2014’te Yaşanan En Önemli 10 Sağlık Olayı
2014 yılında sağlıkta birçok dönüm noktası yaşandı. Sosyal medyada farkındalık kampanyaları düzenlendi, daha uzun yaşamın kapıları aralandı, tüm diyetleri unutturan yeni diyet çeşitleri ve hayatımızı kolaylaştıracak yepyeni buluşlar ortaya çıktı. 2014 yılı sağlık açısından oldukça hareketli ve umut verici bir yıl oldu. İşte 2014'te sağlıkta yaşanan en önemli 10 olay:
Düz Zeminden Düşmek İstemeyen Top
San Jose Devlet Üniversitesi tarafından geliştirilen düzenek sayesinde üzerine konulan topun hareketi sırasında yere düşmesi imkansız hale gelmiş.
Erdoğan: 'Soruları Çalıp, Belli Kurumlara Sızdılar'
Gebze Teknik Üniversitesi ziyaretinde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 14 Aralık operasyonu ilgili  değerlendirmelerini burada da sürdürdü. Sınavlarda soruların çalınarak bazı kurumlara sızıldığını kaydeden Erdoğan, 'Milletin parasıyla okudular, himmet adı altında topladıkları parayla okudular, soru çalarak belli kurumlara sızdılar.' diye konuştu.İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:1940’ların tek parti dönemini özleyen, baskı ret ve inkar özlemi içinde olan üniversite ve akademi dünyası Türkiye’ye geçmişte büyük zarar vermiştir. Üniversiteyi hapishaneye ikna odalarına çeviren bir zihniyet büyük zarar vermiştir. Bizde öğrenciliğimizi o şartlar içinde geçirdik. Bu tek parti ve faşizm zihniyetindekiler kadar, aklını bir takım ihanet şebekelerine kiraya veren zihniyette aynı şekilde tehlikelidir. Başörtüsünü yasaklayanlarla, başörtüsüne füruat diyenler kol kola girdiler. Üst aklın maşası olanlar, bugünlerde görüyorsunuz kucaklaştılar. Bütün hayatları hukuku çiğnemekle geçenler, normalleşen hukuk karşısında eski Türkiye hukukunu istemeye başladılar. Birikimini sahip olduğu konumu ülkesi için seferber etmek yerine, telefon dinlemeye yoğunlaşanların nasıl bir ihanet içinde olduklarını görüyoruz.Milletin parasıyla okudular, himmet adı altında topladıkları parayla okudular, soru çalarak belli kurumlara sızdılar. Millete çalışmak yerine gittiler uluslararası çevrelere, uluslararası istihbarat örgütlerine çalıştılar. İşte TÜBİTAK işte bunun en bariz örneğidir. Bilim üretmesi gereken TÜBİTAK gizli bir şekilde bir ihanet şebekesine onun maşası olan çevrelere çalıştı. Bugün ise bir normalleşme süreci içine girmiştir, normalleşmiştir diyemiyorum, daha henüz yok, ciddi temizliklerin yapılması gerekiyor, biraz daha zaman alacak. Biz birilerinin özgürlüğü için değil 77 milyonun özgürlüğü için mücadele edeceğiz. Bunu inşallah başardık, başarıyoruz. Güçlü Türkiye imtiyazlı kesimlere özgürlük çıkar sağlayan operasyonlarla artık başa çıkabiliyor. Dünden itibaren ulusal ve uluslararası medyada başlatılan Türkiye aleyhtarı algı operasyonları da boşa çıkacak. Çetelerin hukuku değil milletin hukuku Türkiye’yi özgür bir konuma yükseltecek. Allah nefes verdiği müddetçe bu mücadelemiz sürecektir. Ardından bayrağı genç nesiller alacak. Sizlerin yetiştireceği o nesillere inanıyoruz. Gayretleriniz için alın teriniz bilim aşkınız için sizlere milletçe şükranlarımızı sunuyoruz.Vatan
Işık Hızında Seyahat Gerçeğe mi Dönüşüyor?
Işık, saniyede 299.792.458 metre yol kateder. Yani saatteki hızı 1.079.000.000 kilometredir. Işık hızı, Einstein’ın İzafiyet Teorisine göre evrendeki tek sabittir. Ve bu hızın aşılması mümkün değildir. Bu sebeple ışık hızını aşabilecek araçlara sadece bilim kurgu romanları ve filmlerinde rastlayageldik.Uzay Yolu serisinde ışık hızında veya daha hızlı hareket eden araçlarla galaksimizin derinliklerine kolayca seyahat ediliyor. Ünlü bilim kurgu film dizisi Uzay Yolu’nda ‘warp drive’ deniyor bu hızdaki seyahate. Uzay Yolu’nun hikayesine göre ‘warp sürüşü’, 2063 yılında Zefram Cochrane adlı bir bilim insanı tarafından geliştiriliyor. Warp sürüşü, bildiğimiz anlamda ışık hızını geçmek yerine, uzayı bükerek ışık hızlarıyla ölçülen devasa mesafelere ulaşmak üzerine kurulu bir mantığa dayanıyor.
