Kadın Heykellerin Koruduğu Mezarlar
Yunanistan'ın Amphipolis kazı alanında yapılan çalışmalarda girişini kadın heykellerin koruduğu dev bir mezar keşfedildi. İçine girilemeyen mezarın Büyük İskender'in ailesi veya generallerine ait olabileceği düşünülüyor.Selanik'in yaklaşık 105 km kuzeydoğusunda yer alan Amphipolis alanında kazı yapan arkeologlar, Büyük İskender'in yakınları veya generallerine ait olduğu düşünülen mezarlar keşfetti. Mezarların girişinde, daha önce benzeri görülmemiş iki karyatit (kadın heykeli) bulundu.Arkeologlar, Yunanistan'daki en büyük antik mezar kalıntılarını ortaya çıkarmış olabileceklerini, karyatitlerin mezarın giriş kısmında yer aldığını belirtti. Mermerden oyulmuş karyatitlerin yer aldığı bölümde, koyu kırmızı ve sarı ile boyanmış ve üzerinde geometrik şekiller yer alan bir duvarın yer aldığı bilgisi verildi.Yunanistan Kültür Bakanlığı, antik mezarlığın keşfini Cumartesi günü duyurdu. Mezarlarda yer alan karyatitlerin, mezarın ana girişinde Ağustos'ta ortaya çıkarılan iki sfenksle aynı heykeltıraşlık yöntemlerini barındırdığı belirtildi.Yunan yetkililer, mezarın ikinci girişi olarak kabul edilen alanda bulunan karyatitlerin, 'büyük önem taşıyan bir define işaret ediyor olabileceğini' ifade etti. Karyatitlerden birinin yüzünün eksik olduğu ve her ikisinin gelenlere dışarı yönlendirmek istermiş gibi kollarını öne uzatmış halde durdukları belirtildi.M.Ö 300-325 yıllarında inşa edildiği tahmin edilen mezarlığın, Büyük İskender'in yakınları veya generallerine ait mezarları içerdiği düşünülüyor.Kaynak: Al Jazeera
Çok Gerekli Bilgiler Ansiklopedisinden, Yıldırımdan Nasıl Korunursunuz?
Yıldırıma bağlı ölümlerin sayısının çokluğu Türk insanının bu tabiat olayından korunmayı yeterince bilmediğini gösteriyor. Oysa alınabilecek basit önlemlerle yıldırımdan korunmak mümkün.Bir insana yıldırım çarpma riski, 600 binde bir olarak tahmin ediliyor. Yıldırım çarpan her 10 kişiden 9’u hayatta olmasına rağmen bunlardan yaklaşık yüzde 25’i uzun vadede psikolojik ve fizyolojik sorunlarla karşılaşabiliyor.Haberin devamı için tıklayın
1900'lü Yılların Başında Paris'te Çekilen 19 Harika Renkli Fotoğraf
1907 ve 1930 yılları arasında Paris'te çekilen fotoğraflar adeta bizi geçmişe götürüyorlar. Lumière Kardeşler tarafından bulunan autochrome tekniğiyle yine bu kardeşler tarafından çekilen renkli fotoğraflardaki ambiyans gerçekten harika...Bu arada öğrenmek isteyenler için Autochrome tekniği ile ilgili kısa bir bilgilendirme: Fotoğrafların autochrome işlemi ile renklendirilmesi ilk olarak 1907 yılında Lumiere kardeşler tarafından gerçekleştirilmiştir. Cam plakaların üzerine çok ufak mozaik parçaları şeklinde kırmızı, yeşil ve mavi boyalı patates nişastası ile kaplanarak işleme başlanıyordu. Kullanılan bu nişastaların ana görevi emulsüyon üzerinde ışığa duyarlı filtre görevi görmeleriydi. İşlem süresince hazırlanan emulsiyon tabakası ilk olarak siyah-beyaz pozitif bir görüntüye dönüşürdü. Daha sonra renklendirme işlemine başlanırdı. Autochorome ile renklendirme işlemi 1930’lu yıllara kadar devam etti ve bu yıllarda renkli filmlerin ve baskıların çıkmasıyla son buldu. Tipik olarak Autochrome baskı tekniğinin özellikleri noktasal bir renklenmeye sahip olması, fotoğrafın genelinde oluşan yumuşak bir görüntüye sahip olması, renklerin solgun görünmesi ve pastel tonlardaki görüntüsüyle karakterizedir. İyi eğlenceler dileriz...
