onedio
Dünya'da Süpernova Deneyi Yapıldı
Bilim insanları Evren'deki en güçlü patlama olarak bilinen süpernovayı, laboratuvar ortamında oluşturduklarını açıkladı. Yapay süpernovada, yüklü parçacık saçan şok dalgaları da ortaya çıktı.İngiltere'nin Oxford Üniversitesi'nde yapılan deneyde, süpernova patlaması yaşayan bir yıldızın maruz kaldığı değişimi anlamak için yapay süpernova patlaması gerçekleştirildi. Gianluca Gregori ve Jena Meinecke'nin başını çektiği araştırma ekibi, Cassiopeia A adlı yıldızın süpernova ardından manyetik alanlarında görülen bozulmayı anlamayı amaçladı. Deneyde, galaksilerarası uzayda bulunan manyetik alanların nasıl tahmin edilenden milyar milyon kat daha güçlü olduğu anlaşılmaya çalışıldı. Gregori, Dünya'dan bakıldığında kozmik arka planda görülen radyasyonun, Büyük Patlama'nın yansımasını taşıyan mikrodalga sinyallerinden oluştuğunu ve neredeyse her yerde aynı belirdiğini belirtti. Yıldızlararası elektrik yükünün çok fazla olmadığını ve zayıf manyetik alanlar oluşturduğunu belirten Gregori, yeni araştırmalarında kozmik arka plandaki manyetik alanların aslında çok daha güçlü olduğuna işaret eden bulgular elde edildiğini söyledi. Süpernova gizemi çözülüyor mu Yapılan deneyde, sadece 500 mikron kalınlığındaki bir karbon çubuğu, argon dolu bir hücreye yerleştirildi. Karbonun yanına da, yıldızlararası kozmik yapıları temsil edecek plastik şerit konuldu. Karbona ateşlenen güçlü lazer ışını çubuğa isabet ettiğinde, karbon buharlaştı ve aynı noktadan yüklü parçacık saçan şok dalgalarır yayıldı. Saniyenin dörtte biri kadar süren yapay süpernova, çıplak gözleri kör edebilecek çok güçlü bir ışık saçarak sona erdi. Deney sonucunda, patlamada ortaya çıkan plazmanın tıpkı Cassiopeia A'daki gibi dağınık yayıldığı ve düzensiz manyetik alanlar oluşturduğu görüldü. Plastik şerit olmadan deney yenilendiğinde, plazma daga dügün yayıldı ve güçsüz manyetik alan ortaya çıkardı. Laboratuvarda yapılan deneyler, süpernovada ortaya çıkan düzensiz dalgalarla ilerleyen girdapların, manyetik alanları güçlendirdiğine işaret etti. Ancak Gregori, minyatür süpernovaların istedikleri tüm cevapları veremeyeceğini düşünüyor. İlk sonuçlar, süpernova patlamalarının yaydığı şok dalgalarının, yıldızlarası maddelerle temasa geçtiği zaman düzensiz ve çok daha güçlü manyetik alanlar oluşturduğunu gösterdi. LiveScience | Al Jazeera
Ali Lidar'ı Sevmek İçin 7 Neden
Şiirlerini yazılarını http://lidar-kkyy.blogspot.com.tr/ ve http://alilidar.com/ adreslerinden bulabileceğiniz ve takip etmek istiyorsanız https://twitter.com/alilidar - https://www.facebook.com/alilidar/about adreslerinden takip edip yazılarını ve eğlenceli karakterini anlayabileceğiniz Ali Lidar hakkında bilinmesi gerekenleri derledim. Bende hakkında çok şey bilmiyorum ama felsefe öğretmeniymiş kendisi. Şiirlerindeki sokak yakınlığına, sadeliğine, samimiyetine bağlanacağınız biri. Benim gibi şiiri sevmeyen birine dahi şiiri sevdirdi kendisi ve en kısa sürede yeni kitap çıkarmalı kanaatimce. Hatta ekşi sözlükte başlık bile açılmış kendisi adına.
Dünya Kupaları Tarihindeki 10 Siyasi Kare
Geniş kitleleri peşinden sürükleyen futbol, her zaman güç ve iktidar  sahiplerinin egemen olmak ve kendilerini meşrulaştırmak istediği bir  alan oldu. En büyük futbol organizasyonu olan Dünya Kupası da “Futbolun ideolojisi yoktur” sözünü yalanlayan birçok siyasi olaya tanıklık etti.
