedavi amacıyla gittiği ve burada genel durumunun iyi olduğu, eşya taşırken düştüğünü söylediği, daha sonra beyin tomografisinin çekilmesi amacıyla Yunus Emre Devlet Hastanesi’ne ambulansla sevk edildiği, yapılan muayenesinde çeşitli yerlerinde kırıklar olduğu, Ortopedi Polikliniği’nde tedavisinin devam edeceğinin söylendiği, ardından Ali İsmail Korkmaz’ın Odunpazarı Polis Merkezi Amirliği’nde verdiği ifadede eski Tren Garı’nda 5-6 kişinin kendisinin sopayla dövdüklerini söylediği, kendisine kimin neden vurduğunu bilmediği ve şikayetçi olduğunu söylediği, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yapılan kontrollerinde beyin kanaması geçirdiği, daha önce kalp ameliyatı geçirdiği ve buna bağlı olarak kullandığı ilaçların kan dolaşımını hızlandırdığı, kafa travmasına bağlı beyin kanaması, kalp rahatsızlığı nedeniyle kullandığı ilaçlarla aldığı kafa travmasıyla beyin kanaması ilişkili olabileceği, Ali İsmail Korkmaz’ın dövülmesiyle, ölümünün illiyet bağı bulunduğu, kullandığı ilaçların beyin kanamasını hızlandırdığı belirlendi.Mevlüt Saldoğan’ın yaralamaya yönelik saldırı, ardından Ali İsmail Korkmaz’ın küfretmesi üzerine Mevlüt Saldoğan’ın başına 3 kez vurduğu ve yaralamaya yönelik saldırının kastının aştığı ve adam öldürmeye sebep olduğu anlaşılmakla, sanıklardan Mevlüt Saldoğan’ın Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 81/1 53/1 kasten adam öldürmek suçundan cezalandırmasına; İsmail Koyuncu, Ramazan Koyuncu, Muhammet Vatansever ve Ebubekir Harlar’ın TCK’nın 86/1, 87/4 ayrı ayrı eylemlerinin başta öldürmeye yönelik olmadığı ve nitelikli yaralamadan cezalandırılmaları; Yalçın Akbulut’un 86/3d maddesi 87/4 kasten yaralama suçundan, Şaban Gökpınar ve Hüseyin Engin’in ise kasten adam öldürmeye iştirak suçundan dava açılmış ise de Ali İsmail’in kaçtığı ve bu nedenle her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı deliller olması nedeniyle ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesi mütalaa olunur.'BABA KORKMAZ; 'ADALETİN ADİLCE İŞLEMESİNİ İSTİYORUZSavcı mütalaasının ardından söz verilen baba Şahap Korkmaz, 'Ali İsmail, yanan ateşten kaçmaya çalışırken, yaralayıcı bir şey bulunmazken, eve kaçmaya çalışırken, bu şekilde vahşice saldırmaları hangi hakka, insanlığa sığar? Her şey öldürmek için birer sebep olmuştur. Hepsi de onu öldürmek için müdahale etmiştir. Zarar vermeyen bir kişiyi sıkıştırıp, kaldırımın üstünde vurdular. Biz çocuğumuza bakamadık. Vücudu morluk içindeydi. Ali İsmail’in ağzından bozuk kelime çıkmışsa da çocuğumun canının yandığındandır. Onlara, katil dememek için sebep yok ve gerçek birer katildir. Adaletin adilce işlemesini istiyoruz' dedi.Anne Emel Korkmaz ise, '18 ay önce oğlumu yitirdim, 5 seferdir bu katillerle yüzyüze geliyorum. Katillerden biri psikolojik sorun yaşıyorum dedi. Oğlumu katlettiği için psikolojik sorunlar yaşıyor. Ben dimdik ayaktayım ve çocuğumla gurur duyuyorum. Siz katil damgasıyla hayatta kalacaksınız. Ben çocuğumdan mahrum kaldım. Çocuğumu ayağa kalkacak umuduyla bekledim. Sadece dua ettim. Bu katiller idam da edilse Aliş’im bize geri gelmeyecek. En ağır şekilde yargılanmalarını istiyorum. Çocuğum cennette şu an ama onlar ömür boyu cehennem azabıyla yaşayacak” diye konuştu.CMK'YA AYKIRIAğabey Gürkan Korkmaz ise polisler Şaban Gökpınar ve Hüseyin Engin’in beraat etmelerinin doğru olmayacağını savunarak şöyle dedi:“Sokakta amir sıfatıyla yakalama emrini veren polislere beraat istenmesi CMK'ya aykırıdır. Savcı beyin gözünden kaçmış olabilir. Son 3 tekmeyi atan kişi için kasten adam öldürme dışında diğer sanıklar korunuyor.”AĞABEY: TÜM ZANLILAR KASTEN ADAM ÖLDÜRMEKTEN YARGILANSINAli İsmail'in ağabeyi avukat Gürkan Korkmaz, savcının 5'inci duruşmadaki mütalaasına katılmadığını, tüm sanıkların kasten adam öldürmek suçundan yargılanmalarını istedi. Gürkan Korkmaz, savnını beraat talibene tepkisini gösterirken şunları söyledi:'Savcının mütaalasında katılmadığımız bir çok nokta var. Avukatlarımız bu konuda talepte bulunacaklar. Beraat istenen polisler sokakta amir olarak geçen, amir sıfatındaki polislerken onlar için beraat talebi ne CMK ve TCK'ya uygun değildir. Sanırım savcının gözünden kaçmış bu bölüm. Yakalama emri verdiği kısım gözünden kaçmış. Olaylar arasında kesinti olduğunu söyledi savcı, önce 7 kişi darp ediyor, son 3 tekmeyi darp eden adam için müebbet talep edilmesi. Kasten adam öldürmeden yargılanmaları gerektiğine inanıyorum.''BERAATİ İSTENEN POLİSLER OLMASAYDI ALİ İSMAİL KAÇIP KURTULURDU'Ali İsmail Korkmaz davasında savcının mütalaasının ardından aile avukatlarından Ayhan Erdoğan, salona getirilen olay yeri maketi üstünde Ali İsmail Korkmaz’ın nasıl ve nerelerde saldırıya uğrayıp, dövüldüğünü anlattı. Avukat Ayhan Erdoğan, sanıkların maket üstünde bulundukları konumları göstererek şunları söyledi.'Polisin amacının suç işleyen varsa yakalamak değil, pusu kurmak olduğu telsiz kayıtlarında mevcuttur. Beraati istenen polisler olmasaydı, Ali İsmail Korkmaz o sokaktan kurtulup, kaçabilirdi. Beraat kararı verilmesi haksız olur. Bu olaylarda polis, güvenlik görevi yapmamaktadır. Mevlüt Saldoğan asli faildir. Nitelikli olarak kasten adam öldürme suçu işlemiştir. Yalçın Akbulut da olayda en önemli roldedir. Ali İsmail Korkmaz’ın yakalanma talimatını Yalçın Akbulut veriyor ve 4 sivil sanık darp edip yakalıyor. Yalçın Akbulut da asli fail olarak düşünülmelidir. Yalçın Akbulut ve Mevlüt Saldoğan müşterek faildir. Şaban Gökpınar ve Hüseyin Engin, müşterek fail olarak düşünülmediği takdirde fiilen olaya katıldıkları görülmelidir.'TUTUKLU POLİS MEVLÜT SALDOĞAN: BEN KİMSEYİ ÖLDÜRMEDİMAli İsmail Korkmaz’ı öldürmekle suçlanan sanık polis memuru Mevlüt Saldoğan, o gün üzerinde taşıdığı tabancanın namlusunda mermi bulunduğunu, istese çekip vurabileceğini anlattı. Ali İsmail Korkmaz’ı öldürmediğini iddia eden Mevlüt Saldoğan, “Gerek iddia makamının, gerek müdafi avukatların iddialarını kabul etmiyorum. En kilit noktada maket yanlıştır. O boşluk alanda binalar yerleştirilmiştir. Tutuklu olduğum sürede bina yapıldı mı bilmiyorum. Benim zor kullandığım şahsın Ali İsmail Korkmaz olup olmadığı belirlenmediği halde, öyle kabul edildi. Ben, Ali İsmail Korkmaz olmadığını söylüyorum. Orada geçici baygınlık bahsedildi. Topu topu 57 saniye müdahale edildi. O nasıl bir baygınlık? Ben yalan söylemiyorum. 