onedio
'Labirent: Ölümcül Kaçış' Filminin Türkçe Altyazılı Fragmanı
‘Labirent: Ölümcül Kaçış’ (The Maze Runner) filminin Türkçe altyazılı fragmanı yayında!Açlık Oyunları benzeri çok iddialı bir serinin ilk parçası olan Labirent: Ölümcül Kaçış’ta Thomas bir grup gençle beraber kocaman bir labirentin içinde sıkışmış olarak uyanır. Dış dünyayla ilgili hiçbir şey hatırlamayan gençler, gizemli bir organizasyonla ilgili tuhaf rüyalar görmektedirler. Thomas’ın labirentten çıkış yolunu bulabilmesi için tek çaresi geçmişinden parçaları birleştirmeye çalışmaktır. James Dashner’ın çok satan romanından uyarlama.‘Labirent: Ölümcül Kaçış’ (The Maze Runner) filminin Türkçe altyazılı fragmanını izlemek için lütfen aşağıdaki bağlantıya tıklayın.
'Labirent: Ölümcül Kaçış / The Maze Runner' (Dylan O'Brien) Filminin Fragmanı
‘Labirent: Ölümcül Kaçış’ (The Maze Runner) filminin fragmanı yayınlandı!16 yaşındaki Thomas , bir asansörde uyanır. Nereden geldiğini kim olduğunu , neden orada olduğunu hatırlamamaktadır. Bildiği tek şey kendi adıdır. Asansörün kapılarının açılmasıyla birlikte, kendi yaşlarında bir çok erkek çocuğunun arasında bulur kendini ve onlar da neden orada olduklarını bilmemektedir. Bu gizemli labirent dünyasının içinde kaybolan gençler durumu anlamaya çalışacaktır. ‘Labirent: Ölümcül Kaçış’ (The Maze Runner) filminin fragmanını izlemek için lütfen aşağıdaki bağlantıya tıklayın.
Çanakkale Savaşı 18 Mart 1915
Çanakkale Savaşı, I. Dünya Savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası’nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleriarasında yapılan deniz ve kara muharebeleridir. İtilaf Devletleri; Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti konumundaki İstanbul’u alarakİstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünü ele geçirmek, Rusya’yla güvenli bir erzak tedarik ve askeri ikmal yolu açmak, başkent İstanbul′u zaptetmek suretiyle Almanya′nın müttefiklerinden birini savaş dışı bırakarak İttifak Devletlerini zayıflatmak amaçları ile ilk hedef olarak Çanakkale Boğazı’nı seçmişlerdir. Ancak saldırıları başarısız olmuş ve geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Kara ve deniz savaşı sonucunda iki taraf da çok ağır kayıplar vermiştir. Osmanlı İmparatorluğu, Almanya’nın Rusya’ya savaş ilan ettiğı 1 Ağustos 1914′ün hemen ertesi günü, Almanya ile bir ittifak antlaşması imzalamıştır. Bu antlaşma, imparatorluğun eninde sonunda Almanya’nın ana gücünü oluşturduğu İttifak Devletleri safında fiilen savaşa gireceği anlamına gelmektedir. Enver Paşa, fiilen savaşa girmeyi, seferberliğin tamamlanmamış olması ve Çanakkale Boğazı savunmasının tamamlanmaması gibi gerekçelerle ertelemeye çalışmıştır. Ancak Almanya, bir an önce savaşa fiilen girilmesi için baskılarını sürdürmüştür. Bu baskılar, Akdeniz’de İngiliz donanması önünden çekilen Goeben ve Breslau savaş gemilerinin