Reklam
Bu Tabloda Boya Yok!
Californialı cam sanatçısı Loren Stump’ın “murrine” tekniğini kullanarak yaptığı çalışmalar görenleri büyülüyor Bu teknik, blok halindeki camın, enine kesit alındığında ortaya çıkan renkli desen ve resimlerle süslenmesi olarak tanımlanıyor. Stump’ın cam çubukları bir araya getirerek ürettiği blok kesildiğinde inanılmaz detaylarla bezenmiş bir sanat eseri ortaya çıkıyor. Eserin en önemli özelliği, son halinin ancak cam kesildikten sonra görülebilmesi. Sanatçı tekniğini otuz beş yılda o kadar geliştirmiş ki, şu anda cam blok üzerine portre ve resimleri bütün halinde döşeyebiliyor. Bugüne kadarki en büyük çalışması Leonardo da Vinci’nin “Kayalıklar Bakiresi” adlı tablosunu detaylı bir şekilde yorumladığı eseri, fakat küçük çaplı çalışmalarının da işçilikte ondan aşağı kalır yanı yok.Milliyet Sanat
Reklam
Yağmurda yürümek mi, yoksa koşmak mı daha az ıslatır?
Hava şartlarını kontrol etmemiz mümkün değil. Farz edin ki bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor ve siz evden çıkmadan önce saçlarınızı özenle taramıştınız. Otoparktan marketin girişine kadar da bozulmasını istemiyorsunuz. Acaba daha yavaş yürüyerek yağmur altında daha çok vakit geçirmek mi, yoksa koşarak yanlardan daha çok yağmur damlacığıyla temas etmek mi sizi daha çok ıslatır?Minute Physics’in yaratıcısı Henry Reich, fizikle ilgili konuları açıklamak için, yaptığı çizimleri time lapse tekniğiyle videolara dönüştürüyor. Birazdan izleyeceğiniz videoda ise yağmurda koşmanın mı yoksa yürümenin mi bizi daha kuru tutacağı sorusuna değinmiş.Reich, bu çok eski sorunun cevabını bulabilmek için paralelogramlardan ve toplam ıslanma miktarı gibi denklemlerden yola çıkarak analizler yapıyor. Minute Physics videosu, bu sorunun cevabını bilimsel olarak açıklayabilmek için yapılan ilk girişim değil...
Beynin Nasıl Şuur Kazandığı Anlaşıldı
Bilim insanları, yeni bir araştırmanın sonucuna dayanarak narkoz etkisinden veya komadan çıkan beynin nasıl tekrar bilinç kazandığı sorusuna yanıt bulduklarına inanıyor. Araştırmada yer alan New York Weill Cornell Medikal Yüksel Okulu'ndan anestezi uzmanı Dr. Alex Proekt, 'İlaçlar beyni terk ettiği zaman oluşturdukları etkinin ortadan kalktığını ve narkoz sonrası bilincin geri geldiğini zannediyorduk. Ancak bu süreci yeterli anlayamadığımız ortaya çıktı' ifadesini kullandı. Bilim insanları, beynin faaliyet esnasında oluşturduğu izleri inceleyerek, bilinç kazanmaya doğru spesifik bir şekilde ilerlediğini düşünüyordu. Araştırmada, beynin bilinçliliğe doğru adım adım mı ilerlediği yoksa aynı anda birçok hale geçiş yapıp yapamadığı anlaşılmak istendi. Proekt ve meslektaşları, anestezi altındaki farelerin beynindeki belli bölgelerin elektriksel faaliyetini inceledi. Deneyde, fareler uyanıncaya kadar verilen anestezinin etkisi azaltıldı. Gözlemler, beynin tekrar bilinç kazanmak için birçok belli aşamadan geçtiğini gösterdi. Bilinç kazanma esnasında, beyindeki bazı basamaklar arasında net bir dönüşüm yaşandığı, beynin diğer haller arasında bağlantı kurmak için de bir nevi bağlantı merkezi oluşturduğu görüldü. Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan araştırmada, beynin bilinç kazanma sürecinde farklı 'güzergahlar' seçebileceği, ancak basamaklar arasında geçişi sağlayan merkezlerin ana rolü üstlendiği ifade edildi. Yeni tedaviler keşfedilebilir Bilim insanları, elde edilen yeni bulguların ileride komadaki insanlara yardım etmek için kullanılabileceğini belirtti. Proekt, 'komadaki ve baygın insanların beyninde uyku halinin periyotlara bağlı olarak elektriksel faaliyetler gerçekleştiğine değinerek, 'beynin koma ve genel anestezi altında bazen normal faaliyetlere dönmeyi başaramadığını' belirtti. Beynin şuur kazanmasını sağlayacak uyanma basamaklarını sonuçlandıramaması, bazen insanların uzun yıllar komada kalmasına neden olabiliyor. Bilim insanları, insanlara yardımcı olabilmek için ilk olarak farelerde gözlemlenen sürecin insanlarda da var olup olmadığını anlamak istiyor. Proekt, ileride şuursuzluğa neden olan halleri ortadan kaldıracak ve nihayetinde hastaları uyandıracak tedavinin geliştirilebileceğini belirtti. Hastaların sadece fiziksel değil, faaliyetleriyle de bilinç kazandıklarını ortaya koyabilmesi, bir gün insanların gerçekten nasıl bilinç kazandığına da net bir açıklama getirebilir. Livescience | Al Jazeera
Reklam
Genç Müzisyen Ömür Kılıçaslan Yaşama Veda Etti
Hariçten Gazelciler grubunun vokalisti ve çağlama isimli enstrümanın mucidi Ömür Kılıçaslan, sabaha karşı evinin balkonundan düşerek hayatını kaybetti. 2001 yılında İzmit’te kurulan Hariçten Gazelciler adlı alternatif müzik gurubunun solisti, İstanbul müzik piyasasının tanınan isimlerinden Ömür Kılıçaslan’ın vefat haberi, grubun sosyal medya hesaplarından duyuruldu. Mucidi olduğu çağlama isimli enstrumanıyla adını müzik tarihinin sayfalarına altın harflerle yazdıran Kılıçaslan, 1998 yılında Türk Rock müzik grubu Çamur’un bas gitaristliğini üstlenmişti. Kılıçaslan'ın cenazesi yarın ikindi namazına müteakiben Sarıyer Eski Bahçeköy Mezarlığı'na (Orman Fakültesi yanı) defnedilecek...Tamar Melike Tegün / Milliyet.com.tr
Banksy: 'Robin Hood’daki Karakterlerden Biri Olma Hayaliyle Büyüdüm'
Dünyaca ünlü sokak sanatçısı Banksy , nisan ayında ses getiren ‘ telekulak ‘ çalışmasının kendisi yaptığını birinci ağızdan teyit ederken, önceki eserlerinin açık artırmada satıldığı sergi hakkında da ilginç bir yorum yaptı. Websitesini yeniden aktif hale getirip soru-cevap kısmında hayranlarının merak ettiği konulara açıklık getiren ‘ Gerilla sanatçı, ‘ Telekulak ‘ isimli eseri ilk kez sahiplendi. Britanya’nın iç istihbarat servislerinden GCHQ ‘nun bulunduğu Cheltenham’daki eserin Banksy’ye ait olup olmadığı uzun süre boyunca tartışılmıştı. Banksy ayrıca eski menajeri Steve Lazarides ‘in Londra’da Sotheby’da düzenlediği ve sanatçının eserlerini içeren sergi ile açık artırma hakkında şu yorumu yaptı: “Küçük bir çocukken hep Robin Hood’daki karakterlerden biri olma hayaliyle büyüdüm. Sonunda oradaki altınlardan biri olacağımı hiç tahmin etmezdim.”10 yıl beraber çalıştığı eski menajeri Lazarides de Banksy’nin bu yorumunu önceden tahmin edip, “Banksy bu sergiden kesinlikle nefret ederdi. Hiçbir zaman bu şekildeki sergileri desteklemedi” ifadelerini kullanmıştı. Banksy sitesindeki soru-cevap bölümünde hiçbir sanat galerisi tarafından temsil edilmediğini ve Facebook’la Twitter’ı kullanmadığını bir kez daha vurguladı. Diken
Reklam
İki "Avatar" Daha Geliyor
