onedio
Devlet Okullarında Varlığına Derhal Son Verilmesi Gereken 5 Ders
Eğitim Bir Sen’in otelcilik ve turizm meslek liselerinde ‘Alkollü İçki Servisi’ dersinin kaldırılması önerisinin, Antalya’daki 19’uncu Milli Eğitim Şurası’nda tartışmalı kabul edilmesinin ardından Milli Eğitime yardımcı olmak amacıyla okullardan kaldırılabilecek dersleri tespit ettik. Bu gereksiz dersler kaldırılırsa eğitim sisteminin rahatlayacağı aşikar.
Dünya Biliminin 2014 Yılında Attığı 10 Önemli Adım
2014 yılı boyunca, birçok bilim alanında birbirinden ilginç ve önemli adımlar atıldı. Örneğin, Satürn'ün uydularından biri olan Enseladus'un yüzeyinde bir takım gayzer patlamaları gerçekleştiğini öğrendik. 'Bunun biz insanlara ne gibi bir faydası var?' diye sorabilirsiniz fakat unutmayın ki galaksiler-arası seyahatler oldukça yakın görünüyor ve içerisinde yaşadığımız evrene dair ne kadar çok bilgiye sahip olursak, geleceğimiz hakkında da o denli olumlu adımlar atabiliriz.İşte bilim dünyasının 2014 yılında ulaştığı, birbirinden ilginç 10 gelişme;
Şenol Güneş Patladı! "Millet Dizi İzler"
Bursaspor Teknik Direktörü Şenol Güneş Özlüce Tesisleri'nde düzenlenen basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.'Belki de bugün susarak anlatmak daha iyi olurdu' diyerek sözlerine başlayan Teknik Direktör Şenol Güneş, önce takımın son durumu hakkında bilgi verdi ardından da alınan kararlara tepki gösterdi.Güneş, 'Ethem ayrı koşuyor. Dün itibariyle Holmen'in sakatlığı oldu. Onun dışında sakatımız yok. Kadro olarak Kasımpaşa maçına eksiksiz çıkacağız. Kasımpaşa son yıllarda çıkış yapan bir takım. İyi oyuncuları var. Açık futbol oynuyorlar. Modern futbolun tüm uygulamalarını sahaya yansıtıyorlar. İyi bir takımla oynayacağız. İki iyi takımın güzel futbolunu bekliyorum. Kazanmaya ihtiyacımız olan bir maç. Puan olarak biraz daha yukarıda olmamız gerekiyordu. Puan kaybı istemiyoruz. Kazanma hırsızımı yukarı çıkarmak durumundayız. İyi oyun ve iyi sonuçla umarım bu maçtan ayrılırız. Kasımpaşa'nın hocası iyi bir insan ve iyi bir hoca. Kasımpaşa semtinin bir takımı. Sayısal bir çokluğu yok. Kurumsal yapısı, tesisleri iyi bir kulüp. Bizle karşılaştırınca bunların hepsi var ama taraftar bazında elimizde tutamıyoruz' dedi.'SUÇU YAPAN KİMSE CEZAYI ONA VERİN'Bursaspor'un şampiyonluk yaşamış bir kent takımı olduğunu belirten Güneş sözlerini şöyle sürdürdü:'Şampiyonluk yaşamış bir kent takımıyız. Büyük bir bölgenin takımıyız. Taraftarı da olan bir takımken bazı sebeplerden taraftarımızı zorla sahaya getiriyoruz zorla da elimizden alıyorlar. Bu futbolun patronlarının işi. Çözüme ulaşmak için kanun çıkarmak önemli. İlgili kişi ve kurumlarla diyalog kurarak çözüm aramak gerekir. Sadece kurallar çıkarılıp cezalar uygulanıyor. Suçu yapana değil herkese ceza veriyoruz. Zaman zaman futbol sahasına gelip izlemeye çalışan engelli arkadaşlarımızın da, bayanlarımızın da, maçı izlemeye gelen taraftarlarımızın da mağdur olduğu bir dönemi yaşıyoruz. 3-5 kişinin suç yaptığını düşünüyorsunuz, cezaların adaletli olduğunu düşünmüyorum. Suçu yapan kimse onlara verin. Küfürse, şiddetse küme düşürelim kapatalım kulüpleri. Suçun karşılığı verilmeli ama adaletli verilmeli haksız verilmemeli. Masumca oraya gelenler bir daha gelmezler. Onları kaçırmamak gerekiyor.'SUSMAK DAHA İYİ'Oturduğunuz yerden ceza vererek bu işi yönetemeyiz. Her gün takımla beraberim ben her gün kararlarımı sorguluyorum. Bu tip kararlar verirken dikkat etmek gerekiyor. Bizim hatalarımız vardır yapmamamız gerekiyor ama ben Balıkesir maçında ceza alan takımı görünce ben ülke futbolunda adalete inanmıyorum. Onun için susmak daha iyi diyorum. Çünkü yine ceza alacağız. Ben mecbur kalıp konuşuyorum. Ben sinirlenip konuşup da neden para cezası alayım. Konuşmama hakkımı kullanmalıyım. Bir dertleri var bir şey söylüyorlar. Hemen ceza veriyorlar. Hadi biz yaşlandık geçtik. Gençlerin önünü kapatmayın bari. Söylemlerimizin bir şeye yaramadığı yerde bizi neden konuşturuyorsunuz maçlardan sonra. Alamadık maçı üzgünüz mü diyeyim? Gerçeği konuşsam konuşamıyorsun.'ADAMINA GÖRE CEZA UYGULANIYOR'Özgür ortam sağlamazsınız yaratıcılık ortaya çıkmaz. İnsanların özgürce düşüncelerini söylemesi gerekiyor. Adamına göre ceza uygulanıyor. Öteleme çıkarıldı adamına göre. Gücünüz varsa kullanıyorsunuz. Spor barış, kardeşlik diyoruz tüm kirlilikleri burada görüyoruz. Biraz daha dikkat edilmeli. Hep aynı şeyi yaşıyoruz. 5-10 yıl sonra bu gidişle Türk futbolu olmaz. Millet dizi izler. Kendi dertlerini unutmak için dizileri izliyorlar zaten. Küfür kim yapıyorsa toplumun krizi zaten. Bazen duygular bastırılamıyor. Biz sağ duyu davranıyoruz. 