onedio
Filistinli Modacıdan Erdoğan'a 'Koruyucu Lider' Tasviri
Filistinli moda tasarımcısı Zağlul: 'Erdoğan'ın daima sağlam duruşu var. O, cücelerin zamanında dev bir adam' Filistinli moda tasarımcısı Hibe Zağlul, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmesinden duyduğu sevinci yaptığı fotoğraf çalışmasıyla anlattı. ABD'nin Chicago kentinde yaşayan Zağlul, cumhurbaşkanlığı zaferi ve Filistin meselesindeki duruşundan ötürü yaşadığı sevinci anlatmak için Erdoğan'ı, İsrail saldırısında Gazze'deki bir binadan yükselen alev topunu Kubbetu's-Sahra'ya (Hz. Ömer Camisi) benzettiği resminde 'koruyucu lider' olarak tasvir etti. AA muhabirine konuşan Zağlul, Filistin halkını her şartta korumaya çalışan Erdoğan'ı, duruşu, sözleri ve eylemleri nedeniyle bu şekilde resmetmeyi tercih ettiğini söyledi. Filistinli genç kız, 'Erdoğan'ın daima sağlam duruşu var. O, cücelerin zamanında dev bir adam' dedi. Zağlul, seçimi kazandığı ve seçim sürecinde olmasına rağmen Filistin'e olan desteğini esirgemediği için Erdoğan'ı resmetmeyi seçtiğini ifade etti. AA
Bilim İnsanları Kanser Yiyen Bakteri Buldu
Bilim insanları, yaptıkları araştırmada, vücuda enjekte edilen bir tür bakterinin kanserli tümörü küçülttüğü bulgusuna ulaştı. Bilim insanları, yaptıkları araştırmada vücuda enjekte edilen bir tür bakterinin kanserli tümörü küçülttüğü bulgusuna ulaştı. Biyoteknoloji firması Bio Med Valley Discoveries'den Dr. Saurabh Saha tarafından yürütülen araştırma, Science Translational Medicine dergisinde yayımlandı. Kanser tedavisinde bakterinin genellikle 'dosttan çok düşman' olarak kabul edildiğini ifade eden uzmanlar, oksijen kullanmayan Clostridium novyi adlı bakterinin vücuda verildiğinde kanserli tümörü küçülttüğü sonucuyla karşılaştı. Deney, köpekler ve kanser hastası bir kişiyle yapılırken, bu kişide yöntemin işe yaradığı görüldü. GELİŞME HEYECANLANDIRDI Time'ın haberine göre, bakterinin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ifade eden bilim insanları, bakterinin kanserli tümöre iki yıl boyunca saldırabildiğini vurguladı. 'Kanser araştırmalarında ‘kanseri iyileştirmek' kalıbını çok iddialı olduğu için kullanmıyorduk. Ancak, köpeklerin üzerinde bakteriyi denediğimizde iyileşmenin meydana geldiğini gördük ve bu bizi çok heyecanlandırdı' diyen Saha, 16 köpekten üçünde tümörün tamamıyla yok olduğunu ve iki yıl sonra da kanserin geri gelmediğinin altını çizdi. Diğer köpeklerde ise, tümörün 21 gün içinde yüzde 30 küçüldüğü gözlemlendi. Köpeklerle yaptıkları araştırmanın başarısından yola çıkarak insanlar üzerinde bakteriyi denemeye karar veren uzmanlar, 53 yaşındaki kadında denedikleri yöntemin 4 gün içinde kendini gösterdiğini ve tümörün önemli ölçüde küçüldüğünü açıkladı. Milliyet
Michael Jackson'ın Yeni Klibi Twitter Üzerinden Yayınlandı
Michael Jackson’ın duyulmamış şarkılarının yer aldığı ‘Xscape’ adlı albümünden ‘A place with no name’ parçasının video klibi Twitter üzerinden görücüye çıktı. Twitter’ın daha fazla sponsor ve reklam videolu tweet’lere yer vereceğine dair politikasını duyurduğu hafta yayınlanan video, 10 saat içinde 34 binden fazla retweet aldı. Bu durum Twitter’ın video promosyonunun başarıya ulaşması olarak yorumlandı. ‘A place with no name’ şarkısıyla birlikte albümde Jackson’ın 1983 ve 1999 arasında kaydettiği Xscape, Slave to the rhythm ve Justin Timberlake’in eşlik ettiği ‘Love never felt so good’ şarkıları yer alıyor. Diken
Graffiti, Sokaktan Müzeye Taşındı
