Çin'de bilim insanları, Everest'in batı yakasındaki Çomolongma Dağı'nda, yeni bir çıngıraklı yılan türü keşfetti.Çin'de yeni bir tür yılan keşfedildi.Şinhua ajansının haberine göre, 1970'lerden bu yana bölgedeki yaban hayatı üzerine yapılan bilimsel keşiflerin en büyüğü olduğu ifade edilen yeni tür yılanın, ilk kez Tibet Özerk Bölgesi'ndeki Cilong Vadisi'nde 2012 yılında görüldüğü belirtildi.Yeni tür yılanın, 'Protobothrops Himalayanus' olarak adlandırıldığı kaydedildi.Keşfin, 'Asian Herpetological Research' adlı akademik dergide yayımlandığı, bunun Tibet'in biyo çeşitliliğinin en büyük kanıtı olduğu belirtildi.Dünyada 12 'Protobothrops' türü yılan bulunuyor. Bunlardan yedi tanesinin Çin'de yaşadığı ve yüksek dağları tercih ettiği ifade ediliyor. http://www.yeryuzuhaber.com/cinde-bilim-insanlarin-son-40-yilin-en-buyuk-kesfi-haberi-73817.html
Game of Thrones dizisinde 8 değil de 9 hane olsaydı ve 9. hane 'Türk Hanesi' olsaydı bizleri nelerin bekleyeceği konusunda bir fikriniz var mı? Bizim var... Siz de öneri ve fikirlerinizi yorumlar kısmında paylaşın, listeye bonus olarak ekleyelim...
Bir uçakta cam kenarında oturmanın en güzel yanı manzaradır. Fotoğrafçı ve lisanslı pilot Alex MacLean küçük Cessna 182'sinin kokpitinden yıllarca fotoğraflar çekti. İşte bu nefes kesen görüntüler.İyi eğlenceler dileriz...
Grace Chon hayvanlar alanında uzmanlaşmış bir doğa fotoğrafçısı ve bu fotoğraf serisindeki modelleri ise oğlu Jasper ve köpekleri Zoey. Fotoğraf çekimleri için bebeğini ve 7 yaşındaki köpeğini kılıktan kılığa sokan Chon sonuç olarak aşırı sevimli bir çalışmaya imza atmış. İyi eğlenceler dileriz...
'Slapstick' yani vücut dilinin ön planda olduğu, oyuncuların yaptığı hareketlerle izleyiciyi güldüren bir komedi türü olan hareket komedisinin başarılı oyuncularından Chaplin, sinema dünyasına farklı bir bakış açısı getirmiştir. Filmlerinde politik mesajlarını komedi ile birleştirerek içinde bulunduğu döneme gönderme yapmış ve bu yüzden Amerika'dan sınırdışı edilmişti. Ancak buna rağmen iki kere Oscar Onur Ödülü kazanmış ve 1975 yılında 'Sir' ünvanı almıştır. Onedio
Çocukluğumuzda oynadığımız alanların yerini gökdelenlerin alması sonucu ortaya çıkan ve değişen yaşam biçimini konu edinen, İstanbul 48 Saat Film Projesinde, en iyi film, en iyi erkek oyuncu, en iyi sinematografi ödüllerini alan Delik/The Hole filmi. (Küfür İçerir)
Onur Ünlü'nün son filmi 'İtirazım Var', bağlama çalan, boksörlük yapmış bir imamın hikâyesini anlatıyor. Selman Bulut adındaki karakter daha ilk sahneden itibaren sizi alıp, peşine takıyor. Senarist ve yönetmen Onur Ünlü’nün yeni filmi ‘İtirazım Var’ 15 Nisan'da İstanbul Film Festivali'nde Ulusal Yarışma kategorisinde gösterilmesinin ardından 18 Nisan Cuma günü vizyona giriyor. Selman Bulut adında boksör, bağlama çalan bir imamın polisiye bir maceranın ortasında kaldığı ‘İtirazım Var’ gerek hikâyesi, gerek ana karakteri, gerekse anlatım