10 kişi davranmayınca tüm seyirciyi yok ediyorsun. O zaman Gençlerbirliği'ne ödül verelim. Taraftar nasılsa yok. Ya da taraftarı olmayan takımı en iyi takım yapalım. Buna çözüm yolu bulalım. Bu böyle gitmez. Cezayla değil ödülle yapın. Bu futbol bir oyundur, keyiftir. Kimsenin keyfi yok. Futbolu kulüpler birliği değil futbolu o işi yapanlar yönetmelidir. Hakemler, oyuncular, antrenörler de söz sahibi olmalı. Yöneticiler yarın gidiyorlar ama futbol adamının hayatı ve mesleği bu.'BU İŞ İYİYE GİTMİYOR'Biraz farklı boyutlara bakmazsak bu iş iyiye gitmiyor. Basketbol bence futbolu geçti. Voleybol da öyle. Kendi içinde bu işi yöneten bizlerin de hata ve eksikleri var. Bunların Kasımpaşa maçıyla ilgisi yok. Bunları yok sayıp maça hazırlanacağız yani. Böylelikle Kasımpaşa maçının önemini bir kez daha söylemiş oldum.''FUTBOLCULAR İÇİN SENDİKA KURULMALI''Bu açıklamalardan sonra Ceza bekliyor musunuz?' sorusuna Güneş şu yanıtı verdi:'Bilmiyorum ki ceza verilir mi? Ben kimseye hakaret etmiyorum ama düşüncelerimi söylüyorum. Bunu bastıramıyorum. Ben ceza çok aldım. Çok haksızlığa uğradım. Saha içinde, saha dışında. Buna rağmen konuşuyorum. Kurallar silsilesini bu şekilde uygulamazsanız benim gibi Ertuğrul da, Tolunay da, Mehmet de hepsi de isyan edecektir. Orada saha sonucu ayıp susanlar olacaktır. İyi gidiş olmadığını düşünüyorum. Hiçbir şey yokmuş gibi davranamayız. Suç unsuruna sokarlar mı bilmiyorum. Hayırlısı olsun. Federasyona, kulüpler birliğine herkese iş düşüyor. Antrenör ve oyuncular daha güçlü hale gelmesi lazım. Aksi halde futbolun sahibi olmayacaktır. Herkes parasını kovalıyor şu anda. Öyle bir sistem oldu. Herkes borcumuz var diye ağlıyor, bağırıyor, bu işi yapmak istemiyorum diyor. O zaman kapatın bu işi. Bilim adamları konuşuyordu şimdi film adamları konuşuyor. Film adamları filmle ilgili konuşur, bilimle ilgili konuşmaz. Futbolcular için sendika kurulmalı ve haklarını savunmalı. Bunlar olacağına kulüpler birliği toplanıyor. Borçlar, vergi borçları konuşuluyor.''Bizim kupa maçının neden çarşamba günü olduğunu öğrenemedim' diyen tecrübeli teknik adam şöyle devam etti:'Bence yer bulamadılar bir hafta sonraya attılar. 27 günde 9 maç yapacağız. Daha önce yaşadım ben. O zaman da play-off sistemi çıktı. Sonra niye kapandı. O zaman 3 günde bir maç yapıyorduk. Alelacele yapıldı. Sonra vazgeçtiler. Seyahatler var, Türkiye'nin koşulları var. 3 günde 1 maç yapacağız. Ayın 7'sinde başlıyoruz, 3 Ocak'ta bitireceğiz. Kasımpaşa, Karabük, Trabzon 3 lig maçı 2 de kupa maçı oynayacağız. Ben oynarım sorun değil ama bunu niye yaptılar açıklasınlar. Biz de öğrenelim, haklıymışlar deyip saygı duyalım. Bilgi verirlerse memnun oluruz. Madem bu kararlar alınıyor onların da haklı taraftarları vardır. Bilgilendirilmek istiyoruz. Bu süreyi geçirecek takımımız var. En çok hücum yapan takımız, penaltı yok. Olmuyor tesadüf işte. 11. maçı oynadık.''EKONOMİMİZ YOKSA ONA GÖRE YAŞAYACAĞIZ'Kulüpteki ekonomik problemlerin sorulması üzerine ise Güneş, 'Eğer ekonomimiz yoksa ona göre yaşayacağız. Ben başkana bunu söyledim. Her gün aynı şeyi konuşmayalım. Oyuncuların da özveri yaptığını düşünüyorum sezon başından beri. Saklamaya gerek yok. Başkanın da derdi var çabalıyor, üzülüyor. Burada mühim olan takıma nasıl katkı sağlayacağız. Büyük kulüp olacaksak bütün bunları aşacağız. Şu anda sıkıntı var. Oyuncu arkadaşlardan bana da yansıdığını söylüyorum. Başkan bugün konuşacak. Çek, senet veya söz yapılacak bir şey söyledi. Alalım almayalım bekleyip devrede neticelenmesi lazım. Maçların en yoğun dönemine giriyoruz. Oyunculara söyledim söz verildiyse almalısınız. Değer kaybı olur. Konuştuğunuz zaman işi aksatır ve değeriniz yok olur. Para kazanmasından çok oyuncunun işini yapması ve değer kazanması gerekiyor. Başkan ve yönetimden biran evvel halletmesini bekliyoruz. Ama işimize bakacağız. Her gün yeni bir gün yapmamız lazım. Dikkatimizi dağıtmayacağız. İnşallah düzelir olmayacak bir şey değil,. Trabzon ile Bursa'yı karşılaştırdığım zaman orası küçük bir şehir ama daha büyük transferler yapıldı. Borcu bizden fazla. Biz borcu nüfus olarak kaldırırız. Sadece maça gelsinler, kombine alsınlar, ürünlerden alsınlar. Bunu istiyoruz. Bu düşünceleri işlemek sizin de sahiplenip desteklemeniz gerekir. Bu Bursaspor'a göre olmalı. Şampiyonluk lafını o yüzden etme hakkına sahip değiliz. Diğer takımların harcamalarına bakın bir de bize bakın. Enerjiyi sağlayacak gücümüz var. Kendi kabuğuna çekilse bile yine de kullanabiliriz. Bizimki çorak arazi değil futbol adına verimli arazi. Buradan her şey çıkar, futbolcu da çıkar, yönetici de, taraftar da, hoca da çıkar. Ama Trabzon'da ekonomisi belli ama futbol kültürü var. Burada 3 milyon nüfusun var ' ifadelerini kullandı.'