Oscar ödüllü 2009 yapımı bilim-kurgu filmi Avatar'a iki bölüm daha çekilecek.Filmin yönetmeni James Cameron'ın filmi bir üçleme haline getirmek istediği ve çekimleri 3D tekniği ile yapacağı söylentileri uzunca bir süredir kulislerde dolaşıyordu. Yönetmen Cameron ve film şirketi 20th Fox Century, geçtiğimiz gün film hakkında yaptıkları açıklamada, üçlemenin 2016-2018 yılları arasında çekilmesi planladığını açıklarken, oyuncu kadrosunda sürpriz bir isim açıkladı. İlk filmde Dr. Grace Augustine karakterini canlandıran Sigourney Weaver, serinin devamında da rol alacak. Weaver'ın canlandırdığı karakterin ölmüş olması, ünlü oyuncunun sözleşme imzalamasına engel olmadı.Yönetmen James Cameron, yeni ve daha zorlayıcı bir karakterle kamera önüne geçeceğini söylediği Weaver için '1985 yılından beri uzaylılarla (Alien serisi) beraber uzun bir geçmişimiz oldu. Hem iyi arkadaşız hem de beraber çalıştığımızda iyi işler ortaya çıkıyor' ifadelerini kullandı. Filmde ayrıca Sam Worthington, Stephen Lang ve Zoe Saldana'nın da rol alacağı belirtildi.Haber Türk
'Atak' Türk Silahlı Kuvvetlerine Teslim Edildi
Milli imkanlarla geliştirilen taarruz ve taktik keşif helikopteri T-129 ATAK, Türk Silahlı Kuvvetlerine törenle teslim edildi.ANKARA Milli imkanlarla geliştirilen taarruz ve taktik keşif helikopteri T-129 ATAK, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın katıldığı törenle Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim edildi. Cumhurbaşkanı Gül, Kara Havacılık Komutanlığı'nda düzenlenen ATAK Helikopteri Teslim Töreni'nde, projenin gerçekleşmesinde emeği geçenleri, 2004 yılında Savunma Sanayi İcra Komitesi'nde alınan stratejik kararın altında imzası bulunanları tebrik etti. Cumhurbaşkanı Gül, şöyle konuştu: 'Buraya birkaç kilometre uzak mesafede, TAİ'nin ana üstlenici olduğu yerde, bu helikopterleri Türkiye'de ürettik. Nasıl Boeing, Airbus o zaman ana üstleniciyse bu sefer, burada da TAİ ana üstlenici oldu. Tabii ki başka yerlerden aldığımız destekler de söz konusu oldu. Bu, Türk savunma sanayinin, helikopter yapımında, 'know how' başta olmak üzere geldiği noktayı göstermektedir. Biz, bu helikopterin sadece mekanik kısımlarını değil, çok önemli sistemlerini, elektronik harp, silah ve aviyonik sistemlerini de Türkiye'de yaptık. Bunlar, çok sofistike, ileri teknoloji isteyen noktalardı. Bunların tabii gururunu yaşama hakkımız da vardır.' 'TSK'yı donatacak teçhizatın önemli kısmını üretmeye başladık' Bu coğrafyada yaşayan herkesin 'Hazır ol cenge, istiyorsan sulhu salah' sözünü bildiğini ifade eden Gül, şunları söyledi: 'Savaşmamak için, başkasının yanlışa girip, size karşı yanlış yapmaması için hazırlıklı olmak durumundasınız. Türkiye, uzun süredir bu hazırlığını güçlü bir şekilde yapmakta ve caydırıcılığına her gün yeni güç katmaktadır. Bundan da şüphesiz büyük bir gurur duyuyoruz. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı, bize çok şeyler öğretti. Savunma konusunda sadece dışa bağımlılığın doğru olmadığını... O günden bugüne çok önemli siyasi kararlar alındı ve bugün geldiğimiz noktada, Türkiye içerisinde Silahlı Kuvvetlerimizi donatacak teçhizatın önemli kısımlarını üretmeye başladık. Bunları müttefiklerimizle de yeri geldiğinde paylaşmaya başladık. Bugün artık sadece konvansiyonel tehlikelerle karşı karşıya değiliz. Bugün terör, kaçakçılık, radikalizm gibi çağın ortaya çıkardığı tehditler de var. Bütün bunlara karşı en güçlü mücadele vermek, kendinizi en iyi şekilde koruyabilmek, kendinize gelebilecek zararları uzakta tutabilmek için Silahlı Kuvvetlerimizi daima güçlü tutmalıyız. Bu uğurda yapılan büyük gayretleri Türk milleti de büyük bir takdirle karşılamakta ve büyük gurur duymaktadır. Bu vesileyle şunu da ifade etmek isterim, topraklarımızın dokunulmazlığının, Türkiye'nin bağımsızlığımızın garantisi tabii ki Silahlı Kuvvetlerimizdir. Türk Silahlı Kuvvetleri'ni Türk milleti daima göz bebeği gibi korumuştur, bundan sonra da daima göz bebeği gibi koruyacaktır ve bunda titiz davranacaktır.' 