İlhamını sokaktan alan graffiti sanatı, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde dile geldi. Dün açılan “Duvarların Dili: Graffiti / Sokak Sanatı” sergisinde Amerika, Almanya, Fransa, Japonya ve Türkiye’den graffiti sanatçıları, müzenin duvarlarını kullanarak eserlerini yaptı. 5 Ekim’e kadar açık kalacak sergi, ‘içeri’ ve ‘dışarı’ kavramını tartışmaya açıyor. Sokak sanatı graffiti, bugünlerde Suna ve İnan Kıraç Vakfı Müzesi'nin duvarlarında dile geldi. Dün açılan “Duvarların Dili: Graffiti / Sokak Sanatı” adlı sergi, sokakların başkaldırısı olarak başlayan, günümüzde çağdaş kent sanatı olarak da adlandırılan ve son yıllarda sanat gündemindeki en popüler konulardan biri haline gelen graffitiyi sokaktan müzeye taşıyarak, sadece sanat çevrelerini değil, birkaç kuşağı etkilemiş bu fenomenin hem kapsamını hem de kültürel çeşitliliğini yansıtmayı hedefliyor. Roxane Ayral küratörlüğünde gerçekleşen, Amerika, Almanya, Fransa, Japonya gibi ülkelerin yanı sıra Türkiye'den de sanatçıların yer aldığı sergide Futura, Mare 139, Cope 2, Turbo, Wyne, JonOne, Tilt, Mist, Psyckoze, KR, Herakut, Logan Hicks, C215, Suiko, Evol, Gaia, Tabone, Funk ve No More Lies gibi farklı kuşaklardan ve disiplinlerden sanatçılar Pera Müzesi'ne özel projelerini gerçekleştirirken, Martha Cooper, Henry Chalfant ve Hugh Holland gibi fotoğrafçıların önemli kareleri sergide de yerini alıyor. Kökleri ilkçağ mağara resimlerine de dayandırılan graffiti, 1970'lerde New York'ta azınlık Afrika ve Hispanik kökenli gençlerin, kendilerini ifade etme ihtiyacı sonucu doğdu. Kısa zamanda yaygınlaştı ve bu sanata ilgi giderek arttı. Günümüzde underground (yeraltı) dönemini geride bırakan graffiti, artık küresel bir sanat akımı olarak anılıyor. Sanatçıların farklı stil ve teknikler kullanarak çeşitlenen eserleriyle kültürlerarası bir değer oluşturdukları bu sanat akımı, yalnızca bireysel bir varoluş mücadelesi olmaktan çıkıp toplumsal ve sosyal konuları da ele alarak daha geniş kitlelere ulaşmaya başladı. Sergi, uluslararası ve yerel sanatçı seçkisi ve tarihsel bir incelemeye olanak veren kurgusuyla, sokağın günümüz dinamiklerini, farklı stil ve estetik anlayışlarını bir araya getiriyor ve bu akımı fotoğraf, müzik gibi disiplinlerle birlikte ele alıyor. Sergi sadece müzede değil, Beyoğlu ve Beşiktaş belediyelerinin ayırdığı kent duvarlarıyla, İstanbul sokaklarını da graffitiye açarak hem daha geniş bir alana ve kitleye yayıyor, hem de içeri ile dışarı kavramlarını tartışma imkânı veriyor. “Duvarların Dili: Graffiti / Sokak Sanatı”, 5 Ekim'e kadar görülebilir. Zaman
Reklam
Nemrut Dağı Bitlis'e Enerji Olacak
Bitlis'te, dünyanın en büyük ikinci krater gölünün bulunduğu Nemrut Dağı eteklerinde yüksek ısıdaki suyun buharıyla elektrik enerjisi üretilecek. Bitlis'te, dünyanın en büyük ikinci krater gölünün bulunduğu Nemrut Dağı eteklerinde jeoloji mühendislerince yürütülen alan taramasından elde edilecek yüksek ısıdaki suyun buharıyla elektrik enerjisi üretilecek. Bitlis sınırları içinde bulunan Nemrut kalderasında özel bir şirket tarafından yürütülen çalışmalarla elde edilecek 120 ile 200 derecedeki sıcak suyun buhar gücüyle kentte enerji üretimi sağlanacak. Şirket yetkilisi Bakır Geldegül yaptığı açıklamada, Güroymak ilçesindeki arazide yaklaşık bir aydır yürütülen çalışmalarda 60 dereceye varan ısıda doğal çıkışlı sıcak su kaynaklarına rastladıklarını söyledi. Jeotermal enerjiye dönük çalışma yürüttükleri için suyun ısısının 120 ile 200 derecede olması