42 yaşına yeni girdim, bugüne kadar kimseyi yaralama, öldürme kastıyla hareket etmedim. Bir sanık yemin etmek zorunda değildir ancak, ben namusum ve şerefim üzerine yemin ediyorum. Benim ne zaman raporlu ve yıllık izine çıktığım özlük dosyamda var. Görüntü kayıtlarını silmedim. Müdafi heyetinin talep ettiği gibi ben de talep ediyorum , kimler sildiyse belirlensin. İlk defa yargılanıyorum. Benim için en büyük acıdır bu. 8 aydır Eskişehir’de görevliydim. Çalışan personeli bile tanımıyordum. Olaya karışan esnaflarla, jandarmanın ekip otomobilinde tanıştım. Böyle bir pusu kurmadık. 72 saat boyunca görevden ayrılmamak üzere orada bulundum. Bir insanın ne kadar uykusuz kalabileceği, psikiyatriste sorulması lazım veya nasıl bir tepki verir bunun sorulması lazım. Benim oradaki görevlendirildiğim arkadaşlara da sorabilirsiniz. Tutuksuz yargılanan arkadaşlara da sorabilirsiniz. Benim ne ceza alacağım önemli değil. Gerekirse ilmeği takarım, canımı da alırım. Benim evladım yaşındaki bir insanın canını almakla suçlanıyorum. Vallahi, kimseyi öldürmedim, kimseyi öldürecek hareket etmedim. ''DÖNEMİN BAŞBAKANI GEZİ OLAYINI DARBE GİRİŞİMİ OLARAK NİTELENDİRDİ'Duruşmada olayın asli fali olmakla suçlanan polis memuru Mevlüt Saldoğan, dönemin Başbakanı, şimdiki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın adını söylemeden, 'Dönemin başbakanı. Gezi Parkı eylemlerinin bir darbe girişimi olduğunu söylemişti. Gezi olayları bir darbe girişimiyse, ben darbe girişimini bastırmak amacıyla görevlendirildim. Adalet herkese lazım' diyerek, savunmasını şöyle sürdürdü:'Kasten adam öldürmekle suçlanmak benim için çok büyük hakaret. Benim o gün silahımın namlusunda mermi vardı. Öldürmek isteseydim, çeker vururdum. Allah hepsini biliyor, tahliyemi talep ediyorum' dedi.Fırıncı Ramazan Koyuncu ise 'Önceki ifadelerim geçerlidir. 16 aydır cezaevindeyim. Ben ne Ali İsmail Korkmaz’ı, ne polisleri, ne de bizi durduran polisleri tanırım. Kimseye kastım, husumetim yoktur' dedi.Sanıklardan İsmail Koyuncu da olay yerinde müdahale ettikleri kişinin Ali İsmail Korkmaz olmadığını savundu. Sadece olay yerinde gördüğü polis memurları ve kişileri kıyafetlerini değiştirseler bile tanıdığını söyleyen İsmail Koyuncu ancak, Ali İsmail Korkmaz’ı hastanede çekilen güvenlik kamera görüntülerinden tanıyamadığını anlatarak, önce tahliye, ardından beraatini istedi.Ebubekir Harlar da savunmasında, '16 aydır mağdurum tahliyemi talep ediyorum' ifadesinde bulundu.Zanlılardan Muhammet Vatansever de 'Suçlamaları kabul etmiyorum, kasten öldürme ve yaralama yapmadım. İşbirliği yaptığımız söyleniyor. Görüntülerde açıktır ki ben sadece orada bekliyorum. Bu şahıs da Ali İsmail Korkmaz değildir. Üzerinde kırmızı bir mont yoktur. Açık yeşil renkli kıyafet vardır. Güvenlik kamera görüntülerinde bizleri netleştirmişler, Ali İsmail’i değil' dedi.Tutuksuz yargılanan polis memuru Yalçın Akbulut, 'Savunma için süre istiyorum. Talimat verdi diyorlar. Ancak, talimat vermedim. Sivil şahısları yakalayın diye talimat verdiğim söyleniyor, böyle bir şey yok' dedi.Beraatleri istenen polis memuru Şaban Gökpınar, “Savunma için süre istiyorum. Savcı görüşlerine katılıyorum. Ali İsmail'in avukat Ayhan Erdoğan’ın söylediklerine katılmıyorum. Açık Öğretim Fakültesi sınavı için idari izinliydim. Gece saatlerinde telefonla görevlendirildim. Ben, amir değilim, başpolis memuruyum. Sıfatım memurdur” diye konuştu.Beraatleri istenen polis memuru Şaban Hüseyin Engin de savcı mütalaasına katıldığını ancak Korkmaz ailesinin görüşlerine katılmadığını, savunma için süre isteğini belirtti. Sanık savunmalarının ardından duruşmaya 1 saat ara verildi.ADLİYEDE PANKART ASAN 2 GENCE PARA CEZASIAli İsmail Korkmaz’ın Kayseri Adalet Sarayı 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşması için Eskişehir'den gelenlerden üniversite öğrencisi İbrahim Serkan Türkmen ile Yaprak Yılmaz, bina içinde pankart astı. Polis ekiplerinin müdahalesiyle sonlanan eylemde iki genç için, para cezası kesildi.Adalet Sarayı içine ellerinde pankartla giren Eskişehir Anadolu Üniversitesi öğrencisi İbrahim Serkan Türkmen ile aynı üniversiteden mezun Yaprak Yılmaz, 3’üncü kat koridorunda pankart astı. ‘Ali İsmail’den Hasan Ferit’e adaleti biz sağlayacağız Dev-Genç’ yazılı pankart açıldığını fark eden polis ekipleri, göstericilere müdahale etti. Gözaltına alınan gençlere pankart asmaktan 186'şar TL idari para cezası ve Kabahatlar Kanuna göre görüntü kirliliğinden 91'er TL olmak1 üzere toplamda 554 TL para cezası kesildi. Gençler, sağlık kontrolünden geçirildikten sonra salıverildi.SALDOĞAN'IN AVUKATI: VALİ, BAKAN, BAŞBAKAN DA DAVAYA DAHİL EDİLMELİAli İsmail Korkmaz davası, mahkeme heyetinin verdiği 1 saatlik aranın ardından devam edildi. Mahkeme heyetinin söz verdiği tutuklu sanık Mevlüt Saldoğan’ın avukatı Mutlu Karayılan, savcı mütalaasını kabul etmediklerini söyleyerek, “Bu aşamaya kadar yapılan yargılama sürecinde, kesin delilden uzak nasıl böyle bir kanıya varıldı bilemiyoruz. Mahkeme de davayı bitirmenin telaşına düşmüş. Görüntüler Hollanda’ya gönderilsin ve orada darp edilen Ali İsmail Korkmaz mı değil mi o delillendirilsin. Ali İsmail, merdivenden düştüm diyor. Merdiven hususu araştırılsın. Merdivenden düşme konusunda kimse Ali İsmail’in başına silah dayamadıö dedi.Adli Tıp Kurumu’nun raporlarının çelişkili olduğunu savunan avukat Mutlu Karayılan, sözlerine şöyle devam etti:“Adli Tıp Raporu kopyala yapıştır, avukat anlatsın raporudur. Ali İsmail’in hastaneden çıktıktan sonraki 17 saati kayıp. Belki Ali İsmail’i bir başkası dövdü. Görüntülerdeki kişi Ali İsmail midir, değil midir önce tespit edilmelidir. Bu durumda bir kısım baskılara dayanarak bu davayı bitirme gayretinde olunduğu düşünülür. Müvekkilim kendisine verilen talimatı yerine getirmiştir. Eskişehir Emniyet Müdürü, Valisi, İçişleri Bakanı ve Başbakan da davaya dahil edilip, ifadeleri alınmalıdır. Müvekkilim, polis memurudur, kaçacak durumda değildir. Nakdi kefaletle serbest kalmasını istiyoruz.