'Bizim için bir nevi istiklal ve istikbal mücadelesi' Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da törende yaptığı konuşmada ATAK helikopterlerinin ülke, millet, Türk Silahlı Kuvvetleri için hayırlara vesile olmasını diledi. ATAK Helikopter Projesi'nin, ülkeyi gelmiş olduğu noktadan daha da ileri taşıyacağı yönündeki inancını dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Silahlı kuvvetlerimizin ihtiyaç duyduğu savunma sistemlerinin, yerli imkanlarla karşılanması, göreve geldiğimiz günden bu yana temel önceliklerimizden biri oldu, olmaya devam edecektir. Biliyoruz ki yerli sanayimizin geliştirilmesi, silahlı kuvvetlerimizin ihtiyaçlarının yerli firmalarımız tarafından özgün ürünlerle karşılanması, bunun altını özellikle çiziyorum, bizim için bir nevi istiklal ve istikbal mücadelesidir. 12 yıldır hep bu bilinçle hareket ettik. Yerli firmalarımıza, kendi insanımızın potansiyeline güvendik. Türkiye'nin savunma ihtiyaçlarının, yurt içinden karşılanması, ordumuzun modernizasyonu, her alanda çok kritik, çok büyük çaplı projeler başlattık. Kara, hava, deniz platformu, insansız hava araçları, uydu teknolojileri, muhabere elektronik ve bilgi sistemleri gibi birçok alanda önemli projelere imza attı. Başlattığımız bu projeler, artık meyvelerini vermeye başladı.' Milli tank ALTAY, milli gemi MİLGEM, insansız hava aracı ANKA, başlangıç temel eğitim uçağı HÜRKUŞ'un son dönemde yerli imkanlarla hazırlanan projelerden sadece birkaçı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti: 'İşte bugün bu başarı zincirine yeni bir halka daha ekliyoruz. ATAK Projesi kapsamındaki ilk helikopterimizi, silahlı kuvvetlerimize dahil etmenin bugün bahtiyarlığını yaşıyoruz. ATAK helikopterinin bugün geçmişini bilenler, bugünlere hiç de kolay gelinmediğine, çok büyük emekler sarf edildiğine şahitlik ettiler. Yıllarca ilerleme sağlanamayan diğer pekçok proje gibi bu projeyi gerçek anlamda hayata geçirmek bizlere nasip oldu. 2004 yılında bu konuda verdiğimiz stratejik kararla çıktığımız yolda işte bugünlere geldik. Burada hep birlikte şahit olduğumuz tablo, verdiğimiz kararın ne kadar doğru, ne kadar yerinde olduğunu gösteriyor.' 'Bize çok büyük güç katacaktır' ATAK helikopterlerinin, görev bilgisayarı dahil olmak üzere cihaz ve ekipmanlarının çoğunun Türk mühendislerce tasarlandığına vurgu yapan Erdoğan, şunları kaydetti: 'Modern elektronik ve silah ekipmanlarıyla donatılan helikopterlerimiz, terörle mücadelede ve ülke bütünlüğümüze yönelik eylemlerde inanıyorum ki bize çok büyük güç katacaktır. Bunun yanında helikopterlerimiz sınırlarımıza yönelik her türlü saldırıda caydırıcı güç oynayacak, barış ortamının güvence altına alınmasına da katkı sağlayacaktır. 2004 Mayısı'nda, aldığımız kararla yalnız helikopter üretimi değil insansız hava aracı ve modern tankın üretimi için de yeni bir yol haritası belirleme çalışmalarına başladık.Helikopter projemiz için Savunma Sanayi Müsteşarlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı personelimiz hakikaten özverili bir çalışma yaptı. Bu çabalar neticesinde böyle büyük proje için kısa sayılabilecek bir sürede ihaleyi gerçekleştirdik. Sözleşmeyi imzalayarak, takvimi başlattık.' 