Volvo’dan Bisikletçi Dostu Teknoloji
Aynı yolu paylaşmalarına rağmen bisikletler ve arabalar çok iyi anlaşamayabiliyor. Dünyadaki en güvenli arabalardan birkaç tanesini geliştirmiş olan Volvo, şimdi de bisikletler ve arabaların haberleşmeleri ve birbirlerini göremiyorlarken bile birbirlerinden haberdar olmaları için yeni bir teknolojik güvenlik kaskı geliştirdi. POC ve Ericsson ile yapılan ortaklık neticesinde tasarlanan ve geliştirilen kask, konum bilgisini popüler bisikletçi uygulaması Strava ile paylaşıyor ve Volvo araçları internet üzerinden bu verilere erişebiliyor. Eğer bir bisiklet görüş alanında olmasa bile bir Volvo’ya yaklaşırsa aracın sürücüsü uyarı mesajı alıyor. Aynı uyarı mesajı bisikletçiye de gidiyor, Strava uygulamasından yakındaki arabaya yönelik bir uyarı alan kask uyarı ışıklarını yakıyor.
Bayık: 'Süreç Tıkanırsa Kürtler Ayaklanır'
İngiliz The Times gazetesi, 'Kürtler, Türkiye barış görüşmelerini rafa kaldırırsa ayaklanma tehdidinde bulunuyor' başlıklı haberinde, KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık'la yaptığı röportajı aktarıyor.Anthony Loyd imzalı haberde, 'Suriye ve Irak'ta IŞİD'e karşı ABD öncülüğündeki koalisyonun başarısı açısından hayati öneme sahip, yıpranmış bu barış süreci, Ekim ayında Kürtler ve Türkler arasında 40'a yakın kişinin ölümüne neden olan şiddet olaylarından sonra çok kritik bir noktada' deniyor.Gazeteye konuşan Cemil Bayık, hükümetin kendini barış sürecine adamaması durumunda 'Ekim'deki gibi yeniden ayaklanırız' uyarısında bulunup şöyle devam ediyor:'Silahsız bir ayaklanma olur ama eğer devlet, Türk güvenlik güçleri insanlara saldırır, halkı öldürürse o zaman bunun yanıtı silahlı bir ayaklanma olur.'Muhabir, Kandil'de yapılan röportajda Bayık'ın tehdidiyle ilgili 'barış sürecinin çürüdüğünün son kanıtı' yorumunu yapıyor ve şöyle devam ediyor:'Batı, IŞİD'e karşı savaşta Kürtlerin ve Türkiye'nin önemli bir role sahip olduğunun farkında ve İslamcı militanlara karşı bölgedeki müttefikleri arasında uyum sağlanması çabalarına odaklanıyor ama (süreçteki) tıkanıklık, Türkiye ve PKK arasındaki savaşa geri dönüş tehdidi oluşturuyor.'Gazete, Bayık'ın 'öfkeli ve hırçın' olduğunu belirtiyor ve Erdoğan ile AKP hükümetini 'gelecek yaz düzenlenecek seçimlere kadar ve PKK'ya yönelik operasyonlara yeniden başlamak için zaman kazanmaya çalışmakla' suçladığını yazıyor.'Türkiye PKK'ya savaş açmak istiyor'Bayık ise bu görüşünü şu sözlerle dile getiriyor:'Seçimleri kazanmak için gelecek seçim dönemine kadar zaman kazanmak istiyorlar, sonrasında ise Kürt özgürlük hareketine savaş açmak istiyorlar. Biz böyle bir yaklaşımı kabul etmeyeceğiz. Türklerin zaman kazanmasını bekleyip izlemeyeceğiz.'The Times, 2009 yılındaki ateşkesin sona ermesinden sonra üç yıl boyunca Türk güvenlik güçleri ve PKK arasında çatışmaların yeniden başladığını hatırlatıyor ve son dönemde de Türiye'nin Kobani'de IŞİD'e karşı savaşan YPG'lilere askeri destek geçişine izin vermediği için taraflar arasındaki gerginliğin arttığına dikkat çekiyor.Gazeteye konuşan Bayık, Ankara'nın, Abdullah Öcalan'ın öne sürdüğü dört başlıklı taslağı kabul etmemesi durumunda şiddet olaylarının geri dönebileceğini söylüyor.Haberde, IŞİD'in bölgedeki tırmanışının Türkiye'yi ve 'PKK'yla bağlantılı YPG'lileri' İslamcı militanlara karşı savaşta merkezi bir konuma sürüklediğinin altı çiziliyor.Öcalan'ın Sırrı Süreyya Önder aracılığıyla duyurduğu 'Yöntem', 'Tarihi ve Felsefi Boyut', 'Temel Gündem Maddeleri' ve 'Eylem Planı' başlıklı taslakta, sürecin tüm aşamalarının belgelenmesi, mutabakatların kayıt altına alınması ve eylem planıyla ilgili tarihlerin belirlenmesi gibi maddeler yer alıyordu.'Asıl terör örgütü IŞİD'Bu siyasi düzende de, Türkiye'nin İncirlik hava üssünü ABD'nin kullanımına sunma karşılığında sınırın Suriye tarafındaki bölgelerin kontrolünün YPG yerine Özgür Suriye Ordusu'na verilmesini talep ettiği aktarılıyor.Haber şöyle devam ediyor:'Irak'ta, IŞİD'in Erbil'e ilerlemesinin önlenmesi için PKK'nın Kürt Peşmerge ile beraber savaşma çabaları onlara yerel halk arasında 'kahraman' statüsü kazandırdı. Fakat PKK'nın ABD ve Nato tarafından terörist örgüt olarak ilan edilmesi onları öfkelendiriyor.'Cemil Bayık gazeteye yaptığı açıklamada IŞİD'le ilgili de şu ifadeleri kullanıyor:'IŞİD'den daha terörist başka bir örgüt yok. PKK, uluslararası koalisyonun yanında IŞİD'e karşı savaşan tek ana güç. Nasıl olur da koalisyonun parçası olarak savaşan güçler PKK'yı terörist örgütler listesinde tutabilir? Bu bir çelişkidir.'BBC Türkçe
İzmir'de Trafik Kazası: 6 Ölü
İzmir Çanakkale karayolu Dikili ilçesinde, refüje çarptıktan sonra havalanarak karşı şeride geçen otomobil, seyir halindeki başka bir otomobilin üzerine devrilmesi sonucu 6 kişi öldü, 1 kişi yaralandı.Edinilen bilgilere göre, İzmir Çanakkale karayolu Dikili ilçesi Kaynarca mevkisinde, Fatih Kuru'nun yönetimindeki 35 KC 3458 otomobil, refüje çarptıktan sonra havalanarak karşı şeritte seyir halindeki 10 KF 729 plakalı otomobilin üzerine devrildi.Kazada, Fatih Kuru, Ali Ekmel Çelebioğlu ve Zeynep Karaca ile kimliği henüz tespit edilemeyen 3 kişi olay yerinde hayatını kaybetti.Yaralanan Hatice Serpil Çelebioğlu ambulansla Bergama Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.Kaza nedeniyle yol trafiğe kapatıldı.AA, DHA
Yılanı Andıran Robot Kol!
