onedio
90’ların En Çok Sevilen ve Anılarımızı Depreştiren 20 Türkçe Rock Şarkısı
Daha önce 90’ların En Çok Sevilen ve Anılarımızı Depreştiren 22 Yabancı Rock Şarkısı'nı paylaşmıştık. Ayrıca 90’lardan Gün Yüzüne Pek Fazla Çıkmamış 20 Türkçe Rock Şarkısı'da paylaşmıştık. Bu sefer de hem hepimizin bildiği hem de Türkçe olan, özellikle 90'lara özlemini bir türlü dindiremeyenlerin severek dinlediği, her dinlediğinde de anılarının depreştiği Türkçe rock şarkılarını derledik. Atladığımız ve sizlerin anılarınızı depreştiren, o dönemlere ait şarkıları yorumlar kısmında paylaşabilirsiniz.
17 Yaşındaki Gencin Sürmene'den Cannes'a Uzanan Başarısı
Trabzon Sürmeneli bir genç olan Umut Delimehmet'in 2013 yılında 17 yaşında lisedeyken çektiği kısa film 'BIYIK' uluslararası sinema dünyasında oldukça geniş yankı uyandırdı. Dönem ödevi olarak başladığı 7 dakikalık kısa film bu sene 13-24 Mayıs tarihleri arasında yapılan Cannes Film Festivalinde özel gösterime girdi. Film ayrıca 3. Türkiye Liselerarası Kısa Metrajlı Film yarışmasında Jüri Özel Ödülü'nü de almış. Buyurun izleyelim.
Düşlerinde Yıldız Tozu, Cümlelerinde Devrim Olan Kadın: Ece Temelkuran'dan 23 Alıntı
'Düğümlere Üfleyen Kadınlar, Biz Burada Devrim Yapıyoruz Sinyorita!, Muz Sesleri, Ağrının Derinliği Bütün Kadınların Kafası Karışıktır...' ve niceleri. Ece Temelkuran'ın kaleminden çıkmış eserler. İnsana gerçekleri anlatan, okudukça daha çok  içine çeken yazılar... Biz de sizlere Ece Temelkuran'ın kitaplarından, yazılarından ve sözlerinden 23 alıntıyı derledik.İyi okumalar...
13 Adımda Çakra Nedir? Nasıl Dengelenir?
Doğu tıbbında yaygın kabul gören bir teoriye göre, etten kemikten olan maddi bedenimizden başka bir de enerji bedenimiz var. Kanın bedenimizde dolaştığı gibi, enerji de bu enerji bedenimizde dolaşıyor. Enerji düzgün akmadığında fiziksel ve ruhsal hastalıklar ortaya çıkabiliyor ve tedavi de akışın tekrar sağlanması ile gerçekleşiyor.   Enerji beden kuramına göre bedenin dışında aura, magen gibi koruyucu katmanlar var. Teşhis, tedavi ve koruma çalışmaları buradan yapılabiliyor. Asıl enerji istasyonları ise çakralar. Bedenin orta hattında bulunan çakralar, güçlü enerji merkezleri. Çakra, Sankskritçe çark demek. Enerjinin bu merkezlerde çark gibi döndüğüne inanılıyor. Çakrlarımız uyumlu dönmediğinde de enerji akışı sekteye uğruyor. Buna neden olan sebepleri bulup, yok etmek gerekiyor. Şimdi kısaca vücudumuzdaki 7 temel büyük çakrayı ve enerji akışını dengelemek için yapabileceklerimizi aktaracağız.
