onedio
'Yılın Vahşi Yaşam Fotoğrafçısı' Yarışmasından Ödüllü 10 Fotoğraf
50. Yılın Vahşi Yaşam Fotoğrafçısı ödülleri, geçtiğimiz günlerde Londra Doğa Tarihi Müzesinde düzenlenen bir törenle sahiplerini buldu. Kazananlar ödüllerini Müze yöneticisi ve Cambridge Düşes'i, Sir David Attenborough, vahşi yaşam temsilcisi Liz Bonnin ve ünlü vahşi yaşam fotoğrafçısı Frans Lanting'in ellerinden aldılar.Amerikalı fotoğrafçı, Michael 'Nick' Nichols, Tanzanya, Serengeti Ulusal Parkında yavrularıyla beraber dinlenen huzur dolu siyah-beyaz fotoğrafıyla, uluslar arası jüri tarafından 2014 yılının Vahşi Yaşam Fotoğrafçısı seçilirken; sekiz yaşındaki Carlos Perez Naval, İspanya'da evinin yakınlarında çektiği akrep fotoğrafıyla, 2014 yılının Genç Vahşi Yaşam Fotoğrafçısı seçildi.Bu iki fotoğraf, diğer yarışmacıların fotoğraflarıyla beraber 24 Ekim, Cuma gününden, 30 Ağustos 2015, Pazar gününe kadar bu müzede sergilenecek. Bu sergi, aynı zamanda, 6 kıtada milyonlarca insana ulaşacağı bir dünya turuyla insanlara bu olağan üstü vahşi yaşam fotoğraflarını görme fırsatı doğuracaklar.
20. Gezici Festival'i Sevmek İçin 10 Neden
28 Kasım - 8 Aralık 2014 tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşacak festival, her yıl olduğu gibi Ankara'dan yola çıkıyor.Festival'in 28 Kasım - 4 Aralık'ta başkentteki gösterimleri devam ederken, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi'nin katkılarıyla, 3 - 7 Aralık tarihleri arasındaEskişehir'e konuk olacak. Gezici Festival yolculuğunu, son üç yıl kendisine coşkulu bir şekilde ev sahipliği yapan Sinop Kültür ve Turizm Derneği'nin katkılarıyla, 5 - 8 Aralık'ta Sinop'ta tamamlayacak.Facebook: https://www.facebook.com/gezicifestivalTwitter: https://twitter.com/gezicifestivalInstagram: http://instagram.com/gezicifestival
Ayasofya'da Şimdi de Medrese Tartışması
Kültür Bakanlığı’nın Ayasofya’nın avlusuna ‘hizmet binası’ olarak tasarladığı medresenin yapımı ihaleye verilince, Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi Türkiye Milli Komitesi (ICOMOS), medresenin yapımı halinde Ayasofya’nın “Dünya Mirası” olma durumunun tartışmaya açılacağını duyurdu.Ayasofya, “Dünya Kültür Mirası Listesi”nde yer alan, Türkiye’deki en önemli yapılardan biri. Bin 500 yıldır ayakta kalmayı başarmış olan Ayasofya’nın statüsüyle ilgili tartışmalar ise dinmek bilmiyor. Halen müze olarak ziyaret edilebilen tarihi yapının cami olarak ibadete açılması tartışmalarının ardından, şimdi de Ayasofya’nın avlusuna medrese yapılmak istenmesi gündeme geldi. Agos'tan Uygar Gültekin'in haberine göre, Kültür Bakanlığı, “hizmet binası” olarak tasarladığı medresenin yapımını ihaleye verince, Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi Türkiye Milli Komitesi (ICOMOS), medresenin yapımı halinde Ayasofya’nın “Dünya Mirası” olma durumunun tartışmaya açılacağı uyarısında bulundu. Bakanlık, bu açıklamanın