İŞİN BAŞINDAYIZ''Biz işin başındayız' diyen Güneş, 'Takıma da söyledim. Doğru oynuyoruz. Takım olarak iyiyiz. Geldiğimiz mesafede bir basamak daha yukarı çıkmak lazım. Puan kaybımız onu gösteriyor. Tecrübe eksiğimiz var. Bunların hepsi zaman işi. Futbol böyle bir şey. Takım oluşmada mesafe aldık ve camiayı harekete geçirdik. Oyuncularımızın bir kaç tanesi dışarıda ve gündeme çok geliyorlar. Onlar da mutlu olsunlar. Burada oynamıyorlarsa başka yerde oynasınlar. Futbol böyle bir şeydir. Benim sıkıntım yok. Sadece taraftarı heyecanlı gördüm ama az gördüm. Sayısı az ama heyecanlılar. Bu şehir takımına sahip çıkmalı. Sabır olmadan, emek vermeden, cesaretli olmadan başarı gelmiyor. O yüzden ona devam edeceğiz. Ekonomik olarak sıkıntılar var. Oyuncularım alacağım var diye gelmesini sevmediğim bir şeydir. Söz verildiyse yapılmalı. Başkan da heyecanlı. Çalışıyor. Saha sonuçları, iyi futbol, taraftar oyuncu birlikteliği, camianın ileri gelenlerinin de sokulması bize adım attırır' diye konuştu.Sporx
Dünyanın En Büyük Teleskopunun İnşaat Planı Onaylandı
Dünyanın en büyük teleskopunun gün yüzüne çıkması için gerekli tüm prosedürler nihayet tamamlandı. Avrupa Güney Rasathane Konseyi, Şili’de inşa edilecek teleskop projesine sonunda yeşil ışık yaktı. Halihazırda kısaca E-ELT olarak anılan teleskopun yapımının 2024 itibarıyla tamamlanması öngörülüyor.Avrupa Güney Rasathane Konseyi Direktörü Tim de Zeeuw, aldıkları kararın teleskopun inşa edilebileceği anlamına geldiğinin altını çizdi. E-ELT’nin temel inşaat süreci için gerekli kaynağın oluşturulduğunu söyleyen de Zeeuw, artık projenin oluşturulan plan çerçevesinde ilerleyebileceğini belirtti. Avrupalı bir kurum tarafından yaptırılan teleskopun Şili’ye kurulacak olması ise ilginç bir durum olarak dikkat çekiyor.Teknoblog
Yapay Zeka İnsanlığın Sonu Olacak Korkusu Gerçekçi mi?
Giderek artan sayıda bilim insanı, mühendis ve sanatçıların söylediklerine inanırsak 'zavallı et ve kemik yığınlarına' yani insanoğluna acımak gerekiyor.Profesör Stephen Hawking de insanoğlu tam anlamıyla zeki bir aygıt ya da yazılım geliştirdikten sonra neler olacağı konusunda endişelenen uzmanlar listesine katıldı.Hawking'in korkusu, yapay zekânın insanoğlunun sonu anlamına gelebileceği.Musk, kontrol edilmesi güç boyutlara ulaşan yapay zekânın insan nesli için 'en büyük tehdit' olduğunu belirtti.Musk sonumuzun zalim ve hesapçı yapay zekânın ayakları altında mı geleceğini merak ettiğini söylüyor.Oxford Üniversitesi Profesörü Nick Bostrom da, önümüzdeki yüzyıl içinde yapay zekâ yönetiminde bir kıyamet yaşayabileceğimizi kaydetti.Google'ın başmühendisi Ray Kurzweil de yapay zekadan kaygılı. Ama başka nedenlerden.Kurzweil, süper-zekâ yazılımlarını kısıtlayamaya gücü yetecek ahlak kodları yazmanın çok zor olabileceğini söyledi.Bilim kurgu filmleri gerçek mi oluyor?Terminatör serisi, 2001 Uzay Macerası, Matrix, Bıçak Sırtı gibi birçok filmde güçsüz insanoğluna karşı yapay zekâyla yönetilen düşmanlar karşı karşıya getirilmişti.Spike Jonze imzalı 'Aşk (Her)' filmi de, insanla işletim sistemi arasında geçen bir aşk hikâyesini, Alex Garland'ın yakında gösterime girecek 'Ex Machina' filmi de insanoğlunun yapay zekâyla çekişmesini konu ediyor.Avengers-Yenilmezler' serisinin yeni filmi ise insan neslini sona erdirmeyi amaçlayan deha yapay zekâ Ultron'la süper kahramanların savaşını anlatıyor. Ultron Yenilmezler'den Thor ve Demir Adam gibi süper kahramanlar olmasaydı kolaylıkla amacına ulaşabilecekti.Zavallı İnsanoğluBugün bile insan zekâsı inceliklerinin, bilgisayarların problem çözümünde kullandıkları güç karşısında ne kadar zayıf kalabileceğinin işaretlerini görüyoruz.Satranç bilgisayarları düzenli olarak en iyi oyuncular dışındaki herkesi yeniyor.Karışık matematik işlemleri diğer bilgisayarlara nispeten çok daha basit olan cebinizdeki akıllı telefon için bile çocuk oyuncağı.Bilgisayar devi IBM'in Watson isimli süper-bilgisayarı Türkiye'de 'Büyük Risk' adıyla yayımlanan Jeopardy isimli bilgi yarışmasının Amerikan versiyonunda en iyilerle yarıştı ve kazandı.Bunun dışında birçok alanda bilgisayarların problemlere insanların aklına gelmeyen orijinal ve yaratıcı çözüm ürettikleri çok sayıda örnek var.Makineler yavaş ama emin şekilde insanlardan daha akıllı hale geliyor, insanların en iyi oldukları uğraşlar ise gün geçtikçe azalıyor.İnsansız uçaklarla ölümPeki, tüm bu tehlikeler gerçek mi?İnsanların ilk gerçek anlamda akıllı bir bilgisayar programını yazarsa, daha sonra bu programın kendisi daha akıllı sürümlerini geliştirebilir mi? İnsanoğlu için gerçekten böyle bir tehlike işareti var mı?Kaliforniya'daki Singularity Üniversitesi Yapay Zekâ ve Robotlar Bölümü Başkanı Neil Jacobstein 'belki' diyor.Jacobstein, 'Yapay zekânın hiçbir ahlaki bedeli olmadan gelebileceğini sanmıyorum.