İstanbul’a gelmesiyle bir oldu bittiye getirilmişti. Daha sonra Osmanlı Donanması’na bağlı bir grup gemiyle Karadeniz’e açılan bu gemiler 27 Ekim 1914 tarihinde Rus limanlarını bombalayınca Rusya, Osmanlı İmparatorluğu’na savaş ilan etmiştir. Birleşik Krallık Donanma Bakanı Winston Churchill, 1914 yılı Eylül ayında Çanakkale Boğazı’nın donanmayla geçilerek İstanbul’un işgalini öngören bir planı Başbakan Herbert Asquith’e vermiştir. Plan, çeşitli evrelerden geçerek uygulamaya kondu ve Birleşik Krallık ve Fransa gemilerinden oluşan bir donanmanın Boğaz’a geniş çaplı ilk saldırıları 1915 Şubat ayında başlatıldı. En güçlü saldırı ise 18 Mart 1915 günü uygulamaya konuldu. Ancak Birleşik Donanma ağır kayıplara uğradı ve deniz harekatından vaz geçilmek zorunda kalındı. Deniz harekatıyla İstanbul'a ulaşılamayacağı anlaşılınca bir kara harekatıyla Çanakkale Boğazı'ndaki Osmanlı sahil topçu bataryalarını ele geçirmek planı gündeme getirilmiştir. Bu plan çerçevesinde hazırlanan İngiliz ve Fransız kuvvetleri 25 Nisan 1915 şafağında Gelibolu Yarımadası'nın güneyinde beş noktada karaya çıkarılmıştır. İngiliz ve Fransız çıkarma kuvvetleri her ne kadar Seddülbahir ve Arıburnusahillerinde köprübaşları oluşturmayı başardılarsa da Osmanlı kuvvetlerinin inatçı savunmaları ve zaman zaman giriştikleri karşı taarruzlar sonucunda Gelibolu Yarımadası'nı işgalde başarılı olamadılar. Bunun üzerine sahildeki kuvvetler takviye edilmek için Arıburnu'nun kuzeyinde Suvla Koyu'na 6 Ağustos 1915 tarihinde yeni kuvvetlerle bir üçüncü çıkarma yapılmıştır. Ancak 9 Ağustos'ta Kurmay AlbayMustafa Kemal'in Birinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen karşı taarruzunda İngiliz Komutanlığı ihtiyat tümenini ateş hattına sürerek sahilde tutunmayı ancak başarabilmiştir. Mustafa Kemal ertesi gün Kocaçimentepe – Conk Bayırı hattında yeni bir karşı taarruz gerçekleştirmişti, bu hattaki Anzak birliklerini de geri atmıştır. İngiliz ve Anzak kuvvetlerinin İkinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen genel taarruzları ise Osmanlı savunmasını aşamamıştır. Tüm bu gelişmelerin sonrasında İngiliz, Anzak ve Fransız kuvvetleri Gelibolu Yarımadasını 1915 yılı Aralık ayı içinde tahliye etmiştir. Kaynak :http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87anakkale_Sava%C5%9F%C4%B1
Berkin Elvan'a Adanan Şarkılar
269 gün verdiği mücadelenin ardından hayata gözlerini yuman Berkin Elvan’ın ardından Grup Yorum’dan, Ali Müfit Gürtuna’nın oğluna, Galatasaray’dan, Norveçli sanatçılara kadar birçok isim onun için şarkılar yazdı. Gezi Parkı eylemleri sırasında Okmeydanı’nda ekmek almak için evden bakkala giderken başından gaz fişeği ile vurulan 15 yaşındaki Berkin Elvan 269 gün verdiği mücadelenin ardından yaşama veda etmişti. İşte Berkin Elvan için yazılmış o şarkılar
Görüp Görebileceğiniz En Sert Punkçı (Ya da en deli) +18!!!
