onedio
Türk Sinemasında "Korku" Yükseldi
Yönetmen Yavuz Yalınkılıç'ın 1970'de 'Ölüler Konuşmaz Ki' adlı filmiyle başlayan ve birçok fantastik filmi beraberinde getiren Türk sinemasındaki korku filmleri, son yıllarda yükselişi ile dikkati çekiyor.Kutluğ Ataman'ın 1993 yapımı 'Karanlık Sular' ile seyircilerin takdirini kazanan yerli korku sineması, sonraki dönemde beklenen ilgiyi göremedi. Uzun yıllar geri planda kalan tür, sessizliğini 2004 yılında gösterime giren korku-komedi filmi 'Okul' ile bozdu. Aynı yıl 'Büyü' filminin de gösterime girmesiyle Türkiye'de korku sineması canlandı. Böylece, on yıl öncesine kadar sayısı beşi geçmeyen yerli korku filmleri, 2004'den sonra 22 filmle zirveyi gördü. Yerli korku türünün asıl yükselişi ise Hasan Karacadağ ve Alper Mestçi filmleriyle gerçekleşti. 'Dabbe' ile 2006'da sinema seyircisini korkutmayı başaran Karacadağ'dan, 2008'de 'Semum', 2009'da ise 'Dabbe 2' filmleri geldi. Korkuyu tercih eden diğer bir yönetmen olan Tan Tolga Demirci'nin 'Gomeda' filmi gişede istenen rakamlara ulaşamazken, Ümit Ünal'ın Mehmet Günsür'e başrolünü verdiği 2010 yapımı 'Ses' de beklenen etkiyi sağlayamadı. Alper Mestçi'nin 2007 yılında sinema severlere sunduğu 'Musallat' ise gördüğü ilgiyle 2011'de devam filmi 'Musallat 2: Lanet'i vizyona getirdi. Böylece korku türü Mestçi ve 2012'de devam filmi çeken Karacadağ ile yükselişini sürdürdü. 'Dünya çapında bir Türk korku sineması peşindeyim' Yönetmen Hasan Karacadağ, AA muhabirine, 'Bize ait metafizik unsurları, en yeni teknolojiyle anlatıp dünya çapında bir Türk korku sineması peşindeyim ve dünya festivallerinden gelen tepkiler bu hedefe çok yaklaştığımı gösteriyor' dedi. Korku filmi yaparken en önemli şeyin gerçek ve görünmez arasındaki ince çizgi olduğunu ve gerçeklere riayet edilmesi gerektiğini söyleyen Karacadağ, şunları ifade etti: 'Yıllarca Batı sineması hep kendi kültüründen, kendi edebiyatından, kendi dininden mistik öğeleri kullanırken, biz ise maalesef izleyici konumundaydık. Zombiler, vampirler, hayaletlerle ilgili yüz binlere varan filmler yapılırken, bizim ninelerimizden dinlediğimiz 'cinler-karabasanlar' hep masallarda kalmıştır. Benim yaptığım, kendi özümüzün derinliklerine gömülmüş, eskilerin unutulmuş menkıbelerine hapsolmuş, bilinirken bilinmeyene dönüşmüş anlatıları yakalamak ve onları pelikül aracılığıyla izleyiciyle buluşturmak. Karanlık bir ortamda cin kelimesini duyduğumuz anda gerilmek bize ayrı bir korku zevki yaşatırken bunları sinemaya aktarmamak büyük hatadır.' Karacadağ, Türk korku sinemasının dünya çapında önemli bir değer oluncaya kadar çalışmalarına devam edeceğini de bildirdi. Gişede 'korku' Öte yandan, resmi izleyici rakamlarının aktarıldığı Box Office'ten alınan verilere göre, Türkiye'de korku filmi yapan yönetmenler arasında en çok Alper Mestçi ve Hasan Karacadağ seyrediliyor. Karacadağ'ın filmlerinden 'Dabbe' 539 bin, 'Semum' 334 bin ve Dabbe serisinin son filmi ise 422 bin kişi tarafından izlendi. Mestçi'nin 'Musallat' filmi 301 bin izleyici tarafından seyredilirken, 'Musallat 2' 514 bin kişiyi sinema salonlarına çekti. Diğer yönetmenlerin korku filmleri incelendiğinde ise Tan Tolga Demirci'nin 'Gomeda'sı 46 bin, Ümit Ünal'ın 'Ses'i ise 57 bin seyirciyle sınırlı kaldı.ANKARA - TUĞBA ÖZGÜR DURMAZ / AA
Grinin Elli Tonu'ndan İlk Fragman
Beyonce’nin birkaç gün önce 15 saniyelik teaser’ını Instagram'dan paylaştığı “Fifty Shades of Grey”in ilk fragmanı yayımlandı Çok satan aynı adlı kitaptan uyarlanan “Fifty Shades of Grey”de başrolü Jamie Dornan üstleniyor. 1982 doğumlu İrlandalı aktör daha önce “Marie Antoinette” ve “Shadows in the Sun” gibi filmlerde rol almıştı. Yakışıklı milyarder Christian Grey, Jamie Dornan tarafından canlandırılırken, baştan çıkardığı üniversite öğrencisi Anastasia Steele’i ise “Liseli Polisler” ve “Sosyal Ağ” filmleriyle tanınan Dakota Johnson oynuyor. Merakla beklenen filmin yönetmenliğini Sam Taylor-Johnson üstleniyor. Johnson’ın önceki çalışmaları arasında John Lennon’ın ilk yıllarını anlatan “Nowhere Boy” bulunuyor. Kitabın yazarı E.L. James filmin ortak yapımcısı olarak görev alıyor. Vizyon tarihi sevgililer gününe denk gelmesi için 14 Şubat 2015 olarak belirlendi. Fragmanda Beyonce’nin “Crazy in Love” şarkısının film için özel olarak yapılmış bir versiyonunu duymak mümkün.Milliyet Sanat
No.7 | Beyin Yakan Türk Kısa Filmi
Yönetmenliğini ve yazarlığını Evliya Çelebi'nin yaptığı, aktör olarak da İlhan Soner Şalap ve Katip Çelebi'nin oynadığı 2014 yapımı deneysel bir 'beyin yakan kısa film'. Filmin tamamında oyuncular rollerindeki hareket, jest ve mimikleri tersten oynamışlar ve film 'reverse' tekniğiyle kurgulandığında hikayenin normal (fakat garip) akışı oluşmuş.
