onedio
8 Maddede Spartaküs'ün Dizisi ve Romanı Arasındaki Farklar
Öncelikle uyarı yapmakta fayda var, galeri dizi ve kitaptan spoilerlar içermektedir!Spartaküs'ten haberdar olan insanların çoğunluğu bunu diziye borçlu olsa da aslında Spartaküs'ün modern zamanda varoluşu 1952 yılına kadar gitmektedir. ABD'deki ünlü McCarty dönemindeki anti-komünist kampanyadan nasibini alanlardan biri olan Howard Fast, hapisten çıkar çıkmaz, Spartacus romanını yazıp, yayınevine teslim etti. Ancak o sıralar FBI'ın göz hapsinde olan Fast'in kitabını basmak mümkün değildi. Bu yüzden Fast kendi yayınevini kurup kitabını kendisi basmak durumunda kaldı. Ancak nihayet 1952 yılında kitabını bastı. 8 yıl sonra ise şimdilerde dünyanın en ünlü yönetmenlerinden biri olan Stanley Kubrick, başrolde Kirk Douglas'ın oynadığı Spartacus isimli sinema filmini çekti.Bu galeride de roman ve dizi arasındaki farklılıkları göreceğiz. Belki iki katı kadar daha madde bulunabilirdi ancak daha belli başlı farklılıkları seçmeye çalıştım.
Singapur'lu Yaratıcı Ressamın Gerçeklerinden Ayırt Edilemeyen Çizimleri
Ultra gerçekçi resimleri kendi kendine yapmayı öğrenen Singapur'lu yaratıcı sanatçı İvan HOO , gerçekçi resim çalışmalarında renkli kalemler, pasteller ve mürekkepler kullanarak gerçeğinden ayırt edilemeyecek çalışmalar yapıyor. İvan HOO çalışmalarında pürüssüz tahta yüzeyler kullanıyor.'Ben her zaman algıda ve görsellerde şok etkisi yaratan gerçekçi sanat eserlerini sevdim.' diyen HOO ve ekliyor ' Ağaçla çalışmak bana pek çok boyutta çalışma imkanı ve gerçeğe yakın şeyler ortaya çıkartma imkanı veriyor . Ayıca pastellerle de çok iyi gidiyor.' Şimdi size çok şaşıracağınız çalışmalarından bazılarını sunuyoruz.
Einstein ve Ölüm Günü
Kaynak Einstein ve Ölüm Günü | Birinfo.comBazı fotoğraflar, göründüklerinden fazla şey anlatırlar. Bir çalışma odası mı? Öyle gözüküyor, sıradan, dağınık bir masa, arka planda kara tahtaya yazılmış birkaç formül, dağınık raflar... Oldukça sıradan gibi. Sadece biraz dağınık. Einstein'ın (güvenilir kaynaklardan doğrulanamıyor olsa da) şöyle söylediği iddia edilir:'Dağınık bir masa, dağınık bir zihin anlamına geliyorsa, boş bir masa ne anlama gelir?'Ola ki bu sözü gerçekten sarfettiyse, sözün içeriğine katılıyor diyebiliriz. Çünkü fotoğrafta gördüğüz, Albert Einstein'ın Princeton Üniversitesi'ndeki çalışma masasıdır. Ancak söylediğimiz gibi, fotoğraflar bazen olduğundan fazla şey anlatır. Çünkü bu fotoğraf, öyle sıradan bir günde çekilmedi. Bu fotoğraf, 18 Nisan 1955'te çekildi. Einstein'ın öldüğü gün, ölümünden sadece birkaç saat sonra, LIFE dergisi fotoğrafçısı Ralph Morse tarafından. Morse, tam 55 yıl sonra, o günden aklında kalanları şöyle anlatıyor:'Kameralarımı kaptığım gibi, New Jersey'nin kuzeyinde yer alan evimden 150 kilometre uzaktaki Princeton'a doğru yola koyuldum. Einstein, Princeton Hastanesi'nde ölmüştü, dolayısıyla direkt oraya yöneldim. Ancak tam bir kaos vardı: gazeteciler, fotoğrafçılar, neler olduğunu merak ederek biriken insanlar... O zamanlar hastane ufacıktı. Kendime 'Unut bunu.' dedim. Doğruca Einstein'ın çalışma odasının bulunduğu binaya yöneldim.'Ve Einstein'ın odasını, ölümden önce son olarak bıraktığı gibi gösteren bu fotoğrafı çekti.O gün çekilen bazı diğer fotoğraflar şöyle:
Reklam
Tire'den Tarih Fışkırdı
Tire’nin Yeğenli Mahallesi kırsalında Temmuz ayında DSİ’nin su kanalı çalışması sırasında bulunan “Geç Roma” dönemine ait 3 mezardan sonra şimdi de aynı bölgede “lahit mezar” bulunduÇağlar boyunca birçok önemli uygarlığa ev sahipliği yapan ilçede şimdi de “lahit mezar” heyecanı yaşanıyor. Temmuz ayında, Yeğenli Mahallesi kırsalında DSİ’nin su kanalı çalışması sırasında bulunan “Geç Roma” dönemine ait 3 mezarın ardından planlı bir şekilde sürdürülen kazı çalışmaları ilk meyvesini verdi. Tire Müzesi’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan aldığı kazı izni sonrası aynı bölgede “lahit mezar” bulundu. M.S 4’ncü yüzyıla ait olduğu tahmin edilen lahit parçaları Tire Müzesi tarafından koruma altına alındı. 3 kişilik uzman ekibin özenle toprak altından çıkardığı tarihi buluntular Tire Müzesi’ne getirildi. Burada yapılan incelemede pişmiş topraktan yapıldığı belirlenen lahit parçalarının “Geç Roma” dönemini işaret ettiği bildirildi.Yeğenli köyü kırsalındaki çalışmaların kazı alanında yaşanacak gelişmelere bağlı olarak genişleyerek sürdürülebileceği öğrenildi. Yetkililer, Temmuz ayında çıkarılan mezar kalıntılarıyla birlikte yeni buluntuların da detaylı şekilde incelenip, envantere dahil edildikten sonra gerek görüldüğü takdirde müzede sergileneceğini ifade etti. Toprak altından çıkarılan lahitin ve ilk bulunan mezarların tek bir bütün halinde olmadığına dikkat çeken uzmanlar, eserlerin doğal nedenlerden ötürü zamanla büyük tahribat gördüğüne işaret ettiler. Kaçak kazı ve eserlerin talan edilmesine karşı Tire Jandarması ise bölgede geniş güvenlik tedbirleri aldı.İHA
25 Yıl Boyunca Elleriyle Kazdığı Mağarayı İnanılmaz Bir Sanat Eserine Dönüştüren Adam
Kendi kendini eğitmiş olan sanatkar Ra Paulette, hayatının son 25 yılını New Mexico Eyaleti'ndeki dağlık bir alanda bulduğu bir mağarayı kazarak harcadı. 67 yaşındaki bu adam, normal kazı çalışmalarında kullanılan aletleri ve makineleri kullanmıyor. Yalnızca küçük el aletleri ve çoğu zaman hiçbir şey kullanmadan sadece elleriyle kazı çalışmalarını yürütüyor. Peki ortaya ne mi çıktı? İşte o inanılmaz mağaradan görüntüler;
Reklam
İslam Dünyası'nın Bilim İnsanları
İslam dünyası, Moğol İstilası'na kadar bilime büyük ölçüde katkıda bulundu ve hayatı kolaylaştıracak pek çok buluş geliştirdi. Işte bunlardan bazıları;
Deniz Canlılarını İsimlendirirken Çok Hoyrat Davranıldığının 10 Bariz Kanıtı
Deniz fili, deniz atı, deniz kestanesi, deniz ineği, deniz yıldızı, deniz kaplumbağası, vs. Neden deniz canlıları isimlendirilirken onların karada yaşayan benzerlerinin başına 'deniz' kelimesi getirilerek isimlendirilir? Bu kolaycılık neden? Tamam kaplumbağayı falan anlıyorum da, deniz fili, deniz atı, deniz kestanesi falan nedir? Mesela neden hiç kara hamsisi, hava ıstakozu gibi hayvan isimleri yok? Neden deniz canlıları ikinci sınıf muamele görüyor? Bu vurdumduymazlık, bu hoyratlık düpedüz haksızlıktır. Baktın hayvan iri o zaman adı deniz fili olsun, bu mudur bilim? Bu mudur sınıflama? Gerçekten bilim insanları çok ayıp ediyorlar, buna derhal bir son versinler ve deniz canlılarına daha akıllıca isim bulsunlar. Olmuyor mu o zaman kara midyesi, ağaç istavriti gibi isimler de kullansınlar.