Kuşların 116 Milyon Yıl Önce Dişleri Vardı
Yeni bir araştırma, 116 milyon yıl önce yaşamış olan modern kuş türlerinin ortak atasının dişlere sahip olduğuna işaret etti.Antik zamanlardan kalan fosillerden elde edilen DNA'ları modern türlerin genetiğiyle karşılaştıran bilim insanları, kuşların ne zaman dişlerini kaybettiğine dair önemli ipuçlarına ulaştı.California Üniversitesi'nde evrim biyoloğu olan Mark Springer'in başını çektiği araştırmada, kuşları nesilden nesile nasıl değişim gösterdikleri incelendi. Springer, yemeği öğütmek ve işlemek için eğik gagalarından yararlanan kuşların, eski zamanlarda dişlerle dolu bir ağıza sahip olabileceğini ifade etti.Almanya'da 1861 yılında bulunan ve dinozorlar ile modern kuşlar arasındaki geçisi temsil ettiğine inanılan Archaeopteryx fosili, kuşların dişleri olan dinozor türlerinden geldiğine işaret ederken, geçmişteki araştırmalar T.rex'i de içinde barındıran teropot türünden evrim geçirdiklerine işaret etmişti.Springer, bu bilgilere rağmen kuşların dişlerine ne olduğu hakkında son 150 yılda önemli bir bilgi edilemediğini ifade ederek, sorunun cevabını bulmak için genlere baktıklarını söyledi.Kuşları dışındaki canlıları da etkilediScience dergisinde yayımlanan araştırmada, omurgalılarda diş oluşumuyla ilgili olan altı genin modern kuşların tümüne uzanan 48 türde nasıl mutasyona uğradığı analiz edildi. İncelenen kuş türlerinin tümünde söz konusu genlerin mutasyona uğradığını tespit eden bilim insanları, ortak türlerin milyonlarca yıl önce diş geliştirme yeteneğini kaybettiği sonucuna vardı.Mutasyonların kuşlarda diş kaybına 116 milyon önce başladığını hesaplayan araştırmacılar, aynı evrimin dişleri bulunmayan kaplumbağa, armadillo, tembel hayvan ve karıncayiyen gibi canlılarda da paylaşıldığını belirtti.Kuşların hayatta olan en yakın kertenkele akrabasının timsah olduğunu belirten Springer, diş geliştirme yeteneği kazandıran altı genin tümünün Amerikan timsahında var olduğuna dikkat çekti.Kaynak: Livescience ve Al Jazeera
Reklam
CHP İzmir Milletvekili Güler: 'Parti Yönetimimiz 30 Mart'ta Cemaatle İttifak Yaptı'
CHP İzmir Milletvekili Güler, 'Her ne kadar parti yönetimimiz inkar etse de 30 Mart seçimlerinde bir ittifak yaptı, cemaatle ittifak yaptı' dedi.CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler, 'Her ne kadar parti yönetimimiz inkar etse de 30 Mart seçimlerinde bir ittifak yaptı, cemaatle ittifak yaptı. İllerde ve ilçelerde cemaatin çeşitli unsurlarının Cumhuriyet Halk Partisi’yle yürüdüğünü hepimiz gördük' dedi.Güler, Eğitim ve Bilim İşgörenleri (EĞİTİM-İŞ) Kastamonu Şube Başkanlığı ve bazı sivil toplum kuruluşlarınca Şerife Bacı Öğretmenevinde düzenlenen 'Türkiye Cumhuriyeti ve Türk ulusunun geleceği için ne yapmalı, nasıl yapılmalı' konulu konferansta partide bazı ittifaklar gerçekleştirildiğini ve bunun önemli bir problem olduğunu öne sürdü.Sözlerin kimi siyasi sebeplerle hafifletilebileceğini ileri süren Güler, 'Çok zor ama uygulamalar çok önemli. Her ne kadar parti yönetimimiz inkar etse de 30 Mart seçimlerinde bir ittifak yaptı, cemaatle ittifak yaptı. İllerde ve ilçelerde cemaatin çeşitli unsurlarının Cumhuriyet Halk Partisi’yle yürüdüğünü hepimiz gördük' şeklinde konuştu.CHP Kastamonu Merkez İlçe Başkanı Muzaffer Bıyıklı ve partililer, “Burada öyle bir şey olmadı, burası Cumhuiyet Halk Partisi’nin tartışılacağı bir yer değil” diyerek, Güler'e tepki gösterdi.Güler, Mehmet Bekaroğlu'nun partiye katılımına ilişkin şu değerlendirmede bulundu:'Ömrü boyunca Cumhuriyet Halk Partisi'yle hiçbir ilişkisi olmamış bir kişi, bir anda, bir anda hiçbir evveliyatı olmaksızın partinin genel başkanı tarafından davet edilmiş, parti meclisi üyesi yapılmak istenmiş. Partililer buna tepki gösterecek, o kadar iyi bilinmiş ki kadın kotasından