Logan Zillmer Tarafından Hazırlanan 16 Harika Sürreal Fotoğraf
ABD'li fotoğrafçı Logan Zillmer'ın hayal dünyasını yansıtan bu mükemmel çalışmaların bazılarında hayata dair şeyler bulmak mümkün. Dijital manipülasyon yoluyla eşsiz efektler üreten Zilmer adeta bizleri kendi yarattığı bir hayal alemine götürüyor.İyi eğlenceler dileriz... 
Reklam
4 Yıl Aradan Sonra Yeniden Zeytinli Rock Festivali
Türkiye’nin önemli rock gruplarının sahne alacağı festival Zeytinli Rock Festivali, dört yıl aradan sonra tekrar gerçekleştirilecek. Türkiye’nin önemli rock gruplarının sahne alacağı festival Zeytinli Rock Festivali, dört yıl aradan sonra tekrar gerçekleştirilecek. 29-31 Ağustos tarihleri arasında her zamanki gibi Zeytinli Dalyan Sahili’nde gerçekleşecek Zeytinli Rock Festivali’nin biletleri satışa çıktı. Kamp ve kombine bileti olan katılımcılara kapılarını bir gün önceden açacak olan festival kapsamında, erken gelen kampçılar için gerçekleştirilecek açılış partisinde Ankara’nın köklü grubu Metropolis, kampçılar için sahne alacak. Grup eski solisti Ercüneyt Özdemir ile yeniden ve ilk kez festival kapsamında sahne alacak. Marsis'ten Pentagram'a kadar herkes bu sahnede Festivalin açılışını İzmir’in sevilen grubu Başıbozuk yapacak. Festivalde, Türkçe rock müziğinin yenilikçi isimlerinden Korhan Futacı ve Kara Orkestra performansının ardından, Yasemin Mori ve festivale özel bir perfromansıyla Cem Adrian’ın sahne almasının ardından, Zeytinli’de daha önce de sahne almış 'Nev' müzikseverlerle buluşacak. Rock müzik tarihimizin 46 yıllık efsane grubu Moğollar’ın ardından da mor ve ötesi ilk güne noktayı koyacak. Festivalin ikinci günü, 'Yüzyüzeyken Konuşuruz' ile başlayacak. Etkinlik, Karadeniz müziğinin sınırlarını zorlayan Marsis, eğlenme garantili BaBa ZuLa ve Umut Kuzey'in özel bir konseriyle devam edecek. Büyük Ev Ablukada ve Behzat Ç’nin müziklerini yapınca geniş kitleler tarafından keşfedilen Ankara'nın 25 yıllık grubu Pilli Bebek ikinci günde sahnede olacak. Günün kapanışını yapacak grupsa 1 Temmuz’da açıklanacak. Festivalin son günüyse Pera, Murat İlkan ve 'dörtxdört’ün performansıyla devam edecek. Festival, Ogün Sanlısoy ve hemen ardından Kurban ile iyice hızlanacak. Muhteşem sahne şovunu Zeytinli seyircisiyle paylaşacak olan Hayko Cepkin‘in ardından festivale noktayı efsanevi heavy metal grubu Pentagram koyacak. Edremit Belediyesi'nin desteğiyle gerçekleşen festivalin biletleri günlük 30, kombine 50, kamp ve kombine biletleriyse 60 liradan satışa çıktı.BirGün
Orhan Pamuk'a Helena Vaz Da Silva Avrupa Ödülü
Orhan Pamuk’un Türkiye’nin kültür ve tarihinden yola çıkan eserlerinde, Avrupa kültür ve değerlerini başarıyla ifade etmesi ve onları coğrafi sınırların ötesine taşıması ödülün gerekçesinde vurgulandı. Jüri başkanı Guilherme d’Oliveira Martins, Pamuk’un zamanımızın en önemli yazarlarından biri olmasının yanısıra, sorumlu bir vatandaş olarak da Avrupa’nın çok kültürlü tarihini dünyanın en önemli şehirlerinden olan İstanbul’u merkez alarak anlatmasının Avrupa kültürel mirasına katkısı olarak görüldüğünü ifade etti. Helena Vaz da Silva Avrupa Ödülü, geçtiğimiz yıl Avrupa’nın kültürel miras üzerine çalışan başlıca kurumu olan Europa Nostra ile Clube Portugues de Imprensa tarafından Avrupa’da kültürel miras ve iletişim konularına büyük katkı yapan kişilere verilmek üzere başlatıldı. Ödül, her yıl, Avrupa’dan kültür ve iletişim konularında uzmanlardan oluşan bir jüri tarafından veriliyor. Her sene Avrupa kültürel mirasına edebiyat, habercilik, fotoğraf, film ya da televizyon alanlarında katkı yapan bir Avrupa vatandaşına verilen ödülün ilki geçtiğimiz yıl İtalyan yazar Claudio Magris’e verilmişti. CNN Türk
Reklam
Aşk Yalnızca Bir Hastalık mıdır?
