Değerli Müzik Adamı Selim Işık İle Röportaj
Selim Işık, başarılı bir müzik adamı, gitar eğitmeni ve sevilen bir ağabey. Ayrıca, internet ortamında da fazlasıyla tanınan ve sevilen biri. Selim Işık'ı bir de kısaca kendi ağzından tanıyabilir miyiz?1975, Sivas doğumluyum, ama İstanbul'da büyüdüm. Kendimi bildim bileli sanatla alakalıyım. Öncelikle resme ilgim vardı, ama rock müziği duyduktan sonra bütün hayatım müzik oldu ve hala da öyle. Uzun süredir üzerinde çalıştığınız Selim Işık Elektro Gitar Metodu kitabınızı kısa süre önce müzikseverlerle buluşturdunuz. Tabii yanında bir eğitim DVD'si de var. Böyle bir çalışma yapmaya nasıl karar verdiniz? Elbette çok uzun bir süreçti bu, yılların birikimi, binlerce öğrenci ve kendimi eğitmeye çalıştığım 20 yıldan uzun bir süre. Elektro gitar üzerine Türkçe kaynak ülkemizde oldukça kısıtlı maalesef. Hatta kendi derslerimde dahi çoğunlukla yabancı kaynaklar kullanmaktaydım. Türkçe kaynak hazırlamaya önce gitar dersi videolarıyla başladım, ardından da kitap fikri oluştu. Bu metodu yazmak ve videoları hazırlamak 2 yıldan fazla zamanımı aldı. İşin teknoloji tarafına gelelim biraz daha isterseniz. Video çekimlerinde ve çektiğiniz videoların düzenlenip montajlanmasında ne gibi ekipmanlar kullandınız? Şüphesiz yeni teknolojiler, artık birçok işin ev ortamında da yapılabilmesine imkan tanıyor.Evet, gelişen teknoloji sayesinde hemen hemen her şeyi tek başıma, ev ortamında hazırlayabildim. Videoları hazırlamak için Canon 600D makine kullandım. Metodu alanlar, aynı zamanda HD kalitesinde videolarına da sahip olabilecekler böylece. Kitabı hazırlamak için Guitar Pro, Adobe Premier ve Microsoft Word gibi programlar kullandım.
Sera Etkisi Nedir? Sera Etkisi Anlamı ve Hakkında Bilgi
Dünya , enerjisinin büyük bir bölümünü fosil yakıtları yakarak sağlar; sadece petrol değil, kömür ve doğal gaz da dâhil . Bu yanma sonucunda karbondioksit açığa çıkar. Karbon , yüz milyonlarca yıldır yeryüzündeki fosil yakıtlarda depolanmıştır. Özellikle son yüzyılda, büyük miktarlarda fosil yakıt yakılması sonucu, açığa çıkan karbondioksitte de artış olmuştur. Bütün karbondioksit atmosferde kalmaz; bir kısmı okyanus ve göl sularında çözünür ve bir kısmı da, kalsiyum ve magnezyum karbonat formunda kayaya dönüşür. Fakat ölçümler, atmosferdeki karbondioksit miktarının her yıl yavaşça arttığını gösteriyor.
İnanmakta Zorlanacaksınız: Çılgın Proje Değil Doğa Harikası!
Bu fotoğraflara bakıp 'Fotoşop yeaa' diyen mutlaka çıkacaktır ama bu gördüğünüz  mavi ışıltılar milyonlarca fitoplanktona ait. Tayvanlı fotoğrafçı Will Ho hayran bırakan bu kareleri Maldivlerde çekmiş. Bu ilginç oluşumlar aslında aynı ateş böceklerine benziyor. Ama üzerlerinde gezinip sevgilinizle baş harflerinizi kalp içine yerleştirme imkanı da sunuyor. Harika değil mi? Will Ho'nun bütün fotoğrafları için: http://www.flickr.com/photos/78546112@N00/
Türkiye'nin 'Yüz Karası' Geri Dönüyor!
