1907’de inşa edilen cami dünyanın en büyük kerpiç binası. Sudan’dan Atlantik sahiline kadar uzanan kuşaktaki en başarılı mimari yapılardan biri olarak görülen cami, 1988’de UNESCO’nun Dünya Mirası listesine alındı. Kurak mevsimde çatlayan kerpiç duvarlar, her yıl ilkbaharda yapılan bir festivalle halk tarafından kille sıvanır. Bina yüzeyinde görülen ahşap çıkıntılar bu tamirde iskele amacıyla kullanılır.
Columbia Üniversitesi bünyesinde yayıncılık faaliyetleri gösteren “Columbia Publishing Course”, 20. yüzyılın dikkate değer en önemli romanlarını bir liste şeklinde hazırlayıp yayınladı. Listenin zirvesinde Muhteşem Gatsby adlı romanı ile F. Scott Fitzgerald yer alırken Faulkner, Orwell, Steinbeck, Joyce gibi isimlerin birden fazla romanı ile listeye girmesi dikkat çekti. İşte o liste:
32. İstanbul Film Festivali nisan ayında başlıyor henüz biletler satışa çıkmadı, yani hala vaktiniz var film değerlendirmelerini yapmak için. Ben de sizler için 5 film seçtim. Onlarla ilgili kısa kısa yazıp, sizlere neden bu filme bilet almalısınız cevabını vereceğim ya da vermeyeceğim göreceğiz. Ve Başlıyoruz.
Bildiğimiz “ Her canlı ölümü tadacaktır” , ölümden sonrası ise muamma...Ölümden sonra olabilecekleri farazi şekilde işleyen filmlerden hoşlananlara 10 filmi listeledik.Vizyona girdikleri tarih baz alınarak sıralanmıştır.
İstanbul II Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, Narmanlı Han’a kurulan iskele ve binadan izinsiz karot örnekleri alınması nedeniyle suç duyurusunda bulundu.Bir süredir boş olan tarihi Narmanlı Han'a kurulan iskeleyle ilgili Beyoğlu Kent Savunması bu iskelenin binaya zarar verip vermediğine ve izin olup olmadığına dair Koruma Kurulu'na dilekçe iletmişti.Beyoğlu Belediyesi 'güvenlik amaçlı iskele' kurulmasına ön izin vermiş olduğunu belirtti.Bianet'ten Nilay Vardar'ın haberine göre, İstanbul II Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ise yolladığı yanıtta şöyle dedi:'Taşınmazın İstiklal Caddesine bakan cephesinde kurulan iskele ve koruma grubu I olan bloktan alınan izinsiz karot örneklerine ilişkin 2683 sayılı yasa gereği suç duyurusunda bulunulmasına …karar verilmiştir.”Narmanlı Han sahipsiz değilBeyoğlu Kent Savunması, verilen cevapla tarihi yapıya zarar verildiğinin ortaya çıktığını belirterek Narmanlı Han'ın yeni maliklerinin yanında Beyoğlu Belediyesi’nin de bu suça ortak olduğunu ifade etti.Avukat Eren Can, 'Koruma Kurulu'nun verdiği karar çok önemli. Tarihi ve kültürel anlamı olan Narmanlı Han'ı satın alanlar onu istediği gibi 'piyasa koşullarına uygun' kullanabileceğini düşünmüş ve ilk iş olarak hanın ön cephesini reklam panosu yaptı. Mal sahibinin Narmanlı Han'ı yenilemek görevini verdiği mimar da bu yapıya bakış açısını 6 dükkan 2 restaurant yaparız, sonuçta bu işler arz-talep meselesi diyerek özetlemiştir. Bu kararla Narmanlı Han'ın sahipsiz olmadığı ortaya çıkmıştır' dedi.Satılmasının ardından binaya reklam panosu asılmıştı ve tepkiler üzerine pano kaldırılmıştı.
