onedio
Sevgilisi Müzisyen Olanların Adı Gibi Bildiği 15 Mevzu
Malum yaratıcılık güçleri geceleri baş gösteriyor ve bu doğrultuda çoğu prova gece gerçekleşiyor. Hatta kayıtlar da.. Yoğun çalışma dönemlerinde yatağa yalnız girip, sabahA karşı sevgilinizi karşılamaya alışır hale gelebilirsiniz.
Ozzy Osbourne, U2 ve Apple'a Ateş Püskürdü
U2'nun Apple ile yaptığı dağıtım anlaşmasına Ozzy Osbourne'dan sert tepki geldi.Geçtiğimiz Eylül ayında U2'nun yeni albümü Songs of Innocence, Apple ile yapılan anlaşma sonucunda iTunes üzerinden ücretsiz olarak yayınlanmıştı. iTunes'un dünya üzerinde toplamda 500 milyon kullanıcısının 13 Ekim 2014 tarihine kadar ücretsiz olarak albüme sahip olacak olması bir çok kişi tarafından olumsuz olarak yorumlandı. Konuyla ilgili bazı Apple kullanıcılarının kendi istekleri dışında bu albümün cihazlarına yüklendiği ve hatta silinmediği bildirilmişti. U2 ile Apple arasında yapılan bu anlaşmaya bir tepki de Black Sabbath'ın efsane vokalisti Ozzy Osbourne'dan geldi. Yapılan anlaşmayı yeni ve yükselişe geçmek isteyen gruplar için büyük bir dezavantaj olarak değerlendiren ünlü vokalist, U2'nun bencilce bir davranış sergilediğini belirtti.Bu durumun hem iyi hem de kötü olduğunu düşünüyorum. İnsanlar bu duruma çok kızgınlar. Telefonlarından ya da diğer cihazlarından bunu nasıl sileceklerini bulmaya çalışıyorlar. Fakat öte yandan U2 ücretsiz bir albüm çıkardı, diğer gruplar bunu yapamaz, yani bu diğer yükselişe geçmek isteyen gruplar için çok zor. Bu kesinlikle çok bencilce. Sanıyorum ki Apple üzerinden milyonlarca satış yapıyorlar. Herkes U2 değil ve herkes Apple ile böyle bir anlaşma yapamaz.Ozzy Osbourne farklı bir bakış açısı ile güzel bir noktaya değinmiş. Zaten milyonlarca satışı garanti olan bir grubun ücretsiz olarak albümünün yayınlanması kime ne fayda sağlıyor bilinmez. Bu tarz anlaşmaları patlamak isteyen gruplar için yapsalar ve Apple'ın elindeki muhteşem potansiyeli böyle bir amaç için kullanmaya kalksalar muhteşem olabilirdi.
NASA, Doğadaki Tahribatı Uzaydan Görüntüledi
Aral Gölü'nün kuruması, Amazon ormanlarının azalması, ozon tabakasındaki büyüyen delik... NASA'nın yayınladığı görüntülerde yıllar içindeki tüm bu değişimler birkaç saniyede izlenebiliyor.NASA Dünya Gözlemevi, insan eliyle doğa üzerinde yaşanan olumsuz etkileri net bir şekilde gözler önüne seren görüntüler yayımladı. Neredeyse kuruyan Aral Gölü'nden, azalan Amazon ormanlarına kadar birçok bölgeye ait yıllar içindeki değişimi gösteren fotoğraflar, gelecek için ciddi bir uyarı anlamı taşıyor.Yörüngeden yeryüzünü gözlemleyen ve atmosfere ait ölçümler yapan uyduların elde ettiği görüntü ve veriler, küresel atmosfer sıcaklığının son yıllarda belirgin şekilde attığını gösterirken, ozon tabakasındaki deliğin de giderek büyüdüğünü ortaya koydu.Aljazeera
Süresi 15 Dakikadan Az, Pek Güzel 10 Film
Bu içeriğimizde sizler için süresi 15 dakikayı geçmeyen en güzel 10 kısa filmi seçtik. Farklı konuları kısa ve öz bir şekilde sunan bu filmlerin pek çoğu katıldıkları festivallerden ödüllerle dönmüşler. Kısacası vakit ayırıp izlenmeyi hak ediyorlar.İyi seyirler...Not: bu liste Film Listeleri  isimli siteden alınmıştır.
