onedio
Ünlüler Korosu Ebola İçin El Ele
Band Aid projesi kapsamında Bono, Rita Ora ve Chris Martin gibi müzisyenler biraraya gelerek, ebola kurbanları için şarkılar seslendirdiler.İlk olarak, 1984’de Etyopya’daki açlık için bir araya gelen Britanyalı ve İrlandalı müzisyenler, 30 yılın ardından bu defa ebola kurbanları için söylüyor. Band Aid ismiyle bilinen ünlüler korosu’nda yer alan müzsiyenler arasında, One Direction, Bono, Emeli Sandé, Rita Ora, Ed Sheeran, Ellie Goulding, Sam Smith ve Chris Martin bulunuyor. Aynı stüdyo, 30 yıl önce de Afrika’daki açlar için bir araya gelen ünlüler korosunun kayıtlarını yapmıştı. Do They Know It’s Christmas single, ünlü prodüktör Bob Geldof öncülüğündeki ünlüler yeni ve eski korosu tarafından, 30 yıl önceki sözleri değiştirilerek günümüze uyarlanıp 2014 versiyonu olarak yeniden yorumlanıyor.G8 SÖZLERİ TUTULSA...İrlandalı müzisyen Bono da, bu proje sayesinde Band Aid’i yeniden canlandırmak istediklerini belirtti. Ünlü müzisyen, “Her ülke Büyük Britanya gibi değerlerini korusa ve G8 toplantılarında verdiği sözleri tutsa, burada olmamıza gerek kalmayacaktı“ dedi. Genç müzisyenlerden oluşan Britanyalı pop müzik grubu One Direction’dan Niall Horan da, plak satışlarının bir numaraya fırlamasını ve yeteri kadar yardım toplanmasını ümit ettiğini belirtti.MARGARET THATCHER DESTEK VERMEMİŞTİBundan 30 yıl önce düzenlenen kampanya sayesinde 8 milyon pound bağışın yapıldığı projenin tıpkı 80’li yıllarda olduğu gibi bir fenomene dönüşebileceğini umut ettiğini belirten Geldof, ayrıca konuyla ilgili Britanya Hükümetinin de kendilerine yardımcı olduğunun altını çizdi. Britanya Maliye Bakanı George Osborne ile de görüştüğünü dile getiren ünlü prodüktör, Britanya hükümetinin, 99 penny’e satılan plağın satışlarından vergi almayacağını müjdeledi. Ne var ki, 1984’te Margaret Thatcher hükümeti, Band Aid satışından vergi alınmaması talebini reddetmişti.GUARDIAN
Lykke Li Bugün ve Yarın Babylon'da
'I Follow Rivers' şarkısıyla üne kavuşan İsveçli başarılı indie pop şarkıcısı, 18 ve 19 Kasım tarihlerinde Babylon'da sahne alacakSon albümü 'I Never Learn' turnesi kapsamında ilk kez Türkiye'ye gelecek olan İsveçli şarkıcı ve söz yazarı Lykke Li, 18 ve 19 Kasım tarihlerinde Babylon'da sahne alacak.28 yaşındaki müzisyen, son albümündeki dokuz parçanın da 'hayatının gerçek bir kesitini anlattığını' ifade ediyor:'Yaşamadığım bir şeyi şarkılarımda anlatmam imkansız, bu benim için samimi değil.'Konserin sınırlı sayıdaki öğrenci biletleri 50 TL; diğer biletler ise 80 TL ile 100 TL arasında değişiyor.Gerçek adı Li Lykke Timotej Svensson Zachrisson olan İsveçli indie pop sanatçısı, sahne adı olarak 'Lykke Li'yi kullanıyor. 2008 yılında 'Youth Novels' adlı albümüyle müzik piyasasına giren Li, 2011 yılında çıkardığı ikinci albümü 'Wounded Rhymes'ta yer alan 'I Follow Rivers' adlı parçası ile dünya müzik listelerine girmeyi başardı. Sanatçının müziğinde elektronik, indie pop ve alternatif ögeler bulunuyor.Milliyet Sanat
Dünyamıza Düşen 556 Asteroidin Tümü Bu Haritada!
NASA 1994 yılından 2014 yılına kadar Dünya’nın atmosferine giren tüm asteroidleri gösteren bir harita yayınladı. 556 asteroidin neredeyse tümünün zararsız bir şekilde parçalanmasına rağmen bu harita bize en çok nerelere asteroid düştüğünü ve atmosferimizin bizi nasıl koruduğunu gösteriyor.NASA bu haritayı devlet sensorlarından aldığı bilgiyle oluşturmuş. Haritadaki en büyük noktaysa 2013 yılında Rusya’nın Chelyabinsk bölgesine düşen 10.000 tonluk göktaşı.