Zabıta tarafından kitaplarına ve mallarına el konulan Hüseyin Avni Dede için başlatılan kampanya amacına ulaştı.Beyazıt’taki tarihi çınar altında yıllardır kendi şiir kitaplarını, eski para ve çeşitli antika eşyaları satan Hüseyin Avni Dede’nin mallarına zabıta geçen günlerde el koydu. Hüseyin Avni Dede, toplanan eşyalarını geri almak üzere belediyeye gittiğinde ise malların imhaya yollanacağını öğrendi. Bunun üzerine şehrin simgelerinden biri olan Hüseyin Avni Dede’nin durumuna dikkat çekmeyi isteyen bir grup, change.org’ta “Beyazıt Çınaraltı’nın emektar Hüseyin Avni Dede’nin kitaplarını ve eşyalarını imha etmeyin” ifadesiyle bir imza kampanyası başlattı. Kampanya iki gün içinde 10 bin 300 imzayı geçerek dikkat çekti. Öncülerinden Elif Köksal, change.org’da yaptığı açıklamada Hüseyin Avni Dede ile görüştüğünü belirterek Dede’nin kitaplarının geçen cuma günü geri verildiğini, diğer eşyalarının ise hala belediyede bekletildiğini söyledi.Edebiyat Haber
Çocuğunu aldığı anne çaresizce arkalarından seslenir “Söz ver bana, çocuğum yaşayacak!” İrena bir saniyeliğine döner ve hızla cevap verir “Sana bu sözü veremem, ancak seninle kalırsa kesin öleceğine dair söz verebilirim.”1940-43 yılları arasında Nazilerin Polonya'da yahudileri yerleştirdiği Varşova gettosundan 2.500 çocuğu kurtaran, geçmişlerini kayıt altına alan ve onlara yeni bir hayat bahşeden kadının kısa hikayesi.Kaynaklar:http://en.wikipedia.org/wiki/Irena_Sendlerhttp://arsiv.salom.com.tr/news/print/13332-2500-cocugun-hayatini-kurtaran-kahraman-Irena-Sendler.aspxhttp://www.auschwitz.dk/sendler.htmhttp://www.irenasendler.org/
Etrafınızda olan bitene aldırmaksızın, neyle uğraşıyorsanız bir kenara bırakarak, yalnız başınıza ya da kalabalıklar içinde; hiç çılgınca dans etmeyi düşlediniz mi? Cevabınız 'hayır' ise sıkı durun! Çünkü Jordan Matter'ın New York Times'ta 'Best Seller' olmuş kitabı 'Dansçılar Aramızda'dan derlediğimiz bu olağanüstü fotoğraflar size o noktaya getirecek.Matter’e bu projeyi oluşturma fikri, bir türlü yerinde duramayan oğlunu seyrederken gelmiş. Daha sonra kendi kendine sormaya başlamış: “Anın içinde gerçekten yaşayabilme yeteneğimize ve o coşkumuza ne oldu? Neden bu tutku dolu anlardan çoğunlukla alay ederek, sıkılarak ve tepkisiz kalarak kaçıyoruz?”Matter projenin gelişim sürecini şöyle aktarıyor: “Çocuğumla oynadıkça aklıma bir fikir düştü ve dünyayı sanki onun gözlerinden görüyormuşum gibi fotoğraflar çeksem nasıl olur diye düşünmeye başladım. Fotoğraflardaki insanlar anın içinde yaşayacaklardı ve gündelik yaşamı her açıdan ve her duygusu ile kutlayacaklardı.”Fazla bir söze gerek yok. Matter'ın harika fotoğraflarına baktıktan sonra bizler de; mevcut olanı bırakıp, böylesine bir dünya da yaşamayı düşlüyoruz...
