onedio
Dünyanın En Acayip 20 Yeri
Sanki bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi görünen ama aslında Dünya'nın farklı yerlerinde gerçekten olan yerleri göreceksiniz. Kaynakta daha fazlası mevcut, hatta Pamukkale de var. Pamukkale bunların yanında pek acayip sayılmaz. Hangilerine gitmeye cesaret edilir?
12 Çarpıcı Fotoğrafla Zamanın Tek Yumurta İkizleri Üzerindeki Etkisi
Konfüçyüs'a göre insanlar kaderlerini 50 yaşına geldiklerinde anlamaya başlarlar. Bu durumu görsel bir şekilde ortaya koymak amacıyla fotoğrafçı  Gao Rong Guo '' tek yumurta ikizleri'' isimli fotoğraf serisini başlattı. Bu çalışma görünümleri neredeyse aynı olan 50 yaşındaki insanların zamanla, yaşadıklarıyla, kaderleriyle görünümlerinin değişimini ortaya koymak adına yapılmış mükemmel bir çalışma.
Scarface'in Yeniden Çekileceği Kesinleşti
1929 yılında yazılan ve daha önce iki kez beyazperdeye uyarlanan Scarface, bu kez Şilili yönetmen Pablo Larrain tarafından yeniden çevrilecek.Aslında bu iddialar 2011 yılından bu yana ortalıkta dolaşıyor ama en son geçen yıl Ağustos ayında Harry Potter serisinin de bazı filmlerini yöneten David Yates tarafından hazır bir senaryo üzerinde çalışmaların başladığı dedikoduları dolaşıyordu.Görünüşe göre bu iddialar doğru değilmiş. Çünkü Universal Pictures’dan yapılan açıklamaya göre, daha önce No adlı yapımı yöneten Şilili yönetmen Pablo Larrain, Scarface’in yeniden çevriminde görev alacak.Film hakkında bilinenler ise Meksikalı bir çetenin günümüz Los Angeles’ında kuracağı imparatorluk ve efsaneleşen Tony Montana karakterinin Tony’sinin tutulup, başka bir soyad ile yeni bir karakter olarak karşımıza çıkacağı. Başka bir bilgi henüz ne yazık ki bilinmiyor.
Japonya'da Nasrettin Hoca Damgası
Türkiye'nin UNESCO listesinde yer alan 12 önemli kültürel mirası, Tokyo'da düzenlenen 'Anime-2014' fuarında Nasreddin Hoca'nın yer aldığı animasyonlarla tanıtıldı. 'Anime-2014' fuarında Türkiye'yi tanıtırken yaptığı Japonca esprilerle özellikle Japon çocukların yoğun ilgi gösterdiği 'Anime Nasreddin Hoca', ziyaretçilere Türk kültürü ile ilgili ayrıntılı bilgiler sundu. Yunus Emre Enstitüsü ile Bunkyou Gakuin Üniversitesi işbirliğiyle hayata geçirilen projede Nasreddin Hoca karakterini, Japon eğitimci Prof. Kawamura Junichi seslendirdi. Tokyo Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Telat Aydın, anime kültürünün yaygın olduğu Japonya'da geniş bir kitleye ulaşmayı hedeflediklerini, Nasreddin Hoca gibi uluslararası bir figür aracılığıyla Türk kültürünü tanıtmayı amaçladıklarını belirtti. Aydın, Nasreddin Hoca animasyonu ile Türkiye'nin soyut kültür mirasları ve Türk mutfağınının tanıtımına yönelik projele çalışmalarının sürdüğünü sözlerine ekledi.
