Uzay Çöpleri 'Lazer Işınlarıyla Temizlenecek'
Dünya'nın yörüngesi, büyük bir hızla ilerleyen yüz binlerce nesneyle dolu. Çarpışma yaşanması halinde bu nesnelerin çoğu, felakete neden olabilecek bir kazayı ateşleyebilir ve Dünya'nın telekomünikasyon ağlarındaki yörünge uzay çöplüğüne dönüşebilir.Avustralya'da uzay araştırmalarında öncü şirket Electro Optic Systems (EOS), yaklaşık 38 bin km yükseklikteki bu potansiyel ölümcül enkazları tespit etmek için yürütülen çabaların başını çekiyor.EOS Yönetim Kurulu Başkanı Ben Greene, uzay ajanslarının, ufak metal bir cıvatanın bir uyduya çarpmasından ve diğer uydulara zarar verebilecek şekilde uzayda, küçük çöp füzelerine dönüşmesinden endişe ediyor.Greene, uzayda yaklaşık 20 bin adet 'futbol topundan daha büyük' nesnenin bulunduğunu ve 'bir fındık kadar veya fındıktan biraz daha büyük' nesnelerin sayısının da yüz binlerce olduğunu tahmin ediyor.Greene'e göre bu nesneler, 20 yıl içinde birikecek ve büyük bir uzay yığınına dönüşecek.Uyduların maliyeti 30 milyon Avustralya doları ila 3 milyar Avustralya doları arasında değişiyor ve yörüngeye girmeleri ise yıllar alıyor. Dolayısıyla uyduların korunamamasının cezası da büyük oluyor.Greene, 'Yaklaşık 1 trilyon Avustralya dolarının (870 milyar ABD dolarının) yalnızca birkaç hafta içinde heba olmasından bahsediyoruz. Bir kere başladı mı, durdurulamaz. Bu yüzde 100 bir ihtimal, kesin olmayan tek şey ise ne zaman olacağı' diyor.EOS firması, yörüngedeki nesnelerin tespit edilmesi için yere bağlı lazerler kullanacak, fakat Greene bunun 'yalnızca zaman kazanma amaçlı' olduğunu söylüyor.Araştırmacılar daha sonra tıpkı 'Yıldız Savaşları' filminde olduğu gibi, tehdit olarak gördükleri nesneleri lazer ışınlarıyla, daha güvenli bir yerde parçalara ayrılmaları için atmosfer içinde yönlendiriyor.Greene, uydulara yönelik tehdidin yüzde 90'ını oluşturduğunu söylediği, boyutları 5 cm ile 10 cm arasında değişen nesnelerin de ışınlarla yönlendirilebildiğini belirtiyor.Avustralyalı EOS firması araştırma için, ABD'li Lockheed Martin ve Avustralya hükümetiyle ortak çalışma yürütüyor.Şirket, 10 ila 20 yıl içinde lazerlerle bu nesneleri yönlendirebileceklerini söylüyor fakat en büyük zorluk ise bu çözümü sanayileştirmek ve dünya genelinde merkez istasyonlar oluşturmak.Avustralya Ulusal Astronomi Araştırma Üniversitesi'nde teknik program müdürü Roger Franzen, 'sonsuz bir evrende bu tip küçük nesneleri tespit etmek için arka plandaki yıldızların parlaklığını azaltmak gerektiğini' ifade ediyor.Franzen, 'Enkazı görüntüleyebileceğiniz, açık bir yörünge tüneli ile hedefteki nesneleri de yönlendirebileceksiniz' diyor ve 'Enkazın manevralarını kontrol altına aldığınızdan emin olduğunuzda, bu iş için daha sağlam bir zemine kavuşmuş oluyorsunuz' diye ekliyor.BBC
7 Yaşındaki Yazar, 1 Milyon Dolar Kazandı