Mutluluk Çubuğu Artık SGK Kapsamında
Manisa CBÜ Tıp Fakültesi üroloji Anabilim Dalı Öğrenim Üyesi Prof. Dr. Bilal Gümüş, halk arasında mutluluk çubuğu olarak bilinen ve ereksiyon bozukluğu yaşayan erkeklere yapılan operasyonla takılan penil protezin, Amerika ve Avrupa Birliği'nden sonra Türkiye'de de sosyal güvenlik kurumu tarafından karşılanmaya başlandığını söyledi.Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilal Gümüş, erektil disfonksiyon hastalarına uygulanan farklı tedavilerin sonuç vermemesi durumda penil protez operasyonlarının SGK tarafından ödenmeye başladığını belirtti. Prof. Gümüş; Amerika, Fransa ve İngiltere gibi ülkelerde Sosyal Güvenlik Kurumları tarafından karşılanan penil protezin, Türkiye'de de SGK kapsamına alınmasıyla erkekler arasında sık görülen bir sağlık sorunun çözüme kavuşturulmasına katkı sağlayacağını vurguladı. Erektil disfonksiyon hastalığında tedavi yöntemlerinden birinin de penil protez operasyonları olduğunu belirten Prof. Dr. Gümüş, 'Medikal tedavilere cevap vermeyen, diabetik hastalara, pelvik cerrahi geçiren ve ereksiyon problemi yaşayan hastalara uygulanan penil protezleri SGK tarafından karşılanmaya başlandı' dedi.YAŞ SINIRI YOKPenil protez için herhangi yaş sınırı olmadığını belirten Prof. Dr. Bilal Gümüş, uygun endikasyonu taşıyan ve protezi kullanabilecek olan hastalara operasyonun başarıyla gerçekleştirildiğini vurguladı. Özellikle orta yaş grubu hastaların (55-65) operasyonu daha çok talep ettiğini belirten Prof. Dr. Gümüş, 'Cinsel hayatının kötüleştiğini ifade eden hastaların psikolojik durumlarında da bozulmalar olmaktadır. Ereksiyon bozukluğu yaşayan hastada, gerginlik, öfkelenme, kendine güven kaybı ve depresyon sorunları sıkça rastlanmaktadır. Buna karşılık depresyonda olan hastaların ortalama yüzde 70'inde cinsel hayatlarında azalma ve çeşitli derecelerde bozulmalar meydana gelmektedir' diye konuştu.EGELİLER CİNSEL KONULARDA DAHA HASSASCinsel aktivitelerinde azalma ve bozulma olan her hastanın doğru tedavi uygulamalarından faydalanması için bir uzmandan yardım almasının önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Bilal Gümüş, 'Türkiye'de hastalar çoğunlukla sosyal yaşam ve evlilik hayatlarındaki kötüleşmenin seviyesine göre doktora gitme ihtiyacı duyuyor. Ayrıca, ülkemizde doktora başvuru durumu sosyokültürel seviyeyle paralel orantıda ilerliyor. Bu anlamda doktora başvuru bakımdan Ege bölgesi oldukça iyi durumda. Türkiye'de cinsel sorunlarda en çok Ege Bölgesi'nde yaşayanlar doktora başvuruyor' dedi. SGK tarafından ödenen mutluluk çubuklarının 15 bin lira olduğu belirtilirken, uygulamanın iki ürolog ve bir endikronoloji uzmanının vereceği raporla 3'üncü Basamak Üniversite hastanelerinde yapıldığı belirtildi.DHA
Karbondioksit Salınımını Gösteren Şaşırtıcı Animasyon
NASA tarafından yayınlanan şaşırtıcı animasyon karbondioksit gazlarının kaynaklarından çıkarak rüzgarlar yardımıyla dünya atmosferinde nasıl dolaştığını gösteriyor. “Nature Run” isimli karmaşık bir araştırma projesinin küçük bir kısmının grafiksel gösterimi olan bu animasyon bir simülasyon yardımıyla üretilmiş ve 1 senelik süreci kapsıyor.
Reklam
'Bunlar Ecdadının Karadan Gemi Yürüttüğüne de İnanmıyorlar'
Açılış töreninde imam hatipli öğrencilere seslenen Erdoğan 'Bir imam hatipli büyüğünüz, bir abiniz olarak söylüyorum sahip olduğunuz özgürlüklere sımsıkı sarılın' dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da 155 eğitim tesisinin toplu açılış töreninde konuştu.Başbakanlığı döneminde eğitim sisteminde yaptıkları değişikliklerden söz eden Erdoğan 'İmam hatiplerden 2002-2003 eğitim öğretim yılında 63 bin öğrenci vardı. Şu an 983 bin eğitim-öğretim alıyor. Öğrenci sayısı 15 kattan fazla arttı imam hatip liselerinde. Daha çok çalışacağız, hayırseverlerimiz talebi karşılamak için daha çok seferber olacaklar' dedi.Konuşmasında imam hatipli öğrencilere seslenen Erdoğan 'Başörtüsünde füruat dediklerinde, imam hatip okulları gereksiz kapatılmalı dediklerinde bile yıkılmadık. Bu büyük ihanete rağmen haklı davamızdan vazgeçmedik. Sizler bugün bu modern okullarda özgürce eğitim görüyorsanız inanın bunda nice gönül erbabının emeği vardır. Bir imam hatipli büyüğünüz, bir abiniz olarak söylüyorum sahip olduğunuz bu okullara ve bu özgürlüklere sımsıkı sarılın. Gelecekte birileri çıkıp da yine bu okulları kapatmak isterse, bizden aldığınız emaneti ve o mesuliyetin gereklerini hakkıyla yerine getireceğinize yürekten inanıyorum' şeklinde konuştu.