Kimsenin İstemediği Ödül: Altın Bamya
Türkiye sinemasındaki erkek egemen bakışa ve cinsiyetçiliğe tepki olarak verilen Altın Bamya Ödülleri dağıtıldı. Altın Bamya Film Ödülü, Osman Sınav'ın yönettiği Aşk Kırmızı filminin oldu. Jüri filmin Zeynep karakterini de kadın karakter dalında ödüllendirdi. Erkekler adlı film isminin yarattığı beklentiyi boşa çıkarmadı, hem Adam ve Nazım karakterleriyle erkek karakter hem de homofobi dalında ödüle layık görüldü. Üstüne bir de senaryo ödülünü aldı. İzleyici Bamyası’nı ise Celal ile Ceren filmi kazandı. Jüri özel ödülü de dört filme birden verildi. Kedi Özledi, Düğün Dernek (Tek taşlı Bamya), Sabit Kanca (Eşekarısı Bamyası), Testesteron (Hormonlu Bamya).Adayları hatırlayalım Ödülü kaptırdılar ama Celal ile Ceren tüm dallarda; film, kadın karakter, erkek karakter ve senaryo dallarında da adaydı. Üç Altın Bamya’lı Erkekler sadece film dalında ödülü kazanamadı. Film dalının kazananı Aşk Kırmızı’nın erkek karakter ve senaryo dalında da aday olduğunu unutmamak lazım. Senin Hikayen’in Meral ve Esra’sı kadın karakter dalında diğer adaylardı. Senaryo ödülünü Erkekler aldıysa da Aşk Kırmızı ve Celal ile Ceren’i bu alanda yabana atmamak gerek.Bianet
'Gezi Tanıklığı'na World Press Photo'dan Birincilik Ödülü
Yönetmenliğini Barış Koca ile Soner Emanet'in gerçekleştirdiği, foto-muhabir Emin Özmen tarafından görüntülenen ve seslendirilen  'Gezi Tanıklığı | Witnessing Gezi' isimli belgesel World Press Photo’nun 2014 Multimedya yarışmasında birincilik ödülüne layık görüldü. Le Journal ekibinin Gezi Tanıklığı belgeseli daha önce 'Hangi İnsan Hakları? film festivali kapsamında izleyici ile buluşmuş ve beğeni toplamıştı. Onedio
Umay Umay ve Cem Adrian'dan Sürpriz Albüm
Cem Adrian ile Umay Umay'ın uzun süreden sonra birlikte gerçekleştirdikleri 'Anlat Onlara' videosu müzik dünyasındaki yerini aldı. Albüm'den ilk video Anlat Onlara, albümünün tonu hakkında ipucu verir nitelikte. Dream Tv
'İçinde Halk Olan Bir Partiye Oy Vereceğim'
Sanatçı Erdal Beşikçioğlu, yerel seçimlere günler kala oyunun rengini belli etti. Sanatçı Erdal Beşikçioğlu, “İçinde ‘halk’ olan bir partiye oy vereceğim ben” dedi. Seçimlere içinde halk geçen iki parti katılıyor. Bunlar: Cumhuriyet Halk Partisi ve Halkların Demokrasi Partisi… Behzat Ç’nin başrol oyuncusu, tiyatrocu Erdal Beşikçioğlu Artı 1 Televizyonu’nda Tuluhan Tekelioğlu ile Gece Masası’na konuk oldu. Beşikçioğlu, yerel seçimlerde kime oy vereceği ile ilgili soruyu da yanıtladı. “İÇİNDE HALK OLAN BİR PARTİ” Beşikçioğlu, “Ben kalkınmanın, adaletinin olacağını düşünmüyorum. İçinde ‘halk’ olan bir partiye oy vereceğim ben. Beni daha iyi anlayacaklarına inandığım için. Halk ile beraber yürüyen bir parti olacak” diyerek hangi partiye oy vereceğinin sinyalini verdi.Seçimlere içinde halk geçen iki parti katılıyor. Bunlar: Cumhuriyet Halk Partisi ve Halkların Demokrasi Partisi… Tiyatro sanatçıcı Cem Emüler ise “Oylar bu seçimde ödünç ama uyarıdır diye düşünüyorum. Hasan Cemal’in partisine oy vereceğim” diyerek, oyunu CHP’ye vereceğini belirtti. Hasan Cemal önceki gün T24′te yayımlanan yazısında CHP’ye oy vereceğini açıklamıştı. Kaynak: Cumhuriyet
Her Ebeveynin Mutlaka Çekmesi Gereken 32 Bebek Fotoğrafı
Cep telefonlarının, dijital kameraların yaygınlaşması ile artık hayatımızın her anında fotoğraf var. Hele yeni doğmuş bebeğiniz varsa her anını fotoğraflamak istersiniz. Bu çok normal, peki olmazsa olmaz pozların farkında mısınız? İşte her ebeveynin mutlaka çekmesi gereken 32 bebek pozu.