dili itibariyle büyük bir film. İmam olarak görev yaptığı camide namaz kılıp, kıldırırken cemaatinden birinin gizemli bir şekilde vurulması ile başlayan hikâyede Selman Bulut, katilin peşine düşüyor. Klasik polisiyelere selam veren sahnelerinin yanında zekice oluşturulmuş polisiye kısmı sürükleyici, sıcak ama yüz göz olmayan, komik ama izleyiciyi hafife almayan bir film. ‘İtirazım Var’ başka bir isimle yıllar önce yazılmış bir senaryosuydu Onur’un. Ben de iki yıl kadar önce okumuş, meraklanmıştım. Selman Bulut, kâğıt üzerinde okurken, büyük laflar eden, sahip olduğu vasıflarla fazla övünen, bir deyişle insanın canını sıkan bir adamdı. Merak ettiğim ise insanın hassasiyetlerini çok iyi bilen Onur Ünlü gibi bir yönetmenin bu ‘ukala’ adamdan yani Selman Bulut’tan nasıl bir kahraman yaratacağıydı. Bu arada Onur bu iki yılda iki film daha yaptı. Biri ‘Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi’, diğeri ise ‘Sen Aydınlatırsın Geceyi.’ İkisi de birbirinden çok farklı filmlerdi. İkisi de çok sevildi. Leyla İle Mecnun ve Ben De Özledim dizilerini çekti televizyon için. ‘Bir Selman Bulut polisiyesi’ Meşguldü yani Onur. Hastalığı ve tedavi süreci bir yandan, yapmak istedikleri ve yapmak zorunda kaldıkları diğer yandan uğraşıp durdu. Sonunda vakit buldu ve bir ay içerisinde çekimlerini tamamladığı ‘İtirazım Var’ı nihayet hazır etti. Geçen hafta izlediğim filmde, daha ilk sahneden itibaren nereye gittiğinizi sorgulamadan Selman Bulut’un peşine takılıyorsunuz. Onunla birlikte katilin de izini sürüyorsunuz haliyle. Belli ki aradan geçen tüm bu zamanda Selman Bulut, Onur’un aklının bir köşesinde dönüp durmuş. Döne döne de bir dervişe, gerçek bir kahramana benzemiş. Serkan Keskin’le birlikte filmin 98 sahnesinin 96’sında olup da insanın yine de daha fazla görmek istediği bir karakter kurmuşlar. Hayatta vicdanlı ve iyi insan olmayı kendine düstur edinmiş, Allah sevgisini didaktik olmadan, aracı unsurları, kurumları, ahlak, çevre, mahalle baskısı gibi etkenleri devre dışı bırakarak yaşayan Selman Bulut, bu sevgi haricindeki her şeyi sorgulanabilir kılmış. Selman Bulut’un bir başka özelliği de katili ararken de kendine ait, sıra dışı yöntemler kullanması. Bu arayışta çoğu zaman komik durumlar ortaya çıksa da, bunlar zorla yapılan şakalar ya da yaratılan komiklikler değil. Ayrıca Onur Ünlü’nün diğer filmlerinden farklı olarak mekân duygusunu çok daha fazla aktaran bir film olmuş bu. ‘İtirazım Var’ 30 farklı mekânda çekilmiş bir İstanbul filmi olarak da düşünülebilir aynı zamanda. Selman Bulut, katili İstanbul’un 30 ayrı yerinde ararken kimi zaman şu an evcil balık alıp satan emekli asker rolündeki Sırrı Süreyya Önder’den, kimi zaman da devasa bir Gustav Klimt heykelinden yardım alabiliyor. Dünyalar arasında Kısacası, bir Onur Ünlü filmiyle daha karşı karşıyayız. Ama bu defa dünya izleyicisine de daha çok hitap edecek, 2010’ların İstanbul’unda geçen, toplumun