İşte Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:Yarım milyar lira kaynakla Ankara'ya eğitim tesislerini kazandırdık. Hükümetimize, bakanlığımıza şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. Hayırseverlere özellikle teşekkür ediyorum. Bu eğitim yuvaları hayırlı olsun.12 yıl başbakanlık görevini yaparken Merkez İmam Hatip Lisesi olan çok sayıda arkadaşımız çalıştı. Şimdi ki görevimde de buradan mezun çok yakın çalışma arkadaşlarım bulunuyor. Özel danışmanıma kadar, özel kalem müdürüme kadar bu okuldan mezun oldular. Bana buranın eski halini anlattılar. Bodrum katlarında, ışıksız nasıl eğitim gördüklerini anlattılar. Nasıl çileler çektiklerini anlattılar. Diğer imam hatip okulları gibi burası da nice genç değerler yetiştirdi.'KİLİTLERİ TEK TEK SÖKÜP ATTIK'4+4+4 kod numarası 444.. Başörtüsü yasağını kaldırdık. O zulümde artık sona ermiş olduk.İmam Hatip okullarının kapılarındaki kilitleri tek tek söktük attık.'ÖĞRENCİ SAYISI 15 KATTAN FAZLA ARTTI'İmam hatiplerden 2002-2003 eğitim öğretim yılında 63 bin öğrenci vardı. Şu an 983 bin eğitim-öğretim alıyor. Öğrenci sayısı 15 kattan fazla arttı imam hatip liselerinde. Daha çok çalışacağız, hayırseverlerimiz talebi karşılamak için daha çok seferber olacaklar. Başbakanlığım dönemimde milli bütçemizin yüzde 50'sini eğitime ayırdık. Kadro tahsislerinde birinci sırayı eğitime ayırdık.'BEN 75 KİŞİLİK SINIFTA OKUDUM'Bu bizim nereden nereye geldiğimiz gösteriyor. Ben 75 kişilik bir sınıfta okudum. Ama o zamanlardaki öğretmenlerimizin kalitesi çok çok fazlaydı. Bu hocalarımızın büyük kısmı üniversitelere gittiler profesör oldular. Biz bu hocalarımızdan ilmi, feyzi, bereketi aldık.Onlar bize çok şey kazandırdı. O hocalarımız da zaman kavramı yoktu. Biz cumartesi de okuyorduk. Şimdi Cuma günü bitiyor iş.Çok çalışacağız, hocalarımızın da size olan himayesi, sizlere verecekleri ilim irfan sizleri çok farklı yerlere taşıyacak. Bilgi yetmiyor, hikmete de ihtiyacımız var.'BİR KIZIMIZ ARAYIP HIÇKIRA HIÇKIRA DERDİNİ ANLATTI'Keşan'da bir kızımız bana mektup vermek istedi. Yanıma çağırdım, mektubun içeriğini sordum. 'Keşan'daki imam hatip lisesi ihtiyaca cevap vermiyor' dedi. Ertesi gün bu kızımızı aradım. Hıçkıra hıçkıra derdini anlattı. Keşan'da okulda çok büyük sıkıntı çektiklerini söyledi. 'Keşan'a 700 kişilik imam hatip yapsak yeter mi?' dedim. 'O bile yetmez' dedi. Arazi tahsis edildi, orada da inşaat başlıyor.'SÜRGÜNE GİDER GİBİ AVRUPA'YA GİTTİLER'Sürgüne gider gibi Avrupa'nın köşelerinde okuyanlardan ibret alın. Sizler eğer bugün özgürce eğitim alıyorsanız bu uzun ve sabırlı bir mücadelenin eseridir. Menderes gibi, Tevfik İleri gibi insanların bunda emeği var. Nice isimsiz kahramanın, Özal gibi Erbakan gibi isimlerin bunda payı var. Hamdolsun bugün zafere ulaştık. Dmeokratik yöntemlerden hiçbir zaman şaşmadık.Elimize taş ve sopa alanlardan olmadık. Karşımdaki bu gençlik imam hatip gençliği asla ve kat'a böyle bir örnek olmaz. Onlara demokratik mücadele nedir öğrettik.'SAHİP OLDUĞUNUZ BU HAKLARA SAHİP ÇIKIN'Başörtüsünde füruat dediklerinde, imam hatip okulları gereksiz kapatılmalı dediklerinde bile yıkılmadık. Bu büyük ihanete rağmen haklı davamızdan vazgeçmedik. Sizler bugün bu modern okullarda özgürce eğitim görüyorsanız inanın bunda nice gönül erbabının emeği vardır. Bir imam hatipli büyüğünüz, bir abiniz olarak söylüyorum sahip olduğunuz bu okullara ve bu özgürlüklere sımsıkı sarılın. Gelecekte birileri çıkıp da yine bu okulları kapatmak isterse, bizden aldığınız emaneti ve o mesuliyetin gereklerini hakkıyla yerine getireceğinize yürekten inanıyorum.'TÜRKİYE'Yİ İLKLER VE REKORLARLA TANIŞTIRDIK'1994 yılında bizzat şahsım belediye başkanı oldum. İmam hatipli olarak emanetin hakkını verdik. 28 Şubat sürecinde imam hatip okulları öcü gibi gösterildi. Tehlikeli kurumlar olarak haksız ithamlara maruz bırakıldı. Küçücük çocuklara en ağır hakaretler yapıldı. Medyada, gazete manşetlerinde hatta devlet nezdinde hükümetler nezdinde imam hatip okullarının öğrencileri mezunları ikinci üçüncü sınıf insan yerine kondu. Sonuçta ne oldu? 2002'de bir imam hatip mezunu Başbakan oldu. Bir kısım arkadaşaları bakan oldu milletvekili oldu. 12 yıl boyunca bu görevin de hakkını verdik. Türkiye'yi ilkler ve rekorlarla tanıştırdık. İşte şimdi de yine bir imam hatip mezunu cumhurbaşkanı seçildi. Yine milletin hizmetindeyiz. Yine ülkenin hizmetindeyiz. Türkiye'yi daha da büyütmenin mücadelesi içindeyiz.'MUHTAR BİLE OLAMAZSIN DEDİKLERİ İNSANLAR...'