Batman, Iron Man, Thor ve Hulk gibi dünyaca ünlü süper kahramanları artık ilgisi olmayan insanlar bile yakından tanır hale geldi. Gerek dizileri, gerek filmleri ile artık hepsi hayatımızın içindeler. Sahip oldukları güçler zaten bizim seviyemizi kat be kat aşmasına rağmen bazı insanlar onları olduklarından dahada güçlü yapmak istemişler sanırım. Sonsuz büyüklükteki internet içerisinde bir çok ''Kahraman Birleşimleri'' mevcut. Iron Batmanler, Captain Spidey'ler gibi. Gelin özenle seçmeye çalıştığım bi kaç örnek ile sizlere biraz göz zevki yaşatayım!
Vinicius Mattoso adındaki yetenekli çizer Shrek, George Lucas, Mario ve Batman gibi popüler kültür ikonlarını resmetmeye karar vermiş. Buraya kadar her şey güzel ancak yetenekli çizer bu kişi ve karakterleri olduklarından daha ''çirkin'' ve daha ''korkunç'' çizince ortaya açıkçası gayet ''güzel'' çizimler çıkmış!
Michael Keaton kariyerinin en ikonik rollerinden biri olan hayalet Betelgeuse rolünü devam filminde de canlandıracak 'Alice Harikalar Diyarında / Alice in Wonderland', 'Ölü Gelin / Corpse Bride' ve 'Big Fish'in Oscar adayı yönetmeni Tim Burton ile sevilen karakter 'Betelgeuse'u canlandıran Michael Keaton yeniden bir araya geliyor. Oscar ödüllü 'Beterböcek / Beetlejuice' filminde bir arada çalışan ikili, devam filmi için yeniden bir araya gelecek. Trafik kazası sonucu hayatını kaybeden evli bir çiftin 'öteki tarafa' kabul edilene kadar beklemesi gerekirken, evlerini emlakçıdan satın alan yeni züppe ailenin onlara rahatsızlık vermesini anlatan 'Beterböcek / Beetlejuice', yeni aileyi evden atmaya çalışan ölülerin 'Beterböcek' adlı bir hayaletten yardım istemesini anlatıyordu. Devam filminde ise konunun ne olacağı henüz bilinmiyor. Keaton MTV News'e verdiği röportajda, 'Tim'e (Burton) birkaç kez mail attım. Senaristlerle de birkaç kez konuştum ama her şey henüz çok erken bir safhada' dedi. 'Her zaman bu rolün tekrar canlandırmayı isteyebileceğim bir rol olduğunu söyledim,' diyen oyuncu, 'Ama bu bir şekilde Tim'in de projeye dahil olmasını gerektiren bir durum. Şimdi dahil olmuş durumda. Eğer o işin içindeyse, benim olmamam zor olacaktır' diye konuştu. Devam filminin senaryosunu Burton'ın 'Karanlık Gölgeler / Dark Shadows' filminin senaryosunu üstlenmiş olan Seth Grahame-Smith üstlenecek.Milliyet Sanat
Harry Potter' serisi ile dünya çapında tanınan yazar JK Rowling, takma isimle yeni bir roman yayınlayacak Genç bir büyücünün maceralarının anlatıldığı 'Harry Potter' serisi ile dünya çapında tanınan yazar JK Rowling'in, geçtiğimiz yıl açığa çıkarılan takma ismi Robert Galbraith ile bir polisiye roman daha yayınlayacağı ortaya çıktı. Rowling, geçtiğimiz yıl aynı sahte isimle 'The Cuckoo’s Calling' romanını yayımlamış ancak yazarın gerçek kimliği basına sızdırılarak Robert Galbraith'in aslında JK Rowling olduğu ortaya çıkmıştı. 