onedio
Nevşehir'de Öğretmen Servisi Kaza Yaptı: 2 Ölü
Nevşehir’de yolcu otobüsü ile öğretmenlerin de bulunduğu köy minibüsünün çarpıştığı kazada 2 kişi öldü, 20 kişi yaralandı.Kaza Nevşehir- Aksaray karayolunun 10’uncu kilometresinde saat 07.30’da meydana geldi. İstanbul- Nevşehir seferini yapan 50 ER 203 plakalı yolcu otobüsünün sürücüsü, akaryakıt istasyonundan kontrolsüz çıkan TIR’a çarpmamak için direksiyon kırdı. Karla kaplı yolda sürücünün kontrolünü yitirmesiyle karşı şeride geçen otobüs, Acıgöl İlçesi’nin Topaç Köyü’ne öğretmenleri ve yolcuları götüren 45 yaşındaki Mustafa Şahin yönetimindeki 50 LE 354 plakalı minibüse çarptı.Kazada minibüs şoförü Mustafa Şahin ile Topaç Köyü İlkokulu ana sınıfı öğretmeni 25 yaşındaki Halime Eryılmaz hayatını kaybederken, aralarında öğretmenlerin de bulunduğu minibüsteki yolcularla otobüsteki yolculardan 20 kişi yaralandı. Yaralılar kaza yerine sevk edilen ambulanslarla Nevşehir Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedaviye alındı.Kazayla ilgili soruşturma başlatılırken, kapanan karayolu araçların kaldırılmasıyla yeniden ulaşıma açıldı.
Dünya Sıralamasında Düşüş Sürüyor
Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği'nin (FIFA) kasım ayı dünya sıralaması açıklandıFIFA'nın internet sitesinden açıklanan kasım ayı dünya sıralamasına göre, 2014 FIFA Dünya Kupası'nın şampiyonu Almanya zirvedeki, Dünya Kupası finalisti Arjantin 2'nci, bir diğer Güney Amerika temsilcisi Kolombiya ise 3. sıradaki yerini korudu.2016 Avrupa Futbol Şampiyonası elemelerindeki (EURO 2016) 4. maçında galibiyetle tanışan Türkiye, geçen ay 8 sıra birden gerilemesinin ardından bu ay da 2 basamak düşerek 604 puanla 48. sıraya yerleşti.Türkiye Milli Takımı'nın EURO 2016 Elemeleri A Grubu'ndaki rakiplerinden Hollanda 5'inci, Çek Cumhuriyeti 17'nci, İzlanda 33'üncü, Letonya 97'nci ve Kazakistan 139. sırada yer aldı.Listedeki en dikkati çeken sıçramayı Faroe Adaları gerçekleştirdi. EURO 2016 elemeleri F Grubu mücadelesinde Yunanistan'ı 1-0 yenerek 2011'den sonra resmi maçlardaki ilk deplasman ve uluslararası arenadaki 20. galibiyetini elde eden Avrupa ülkesi, 82 sıralık yükselişle 105'inciliğe çıktı.Bir sonraki FIFA dünya sıralaması, 18 Aralık'ta açıklanacak.Haber Türk
Bursa'da Termik Santral Tartışması
Bazı sivil toplum kuruluşları, Bursalıların sağlığını olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle şehir içine termik santral kurulmasına karşı. Santrali inşa edecek DOSAB ise 'Karşımızda doğalgaz lobisi var' diyor.'Yeşil Bursa' son yıllarda yeşilinden çok şey kaybederek hızla sanayileşti ve Türkiye'nin dördüncü büyük sanayi kenti oldu.Bu hızlı sanayileşmeyi sürdürebilmek için yeni bir buhar ve elektrik santrali kurulması planlanıyor.Bazı meslek odaları ve çevre örgütleri, kent içine kurulacak Demirtaş Buhar ve Elektrik Üretim Santrali'nin çevre sağlığını bozacağı görüşünde.Kentte kurulan Termik Santrale Hayır Platformu, Bursa’nın yaşanmaz bir yere dönüşeceğini söylüyor. Meslek odaları, çevre örgütleri ve halkın bir bölümü santralin yapılmasına karşı.Termik santrali yaptıracak olan Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi (DOSAB) yönetimi ise santralin çevreye ve toplum sağlığına zararlı olmayacağını savunuyor. Şu anda Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu bekleniyor.Proje gerçekleşirse, termik santral saatte 390 ton buhar ve 49,9 MW elektrik üretecek. Bu üretim için günlük bin 200 ton kömür ve 150 ton kireç taşı yakılacak.“Çocuklarımızın kanser olmasını istemiyoruz”Santralin kurulması planlanan bölgeye yakın mahallelerde oturanlar tedirgin. 1988’den bu yana Panayır Mahallesi’nde oturan Nurcan Başboğa da onlardan biri. Başboğa, “Evimin yanında santral istemiyorum. Çocuklarım için kaygılanıyorum. Çocuklarımızın kanser olmasını istemiyoruz” diyor.Santralin yapılmasına karşı kadınların oluşturduğu girişimin bilgilendirme toplantısına gelinini ve torunlarını da alarak gelen Dudu Mat, “Otuz yıldır biz buradayız. Evimizin yanına santral kurulmasını ister miyiz?” diyor.“100 bin kişinin sağlığı etkilenebilir”Bursa Tabip Odası bir kitapçık yayınlayarak santralin halk sağlığına tehdit oluşturabileceğini dile getirdi. Bursa Tabip Odası Başkanı ve Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Toplum Sağlığı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kayıhan Pala’ya kurulması istenen santralin olası etkilerini sorduk.Pala, Bursa'da daha önce kurulan ve halen faaliyette olan Orhaneli Termik Santrali'ni örnek verdi:'2004- 2005 yıllarında Orhaneli Termik Santrali yakınında yaşayan insanların bundan etkilenip etikenmediklerini araştırmak için bir buçuk yıl süren bir araştırma yaptık. Bir de santrale 30 kilometre mesafede bir kontrol grubu aldık. Her iki grubun akciğer solunum fonksiyon testlerini ve diğer bulgularını inceledik. Her iki grubu karşılaştırınca termik santralin yakınındaki insanların akciğer solunum fonksiyonlarında istatistiksel olarak anlamlı bir azalma olduğunu kanıtladık ve bunu uluslararası bilimsel bir dergide yayınladık.'Bu durumun DOSAB’taki santral için de geçerli olup olmayacağı sorusuna ise, “DOSAB’da kömür yakılarak enerji üretecek bir santralin bunlara yol açmaması için herhangi bir bilimsel kanıt elimizde yok. DOSAB'ın termik santali en az 100 bin kişinin ciddi şekilde sağlığının olumsuz etkilenmesi potansiyeline sahip bir termik santraldir” yanıtı aldık.