ardından geri adım atarak, Çevresel Etki Değerlendirme Raporu hazırlanmasını istedi. Bakanlık, medresenin yapılıp yapılmayacağına dair nihai kararını, bu raporun ardından verilecek. Medrese yapılmasına ilişkin tepkiler ise günden güne artıyor.Kültür ve Turizm Bakanlığı, medresenin geçmişte var olduğunu ve bu yapıyı yeniden ihya etmek istediklerini belirterek, medresenin din eğitimi için değil, ek bir hizmet binası olarak kullanılmasının tasarlandığını açıkladı. Bakanlığın, 7 milyon liraya medreseyi ihale etmesinin ardından da, Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi Türkiye Milli Komitesi (ICOMOS), projeye karşı sert bir açıklama yaptı.Ayasofya, 1985 yılında ‘Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girmişti. ICOMOS Türkiye Komitesi, yaptığı açıklamada, medresenin inşası hâlinde bu önemli tarihi yapının Dünya Kültür Mirası Listesi”nden çıkartılmasının gündeme geleceği uyarısında bulundu. Açıklamada, “Ayasofya’nın mimarlık tarihinin belki en önemli birkaç yapısından biri olduğu düşünülecek olursa, onun hemen bitişiğine yeni bir sahte eski eser inşa etmenin vahameti anlaşılacaktır. ‘Üstün Evrensel Değeri’ olumsuz etkileyeceğine inandığımız yeniden yapım projesinin uygulanmasında ısrar edilmesinin, İstanbul’un ‘Dünya Miras Alanları’ için ciddi bir risk yaratacağı kanısında olduğumuzu bildiririz” denildi.Açıklamada, yapıya yönelik işlev değişikliği, planlama ve koruma uygulamalarında kaygı verici gelişmeler yaşandığına da dikkat çekildi.‘Esas problem, bu planın arkasındaki ilkesel sorun’Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Anestis Vasilakeris, Ayasofya’yla ilgili tartışmaları değerlendirdi. Vasilakeris, böylesi bir inşaatın, kültür mirası koruma ilkelerinin ihlali anlamına geldiğini söyledi.Ayasofya’nın avlusunda geçmişte başka yapılar bulunuyor muydu?Evet, Ayasofya'nın etrafında birkaç yapı vardı ve Ayasofya, yapılardan oluşan önemli bir kompleksti. Fakat arkeolojik araştırmalarda şimdiye kadar bu anlamda bir şey bulunamadığından, diğer yapıların nerede olduklarına dair net bir fikrimiz yok. Büyük bir ihtimalle Osmanlı medresesinin kalıntılarının altında, erken dönem Bizans binalarının da kalıntıları olabilir. Ayasofya'nın arazisinde arkeolojik araştırma konusunda ciddi eksikliklerin olması, Ayasofya'nın kendi organik bütünlüğünün bir parçası olarak kültürel ve arkeolojik içeriğine göre anlaşılmasını zorlaştırıyor. Araştırma ve doğru düzgün çalışmaların yapılmamış olması, bu kadar önemli bir anıt için kabul edilemez.Burada yeni yapıların inşa edilmesinin Ayasofya’ya nasıl bir etkisi olur, mimari ve estetik açıdan zarar verir mi?