Öcü dedikleri, ölü yıkayıcısı mı olacaksın diye tahkir ettikleri, muhtar bile olamazsın dedikleri insanlar işte cumhurbaşkanı oldu. Son dönemlerde gençlerimiz arasında ciddi kötü alışkanlıklar yayılıyor. Sigaradan tutunuz uyuşturucuya varıncaya kadar kötü alışkanlıklara karşı karşımdaki gençliğin ciddi mücadele vereceğine inanıyorum. Bunlar sizi gönül dünyanıza sokmamalısınız. Bu konuda gençliğe örnek olma mücadelesi veren gençler olacağınıza inanıyorum. Biz imam hatip okullarının yeniden açılmasını ne kadar savunduysak diğer meslek liselerinin de yeniden hayat bulmasını savunuyoruz. Başörtüsünü savunduğumuz kadar 77 milyonun her bir ferdinin temel hak ve özgürlüklerini aynı şekilde savunduk.Kur'an dersinin Siyer dersinin seçmeli ders olarak okutulması için çabaladığımız kadar, farklı dil ve lehçelerin diğer derslerin okutulması için de çabaladık.'BİR MÜSLÜMAN'IN BUNU YAPACAĞINA İNANMADILAR'Amerika kıtasına Kolomb'tan 300 yıl önce Müslümanların ulaştığını söyledim. Bu yeni bir iddia değil. Hatta şu anda Almanya'da yaşayan Prof. Fuat Sezgin'in eserlerinde de bu yerini almıştır. Bana ait olan bir iddia değil. Bu konuda yazan ilim erbabının diliyle orada ifade ettim. Türkiye'de ve dünyada çok sayıda saygın ilim adamı bunu iddia ediyorlar. Delillerini de ortaya koymuşlar. Bu işin uzmanlarından önce bu iddianın yurt dışındaki muhataplarından önce bizim kendi gençliğimiz araştırmadan incelemeden yapılan tartışmalara hiç bakmadan buna itiraz etmeye istihza etmeye başladılar. Koca koca adamlar da itiraz ettiler. Bazı köşe yazarları karikatüristler itiraz etmeye başladı. Çünkü bunlar bir Müslüman'ın bunu yapabileceğine hiçbir zaman inanmadılar.'KENDİ MİLLETİNE YABANCILAŞMADIR BU'Bunlar ecdadının karadan gemileri yürüterek Haliç'e indirdiğine de inanmayanlardır. Bir karanlık çağı kapatıp aydınlık çağı açan liderlere de inanmadılar. İşte bu özgüven eksikliğidir. Onun için taş üstüne taş koyamadılar. Kendi milletine tarihine yabancılaşmadır bu. Ezberlerle hareket eden, kendisine öğretileni mutlak doğru kabul eden gençlik böyle ezber bozan bir iddiayı duyduğunda din ile alay etmeyi tercih ediyorlar. Batılı kaynaklara ayet gibi inananlar sadece kendilerini kandırırlar. Biz ezber bozmaya devam edeceğiz. Bizim görevimiz bu. Tarihin muzafferler ve egemenler tarafından değil objektif bir biçimde yazılması için cesur olmaya devam edeceğiz. Bilim tarihi eğer tarafsız şekilde yazılsa İslam coğrafyasının ilime ve sanata katkılarının bilinenden çok olduğu ortaya çıkacaktır. Milletimin ezik olmasını asla kabul etmem. Egemenler tarafından yazılan tarihin bizim özgüvenimizi kırmasını kabul edemem. Mesele bilim dünyasının meselesidir. Ben bu noktada teşvik makamındayım. Her zaman da teşvik edici olmaya devam edeceğim.Biz tarihte yaptık yine yapabiliriz. Buyurun Marmaray'ı yaptık. Denizin altından geçirdik. Bunu yapabileceğimize inanmadılar. İnşallah Kanal İstanbul'u da yapacağız. Karadeniz'i Marmara'ya bağlayacağız. Bunlara sorsan yapamazsınız derler. Hemen yazmaya başlamışlar. 3. Havalimanı yapılmayacak diye... Kim söyledi yapılmayacak diye? Harıl harıl herkes çalışıyor. Biz büyük medeniyetler inşa ettik. Bugün fetreti aşabiliriz.Sondakika.com
Koruma Kurulu'na Göre Tarihi Kümbetin Yanındaki Yurt Silüeti ‘Fazla’ Etkilemiyor
Selçuklular tarafından 700 yıl önce yaptırılan tarihi Halime Hatun Kümbeti’ne neredeyse bitişik inşa edilen yurt binasıyla ilgili Koruma Kurulu’nun ‘Silüeti fazla etkilemiyor’ dediği ortaya çıktı.Van’ın Gevaş ilçesindeki Selçuklular’dan kalma 700 yıllık tarihi Halime Hatun Kümbeti’ne neredeyse bitişik inşa edilen yurt binasıyla ilgili Koruma Kurulunun “Silüeti fazla etkilemiyor” dediği ortaya çıktı. 1. derece arkeolojik sit alanı olan bölgedeki kaçak ve ruhsatsız yurt binasıyla ilgili soruşturma açılsa da, yetkililer dosyayı 2010 yılında kapatarak, yurt binasının bu şekilde kalmasına göz yumdu. Oysa AKP’li belediye başkanı “Bu görüntü tarihi katleden bir görüntüdür. Mutlaka ortadan kaldırılması lazım” demişti.700 YILLIK ‘ECDAT’ YADİGARİVan’ın Gevaş ilçesindeki Melik İzeddin tarafından 700 yıl önce kızı Halime Hatun için yaptırdığı Halime Hatun Kümbeti’nin güneybatısına 7 yıl önce yurt binası yaptırıldı. Bina, tarihi kümbetin dokusuna görüntü açısından zarar verdiği için büyük tepki çekti.Van Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün bilgi edinme hakkı kapsamında yapılan bir başvuruya verdiği yanıta göre, mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Gevaş Belediyesine ait olan Selçuklu Mezarlığı ile Halime Hatun Kümbeti, 30 mayıs 1985 tarihinde 1. derece arkeolojik sit alanı ilan edildi.SİLÜETİ FAZLA ETKİLEMİYORMUŞBölgede yapılaşma yasağı olduğu halde, 7 yıl önce kümbetin hemen yanı başında kaçak ve ruhsatsız olarak inşa edilen yurt binasıyla ilgili Van Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun skandal bir yorum getirdiği ortaya çıktı. Kurul, 13 mayıs 2010’te kümbetin hemen yanı başındaki binanın sit alanı dışında kaldığını öne sürerek, “Yüksekliğinin türbe silüetini fazla etkilemediği”ni söyledi.Kurul ayrıca, ilçenin eğitim ve öğretim ihtiyacına destek olarak barınma sorununun karşılanmasına