7 yaşındaki Dylan Siegel'ın nadir görülen bir hastalıkla mücadele eden arkadaşı için yazdığı kitapla satış rekorları kırdı.Los Angeles'lı 7 yaşındaki Dylan Siegel geliri en iyi arkadaşı Rabin Pournazarian 'ın hastalığının araştırmasında kullanılmak üzere bir kitap yazdı.Chocolate Bar isimli kitap sayesinde Siegel 1 milyon dolara yakın bir meblağ toplamayı başardı. Siegel'ın arkadaşı Jonah Pournazarian 'tip 1 B glikojen depolama hastalığı' denilen nadir görülen bir hastalıkla mücadele ediyor.ntvmsnbc.com'un haberine göre, 6 yaşındaki Jonah bebekliğinden itibaren bu hastalığın pençesinde olduğu biliniyor. Jonah da en iyi arkadaşının tedavisinin araştırılmasında kullanılmak üzere kolları sıvadı ve bir kitap yazdı.Dylan'ın bu çabaları boşa gitmedi ve hastalığın adı tüm ülkede duyulmaya başladı. Nadir görülen bu hastalık için toplanan paranın şimdiye kadar tüm derneklerin ve tıbbi kuruluşların topladığından fazla olduğu bildirildi. Toplanan para Florida Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne aktarılarak hastalık için bir tedavi bulunmasına harcanıyor.Rabin Pournazarian'ın hastalığı milyonda bir çocukta görülüyor. Doktorlar bundan sonra hastalığın tedavisinin bulunabileceğini belirtiyor.T24
1 Kilo Pamuk ile 1 Kilo Demir Kapışması
1 kilo pamuk mu daha ağırdır yoksa 1 kilo demir mi? NASA’nın Ohio’da 30 tonluk havayı boşaltarak uzay koşullarının oluşturulabildiği odada hepimizin hayatımızda öyle yada böyle karşılaştığımız bu sorunun cevabı verilmese de ilginç bir gösteri yapıldı. Sürtünmesiz ortamda yükseklikten bırakılan cisimlerin aynı hızda düştüğünü gösteren videoyu aşağıda bulabilirsiniz.
Reklam
Etkileyici 5 Romantik Film Müziği
Öyle soundtrackler var ki, çalındığı sahneyi izleyicinin gözlerinde canlandırır. Etkileyici 5 fantastik film müziğini sizler için derledik.
Akün ve Şinasi Gizlice Satılmış...
Mülkiyeti Emek İnşaat A.Ş'de bulunan, Ankara'nın en önemli iki tiyatro sahnesi, Akün ve Şinasi sahnelerinin 10 gün önce, gizli şekilde, Karadenizli bir şirkete satıldığı öğrenildi. Her iki sahnenin satışının 23 milyon TL'ye gerçekleştiği belirtilirken, satış talimatının bizzat Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik tarafından verildiği dile getirildi. Devlet Tiyatroları'nın (DT) bünyesinde faaliyet gösteren her iki tiyatro sahnesi için daha önce 5 kez ihaleye çıkılmış ancak satış “muammen bedelin altında kaldığı” gerekçesiyle gerçekleşmemişti.“Sansür” ve sanat kurumlarını yok etmeyi amaçlayan Türkiye Sanat Kurulu (TÜSAK) Yasa Tasarısı taslağı gölgesindeki tartışmalara maruz kalan DT'ye bir şok da Emek İnşaat'tan geldi. Mülkiyeti Emek İnşaat'a bağlı olan ve Ankara'nın merkezi yerinde bulunan, en fazla tiyatro oyunlarının sahnelendiği iki sahne, Akün ve Şinasi sahnelerinin gizli bir şekilde satıldığı öğrenildi. Emek İnşaat yetkilileri sahnelerin yeni sahibini sır gibi saklarken, sahneleri alan şirketin sahibinin Karadenizli olduğu ve İstanbul Ticaret Odası'na kayıtlı bulunduğu bilgisi edinildi.Cumhuriyet gazetesinden Selda Güneysu'nun haberine göre, daha önce de 5 kez satışı gündeme gelen ve “muammen bedelenin altında kaldığı”, sivil toplum kuruluşlarının tepkisi nedeniyle ihalesi geri çekilen iki sahnenin 23 milyon TL'ye bu kez Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'in talimatıyla satıldığı kaydedildi.