UNESCO'da 'Dede Korkut' Konseri
Dede Korkut kitabının bilinen ilk nüshasının bulunmasının 200. yıl dönümü nedeniyle, merkezi Fransa'nın başkenti Paris'te bulunan Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü'nde (UNESCO) konser verildi.Uluslararası Türk Akademisi tarafından düzenlenen konsere, Türkiye'nin UNESCO nezdinde Daimi Temsilcisi Büyükelçi Hüseyin Avni Botsalı, Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan'ın UNESCO'daki delegasyonları ve çok sayıda davetli katıldı. Ülkelerin senfoni gruplarının verdiği konserde Türk dünyasından farklı müzik eserleri seslendirildi.Konser öncesi konuşan Büyükelçi Botsalı, 'Türk dünyasında nereye giderseniz gidin ister Özbekistan'a, Kırgızistan'a, ister Türkiye'ye ve Azerbaycan'a... Çaldığınız her kapıda tanının ya da tanınmayın, zengin olun veya fakir olun iyi karşılanır ve ağırlanırsınız. İşte bu erdemlerin hepsinin kaynağını Dede Korkut'un eserinde bulabilirsiniz' diye konuştu.AA
Ziya Demirel'in 'Salı' Filmi Cannes Film Festivali'nde Yarışacak
Bu yıl 68. kez düzenlenecek olan Cannes Film Festivali'nde yarışacak kısa filmler belli oldu. Dünyanın birçok ülkesinden gönderilen kısa filmler bu yıl da birbirinden etkileyici. En İyi Yabancı Film dalında 2014 Oscar'a aday gösterilen yönetmen Abderrahmane Sissako hem Kısa Film Yarışması hem de Cinéfondation Yarışması'nın jüri başkanı. Türkiye’den 27 yaşındaki genç yönetmen Ziya Demirel de yeni filmi “Salı” ile yarışmadaki filmler arasında yer alıyor. Cinéfondation Yarışması 22 Mayıs'ta, Kısa Film Yarışması 24 Mayıs'ta sahiplerini bulacak. 100 ülkeden 4550 kısa film arasından seçilen filmlerin listesi şu şekilde;Ely DAGHER - Waves ’98Shane DANIELSEN - The GuestsCéline DEVAUX- Le Repas DominicalZiya DEMİREL- SalıDan HODGSON - Love Is BlindBasil KHALIL - Ave MariaJan ROOSENS, Raf ROOSENS - CopainEva RILEY - PatriotIair SAID - Present ImperfectCinefondation Yarışması AdaylarıBehzad AZADI - SlaughterhouseMateo BENDESKY - The Magnetic NaturePippa BIANCO - ShareSimon CARTWRIGHT - ManomanIan GARRIDO LÓPEZ - Victor XXMaria GUSKOVA - The Return of ErkinFélix HAZEAUX, Thomas NITSCHE, Edward NOONAN, Franck PINA, Raphaëlle PLANTIER - LeonardoIgnacio JURICIC MERILLÁN - Lost QueensSofie KAMPMARK - TsunamiTomáš KLEIN, Tomáš MERTA - RetrieverAurélien PEILLOUX - The Wheel of EmotionsEliza PETKOVA - AbsentMiki POLONSKI - Ten Buildings AwayMaksim SHAVKIN - 14 StepsHéctor SILVA NÚÑEZ - AmphibianSalla SORRI - To Return UntilLaura VANDEWYNCKEL - ParadiseQiu YANG - Under The SunBeyazperde
İzleme İsteği Uyandıracak Kısa Sahneleriyle Charlie Chaplin'in En Sevilen 7 Filmi
The Kidhttp://www.imdb.com/title/tt0012349/Edna, çocuğunun babası olan genç ressam tarafından yüzüstü bırakılmış yalnız bir kadındır. Çocuğuna bakamayacağına karar verince iyi bakılması umuduyla onu zengin bir evin önündeki lüks arabaya bırakır. Kısa bir süre sonra yaptığından pişman olup çocuğu almaya geldiğinde ise çok geç kalmış olduğunu anlar; zira araba o sırada çalınmıştır. Arabayı çalan iki adam çocuğu fark ettiklerinde onu fakir mahallelerin birinde sokağa bırakırlar. Oradan geçen Charlie çocuğu sahiplenmek zorunda kalır..