Öncelikle, tarihi bir yapının bu derece yakınında yapılacak her türlü inşaat çalışması, kültür mirasını koruma ilkelerinin ihlalidir. Buradaki asıl mevzu, artık var olmayan bir yapıyı sıfırdan yapmak... Ayasofya gibi tarihin en önemli anıtının bulunduğu bir araziye, alelade bir inşaat projesiyle bina yapmak, gerçekten de saçma bir durum. Tabii ki böyle bir yapı, estetik olarak ve birçok farklı bakış açısına göre, dünya mimarlık tarihinin en önemli yapılarından olan Ayasofya'nın görünüşünü etkiler. Fakat inanıyorum ki, esas problem, bu planın arkasındaki ilkesel sorun. Birisi büyük bir tarihi yapıtla ilgili karar verdiğinde, her karar için öncelikli kriter, söz konusu eseri muhafaza etmek, yapıtın ömrünü uzatan küçük görünmez dokunuşlarda bulunmak yönünde olmalı; yapıtı değiştirecek veya ondan ödün verilmesine sebep olacak kararlarda ısrarcı olmak değil.Burada bir inşaat çalışması başlatılması durumunda Ayasofya’yı korumak için neler yapılmalıdır?İnşaatı meşru bir seçenek olarak tartışmak istemiyorum. İnşaattan önce kazı çalışması yapılacak olmasa bile... Böyle bir durumda, her büyük tehlike ânında olduğu gibi, bu kırılgan, hassas ve dayanıksız yapıtı, onun kendine özgü dekorasyonuyla birlikte fiziksel olarak korumak için gerekli tüm önlemlerin alınmasını öneririm.Uygar Gültekin | AGOS
Samsung'dan Katlanan Ekranlı Telefon
Dünyanın en büyük ekran üreticilerinden Samsung, 2015 yılı içerisinde ortadan ikiye katlanabilen ekranlar ve bu ekrana sahip bir telefon üretecek.Eylül ayında tanıttığı Galaxy Note Edge modeli ile, artık kıvrımlı ekrana sahip telefonlara ağırlık vereceğinin sinyalini veren Samsung , 2015 yılında bilim kurgu filmlerinde de gördüğümüz ortadan katlanan ekrana sahip bir telefon üretecek.Büyük ihtimalle 2015 yılı son çeyreğinde tanıtılacak olan kıvrılan ekranlı telefonlar, geçtiğimiz yıl tanıtılan LG G Flex ve Samsung Galaxy Round ’un sunduğu kullanım kolaylığını bir üst seviyeye taşıyacak.Zaman avantajını kullanacakSamsung ’un 2015 yılı bitine kadar her ay 30.000 – 40.000 arasında bükülebilen ekran üreteceği düşünülüyor. Hali hazırda dünyanın en büyük ekran üreticilerinden birisi olan Samsung Display ’in bu üretim kapasitesine yetişmek pek kolay değil. Diğer üreticilerin Samsung Display ’e en erken 2016 yılında yetişebileceği düşünülüyor.1 yıllık zaman avantajını doğru kullanmak isteyen Samsung , bükülebilen ekranlı telefonlarını da diğer üreticilerden 1 yıl erken tanıtacak.YOUM ekran gelişmeyecek mi?Samsung ’un Galaxy Note Edge ’de kullandığı ve şimdilik beğenilen YOUM ekran teknolojisinin geleceği ortadan kıvrılabilen ekranlar ile tehlikeye girdi. Samsung ortadan kıvrılabilen ekranlara yönelerek YOUM teknolojisini daha fazla geliştirmeme karar almış olabilir.ShiftDelete.Net
Katledilmek Üzere Olan İztuzu Plajı Hakkında Bilinmeyen 15 Şey
Plajda denize girenlerin yumurtalara zarar verememesi için yumurtaların olduğu bölgeler düzenli olarak işaretlenmektedir. 1988 yılında alınan karara göre plaj, kaplumbağaların rahatsız olmaması için saat 20:00-08:00 arası kapalıdır ve çevresinde gürültü çıkarmak veya ışık yakmak yasaktır.
