Milli 'Lazer Silahı' Projesinde İkinci Aşamaya Geçildi
Geliştirdiği yüksek teknolojili ürünlerle Türk Silahlı Kuvvetlerinin vurucu gücünü artıran Bilim, Sanayi Teknoloji Bakanlığı'na bağlı çalışan Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu ( TÜBİTAK ), savunma sanayisinde devrim yapacak yeni bir projeye öncülük ediyor.TÜBİTAK'ın dünyada sadece sayılı ülkelerde bulunan lazer silahın geliştirilmesi için başlattığı projenin diğer ortakları ASELSAN ve Bilkent Üniversitesi . Savunma sanayisinde büyük devrim olacak lazer sistemi, TÜBİTAK'ın yüksek bütçeli çalışmaları arasında yer alırken, Milli Savunma Bakanlığı da projeyi yakından takip ediyor. Türkiye'nin önemli kurumlarını bir araya getiren proje için TÜBİTAK Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi ( BİLGEM ), TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi ( MAM ), TÜBİTAK Ulusal Metroloji Enstitüsü ( UME ) ve Bilkent Üniversitesi Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi ( UNAM ) birlikte çalışıyor.Türk mühendisler, ülkelerin savunmasında geleceğin teknolojik silahı olarak tabir edilen ' lazersilahlar' için çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor. Yüksek GüçlüLazer Sistemi (YGLS) Projesi'nin bütçesi 120 milyon lira olarak planlanıyor. Bu yılın başında hız kazanan çalışmalarda birinci altı aylık dönem tamamlandı. Yüksek güçlü lazersistemlerinin yerli olarak geliştirilmesi için başlatılan projede, tasarım aşamasına geçildi. Proje için tedarik faaliyetleri devam ediyor.Dünyada sayılı ülkelerde var olan teknolojiyle 6 yıl içinde 2 ayrı lazer silah geliştirilmesi hedefleniyor. Proje yöneticisi kuruluş olan TÜBİTAK BİLGEM, proje sonunda kullanılabilecek 2 yüksek güçlü lazersisteminin, istenen teknik özelliklerde üretilmesinden sorumlu olacak. Lazer sistemi ile kara, deniz ve havada tehdit unsuru oluşturan hedefler algılanacak, takip edilecek ve lazerle etkisiz hale getirilecek. Yüksek Güçlü Lazer Sistemi Projesi kapsamında geliştirilecek silahlar; insansız hava araçları, seyir füzeleri ve havan mühimmatlarına karşı kullanılabilecek.Kaynak: AA
'Tom Waits for No One' Filmi 35. Yıl Dönümü Şerefine Yeniden Yayınlanıyor!
Yönetmenliği John Lamb tarafından yapılan Tom Waits’in 1979 tarihli rotoskop tekniğiyle animasyonlaştırılmış kisa filmi, çıkışının 35. yılı şerefine restore edilip yeniden yayınlanacak.Proje için Lamb, 19 Eylül’de efsanevi filme yakışır bir anma etkinliği düzenleyebilmek için bir Kickstarter projesi başlatacak. Etkinlik önümüzdeki yıl 20-21 Mart tarihlerinde Hollywood’da filmin canlı görüntülerinin alındığı eski La Brea Stage, şimdiki Catchlight Studios’ta gerçekleşecek. Kickstarter üzerinden toplanacak parayla ise filmin canlı kayıtlarını, üstünden çizilen animasyondan ayırıp, her iki kısmını 35 yılın ardından ilk kez sergileyebilmek hedefleniyor. Etkinlik için aynı zamanda filmin yapım aşamasından storyboardlar, karakter eskizleri gibi detaylar verecek bir scrapbook da hazırlanıyor.Bantmag
6 Başlıkta Beyoncé'nin Dünyanın En "Abartılmış" Şarkıcısı Olduğunun Kanıtları
Önemli olan sesin ne kadar güçlü olduğu değil, sesin ne kadar güzel olduğudur. Örnek olarak; benim sesim Britney Spears'den daha güçlü ama ses rengim çok kötü. Beyoncé'nin de sesi çok güçlü ama normalden sıradışı/farklı vb. gibi bir ses rengine sahip değil. Örnek vericek olursak: Rihanna, Shakira, Britney Spears gibi ünlülerin sesleri sıradışı/farklı.*Beyoncé'nin sesi kötü demiyorum, çok güzel ama bir sanatçı için normal bir ses rengine sahip. Evet güçlü bir ses, ama diğer sanatçılara göre farklı/sıradışı bir ses rengine sahip değil demeye çalıştım.