öDiğer sanık avukatları ise, savcı mütalaasının aleyhlerinde olan konuları kabul etmediklerini bildirdi.DURUŞMA ERTELENDİSanık avukatlarını dinleyen mahkeme heyeti verdiği 10 dakikalık aranın ardından ara kararını açıkladı. Mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, Yalçın Akbulut’un tutuklanması talebinin reddine, sanık avukatlarının tevsi tahkikat taleplerinin reddine, tutuksuz sanık Şaban Gökpınar, Yalçın Akbulut ve Hüseyin Engin’in mütalaaya karşı istedikleri savunma sürelerinin verilmesine, sanık avukatlarının esas hakkındaki savunmaları için istedikleri sürelerin verilmesine ve duruşmanın 26 Aralık'a bırakılmasını kararlaştırdı.Oktay ENSARİ- Zafer BARIŞ- Mükremin ÖKSÜZGİL- Doğan BİLMEZ/KAYSERİ (DHA)
Levi's'tan Kendi Stadyumunda 20.000 Kot Pantolonla Dev Geri Dönüşüm Logosu
Engineered ve 501 gibi modelleriyle bir jenerasyonun kot pantolon tanımını yapan yılların denim markası Levi's, kendi saha ve seyircisinin önünde geri dönüşüm şovu yaptı.Santa Clara, Kaliforniya'daki milyar dolarlık Levi's Stadium'da gerçekleşen etkinlik için 18.850 adet kullanılmış jean pantolon bağışlandı. Yaklaşık bir aylık süre zarfında insanların bağışlarıyla toplanan bu jean pantolonlar, 'Field of Jeans' takma adlı stadyumun bu takma adın hakkını vermesi için kullanıldı. 50 kişinin toplam 16 saatlik çalışması sonucu ortaya gelmiş geçmiş en büyük geri dönüşüm logosu çıktı.E tabii o kadar pantolon sadece bir adet logonun oluşturulması için toplanmadı. Yaklaşık 20.000 pantulun satışından elde edilecek gelir, yerel iş eğitimi programlarının geliştirilmesi için farklı kurumlara bağışlanacak.
Ferrari ile Su Kayağı Keyfi
İngiltere'de şampiyon sporcu 19 yaşındaki Jorge Gill, bir milyon Sterlin değerindeki Ferrari F50 marka eşliğinde kanalda su kayağı yaptı.
Rüyaları Ağır Çekimde mi Görüyoruz?
Çalar saatimiz bizi uyandırdığında kapatıp geri yattığımız, o sırada kısa bir rüya bile gördüğümüz çok olmuştur.Fakat rüyamızda kısa bir sohbet ya da küçük bir yürüyüş bile görmüş olsak tekrar uyandığımızda bir saat geçmiş olduğunu fark ederiz. Nasıl oluyor da bu kadar az olay bu kadar uzun zamanda yaşanıyor diye merak etmişizdir.Araştırmacılar, “bilinçli rüya görenler” olarak adlandırılan ve uykudayken beyinlerini kontrol edebilen kişileri inceleyerek yeni bir yöntemle bu sorunun yanıtını bulabileceklerini düşünüyor. Bu kişilerin rüya deneyimleri, uykudayken kendimizi gıdıklamak mümkün mü gibi ilginç soruları da gündeme getiriyor.Bilinçli rüya görme olgusu, uyku halindeki zihinle ilgili bilgi edinmemizde uzun süredir önemli bir rol oynuyor. Rüya konusunda ilk araştırmayı yapanlardan biri 19. yüzyıl Fransız aristokratlarından Marki Saint-Denys oldu. Bu kişi 13 yaşındayken rüyalarının gidişatını yönlendirebildiğini fark etmiş ve yıllarını, uyuyan zihnin sınırlarını keşfetmeye adamıştı.Marki’nin yoğunlaştığı konulardan biri, rüyasında yüksek binaların tepesinden atlayarak kendi ölümünü görüp görmeyeceğini araştırmaktı. Hiçbir zaman bunu başaramadı; her defasında sahne değişiyor, o kötü son gerçekleşmiyordu.Rüyalarında, gezdiği yerleri ve buralarda karşılaştığı insanları gördüğünü fark eden Marki, rüyaların parça parça anılardan oluştuğu sonucuna vararak yaşadığı dönemdeki en rasyonel rüya tanımlarından birini yapmış oldu.Bu alandaki çalışmalar bakımından önem taşıyan bir diğer insan da Mary Arnold-Forster oldu. Bilinçli rüyalarla ilgili 1920’lerde yazdığı kitabında, Birinci Dünya Savaşı ile ilgili korkunç kâbuslardan kaçınmak için kontrollü rüyalarını kullandığını yazıyordu.Marki ve Forster’in çalışmaları çoğunlukla göz ardı edildi, tıpkı bilinçli rüyalar konusundaki araştırmalar gibi. Daha sonraki dönemde daha “ciddi” olduğu düşünülen konular üzerinde duruldu.Fakat son yıllarda nörologlar bilinçli rüyalara benzer ilginç deneylere başladı. Bir süre önce Almanya’da Gutenberg Üniversitesi’nden Jennifer Windt, kontrollü rüya görenlerin rüyalarında kendi kendilerini gıdıklamalarının mümkün olup olmadığını araştırmaya koyuldu. Böylece rüyalardaki farkındalık derecesi ölçülebilecekti.Uyanıkken yaptığımız şeyin farkında olduğumuz için kendimizi gıdıklamamız söz konusu olamaz. Yani beynimiz, başkasının beklemediğimiz bir anda gıdıklamasıyla gülmekten kırılmamıza yol açacak bir uyarıyı bastırıyor. Bilinçli rüyalarda da benzer bir durumun söz konusu olduğu anlaşıldı. Denekler gıdıklanmıyordu. Bu ise o sırada kişilerin bedenlerinden ve uyarıdan haberdar oldukları, bu nedenle tepkinin sınırlandığı anlamına geliyor.Deneyi yapan Windt ayrıca deneklerden rüyalarında gördükleri diğer kişilerin kendilerini gıdıklamasını da istemiş. “Rüya karakterleri çoğu kez bunu reddetti, kendi iradeleri varmış gibi davrandı,” diyor Windt. İsteneni yaptıklarında ise rüya gören kişi bakımından gıdıklamanın etkisi sınırlı olmuş, bu ise rüya görenin beyninin diğer rüya karakterleri üzerinde kontrolü olduğunun farkında olması olarak yorumlanmıştı.Rüyada zamanın akışı sorununu incelemek ise daha zordu. Ta ki Bern Üniversitesi’nden Daniel Erlacher usta bir deneyle ortaya çıkıncaya kadar.Erlacher, beynin farklı eylemleri hayal etme biçimini araştırıyordu. Örneğin rüyamızda koşarken, gerçek hayatta koştuğumuzda aktif olan bölgelerin aynısı mı harekete geçiyordu? Erlacher’in ilk deneyleri öyle olduğunu gösteriyor, fakat nasıl oluyorsa bitkin bir tepki ortaya çıkıyordu.Bu durumu daha iyi anlamak için, bilinçli rüya