Akıllı Telefonlara Akıllı Ekranlar Geliyor
Şu anda telefonlarımızda bulunan ekranlar çok fazla bir yeteneğe sahip değiller. Var olan bütün görevleri, resimleri bize aktarmak ve dokunarak verilen komutları donanıma aktarmaktan ibaret. Ancak gelecekte bu görevlere yenilerinin eklenmesi oldukça yüksek bir ihtimal olarak gözüküyor.Polytechniqe Montreal araştırmacıları, dayanımı oldukça yüksek olan ve pek çok telefonda kullanılan Gorilla Glass'ın altında yer alabilen algılayıcılar geliştirdiler. Bu algılayıcılar, ekrana optik dalga izleri bırakıyor ve bu şekilde ışıktaki değişiklikler takip edilebiliyor. Bunun sonucu olarak da normalde kablo bağlantısı veya özelleşmiş algılayıcılara ihtiyaç duyacak olan telefon ekranı, bazı ek özellikler kazanabiliyor. Telefonun ışığı kullanarak sıcaklığını kontrol etmesi mümkün oluyor. Ya da üretici özel bir optik deseni ekrana kaydederek telefonun, ve buna bağlı olarak da içindeki bilginin, kopyalanmasının zorlaşmasının sağlanması mümkün bir hâle gelebiliyor. Haber7 haberine göre, tabii ki daha 'ince' avantajların bulunması da mümkün. Dalgaların içerisinden fotonlar dışında hiçbir şey geçmediğinden dolayı, bu izler tamamen görünmez olacaklar. Yani birden fazla optik rehberin ve buna bağlı olarak birden fazla algılayıcı grubunun görüntüyü etkilemeden ekrana işlenmesi mümkün olabilir. Böylelikle de 'transparan teknolojinin' kapısı açılarak, pek çok farklı işlev ekrana yüklenebilir.Her ne kadar bir Corning bilim adamı bu çalışmaya dahil olmuş olsa da, bu ışık algılayıcılarınınGorilla Glass'a eklenmesi gibi bir resmi plan bulunmamakta. Polytechniqe Montreal, bu teknolojinin gerçek ve satılan aletler olarak kullanımı üzerinde yoğunlaşmakta. Bu buluşun, önümüzdeki yıl içerisinde üretime hazır hale gelmesi bekleniyor. Teknoloji takımı, bitmiş olan donanımların içerisine algılayıcıları yerleştirebilecek firmalar arayışına girmiş durumda. Eğer teknolojiyi kullanmayı amaçlayan firmalar bulunursa, yakın zamanda elektronikleri de en az kendisi kadar 'akıllı' olan telefonlar ile karşılaşabiliriz.
En yaratıcı ve etkileyici fotoğraf manipülasyonları
Fotoşop teknolojisi geliştikçe, fotoğrafla ilgili yeni ve yaratıcı alanlar da ortaya çıkıyor. Fotoğraf manipulasyonları da bu akımlardan biri. Fotoğrafların temalarıyla ve fotoğraftaki görüntülerin boyutlarıyla oynayan fotoğrafçıların ortaya çıkardığı eserler muhteşem. İşte o yaratıcı fotoğraflardan bazıları;Tamamını görmek için: http://www.uplifers.com/pazar-kesifleri-13-ocak/
Gıda boyası ve Sıvı Sabun Karıştırılırsa Ne Olur?
Bir tabak süt, bir kaç damla gıda boyası ve biraz sıvı sabun!Karıştırınca ortaya çıkan görüntüye çizgi film gibi mi desek, bilim kurgu filmi gibi mi, yoksa bir sanat filmi mi?Videoyu izleyin kararı siz verin!
Virginia Woolf’un Son Mektubu
1941 Mart’ının bir akşamında, yazar Virginia Woolf eve sırılsıklam gelir ve intihara teşebbüs eder. Fakat başarısız olur. Ne ki, birkaç gün sonra intiharı tekrar deneyecek olan yazar, bu kez başaracaktır. Ruh sıkıntılarından kaçmak için ölümü seçen Woolf’un cesedi Ouse Nehri’nde bulunur; yazarın ceketinin cepleri ağır taşlarla doludur…Woolf’un bu yürek parçalayan son mektubunu, öldüğü gün eşi Leonard bulur:“SalıEn sevdiğim,Yine delirecekmişim; bu korkunç günleri atlatamayacakmışız gibi hissediyorum. Ve sanki giden zamanı geri çeviremeyeceğim. Sesler duymaya başlıyorum ve konsantre olamıyorum. Bu yüzden yapmam gereken şeyi yapıyorum.Bana verebileceğin en büyük mutluluğu verdin. Kimsenin yapamayacağı şeyleri yaptın. İki insanın birlikte daha mutlu olabileceğini sanmıyorum. Ben artık savaşamayacağım. Biliyorum, senin hayatını mahvediyorum, bensiz daha mutlu olacaksın. Görüyorsun bu mektubu bile doğru düzgün yazamıyorum. Okuyamıyorum. Hayatımdaki bütün mutluluğu sana borçlu olduğumu söylemek isterim. Bana karşı inanılmaz sabırlısın ve iyisin.Şunu söylemek istiyorum -aslında bunu herkes biliyor- eğer biri beni bu durumdan kurtarabilecek olsa bu sen olurdun. Her şey beni terk edip gitti ama senin iyiliğin hep benimle kaldı. Artık senin hayatını mahvetmeyeceğim. Kimse, seninle mutlu olduğumuz kadar mutlu olamazdı.