Say’dan Kendisine 'Değersiz’ Diyen AKP’li Vekile Yanıt: 'Vahim Bir Cehalet'
AKP’li vekil Şükrü Erdinç’in kendisi hakkındaki, “Bir kişi iktidar, AK Parti karşıtlığıyla gündeme geliyorsa onun sanatçılığından herkesin şüphe duyması lazım” sözlerine piyanist ve kompozitör Fazıl Say’dan yanıt geldi: “Vahim bir tartışamama, anlaşamama içindeyiz. Vahim bir cehalet içindeyiz. Yazık… Yazık… Yazık…”‘Halkın yüzde 55’i değersiz mi?’Say, Twitter hesabında kendisi hakkındaki açıklamalara, “Gençken yarışmalarda dünya birincisi, Avrupa birincisi olmuştum. CD’lerim 30’dan fazla uluslararası ödül almıştı. Sorun değil. Değersizmişiz. Kaldı ki sanatın ve sanatçının değerini ödüller ve birinciliklerin tayin ettiğine inanan birisi de değilimdir. Savunmak zorunda olmak kötü” yanıtını verdi.Erdinç’in sanatçının AKP karşıtlığıyla gündeme gelen sanatçının sanatçılığından şüphe duyulması gerektiğine dair sözlerini farklı bir bakış açısıyla yorumlayan Say, “Vekil “AKP yandaşı olmayan değerli değildir” derse, AKP’li olmayan tüm seçmenleri değersizlikle suçlamış olmaz mı? Halkın yüzde 55’i? Vahim bir tartışamama / anlaşamama içindeyiz. Vahim bir cehalet içindeyiz. Yazık… Yazık… Yazık…” diye yazdı.AKP’li vekil ne demişti?Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bütçe görüşmelerinde Fazıl Say’ın eserlerinin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası programında sansürlenmesi gündeme gelmişti.AKP’li vekil Erdinç şunları söylemişti: “Sadece kendi mahallemizde yapılanlara ‘doğru’, onun dışındakilere yapılan ‘yanlıştır’ dersek bu, sanata ve sanatçıya yapılan haksızlık olur. Sanat ve sanatçı değerli olabilir, ideolojisi de olabilir ama ideolojisi sanatının önüne geçerse benim gözümde değerli değildir. Fazıl Say benim gözümde değerli değildir. Bir kişi iktidar, AK Parti karşıtlığıyla gündeme geliyorsa onun sanatçılığından herkesin şüphe duyması lazım.”Ne mutlu AKP’ye: Fazıl Say’ın sanatçılığından bile kuşku duyan vekilleri varDiken
Reklam
Reklam
CERN'de Atomaltı Parçacık Keşfi
Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN) bilim adamları, iki atomaltı parçacığı keşfetti. CERN'den yapılan açıklamada, keşfin, dünyanın nasıl meydana geldiğini tanımlayan parçacık fiziğinin 'Standart Model'inin ötesinde işlerin nasıl yürüdüğüne ışık tutacağı belirtildi.BİRİNİ BULMAYA ÇALIŞIRKEN İKİSİNİ KEŞFETTİKBüyük Hadron Çarpıştırıcısı kullanılarak yapılan deneylerde keşfedilen atomaltı parçacıklar, devasa bir gücün bir araya getirdiği üç zerreciğin oluşturduğu baryondan meydana geliyor.CERN'e bağlı LPNHE Laboratuvarı'nda görevli Matthew Charles, 'Doğa bize cömert davrandı. Birini bulmaya çalışırken ikisini birden keşfettik' dedi.PROTONLARDAN 6 KAT DAHA AĞIRKeşfedilen yeni parçacıkların, 14 milyar yıl önce evrenin doğumuna yol açtığına inanılan Büyük Patlama ortamını yaratmayı amaçlayan 10 milyar dolar tutarındaki deney sırasında, 27 kilometrelik tünelde birbirleriyle çarpıştırılan protonlardan 6 kat dağa ağır olduğu belirlendi.Araştırma sonuçları, 'Physical Review Letters' dergisinde yayımlanacak.NOBEL ÖDÜLLÜK DENEYBüyük Hadron Çarpıştırıcısı kullanılarak daha önce de parçacıklara kütlelerini verdiği düşünülen ve 'Higgs Bozonu' adı verilen atomaltı parçacığı keşfedilmişti. 'Tanrı Parçacığı' olarak da bilinen Higgs Bozonu'nun keşfi, geçen yıl Belçikalı fizikçi François Englert ile İngiliz bilim adamı Peter W. Higgs'e Nobel Fizik Ödülü getirmişti.