Şimdi çalışmaya başlarsak kontrolsüz şekilde yükselen yapay zekâ karşısında kurtulma şansımızı önemli derecede gelişebilir' diye konuşuyor.Jacobstein'a göre 'yapmamız gereken, yarattıklarımızın ortaya çıkartabileceği sonuçları göz önüne almak ve toplumlarımızı, kurumlarımızı yaşanabilecek bu büyük değişikliklere hazırlamak'.BBC'ye konuşan Jacobstein, 'Muhtemel riskleri sezmek ve ileriye dönük adımlar atmak için harika bir fırsatımız olduğunu ve bu risklere karşı yedekli ve aşamalı önlemler geliştirmek için elimizden geleni yapmamız gerektiğini düşünüyorum' dedi.Imperial College Bilişsel Robot Profesörü Murray Shanahan, yapay zekâ üzerinde yoğun olarak çalışanların şimdiye kadar geliştirdikleri yapay zekaya insanları öldürmeye çalışmalarını önleyecek bir güvenlik sistemi kurmadıklarını söyledi.Shannan 'Yapay zekâ üzerinde çalışan herkesin bu endişeleri önemli bulduğunu söyleyemeyiz. Ama toplum böyle düşündüğüne göre, konu daha ciddiye alınmalı. En iyisi iki uç noktanın ortasında durmak. Şu an panik yapmak için bir neden yok. Önümüzdeki 10-20 sene içinde insan düzeyinde bir yapay zekâ geliştireceğimizi düşünmüyorum. Bunun yanı sıra, yapay zekâ üzerinde çalışanların Stephen Hawking ve diğerlerinin endişeleri hakkında düşünmeye başlamaları iyi bir fikir ' diyor.Murray Shanahan niye henüz panik yapmamamız gerektiğini anlatırken de 'Gerçek anlamda akıllı makineler geliştirmek için önümüzdeki en büyük engel, makine temelli zekânın nasıl yaratılacağı ve bu engel henüz aşılmadı. Henüz en iyi yolun insan doğasını kopyalamak mı, yoksa işe sıfırdan başlamak mı olduğunu pek bilmiyoruz ' diye konuşuyor.Asıl tehlike insanların kendisiBilim kurgu yazarı Charles Stross, yapay zekâ sistemlerinin özünde tehlike bulunmadığını düşünüyor. Çünkü bizim yerimize düşünebilmeleri ya da aniden insan efendileri yerine kendilerini memnun etmek istediklerini fark edebilmeleri pek mümkün değil.Stross, 'Hiçkimse, bizim kullanışlı bulduğumuz işleri yapmak yerine, kendi kendine kararlar veren bir yapay zekâ istemez. Çünkü bunun muhtemel sonucu kendine bir kâse cips alıp koltuğa yayılan ve televizyon uydu kumandasını ele geçiren bir yapay zekâ olur' dedi.İlk bakışta tüm yapay zekâ çalışmaları insanlar için sorun yaratabilecek bağımsızlık ve bilinçten yoksun sistemlere odaklanıyormuş gibi görünüyor.Stross, 'Bana göre şu anda görülen ya da gelecekte görebileceğimiz yapay zekalar tehlikeli olabilir. Ama bunun tek sebebi bu yapay zekanın hizmet ettiği insanlar olur.' diyor.Charles Stross ayrıca 'Pilotsuz uçaklar insanları öldürmez, pilotsuz uçaklara koordinatlar (X,Y) vererek görevlendiren ve insanları öldürmek için Hellfire füzeleri göndertenlerdir insanları öldüren. Asıl bu aygıtları kontrol edenlerin niyetleri sorgulanmalı ' diye konuşuyor.BBC
Reklam
İngiltere'de Sürücüsüz Araç Denemeleri Başlıyor
İngiltere'de sürücüsüz taşıtların trafiğe ve yol güvenliğine etkisinin araştırılması için 1 Ocak'tan itibaren dört bölgede test sürüşleri başlayacak. Sürüşler en az bir buçuk yıl sürecek. Bu süre üç yıla da çıkabilir.Proje, İngiltere Maliye Bakanı George Osborne'un bütçe hazırlıklarını anlattığı 'Sonbahar Raporu'nun açıklanmasının ardından, kamu sektöründe görev yapan sivil toplum kuruluşu Innovative UK tarafından duyuruldu.BBC Türkçe'de yer alan habere göre; Osborne, proje için Temmuz ayında ayrılan 10 milyon sterline ek olarak, 9 milyon sterlin daha fon sağlanacağını duyurdu.Sürücüsüz arabaların test sürüşleri Bristol, Coventry, Milton Keynes ve Londra'nın güneydoğundaki Greenwich bölgesinde başlayacak.Bristol'de oluşturulacak ve aralarında Axa sigorta şirketinin de bulunduğu konsorsiyum, arabaların trafiği azaltıp azaltmadığını ve yol güvenliğini artırıp artırmadığını araştıracak.Konsorsiyum ayrıca, halkın bu yeni teknolojiye tepkilerini, uygulamanın yasal sürecini inceleyecek ve sigorta değerlendirmesi yapacak.Sürücüsüz arabalar, Greenwich'te de yolcu taşıma amaçlı servis aracı ve vale park hizmetleri için denenecek.Halkın tepkisi incelenecekGreenwich'te projeyi hayata geçirecek Ulaşım Araştırma Laboratuvarı'nın üyeleri arasında General Motors, AA ve RAC sürücü kursları da bulunuyor.Proje kapsamında, otomatik sürüş özelliği bulunan bir araba simülatörü de incelenecek bölgenin üç boyutlu bir modelini çıkaracak, bu modelleme sayesinde de halkın bilgisayar aracılığıyla sürülen araca tepkileri gözlemlenecek.Ulaşım Araştırma Laboratuvarı Başkanı Rob Wallis, bu yöntemle halkın 'yenilikçi teknolojiyi kabullenebildiğini veya otomatik araçlara güvendiğini' gösterebileceklerini söyledi.Milton Keynes ve Coventry bölgelerindeki projenin uygulayıcıları arasında da Ford, Jaguar Land Rover ve mühendislik firması Arup da bulunuyor.Söz konusu bölgelerde de sürücüsüz araçlar hem karayollarında hem de yayalara ayrılan bölgelerde özel tasarlanan eğitim alanlarında test edilecek.Bu grup da, araçların navigasyonuna yardımcı olması için yollarda ve çevre bölgelerdeki alt yapıya gerekli teknolojilerin geliştirilmesi üzerinde çalışacak.t24
Kalp Acısı Öldürür mü?