seçimi gerçekleştirilmiş bir kişi. Cinsiyet kotası da uygulanıyor biz de, o kadın içindir. Erkekler için değil, bunu cümle alem bilir. Delegeden onay almadığı halde kadın kotasından parti meclisine yani tüzüğe ve kurultaya karşı hile yoluyla ve oradan da partinin kaptan köşküne genel başkan yardımcısı olarak oturtulmuş bir kişidir ki 'Ulusalcılar, istifa eder giderse hiç fena olmaz'. O, sandı ki 'ulusalcı' dediği bir milletvekili, 3 il başkanı falan. Oysa onun 'ulusalcı' dediği Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir milyon üyesi, 10 milyonun üstündeki seçmendir.Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu üyeleriyle seçmeni çekip giderse Sayın Bekaroğlu, Cumhuriyet Halk Partisi'nde ne edecektir kendi başına? Hiçbir tutarlılığı olmayan söz. Söylendiği zaman da kınadım, hatırlatıldığı her zaman da bu sözü kendini bilmez söz olarak talihsiz bulduğumu elbette söylüyorum.'Ulusalcıların partiden ihraç edildiği iddiasıGüler, açıklamaların sözde kalmadığını dile getirerek, Anayasa Uzlaşma Komisyonunda Anayasa'dan Türk vatandaşlığını çıkarmak için çalışan kesime karşı son derece önemli mücadele sergileyen Süheyl Batum’un partiden ihraç edildiğini söyledi.Bunun son derece önemli olduğuna dikkati çeken Güler, şöyle devam etti:'Neden? Parti, 'Mehmet Bekaroğlu tarafından yönlendirilmektedir' gerçeğini gösterdiği için.. 'Ulusalcılar istifa etsin' dedi. Baktı, ulusalcılar istifa etmiyor, ulusalcıları ihraca başladı. Ben böyle yorumluyorum gördüğüm şeyi. Bu, önemli bir problem alanı haline geldi, bir dizi problemin sonucu olarak elbette.'Güler, şu anda CHP’nin HDP’yle dirsek teması içinde yürüdüğünü, bunun da önemli bir problem olduğunu iddia etti.Yusuf Çelik, AA
Reklam
Adalet Bakanı Bozdağ: 'Ay Sonuna Kadar 5 Bin Zabıt Katibi Alınacak'
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, bu ay sonuna doğru 5 bin zabıt katibi ve diğer adli personel alımı için ilana çıkacaklarını söyledi. TBMM Genel Kurulunda, 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı görüşmelerinin üçüncü turunda Adalet Bakanlığı, Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu, Türkiye Adalet Akademisi, HSYK, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Mesleki Yeterlilik Kurumu, Türkiye ve Orta-Doğu Amme İdaresi Enstitüsü, DPB, Avrupa Birliği Bakanlığı, Türk Akreditasyon Kurumu bütçe ve kesin hesapları ele alındı.Görüşmelerde kendisine bağlı kurumlar hakkında söz alan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 2003 yılında adalet hizmetlerinden memnuniyet oranının yüzde 45.7 olduğunu, bu rakamın 2013 yılında yüzde 52.8’e yükseldiğini, ancak henüz hedeflenen noktaya ulaşılmadığını söyledi.Hakimin tarafsızlığı, siyasi ve felsefi görüşleri ile davanın taraflarına olan uzaklığı ile yakınlığını adli işlerine karıştırmaması, kararlarını kanunu ve vicdani olarak vermesidir diyen Bakan Bozdağ, yargıda görev yapan hakim ve savcı sayısının 2002’de 9 bin 49, 2014’de ise 14 bin 983 olduğunu söyledi. Bozdağ, “Hakim ve savcılarımız Avrupa Konseyinin 100 bin kişiye düşen hakim ve savcı sayısında geri durumdadır. Hakimler ve savcılarla ilgili bir takım eleştiriler yapılabilir, bu normaldir, yargı da eleştirilebilir. Toptancı bir yaklaşımla, özveri ile çalışan, adil karar vermek için çaba sarf eden hakim ve savcılarımızı töhmet altında bırakmamak lazım. Hakim ve savcılarımızın yetişmesi konusunda da önemli adımları atıyoruz. Bakanlığımız bir Bilim Komisyonu kurmak suretiyle Hukuk Fakültelerinin eğitimim daha iyi noktaya taşınması konusunda çok kapsamlı bir araştırma yaptı. Önümüzdeki zaman içinde bu konuda bir çalışmayı kamuoyu ile paylaşacağız. Hakim ve savcılarımızın sayısını artırmak için yeni adımlar atacağız. Önümüzdeki yıl içinde parlamentonun verdiği yetki ile yeni