onedio
Bu Hafta 3 Yeni Film Vizyonda
Bu hafta vizyona girecek 'Recep İvedik' serisinin 4. filmi, komedi sevenleri sinema salonlarına çekmeyi hedefliyor. Bu hafta üç film vizyona girecek.  Reha Erdem'in son filmi 'Şarkı Söyleyen Kadınlar' izleyici ile buluşuyor. Deprem ihtimali nedeniyle boşaltılmak istenen bir adada, bu karara karşı çıkan kadınların mücadelesinin anlatıldığı filmde, Binnur Kaya, Philip Arditti, Kevork Malikyan ve Deniz Hasgüler rol alıyor. Daha önce Toronto Film Festivali'nde gösterilen filmin konusu şöyle: 'İstanbul'un adalarından birinde, muhtemel bir deprem nedeniyle adayı boşaltma kararı alınmıştır. İnsanlar akın akın adadan ayrılır ancak küçük bir kesim bu karara uymayarak kalmakta direnir. Etrafta kıyamet arifesini andıran bir atmosfer hüküm sürerken, geride kalanlar için hayat koşulları günden güne zorlaşacaktır. Film, yaşamları farklı engellerle sıkıştırılmış bir grup kadının, inanç, cesaret ve enerji ile hayatın farklı boyutlarına yaptıkları heyecan verici insani serüvenleri etrafında şekilleniyor.' 'Recep İvedik 4' 'Recep İvedik' serisinin 4. filmi, komedi sevenleri sinema salonlarına çekmeyi hedefliyor. Senaryosunu Şahan Gökbakar'ın yazdığı filmi, Togan Gökbakar yönetti. İlk üç filmi izlenme rekorları kıran serinin 4. filminin çekimleri, Maldivler'de tamamlandı. Şahan Gökbakar'ın yanı sıra İrfan Kangı ve Cem Korkmaz gibi oyuncuların rol aldığı filmin konusu şöyle: 'Recep İvedik, mahallesindeki çocuklardan kurulu futbol takımının antrenörüdür. Ancak düzenli olarak idman yaptıkları araziyi sermaye sahibi biri satın alacaktır. Recep'in buna izin vermeye niyeti yoktur. Recep'e göre araziyi kurtarmanın tek yolu, para bulup araziyi satın almaktır. Bulabildiği tek çözüm ise Survivor'a katılıp büyük ödülü kazanmaktır. Recep, burada Karayip korsanlarıyla karşılacak ve macera kaldığı yerden devam edecek.' 'Yasak Aşk' Doris Lessing'in Nobel Edebiyat Ödüllü 'Büyükanneler' adlı kısa öyküsünden, beyazperdeye aktarılan 'Yasak Aşk' filminin başrollerini, Naomi Watts ve Robin Wright paylaşıyor. Yönetmenliğini Anne Fontaine'in yaptığı filmin senaryosu Oscar ödüllü senarist Christopher Hampton'a ait. Prömiyeri Sundance Film Festivali'nde gerçekleşen film, Avustralya'da yaşayan çocukluk arkadaşları Lil ve Roz ile onların iki oğlu arasındaki ilişkiyi anlatıyor. AA
500 Yıllık 'Popo' Bestesi Çözüldü