görenlerden oluşan bir grubu, özel donanımlı laboratuvarına çağırdı. Onlardan, rüyalarında çeşitli aktivitelerde bulunmalarını istedi; rüyalarında 10 adım atmak, 30’a kadar saymak ya da çeşitli jimnastik hareketleri yapmak gibi.Bu eylemlerin süresini ölçmek için rüya halindeki zihnin ilginç bir özelliğini kullandı. Beden hareketsiz, felç halinde olmakla birlikte göz hareketleri bir şekilde beden hareketlerini taklit etmeye yöneliyordu. Böylece denekler göz hareketleriyle, yapmaları istenen aktivitenin başlangıç ve bitiş zamanını ele veriyordu.Erlacher’in tahmin ettiği gibi, deneklerin rüyasında bu aktiviteleri tamamlaması gerçek hayattan yüzde 50 daha uzun sürüyordu. Yani farkında olmasalar da bu aktiviteleri ağır çekim halinde yapıyorlardı. Fakat uyandıklarında denekler, bu aktiviteleri yaparken tıpkı gerçek hayatta yapıyormuş gibi hissettiklerini belirtiyordu.Bu durum neden kısa bir rüyanın uzun zaman aldığını açıklayabilir. Fakat yine de Erlacher bu olguyu açıklamakta zorluk çekiyor; nedenini, uyku sırasında beynin bilgileri işleme koymasının daha uzun sürmesine bağlıyor.Erlacher’in araştırmasının pratik yararları da olabilir; örneğin atletlerin bilinçli rüya yöntemiyle ekstra antrenman yapmaları mümkün olabilir mi diye bakılıyor. Uyku esas olarak hafızayı pekiştirmede önemli bir işlev görüyor. O halde rüyada yapılan alıştırmaların yeni becerileri pekiştirmesi olanaklı olabilir. Bu özellik, atletlerin de örneğin herhangi bir sakatlanma sonrasında fiziksel olarak antrenman yapamayacak durumdayken rüyada çalışmalarına devam etmesinde kullanılabilir.Erlacher bu konuda yapılan deneylerdeki antrenmanları “oldukça etkili; gerçek talimlerden daha kötü, ama tek başına zihinsel provalardan daha iyi” şeklinde değerlendiriyor.BBC
"Üzerimize Oynandığını Galatasaray Maçında Anladım"
Beşiktaşlı futbolcu Veli Kavlak, 'Üzerimize oynandığını Galatasaray maçında anladım' dedi.Siyah-beyazlı takımın tecrübeli futbolcusu Veli Kavlak, Türkiye Gazetesi’ne özel açıklamalarda bulundu. Beşiktaş’ta kalmak istediğini belirten Kavlak, “Beşiktaş çok büyük bir kulüp. Bu kulüpte çok insan oynamak ister, ben de 4 senedir buradayım. Her şey çok iyi gidiyor. Müthiş bir taraftarın önünde oynuyorum. Ayrıca yeni stadımız olacak. Bütün bunları düşününce buradan ayrılmak istemiyorum” diye konuştu.“KAPASİTEMİZ VAR”Veli Kavlak, genç bir takım olduklarını ifade ederek, “Büyük maçlarda fazla birlikte oynamadık. Maçlarda da görüyoruz, sanki biraz heyecan yapıyoruz ama bu durumu aşacak kapasitemiz var. Önümüzdeki derbilerde bu sorunu da atlatacağımızı düşünüyorum. Fenerbahçe maçında kırmızı kart olmasa çok iyi bir hava yakalamıştık. Biraz daha tecrübeye ihtiyacımız var” açıklamasında bulundu.“HAKEME İTİRAZ KARAKTERİMİZDE YOK”Hakemleri yenip, tüm engelleri aşacaklarını dile getiren başarılı futbolcu, sözlerine şu şekilde devam etti:“Biz her pozisyondan sonra hakeme itiraz eden, el kol hareketi yapan bir takım değiliz. Ama bazen öyle bir duruma geliyoruz ki insan artık kendisini tutamıyor. Başka maçları da izliyoruz, hakemin nasıl etkilendiğini görüyoruz. Hakeme itiraz etmek bizim karakterimizde yok ama Türkiye'de bazen böyle oluyor galiba.”“EMRE İLE ARAMIZDA BİR SIKINTI YOK”Fenerbahçe ile oynanan derbide Emre ve Meireles ile yaşadığı tartışmalarla ilgili bir soru üzerine Veli, 'Meireles'in boğazımı tutmasını maçın içinde hiç fark etmedim aslında. Daha sonra fotoğraflarda gördüm. Emre ile aramızda bir sıkıntı yok. Bu durumlar sahada oluyor, sahada kalıyor” cevabını verdi.“GALATASARAY MAÇINDA FARK ETTİM”Takım arkadaşı Cenk Tosun’un verdiği bir röportajda ‘üstümüze oynanıyor gibi bir his var’ sözlerine katılan tecrübeli futbolcu, “Ben onu Beşiktaş'taki ilk sezonumda, Galatasaray'la Olimpiyat Stadı'nda oynadığımız maçta da fark ettim. Bu konuyla ilgili söylenecek çok fazla şey yok aslında. O engelleri de aşacağız, onları da yeneceğiz” dedi.“BENİ ÇOK HEYECANLANDIRIYOR”Kavlak, Vodafone Arena’nın kendisini çok heyecanlandırdığını dile getirerek, “Artık bekleyecek sabrımız kalmadı. Çok güzel bir stat olacağını düşünüyorum. Eşi benzeri olmayacak sanırım. Hele atmosferini düşünmek beni çok heyecanlandırıyor” ifadelerini kullandı.“80 BİN KİŞİNİN ÖNÜNDE OYNUYORMUŞ GİBİ HİSSETTİM”Başakşehir Fatih Terim Stadı’nı da değerlendiren tecrübeli futbolcu, “Çok kalabalık değildi ama sahadayken sanki 80 bin kişinin önünde oynuyormuş gibi hissettim. Olimpiyat Stadı'nda aynı kalabalık gelse bomboş oluyor” açıklamasında bulundu.“YALNIZ BIRAKMAZ”'İç saha maçları için şehir şehir gezmek sizi yoruyor mu' sorusuna siyah-beyazlı takımın başarılı futbolcusu Veli Kavlak, “Futbolcu kendi evinde oynamak ister tabi. Bu durum bazen etkiliyor ama bu durumu kabullendik. Nereye gidersek gidelim taraftarlarımız bizi destekliyor. Son maçta da inanılmaz bir atmosfer vardı. Bizim taraftarımız bizi hayatta yalnız bırakmaz” diye konuştu.“DÜŞÜNCESİ BİLE HEYECANLANDIRIYOR”Ara sıra kendi aralarında şampiyonluktan bahsettiklerini açıklayan Kavlak, sözlerine şu şekilde devam etti:“Düşüncesi bile heyecanlandırıyor ama daha çok uzun bir yol var önümüzde. 24 maç daha yapacağız. Biz oyunumuza bakmalıyız. Sezon ilerledikçe, puanları aldıkça, maç kazandıkça şampiyonluğu her gün düşüneceğimizi sanıyorum. Şampiyon olmak için şans lazım, motivasyon lazım, birliktelik lazım.”“STATLARIN BOŞ OLMASINI SORDULAR”Türk futbolunu da değerlendiren Veli Kavlak, “Belki milli takımda oynayan oyuncuları etkiler ama ben Avusturya'da oynadığım için etkilenmiyorum, bir şey hissetmiyorum. Ama şunu söyleyebilirim Avusturya'dan Türk futbolu şu an pek iyi gözükmüyor. Alınan sonuçlar da bunda etkili. Artık Alman televizyonları bizim ligimizin özetlerini veriyor. Milli takıma gittiğimde neden statların boş olduğunu sordular mesela” dedi.“AVUSTURYA'YA GİTMEZDİM”Gurbetçi futbolcuların milli takıma bakışlarının ne durumda olduğunun sorulması üzerine başarılı futbolcu, “Avusturya'daki bir gurbetçiyi Türk Milli Takımı'na çağırsalar her şeyi bırakıp buraya gelir. Onu biliyorum. 