Reklam
Smithsonian Yaban Hayatı Fotoğraf Yarışmasında Ödül Alan 15 Mükemmel Fotoğraf
Amerika Birleşik Devletleri'nde, 3 Eylül 1964 tarihi ile yürürlüğe giren Yaban Hayatı Kanunu'nun 50. yılını kutlamak amacıyla, Smithsonian Ulusal Müze ve Tarih Birliği bir fotoğraf yarışması düzenledi. Yarışmaya katılan 5000'den fazla fotoğrafçı arasından ödül almaya hak kazananlar ise geçtiğimiz günlerde belli oldu. Galerimizde bir araya getirdiğimiz bu ödüllü fotoğraflar, yaban hayatının birçoğumuza oldukça yabancı gelen özgür ruhunu çok güzel bir anlatımla ortaya koyuyor.
Bryan Cranston 'The Infiltrator'da Başrol Oynayacak
Kolombiya’nın en tehlikeli suçlu ve dolandırıcılarını yakalamak için, Bob Musela kod adıyla kara para aklama işine giren gümrük memuru Robert Mazur’un aynı adlı otobiyografisinden sinemaya uyarlanan The Infiltrator ‘ın yönetmenliğini, Lincoln Lawyer filminden tanıdığımız Brad Furman yapacak. Filmde Robert Mazur’u, Bryan Cranston canlandıracak.Filmde Mazur’u canlandıracak Bryan Cranston, yönetmen Brad Furman’ın en bilindik filmi olan Lincoln Lawyer ‘da da rol alıyordu. İkilinin dört yıl aranın ardından bir arada çalışacağı ilk film olacak The Infiltrator ‘ın çekimlerine 2015’in ocak ayında başlanacak ve çekimler Londra, Paris ve Florida’da yapılacak. Filmin yapımcılığını Good Films ve George Films üstleniyor.Bantmag
Reklam
Başbakan Davutoğlu: 'Katliamlara Sessiz Kaldığımızı Söyleyenler Müfteridir'
Başbakan Davutoğlu, 'Türkiye ile IŞİD arasında işbirliği varmış gibi gösterilerek katliamlara Türkiye'nin sessiz kaldığını söyleyenler müfteridir' dedi.MALATYABaşbakan Ahmet Davutoğlu, 'Her bir vatandaşımıza şunu aşılamaya çalıştık, ‘Biz tarihte özneydik, gelecekte de özne olacağız’. Bizi kimse edilgen kılamaz, bizi kimse pasif konumda tutamaz, eleştirebilir, mertçe mücadele edebilir, ama dönüp de ‘Sen benim oyunumun parçası olacaksın’ deme cüretini kimse gösteremez bize' dedi.Başbakan Davutoğlu, Malatya'nın sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle akşam yemeğinde bir araya geldi.  Yemek sonrası STK temsilcilerine seslenen Davutoğlu, Malatya’da karşılaştıkları muhabbetle büyük bir huzur bulduklarını ve gördükleri destekle de geleceğe dönük güvenlerinin arttığını dile getirdi.Gittiği illerde o şehirle ilgili bir tanımlama yaptığını ve Mardin’e “Medeniyetimizin büyük Şehri”, Konya’ya “Medeniyetimizin merkez şehri”, İzmir’e “Ufuk şehir”, Bursa’ya “Ulu şehir”, Diyarbakır’a “Mürşit Şehir”, Erzurum’a “Kale Şehir”, Kırşehir’e “Tohum şehir” dediğini hatırlatan Davutoğlu, her birinin tarih içerisinde bir karşılığı olduğunu vurguladı.Davutoğlu, geçen hafta ziyaret ettiği Samsun için “Meşale şehir” ifadesini kullandığını belirterek, “Malatya’yı da gelirken düşündüm, bir çok isim aklımdan geçti ama ‘Destan Şehir’ demek aklıma geldi” dedi.Milletler nesilden nesile aktardıkları kültürel unsurlarla ayakta durduklarını ve o kültürel unsurların millete bir ortak bilinç verdiğini dile getiren Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:“Eski köy odalarında Anadolu’nun her yerinde Seyyit Battal Gazi Destanı okutulurdu. Belki tarihi gerçeklik olarak birçok unsuru tartışılabilir ama Battal Gazi üzerinden öylesine bir, şimdi bile dikkat ederseniz çizgi filmlerde Batılılar olmayan böyle tamamıyla sürrealist