Hollandalı ressamı Hieronymus Bosch'un tablosundaki gizli 'popo şarkısı' notalara döküldü Hepimiz hazine avcılarını biliriz. Gizli saklı yerlerde, nadir haritalarla yola çıkan acımasız korsanlar, koca bir sandık dolusu altın için dünyanın bir ucundan diğer ucuna gider, hayatlarını bile o hazineyi bulmaya adarlar. Fakat hazine her zaman altın olmayabilir. En azından Oklahoma Christian Üniversitesi'nde Müzik ve Bilgi Teknolojileri bölümü öğrencisi olan Amelia Hamrick'in keşfettiği hazine, altından değildi. 15- ve 16. yüzyılda etkin olan Hollandalı ressam Hieronymus Bosch'un triptik eseri olan 'Dünyevi Zevkler Bahçesi / The Garden of Earthly Delights' tablosundaki gizli hazine, cehennemi tasvir eden kısımda yer alan gizli bir detay oldu. Genç öğrenci Hamrick tarafından keşfedilen hazine, aslında bir poponun üzerinde yazan bir piyano bestesiydi. 1939'dan beri Madrid'deki Prado Müzesi'nde bulunan esere internet üzerinden bakarken besteyi fark eden Hamrick, modern müzik aletleri ile modern nota sistemine uyarlayarak, ilk kez sese dönüştürdü. Hieronymus Bosch'un 1503 ve 1504 yılları arasında yaptığı triptik tablonun küçük detayından tarihi bir besteyi ortaya çıkaran Hamrick, bu besteyi 10 gün önce bloğunda '500 yıllık popo şarkısı' adıyla paylaştı. Paylaşımının ardından hızla sosyal medyada dolaşmaya başlayan beste, en sonunda fark edildi. 28 saniyelik bir besteye dönüşen eser, üniversite yetkilileri tarafından '500 yıllık bir müzik gizeminin çözülmesi' olarak yorumlanıyor. Kaynak: Milliyet Sanat
Dünya Üzerindeki En Büyüleyici 25 Şehir Manzarası
İnsanoğlu yaratıldığından beri hep daha yüksek binalar yapmaya çalışıyor. Bazı metropollerde ise yatay alan kalmamasından dolayı bu durum bir zorunluluk haline gelmiş. Bu megakentlerin büyüleyici siluetleri ise görülmeye değer.  İşte 'Dünya Üzerindeki En Büyüleyici 25 Şehir Manzarası' galerisi...
Japonya'da Bulutların Üstünde Mükemmel Manzara!
Unkai Terası,Japonya'nın Hokkaido adasının dağ yamacına kurulmuş olup,turistlere nefes kesici yüzen bulutların görüntüsünü sunuyor! Unkai ( Japoncada bulut denizi anlamına gelir ) çok nadir bir doğa harikası, sadece özel hava şartları altında size kendini gösterecektir. Teleferikle çıkacağınız Unkai Terası'nda bir şeyler içmek istemez miydiniz? Siz en iyisi nefes kesen Unkai Terası'ndan çekilen resimlere bir göz atın, hayran olacaksınız.
Yaptırdıktan Sonra Pişmanlık Yaratacak 28 Dövme Örneği
Bu dövmelerin hepsi bile isteye yaptırılmış olsalar da sahiplerinin pişmanlık duyuyor olmaları çok muhtemel. Siz siz olun iyice düşünüp taşınmadan kesinlikle dövme yaptırmayın. İşte 'Yaptırdıktan Sonra Pişmanlık Yaratacak 28 Dövme Örneği' galerisi...
Reklam
Ünlü Film Sahneleri Siyahi Modellerle Canlandırılırsa
Biri Senegal vatandaşı diğeri ise Fransız olan Omar Victor Diop ve Antoine Tempé ilginç bir proje yapmışlar. Ünlü film sahnelerinde oynayan beyazları alıp yerlerine siyahi insanlar koyarak fotoğraflamışlar ve bunun adını ''ONOMOllywood'' koymuşlar. Açıkçası gayet hoş durduğunu söylemeliyim. Üzerinde fazlasıyla uğraşıldığıda baya belli oluyor. Daha fazla söze gerek yok, karşınızda ONOMOllywood!