Türkiye'nin imajını olumsuz etkilediği gerekçesiyle tartışmalara konu olan 'Geceyarısı Ekspresi', beyazperdeden sonra şimdi de Broadway sahnesine çıkacak. Oyun, hikâyenin gerçek kahramanı Billy Hayes’ın performansıyla, New York’ta 22 Ocak’tan itibaren sergilenecek. ABD’deki Türk derneklerinin çatı kuruluşu Türk-Amerikan Dernekleri Federasyonu (TADF), dünyaca ünlü Broadway sahnesinde Türkiye’nin karalanması ihtimaline karşı alarma geçti. TADF Başkanı Ali Çınar, bu konuda topyekün tepki gösterimine hazırlandıklarını belirterek, konuyla ilgili olarak acilen toplantı düzenleyeceklerini ifade etti. TÜRKİYE'DE HAPSE DÜŞEN ABD'Lİ... 1970 yılında Türkiye’de uyuşturucuyla yakalanıp, hapse atılan Amerikalı Billy Hayes’in 1977 yılında kitaplaştırdığı hikaye, Oliver Stone tarafından sinemaya uyarlanmış ve Alan Parker’ın yönetmenliğinde, 1978 İngiliz-Amerikan ortak yapımı bir film olarak gösterime girmişti. O dönemde Türkiye’nin karşı çıkmasına rağmen film, 52. Akademi Ödülleri’nde aday olduğu 6 dalın 2’sinde ‘En İyi Özgün Müzik’ ve ‘En İyi Uyarlama Senaryo’ ödülü kazanmıştı. Aralık 2004’te filmin senaryo yazarı Oliver Stone, Türkiye’ye yaptığı bir ziyaret sırasında, yazdığı şeyleri çekim aşamasında fazla dramatize ettiğini kabul ederek özür dilemişti.  AA
Dedesinin Evini Temizleyen Adam Bakın Ne Buldu?
Çoğu insan tavan aralarını kullanmadığımız atıl eşyalarımızı depoladığımız karanlık ve tozlu yerler olarak düşünür. Fakat tavan aralarına farlı gözle bakmanızı sağlayacak bir hikaye var. Bir reddit kullanıcısı dedesinin evindeki tavan arasında inanılmaz bir şey buldu.İşte hikayesi...
Reklam
Reklam
21 Yaşındaki Fotoğrafçıdan 12 Harika  Sürreal Çalışma
Chicagolu sanatçı Audrey Simper henüz 21 yaşında fakat ortaya çıkan eserler bu alanda tecrübeli sanatçılara taş çıkartacak nitelikte. Ayrıca Simper fotoğrafçılık alanında herhangi bir kursa ya da okula gitmemiş. Eğitim almaksızın kendisini bu kadar geliştirebilmesi takdire şayan bir durum.2008 yılından beri sürreal fotoğrafçılıkla uğraşan Audrey '' bana yaşamam için gerekli enerjiyi ve isteği veren yine içimdeki yaratıcılık hissidir'' diyor. İşte bahsettiğimiz harika sürreal fotoğraflar...