hakim ve savcılar almak suretiyle yükü azaltmaya gayret edeceğiz. Adalet Akademisi, ismi ve kurumsal yapısıyla yeni. Ama bir geleneğin devamıdır. Sanki yeni bir şeymiş gibi, savcı ve hakim adayları gözetleniyormuş gibi bir algıyı büyük bir haksızlık sayarım” dedi.AVUKATLIK KANUNU YENİLENECEKBakan Bozdağ, “Neden cezaevlerinde yatanların sayısı arttı diyorlar ya, artan hakim sayısı, artan mahkeme sayısı, adli personel sayısı ile beraber bunu değerlendirmekte fayda var. Savunmayı temsil eden avukatlarla ilgili çalışma yapmanın Adalet Bakanlığının en önemli görevlerinden birisi. Avukatlık Kanunu baştan sona yenilenecek. Bu konudaki çalışmalarımız devam ediyor. Sınavla geçişin olması gerektiğine inanıyoruz. Barolar Birliği’nin kanunu açıkça çiğnememesi lazım. Avukatların dosyaları incelemesi son derece önemli, biz bunu destekliyoruz. Son yaptığımız Şubat değişikliğinden sonra uygulamanın sağlıklı yürümediğini gördük. Dosyadaki savcının araştırma usulünü öğrendikten sonra deliller karartılırsa bizim suçla mücadelemiz gerçek faillere ulaşma imkanımız ortadan kalkar. Türkiye’de 2013 yılında devam eden soruşturma sayısı 6 milyon 679 bin 973’dür, bunlarla ilgili dosyadan örnek alınmasını yasaklayan mahkeme kararı sayası bin 306’dır. Biz bu düzenleme ile bir katalog getirdik. Bütün suçlarla ilgili değil, çok ciddi suçlarla ilgili getirdik. Buradaki rakamın bu kadar yüksek çıkmayacağı bundan sonraki süreçte çok açıktır”Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı hakkında bilgi veren Bakan Bozdağ, “Cezaevlerimizde 157 bin 640 tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır. Bunlardan 22 bin 551’i tutuklu, 11 bin 658 hükümözlü, 123 bin 431’i ise hükümlü olarak bulunmaktadır. Cezaevlerimizde bu sayının yüksek olmasına ilişkin eleştiriler yapıldı. Sayının çok olması hükümetimizin suç ve suçlu ile etkin mücadele ettiğinin göstergesidir. Yeni ortaya çıkan teknolojiler, CMUK Kanununda getirilen yeni hukuk müesseseleri, artan hakim, mahkeme sayısı, Yargıtay’da artan hakim ve mahkeme sayısı davaların daha kısa sürede neticelenmesine yol açıyor. Suçluların yakalanmasına ve hesap vermesine yol açmaktadır. Ceza Kanununda yeni suçlar ihdas edildi, iletişim alanında, sosyal medya üzerinden dün işlenemeyen suç bu gün işlenebilmekte. Yeni suçlar ortaya çıktı. Bunlara ilişkin düzenlemeler hukukumuzda yer aldı. Cezaları artırdık, infaza ilişkin değişiklikler yaptık. Bütün bunlar cezaevlerinde yatan sayısının artmasına sebep olmuştur. Cezaevlerinde bulunan, hasta tutuklu ve hükümlülere ilişkin soruna biz infaz açısından değil insani açıdan bakıyoruz. Biz onların hepsine emanet gözü ile bakıyoruz. Onlara hizmet için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Şunda ortaya çıkan sorunların çözümü için yeni düzenlemeler yapmayı planlıyoruz” dedi.Fırat Keskinkılıç, DHA
Bilim İnsanları Ters Zamanlı Evren Teorisini Ortaya Attı
İngiliz ve Kanadalı bilim insanları Büyük Patlama'nın, yaşadığımız evrenin yansıması olan ancak zamanın geriye doğru aktığı bir başka evreni yarattığı teorisini ortaya attı.İngiliz basınında yer alan haberlere göre, bilim insanları, yaklaşık 14 milyar yıl önce Büyük Patlama meydana geldiğinde, bu evrenin yansıması olan ancak zamanın tersine aktığı bir başka evren daha oluştuğu teorisini geliştirdi.Teori, İngiltere ve Kanada'daki üniversitelerde görevli bilimadamları Julian Barbour, Tim Koslowski ve Flavio Mercati tarafından ortaya atıldı. 'Zamanın ibresiyle' ilgili soru işaretlerini yanıtlama girişimleri çerçevesinde ortaya çıkan teoriye göre, Büyük Patlama meydana geldiğinde, zamanda aksi yönde eşit biçimde hareket eden iki evren oluştu.Bilim insanları, bu teoriye, Newton'un evrensel kütle çekimi yasasının etkisi altındaki bin parçacığın bilgisayar simülasyon modelini inceleyerek, dinamik harekete ve parçacıklar arasındaki mesafeye odaklanarak ulaştığı belirtildi.