17 yaşında beni Avusturya yerine Türkiye çağırsaydı, Avusturya'ya gitmezdim” diye konuştu.“TÜRK FUTBOLCU SINIRLAMANIN DEVAM ETMESİNİ İSTER”Veli, Spor Toto Süper Lig'deki yabancı oyuncu sınırlamasını da değerlendirerek, 'Bunu iki yönden değerlendirmek lazım. Türk oyuncular için iyi bir şey tabi bu durum, değerleri artıyor. Taraftarlar da kalitenin düştüğünü düşünüyor. Türk futbolcusu sınırlamanın devam etmesini ister, taraftar da kaldırılmasını ister” açıklamasında bulundu.“MAÇIN TERK EDİLMESİ DÜŞÜNÜLEMEZ”Beşiktaşlı futbolcu Veli Kavlak, Volkan Demirel'in milli maçta stattan ayrılması ile ilgili olarak, 'Bana yapılsa stadı terk etmezdim. Ama çocuğum olsa ve ona küfredilse o anda ne yaparım bilmiyorum. Herkesi anlamak lazım aslında. Bizim milletimiz çok duygusal bir millet. Avusturya'da da küfür oluyor ama orada gülüp geçiyorsun. Orada maçın terk edilmesi düşünülemez. Burada futbol her şey anlamına geliyor, Avusturya'da futbol son zamanlarda gelişim gösterse de bu kadar önemli değil. Burada aşırı bir bağlılık var futbola. Zaman zaman bu bir dezavantaj olsa da bir futbolcu için böyle bir ülkede oynamak çok güzel bir şey” diyerek sözlerini sonlandırdı.İHA
Reklam
2 Bin Yıllık Alttan Isıtmalı Ev
ISPARTA’nın Yalvaç İlçesi’ndeki Pisidia Antiokheia Antik Kenti’nde, M.Ö. 25 yılında yapıldığı tahmin edilen Roma dönemine ait evde, alttan ısıtma sistemi kullanıldığı ortaya çıktı. Evin su ve kanalizasyon sistemine sahip olduğu da tespit edildi.Yalvaç’ta Hıristiyanlığın merkezlerinden kabul edilen Pisidia Antiokheia Antik Kenti’nde 5 yıldır devam eden kazılarda önemli bir bulguya rastlandı. Kazı Başkanı, Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Fen Edebiyat Fakültesi arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Özhanlı, geçen yıl açığa çıkardıkları atriumlu (avlu) Roma evi kazısının bu yılki bölümünde ortaya çıkan bulguların şaşkınlık verici olduğunu söyledi.’TABAN ISITMALI YAPILMIŞ’Yaklaşık 2 dönümlük arazi üzerine yerleştirilmiş olan ve M.Ö. 25 yılında yapıldığı tahmin edilen evin tipik bir Anadolu evine benzediğini aktaran Prof. Dr. Mehmet Özhanlı, şöyle dedi:'Evin 2 katlı olduğu, alt bölümünde yer alan külhana bağlı olarak hamam, sauna ve odaları ısıtan alttan ısıtma sistemi olduğunu tespit ettik. Yani konutun bütün tabanı külhandan gelen sıcaklıkla ısıtılıyor olmalıydı. Külhandan çıkan sıcaklık buradaki odaların tabanını ısıtmaktadır. Yapı M.Ö. 25 yılında yapıldığında taban ısıtmalı bir konut olarak tasarlanmış. Burada şu an üzerini kapattık ama bir de su sistemi ortaya çıkardık. Konutun içerisinde su sistemi, kanalizasyon sistemi var. Aynı zamanda banyosu ve bunun yanında saunasının olduğunu görüyoruz.'’ZENGİN BİRİNE AİT OLDUĞU DÜŞÜNÜLÜYOR’11’inci yüzyıla kadar kullanılmış olduğu anlaşılan evin, cadde üzerinde yer almasının zengin biri ya da Roma’nın ileri gelenlerinden birine ait olduğu ihtimalini güçlendirdiğini kaydeden Prof. Dr. Özhanlı, 'Ancak buna ilişkin elimizde veri bulunmuyor. Bina 11’inci yüzyıla kadar çok değişik medeniyetlere ev sahipliği yapmış' dedi.’ARAP AKINLARIYLA YAKILMIŞ’Ortaya çıkarılan izlerin yapının yakılarak yıkılmış olduğunu gösterdiğini belirten Prof. Dr. Özhanlı, şöyle devam etti:'Yanmadan önceki evresinde de çok yoğun kullanılmadığını, özellikle yanık tabakasının altında 4’üncü yüzyıl ve sonrasına ait Hıristiyan ikonografisine ait mermerler üzerine yapılmış resimlerin ele geçmesi, bu yapının yoğun olarak M.S. 4’üncü yüzyılda kullanılmış olduğunu işaret ediyor. Bu yapının büyük ihtimalle 8’inci yüzyılda Arap akınlarıyla yanıp terk edilmiş olduğunu arkeolojik olarak belgelemiş olduk. Bunun bir üst katında yerleşim tekrar devam ediyor. Ancak bu sefer basit konutlar şeklinde devam etmiş olduğunu görüyoruz. Üst tarafta daha önce ortaya çıkarmış olduğumuz buzdolabı görevini gören soğuk depolar şeklinde yapılmış kuyular, 10 ve 11’inci yüzyıla ait evreyi bize belgelemektedir.'Nurettin ARKAN/YALVAÇ (Isparta), (DHA) 
Reklam
Noam Chomsky, Assange'ı Ziyaret Etti
ABD'yi sık sık eleştirmesiyle bilinen düşünür ve aktivist Noam Chomsky, Londra'daki Ekvador Büyükelçiliği'nde bulunan WikiLeaks kurucusu Julian Assange'ı ziyaret etti.İki yıl önce Londra ’daki Ekvador Büyükelçiliği’nden sığınma isteyen WikiLeaks ’in kurucusu Julian Assange, kendisini ziyarete gelen ABD ’li düşünür Noam Chomsky’yle neşeli görüntüler sergiledi. Assange’ın toplum önüne sık çıkmadığı biliyor.Sydney Morning Herald’da yer alan habere göre, 24 saat korunan binaya giden Chomsky ile Assange kameralara poz verdi. Assange’ın saçlarının ve sakalının uzadığı görüldü.Aynı zamanda “cinsel tacizle” de suçlanan Assange’ın binayı terk etmesi durumunda tutuklanacağı biliniyor.Radikal
Sadece “Hashtag” Yapmaya Yarayan Cihaz
Yenilikçi fikirlere fon toplama amacıyla hizmet veren Kickstarter birbirinden ilginç, gerekli ve gereksiz girişimlere ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Buna son örnek ise yaratılış amacıyla gülümseten bu hashtag tuşu.HashKey ismindeki buton, zamanının büyük bir bölümünü bilgisayar başında sosyal ağlarda geçiren kullanıcılar düşünülerek tasarlanmış. Klavyeden “Alt Gr + 3″ ya da “Ctrl + Alt + 3″ kombinasyonlarıyla yazdırılan ve genellikle etiketlerin başında görmeye alışkın olduğumuz “#” simgesini tek tuşa indirgeyen HashKey’in, Twitter ve Instagram başta olmak üzere sosyal ağ kullanıcılarının işini kolaylaştırması düşünülüyor.Plastik ve Mac için fırçalanmış alüminyum modelleriyle piyasaya sürülecek ufak boyutlardaki cihaz, USB bağlantısı üzerinden bilgisayara bağlanıyor. İnsanı her ne kadar “Ne gerek var?” diye düşünmeye itse de şu sıralar 15 bin euroluk hedefin yaklaşık 800 eurosunu toplamayı başaran HashKey , 26 dolar fiyat etiketiyle satışa sunulacak.LOG
Reklam
Timsah Arena, En Heyecan Verici 10 Stat Arasında Gösterildi!
