onedio
Işık Hızında Seyahat Gerçeğe mi Dönüşüyor?
Işık, saniyede 299.792.458 metre yol kateder. Yani saatteki hızı 1.079.000.000 kilometredir. Işık hızı, Einstein’ın İzafiyet Teorisine göre evrendeki tek sabittir. Ve bu hızın aşılması mümkün değildir. Bu sebeple ışık hızını aşabilecek araçlara sadece bilim kurgu romanları ve filmlerinde rastlayageldik.Uzay Yolu serisinde ışık hızında veya daha hızlı hareket eden araçlarla galaksimizin derinliklerine kolayca seyahat ediliyor. Ünlü bilim kurgu film dizisi Uzay Yolu’nda ‘warp drive’ deniyor bu hızdaki seyahate. Uzay Yolu’nun hikayesine göre ‘warp sürüşü’, 2063 yılında Zefram Cochrane adlı bir bilim insanı tarafından geliştiriliyor. Warp sürüşü, bildiğimiz anlamda ışık hızını geçmek yerine, uzayı bükerek ışık hızlarıyla ölçülen devasa mesafelere ulaşmak üzerine kurulu bir mantığa dayanıyor.
Oldukça Sıradan Görünen Fakat Arka Planında Hayli Karanlık Hikayeler Bulunan 9 Fotoğraf
Bazı görüntülerin binlerce kelimenin anlatamayacağı şeyleri bizlere aktardığı söylenir. Peki ya bu görüntüler? Oldukça sıradan görünen fakat arka planında hayli karanlık hikayeler bulunan bu fotoğraflar çok daha fazlasını anlatıyor diyebiliriz. Bazıları oldukça korkunç tesadüflerin(!), bazıları da insanın tüylerini ürperten eylemlerin öncesinde çekilen bu fotoğraflar, hiçbir sözcüğün tarif edemeyeceği hisleri bize aktarmaya yetiyor.
Çallı'nın Tablosu 2 Milyon 460 Bin Liraya Satıldı
İstanbul'da düzenlenen müzayedede 2 milyon 460 bin liraya alıcı bulan İbrahim Çallı'nın 1913 tarihli 'Avluda oturanlar' isimli eseri, ünlü ressamın en yüksek değere satılan tablosu oldu.Antik AŞ'den yapılan açıklamaya göre, Shangri-La Bosphorus Otel'de düzenlenen müzayedede özel koleksiyonlardan seçilmiş değerli tablolar ve antikalar satışa sunuldu.Türkiye'nin önde gelen koleksiyoncuları ve iş dünyasından 500'ü aşkın sanat mereklısının katılımıyla gerçekleşen müzayedede, klasik Türk resmi ve Osmanlı eserleri rekor fiyatlarla alıcı buldu.Müzayedede İbrahim Çallı imzalı, 1913 tarihli 'Avluda Oturanlar' isimli eser 2 milyon 460 bin liraya alıcı bulurken, eser bugüne kadar satılan en yüksek tutarlı 'Çallı tablosu' oldu.Açık artırmada Sami Yetik'in 'Şakayıklar' 757 bin, Halil Paşa'nın 'Nil'de Bahar' 630 bin, Şevket Dağ'ın 'Natürmort' 600 bin, Şeker Ahmet Paşa'nın 'Ayvalı Natürmort' 550 bin, Fausto Zonaro'nun 'Galata Limanı' 440 bin, Nazmi Ziya'nın 'Göksu' 330 bin, İbrahim Çallı'nın 'Manolyalar' 280 bin, Nazmi Ziya'nın 'Mavnalar' 280 bin, İbrahim Çallı'nın 'Manolyalar' eseri 215 bin liradan alıcı bulurken, Halil Paşa'nın 'Sahil' konulu tuvali 500 bin, Hattat Yedikuleli'nin Hilye-i Şerife eseri 310 bin liraya satıldı.Muhabir: Uğur Arslanhan
Reklam
Kuşların 116 Milyon Yıl Önce Dişleri Vardı
Yeni bir araştırma, 116 milyon yıl önce yaşamış olan modern kuş türlerinin ortak atasının dişlere sahip olduğuna işaret etti.Antik zamanlardan kalan fosillerden elde edilen DNA'ları modern türlerin genetiğiyle karşılaştıran bilim insanları, kuşların ne zaman dişlerini kaybettiğine dair önemli ipuçlarına ulaştı.California Üniversitesi'nde evrim biyoloğu olan Mark Springer'in başını çektiği araştırmada, kuşları nesilden nesile nasıl değişim gösterdikleri incelendi. Springer, yemeği öğütmek ve işlemek için eğik gagalarından yararlanan kuşların, eski zamanlarda dişlerle dolu bir ağıza sahip olabileceğini ifade etti.Almanya'da 1861 yılında bulunan ve dinozorlar ile modern kuşlar arasındaki geçisi temsil ettiğine inanılan Archaeopteryx fosili, kuşların dişleri olan dinozor türlerinden geldiğine işaret ederken, geçmişteki araştırmalar T.rex'i de içinde barındıran teropot türünden evrim geçirdiklerine işaret