İnceleme sırasında bilim adamları hacimleri ve miktarları ne olursa olsun her bir parçacık gruplaşmasının, düşük kompleksite ölçeği olarak bilinen şeye dönüştüğünü keşfetti, daha sonra dış kısmı her iki yönden genişleterek, iki farklı ve zıt 'zaman ibreleri' yarattı.Bu bulgu, bilim insanlarını, Büyük Patlama'dan sonra iki evrenin oluştuğu, birinde zamanın ileri, diğerinde, en azından bizim perspektifimizden geriye aktığı sonucuna götürdü.Bilim insanları ayrıca her bir evrenden bakıldığında bir diğerinde zamanın geriye aktığının gözlemleneceğini, bu evrenin, bizimkinin tam anlamıyla aynısı olmayacağını, kendince değişmiş ve gelişmiş olabileceğini belirtti.Öte yandan bu evrende de aynı fizik kanunların geçerli olacağı, yani bizimki gibi gezegenlere, yıldızlara ve galaksilere sahip olabileceği savunuldu.AA
Çağımızın Hastalığı Kanser Hakkında Bilmemiz Gerekenler
Kanser, hücrelerde DNA'nın hasarı sonucu hücrelerin kontrolsüz veya anormal bir şekilde büyümesi ve çoğalmasıdır. Günde vücudumuzda (DNA'da) yaklaşık 10.000 mutasyon olmasına rağmen immün sistemimiz her milisaniye vücudumuzu tarar ve kanserli hücreleri yok eder fakat immün sisteminin çeşitli sebeplerden dolayı bozulması sonucu mutasyonlu hücreler ölmeyip, bölünmeye başlarlar
Reklam
Büyük Hadron Çarpıştırıcısı Yeniden Çalıştırılacak
'Higgs Bozonu' adı verilen atomaltı parçacığın keşfinde kullanılan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nın, iki yıl aradan sonra mart ayında tam kapasiteyle yeniden çalıştırılmaya başlanacağı bildirildi.Parçacıklara kütlelerini verdiği düşünülen ve 'Higgs Bozonu' adı verilen atomaltı parçacığın keşfinde kullanılan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nın, iki yıl aradan sonra mart ayında tam kapasiteyle yeniden çalıştırılmaya başlanacağı bildirildi.Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi'nden (CERN) yapılan açıklamada, dünyanın en büyük ve en güçlü parçacık hızlandırıcısı olan 27 kilometrelik bir halka şeklinde tasarlanan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nın çalıştırılması için -271 dereceye kadar soğutulması gerektiği ve bu ısıya neredeyse ulaşıldığı ifade edildi.İkinci üç yıllık çalıştırma için hazırlanan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nın iki yıl aradan sonra ilk çalıştırmaya göre neredeyse iki kat daha fazla enerji ile çalışacağı belirtildi.CERN Genel Müdürü Rolf Heuer, bu yeni enerji seviyesi ile Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nın fizik ve gelecekteki keşifler için yeni ufuklar açacağını ifade etti.AA
13 Maddede Sirius'un Gizemli Çocukları "Dogon" Kabilesi
Dogon kabilesi Afrika'nın Mali Cumhuriyetinde yaşar. Kabilenin nüfusu 250.000 civarındadır. Dogonlar hakkında en fazla araştırma yapmış ve Dogon kültürünü Batı'ya tanıtmış etnolog Marcel Griaule'dür. Totemleri bulunan ve inisiyatik bir örgütlenmesi olan bu kabile, tradisyonlarını sözlü aktarım yoluyla sürdürmüştür. Tradisyonlarındaki astronomi bilgileri, özellikle Sirius sistemi hakkındaki bilgileri tüm astronomları şaşırtmıştır.Dogonlar dünyanın yuvarlak olduğunu bilir, dünyanın Güneş etrafında döndüğünü, ayın dünya etrafında döndüğünü, Satürn’ün halkalarını, Jüpiter’in uydularını, Sirius’un aslında tek bir yıldız olmayıp Sirius A, B ve C olarak üçlü bir sistem oluşturduğunu ve bunların birbirleri etrafında 50 yılda döndüklerini bilmektedirler.Hatta Sirius yıldızının eski zamanlarda bir kızıl dev olduğunu, Sirius B yıldızının ve bu yıldızın içe çökerek evrenin en ağır maddelerinden biri olan Nötrino yıldızı olduğunu bilmektedirler. Sirius sistemiyle güneş sisteminin evlendiğini, Dogon’ların da bu evlilikten doğduğunu söylemektedirler.