'Türkiye ATAK Projesi ile artık helikopter satın alan bir ülke konumundan helikopter üreten ve helikopter satan bir ülke konumuna yükselmiştir' vurgusunu yapan Erdoğan, bunun herkes için büyük bir başarı, tarihi bir adım, ülkemiz ve millet için iftihar edilecek bir durum olduğunu kaydetti. ATAK Projesi'nin, yalnızca silahlı kuvvetlere katacağı güç nedeniyle değil savunma sanayine yönelik rol modellik göreviyle de stratejik öneme sahip olduğuna işaret eden Erdoğan, projede emeği geçen tüm kurumlara ve çalışanlara teşekkürlerini iletti, ATAK helikopterinin silahlı kuvvetlere ve Türkiye'ye hayırlı olmasını temenni etti. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hulusi Akar da yaptığı konuşmada, Türkiye'nin jeostratejik konumunun, fırsatlar sağlamasının yanı sıra bir çok riski de beraberinde getirdiğini belirtti. Türkiye'yi dış tehditlere karşı korumak, sınırların güvenliğini sağlamak, terörle mücadele, arama kurtarma, insani yardım ve uluslararası barışı koruma faaliyetlerine TSK'nın fedakarlıkla katkı sağladığını ifade eden Akar, bunu yerine getirirken etkin silahlı kuvvetlere ihtiyacın arttığını söyledi. Orgeneral Akar, bunun, disiplinli personelin yanı sıra güçlü birlikler ve milli imkanlarla üretilen harp silah araç ve gereçleriyle mümkün olabileceğini vurguladı. Orgeneral Akar, 'Son dönemde milli imkanlarla geliştirilen silah sistemleri Türkiye'nin sınıf atladığının göstergesidir' dedi. Gül ve Erdoğan pilot kabininde poz verdi Cumhurbaşkanı Gül'ün konuşmasının ardından TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özel, Milli Savunma Bakanı Yılmaz, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akar ve diğer yetkililerin sahneye gelmesiyle fotoğraf çektirildi. ATAK helikopterinin tanıtım filminin ardından, helikopterler gösteri uçuşu gerçekleştirdi. Daha sonra Cumhurbaşkanı Gül, TBMM Başkanı Çiçek ve Başbakan Erdoğan pilot montu giyerek helikopterlerin yanına gitti. Gül, ATAK helikopterlerinin pilotlarıyla tek tek tokalaştı. Pilot kabinine oturan Gül ve Erdoğan, basın mensuplarına poz verdi. Helikopterin önünde gerçekleşen fotoğraf çekiminin ardından resepsiyona geçildi. Törene Cumhurbaşkanı Gül, TBMM Başkanı Çiçek, Başbakan Erdoğan, Yargıtay Başkanı Ali Alkan, Danıştay Başkanı Zerrin Güngör, Başbakan Yardımcıları Bülent Arınç, Ali Babacan ve Emrullah İşler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özel, Somali Genelkurmay Başkanı Tuğgeneral Dahir Adan Elmi, bakanlar, bazı milletvekilleri, kuvvet komutanları, Savunma Sanayi Müsteşarı İsmail Demir, yerli savunma sanayi şirketlerinin genel müdürleri ile diğer davetliler katıldı. Helikopterin özellikleri Yakın hava desteği görevleri ve çok amaçlı görevler için iki tip tasarlanan ATAK helikopteri, ağır silah yükü ile zorlayıcı 'sıcak hava-yüksek irtifa' görevlerini başarıyla yerine getirebiliyor. ATAK, yakın hava desteği görevleri için güdümsüz roketler (76 adet) ve 20 milimetre top ile donatılmasının yanı sıra çok amaçlı görevlere uygun biçimde en modern elektronik harp gereçleri entegre edilerek, 8 güdümlü anti-tank füzesi 'mızrak', 12 güdümlü 'cirit', 2 'stinger' ile görev yapabiliyor. TSK için 50 helikopterin tedarikine yönelik başlatılan program kapsamında, milli aviyonik ve silah sistemleri ile teçhiz edilmesi sonucu ortaya çıkan ATAK helikopteri, dünyada kendi sınıfındaki en etkin taarruz helikopteri olma özelliği taşıyor. TUSAŞ tesislerinde üretimi tamamlanan ATAK helikopteri prototipi, ilk uçuşunu 17 Ağustos 2011'de gerçekleştirmişti. Muhabir: Kurbani Geyik - Enes Kaplan - Aylin Sırıklı - Ferhat Demircan - A. Eda Ünlü ÖzenAA
Reklam
Kızılötesi 10 Fotoğrafla İzlanda'nın Büyüsüne Kapılın!