Beynin Başka Bir Vücudu Kontrol Edebileceği Kanıtlandı
Harvard Üniversitesi, felçli insanların hayatını tamamen değiştirecek bilimsel bir başarıya imza attı. Beynine çip takılan maymun, uyuyan bir başka maymunun vücudunu yönetmeyi başardı. Bilim insanları, bir maymunun beyin dalgalarını kullanarak başka bir maymunun vücudunu kontrol etmeyi başardı. Deney kapsamında iki maymunun omurgasına çip takıldı. Ardından, ilk maymunun beyninden gelen komutlar, uyutulan diğer maymunun omurgasına iletilerek vücudun tepki vermesi sağlandı. Araştırma ekibinin lideri Ziv Williams, Times’a verdiği röportajda: “Yaptığımız işlem gerçekten Avatar filminde tanımlanan yönteme benziyor. Efendi rolünü oynayan maymunun beynindeki nöronlar diğer bedenin tüm kontrolünü ele alıyor” dedi. Williams, gerçekleştirdikleri deneylerde, kontrolcü rolündeki maymunun, uyutulan maymunun ellerini ‘bilgisayar faresi kullanabilecek kesinlikte’ kontrol edebildiğini gördüklerini açıkladı. Araştırma, insanların felçli uzuvlarını kontrol edebilmesini sağlamayı amaçlıyor.Stuff
Reklam
Teknoloji Nedir Biliyor Musunuz?
Teknoloji kelimesini sürekli olarak kullanıyoruz ancak nereden geldiğini bilmiyoruzTeknoloji hayatımızın içine gireli 25-30 yıl oluyor. Dijital teknolojiye geçiş sonrası teknolojinin asıl kelime manası anlamını yitirdi. Günümüzde teknoloji deyince internet , akıllı telefon aklımıza geliyor.Teknoloji kelimesi aslında Yunanca ‘dan geliyor. Sanat ve bilmek sözcüklerinin birleşiminden oluşan teknoloji kelimesi, Antik Yunan zamanında hayatı kolaylaştıran alet, araçların yapılması, üretilmesi için bilgi üretme ve yeteneği ortaya koymaya deniliyordu.
Metallica'nın Türkiye Konseri Hakkında Merak Edilenler
Metallica'nın henüz resmiyet kazanmayan Türkiye konseri ile ilgili merak ettiklerinizi sizler için cevapladık. Cengizhan Yeldan tarafından açıklanan Metallica'nın 13 Temmuz'da konser vereceğine dair haber ile ilgili bir çok soru geliyor. Bunları tek bir yazıda toplayıp cevaplamak istedim. Umarım bir takım sorulara cevaplar bulabilirsiniz. Soru: Metallica'nın geliyor olduğuna dair haberler nereden çıktı?Cevap: Metallica'yı 2008 yılında Türkiye'ye getiren Purple Concerts firmasının kurucusu Cengizhan Yeldan tarafından konu ile ilgili bir twit atıldı ve grubun 13 Temmuz'da ülkemizde konser vereceğiduyuruldu. Bunun dışında herhangi bir bilgi yer almadı.Soru: Metallica'dan resmi bir açıklama geldi mi?Cevap: Hayır gelmedi. Metallica haricinde organizasyon şirketinin kendisinden de bir açıklama gelmedi. Metallica'nın destek hattına mail attım ve gelen cevap şu şekilde oldu: 'Şu an açıklanmış olan turne bilgileri dışında herhangi bir bilgiye sahip değiliz'. Bu cevap zaten klasik bir cevap. Henüz resmiyet kazanmamış bir bilgiyi bizimle paylaşmaları garip olurdu öyle değil mi...Soru: Metallica'nın gelme ihtimali yüksek mi?Cevap: Evet yüksek. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Purple Concerts'in yöneticisi böyle bir açıklama yaptıysa, ortada bir şey var demektir. Muhtemelen görüşmeler devam etmekte ve son aşamaya gelindiği için Cengizhan Yeldan bunu ifşa etme gereği duydu.Soru: Konser nerede yapılacaktır?Cevap: 2008'deki son konser Ali Sami Yen'de yapılmıştı. 2010'da yapılan ve Metallica'nın katıldığı Sonisphere Festivali ise İnönü Stadı'nda yapılmıştı. Bildiğiniz üzere bu iki stat şu an yıkılmış durumda. Yeni mekan için öne çıkan alternatifler İTÜ Stadyumu ve TT Arena. Ayrıca üçüncü bir alternatif olarakKüçükçiftlik Park'da düşünülebilir. Bunların dışında bir alternatif yok gibi.Soru: Konserin bilet fiyatları ne kadar olur?Cevap: Biraz tuzlu olacaktır. 2008 yılında Metallica'nın tek başına verdiği konserde en pahalı fiyat 350 liraydı. Bu bağlamda organizasyon açısından benzer koşulların olacağını varsayarsak, döviz kuru ve ülkemizin enflasyon oranlarını hesaba katarak paranın zaman değerini hesaplamaya kalktığımızdaçıkan sonuç 900 liraya yakın bir meblağ oluyor. Fakat muhtelen o kadar pahalı olmayacaktır. 300-400 civarı bir fiyat da beklemeyin. En pahalı bilet için (muhtemelen sahne önü olur) en az 500 lirayı gözden çıkartmak gerektiğini aklınızdan çıkartmayın. Soru: Konserde hangi parçalar çalınacak?Cevap: Metallica yeni bir uygulamayla konser öncesi setlist'lerin belirlenmesi için dinleyicilerin oy kullanabileceği bir anket oluşturuyor. Bizim konser kesinleştiği zaman bu anket aktif hale gelecektir ve orada oylara göre setlist şekillenecek.Soru: Alt gruplar hakkında neler dönüyor?Cevap: Ortada çeşitli spekülasyonlar var fakat muhtemelen bunlar gerçeği yansıtmıyor. Daha konser belli değilken alt grupların ortaya çıkması çok saçma. Yine de biz dönen isimleri yazalım: Dream Theater (hadi oradan, bunu kim uydurduysa), Trivium, Rob Zombie, Ugly Kid Joe. Biraz fanteziye kaçan yorumlar ve söylentiler var fakat akla yatkın olanlar da var... Gönül ister ki 80 Kalibre çıksın.Soru: Tüm bu haberlerin kesinleşmesi ne kadar zaman alır?Cevap: Net açıklamanın çok yakın bir zamanda geleceğini düşünüyorum. En geç Mart ayı içerisindekonser resmiyete kavuşacaktır.
Süper Kahramanlar Tek Vücut Olursa...
Batman, Iron Man, Thor ve Hulk gibi dünyaca ünlü süper kahramanları artık ilgisi olmayan insanlar bile yakından tanır hale geldi. Gerek dizileri, gerek filmleri ile artık hepsi hayatımızın içindeler. Sahip oldukları güçler zaten bizim seviyemizi kat be kat aşmasına rağmen bazı insanlar onları olduklarından dahada güçlü yapmak istemişler sanırım. Sonsuz büyüklükteki internet içerisinde bir çok ''Kahraman Birleşimleri'' mevcut. Iron Batmanler, Captain Spidey'ler gibi. Gelin özenle seçmeye çalıştığım bi kaç örnek ile sizlere biraz göz zevki yaşatayım!
Reklam
Popüler Kültür İkonlarının Korkunç Yüzleri
Vinicius Mattoso adındaki yetenekli çizer Shrek, George Lucas, Mario ve Batman gibi popüler kültür ikonlarını resmetmeye karar vermiş. Buraya kadar her şey güzel ancak yetenekli çizer bu kişi ve karakterleri olduklarından daha ''çirkin'' ve daha ''korkunç'' çizince ortaya açıkçası gayet ''güzel'' çizimler çıkmış!