“Enerjiye ihtiyaç var ama çevre gözardı edilmemeli”Türkiye Mimar Mühendis Odaları Birliği (TMMOB) Bursa İl Koordinasyon Kurulu Dönem Sözcüsü ve Elektrik Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Remzi Çınar da kent içerisinde kömürle çalışan bir santralin kurulmasının hata olduğu görüşünde.TMMOB olarak projeyi her yönüyle incelediklerini belirten Çınar, “TMMOB olarak bir rapor hazırladık. Raporda açıkça söylüyoruz; bu ülkenin enerji üretimine ihtiyaç var ancak çevresel faktörleri gözardı etmememiz gerekiyor” diyor.Havanın değişmesi ile birlikte Uludağ’a kar yağışının da etkileneceği savunan Çınar, “Bacasız sanayi de önemli. Bu santral turizm kenti olan Bursa’nın turizmini de etkileyecek. Dağda kar istiyor turizmcimiz. Bunun kar için engel olduğunu da düşünüyoruz” diyor.“Bursa’nın havası kirli, daha da kirlenmesin”Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği (DOĞADER) de santrale karşı. Dernek başkanı Murat Demir “Bursa’nın zaten kirli bir havası var. Bunu düzeltmek varken, kirli havayı daha da kötüye götürecek bir santral yapılıyor” diyor.2 bin ailenin bir kış mevsiminde yaktığı kömürün santralde bir günde yakılacağını söyleyen Demir, DOSAB’ın tüm Bursa’ya rağmen birşeyler yapmak istediği görüşünde. Demir, “DOSAB Termik Santraline Hayır' adlı bir platformumuz var. 100’ün üzerinde bileşenden oluşuyor. Aramızda meslek örgütleri, akademik örgütler, hayvan hakları örgütleri, taraftar örgütleri var. Kentin bütün dinamiklerini kapsayacak bir platformuz. Bu santrali DOSAB yönetiminin dışında kimse savunmuyor ve bu kent de üç beş sanayiciden oluşmuyor” diyor.“Şehrin içerisinde de santral olabilir”Santral projesinin arkasında DOSAB yönetimi var. DOSAB Bölge Müdürü Serhat Şengül akademik oda, çevre örgütleri ve bölgedeki tedirgin vatandaşların aksine kömürle çalışan santrallerin şehrin içerisinde de faaliyet gösterebileceğini savunuyor. Şengül, “Şehri zehirleyeceğiz gibi bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Bu çok yanlış” diyor.Kömürün taşımasından yakılmasına, külün bertarafına kadar tüm planların tesisin şehrin içerisinde olacağı göz önüne alınarak yapıldığını kaydeden Şengül, karşılarındaki grubu ikna etmenin mümkün olmayacağını söylüyor, “Bu santrali dağın tepesinde de yapsak, en ücra yerde de yapsak bu gruplar yine karşı çıkacaklar” diyor.“Kömür santrali için hayal rakamlar”Santralin projesinde görülen olası zararların Avrupa Birliği’ndeki standart değerlerin çok altında olduğunu belirten Şengül, “O kadar yüksek verimlere ulaşıyoruz ki bir kömür santrali için hayal rakamlar” diyor.Sanayi bölgesinin mevcut yapısında ihtiyaç duyulan buharın ayrı ayrı ve kontrollü tesislerde üretildiğini belirten Şengül, “DOSAB'ta 98’i doğal gazlı, 3’ü kömürlü tesis var. Biz bunların hepsini kapıyoruz ve denetlenebilir tek bir tesis yapıyoruz. Sanayi bölgesindeki mevcut fabrikaların oluşturdukları kirlilik ve emisyondan çok daha düşük emisyonlu bir tesis yapıyoruz. Bunun neresi yanlış?” diye soruyor.“Sermaye düşmanlığı yapılıyor”Tepkiler için 'Sermaye düşmanlığı yapılıyor' diyen Şengül buna rağmen herkesin izleyebileceği bir kontrol sistemi önerdiklerini anlatıyor:“Bunlar 7/24 izleme yönetmeliğine tabi. İzlenmemesi gibi bir durum söz konusu değil. Kamuoyuna ikinci bir şey teklif ettik. Devlet yasal olarak izlesin, ayrıca bir heyet kurulsun ve bir danışman şirket seçilsin ve ikinci bir izleme sistemi de oluşturulsun. Bedelini de biz verelim.”Şengül, bölgede yaşayan insanların kaygılarını gidermek için çok sayıda bilgilendirme toplantısı yaptıklarını ve santral için hazırladıkları web sitesinde santrale karşı çıkanların iddialarına yanıt verdiklerini de belirtiyor.“Arkalarında doğalgaz lobisi var”Şengül, 'Bu proje ile Türkiye’nin doğalgaza bağımlılığı azalacak ve Türkiye’nin cari açığı benzer projelerle birlikte azaltılacak' diyor ve Enerji Bakanı ile yaptıkları toplantıda kendilerine “Sizinki gibi 10 tane daha tesis olsun başka bir şey istemiyoruz” denildiğini belirtiyor.Şengül’e göre karşılarındaki grup Türkiye’nin doğalgaza bağımlılığının azalmasını istemiyor.Şengül, “Karşımızdaki grubu hafife almayalım. Bu, uluslararası bir problem. Bunun ardında doğalgaz lobisi var” diyor.Al Jazeera Turk, Okan Yüksel
Çanakkale'de Bir Termik Santrala Daha İptal
Çanakkale’nin Karabiga beldesinde Akdeniz foklarının yaşam alanına Cengiz Holding tarafından kurulmak istenen termik santralın bir projesine daha yargıdan iptal kararı geldi.BirGün gazetesinden Doğu Eroğlu’nun haberine göre, Akdeniz fokları (Monachus monachus) ve caretta caretta’ların yaşam alanı olan Çanakkale Karabiga’da kurulmak istenen Cenal Enerji Termik Santralının, 4 parçaya ayrılarak Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinde öngörülen kıstaslardan kaçırılmak istenmesine tepki gösteren Çanakkale İdare Mahkemesi, daha önce yürütmesini durdurduğu Cenal Enerji Santralı ve Derin Deniz Deşarjı projesi hakkındaki ÇED olumlu kararını iptal etti.İptal talebini görüşen Çanakkale İdare Mahkemesi, 4 parçaya bölünerek çevresel etkileri gizlenen proje hakkında, “Termik santral entegre projesinin çevresel etkilerinin bütüncül olarak değerlendirilmesine imkân tanınmamasına sebebiyet verecek şekilde parçalara ayrılarak ayrı ayrı projeler olarak öngörüldüğü anlaşıldı” değerlendirmesini yaptı. 9 Karabigalı yurttaş, Karabiga Temiz Doğa Derneği, Biga Çevre Derneği, Madra Dağı ve Kaz Dağı Belediyeler Birliği ile TMMOB’ye bağlı Ziraat Mühendisleri Odası Çanakkale Şubesi, Peyzaj Mimarları ve Çevre Mühendisleri Odalarının açtığı davayı görüşen Çanakkale İdare Mahkemesi, 4’e bölünen projenin bir parçası hakkındaki ÇED olumlu kararını daha iptal etti.