hiçbir gerçekliği olmayan tiplerle bir bilinç uyandırırlar, aslında köy odalarımız bunu yapardı. Hazreti Ali cenkleriyle, Battal Gazi destanlarıyla sıradan insanda bir bilinç uyandırırlardı. Bu anlamda Malatya bu kimlik sadece Seyyid Battal Gazi değil, destanlaşan birçok ismin mekanı burası. Ama zamanla bence o destanlaşan isimler o halka da bir etik, bir tutum bir tavır zerk ediyorlar, yansıtıyorlar. Gerçekten bu çerçevede ben Malatyalıların ki bugün bir çok vesileyle teşekkür ettim tekrar teşekkür edeceğim çok husus var o destansı kahramanlardan üretilmiş bir ortak kimliği neredeyse var ki hiçbir şeyden yılmayan bir Malatyalı kimliği var benim zihnimde.”Malatyalı’yı düşündüğünde aklına ne kadar zorluk olursa olsun aşıp geçme iradesine sahip hiçbir şeyden yılmayan korkmayan, boyun eğmeyen, inandığı yolda kararlı bir şekilde giden bir kültürün aklına geldiğini söyleyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:“Biraz bugün yine konuşmamda daha tabi soyut olarak ifade ettim ama biraz daha detaya inmek bağlamında, tarihi kimliğimiz itibarıyla ‘Seyyitlerle Horasan erenlerinin sentez edildiği yer’ dedim, bilmiyorum dikkat çekti mi? Çünkü Malatya daha Hicri 40’lı yıllarda fethedilmiş ashabın ayağının değdiği bir topraktır, tabiinin ayağının değdiği bir topraktır. Bu anlamda sadece Seyyid Battal Gazi açısından değil seyyitlerin toprağıdır bir irfan, hikmet, inanç merkezidir ve o asırlar boyu da Bizans’la İslam arasında el değişmiştir. Dolayısıyla direnmeyi, direnip tekrar kazanmayı bir bilinç olarak kültüre yerleştirmiştir.”'Biz tarihte özneydik, gelecekte de özne olacağız'Malatya’nın nihai fethinin de Malazgirt Savaşı’ndan 14 yıl önce gerçekleştiğini hatırlatan Davutoğlu, şunları söyledi:“Yine biraz el değiştirdi ama sonra öyle bir kültürel kimlik buraya nüfuz etti ki bir tarafta İslam inancının köklü birikimiyle hem tasavvufi, hem ilmi birikimi yan yana iç içe buradaki dini kültür ve medeniyet kimliğini dokudu. Sadrettin Konevi’den, Muhiddini İbn-i Arabi’den gelen bir çizgi, öbür tarafta köklü medrese geleneğinin içinde olduğu ilim geleneğinin Niyazi Mısri’den günümüze kadar gelen ve yakın dönemde de hiç şaşırtıcı bir şey değildir ki bu kimlik siyasette, bilim hayatında tamamıyla özne olma iradesine sahip olan iş hayatında Malatyalıları çıkardı. Ben şu tabire büyük önem veririm ve bizim şu anki mücadelemizi de bununla izah ederim, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak ve milletimiz itibarıyla tarihte özne olmak, yani tarihi akış gidiyor bir yere doğru ‘ben bunu seyredeyim’ dememek. Ya da tarihi akış giderken bir şekilde ‘ona sürüklenip gideyim’ dememek, önüne çıkıp ‘tarihi akış bu yönde değil de şu yönde gitmeli’ diye irade sergileyebilecek özgüvene sahip olmak. Bizim 12 yılda gerçekleştirmek istediğimiz temel şey, birçok devrim yaptık, birçok büyük dönüşümler gerçekleştirdik ama en önemli şey şu oldu, her bir vatandaşımıza şunu aşılamaya çalıştık, ‘Biz tarihte özneydik, gelecekte de özne olacağız’. Bizi kimse edilgen kılamaz, bizi kimse pasif konumda tutamaz, eleştirebilir, mertçe mücadele edebilir ama dönüp de ‘Sen benim oyunumun parçası olacaksın’ deme cüretini kimse gösteremez bize. Farklı oyunlar, farklı hedefler üzerinde tartışılabiliriz.”Kendisinin Malatyalılık da bu özü gördüğünü