İhale şartnamesi duyurulmadıAkün ve Şinasi sahnelerinin satışının 10 gün önce yapıldığı ve sivil toplum kuruluşları ve sanatçıların tepkileri nedeniyle ihalenin Kamu İhale Yasası kapsamı dışında tutularak, gizli ihale ile gerçekleştirildiği de dile getirildi. Satışı gerçekleştirilen her iki sahne için DT'ye 2014-15 sanat sezonu sonuna kadar kullanma hakkı tanındığı da belirtiliyor. Ancak her iki sahnenin sezon sonundan sonra ne şekilde kullanılacağı bilinmiyor. Emek İnşaat yetkileri ise satışa ilişkin Cumhuriyet'e bilgi vermekten kaçındı.Sinemadan tiyatro olmuştuAnkara'nın en işlek yerlerinden Atatürk Bulvarı üzerinde bulunan Akün Sahnesi, 1975 yılından 2002 yılına dek Akün Sineması olarak hizmet vermişti. Daha sonra bu salon 2002 yılında DT Genel Müdürlüğü'nce, dönemin genel müdürü Lemi Bilgin tarafından tiyatro sahnesine çevrilmişti ve o tarihten bu yana da tiyatro sahnesi olarak kullanılıyordu.Akün Sahnesi'nin hemen arkasında yer alan ve Tunus Caddesi'ne bakan Şinasi Sahnesi de Ankara'nın en eski tiyatro sahnelerinden biri olma özelliğine sahip. Sahne, 13 Mart 1988’de Yüksel Pazarkaya'nın “Meliha” adlı oyunuyla açılmıştı.Her iki sahne de bugün “kentin en önemli sanat merkezlerinden” biri kabul ediliyor.Selda Güneysu/Cumhuriyet
Reklam
Türkiye'nin 10 Gündem Maddesinin Yabancı Uyarlaması
Türkiye'de her gün onlarca ağır gündem maddesiyle karşı karşıya kalıyoruz. Artık o kadar sıradanlaştı ki, 18 kişinin öldüğü iş cinayetleri, 24 kişinin öldüğü trafik kazaları sıradanlaştı. Bakın bizim gündemimiz, başka ülkelerde aynen bizde olduğu gibi olsaydı nasıl görünecekti.
Beyninden Örümcek Korkusu Çıkarıldı
İngiltere'de şiddetli baş ağrısı nedeniyle hastaneye giden ve rahatsızlığı ameliyatla giderilen hasta, beyninden alınan parça sayesinde örümcek korkusundan tamamen kurtuldu.Şiddetli baş ağrısı şikayetiyle doktora başvuran İngiliz, beyninin duygusal tepkiler ve hislerden sorumlu kısmı amigdalada sorun olduğu tespit edilince ek taramalara tabi tutuldu. Taramalar, sorunun beyin dışında akciğerlere ve deriye de zarar veren, nadir görülen sarkadozdan kaynaklandığını ortaya koydu.Amigdalanın sol kısmındaki sorunlu bölgeyi ameliyatla almaya karar veren doktorlar, baş ağrılarının geçmesini sağladı. Ancak hastada hiç beklenmedik değişimler yaşandı. Sevmediği reklam müzikleri gibi hoşuna gitmeyen seslerden midesi bulunan hasta, bu rahatsızlığından kurtulurken, hayattaki en büyük korkusunu da aşmayı başardı. Hasta, örümceklerden artık hiç korkusu kalmadığını fark etti.Nasıl gerçekleştiği belli değilİngiltere'nin Brighton ve Sussex Tıp Okulu'nda Nick Medford tarafından tedavisi yapılan hasta, ameliyattan önce örümcek gördüğü zaman onlara tenis topları fırlattığını, ilaç sıktığını veya elektrikli süpürgeyle çektiğini belirtti. Ameliyattan sonra ise fobisi ortadan kalkan hasta, örümcekleri avcuna alarak incelemeye başladı.Dr. Medford, yapılan ameliyatla hastanın beyninden nasıl spesifik bir fobinin çıkarılmış olduğunu anlamadıklarını belirtti. Medford, bu durumun korkuya verdiğimiz tepkiden kaynaklanıyor olabileceğini belirtti. Örnek veren Medford, 'Duvarda gölgesi yansıyan bir cismi ilk başta