Ara Güler'in Yayımlanmamış Fotoğrafları Seul Yolcusu
Ünlü fotoğraf sanatçısı Ara Güler'in 1950'li yıllarda karanlık odada kendi eliyle bastığı ve bugüne kadar yayımlanmamış vintage baskıların bulunduğu 110 fotoğrafın yer alacağı sergi, 22 Kasım'da Güney Kore'nin başkenti Seul'de açılacak.Ünlü fotoğrafçı Ara Güler bugüne kadar yayınlanmamış fotoğraflarının yer alacağı Seul sergisi için açıklama yaptı. 86 yaşındaki usta fotoğrafçı Güler, 16 Ekim'de Berlin'de açılan 'İstanbul’un Gözü Retrospektif 1950-2005' sergisinin yoğun ilgi görmesinin hatırlatılması üzerine, 'Çektiğim fotoğrafların dünya tarafından ilgi görmesi hoşuma gidiyor. Onlar istiyor, başkaları istiyor, dünyanın her yerinden istiyorlar. Bu durum ülke için de güzel' dedi. Berlin'de 200 fotoğrafının yer aldığı sergiyi günde 2 bine yakın kişinin ziyaret ettiğini aktaran Güler, Seul'de açılacak serginin tüm hazırlıklarının tamamlandığını söyledi.'İNŞALLAH SATILMAZ'Güler, sergilenecek eserlerin, etkinliği düzenleyenler tarafından Ara Güler Müzesi'nden seçildiğini kaydederek, bu sergide ayrıca daha önce hiç yayımlanmamış vintage baskıların yer alacağını söyledi. Vintage baskıların, çekildikten sonra 1-2 ay içerisinde basılan fotoğraflar olduğunu belirten Güler, bunların büyük kıymet taşıdığını vurguladı. 'Bu adamlar vintage baskının ne kadar değerli olduğunu biliyor. Müzede bütün duvarlar boşaldı neredeyse. Vintage kalmadı. İnşallah satılmaz' diyen Güler, sergilenecek fotoğrafların 1950'liler başta olmak üzere çok farklı yıllara ait olduğunu dile getirdi.'İSTANBUL'U BENİM KİTAPLARIMDAN ÖĞRENİYORSUN'Sergi açılışına gidemeyeceğini, Seul'un çok uzak olduğunu belirten Güler, 'Kendi fotoğrafımı göreceğim diye 16 saat havada gidemem. Yaş olmuş 86' dedi. Ara Güler, dünyanın her yerinden kendisine ve sanatına büyük saygı duyulduğunun hatırlatılması üzerine de şunları söyledi:  'İyi ki var. Demek ki bir işe yarıyoruz. Adamların işine geliyoruz. Dünyanın çok farklı yerlerine giderek, çok farklı yer görmüş ve kayda geçirmişim. Fotoğraf makinesi çok güzel bir kayıt makinesidir ve bütün bir devri öteki devre taşır. 20. asırda çekilen fotoğraflar bir asır sonra tarih olur. Bizler aslında 'hiçbir şey değiliz' gibi görülürüz ama aslında en mühim şeyi yapıyoruz. Yaşayan hayatı kaydedip öteki devre taşıyoruz. Bunları bilmeyenler orada öğreniyor. Bugün sen İstanbul'u benim kitaplarımdan öğreniyorsun. Biz İstanbul'u çekmeye başladığımız zaman İstanbul zaten bitmişti, ölmüştü. Büyük bir kadavranın ve kokmak üzere olan bir leşin üzerinde İstanbul diye yaşıyoruz.''ŞİMDİKİ FOTOĞRAFÇILAR EĞİTİMLİ DEĞİL'Yeni fotoğrafçıların dünyada eskileri kadar tanınmış olmadığı şeklinde değerlendirme yapılması üzerine Ara Güler, 'Eğitimleri yetmiyor. Neyin ne olduğunun farkında değiller. Fotoğrafı manzara diye çekiyorlar. Manzara başka, fotoğraf başka. Şimdi bizlerin dışında kalan herifler aslında fotoğraf çekmiyor bana kalırsa instagram çekiyor. Fotoğraf çektiğini zannediyor, aslında güneş batması, manzara gibi tabiat olaylarını çekiyor. Zaten dünyanın her yerinde tabiat olayı var. Güneş her yerde batıyor' diye konuştu.İlerihaber