Uzay İstasyonundaki HD Kameralar ile Yeryüzü Bir Başka Güzel
Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA)'nın Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ)'ye yerleştirdiği 4 yüksek çözünürlüklü (HD) kamera ile Dünya'nın eşsiz güzellikteki görüntülerinin canlı yayını sürüyor.Yüksek Çözünürlüklü Yeryüzü Görüntüleme (HDEV) olarak adlandırılan deney kapsamında, Mart ayından bu yana uzay istasyonunun HD yayınını http://eol.jsc.nasa.gov/HDEV/ adresinden milyonlarca kişi izledi.Değişik ısı ve zorlu radyasyon koşullarına rağmen 720p çözünürlükte yayın yapılırken, UUİ ekibinin radyo bağlantısı üzerinden gerçekleştirdiği telsiz görüşmeleri de yayınla birlikte izleyicilere ulaştırılıyor. Canlı yayın sırasındaki karanlık görüntü, UUİ'nin gece döngüsü içinde olduğunu gösteriyor. Bu, her 90 dakikada bir tekrarlanıyor ve 40 dakika sürüyor. Eğer görüntü gri ise bu kameralar arasında geçiş yapıldığı anlamına geliyor.İki yıl devam edecek bu test süresince kamera donanımının uzayın zorlu şartlarına ne kadar dayandığı ve nasıl işlediği tespit edilecek. Görüntü kalitesini inceleyen NASA'daki bilim insanları, gelecekteki görevlerde hangi kameraların etkin bir şekilde kullanılabileceğine karar verecek.Yerden ortalama 350 kilometre yükseklikteki rotasında ilerlemeye devam eden ve halen boşluktaki tek faaliyet alanı olan UUİ, 16 ülkenin desteğiyle ayakta duruyor. Rusya'ya ait olan Mir İstasyonu'nun görevine 2001 yılında son verilmişti.Zaman
Çocuk Gelinler Üstüne Bir Roman
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) tarafından hazırlanan rapora göre, Türkiye, çocuk gelinlere en çok rastlanan ülkeler sıralamasında yüzde 14 oranıyla ikinci sırada yer alıyor. İlk sıraları Batı-Doğu-Orta Afrika ülkeleri ile Güney Asya ülkeleri alıyor. Konunun birçok uzmanı 18 yaşın altındaki evliliklerin çocuk istismarı olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtiyor. Ancak, ülkemizde halen istismarın adı ‘evlendirme’ olarak doğal bir şey gibi lanse ediliyor.Çocuk gelinleri gezdiği, gördüğü ve yaşadığı yerlerden esinlenerek kaleme alan Ali Bayram, “13’ünde Kadın Olmak” romanı ile çocuk gelinlerin dramlarını gözler önüne seriyor. Romanının kahramanları, daha doğrusu mağdurları olan 13’ündeki ikizler, Helin ve Sıla da ağabeylerinin bir başkasının ölümüne neden olduğu insanların kanları karşılığında evlendiriliyor. Romanda çocuk gelin gerçeğine karşı direnen bir köy öğretmeninin de düzeni değiştirmeye çalışırken çarkın dişlilerinde öğütülerek yok edildiği anlatılıyor.Bayram’ın, görev yaptığı yerlerde yaşadığı töre gerçeğini romanına yansıtırken, “13’ünde Kadın Olmak” bizlere ‘insan’ olmanın sadece unvan olmadığını, bir felsefe olduğunu hatırlatmakla birlikte; namlunun soğukluğuyla, kurşunun kalbinize saplanması acısını yaşatıyor. Ne acı ki; çocuk gelinler insanlık dışı bir töreye kurban ediliyor.Yazar, bir röportajında “İki çocuk gelin, iki ayrı evde, insanlık dışı bir töreye kurban ediliyordu” diyor. Evet, anahtar kelime buydu aslında. İnsanlık dışı bir töre…Sizlere kusura bakmayın ama ‘güzel, keyifle okuyabileceğiniz bir roman’ gibi laflar edemeyeceğim. Şezlonga şöyle uzanırken, içkinizi böyle yudumlarken okuyabilirsiniz gibi pazarlama laflarına da hiç gerek yok. Romanın hedef kitlesi A + da değil ayrıca. Çünkü hedef kitlesi, empati yapabilen herkes. Biraz empati yapabilen ve kendi dışımızda da ne gibi hayatlar olduğunu bilmek isteyenler için etkileyici bir roman.Kaynak : Aycan Pırasalar Yengigün Gazetesi
Kırmızı Fularlı Kız Kitap Oldu
Antalya’da Gezi olaylarıyla ilgili iki davada 103 yıl hapis cezasıyla yargılanırken PKK’ya katılan ve ‘Kırmızı Fularlı Kız’ olarak bilinen 21 yaşındaki Ayşe Deniz Karacagil’in yaşadıkları, Fatih Küçük tarafından önce resme, peşinden tiyatro oyununa, son olarak da ‘Kırmızı Fularlı Kız’ adıyla kitaba dönüştürüldü.‘Destan Yörük’ kod ismi ile PKK’ya katıldığı belirtilen Ayşe Deniz Karacagil, cezaevi günlerinde elinde taşıdığı çiçek fotoğrafından esinlenerek Avangart Sanat Merkezi kurucusu Fatih Küçük tarafından resmedildi. Peşinden Kırmızı Fularlı Kız’ı tiyatro oyununa konu eden Küçük, bu sefer de kitabını yazdı. Yazar ve ressam Fatih Küçük’e ait ‘Kırmızı ...devamı:365haber.org/kültür-sanat
Ölmeden Cenneti Gördüğünüzü Düşündürecek 14 Fotoğrafıyla "Beyaz Tapınak"
İster inanın ister inanmayın, bu gördüğünüz fotoğraflar ne düşler ülkesine ne de peri masallarına ait. Beyaz Tapınak olarak da bilinen 'Wat Rong Khun', Tayland'da bulunan bir Budist tapınağıdır.Chalermchai Kositpipat adında Taylandlı bir tasarımcı tarafından 1997 yılında tasarlanan bu tapınak, geçtiğimiz Mayıs ayında gerçekleşen bir depremde ağır bir hasara uğramıştır. Tapınağın onarılması için Uluslararası destek gören Kositpipat, bu durumdan ilham alarak vazgeçmeyeceğini belirtmiştir.Tapınağın çoğu bölümüne yapısal hasarları giderilene kadar giriş yasaklanmıştır, fakat ziyaretçilerin dışarıdan fotoğraf çekmesine izin veriliyor.