İzlanda, engebeli lav arazileri ve muhteşem Kuzey Işıklarıyla tartışmasız dünyanın en fotojenik ülkelerinden birisidir. Her yıl yarım milyondan fazla turist bu doğa harikaları için İzlanda'ya gelmektedir. Buraya gelen turistlerden farklı olarak manzaralara başka bir gözle bakmak isteyen İngiliz fotoğrafçı Andy Lee kızılötesi fotoğrafçılık teknikleriyle ortamların ışığını değiştirdi. Bu fotoğraf serisinin ismi de  'Mavi İzlanda' olarak belirlendi. Fotoğraflar biraz karamsar görünse de büyüleyiciliklerinden bir şey kaybetmemişler.İyi eğlenceler dileriz...
Oktay Rifat 100 Yaşında
Kendi hayatını da bir sanat yapıtına dönüştürebilen şair Oktay Rifat 100 yaşında. 100 yıl önce bugün, çağdaş şiirimizin doruklarından Oktay Rifat, Trabzon’da doğdu. Ankara Erkek Lisesi’nde okurken tanıştığı Orhan Veli ve Melih Cevdet’le birlikte kurdukları “Garip” akımıyla şiirimizdeki en büyük yenilik hareketlerinden birini gerçekleştirdi. Garip sonrasında da “Perçemli Sokak” ve “Âşık Merdiveni” kitaplarıyla İkinci Yeni akımına koşut, “gerçeğin gündelik düzenini değiştirmek” olarak adlandırdığı yenilikçiliğini sürdürdü. 1966’da yayımlanan “Elleri Var Özgürlüğün” kitabıyla, geçirdiği bütün yenilik arayışlarının ardından gelen “başyapıtlar dönemi” diyebileceğimiz büyük yaratıcılık yılları geldi. “Şiirler”, “Yeni Şiirler”, “Çobanıl Şiirler” gibi yapıtlarında, Türkçenin ses zenginliği, sınırsız imge zenginliği bir aradaydı. Yaşadığı yıllarda şiir tartışmaları içinde de yer almış, toplum, birey ve şiir üstüne en çok düşünmüş, şiir uğraşının toplumsal yararını da gözetmiş ozanlardandı. “Şiir, sosyalizm ve yalandan sakınma bana kişiliğimin temel direkleri gibi görünür” demişti bir konuşmasında. “İyi”nin ve “güzel”in ardında, kendini ve şiirini yenileye yenileye büyük bir şair hayatı yaşadı Oktay Rifat. “Her şey insan içindir” diyordu, “Bilgi de, sanat da insan için. İnsanın, tabiatın ve toplumun yıkıcı kuvvetlerini yenerek daha rahat, daha kolay, daha insanca yaşaması için. Bu ana kuralın tersine kürek çekmek şairliğe sığmaz gibi geliyor bana.” Şiir üstüne yapılmış belki de en güzel tanımlardan birini de, Metin Eloğlu’nun bir sorusuna verdiği yanıtta söyledikleriyle ona borçluyuz: “Şiir olmasaydı, yaşama dediğimiz oluşun çarklarından biri eksilirdi. Belki kıyamet kopmazdı ama insanlar sevişemez, öpüşemez, beğenemez, yarınların yeni düzenine şiirli dünyanın hızıyla kavuşamazdı.” Oktay Rifat, 18 Nisan 1988’de öldüğünde Türk şiiri, doruklara ulaşmış bir ozanını yitirmişti. On altı şiir kitabı, üç romanı, Fransızcadan çevirileri yayımlanmış, çeşitli sahnelerde oyunları oynanmıştı. Bir şiirinin adı gibi, “Nara Benzer”di, çoktu. Çokluğu, yalnızca yetenekli bir sanatçı olması değil, bu yeteneğini, insanlık kültürünün, bilgi ve deneyiminin bütün unsurlarıyla, kısacası insan olmanın o yüce değerleriyle buluşturup, kendi hayatını ve kişiliğini de bir sanat yapıtına dönüştürebilmiş olmasındaydı. Bu yüzden Oktay Rifat, yalnızca birbirinden güzel şiirlerin değil, aynı zamanda örnek, güzel bir hayatın da simgesi oldu. AĞZIMIN TADI Ağzımın tadı yoksa, hasta gibiysem, Boğazımda düğümleniyorsa lokma, Buluttan nem kapıyorsam, vara yoğa Alınıyorsam, geçimsiz ve işkilli, Yüzüm öfkeden