sosyal yapısından, günün hassasiyetlerine kadar pek çok ayrıntıyı bulabileceğimiz zamansız bir film izleyeceksiniz. Tabii Onur Ünlü sinemasının bazı değişmez unsurlarını da bulacaksınız. Mesela duygularınızla asla oynanmayacak zira bu film izleyicinin daha çok aklı, vicdanı ve kalbiyle meşgul oluyor. Onur Ünlü, İtirazım Var’daki yönetmenlik performansının ötesinde, kendi filmlerini insanları daha fazla ağlatma ya da acıtma deneyleri yaptığı bir laboratuvar gibi kullanmadığı için ayrıca önemli bir yönetmen. Bu yüzden bu büyük filmin yolculuğuna tanıklık etmek gerekiyor. Selman Bulut’un devamı gelecek maceralarının ilkinin bir parçası olmak için ‘İtirazım Var’ şahane bir başlangıç filmi. Zira bu maceralar, bizim bilmediğimiz bir dünya ile bizim bilmediğimiz bir başka dünya arasında yaşanmaya devam edecek. Bedia Ceylan Güzelce|Al Jazeera
Akıllı telefonlar, sosyal medya sağolsun artık her an nereden flashların patlayacağı, hangi mecrada fotoğraflarımızın paylaşılacağı belli değil. Dikkat olmak lazım eğer özel bir güne davetliyseniz, fotoğraf sever bir arkadaşınızla buluşacaksanız, anında sosyal medyada yer almanız kaçınılmaz. Hiç fotojenik değilim, olduğumdan daha az güzel çıkıyorum, diyenlerdenseniz işte size pratik birkaç öneri:
Dünyanın haberi yokken biz minbere işlemişiz!Bursa'da, güneş sisteminin tasvir edildiği Ulucami'nin tarihi minberi çok şaşırtıyor. Cami ziyaretçi akınına uğruyor. Güneş ve etrafında dönen gezegenlerin gerçek uzaklıklarına göre işlendiği tarihi minber, bugün dahi bilim dünyasının görevini net tespit edemediği çift yıldızlar hakkında da ip uçları veriyor. Yüzlerce parça ahşabın çivi kullanılmadan bir araya getirilmesiyle oluşturulan minber göz kamaştırıyor. TAM 230 YIL ÖNCE... Ulucami'nin minberi, Galileo 'nin 'Dünya dönüyor' dediği için engizisyon mahkemesince idam mahkum edildiği tarihten tam 230 yıl önce yapıldı. Minberdeki güneş sisteminin planını, Osmanlı'nın ilk şeyhülislamı büyük İslam alimi Molla Fenari Hazretlerinin tasvir edip ustaya verdiği tahmin ediliyor. Bursa'da kendi adını taşıyan semtte medfun bulunan Molla Fenari hazretlerinin el yazması bir astronomi kitabının İngiltere 'de olduğu biliniyor. 'SİMETRİ YOKSA MUTLAKA MESAJ VARDIR' 1980 yılında Ulucami'nin minberindeki güneş sistemini ilk fark eden emekli öğretmen Feyzi Ülgü, '20 yıl önce Ulucami'nin içini dolaşırken minber dikkatimi çekti. Minberi incelemeye başladım. Cuma namazını kıldım, yine gözlemeye başladım. İkindi, akşam ve yatsı namazından sonra da incelemeye devam ettim. Biri yanıma geldi, 'Camiyi kapatacağız' dedi. Sanat tarihi öğretmenim bana çok önemli bir tavsiyesi vardı; 'Geniş yüzeye yapılan ahşap süslemelerde simetri yoksa o yapıda mutlaka mesaj vardır' derdi. Ben minberin üzerinde inceleme yaparken gördüm ki simetri yok, hemen o öğretmenimin sözü aklıma geldi ve burada ne mesaj var diye araştırmaya başladım. Minberin doğu cephesine baktım. On tane