gerektiğini vurgulayan Geldegül, bu ısıya sahip sulardan elektrik üreteceklerini ifade etti. Geldegül, hedefledikleri ısıdaki suya ulaşmaları durumunda Güroymak'ta ciddi bir yatırım yapacaklarına değinerek, şöyle konuştu: 'İnşallah en kısa zamanda çalışmalarımız sonuç verir. Şu anda 2 bin 700 hektar alanda çalışma yapıyoruz. Yaklaşık 8 aydır belirli noktalarda bazı çalışma yaptık. Bunun sonucunda çıkacak raporlarla hangi noktada kaç derece sıcak su olduğunu tespiti için sondaj çalışması yapacağız. Yaklaşık 20 gün sonra bütün kriterler ortaya çıkacak. Bizde bu kriterler sonucu yatırımımızın hedefini belirleyeceğiz. İlk amaçta burada 47 megavatlık bir elektrik santrali oluşturmayı planlıyoruz. Tabi ki verimli sonuçlar alırsak, bunu daha da büyütmeyi ve geliştirmeyi düşünüyoruz.' Belirli bir dereceden sonra suyun turizm, balık üreticiliği, seracılık ve konut ısıtmasında kullanılabileceğini anlatan Geldegül, asıl hedeflerinin jeotermal enerji olduğunu, bu alanların da zamanla yapılacağını dile getirdi. İstedikleri ısıdaki suya 2 bin metrede ulaşmayı hedeflediklerini bildiren Geldegül, 'İnşallah en kısa zamanda böyle bir sonuca ulaşırız. Bitlis kendi enerjisini kendisi üretmiş olacak. Afyonkarahisar kendi enerjisini üretebiliyorsa Bitlis'te kendi enerjisini üretecek noktaya gelecek. Yapacağımız bu santral ayrıca istihdama da katkı sunacak' dedi. Şirketin jeoloji mühendisi Abdullah Güngör ise 7 yıldır jeotermal üzerine Türkiye'nin birçok bölgesinde çalışma yaptığına işaret ederek, Güroymak bölgesinde radon ve karbondioksit gazı ölçümleri yaptıklarını söyledi. Jeofizik çalışmaların 2 ay daha devam edeceğini kaydeden Güngör, araştırmadan çıkacak sonuca göre şirketin hareket edeceğini belirtti. Jeoloji mühendisi Deniz Kapçak da bir yıldır bölgede jeotermal alanında çalışma yaptığını bildirerek, ilksel tarihten beri jeotermalın sağlık alanında değerlendirildiğini ifade etti. 1970'li yıllarda çıkan petrol krizinden sonra jeotermal enerjinin gündeme geldiğini hatırlatan Kapçak, şöyle devam etti: 'Ardından enerji alanında değerlendirmelere geçildi. Literatür bilgilerine bakıldığında jeotermal enerji, jeolojik yapıya bağlı kalarak yerin yapısının yani magmatik tabakanın verdiği ısının, su buharının ve gazların birleşimiyle çıkmakta. 1980'li yıllarda çıkan güvenlik problemlerinden dolayı bölgemizde çok fazla çalışma yapılamamıştı. Maden Tetkik Arama'nın (MTA) çalışmalarına göre, Türkiye, Avrupa'da jeotermal alanda birinci, dünyada ise 7. sırada. Ülkemizdeki jeotermal potansiyelin yüzde 90'lık kısmının Ege Bölgesi'nde geri kalanının tüm Türkiye'ye yayıldığı söyleniyor. Bizce hatalı bir tespit yapılmıştır. Buradaki çalışmalarla bölgenin potansiyelini ortaya çıkarmış olacağız ve raporlarımızı hazırlayacağız.'teknolojioku
İklim Değişikliği ve Kuraklığın Tüm Dünyayı Etkilediğinin İspatı 22 Fotoğraf
Yaşadığımız dünyanın ikliminin hızla değiştiğini düşünmüyorsanız, hemen klimanızı kapatıp gözlerinizi açın. Sonra dünyada neler olduğunu, aşağıda göreceğiniz resimlere bakarak anlayın. Herkes kendi görüşlerine sahiptir ama gerçekler, gerçektir. İnsanlar iklim değişiminin olduğuna bile katılmıyorlar ama iklim değişiminin olduğunu kabul etmeleri gerekir.Eğer biz yollarımızı değiştirmezsek, iklim değişimleri daha kötü bir hal almaya devam edecek. Bu sorun ağzıma hap almakla olacak şey değil, bunun  hepimiz farkında olmalıyız. Sadece kendi iyiliğimiz için değil, geleceğimiz için..Hadi bi göz atalım Dünya'da neler değişmiş.