karaya çalıyorsa, Denize bile iştahsız bakıyorsam, Hep bu boyu devrilesi bozuk düzen, Bu darağacı suratlı toplum. SON SÖZ Boğazından lıkır lıkır geçen Şu suyun kıymetini bil Nedir ki bu mavilik deme Pencereden görebildiğin kadar Göğün kıymetini bil Kıymetini bil çiçek açmış bademin Güneşli odanın çamurlu sokağın Beyazın siyahın yeşilin Pembenin kıymetini bil Dirilik öyle bir şey yürekte Sevinçle çırpınır Kavak yelleri eser insanın başında İnsanoğlu kızar öfkelenir savaşır Halk için girişilen savaşta O korkulu sevincin Öfkenin kıymetini bil Bil ki bu Budur işte Güneş yalnız dirileri ısıtır Güneşin kıymetini bil.Turgay Fişekçi / Cumhuriyet
Satürn'ün Uydusunu Denizaltılar Keşfedecek
NASA, Güneş Sistemi'ndeki gezegen ve uyduların keşfedilmesine yardımcı olacak projelerin geliştirilmesi için başlattığı yarışmada 12 projeyi destekleme kararı aldı. Projelerden bir tanesi, Satürn'ün uydusu Titan'ın denizlerini keşfedecek bir denizaltı.iGüneş Sistemi'ndeki keşifleri tetikleyecek projelerin öne çıkması için başlatılan NASA Yenilikçi Gelişmiş Konseptler Programı (NIAC), 12 projeyle yoluna devam etme kararı aldı. Mars'ta dev bir sera kurulmasından, kuyrukluyıldızları takip edecek uzay araçlarına kadar birçok projenin sunulduğu yarışmada, en çok öne çıkan fikir Titan'ın derinliklerinde gezinecek robotik denizaltı oldu. NASA Glenn Araştırma Merkezi'nden Steven Oleson, Titan'ın hidrokarbon gölleri ve denizlerinde gezinecek denizaltı için, 'Olağanüstü ve kesinlikle mühendislikle gerçeğe dönüştürülebilecek bir fikir' ifadesini kullandı. NIAC kapsamında Birinci Safha'ya seçilen projeler arasında yer alan Titan denizaltısı, dokuz aylık süre için 100 bin dolar destek alacak. Birinci Safha'nın sonunda başarı alınması halinde, İkinci Safha'ya geçecek projelere 500 bin dolar daha bütçe verilecek ve Ar-Ge süresi iki yıl daha uzayacak. Uzay keşif tarihinde ilk olabilir Titan denizaltısı, geçtiğimiz yıl öne çıkan Venüs yelkenlisinin ardından en farklı uzay keşif projelerinden birini temsil ediyor. Venüs'ün 450'yi dereceyi aşabilen yüzey sıcaklığına dayanması planlanan Zephyr (Zefir) uzay aracının, atmosferi sülfirik asitle kaplı gezegende rüzgarların yardımıyla hareket etmeyi planlanıyordu. Dünya dışı bir gök cisminde sulara dalması planlanan ilk keşif aracı olan Titan denizaltısı ise bir başka zorlu göreve işaret ediyor. Çükü robotik denizaltının dalacağı yer sıvı su içeren bir gölden çok, süper soğuk metan ve etan içeren Kraken Mare. 1170 km uzunluğundaki gölde, Dünya'da sıvı halinde bulunan gazlar -179'un altını gören sıcaklıklarda gaza benzeyen bir halde bulunuyor. Oleson, 'Denizaltının yüzmesi planlanan yer sıvı doğalgaz benzeri bir maddeyle dolu. Bunu düşünmek bile zor' ifadesini kullandı. Titan, Dünya'nın ardından insanlığın Güneş Sistemi'ndeki muhtemel yeni evlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bilim insanları, 300 metre derine inmesi planlanan denizaltıyla Titan'ın neler sakladığını da öğrenmek istiyor. Al Jazeera
Dünyada Gerçekleşmiş 10 İlginç Olay
etiket
1985'de New Orleanslı cankurtaranlar o yıl şehrin havuzlarında kimsenin boğulmamasını kutlamak için bir parti verdiler. Partide konuklardan biri çok ilginç bir biçimde boğuldu.
Reklam