Nadir Bilinen En Yararlı Meyve ve Gıdalar
Günümüzde çok fazla tüketilmeyen ancak sağlığımız için olmazsa olmaz vitamin ve mineraller bakımından en yüksek değerlere sahip olan bu nadir meyveleri sizin için derledim.Gelin bu özel meyvelere bir göz atalım;
Feminizm Tam Bir Salaklık
Eski Rus 'kızıl ajan' Anna Chapman: Cahiller milliyetçi olur.Gerçek vatansever ülkesini en çok seven değil, hayatta her şeyi gören, gördüğü güzellikleri de ülkesine getirendirT242010'da casus olduğu saptanınca FBI tarafından tutuklanan eski Rus 'kızıl ajan' Anna Chapman , 'Feminizm tam bir salaklık. Çıkış noktaları yanlış. Bir kadın, hakkı için savaşıyorsa, baştan erkekle eşit olmadığını söylüyordur. Tüm insanlar ayrıdır. Tanıdığım her erkekle bu konuda tartışırım. Kadınların daha iyi olduğunu düşünmüyorum sadece kadın-erkek herkesin eşit olduğunu savunuyorum' dedi.Hürriyet’ten Aslı Barış ’a konuşan Anna Chapman, tutuklanmasını, moda görüşünü, feminizmi ve Kremlin ile olan yakınlığını anlattı. Bir dönem Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile aşk yaşadığı iddia edilen Chapman ‘Kapitalizmden nefret etmiyorum. Benim ülkemde de kapitalizmin muhtelif öğeleri var’ diye devam ediyor.Aslı Barış'ın Chapman ile yaptığı röportajın bir kısmı şöyle:Türkiye’de son dönemdeki durumu takip ediyor musunuz? Örneğin Gezi Parkı olayları hakkında ne düşünüyorsunuz?Tabii ki fikrim var ama uzak durmaya çalışıyorum politik meselelerden. Çünkü bir kez politikaya kafa yormaya başlarsam, şiddetle bu işin içine çekiliyorum. Elimde değil, bir kere bilgi toplamaya başladım mı, hemen işe bulaşıyorum. Bilgi konusunda kendime belli limitler koyuyorum, politikadan uzak durmaya, başka işler yapmaya çalışıyorum.Kendinizi uzak tuttuğunuzu söylüyorsunuz ama Putin’le, Kremlin’le olan yakın ilişkiniz biliniyor…Rusya’ya geri döndüğümde medya yüzünden inanılmaz derecede popüler oldum. Bunu da milliyetçi hisleri körüklemek için kullandılar. “İşte ülkesi için iyi bir şeyler yapan genç bir kız” diyerek örnek gösterdiler. Son 20 yılda iyi bir ekonominiz yoksa, kuvvetli bir ideolojik düşünce oturtamamışsanız, bir şeyleri değiştiren bir kahraman aramaya başlarsınız. Ben de bu gücü kullanarak gençlere önderlik etmeye, örnek teşkil etmeye çalıştım. Çünkü bende örnek alınması gereken çok önemli değerler var. Kendim için bir şey istemiyorum, tamamen toplumumuz için çalışıyorum. Mesela Rusya’ya döndükten bir ay sonra gençlik için bir vakıf kurdum.Ne konularda çalışıyor vakfınız?Mikrobiyoloji ve genetik alanında genç bilimadamlarına kaynak yaratan bir fon oluşturdum. Ülkemizde bilim yeteri kadar desteklenmiyor. Halbuki altyapımız ve geçmişimiz çok kuvvetli: Uzaya gittik, bilişim sektöründe oldukça önemli gelişmeler kat ettik. Şimdi ise durum pek parlak değil. Oluşturduğum fon özellikle kanser tedavisi alanında çalışanlara kaynak sağlıyor. Bu çalışmalar çok önemli. İnsan ömrü bu sayede en az 40 yıl uzayacak. Zaten ülkemizde kanser tedavisinde çok önemli yollar kat edildi. AIDS’in tedavisi de bulundu gibi, herhalde önümüzdeki sene açıklanır.Tutuklandıktan ve Rusya’ya iade edildikten sonra uluslararası anlamda büyük şöhret kazandınız. Neler değişti hayatınızda?