New York'ta Gazze Film Festivali
ABD'nin New York kentinde, İsrail'in Gazze'ye saldırılarını ve Filistinlilerin çektiği acıları konu alan filmlerin yer aldığı Gazze Film Festivali düzenlendi.Mısırlı doktora öğrencisi Eman Mursi'nin öncülüğünde düzenlenen Gazze Film Festivali, New York Üniverstesi'nin (NYU) Yakın Doğu Araştırmaları Hagop Kevorkian Merkezi ve NYU'daki Asya/Pasifik/Amerikan Enstitüsü'nün desteğiyle gerçekleştirildi. İlk gün 'Gazze'nin Gözyaşları' ve 'Uçan Kağıt' filmlerinin gösterildiği festivalin ikinci gününde ise İsrail'in saldırılarının ekonomik etkisine vurgu yapan Ayelet Heller'in yönettiği 'Çilek Tarlaları', Abdel Salam Shehada'nin yönettiği ''Gözyaşlarının Bir Başka Çeşidi'' ve İsrail'in Gazze'ye uyguladığı ablukayı anlatan Fida Qishta'nın yönettiği ''Kuşlar Nerede Uçmalı'' filmleri sıralandı.'Utanç verici'Festivali düzenleyen Yakın Doğu Araştırmaları Hagop Kevorkian Merkezi'nde Ortadoğu doktora öğrencisi Eman Mursi, bu yaz İsrail'in Gazze'yi bombalayarak 2 binden fazla kişiyi öldürmesinin ardından bu konuda bir şey yapmak gerektiği düşüncesiyle böyle bir festivali düzenlediğini ifade etti. ABD'nin İsrail'in saldırılarıyla ilgili tutumunu ''utanç verici'' olarak yorumlayan Mursi, filmlerle ABD medyasında yer almayan Filistinlilerin acılarını göstermeye çalıştığını belirtti. Mursi, festivalde yer alan filmlerin, sadece belirli askeri operasyonları değil, aynı zamanda kuşatma altındaki hayatın fiziki, duygusal ve ekonomik etkilerini de ortaya koyduğunu ifade etti.Yönetmenliğini Vibeke Lokkeberg'in yaptığı ve İsrail'in Gazze'deki Filistinli sivillere yönelik saldırılarını anlatan ''Gazze'nin Gözyaşları'' adlı filmin gösterimi sırasında, birçok izleyicinin gözyaşlarına hakim olamadıkları görüldü. Demokrat Hukukçular Konseyi üyesi ve şair Gloria Blatter, ''Filmi seyrettikten sonra gözyaşlarına hakim olmak zor'' dedi. İsrail'in 2008-2009 saldırılarından sonra Birleşmiş Milletler (BM) ile Gazze'ye gittiğini belirten Blatter, orada fabrikaların yıkıldığını ve Gazze'nin güzel plajının korkunç hale geldiğini yakından gördüğünü ifade etti. 'Gazze'nin Gözyaşları', İsrail ordusunun 2008-2009 tarihinde yaptığı saldırıların ardından 2010'da çekildi.'ABD, İsrail desteğini kesmeli'Filmi izleyenlerden çocuk psikoloğu Sandy Turner da, ''ABD'de olanları değiştirmek, İsrail'e desteğini kesmesinden emin olmak zorundayız'' dedi. Amerikalı Turner, Gazze'deki kısır döngüden çıkılmasının yolunun, Gazze'ye olanları değiştirmekten geçtiğini belirtti. Çocukların içinde bulundukları travmanın büyüklüğüne dikkat çeken Turner, filmde çocukların travmanın üstesinden gelmesinin herhangi bir yolu olmadığını gördüğünü anlattı.Turner, ''Çocukların çok ciddi bir şekilde travmaya uğradıklarını görüyoruz. Onları, sadece onlara olanları değiştirerek tedavi edebiliriz. Filmde çocukların doktor olmak istediğini gördüm ancak orada doktor olmak, avukat olmak hiçbir şeyi değiştirmiyor'' diye konuştu. ''Uçan Kağıt'' belgeselinin iki yönetmeninden biri Nitin Sawhney da çektikleri filmin Gazzeli çocukların uçurtma yapma dirençleriyle ilgili bir film olduğunu belirterek, filmin festivalde gösterilmesinden duyduğu memnuniyetini dile getirdi. Yönetmen Sawhney, 4 farklı dile çevrilen filmin geçen yıl Londra Filistin Film Festivali'nde de gösterildiğini ifade etti. Nitin Sawhney ve Roger Hill tarafından yönetilen ''Uçan Kağıt'' belgeseli, Gazze'deki genç sinemacılardan oluşan bir ekiple birlikte yapıldı.AA