Michael Keaton, 'Beterböcek 2' için Dönüyor
Michael Keaton kariyerinin en ikonik rollerinden biri olan hayalet Betelgeuse rolünü devam filminde de canlandıracak 'Alice Harikalar Diyarında / Alice in Wonderland', 'Ölü Gelin / Corpse Bride' ve 'Big Fish'in Oscar adayı yönetmeni Tim Burton ile sevilen karakter 'Betelgeuse'u canlandıran Michael Keaton yeniden bir araya geliyor. Oscar ödüllü 'Beterböcek / Beetlejuice' filminde bir arada çalışan ikili, devam filmi için yeniden bir araya gelecek. Trafik kazası sonucu hayatını kaybeden evli bir çiftin 'öteki tarafa' kabul edilene kadar beklemesi gerekirken, evlerini emlakçıdan satın alan yeni züppe ailenin onlara rahatsızlık vermesini anlatan 'Beterböcek / Beetlejuice', yeni aileyi evden atmaya çalışan ölülerin 'Beterböcek' adlı bir hayaletten yardım istemesini anlatıyordu. Devam filminde ise konunun ne olacağı henüz bilinmiyor. Keaton MTV News'e verdiği röportajda, 'Tim'e (Burton) birkaç kez mail attım. Senaristlerle de birkaç kez konuştum ama her şey henüz çok erken bir safhada' dedi. 'Her zaman bu rolün tekrar canlandırmayı isteyebileceğim bir rol olduğunu söyledim,' diyen oyuncu, 'Ama bu bir şekilde Tim'in de projeye dahil olmasını gerektiren bir durum. Şimdi dahil olmuş durumda. Eğer o işin içindeyse, benim olmamam zor olacaktır' diye konuştu. Devam filminin senaryosunu Burton'ın 'Karanlık Gölgeler / Dark Shadows' filminin senaryosunu üstlenmiş olan Seth Grahame-Smith üstlenecek.Milliyet Sanat
Reklam
JK Rowling'ten Sahte İsimle Yeni Roman
Harry Potter' serisi ile dünya çapında tanınan yazar JK Rowling, takma isimle yeni bir roman yayınlayacak Genç bir büyücünün maceralarının anlatıldığı 'Harry Potter' serisi ile dünya çapında tanınan yazar JK Rowling'in, geçtiğimiz yıl açığa çıkarılan takma ismi Robert Galbraith ile bir polisiye roman daha yayınlayacağı ortaya çıktı. Rowling, geçtiğimiz yıl aynı sahte isimle 'The Cuckoo’s Calling' romanını yayımlamış ancak yazarın gerçek kimliği basına sızdırılarak Robert Galbraith'in aslında JK Rowling olduğu ortaya çıkmıştı. 48 yaşındaki İngiliz yazar ismini sızdıran yayınevi yetkilisine dava açmış ve kazanmıştı. Yazar yeni romanında da ilk sahte isimli romanında olduğu gibi özel dedektif Cormoran Strike ve asistanı Robin Ellacott'un maceralarını konu alıyor. İkili yeni romanda, Owen Quine adlı bir yazarı öldüren bir katilin izini sürecek. Romanın yayımcıları Little, Brown Book Group tarafından basına dağıtılan sinopsiste kitabın konusu, 'Owen Quine'in eşi, ilk başta kocasının kayboluşunu sıradan bir olay olarak düşünür. Kocasının birkaç gün kafa dinlemek için daha önceleri de yaptığı gibi bir yere tatile gittiğine inanır. Bu yüzden Strike'ı tutar ve kocasını eve geri getirmesini ister. Ama Strike'ın araştırması işin aslının, yazarın eşinin sandığından çok daha farklı olduğunu gösterir. Quine'in tuhaf bir şekilde vahşice öldürülmesinin ardından Strike daha önce hiç karşılaşmadığı bir katil tipini yakalamak için zamanla yarışmaya başlar' diye açıklandı. 'The Silkworm' adını taşıyan kitap, İngiltere'de 19 Haziran, ABD'de ise 24 Haziran tarihinde yayınlanacak. Milliyet Sanat
Süper Kahramanlar Hiç Yaşlanmaz mı?