yönelik kamu hizmeti yaptığı için inşa edilen yurt binasına yönelik bir fiziki müdahalede bulunulmamasına karar verdiğini bildirdi.BAŞKAN ‘KATLİAM’ DEMİŞTİKümbetin silüetinin bozulmasıyla ilgili AKP’li Gevaş Belediye Başkanı Sinan Hakan, ağustos ayında yaptığı açıklamada, “Bu görüntü bu tarihi katleden bir görüntüdür. Bana göre bir cinayettir. Bunun mutlaka ortadan kaldırılması lazım” demişti.SORUŞTURMA DOSYASI 2010’DA KAPATILMIŞAncak, Van Kültür ve Tabiat Varlıkları’nı Koruma Bölge Kurulu, 2008 yılında MEB tarafından izinsiz ve ruhsatsız inşaat edilen yurt binasını yapan ve yaptıranlar hakkında adli ve idari soruşturma açılmasına karar verdiği halde, inşaata müdahalede bulunulmasıyla ilgili bir karar almadı. Van Valiliği de, 27 aralık 2010 tarihinde ruhsatsız yurt binasının yapılmasına müsaade eden kamu görevlileriyle ilgili soruşturmaya izin verilmemesini kararlaştırdı. Belediye Başkanı’nın 2014 yılında “Yıktıracağız” dediği kaçak yurt binasının dosyası 2010 yılında tamamen kapatıldığı ortaya çıkmış oldu.‘AZ YA DA ÇOK DİYE BİR ŞEY OLMAZ’Mimarlar Odası İstanbul Şube Başkanı Sami Yılmaztürk “Fazla etkilememek” diye bir kavram olmaz. Bir suç tespit edilmiş ve soruşturma dosyası açılmış. “Fazla etkilemediği” şeklindeki ifade, dosyayı kapatmak için kullanılan bir kitabına uydurma ifadesidir. Bunun azı, çoğu nasıl oluyor? Etkilemiştir. Kültür varlıklarının algılanabilir olması gerekir. En basitinden bir fotoğraf çektiğinizde, o yurt giriyorsa kareye, etkileniyor demektir. Hangi açıdan bakarsanız bakın, kümbet ve yurdu aynı açıda görüyorsunuz. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Bu yurt, hem imar kanununa, hem de koruma mevzuatına aykırı bir işlemdir.GÜL YÜZÜNÜZE SÖZÜMÜZ OLSUN: KAÇAK YAPIYI YIKTIRACAĞIZArtos Dağları ile Van Gölü arasında kalan kıyıda kuruldu Gevaş. Urartular yaşadı. Sonra Bizans, Arap ve İranlılar geçti bu topraklardan. Anadolu’ya Türkmen akınları başladığında da boyların yerleştiği alanlardan biriydi Gevaş. Artos eski Yunanca’da “ekmek” anlamına geliyordu. Bu “ekmekartos” Hristiyanlıkla birlikte bir tür “kutsal ekmekpasta” görünümü kazandı. Dirilişi temsil eden sembolik bir coğrafyanın adıydı artık Artos. İşte Anadolu’ya gelen Türkmenler de bu mekânı, kutsallığıyla emanet aldılar. Dağın kutsal ekmeğinden besleneceklerini bildiklerinden, kadın savaşçıları için bir mezar yaptılar. Hatunlar mezarlığının başına da bilgeliğin temsilcisi Halime Hatun’un adıyla bir kümbet ördüler. Miladi 1335 yılında, Melik İzeddin’in zamanında.Van Tatvan karayolu bu mezarlığın ortasından, 1940 yılında, geçirilinceye kadar tüm bir tarih neredeyse unutulmuştu. Yolun iki yakasında kalan şahideler ise 1985 yılında yeniden hatırlandı. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Halime Hatun Kümbeti’ni ve Hatunlar mezarlığını sit alanı olarak tescil etti, koruma altına aldı. Mezar alanında, pek çok uygarlığın mezar kültü yanı sıra “türkmen şehidelerin” mezarları vardı. Hatunların mezarlarında, geometrik ve rumi desenler, geçme yıldız ve kandil motifleriyle Selçuklu celi-sülüs hat sanatının en güzel örnekleri bulunuyordu. Mezarlarda en yaygın yazı ise, “Yaşayan herkes, elbet ölecektir” ve “Ölüm, nasihat olarak yeterlidir” idi.Hatun savaşçıların sandukasının bir yüzünde ise Farsça şu Rubai yazılıydı: “Ey mezarın toprağı onu incitmeye çalışma, o çok değerli bir konuktur, onu iyi ağırla, onun misk kokan örgülü saçını çözme, onun gül yüzünü toprağa katma.”Bu asil insanların mezarlarına, Kuran-ı Kerim ve Ayet-el-kürsü’yü incelikle işleyenlerin ruhuna karayolundan sonra, başka bir gölge ise sit alanı ilan edilen mezarlığın ve kümbetin koruma alanına ruhsatsız yurt yapılmasıyla düştü. Halime Hatun Kümbeti’nin ustası Ahlatlı Pehlivan oğlu Esed çıksa gelse, “Bunu mu yaptınız başucumuza” dese vereceğimiz bir yanıt var mı? Evet, var. Onların var. Koruma Kurulu, Anadolu’nun en özgün Türk-İslam “Yapı bütünlüğünün siluetini yurt binasının fazla bozmadığı” yanıtını verecektir, mesela. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından koruma alanına kaçak olarak yaptırılan bu yapıyı, “İlçenin yurt ihtiyacını karşıladığı için yıkmadık” diyebilecektir Kurul üyeleri. Hem de bağlı oldukları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nu çiğneyerek. Sandukaların üzerindeki yazıları unuttuğumuz anlarda da riyakarlıklarıyla dillenecekler. Tarihi yeniden yazmaya girişenlerin, tarihin üzerine diktikleri tüyü çıkartmak da yine Anadolu’nun ortak mirasını koruyacak olanlara kalıyor. Pehlivanoğlu’na sözümüz olsun, hatunlara sözümüz olsun. Gül yüzünüzü toprağa katmayacağız, üzerinize düşen gölgeyi kaldıracağız.Sinem UĞURLU | Evrensel
Reklam
Neden Yüzleri Tanır da İsimleri Hatırlamayız?