48 yaşındaki İngiliz yazar ismini sızdıran yayınevi yetkilisine dava açmış ve kazanmıştı. Yazar yeni romanında da ilk sahte isimli romanında olduğu gibi özel dedektif Cormoran Strike ve asistanı Robin Ellacott'un maceralarını konu alıyor. İkili yeni romanda, Owen Quine adlı bir yazarı öldüren bir katilin izini sürecek. Romanın yayımcıları Little, Brown Book Group tarafından basına dağıtılan sinopsiste kitabın konusu, 'Owen Quine'in eşi, ilk başta kocasının kayboluşunu sıradan bir olay olarak düşünür. Kocasının birkaç gün kafa dinlemek için daha önceleri de yaptığı gibi bir yere tatile gittiğine inanır. Bu yüzden Strike'ı tutar ve kocasını eve geri getirmesini ister. Ama Strike'ın araştırması işin aslının, yazarın eşinin sandığından çok daha farklı olduğunu gösterir. Quine'in tuhaf bir şekilde vahşice öldürülmesinin ardından Strike daha önce hiç karşılaşmadığı bir katil tipini yakalamak için zamanla yarışmaya başlar' diye açıklandı. 'The Silkworm' adını taşıyan kitap, İngiltere'de 19 Haziran, ABD'de ise 24 Haziran tarihinde yayınlanacak. Milliyet Sanat
Sanatçının foto- gercekçi yağlıboya serisinde yaş süper kahraman yer almakta. Yağlı boya ile realist karakterlerini tablolarında canlandıran Andreas Englund. Daha Fazlası İçin Tıklayınız
Bir çok erkek biranın en iyi içki keşfi olduğu konusunda hem fikirdir. güzel kokar, tadı güzeldir, bir kaç tane içtiğinizde kendinizi biraz hafiflemiş hissedersiniz. Son senelerde dünyanın farklı ülkelerinde küçük bira üreticileri türemeye başladı bu üreticilerin ürettikleri biralar alışılagelmiş, büyük üreticilerin biralarına nazaran daha fazla alkol seviyesine sahipler. Listeye girmeden önce belirtmemiz gereken şey ise yüksel alkol seviyesinin nasıl yakalandığıdır. “Fractional freezing” adı verilen metodu sayesinde başarıyorlar -bu yöntemin detaylarını öğrenmek istiyorsanız çünkü sizi termodinamik olayına burada sokmak istemiyoruz- Listede olmayan ve dünyanın natürel olarak fermente edilmiş en yüksek alkol seviyeli birası %29′la listede görmeyeceğiniz Sam Adams Utopias’dır
1958 Avustralya doğumlu olan Ron Mueck, bir kukla ustasıyken babasının ölümü üzerine 1997 yılında balmumu heykel çalışmalarına başladı. İngiltere'de yaşayan Mueck'in balmumundan yaptığı dev heykeller görenleri hayrete düşürüyor.İlk bakıldığında gerçekmiş hissi veren sanat eserleri, kullanılan renklerle de muhteşem bir gerçeklik sunuyor. Eserlerdeki mimik, poz ve boyut, izleyene heykellerin ruh durumunu anlamada da yardımcı oluyor. Günümüzde gerçek görüntüye bu kadar bağlı kalmanın hala sanat olup olmadığı tartışılırken, Mueck yaptığı heykellerle dünyanın en iyi heykeltraşları arasına girmeyi başarmış durumda.