ve kendisini Malatya’ya özel bir şekilde yakın hissettiğini dile getiren Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:“O direnç ve kimlik hep olmuştur yani Turgut Özal’ın Türk siyasetinde açtığı çığır o özne olma çabasının bir şeyiydi. İlk sivil cumhurbaşkanı Malatya’dan çıktı. Aynı şekilde ilim hayatında da ‘Sait Hocalar’ diye bizim yakından takip ettiğimiz üç Sait hocanın birbirleriyle olan ilişkisi Malatya kültüründeki o şeyleri hep hala tatlı bir tebessüm hem de güzel bir hatıra olarak anılır. Hamido nesne olabilir mi? Hamido, Hamido’ydu, bizim gençliğimizde Malatya derken Hamido diye bir yiğit akla gelirdi. Yani hiçbir şekilde bir şey empoze edilemeyecek kadar yürekli, ayakta, kararlı yaptığı, aldığı kararları yürütme iradesine sahip. Ya da Ahmet Kaya bir sanatçı olarak boyun eğdirilebildi mi, ya da edilgen kılınabildi mi?”Malatyalı’nın temel özelliğinin tarihi birikiminden gelen hür iradesi olduğunu söyleyen Başbakan Davutoğlu, bugün Malatya’da bu iradeyi bir kez daha gördüğünü dile getirdi.Halkın ilgisi nedeniyle valilik önünde bir kez daha miting yaptıklarını hatırlatan Davutoğlu, “Orada gördüğümüz muhabbet aslında yine hem Malatya’nın AK Parti’ye ve bizlere duyduğu muhabbetin bir yansımasıydı ama aynı zamanda ben gizli bir sesi de orada hissettim, son üç dört gün içinde yaşananlara Malatyalı ortak bir tepki verdi” dedi.Malatya’ya olayların hiç yaklaşamadığını belirterek tebrik eden Davutoğlu, Malatya’nın sosyal dokusunun iç içe geçmiş son derece sağlam bir doku olduğunu vurguladı.Davutoğlu, şunları söyledi:“Bu provakatörlerin nüfuz etmeye bile niyet edemedikleri bir yapı ama aynı zamanda Malatyalı duruşuyla, vakarıyla bir anlamda da şunu söylemiş oldu bütün Türkiye adına, ‘Biz burada nasıl seyitlerle Horasan erenlerini buluşturmuşuz ve bu sentez buralarda oluşmuş, bir taraftan bütün Ortadoğu’dan o irfan kültüründen gelen Seyit geleneğinin içinde, bir taraftan da Horasan erenleriyle gelen Türk-Kürt her unsur burada böyle güzel bir barış harmanı oluşturmuş, bu harmanı korumak lazım’. Ben bunun bugün korunmuş olduğunu görmekten büyük bir mutluluk duydum.”“Şimdi bizim vazifemiz esas itibarıyla hem Türkiye’de hem Malatya’da bu özne olma iradesini ayakta tutmak” ifadesini kullanan Davutoğlu, şöyle devam etti:“Nasıl ‘Turgut Özal cumhurbaşkanı olamaz’ dediler, Turgut Özal cumhurbaşkanı olduğunda, Allah rahmet eylesin, neredeyse köşkü ona dar etmeye çalıştılar ve selam vermemeye çalıştılar, onu oraya hapsetmeye çalıştılar, Sayın Cumhurbaşkanımız için de bu sefer halk tarafından doğrudan seçilmiş ilk cumhurbaşkanı olarak bu sene yine ‘Konuşmayacağız’ dediler hatırlarsanız ana muhalefet partisi. Bir tek ‘Savaş olursa konuşurum’ dedi, hatırlarsanız. Halbuki halkın iradesiyle tertemiz bir seçim yapılmış, bu irade tertemiz sandığa yansımış, bu iradeye saygı duyacaksınız, siz saygı duymazsanız bu millet saygı duymayı size öğretir. Bu irade Anadolu, Rumeli, Trakya tüm bu topraklarda üreyen kararlı bir irade. İşte eğer o zaman Turgut Özal pes etseydi bugün bu cumhurbaşkanlığı seçimini bu kadar kararlı bir şekilde yapmamız da zor olabilirdi. Malatyalılar pes etmedi, Türkiye pes etmedi, etmeyecek.”DHA
Reklam
Antalya Altın Portakal Film Festivali Başladı