yılan sanabiliriz ancak dikkatli bakıldığında bir çubuk olduğunu görüyoruz. Bu çok doğru bir gözlem değil ancak panik tepkisi hayatta kalabilmek için çok önemli' ifadesini kullandı.Medford, yapılan ameliyatta genel korkuları barındıran bölgenin alınmasıyla hastanın panik bağlantılı korkularından bir tanesini temsil eden sinirlerin de çıkarılmış olabileceğini savundu. Başka fobisi bulunmayan hastanın daha fazla teste tabi tutulmak istemediği belirtildi. Böylece, benzer bir ameliyatın diğer panik tepkilerini nasıl etkileyeceğini anlamak şu an için mümkün görünmüyor.Neurocase dergisinde yayımlanan araştırmada, amigdalanın beyinde çok derinde yer aldığı ve cerrahi operasyon olmadan korku giderici deneyler ve girişimler yapmanın mümkün olmadığı vurgulandı.Al Jazeera
Kidman ve Jackman Yeniden Bir Arada
'Australia' filminden sonra ilk kez bir araya gelecek iki Avustralyalı oyuncu, 'Lion' isimli bir dramada bir araya geleceklerÖnümüzdeki yaz 'Pan' filminde hayat vereceği Blackbeard karakteriyle farklı bir imajla beyazperdede görünecek olan Hugh Jackman, 'Lion' filmiyle birlikte yeniden Avustralya coğrafyasına geri dönecek.Gerçek bir öyküden perdeye taşınacak olan öyküde sokaklarda yaşayan bir gencin, evli bir çiftin yanında yeniden yaşama tutunma mücadelesi anlatılacak. Projeyi perdeye taşımak için yönetmen koltuğuna kimin geçeceği henüz kesinleşmese de projede yer alması muhtemel yıldız isimler belli oldu bile.Hugh Jackman ve Nicole Kidman ikilisini Baz Luhrmann'ın 'Australia' filminden sonra yeniden bir arada göreceğimiz filmde, genç oyuncu Dev Patel ikiliye eşlik edecek. Patel ve Jackman ikilisi yakın tarihte Neil Blomkamp'ın son filmi olan 'Chappie'de de birlikte yer alacak.Milliyet Sanat
Reklam
2014 Yılının En İyi 5 Tiyatro Oyunu
Ailesi ile ilgili travmaları ve ilgisiz bir koca ile birlikte hissiz, şizofrenik bir yolculuğa yelken açan Selin'in rahatsız edici hikayesi... Bu yıl herkesi şaşırtan, rahatsız eden ve bir o kadar da keyif veren bir oyun oldu. Bir anda herkesin konuşmaya başladığı Uykusuz isimli oyunu mutlaka izlemenizi öneririm. Yanınızda kağıt mendil götürmeyi unutmayın.Yöneten: Can CeylanYazan: Özgür ÖzgülgünOyuncular: Kimya Gökçe Aytaç, Poyraz Deniz Genç, Duygu Aktoprak
Kurt Cobain'in Duyulmamış Kayıtları Ortaya Çıktı
Efsanevi grunge müzik grubu Nirvana'nın solisti Kurt Cobain'in bugüne kadar duyulmamış bir kaydı yayınlandı.Kurt Cobain 'in 21 yaşındayken, 1988'de kaydettiği bir ses kaydı ortaya çıktı. Montage of Heck adlı kayıt Dangerous Minds adlı bir internet sitesi üzerinden yayınlandı.Karışık kasedi Cobain'in Nirvana'nın 1989'da çıkardığı Bleach albümünden bir sene önce kaydettiği anlaşılıyor.Cobain bu kasedi kendi müzik arşivinden, radyodan ve çeşitli kaynaklardan biraraya getirdiği parçalardan oluşturduğu görülüyor.Karşı
Tadından Yenmez, En İzlenesi 8 Türk Yapımı Animasyon Film
Karikatürist Bülent Üstün'ün oluşturduğu, Türk popüler kültürünün önemli yapıtaşlarından olan Şero, aynı isimli çizgi roman karakteri için yönetmen Mehmet Kurtuluş tarafından hazırlanmış olan, Türk yapımı bir animasyon filmidir.