Reklam
Sovyetler Tarafından Terk Edilmiş 7 Çok Etkileyici Hayalet Mekan
2013 yılında Carpet Bombing Culture tarafından, Eski Sovyetler Birliği ve uydu devletlerinin terk edilmiş binalarını ve alanlarını fotoğraflamak üzere görevlendirilen Rebecca Litchfield'in bu görevi, 10 ülkeden yolunun geçeceği bir serüven haline geliyor. Sovyetler Birliği'nin çöküşünden kalan ne varsa yakalamak ve fotoğraflamak adına çıkılan bu yolculuk, 'Soviet Ghosts' adında, araya denemeler ve makalelerin de serpiştirildiği ciltli bir fotoğraf kitabına dönüştürüldü.İşte bu serüvenden bazı kareler ve Litchfield'in notları;
1 Kadın 3 Şair
etiket
Kendisine hiç şiir yazılmamış biri olarak, 3 büyük şairin kendisine en güzel şiirlerini yazdırtan kadını hep merak etmişimdir. Onun kişiliğini alışkanlıklarını düşünceleri hep merak etmişimdir. Evet bahsi geçen bu güzel kadın ise Tomris Uyar.
Uzaya Ateşlenen DNA Hayatta Kaldı
Bilim insanları, canlıların temel yapı taşı DNA'nın uzayda hayatta kalıp kalamadığını görmek için bir roketin yüzeyine DNA koyarak ateşledi. DNA, ateşleme sonrasında hayatta kaldı.Hayatın uzaydan gelip gelmediği sorusundan yola çıkarak birçok soruyu yanıtlamaya çalışan bilim insanları, bu kapsamda ilginç bir deneye imza attı. Biyomoleküllerin ve tüm organizmaların uzayda hayatta kalıp kalamayacağını merak eden araştırmacılar, yüzeyine DNA yerleştirdikleri bir roketi uzaya gönderdi. DNA'nın hayatta kalmayı başarması, Dünya'daki yaşamın uzaydan mnı geldiği yoksa gezegenimizde mi oluştuğu sorusuna yeni bilgiler sunacak.Uluslararası bir araştırma ekibinin gerçekleştirdiği deneyde, Brezilya'da üretilen VSB-30 iki aşamalı katı yakıt kullanan roket kullanıldı. Bilim insanları, 29 Mart 2011'de İsveç'in Kiruna kentindeki ESRANGE Uzay Merkezi'nde yapılan ateşmele öncesinde, roketin yüzeyine, talıma yükünü koruyan kısmın dışına ve aynı bölümün altına DNA yerleştirdi. Ateşleme toplam 780 saniye sürerken, roket 378 saniye yerçekimsiz ortamda kaldı.Biri bakterilere karşı antibiyotik sağlayan, diğeri de spesifik bir proteinin şifreleme özelliğine sahip iki geni taşıyan roket, 268 kilometre irtifaya ulaştı ve 13 dakika sonra Dünya'ya döndü. Yüzeyindeki sıcaklık ortalama 1000 dereceye ulaşan roketin yüzeyi özel bir solüsyonla temizlendikten sonra, DNA'nın halen var olduğu görüldü.Düşünüldüğünden daha dayanıklıPLOS ONE dergisinde 26 Kasım'da yayımlanan araştırmaya göre, antibiyotik özelliği sunan gen, bağışıklık sağladığı bakteriye nakledildiğinde bu özelliğini ortaya koymayı başardı. Yeşil floresan protein geni ise laboratuvar ortamında yetiştirilen insan hücrelerine aktarıldığında yeşil renk ortaya çıkardı.Sonuçlar, DNA'nın düşünüldüğünden daha dayanıklı bir molekül olduğunu gösterirken, donanımlar üzerinden temzilenmesi için özel olarak steril edilmesi gerekildiğini ortaya koydu. Bilim insanları, roketlerin DNA deneyleri için kullanılması için ideal olduğuna dikkat çekerken, atmosfden çıkış ve giriş esnasında hayatta kalabilen DNA üzerinde yeni deneyler yapılacağını belirtti.Kaynak: Al Jazeera
Reklam
Bartholomeos ve Papa'dan Ortak Bildiri