Sanatçının  foto- gercekçi yağlıboya serisinde yaş süper kahraman yer almakta. Yağlı boya ile realist karakterlerini tablolarında canlandıran Andreas Englund. Daha Fazlası İçin Tıklayınız
Reklam
Dünyanın En Sert 10 Birası
Bir çok erkek biranın en iyi içki keşfi olduğu konusunda hem fikirdir. güzel kokar, tadı güzeldir, bir kaç tane içtiğinizde kendinizi biraz hafiflemiş hissedersiniz. Son senelerde dünyanın farklı ülkelerinde küçük bira üreticileri türemeye başladı bu üreticilerin ürettikleri biralar alışılagelmiş, büyük üreticilerin biralarına nazaran daha fazla alkol seviyesine sahipler. Listeye girmeden önce belirtmemiz gereken şey ise yüksel alkol seviyesinin nasıl yakalandığıdır. “Fractional freezing” adı verilen metodu sayesinde başarıyorlar -bu yöntemin detaylarını öğrenmek istiyorsanız çünkü sizi termodinamik olayına burada sokmak istemiyoruz- Listede olmayan ve dünyanın natürel olarak fermente edilmiş en yüksek alkol seviyeli birası %29′la listede görmeyeceğiniz Sam Adams Utopias’dır
Osmaniye'de Tanımlanamayan Hayvan İskeleti Bulundu
Odunlukta bulundu, kimse esrarını çözemedi.Osmaniye kent merkezindeki bir evin odunluğunda bulunan, kafa tası evcil hayvanlara benzemeyen, yırtıcı dişlere sahip ve ön ayakları olmayan 55 santimetre boyundaki iskelet, vatandaşları korkuttu. Hayvan iskeletini evinin odunluğunda bulan Adile Karataş iskeletin önce kediye ait olduğunu sandığını ancak büyüklüğü ve yapısı nedeniyle korku yaşadığını söyledi. Karaboyunlu Mahallesi'ndeki evinin odunluğuna yakacak almak için girdiği esnada fıstık kabukları arasında bulduğu iskeletin yeğenleri tarafından yetkililere götürüldüğünü belirten Karataş, 'Ne olduğunu bilmediğimiz hayvan iskeleti için endişelendik. Olayı komşularımız da öğrendi. Evlerimizden çıktığımızda tedirginlik yaşıyoruz. Çocuklarımız da oyun oynarken korkuyor' dedi. Mahalledeki vatandaşlar da tedirginliklerini dile getirerek, 'Burası dağ değil, ormanlık alan değil, şehrin içinde bir mahalle. Bu hayvan buraya nereden geldi, odunluğa nasıl girdi, bilmiyoruz. Ön ayakları bulunmadığı ve yırtıcı dişleri olması nedeniyle korkuyoruz. Evlerimizin avlusunda bile dolaşmaya çekiniyoruz. Yetkililerden, içimizi rahatlatacak açıklama yapılmasını bekliyoruz' diye konuştu. İskeleti inceleyen veteriner hekim Ali Laçinbala, iskeletin ön ayaklarının olmaması, kafa tasının büyüklüğü ve diş yapısı nedeniyle insanların endişe duymakta haklı olabileceğini belirtti. Laçinbala, 'Hayvan iskeletinin ön bacaklarının olmaması normal değil. Bu hayvan ya genetik bozukluğa sahip ya da ön ayakları başka hayvan tarafından koparılmış. İskelet, karpal kemiklerinin uzun olmasından dolayı kesinlikle kedi ve köpeğe ait değil. Başka hayvanlar tarafından parçalanmış ve buraya getirilmiş olabileceğini düşüyorum. Hayvanın türünün belirlenmesi için üniversitedeki hocalarımıza fotoğraflarını gönderdim' diye konuştu. İskeletinin fotoğraflarını inceleyen Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kadir Aslan da iskeletin üzerinde yağ dokusu bulunduğunu, bağ ve dokuları henüz çürümediği için söz konusu hayvanın 6 ay ya da bir yıl içinde