Reklam
Son 75 Yılın En Akılda Kalıcı 10 Şarkısı
'Zig-a-zig-ah' sözleri 20 yıl sonra bir şekilde tekrar zirveye oturdu ama bu sefer bambaşka bir şekilde. Spice Girls'ün çıkış şarkısı 'Wannabe' son 75 yılın en akılda kalıcı şarkısı oldu.7 milyon kopyası satılan ve 22 ülkede haftalarca zirvede kalan şarkı şimdi de, Amsterdam Üniversitesi ve Manchester Bilim ve Endüstri Müzesi'nin yaptığı araştırmaya göre, 1940 yılından bu yana 220 en çok satan şarkı arasından yapılan değerlendirmede 'en fazla akılda kalıcı şarkısı' olarak kayıtlara geçti. Araştırmacılar Hooked on Music adlı bir interaktif oyunla en çabuk tanıyabildikleri şarkıları belirlediler. Ortalamanın 5 saniye olduğu oyunda, Wannabe 2.3 saniyeyle birinciliği aldı.'Citizen Science Experiment' adı altında 12.000 katılımcıyla gerçekleştirilen deneyde Lou Bega'nın Mambo Number 5 şarkısı 2.48 saniyeyle ikinciliği, Eye of the Tiger 2.62 ile üçüncülüğü aldı. Araştırmanın başındaki isim Dr. John Ashley Burgoyne ' Biz öncelikle müzikle ve hafızayla ilgileniyoruz ve neden insanların bazı şarkıların belirli kısımlarını akıllarında tuttuklarını araştırıyoruz.' dedi. 'Bazı şeyleri birkaç kez duyarsınız ve 10 yıl sonra hatırlarsınız. Ancak diğer şarkılar için, daha fazla duysanız bile tanıdık gelmez.'Burada önemli olanın ise melodi olduğu vurgulanıyor. Ayrıca müzikal belleğin nasıl çalıştığının kavranabilmesi için çalışmaların devam edeceği de söylenmiştir. Ayrıca bahsedilen Hooked on Music oyununa buradan ulaşıp, siz de kendinizi test edebilirsiniz.
Fazıl Say'dan Macbeth Yasağına ‘Yorumsuz Yorum’
Fazıl Say, kendi eserlerinin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası programından çıkarıltılmasının ardından ‘Macbeth’ oyununun da Devlet Tiyatroları programından çıkarılmasını ironik bir dille eleştirdi.Say, “Bugün öğreniyoruz ki, 500 yıl önce yazılmış Şekspir’in ünlü Machbeth oyunu da DT programından çıkarılmış. Eserin konusu biraz iktidar hırsı biraz devlet entrikaları. Yoruma gerek kalmıyor” diye yazdı.Say, “Çok tuhaf ve çok acıklı durumlar” başlıklı yazısında kendi eserlerine yönelik tutum ve Macbeth adlı oyunun Devlet Tiyatroları programından çıkarılması hakkında şunları yazdı:“Kültür Bakanlığı CSO sansür konusu ile ilgili 3 farklı açıklama yaptı. Diğer AKP’liler ile birlikte konuyla ilgili 8 farklı görüş var.33 hafta, 33 konser, yaklaşık 120 müzik eseri. İçlerinde Fazıl Say’ın 3 eseri var; İstanbul Senfonisi, Water piyano konçertosu ve Hermiyas yunus sırtındaki çocuk.Bir iki hafta sonra Bakanlıktan Orkestraya bir telefon geliyor. (Orkestra tamamen kültür bakanlığına bağlı) deniliyor ki; ‘Fazıl Say’ın eserlerini programdan çıkartın yoksa bakan bu programı onaylamayacak.’Orkestra yönetimi kızsa da istemese de o 3 eseri programdan çıkartıyor.Olay basına düşüyor. Tüm ulusal medyaya, sosyal medyaya yayılıyor. Daha sonra uluslararası medyaya da düşüyor. Der Spiegel, NewYork Times’da haber oluyor.1 Kültür bakanlığından ilk açıklama müsteşar beyden geliyor; ‘Fazıl Say ile bir sorunumuz yok’2 İkinci açıklama Kültür Bakanlığı güzel sanatlar müdüründen geliyor; ‘Ankara’da programdan çıkartılmış ama İstanbul’da bir eserini çalacağız’ diyor.3 Son açıklama Kültür Bakanı’nın bizzat kendisinden geliyor ‘Sansür filan yok bunların hepsi yalan. Hepsi yalan Yok sansür’ diyor.