Shakira’dan Dünya Kupası İçin Şarkı
Kolombiyalı ünlü şarkıcı Shakira (37), Rio de Janerio’da gerçekleşecek 2014 FIFA Dünya Kupası için “La La La” isimli bir şarkı hazırladı.Şarkıcının “Dare” isimli şarkısından Dünya Kupası için uyarlanan “La La La” şarkısının sözleri yine Shakira’ya ait. Ünlü popçu şarkıyla ilgili olarak, “Çok neşeli bir Brezilya şarkısı. Şarkı sözleri kişisel ve Dünya Kupası versiyonunu da çoktan kaydettim” açıklamasında bulundu. Şarkının son kısmında ise Shakira’ya oğlu Milan eşlik ediyor. Shakira 2010 yılında da 2010 FIFA Dünya Kupası için yaptığı “Waka Waka” şarkısıyla büyük beğeni toplamıştı.
Türkçe Rap'te 10 Özel İsim
İşte Türkçe sözlü rap müzik dinlemek isteyip pek de piyasaya hakim olmayanlar için özgün ve seçkin 10 MC!
Steve Cutts Filmleri
Yazımıza Steve Cutts kimdir? sorusuna oluşturduğu inanılmaz kısa çizgi animasyon filmleri izlemeden önce cevaplamak isteriz. Londra'da yaşayan İngiliz animasyon uzmanı, çizim ve heykeltraş uzmanı bir artisttir. Dünya genelinde tanıyanı milyonları bulmamasına rağmen, mükemmel işler çıkardığından dolayı, bu mükemmel çizgi animasyon filmleri sizlere tanıtmayı düşündük. Özellikle de konularını oluşturduğu temalar bakımında inanılmaz işler ortaya çıkaran Steve, sizlerinde çok hoşuna gidecek eğlenceli bir animasyon filmi hazırlamış. Gelin hep beraber bu muhteşem kısa videolara beraber göz atalım. Beğeneceğinizi umarak, iyi seyirler diliyoruz. Yüzyıllardır yeryüzünde yaşayan insanların akıllarında hep bir soru işareti var. Bunlardan en başta gelenlerden bir tanesi de dünya nasıl olurda bu hale gelir?, ekolojik dengenin bozulması, global ısınma, elektromanyetik alanlar, radyasyon, betonlaşan yeşil alanlar ile birlikte dünyamız içinde yaşadığımız bir çöplük haline gelmiştir. Bunun da tek bir nedeni var, o da insan! Kime sorsanız, 'ben en idealim, benden iyisi yok' der. Halbuki yaşam koşullarına bir baksanız, aslında en büyük silahların başında gelirler. Burada izleyeceğiniz, ingilizcesi Man olan, Türkçe ise insanoğlu anlamına gelen video ile sizlere kısa film – çizgi animasyon adı altında, ne kadar uzunca zamandan beri gelen yanlışları anlatacaktır. Gerçekçi animasyonlar, hergün rastlayabileceğiniz cinsten değillerdir. Tabikide isterseniz Simon's cat videolarına da göz atabilirsiniz. Şimdi gelin hep beraber Man çizgi animasyon filmleri videosuna bir bakalım. Steve Cutts'ın resmi sitesinden (doğa konulu çizgifilmler – doğasal çizgifilm) diğer kısa animasyon filmlerini seyredebilirsiniz. Bu başarılı ve iyi işler çıkaran animasyon sanatçısını tanıtmaktan büyük mutluluk duyarız. Ayrıca In The Fall ve Shoreditch of the Dead diğer popüler videolardandır. Tamamen ücretsiz olarak izlemek mümkündür. After Effects ile hazırlanan bu çizgi animasyonları beğeneceğinizden eminiz. Eğer siz de çevrenizdekilerle animasyon çizgifilm olan Man yazısını paylaşmak istiyorsanız, yapmanız gereken sadece alttaki sosyal butonları kullanıp, sosyal medya duvarınızda yer vermektir. Bir sonraki enteresan video ile karşınızda olacağız. Philodox.Net üzerinden bizi takip edebilirsiniz.