Ünlü değilseniz, bir konuda değişim yapmak istediğinizde imkânlar çok kısıtlı oluyor. Ancak tanınıyorsanız, bir yerde çıkıp fikrinizi söylüyorsunuz, insanlar fark ediyor. Şöhreti kendi hakkında konuşmak için kullananları inanılmaz salak buluyorum. Kafam farklı çalışıyor. Başarının formülünü çözdüm. Beni dünyanın en başarılı insanı yapacak değerlere sahibim. Nedir bunlar derseniz, ilki aktif olmak. İkincisi pozitif enerji. Bunları hepimiz biliyoruz ama üçüncü özellik çok önemli. Bunu hapisteyken öğrendim. Başkalarına bir değer katmak için çalışmanız lazım. Kafanızda bir fikriniz varsa, diğer insanlara da aşılamanız, çalıştığınız örgütlere de yaymanız gerekiyor. Önemli olan toplum, birey değil. Toplum halinde hareket edersek, daha başarılı oluruz.Hapis günlerinden bahsedelim. Ne düşündünüz ilk tutuklandığınız zaman?İlk tutuklandığım zaman, “Beni oldukça uzun bir süre burada tutacaklar” diye düşünmüştüm. Dışarı çıkabileceğim konusunda hiç umudum yoktu. Ama bu hayatımın bittiği anlamına da gelmiyordu. Daha ilk günden düzenli spor yapmaya başladım. İkinci gün orada eğitimin konusunda nasıl ilerleyebileceğim konusunda araştırma yaptım. İçeriden de diploma alabilmek mümkünmüş, 'Anlaşılan önümüzdeki 5 yıl buradayım, iyisi mi hukuk diplomamı alayım” diye düşündüm. Zaten istiyordum bunu. Yani hep pozitif kaldım.Playboy ve Maxim gibi dergilerdeki karelerinizden sonra seks sembolü olarak anılmaya başladınız. Koleksiyondaki parçalar da bu imajınızı destekleyecek şekilde mi? En çok hangi parçaları beğeniyorsunuz tasarımlar arasında?Açıkçası modadan, giysilerden hiç anlamam ve hayattaki en fuzuli şey gibi gelir. Yemek yapmayı da bilmem. Bu ikisi dışında geri kalan her şeyi yapabiliyorum. Mesela iyi ekip kurmasını ve yönetmesini bilirim. Onun için iyi bir tasarım ve üretim ekibi kurdum. Çıkış noktam da şu: Akıllı kadınların kendi zekâlarını yansıtacak kıyafetlere ihtiyacı var. Bir kadın seks sembolü ya da potansiyel anne olarak görünmemeli. Dünyayı değiştirecek bir kadın olarak görünmeli. Dünya sorunlarıyla ilgilenen, kitap okuyan kadınların giyebileceği bir koleksiyon hazırladım. Mesela kitap şeklinde çantalar var. Desenlerde ülkemizin destanlarında yer alan figürler kullanıyoruz. Sadece Batı'nın bize empoze ettiği değerleri kabul etmemeliyiz. Bizim derdimiz gücümüz para değil, kendi değerlerimiz, kendi kahramanlarımız var.Batı değerlerine karşı bir düşmanlık mı var?Kapitalizmden nefret etmiyorum. Benim ülkemde de kapitalizmin muhtelif öğeleri var. Ama kendi değerlerimize daha fazla sarılmalıyız. Bunlar güç verir insana.Kendinizi milliyetçi olarak tanımlar mısınız?Nefret ederim milliyetçilikten de, milliyetçilerden de. Cahiller milliyetçi olur. Hayatlarında yurtdışına çıkmazlar, dünyada olup bitenden haberleri olmaz, sonra “Ülkemi çok seviyorum” derler. Tamamen eğitimsizlikten kaynaklanıyor. Benim için gerçek vatansever ülkesini en çok seven değil, hayatta her şeyi gören, gördüğü güzellikleri de ülkesine getirendir. Stephen Covey’nin ‘Kazan-kazan’ ilkesinde olduğu gibi, başka ülkeye gidip, insanlarla konuşup onların iyi özelliklerini alır, kendi ülkenize taşırsınız, ona bir artı değer katarsanız, onu güçlendirirsiniz…Bilgilerini aktardığınız ülkenin ne gibi bir kazancı var burada? Pek ‘Kazan-kazan’ durumu gibi gelmedi bana…Önemli olan sinerji yaratmak. Yaratmış olduğum koleksiyondan örnek vereyim. En iyi tasarım ekibini ülkemden topladım. İş imkânı yaratmak için. Ama baktım en iyi kumaşlar Türkiye’de üretiliyor, en iyi malzemeler burada, her şeyi İstanbul’dan aldım. “Ayy, Türklerde ne kadar iyi kumaşlar var, lanet olsun” demedim. Nefret etmedim, saygı duydum, iş yaptım. Bana hocalarım 20 yıldır böyle öğrettilerSizi acımasızca eleştiren Punk grubu ‘Pussy Riot’ ve ‘FEMEN’ hareketine gelelim…Feminizm tam bir salaklık. Çıkış noktaları yanlış. Bir kadın, hakkı için savaşıyorsa, baştan erkekle eşit olmadığını söylüyordur. Tüm insanlar ayrıdır. Tanıdığım her erkekle bu konuda tartışırım. Kadınların daha iyi olduğunu düşünmüyorum sadece kadın-erkek herkesin eşit olduğunu savunuyorum.Seksapele önem vermediğinizi söylüyorsunuz ama sizin de bir hayli seksi pozlarınız var. Biraz çelişkili bir durum değil mi?Hayır, seksapel daha ziyade içgüdüsel bir şey. Eğer (mankenlik gibi) bir işi profesyonel olarak yapmıyorsanız, içgüdülerinize sarılarak kendinize göre yorumlarsınız. Yine başarılı olursunuz o alanda. Ben her zaman içgüdülerime güvenirim.Size şu an saldırsam, beni etkisiz hale getirmeniz ne kadar zamanınızı alır? İsteseniz ağzımı yüzümü kırabilir misiniz?Kendimi savunma konusunda her zaman çok sakin davranırım. Ama tabii ki etkisiz hale getirebilirim karşımdakini. Yine de buna ihtiyaç duymadan halletmeye çalışıyorum meseleleri.
Reklam
Reklam
Buz Çağına mı Giriyoruz?
Bilimadamları hepimizi ilgilendiren korkutucu bir tahminde bulundu. Güneş yüzeyindeki aktivitelerin son 100 yılın en alt seviyesinde olduğunu belirten uzmanlar bu seviyelerin en son 1645 senesinde gerçekleştiğini ve yaşanan ‘mini buz çağında’ (Maunder Minimum) Londra’da Thames nehrinin bile donduğunu anımsatıyor. Veriler göz önüne alındığında dünyanın ikliminin büyük bir değişiklik yaşaması olası. İngiltere’de bulunan Rutherford Appleton Laboratuvarı’ndan...
Biz Bu Türküleri Filmlerle Sevdik
Murat Cemcir ve Ahmet Kural’ın Düğün Dernek filmi için seslendirdiği ‘Entarisi Dım Dım Yar’ türküsü, bir anda herkesin diline dolandı. Aslında beyazperdenin yeniden gündeme getirdiği ve milyonların sevdiği birçok türkü var. İşte onlardan bazıları... Şu sıralar gişe rekorları kıran Düğün Dernek filminin kendisi kadar, Murat Cemcir ve Ahmet Kural’ın fragmanında seslendirdikleri ‘Entarisi Dım Dım Yar’ türküsü de konuşuldu. Sadece YouTube’da yaklaşık 20 milyon kez tıklandı. Daha önceleri çok az kişinin bildiği bu Sivas türküsü, bir anda Türkiye’nin diline dolandı. Bugünlerde neredeyse herkes onu mırıldanır hale geldi. Filmin beyazperdedeki başarısına türkünün de büyük katkı sağladığını söylemeliyiz. Türkünün sevilmesinde özellikle filmin başrol oyuncuları tarafından seslendirilmiş olmasının büyük payı var. Türkülerin beyazperde