Yüzleri ve isimleri hatırlamak için beynimizin aynı şekilde çalıştığını düşünürüz; fakat uzmanlar bu iki sürecin birbirinden tümüyle farklı işlediğini belirtiyor.“Yüzleri çok iyi hatırlarım ama isimler konusunda çok kötüyüm” cümlesini sık sık duyarız. Fakat yaygın kullanılan bu ifade ne kadar doğru? Hafıza psikolojisine ufak bir yolculuk yapıp yüzler ve isimlerle ilgili hafızanın nasıl çalıştığına bir bakalım.İnsanların yüz tanıma konusunda uzman olduğu doğrudur. Birçoğumuz binlercesini tanırız ve bu işi otomatiğe bağlanmışçasına yaparız. Nörologlar bunu zor bir işin kolaymış gibi görünmesi olarak değerlendirir. Çünkü beyinde bu görev için ayrılmış çok sayıda mekanizma vardır.Beynimizde yüz tanıma görevini yerine getiren bir bölüm vardır; kısaca FFA olarak adlandırılan bu bölüm kulaklarımızın arkasında bulunan temporal lop bölgesinde yer alır. Bu bölgede herhangi bir hasar meydana gelmesi halinde, görmenizde bir sorun olmasa bile insanları yüzlerinden değil, ancak seslerinden ve giysilerinden tanıyabilirsiniz. Beynin bu bölgesindeki zayıflığın kalıtsal olması da söz konusu. Prospagnozi adı verilen ve yüz körlüğü olarak tanımlanabilecek bu durumda tüm aile fertleri, birbirlerinin yüzleri de dahil hiçbir yüzü tanıyamaz.Fakat ne ilginçtir ki isimleri hatırlamak için benzer bir alan yoktur beynimizde. Sadece kelimeleri hatırlama göreviyle yükümlü bölgeler vardır; isimler de zaten özel kelimelerdir. Bu bölgelerde meydana gelen bir hasar sonucunda isimleri de kelimeleri de hatırlamakta zorluk çekeriz. Örneğin muzu tanır, onun lezzetini bilir, hatta muzlu pasta tarifi bile yapabilir, ama adını hatırlamayız.Yüzleri tanımak ve isimleri hatırlamak için kullanılan hafıza işlemi birbirinden farklıdır. Yani iki farklı psikolojik işlem devreye girer: Tanımak ve hatırlamak.Örneğin bir partide konukların yüzlerine bakarken biriyle göz göze geldiğinizde “Bu kişiyi tanıyor muyum?” diye kendinize sorduğunuzda buna yüz tanıma işlemi denir ve vereceğiniz cevap ya “evet, tanıyorum” ya da “hayır, tanımıyorum” olacaktır.Daha sonra bir tanıdığınızla konuşurken onu başkalarıyla tanıştırmanız gerektiğinde hafızanın isim hatırlama kısmı devreye girecek, gördüğünüz bir şeyi tanımak değil, daha önce öğrenmiş olduğunuz bir şeyi hatırlamak söz konusu olacaktır. Burada basit “evet/hayır” yanıtı işe yaramayacak, bizzat ismin ne olduğunu hatırlamanız gerekecektir.Yani şöyle de diyebiliriz: Yüzler verili bir bilgidir; baktığımızda orada görürüz; yapmamız gereken tek şey onları daha önce görmüş olup olmadığımızı bilmektir. Oysa isimler hafızada saklıdır ve onlarla ilgili daha zor bir psikolojik işlem yapmamız, arayıp bulmamız gerekir.İsimleri hatırlama konusunda iyi değilseniz uygulayabileceğiniz bazı yöntemler vardır. Hafızayla ilgili deneyler, kendinizi zorlayarak hatırlamaya çalışmanın işe yaramadığını göstermiştir. Hatırlamaya çalıştığınız şeyi tekrarlamak ve onunla ilgili bağlantılar kurmak daha yararlı olacaktır.Yani isimleri hatırlamak istiyorsanız, biriyle ilk tanıştığınızda konuşma içinde ismini sık sık tekrarlamanız gerekir. İsmini mutlaka hatırlamanız gereken biri varsa onlarla ilgili bir özelliği tespit edip isimleriyle birlikte bu özelliği zihninizde çarpıcı bir görsel imgeyle birleştirmek yararlı olacaktır. Örneğin Jennifer isimli bir kadınla tanışıp onun Alaska’dan geldiğini öğrendiyseniz ve o bölge soğukluğuyla ünlüyse onu kar içinde kürk giymiş bir halde hayalinizde canlandırabilirsiniz (kürk İngilizce ‘fur’ demektir, yani JenniFUR bağlantısı). Böylece bir daha kimsenin ismini hatırlamadığınız için utanmanız gerekmeyecektir.BBC Türkçe
Türkiye'nin Cahiliye Devrinde Olduğunu Gösteren 10 Emare
Cahiliye devri hep kötü özellikleri ile anılagelen bir dönem. Kız çocuklarının öldürülmesi, kölelik, tefecilik, fuhuş, kumar, alkol, putlar, vs. Ancak üzerinden 1500 sene geçmiş olmasına rağmen sanki hala ara ara kendini hissettiriyor gibi geldi bize.