'Tanrı Parçacığı Her An Evrenin Sonunu Getirebilir'
Stephen Hawking'ten ürküten açıklamaDünyaca ünlü Profesör Stephen Hawking, İsviçre'deki Cern Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi'nde 2012 yılında keşfedilen ve tanrı parçacığı olarak alınan Higgs Bozonu'nun evreni yok etme potansiyeline sahip olduğunu açıkladı.Starmus isimli yeni kitabının ön sözünde konuya değinen Hawking, Higgs Bozonu'nun çok yüksek enerji seviyelerine ulaştığında istikrarsızlaşıp 'Katastrofik bir vakum bozunmasına' neden olabileceğini, bu durumun da uzay ve zamanın çökmesine yol açacağını ve bunun her an gerçekleşebileceğini yazdı.Ünlü bilim insanı bu senaryonun gerçekleşme olasılığının çok düşük olduğunu belirtse de bir çok araştırmacı açıklamaları nedeniyle Hawkins'i sorumsuzlukla suçladı.İngiltere'de yayınlanan Daily Mail gazetesinin haberine göre Cern Teorik Fizikçileri'nden Profesör John Ellis, Hawkins'in iddialarının doğru olduğunu ancak konunun risk olmadığını belirterek şunları söyledi'Bu bulgu heyecan verici birşeye işaret ediyor. Fiziğin keşfedilmeyi bekleyen yeni bir yönünü ortaya koydular.Habertürk
Futbolda İstatistiksel Veriler İle Takip Dönemi
Manchester United'ın yeni teknik direktörü Louis van Gaal'in antreman sahasına yüksek çözünürlüklü kameralar yarleştirmesi ve buradan gelen bilgilerin kendisine istatiksel veriler ile iletilmesi için kurduğu ekiple çok konuşulmuştu. Spor artık sadece spor olmaktan çıktı ve mükemmel sporcunun yaratılması için daha profesyonel ekiplerin kullanılması klüpler için elzem bir durum haline geldi.Bu bağlamda spor istatistiği alanında dünyanın en büyük şirketleri arasında yer alan ve 2014-2015 sezonu ile birlikte Perform Türkiye’ye bağlı olarak ülkemizde de faaliyet göstermeye başlayan Opta, Galatasaray’ın son dakika transferlerini mercek altına aldı.Opta’nın ayrıntılı istatistiklerine göre, Cimbom’un transferin son gününde kadrosuna kattığı oyunculardan Goran Pandev, şut isabet yüzdesi açısından, geçtiğimiz sezon Napoli'nin açık ara en başarılı futbolcusu oldu. Sezon boyunca ligde sadece iki maçta 90 dakika oynama şansı bulabilen Pandev, toplamda 21 şut çekerken, bunlardan 16'sı isabetliydi (yüzde 76.2). Pandev'i bu alanda yüzde 60'la Duvan Zapata, yüzde 58.3'le Jose Callejon izledi.Pandev'in çektiği 16 şutun yedisi gol oldu. Bu yedi golün altısı sol, biri sağ ayakla geldi. Pandev'in kaleyi bulan şutlarının gol olma olasılığı ise, yine geçen sezonun verilerine göre yüzde 43.8. Makedon futbolcu, gollerinin altısını ceza sahası içinden, birini ceza sahası dışından attı.Pandev hareketi seviyorPandev'in önemli özelliklerinden bir tanesi, ileri uçta topun oynandığı noktaya göre sürekli yer değiştirmesi. Geçtiğimiz sezon ligde gol attığı maçların haritası çıkartıldığında, Pandev'in rakip yarı sahada ayak basmadık yer bırakmadığı, hatta kimi zaman geriye gelerek top aldığı görülüyor. Kısacası Pandev, sabit bekleyen bir forvet