( Dünkü Habertürk gazetesinde röportajı var)4 Bu arada topa başka yetkililer de girmiş, Ankara Belediye Başkanı çok sevdiği Twitter’dan büyük harflerle kükrüyor, bir milletvekili Say’ı inançsız olmakla suçluyor, CHP TBMM’de konuyla ilgili önerge sunuyor, Fazıl Say bir açık mektup yayınlıyor.Bugün öğreniyoruz ki, 500 yıl önce yazılmış Şekspir’in ünlü Machbeth oyunu da DT programından çıkarılmış. Eserin konusu biraz iktidar hırsı biraz devlet entrikaları.Yoruma gerek kalmıyor.”ZETE
Reklam
Marvel Gelecek Planlarını Duyurdu!
Marvel yaptığı filmler ve projeler ile Türkiye’de de büyük ilgi ile takip edilen stüdyolardan birisi. Thor, Ironman, Hulk gibi daha birçok filmi Türkiye’de büyük gişe yaptı. Stan Lee tarafından çizilen süper kahramanların, beyaz perdeye yansıması ile Dünya çapında büyük sükse yapan Marvel, gelecek planlarını düzenlediği Marvel Event’ta izleyicileri ile paylaştı.Devam filmleri ve yeni başlayacak serilerden oluşan faz 3 ismini verdikleri bu dönem, bol bol aksiyon ve film efektlerinin bizleri beklediğini gösteriyor.Bu planlar ışığında ise Marvel’ın takvimi şu şekilde;takvimi http://talender.com/marvel-gelecek-planlarini-duyurdu/
Skolkovo City: Rusya Tamamen Girişimcilere Ayrılmış Bir Şehir Kuruyor
Silikon Vadisi her ayrıntısı, yapısı ve konumuyla büyük bir ilgi kaynağı. Teknolojinin, internet tabanlı girişimlerin artması, milyar dolarlık bir pazar oluşturmaları ile Silikon Vadisi oluşturmak isteyen ülkelerin sayısı ise her geçen gün artıyor. Ancak henüz tam anlamıyla başarılı olmuş bir tanesini bile görebilmiş değiliz. İşin özünde Amerika bile kendi içerisinde birçok deneme yapmasına rağmen ikinci bir Silikon Vadisi oluşturabilmiş değil.Rusya yine başka alanlarda yaptığı gibi konuya hakim bir giriş yaparak daha öncesinde Xerox ve SAP’de üst düzey yöneticilik yapan Igor Bogachev öncülüğünde tamamen girişimcilere ve yüksek teknolojiye odaklanacak bir şehir olan Skolkovo City’yi hayata geçirdiğini duyurdu.Skolkovo City projesi aslında yeni değil ilk temelleri 2010 yılında 3 milyar dolar yatırımla atılmış. Ancak şehirde girişimcilerin ve yeni şirketlerin kullanabilecekleri paylaşımlı ofislerin yapımı, MIT ile partnerlik anlaşması bulunan araştırma üniversitesi Skoltech University’nin geliştirilmesi ve diğer alt ve üst yapıların çalışmalarının tamamlanma hedefi olarak 2017 belirlenmiş. Ancak şehrin başkan yardımcısı  ve projenin başındaki isim Igor Bogachev geçtiğimiz hafta Silikon Vadisini ziyaret ederek birçok girişimciye ve şirkete resmi olarak Skolkovo City’e taşınmalarını teklif etmiş.