‘YOK’ DENİLEN FOKLARI ODTÜ BULMUŞTUDavanın müdahili Cenal Elektrik Üretim A.Ş. savunmasında Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün deniz kaplumbağaları ve Akdeniz foklarının varlığı hakkında herhangi bir görüş bildirmediğini ifade etmiş, santralın soğutmasında kullanılıp denize boşaltılacak suyun denizi ısıtmayacağını iddia etmişti. Cenal Elektrik Üretim A.Ş.’nin bu iddialarına karşın, yeniden ÇED raporu düzenlenen ve hakkında ÇED Olumlu kararı alınan termik santral için kurumların bir kez daha itirazda bulunduğu anlaşılmıştı. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü “Bakanlığımız uzmanlarınca yapılan çalışmada proje sahasının yakınında Akdeniz Foku yaşama alanı olan deniz mağarasının olduğu belirlenmiştir” uyarısında bulunmuş, Deniz ve Kıyı Yönetimi Dairesi Başkanlığı ise santralın denizde ısınma yaratacağını söylemişti. Akdeniz fokları, bölgede çalışma yapan ODTÜ’lü deniz biyologları tarafından da tespit edilmiş ve kayıt altına alınmıştı.FOKLAR HALÂ TEHLİKEDEYargı kararlarına ve kurumların uyarılarına karşın Cenal Entegre Enerji Santralı adını alan termik santral için yeniden ÇED Olumlu kararı verildi. Yetkililerin onay verdiği raporda şirketin bir uzmana yaptırdığı incelemede Akdeniz fokları ve caretta caretta’lar hakkında “Her iki tür de oldukça geniş sıcaklık farklarını tolere edebilir” denmiş ve türlerin kaderini bekleyen tehlike bir anlamda kabul edilmişti. Türlere verilecek zarar görmezden gelinerek alınan ÇED Olumlu kararı hakkında yurttaşlar ile örgütlerin açtığı yürütmeyi durdurma talepli iptal davasından da, termik santral aleyhinde sonuç çıkması bekleniyor.Zete
"Agüero'dan Sadece Ronaldo İyi"
Samir Nasri, takım arkadaşı Sergio Agüero’ya övgüler yağdırdı.Manchester City-Bayern Münih maçında üç gol atarak Devler Ligi’ne damgasını vuran Arjantinli forvet Sergio Agüero’ya, takım arkadaşı Samir Nasri’den övgü geldi.Nasri, “Agüero hakkında konuşmaya gerek yok. İstatistikler ortada. Müthiş bir oyuncu ve durdurulması çok zor. Bana göre Lionel Messi ile şu an aynı seviyede. Agüero’dan iyi olan sadece Cristiano Ronaldo” dedi.Eurosport
Reklam
Fıtrat Değil Anayasa: 'Kadınlar ve Erkekler Eşit Haklara Sahiptir'
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, “Kadın ile erkeği eşit konuma getiremezsiniz. Çünkü fıtratları farklıdır” demesine 57 kadın ve LGBTİ örgütü, vakıf ve kurum, 'Fıtrat değil Anayasa' başlıklı ortak bir metinle karşılık verdi.Açıklamada Erdoğan’ın Temmuz 2010’da ilk defa dile getirdiği kadınla erkeğin hiçbir şekilde eşit olamayacağı söylemini bir kez daha tekrar ettiği hatırlatılırken, “Erdoğan’ın bu söylemi, Türkiye’nin de imza attığı birçok uluslararası sözleşmede yer alan toplumsal cinsiyet eşitliği hedefine karşı çıkmaktadır” denildi.Erdoğan, Anayasa’yı ihlal etmektedirTürkiye’nin Dünya Ekonomik Forumu’nun Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’na göre 142 ülke arasında 125’inci sırada olduğunun da altı çizilirken, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu söylemiyle cinsiyet eşitliğini sağlamak konusunda bir politika uygulamayacağını Cumhurbaşkanı’nın ağzından beyan etmiş oldu. Türkiye Anayasası’nın 10. Maddesi diyor ki, ‘Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.’ Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan bu söylemiyle Türkiye Anayasası’nı da ihlal etmektedir” ifadeleri kullanıldı.Açıklamanın tam metniFıtrat Değil Anayasa: “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir.”Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Temmuz 2010’da ilk defa dile getirdiği kadınla erkeğin hiçbir şekilde eşit olamayacağı söylemini bir kez daha tekrar etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu söylemi, Türkiye’nin de imza attığı birçok uluslararası sözleşmede yer alan toplumsal cinsiyet eşitliği hedefine karşı çıkmaktadır.Zaten Dünya Ekonomik Forumu’nun Cinsiyet Eşitsizliği Raporuna göre 142 ülke arasında en sonlarda, 125. sırada olan Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu söylemiyle cinsiyet eşitliğini sağlamak konusunda bir politika uygulamayacağını Cumhurbaşkanı’nın ağzından beyan etmiş oldu. Türkiye Anayasası’nın 10. Maddesi diyor ki, “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.” Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan bu söylemiyle Türkiye Anayasası’nı da ihlal etmektedir.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın beyanı Türkiye’de on yıllardır toplumsal cinsiyet eşitliği için çaba gösteren kadın hareketinin tüm kazanımlarını yok etmeyi amaçlamaktadır. Bu söylem ayrıca uluslararası insan hakları rejimleri çerçevesinde oluşturulmuş, Türkiye’nin de imzacısı olduğu ve Türkiye Anayasası’nın 90. Maddesi uyarınca kanun hükmünde olan, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) ve İstanbul Sözleşme’ne aykırıdır. Ayrıca Cumhurbaşkanı’nın bu beyanı Türkiye’nin de taraf olduğu 1995 Pekin Deklarasyonu, Pekin +5, Pekin +10, Pekin +15 ve bunlara ilişkin tüm BM Kadının Statüsü Komisyonu (CSW) kararlarına da aykırı bir beyandır.25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nün haftasında, günde üç kadın öldürülürken eşitlik olmadan adaletin mümkün olmadığını hatırlatıyoruz. Son yıllarda %1400 artan kadına yönelik şiddetin önemli bir nedeninin evrensel eşitlik anlayışının bu şekilde reddedilmesi olduğuna tanığız.Aşağıda imzası bulunan kurumlar olarak, eşitlikten ödün vermeyeceğimizi ve eşitliğin bir pazarlık