Bilim adamları aşkın bir hastalık olduğunu açıkladı. Aşk acısını en çok ruhsal olarak acı çekmeye meyilli, melankolik insanlar yaşıyor. Bilim adamları aşkın obsesif-kompulsif rahatsızlıkla karşılaştırabileceğine dikkat çekiyor. Ayrıca kişinin aşkı tanımlama ve ona göre davranış biçimi zihinsel sağlığının da göstergesi. Aşk acısını en çok ruhsal olarak acı çekmeye meyilli, melankolik insanlar yaşıyor. Aşkın tedavisi yok. Bu sorun bazı durumlarda yetkili bir psikolog yardımını dahi gerektirebiliyor. Uzmanların aşkın neden bir sorun olduğunu düşünmelerine ve inanmalarına şaşmamak gerekir. Bazı durumlarda aşırı tepkiler sonucu üzücü olaylar yaşanabiliyor. Ancak aşk adı altında yapılan gövde gösterileri ve olumsuz davranışları da sadece bu güzel duyguya bağlamamak gerekiyor. Nitekim, aşk sadece kişinin özbenliğini ortaya çıkaran bir rol üstleniyor.
Milli Hava Savunma Füzesi Hisar-O'nun Tanıtımı Yapıldı
Türk Silahlı Kuvvetlerinin Alçak ve Orta İrtifa Hava Savunma ihtiyacına cevap verecek ve dünyadaki örnekleriyle yarışır nitelikte bir hava savunma füzesinin ülkemize kazandırılması amacıyla, 2011 yılında Savunma Sanayii Müsteşarlığınca başlatılan proje kapsamında radar, komuta kontrol ve atış kontrol sistemleri ASELSAN , füze sistemleri ROKETSAN firmaları tarafından geliştiriliyor. ROKETSAN'ın internet sitesinde yer alan duyuruya göre, Proje kapsamında Milli Orta İrtifa Hava Savunma Füzesi Hisar-O'nun , ilk uçuşlu testi olan Balistik Test Füzesi atışı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Savunma Sanayii Müsteşarlığı, ASELSAN ve ROKETSAN katılımlarıyla tarihinde, Aksaray'da başarıyla gerçekleştirildi. Tamamlanan testlerde füze, fırlatma aracından başarılı bir şekilde ayrılmış ve hesaplanan yörüngesinde kararlı bir şekilde uçtu. Bu testler ile, Türkiye'nin ilk milli hava savunma füzesi geliştirme faaliyetleri kapsamında önemli bir kilometre taşı daha başarı ile gerçekleştirildi. Kaynak: Sabah
Reklam
Çolpan İlhan'ı Kaybettik...
Tiyatro ve sinema oyuncusu Çolpan İlhan 78 yaşında hayatını kaybetti. Türk sinemasının usta ismi Çolpan İlhan sabaha karşı geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Usta oyuncu Çolpan İlhan için 27 Temmuz Pazar günü saat 10.30'da Akatlar Kültür Merkezi'nde anma töreni düzenlenecek. İlhan'ın cenazesi, öğle vakti Teşvikiye Camisi'nde kılınacak cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'nda Sadri Alışık'ın yanında toprağa verilecek.AA
Google, İnsanların Genetik Bilgilerini de Toplayacak
Google şirketi, bugüne kadar yaptığı en büyük ve en zor sayılabilecek bir bilim projesine başlıyor. Projenin konusu ise bugüne kadar duyduklarınızdan tamamen farklı: İnsan bedeni. Baseline Study olarak adlandırılan proje için ilk olarak 175, daha sonra ise binlerce kişiden genetik ve moleküler veriler toplanacak. Şirketin umudu, bu verileri kullanarak sağlıklı bir insanın nasıl olması gerektiğini tamamen anlamak. Projenin ilk aşamaları, kan plazmasındaki HIV virüsü araştırmalarında kullanılan ucuz ve yüksek hacimli testlerin öncüsü olan 50 yaşındaki moleküler biyoloji uzmanı Andrew Conrad tarafından yürütülüyor. Google şirketinin araştırma birimi Google X'e 2013 yılının mart ayında katılan Conrad; fizyoloji, biokimya, optik, görüntüleme ve moleküler biyoloji uzmanlarından oluşan 70 ile 100 kişilik bir ekip kurdu. Elbette Google'ın projesi dışında tıp ve gen araştırmaları üzerine çalışmalar var. Ancak Baseline araştırması çok daha fazla sayıda yeni bilgiyi bir araya getirecek. Projenin araştırmacılara kalp krizi ve kanser gibi ölümcül hastalıkları erkenden teşhis etme ve hastalığın tedavi süresince değil de tanı konulduğu sırada ilaçla tedavi edilmesinde yardımcı olması umut ediliyor. Conrad, 'Her kompleks sistemde bu kavram mevcut ve temkinli bir şekilde sorunların üzerine gidiyor,' dedi ve ekledi, 'Bu devrim niteliğinde bir düşünce değil. Biz yalnızca 'Eğer ileriyi tahmin edebilecek olsaydık, neleri bilmemiz gerekirdi?' sorusunu soruyoruz. Bilmemiz gereken şey ise sağlıklı, düzgün bir insan bedeninin neye benzediği.' Projenin belirli hastalıklarla sınırlandırılmayacağı ve hastalıkların teşhisinde kullanacağı birçok araç sayesinde yüzlerce örnek toplayacağı belirtiliyor. Sonrasında ise Google, 'biyogösterge' adı verilen yapıları bulmak için gelişmiş bilgisayar teknolojilerinden yararlanacak. Bu biyogöstergelerin tıbbi araştırmalarda herhangi bir hastalığı