‘Hiçbir İktidarın Dili Olamayız’
Ekranların Behzat Ç’si Erdal Beşikçioğlu, bugünlerde “Bir Delinin Hatıra Defteri” ile İstanbul’da. Oyundan sonra, merdivenlerde göründüğünde, delikanlının biri önüne atılıyor: ‘Ben hayatımda böyle bir şey görmedim. Abi sen nasıl bir adamsın ya!’Üsküdar Stüdyo Sahne, oyunu bekleyen insanlarla tıklım tıklım. Bazıları şanslı. Satışa sunulduğunda dakikalar içinde tükenen biletlerden alabilmiş. 2008’den beri bu böyle. Diğerleri bir ihtimal, sahnede boş yer kalmasını dileyerek bekliyor. Onların sayısı da hiç az değil.Oyun başlıyor. Yaklaşık 1.5 saatlik, tek perdelik, tek kişilik bir oyun. Tiyatro sanatçısının enstrümanı bedenidir derler. Sahnedeki oyuncu bu ifadenin saf karşılığı. Hareketli vincin üzerinde, Gogol’ün “Bir Delinin Hatıra Defteri” eserini, alın teri sahneye yağarken, tek an soluğu kesilmeden oynuyor.Kalabalık da nefesini tutmuş, 7. sınıf memur Poprişçin’i sistemin nasıl delirttiğini izliyor. Oyun bitince alkış kıyamet.Ama aradan yarım saat geçmesine rağmen kimsenin Stüdyo Sahne’den ayrılacağı yok. Sanatçının yanlarına gelmesini bekliyorlar. Alkışlamak yetmemiş, bir kez de yüz yüze teşekkür etme hevesindeler.Merdivenlerde göründüğünde, delikanlının biri, sanatçının önüne atılıyor. Hayranlık ve içtenlikle “Ben hayatımda böyle bir şey görmedim. Abi sen nasıl bi adamsın ya!” diyor.Gence gülümseyip göz kırpan o abi, Erdal Beşikçioğlu. Bu kez Behzat Ç. değil, Ankara Devlet Tiyatrosu’nun turnedeki oyuncusu olarak seyircilerin arasında.Tüm bunlar olup biterken, kapıda, Devlet Tiyatroları’nı lağvedecek, hükümetin Türkiye Sanat Kurumu Yasa Tasarısı Taslağı’na karşı imza kampanyası var.‘Sistem değişmediği sürece…’‘Bir Delinin Hatıra Defteri’ klasik bir eser. Ama bugünleri de çok iyi anlatıyor değil mi?Sistemler değişmediği sürece dertler de değişmiyor. Dertler değişmediği zaman, bilmem kaç tarihinde yazılmış bir oyunun bugünde karşılığını bulabiliyorsunuz. Zaten edebiyat böyle bir şey. Şimdi bir de yaşadığımız hikâyeyle, Gogol’ün anlattığı hikâye arasında paralellik kurulunca...‘Gençler sorguluyor’Aslında metaforlarla yüklü ağır bir hiciv. Oyuna gençlerin ilgisi de muazzam. Nasıl değerlendiriyorsunuz bunu?Gençler her şeyi araştırıyor, sorguluyor. İnternet, kitabın yerini almış durumda, okumaya ön ayak oluyor. Biz biraz daha romantik insanlar olduğumuz için, elimizdeki kitapla, onun yazarı tarafından var edilip elle tutulur bir hale geldikten sonraki durumuyla ilgileniyoruz.Ama gençler bilgi açlığına düştükleri için, neredeyse bütün dünyadaki bilgileri emiyorlar. Biz onların yaşlarındayken tek kanal televizyonumuz vardı, üzerinde dantel örtülü. Onlar ceplerindeki telefonlarla her şeye ulaşabiliyorlar. Her ne kadar engellenmeye çalışılsa da bir yolu bulunup o bilgiye ulaşıyor.‘Senaryo inandırıcı değil’Engel demişken, konu mecburen internet yasaklarına geliyor…Başbakan “Bundan 10 yıl önce SSK’de kuyruktaydınız” diyor. 