Reklam
İranlı Profesör, 'Matematiğin Nobeli'ni Kazanan İlk Kadın Oldu
İran doğumlu matematikçi Meryem Mirzakhani, ‘matematiğin Nobel ödülü’ olarak bilinen Fields madalyasını alan ilk kadın oldu ABD’nin California eyaletindeki Stanford Üniversitesi’nde ders veren Mirzakhani, 13 Ağustos Çarşamba günü Güney Kore’nin başkenti Seul’de düzenlenen Uluslararası Matematikçiler Kongresi’nde ödülünü aldı. Al Jazeera'da yer alan habere göre, ödülün verilmeye başlandığı 1936 yılından bu yana ödülü alan 56 bilim insanı arasında ilk kadın matematikçi olan Mirzakhani şunları söyledi: “Bu büyük bir onur. Bu ödülü almam, genç bilim kadınlarını ve matematikçilerini yüreklendirirse çok mutlu olurum. Gelecek yıllarda daha pek çok kadının bu tür ödüller kazanacağına eminim.” 37 yaşındaki Mirzakhani, Tahran doğumlu. Harvard Üniversitesi’nde doktorasını tamamlayan Mirzakhani aslında gençken yazar olmanın hayalini kurmuş. Matematik problemlerine olan tutkusunu, “Çok eğlenceli, bulmaca çözmek gibi bir şey. Bir dedektif gibi ipuçlarını birleştiriyorsunuz” diye anlatıyor. Mirzakhani ödülünü, ‘kavisli yüzeylerde simetri’ alanındaki çalışması için aldı. Fields ödülleri her dört yılda bir düzenleniyor. Çarşamba günü Mirzakhani’ye ödülünü veren de, bu göreve gelen ilk kadın olan Güney Kore Cumhurbaşkanı Park Geun-hye oldu.Birgün
Üstün Yaratıcılığa Sahip Kişilerde Görülen 17 Farklı Davranış Biçimi
Yaratıcılık, tuhaf ve genellikle de mantık dışı görünen bir şeydir. Yaratıcı düşünce biçimi, bazı kişilik türleri için sabit ve belirgin bir karakter özelliğidir. Ama duruma ve şartlara göre de değişebilir. İlham ve fikirler en beklenmedik anda birden bire zihnimizde belirebilir, ama onlara en çok ihtiyaç duyduğumuz zaman bir türlü ortaya çıkmazlar. Yaratıcı düşünce özel bir algılama yeteneği gerektirirse de, düşünme sisteminden tamamen farklıdır. Nörolojik bilim bugün yaratıcılıkla ilgili çok karmaşık bir fotoğraf ortaya koymaktadır. Bilim insanları artık yaratıcılığın sandığımız gibi sağ ve sol beyin farklılığıyla (sol beyin = mantıklı ve analitik, sağ beyin= yaratıcı ve duygusal ) açıklanamayacağını anlamış bulunuyor. Gerçekten de, yaratıcılığın bir dizi bilişsel süreçler, sinirsel akımlar ve duygular sonucu ortaya çıktığı düşülmekte, ancak yaratıcı zekanın nasıl çalıştığı hakkında hala net bir bilgimiz yok. Psikolojik açıdan bakıldığında da, yaratıcı kişilikleri belirlemek çok zordur. Zira bu kişiler genelde karmaşık ve çelişkili davranışlar sergiler ve alışkanlıklardan ya da rutin işlevlerden uzak durmaya çalışır. Bu sadece “acı çeken sanatçı” şablonu da değildir – sanatçılar belki