Bir Charlie Chaplin Klasiği - The Great Dictator Filminden 2 Unutulmaz Sahne
1940 yılında film icabı da olsa böyle bir konuşma hazırlayabilmesi, Chaplin'in ne kadar büyük bir isim olduğunu hatırlatıyor.Video Transkripti:'üzgünüm, ama bir imparator olmak istemiyorum - bu benim işim değil. kimseyi yönetmek veya fethetmek istemiyorum. mümkün olan herkese yardım etmek istiyorum - yahudi, yahudi olmayan, siyah, beyaz... hepimiz birbirimize yardım etmek isteriz; insanoğlu böyledir. birbirimizin sevinciyle yaşamak isteriz, acısıyla değil. birbirimizden nefret etmek veya birbirimizi hor görmek istemeyiz. bu dünyada herkes için yer var ve bu güzel gezegen herkesin ihtiyaçlarını karşılayacak kadar zengin. yaşam özgür ve güzel olabilir.ama biz yolumuzu kaybettik.açgözlülük insan ruhunu zehirledi, dünyayı nefretle kuşattı, bizi yanıltıp acı ve katliama sürükledi. hızlandık ama kendimizi içeri kilitledik. bize bereket veren makineler bizi muhtaç bıraktı. bilgimiz bizi kibirli, zekamız sert ve kaba yaptı. çok fazla düşünüyor ama çok az hissediyoruz. makinelerden çok insanlığa, zekadan çok kibarlık ve şefkate ihtiyacımız var. bu nitelikler olmadan, hayat şiddet dolu olur ve her şey kaybedilir.uçak ve radyo bizi birbirimize yaklaştırdı. bu icatlar doğası gereği insanlardaki iyiliği haykırıyor, evrensel kardeşliği, hepimizin birliğini haykırıyor. şu an bile sesim dünya üzerinde milyonlara ulaşıyor, milyonlarca umutsuz erkek, kadın ve küçük çocuğa ulaşıyor: masum insanlara işkence eden ve onları hapseden adamlar yaratan bir sistemin kurbanlarına...beni duyabilenlere söyleyeceğim: 'umutsuzluğa kapılmayın.'şu an üzerimizde dolaşan acılar, aslında açgözlülüğün kayboluşundan başka bir şey değildir - insanlığın gelişmesinden korkan adamların öfkesidir. bu adamların öfkesi geçecek, diktatörler ölecek, insanlardan aldıkları güç yeniden insanlara dönecek ve bu insanlar öldükçe, özgürlük hiç kaybolmayacak.askerler! kendinizi canavarlara teslim etmeyin - sizi hor gören, köleleştiren, yaşamlarınızı sistematikleştiren - ne yapacağınızı, ne düşüneceğinizi, ne hissedeceğinizi söyleyen! sizi döven, aç bırakan, size sığır gibi davranıp canlı kalkan olarak kullanan! kendinizi bu anormal adamlara - makine kalpli, makine düşünceli, makine adamlara teslim etmeyin! sizler makine değilsiniz! sizler sığır değilsiniz! insansınız!! kalbinizde insanlık sevgisi var. nefret etmezsiniz! sadece sevilmeyenler nefret eder, sevilmeyen ve doğal olmayanlar!askerler! kölelik için savaşmayın! özgürlük için savaşın! luka incili'nin 17. bölümünde şöyle yazar: 'tanrı'nın krallığı insanın içindedir' - bir insanın, bir grup insanın içinde değil, her insanın! sizin! siz, insanlar, güce - makineler yaratabilecek güce - sahipsiniz. mutluluk yaratabilecek güce! siz, insanlar, bu hayatı özgür ve güzel yapabilecek, hayatı harika bir maceraya dönüştürecek güce sahipsiniz.öyleyse, demokrasi adına, gelin bu gücü kullanalım! gelin birleşelim! gelin yeni bir dünya için mücadele edelim, insanlara çalışma şansı verecek, gençliğe bir gelecek ve yaşlılara bir güvence verecek bir dünya için... bu vaatlerle canavarlar iktidara geldi, ama yalan söylüyorlar! sözlerini tutmuyorlar, tutmayacaklar. diktatörler kendilerini özgürleştirirken halkı köle ediyorlar! şimdi, gelin o sözü yerine getirmek için mücadele edelim! gelin dünyayı özgürleştirmek için, ulusal sınırları kaldırmak, açgözlülüğü, nefreti ve hoşgörüsüzlüğü kaldırmak için mücadele edelim! gelin mantıklı bir dünya için, bilimin ve ilerlemenin insanı mutluluğa götürdüğü bir dünya için mücadele edelim! askerler! demokrasi adına, birleşelim!'
Reklam
Rihanna'nın 'Stay' Klibini Bir de Müziksiz Dinleyin
Rihanna'nın Mikky Ekko ile birlikte çektiği Stay klibini bir de müziksiz dinleyin. Mario Wienerroither bir çok popüler şarkının müziksiz hallerini bizlere sunmaya devam ediyor. Daha önce izlediklerimiz gibi bu çalışması da gerçekten muazzam.
Reklam
Stefan Jarl Documentarist'i Onurlandırıyor
Bu yıl 8’inci yaşını kutlayan ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan ve özel sponsorlardan destek almadan düzenlenen yegane festivallerden DOCUMENTARIST 8. İstanbul Belgesel Günleri, 13-18 Haziran’da birçok farklı mekanda gerçekleştirilecek. Yedi yıl önce küçük bir etkinlik olarak başlayan ve bugüne kadar bağımsızlığını sürdüren DOCUMENTARIST İstanbul Belgesel Günleri, bu sene “sansür ve belgesel” konusunu masaya yatırıyor olacak. Gösterim ve etkinliklerini de bu çerçevede konumlandıracak.Ayrıca yerli ve yabancı filmlere verilen Johan van der Keuken Yeni Yetenek Ödülü ve FIPRESCI Eleştirmenler Ödülü de bir kez daha sahiplerini bulacak.
Korktuğu Şeyler Başına Gelen Sanatçı Edu Monteiro'dan 15 Fotoğraf
Altıncı bir duyumuz olabilir mi?Brezilyalı fotoğraf sanatçısı Edu Monteiro, 'Duyumsal Portreler' adını verdiği çalışmasında, kafasını tamamen kaplayan sıradışı maskeleriyle objektiflere poz veriyor. Böylelikle dünyayı algıladığımızı sandığımız 5 duyu organını kapatarak, daha üstün bir görüş gücüne sahip olup olamayacağımızı sorguluyor.