(Robot olsun veya olmasın) Yılanlardan korkanlarımız için gelecekte onlardan kaçılabilecek çok az yer bulunacak gibi gözüküyor. Havada asılı kalarak belirlenen yolu izleyebilen OC Robotics’ Series II – X125 system snakebot, çocukluk korkularımızı gün yüzüne çıkarmasının haricinde gelecekte insanlığa oldukça faydalı olabilir.
Kuzey Kore’den ABD’ye: 'Siber Saldırıyı Beraber Araştıralım'
ABD Başkanı Barack Obama’nın, ‘Kuzey Kore kaynaklı olduğuna inandıkları’ siber saldırı ve tehditler nedeniyle The Interview (Röportaj) filminin gösterimini durduran Sony Pictures’a yönelttiği eleştirilere yapımcı firma “Hata yapmadık, direndik” yanıtını verdi. Kuzey Kore ise, saldırıların arkasında Pyongyang’ın olduğunu iddia eden ABD’ye “Ortak soruşturma yapalım” teklifinde bulundu.ABD’nin iddialarını reddeden Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı, Washington’u, ‘temelsiz iddiaları yaymakla’ suçladı ve açılacak bir soruşturmanın iddiaları çürüteceğini söyledi.Bakanlık açıklamasında, “ABD temelsiz iddialar yayıp bize iftira atarken, biz olayla ilgili ortak soruşturma yürütülmesini öneriyoruz. CIA’in uyguladığı işkencelere gerek olmadan, olayın bizimle ilgili olmadığını kanıtlayacak araçlarımız var” dendi.Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’a düzenlenecek suikasti konu alan filmin, yönetilen tehditler nedeniyle şirket tarafından gösterime sokulmaması üzerine Obama, “Sony büyük bir hata yaptı. Keşke benimle konuşsalardı” demişti. Obama, olaydan Kuzey Kore’yi sorumlu tuttu ve “Bir yerlerdeki diktatörün bize sansür uyguladığı bir toplum değiliz” dedi. Obama, siber saldırılara ‘uygun bir cevap verileceğini’ söyledi.Obama’nın gösterimi iptal ettikleri için eleştirdiği konuşan Sony Pictures Yönetim Kurulu Başkanı Michael Lynton da CNN’e yaptığı açıklamada, ‘gösterimi iptal ederek hata yapmadıklarını’ söyledi ve “Pes etmedik, direndik” dedi.Sony açıklamasında, gösterimin iptal edilmesi kararının ‘sinema salonlarının büyük bir kısmının filmi göstermemeyi tercih etmesi’ üzerine alındığını belirtildi ve “Sinema salonları olmadan filmi Noel Günü gösteremezdik. Başka seçeneğimiz yoktu. Filmi görmek isteyenlerin bunun için başka bir fırsat bulmalarını umuyoruz” dendi.Firma, yalnızca Noel Günü gösteriminin iptal edildiğini ve filmin başka platformlarda gösterimi için arayışlarını sürdürdüklerini ifade etti.ABD Başkanı Obama, filme yönelik tehditlerin Kuzey Kore’den geldiğine inandıklarını söyledi, ABD Federal Soruşturma Bürosu FBI da yaptıkları soruşturma sonunda siber saldırılardan Kuzey Kore’yi sorumlu tuttu.Filmin gösteriminden önce Kasım ayında, senaryonun detayları, maaş verileri ve özel e-posta yazışmaları sızdırılmış, kendilerini ‘Barışın Savunucuları’ olarak tanımlayan siber korsanlar The Interview filminin gösterilmesi durumunda ’11 Eylül 2001 olaylarına benzer saldırılar düzenleyebilecekleri’ tehdidini savurmuştu. Beyaz Saray da Sony’ye yapılan saldırıların ‘ulusal güvenlik meselesi’ olarak değerlendirildiğini ifade etti.Kuzey Kore, aybaşındaki açıklamasında siber saldırılardan sorumlu oldukları iddialarını yalanladı. Kuzey Kore resmi haber ajansı KCNA, ülkenin üst düzey askeri yetkililerine dayandırdığı haberinde iddialar için ‘terbiyesizce dedikodular’ demişti.Filmin gösteriminin iptal edilmesine Hollywood’dan da tepki geldi. George Clooney, filmin internetten gösterilmesi gerektiğini söyledi ve Hollywood’un Kuzey Kore tarafından tehdit edilemeyeceğini belirtti. Zete
Twitter’da En Çok Kullanılan 100 Emoji
FiveThiryEight, Twitter’daki en popüler 100 emoji listesini hazırladı. Liste gerçek zamanlı bir şekilde şu çılgın web sitesi üzerinden de takip edilebiliyor: http://www.emojitracker.com/
Reklam
Peşmerge, IŞİD Kontrolündeki Şengal'e Girdi