Einstein'ın Çalışmaları İnternette
Einstein Papers Projesi ile toplanan 5000’den fazla doküman ücretsiz olarak internetten erişilebilir durumda.Hebrew Üniversitesi’nin sponsorluğu ve California Teknoloji Enstitüsü’nün desteği ile Princeton Üniversitesi Yayınları tarafından hazırlanan Albert Einstein arşivinin ilk 13 cildi dijital ortama aktarılarak internet üzerinden ücretsiz olarak sunuluyor.Einstein’ın hayatının ilk 44 yılına ışık tutan bu arşivde görelilik kuramı ve fotoelektrik etkisini açıkladığı ünlü makalelerinden Nobel Ödülü’nü kazandığını belirten telgrafa kadar 5000’den fazla belge yer alıyor. Çalışmanın 14000’den fazla belgeyi içermesi ve toplam 25 cilt olması planlanıyor. Her cilt basımından 18 ay sonra ücretsiz olarak internette de yerini alacak.Einstein Papers Proje yöneticisi Diana L. Kormos-Buchwald’a göre son 25 yılda dikkatle araştırılan ve açıklamalar eklenen bu belgeler, Einstein’ın 44. doğum gününe kadar olan popüler yazılarını, taslaklarını, ders notlarını, kişisel ve profesyonel yazışmalarını içeriyor. Böylece kullanıcılar genel görelilik teorisi ve kuantum teorisi gibi bilimsel makalelerin yanı sıra ilk eşine yazdığı aşk mektuplarına, çocuklarıyla ve dönemin ünlü bilim insanlarıyla olan yazışmalarına da erişebilecekler.Belgelerin Almanca orijinallerinin yanı sıra İngilizce çevirilerinin de yer aldığı sitede anahtar kelimelere göre arama yapılabiliyor. Ayrıca dipnotlar ile bir çok belge açıklanırken, ilgili bağlantılarla Einstein’ın yazılarının yüksek kaliteli resimlerine de ulaşılabiliyor. 14. cildinin Ocak 2015’ te yayınlanacağı duyurulan belgelere einsteinpapers.press.princeton.eduadresinden ulaşabilirsiniz.Einstein Papers sitesinde yer alan belgereden kimi örnekler:“Gelecek Planlarım” : Einstein’ın 17 yaşında bir lise öğrencisiyken Fransızca olarak yazdığı ve gelecek planlarını anlatan bir makale.Einstein’ın ilk iş teklifi : 1900 yılında üniversiteden mezun olan Einstein’ın 1902 yılında İsviçre Patent Ofisi’nden aldığı ilk iş teklifiGenel Görelilik Teorisi : Einstein’ın genel görelilik teorisini açıkladığı makalesiPrinceton Dersleri : Einstein’ın Mayıs 1921’de Princeton Üniversitesi’nde görelilik teorisi üzerine verdiği dört ders.İleri Bilim
Reklam
'Erkekler, Kadınlardan Daha Aptal'
İngiltere'deki Newcastle Üniversitesi'nin yaptığı araştırmaya göre, erkekler kadınlardan daha aptal ve gereksiz riskler almaya meyilli.Ünlü bilim insanı Charles Darwin ’ in adıyla düzenlenen ve her yıl “ahmakça girişimler sonucu ölenlerin” ruhuna verilen Darwin Ödülleri’nin 1995-2014 yıllarının sonuçları incelendi. Araştırmaya göre Darwin Ödülleri’nin neredeyse yüzde 90’ını erkekler kazandı.Hürriyet'in haberine göre, Darwin Ödülleri listesine giren bazı vakalar şöyle: Kalem şeklindeki silahının gerçek olduğunu arkadaşlarına göstermek için başına sıkarak canından olan bir erkek, çelik halatlarını çaldığı asansörle yere çakılıp ölen bir hırsız, yeterli pul olmadığı için geri gönderilen kendisinin yolladığı patlayıcı içeren kutuyu açıp ölen terörist.Darwin Ödülleri Komitesi tarafından gerçekliği doğrulanan buna benzer 332 olay incelendi. Analizde 14 çiftin ölümü sayılmadı. Aptalca hareketler sonucu yaşamını yitiren 318 kişinin 282’sinin erkek, sadece 36’sının kadın olduğu belirlendi. Araştırmacılar, erkeklerin 'toplumda saygı kazanmak ve övünmek için gereksiz riskler almaya gönüllü' olduklarını belirtti. Bununla birlikte “erkeklerin daha aptal olduğu teorisinin” araştırılması gerektiğini de ekledi.Araştırma British Medical Journal dergisinin Noel sayısında yayımlandı.Hürriyet
Reklam
Greenpeace İklim Eyleminde Kaş Yaparken Göz Çıkardı...