Reklam
Reklam
Güzelliğine Dalıp Savaşmayı Unutacağınız 36 Kale
Yapılış amaçlarından dolayı deniz gören, en hakim tepelere inşa edilen kaleler bugün güzelliğiyle bizi bizden alıyor. Böyle mekanlarda insanların savaşmış olması sanırım insanoğlunun güzellikten çok çirkinliklere değer verdiğinin bir kanıtı olsa gerek.
Aklınızı Başınızdan Alacak 15 Kitap
Bazı kitaplar vardır, sizi daha okumaya başladığınız anda etkisi altına alır. Bitirdikten sonra bile olayların, mekanların içine hapseder, karakterleriyle yakınlaştırır. Yazarını ayakta alkışladığımız bu kitaplar işte bu usta kalemlerin provoke eden anlatımı ve sınır tanımayan hayal gücü ile hayatınıza girer; aklınızı başınızdan alır! Dünyaca ünlü eğlence ve paylaşım sitesi Reddit'in kullanıcıları da 'Aklınızı başınızdan alacak kitapları' oylamış. Gerçekten dikkate alınacak bir liste. Ama bu kitapların sizi mutlu ettiği kadar, rahatsız da edebileceğini unutmayın…
Rebul Eczanesi'nin Altı AVM Üstü Otel Olacak
Rebul Eczanesi 1895’ten beri hizmet verdiği Rumeli Han’dan taşınıyor. Eczane taşınmasını, kapısına astığı 28 Haziran’da Meşelik Sokak'taki Rebul 1985 Eczanesi’nde hizmete devam edeceği yazısıyla duyurdu. Babasının yanında çıraklık yaptığı eczaneyi 50’yi aşkın yıldır işleten Mehmet Müderrisoğlu Bianet'e konuştu.  Beyza Kural'ın haberine göre satın alınan binanın altının alışveriş merkezi üstünün de otel olacağını, eczaneyi Bağdat Caddesi’ne taşıyacaklarını anlatan Müderrisoğlu Beyoğlu’nda da Meşelik sokakta oğlu Kerim’in işlettiği Rebul 1895’in hizmete devam edeceğini söyledi.Rebul’un 120 yıllık öyküsü Rebul 1895’te Jean Cesar Reboul tarafından “Grande Pharmacie Parisienne' (Büyük Paris Eczanesi) adıyla açıldı. Müderrisoğlu şöyle diyor; Grande Pharmacie Parisienne açıldığında;  Sinema daha bulunmamıştı, Marconi telsizi bulmamıştı, Konrat rontgeni keşfedilmemişti, Kodak fotoğraf makinesi yoktu, Wright kardeşler henüz ilk yaptıkları uçakla uçmamışlardı, Titanik batmamıştı, 1897’de nüfusu bir milyon 59 olan İstanbul bugün 14 milyon kişiye gelirken hizmet verdiğimiz nüfusun yüzde 92 buçuğu yoktu. Mehmet Müderrisoğlu’nun babası Kemal Müderrisoğlu stajyer olarak girdiği eczaneye önce ortak oldu. Kemal ve Rebul adıyla devam eden eczane Kemal Müderrisoğlu’nun 1939’da eczaneyi devralmasıyla Rebul Eczanesi adını aldı.Lavanta kolonyası Lavanta kolonyası 1938'de, eczanenin alt katındaki laboratuarda üretildi. Önceleri Reboul'un bahçesinden yetiştirilen lavantaların uçan yağlarından elde edilen kolonya, daha sonra her yıl Fransa'nın güneyinde Grasse kentine yakın bölgelerden gün ağırana kadar toplanan, lavanta çiçekleri ile üretilmeye başlanır oldu. Lavanta kolonyasının üretimi şimdi fabrikada devam ediyor.Babadan oğula miras Mehmet Müderrisoğlu ilkokul dörtteyken eczanede ilk akşam nöbetini tuttuğunu anlatıyor. “O zaman Taksim’de oturuyorduk. Nöbeti tuttum, gece 12 olunca kepengi inerdi. Buradan Taksim’deki eve dek yürüdüm. Arkamda kalfamız varmış, haberim yoktu. Kapıyı açınca babamın lambasının söndüğünü görmüştüm. İlk o zaman nöbeti tuttum, yarım asır geçmiş.”Beyoğlu’nda dönüşüm Müderrisoğlu Rumeli Han’ın alışveriş merkezi ve otel olacağını söylerken İstiklal Caddesi’ndeki dönüşümden ve hukuki süreçten bahsetti. “Beyoğlu’nda müthiş bir değişim var. Bu sırada Ziraat Bankası binası, Benetton binası, Rumeli Han, Demirören ve Emek sinemasının olduğu binalar yan yana AVM oluyor. “Herkes binayı zamanında neden almadığımızı