Reklam
Aziz Nesin'in 'Zübük'ü Müzikal Olarak Sahneye Taşınıyor
27 Kasım’da Profilo’da başlayacak olan Müzikal komedi, Beylikeğrisi adlı hayali bir yerde, bir seçim sandığının başında geçiyorUsta yazar Aziz Nesin ’in, doğumunun 100. yılı kutlanacak. Nesin'in 100'üncü yaşına ithafen ‘Zübük’ isimli eseri, Nedim Saban tarafından uyarlanarak özel olarak sahneye taşınacak. 34 yıl önce beyazperdede Kemal Sunal ’ın canlandırdığı ‘Zübük’ karakterini bugün tiyatro sahnesinde, Tuna Orhan oynayacak.Nedim Saban, heyecanını şimdiden yaşadığını vurguladığı projeyle ilgili olarak şunları söylüyor:'Zübük romanını okuduktan sonra, bu karakterin yazıldığı dönemde Don Kişot efsanesini yakaladığını gördüm. Zübüklük adeta bir kavram olarak dilimize girmiş ve Aziz Nesin’in dillere destan karakteri ölümsüzleşmiş. Romanın yan karakterleri de müthiş renkli ve seyirciye nefis bir tat bırakıyor. 23 yılldır önemli projelere imza atan Tiyatrokare’ye ve Aziz Nesin ustanın 100. Yıl doğum gününe yaraşacağını düşünüyorum. ”KonusuSiyasi hayatına küçük bir ilçede başlayarak milletvekilliğine kadar yükselen “İbrahim Zübükzade”, çevresindeki herkesi kandırmış, halkın manevi değerleri ve inançlarını sömürerek, siyasette yükselmeye başlamıştır. Bu önlenemez yükselişi durdurmak isteyenler, son çare olarak onu daha da yükselterek, Ankara’ya göndermeye karar verirler. Ancak Zübük, nereye giderse gitsin bela olmaya devam eder.27 Kasım’da İstanbul Profilo’da başlayacak olan müzikal komedi, Beylikeğrisi adlı hayali bir yerde, bir seçim sandığının başında geçiyor. Oyunun diğer rollerinde tiyatro, sinema ve TV dizilerinden tanıdığımız Halim Ercan , Hakan Akın , Bahar Yanılmaz , Deniz Değirmenci , Ercü Turan , Hilmi Özçelik , Evren Erler , Serdar Aydın , Ena Alpar , Emrah Düzkaya , Selim Tezin gibi isimler rol alıyor. Oyunun yardımcı yönetmeni Bülent Seyran .T24
Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı'na Rekor Ziyaret
8 Kasım Cumartesi günü kapılarını ziyaretçilere açan Kitap Fuarı dün akşam saat 19.00’da kapandı. TÜYAP’dan yapılan açıklamaya göre, fuarı bu yıl rekor sayıda okur ziyaret etti. 9 gün boyunca fuarı 503 bin okurun ziyaret ettiği açıklandı. Fuarı geçen yıl 455 bin okur gezmişti.Türkiye ve yurtdışından 850 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla düzenlenen fuarda, söyleşi, panel, çocuk etkinlikleri ve dinletilerle 270 etkinlik yer aldı.BU YILKİ TEMA SİNEMAYDITÜYAP İstanbul Kitap Fuarı’nın bu yılki teması 'Sinemamızın 100 Yılı', fuarın 'Onur Yazarı' da Atilla Dorsay oldu. Sinema teması kapsamında yaklaşık 50 etkinlik düzenlendi. Her yıl olduğu gibi, bu yıl da hafta sonu Kitap Fuarı’na yoğun bir kalabalık akın etti. Fuar Merkezi ile Metrobüs durağını birbirine bağlayan üst geçitte izdiham yaşandı. Uluslararası TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı sona erdi. Fuarı bu yıl 503 bin okurun ziyaret ettiği açıklandı.Evrensel
Reklam
İstanbullu'nun Müzikal Anlamda En Güzel 11 Komşusu
Dünyanın her yerinde müzikseverleri bir araya getiren Sofar Sounds hareketinin İstanbul ayağı gelecek ay 1. senesini doldurmuş olacak. Konserler her ay farklı evlerin oturma odalarında gerçekleşiyor. Organizatöründen teknik ekibine, ev sahiplerinden müzisyenlere kadar herkes gönüllü bu projede!Şimdi o güzel komşularımıza ve misafirlerine selam verelim birlikte.
Dövmenizin Hayatınız Olduğunun 20 Kanıtı
Dövmesi olan ya da dövme yaptırmayı düşünenlerin bunu neden yaptıklarını merak ediyor musunuz? Dövme yaptırdıktan sonra oluşan mahalle baskısından sıkılıp 'Beni de anlayan var mı?' diye mi düşünüyorsunuz? İşte o zaman bu liste tam size göre. 20 Maddede dövmenin hayatla ne kadar içli dışlı olduğunun kanıtı bu listede.Keyifli seyirler!..
Reklam
'Grinin Elli Tonu' Filminin Yeni Fragmanı Aklınızı Başınızdan Alabilir!