Fener Rum Patriği Bartholomeos ve Papa Franciscus İstanbul'da ortak bir bildiriye imza attı. Ziyaret İtalyan basınında da geniş yer aldı. Haber kapsamında yapılan yorumda, Papa'nın Patrik önünde eğilerek kendisini ve Roma Katolik Kilisesi'ni takdis etmesini istemesinin, bunun karşılığında Patrik Bartholomeos'un da Papa'yı takkesinden öpmesinin Papa-Patrik ilişkilerinde daha önce hiç görülmediği, 'buluş' olarak nitelenen iki hareketin kiliseler arasındaki üstünlük iddialarını da alt-üst eden bir jest olduğu ifade edildi.Patrikhane'de gerçekleşen imza töreninin ardından bildiri metni basına dağıtıldı. 'Ortak niyetleri ve kaygıları teyit' amacıyla kaleme alındığı belirtilen bildiride, başta Katolik ve Ortodokslar olmak üzere bütün Hristiyanların birliğine yönelik gayretlerini yoğunlaştırma yönündeki kararlılıkları ifade edildi.Irak, Suriye ve bütün Ortadoğu'daki bugünkü durumla ilgili ortak kaygılarının altı çizilen bildiride, 'Barış ve istikrar arzumuzda, çatışmaların diyalog ve uzlaşmayla çözülmesini teşvik irademizde birlik içindeyiz' denildi.'Halkların kaderiyle ilgili sorumluluk taşıyan herkesi, acı çeken topluluklar için gayretlerini derinleştirmeye ve Hristiyanlar dahil bölgedeki toplulukların anavatanlarında kalmalarına yardım etmeye çağırıyoruz' ifadeleri kullanılan bildiride, 'Hristiyanların olmadığı bir Ortadoğu'ya razı olamayız' görüşü dile getirildi.'Pek çok biraderimiz ve hemşiremiz baskıya maruz kaldı ve evlerini terk etmeye zorlandı. İnsan hayatının değerinin de kaybolduğu görülüyor, insanlar artık önemsenmiyor ve başka çıkarlara feda edilebiliyor. Trajiktir ki bu birçokları da buna aldırmıyor' ifadeleri kullanılan bildiride, 'Ortadoğu'da acı çekenlerin ve Hristiyanların korkunç durumu sadece bizden sürekli dua beklemiyor, aynı zamanda uluslararası toplumdan da uygun bir cevap bekliyor' denildi.Hristiyan-Müslüman diyaloguHristiyanların ve Müslümanların diyalog ve işbirliğinin gereğine de işaret edilen bildiride şunlar kaydedildi:'Dünyanın bugün karşı karşıya olduğu vahim sorunlar iyi niyet taşıyan bütün insanların dayanışmasını gerektiriyor, biz de İslam ile karşılıklı saygı ve dostluğa dayanan yapıcı bir diyaloğu teşvik etmenin önemini görüyoruz. Ortak değerlerden mülhem ve halis kardeşçe duygularla güçlendirilmiş olarak, Müslümanların ve Hristiyanların adalet, barış ve her insanın onuruna ve haklarına saygı gösterilmesi için birlikte çalışması gerekir. Bu, özellikle de yüzyıllarca barışçıl bir şekilde birlikte var oldukları ama şimdi savaşın dehşetini birlikte yaşadıkları bölgelerde özellikle böyledir.'Bildiride, 'Biz Hristiyan liderler olarak bütün dini liderlere dinler arası diyaloğu sürdürme, güçlendirme, insanlar ve halklar arasında bir barış ve dayanışma kültürü inşa etmek için her türlü gayreti gösterme çağrısında bulunuyoruz' denildi.Bildiride, Ukrayna'daki duruma da değinilerek, bu ülkedeki çatışmanın taraflarına diyalog ve uluslararası hukuka saygı çağrısı yapıldı.PAPA, NİJERYA'DAKİ CAMİ SALDIRISINI KINADI'..Şiddetin her türlüsüne göz yummak Tanrı karşısında çok ağır bir günahtır'Katolik aleminin ruhani lideri Papa Francesco, Fener Rum Patrikhanesi'nde katıldığı Aziz Andreas Yortusu ayininde yaptığı konuşmada, Nijerya'nın Kano kentindeki bir camiye düzenlenen saldırıya da değindi. Kurbanlarını derin bir üzüntüyle andığını söylediği saldırıyı kınayan, bunun insanlık dışı olduğunu söyleyen Papa, “Bir halkın huzurunu bozmak ve savunmasız, zayıf insanlara karşı şiddetin her türlüsüne göz yummak Tanrı karşısında çok ağır bir günahtır' ifadelerini kullandı.BU HİÇ OLMAMIŞTI, 'BULUŞ' DEDİLERKatolik aleminin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa Franciscus'un Türkiye ziyaretinin İstanbul ayağında yaptığı jestler, İtalyan basınında geniş yankı buldu.