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nce bu yıl 51’incisi düzenlenen Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin açılış gecesi, Antalya EXPO Center’da düzenlenen kırmızı halı töreniyle başladı. Yeşilçam’ın Haldun Dormen, Yusuf Sezgin, Eşref Kolçak, Yılmaz Köksal, Yusuf Sezgin, Gülsen Tuncer gibi ünlü isimleri davetlilerle birlikte yürüdü.'SANATTA ÖZGÜRLÜK’Yeşilçam’ın unutulmaz iki kadın ismi Filiz Akın ve Fatma Girik, açılış gecesinde kırmızı halıdan el ele yürüyerek geçti. Akın, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin 51’inci yılıyla birlikte Türk sinemasının 100’üncü yılının kutlandığını hatırlatarak, 'Çok onurluyum, gururluyum' dedi.Festivalin düzenlendiği ilk yıl da Antalya’da olduğunu hatırlatan Akın, 51’inci festivalde sansür bağlamında ortaya çıkan tartışmalara ilişkin de 'Sanatta özgürlük' dedi. Akın, Kobani’ye destek eylemlerinde yaşanan şiddet olaylarını ise 'Gönül ister ki barış ortamında ve huzur içinde olsun. Birtakım üzücü olaylar yaşıyoruz. Sanat hepsinin üstesinden gelecektir eminim. Uzlaştırıcı olacaktır diye düşünüyorum. Bu tür olaylar sadece sanata değil her şeye gölge düşürüyor' diye konuştu.'SANSÜRE KARŞI YÜRÜYÜŞTE 4 KİLO VERDİM’Fatma Girik, yeniden Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde olmanın açılışında bulunmanın hoş bir duygu olduğunu belirterek, '57 senedir film çekiyorsun ve hala Filiz Akın’sın, Fatma Girik’sin. Hala kırmızı halıda yürüyor, bunu yaşıyoruz' dedi.Girik, festivaldeki sansür tartışmalarına ise 'Ben sansüre karşıyım. Gençliğimde senelerce Ankaralara yürüdük. 3.5, 4 kilo zayıfladık. Sansür yeniden hortladıysa ne kadar kötü bir şey. Ben buraya genç arkadaşlar için geldim. Biraz da onlara destek olmak için buradayım' diye konuştu.Fatma Girik, Kobani olaylarına ilişkin de 'Dışarıda bunlar olurken burada böyle lay lay lom olmuyor. Sanat her şeyin üstesinden gelecek. Hangi kadın, hangi canlı ister böyle bir şey olsun' diye konuştu.Leman Sam’ın Kurban Bayramı’nda attığı tweet’i de hatırlatan Girik, 'Leman Sam bir şey söyledi. Kadına neler söylediler. Böyle hoş değil ki bunlar. Yani nedir, neyi paylaşamıyorsun ki' dedi.'FESTİVAL HUZUR İÇİNDE GEÇSİN’Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Uzun Metraj Jüri Başkanı Yılmaz Erdoğan da diğer jüri üyeleriyle birlikte geceye katıldı. Kırmızı halıda soruları cevaplandıran Erdoğan, şöyle konuştu: 'Ülke o kadar zor bir yerden, yine zor bir zamandan geçtiği için memleketimizin en önemli sorununun şu anda sinema ya da festival olmadığını bilerek konuşmak geliyor içimden. Dolayısıyla bir an önce sokaklarımıza huzurun gelmesini diliyorum. Festivalin de aynı huzur içinde geçmesini diliyoruz bütün arkadaşlarla beraber.'Erdoğan, festivalde yaşanan sansür tartışmalarının jüri üyeliklerinden istifayı getirdiğinin hatırlatılması üzerine 'Herkesin istediği tavrı koyma hakkı var. Bu hakkı kullanan arkadaşlar var. Bunu istifa eden arkadaşlara sormanız gerekir' dedi.FESTİVAL YAPILMAYA DEVAM ETMELİUlusal Uzun Metraj’ın bir diğer jüri üyesi Ebru Ceylan, ülkenin içinde bulunduğu durumun zaten çok moral bozucu olduğunu belirterek, 'O yüzden özellikle festival küçük sorunları dert etmeden çok büyük sorunların yanında her zamanki gibi yapılmaya devam etmeli. Tam da böyle bir zamanda yapılmaya devam etmeli gibi geliyor bana' diye