ile gündeme gelmesi aslında yeni değil. Daha önce de birçok türkü, filmler vesilesiyle gündeme gelmişti. Bu eserler, hem içinde geçtikleri filmlerin sevilmesinde büyük rol oynadılar, hem de genç nesiller arasında tanınır hale geldiler. Ayrıca kendisinden sonra çekilecek filmlerin müzikleri için de ilham kaynağı oldular. İşte beyazperdede yeniden gündeme gelen türkülerden birkaçı. Vizontele- Çeşm-i Siyahım 2001 yılında Yılmaz Erdoğan ve Ömer Faruk Sorak’ın birlikte yönettiği Vizontele’de çalınan Âşık Mahzuni Şerif’in Çeşm-i Siyahım isimli türküsü ilk akla gelenlerden. Filmin baş kahramanı Deli Emin’in “Anamın en sevdiği türküdür bu. Bazen radyoda çalıyorlar. Ben de dinletmek için koşuyorum. Fakat bir türlü yetişemiyorum. Ya türkü çok kısadır. Ya mezarı çok uzağa yapmışlar.” repliği ile dinlettiği ve bizlere sevdirdiği türkü o tarihten sonra birçok sanatçı tarafından seslendirildi. Filmin müziklerine imza atan Kardeş Türküler’in filmde türkünün özgün ve farklı bir düzenlemesine yer verdiğini de unutmamak gerek. Eşkıya-Fırat Türküsü Şu Fırat’ın Suyu Akar Serindir, Fırat Türküsü ya da Fırat Ağıtı. 1987 yılında İhsan Öztürk tarafından derlenen ve Elazığ yöresine ait olan bu türküyü ilk kez İzzet Altınmeşe seslendirmişti. Ancak türkünün dillere pelesenk olmasına Yavuz Turgul’un yönettiği ve Türk sinemasının başyapıtlarından biri olan Eşkıya filmi vesile oldu. 1966 yılında vizyona giren filmin müziklerini yapan Erkan Oğur tarafından yeniden düzenlenen ve yorumlanan türkü, milyonlarca kişinin diline düştü. O tarihten sonra başta İbrahim Tatlıses olmak üzere birçok isim tarafından yeniden yorumlandı. Birçok coverı yapıldı. Radyolarda ve televizyonlarda en çok istek alan parçalardan biri oldu. Günümüzde de halen birçok isim tarafından seslendirilse de Erkan Oğur’un yorumunun üzerine geçen olmadı diyebiliriz. Gönül Yarası-Etek Sarı Belki de çoğumuz ‘Etek Sarı Sen Etekten Sarısan’ isimli türküyü, ilk kez Meltem Cumbul, Şener Şen ve Timuçin Esen’in başrollerini oynadığı Gönül Yarası filmiyle duyduk. Malatya yöresine ait olan ve Hasan Durak’ın kaynak kişi olduğu türkü, önceleri sadece birkaç kez TRT sanatçıları tarafından seslendirilmişti. Filmin final sahnesinde, Meltem Cumbul’un oynadığı Dünya’nın, türkünün ‘Herkes kaderine boyun eğmeli’ kısmını söyledikten sonra vurulmasıyla hafızalara kazındı. Meltem Cumbul’un çok başarılı bir şekilde yorumladığı türkü bir anda Türkiye’nin gündemine oturdu. Haliyle birçok sanatçı bu türküyü o günden sonra repertuvarına aldı. Selam-Haberin Var mı? Dünyanın dört bir tarafındaki Türk okullarında çalışan vefakâr ve fedakâr öğretmenlerin başından geçenleri anlatan Selam filminde söylenen ‘Haberin Var mı?’ türküsü de günlerce konuşuldu. Birbirlerini sevdikleri halde idealleri uğruna ayrı ülkelerde çalışan iki öğretmenin türküsü olarak dinlediğimiz bu türkü, finalde bu iki sevdalının öğrencilerinin Türkçe olimpiyatlarında birlikte söyledikleri eser olarak karşımıza çıktı. Sözü ve müziği Muharrem Özdemir’e ait türkü, filmin ardından seyircilerle birlikte birçok sanatçının da diline dolandı. Muharrem