ölmüş olabileceğini kaydetti. İskeletin ön bacaklarının olmaması hakkında yorumda bulunamayacağını ifade eden Aslan, sırt bölgesine, omurga yapısına ve kaburgalarının kısa olmasına bakılarak iskeletin sansargiller familyasından gelinciğe ait olduğunu söyleyebileceğini aktardı. Bu tür hayvanların şehir merkezlerinde görülmesinin sıra dışı olduğuna dikkat çeken Aslan, sözlerini şöyle tamamladı: 'Hayvanın ön ayaklarının bulunmaması ve kent merkezinde ortaya çıkması düşündürücü. İlk incelemeler, sansargiller familyasından olduğunu gösteriyor. Dişleri ve kafatası yapısı, onun bir etçil hayvan olduğunu gösteriyor, yaban kedisi de olabilir. Muhtemelen yabani ortamında aç kalarak kent merkezine inmiş ve burada diğer hayvanlar tarafından öldürülmüş olabilir. İnsanların iddia ettiği gibi fosil ya da dinozor olması mümkün değil.'veteknoloji
Gerçeğinden Ayırt Edilemeyen Balmumu Heykelleri
1958 Avustralya doğumlu olan Ron Mueck, bir kukla ustasıyken babasının ölümü üzerine 1997 yılında balmumu heykel çalışmalarına başladı. İngiltere'de yaşayan Mueck'in balmumundan yaptığı dev heykeller görenleri hayrete düşürüyor.İlk bakıldığında gerçekmiş hissi veren sanat eserleri, kullanılan renklerle de muhteşem bir gerçeklik sunuyor. Eserlerdeki mimik, poz ve boyut, izleyene heykellerin ruh durumunu anlamada da yardımcı oluyor. Günümüzde gerçek görüntüye bu kadar bağlı kalmanın hala sanat olup olmadığı tartışılırken, Mueck yaptığı heykellerle dünyanın en iyi heykeltraşları arasına girmeyi başarmış durumda.
Amerika'daki Özgürlük Anıtı Bir Osmanlı Malıdır
Özgürlük (Liberty) adası üzerinde yükselen Özgürlük Heykeli, ABD’nin en büyük sembollerinden biridir. 1886’da Fransız halkı tarafından, kuruluşunun 100. yılı nedeni ile (10 yıl gecikmeli olarak)ABD’ye hediye edilen heykel, bol elbiseler ile sarınmış, elinde meşale taşıyan bir kadını resmeder. Kadının başında 7 kıtayı veya 7 denizi simgeleyen 7 dikenli taç vardır. Sol elinde ise, üzerinde Amerika’nın Bağımsızlık Günü olan 4 Temmuz 1776 tarihinin kazılı olduğu kitabe vardırPeki tüm dünyanın Amerika’ya ait olduğunu zannettiği Özgürlük heykeli’nin aslında, Osmanlı’nın parası ve emri ile Mısır’daki Süveyş Kanalı’nın Akdeniz’e açılan kıyısı için yapıldığını biliyor muydunuz?Tarih 30 Kasım 1854, Sultan Abdülmecid dönemi, Mısır, içişlerinde bağımsız, dışişlerinde Osmanlı Sultanına bağlı bir eyaletti. O dönemde Mısır Hıdivi (valisi)olan Said Paşa, Kızıldeniz ve Akdeniz’i birbirine bağlayan Süveyş Kanalı projesini hazırlatıp onaylaması için Sultan Abdülmecid’e sunuyorSaid Paşa, Abdülmecid’den tasdik gecikince projenin gerçekleşmesi için gerekli şirketin kurulmasını emretti. 