Al Pacino'nun muhteşem performansıyla akıllara kazınanScarface, yeniden beyaz perdeye uyarlanıyor.Al Pacino'nun Küba'da gerçekleşen devrimin ardından ABD'ye kaçan bir mülteciyi canlandırdığı efsa Scarface yapımını bilmeyen yoktur. Zira Al Pacino' nun filmde canlandırdığı Tony Montana'nın replikleri hala sosyal ağlarda paylaşılıyor. Şimdi ise, Tony Montana hayranlarını sevindirecek yeni bilgiler geldi.Belirtilene göre 1983 yılında yayınlanan Scarface filmi, yeniden çekilmesi için Universal Pictures'tan onay aldı. Yeni alınan karar ile birlikte 1932 ve 1983 yılının ardından Scarface filmi üçüncü kez vizyona çekilecek.Öte yandan Pablo Larraín'in yöneteceği ve Jonathan Herman'ın yazacağı yeni filmin kadrosu ise henüz belli değil.Teknokulis
20. Türkiye/ Almanya Film Festivali, dün gece yapılan ödül töreniyle sona erdi.Mehmet Binay ve Caner Alper'in 'Genç kadın cinselliğine cesur bir bakış' olarak nitelendirdiği 'Çekmeceler', Nürnberg'te düzenlenen 20. Türkiye / Almanya Film Festivali'nde en iyi film seçilirken filmin üç oyuncusu Ece Dizdar, Nilüfer Açıkalın ve Tilbe Saran en iyi kadın oyuncu ödülüne değer görüldü.‘Neden Tarkovski Olamıyorum?’daki performansıyla Tansu Biçer’in en iyi erkek oyuncu seçildiği festivalde oyuncu Uwe Kockisch (başkan), Matthias Damm, Mehmet Günsür, Biket İlhan, Marc Rensing ve İdil Üner’den oluşan jüri Kazım Öz’ün yönettiği ‘Bir Varmış Bir Yokmuş’a jüri özel ödülü verdi.20. Türkiye / Almanya Film Festivali’nin ödülleri şöyle...Uzun MetrajEn iyi film: Çekmeceler (Mehmet Binay, Caner Alper)En iyi erkek oyuncu: Tansu Biçer (Neden Tarkovski Olamıyorum?)En iyi kadın oyuncu: Ece Dizdar, Nilüfer Açıkalın, Tilbe Saran (Çekmeceler)Jüri özel ödülü: He Bû Tune Bû/ Bir Varmış Bir Yokmuş (Kazım Öz)Öngören ödülü: Wir sind jung. Wir sind stark./ Genciz. Güçlüyüz. (Burhan Qurbani)Seyirci ödülü: İçimdeki İnsan (Aydın Sayman)Kısa FilmBirincilik ödülü: Berfeşir (Serhat Karaaslan)İkincilik ödülü: Sûret (Cüneyt Karakuş)Üçüncülük ödülü: Bir Maç Günlüğü (Deniz Özden)DHA
Neyzen, sadece ney üflemez çok güzel bağlama da çalardı. Ama teklifle sazı eline alan bir adam değildi. Atatürk’e bile çalmamış. İnsanın demi gelmezse sazın da demi iyi olmaz derdi. Bir akşam Beşiktaş’ta meyhaneye gittik. Uzak masalardan birinde bir başçavuş, iki polis oturmuş. O kadar gürültülü konuşuyorlardı ki sesi bizim masada bile çınlıyordu. Kalktı yerinden Neyzen baba, gitti o masaya oturdu. adamlar ona da rakı koydular. Garsonu çağırıp rakısına su ekletti. Bir süre sonra o masadaki sesler alçaldı. Yanımıza geldi. ‘Siz de rakıyı sulu için. Ben rakının sulusunu severim, insanın değil’ dedi.
Bildiklerinize zaten eşlik edeceksiniz, bilmediklerinizi ise birkaç kez dinledikten sonra eşlik etmek isteyeceksiniz. Eşlik edilecek sözleri de yazarak sizlere kolaylık sağladık. Keyiflenmek için buyurun listeyi dinlemeye
Sinema severlerin merakla beklediği Görevimiz Tehlike’nin beşinci filminin 2015 yazında vizyona gireceği açıklanmış, ancak daha sonra filme dair daha fazla detay gelmemişti. Yaz mevsimine kalan süre azalırken, Görevimiz Tehlike’nin en yeni filmine ait ilk fragman da yayınlandı. Filmin yönetmen koltuğunda Christopher McQuarrie oturacak. Filmin tam adı ise “Mission: Impossible Rogue Nation” (Görevimiz Tehlike Dolandırıcı Ulus) olacak.
Savaşın olmadığı herkesin barış içinde yaşadığı yarınlar istiyoruz. Çok mu şey istiyoruz...(Çok geniş bir konu olduğu için elbette gözümüzden kaçan bazı şarkılar vardır onlar için şimdiden mazur görün.)