soruyor. Bütün binayı satın almak bizim işimiz değildi. Bu dükkanı almaksa, hisse alıyorsun, kat mülkiyeti yok, o olmayınca esprisi de yok. Biri yüzde 99’u alırsa sen de satacaksın. O yüzden almadık.” “120 yıl kaldık burada. Adam parayı verdi, binayı satın aldı. Dava açtık, iki sene sürdü. Hiçbir kanun böyle bir hadiseyi korumuyor. Yurtdışında nasıl koruyorlar bilmiyorum, kahveyi bile yerinden çıkarmıyorlar. “Bize de yavaş yavaş bavul toplamak kaldı. Yapacak başka bir şey yok.” Dönüşümün nereye varacağıyla ilgili ise “Hangi şeyin sonunu görebiliyorsunuz? Türkiye’de pek çok şeyin sonunu görmek mümkün değil” diye konuşuyor.Rebul atmosferi Müderrisoğlu Rebul’un değişik bir atmosferi olduğunu, taşınma kararını duyan pek çok kişinin kendisini aradığını anlatıyor. “Bizim hiç müşterimiz yoktu, hep dostlarımız vardı. Buraya gelip giden insanlar dostlarımız oluyor. Balıkesir’den gelen müşterimiz var. Ayda bir kere elinde uzun bir listeyle geliyor, her ihtiyacını alıyor. Gelirken yoğurt, peynir getirir. “Antep’ten beş-altı haftada bir gelen müşterimiz var. Geldiğinde bütün eczane baklavaya doyar.”Beyza Kural | Bianet
Reklam
Reklam
Yaşadığı Anı Twit Atan 20 Tablo Kahramanı
Gündelik hayatımızda yaşadığımız her olayı Twit atmak adeta bir hastalık gibi üstümüze yapışmış durumda, sonunun pek hayırlı olmayacağını düşündüğümüz bu davranış biçimini ünlü tablolar üzerinden yorumladık;
Uzayın Derinliklerinde Garip Sinyaller
NASA 240 milyon ışık yılı uzaklıkta garip x-ray sinyalleri tespit etti. NASA ’ya bağlı Chandra X-ray Gözlemevi ve Avrupa Uzay Ajansı’nın XMM_Newton uydusu alışılmışın dışında x-ray sinyalleri algıladı. Bu sinyaller 240 milyon ışık yılı uzaktaki Perseus galaksi kümesinden geliyor. Tespit edilen x-ray dalga boyunun daha önce görülmemiş bir yoğunlukta olduğu söyleniyor. Sinyalin kaynağı bilinmemekle beraber, bilim adamlarının durumlar ilgili çeşitli açıklamaları var. Bazıları bunun parçalanmış nötrinolardan kaynaklanıyor olabileceğini söylerken, yapılan diğer bir açıklama ise sinyallerin karanlık maddeyle ilişkili olduğuydu. Evrenin %85’inin karanlık maddeden oluştuğuna inanılıyor. Fakat ışığı emip yansıtamadığından görülemiyor ve varlığı kanıtlanamıyor. NASA’nın yaptığı açıklamaya göre sinyallerin kaynağının ve varlığının açıklanması için daha çok araştırma yapılması gerekiyor.Muhalif Gazete
Reklam
Eli Wallach Yaşama Veda Etti
Clint Eastwood’un başrolünü oynadığı unutulmaz ‘Western’ filmi “İyi, Kötü, Çirkin”in ‘Çirkin’ karakteri Eli Wallach, 98 yaşında hayatını yitirdi. Ünlü aktörün ölüm haberini New York Times’a konuşan kızı Katherine B. Wallach doğruladı. New York doğumlu ünlü sanatçının ölümüne ilişkin başka ayrıntı verilmedi. Altmış yılı aşkın sinema hayatı boyunca oynadığı bir çok başarılı role rağmen hiç Oscar’a aday gösterilmeyen Wallach, Kasım 2010′da ‘Akademi’ tarafından onur ödülüne layık görülmüştü. Sanat Rehberi
Kazım Koyuncu 'İşte Gidiyorum' Diyeli 9 Yıl Oldu
'Müzisyenim, ondan sonra bir Karadenizliyim ama hepsinin ötesinde bir devrimciyim' Kazım Koyuncu, kendisini böyle tanımlıyordu. Geleneksel Karadeniz müziği ile Rock'n'Roll müziği sentezleyerek kendi tarzını yaratan Laz müzisyen Kazım Koyuncu 33 yıllık yaşam yolculuğu boyunca Laz kültürünün tanınmasına yaptığı katkılardan dolayı özelde Laz halkının; çevre sorunları konusunda gösterdiği duyarlılığın yanı sıra alçakgönüllü, samimi ve hümanist kişiliğiyle de milyonların sevgisini kazandı.
Reklam