GG Allin, punk rock tarihinin en sert müzisyenlerinden birisiydi (Bence en sertiydi). Sistem karşıtlığını sahne şovuyla elinden geldiği kadar ispatlamaya çalışıyordu. Sahne kostümü genelde sadece bir iç çamaşırıydı. Bazen o da olmuyordu. Her konserinin olmaz sa olmazı Seyircileriyle yaptığı atışmalar (!) dı. Atışma deyince bizim huysuz virjin gelmesin aklınıza. Seyirciye kafa göz dalıp kavga ederdi. zaten konserlerin sonunda kafayı kırmış pekmezi akıtmış olurdu. Bunun dışında mikrofonla dişlerini kırmak, yakaladığı bir seyircinin kafasına baldırı çıplak vaziyette oturmak, sahneye büyük tuvaletini yapmak, sonra bunun tadına bakmak (öfffff) ve seyircilere fırlatmak gibi huyları vardı.  Doğal olarak bu arkadaşının zamanının büyük bölümü ya hapishanede ya da acil serviste geçiyordu. Sürekli sahnede ölmek istediğini söylüyordu ve yaptığı hareketlerle bunu gerçekten istediğini kanıtlıyordu sanki. Son konseri 1993 senesinde New York'da 'Gas Station Club' denilen bir mekanda olmuştu. Söylentiye göre konserden önce avuç dolusu uyuşturucu almıştı, buna konserde ve sonrasında da devam etti. Daha sonra arkadaşlarıyla beraber takıldıkları bir yerde sızdı. Sevenleri ve arkadaşları onun bu haliyle dalga geçip fotoğraflar çekiliyorlardı ancak GG Allin çoktan ölmüştü. Sevenleri buna inanamadı o kadar dayak yiyen, uyuşturucu ve alkol komalarına giren hatta kan zehirlenmeleri yaşayan bir insan nasıl bu şekilde ölebilirdi? Bunun gerçek olduğunu ambulansı görünce anladılar.
Lady Gaga Türkiye'ye mi Geliyor?
Bir dünya starı daha Türkiye yolcusu… Dünya turnesine çıkan Lady Gaga’nın ekim ayında İstanbul’da konser vereceği konuşuluyor. Marjinal popçu, sahneye çıkarsa 4.2 milyon lira alacak!Dünyaca ünlü bir isim daha İstanbul yolunda… Pozitif Live; uluslararası menajerlik ve organizasyon şirketi Live Nation partnerliğinde gerçekleştirilen Madonna (2012) ve Rihanna (2013) konserlerinin başarısı sonrası çıtayı yükseltti. 2012 yılında Türkiye'ye geleceği dedikoduları çıkan Lady Gaga’nın İstanbul’da konser vermesi için devreye girdi. ÖNDER SARIAHMETOĞLU  | Akşam
19 Karede Doğumdan Ölüme
2010 İsviçre yapımı kısa film Le Miroir'de anlatılan hikayeden oluşturulmuş bir galeri. Bebeklikten ihtiyarlığa kadar olan hikayeyi 6 dakikada özetliyor. Bir çok ödül almış kısa filmin en çok beğeni topladığı nokta ise yaş değiştikçe değişen oyuncuların birbiriyle harika uyumu..Kısa filmi izlemek için: Le Miroir - Kısa Film
'Malefiz' (Angelina Jolie) Filminin 3. Fragmanı
‘Malefiz’ (Maleficent) filminin 3. fragmanı yayınlandı!Disney, 1959 klasiği “Uyuyan Güzel”in kötü karakterinin anlatılmamış hikâyesi olan Malefiz”i sunar… Görkemli siyah kanatlara sahip güzel, saf ve genç bir kadın olan Malefiz, barışçıl bir orman krallığında büyüdüğü için huzurlu bir hayata sahiptir. Ta ki bir gün insanlardan oluşan istilacı bir ordu gelip, topraklarının düzeni tehdit edene kadar… Malefiz, topraklarının koruyucusu olur ama acımasız bir ihanete uğrayınca o saf kalbi taşa dönüşür. İntikam hırsıyla dolan Malefiz, insanların kralıyla destansı bir savaş verir ve kralın yenidoğan çocuğu Aurora’yı lanetler. Çocuk büyüdükçe Malefiz, Aurora’nın krallığa başarı getirecek ve Malefiz’in gerçek mutluluğunu sağlayacak olan anahtar olduğunu fark eder.‘Malefiz’ (Maleficent) filminin 3. fragmanını izlemek için lütfen aşağıdaki bağlantıya tıklayın.