Aşırı stres ve üzüntü gibi duygu yoğunluğunun ölüme yol açabileceği söyleniyor. Bu olgunun tıp literatürüne girmesi neden bu kadar uzun sürdü?1986’da 44 yaşındaki bir kadın Massachusetts Hastanesi’ne kaldırıldı. Gün boyunca bir şeyi yoktu; ama akşamüstü göğsünden sol koluna doğru yayılan yoğun bir ağrı hissetti. Bu kalp krizinin temel belirtilerinden biriydi; ama kadının ne herhangi bir kalp ve damar hastalığı, ne de kalbinin etrafındaki atardamarlarda pıhtı oluşması vardı.Dışarıdan kalp krizi gibi görünen şey aslında değildi. Bu olağandışı vakayı New England Tıp Dergisi ’nde kaleme alan doktor Thomas Ryan ve John Fallon, kalp kaslarındaki bu arızanın kaynağını fizyolojik değil duygusal nedenlere bağlıyordu. Kadın, hastalanmadan birkaç saat önce 17 yaşındaki oğlunun intihar haberini almıştı.Doktorlar yıllar boyunca psikoloji ile fizyoloji arasında bir bağ olduğu fikrini küçümsedi. Duyguların kalpte fiziksel izler bıraktığı düşüncesine prim vermediler. Gerçek kalp doktorları, kardiyologlar gözleriyle gördükleri gerçek sorunlar üzerinde yoğunlaşırdı: damar sertliği, damar tıkayan kan pıhtıları, parçalanmış atardamarlar gibi. Duygusallık ve hassaslık psikiyatristler içindi.Buna rağmen aşırı yoğun duyguların kalbi etkilediği düşüncesi onyıllar öncesine dayanıyor; fakat insanlardaki bir etkilenme değil söz konusu olan. Yabanıl hayat biyologları ve veterinerler aşırı duyguların vücut fizyolojisinde büyük sorunlara yol açtığını fark etmişti.20. yüzyıl ortalarına gelindiğinde, herhangi bir hayvanın ani hayati tehlike korkusu geçirdiğinde ilginç bir olayın ortaya çıktığını gözlediler. Bir hayvan yırıtıcı bir hayvanın pençesine düştüğünde kanındaki adrenalin miktarı öyle çok artıyordu ki neredeyse kanı zehirleyip, kalp de dahil hayvanın kaslarında hasara yol açıyordu. Buna “yakalanma miyopatisi/kas hastalığı” adı veriliyordu.Bu etki 1974’te veterinerler arasında artık öyle iyi biliniyordu ki Nature dergisine yazılan bir makalede konuyu açıklamaya gerek duymadan bu sorunu önlemek için alınabilecek önlemler tartışılıyordu. Hayvanların bilimsel araştırmalarda kullanılmak üzere yakalanması bu sonuca yol açıyor, bu yüzden genelde ölümle sonuçlanıyordu.Yani Massachusetts’teki hastanede doktorlar kadının kalp sorununu şaşkınlıkla karşılıyorken veterinerler birçok hayvanda stressten kaynaklı kardiyomiyopati olgusunu biliyordu.1990’lara gelindiğinde artık insanlarda da birçok vaka araştırması yapılmış, aşırı psikolojik stresin neden olduğu fizyolojik sorunlar yavaş yavaş tanınmaya başlanmıştı.1995’te üç araştırmacı doktor, İsraillilerin 18 Ocak 1991 tarihinde önceki ve sonraki iki ayda olduğundan çok daha fazla kalple ilintili bir sorun nedeniyle ölmüş olduklarını fark etti. Bu, Körfez Savaşı’nın başladığı tarihti. Irak’tan İsrail’e 18 adet füze atılmıştı. Fakat ölümlerin nedeni yaralanma değil, kalp-damar bağlantılı ölümlerdi ve çoğu hastanedeki tedavi dışı insanlarda meydana gelmişti.Araştırmacılar Amerikan Tıp Derneği Dergisi ’ne yazdıkları makalede sorunu hayati tehlike arz eden bir durum algısına bağlıyordu. İsrail hükümeti kimyasal saldırıya karşı vatandaşlarını uyarmış, her eve gaz maskeleri ve acil müdahale malzemeleri dağıtılmıştı. Herkes endişe içindeydi ve bu ölüm korkusu bazılarına fazla geliyordu.1996’da ise başka bir araştırma ekibi 17 Ocak 1994 tarihinde Los Angeles’ta meydana gelen ani kalp durması vakalarını inceledi. O tarihte bu bölgede daha önce görülmemiş büyüklükte, 6,8 şiddetinde bir deprem olmuştu. New England Tıp Dergisi’nde aktardıkları araştırma sonuçlarına göre o gün kardiyovasküler nedenli