çok önceden teşhis edebileceği umut ediliyor. Örneğin bu araştırmada, bazı insanların uzun yıllar boyunca yüksek kolestrol ve kalp krizinden uzak durmasını sağlayan ve yağ moleküllerini etkili bir şekilde parçalayabilen bir biyogöstergenin bulunabilir. Bu biyogöstergenin eksikliği ise erken yaşta kalp krizi geçirmelerine neden olabilir. Biyolog Conrad, Baseline'ın biyogöstergeyi bulmasının ardından araştırmacıların diğer insanlardaki biyogösterge eksikliklerini kontrol edebileceğini, bunu geliştirmelerini sağlayabileceğini veya yağ moleküllerini daha iyi parçalamaları için bir tedavi yönetimi geliştirebileceğini söyledi. Dünyanın en büyük bilgisayar ve veri merkezi ağlarını sahip olan Google, internette yaptığınız aramalarda anlık sonuçlar edinmenize olanak veriyor ve YouTube gibi verilere aç olan internet sitelerini yönetiyor. Google'ın bu başarıları artık tıbbi bilgilerin saklanmasında kullanılabilir ve diğer araştırmacıların bu verilere kolaylıkla erişmesini sağlayabilir. Araştırmalar genellikle hasta bireylerin üzerinde yapıldığı için, bugüne kadar keşfedilen çoğu biyogösterge hastalığın ileri safhasıyla ilgili bilgi veriyor. Stanford Üniversitesi'nın tıp fakültesine bağlı Radyoloji Bölümü'nü yöneten ve Conrad ile Baseline projesinde bir yılı aşkın süredir çalışan Sam Gambhir', araştırmacılar bu biyogöstergeleri hastalıkları erkenden teşhis etmek için kullandığını belirtti. Condrad ve Gambhir, bu projenin bilinmeyene doğru bir adım olduğunu kabul ediyor. Bunun sebeplerinden birkaçı insan vücudunun fazlasıyla kompleks bir yapı olması; DNA'lar, enzimler ve proteinler arasındaki etkileşim ve diyet gibi çevresel faktörlerin bu etkileşimi nasıl etkilediği hakkında çok az bilgiye sahip olunulması. Atılan bu adım, araştırmacılara hastalıklar hakkında çok fazla bilgi vermeyen biyogöstergeleri de ortaya çıkarabilir. Ancak durum ne olursa olsun, Conrad ilerlemenin 'ufak farklılıklarla' olmasını bekliyor. Gambhir, iş arkadaşı hakkında 'Conrad bunun bir veya iki yılda tamamlanabilecek bir yazılım projesi olmadığının farkında,' dedi ve ekledi, 'Eskiden kanseri tedavi etmekle ilgili konuşurduk ve birkaç yıldır bunu yapıyoruz. Öyle cümleler kurmamamız gerektiğini öğrendik.' Google, Baseline projesinde kullanılacak olan bilgilerin kimlere ait olduğunun bilinmeyeceğini ve bu bilgilerin kullanımının yalnızca tıp ve sağlık alanlarında kullanılacağını söyledi. Şirket ayrıca bu bilgilerin sigorta firmalarıyla da paylaşılmayacağını belirtti. Yine de Google'ın binlerce insana ait olan, hücrelerinin içindeki moleküllere kadar her türlü bilgiye sahip olacağı düşüncesi, mahremiyet ve adalet konularında ciddi sorunları gündeme getiriyor. Gelecekte bu tarz bilgilerin değeri, devamlı olarak kendi risklerini azaltmak adına çabalayan sigortacılar için paha biçilemez olabilir. Özellikle de iş görüşmeleri ve evlilik teklifleri gibi alanlarda bu bilgiler gizli olarak kullanılabilir. Baseline projesi, insanların katıldığı tüm tıbbi araştırmalarını denetleyen hastane etik kurulu tarafından takip edilecek. Araştırma tamamlandığında ise elde edilen verilerin nasıl kurulacağı, Duke Üniversitesi ve Stanford Üniversitesi hastanelerinin etik kurulları tarafından belirlenecek. Gambhir, 'Tartışılan konulardan birinin bu olduğu kesin,' dedi, 'Google bu sonuçlarla istediğini yapma konusunda serbest olmayacak.' Baseline projesi kapsamındaki araştırmalar, klinik araştırma yapan bir firmayla birlikte bu yaz başladı. Projeye katılan 175 kişiden üre, kan, tükürük ve gözyaşı gibi vücut sıvıları alındı. Biyolog Conrad, Google'ın hangi firmayla çalıştığını belirtmedi. Ayrıca araştırmada katılımcılardan alınan doku örneklerinden oluşan bir veri deposu oluşturulacak. Conrad'ın ekibi bu sonuçları analiz ettikten sonra binlerce insanın katılabileceği daha kapsamlı bir araştırma yapmak adına Duke ve Stanford üniversitelerinin tıp fakülteleriyle birlikte çalışacak. Araştırmanın ilk basamağındaki araştırmaların yapıldığı klinik ile Duke ve Stanford üniversitelerinin klinikleri, Baseline projesi için gönüllüler toplayacak. Bu kliniklerde Google'da çalışmayan araştırmacılar da insanlardan numune alacak. Ayrıca bu araştırmacılar, isim ve sosyal güvenlik numaraları gibi katılımcıların kimliğini belirleyen bilgileri de ortadan kaldıracak. Google ve araştırmacıların, kişisel bilgilerin ortadan kaldırılmasından sonra bu verilere erişebileceği