Vizyona girmesine ramak kala yayınlanan 'Grinin Elli Tonu' filminin yeni fragmanı cesur sahneleri ile dikkat çekti. Filmin ana karakterleri Anastacia Steele (Dakota Johnson) ve Christian Grey'in (Jamie Dornan) arasındaki ateşin yeteri kadar hissedilmediği, bu nedenle seks sahnelerin tekrar çekildiği belirtildi. Sevişme sahneleri için yeniden sete dönmek zorunda kalan oyuncuların yeni görüntüleri kısa sıra önce yayınlanan yeni fragmana yansıdı. 14 Şubat 2015 Sevgililer Günü'nde vizyona girecek olan filmin fragmanı karşınızda.
Bir Öpücükle '80 Milyon Bakteri Bulaşıyor'
Bilim insanları, 10 saniyelik bir öpüşmede yaklaşık 80 milyon bakterinin bulaşabildiğini iddia etti.21 çift üzerinde araştırma sürdüren Hollandalı bilim insanları, günde en az dokuz defa öpüşen çiftlerin tükürüklerindeki bakterileri birbirlerine bulaştırdığı sonucuna vardı.Araştırmanın sonuçları 'Microbiome' adlı bilim dergisinde yayımlandı.Hollanda Uygulamalı Bilimler Araştırma Merkezi'nden bir ekibin yürüttüğü çalışmada, 21 çifte ne kadar sıklıkla öpüştükleri, en son öpüştükleri tarih ve öpüşme şekilleri soruldu.Daha sonra çiftler 10 saniye süreyle öpüştürüldü.Çiftlerin öpüşmeden önce ve sonra, ağzından ve tükürüklerinden bakteri örnekleri alınarak birbiriyle karşılaştırıldı.Ardından çiftlerden bir tarafa, içinde çok sayıda bakteri bulunan probiyotik bir içecek içirildi.İkinci öpüşmenin ardından yapılan testlerde, 10 saniyelik bir öpüşmede ortalama 80 milyon bakterinin partnerlerine bulaştığı gözlemlendi.Tükürükteki bakterilerin hızla partnere bulaştığı ancak dildeki bakterilerin bulaşmadığı belirtildi.Daha önce yapılan çalışmalarda da, ağızda en az 700 farklı tür bakteri bulunduğu, ancak bu bakterilerin bazılarının, diğerlerine göre daha kolay bulaştığı öne sürülmüştü.Araştırmayı yürüten ekibin başındaki Profesör Remco Kort, 'Fransız öpücüğü, kısa sürede ne kadar çok sayıda bakteri bulaşabildiğine dair mükemmel bir örnek. İleriki araştırmalarda bakterilerin özelliklerine ve dilin bakterileri bulaştırma evresindeki rolüne eğilmeliyiz. Bu tür araştırmalar sayesinde ileride bakteri terapileri gibi tedavi yolları da mümkün kılınabilir' dedi.Araştırmayı yürüten ekibin Hollanda'nın Amsterdam kentindeki 'Micropia' adlı dünyanın ilk mikrop müzesiyle işbirliği yaptığı belirtildi.Müzede açılan son sergide, çiftler benzer bir deneye katılabiliyor. Buna göre müzede öpüşen çiftlere hızlı bir test yapılarak hangi bakterileri bulaştırdıkları ortaya konuyor.BBC Türkçe
Facebook'un Rüzgar Enerjili Merkezi Açıldı!
Facebook'un yeni veri merkezi, beklenenden de önce hizmete açıldı. İşte de merkezden müthiş kareler!Facebook'un tamamen yenilenebilir enerjiyle çalışan ilk veri merkezi, hizmet vermeye başladı. Altoona , Iowa'daki veri merkezinin 2015'te açılması bekleniyordu; dolayısıyla tesisler 1,5 ay önceden hizmete girmiş oldu.Sosyal ağın devasa veri merkezleri, onun yüz milyonlarca kişiye hizmet vermesini mümkün kılıyor. Çoğumuz bu merkezleri görmesek de sunucuların güç tüketimi, azımsanacak seviyede değil. National Resources Defense Council ise yakın zamanda yayınladığı bir raporda teknoloji firmalarının enerji tüketimini yönetmelerinin kritik öneminden bahsetti. Raporun da etkisiyle son dönemde veri merkezlerinin mümkün olduğunca sürdürülebilir enerjiyle işletmeye çalışan firmalara rastlamak olası.Chip
Türkan Şoray'ın En Güzel Fotoğrafları Kitaplaştı
Türk sinemasının yapı taşlarından biri olan Türkan Şoray'ın en güzel fotoğrafları, '50 Yıllık Aşk Türkan Şoray' kitabında bir araya geldi.İlk filminde 1960 yılında rol alan Türkan Şoray o zaman henüz 15 yaşındaydı. Kısa zamanda Yeşilçam içerisinde güzelliği ve yeteneğiyle fark edilip, büyük roller oynamaya başladı. Yaşamı, kendisi henüz hayattayken bir efsaneye dönüştü ve Türkan Şoray üzerine tezler yazılan, filmleri ders olarak okutulan ve hepsinin yanında halkın en sevdiği sanatçılardan biri oldu. Haliyle de Şoray, defalarca dergilerin kapaklarında, birbirinden güzel fotoğraflarla boy gösterdi.Son olarak Esen Kitap etiketiyle raflarda yerini alan '50 Yıllık Aşk Türkan Şoray' kitabında yaşamı anlatılan usta oyuncunun en güzel fotoğrafları yazar Ercan Akarsu tarafından kaleme alınmış. Dönemin Ses, Hayat, Sinema ve Hey gibi dergilerinden derlenen kitapta, Şoray hayranları aynı zamanda onun yaşamını bir film şeridi gibi gözlerinin önüne getirebilecek. Ayrıca gazeteci Agah Özgüç'ün kısa süre önce gerçekleştirdiği Türkan Şoray röportajının da yer aldığı kitap arşivlik bir çalışma niteliğinde.Al Jazeera
Reklam