ölümlerde büyük bir artış kaydedilmişti. Ölenlerin çoğunun daha önce tümüyle sağlıklı olduğu söylenemez tabii ki.Stres kaynaklı kardiyomiyopati (kalp kasları hastalığı) ancak 2005’te tıp literatürüne girebildi. Bazı doktorlar buna Japonca adıyla ‘takatsubo’ ya da ‘acılı yürek sendromu’ da diyor.Yani bize fizyolojik olarak zarar veren şey doğrudan üzüntü ya da reddedilme duygusu değil, bu duyguların yol açtığı fizyolojik tepkilerdir. Bugün zihnimizin ve duygularımızın fiziksel olarak bedenlerimiz üzerinde doğrudan etkisi olduğu, bazen bu etkilerin felaketle sonuçlanabildiği konusunda pek şüphe yok.Fakat ne yazık ki veterinerlerin ve yabanıl hayat biyologlarının onyıllar önce farkında olduğu bir olgu daha birkaç yıl önce doktorlar tarafından kabul görüp tıp literatürüne girdi. Bu bize aslında hayvanlarla ortak özelliklerimizin ilk bakışta göründüğünden çok daha fazla olduğunu da gösteriyor.Jason G Goldman | BBC Future
Reklam
Mars'ta Geçmişte Yaşam Olduğu İhtimali Güçlendi
Mars’tan gelen meteor üzerinde yapılan incelemeler, Mars’ta geçmişte hayat olabileceğine ihtimalini güçlendiriyor.EPFL’den ve uluslararası bilim insanlarından oluşan bir araştırma ekibi 18 Temmuz 2011’de birçok insanın gözleri önünde Fas’da bir çöle düşmüş olan meteorda yaptıkları incelemelerde yaşam izine rastladılar.Araştırmacılar, Journal Meteoritics and Planetary Sciences adlı dergide yayınladıkları araştırmalarında, Mars’ta yaşamın varlığının çok daha olası olduğunu belirttiler. Lozan Politeknik Üniversitesi (EPFL) Dünya ve Uzay Bilimleri Laboratuvarı’nın Philippe Gilet, “Şu an daha açıklayıcı bir teori yok” dedi. Tissint adı verilen meteordaki organik karbon kalıntılarını inceleyen ekip bu kalıntıların büyük olasılıkla biyolojik kaynaklı olduklarını söyledi. Alman, Çinli ve Japon araştırmacıları da kapsayan ekip, kayanın içindeki çatlaklara, meteor henüz Mars’da bir kaya parçası iken organik madde açısından zengin sıvının sızdığını düşünüyorlar.
Reklam
Üniversite Laboratuvarından 100 Beyin Çalındı
Texas Üniversitesi, bilimsel çalışmalar için saklanan 100 insan beyninin kayıplara karıştığını açıkladı. Beyni kaybolanlar arasında, 50 yıl önce üniversite kampüsünde silahlı saldırı düzenleyen bir kişi de var.Texas Üniversitesi, psikoloji laboratuvarında saklanan 200 beyinden yarısının kaybolduğunu belirtti. Yerel bir gazetede yer alan habere göre, yaklaşık 30 yıl önce bölgedeki devlet hastanesinden getirilen beyinlerden 100 tanesi, yeterli yer olmadığı için bodrum katına kondu.Psikoloji Profesörü Austin American Statesman gazetesine yaptığı açıklamada, 'Bodrum katında folmaldeit kavanozları içinde beyinler bulunduğu duyanlar onları odalarına koymak ve Cadılar Bayramı şakası yapmak için almış olmalı' yorumunda bulundu.Üniversite yetkilileri, kaybolan beyinlerden birinin 1966 yılında üniversite kampüsünü basan ve 16 kişiyi öldüren Charles Whitman'a ait olabileceğini belirtti. Üniversitenin, bilimsel derslerde kullanılmak için aldığı beyinlerin kime ait olduğu bilgisini yok ettiği ifade edildi.Texas Üniversitesi kaybolan beyinler için başlatılan soruşturmanın devam ettiğini belirtti.Kaynak: Reuters ve Al Jazeera
Haftanın Kitap Önerisi: Müzik ve Zihnin Gizemleri
Müzik yeteneği nasıl keşfedilip desteklenebilir?Müzikle beyin arasında nasıl bir ilişki var? Erken yaşta müzik eğitiminde nelere dikkat edilmelidir? Bach’ın dehasının sırları nelerdir? Tedavide müzikten nasıl yararlanılabilir? Müzikle resim arasında nasıl bir ilişki vardır? Pythagoras’tan Kepler’e, oradan da Galilei’ye kozmoloji şifresinin derinlerinde müziğin izleri nelerdir?