Post-Apokaliptik Roman "Silo" Türkçe Olarak Çıktı!
Yazar Hugh Howey’nin yazdığı Silo kitabı, Türkçe olarak yayınlandı. Wool serisinin ilk kitabı olan Silo, Monokl Yayınları logosuyla raflardaki yerini aldı. Post-apokaliptik bir dünyada geçen Silo, ilk olarak bir kısa roman olarak dijital ortamda satışa çıktı. Hikayenin çok sevilmesi ve iyi bir satış yakalaması sonrasında yazar, hikayeyi derinleştirerek roman haline getirmeye karar verdi. Hatta kitap o kadar popüler oldu ki; 20th Century Fox kitabın film haklarını satın aldı. Yönetmen Ridley Scott ve Steve Zaillian ise filmin yönetmenliğini yapmak için sıraya girdiler. Kitap aynı zamanda Goodreads kullanıcıları tarafından 2012 Yılının En İyi Bilimkurgu Kitabı oylamasında ikinci sırada yer aldı. Distopya türündeki kitabın tanıtım metni şu şekilde; Diri diri gömüldüler, Ama ölmediler, Bazılarına yetmedi bağışlanan hayatları, Çünkü yalanlarla kaplı bir hayatı yaşamaktansa, Gerçekler uğruna ölmeyi seçtiler. Yakın bir gelecekte, yeryüzü zehirli gazlardan yaşanmaz hâldedir. İnsanlar dünyanın hayli sınırlı bir bölümünü, yaşadıkları çok katlı yeraltı silosunun en üst katındaki ekranlardan seyretmektedirler. Yasalar gereği bu tek görüntüyle yetinip yeryüzü hakkında hiçbir meraka kapılmaksızın yeraltına gömülü olarak, âdeta kapana kısılmış hâlde yaşamlarını sürdürürler. Zaten silodaki hayat da ancak sorgusuz ve sualsiz yaşandığında katlanılabilirdir. Ama bir de yaşadıkları hayatın gerçekliğinden şüphe duyup dışarısı hakkında sorgulamalar yapanlar vardır ki onlar bir daha asla uyanamayacakları bir kâbusun ortasında bulurlar kendilerini. 520 sayfalık kitabın çevirisi Gökhan Sarı ve Rasim Emirosmanoğlu’na ait. Kitap piyasaya çıktı. Eğer Fallout tarzında post-apokaliptik atmosferi veya distopik bilimkurgu türünü seviyorsanız Silo mutlaka okumanız gereken bir kitap. Şimdiden iyi okumalar!
Bir Köpek Bir Kız ve Gerçek Sevginin Fotoğrafları
Jessica Trinh en yakın arkadaşı olan köpeği Chupman'ın fotoğrafları senelerce çekti taki Chupman bir hastalıktan ölene kadar. Dostluklarında geriye kalan bu fotoğraflar tatlı köpek fotoğraflarından çok daha öte gerçek bir arkadaşlığı yansıtıyor.kaynak:https://aplus.com
Tiyatro(Hal) - Örümcek Kadının Öpücüğü