10 yıl önce benim 226 KB’lik bir bilgisayarım vardı. Şimdi dünya bambaşka bir teknolojiye ulaştı. Devletin işletilmesine talip olan bir iktidarın zaten bu değişimin gereğini yapması gerekiyor. Bu çok normal, yapmazsa ayıp.Ama bunun yanında Twitter’ı kapatmaya çalışıyor. Bu hareket çok gülünç. Bir de diyorlar ki yargı gereği kapatmak zorunda kaldık. Böyle bir bahane olabilir mi?Bu senaryoyu kimse beğenmiyor. İnandırıcı bulmuyor. İnandırıcı bulmayınca da bu filmin gişesi olmaz.‘Tedavi görmeli…’Geçende Türk Tabipleri Birliği, Başbakan’ın ruh sağlığından endişe duyduğunu açıkladı. Siz 6 yıla yakın zamandır, sahnede “deli”yi canlandıran biri olarak, nasıl buluyorsunuz ruh halini?3 yıl boyunca Behzat Ç. gibi bir karakteri canlandırdım. 3 yıl boyunca sabahtan gece yarılarına kadar bir rolle beraber yaşamak zorunda kaldım. Her şeyi aynı şekilde kodladığınızda, bir süre sonra kendinizi öyle zannetmeye başlıyorsunuz. Bu büyük bir hastalıktır.On yıllık bir iktidar süresince, hikâyenin böyle geliştiğini düşünürsek, birtakım ruhsal değişiklikler çok normaldir. O da insan. Ama bunun kişi tarafından fark edilip tedavisinin yapılması gerekiyor.Bazen insanlar devlet işletmesine geldiklerini unutabilir. Bunun hatırlatılması gerekiyor. Devlet başka bir şey. Onun işletmesine gelen siyasi iktidarlar başka.Hizmeti görmezden gelmek…Yıllardır biletleri yok satan bir oyunun kahramanı, bir devlet sanatçısı olarak, TÜSAK tasarısını nasıl değerlendiriyorsunuz?TÜSAK büyük bir saçmalık. İngiltere sistemi diyorlar, ama dünyada en fazla DVD’nin satıldığı ülke İngiltere’dir. Eğitim seviyesi o kadar yukarıda ki. Ben Diyarbakır’da mecburi görevimi yaptığım zaman, Güneydoğu’daki kasabalara, köylere gidiyorduk. Sahneleri yoktu, yemekhanelerde masaları yan yana koyup sahne haline getiriyorduk. Şimdi sistem böyleyken, Devlet Tiyatroları’nın yaptığı hizmeti görmezden gelmek korkunç. Bir de aranızda çalışmayan adamlar var diyorlar.‘TÜSAK büyük bir yalan’‘Bankamatik sanatçıları’ söylemi...Evet, ama o bankamatik sanatçılarını biz yaratmadık. Devlet Tiyatroları kurulduğundan bugüne kadarki hükümetlerin kayırmalarıyla gelen birtakım arkadaşlar eğer oradaysa, bu kurumun problemi değildir. Siyasi iktidar Devlet Tiyatrosu’nun üzerinde hâkimiyet kurduğu sürece bankamatik sanatçıları maalesef oluşacaktır.Siz siyasi iktidarlar olarak elinizi ayağınızı çekeceksiniz ki biz kendi kıstasımızda, kendi entelektüel seviyemizdeki insanlarla beraber sorunlarımızı çözelim.Bir kere olsun tiyatroya gelmemiş bir insanın tiyatronun sıkıntılarını bilmesi mümkün değildir. O yüzden TÜSAK büyük bir yalan, kandırmaca ve umarım bu konuda halk desteğini bizden esirgemez.Sadece bizim için değil, Shakespeare çok önemli bir laf söylemiş: “Bir tek bilgili dost bilgisiz bir kalabalıktan daha önemli olmalı sizin için.” Halkın desteği bunun için gerekli. Güneydoğu için, Doğu Karadeniz için, İç Anadolu için... En azından herkese soru sormasını öğretebilmemiz için gerekli.