Binlerce yıllık Nazca Çizgileri'ne izinsiz giren aktivistler, UNESCO’nun koruduğu bölgede binlerce yılda onarılamayacak derecede hasar yarattıTüm dünyada yaptığı eylemleri ile tanınan çevre örgütü Greenpeace, Peru'da düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi'ni protesto etmek isterken yeryüzünün en önemli tarihi miraslarından birine zarar verdi. Örgüt M.Ö 700'lü yıllara dayanan Nazca Çizgileri'nin üzerine 'Değişim zamanı! Gelecek yenilenebilir' yazılarını kumaştan harflerle yerleştirdi. Ancak Birleşmiş Milletler eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından korunan arkelojik alana girilmesi ülkede büyük tepki çekti.'Suratımıza Tokat gibi'Sinekkuşu motifinin yanında yapılan eylemle ilgili konuşan Kültür Bakanı Yardımcısı Luis Jaime Castillo, 'Aktivistler tarihi alanın üzerinde ayak izlerini bırakarak bölgeye binlerce yılda ancak düzelecek bir zarar verdi. Bu olay Peruluların kutsal olarak kabul ettiği her şeyin suratına bir tokat gibidir. Eylem sırasında yasalarımıza saygı duyulmadı. Eylem gecenin çok geç bir saatinde yapıldı. Peru Devlet Başkanı bile oraya izinsiz giremez' dedi. Kültür Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada ise, 'Çevre koruma örgütü Greenpeace'in yasadışı ve önceden tasarlanmış eylemi, bölgeyi ciddi derecede etkilemiştir. Yaşanan olay Peruluların ve tüm insanlığın kültür mirasına bir saldırıdır' cümleleri kullanıldı.Soruşturma açılacakBakan Castillo olayla ilgili soruşturma başlatıldığını ve sorumluların dava açılıp cezalandırılması durumunda altı yıla kadar hapis cezası alabileceklerini söyledi. Yetkililer ayrıca Greenpeace aktivistlerine bölgede rehberlik eden bir arkeoloğun da arandığını açıkladı. Örgüt üyelerine de soruşturma tamamlanana dek ülkeden çıkma yasağı getirildi. Castillo, 'Çizgiler çok hassas. Üzerinde yürürseniz ayak iziniz yıllarca orada kalır. Örgüt üyelerinin üzerinde yürüdükleri çizgiler de bölgenin en çok ilgi çeken 'sinekkuşu' motifinin çizgileri. Peru'nun Greenpeace'e karşı bir mesajı yok. Biz de küresel ısınma konusunda endişeliyiz' dedi. Nazca Çizgileri'ni keşfeden ünlü isimlerden Alman arkeolog Maria Reiche'in adını taşıyan derneğin başkanı Ana Maria Cogorna da Greenpeace'i eleştirdi.Greenpeace özür dilediCogorna, 'Bu maddi bir şey değil. Ne kadar para verseler de yarattıkları zarar onarılamaz. Sinekkuşu motifi Nazca çizgileri arasında hiçbir yeri bozulmamış olan tek parçaydı. Mükemmel şekilde korunmuştu. Bu Peru'nun sembollerinden biri' dedi. Greenpeace de tepkiler sonucunda özür diledi. Örgüt sözcüsü, 'Greenpeace olarak yaptığımız eylem nedeniyle Peru halkından özür diliyoruz. Düşüncesizce davrandık. Gerçekten çok üzgünüz' dedi.Sözcü, eylemleri sonucunda açılan her türlü soruşturmaya hazır olduklarını ve davranışlarının sonuçlarını kabulleneceklerini söyledi. Greenpeace Başkanı Kumi Naidoo da Peru'nun başkenti Lima'ya giderek kişisel olarak özür dileyecek. Nazca Çölü'nde yer alan ve M.Ö. 700 yılında yapıldığı düşünülen çizgiler, Peru kültürünün en önemli parçalarından sayılıyor.Normalde turistlerin Greenpeace aktivistlerinin girdiği bölgeye ayak basmaları yasak. Bölgeyi ziyaret etmek isteyen bakanlar bile özel izinlerle ve giydikleri özel ayakkabılarla dolaşabiliyor. Çakıl kaplı zemine çizilen şekiller arasında genellikle hayvan figürlerine rastlanıyor. Kuş, maymun, örümcek ve köpek gibi hayvanlar dışında üçgen ve sarmal gibi şekiller de göze çarpıyor.Milliyet
Korku Filmlerinden Çok Daha Korkunç 6 Arkeolojik Keşif
Daha önce de açıkladığımız gibi, Hollywood bizlerde arkeolojiye dair yanlış bir algı oluşturdu. Arkeolojik kazılar sırasında kullanılan alet edavatlar fötr şapkalar, kırbaçlar ya da ukala sırıtışlar değil; kürek,mala, el fırçası ve şerit metre şeklinde aletlerdir.Belki bir de bolca dua etmek.  Hayalet avcılarında kullanılan silah, ve yetişkinler için büyük boy çocuk bezi. Bunlara neden mi ihtiyacınız olabilir? Çünkü bunlardan biriyle karşı karşıya gelirseniz diye...
Amerika'nın Bilimkurgu Filmlerinden Fırlamış Lazer Silah Sistemi
Daha bilimkurgu filmlerindeki gibi civ civ vurduğu yeri uçuracak kuvette lazerler gelmedi ama Amerika Donanması'nın bu yeni oyuncağı bu konsepte en çok yaklaşan şey. Lazeri bir süre hedefin üzerinde tutarak gerçekten sağlam bir zarar veriyor. Özellikle insansız hava ve deniz araçlarına karşı çok etkili olduğu kesin. İzliyoruz...