Bu Filmden Korkmayana 10 Bin Dolar
Cinli filmlerin unutulmaz yönetmeni Hasan Karacadağ, yeni filminin en korkunç sahnesi için izleyiciyle iddiaya giriyor.Hasan Karacadağ’ın yazıp yönettiği, J plan ve Taff Pictures’ın yapımcılığını üstlendiği Tük sinemasının en uzun soluklu serisi Dabbe’nin beşinci filmi, Dabbe :Zehr-i Cin, 12 Eylül’de 250 kopya olarak vizyona giriyor. Radikal'de yer alan habere göre filmin yaratıcısı ve yaratıcı fikirlerin, ilgi çekmenin ustası Hasan Karacadağ Facebook ve twitter üzerinden ' dünya çapında' olduğu önemli vurgulanan fantastik bir yarışma başlatıyor.Filmde ana karakterin cinlerle karşılaştığı sahnenin, sinema tarihinde yapılmış en korkutucu sahnelerden biri olduğunu iddia eden Karacadağ, izleyiciler arasından kesinlikle korkmayacağını iddia eden 10 kişiyi sosyal medya üzerinden yapılan müracaatlarla belirleyecek ve Fono Film stüdyolarında özel bir ortamda filmi izletecek. Yabancılara da açık olan bu yarışma, İngilizce altyazılı olarak gösterilecek. Yarışmanın dünya promosyonu ise Mainstreet AD tarafından yapılacak.‘KORKU’SUZ İNSAN YOKTURDaha önce Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde tıp geçmişi bulunan Hasan Karacadağ, ‘korku’ duygusunun beynin geçirdiği düşük frekanslı nöbet anlarından oluştuğunu ve bir insanın korku duygusunu yüz mimikleriyle ve sözleriyle gizlemeyi başarmasına rağmen, kalp atışlarının ve beyin dalgalarının değişmesini asla kontrol edemeyeceğini belirtti.KORKMAZSAN 10 BİN DOLAR ÖDÜLKorkunun bilimsel izahını da yapan Karacadağ, cesur izleyicilerinin korkusunu da bilimsel yöntemlerle tespit ecek. Filmi izleyecek iddia sahibi kişiler nörotransmitter aygıtına bağlanarak, kalp atışları ve beyin dalgalarının değişimi takip edilecek. Filmin sonunda sonuçlar birer çıktıyla karşılaştırılacak. Film boyunca beynin korku bölgesi amigdala’da herhangi bir değişim gözlenmemesi halinde, o kişiye 10 bin dolar ödül verilecek.Amigdala'sını kontrol edebildiğini düşünen korkusuz sinefiller için müraccatlar 10 Eylül’den itibaren başlayacak..Cumhuriyet
Google'dan Tolstoy'a Özel Doodle
Google, Rus yazar, filozof ve politik düşünce adamı Lev Nikolayeviç Tolstoy'un 186. doğum gününe özel bir doodle hazırladı.Tolstoy'un doğum gününü kutlayan Google'ın ana sayfasında, Lev Nikolayeviç Tolstoy için hazırlanan özel bir grafik yer alıyor. Tolstoy'u betimleyen grafiği tıklayanlar, yazarın ünlü eserlerinin hatırlatıldığı çizimlerle karşılaşıyor.'Anna Karenina', 'Savaş ve Barış', 'Sivastopol Serisi', 'Hacı Murad', 'Efendi ile Uşağı', 'Çocukluğum', 'Hazin Bir Evliliğin Romanı', 'İlk Gençlik', 'Ivan Ilyiç'in Ölümü' ve 'Diriliş' gibi dünya klasiklerini yazan Tolstoy, roman öykü ve masallarının dışında eğitim, sanat, din ve ahlak ile sosyal ve siyasal denemeler üzerine de çok sayıda esere imza attı.Doodle uygulamaları, dünya ülkeleri için önemli gün ve tatillere, kültürel olaylara ve tarihte yer alan önemli kişilere yer vererek, dikkati çekmeyi amaçlıyor. İnternet kullanıcıları, özel tasarımlı logonun üstüne tıklayarak, o güne, kişiye, konuya özel daha ayrıntılı bilgilere erişebiliyor.AA