İstiklal Caddesi’nde Bizans Mezarı Bulundu
Ömer Erbil’in Radikal’deki haberine göre, İtalyan birliğini kurarak İtalya’nın tek bir ülke olarak kurulmasını sağlayan ulusal kahraman Giuseppe Garibaldi, 1863 yılında İstanbul’da İtalyan İşçi Yardımlaşma Derneği’ni kurdu. Cemiyet’in bugün halen faal olan binası 1885 yılında açıldı. Bina 1910 yılında kapsamlı bir değişime uğrayarak bugünkü halini aldı. İstiklal Caddesi’nde Deva ve Perukar çıkmazlarına bakan “Societa Operaia Binası” bilinen adıyla “Garibaldi” binasında yaklaşık bir yıldır hummalı bir restorasyon çalışması sürdürülüyor. Bina baştan aşağı onarılıyor.BİZANS DÖNEMİNE AİT KİREMİT MEZARLARİtalyan İşçi Yardımlaşma Derneği hala varlığını sürdürüyor. Maddi sıkıntı çeken dernek binayı TÜRSAB’a kiraladı. TÜRSAB kültür merkezi yapmak düşüncesiyle binada kapsamlı bir restorasyon çalışmasına başladı. Binanın statik yapısını sağlamlaştırmak için temelleri açılınca büyük bir sürprizle karşılaşıldı. Kiremitlerin arasında bir kafatası görülünce İstanbul Arkeoloji Müzelerine haber verildi. Müze arkeologları gözetiminde yapılan kazı çalışmasında 4’üncü ya da 5’inci yüzyıla tarihlenen bir mezar olduğu anlaşıldı. Ardından binanın bodrumunda yapılan araştırmada Bizans dönemine ait 7 mezar daha bulundu. Kiremit örtülü mezarlara Pera bölgesinde ilk kez rastlanıyor. Mezarlık olduğu yönünde tahmin yürüten arkeologlar, komşu binaların altında da bu tür mezarlar olabileceğini ileri sürüyor.Temel kazıları sırasında Osmanlı ve Bizans dönemlerine ait çok sayıda tabak, çanak, şamdan gibi pişmiş toprak kaplar da bulundu. İskeletleri tam tarihleyebilmek için karbon testi yapılacağı belirtildi.
Keşke Coachella Festivali'nde Olsaydım Dedirtecek 52 Şahane Fotoğraf
Geçtiğimiz hafta sonu 13.sü gerçekleşen Coachella Müzik ve Sanat Festivali'nin göze çarpan anları bu listede sizlerle buluşuyor. Kendall Jenner, Alessandra Ambrosio, Rosie Huntington-Whiteley, Behati Prinsloo ve Gigi Hadid gibi ünlü isimlerin de bulunduğu şahane festivalin devamı ise önümüzdeki hafta sonunda gerçekleşecek. Festivalde rahat, doğal görünüm, kot şortlar ve beyaz renk hakimdi. Sahne alan müzisyen isimleri ise saymakla bitmez hem sizi daha fazla üzmek en son isteyeceğimiz şey. İşte keşke orada olsaydım dedirtecek renkli anlar ve festivale damgasını vuran o çekici kadınlar...
Çilli Erkeklerin Ne Kadar Çekici Olabileceğini Gösteren 30 Müstesna Fotoğraf
Belki çilleriniz var ve bu durum sizi oldukça rahatsız ediyor. Hatta yüzünüzü, resim oluşturmak için noktaların birleştirilmesi gereken bir bulmaca gibi görüyorsunuz. Ama bu fotoğraflardan sonra; aynaya bakıp tekrar düşüneceğinizden fazlasıyla eminiz. Çünkü çiller aslında size güzellik katıyor ve siz yalnızca çocukluğunuzdan bu yana duyduğunuz rahatsızlıktan dolayı gerçeği göremiyorsunuz. Açıkçası yanılıyorsunuz. Listemizdeki nevi şahsına münhasır beyler de bunun en güçlü kanıtı...