Peşmerge güçlerinin, terör örgütü IŞİD'in kontrolündeki Musul'un Şengal (Sincar) ilçesini ele geçirdiği bildirildi.AA'nın verdiği bilgiye göre Peşmerge güçleri, IŞİD militanlarıyla üç gün süren şiddetli çatışmaların ardından Şengal ilçe merkezine girdi. Bölgedeki savaş, sokak çatışmaları şeklinde devam ediyor.Peşmerge komutanlarından Sefin Şingali, AA muhabirine yaptığı açıklamada, koalisyon güçlerine ait savaş uçaklarının desteğiyle Şengal ilçe merkezine girdiklerini söyledi. Çok sayıda IŞİD militanının, bölgeyi terk ederek Musul'a kaçtığını aktaran Şingali, Sincar'da kalmayı tercih eden militanların, Peşmerge'ye karşı direnmeye devam ettiğini belirtti.Şingali, ağır silahlar eşliğindeki yeni Peşmerge birliklerinin bölgeye ulaşmasıyla IŞİD'in tamamen etkisiz hale getirileceğini kaydetti.Musul'da Yezidi nüfusuyla bilinen Şengal ilçesi, Peşmerge güçlerinin 3 Ağustos'ta çekilmesiyle terör örgütü IŞİD'in eline geçmişti. Bunun üzerine ilçe ve köylerini terkeden 30 bin Yezidi, Şengal Dağı'na sığınmıştı. Bu Yezidilerin 20 bini güvenli kara koridorunun açılmasıyla Halk Savunma Birlikleri (YPG) kontrolündeki Suriye sınırı güzergahından Irak'ın Duhok iline nakledilmişti. Dağda bir hafta aç ve susuz kalan ve saatler süren yolculuğun ardından kurtulan Yezidilerin, yaşadıkları dünyanın dikkatini çekmişti. IŞİD'in, kendilerine özgü dini inanışları olan Yezidilere saldırması, Irak'a yönelik askeri ve insani yardımları hızlandırmıştı. Şengal Dağı'nda hala 10 bin Yezidi olduğu ifade ediliyor. Irak hükümeti, helikopterlerle bölgedeki Yezidilere belli aralıklarla insani yardım ulaştırıyor.AA
En İyi 100 Teknik Direktör Sıralamasına Türkiye'den Sadece Bilic Girebildi
Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Bilic, dünyanın en iyi 100 teknik adamı sıralamasına Türkiye'den giren tek isim oldu.Dünyanın en iyi teknik direktörleri açıklandı. Listede ilk 100'de, sadece bir Türk teknik adam yer alabildi. Günümüz futbolunda tüm ülkeleri kapsamına alan, Coach World Ranking'in gerçekleştirdiği sıralamaya bir de Türkiye'de çalışan yabancı bir teknik adam girmeyi başardı.Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Bilic, en iyi 80. teknik adam olarak gösterildi ve ilk 100'e giren Türkiye'den tek çalıştırıcı oldu. Almanya'nın Hannover ekibini çalıştıran Tayfun Korkut ise 95. basamakta gösterildi.Listenin ilk sırasında Real Madrid'in İtalyan çalıştırıcısı Carlo Ancelotti yer aldı. Bayern Münih'ten Guardiola 2., Atletico Madrid'den Simeone üçüncü, Benfica'dan Jesus dördüncü ve Chelsea'den Mourinho beşinci sıraya layık görüldüler.Lucescu 35. sıradaBeşiktaş'ın UEFA Avrupa Ligi'ndeki rakibi Liverpool'un hocası Brendan Rodgers 26, Trabzonspor'un aynı kupadaki rakibi Napoli'nin başındaki isim Benitez 16, Galatasaray ve Beşiktaş'ın eski teknik direktörü Lucescu 35, Nordin Amrabat'ın Malaga'daki hocası Gracia 52, Spartak Moskova'dan Murat Yakın 58. oldular.Skorer
Reklam
Erdoğan'dan 14 Aralık Yorumu: 'Gazeteci Suç İşlemez mi?'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cemaat'e dönük operasyonla ilgili Avrupa'dan gelen eleştirilere tepki gösterdi, 'Türkiye guguk devleti mi? Burası da hukuk devleti. Çıkan kararı bekleyeceksin' dedi.Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Genel Kurulu'na katılan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 14 Aralık'ta Gülen Cemaati'ne yönelik başlatılan operasyonla ilgili konuştu. Süreci yakından izlediğini söyleyen Erdoğan, her şeyin kanuna uygun devam ettiğini söyledi. Avrupa'dan gelen eleştirilere de sert tepki gösteren Erdoğan'ın açıklamaları şöyle:'Yargı ve Emniyet'in geçmişte yaptığı hatalar tekrarlanmıyor. Hiç kimse süreç tamamlanmadan linç edilmiyor, algı operasyonları yapılmıyor. Şu anda dikkatli ve titiz bir süreç izleniyor. Bu süreç başladıktan sonra malum çevreler 'Basın susturuluyor' diye kampanya başlattı. Tatil gününde AB açıklama yapıyor, ne kadar da hassaslar. Bu ülkede olup bitenlere ne kadar hassaslar. Ne zamandan beri böyleler? 50 yıldır bizi kapılarında bekletenler, bu hassasiyeti nereden elde ettiler? Sözcüleriyle çıktılar Türkiye aleyhine açıklama yaptılar. Uluslararası basın da Türkiye aleyhine bu kampanyaya sımsıkı sarıldı.''Burası da hukuk devleti'Erdoğan, 'Paralel yapının inlerine girilmeye başlanınca dilleri çözüldü. Türkiye AB önünde kapı kulu değildir' dedi ve şöyle devam etti:'Bu AB’nin en büyük ülkesine, 'PKK terör örgütünü ülkenizde besliyorsunuz' diye dosyalar sunduğumda aldığım cevap şu: Haklarında 4 bin dava var. Netice bir hiç oldu. Cevap olarak da 'Burası hukuk devleti' dediler. Biz neticeyi bekliyoruz. Türkiye ne? Guguk devleti mi? Burası da hukuk devleti. İlerleme raporlarında her şey önceden planlı. Bize akıl verenlerin ülkesinde, Sabancı Holding’in binasında merhum Sabancı’yı katleden terörist fellik fellik dolaşıyor. Yakalanıyor, bir kapıdan girip diğerinden çıkıyor. Söylediğimizde elli dereden su getiriyorlar, neden teslim etmiyorsunuz? Siz hangi adaletten bahsediyorsunuz? Yapılanlar hoşlarına gitmiyor olabilir. Umutlarınızı adalet üzerine tesis edin. Umut bağladığınız maşaların maskesi düşüyor olabilir. Türkiye’nin adaletine ve yargı kararlarına saygı göstereceksiniz.''Suikast girişimleri oldu'Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, Türkiye'nin 2023 hedefinden de bahsetti, 2023’e giden yol gülistan olmayacak. Zaman zaman aşkımızı, şevkimizi kırmaya yönelik saldırılar da olacak. Yılgınlığa kapılırsak biz de kaybederiz, millet de ülke de kaybeder' dedi. Erdoğan, AK Parti'nin kurulduğu 2002'den beri çok sayıda badire atlattıklarını savundu.'Bugünlere öyle kolay ulaşmadık. 