Timsah Arena'nın Açılış Maçına Real Madrid Davet Edildi
Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bursa'nın dünya markası haline gelmesi için kentte yapılan tesislerin de çok özellikli olması gerektiğini söyledi.Bu çerçevede inşaatı süren stadyumun da mimarisiyle dünyaca tanınmaya başladığını anlatan Altepe, 'Nasıl Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) ile tarihi mirasta dünya gündemine girdiysek şimdi de Bilim Merkezi ve ardından stadyumla yavaş yavaş dünya gündemine giriyoruz. Stadyumumuz artık dünya otoriteleri tarafından izleniyor, dünyaca örnek olarak gösteriliyor ve ödüller alıyor' dedi.Altepe, bu stadyumun, İngiliz The Telegraph gazetesinde yer verilen bir araştırmada dünyanın en heyecan verici 10 stat projesinden biri gösterildiğini hatırlattı.Türkiye'de ilk kez takımının sembolüyle tasarlanan stat olan 'Timsah Arena'nın çatısının, Bursaspor'un simgesi 'timsah' formunda yapılmasının, burasının en dikkat çekici özelliği olduğunu dile getiren Altepe, söz konusu çatının da gelecek hafta montajının tamamlanacağını vurguladı.Altepe, stadın haziran ayının ilk haftasına yetiştirilmesi yönünde bir hedeflerinin bulunduğunu ifade ederek, şunları söyledi:'Hepimiz artık gece-gündüz bu işin üzerindeyiz. Şu an önümüzde pek bir engel kalmadı. Stadyum inşaatlarında genel olarak sıkıntı yaşanabilir. Bu, dünyanın her yerinde böyledir. Bizim gibi iddialı uygulamalarla yapılan bir stadyum, işi daha da zorlaştırıyor ama artık yeteri kadar bu iş zaman aldı.Haziran ayının ilk haftasına yetişmesi için ekiplerimizle birlikte çalışmaları takip ediyoruz. Tüm ekiplerimiz burada. Bu eser bir an önce Ziraat Türkiye Kupası Finali'ne yetişmeli. Onun için iş programlarını devamlı takip ediyoruz.'Recep Altepe, yeni stadın çimlerinin de Bursaspor'un Özlüce Tesisleri'nde yetiştirilmeye başlandığını anlatarak, sonrasında sahaya yerleştirilmesinin yapılacağını bildirdi.Böyle bir stadın Bursa kentinin takımı Bursaspor için de büyük bir şans olduğunun altını çizen Altepe, yeşil-beyazlı takımın bu statta başarılı günler geçireceğine, Türkiye'de ve Avrupa'da şampiyonluklar yaşayacağına inandığını ifade etti.Açılış maçı için Real Madrid'e davetAltepe, Türkiye'nin en güzel ve en kaliteli stadını Bursa'ya inşa ettiklerini vurgulayarak, böyle bir stadın açılışının da çok özel olması gerektiğini anlattı.'Dünyanın en ilginç statları listesinin başında gelen böyle bir stadın açılışına dünya çapında bir organizasyon yakışır' diyen Altepe, sözlerini şöyle sürdürdü:'Açılış töreni için çok özel bir program hazırlamayı hedefliyoruz. Açılış maçı için de Bursa halkının, Bursasporluların gönlünde Real Madrid var. Taraftarların tezahüratlarında bile bu takımın ismi geçiyor. Bu da bizim açımızdan biraz daha anlamlı olacak. Önümüzdeki günlerde açılış törenine davet etmek için Real Madrid ile irtibata geçeceğiz. Yapabilirsek onunla yaparız. Yapamazsak artık benzer, dengi bir takımla ama biz açılış maçının Bursaspor ile Real Madrid arasında olabileceğine inanıyoruz. Çünkü böyle bir eser kazandırıldığı zaman onların da destek vereceğine, bu güzel günümüzde bizlere bu desteği esirgemeyeceklerine inanıyoruz. Biz de bunun gereğini inşallah yerine getireceğiz.'Stadın isim hakkıAltepe, stadın isim hakkı ve diğer gelirleriyle ilgili olarak çalışmaların sürdüğünü dile getirdi.Kendisinin Bursaspor'u yakından takip ettiğini, maçlarını kaçırmamaya çalıştığını belirten Altepe, şunları kaydetti:'Bursaspor'un başarısı, Bursa kentinin başarısıdır. Bursaspor'un şampiyonluğu Bursa kentinin şampiyonluğudur. Bursaspor'un başarısızlığı ise Bursa kentinin başarısızlığıdır. Bu bir prestijdir. Onun için meraklıyız. Bursaspor için elimizden geleni yapmaya gayret ediyoruz. Stadın isim hakkı konusunda da şimdiden sonra bunlarla genellikle Bursaspor yönetimi de ilgilenecek. Bunları artık belli bir protokolle, sözleşmeyle kulübe devretmiş olacağız. Stadın isim hakkı ve diğer gelirlerle ilgili onları da birlikte sürdüreceğiz. İsim hakkını da Bursaspor Kulübü ile birlikte değerlendireceğiz.'CNN Türk
Reklam