malzemesi değil, demokratik ve evrensel bir hak olduğunu bir kez daha hatırlatıyor ve kadınların neredeyse 100 yıl önce kazandıkları haklarını geri alma hamlesi olarak gördüğümüz bu yaklaşımı kabul etmediğimizi belirtiyoruz.KatılımcılarAdana Kadın Dayanışma Merkezi ve Sığınmaevi Derneği (AKDAM)Adıyaman Kadın PlatformuAltınokta Kibele Kadın DergisiAnkara Feminist KolektifAntalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma DerneğiAvrupa Kadin Lobisi – 80 ÖrgütAyvalık Bağımsız Kadın İnisiyatifiCinsel Şiddetle Mücadele DerneğiCinsiyet Eşitliği İzleme DerneğiÇanakkale Kadın El Emeğini Değerlendirme Derneği – Kadın Danışma Merkezi (ELDER)Diyarbakır Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi (DİKASUM)Engelli Kadın DerneğiEşit Yaşam DerneğiEŞİTİZ – Eşitlik İzleme Kadın GrubuEv Eksenli Çalışan Kadınlar Çalışma GrubuEv Kadınları Derneği (EVKAD) – AdanaFemin & Art Genel Merkezi ve 12 ŞubesiFeminist AtölyeFilmmor Kadın KooperatifiHaklı Kadın PlatformuHalkevci KadınlarHDK Ankara Kadın MeclisiHürriyet Aile İçi Şiddete Son! KampanyasıİHD Ankara Şubesi Kadın Komisyonuİnşaat ve Kadın DerneğiİRİS Eşitlik Gözlem Grubuİstanbul Feminist Kolektifİşçi Kardeşliği Partili (İKP) Kadınlarİzmir Bağımsız Kadın İnisiyatifiİzmir Kadın Dayanışma Derneğiİstanbul Kadın Kuruluşları BirliğiKadın Adayları Destekleme Derneği (KA-DER) Genel Merkez Şube ve TemsilcilikleriKadın Çalışmaları DerneğiKadın Dayanışma VakfıKadın Eğitim ve İstihdam DerneğiKadın Girişimciler Derneği (KAGİDER)Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV)Kadın Haklarını Koruma DerneğiKadının İnsan Hakları – Yeni Çözümler DerneğiKadının Sosyal Hayatını Araştırma DerneğiKadın PartisiKadın Girişimciler Derneği (KAGİDER)Kapadokya Kadın Dayanışma DerneğiKaradeniz Kadın Dayanışma DerneğiKARYA Kadın DerneğiKAOS GL DerneğiKEİG PlatformuKESK’li kadınlarKırmızı Biber DerneğiMarmara Grubu VakfıMersin Bağımsız Kadın DerneğiMor Çatı Kadın Sığınağı VakfıMuğla Kadın Dayanışma GrubuMuş Kadın Çatısı DerneğiMuş Kadın Derneği (MUKADDER)Nilüfer Belediyesi Kadın Dayanışma MerkeziNilüfer Belediyesi Eşitlik BirimiNilüfer Kent Konseyi Kadın MeclisiOrdu Kadını Güçlendirme DerneğiPembe Hayat LGBTT Dayanışma DerneğiPetrol-İş Sendikası Kadın DergisiSendikal Güçbirliği Platformu Kadın KoordinasyonuSmyrna İş ve Meslek Sahibi Kadınlar DerneğiSosyalist Feminist KolektifSosyalist Kadın MeclisleriSosyal Politikalar, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD)Türk Kadınlar Birliği Genel Merkezi ve 81 ŞubesiTürk Üniversiteli Kadınlar Derneği ve 20 ŞubesiTürkiye Kadın Dernekleri FederasyonuUçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma DerneğiVan Kadın DerneğiYaşam Kadın Çevre Kültür ve İşletme Kooperatifi (YAKA-KOOP)Yaşamevi Kadın Dayanışma DerneğiYeşil Sol KadınlarCNN Türk
Reklam
Türksat, 4K Yayın Testlerine Başladıklarını Açıkladı
Türkiye'de uydu yayıncılığı yapan kuruluşlardan Türksat, 4K yani Ultra HD yayın testlerine başladıklarını açıkladı. Uyumlu televizyonu olanlar yayınları izleyebilecek. Full HD'den 4 kat daha yüksek çözünürlük sunan 4K yani Ultra HD yayınların testleri Türkiye'de de yapılmaya başlandı. Geçtiğimiz günlerde Digiturk'un yaptığı deneme yayınının ardından uydu üzerinden yayın hizmetleri sunan Türksat da 4K testlerine başladığını açıkladı.Test yayınları 26-30 Kasım tarihleri arasında İstanbul'da gerçekleştirilen MÜSİAD High-Tech Port Fuarı'ndaki Türksat standında seyredilebilecek. Şimdilik test aşamasında olan 4K Ultra HD test yayınlarının HEVC (H265) destekleyen, uydu alıcılı 4K Ultra HD televizyonlarda, 12123 MHz frekans, Yatay (Horizontal) polarizasyon, 15.000 Sembol Oranı, FEC:3/4 parametreleriyle izlenebileceği de açıklandı.Televizyonun da uyumlu olması gerekiyor4K yayınları izleyebilmek için uyumlu bir televizyona ihtiyaç duyuluyor. Günümüzde 4K destekleyen akıllı televizyonların fiyatları 1800 TL'den başlıyor. Giderek yaygınlaşan bir yayın türü olan 4K'yı destekleyen kameraların sayısı da artıyor. Bazı telefonların yanısıra fotoğraf makinesi ve video kameralar da 4K video kayıt desteği vermeye başladı. UEFA Euro 2016’da maç yayınlarının 4K olarak yayınlanması hedefleniyor.Al Jazeera Turk
'Yayın Yasağı Lekelenmeme Hakkını Korumak İçin'
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, dört eski bakanla ilgili kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu'nun çalışmalarına yönelik yayın yasağını, 'Soruşturmaların, insanların lekelenmeme hakkına da riayet edilerek yürütülmesi gerekir. Gizliliğin en önemli nedenlerinden bir tanesi bu, lekelenmeme hakkını korumak, öte yandan da delillerin sağlıklı toplanmasına yardımcı olmak içindir' diye değerlendirdi.Bakan Bozdağ, Nazım Hikmet Kongre ve Sanat Merkezi'nde, 16. Dönem 478 Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile 9. Dönem 7 İdari Yargı Hakimleri'nin kura töreni öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.Bozdağ, 'Meclis'teki araştırmaları yürüten komisyonunun çalışmalarına yayın yasağı getirildiği şeklindeki haberleri nasıl değerlendiriyorsunuz' sorusu üzerine, bunun araştırma değil, soruşturma komisyonu olduğunu hatırlattı. Anayasa, iç tüzük ve diğer ilgili yasal düzenlemelere göre Meclis Soruşturma Komisyonu'nun adli bir komisyon olduğunu dile getiren Bozdağ, şöyle devam etti:'Bunun anlamı şu; Meclis Soruşturma Komisyonu, görev yaparken cumhuriyet savcısının sahip olduğu bütün yetki ve görevle donatılmış olarak soruşturma yapmaktadır. Esasında cumhuriyet savcısının yaptığı bir