2002’den beri öyle dikensiz bir gül bahçesi değildi. Darbe senaryoları yazıldı, bazı senaryolar uygulamaya dahi geçirildi. Suikast girişimleri oldu, arkadaşlarım tehdit edildi. Milletin seçtiği bir siyasi parti kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Sokaklar hareketlendirildi. İçeriden, dışarıdan çok sayıda operasyon yapılmak istendi. En son 17-25 Aralık darbe girişimini yaşadık. Bunlardan herhangi birinde diz çöküp tuzağa düşseydik, pes etseydik bugünlere ulaşamazdık. 2023 vizyonundan bahsedemezdik.''Dönemin Haşhaşi örgütü oldular'Kendisinden, 'dönemin başbakanı' diye bahsedildiğini hatırlatan Erdoğan şunları söyledi:'Darbeden o kadar eminlerdi ki, hazırladıkları iddianameye 'dönemin başbakanı' ifadesini koydular. 'Dönemin başbakanı' diyenler şimdi 'dönemin Haşhaşi' örgütü oldular. Bu örgütü kısa zaman sonra kimse hatırlamayacak, hatırlayan da hayırla yad etmeyecek. 12 yıldır renk değişse de oyun değişmiyor. Bir maşa kullanılamaz hale gelirse üst akıl gider kendine başka bir akıl bulur, biri çökerse gider başka senaryo bulurlar. Düne kadar hasım olanlar bugün yan yana duruyorlar. Düne kadar birbirlerine demediklerini bırakmayanlar bugün kucaklaşıyorlar. Niye? Çünkü üst akıl öyle emrediyor, öyle istiyor. Çünkü patron öyle istiyor. Üst akla da patrona da itaatsizlik edemezler. Çünkü aldıkları sözlerin diyetini ödemek zorundalar. Bunların tabuları bu. Ama ş imdi bu tabular yıkılıyor. Bu dönem farklı bir dönem. Hamd olsun Allah’a bizim ödenecek diyetimiz yok, o nedenle bu kadar cesur davranıyoruz. Biz yetkiyi milletten aldık. ''Gazeteci suç işlemez mi?'Erdoğan, operasyonda Cemaat'e yakın medya gruplarından gözaltına alınanlar için de şu değerlendirmeleri yaptı:'Neymiş? Gözaltına alınanlar gazeteciymiş. Gazeteci suç işlemez mi? İngiltere’de 50 gazeteci sorguya çekilirken, telekulak skandalı nedeniyle bir medya kuruluşunun kapısına kilit vurulurken neden çıkıp da 'Basın susturuluyor' demediniz? İsrail'de bu sene 16 gazeteci katledildi. AB neden sesini çıkarmadı? Mısır’da onlarca gazeteci gözaltına alındı. Anadolu Ajansı baskıya, şiddete maruz kaldı. Neden sustunuz? Türkiye'de örgüt üyelerine 'gazeteci' diyerek sahip çıkacaksın ama Avrupa ülkelerinde olanı görmeyeceksin. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü bir rapor yayınlamış. Türkiye baş köşeye yerleştirilmiş. Merak ettim, bir baktım. Raporun bir yerinde bile İsrail’in adı geçmiyor ama hakkını yemeyelim Filistin’in adı geçiyor. Filistin’de 7 gazetecinin öldürüldüğü yazıyor.''Gazeteciliği maske olarak kullanıyorlar'Türkiye'de polis katiline gazeteci diye sahip çıkacaksın ama AB'de olanları görmeyeceksin. Kimse kusura bakmasın. Gazeteciliği maske olarak kullanıyorlar. Bu operasyonları yutacağımızı düşünüyorlar mı acaba? Türkiye’nin itibarı öyle oluyor böyle oluyor diyorlar. Hiçbir şey olmaz. Türkiye itibarını uluslararası manşetlerde bulmuş bir ülke değildir. Biz öyle sahte raporlarla, siyasi ideolojik nitelikle raporlarla, paralel destekçisi açıklamalarla kendisine istikamet belirleyecek bir ülke değiliz. Gezi olaylarında AB susuyordu, 17-25 Aralık’ta darbe girişinde bulunuluyorken bu AB yine susuyordu. Demokrasiye neden sahip çıkmıyorsunuz? Seçilmiş insanlara sahip çıkmıyorsunuz da darbe yapanlara sahip çıkıyorsunuz?''Nasihat yerine Suriyelilere destek verin'Suriye’deki iç savaşa da değinen Erdoğan, Avrupa’yı Türkiye’ye sığınan Suriyeliler için kendilerine destek vermemekle suçladı.“Bize nasihat vereceğinize ülkemizde kalan Suriyelilere destek verin. En irisinden en cılızına söyledikleri tek şey, 'Çok teşekkür ederiz, büyük bir önderlik yapıyorsunuz’ Tek söyledikleri bu. Tamam bunlar iyi güzel de siz de biraz destek verin. Paraya gelince… Onların Tanrısı o. Ama ne olursa olsun bombalar altındaki insanlar bize sığınıyor. Kobani’ye verilen mühimmat terör örgütlerine gönderildi.”