konuştu.'PERDE İNMESİN’Geceye eşi Ebru Türel’le birlikte katılan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, kırmızı halıda, 'İnsanların özellikle sanatın birleştirici gücüne en çok ihtiyaç olduğu bir dönemdeyiz. Dolayısıyla biz bugün ‘Perde inmesin’ dedik. Bu önemli etkinliği devam ettirmeye karar verdik' dedi. Türel, Türkiye’nin sanatçıların birlik, beraberlik ve barış mesajlarına ihtiyaç olduğunu belirterek, festivalin bu açıdan çok büyük bir fırsat sunduğunu söyledi.Emre BAYLAN - DHA
Okyanuslardaki Asit Derecesi Gıda Zincirini Tehdit Ediyor
Bilim insanları, denizlerdeki asit oranının sanayi çıktısının artmaya başladığı son 20 yılda yüzde 26 arttığını belirtti. Okyanuslardaki asit derecesinin normale dönmesi için binlerce yıl gerektiği ifade edildi.Birleşmiş Milletler (BM) Biyolojik Çeşitlilik Toplantısı için Güney Kore'de bir araya gelen bilim insanları, küresel ısınma nedeniyle okyanuslardaki asit derecesinin önemli ölçüde arttığını belirtti. 20 yıl öncesine oranla asit derecesinin yüzde 26 yükseldiğini belirten araştırmacılar, bu oranın okyanuslar tarafından emilen karbondioksit oranını yansıttığını ifade etti.Atmosfere salınan ve okyanus ile denizler tarafından emilen karbondioksit, asitlik derecesini artırarak mercanlar, kabuklu canlılar ve kalsiyum üreten diğer organik canlılar üzerinde olumsuz etki gösteriyor.Bilim insanları, bu canlıların okyanuslardaki gıda zinciri için hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Yapılan açıklamada, 'insan üretimi karbondioksitin 50-100 yıl içinde denizlerdeki canlılar ve ekosisteme daha fazla zarar vereceği ve denizlerden elde edilen gıda ve hizmetlerin azalacağı' ifade edildi.Geri dönüşüm binlerce yıl gerektirecekPyeongchang kentinde düzenlenen toplantıda 30 uzman tarafından sunulan 102 sayfalık rapor, geçmişteki yüzlerce araştırmanın değerlendirilmesiyle hazırlandı. Okyanus ve denizlerdeki pH seviyesinin, ABD'nin kuzeybatısındaki kabuklu deniz canlısı çiftliklerine kadar birçok bölgede etkisini gösterdiği belirtildi.Okyanuslardaki pH seviyesinin normale dönmesinin binlerce yıl alabileceğini vurgulayan araştırmacılar, 56 milyon yıl önce yaşanan ve Paleosen-Eosen Termal Maksimum olarak adlandırılan kitlesel ölümü örnek gösterdi. Fosil kayıtları, organizmaların yeniden çoğalması için asit oranının 100 bin yıl sonra normale döndüğünü ortaya koymuştu.Araştırmacılar, yaklaşan tehlikeye karşı özellikle sıcak denizlerin tehdidi altında olan tropikal mercan kayalıklarının korunması gerektiğini belirtti. Yaklaşık 400 milyon insanın, bu tür yaşam alanları sayesinde hayatta kalabildiği vurgulandı.Küresel ısınmanın okyanuslar üzerindeki etkileri hakkında birçok çalışma yapmaları gerektiğini belirten araştırmacılar, artan pH seviyesinin bazı türler için olumlu olurken diğerlerini yok edebileceğine de dikkat çekti. Okyanuslardaki kimyasal değişimin ise atmpsfer sıcaklığını daha da artırabileceğinden endişe ediliyor Al Jazeera
Reklam
15 Şaşırtıcı Fotoğrafla Baykuşların Kamuflaj Sanatı
Baykuşlar avlanmak için gece karanlığını ve süper sessiz kanatlarını kullanırlar. Fakat gündüzleri de yırtıcılardan korunmalı ve dinlenmelilerdir. Bu yüzden harika birer kamuflaj üstadına dönüşen baykuşların seçmekte zorlanacağınız fotoğrafları sizlerle.İyi eğlenceler dileriz...