belirtildi. Klinik çalışmalar sonucunda elde edilen veriler katılımcıların tüm genleri ve ebeveynlerinin genetik geçmişleriyle ilgili bilgiler içerecek. Bunların yanı sıra yiyecekleri, besinleri ve ilaçları nasıl metabolize ettikleri, stres altındayken kalp atışlarının ne kadar hızlandığı ve kimyasal reaksiyonların genleri nasıl değiştireceği bilgilerine de ulaşılabilecek. Bu sırada Google X Life Science grubu da aksesuar olarak kullanılan veya giyilebilecek; kalp atış hızı, kalp ritmi ve oksijen seviyeleri gibi verileri sürekli olarak takip edebilecek cihazlar geliştiriyor. Araştırmada görev alan Duke Üniversitesi Tıp Fakültesi rektör yardımcısı Robert Califf, Baseline projesine katılan bireylerin bu cihazları kullanacağını belirtti. Conrad, Baseline projesindeki katılımcıların büyük ihtimalle kendi ekibi tarafından uzun süre önce üretilmiş olan ve araştırma için düzenli olarak glikoz seviyelerini takip eden 'akıllı' kontakt lensleri kullanacağını söyledi. Eskiden bu tip araştırmalar yapmak hem çok pahalıydı, hem de fazla zaman harcanmasına neden oluyordu. Ancak genetik ve moleküler bilgi toplamanın fiyatında ani bir düşüş yaşandı. Yirminci yüzyılın başlarında neredeyse 100 milyon dolar olan insan geni, şu anda yaklaşık bin dolar tutuyor. Ayrıca günümüzde bilişim sektörünün gelişmesi de ortaya çıkan sonuç kalabalığının arasından gerekli olanlara hızlı bir erişim sağlıyor. Gambhir, yaklaşık 10 yıl önce kendisi tarafından yürütülen bir araştırmanın çok pahalı olduğu için devam edemediğini söyledi. Şu anda Google X'in yürüttüğü en son proje olan Baseline, uzun vadeli ve riskli bir girişim olarak tanımlanabilir. Ancak bu proje, dünya ve Google üzerinde çok büyük bir etki yaratabilecek niteliğe sahip. Google'ın diğer projeleri arasında kendi kendine giden arabalar, gözlük olarak üretilen bilgisayarlar ve yüksek irtifa balonlarıyla dağıtılması düşünülen internet servisleri yer alıyor. Çoğu Google X projesinin yanı sıra Baseline, hiçbir ticari ürün veya servis niteliği taşımıyor. Ancak Google X, diğer projelerinin ticari bir çaba sarf edilmesi gereken ürünlere dönüşeceğini umuyor. Bu projenin sayesinde Google, henüz yeni girdiği sağlık sektöründe de büyük bir adım atıyor. Freedonia Group adlı şirketin yaptığı araştırmaya göre, 2017 yılında dünya genelindeki sağlık sektörünün yıllık 10,8 trilyon dolar değerinde olacağını tahmin ediliyor. Conrad, artık toplanabilecek olan bir yığın yeni bilgi sayesinde ilaçların da gelişeceğini söyleyerek, bu düşüncesinin Google'ın 'dünyadaki bireylerin bilgilerini düzenleme, bu bilgileri evrensel olarak erişilebilir ve kullanılabilir hale getirme' hedefini gerçekleştirebileceğini de belirtti. Condra son olarak 'Hedef tanımımızı ikiye bölmemeli ve sağlık hizmetlerinin bu hedef dışında kaldığını söylemeliyiz,' dedi. WSJ
Reklam
Sivas Katliamı'na 'Zaman Aşımı' Zırhı
Yargıtay da Sivas Katliamı davasının zamanaşımına uğradığı yönünde karar verdi. Sivas Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993’te 2’si gösterici 37 kişinin öldüğü katliamın ardından 21 yıldır yargılaması devam eden 7 sanık hakkındaki davada zamanaşımı kararı Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından onandı. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Sivas'ta 2 Temmuz 1993'te Madımak Oteli'nde 37 kişinin yakılarak öldürülmesinden sonra 21 Ekim 1993’te Ankara 1 Nolu DGM’de 125 sanıkla başlayan yargı sürecinde son sanıkları için 'zamanaşımı' kararı çıkmıştı. Karara itiraz edilince dosya Yargıtay’ın gündemine geldi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yerel mahkemenin zamanaşımı karanına onama istediği davanın esas incelemesi Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nde tamamladı. Davanın zamanaşımından düşmesine yönelik kararı onayan Daire, gerekçesinde, “765 sayılı TCK’nın (eski) 146. Maddesinin 2. Fıkrasında tarif edilen fiiller dışında suçun işlenmesinden veya işlendiği sırada, yasa dışı yürüyüş ve toplantılara katılıp Türkiye Cumhuriyetinin laiklik ilkesini kaldırmaya yönelik sloganlar atarak anılan maddenin 1. Fıkrasındaki amaç suçun işlenmesini kolaylaştırmak suretiyle fer’an katıldıkları iddia edilen sanıklar Şevket Erdoğan, Köksal Koçak, İhsan Çakmak, Hakan Karaca ve Necmi Karaömeroğlu’nun eylemlerini sübutu halinde haklarında 765 sayılı TCK’nın 146/3. maddesinin uygulanması gerekeceği yönündeki kabul ve vasıflandırmada ve buna bağlı olarak da zamanaşımının gerçekleştiği yönündeki kabul de bir isabetsizlik görülmemiştir” denildi. Daire, sanıklar Cafer Erçakmak ile Yılmaz Bağ’ın ölümü nedeniyle, sanıklar Şevket Erdoğan, Hakan Karaca, Necmi Karaömeroğlu, Köksal Koçak ve İhsan Çakmak hakkında ise olağanüstü zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davaların düşürülmesine dair verilen yerel mahkemenin kararını usul ve kanuna uygun görülerek onanmasına hükmetti. Mağdurların vekillerinin temyiz itirazları ise reddedildi. DAVANIN GEÇMİŞİ- Sivas katliamı davası, 21 Ekim 1993'te başladı. 