5. Malatya Uluslararası Film Festivali 21 Kasım'da Başlıyor
5. Malatya Uluslarası Film Festivali’nde yarışmacı filmlerin yanısıra Türkiye prömiyerini yapacak filmler, Türk Sineması’nın yüzüncü yılında ilkleri, ulusal/dünya panoromaları ve Suriyeli misafirler için özel gösterimlerden oluşan 125 filmlik bir seçki bulunuyor.21 Kasım Cuma akşamı Malatya Kongre ve Kültür Merkezi’nde açılan festival 27 Kasım Perşembe akşamı düzenlenecek ödül töreniyle sona erecek.Bantmag
Reklam
Sonbaharın Tüm Renklerine Aşık Olmanızı Sağlayacak 20 Harika Fotoğraf
Bazı insanlar için sonbaharın daha derin anlamları vardır. Tüm doğa uzun bir kışa hazırlanırken ortaya mükemmel renkler ve paha biçilmez manzaralar çıkar. Sonbaharın hakim rengi sarı tüm sokakları kaplamışken ve havalar da daha fazla soğumadan gidip '' hazan mevsiminin '' tadını çıkarın!İyi eğlenceler dileriz...
Türk Kısa Filmlerindeki 10 Klişe Durum
Kısa film çekenlerin sayısı kamera alabilme oranıyla doğru orantılı olarak arttı. Son yıllarda bir çok kısa film üretimi ülkemizde mevcut. Bu kısa filmlerin bir kısmı, sosyal medya için, bir kısmı okul ödevleri için, bir kısmı festivallere gönderip ileride yönetmen olma hayaline bir adım daha yaklaşmak için çekiliyor. Ancak kim olursak olalım kısa film çekerken yaptığımız bazı klişe durumlar var. Bu listemizde de onu inceleyeceğiz.
Reklam
Kuyruklu Yıldızın Yüzeyinde Organik Moleküller Tespit Edildi
Kuyruklu yıldıza inen uzay aracı Philae'nın, yıldızın yüzeyinde organik moleküller tespit ettiği bildirildi.Bilim adamları, geçen hafta, 10 yıl önce fırlatılan ve 67P'nin etrafında bir yörüngeye oturan Rosetta uzay aracının gövdesinden ayrılarak kuyruklu yıldıza konan Philae'nın, yıldızın yüzeyinden organik moleküller topladığını açıkladı.Yapılan diğer incelemeler, kuyruklu yıldızın yüzeyinin, büyük ölçüde ince bir toz tabakasıyla örtülü buzla kaplı olduğunu gösteriyor.Tespit edilen moleküllerin hangileri veya ne kadar komplike oldukları konusunda ise açıklama yapılmadı.Karbon içeren 'organiklerin' Dünya'da yaşamın temelini oluşturduğu biliniyor.Bir kuyruklu yıldıza ulaşan ilk araç özelliği taşıyan Philae'nin, 67P'nin yüzeyine inişi yaklaşık 7 saati bulmuştu. Rosetta ve Philae adına açılan sosyal paylaşım sitesindeki resmi hesaplardan ise yolculuğa dair tüm ayrıntılar, fotoğraflar ve gelişmeler anbean paylaşılmıştı.Philae'nin 67P'nin yüzeyine başarılı şekilde inişi, Twitter hesabından 17 dilde 'Ben vardım. Yeni adresim 67P' tweetiyle duyurulmuştu.67P kuyruklu yıldızını yakalamak için 10 yıl önce fırlatılan Rosetta, Jüpiter'in yörüngesine yakın uçan ilk uzay aracı. Ana enerji kaynağı olarak sadece güneş enerjisi panellerini kullanan Rosetta ile enerji tasarrufu için 31 ay boyunca hiç iletişim kurulmadı.Philae, kuyruklu yıldız yüzeyinde görüntüler alıp ölçüm yaparak elde ettiği verileri Dünya'ya gönderecek. Modülün topladığı bilgilerin kuyruklu yıldızların yapısına ilişkin birçok soruya ışık tutması bekleniyor.AA