soruşturmayı eski bakanlar hakkında Meclis Soruşturma Komisyonu yapmaktadır. Dolayısıyla soruşturma sırasında savcıların sahip olduğu bütün hak, yetki ve görevlere sahiptir. Soruşturma gizlidir. Bizim ceza muhakemesi yasamız buna amirdir. Aynı şekilde Türk Ceza Kanunu'nu da soruşturmanın gizliliğinin ihlalini cezai müeyyideye bağlamıştır.'Soruşturma Komisyonu Başkanı Hakkı Köylü'nün, gizli yürütülmesi gereken soruşturma komisyonu çalışmalarının her gün gazetelerde yer almasının soruşturmanın gizliliğini ortadan kaldırdığını söylediğini belirten Bozdağ, Köylü'nün bu gizliliğe riayet edilmemesi nedeniyle hakimden soruşturmanın gizliliği konusunda talepte bulunduğunu aktardı. Bozdağ, 'Sayın komisyon başkanının yaptığında usule, yasaya, iç tüzüğe, anayasaya aykırı herhangi bir durum söz konusu değildir. Soruşturmaların, insanların lekelenmeme hakkına da riayet edilerek yürütülmesi gerekir. Gizliliğin en önemli nedenlerinden bir tanesi bu, lekelenmeme hakkını korumak öte yandan da delillerin sağlıklı toplanmasına yardımcı olmak içindir' diye konuştu.İMRALI GÖRÜŞMELERİHDP heyetinden İmralı Adası'na hangi isimlerin gideceğine ilişkin soru üzerine Bozdağ, HDP'lilerin henüz Bakanlığa müracaatlarının bulunmadığını, müracaat olduğunda değerlendireceklerini söyledi. Adaya gidecek isimlerin Adalet Bakanlığına iletildiği yönündeki değerlendirme üzerine Bozdağ, başvurunun Bakanlığa yapılmış olabileceğini ancak imza için kendisine henüz gelmediğini kaydetti.Milletvekilleriyle ilgili yasa gereği izin verme yetkisinin Adalet Bakanlığına ait olduğunu anımsatan Bozdağ, 'Milletvekillerinin bu hafta sonu adaya gitme konusunda talepleri olduğunu biliyorum. Biz olumlu bakıyoruz taleplerine' dedi.CEZAEVLERİNDEKİ DOLULUKCezaevlerindeki doluluk oranının yüzde 98'e ulaştığı yönünde haberler yapıldığı belirtilerek bu konuda yeni çözüm arayışları olup olmadığı sorusuna karşılık Bozdağ, şöyle konuştu:'Cezaevlerinde bulunanlar devletimize ailelerinin emanetidir. Onların her türlü hizmetini yapmak da bizim vazifemizdir. Güvenliği dahil bütün ihtiyaçlarını gidermek de bizim vazifemizdir. Şu anda cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin sayısı bütçe komisyonunda verdiğim rakam 155 bin civarındadır. Tabii bunun bir kısmı tutuklu, bir kısmı hükümlüden oluşuyor. Tutuklu sayısı çok az önemli bir kısmı hükümlülerden oluşuyor. Şu anda herhangi bir sorun yok cezaevlerinde. Bununla ilgili zaten bakanlığımız gerekli çalışmaları yapıyor.'AA
Mustafa Koç: 'Daha Ne Vergi Vereyim; Bir Gömleğim Kaldı'
Mustafa Koç, Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı ve Arçelik A.Ş. Genel Müdürü Levent Çakıroğlu ve Dış İlişkiler ve Kurumsal İletişim Direktörü Oya Ünlü Kızıl, Arçelik A.Ş’nin Güney Afrika’daki markası Defy’ın ziyareti sırasında ekonomi gazetecileriyle bir sohbet toplantısı düzenledi.Sohbette, Arçelik’in küresel marka algısından yeni küresel yatırımlara, ülkedeki işsizlik ve cari açık sorununda yapılacak seçimlerin ekonomiye etkisine, kutuplaşmadan futbolun durumuna pek çok soru ve konu gündüme geldi.'21. Yüzyılda Kapital' kitabıyla ünlenen iktisatçı Thomas Piketty’nin birkaç gün önce Türkiye’de verdiği konferansta da dile getirdiği, “Gelir eşitsizliğini ortadan kaldırmak için servet vergisi alınmalı” önerisini, “Daha ne vereceğiz? Bir gömleğimiz kaldı. Kayıtsız ekonomiyi kayıt altına aldıktan sonra bunu tekrar konuşmak lazım” şeklinde değerlendiren Koç, ülkede kayıtlı ekonomiden dolaylı, dolaysız pek çok vergi alındığını dile getirdi.Cumhuriyet gazetesinde Olcay Büyüktaş imzasıyla yer alan habere göre, Mustafa Koç’un gazetecilerin sorularına verdiği yanıtlar özetle şöyle oldu:“Küresel oyunda topluluk olarak henüz istediğimiz yerde değiliz. Ülker’in yaptığı muazzam bir iş. Bunu bir fon ile ortak alıp sonra devralmak… Açıkçası bu kadar dışarıyla ilintiliyiz. Her şeyi takip ediyoruz. Ama ben sonradan baktım. United Biscuits’in bu kadar yaygın olduğunu bilmiyordum. Ülker Grubu nokta atışı yapmış. Zaten Murat (Ülker) Bey’e mektup yazıp tebrik ettim.Kendi ‘know how’ına sahip olduğumuz veya yabancı ortağımızın olmadığı yepyeni bir işe girmemiz lazım. Paradigmaları değiştirmek açısından bizim de bu tip girişimlere açık olmamız lazım, bununla ilgili de çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Otomotiv olması mümkün değil. Beyaz eşya, bankacılık, enerji mümkün olmayabilir ana iş dallarımız dışında başka iş dallarına da odaklanabilecek o yaklaşıma açığız.Olmak istediğimiz yere; çıtayı yüksek yere koyuyoruz. Uzakdoğu’nun müjdesini daha sonra vereceğiz.Önümüzdek yıl bir sürpriz olabilir ama adı üstünde sürpriz. Şimdi söylersek sürpriz olmaz, büyüsü bozulur. Nispi olarak söylemek biraz zor ama daha fazla ağırlığımızı koyabiliriz. İçerideki yatırımlara yaptığımız yatırımları biliyorsunuz, otomotivde çok ciddi yatırım, açıkladık; Tüpraş’ın yatırımı Türk sanayisindeki en büyük yatırım. Ama biraz daha ağırlığımızı global şirket olmak yönünde dışarıya doğru kaydıracağız.“YAPI KREDİ’DEN ÇOK MEMNUNUM”Çok ciddi bir varlık bizim için. Marka, kredi kartları pazarı, çalışma sistemi, verimlilik, getiri ve piyasası değeri açısından çok iyi bir yerde. İtalyan ortağımız (Unicredit) ile de fevkalade iyi gidiyoruz. İtalyanlar da Türkiye’nin ne kadar önemli bir pazar olduğunun çok iyi farkındalar, azami önem gösteriyorlar.Garanti Bankası’nın satışı zaten belliydi, tam zamanında yaptılar. Kendilerini candan kutluyorum, çok iyi. Adım adım gayet iyi planlanmış, programlanmış bir süreçti. Bence de çok iyi şekilde finalize ettiler.