Reklam
Üç Boyutlu Yazıcı ile İki Günde Otomobil Ürettiler
Üç boyutlu yazıcıların kullanım alanı, otomotiv sektörüne de sıçradı. ‘Strati’ ismi verilen bir otomobilin motoru dışındaki tüm parçaları 3 boyutlu yazıcı ile üretildi.Dünyanın ilk 3D basılmış otomobili olarak görülen ve dikkatleri üzerine çeken Strati’nin arkasında ABD merkezli Local Motors şirketi var. İki günden daha az bir sürede üretilen araç, 11 bin sterline (yaklaşık 17 bin dolar) mal oldu. Saatte 60 kilometre hız yapabilen ve iki kişilik kapasitesi bulunan araç, geçtiğimiz ay Chicago’da düzenlenen Uluslararası Üretim Teknolojileri Fuarı’nda da gün yüzüne çıkmıştı. Şirketin genel müdürü John Rogers, arabanın koltuklarından gövde ve kaportasına kadar pek çok şeyin 3D teknolojisiyle hazırlandığı bilgisini veriyor. Bu yönüyle sektörde bir ilki başardıklarına dikkat çeken Rogers, kariyeri boyunca böyle heyecan verici bir ürün ortaya çıkardığı için mutlu olduğunu belirtiyor. Rogers, bu projenin arkasında yüzlerce kişi olduğunu ve onlar olmadan böyle bir başarıya ulaşamayacaklarını söylemeden de edemiyor. Buna benzer araçların gelecek yıllarda yollarda görülmesi bekleniyor.Zaman
Bu Hafta 5 Yeni Film Vizyonda
Türkiye sinemalarında bu hafta dram, bilim-kurgu, aksiyon ve romantik komedi türünde 5 film vizyona girecek.'Ölümcül Oyun'Başrollerinde Kate Hudson, James Franco ve Anna Friel'in bulunduğu 'Ölümcül Oyun' izleyici ile buluşacak.Marcus Sakey'in aynı adlı kitabından beyazperdeye uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda Henrik Ruben Genz var.Gerilim türündeki filmde, senelerce tüm maddi birikimlerini çocuk tedavisi için kullanan ve maddi anlamda zor günlerden geçen Tom ve Anna çifti, ölü bulunan kiracılarının apartman dairesinde buldukları parayı borçları için kullanma konusunda tereddüt etmez. Ne var ki bu karar, adım adım belaya bulaşma süreçlerini tetikleyen ilk adım olur.'Evrim'Johnny Depp, Rebecca Hall, Paul Bettany, Cillian Murphy ve Oscar ödüllü oyuncu Morgan Freeman'ın oynadığı 'Evrim' bilim-kurgu meraklılarını sinema salonlarına çekmeye aday.Filmin yönetmenliğini 'Kara Şövalye', 'Başlangıç', 'Kara Şövalye Yükseliyor' gibi başarılı yapımların ünlü yönetmeni Wally Pfister üstleniyor.Bilim-kurgu rollerinde pek oynamayan Johnny Depp'in başrolünde olduğu filmin senaryosu Jack Paglen'e ait. Dr. Will Caster rolünde izleyici karşısına çıkan Depp, insan duygularının etkilendiği tüm bilgiler ve hareketlerin bir bilgisayar tarafından da yapılabilmesi için yapay zeka çalışmaları yapan ünlü bir bilim adamını canlandırıyor. Radikal grupların bir numaralı hedefi haline gelen Caster, bir terörist grubun saldırısına uğrar ve cinayete kurban gider. Kendisi gibi bilim adamı olan eşi Evelyn, Will’in beynini gelişmiş bir süper bilgisayara entegre eder. Fakat terörist grup, Will'in hala hayatta olduğunu fark edince super-bilgisayarı yok etmek için harekete geçer.'Kayıp