Reklam
Hitler'in Yaptığı Resim Açık Artırmayla Satılacak
Adolf Hitler'in gençken yaptığı suluboya resim, Almanya'nın Nürnberg kentinde Cumartesi günü açık artırmayla satılacak.Satış, kentteki Weidler Müzayede Salonu'nda gerçekleştirilecek ve elde edilen gelirin yüzde onu bir hayır kurumuna bağışlanacak.Açık artırmayla ilgili Reuters Haber Ajansı'na bilgi veren Kathrin Weidler, Hitler'in resimleri için dünya çapında bir talep olduğunu ve özellikle ABD, Japonya ve Asya'dan koleksiyonerlerin çok ilgilendiğini söyledi.Müzayedecilerin bizzat katılıp katılmayacağından emin olmadığını belirten Weidler, 'Belki de gelirler. Ama en son Hitler'in resimleri açık artırmaya çıktığında hiç kimse gelmemişti' dedi.Weidler, Hitler'in resimlerinin tarihsel belge olarak ele alınması gerektiğini de kaydetti.Satışa çıkarılacak resmin 25 Eylül 1916 tarihli el yazısıyla yazılmış faturasının da bulunduğu belirtildi.Ancak bazı eleştirmenler, 1983'te Hitler'in günlükleri olduğu iddia edilen bazı sertifikalarla tarihçilerin kandırılmaya çalışıldığını hatırlatarak, faturaya şüpheyle yaklaşıyor.Hitler'in suluboya resminin 60 bin dolardan (yaklaşık 135 bin Türk Lirası) satışa sunulacağı ifade ediliyor.Weidler Müzayede Salonu, daha önce de Hitler'e ait beş resmi açık artırmayla 6 bin ile 100 bin dolar (yaklaşık 13 ile 220 bin Türk Lirası) arası fiyatlara satmıştı.20'li yaşlarında ressam olmak isteyen Hitler'in 2 bin kadar resim yaptığı fakat geçim sıkıntısı nedeniyle mesleği bıraktığı biliniyor.Nitekim Almanya'da devlet başkanı olan eski diktatör, 'Kavgam' adlı otobiyografisinde, Viyana Güzel Sanatlar Akademisi'nden reddedilince ressam olmaktan vazgeçtiğini yazmıştı.Bugüne kadar çok sayıda sanat eleştirmeni Hitler'in yaptığı resimlerin 'zevksiz' olduğu yorumunu yapıyor.BBC Türkçe
Soğuk Bir Ortamda Uyumanın Beraberinde Getirdiği 5 Önemli Fayda
Bilim adamlarına göre, uyuduğunuz ortamın sıcaklığını biraz değiştirerek çok daha sağlıklı bir hayat sürebilirsiniz. Huffington Post'dan doktor Chris Winter'a göre, sıcaklığı 15-19 santigrat derece arasında olan bir ortamda uyumak sağlığınız açısından çok faydalı şeyleri beraberinde getiriyor.Soğuk bir ortamda uyumaya alışık olanlar bunu zaten biliyordur, onlara selam olsun! Fakat benim gibi, uyumadan önce üstüne birkaç kat battaniye örten ve oldukça sıcak bir ortamda uyuyanlar için dikkate alınması gereken bazı önemli gerçekler bulunmakta. Eğer uyuma ortamınızı soğutursanız, bu durum size hem fiziksel hem de mental açıdan bazı faydalar sağlayacak. İşte o faydalardan dikkat çeken birkaç tanesi;