‘İçeride de oynarım…’İşin bir de repertuvar boyutu var. Malum, genel ahlak kriteri vb. Diyelim “Bir Delinin Hatıra Defteri” uygun bulunmadı, ne yaparsınız?Bedenim kaldırabildiği ölçüde, kendi imkânlarımızla oynarız. Yasaklarlar, ben yine oynamaya devam ederim. Suç işledin derlerse içeride de oynarım. Çünkü benim başka derdim yok.Bir kavram kargaşası var. Bunu yaratan da hükümetin lideri. Sanatçının tanımının yeniden yapılması gerekiyor. Değersizleştirmeye çalıştığı ölçüde hepimizi aynı kefenin içine koyuyor. Bizi niye basitleştiriyorsun? Niye değersizleştiriyorsun? Öyle kolay yetişen insanlar değiliz biz.Geçenlerde çok üzüldüm. Bunları söylediğimiz için ateist olduk biz. Benim nüfus kâğıdımda İslam yazıyor kardeşim! O değerlendirdiğin kitle içindeyim, ama ateist değilim. Bir başbakana bunun için dava açabilir miyim diye çok düşündüm. Belki şimdi burada söylemek bile yeterli: Ben ateist değilim. O senin söylediğin standartlardayım, nüfus kâğıdımda da İslam yazıyor.‘Tiyatroda ısınalım…’Devlet sanatçıları, özel tiyatrolardakiler gibi, kendini halka teslim edemez mi? Bu da bir alternatif olamaz mı?Oyuncular iyiyse tabii ki seyirciyle buluşmaya devam edecekler. Ama bizim amacımız seyircilere 50 lira karşılığında bu işi sunmak değil. Bizim amacımız 5 liraya, 10 liraya sunmak. Kısıtlı bütçesi olan bir insanın evde yakacak odunu yoksa bu gece tiyatroda ısınalım diyebilmesini sağlamak.İkinci Dünya Savaşı sırasında bu yapıldı zaten. Almanya bombalanırken Alman tiyatroları doluydu. Toplu halde ısınabildikleri için... Kalben, ruhen, zihnen ısınmak manasında da söylüyorum bunu.‘Mesleğim gereği…’ Bir tarafta TÜSAK tartışması varken, Ankara’daki Devlet Tiyatroları arazisindeki talan yaşandı. Siz oradaki manzarayı gördünüz, manzara nasıldı?O olay çok korkunç. Bir devlet kurumunun özel bir şirkete karşı yalnız bırakılması korkunç. Teamüllere aykırı. Biz devletin kurumuyuz ve devlet ayakta kaldığı sürece biz de üzerimize düşen görevi en iyi şekilde yapmakla mükellefiz.Biz hiçbir siyasi iktidarın dili ya da söylemi olamayız. Ben buna inanıyorum, bu inancımı da insan gibi sonuna kadar söylemeye, anlatmaya çalışacağım. Çünkü benim mesleğim bunu gerektiriyor.‘Baba, ben bu ülkeden…’Erdal Beşikçioğlu’yla sohbet ederken, “Geçen gün çok önemli bir şey oldu” diyerek anlatmaya başlıyor. O çok önemli şey, Berkin Elvan’ın ölümünün ardından, 13 yaşındaki kızının eve gelip “Baba, ben bu ülkeden nefret ediyorum” demesi.Sonrasını yine ondan dinleyelim:Kızımla 3 yaşından beri Anıtkabir’e gideriz. Orada olmak, o hikâyeleri anlatmak, Cumhuriyetin ne manaya geldiğini anlatmak...Bütün gelişim sürecinde böyle bir ortamda büyümüş bir genç kız adayı okuldan gelip “Baba, ben bu ülkeden nefret ediyorum” dedi. Neden kızım diye sorduğumda yanıtı “Bu ülkenin başbakanı çocukları öldürüyor” oldu.Bu noktadan sonra beni ilgilendiren ne ayakkabı kutusu, ne yolsuzluklar, ne başka bir şey. 13 yaşında bir kız çocuğu, kalbiyle, ruhuyla hareket edip hayatı sorgulamaya başladığında böyle bir örnekle karşılaşıyor. Bu reva mıdır?Bir çocuk ölmüş. Allah rahmet eylesin demek çok mu zor? Bir ölümü siyasi rant haline getirmek bu kadar basit mi?Benim ailemin içine böyle hastalıklı bir düşünce düşmüşse o zaman ben bir baba olarak sorgulamaya başlarım. Bunu yapmaya bu devlette yaşayan hiç kimsenin hakkı yok. Başbakan’ın bile.Aslı Uluşahin / Cumhuriyet