İslam Dünyasının 'Fikirleriyle Rahatsızlık Veren' Önemli Düşünce Adamı Ali Şeriati
Bir toplulukta biraz sert konuşunca topluluktan biri üstada, 'hep böyle konuşuyorsunuz, biraz da bizi rahatlatacak şeyler söyleseniz' diyor. Ali Şeriati şöyle cevaplıyor; 'Ben sizi rahatlatmaya değil, rahatsız etmeye geldim. Ben esrar ve eroin miyim ki sizi rahatlatayım?'1933-1977 yılları arasında yaşamış İranlı sosyolog Şeriati, çağdaş İslam düşünce dünyasının en önemli isimlerinden biridir. Çağdaş İslam üzerine verdiği eserlerde devrimci düşünce ile birlikte ortaya koyduğu sonuçlar, bazı eserlerinde görebileceğiniz Marksizmden alıntılar onu farklı kılan noktalardandı.
Alan Turing'in Defteri 1 Milyon Dolara Satıldı
Bilim alanında pek çok buluşun yolunu açan ünlü matematikçi Alan Turing'in not defteri ABD'de düzenlenen açık artırmada 1 milyon 25 bin dolara satıldı.Hayatı 87. Akademi Ödülleri’nde 'En İyi Uyarlama Senaryo' Oscar'ı kazanan filme konu olan ünlü matematikçi Turing'in 1942 yılına ait 56 sayfalık el yazması not defteri açık artırmaya çıktı.Bonhams Müzayede Evi'nin New York ofisinde yapılan açık artırmada, ünlü İngiliz bilimadamı Turing'in not defteri 1 milyon 25 bin dolara satıldı. Bilgisayar fikrini ortaya atan ve 2. Dünya Savaşı’nda Nazilerin Enigma kodunu kırarak İtilaf Devletleri’nin savaşı kazanmasına yardımcı olan ünlü matematikçinin Enigma şifre makinesi ise 269 bin dolara alıcı buldu. 1936'da bir bant üzerindeki sembolleri okuyup yazabilen programlanabilir teorik bir makine geliştiren Turing, o tarihte eşcinselliğin suç sayıldığı İngiltere'de 1952'de cezalandırılmak istendikten 2 yıl sonra 1954'te siyanüre daldırılmış bir elma yiyerek hayatına son vermişti.Turing ayrıca, Benedict Cumberbatch'ın Imitation Game fimine konu olurken yapıt, 87. Akademi Ödülleri’nde, 'En İyi Uyarlama Senaryo' Oscar'ı kazandı. Yönetmenliğini Morten Tyldum'ın yaptığı filmin senaryosunu Graham Moore yazmıştı.Zehirli bir elmadan yaşamını yitiren Turing'in ardında ısırılmış bir elma bırakmasının Apple firmasının logosuna ilham kaynağı olduğu ileri sürülmesine karşın Apple bugüne kadar bu iddiayı doğrulayan bir açıklama yapmadı.AA
İzmir Kitap Fuarı 20 Yaşında
18-26 Nisan tarihleri arasında yapılacak İzmir Kitap Fuarı bu yıl 20’nci yılını kutlamaya hazırlanıyor. TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. ve Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliğiyle düzenlenecek 20. İzmir Kitap Fuarı, 18-26 Nisan 2015 tarihleri arasında Uluslararası İzmir Fuar Alanı’nda (Kültürpark) kapılarını açacak.Şair Süreyya Berfe’nin onur konuğu olacağı fuara 400 yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katılırken fuar süresince yaklaşık 150 kültür etkinliği gerçekleştirilecek. Bu etkinlikler ve imza günleri dokuz gün boyunca yüzlerce yazarı, okurlarıyla buluşturacak.Girişin ücretsiz olduğu 20. İzmir Kitap Fuarı, 18-25 Nisan 2015 tarihleri arasında 11.00-20.00, fuarın son günü olan 26 Nisan 2015 tarihinde ise 11.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.20. İzmir Kitap Fuarı etkinlik programına buradan ulaşabilirsiniz.