de daha zor anlaşılan kişilerdir. Yapılan araştırmalar, yaratıcılığın karakter özellikleri, davranış biçimleri ve sosyal etkilerin bir kişi üzerinde birleşmesiyle meydana geldiğini ortaya koyuyor. Yaratıcılık konusunda uzun yıllardan beri çeşitli araştırmalar yapan New York Üniversitesi Profesörlerinden Scott Barry Kaufmann, Huntington Post’la yaptığı söyleşide “Aslında yaratıcı kişilerin kendi kendilerini anlayabilmeleri de çok zordur. Zira yaratıcı benlik yaratıcı olmayan benlikten çok daha karmaşıktır. En belirgin şekilde ortaya çıkan özellikler, yaratıcı benliğin çelişkileri ve tutarsızlıklarıdır…. Hayal gücü yüksek olan kişilerin zihinleri daha karmaşıktır” diyor. Yaratıcı kişiliğin “tipik” bir tarifi olmasa da, üstün yaratıcılığa sahip kişilerde belli davranışlar ve karakter özellikleri görüldüğü kabul ediliyor. Bu kişilerde görülen 17 farklı davranış biçimi aşağıda yer alıyor:
Reklam
Her Durumda Ayrı Bir Gözyaşı Salgıladığınızı Kanıtlayan ''Gözyaşı Topoğrafyası'' Çalışması
Lynn Fisher farklı duygular hissedilirken akan gözyaşlarının da farklı olabileceğini düşündü ve gözyaşlarını mikroskop altında incelemeye karar verdi.  100 farklı gözyaşını inceledikten sonra  mutluluk, soğan doğrama, acı, öfke, reddedilme, azim, kahkaha, esneme, doğum ve yeniden doğum gözyaşlarının her birinin farklı bir yapısı olduğunu fark etti. Fisher bu çalışmaya ''Gözyaşı Topografyası'' adını vermiş. Smithsonian Sanat ve Bilim Üniversitesi'nden Joseph Stromberg'in bulgularına göre; Gözyaşları bilimsel olarak üçe ayrılıyor. Korneayı kaygan tutmak için düzenli olarak salgılanan bazal gözyaşı; keder ya da sevinç gibi duygusal anlarda gelen psişik gözyaşı; ve toz, soğan ya da biber gazı gibi maddelere tepki olarak salgılanan refleks gözyaşı.  Her bir kategorideki gözyaşları farklı moleküller taşıyor, örneğin psişik gözyaşları doğal bir ağrıkesici sayılan leucine enkephalin adlı protein bazlı bir hormon içeriyor. Ayrıca mikroskop altında incelenen örnekler büyük oranda kristalize tuz olduğundan gözyaşlarının kuruma ortamı da farklı şekiller doğuruyor.  İyi eğlenceler dileriz...
Marilyn Manson Sons Of Anarchy Kadrosuna Katıldı
Grotesk sanatçı Marilyn Manson 9 Eylül’de yeni ve son sezonunun yayınlanacağı TV dizisi Sons of Anarchy kadrosuna katıldı. Biraz vampir biraz şeytan sanatçı şok rock sahnesinin prensi kabul edilmesine doğru orantılı olarak kameraların da sevdiği bir karakter. Manson daha önce TV’de “Eastbound & Down” ve “Once Upon a Time” dizilerinde rol almış, beyazperdeye de Macaulay Culkin’in baş rolünde olduğu “Party Monster” ve “Jawbreaker” filmleriyle uğramıştı.