Şehir 2020 yılında 1060 tane teknolojisti toplamda ise 20.000 nüfusa erişmeyi hedefliyor. Şehire gelip kendi girişimlerini kurmak isteyen şirketlere %75 oranında araştırma ve geliştirme desteği ile tohum yatırım imkanı sunuluyor.Igor Bogachev ise projeyi şöyle özetliyor: “Bilim adamları ve programcılardan oluşan bir ordu kurmak istiyoruz. En iyilerin olduğu ve bu en iyiler içerisinden yeni farklı projelerin çıktığı bir ekosistem kurmayı hedefliyoruz.”. Burada Bogachev’in de aktardığı konuya değinmek istiyorum, girişimden kastettiğimiz “e-ticaret” değil. Bogachev yeni bir sosyal ağ, e-ticaret sitesi gibi projelerle ilgilenmediklerini 5 alana odaklarını bunların bilgi teknolojiler, biyoteknoloji, uzay, nükleer ve enerji verimliliği üzerine olan projeler olduğunu aktarmış.Şehrin ve projenin temel taşlarından biri ise Skolkovo University. Kural olarak üniversitede Rus profesörler çalışmıyor ve okul araştırma üzerine yoğunlaşmakla birlikte MIT ile işbirliği yapıyor. Üniversite ücretsiz, bununla birlikte kabul ettiği öğrencilere burs yardımı yapıyor ve onları projelerde çalışmaya teşvik ederek şehirde kurulan girişimlere çalışan gücü takviyesi yapmayı hedefliyor.Bogachev, birebir Silikon Vadisi benzeri bir yapı kurmanın mümkün olmadığını her şehrin ve ortamın içinde farklı dinamikler barındırdığını ancak Sovyetlerden bu yana gelen çok sayıda bilim adamına sahip olduklarını ve bu kişilere inovasyonu aşılayarak bir ekosistem oluşturma hedefinde olduklarını aktarıyor.Skolkovo City’nin en beğendiğim yanı bizde internet girişimi denilince ilk akla gelen ve yaklaşık 10 projeden 6’sını oluşturan e-ticaret ve türevlerini odaklandığı alana almaması. E-ticaret, mobil teknolojilerin önemi ve ekonomisi tabi ki yadsınamaz ama diğer tarafta enerji verimliliği, biyoteknoloji ve bilgi teknolojileri neden ısrarla görmezden gelinir? Donanım ve yazılım bütünleşik uygulamalar neden yeterince teşvik edilmez veya özendirilmez? soruları bizim ülkemiz için aklıma geliyor.Tabi ki meselenin özü bir bina yapmaktan çok oraya nitelikli insanlar yetiştirebilmek, yerleştirebilmek ve sonuç alabilmek. Skolkovo City projesinin başına getirilen kişinin geçmişine baktığımızda bile projeye karşı bir güven oluşuyor.Ülkemizde de yapımı uzun süredir konuşulan ve artık belli bir noktaya geldiği söylenen Bilişim Vadisi projesi de aslına bakarsanız Skolkovo City ile benzer bir amacı taşıyor. Ancak geniş çerçeveden baktığımızda ülkemizdeki kuluçka merkezlerine ve girişim hızlandırıcıların çıkar(ama)dıkları şirketlere baktığımızda, vizyon olarak ve bütünlük olarak ciddi eksiklerimiz olduğunu ve bu işin içindeki bizlerin bile bu çeşit projelere inanmakta güçlük çektiğini söyleyebiliriz.Webrazzi
Son 75 Yılın ‘En Akılda Kalıcı’ Şarkısı Spice Girls’den Wannabe