Keşke Bir Kez Olsun Öpüşsek , Herkes Gibi Gökyüzünün Altında”Kasvetli bir hapishane hücresi ile Hollywood filmlerinin ışıltılı dünyasını bir araya getiren oyun, birbirlerinden ilk bakışta tamamen farklı görünen iki mahkumun arasında geçiyor. Sevdiği filmler ve düşleriyle hayatı yaşanır kılmaya çalışan eşcinsel Molina ile gerçeklere ağırlığınca ve sıkı sıkıya bağlı devrimci Valentin.Düş ve gerçeğin sınırlarını içiçe geçiren bir anlayışla sahnelenen oyun sinema tarihine meraklı izleyiciler için bazı sürprizler barındırıyor . Gerek siyasi düşünceleri  gerek cinsel kimlikleri nedeniyle toplum yaşayışının dışına itilmiş bu iki mahkûm , filmler , anılar ve mizah anlayışları aracılığıyla birbirlerinin dünyalarında özgürleşmeyi başarıyorlar. Molina ve Valentin’i bir hapishane hücresinde buluşturan şey de aynı özgürlük düşü...Dünya edebiyatında escapism (hayal dünyasına kaçış) akımı alanında verilen en iyi eserlerden biri olarak gösterilen Manuel Puig’nin “Örümcek Kadının Öpücüğü” ülkemizde romanı ve sinema filmi ile tanınıyor . Aynı adlı roman , oyun ve film senaryosundan uyarlanan TiyatroHâl’in Örümcek Kadının Öpücüğü’nde , Molina’nın Valentin’e anlattığı 1942 yapımı gerilim filmi Kedi İnsanlar da sahnede can buluyor . İktidar baskıları ile toplumsal cinsiyet ilişkilerinin iç içe geçmiş yapısının Kedi İnsanlar adlı film üzerinden tartışıldığı oyun dünyada ilk kez “Play With in a Play” tekniğine uyarlanıyor .“Gerçek filmlerdeki gibi güzel olmalıydı, dışarıdaki gibi güç değil...Ya da gerçeklik denilen şey kötü sınıf bir filmin içinde hapis olmaktı'  Manuel Puigİstanbul Devlet Tiyatrosu’nda Sidikli Kasabası Müzikali‘ni ve geçtiğimiz sezon TiyatroHâl’de Albert Camus’nün Adiller (Doğrular) adlı eserini sahneleyen Oğuz Utku Güneş , tiyatro edebiyatında devrim üçlemesi yolculuğunu Örümcek Kadının Öpücüğü ile tamamlıyor. Manuel Puig ve Dewitt Bodeen’in eserlerinden uyarlanan oyunda Hapishane Müdürü Lewgoy’un sesine Selçuk Yöntem hayat veriyor.Örümcek Kadının Öpücüğü , sezon boyunca TiyatroHâl ekibinin kendi sahnesi olan Mecidiyeköy SahneHâl’de izlenebilir ..OYUNCULARLUİS MOLİNA / Göktay TOSUNVALENTİN ARREGUİ / Çağdaş TEKİNİRENA DUBROVNA / Melina ÖZPRODOMOSALİCE MOORE / Ayşegül BAHTİYAROĞLUOLİVER REED / Oğuz Utku GÜNEŞve LEWGOY Rolünde Sesiyle SELÇUK YÖNTEMManuel PUIG ve DeWitt BODEEN’in eserlerinden ...YÖNETMEN, PROJE TASARIM VE UYARLAMA: Oğuz Utku GÜNEŞYÖNETMEN YARDIMCISI: Destan BATMAZIŞIK TASARIMI: Ayşe AYTERKOSTÜM TASARIMI: Katina ÖZPRODOMOSDEKOR TASARIM: Güney Zeki GÖKER , Onur SOYALIŞIK OPERATÖRÜ: Hakan YILMAZREJİ ASİSTANI: Burak DEMİRELSAHNE ASİSTANLARI: Rıfat SECAL , Merve ÇEPNİCeren YILMAZ , Ceylan BATIBASIN DANIŞMANI: Zelal Songül ESEROyun Fotoğrafları: Hasan Kılıç , Destan Batmaz , Güney Zeki Göker , Taner Karagüzel
Devlet Tiyatrosunda Oyunlar Ücretsiz