küresel kabartma motifi var, bunlardan bir tanesinin çevresinde boyutları farklı dokuz tane küresel kabartma var. Ben eski bir fen öğretmeniyim, hemen aklıma güneş ve dokuz gezegen geldi. Daha sonra Ulucami'ye çok sık gelerek bunları dikkatlice inceledim. Bunları astronomi bilgileriyle karşılaştırdığımda bire bir büyüklük, uzaklık ve yakınlık ölçülerine uygun olarak yerleştirilmiş olduğunu belirledim. Güneş ve dokuz gezegen olduğunu gördüm' dedi. 'BATI PLÜTON'U 6 ASIR SONRA KEŞF ETTİ' Sonra araştırmasını derinleştirerek, minberin batı cephesinde 'Devaklı Abdülazizoğlu Mehmet'in işidir' yazdığını gördüğünü anlatan Ülgü, 'Bu minberin ustası Devaklı Abdülazizoğlu Mehmet'miş. Bu minber 1399 yılında yapılmış. Minberin doğu cephesine baktığınızda, gezegenler Dünya, Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüton görülüyor. Güneş sisteminin 8 gezegeni aynı açıyla aynı düzlemde dolanırlar, Plüton ise farklı açıyla farklı düzlemde dolanır. Minberde Plüton ayrı düzleme yerleştirilmiş. Bugün bile bilim dünyası dış merkezli gezegen tabirini kullanır. Minber günümüzden 600 yıl önce yapılmış. Karşılaştırma yaparsak Plüton gezegeni batı dünyası tarafından 1929 yılında tespit edilmiştir. Bu karşılaştırma o tarihlerde Türk dünyasının bilime çok önem verdiğini gösteriyor' diye konuştu. DÜNYANIN 7 HARİKASI İÇİNDE YER ALMASI GEREKİYOR Bu minberin benzerinin dünyanın hiçbir yerinde olmadığına dikkat çeken Feyzi Ülgü, 'Bu eser dünyanın 7 harikası arasında yer alması gereken ve gözümüz gibi korumamız gereken bir eser. Minbere çok dikkatlice baktığımızda, küresel kabartma motiflerinin yanı sıra, ince hatemi işçilik yapılarak detayları hakkında da bilgi verilmiştir. Mesela Plüton'un bulunduğu düzlemin en altında üç çekirdekli kuyruklu yıldıza rastlarsınız. Bu şu bakımdan önemlidir. Plüton'un bulunduğu ikinci sistemde kuyruklu yıldız ağılıklı bir sistem vardır. Hatemi işçiliği kuyruk detayına kadar özetlenerek yerleştirilmiştir ve mini metrik bir inceleme vardır. Aynı şekilde Jüpiter'in tavan katmanına baktığınızda, zengin hatemi işçiliklerle detaylı bilgi verildiğini görürsünüz. Minberin batı cephesine ise galaksi sistemleri yerleştirilmiş. Ana motif olarak tam ortada Samanyolu galaksisi olduğunu görüyoruz. Çok dikkatli baktığımızda, kainatın yedi katman halinde oluşturulduğuna dair bilgiyi görüyoruz. Bugün dahi bilim dünyasının görevini net tespit edemediği çift yıldızların detaylarını görmek mümkün. Çift yıldızlar galaksiler arasındaki dengeyi sağlayan sistemlerdir' diye konuştu.veteknoloji
Sanatçı Justin Gershenson-Gates eski saat parçalarını ve hurda metalleri harika bir şekilde birleştirip onları minik metal heykeller haline getiriyor. Aynı zamanda bu hurdalarla takı da yapan sanatçı bu ürünlerin bazılarını kendi sitesinde satışa çıkartmış. Daha detaylı incelemek isteyenler http://www.amechanicalmind.com sayfasını ziyaret edebilirler.İyi eğlenceler dileriz...