“Esed rejimi yeni bir yapılanmanın içine girerse…”“Halep ile neden ilgilenmiyorsunuz? Ben şimdi düşünüyorum. Arkadaşlarıma söylüyorum. Yoksa burada, Suriye’de yeni bir eyalet mi oluşturuluyor? Yeni bir yapılanmanın içerisine girebilirler. Bu ülkem için bir tehdittir. Esed rejimi yeni bir yapılanmanın içerisine girerse ülkem için tehlike oluşturur. Halep’e neden sahip çıkmıyorsunuz?”Erdoğan, CIA’in işkence raporu için de, “İşkence manzaralarını gördünüz. Sesleri çıkıyor mu, çıkmıyor” dedi.'Son derece tehlikeli açıklamalar'Kürt sorununa çözüm sürecinin de kararlılıkla sürdürüldüğünü söyleyen Erdoğan, 'İnfaza karşı direniş açısından sokak meşrudur' diyen HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ı “sorumsuzlukla” suçladı. Erdoğan, “Son derece tehlikeli açıklamalar yaparak ortalığı karıştırmaya çalışanların da oyunları tutmayacak. Çözüm sürecini nihayete erdireceğiz, heyecanımız hiç yitirmeyeceğiz” dedi.Kaynak: Al Jazeera
Yavaş Çekimde Köprü Yıkımı
Teksas'da yıkım uzmanlarının 1936 yılında inşa edilmiş köprüyü yıkarken yaptıkları süper yavaş çekimde yapılmış kayıt.
Reklam
ABD, 'Gülen'in İadesi' Sorusunu Karşılıksız Bıraktı
Fethullah Gülen hakkında yakalama kararı çıkarılmasının ardından gözlerin çevrildiği ABD, Türk hükümetinin, hakkında tutuklama kararı çıkarılan, Gülen Cemaati'nin lideri Fethullah Gülen'in iadesini isteyip istemediğine yönelik soruyu yanıtsız bıraktı.Washington'da düzenlediği basın toplantısında konuşan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki, Amerikalı bir gazetecinin, 'Türk mahkemesi, taraftarları hükümeti devirmeye çalışmakla suçlanan Fethullah Gülen için tutuklama kararı çıkardı. Türk hükümeti iade istedi mi? İstedilerse, ABD Fethullah Gülen'i iade eder mi' sorusuna, bu tür soruları ilke olarak yanıtlamadıkları yanıtını verdi.'BAKANLIK İADE TALEPLERİNE İLİŞKİN YORUM YAPMAZ'Psaki, 'Haberleri gördük. Politikamız gereği, Dışişleri Bakanlığı iade taleplerine ilişkin yorum yapmaz, iade talebi yapıldığını onaylamaz ya da iade talebi yapılmış olduğunu inkar etmez. Ayrıntıları Türk hükümetine sormalısınız' dedi.Aynı gazetecinin bu kez de 'Türk hükümetinin ya da mahkemelerinin, hukuksal sistemi muhalifleri ve karşı fikirde olanları bastırmak için kullanıyor mu' şeklindeki sorusuna karşılık Psaki, şu ifadeleri kullandı; 'Genel olarak konuşursak, bu konulara ilişkin kaygılarımızı daha önce dile getirmiştik. Bu özel konu için, daha önce söylediklerimizden başka bir şey yok.'Birgün
Say: 'Holdinglere İhtiyaç Duymuyoruz'
Sanatçı Fazıl Say, 2 yılda bir yapılan BİFO-SAY festivalinin bu yıl iptal edilmesiyle ilgili bir açıklama yaptı.Fazıl Say 2 yılda bir yapılan BİFO-SAY festivalinin bu yıl iptal edilmesiyle ilgili bir açıklama yaptı. 'Ben ve ekibim ne devlete ne de bu holdinglere ihtiyaç duymuyoruz' diyen Say, Borusan'ın festivali iptal etmesinin ardından aldığı ihaleye dikkat çekti.Say tarafından yapılan açıklama şu şekilde:'DostlarBORUSAN yönetimi (Ceo'su Agah bey) bugün tüm medyaya açıklamalar yapmış. Bir BİFO-SAY(Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ve Fazıl Say) festivalimiz vardı İstanbul'da. İki yılda bir olurdu. Bu yılki iptal edilmişti. Niye iptal edildiğini anlatmışlar basına. Tabi her zaman her şeye bir kılıf uydurulur.İşin aslı ise şu;Hatırlarsınız; Şu Antalya'da yaşanan haksızlık sebebi ile ben Gürer Aykal ile artık çalışamayacağımızı anlattım. Sadece ben mi anlattım? Gürer Aykal kendisi basına açıklamalar yaptı 'bir daha Fazıl Say eseri yönetmem' dedi. Şimdi belli ki burada bir anlaşmazlık var. Evet keşke olmasaydı. Ama maalesef o 'keşke'ler bu insanların egolarının önüne geçemiyor. Evet Antalya'da bu kavga oldu ama ben bunun Borusan ile olan Festivalimize yansımaması için gayret gösterdim. Bifo-Say festivali 4 konserden oluşuyordu. Bu 4 konserden sadece 1 tanesi Gürer beyin yöneteceği konser idi. Borusan 4 konserin tamamını iptal etmiştir. Okudunuz, hepsi ortada yazıldı.Tekrar etmeye gerek yok. Ben hep şunu savundum. Gürer Aykal ile zaten olmuyor, o da istemeyecektir benim ile konser yapmayı -ki istemiyor. Ya 4 konser içinden onun yöneteceği o konseri de kaldırın, ya o konsere başka şef alalım. Gürer Aykal'a da ayrı bir kapsamda başka bir konser verilsin. Sonuçta adı ve konusu Fazıl Say olan bir festival de devam edebilsin.' Bunu savundum. Ama bu olmadı... Olmadığının zaten hemen ardından da Borusan bir ihale kazandı. Agah bey diyor ki 'ihalenin bu konu ile alakası yoktur',  ben diyorum ki ' Bilemiyorum, neden olmasın?'