değil.Dzemaili gol atmaya alışkınGalatasaray’ın diğer son dakika transferi olan defansif orta saha oyuncusu Blerim Dzemaili ise takımının pas yüzdesini arttırmasıyla biliniyor. Geçen sezon Serie A'da 24 karşılaşmada forma giyen Dzemaili, sezon boyunca 50'den fazla pas veren oyuncular arasında, rakip yarı sahada isabetli pas yüzdesi en yüksek üçüncü futbolcu (%86).Dzemaili ayrıca golcü özellikleri de olan bir defansif orta saha oyuncusu. Opta’nın verileri, geçtiğimiz sezon Napoli'deki orta saha oyuncuları arasında dakika başına gol sayısı en yüksek ismin Dzemaili olduğunu gösteriyor. Ligde altı gol atan İsviçreli oyuncu, her 258 dakikada bir rakip fileleri havalandırdı. Onu 283 dakikada bir golle Marek Hamsik izlediDzemaili uzaktan vurmayı seviyor. Napoli kariyerinde ligde 13 gol atan orta saha oyuncusunun beş golü, ceza sahası dışından çekilen şutlarla geldi. Dzemaili'nin şutlarının yüzde 54'ü kaleyi buldu.teknolojioku
Gerçekçilikte Boyut Atlamış 23 Harika 3D Çizim
Ramon Bruin'e ait olan bu çizimler, gerçekçilikte 'gerçekten' boyut atlamış. Kendisi bu çizimlere ise 'Optik ilizyon' adını vermiş. İşte o çizimler:Kaynak: http://www.hongkiat.com/blog/
Kurşun Kalemin İçine Dünyayı Sığdıran Türk Sanatçının 23 Yaratıcı Çalışması
Fırat Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümünde okuyan Recep Alçamlı, gündelik kullanılan kurşun kalemin içinde bulunan bulunan grafit (halk arasında kömür olarak biliniyor) kısmına, oldukça yaratıcı figürler yapıyor. Bu sanatın adı ise grafit işlemeymiş. İşte o harika çalışmalardan bazıları:Recep Alçamlı'nın çalışmalarını takip etmek isterseniz: https://twitter.com/recepsiyon
"Hayır, Olur mu ya" Diye İtiraz Edeceğiniz Bir Olasılık Problemi
İlk olarak 70'lerde ortaya atılmış. 90’larda Amerika’da bir yarışma programı ile popülerleşmiş bir bilmece. Bir matematik sorusu. İsmini de bu yarışmanın sunucusundan almış. Bahsi geçen yarışma özetle şöyle: Yarışmanın final aşamasında yarışmacının karşısına 3 tane kapı çıkıyor. Kapılardan birinin ardında araba, diğer ikisinin ardında ise keçi var. Yarışmacıdan bir kapıyı seçmesi isteniyor. Araba olan kapıyı seçerse arabayı kazanacak, keçi olan kapılardan birisini seçerse eli boş dönecek. Yarışmacı bir kapıyı seçiyor. Kapılar daha açılmamışken sunucu, yarışmacının seçmediği diğer iki kapıdan keçi olan bir tanesini açıyor. Sunucu, arabanın hangi kapıda olduğunu biliyor. Sonra yarışmacıya “Artık iki tane kapı var. Kararını değiştirip diğer kapıyı seçmek ister misin?” diye soruyor. Yarışmacının ne yapması menfaatinedir. Kararını değiştirip diğer kapıyı seçmesi mi, yoksa eski seçtiği kapı ile devam etmesi mi?
Doctor Who İzledikten Sonra Şüphelenmeye Başlayacağınız 40 Unsur
Doctor Who 50 yıldan fazladır süregelen İngiliz bilimkurgu dizisi. İzleyen her yaştan insanı kendine hayran bırakmış ve 'whovian' adlı hayran grubunun oluşmasına sebep olmuştur. Dizinin kazandırdığı daha birçok şey var. Fakat ben şüphe duymaya yol açtığı 'şeyler'i derledim. Bölüm sırasına göre düzenlenmiştir. Bu galerinin 'Bölüm 1' olduğunu göze alarak unutulan şeyler varsa yorumlarda belirtebilirsiniz. Not: Dalek, Cybermen türü diziye has 'şeyler', uzaylı adı altında yer alıyor.