“İŞSİZLİK SOSYAL BARIŞ İÇİN TEHDİT”İşsizliğin yükselmesi sosyal açıdan da tehdit. Öbür taraftan anlamda sanayinin yeniden şekillendirilmesi lazım. Mesleki eğitim çok önemli. Katma değer, bizim özellikle bu cari açık belasıyla başa çıkabilmemiz için enerjiye bağımlı olduğumuz müddetçe daha fazla katma değerli ürünler yaratmak zorundayız. Sanayi evrimini, dönüşümünü gerçekleştirmemiz lazım. Bu işe ne kadar erken başlanırsa o kadar iyi. Düğmeye şimdi basılsa en erken 10-15 yıl sonra işler rayına girer.Diğer yandan Koç Holding’in sosyal sorumluluk projesi olan Meslek Lisesi Memleket Meselesi (MLMM) Projesi gibi projeler önemli. İş dünyası ve okul arasındaki modeli geliştirdik. Bunu TÜSİAD ve Ticaret Sanayi Odaları aracılığıyla tüm iş dünyasına yaymayı çalıştık. Çok önemli reformlar yapıldı mesleki eğitimde ancak fikrin değişmesi zaman alabiliyor.”Zete
Reklam
Rosetta Kuyrukluyıldızın Dumanını Görüntüledi
Philae göreviyle bir ilki başaran Rosetta uzay aracı, yörüngesinde yer aldığı 67P/Churyumov–Gerasimenko kuyrukluyıldızından yükselen toz ve ısıyı görüntüledi.Rosetta uzay aracı, Güneş'e yaklaşmasıyla beraber yüzeyindeki hareketlilik de artan 67P kuyrukluyıldızından uzaya saçılan toz ve ısıyı gözlemlemeyi başardı. Avrupa Uzay Ajansı (ESA), 67P'nin Güneş'e yaklaştıkça etrafında bir 'atmosfer' gelişiyor olabileceğini belirtti.ESA, 26 Kasım'da elde edilen fotoğraf hakkında yaptığı açıklamada, 'fotoğrafın alt kısmının üstteki yayılımın görüldüğü yere kıyasla silüet gibi kaldığı, çekirdekten yayılan gaz ve tozların gök cisminin parlak köşelerinde atmosfer oluşumuna benzerlik gösterdiği' ifade edildi. Öte yandan, NAVCAM cihazının optiklerinden kaynaklanıyor ve beyaz parçacıkların toz ve diğer küçük kozmik materyali temsil ediyor olabileceği belirtildi.Gökbilimciler, birkaç ay içinde Güneş'ten daha fazla ısıya maruz kalacak 67P'de yaşanacak değişimleri çok daha net bir şekilde gözlemleyebilecek. Mart 2015'te Güneş'e en yakın noktasına erişmesi beklenen 67P, Rosetta tarafından sürekli takip edilecek.67P yüzeyine 12 Kasım'da inen ancak gölge bir yere sürüklendiği için uyku moduna geçen Philae'nin ise uyanıp uyanmayacağı belli değil. Philae, 67P'nin Güneş'e giderek yaklaştığı günlerde eriyip yok olabilir.Al Jazeera
En Hızlı Gelişen Sosyal Ağ Tumblr
Sosyal platformlar arasındaki rekabet tüm hızıyla sürüyor. Yapılan son araştırmalar, giderek büyüyen Tumblr'ın en hızlı gelişen platform olduğunu ortaya koydu.Aylık 1.35 milyar kullanıcısıyla dünyanın en büyük sosyal ağı tartışmasız Facebook. Buna rağmen, büyüme hızında daha yeni ve daha niş olarak olarak görülebilecek sosyal ağların üstünlüğü bulunuyor. Global Web Index şirketinin son verileri, bu alanda en büyük ivmeyi Tumblr'ın yakaladığını gösteriyor.Büyümede yeniler öndeSon 6 aylık sonuçlara göre yapılan çalışmada, Tumblr kullanıcı sayısı olarak yüzde 45'lık bir büyüme yakalamış durumda. Ağdaki aktif kullanıcı ise yüzde 120'lik büyük bir artış yakalamış görünüyor. Bu sonuçlarla Tumblr, Pinterest ve Instagram'ın önünde liderlik koltuğuna oturuyor.Linked'in ilk 3'ü takipteİkinci sıradaki Pinterest ise kullanıcı sayısı artışında Tumblr'ı sollasa da aktif kullanıcı artışında bir parça geride kalıyor. Yüzde 36'lık artış yakalayan Instragram'ı iş ağı LinkedIn takip ediyor.Büyük ağlarda durum stabilTwitter, YouTube, Google Plus, Facebook gibi eski sosyal platformlarda ise durum daha stabil. Örneğin, Facebook'un sadece yüzde 6'lık bir büyüme yakalamış durumda. Bakalım önümüzdeki dönemde sosyal platformlarda eğilimler nasıl şekillenecek?ShiftDelete.Net
Kadınlar Dünyada Erdoğan'a Karşı Kampanya Başlattı: #Womendigging
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Kadınla erkek eşit değildir. Kadınlara erkeklerin yaptığı her işi yaptıramazsınız, komünist rejimlerde olduğu gibi. Eline ver kazmayı küreği çalışsın, olmaz böyle bir şey. Onun narin yapısına ters düşer” açıklamasına kadınlar Twitter’de açtıkları #womendigging etiketi ile yanıt veriyor.Dünden beri #womendigging etiketi altında iş kıyafetleri ile, ellerinde kazma küreklerle çekilen fotoğraflarını paylaşan kadınlar Erdoğan’ın sözlerine tepkilerini dile getiriyor.Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceki gün katıldığı KADEM I. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi’nde yaptığı konuşmada şunları söylemişti:Kadın ile erkeği eşit konuma getiremezsiniz, o fıtrata terstir. Tabiatları bünyeleri fıtratları farklıdır. İş hayatında hamile bir kadını erkekle aynı şartlara tabii tutamazsınız. Çocuğunu emzirmek zorunda olan bir anneyi, bir erkek ile eşit konuma getiremezsiniz. Kadınları erkeklerin yaptığı her işi yaptıramazsınız, komünist rejimlerde olduğu gibi. Eline ver kazmayı küreği çalışsın, olmaz böyle bir şey. Onun narin yapısına ters düşer. Bizim dinimiz kadına bir makam vermiş, annelik makamı. Anneye bir makam daha vermiş. Cenneti ayakları altına sermiş. Babanın değil annenin ayakları altına koymuş.Anne başka bir şey. Ve makamların o ulaşılamazdır. Ama bunu anlayanlar olur anlamayanlar olur. Bunu feministlere anlatamazsın mesele, onlar anneliği kabul etmiyor.”Erdoğan’ın bu sözleri dış basında geniş yer buldu. Ardından kadınlar tepkilerini twitterdan dile getirerek kampanya başlattı.Kaynak: Zete
Reklam
iPhone'daki Ekran Görüntülerini Temizleyen Uygulama: Screeny