Seyirciler, Devlet Tiyatroları’nın 12 bölgesindeki 23 sahnesinde ve Kayseri, Tunceli, Hakkari ve Foça-Cezaevi turne sahnelerindeki oyunları ücretsiz izleyebilecek. Sanatseverler biletlerini 13 gün öncesinden başlayarak Devlet Tiyatroları’nın gişelerinden ya da ilgili müdürlüklerden temin edebilecekler. Ücretsiz izlenebilecek oyunlar ve sahneleri şöyle Ankara Devlet Tiyatrosu Turan Oflazoğlu’nun yazdığı, Murat Atak’ın rejisörlüğünü yaptığı “Kösem Sultan Cüneyt Gökçer Sahnesi’nde; Refik Erduran’ın yazdığı, Ali Hürol’un rejisörlüğünü yaptığı “Ramiz ile Jülide” Şinasi Sahnesi’nde; Necip Fazıl Kısakürek’in yazdığı, Özer Tunca’nın yönetmenliğini yaptığı “Para” Küçük Tiyatro’da; Recep Bilginer’in yazdığı ve Zafer Kayaokay’ın yönettiği “Sarı Naciye” Akün Sahnesi’nde; George Orwell’in yazdığı, Peter Hall’un uyarladığı, Özge Kayakutlu’nun dilimize çevirdiği ve Barış Erdenk’in yönettiği “Hayvan Çiftliği” İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi’nde; Gülşen Karakadıoğlu’nun yazdığı, Vacide Öksüzcü’nün yönettiği “Nehir” Oda Tiyatrosu’nde; Ergün Uçucu’nun yazıp yönettiği “En Son O Gitti (Kiraz ile Mestan)” Altındağ Tiyatro Sahnesi’nde; Yaşar Kemal’in yazdığı, Gürol Tonbul’un yönetmenliğini yaptığı “Teneke” Kayseri’de; İstanbul Devlet Tiyatrosu Duşan Kovaçeviç’in yazdığı, Başar Sabuncu ve Bilge Emin’in dilimize çevirdiği, Işıl Kasapoğlu’nun yönettiği “Profesyonel” Cevahir Salon 2’de; Nikolay Vasiliyevic Gogol’un yazdığı, Coşkun Tunçtan’ın dilimize çevirdiği, Sylvie Luneau ve Roger Coggio’nun oyunlaştırdığı ve Cem Emüler’in yönettiği Ankara Devlet Tiyatrosu yapmı “Bir Delinin Hatıra Defteri” Üsküdar Stüdyo Sahne’de; Patrick Suskind’in yazdığı, Hale Kuntay’ın dilimize çevirdiği ve Metin Belgin’in yönettiği Ankara Devlet Tiyatrosu yapmı“Kontrabas” Küçük Sahne’de; Muzaffer İzgü’nün yazdığı, Mutlu Güney’in yönettiği “Lütfen Kızımla Evlenir Misiniz?” Küçükçekmece Devlet Tiyatrosu Sahnesi’nde; Sait Faik Abasıyanık’ın yazdığı ve Gürol Tonbul’un oyunlaştırıp yönettiği İstanbul Devlet Tiyatrosu yapımı “Masallar, İnsanlar, Birde Türküler” Foça-Cezaevi’nde; İzmir Devlet Tiyatrosu Anton Çehov’un yazdığı, Ataol Behramoğlu’nun dilimize çevirdiği ve Vladlen Alexandrov’un rejisörlüğünü yaptığı “Vişne Bahçesi” Konak Sahnesi’nde; Ali Berktay’ın yazdığı, Ayşe Emel Mesci’nin rejisörlüğünü yaptığı “Son Çığlık” Kahramanmaraş Devlet Tiyatrosu Sahnesi’nde; Bursa Devlet Tiyatrosu George Bernard Shaw’ın yazdığı, Sevgi Sanlı’nın çevirdiği ve Sibel Özer Chulliat’ın yönettiği “Pgygmalion-Bir Kadın Yarattım” Ahmet Vefik Paşa Sahnesi’nde; Şahin Örgel’in