Maisie Williams, Dr. Who'daki Rolü İçin İlginç İddialarda Bulundu
Arya Stark rolüyle gönüllere taht kurmuş Maisie Williams’ın, önümüzdeki sezon Doctor Who’da rol alacağından daha önce sizlere bahsetmiştik. Ancak karakteriyle ilgili muallak bir durum vardı. Kendisinden gelen son açıklamalar da iyice kafamızı karıştırdı.Bu sonbahar yeni Doctor Who sezonunda göreceğimiz Williams , karakteriyle ilgili spekülasyonlara bizzat cevap verdi. Chatty Man programında Alan Car ’a konuşan Maisie Williams merakımıza merak katan açıklamalarda bulundu.Genç bir Clara benzeri ya da tamamıyla yepyeni bir karakter olup olmayacağına dair pek çok spekülasyon var. Hangisi olduğunu söylemeyeceğim.Bu ser verip sır vermeyen cevaptan sonraysa karakterin “iyi” ya da “kötü” olacağına dair tartışmalara cevap veriyor sevgili Arya mız:Bence onun iyi ya da kötü oluşu tartışmaya açık. Doctor’u bir teste tabii tutacak ve bu daha önce görmediğimiz türden bir dinamiğe sahip olacak.BBC ’nin efsanevi bilimkurgu dizisinin bir parçası olmasıyla ilgiliyse şunları diyor:Herkes çok uyumlu, sevecen ve onlarla olduğum için mutlu. Düşündüğüm gibi bir rekabet ortamı yok. Yani, ‘ Sen Game of Thrones’tansın ’ demeleri ve benim de, ‘ Sen Doctor Who’dansın ’ demem gibi. Gerçekten çok sevecenler.Maisie Williams ’tan yana hiç şüphemiz yok. Ama oynayacağı bölüm ya da bölümlerin nasıl olacağına dair merakımıza hakim olamıyoruz.Kayıp Rıhtım
Beşikçioğlu: 'Seçimlerde Ne Olabileceğini Bize Zaten Fuat Avni Söylüyor'
Beşikçioğlu “TRT’de bir dizi var ismi Milat. Dizinin birinci bölümünde elektrik kesintileri ile ilgili bir kısım vardı. Dizi yayınlanmadan üç gün önce Türkiye’de elektrikler kesildi. Bunlar insanın aklını kurcalıyor, o yüzden seçimlerde ne olabileceğini bize zaten Fuat Avni söylüyor” diyorBirGün gazetesinden Âlâ Hatun'a konuşan usta tiyatrocu Erdal Beşikçioğlu'nun açıklamalarından bir kısmı şöyle;Erdal Beşikçioğlu’nun hikâyesi nasıl başlıyor?Erdal Beşikçioğlu Ankara’da doğdu. Babası memur, annesi ev hanımı bir ailenin çocuğu olarak... İlkokula Ankara’da Ulu Battal İlköğretim Okulu’nda başladı sonra İzmir’e geçti. Babasının görevi nedeniyle orada Gazi İlkokulu’n devam etti, Türk Koleji’nde ortaokul ve lisenin ilk dönemini okudu sonra babasının peşinden lisenin kalan kısmını Ankara’da, en son kısmını da babasının görevi nedeniyle İzmir’de bitirdi. Üniversiteyi Ankara’da Hacettepe’de okudu.Sanat, hayatınıza ne zaman girdi?Sanat çocukluğumdan gelen bir hayal değildi. Üniversite sınavlarında hiçbir yeri kazanamadım, sonra baktık ki özel yetenekle alan okullar var, kimisi spor akademisine öğrenci alıyor, kimisi konservatuara öğrenci alıyor, bizde “Gidelim bir konservatuar deneyelim” dedik. İlk denememde Dokuz Eylül Üniversitesi’ne almadılar beni. İkinci sene tekrar üniversite sınavına girdim ve yine bir yeri kazanamadım. Bu sefer Ankara Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’ne kabul edildim ve orada başladım. Askerliği er olarak yapmamak için aslında benim sanat hayatım başladı.Behzat Ç. polis teşkilatını insanların gözünde farklı bir sempatiye ulaştıran bir iş oldu. Sonrasında eleştiri oklarının hedefinde olduğunuz bir Reaksiyon maceranız var. Sizce neydi sizin bu denli eleştirilmenizin nedeni?