Ülkenin yüksek tirajlı gazetelerinden Corriere della Sera, Fener Rum Patriği Bartholomeos'un Papa Franciscus'u takkesinden öptüğü tarihi anın fotoğrafına ilk sayfadan yer vererek 'Papa'dan Patriğe tarihi eğilme' başlığını attı.Haber kapsamında yapılan yorumda, Papa'nın Patrik önünde eğilerek kendisini ve Roma Katolik Kilisesi'ni takdis etmesini istemesinin, bunun karşılığında Patrik Bartholomeos'un da Papa'yı takkesinden öpmesinin Papa-Patrik ilişkilerinde daha önce hiç görülmediği, 'buluş' olarak nitelenen iki hareketin kiliseler arasındaki üstünlük iddialarını da alt-üst eden bir jest olduğu ifade edildi.La Repubblica gazetesi de Papa'nın önce Sultanahmet Camisi'nde ayakkabısız yürüdüğüne, ardından da Patrik Bartholomeos'un önünde eğilerek takdis edilmeyi istemesiyle iki tarihi hareket yaptığını yazdı. Gazete, Papa'yı yakından tanıyan Rahip Antonio Spadaro'nun 'Sürprizdi. Bebek gibiydi. Mistik bir hassasiyetin yaşandığı an oldu' yorumuna yer verdi.İSTANBUL'U 'FETHETTİ' DENİLDİLa Stampa gazetesi de birinci sayfasında, Patrik Bartholomeos'un Papa'yı takkesinden öptüğü anının fotoğrafını kullanarak 'Franciscus'tan Patrik önünde tarihi eğilme' başlığını attı.Gazetenin iç sayfalarındaki haberde, Papa'nın jestleriyle İstanbul'un kalbini fethettiği yorumu da yapıldı.Vatikan'a yakınlığıyla bilinen Avvenire gazetesi de Papa ile Patrik arasındaki tarihi jestlere manşetinden 'Birliğin hediyesi' başlığıyla verdi.Haberde, Papa Franciscus ve Patrik Bartholomeos arasındaki dünkü jestlerin, iki kilise arasında karşılıklı aforozun yaşandığı 1054 yılındaki bölünmeden sonra 1964'te Kudüs'te dönemin Papası 6. Paulus ve Patrik Athenagoras'ın ilk kez kucaklaşmasıyla açılan birliktelik yolunda atılan bir başka adım olduğu ifadeleri yer aldı.Vatikan gazetesi olarak bilinen L'Osservatore Romano da manşetinde Papa'nın inananları radikalizme karşı bir olmaya çağıran sözüne yer vererek fotoğraf olarak Papa Franciscus'un, İstanbul Müftüsü Rahmi Yaran ile Sultanahmet Camisi'nde ayakkabısız yürürken çekilmiş fotoğraf karesine yer verdi.Milliyet
Reklam
Geçtiğimiz Haftanın Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 Videosu
Geçtiğimiz haftanın en çok izlenilen, tartışılan ve dikkat çeken videoları karşınızda. İyi seyirler...  Daha fazla eğlenceli video için Videolar butonunu ve her videonun üzerine gelince solunda açılan paylaş kısmını kullanabilirsiniz!
Filmler Sebebiyle Muhtemelen İnandığınız 15 Bilimsel Mit
İnternetin icadından önce insanlar bilimi filmlerden ve kitaplardan öğrenmekteydi. Filmlerin çekici olmak adına yarattıkları mitler ise ne yazık ki günümüzde halen bilimsel gerçeklermiş gibi sanılmaktadır. Burada, bu mitlerden bazılarını derleyip çürüteceğiz. Başlamadan önce uyaralım: günümüzde burada bahsettiğimiz bazı mitleri gerçek kılmaya çabalayan çalışmalar yürütülmekte olabilir. Ancak bunlar, filmlerde gözüktüğü kadar gelişmiş vaziyette değiller veya hiç yoklar. Bu sebeple burada yer alıyorlar. Başlayalım:
Annelerine İçlerinden Geldiği Gibi Makyaj Yapan Küçük Kızlardan Kalpleri Isıtan 9 Fotoğraf
Kanadalı yetenekli fotoğrafçı Elly Heise, geçtiğimiz günlerde annelerine makyaj yapan küçük kızların fotoğraflarından oluşan bir fotoğraf serisi hazırladı. Birbirinden sevimli küçük kızlardan, hiç kimseden etkilenmeden ve yardım almadan annelerine makyaj yapmaları istendi. Hiçbir kısıtlama getirilmeyen çocuklar, annelerini istedikleri gibi boyadılar ve arzu ettikleri hale getirdiler. İşte Elly'nin objektifine takılan o kareler;
Beyninizin Hangi Tarafını Daha Çok Kullanıyorsunuz?
etiket
Beyninizin hangi tarafını daha çok kullanıyorsunuz? Hangi taraf daha dominant?Not: Testi çözdükten sonra karşınıza çıkan sonuç ekranında hangi taraf yüzde olarak daha baskınsa onun yanında yazan sıfatlar sizin karakteristik özelliklerinizdir!
Reklam