İngiliz The Telegraph gazetesinde editör Hurrey tarafından kaleme alınan araştırmada, en heyecan verici 10 proje arasında Bursa'da yapımına devam edilen stada da yer verildi.İngiltere'nin yüksek tirajlı gazetelerinden The Telegraph'ta yer verilen 'Dünyanın En Heyecan Verici 10 Stat Projesi' başlıklı araştırmada, Bursa'da yapımına devam edilen ve taraftarların 'Timsah Arena' olarak tanımladığı tesis de gösterildi.Bursa Büyükşehir Belediyesinden yapılan yazılı açıklamaya göre, gerek mimarisi gerekse yapı tekniği bakımından dünyanın örnek projeleri arasında gösterilen Bursa'daki yeni stat, İngiliz basınına da konu edildi.The Telegraph gazetesinin editörlerinden Adam Hurrey, dünyada inşaatı devam eden dev stat projelerini araştırdı. Statların ekonomik boyutları ve kente katacağı değerleri ele alan Hurrey, dünyanın en heyecan verici 10 projesini kaleme aldı. Araştırmada, Bursa Büyükşehir Belediyesince yapımına devam edilen ve gelecek yıl hizmete girmesi beklenen 'Timsah Arena', bu projeler arasında gösterildi.Eurosport 
9 Maddede 50 Yıldır Ayakkabı Giymeyen Adam: "Pete the Feet"
Kışın kapıya dayanmasıyla birlikte bir çoğumuz hazırlıklara başladı bile. Bir yandan titreten soğuklara karşı 'kalın' önlemler düşünülürken, diğer bir yandan da atalarımızın söylediği 'Ayağını sıcak tut, başını serin.' sözünün de etkisiyle ayakları soğuktan ve ıslanmaktan korumak için alınabilecek kalın çoraplar ve botlar şu günlerde bazılarımızın ihtiyaç listesinin başında geliyor.Fakat birazdan okuyacağınız haberdeki kahramanımız 69'luk Pete için böyle bir hazırlık söz konusu bile değil. Zira o zaten yarım yüzyıldır yalınayak dolaşıyor! Kış günlerinde asfaltın o dondurucu etkisine ve İngiltere'nin bitmek tükenmek bilmeyen yağmurlarına rağmen ayağından 20'li yaşlarda çıkardığı ayakkabılarını kendi düğünü de dahil olmak üzere bir daha hiç giymemiş ve ölene dek de giymeyi düşünmüyor. Huzurlarınızda; Pete Mckenzie. Nam-ı diğer; Pete the Feet.
Arabası Pert Oldu Diye Hunharca Gülen Adam!
Kocaeli'nin İzmit ilçesinde aracıyla alt geçitte biriken suyun içine giren kişi, aracının kullanılamaz duruma geldiğini görünce gülme krizine girdi.İzmit Sanayi Mahallesi'nden geçmekte olan Kiraz Deresi, yağan sağanak yağmur nedeniyle taşınca derenin hemen yanında bulunan Karamürsel Caddesi sular altında kaldı. D-130 karayolunun altından geçen caddedeki su birikintilerini fark edemeyen Mehmet Kaya idaresindeki 77 EN 010 plakalı minibüs, su birikintisinin içine girince aracı arıza yaptı. Arızalanan aracıyla birlikte yaklaşık 6 saat boyunca su birikintisinin içinde mahsur kalan Mehmet Kaya, olay yerine çağırdığı tamircinin aracının ağır hasar gördüğünü söylemesi üzerine gülme krizine girdi.'ARACIM PERT OLDU GÜLÜYORUM'Araç sahibi Mehmet Kaya, gazetecileri karşısında görünce, 'sen nereden çıktın ya' diyerek gülme krizine girdi. 'Arabam perte çıktı ona gülüyorum' diyen Kaya, şöyle konuştu; 'Caddeye ilk girdiğimizde su birikintisini fark edemedik. Ne olduğunu da ciddi anlamda göremedik. Ondan dolayı arabayı ancak buraya kadar çıkartabildik. Şuanda çekicinin gelmesini bekliyoruz. İzmit'te ciddi anlamda alt yapı olmadığı için bu sıkıntıları yaşıyoruz. İnşallah yetkililer bir an önce fark eder. Biz mağdur olduk inşallah başkaları bu duruma düşmez' dedi. Arızalanan araç daha sonra olay yerine gelen çekici ile otoparka götürüldü.
Reklam
Erdoğan: 'Esnaf Gerektiğinde Askerdir, Alperendir, Polistir, Hakimdir'
Cumhurbaşkanı Erdoğan Halk Bankası, primini ödeyemeyen yaklaşık 280 bin Bağ-Kur'luya aylık yüzde 0,97 faizle 36 ay vadeli emeklilik kredisi vereceğini açıkladı. 4. Esnaf ve Sanatkarlar Şurası'nda konuşan Erdoğan, “Esnaf gerektiğinde askerdir, alperendir, kahramandır, polistir, hakimdir” ifadesini kullandı...Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından 16 yıl sonra düzenlenen 4. Esnaf ve Sanatkârlar Şûrâsı’nda konuştu. SGK ile Halk Bankası arasında bir protokol imzalanacağını söyleyen Erdoğan, “Bununla emeklilik imkânı olan ama prim borçlarını ödeyemediği için emeklilik hakkını kazanamayan Bağ-Kur'lulara yapılandırma kredisiyle borçlarını ödeme imkânı tanıyacak. Yüzde 0,97 faizle 36 ay vadeli emeklilik kredisi verilecek. Bütün sosyal haklardan anında istifade etmeye başlayacak. Bundan 279422 vatandaşımız faydalanacak” diye konuştu.Gerektiğinde asayiş, gerektiğinde adaletCumhurbaşkanı salonu dolduran esnafa şu sözlerle seslendi:'Esnaf ve sanatkar demek, altını çizerek ifade ediyorum ticaret yapan, alan satan, sırf ekonomik faaliyette bulunan insan demek değildir. Bizim medeniyetimizde bizim millet ve medeniyet ruhumuzda, esnaf sanatkar gerektiğinde askerdir, alperendir. Gerektiğinde cephede vatanını savunan şehittir, gazidir, kahramandır. Gerektiğinde asayişi