125 sanık, Ankara 1 Nolu DGM'de ilk kez hakim karşısına çıktı. Davada ilk karar, 26 Aralık 1994'te geldi. 85 sanık, 2 ila 15 yıl arasında değişen hapis cezasına çarptırıldı, diğer sanıklar ise beraat etti. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 1997 yılında müdahil avukatlarının temyiz ettiği davayı bozdu. Yeniden yargılama sonucunda 33 sanık hakkında idam cezası verildi. Ancak bu karar, bir yıl sonra Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından yeniden bozuldu. Sanık sayısı da 125'ten 33'e indi. 2000 yılında kararını açıklayan Ankara 1 Nolu DGM, 33 sanık için 'idam' dedi. 9 sanık 7 yıl 6'şar ay, 4 sanık 20'şer yıl, 1 sanık 15 yıl, 1 sanık 5 yıl hapis cezası aldı. 33 sanık hakkında verilen idam kararı ise 2002 yılında müebbet hapis cezasına çevrildi. 2 Temmuz 1993'te yaşanan ve 37 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayla ilgili davanın 21 Haziran 2012 yılındaki dosyası ayrılan aralarında Cafer Erçakmak’ın da bulunduğu Şevket Erdoğan, Köksal Koçak, İhsan Çakmak, Hakan Karaca ve Necmi Karaömeroğlu hakkında açılan kamu davasının zaman aşımı süresinin dolması nedeniyle düşmesi istendi. İNSANLIK SUÇU ÖLENE KALDI- Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi ise kararında, Erçakmak’ın eski TCK’daki “TBMM’yi ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan yargılandığı, insanlığa karşı suçlardan dolayı zamanaşımı işlemeyeceğini öngören yeni TCK’nın 77. maddesinin ise 1 Haziran 2005’te yürürlüğe girdiği kaydedildi. Anayasaya göre bağlayıcı olan AİHM’nin, AİHS’nin 2. maddesindeki yaşama yönelik kararlarında, “yaşama hakkını ihlal ettiği iddia olunan, işkence ve kötü muamele iddialarıyla suçlanan kamu görevlilerinin af ve zamanaşımından faydalandırılmaması” yönünde kararları bulunduğu belirtilen kararda, “Suç tarihi itibariyle belediye meclisi üyesi olan sanık Cafer Erçakmak’ın kamu görevlisi olduğu, kamu görevlisi olan sanık hakkında olayın asli maddi faili olarak yargılandığı iş bu dava dosyasında zamanaşımı hükümlerinden istifade edemeyeceği düşünülse de nüfus kaydına göre sanığın 10 Temmuz 2011’de öldüğü anlaşılmakla hakkında açılan kamu davalarının düşürülmesine karar verilmiştir” denildi. Mahkeme, sanıklardan Yılmaz Bağ hakkındaki davayı da 25 Aralık 2006’da öldüğü gerekçesiyle düşürdü. KAMU GÖREVLİSİ DEĞİLLER- Mahkeme, TCK’nın insanlığa karşı suçları düzenleyen 77. maddesi ile AİHM’nin yaşam hakkı ile ilgili kararını, sanıklar Erdoğan, Koçak, Çakmak, Karaca ve Karaömeroğlu için de tekrar etti. Mahkeme, bu sanıkların kamu görevlisi değil sivil olduğunu, ayrıca olayın asli maddi faili değil, fer’i şerik olarak yargılandıklarını, 15 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin bu sanıklar için 2 Temmuz 2008’de dolduğunu, bu nedenle haklarındaki davaların düşürülmesine karar verdi. ARANIRKEN EVLENDİ Davanın yargılaması devam ettiği sırada birçok skandala imza atıldı. Sanıklardan Erçakmak’ın aranırken 27 Temmuz 1999’da Sivas Altınyayla Belediyesi’nde evlendiği, 22 Mayıs 1997’de askere gittiği, çocuğunu nüfusa kaydettirdiği, Emniyet’e başvurarak ehliyet aldığı anlaşıldı. Sanıklardan Yılmaz Bağ’ın ise aranırken Sivas Kangal ilçesinde düğün yaptığı belirlendi. Sivas katliamının acısı henüz tazeyken, Madımak Oteli'nin alt katına bir kebapçı açıldı. Yıllar boyunca bu restorana gelenler, 37 kişinin yanarak can verdiği mekânda kebap yedi. Bu duruma tepki gösterenlerin sesi, 2010 yılına gelindiğinde ancak duyuldu, kebapçı kapatılarak, Madımak Oteli kamulaştırıldı. Ancak tüm taleplere rağmen müze yerine bilim ve kültür merkezine dönüştürülen Madımak'ta tartışma yaratan bir olay daha yaşandı. 'Anı köşesi' adı verilen panoya katliamda ölenlerin isimlerinin yanı başına, iki saldırganın da adı yazıldı. Yeşim Eraslan | ANKA
Bu Hafta 9 Yeni Film Vizyonda