İnsan sevdiği kadının veya adamın başkası ile beraber olmasını istemez. Aldatılmak istemez seyirci, Behzat Ç. onlar için bir sevgiliydi ve bir şekilde aldatılmış hissettiler. Başladığı zaman Reaksiyon başka bir tepki geldi, dördüncü bölümden sonra hikâyenin şekli ve rengi değişti başka bir hal aldı. Bizim televizyon yazarlarımız maç bitmeden ilk beşinci dakikada senaryonun nereye gideceğini kurmaya başladılar ama eğer daha en baştan bu yorumları yaparsanız sonunda utanırsınız. Behzat Ç.’yi sevdiler çünkü vicdanlı hareket eden bir adam vardı. Öte yandan Reaksiyon’daki karakteri de sevdiler çünkü devleti için var olmaya çalışan biri vardı. İşe başlayacağımız zaman “Kötü adam oynayacaksın” dediler bana, ben de ideolojinin ve inanmışlığın kötüsü olmaz dedim. İnanmış insan kötü değildir.Dizi sektörünün bu denli hızlı tüketilen bir hal alması konusunda ne düşünüyorsunuz?Mevzu bu kadar hızlı tüketilmesi değil, bu kadar hızlı üretilmesi. Siz yedi gün içerisinde 90-95 sayfalık bir işi çekmeye kalkışıyorsanız eğer bunun ne detayına, ne karakter analizine inebilirsiniz, çekerken de kurgularken de yeterli ehemmiyeti gösteremezsiniz. Bir dizi yapıyorsanız, önce hikâyenin ve karakterlerinin bir rengi olmalıdır. Bunların hiçbirisi artık göz önünde bulundurulmuyor. Haftalık bir dizi çekiyorsunuz ve yedi gün içerisinde yeni bölümü yetiştirmek zorundasınız. Bu atmosferde ne kadar iyi olabilir ki işler? Dizilerin beşinci, altıncı bölümünden sonra oyuncuların göz altlarına bir bakın, yorgunluktan ölüyorlar ama bir sözleşme imzaladıkları için o sözleşmenin maddelerini yerine getirmeye çalışan insanlar haline geliyorlar.Sizi dizilerden uzak tutan neden bu mu?Tabii ki budur. Ve senin üzerine o sette çalışan iki yüz kişinin sorumluluğunu vermesidir. Oyuncu dediğin zaman ekranda görünen adamdır. Onun sorumluluğu çok yüksektir çünkü arkasında iki yüz kişi vardır. Bu çalışma şartları altında da iki yüz kişinin sorumluluğunu alacak güçte bir adam değilim ben. Daha doğrusu o kadar hayalperest bir adam değilim. Daha öyküye gelmedim bile farkındaysan, iyi öykü yok. Çünkü anlatmamızı engelleyen bir takım sansür mekanizmalarımız var daha oluşturma safhasından itibaren.İki yıldır Türkiye bir süreç geçiriyor. Bugün nasıl bir Türkiye görüyorsunuz?Biraz daha kaotik bir hale dönüştüğümüzü, artık insanların anlaşılamaz bir hale geldiği bir Türkiye görmeye başladım. Hepimiz Türkçe konuşuyoruz ama her şeyi istediğimiz gibi anlıyoruz. Noktalamaların yerinde yapılması gerekiyor yoksa o cümlelerin hiçbirini anlayamayız.