Samsun'daki İlkadım İlçesi'nde altyapı çalışmaları sırasında bulunan taş duvar kalıntılarının yer aldığı bölgede Arkeoloji ve Etnografya Müzesi tarafından yapılan kazı devam ediyor. Çalışmalar sonuçlandığında Evliya Çelebi'nin '5 bin adım' olarak anlattığı Amisos kalesinin ortaya çıkması bekleniyor.Karadeniz Turizm Profesyonelleri Derneği yönetim kurulu üyesi ve geçmiş dönem başkanı Mustafa Yavuz, 'Çalışmalar sonuçlandığında kuvvetle muhtemeldir ki; Amisos antik kenti kale duvarlarıyla karşılaşacağız' dedi. Evliya Çelebi'nin 1640'ta kente gelişinde gördüğü kaleyi Seyahatnamesinde 5 bin adım olarak anlattığı belirtildi.İlkadım İlçesi,Pazar Mahallesi'nde bulunan Şifa Hamamı'nın Buğday Pazarı Caddesi'ne bakan bölümünde 2 ay önce yapılan altyapı çalışmaları yapılırken tarihi duvar kalıntılarının bulunması üzerine 2 hafta önce bölgede Arkeoloji ve Etnografya Müzesi tarafından kazı başlatıldı. Kazıda 2 metre eninde taş duvarlar ortaya çıkarıldı. Bölgede yapılan sondaj kazılarında da duvarın devam ettiği belirlendi. Yapılan ilk çalışmalarda kalıntıların 1192 yılında Danişmentliler döneminde yapılan tarihi kale kalıntıları olabileceği belirtildi. Tarihi duvar kalıntılarının bulunduğu bölgede kazı çalışmaları devam ederken alan da demir bariyerle kapatılarak koruma altına alındı. Karadeniz Turizm Profesyonelleri Derneği yönetim kurulu üyesi ve geçmiş dönem başkanı Mustafa Yavuz, Samsun'da kazılan her yerden tarih fışkırdığını belirterek şöyle dedi:'Özellikle antik Amisos kenti bölgesinde yapılan inşaat, kanalizasyon ve yol yapım çalışmalarında, antik dönemlere ait çeşitli eserlerle karşılaşılıyor. Hatırlanılacağı üzere Samsun Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen Amisos hazineleri de bir yol çalışması esnasında, mozaikler ise bir inşaat kazısında ortaya çıkmıştı. İlkadım İlçesi'nde birçok antik mezar buluntularına da rastlanmıştı. Son günlerde Saathane Meydanı'nda yapılan çalışmalarda, toprak yüzeyinin yaklaşık 1 metre altında bulunan 2 metre genişliğindeki duvarlar da bu anlamda tüm yetkililerin ve turizmcilerin yoğun ilgisini çekti. Şu an Samsun Büyükşehir Belediyesi ve Samsun Müze Müdürlüğü denetiminde yapılan çalışmalar sonuçlandığında kuvvetle muhtemeldir ki; Amisos antik kenti kale duvarlarıyla karşılaşacağız. 3 Ağustos 1869 tarihinde meydana gelen Büyük Samsun yangınında, dış kale surları içerisindeki Taşhan, Bedesten ve yüzlerce ahşap ev çok büyük zarara uğramıştı.'Mustafa Yavuz, devam eden Saathane Meydanı Projesi kapsamında, bu eserlerin restore edilerek kullanıma açılmasının planlandığını söyledi. Yavuz, şöyle konuştu:'Kale surlarının halen bulunan ve çalışmaların devamında bulunacak yeni bölümlerinin bu proje kapsamına alınması kaçınılmazdır ve Samsun turizmine önemli katkılar sağlayacaktır. 1640 yılında Samsun'a gelen ünlü gezgin Evliya Çelebi, Seyahatnamesi'nde kaleyi 'Çevresi 5 bin adım, 70 kulesi, 2 bin mazgalı ve kapısı ile leb-i deryada şadadi bina bir sengin abad idi' sözleri ile anlatmış cami, hamam ve muhtasar bir çarşıya sahip kalenin sağlam ancak harap bir halde olduğunu yazmıştı. 5 bin adımlık bu kaleden bulunacak her kalıntı bizim için çok değerli.'Yaprak Koçer, DHA
Nick Cave & The Bad Seeds ile 2014’te çıktığı Kuzey Amerika turu sırasında uçakta verilen “kusma torbaları”nın üzerine aldığı notları bir kitapta toplayan Nick Cave’in kitabı The Sick Bag Song ismini taşıyor.