tesis eden polistir. Gerektiğinde adaleti sağlayan hakimdir, hakemdir. Gerektiğinde de şefkatli bir ağabeydir, kardeştir. Taksici, şoför deyip geçemezsiniz. Mahallenin ağabeyidir, mahallenin bekçisidir. Bakkal, kasap, manav, terzi deyip geçemezsiniz. O mahallenin adeta ruhudur. Sokağımızın, semtimizin vicdanıdır. Çok açık söylüyorum; esnafı çıkarıp aldığınızda Türkiye tarihinde geriye hiçbir şey kalmaz.'Erdoğan, Gülen Cemaati’nin esnaf üzerinde baskı kurduğunu söyledi:“Son bir yıl içerisinde esnaf kardeşlerimizle buluşmalarımızda iki konuyu görüştük: Paralel yapı ve Çözüm süreci. Paralel yapının kimi zaman gönüllü olarak ama çoğu zaman şantajla, kumpasla, baskıyla esnaf ve sanatkârı sömürdüğünü gördük.”Cumhurbaşkanı, Milli Güvenlik Kurulu’nda Cemaat’e yönelik alınan tavsiye kararının sıradan bir karar olmadığını belirtti:“Bizi dışarıdan bitiremezler. Legal görünümlü uluslararası destekli illegal örgütlenmelere karşı mücadelemiz sürecektir. Afrikalı dost ve kardeşlerimize yaptığımız uyarılar da birilerini rahatsız etmiş. Bu yapının farklı maskeler altında misyoner ve ajan tavrıyla faaliyet göstermesi bizim adımıza da, dost ülkeler adına da ciddi bir tehdittir.”‘Terleyen cumhurbaşkanı olmanın gayretindeyiz’“Esnafın ufku, dükkânının önü kadar değildir. Susarsanız ahilerin, esnafın, sanatkârın karşısına alnınız ak çıkamazsınız” diyen Erdoğan, Türkiye’nin Ortadoğu’da olanlara susarak büyük devlet olamayacağını söyledi.Erdoğan, terleyen cumhurbaşkanı olmaya çalıştığını belirtti:“Her yapılandan şikâyet eden, uluslararası medyaya servis yapan bir siyaset, Türkiye’ye hizmet eden bir siyaset olamaz. Herkes ter akıtacak, Türkiye istikrarla büyümesini idame ettirecek. Biz bürokratın teknokratın koşturmasını istiyoruz. Cumhurbaşkanı bu noktada asla istisna değildir. Koşan koşturan terleyen bir cumhurbaşkanı istiyor, böyle bir cumhurbaşkanı olmanın gayretini veriyoruz.”Yargıya eleştiriYargının Galataport ihalesini durdurma kararını eleştiren Erdoğan, “Öyle bir yargı düşünün ki, ihalesi iki yıl önce bitmiş Galataport olayında ihaleyi durdurma kararı veriyor. Yahu ihale bitmiş, adam ödemelere başlamış, projeler yapıyor. Cumhurbaşkanının ihaneti vataniye diye suçu var. Peki, yargı neyle yargılanacak? Biz ülkeyi uçurmaya çalışıyoruz. Beyler yürütmeyi durdurma kararı veriyor. Bir değil, iki değil, üç değil, dört değil… Belli bir gözle bakamazsınız. Tarafsız olmalısınız. Onun için adalet arıyoruz” dedi.Çözüm süreciErdoğan, Kürt sorununa çözüm sürecinin esnaf ve sanatkârı da umutlandırdığını söyledi:“Son bir buçuk yıldır bütün sabotaj girişimlerine rağmen sürdürülen Çözüm süreci, esnafın da güven ortamını yaşamasını sağladı. Esnaf ve sanatkâr arasında Türk, Kürt, Arap gibi ayrımlar yoktur. Çünkü esnaf ahidir yani kardeştir. Bu kardeşlikle teröre karşı geleceğinize gönülden inanıyorum. Bu bir pazarlık, taviz, alma-verme süreci değildir. Silahlar bir kenara konulacak. Ne mesele varsa konuşarak siyaset zemininde konuşulacak. Türkiye başka türlüsüne zemin ve imkân vermez.”‘Vicdan şovu yapmaya çalışıyorlar’Kobani’ye destek eylemlerini eleştiren Erdoğan, “Biz, birilerini tatmin etmek için değil, 77 milyonun huzuru, barışı ve kardeşliğini sağlamak için yola çıktık. Şımarıklığa ve başıbozukluğa tahammülümüz olmaz. Kobani bahanesiyle sokağa çıktılar. 50’ye yakın Kürt vatandaşımızın canına kıydılar” dedi.Erdoğan, Kobani eylemlerine katılanların Halep’te olanlara sessiz kaldığını söyledi:“Üst akıl Halep’i önemsemiyorsa, taşeronlar da önemsemiyor. Esed’in barbarlığına destek verdiler, Kobani üzerinden vicdan şovu yapmaya çalışıyorlar. Biz meselelerimizi üst akılla değil, milletimizle çözüyoruz”Kaynak: Al Jazeera
İstenmeyen Mesaja İlk Ceza Geldi!
Toplu mesajları takibe alan Gümrük Bakanlığı izinsiz gönderilen mesaja 25 bin lira ceza kesti.Hürriyet 'ten Erdinç Çelikkan'ın haberine göre toplu mesajları takibe alan bakanlık, telefon üzerinden gönderilen “Dosya masrafı size geri ödenecektir. Başvuru için son gün hemen arayın” kısa mesajı için Merka Enerji Tasarruf Ürünleri şirketine 25 bin TL ceza kesti; reklamların durdurulmasına da karar verildi. ‘Yeni Tüketici Yasası’na göre onay almadan birden fazla mesaj gönderen firmalara bin liradan 50 bin liraya kadar para cezası veriliyor. Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, tüketiciye Facebook, SMS, WhatsApp ve Twitter üzerinden gönderilen izinsiz mesajların takip edildiğini belirterek şirketlere “cezayı keseriz” uyarısında bulunmuştu. Canikli, “Denetim ekiplerimiz yoğun şekilde çalışıyor. Şirketlerin tüketiciden mutlaka yazılı teyit almaları gerekiyor. Mesajı istemiyorsanız şirkete 50 bin TL’ye kadar ceza yazacağız” demişti.Kaynak: Hürriyet
Reklam
Dünyada Yaşamın Olmadığı Bir Yer Var mı?