Özdemir’in kimseye vermediği bu eseri Türk halk müziği sanatçısı Hasan Yıldırım albümüne koymayı başardı. Eyyvah Eyvah 1-Bu Fasulye Başrollerini Demet Akbağ ve Ata Demirer’in paylaştığı ve gişede büyük başarı sağlayan Eyvah Eyvah filminde seslendirilen ‘Bu Fasulye’ isimli Trakya türküsü de uzun süre dillerden düşmedi. Hem Ata Demirer’in hem de Demet Akbağ’ın seslendirdiği Bu Fasulye, aynı zamanda büyük tartışmaları da beraberinde getirdi. Film yapımcıları eserin anonim olduğunu söyleseler de Edirneli klarnetçi Murat Kızılcıklılar ortaya çıkıp Bu Fasulye’nin Roman müziğinde ekol olan babası Deli Selim’e ait olduğunu iddia etti. Tüm bu tartışmalar bu türkünün dillerden dillere dolaşmasına daha büyük katkı sağladı desek yanılmış olmayız. Entelköy Efeköy’e Karşı-Kara Toprak Âşık Veysel’in ‘Benim Sadık Yarim Kara Topraktır’ adlı türküsü belki de ülkemizde en çok bilinen türkülerin başında gelir. Ne var ki müzik piyasasında hakim olan pop tekelinden o da olumsuz manada nasibini alıyor. Bu sebeple bu ve benzeri türküleri radyo ve televizyonlarda yeterince izleyemiyoruz. Lakin beyazperde adeta bu duvarı yırtmak istercesine uğraşıyor. Kara Toprak türküsü Yüksel Aksu’nun yönettiği Entelköy Efeköy’e Karşı adlı filmle yeniden gündeme geldi. Seyirciler bu kez Tarkan’ın yorumu ile dinlediler bu türküyü. Film vizyondaki iken bu yorum o kadar beğenildi ki Tarkan sonrasında Kara Toprak’a klip bile çekti. Av Mevsimi-Hayde Cem Yılmaz ve Şener Şen’in başrollerinde oynadığı Yavuz Turgul’un son filmi Av Mevsimi’nde seslendirilen ‘Hayde’ isimli türkü de beyazperdenin bizlere sevdirdiği türkülerden. Aslında rahmetli Kazım Koyuncu bu türküyü son albümüne isim olarak koyup dinletmişti daha önce. Ancak filmde Cem Yılmaz’ın başarılı yorumu Rize yöresine ait bu türküyü yeniden gündeme getirdi. Hem Koyuncu’yu yeniden yâd etmemize vesile oldu hem de bir daha çıkmamak üzere hafızalarımıza kazındı. ALİ PEKTAŞ - İSTANBUL
Reklam
Ahududu Ödülleri'ne Adam Sandler Damgası
Adam Sandler'in Türkiye'de 'Büyükler' adıyla gösterime giren 'Grown Ups' serisinin ikinci filmi, Amerikan sinemasının 'en kötülerine' verilen 'Ahududu Ödülleri'ne (Razzie Awards) damgasını vurdu. Çocukluk arkadaşlarının tekrar bir araya gelmesini konu alan ve 247 milyon dolar gişe hasılatı elde eden komedi filmi, en kötü film, en kötü yönetmen ve en kötü senaryo dahil 8 dalda Razzie ödüllerine aday gösterildi. 2010'da gösterime giren ilk filmin devamı niteliğinde olan 'Grown Ups 2'nun senaryosunu yazan, Chris Rock, Rob Schneider ve David Spade ile başrolünü paylaşan Sandler, bir kez daha en kötü erkek oyuncu dalında aday oldu. Sandler, 2012'de 'Jack and Jill' filmi ile 'Ahududu Ödülleri'nin hepsini kazanarak kırılması güç bir rekora imza atmıştı. Filmde hem aile babası Jack'i hem de Jack'in belalı ikiz kızkardeşi Jill'i canlandıran Sandler, en kötü erkek ve en kötü kadın oyuncu ödüllerinin yanı sıra en kötü çift ve en kötü senaryo yazarı ödüllerine de layık görülmüştü. 74 milyon gişe geliri getiren film, Razzie'nin 32 yıllık tarihinde bütün ödülleri toplayan tek film olmuştu. 