''Herkül: Özgürlük Savaşçısı'' Brett Ratner'in yönettiği ve Dwayne Johnson, Ian McShane, Rufus Sewell, Joseph Fiennes ile Irina Shayk'ın oynadığı ''Herkül: Özgürlük Savaşçısı'' izleyiciyle buluşacak. Radical Studio'nun çok sevilen ve daha önce çizgi film ve televizyon dizisi olarak uyarlanan 'Hercules: The Thracian Wars' grafik romanı temel aksiyonu filminin senaryosunda, Ryan Condal ve Evan Spiliotopoulos'un imzası var. Film, klasik Herkül hikayesinin sona ermesinden bir süre sonrasını konu alıyor. ''Korku Yolu'' Jeremy Lovering'in yönettiği ''Korku Yolu''nda, arabalarıyla tatile çıkan iki gencin başına gelen korku dolu anlar izlenebilecek. Lain De Caestecker, Alice Englert ile Allen Leech’ın rol aldığı film özetle şöyle: ''Tom ve Lucy tatile gitmek üzere yola çıkarlar. Klasik tatillerden sıkılmış olan çift, tatillerini bir değişiklik yaparak bir taşra motelinde geçirmek isterler. Fakat otele doğru giden yollarda, tabelalarda bir gariplik vardır. Genç çift karanlığında çökmesiyle birlikte aynı yollardan geçtiklerini, içinden çıkamadıkları daireler çizdiklerini fark ederler. Kendi arabalarında tuzağa düşürülmüşlerdir. Göremedikleri biri, onlarla oyun oynamaktadır. Güvende oldukları tek yerin, arabanın içi olduğuna karar verirler.'' ''Dehşet Kasabası'' Julien Maury ile Alexandre Bustillo'nun yönettiği ve Chloe Coulloud, Lannick Gautry, Francis Renaud ile Beatrice Dalle'in oynadığı 'Dehşet Kasabası'' korku ve gerilim sevenleri sinema salonlarına çekmeyi hedefliyor. Üç arkadaşın okulu asıp, terk edilmiş bir lunaparka gitmesiyle başlayan film; gençlerin burada şahit oldukları olaylar etrafında dönüyor. ''Cin'' Ajmal Zaheer Ahmad'ın yazıp yönettiği 'Cin'de, Dominic Rains, Ray Park, William Atherton ile Faran Tahir rol alıyor. Fantastik gerilim türündeki filmin konusu özetle şöyle: 'Otomotiv tasarımcısı olan Shawn, yeni evlendiği eşi Jasmine ile sessiz sakin bir hayat sürmektedir. Ta ki nereden geldiği belli olmayan şifreli bir mesaj ellerine ulaşana kadar. Mesajda Shawn'ın ailesini kuşaklardır etkileyen bir lanetin hala üzerinde olduğunu ve unun Jasmine'le olan hayatını da tehlikeye atacağı yazmaktadır. Shawn'ın çok eski zamanlardan beri varlığını sürdüren ve ailesini lanetleyen kötücül ruhtan ailesini koruyabilmesi için tek başına ve bütün gücüyle savaşması gerekecektir.' ''Anormal Aktivite 2'' Marlon Wayans, Jaime Pressly, Ashley Rickards ile Scott Burn'un oynadığı ''Anormal Aktivite 2''nin yönetmen koltuğunda, Michael Tiddes var. ''Anormal Aktivite'' filminin devamı niteliğindeki filmde, çok sevdiği Kisha'yı bir trafik kazasında kaybeden Malcolm'un yaptığı yeni evliliğin ardından yaşadığı sıradışı şeyler anlatılıyor. ''Muska'' Yönetmen koltuğunda, televizyon sektöründen sonra ilk uzun metrajlı işine imza atan Özkan Çelik'in oturduğu 'Muska', haftanın korku türündeki yerli yapımı. Oyuncu kadrosunda, Sezgin Erdemir, Tanju Tuncel, Aslı Şahin ile Taylan Güner'in öne çıktığı filmin konusu şöyle: ''Bir gazetede yazar olarak çalışan Celal, kadınlara düşkün biridir, sevgilisini aldattıktan sonra evden kovulur ve kendine kalacak bir yer aramaya başlar. En yakın arkadaşı bile Celal'i evine almak istemez. Kiralık bir oda bulur. Ev döküntü bir haldedir. Kalmak istemez fakat evde kalan genç ve güzel bir kız olan Yasemin'i görünce, ev ile ilgili düşünceleri tamamen değişir. Celal'in verdiği bu karar, hayatının akışını tamamen değiştirecektir.'' ''Vecide'' Waad Muhammed, Reem Abdullah, Abdullrahman Al Gohani ile Sultan Al Assaf'ın oynadığı ''Vecide'', Suudi Yönetmen Haifaa Al Mansour'un ilk uzun metrajlı filmi. Çekimlerinin tamamı Suudi Arabistan'da yapılan dram ağırlıklı film, Riyad'ın çeperlerinde yaşayan 10 yaşındaki Wadjda'nın bisiklet tutkusunu konu ediniyor. ''İtalya Tatili'' Max Giwa ve Dania Pasquini'nin yönettiği ''İtalya Tatili'', 80'lerin dillerden düşmeyen şarkılarının yer aldığı müzikal ağırlıklı bir komedi. Annabel Scholey, Hannah Arterton, Giulio Berrutti ile Greg Wise'ın oyuncu kadrosunda bulunduğu filmin konusu şöyle: 'Sarsıntılarla dolu bir aşk hayatı olan Maddie, sonunda aradığı aşkı bulmuştur ve muhteşem bir erkek olan Raf'la evlenmeye karar vermiştir. İtalya Puglia'da yapılacak düğüne kardeşi Taylor'ı da davet etmiştir. Ortada herkes için sürpriz olacak bir gerçek vardır; Raf, Taylor'ın eski aşkıdır.' ''Zamanda Yolculuk'' Leon Joosen ile Aaron Seelman'ın yönettiği 3D animasyon türündeki filmin karakterlerini Yekta Kopan, Ender Yiğit, Ali Gül ile Aysun Topar seslendirdi. ABD yapımı olan film, Noel babanın kuzey kutbundaki bir görevini ve bu görev sırasında karşılaştığı zorlukları konu alıyor. Muhabir: Melik Fırat Yücel | AA