Genco Erkal: 'Türkiye Hiç Bu Denli Bölünmemişti'
Tiyatronun büyük ismi Genco Erkal Çarşamba Sohbetleri’nde Ahmet Hakan’ın konuğu oldu. Türkiye’nin gidişatı ile ilgili ‘Hiç bu kadar bıçakla kesilmiş gibi bölündüğümüzü hatırlamıyorum’ diyen Erkal, belediyelerin sunduğu imkanlardan yararlanmak için “sansüre razı olan” bazı tiyatrocuların bulunmasına sitem etti.İşte o röportajın satırbaşları:Türkiye nereye gidiyor? Kaygı verici bir yere mi?GENCO ERKAL: Evet...Hangi açıdan kaygı verici?GENCO ERKAL: İnanılmaz bir bölünme içindeyiz. Türkiye'nin hiç bu kadar bıçakla kesilmiş gibi bölündüğünü hatırlamıyorum. İnanılmaz bir bölünme. İktidardakiler bundan besleniyor ve devamlı olarak bir tarafı itiyor. Kendi taraftarlarını bir arada tutmak için devamlı bir saldırı halinde.Bir sanatçı olarak bu durum sizi nasıl etkiliyor?GENCO ERKAL: Moral sıfır. Sabah gazeteyi alıp okuduğum zaman 'Hay Allah, böyle bir ülkede mi yaşayacaktık' diyorum. Moralim çok bozuk.Bu iktidarın yükselişinde 'din' teması belirleyici bir rol oynadı. Bu mudur sizi rahatsız eden?GENCO ERKAL: Benim metafizik dünya ile bir ilgim yok. Buna rağmen beni rahatsız eden din değil. Din rahatsız etmez. Niye etsin? Beni rahatsız eden dinin kullanılması. Dinin bir takım pisliklerin örtüsü olarak kullanılması.'KÜRT' SÖZCÜĞÜ GEÇTİĞİ İÇİN SANSÜRLENEN OYUNGENCO Erkal bir sansür öyküsünü anlatıyor-12 Eylül dönemiydi. Sansürün korkunç boyutlarda olduğu bir dönem. Yaşar Kemal'in 'Ağrı Dağı Efsanesi'ni oynamak istiyoruz. Oyunda dönemin yönetimini rahatsız edici bir unsur yok. Sadece birkaç yerde 'Kürt Beyleri' sözü geçiyor. Sansür kurulu, oyun metnini inceleyip 'Kürt Beyleri' sözünün üstünü kırmızıyla çizdiler. 'Kürt Beyleri sözü bu oyunda geçemez' dediler.BİRÇOK TİYATROCU SANSÜRE RAZI OLUYOR'Belediyelerin sunduğu imkânlardan yararlanmak için sansüre razı olan tiyatrocular var' diyor Genco Erkal. Ve ekliyor:'Birçok tiyatrocu arkadaş, sırf belediyelerden para almak için belediyelerin istedikleri şartlara uyuyorlar. Oyun metnini değiştiriyorlar, kostümleri değiştiriyorlar, bazı sahneleri çıkarıyorlar... Rahatsız etmeyecek şekle getiriyorlar.'GEZİ'YE DESTEK VERDİĞİMİZ İÇİN YARDIMI KESTİLER'KESİLEN devlet yardımı' meselesi var. İşte Genco Erkal'ın bu konuda anlattıkları-Bir yıldır yardım almıyoruz. 16 tiyatroya verilen yardımı kestiler. Sırf Gezi'ye verilen destekten dolayı.Politik oyunlar oynamayan tiyatrolara da yaptılar bunu. Mesela o gece bir tweet atmışlar tiyatrodan. 'Biz bu gece oynamıyoruz, hep beraber Gezi'ye gideceğiz' diye... Halbuki seyirci yokmuş, on beş-yirmi kişi gelmiş. Bari erkeklik bizde kalsın diye 'Gezi'ye gidiyoruz, oyunu iptal ettik' demişler. Bunların da parasını kestiler. Yardım almadan olmaz mı? Tabii ki olur. Yeter ki seyirci gelsin, salon dolsun. Biz kendi kendimize yeteriz, ayakta dururuz.Ahmet Hakan | Hürriyet
Reklam