.Dostlar kendi konserlerimizi organize ediyoruz. Türkiye'nin her yerinde konser veriyoruz. Gerekirse, Anadolu'da köylere gidip çalıyorum. Ben ve ekibim ne devlete ne de bu holdinglere ihtiyaç duymuyoruz. Başımızın çaresine bakarız. İyi müzik yaptığımız sürece de bu salonlardaki doluluk oranımız artıyor. Dünyanın her yerinde yılda 100 konserimiz var. Eserlerimiz her yerde çalınıyor. Tüm internette de yayılmış durumda. Her yıl 3-4 CD üretiyoruz. Çalışıyoruz. Deli gibi çalışıyoruz. Orkestra eserlerimin Türkiye'de çalınması durumuna gelince. Dünyanın her yerinde çalınıyor. Türkiye'de benim (Orkestra) eserlerimin çalınma olasılıkları kısıtlanmıştır. Bu durum tamamen siyasidir. CSO olayında gördünüz. Gürer Aykal ise tüm bu olaylarda kendini kullandırtmıştır. Kötü bir duruş sergilemiştir.Dostlar,Şunu sorun kendinize, Aykal ne kaybederdi Muammer Sun gibi duruş sergileyebilseydi?Borusan'daki arkadaşlara başarılar dilerim. Ben her yıl 40-50 Orkestra ile çalıyorum fazla ihtiyacım yok illaki Borusan Orkestrası ile çalmaya. Herkes işine baksın. Bizi de artık rahat bırakın. Çalışan üretenleri rahatsız etmeyin.Sevgiler, Saygılar.'İleri Haber
Reklam
Nikon 2014 Mikroskopik Fotoğraf Yarışmasına Katılan Birbirinden Muhteşem 26 Detay Fotoğraf
2014 yılında Nikon tarafından düzenlenen fotomikrografi (mikroskopla büyütülmüş görüntülerin fotoğrafları) yarışmasına katılan birbirinden ilginç görüntüler, yaşadığımız dünyanın ne kadar ilginç ve çeşitliliğe sahip bir yer olduğunu gözler önüne serdi. Küçük canlıların bedenleri içerisinde detaylara saklanmış birbirinden renkli görüntüler ilgililerin beğenisi topladı. İşte yarışmaya katılan iddialı fotoğraflardan 26 tanesi;
Reklam
Davutoğlu’nun Kızına Düşük Not Veren Öğretmenin Sınıftan Alındığı Öne Sürüldü
Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun 9’uncu sınıf öğrencisi kızı Hacer Büke Davutoğlu, matematik sınavından düşük not alınca, notu veren öğretmenin sınıftan alındığı öne sürüldü. Başbakanlık ise iddiayı yalanladı.Cumhuriyet gazetesinden Fırat Kozok'un haberine göre; Davutoğlu’nun Ankara Hacı Ömer Tarman Anadolu Lisesi 9. sınıfta okuyan kızı Hacer Büke matematik sınavından düşük not alınca, öğretmenden sınav kağıdını istedi. Araya okul müdürü de girdi. Sınav kağıdını vermeyen öğretmen, daha sonra kağıdın kopyasının alınmasına izin verdi. Bir süre sonra öğretmen sınıftan alınırken, yerine okula yeni atanan müdür yardımcısı ve matematik öğretmeni görevlendirildi.Edinilen bilgilere göre öğretmenin sınıftan alınması, diğer öğrenci velilerinin de tepkisini çekti. Bazı velilerin okula gelerek değişiklikle ilgili şikayetlerini okul yönetimine ilettikleri öğrenildi. Buna karşın bazı velilere, yeni müdür yardımcısının branşının matematik olması nedeniyle kendisine bir sınıf verilmesi gerekçesiyle böyle bir düzenleme yapıldığı bilgisi verildi.OKUL MÜDÜRÜ: KESİNLİKLE YANLIŞ BİLGİTelefonla ulaşılan okul müdürü Gülten Akyürek ise sert bir tavırla, “Bu konuda size bir şey söylemeyeceğim, çünkü bilgileriniz kesinlikle yanlış” deyip telefonu kapattı. Başbakanlık Basın Müşaviri Osman Sert ise, “İddia edildiği gibi sayın Başbakanımızın kızı Hacer Büke Davutoğlu’nun bir derste düşük not almasının ardından bir aile yakını ya da özel öğretmen tarafından okula gidilmesi, sınav kağıdının görülmek istenmesi hiçbir şekilde söz konusu değildir. Sınavdan sonra dersin öğretmeniyle bu yönde hiçbir görüşme yapılmamıştır. Sadece her öğrencide olduğu gibi Hacer, düşük not aldığı kağıdını görmek istemiştir ki bu da son derece normaldir” dedi.'BABAMI İŞTEN KOVUN' DEMİŞTİDavutoğlu’nun “Cilvekuş” diye seslendiği kızı, henüz 9 yaşındayken dönemin Başbakan Tayyip Erdoğan ’a bir mektup yazıp, “Lütfen babamı işten kovun” diye ricada bulunmuştu.Başbakanlık'tan yalanlama geldiBaşbakanlıktan haberle ilgili yapılan açıklamada, Davutoğlu'nun, kızının ders durumu nedeniyle herhangi bir öğretmen hakkında idari tasarrufta bulunulmasının söz konusu olmadığı bildirildi.Açıklamada şunlar kaydedildi:''Bu haberle ilgili gerekli hukuki işlemler yapılacak olmakla birlikte, yayın öncesinde tüm detaylar izah edilmiş olmasına rağmen yalan bir haberde ısrar edilmesi basın ahlakına, insan ve çocuk haklarına aykırıdır.Daha önce defalarca izah edildiği ve kamuoyumuzun yakından takdir ettiği gibi Sayın Başbakan ve aile bireyleri hiçbir zaman bulundukları konuma bağlı bir ayrıcalık talebinde bulunmamıştır. Buna yıllardır tüm yakın çevreleri ve aziz milletimiz şahittir. Bu tarz haberler Sayın Başbakan ve ailesinin değil sadece bu tür yayıncılıkta ısrar eden basın kuruluşlarının itibarına zarar vermektedir.'' Cumhuriyet ve AA