Josh Cooley, ünlü animasyon yapımcısı firma Pixar'da çalışan bir sanatçı. Boş zamanlarında da sıradışı yeteneğini şiddet içerikli filmleri çizgifilmlere dönüştürmek için kullanmış. Hatta çizimleri bir çocuk kitabına dönüştürmüş bile! İşte çizimlerinden bazıları
Angelina Jolie’nin İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonlar tarafından rehin alınan atlet Louis Zamperini’nin hikayesini anlattığı yeni filmi Unbroken‘dan ilk fragman Sochi Olimpiyatlarında gösterilen bir reklamla yayınlandı. Jolie’nin yönetmenliğini üstlendiği üçüncü film olan Unbroken‘a katkıda bulunanlar arasında Coen Kardeşler, William Nicholson ve Richard LaGravenese gibi önemli isimler yer alıyor.Bantmag
Abant İzzet Baysal Üniversitesi (AİBÜ) Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halit Karatay, Robin Hood’un sadece İngilizlere ait olduğunu belirterek, “Köroğlu, tüm Türk dünyasına ait ve zulmün ortaya çıktığı her yerde ve zamanda milletimizin kurtarıcısı olmuştur” dedi.Doç. Dr. Halit Karatay, Türk halk şairi Köroğlu karakterinin, ünlü ingiliz halk hikayesi kahramanı Robin Hood ile benzer özellikler gösterdiğini söyledi.Robin Hood’un kral olan babası ile annesinin öldürüldüğünü ve kendisine bir köylünün sahip çıktığını anlatan Karatay, Köroğlu’nun da benzer Hayat hikayesine sahip olduğunu dile getirdi.Karatay, hem Köroğlu’nun hem de Robin Hood’un ailelerinin öcünü almak için otoriteye karşı çıktığını kaydederek, “Köroğlu, gözlerine mil çekilen babasının öcünü almak üzere’Çamlıbel’ dediğimiz, sulak ve ormanlık alan kaçma eğilimi gösterir. Orada 40 yoldaşıyla haksızlığa uğrayan insanların koruyucusu durumuna geçer. Robin Hood’da da aynı şekilde derebeyler köylerini basar, üvey anne ve babasını öldürür. Bu da aynı şekilde üvey anne ve babasının ile gerçek anne babasının öcünü almak üzere mücadele verir” şeklinde konuştu.Ortaçağ’da savaş nedeniyle kral ve hükümdarların sık sık saraydan uzaklaştığına dikkati çeken Karatay, otorite boşluğu nedeniyle derebeylerin halka zulüm ettiğini savundu.Köroğlu veya Robin Hood’un derebeylerin veya kralların zulmüne karşı mücadele eden halkı ve toplumu koruyan insanlar olduğunu dile getiren Karatay, şöyle devam etti:“Köroğlu ve Robin Hood, zalimin karşısında ve mazlumun yanındadır fakat anlatılan klişe vardır. Zenginden alıp fakire verir. Öyle bir şey yok. Zengin, hakkıyla ticaret yapıp kazanmışsa ondan bir şey almıyor. Hem Köroğlu hem de Robin Hood gibi kahramanlar, genellikle haksız kazanç edinen yani başkasının malını zimmetine geçiren kişilerden alıp gerçek ya da ihtiyaç sahiplerine veren, dağıtanlardır. Bu tarz kahramanlar hem batıda hem de doğuda genelikle savaş, göç, afet, gibi zamanlarda haksızlığa uğrayan insanların hakkını korumak veya onları himaye etmek amacıyla ortaya çıktı.YENİ ŞAFAK