Şili’nin kuzeyindeki Atakama Çölü’nde hiçbir canlı yaşam mümkün değil gibi görünüyor. Dünyanın en kuru yerlerinden biri olan bu çölün bazı bölgelerinde 50 yıl boyunca bir tek damla yağmur düşmediği oluyor.Fakat burada bile yaşam var. Endolit adı verilen mikroorganizmalar kayalardaki gözeneklerin içine yerleşip buradaki nemden yararlanarak yaşama tutunuyor. Uzmanlar, endolitlerin, artıklarından beslenen diğer organizmalara da bu şekilde yaşam olanağı sunduğunu belirtiyor.Mikroorganizmalar dört milyar yıldır varlığını sürdürüyor. En aşırı koşullara bile uyum sağlayacak kadar uzun bir zaman yani. Peki dünyada hiçbir canlı yaşamın olmadığı ortamlar var mı?122 derecede yaşamBu sorunun yanıtını ararken bakılacak ilk yer aşırı sıcak ortamlar olabilir.Hipertermofil adı verilen organizmalar sıcağa dayanıklılığıyla biliniyor. Bu organizmalar aktif yanardağların bulunduğu bölgelerdeki denizlerin derinliklerinde, sıcak su sızıntılarının olduğu hidrotermal baca ağızlarında yaşıyor ve 122 santigrat derece ısıya dayanabiliyorlar.Araştırmacılar 150 dereceyi teorik üst sınır olarak görüyor. Bu sıcaklıkta artık proteinler parçalanıyor, yaşamın devamını sağlayan kimyasal tepkimeler olanaksız hale geliyor. Yani mikroorganizmalar hidrotermal baca ağızlarının kenarlarında yaşayabiliyor ama sıcaklığın 464 dereceye ulaştığı bacaların içinde yaşamaları olanaksız. Aynı şey karadaki yanardağlar açısından da geçerli. Uzmanlar, yaşamın sürdürülmesi bakımından sıcaklığın en belirleyici parametre olduğuna inanıyor.3 km derinlikte yaşamYüksek basınç bu bakımdan daha az sorun teşkil ediyor gibi görünüyor. Yani yerin ne kadar altına kadar yaşamın inebileceği sorunu, basınçtan ziyade ısıyla ilgili bir sorun. Dünyanın merkezinin 6000 derece olduğu düşünülüyor. Bu sıcaklıkta yaşamın olması mümkün değil.Fakat basınç olarak hangi derinliğe kadar yaşamın devam edebileceği henüz bilinmiyor. Güney Afrika’da bir altın madeninde yerin 3,2 kilometre derinliklerindeDesulforudis audaxviator adı verilen bir mikroorganizmanın yaşadığı tespit edildi. Yeryüzüyle teması muhtemelen milyonlarca yıl önce kesilmiş olan bu canlılar, radyoaktif çürüme yoluyla kayalardan besinlerini emerek yaşamını sürdürüyor.-20 derecede yaşamSıcaklık bakımından diğer aşırı uçta, yani buzlu ortamlarda da bazı canlıların yaşadığı biliniyor. Psychrobacteradı verilen bakteriler Sibirya’da donmuş topraklarda ve Antarktika’daki buzul çamurlarında -10 dereceye kadar soğukta yaşayabiliyor. Kısa bir süre önce de Antarktika’daki buzulların altındaki bir gölde canlı hücrelere rastlandı.Yine aynı bölgede -20 derecede aşırı tuz içeren bir gölde de yaşam izleri görüldü. Yaşamını sürdürebilmek için bu mikroorganizmalar özel protein yapıları ve hücrelerinde donmayı önleyen moleküller geliştirerek bu ortamlara adapte olmuşlar. Uzmanlar, yeryüzünde yaşam ilk ortaya çıktığından beri dünya birçok kez buzul döneme girdiği için bu ortamlarda yaşamla karşılaşmayı sürpriz olarak görmüyor.Radyasyonlu ortamda yaşamRadyasyonlu ortamlarda da canlılara rastlamak mümkün. Örneğin Çernobil’deki nükleer santralin patlaması sonucu yayılan radyoaktif sızıntı ortamında ve radyoaktif atıkların bulunduğu konteynerlerde bile mikroorganizmalara rastlanıyor.Deinococcus radiodurans adı verilen bu canlılar 15000 gray radyasyona dayanabiliyor. 5 gray radyasyon insanda ölümle sonuçlanıyor.Bizim ölümcül kimyasal maddeler içeren ortamlar olarak gördüğümüz koşullar bazı canlılar için ideal yaşam alanları olabiliyor. Bazı organizmalar arsenik, cıva gibi ağır metallere bağlı yaşarken bazıları da siyanürü tercih ediyor. Rusya’nın Kamçatka bölgesindeki kaplıcalarda bazı mikroorganizmaların insan için zehirli olan kükürt ve karbon monoksite bağlı yaşadığı görüldü.İstisnalar var mı?Ancak bazı istisnalar da olabilir. Antarktika’daki Don Juan Gölü dünyanın en tuzlu ortamı. Tuz oranı yüzde 40’ları buluyor. Araştırmacılar burada buldukları mikrobik yaşam belirtilerinin gölde mi oluştuğunu yoksa başka yerlerden rüzgârla mı taşındığından emin değil. Yani burada aktif yaşamın varlığı henüz kanıtlanmış değil.Şimdilik canlı yaşamın kesinlikle olmadığı bilinen ortamlar, aşırı sıcak ve steril laboratuvar ortamları. Umulmadık ortamlarda yeni organizmalar keşfedilmeye, canlı yaşamın görüldüğü sınırlar genişlemeye devam ediyor. Bu sınırların nerede sona ereceği henüz bilinmiyor.Buradan şu sonuca varmak mümkün: Canlı organizmalar her ortama uyum sağlayabiliyor.Fizikist
Star Gazetesi Yazarı Elif Çakır: 'Yollar Ayrılır da Usül Bu mu Olmalıydı?'
Star ve Akşam gazetelerinde yaşanan yayın yönetmenleri ayrılığı sonrası Star gazetesi yazarı Elif Çakır Ethem Sancak’ın sahip olduğu gazetelerdeki işten çıkarmalara Twitter hesabından sitem etti.Köşe yazarı Elif Çakır; Mustafa Karaalioğlu, Yusuf Ziya Cömert ve Mehmet Ocaktan’ın görevden alınmaları sonrası Twitter’da ‘bir süre izne ayrıldığını’ yazdı.Ardından bu tweet’ni silen Elif Çakır, Akşam ve Star gazetelerinden gönderilen ve ‘abim’ dediği gazetecilere yapılanları eleştiren yorumlar paylaştı. Zete
Bakü 2015 Avrupa Oyunları'nın Maskotları Ceylan ile Nar
Bakü 2015 Avrupa Oyunları'nın resmi maskotları, Ceylan ve Nar oldu. Ceylan ve Nar'ın, Azerbaycan'ın doğasından ve mirasından ilham alınarak belirlendiği, ülkenin gururlu tarihi ve umut dolu geleceğini yansıttığı söylendi.Ceylan ve Nar ikilisinin Bakü 2015'in tanıtımında markalaşmanın yüzü olacağı ve tüm dünyada ilk Avrupa Oyunları'nı temsil edeceği kaydedildi.Ceylan kelimesinin Azerbaycan Türkçesinde ülkedeki doğal güzelliklerin, lütuf ve saflığın sembolü anlamına geldiği ve Azerbaycan'ın koruma altında olan nadir hayvan türlerinden biri olduğu ifade edildi.Nar ise ise güneşi seven ve neşeli anlamına gelen ve Bakü'ye yakın Göyçay şehrinde yetiştirilen bir meyve türü, Azerbaycan folklorunda ise birliği sembolize ediyor.Ceylan'ın oyunlar ve Azerbaycan'ın zengin mirası için çok şık kültürel bir elçi olacağı, Nar'ın ise oyunların enerjisini, coşkusunu ve neşesini yansıtacağı, müsabakalara katılıp, spor dallarını anlatacağı bildirildi.Henüz çizimi hazır olan maskotların, ilerleyen günlerde animasyona ve üç boyutlu hale dönüştürüleceği, Avrupa Oyunları'nın tanıtımında başrol oynayacağı kaydedildi.İlki Bakü'de gerçekleştirilecek Avrupa Oyunları'nda 49 ülkeden 6 bini aşkın sporcu, 20 branşta mücadele edecek.Avrupa Olimpiyat Komitesi tarafından dört yılda bir düzenlenmesi planlanan organizasyonda sporcular, 2016 Rio Olimpiyat Oyunları öncesinde kendilerini sınama şansı bulacak.Toplam 18 tesisin evsahipliğinde düzenlenecek oyunların açılış töreni, inşaatı devam eden 65 bin kişi kapasiteli Bakü Olimpiyat Stadı'nda gerçekleştirilecek.Kaynak: AA
Şimdi de Mernis Çöktü
Nüfus kayıtlarının tutulduğu MERNİS sistemi bu sabah itibarıyla çöktü. Nüfus müdürlükleri sabah saatlerinde hiçbir işlem yapamıyordu. Öğlene doğru ise sistem ağır da olsa çalışmaya başladı. Geçen pazartesi günü de reçete onay sistemi olarak bilinen MEDULA sistemi çökmüş hastaların işlemleri saatlerce yapılamamıştı.Hürriyet’in haberine göre; Türkiye’nin en büyük e-devlet projesi olan MERNİS (Merkezi Nüfus İşletim Sistemi)’nde bu sabah arıza başlayan arıza onarılmaya çalışılıyor. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı 130 milyon kaydın yer aldığı MERNİS sisteminin çökmesiyle hiçbir online işlem yapılamıyor.Sözcü
Reklam