Kız'Ben Affleck, Rosamund Pike, Neil Patrick Harris ile Tyler Perry’nin oynadığı 'Kayıp Kız' filminin yönetmen koltuğunda David Fincher var.Fincher'ın, satış rekorları kıran Gillian Flynn'in gerilim romanından beyaz perdeye uyarladığı film, modern medya kültürümüzdeki güvenilmez sözler ve kaçınılmaz aldatmalar arasındaki bir Amerikan evliliğini konu alıyor.Hikayenin merkezindeki çift, eski bir New Yorklu yazar olan Nick ve karısı 'havalı kız' Amy. Beşinci evlilik yıldönümlerinde Amy kaybolur ve evlilikleri bir gizeme dönüşür. Nick, şüphe uyandırıcı davranışları yüzünden bir numaralı şüpheli olur. Amy ise ölü ya da diri bulunmak üzere ilham arayışındaki dünyanın gözleri önünde medya çılgınlığının övülen malzemesi haline gelir.'Sihirli Ay Işığı'Woody Allen'ın yönettiği ve Emma Stone, Colin Firth ile Marcia Gay Harden’ın oynadığı 'Sihirli Ay Işığı' romantik komedi türünde bir film.1920'lerin Güney Fransa kıyılarında geçen film, usta bir sihirbaz tarafından sahtekarlıkla suçlanan bir medyumun öyküsünü anlatıyor. Hikayenin 1920’lerde geçmesinin yarattığı romantizm ve Fransa’nın güneyindeki yerlerin ışıl ışıl görüntüsü, filme doğal bir sihir katıyor.'Seçilmiş'Jeff Bridges, Meryl Streep, Brenton Thwaites, Alexander Skarsgard, Katie Holmes ile Taylor Swift'in oynadığı 'Seçilmiş' rahat ve mutluluk dolu bir dünyada yaşayan genç bir adam olan Jonas’ın (Brenton Thwaites) etrafında dönüyor.'Gerçeği arayan özgürlüğü bulur' sloganıyla yola çıkılan yapımın yönetmen koltuğunda 'Ajan Salt', 'Dead Calm', 'Tehlikeli Oyunlar', 'Açık Tehlike' ve 'Kemik Koleksiyoncusu' gibi filmlerin yönetmeni Phillip Noyce var.Fantastik ve bilim-kurgu türündeki film, Lois Lowry’nin aynı adı taşıyan genç yetişkin romanından uyarlama. 1994’te 'Newberry Madalyası' kazanan roman, dünya çapında 10 milyondan fazla satmıştı.Muhabir: Melik Fırat Yücel | AA
Jimmy Page'den 3 Kiloluk Kitap
Rock tarihinin en büyük gitar efsanelerinden Jimmy Page, otobiyografik kitabını yeni fotoğraflarla destekledi. Az laf, çok resim içeren kitap 3 kilo ağırlığındaLed Zeppelin'in kurucularından gitar efsanesi Jimmy Page, 2010 yılında çıkardığı otobiyografik kitabını güncelleyerek tekrar yayınladı. Yeni kitap 650 fotoğraf içermesi ve 3 kiloluk inanılmaz ağırlığı ile dikkat çekiyor.Page kitabı hakkında Reuters haber ajansı ile yaptığı röportajda, 'Bu çok kötü bir kelime ama kitap gerçekten bir 'yolculuk'. Modadaki, gitarlardaki, tavırlardaki değişimleri görüyorsunuz. Bir adamın büyüyüşünü ve bu yolculuk sırasında kazandığı yılları görüyorsunuz,' ifadesini kullandı.Kitabı normal bir otobiyografiden farklı kılan, oldukça az kelime ve oldukça fazla fotoğraf içermesi. 650 fotoğraf içerisinde Page'in kariyerinin başlangıcında çaldığı The Yardbirds grubu, Led Zeppelin'e geçişi, 2008 Pekin Olimpiyatları'nda bir Londra otobüsü içinde gitar çaldığı performans gibi önemli anlara şahit olunuyor.Milliyet Sanat
Reklam