Purple Concerts'in kurucularından Cengizhan Yeldan'ın twitter hesabından açıkladığı konser haberi sosyal medyada heyecan yarattı! Metallica'nın 2014 turnesinde çalacağı şarkıları dinleyicilerin seçmesi ise bu konseri güzel kılan bir başka detay. Manowar ve Megadeth'ten sonra Metallica konserinin de açıklanmasıyla heavy metal sevenler için muhteşem bir yaz olacağa benziyor. özgünhaber.com
'Ben belli ülkesi olmayan insanlardanım' dedi, 43 yıllık kısa yaşamı boyunca. Aklın ve ölümün peşinden koştu. Toplumun çürümüşlüğünü, insanların ikiyüzlülüğünü, kişinin kendine bile söyleyemeyeceği gerçekleri anlattı yazılarında. İlk kitabı 1963 yılından itibaren dergilerde yayınladığı öykülerden oluşan Eski Bahçe'dir ve ilk kez 1978 te basılmıştır. İlk romanı Çocukluğun Soğuk Geceleri 1980'de basılır. Stevo, Kafka ve Pavese'in izinden giderek yazdığı ikinci romanı Bir İntiharın İzinde adıyla Almanca yayınlandı. 1983 Marburg Yazın Ödülü'nü kazanan kitap, yazar tarafından Yaşamın Ucuna Yolculukadıyla Türkçe olarak tekrar yazıldı ve 1984'te basıldı. İlk öykü kitabı Eski Bahçe, yazarın ölümünden sonra yazdığı öykülerle Eski Bahçe-Eski Sevgiadıyla tekrar basıldı. Günce ve anlatılarından oluşan bazı parçalar ise Kalanlar adlı küçük bir kitapçıkta bir araya getirildi. Özlü'nün yayımlanmamış senaryosu Zaman Dışı Yaşam da 1993'ten itibaren yazarın tüm yapıtlarını yayımlayan YKY tarafından basıldı. Bu seride, yazarın dostu Leyla Erbil'e yazdığı mektuplardan oluşan Tezer Özlü’den Leyla Erbil’e Mektuplar da bulunmaktadır. Yaşamı ve yazdıklarıyla içimizdeki yerini asla kaybetmeyen Tezer Özlü’yü saygıyla anıyoruz... Onedio
Post mortem “ölümden sonra” anlamına gelen bir kelimedir. Post mortem fotoğraflar ise kişi öldükten sonra, ondan hatıra kalması amacıyla onunla ile birlikte çekilen son fotoğraflardır. Tarihte ilk olarak sanırım 15. yüzyılda ölen rahiplerin ressamlar tarafından çizilen resimleri gösterilebilir. Ölüm maskelerini saymayalım tabii, onun bu konuyla ilgilisi yok. Özellikle 19. yüzyılda fotoğraf çektirmek çok lüks bir olaydı bu nedenle kişilerin genelde yaşarken fotoğrafları olmazdı, aileden bir kişi öldüğünde sadece son bir hatıra olması için post mortem fotoğraflar çekilirdi. Bu fotoğraflarda aile ölen kişiyle birlikte görülür ve ölen kişi sanki yaşıyormuş gibi giydirilerek ve süslenerek poz verdirilirdi.
Geniş izleyici kitlesinin ilgisini çeken kalabalık kadrolu güldürüleriyle Türk sinemasında bir tarz oluşturan Türkiye'nin efsane ismi Ertem Eğilmez'in 85' inci doğum günü için hayat hikayesi ve eserlerini sizler için derledik. Onedio
Her savaşta olduğu gibi Suriye’deki savaş da arkasında harabeler ve yıkılmış koca bir şehir bıraktı. Fakat sanat işin içine girince ortaya harabeler ve bu korkunç yıkımı bile nispeten güzel gösterebilecek görüntüler ortaya çıkıyor.Sara Roncero-Menendez isimli sanatçı; Munch, Goya, Van Gogh ve Andy Warhol gibi ressamların ünlü eserlerini kullanarak harabelerin aralarını süslemiş. Sanat eserleriyle doldurulmuş Suriye manzaraları, sanatın dokunduğu her yeri güzelleştirebileceğinin mükemmel kanıtlarından biri olmuş.