Reklam
Stephen Hawking: 'Yapay Zeka İnsanlığın Sonunu Getirebilir'
Ünlü fizikçi Stephen Hawking, insan zekâsına yetişebilecek bir şey yaratmanın ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi.Dünyaca ünlü fizikçi Stephen Hawking, BBC'ye yaptığı açıklamada, düşünen makineler yapmak için harcanan çabaların insanın varlığına tehdit oluşturduğunu belirtti.Şimdiye kadar geliştirilen ilkel yapay zeka türlerinin son derece yararlı olduğuna işaret eden Hawking, 'Ancak insana yetişebilecek ya da insanın zekasını geçebilecek bir şey yaratmak, çok ciddi sonuçlara yol açabilir. Yapay zeka, kendi kendini geliştirmeye devam edebilir ve hatta kendini yeniden biçimlendirebilir. Son derece yavaş bir biyolojik evrimle sınırlı olan insanlar, bu tür bir güçle yarışamaz. Yapay zeka, yeryüzünde insan ırkının sonunu getirebilir' dedi.Evrenin kökenleri ve kara deliklerle ilgili kitaplarıyla dünya çapında tanınan Hawking, insanların yaptığı bazı işlerin akıllı makinelere devredilmesinin de milyonlarca kişinin işsiz kalmasına yol açarak farklı bir krize yol açabileceğine de işaret etti.İnternetin tehlikelerine de değinen Hawking, internet şirketlerinin, ifade özgürlüğü ve özel hayatın korunması ilkelerinden ödün vermeden internetin oluşturduğu tehditleri ortadan kaldırmanın bir yolunu bulması gerektiğine dikkati çekti.Cambridge Üniversitesi'nde öğrenciyken yakalandığı motor nöron hastalığı Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) nedeniyle hareket edemeyen ve konuşamayan Hawking, iletişim kurabilmek için bilgisayar teknolojilerinden yararlanıyor.Hawking'in 'Zamanın Kısa Tarihi' adlı kitabı, dünya genelinde 10 milyondan fazla satmıştı.ALS, beyin ile omurilikte bulunan ve kasları kontrol eden sinir hücrelerine zarar veriyor. Henüz tedavisi bulunmayan ALS'ye yakalanan hastaların sadece çok küçük bir kısmı, 10 yıldan uzun süre yaşıyor.AA
Reklam
Mutlu Filmleri Sevmeyenlere Özel, İç Karartıcılığıyla Sizi Çok Etkileyecek 32 Film
Başlığı görüp geldiğinize göre SPOİLER'ı göze alıyoruz belli ki. Filmin sonu kötü bitsin de spoiler yemeye razıyım diyorsanız buyrun başlayın. Yine de dikkat edin, pek çoğu adamı sigaraya başlatır.'En iyi filmler listesi' gözüyle bakılmamalı, farklı türlerden seçilen filmler yer alıyor. Yoksa sonu iç karartıcı olan yüzlerce film bulunmakta, mesela Leon bile listede yok.Sıralama -oy sayısı dikkate alınmadan- IMDb puanlarına göre yapılmıştır.  İyi seyirler.
Soğuk Hava Vücudumuzu Nasıl Etkiliyor?
Aşırı soğuk hava vücudumuz üzerinde nasıl etkide bulunuyor?İnsan vücudunun yapısı aşırı soğuk iklim koşullarıyla baş etmeye uygun değildir. Çoğumuz, hava sıcaklığının sıfırın altına nadiren düştüğü ılık ve tropik iklimde yaşıyoruz. Kutuplardaki aşırı koşullara uyum sağlamış topluluklar da var: Kanada’nın Arktik bölgesindeki Eskimolar ya da Rusya’nın kuzeyindeki Nenetler gibi. İnsan zekâsı soğuğa dayanmasını sağlayacak giysiler üretmesini sağlamış olsa da, kutup ikliminde hayatta kalmanın yolu, zorunlu olmadıkça o korkunç soğuktan uzak durmaktan geçiyor.Üşüdüğümüzde ne olur? Vücudumuz üşüdüğünde ısısını artıracak çeşitli mekanizmalar devreye girer. Kaslarımız ve dişlerimiz titrer; atalarımızın tüylü geçmişini yansıtacak tarzda tüylerimiz dikilir. Beynimizde termostat işlevi gören hipotalamus bezi, bu tepkilerin gösterilmesini sağlayarak, en azından bizi ısıtacak bir barınak buluncaya dek, hayati organlarımızı sıcak tutmaya çalışır.Hipotalamusun görevi vücudumuzun merkezi sistemini ne pahasına olursa olsun sıcak tutmaktır. Gerekirse uçlardaki uzuvları gözden çıkararak, oralara kan akışını sınırlayarak yapar bunu. Aşırı soğukta el ve ayak parmaklarımızın karıncalanması hissi bundandır. Kan akışının sınırlanması bu bölgelerdeki dokunun donarak parçalanmasına bile neden olabilir.İnsanlar bu koşullarla baş edemezken diğer sıcakkanlı hayvanlar aşırı soğuk ortamlarda nasıl yaşayabiliyor? Kutuplarda yaşayan hayvanların ya sıcak havayı tutan kürkleri ya da geniş yağ tabakaları vardır. Yağ ısıyı iyi geçirmediği için vücut ısısının dışarı sızmasına engel olur. Çıplak derisi ve göreceli ince yağ tabakasıyla insan vücudu aşırı soğuk ortamlarda yaşamaya uygun değildir.Fakat insan da bu özellikleri taklit etme becerisini geliştirmiştir. Antarktika’daki araştırma merkezlerindeki bilim insanları, ısıyı yalıtan ve kürk işlevi gören bir yöntem olarak kat kat giyinme yoluyla ortama uyum sağlar.Fakat yakın zamanda ABD’de olduğu gibi aşırı soğuk dalgasının vurup geçtiği dönemlerde, insan yaşamının bağlı olduğu şeyler de etkilenerek yaşamı zorlaştırabilir. Kar ve buzun ağırlığı sonucu elektrik direklerinin devrilmesi, su borularının donup patlaması, taşıt araçlarının yakıtının donması gibi.Yakın tarihimizde de aşrı soğuk havanın olumsuz etkilerine dair örnekler var. Nazi orduları 1941’de Rusya’ya girdiğinde kıştı. Hitler’in ordusu savaşın uzun sürmeyeceği düşüncesiyle yazlık üniformalarıyla sefere çıkmış, binlerce asker donarak ölmüştü. Tank ve kamyon motorları da donmuş, altlarında ateş yakılarak eritilmeye çalışılmıştı. Tüfek ve tabancaların yağı donduğu için ateşlenemez hale gelmişti. Kaynamış su bir dakika içinde donuyordu. İtalyan gazeteci Curzio Malaparte ‘Kaputt’ adlı romanında Doğu Cephesi askerlerinin göz kapaklarının donduğunu anlatıyordu.Aynı şekilde Napolyon’un ordusu da 1812 Moskova Seferi’nde Rusya’nın ağır kış koşullarına dayanamadığı için büyük kayıp vermişti.Amerika’daki soğuk hava dalgası aynı zamanda ilginç bir deneyin halk arasında yapılmasını da sağladı. Mpemba etkisi deneyi. İlk olarak Tanzanyalı bir öğrenci tarafından gündeme getirildiği için onun adıyla anılıyor. Soğuk havada kaynar su soğuk sudan daha çabuk donuyor. Stephen Dowling | BBC Future