Bir zamanların ünlü pop grubu Spice Girls’ün seslendirği ‘Wannabe’nin 1940’dan beri en çok akılda kalan şarkı olduğu ortaya çıktı. Britanya’da yapılan araştırmaya göre şarkı 2.3 saniyede anımsanıyorAmsterdam ve Manchester Üniversitelerinin iş birliğiyle yapılan bir araştırmaya göre, 1940’lardan beri en çok akıllarda kalan şarkı belirlendi. Dünya çapında yedi milyon kopya satan ve 22 ülkenin müzik listelerinde en üst sıraya yerleşmeyi başaran Britanyalı grup Spice Girls’ün Wannabe parçası, hafızalarda en çok yer edinen parça oldu. Araştırmalar, Wannabe parçasının insanların hafızasında 2.3 saniyede tanınır olduğunu gösterirken, dinleyiciler diğer parçaları beş saniyede anımsayabildi. Araştırmayı yürüten ekibin başındaki isim Dr. John Ashley Burgoyne, “Biz özellikle müzikle ve hafızayla ilgileniyoruz ve neden bazı şarkıların belli kısımlarının hafızada bu kadar uzun süre kaldığını araştırıyoruz” dedi.LİSTEDE LADY GAGA VE ABBA DA VARWannabe parçası, 1996’da Britanya ve ABD’de de Billboard Hot 100 listesinde toplam yedi hafta boyunca zirvede kaldı ve bir yıl sonra Brit Müzik Ödülleri’nde, En İyi Single ödülünü kazandı. Listenin ikinci sırasında Wannabe’yi, Alman müzisyen Lou Bega’nın Mambo No 5 parçası 2.48 saniye ile takip ederken, Amerikalı rock grubu Survivor’ın Eye of the Tiger şarkısı 2.62 saniye ile üçüncü oldu. Listede, ayrıca Michael Jackson, Lady Gaga ve Abba da bulunuyor.EN ÇOK AKILDA KALAN 10 ŞARKI1. Wannabe - Spice Girls2. Mambo No 5 - Lou Bega3. Eye Of The Tiger - Survivor4. Just Dance - Lady Gaga5. SOS - ABBA6. Pretty Woman - Roy Orbison7. Beat It - Michael Jackson8. I Will Always Love You - Whitney Houston9. Don’t You Want Me - The Human League10. I Don’t Want To Miss A Thing - AerosmithGUARDIAN
İç Ses İşitilebilir Hale Geliyor!
Birinin konuştuğunu duyduğumuzda beynimizde belli nöronlar çalışıyor. Bununla birlikte bu nöronlar özel ses frekanslarına göre tepki veriyorlar. Bu iki keşfi yapan University of California, Berkeley’den araştırmacılar “bir gazete veya kitap okurken beynin içinde duyulan sesi beyni inceleyerek çıkartabilir miyiz” sorusuna cevap arıyor. Bu “düşünce dekoder” i için ekip her bir test kişisi için özel algoritma  geliştirmiş. Katılımcıdan önce bir yazıyı sesli şekilde okuması istenerek temel veri alınmış. Ardından içlerinden okuması ve sonra da hiçbir şey yapmadan oturması istenmiş ve toplanan verilerin ışığında insanların içlerinden bir şey okuduklarında hangi nöronların aktif hale geldiği saptanmış. Son olarak da bu beyin dalgalarını sese dönüştürecek bir düzenek hazırlanıp hangi nöronların çalıştığına bağlı olarak kelimeler tahmin edilmiş ve belli bir başarıya ulaşılmış.Teknoloji mükemmelden çok uzak olsa da araştırma takımı bir gün konuşma yetisini kaybetmiş olanlara bu yeteneklerini geri kazandırabileceklerinin hayalini kuruyor.
Reklam