Şehzade Mustafa’nın boğulması olayının ardından konuyla ilgili nerdeyse konuşmayan kalmadı. Tarihciler olayı farklı yorumlarken bambaşka bir yorum da Zaman yazarı Mustafa Armağan’dan geldi. Armağan, köşesinde Mahvidevran Sultan’ın hayat öyküsüne değindi.. İşte o yazı Tam tersi de olabilirdi ve Şehzade Mustafa Türbesi’nin önüne şiş gözlerle gelenler Mahıdevran yerine Hürrem’e, Mustafa yerine Bayezid ve erkek kardeşlerine ağlıyor olabilirlerdi. Bu bir iktidar mücadelesiydi ve bir cihan devletinde yaşanıyordu. Geçtiğimiz perşembe günü Bursa’daydım. Muradiye’de gencinden yaşlısına Şehzade Mustafa’nın türbesine tuhaf bir akın vardı. Akşam seyrettikleri idam sahnesinden gözleri şişmiş hanımlar ve kızlar, asırlar sonra olsun bu bahtsız şehzadeye bir Fatiha okumaya koşuyorlardı. Türbe restorasyona alınmıştı. Kapısı kontrplakla kapalıydı. Lakin kimin umurunda? Önünde cep telefonuyla bir hatıra resmi çektirmek yetiyor da artıyordu bile insanımıza. Tabii şişirile pişirile çekilmiş bol hırıltılı idam sahnesinin etkisi gözleriyle türbe arasında asılı kalıyordu. Türbeye bakarken onu görüyorlardı. Peki Mustafa’nın idamı sırasındaki olaylar dizideki gibi mi cereyan etmişti? Batılı kaynaklar ile tarihçi Müneccimbaşı, Kanuni’yi o çadırda gösterseler de, güvenlik bakımından ve faciaya şahit olmamak için Kanuni’nin diğer oğullarıyla birlikte uzaktaki bir çadıra geçtiğini düşünmek daha doğru olur. Belki Mustafa’nın babasının otağın 4. bölümünde olduğunu düşünüp oraya iltica etmeye kalkmasından kaynaklanmış olabilir bu algı. Fakat içeriye girebilseydi de babasını orada bulamayacaktı. (bkz. Danişmend, II, 284.) 1- Kaynaklarımızın verdiği bilgilere göre Şehzade Mustafa içeriye girdiğinde çadır boştu ve bu yüzden telaşlanmış ve tuzağa düşürüldüğünü anlamıştı. Babasıyla da asla bir görüşmesi olmamıştı. Fakat dizide babası “tefhim”de bile bulunuyor, yani kararı yüzüne okuyor. 2- Malum dizide Kanuni, oğlu Mustafa’nın işini göremeyen cellatları güya içerideki çadırından dışarıya çıkarak uyarıyor, onlara bağırarak emir veriyor! İyi de bu cellatlar sağır ve dilsiz değiller miydi? Onu nasıl duyacaklardı? Dahası Kanuni de bunu bilmeyecek kadar saf mıydı? Temel hata Dizinin en başından beri işlenen –ama bu diziye mahsus olmayan- hata, senaryonun Hürrem-Rüstem-Mihrimah üçlüsünün bütün bu melanetleri işlediği kabulüne dayanmasıdır. Bu, olayın bir yorumudur ve kesinlikle tek yorumu değildir. Gelibolulu Mustafa Âli’den kaynaklanan bu hikâye, Batılı kaynaklar ve Topkapı Sarayı’ndaki bazı belgelerle desteklenerek modern zamanlara ulaştı ve 1916’da basılan Ahmed Refik’in “Kadınlar Saltanatı” gibi popüler tarih kitaplarıyla bildiğimiz kıvamına erişmiş oldu. Böylece bir tarafta ‘masum’ ve ‘bahtsız’ Şehzade Mustafa (iyi adam) ile onun baş düşmanları Hürrem-Rüstem-Mihrimah troikası (kötü adamlar) “cast”ı kurulmuş oluyordu. Bundan sonra gelsin senaryolar…
New Yorklu sanatçı Calvin Seibert'in 10 günlük Hawaii tatili sırasında yaptığı bu ilginç kumdan kaleler sanatın sadece uygun şartlar altında icra edilebilen bir şey olmadığını bizlere kanıtlıyor. İlhamın nerede geleceği belli olmaz. Ne demişler, 'let it go'...İşte harika görselleriyle 'Hawaii'ye Tatile Giden Heykeltıraşın Yaptığı Modern Kumdan Kaleler' galerisi...