Sadece Wi-Fi Seslerini Duyabilen Adam, Frank Swain
Eğer internete 2000’li yıllar öncesinde bağlanmayı denediyseniz, muhtemelen dial-up modem tarafından yayılan o ( kulak tırmalayıcı ) sesi hatırlarsınız. Bugünlerde ise internete bağlanma aşamasında duyduğumuz tek ses, kablosuz bir ağa bağlanma aşamasında şifreyi yazarken klavyemizin tuşlarından çıkan ses. Frank Swain ise Wi-fi dalgalarının çıkardığı sesleri duyabiliyor .Nadir şekilde rastlanan herhangi genetik bir mutasyonu olmayan Swain bunu geliştirilmiş işitme cihazı ve kullandığı zeki bir yazılım sayesinde gerçekleştiriyor. İşitme yeteneğini 20 yaşından beri kaybettiği için 2 senedir işitme cihazı kullanan Frank farklı bir şey yapmak istemiş. Hiçbirimizin duyamadığı sesleri duyabilmek: Kablosuz iletişim .Bilim yazarı Swain, bu fikrini gerçekleştirebilmek için İngiltere’deki hayır kurumlarının yeni buluşlar için sağladığı ödeneklerden yararlanarak ses sanatçısı Daniel Jones ile birlikte çalışmış ve ikili sonunda “ Phantom Terrains ” adındaki Wi-fi seslerini duyulabilir hale getiren cihazı geliştirmiş. Yazılım ise kırılmış ( hacklenmiş ) bir iPhone üzerinde çalışıyor, dahili wi-fi sensörü kullanarak wi-fi alanlarını ayarlamaya çalışıyor. Gerekli işlem ve taramalar bittikten sonra yazılım, modem ismi, Wi-fi frekanslarının şifreleme algoritmaları ve cihazın modemden uzaklığı gibi bilgileri bulunabilir hale getiriyor.Swain’in New Scientist’de yayınlanan makalesine göre “Sinyalin gücü, yönü, adı ve bunların üzerindeki güvenlik derecesi arka ve ön plandan oluşan bir ses akışına çevriliyor. Uzak sinyaller geiger sayacındaki vuruşlar gibi tıklıyor ve beliren en güçlü sinyaller ağ ID’lerini tekrarlayan bir melodi olarak cızırdıyor. Ses düzenli olarak, bir çift duyma aparatından yayınlanıyor. Ekstra ses tabakası, aparatların normal çıkışıyla karıştırılarak basitçe oluşmuş ses ortamının bir parçası oluyor. Yani telefonumu yanımda taşıdığım sürece, her zaman Wi-fi seslerini duyabilecek durumdayım.”“Sound Cloud ses dosyası” https://soundcloud.com/alissa-walker/phantom-terrains-audio**Swain daha sonra Güney Londra’yı dolaşarak, gittiği her yerden bilgi topladı. Sonuçlar, tüm yönlendiricilerin nerede olduklarını, bant genişliklerini ve şifreleme seviyelerinigösteriyor. Bu bilgilerden yola çıkan Swain, iş merkezlerinden uzak muhitlerde bulunan yönlendiricilerin daha düşük güvenlik seviyelerine sahipken ticari bölgelerde bulunan yönlendiricilerin daha yüksek seviyelerde şifreleme standartlarına sahip yönlendiriciler ile dolu olduğunu gördüğünü belirtiyor. Bunu aşağıdaki resimde gözlemlemek mümkün:Swain’in işitme yeteneğini geri getirecek mevcut bir tedavi olmadığı halde bu yeni teknoloji ona kimsenin duyamadığı sesleri duyma imkanı veriyor ve Swain şimdiden duyulamayan başka diğer sesleri de işitsel repertuarına eklemeyi düşünüyor.Kablosuz iletişim, havada bilgi taşıyan sinyallerin belirli bir frekans kullanılarak hava aracılığı ile uçtan uca iletilmesidir. Bilginin taşınması elektromanyetik (EM) ışınım yoluyla gerçekleşir. Hava da tıpkı metal ve bakır gibi bir iletim ortamıdır. Havanın iletkenliği için verilebilecek en uygun örnek sesin bir uçtan diğer uca doğru taşınabilmesidir.Peki şifreleme algoritmaları- seviyeleri ne anlama gelir? Şifreleme algoritmaları nelerdir?3 farklı şifreleme algoritması vardır.1)WEP (Wired Equivalent Privacy)İlk şifreleme standardıdır.Kimlik doğrulama yöntemlerinin temel amacı kablosuz networkleri, kablolu networkler gibi güvenli hale getirmektir.IEEE Wep şifrelemesinin Data Link katmanında uygulanmasını sağlamıştır. Bu sayede aynı ağdan olmayan bir sistem paket içeriklerini göremez.WEP şifreleme yaparken RC4 adlı şifreleme algoritmasını kullanır. Çok fazla kusura sahip olan WEP, tercih edilmemesi gereken bir şifreleme yöntemidir.WEP istemci ve access point arasında şifreleme yaparken 24bitlik IV paketleri kullanır.2)WPA (Wi-fi Protected Access)WEP şifreleme yönteminin zayıflıklarını kapatmak için geliştirilmiş bir şifreleme yöntemidir. WEP’de kullanılan 24bitlik IV paketleri 48bite yükseltilmiştir.3)WPA2 (Wi-fi Protected Access 2)Günümüzde AES’in yerini almış en gelişmiş şifreleme algoritmasıdır.WPA ile WPA2 arasında en önemli fark şifreleme algoritması olarak AES adlı algoritmanın kullanılmasıdır.Amerika’da kablosuz ağların devlet kurumları tarafından kullanılabilmesi için FIPS (Federal Information Processing Standard) ile uyumlu olması gerekmektedir.WPA2 AES şifreleme algoritması ile bu standardın da gereksinimlerini karşılamaktadır. WPA’daki eksiklikleri gidermek için oluşturulmuş WPA2 günümüzdeki en gelişmiş şifreleme yöntemidir.Yani yazıda düşük güvenlik seviyesi derken WEP’i yüksek derken ise büyük olasılıkla WPA2’den bahsediyor.Yazının İngilizce OrjinaliYazar: Justin AlfordYeşil Gazete için çeviren: Berk Ergin Yeşil Gazete, iflscience.com
Reklam