Bizimkiler, Türk televizyon tarihinin 1989-2002 yılları arasında 13 yıl boyunca kesintisiz yayınlanan tek yerli dizisidir. Biz 80'lerin sonu 90'ların başında çocuk olanlar bu diziyi çok iyi biliriz. Özellikle pazar akşamlarını çekilir hale getiren en nadir programdı Bizimkiler, hemen arkasından Parliament Cinema Club'unun mükemmel filmleri gelirdi annelerin ütü yapma zamanıydı tam o sırada aile saadeti güzel bir çay partisi yanına kurabiye, poğaça gibi el işleri ile taçlandırılırdı. Dizide herkes kendinden bir şey bulurdu. Tüm karakterler rolüne cuk otururdu ve bu samimiyet bizi 13 yıl ekrana bağlayacak kadar güçlüydü. İşte o efsane dizinin çoğunun aramızdan ayrıldığı efsane oyuncuları.
Bond serisinin 24’üncü filminde Bond kızı olarak Penelope Cruz’un rol alacağı konuşuluyor. Serinin yapımcısı Sony’den sızdırılan bir belgede, Cruz’un filmde rol almasının “neredeyse kesin” olduğunun altı çiziliyor. İngiliz The Sun gazetesine konuşan kaynaklar, “Bond patronları, Daniel 2006’da 007 olduğundan bu yana Penelope’nin peşinde koşuyor zaten. Ne ki, daha önce imzalanmış kontratlar ve Penelope’nin hamile kalması yüzünden bir türlü uygun zaman bulunamadı. Ama şu aşamada Sony’den kimse bu söylentiyi doğrulamaz” dedi. Daniel Craig’in dördüncü kez James Bond’u canlandıracağı filmi Sam Mendes yönetecek. 23’üncü James Bond filmi Skyfall’da kötü karakteri Penelope Cruz’un eşi Javier Bardem canlandırmıştı. HP
Aspendos, Antalya ilinin Serik ilçesine 7 km mesafedeki Belkıs köyünde Tiyatrosu ile ünlü antik kenttir. Aspendos'un hikayesi de şöyledir : Aspendos kralının bir zamanlar herkesin evlenmek istediği çok güzel bir kızı vardır. Kral kızını kime vereceğini bilemediği için halka, 'Kim halkımız, kentimiz için en yararlı şeyi yaparsa kızımı ona vereceğim' diye duyurur. Bunun üzerine iki ikiz kardeş iki büyük yapı yaparlar. Biri kente çok uzaklardan, karmaşık yolları birçok zorluğu geçerek, su getiren su kemerleri; öteki ortasında yere metal para atıldığında üst sıralardan bile sesinin duyulduğu dünyanın akustik olarak en iyi tiyatrosudur. Kral su kemerlerini gördükten sonra kızını su kemerlerini yapana vermek ister. Bunun üzerine tiyatronun mimarı Zenon krala bir oyun oynar. Kral tiyatronun üst sıralarında gezerken bir fısıltı duyar: 'Kral kızını bana vermeli.' Akustiğe hayran kalan kral kızını büyük bir kılıçla ikiye ayırır ve kardeşlere verir.
Şimdiki çocuklar bir harika! Yaratıcı Çocuklar Derneği’nin düzenlediği, Samsung desteğindeki Geleceğin Mucitleri Bilim Yarışması’nda çocuklar, kendilerinden büyük işlere imza atıyor, başta Türkiye olmak üzere dünyanın geleceğine katkıda bulunuyor. Aşağıda göreceğiniz 11 harika icat 'Çocuğum şimdi icat çıkarma' sözünü hiç ama hiç dinlememiş küçük mucitler tarafından geliştirildi. Onlar soru sordular, merak ettiler, araştırdılar, tartıştılar ve ortaya tamamen kendi beyinlerinin ürünü bu harika icatları çıkardılar. İyi ki de çıkardılar çünkü sayelerinde gururlandık, geleceğe dair umudumuz arttı.