iPhone’un en güzel özelliklerinden birisi de iki tuşa aynı anda basarak kolayca ekran görüntüsü alabilmesi. Bu sayede iPhone sahipleri günlük hayatları içinde sıklıkla ekran görüntüleri alıyor ve bu sayede hızlı bilgi erişimi veya paylaşımı yapabiliyor. Ancak bir süre için faydalı olan ekran görüntülerini silmek genellikle unutuluyor. Bu da Film Rulosunun karışık gözükmesine sebebiyet veriyor.Screeny bu karışıklığı ortadan kaldırmaya talip olan yeni bir uygulama. iTunes App Store’dan 1,99 TL karşılığında indirilebilen Screeny sayesinde cihazdaki ekran görüntüleri bir solukta silinebiliyor. Başlatılmasının ardından Film Rulosunu taramaya girişen uygulama, ekran görüntülerini tespit ettikten sonra kullanıcılara bu görüntülerin cihazda ne kadar alan kapladığını gösteriyor. Bu bilginin gösterilmesinin ardından ekrana dokununca tüm ekran görüntüleri otomatik olarak siliniyor.Teknoblog
Kanınızı Alan Oyun Projesi Beklemeye Alındı
Kickstarter’ın en ilginç projelerinden birisi askıya alındı. Yapımcılar ise vazgeçmiş değil.Oyun dünyası nice ilginç ve garip fikir ile karşımıza çıkabiliyor. Kendimizi oyundaymış gibi hissetmemizi sağlamak için görsel, işitsel ve hatta (başarısız bir deneme olsa da) koku duyularımıza bile hitap eden denemeler ortaya çıkıyor. Ama şimdiki Kickstarter projesi ile yepyeni bir seviyeye atladık.Blood Sport ekibi tarafından geliştirilen teknoloji ile karakterinizi daha da dikkatli oynamanız gerekiyordu. Karakteriniz herhangi bir şekilde zarar görür, yaralanır ya da kaza yaparsa, kumandanıza bağlı cihaz sizin kanınızı alacak ve bir nevi kan bağışı yapmanızı sağlayacaktı.Projenin Kickstarter sayfası herhangi bir sebep yazmadan dondurulmuş olarak yenilendi. Kickstarter yetkilileri durdurulan projeler ile ilgili yorum yapmama prensipleri sebebiyle konu hakkında bilgi vermedi.Sistemin kurucusu olan Taran Chadha ise “ Tahminimiz sistemin tıbbi malzemeler ve kan bağışı ile alakalı olmasına rağmen, herhangi bir kan alma kliniği ile resmi olarak ortak çalışmamamız sebebiyle iptal edildiği. Ama bu konu üzerinde çalışmalarımız sürüyor. ” şeklinde bir açıklama yaptı.
Reklam
Gazetelerde Bugün | 27 Kasım Perşembe
Hürriyet: Şöhretleri zedelenmesinSabah: Paralel Yapı'yı CIA ile Mossad yönetiyorMilliyet: Rahşan affından sonra 3 kat arttıVatan: 'Özal'dan af diliyorum' Taraf: 60 soru sıfır cevap Akşam: ‘Paralel‘ ihanet Gazze‘ye uzandı Birgün: Aşağıdaki haberlere yayın yasağı konduStar: Tavizsiz süreçCumhuriyet: Yasağınızı Tanımıyoruz, REDDEDİYORUZZaman: Fahiş vergiler aşağıya çekilmeden ucuz akaryakıt hayalYeni Şafak: Üst akılla değil milletle çözeriz
Anderlecht - G.Saray Maçı İçin Yazılmış En İyi 10 Köşe Yazısı
Hoca şuurunu kaybetmiş. 'Bir an önce paramı verin de gideyim' modunda. Skor 2-0 olmuşken alay eder gibi oyuna Furkan'ı sokuyorsa bunun çok basit bir açıklaması var: Prandelli kafasında Galatasaray'ı çoktan silmiş.Kongrenin sonra Galatasaray'a artılar getirdiğini görmüyoruz. Teknik direktör değişikliğinin de artılar getirdiğini görmüyoruz. Geriye şimdi lig ve Ziraat Kupası kaldı... Galatasaray doğru kararlar alırsa bunu lehine çevirebilir. Bir kere teknik direktör olayını kapatması lazım. Bir teknik direktör 91. dakikada Furkan'ı sokuyorsa iş bitmiştir.Devamı...
7 Madde ile ‘Devlet Nasıl Özür Diler?' Kanun Teklifi
HDP, Devlet Özür Dileme Kanun Teklifi hazırlayarak, insanlık suçlarına ilişkin devlet adına nasıl özür dilenmesi gerektiğini 7 madde ile açıkladı.Halkların Demokratik Partisi (HDP), İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel imzasıyla 7 maddelik ‘Devlet Özür Dileme Kanun Teklifi’ hazırladı.Teklifte, özrün bir törenle yapılması ve kamuya bağlı görsel yayınlardan canlı olarak sunulması, olayın yaşandığı günün Ulusal Yas olarak ilan edilmesi, özür dilemenin kapsamının Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına, şartlı cümleler koyulmadan net bir şekilde belirtilmesi gibi maddeler yer alıyor.‘Barış savaşın olmaması değildir’Teklifin gerekçe bölümünde, Benedictus Spinoza tarafından yapılan, “Barış savaşın olmaması değildir. Barış bir erdemdir, iyiliğe, güvene ve adalete doğru bir meyil, bir zihinsel tutumdur” şeklindeki barış tanımını hatırlatan Tuncel kanun teklifinin gerekçesinde şunları ifade etti:“Barışın gerçekleşmesi, ahlaki bir tutum olarak tarih ve toplumlar önünde durmaktadır. Teritoriye bağlı, Anayasal sözleşme ile bağlanmış toplumlar, bu ahlaki ve erdem içeren nosyona sahip oldukları ölçüde devlet-toplum barışını ve toplumsal barışı gerçekleştirebilir.“Ulus devlet, bir ‘yanlış devlet’ biçimi olarak erk-toplum barışını ve toplumsal barışı kadük bırakmak üzere kurgulandı. Barış karşıtı bu biçim, sadece savaşların olması üzerinden değil; ‘örtük savaş’ların olması üzerinden de kendisini yeniden üretiyor. Devlet erki kendini yenilerken; toplumlar kimlik, cinsiyet, sınıf ve ekoloji üzerinden sömürü ilişkiler durumunu biçim değiştirerek sürdürüyor.“Barış ‘hem erkin hem de toplumun içerisinde bulunması gereken tarihsel ve evrensel bir süreçtir. Bu sürecin gerçekleşmesinin bir ayağı toplumsal kesimler ve toplumsal temsilleri sürece katmak iken, diğer ayağı da geçmişle yüzleşme ve hakikatlerin açığa çıkarılmasıdır.“Belirli bir teritoride ulus devlet formu ile kurulan, edimsel kuruluşu 1923 olsa da Türkiye modernleşmesinin momenti olan 1908 yılı itibariyle kurulmaya başlandığı gerçekliğinde ele alınması gereken Türkiye Cumhuriyeti’nde ulus tahayyülü, demokrasi inşasındaki yanlış ve eksiklikler post-nasyonel çağda esaslı bir yüzleşme ihtiyacı ile karşı karşıyadır.