30 Kasım’da Fransız mühendise gereken izni verdi.Fransız sermayesiyle kurulan şirketin hisse senetlerinin tamamı satılınca İngiltere, Osmanlı’ya baskılarını daha da artırdı. Sultan Abdülmecid vefat ettiğinde proje hala onay bekliyordu. Ancak onaylanmasa da ağır aksak ilerlemeye devam ediyordu. İki sene sonra Said Paşa da aniden vefat etti. Yerine geçen İsmail Paşa ise İngiliz taraftarıydı. Fakat bu kanalın Mısır için hayati önemini fark etmekte gecikmedi ve işe dört elle sarıldıSultan Abdülmecid’in vefatıyla Osmanlı tahtına geçen Sultan Abdülaziz’e de İngiliz baskıları devam etti. Ama Sultan Abdülaziz, denizciliğe önem verdiği için zaten başlamış olan proje için gerekli onayı hemen verdi. Bununla da kalmayıp, Mısır’ın kanal için yaptığı dış borçları devlet garantisi altına alarak, kanal şirketi hisselerine de bizzat kendisi oldukça yüklü paralar yatırdıSaid Paşa ile kanalın mühendisi Ferdinand de Lesseps arasında 1854’de yapılan anlaşma maddelerinde, Süveyş Kanalı’nın Akdeniz’e açılan sahillerinde bulunan Port Said şehri limanına dikilecek olan dev bir kadın heykeli projesi de vardı. Bu heykel, hem Osmanlıyı hem Mısırı temsil edecektiMısır’ı temsilen firavunlar dönemi kıyafetlerini giymiş kadın heykelin başında;7 iklimin padişahı olan Osmanlı Sulatanı’nı temsil eden 7 kıta ve 7 denizi simgeleyen 7 sivri uçlu bir taç olacaktı.Heykelin elinde bir meşale olacaktı.Sultan Abdülaziz , heykelin yüzünün batıya dönük olmasını istedi.Zira elindeki ışığı doğudan batıya götürdüğünü, ışığın, medeniyetin, uygarlığın, doğudan yükselip batıyı aydınlattığını simgelemesini istiyorduParası bizzat Sultan Abdülaziz Han tarafından ödenen heykelin siparişi, Fransa’nın ünlü heykeltraşlarından Frederic Augusta Bartholdi’ye verildi.Heykele Singer dikiş makinelerinin kurucusu Isaac Singer’in dul eşi Isabelle Eugenie Boyer modellik etti.Frederic Bartholdi, heykelin bakır ve çelikten oluşan iskeletini, Paris’te Eiffel Kulesi’ni yapan Gustave Eiffel ile birlikte tamamladı.Heykel tamamlandı ama konulduğu yer Mısır olmadı.Said Paşa’nın sipariş ettiği, parası Osmanlı hazinesinden çıkan bu heykeli, yeni vali İsmail Paşa Müslüman bir ülkede kadın heykelinin yerel huzursuzluk çıkaracağı endişesiyle istemedi.“Asya’nın Işığı” bu karar üzerine Fransa’daki bir depoda yapayalnız, akıbetini beklemeye başladıO yıllar, Amerika ile Fransa’nın dostluk yıllarıydı. Karşılıklı hediyeleşmeler sırasında Fransız - Amerikan dostluk grubunun başkanı Edouard René Lefebvre de Laboulaye’den, Fransız hükümetine “Amerika’ya bir heykel hediye edilsin” teklifi geldi.İkna olan Fransız hükümeti, bu heykel için Frederic Bartholdi’yi görevlendirdi. Bartholdi’nin eseri zaten hazırdı. Fransa hükümetinden gelen talimata göre heykel, sol elinde bir kitap tutacak, sağ elinde de, “Dünyayı aydınlatan özgürlüğün sembolü olan meşale” olacaktı. Yani neredeyse Fransa tarafından istenen heykel, Mısır için hazırlanan heykelin ta kendisiydi.Bartholdi, heykelin yüzünü tamamen değiştirerek annesi Charlotte’nin yüzünü işledi ve heykel kuruluşunun 100. yılı münasebetiyle Amerika’ya 10 yıl gecikmeyle hediye edildi.Heykeltıraş heykeli, 350 parçaya bölerek, Isere adındaki bir Fransız gemisiyle özgürlük adasına taşıdı.Bartholdi, kaidesini Richard Morris Hunt’un hazırladığı, New York kentinin liman girişindeki Özgürlük Adası olarak adlandırılan yere, 4 ay içinde monte etti ve, 28 Ekim 1886 da açılışını bizzat kendisi yaptı.Heykelin sol elindeki kitap üzerinde Bağımsızlık Bildirgesi’nin ve Amerika’nın kuruluşunun tarihiHeykel 1886’dan beri de New York’da bulunuyor .
Reklam