Reklam
Bahçeli'den İstifa Sorusuna Cevap: 'Erdoğan'ın Arzusuyla Paralel Gitme'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu’nu ziyareti sonrasında kısa bir açıklama yaptı. Bahçeli, 'İstifa etmeyi düşünüyor musunuz?' soran Yeni Akit muhabirine, 'Çok mu arzuluyorsun? Recep Tayyip Erdoğan’ın arzusuyla paralel gitme.” diye cevap verdi.Devlet Bahçeli ve MHP’li milletvekili Meral Akşener, Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu’nu Levent’teki Seçim Koordinasyon Merkezi’nde ziyaret etti. Çıkışta gazetecilere kısa bir açıklama yapan Bahçeli, “Hepinizin bildiği gibi 10 Ağustos Pazar günü Türkiye 12. Cumhurbaşkanını seçmiştir. Bu seçimlere 3 aday katılmıştır. Bu adaylardan değerli bilim insanı ve diplomat olarak Türkiye’de çok sayıda siyasi partinin ortak aklı ve ortak adayı olarak seçimlere katılmıştır. Türkiye’nin siyasetine yüksek bir seviye, güzel bir üslup sunmak suretiyle bir mücadele vermiştir. Bu mücadele sonrasında kendilerini yerinde ziyaret ederek teşekkürlerimizi ve tebriklerimizi sunmak arzusu için Ankara’dan buraya gelerek değerli Ekmeleddin İhsanoğlu Beyle görüşme yaparak teşekkürlerimizi bizatihi iletmiş olduk.” diye konuştu. Açıklama bittikten sonra Yeni Akit muhabirinin, “1997 yılından beri seçimlere giriyorsunuz. 10 seçimi kaybettiniz. İstifa etmeyi düşünüyor musunuz?' şeklindeki sorusuna Bahçeli, 'Çok mu arzuluyorsun? Recep Tayyip Erdoğan’ın arzusuyla paralel gitme.” cevabını verdi. Ekmeleddin İhsanoğlu ise Dvlet Bahçeli’ye ziyaretlerinden dolayı teşekkürlerini iletti. İhsanoğlu, “Sayın Genel Başkanımız ziyaret ettiler. Seçim esnasında kendilerinin, partilerinin destekleri oldu. Ben de kendilerine teşekkür ettim. Böylece açık seçim kampanyası, her şey bitmiştir. Buradan size veda mesajımı iletmiştim. İlave edecek bir şey yok ancak Sayın Başkan ve parti mensuplarının ziyaretlerinden çok memnun olduğumu belirterek kendilerine teşekkürlerimi iletiyorum.” diye konuştu. Bir basın mensubunun, 'Siyasete girmeyi düşünüyor musunuz?' sorusuna İhsanoğlu, 'Geçen arkadaşınız sormuştu, ben de söylemiştim; bende laf bitti!'YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları Cihan Haber Ajansı ve Reklamcılık A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.Cihan
Reklam
“Fotoğraf Sanatının Kafkası” Diane Arbus'un Çalışmaları ArtInternational'a Geliyor
“Fotoğraf sanatının Kafkası” Diane Arbus’un işleri Robert Miller Gallery ile birlikte ArtInternational’a geliyor “Fotoğraf sanatının Kafkası” Diane Arbus’un işleri Robert Miller Gallery ile birlikte ArtInternational’a geliyor. Galerinin fuarda sergilenecek sanatçıları arasında iki büyük fotoğraf ustası daha bulunuyor: Herbert List ve Patti Smith. Bu yıl 26-28 Eylül tarihlerinde gerçekleşecek uluslararası sanat fuarı ArtInternational, New York’un en ünlü galerilerinden Robert Miller’ı İstanbul’da ağırlıyor. Galerinin İstanbul’a getireceği koleksiyonunda modern fotoğraf sanatının usta isimleri Diane Arbus, Herbert List ve Patti Smith’in de işleri bulunuyor. 20.yy’ın en çok tanınan kadın fotoğrafçısı Diane Arbus, “Fotoğraf sanatının Kafkası” olarak biliniyor. Kariyerine eşi Allan ile birlikte Vogue, Harper’s Bazaar gibi dergilere çektiği fotoğraflarla başlayan Arbus, ayrılmalarının ardından onu meşhur eden portre fotoğraflarına yöneldi ve iki kere Guggenheim Ödülü’nü kazandı. Sirkler, çıplaklar kampı, parklar, akıl hastaneleri, üçüncü sınıf otel odalarını mesken tutan Arbus’un modelleri de engelliler, transeksüeller, cüceler, devler, kısacası toplumun “ucube” saydığı insanlar oldu. Sanatçının 1971’deki