“Devlet-toplum, toplum-toplum, devlet-doğa, doğa-toplum barışmasının gerçekleşmesi için belirli bir yasal çerçevenin olmaması barış ve yüzleşme ihtiyacının karşılanmasında hukuki bir eksikliktir.“Türkiye’de toplumsal barışın sağlanması ve devlet ile toplumun yeni bir toplumsal sözleşme ile bir gelecek tahayyülü sunmasının önünde, son zamanlarda gündeme gelen 38 Dersim Katliamı yanı sıra insanlığa karşı işlenen pek çok suç bulunuyor.“Özellikle Türkiye’de etnik kimliği ve inancından dolayı belli kimliklerin sistematik olarak baskı ve zor altında tutulduğu gerçeği göz önünde tutulduğunda devletin resmi olarak özür dilemesi tüm bu gerçeklerle yüzleşmenin önemli bir adımı olacaktır.“Yaşanan insanlık suçlarına karşı uzunca süredir toplumsal muhalefet devletin yüzleşmesi yönünde mücadelesini yürütmektedir. Geçmişiyle yüzleşmeyen bir devlette Hrant Dink’in öldürülmesi gibi hedef gösterilmiş toplumsal kesime yönelik cinayetler devam edebilmektedir. Bu anlamda özür dileme ve yüzleşme bir yandan da ‘bir daha asla’ demektir.”Örnekler“Dünyada pek çok ülke, savaş zamanı yaptığı insan hakları ihlalleri, azınlıklara ve kendi halklarına yönelik yapmış olduğu asimilasyon ve toplu katliamlarla ilgili özür diledi. 2008 yılında Avustralya Başbakan’ı Avustralya Parlamentosunda çıkarılan önergenin oylanması ile tüm ülkede canlı yayınla verilerek ‘Aborjinler’den özür dilemiştir. Kanada 2008 yılında parlamentosunda hazırlanan önergeyi geçirerek, Kızılderililere yönelik geçmişte yapılan asimilasyon politikalarından dolayı özür diledi. Yine Hollanda hükümeti 2000 yılında, 2. Dünya Savaşında Yahudilere, Çingenelere ve Endonezyalılara karşı yapılan haksızlıklardan dolayı özür dilediğini açıkladı ve tazminat ödemesi yapıldı. ABD’de 2002 yılında başlayarak eyaletler geçmişte yapılan siyahlara yönelik köle ticaretiyle ilgili özür yasayı çıkardı ve bazı eyaletler tazminat ödemesi yaptı. 1993 yılında Güney Afrika Cumhuriyeti katliamlardan sorumlu ‘Apartheid’ rejiminden dolayı özür diledi.“Tüm dünya örneklerine bakıldığında “geçmişle yüzleşme”nin devleti temsil eden Cumhurbaşkanı ya da Başbakanın Meclis’te bir önerge ya da yasa ile özür dileme prosedürü gerçekleştirdi, tazminat gibi onarıcı önlemler alındı. Ancak gerçek bir yüzleşmenin Güney Afrika’nın özür dilemesinden sonra oluşturulan Hakikatleri Araştırma Komisyonlarıyla gerçekleştiği, bu komisyonlarla tüm devlet arşivleri açılarak yaşananların ortaya çıkarıldığı bilinmektedir.“Bu süreçte, faili meçhul olan cinayetler, toplu katliamlara dair belge ve bilgiler toplanarak bir yandan da gecikmeli olarak da olsa adaletin de sağlanması için bir çabanın sağlanması söz konusudur. Dolayısıyla ‘geçmişle yüzleşmenin’ sadece küçük bir adımını oluşturulan özür dilemeden ziyade, hükümetin ortaya siyasi bir irade koyarak uzun süreli, bilimsel, gerekirse uluslararası heyetlerin desteğini alarak bunu sağlaması esas olandır.“Yasa teklifi, Türkiye’de belirli durumlarda Ulusal Yas ilan edilmesi yoluyla, ulus tahayyülünün daha kapsayıcı yani devlet toplum ilişkisinin daha yüksek bağlılık düzeyinde olmasını; aynı zamanda ulus içerisinde farklı kimliklerin birliktelik duygusunun gelişmesini öngörüyor.Devlet nasıl özür diler?Teklifin uygulamaya ilişkin kapsamı şöyle:“Devlet adına Cumhurbaşkanı resmi olarak özür dileyeceği yaşanan insanlık suçu, katliam ya da sistematik ihlallerle ilgili özür dilerken aşağıdaki çerçeveye göre bir metni kamuoyu ile paylaşır.“Özür dilenen olayın, tarihi, yeri, olayın içeriği ve mağdurları metin içerisinde net bir şekilde belirtilir. Yaşanan insanlık suçu ya da hak ihlalleri özellikle etnik kimliği, inanç kimliği ya da cinsiyete dayalı bir ayrımcılıktan hareketle işlenmiş ise, özür bireyleri de içerecek şekilde halk ya da gruba yönelik dilenir.“Özür dilemenin kapsamının Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına, şartlı cümleler koyulmadan net bir şekilde belirtilir.“İçeriğinde devletin yaşanan olaydan dolayı sorumluluğu üstlendiği açık bir şekilde belirtilirken, özür dileme özellikle yaşanan olaydaki mağdurları ve yakınları tarafından kabul edilebilir makul bir dille yapılır,“Özür dileme töreni kamuya bağlı tüm görsel yayın organlarından canlı yayınlanır.“Özür dileme metni TBMM’de Cumhurbaşkanı tarafından, tüm siyasi parti grup başkanlarının ve gruplarının olduğu kamuoyuna açık bir oturumda okunur. Metnin Genel Kurul’da okunmasından hemen sonraki iş günü, olayın yaşandığı yerde Cumhurbaşkanı devlet temsilcisi olarak aynı özür metnini okumak üzere özür diler.“Özür dileme resmi olarak yapıldıktan sonra en fazla 1 yıl içerisinde, konuya özgü TBMM’de yasa ile Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurularak, devletin elindeki tüm arşivlerin açılması sağlanır. Komisyonun kurulması ayrı bir yasa ile düzenlenirken; insan hakları örgütlerinin, olayı yaşayanlar ya da yakınlarının komisyonda temsili sağlanır. Komisyon üyelerinde cinsiyet açısından eşit temsil ilkesi benimsenir. Özür dileme sonrasında mağdurların ve yakınlarının maddi ve manevi tazminatları sağlanır.“Devlet, özür dilemenin bir yüzleşmeye dönüşmesi için kamuoyunu bilgilendirmede, sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesinde ve sivil toplumun dahil edilmesinde yükümlülük taşır.“Özrün konusu olan sorunla yüzleşmenin ve hesaplaşmanın yaşanabilmesi için geçmişle yüzleşme ve hesaplaşma, cezasızlık, insanlık suçları, soykırım gibi konularda ilgili uluslararası sözleşmelere ve protokollere uygun olarak gerekli yasal düzenlemeler yapılır.“Olayın yaşandığı gün Ulusal Yas olarak ilan edilir.IMC
Reklam