Çok enteresan bir şey ile karşılaştık; TRT’de başlayan bir dizi var Milat diye, dizinin birinci bölümünde elektrik kesintileri ile ilgili bir kısım vardı. Dizi yayınlanmadan üç gün önce Türkiye genelinde elektrikler kesildi. Şimdi ben şunu düşünüyorum: Bir dizinin ilk bölümü çıkarken bir senaryo yazım, çekim, kurgu süreci vardır ki bu da yirmi beş gün demektir. İnsanın aklına şu geliyor; yirmi beş gün önceden böyle bir şeyin olabileceğini tahmin etmek mi, yoksa bunun olacağı o sürede zaten bilmek mi? Bu tür şeyler insanın aklını bayağı bir kurcalıyor, o yüzden seçimlerde ne olabileceğini bize zaten Fuat Avni söylüyor. (gülüyor)Geçen günlerde kısa süreliğine Facebook, Youtube ve Twitter’a erişim engellendi. Sizce Türkiye’de yasaklara karşı bir “normalleşme” sürecine mi girildi?Korkunç buluyorum bunu. Alışmaya başlandığını düşünmüyorum. Artık gülünüyor. “Bu kadar da yapılmaz” denilenher şey yapılınca insanı bir süre sonra bir gülme hali alıyor. İnsanların haberleşme hakkı nasıl ellerinden alınabilir ki? Bu ülkede yaşayan herkes başka bir eğilimdedir ve olmalıdır da. Bu insanlar karşıt görüşlerdeki kişilerle konuşmak ve iletişime geçmek zorundalar. Siz bu yasakları koymaya başladığınız sürece bunların hepsi eyleme dönüşür ki bu da en istemediğimiz şeydir.Ala Hatun / BirGün
Dünyanın En Büyük Müzik Festivali Coachella'dan Bu Yıl Geriye Kalan 35 Festival Modası
Dünyanın her tarafından gelen müzik ve festival düşkünlerinin yanı sıra dünyanın en ses getiren insanları, mankenleri, sosyeteleri, sporcuları, müzik insanları, modacıları ya da ne iş yaptığını bilmesek bile her gün adını duyduğumuz celebrity'leri tek bir festivalde buluşuyor her sene. Coachella! Bu yıl Coachella yine sona erdi, ve geride tüm festivallere ilham verecek festival modasını arkasında bıraktı.
390 Sinemacı, 38 Meslek Örgütü'nden Sansüre Karşı Ortak Çağrı
Bakur belgeselinin engellenmesinin ardından sinemacılar ortak açıklamayla Kültür Bakanı’nı sansüre imkan tanıyan yasa ve yönetmeliklerin ivedilikle değiştirilmesi için, meslek birlikleriyle acil bir toplantı düzenlemeye çağırdı.34. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde, 'Bir Gerilla Belgeseli Bakur/Kuzey' belgeselinin gösteriminin engellenmesinin ardından gelen sansüre karşı tepkilere 390 sinemacı, sanatçı, sinema yazarı ile 38 meslek örgütü, festival ve sendikanın ortak açıklaması da eklendi.Atlas Sineması’nda çok sayıda sinemacının katılımıyla gerçekleşen toplantıda sinemacılar Kültür ve Turizm Bakanı'nı, sansüre imkan tanıyan yasa ve yönetmeliklerin ivedilikle değiştirilmesi için, meslek birlikleriyle acil bir toplantı düzenlemeye davet etti.Ortak açıklamalarında Kültür ve Turizm Bakanlığı’na konuyla ilgili şu beş taleplerini hatırlattılar:1. Sinema filmlerinin kayıt ve tescili ile ilgili sınıflandırma ve değerlendirme yönetmelikleri bilimsel ölçütler ve uluslararası uygulamalar gözetilerek yeniden düzenlenmelidir.2. Film festivallerinde ve benzeri her türlü kültürel ve sanatsal etkinlikte gösterilen yerli filmler, yabancı filmlerde olduğu gibi herhangi bir resmi belge olmaksızın, film sahiplerinin beyanları esas alınarak ve festival yönetimlerinin sorumluluğu altında seyirci ile buluşmalıdır.3. Bakanlık değerlendirme kurullarının filmlerin ticari dolaşıma ve gösterime girmesiyle ilgili yasaklama kararı verme yetkisi kaldırılmalıdır.4. Taslak halindeki Sinema Yasası, sinema kurumlarıyla istişare halinde revize edilmeli ve en kısa sürede yasalaşmalıdır.5. Türkiye Sinema Kurumu’nun kurulmasıyla ilgili nihai hedef doğrultusunda çalışmalar yapılmalıdır.