Davutoğlu'ndan CHP'ye: 'Daha Şişli'yi Yönetemiyorlar'
Başbakan Ahmet Davutoğlu, CHP'nin elindeki Şişli Belediyesi'nde yaşananları değerlendirip, 'Daha Şişli'yi yönetemeyen Türkiye'yi nasıl yönetsin' diye konuştu.Başbakan Ahmet Davutoğlu, Rize'deki AK Parti İl Kongresi'nde konuştu. Davutoğlu, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nu Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile arasında 'fitne çıkarmaya çalışmak'la suçladı. Başbakan, 'Sayın Kılıçdaroğlu, bütçe görüşmelerinde benimle Cumhurbaşkanımız arasında fitne çıkarmaya çalıştı. 'Bizim Cumhurbaşkanımızla ilişkimiz siyasetle başlamadı siyasetle bitmez. Ölümle de bitmez. Bu dünya ahiret kardeşliğidir' dedi.'Şişli'yi yönetemeyen Türkiye'yi nasıl idare etsin?'Davutoğlu, Şişli Belediyesi'nde Beldiye Başkanı Hayri İnönü ile yardımcısı Emir Sarıgül arasındaki gerginliği değerlendirdi. Ahmet Davutoğlu, 'Kılıçdaroğlu, 'Biz de Türkiye'yi idare ederiz demişti. Allah göstermesin. Şişli'de yaşananlardan sonra 4 dakika ülke yönetiminde olsalar, birbirilerini tehdit ederler. Daha siz Şişli'yi idare edemiyorsunuz. Şişli'yi idare edemeyenler nasıl milletten oy isteyebilirler? Farklı düşünceleri var diye bir milletvekilini istifa ettirdiler' diye konuştu.'Kirli oyunlar'Davutoğlu, Gülen Cemaati'nin kendilerine karşı siyasi partilerle işbirliği yaptığını savunurken de, 'Bu ülkede siyastte kaybeden partiler kirli oyunlar içine girdiler. CHP, HDP acaba yeni bir koalisyon oluşturabilir miyiz? Hepsi bir araya gelseler ve arkalarındaki paralel çete harekte geçse bizim hareketimizi durdurabilir mi?' diye sordu.'AB hemen Pazar günü açıklama yaptı'Başbakan, 14 Aralık'ta medya ve poliste Cemaat'e yönelik operasyona yurtdışından gelen eleştirilere de tepki gsöterdi. AB'nin tati günü olan pazar günü hemen açıklama yaptığını, ama başka bir konu olsa karar alma süreçlerinin haftalarca sürebileceğini belirterek, 'Konuyu saptırarak, sanki basına dönük bir operasyon yapılıyormuş gibi bunu dünyaya şikayet edenler ve bu şikayet üzerinden Türkiye'yi dışarda mahkum etmek isteyenler bilsinler ki Türkiye her açıdan özgürlükler ülkesidir, demokratik özgürlüklerin korunduğu bir ülke olmaya devam edecektir.' dedi.Davutoğlu, partisinin 2004'ten beri birçok kez engellenmeye çalışıldığını savunurken, 'Kıbrıs müzakerelerini yaparken 'genç subaylar rahatsız' manşetleri attılar. 2004 mahalli seçimlerine bu manşetlerle girdik. Zaferle çıktık' dedi. Davutoğlu, 27 Nisan'daki Genelkurmay Başkanlığı açıklamasını hatırlatıp, 'E-muhtıra verildi. Durdurabildiler mi? Adından başka cumhurla hiç alakası olmayan Cumhuriyet mitingleri yaptılar. 2007 seçimlerinde demokrasi tarihlerinde en büyük oyu alıp yolumuza devam ettik' diye konuştu. Ardından da, 'Bu kez kapatma davası açtılar. Büyük başarılara imza atmış bir lider aleyhine parti kapatma davası açtılar. Durdurabildiler mi?' diye sordu.'Onlar beddua ederken...'Davutoğlu Gezi protestolarını da 'provokasyon' olarak nitelendirirken şunları söyledi:'2011 seçimlerinden sonra Gezi provokasyonları... 8-10 ağacın bir yerden bir yere taşınması için Tüykiye'yi yangın yerine çevirenler Yalova'da asırlık ağaçlar kesilirken sesini çıkardı mı? Sayın Cumhurbaşkanımızın arkasında sadece millet vardı. Gezi provokasyonları başarılı olamayınca 17-25 Aralık'ta dini maskesi olan paralel çeteyi devreye soktular. Bu çete üzerinden halkın iradesiyle işbaşına gelmiş iktidarı yerle bir etmeye çalıştılar. 'Dönemin başbakanı' diye iddianame hazırladılar. O kadar emindiler ki. Başbakanı yerinden edeceklerdi. Ama bu milletin aziz fertleri bu parti ve lideri için alnı secdede dua ediyordu. Onlar bir diyarda vatan aleyhine beddualar yaparken, alnı secdedeki milletimiz başbakanımız için dua ediyordu. 30 Mart'ta millet cevabı verdi. Her türlü oyunu, her türlü tuzağı kurdular. Yetmedi, bütün partiler bir araya geldiler çatı aday çıkardılar. Onlar çatıyla uğraşırken biz milletin kendisiyle iletişim kurduk.'Davutoğlu ülkede hiç kimsenin inancı nedeniyle baskı görmesine izin vermeyeceklerini söylerken de CHP'yi eleştirdi. Başbakan, CHP'nin iktidarda olduğu 1950'ler öncesindeki tek parti dönemiyle hesaplaşması gerektiğini savundu.'Her tuzağın hesabı sorulacak'Konuşmasının sonunda Gülen Cemaati'ne dönük operasyonu da değerlendiren Davutoğlu, 'Basın mensupları, toplumda hiç kimse hesap veremez durumda değildir. Türkiye’de milli iradeye karşı her tuzağın, kumpasın hesabı sorulacaktır. Emniyet ve yargıda gizli yapılanmalarla vatandaşlarımızın hakkını gasp edenlerden bunun hesabı sorulacaktır' dedi.Al Jazeera