Reklam
Japonlar, Twerk Dansı Yapan Robot İcat Etti
Japonlar bilim ve ilim alanında dünyaya çoğu zaman örnek olurken, son buluşları Twerk dansı yapan robot pek olmadı gibi. Japon bilim adamları tarafından test süreçlerinden defalarca geçirilip, gerçek twerk yapan kızların popolarından örnekler aldıktan sonra kodlamalarını birebir uyarlayan Japon’lar, sonunda amaçlarına ulaştı. Toplamda 747 gün süren çalışmalarda ortaya Twerk Robot 1.0 çıkıyor. GERÇEK İNSAN KALÇASI ÜRETİMİ Videoyu izlediğinizde ilk olarak kalçanın nasıl yapılacağının plan ve projesini çizen Japon’lar, ardından hızlı bir şekilde şekillendirmeye geçiyorlar. Gerçek insan kalçasına benzeyen malzemelerden üretilen bu robot ilerleyen zamanlarda daha da geliştirileceği bekleniyor. Şuanlık sadece ayaklar ve kalça ile verilen komutları yerine getiren Twerking robot , videonun sonlarına doğru çok tutulduğunu ve satışa çıkartıldığını gösteriyor. Dilerseniz lafı fazla uzatmadan Japon’ların ilginç buluşu Twerking robotu izleyelim. TWERKING ROBOT – VİDEO
Venedik Film Festivali'nde 2 Türk Filmi Yarışacak
Bu sene 71'nci kez düzenlenecek olan Venedik Film Festivali’nde iki Türk yönetmenin filmi yarışacak. Fatih Akın’ın “The Cut” filmi ve Kaan Müjdeci’nin “Sivas” filmi de bu yılki yarışma programında yer alıyor. Sinema sektörünün en prestijli ödüllerinden biri olan Altın Aslan için Venedik’te 20 film yarışacak. Festival, 27 Ağustos-6 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek. Fatih Akın’ın 1915 olaylarının ardından kızlarını arayan dilsiz bir babanın hikayesini anlattığı filmi “The Cut”, ilk kez Venedik Film Festivali’nde izleyiciyle buluşacak. Kaan Müjdeci ise ilk uzun metraj filmiyle, Venedik’te hem Altın Aslan için hem de ilk filmler için verilen “Geleceğin Aslanı” ödülü için yarışacak. Festivalin yarışma programında Roy Andersson, Abel Ferrera, Alejandro Gonzalez Inarritu gibi yönetmenlerin filmleri de bulunuyor. Festivalin açılışı da Alejandro Gonzalez Inarritu’nun ‘Birdman or the Unexpected Virtue of Ignorance’ filmiyle yapılacak. 71- Venedik Film Festivali’nde yarışma programının dışında da bir Türk filmi gösterilecek. Türk sinemasının 100. yılı sebebiyle Ömer Lütfi Akad’ın “Gelin” (1973) filminin restore edilmiş versiyonu “Venedik Klasikleri” başlıklı programda yer alacak. Festivalin “Ufuklar” kategorisinde de Türkiye’den Alin Taşçıyan jüri koltuğunda oturacak. Venedik Bienali kapsamında düzenlenen Film Festivali’ne Türkiye’den çok sayıda konuğun gelmesi bekleniyor. Jüri başkanlığını Alexandre Desplat’ın yaptığı festivalde yarışacak olan filmlerin tam listesi şöyle: Fatih Akın - The Cut Roy Andersson - A Pigeon Sat on a Branch Reflecting on Existence Ramin Bahrani - 99 Homes Rakhshan Bani - Etemad Ghessha Xavier Beauvois - La rancon de la gloire Saverio Costanzo - Hungry Hearts Abel Ferrera – Pasolini David Gordon - Green Manglehorn Alejandro Gonzalez Inarritu - Birdman or The Unexpected Virtue of Ignorance Benoit Jacquot - 3 Coeurs Andrei Konchalovsky - The Postman’s White Nights Francesco Munzi - Anime Nere Kaan Müjdeci - Sivas Andrew Niccol - Good Kill David Oelhoffen - Loin des hommes Joshua Oppenheimer - The Look of Silence Shinya Tsukamoto - Nobi Wang Xiaoshuai - Red AmnesiaBBC Türkçe
'Entarisi Dım Dım Yar' Mahkemelik Oldu
‘Entarisi Dım Dım Yar’ türküsünün ‘Düğün Dernek’ filminde izinsiz kullanıldığı iddiasıyla Yılmaz Erdoğan’ın ortağı olduğu BKM’ye 20 bin liralık tazminat davası açıldı. Merhum Osman Şan’ın 7 mirasçısı, “Entarisi Dım Dım Yar” türküsünü izinsiz kullandıkları gerekçesiyle “Düğün Dernek” filminin yapımcısı BKM’ye dava açtı. İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’ne açılan davanın dilekçesinde, 5 çocuk babası Şan’ın “Entarisi Dım Dım Yar” adlı eserinin TRT Müzik Dairesi Repertuvarı’nda da bulunduğu belirtildi. BKM “ANONİM” DİYOR Davacıların avukatları, iddialarını şöyle sıraladı: “BKM’ye noterden ihtarname çekildi. BKM, eserin MESAM ve MSG tarafından anonim kabul edildiğini bildirdi. Bu eser anonim değildir. Osman Şan tarafından Sivas yöresinde yıllarca söylenmiştir. Eserin sanatçıya ait olduğunu tüm Sivas halkı bilir. 20 bin lira tazminat talep ediyoruz.” medyaradar
Reklam