intiharından sonra Modern Sanatlar Müzesi’nde açılan retrospektif sergisi, müzenin o güne dek en çok ziyaret edilen sergisi oldu ve uzun yıllar pek çok ülkeyi dolaştı. Arbus’un hayatı, 2006’da “Fur: An Imaginary Portrait of Diane Arbus” adlı filmle beyazperdeye de aktarılmış, Arbus’u da Nicole Kidman canlandırmıştı. ArtInternational kapsamında Robert Miller Gallery standında işleriyle yer alacak diğer iki isim ise; siyah-beyaz ve erkek nü fotoğraflarıyla tanınan, özellikle modern Yunan ve İtalyan fotoğraf sanatını derinden etkilemiş, Paul Bowles’dan Marlene Dietrich’e pek çok ünlü ismin fotoğrafını çekmiş Magnum fotoğrafçısı Herbert List ile “punk rock'ın vaftiz annesi” olarak bilinen, fotoğraf sanatçısı arkadaşı Robert Mapplethorpe’la olan birlikteliklerinde başladığı fotoğraf tutkusunu sanata dönüştüren, “Çoluk Çocuk” adlı kitabıyla National Book Ödülü’nü kazanan Patti Smith.Milliyet Sanat
Tuncay Gürel'in Oğlundan 'Öldü' Haberlerine Yalanlama
Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Yoğun Bakım Servisi'ndeki tedavi gören Tuncay Gürel'in (75) hayatını kaybettiği yönünde bazı basın yayın kuruluşlarında hakikat dışı olarak ' hayatını kaybettiği ' yönünde haberlerin ortam alması, başta ailesi olmak üzere sevenlerince tepkiyle karşılandı. Gürel'in Yalova'da imamlık yapan ve babasının rahatsızlığı dolayısıyla İzmir'e gelen oğlu Halil Gürel, AA muhabirine yapmış olduğu duyuruda , babasının hayatta olduğu ve tedavisinin sürdüğünü bildirdi. Bu sabah Anadolu Ajansına (AA) yapmış olduğu beyanatın dışında hiç bir basın kuruluşuyla konuşmaması, tekrar hastane yetkililerinin de bu mevzuda bir beyanları olmamasına karşın babasının hayatını kaybettiği yönünde haber yapılmasına anlam veremediğini açıklayan Gürel, 'Babamın hayatını kaybettiği haberi yalan, böyle bir haberi sormadan soruşturmadan nasıl yaparlar, bu haberi yapanları mahkemeye vereceğim' diye belirtti . ' Tüm Yalova ayağa kalktı' Gürel, gercekleşen yalan haberin hem kendilerini hem de hastanede babasının sağlığına kavuşması için ilgiyle hizmet veren doktorlarını çok fazla üzdüğünü dile getirerek, bunları açıkladı : 'Bu yalan haber, hocalarımızı, hepimizi çok fazla üzdü. Şimdi Yalova, ayağa kalkmış durumda. Yalova'daki ablam da bu haber yüzünden hastanelik oldu, şu anda hastanede, onun da durumu kritikmiş. Yalova milletvekilimiz Ana Coşkun ve bakanlıktan beni aradılar... Böyle bir haber nasıl olur. Ben bu haberi yapanların bulunmasını arzu ediyorum . Onlardan davacıyım.' Gürel, babasının sıhhat durumunun yoğun bakım servisinde stabil olduğunu, durumunda bir değişikliğin söz konusu bulunmadığı vurguladı. Türk sinemasında, başrollerini Kemal Sunal, Müjde Ar, Adile Naşit ve Şener Şen'in üstlendiği 'Tosun Paşa' filminde canlandırdığı 'küçük enişte Bekir' karakteriyle ünlenen ve akabinda 'Uzaylı Zekiye', 'Bizimkiler' ve 'Yazlıkçılar' başta olmak üzere pek çok fazla televizyon dizisinde unutulmaz rollere imza atan oyuncu Gürel, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) dolayısıyla yaklaşık olarak 1 aydır EÜ Tıp Hastanesinde tedavi görüyor. Sanatçı Gürel, dün durumunun ağırlaşması üzerine Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Yoğun Bakım Servisine kaldırılmış ve tedavisi burada devam ediyor.
Gelmiş Geçmiş En İyi 10 Klasik Müzik
etiket
Her türlü duyguya uyum sağlayabilen, bu dünyadan olamayacak kadar güzel eserleri içerisinde bulunduran, asırlardır dünyamıza renk katan klasik müzik. İyi ki var!Kesinlikle zaman kaybı olmayacak, mutlaka dinlemeniz gereken En İyi 10 Klasik Müzik eseri ;
Reklam