47 yaşındaki Sandler, geçen yıl da 'That's My Boy' filmi ile en kötü erkek oyuncu ödülünü kimselere bırakmamıştı. Will Smith'in oğlu Jaden ile oynadığı 'After Earth' ise 6 dalda aday gösterildi. Razzie ödülleri, 1980'den bu yana Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi tarafından verilen Oscar ödüllerine alternatif olarak yılın en kötü filmlerine veriliyor. Oscar ödül töreninden bir gün önce 1 Mart'ta sahiplerini bulacak Ahududu Ödülleri adayları şöyle: En Kötü Devam ve Yeniden Çekilen Film 'A Good Day to Die', 'Hard Battle of the Year', 'G.I. Joe: Retaliation', 'Grown Ups 2', 'Grudge Match' , 'The Hangover Part III', 'Machete Kills', 'Scary Movie 5', 'Texas Chainsaw 3D', 'The Lone Ranger', 'The Secret Life of Walter Mitty', 'The Smurfs 2' En Kötü Senaryo 'A Madea Christmas', 'After Earth', 'Escape Plan', 'Grown Ups 2', 'Homefront', 'Inappropriate Comedy', 'Machete Kills', 'Movie 43', 'Paranoia', 'Scary Movie 5', 'The Big Wedding Day', 'The Call', 'The Host', 'The Lone Ranger', 'The Secret Life of Walter Mitty' En Kötü Yönetmen Carl Rinsch - 47 Ronin, John Moore - A Good Day to Die Hard, M. Night Shyamalan - After Earth, Courtney Solomon - Getaway, Dennis Dugan - Grown Ups 2, Vince Offer - Inappropriate Comedy, Movie 43'ü yöneten 13 kişi, Robert Luketic - Paranoia, Malcolm D. Lee ve David Zucker - Scary Movie 5, Tyler Perry - Temptation ve A Madea Christmas, Justin Zackham - The Big Wedding, Andrew Niccol - The Host, Gore Verbinski - The Lone Ranger', Ben Stiller 'The Secret Life of Walter Mitty' En Kötü Yardımcı Kadın Oyuncu Salma Hayak, Winona Ryder, Kate Bosworth, Lady Gaga, Sofia Vergara, Kate Winslet, Lindsay Lohan, Kim Kardashian, Katherine Heigl, Diane Keaton, Susan Sarandon, Abigail Breslin, Helena Bonham Carter, Shirley MacLaine En Kötü Yardımcı Erkek Oyuncu Larry the Cable Guy, Will Smith, Chris Brown, Taylor Lautner, David Spade, Nick Swardson, James Franco, Rob Schneider, Mel Gibson, Charlie Sheen, Harrison Ford, Ben Affleck, William Fichtner, Tom Wilkinson, Armie Hammer En Kötü Kadın Oyuncu Tyler Perry, Noomi Rapace, Selena Gomez, Lindsay Lohan, Naomi Watts, Halle Berry, Jennifer Lopez, Gemma Arterton, Jurnee Smollett-Bell , Michelle Pfeifer, Saoirse Ronan, Jennifer Hudson En Kötü Erkek Oyuncu Keanu Reeves, Jaden Smith, Arnold Schwarzenegger, Adam Sandler, Sylvester Stallone, Robert DeNiro, Jason Statham, Adrien Brody, Ashton Kutcher, Liam Hemsworth, Vince Vaughn, Owen Wilson, Johnny Depp, Ben Stiller
Yaratıcılık Patlaması: 15 Harika Fotoğrafla 3 Boyutlu Kitap Projesi
Japon mimar ve sanatçı Yusuke Oono, bir sahneyi fotoğrafla ya da yazıyla anlatmak yerine kitabı üç boyutlu hale getirmeyi tercih etmiş. Figürleri sayfaları biçerek ortaya çıkaran sanatçı, 40 sayfalık defterlerin her bir sayfasında ayrı bir sahneyi canlandırmak suretiyle '360 derece kitap' projesini hayata geçirmiş. Sayfalar lazer kesici ile kesilmiş. Eğer kitabı tamamen açarsanız tüm sahneler net bir şekilde görünebiliyor ve sayfaları tek tek çevirerek hikayeye vakıf olabiliyorsunuz.  İşte bahsettiğimiz üç boyutlu kitaplar...
Reklam