Reklam
8 Bit Olarak Hazırlanmış Esaretin Bedeli
Daha önce de bir çok popüler dizi ve filmin 8 bitlik görüntülerini hazırlayan Cinefix bu defa dünyanın gelmiş geçmiş en iyi filmlerinden kabul edilen Esaretin Bedeli için bir çalışma yaptı. 6 dakikalık müthiş bir iş ortaya çıkaran ekip unutulmaz filmi eski bir teknoloji olan 8 bit ile anlatmaya çalıştı.
13 Gerçeğiyle Terzi Fikri Önderliğinde Türkiye'deki İlk Komün: Fatsa
etiket
Gezi direnişinin yıldönümünde anımsadıklarımızdan biri de 'Taksim Komünü' veya 'Gezi Komünü' olarak adlandırılan o dönemki Gezi Park'ı yaşamı ve düzeni. Yardımlaşma, paylaşım ve ortaklık üzerinden şekillenen düzenin Türkiye'deki ilk örneği Gezi'den önce bir yer daha var orası da 1970'lerin Fatsa'sı...
Reklam
Bu Hafta Mizahın Gündeminde Neler Var?
Mizah dergileri bu hafta, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Diyanet İşleri Başkanı Görmez'e 'jest' olarak tahsis ettiği arabayı, Maliye Bakanı Şimşek'in makam araçlarına ayrılan bütçe için 'çerez parası' demesini kapaklarına taşıdı.
Reklam
Bir Katilin Sıradışı Öyküsü: 15 Adımda Kokuların Efendisi Jean-Baptiste Grenouille
Jean-Baptiste Grenouille, Patrick Süskind'in 1985 tarihli 'Das Parfum' adlı romanının ve bu kitaptan uyarlanan 2006 tarihli 'Perfume: The Story of a Murderer' adlı filminin kahramanı. Daha doğrusu bir antikahraman. Doğumundan ölümüne kadar olan süreçte kokulara hükmetmiş kişi.Biz de sizlere Jean-Baptiste Grenouille'in hikayesinin sıradışı yönlerini 15 maddede listeledik.***SPOILER ALARMI***Bir de öncelikle uyarmalıyız ki; şu kitabı okumayanlar ya da şu filmi izlemeyenler, için bu içerik spoiler olabilir.
İnsanın İnsana Şiddetinin 430 Bin Yıllık İzi Bulundu
İspanya'nın kuzeyindeki bir mağarada bulunan iskeletlerde, insanın insana uyguladığı şiddetin 430 bin yıllık izleri saptandı. Mağaradaki iskeletlerin Neandertal insanlara ait olabileceği belirtildi.En az 28 insanın iskeletinin bulunduğu Sima de los Huesos (Kemik Çukuru) adlı alandan çıkarılan kafataslarından birini inceleyen araştırmacılar, kafatasında saptadıkları iki kırığın 'öldürme amacıyla vurulmuş çok sayıda darbenin sonucu' olduğunu açıkladı.PLOS One dergisinde bulgularına anlatan bilim insanları, bu sonucun hem söz konusu mağarada toplu halde ceset bulunmasını açıkladığını, hem de şiddetin, en eski insan kültürünün özünde yer aldığını kaydediyor.Kafatası 17'yi modern görüntüleme teknikleriyle inceleyen bilim insanları, kafatasının ön kısmında açıkça görülen ve hemen hemen birbirinin aynısı olan iki kırığa 'aynı nesne ile vurulan darbelerin yol açtığı' sonucuna vardı.Kemik Çukuru 30 yıldan fazla süredir bilim insanlarının araştırma alanı. 2013 yılında korunmuş haldeki bir kemiğin DNA'sı çıkarıldı ve kimi araştırmacılar mağaradaki iskeletlerin Neandertal insanlara ait olduğunu belirtti.Bölgedeki çalışmayı yürüten bilim insanları, bunun, özellikle bu insan grubunun bir geleneği olabileceği, hatta insanın en eski gömme uygulaması sayılabileceği görüşünde.Nevada Üniversitesi'nde antropoloji uzmanı olan ve çok eski insan kültürlerini ve şiddet uygulamasına ilişkin kanıtları inceleyen Prof. Debra Martin, bilim insanlarının vardığı sonucu, 'tamamıyla inandırıcı bulunduğunu' belirtiyor.Prof. Martin, BBC'ye yaptığı açıklamada 'Tarihin gerilerine gittikçe ve çok eski iskeletleri inceledikçe, şiddetin kültürle gelişen bir davranış olduğunu ve kültür varolalı beri, insanla birlikte bulunduğunu göreceğiz' dedi.Sputnik News
Reklam