Akıllı Telefonlar 2015'te Zamlanacak
Zaten pahalı değil mi diyorsunuz. Evet pahalı ama daha da pahalanacak. İşte 2015 yılında gelecek yeni vergiler, akıllı telefonlara yansımaları ve çıkartılması düşünülen yeni vergiler...Her yeni yıl, tüm dünya halkları tarafından yeni umutlarla ve merakla bekleniyor. İnsanların genel olarak yeni bir başlangıç olarak düşündüğü her yeni yıl, Türkiye'de yenilenen vergilendirmelerle başlayacak.Esasında bu gerçeğe çok yabancı değiliz. Genel olarak her yeni yılın başlangıcıyla beraber, vergi rakamlarındaki değerlerde değişimler oluyor.2015'te teknolojiye yüzde 10.11 zam2015 'te yapılacak zam oranları geçtiğimiz aylarda belli olmuştu. 2015 yılında trafik cezaları, cep telefonu, emlak, taşıt ve iletişim vergisine yüzde 10.11 oranında zam yapılacağı biliniyor.Yani şu an 2000 liraya alınan bir telefona 202.2 TL zam gelecek ve fiyatı 2202.2 TL olacak. Tabi 2015 yılında telefonlara konan damga vergisinin de arttırıldığı biliniyor. Diğer tüm vergiler, damga pulunun dahil edilidiği fiyat üzerinden hesaplanıyor. Örnek vermek gerekirse Türkiye'ye gelen bir cihazın vergisiz fiyatı 500 TL ise, damga puluyla beraber 550 TL oluyor ve bunun üzerinden diğer vergiler hesaplanıyor. Bu da fiyatı yükselten etmenlerden biri olacak.İthal telefona ek vergi gelebilir!Henüz kesinleşmiş bir durum olmasa da, Vestel'in yerli telefon üretmesiyle beraber diğer ithal telefonlara ek vergilerin gelmesi gündemde. Zaten Vestel'in de bu şekilde hükümetten bir beklentisi olduğu da biliniyor.Cari açığın ciddi bir oranda yükseldiği Türkiye ekonomisi, tasarruf da yapamadığı için ek vergilerle satın alım oranlarını azaltma peşinde olacak.2013 yılında 12 milyon cep telefonu ithalatı yapan Türkiye, 2.7 milyar dolarını dışarıya vermiş oldu. Bu yüzden hükümet yerli akıllı telefona teşvik maksadıyla yabancı cihazlara daha fazla vergiler getirebilir. Tabi bunu biraz değişik bir biçimde yapmalılar. Çünkü gümrük birliği anlaşması, ithalat edilen mallara ek vergiler getirilmesinin önünü kısıtlıyor.Şimdilik hazırlık aşamasında olan yeni vergi, hükümete yakın kaynaklar tarafından da olumlu karşılandığı belirtiliyor. Yani 2015 yılı içerisinde, fiyatı yüksek olan ve yabancı akıllı telefonlarda ek vergilendirme yapılabilir.Bakalım küresel olarak durgunluğa giren ekonomi, özellikle Rusya ve Türkiye'de biraz daha durgunlaşacak gibi. Bunun yansıması da zam olarak bizlere yansıyacak.Dolar da yükseliyorDövizin yükselmeye başladığı günümüzde, 2015'te dövizin daha da yükselmesi de beklenenler arasında. Telefonların fiyatlarını bu tip etmenler de artırabilir.Telefon almayı düşünenlere, 2015 'i beklemeyin diyebiliriz.ShiftDelete.Net
Galatasaray'da İkinci Hajrovic Vakası Yolda
Goran Pandev'in Galatasaray ile kontratını sona erdirmek istediği, FIFA'ya giderek serbest oyuncu hakkı elde etmeyi de düşündüğü öne sürüldü.Galatasaray'ı FIFA'ya şikayet ederek takımdan ayrılan Izet Hajrovic'in ardından, bir futbolcunun daha aynı yolda olduğu öne sürüldü. Makedon basınında yer alan haberlere göre, sezon başında Napoli'den transfer edilen ve bu sezonki ilk gollerini geçtiğimiz günlerde Ziraat Türkiye Kupası'nda Balçova Yaşamspor'a karşı atan Goran Pandev'in FIFA'ya müracaat etmeye hazırlandığı iddia edildi.31 yaşındaki futbolcunun dört aylık maaşında gecikmeler olduğu gerekçesiyle FIFA'ya başvurarak serbest oyuncu statüsü kazanmayı düşündüğü bildirildi. Kontratının sona ermesini beklemeden bedelsiz ayrılma hakkı kazanacak oyuncunun sezonun ikinci yarısını beklemeden takımla yollarını ayıracağı ve İtalya'nın yolunu tutacağı belirtildi.Makedon basınında 'Pandev kontratının sonlandırılmasını istiyor' başlığıyla verilen haberde, 'Pandev artık Türkiye'deki son günlerini sayıyor. Sarı-kırmızılı takımdan ayrılmak konusunda kararlı. Bu yönde tüm hazırlıklarını yaptı. Yeniden İtalya'nın yolunu tutacak. Kendisiyle ilgilenen kulüplerden bir tanesine imza atacak' ifadeleri kullanıldı.Eurosport
Reklam