yazdığı, Ali Volkan Çetinkaya’nın yönettiği “Aşk Bir Şey Değildir” Oda Tiyatrosu’nda; Adana Devlet Tiyatrosu Feyzullah Arslan ve Nermin Ertürkmen’nin yazdığı ve Gökhan Doğan’ın yönettiği “Yarınlara Geç Kalmadan” Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi Sahnesi’nde; Trabzon Devlet Tiyatrosu Simon Williams’ın yazdığı, Şükran Yücel’in dilimize çevirdiği ve Tayfun Eraslan’ın yönettiği “Ölüm Öpücüğü” Atapark Haluk Ongan Sahnesi’nde; Diyarbakır Devlet Tiyatrosu Oktay Arayıcı’nın yazdığı, Metin Arslan’ın oyunlaştırdığı ve yönettiği “Rumuz Goncagül” Cahit Sıtkı Tarancı Kültür Merkezi Orhan Asena Sahnesi’nde; Antalya Devlet Tiyatrosu Carlo Goldoni’nin yazdığı, Haldun Marlalı - Cem Marlalı’nın dilimize çevirdiği ve Ahmet Açıkgöz’ün yönettiği “Yalancı” Haşim İşcan Kültür Merkezi Küçük Sahne’de; Erzurum Devlet Tiyatrosu Cengiz Toraman’ın yazdığı ve Levent Aras’ın yönettiği “Anlatılan Senin Hikayendir” Erzurum Devlet Tiyatrosu Sahnesi’nde; Jean BaptistePoquelin Moliere’in yazdığı, Ahmet Vefik Paşa’nın oyunlaştırdığı, Ömer Naci Topçu’nun yönettiği“Meraki” Tunceli’de; Konya Devlet Tiyatrosu Slawomir Mrozek’in yazdığı, Zihni Küçümen’in dilimize çevirdiği ve Mustafa Uzman’ın yönettiği“Sığıntılar” Konya Devlet Tiyatrosu Sahnesi’nde; John Buchan’ın yazdığı, Patrick Barlow’un uyarladığı, Mehmet Ergen’in dilimize çevirdiği ve Nafiz Sami Gürcüali’nin yönettiği “39 Basamak” Elazığ Devlet Tiyatrosu Sahnesi’nde; Sivas Devlet Tiyatrosu Federico Garcla Lorca’nın yazdığı, Turan Oflazoğlu’nun çevirdiği ve Barış Erdenk’in yönettiği “Kanlı Düğün” Atatürk Kültür Merkezi Sahnesi’nde; Van Devlet Tiyatrosu Anton Çehov’un yazdığı, Yılmaz Gruda’nın dilimize çevirdiği ve Metin Oyman’ın yönettiği “Ayı/Teklif”Hakkari’de sanatseverlerle buluşacak. İHA---
Bilimin Sanatsal Hali: TED Konuşmacısı Fabian Oefner'den Sürreal Fotoğraflar
ted.com sitesinin bir klasiği olan  ''TED Talk'' sunumlarının konuğu olan sanatçı ve tasarımcı  Fabian Oefner harika bir çalışmaya imza atmış. Oefner tarafından çekilen fotoğraflar, bilim ve sanatın ortak çalışması sonucunda nefes kesen görüntüler ortaya çıkacağının sağlam bir kanıtı.  Aslında sanat ve tasarım eğitimi görmüş olan Oefner, bilimin de her zaman ikinci aşkı olduğunu belirtiyor. Bu ikisini bir arada götürebileceğini fark ettikten sonra bu tür çalışmalara imza atmaya başlamış. Aşağıdaki videoda Oefner bazı deneylerini sahnede tekrarlıyor ve diğer çalışmalarının detaylarını açıklıyor. Bu videoyu da mutlaka izlemelisiniz.
Myrleia: Süpermarket Bodrumunda Bir Antik Kent...
Bursa'daki Myrelia antik kenti, üstünde yapımına izin verilen süpermarketin bodrumuna hapsoldu. Antik kentte 5 katlı yapılaşmaya da izin çıktı. Radikal'den İdris Emen'in haberine göre, Uludağ Üniversitesi, 2010 yılında Bursa’nın Mudanya ilçesinde 1. derece SİT alanı olan bölgenin yakınında yaptığı yüzey çalışması sırasında yoğun seramik parçalarına rastlayınca Bursa Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu’na bölgenin 1. derece SİT alanı ilan edilmesini önerdi. Koruma kuruluysa tarihi limanı 3. derece SİT alanı ilan ederek imara açtı. 1. derece sit alanını 3. derece yaptılar Uludağ Üniversitesi, 2010 yılında Bursa’nın Mudanya ilçesinde 1. derece SİT alanı olan bölgenin yakınında yaptığı yüzey çalışması sırasında yoğun seramik parçalarına rastlayınca Bursa Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu’na bölgenin 1. derece SİT alanı ilan edilmesini önerdi. Koruma kuruluysa tarihi limanı 3. derece SİT alanı ilan ederek imara açtı. Ardından Tesco Kipa Kitle Pazarlama Şirketi de 23 Eylül 2012 tarihinde aldığı ruhsatla bölgede süpermarket yapımına başladı. Ancak süpermarketin temel kazıları sırasında antik kentin M.Ö. 7. Yüzyıl’a ait duvarı ile heykellere rastlanınca bölge halkı süpermarket inşaatının durdurulması için koruma kuruluna başvurdu. İki ay süreyle bölgede incelemede bulunan koruma kurulu, tarihi Myrelia kentinin 3. derece SİT alanı olarak kalmasını uygun bularak kent üzerine yapılan alışveriş merkezinin devam ettirilmesine karar verdi. 2700 yıllık tarihe 5 kat Kurul tarafından verilen özel izinle antik kentin üzerinde yapılan süpermarketin inşaatı bitti. Yaklaşık 20 metre uzunluğa ve iki metre genişliğe sahip 2700 yıllık kent duvarları ve tarihi kalıntılar, süpermarketin bodrum katında cam çerçeve içine konulmuş. Etrafı cam çerçeveyle çevrilen tarihi kalıntılar süpermarketin içinde müşterilere sergilenecek. Bölge halkı ise antik kent üzerine kurulan süpermarketin yıkılması ve yerine müze yapılmasını istiyor. Antik kent üzerine kurulan süpermarketin yıkılması için açılan dava devam ederken, Mudanya Belediyesi tarafından hazırlanan ve antik kentin bina kat yüksekliğini 2’den 5’e çıkartan 1/1000 ölçekli koruma amaçlı nâzım imar planı Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından onaylanarak koruma kuruluna gönderildi. Plan kurul tarafından da onaylandığı takdirde tarihi Myrelia antik kentinde 2 olan kat yüksekliği 5’e çıkarılacak, Myrelia antik kentinin liman kısmında bulunan 50 bin metrekarelik alan ise turizm alanı olarak imara açılacak. İdris Emen | Radikal Kaynak: Milliyet
'Düğün Dernek + 30 DK' Filminin Fragmanı
‘Düğün Dernek + 30 DK’ filminin fragmanı yayınlandı!‘Düğün Dernek’ +30 dakika daha uzun ve daha komik versiyonuyla 21 Mart’ta sinemalarda!‘Düğün Dernek + 30 DK’ filminin fragmanını izlemek için lütfen aşağıdaki bağlantıya tıklayın.
17. Senesinde Mirzabeyoğlu Davası
17 sene önce gözaltına alınan Salih Mirzabeyoğlu günler boyu süren sorgulamalarında işkenceye maruz kalmış daha sonrasında dönemin brifingli yargılamaları sonucu kendisine “idam” cezası verilmişti.  17 senedir kendisine yapılan işkencelere ve 15 senedir uygulanan “telegram-zihin kontrolü” işkencesine rağmen sürdürülmeye çalışılan özgürlük mücadelesi son bir kaç yılda ilerleme kaydetse de hem Salih Mirzabeyooğlu’nun hemde kendisi gibi dönemin brifingli yargılamaları sonucu içeride tutulan tutsaklar hakkında herhangi bir gelişme kaydedilmemişti. Dünden bugüne Mirzabeyoğlu davası kronolojik olarak ne olmuştu bunu hatırlatabilmek için davanın seyrini Furkan Haber olarak ilginize sunuyoruz;