etmişti.Springer, bu bilgilere rağmen kuşların dişlerine ne olduğu hakkında son 150 yılda önemli bir bilgi edilemediğini ifade ederek, sorunun cevabını bulmak için genlere baktıklarını söyledi.Kuşları dışındaki canlıları da etkilediScience dergisinde yayımlanan araştırmada, omurgalılarda diş oluşumuyla ilgili olan altı genin modern kuşların tümüne uzanan 48 türde nasıl mutasyona uğradığı analiz edildi. İncelenen kuş türlerinin tümünde söz konusu genlerin mutasyona uğradığını tespit eden bilim insanları, ortak türlerin milyonlarca yıl önce diş geliştirme yeteneğini kaybettiği sonucuna vardı.Mutasyonların kuşlarda diş kaybına 116 milyon önce başladığını hesaplayan araştırmacılar, aynı evrimin dişleri bulunmayan kaplumbağa, armadillo, tembel hayvan ve karıncayiyen gibi canlılarda da paylaşıldığını belirtti.Kuşların hayatta olan en yakın kertenkele akrabasının timsah olduğunu belirten Springer, diş geliştirme yeteneği kazandıran altı genin tümünün Amerikan timsahında var olduğuna dikkat çekti.Kaynak: Livescience ve Al Jazeera
Reklam
CHP İzmir Milletvekili Güler: 'Parti Yönetimimiz 30 Mart'ta Cemaatle İttifak Yaptı'
CHP İzmir Milletvekili Güler, 'Her ne kadar parti yönetimimiz inkar etse de 30 Mart seçimlerinde bir ittifak yaptı, cemaatle ittifak yaptı' dedi.CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler, 'Her ne kadar parti yönetimimiz inkar etse de 30 Mart seçimlerinde bir ittifak yaptı, cemaatle ittifak yaptı. İllerde ve ilçelerde cemaatin çeşitli unsurlarının Cumhuriyet Halk Partisi’yle yürüdüğünü hepimiz gördük' dedi.Güler, Eğitim ve Bilim İşgörenleri (EĞİTİM-İŞ) Kastamonu Şube Başkanlığı ve bazı sivil toplum kuruluşlarınca Şerife Bacı Öğretmenevinde düzenlenen 'Türkiye Cumhuriyeti ve Türk ulusunun geleceği için ne yapmalı, nasıl yapılmalı' konulu konferansta partide bazı ittifaklar gerçekleştirildiğini ve bunun önemli bir problem olduğunu öne sürdü.Sözlerin kimi siyasi sebeplerle hafifletilebileceğini ileri süren Güler, 'Çok zor ama uygulamalar çok önemli. Her ne kadar parti yönetimimiz inkar etse de 30 Mart seçimlerinde bir ittifak yaptı, cemaatle ittifak yaptı. İllerde ve ilçelerde cemaatin çeşitli unsurlarının Cumhuriyet Halk Partisi’yle yürüdüğünü hepimiz gördük' şeklinde konuştu.CHP Kastamonu Merkez İlçe Başkanı Muzaffer Bıyıklı ve partililer, “Burada öyle bir şey olmadı, burası Cumhuiyet Halk Partisi’nin tartışılacağı bir yer değil” diyerek, Güler'e tepki gösterdi.Güler, Mehmet Bekaroğlu'nun partiye katılımına ilişkin şu değerlendirmede bulundu:'Ömrü boyunca Cumhuriyet Halk Partisi'yle hiçbir ilişkisi olmamış bir kişi, bir anda, bir anda hiçbir evveliyatı olmaksızın partinin genel başkanı tarafından davet edilmiş, parti meclisi üyesi yapılmak istenmiş. Partililer buna tepki gösterecek, o kadar iyi bilinmiş ki kadın kotasından seçimi gerçekleştirilmiş bir kişi. Cinsiyet kotası da uygulanıyor biz de, o kadın içindir. Erkekler için değil, bunu cümle alem bilir. Delegeden onay almadığı halde kadın kotasından parti meclisine yani tüzüğe ve kurultaya karşı hile yoluyla ve oradan da partinin kaptan köşküne genel başkan yardımcısı olarak oturtulmuş bir kişidir ki 'Ulusalcılar, istifa eder giderse hiç fena olmaz'. O, sandı ki 'ulusalcı' dediği bir milletvekili, 3 il başkanı falan. Oysa onun 'ulusalcı' dediği Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir milyon üyesi, 10 milyonun üstündeki seçmendir.Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu üyeleriyle seçmeni çekip giderse Sayın Bekaroğlu, Cumhuriyet Halk Partisi'nde ne edecektir kendi başına? Hiçbir tutarlılığı olmayan söz. Söylendiği zaman da kınadım, hatırlatıldığı her zaman da bu sözü kendini bilmez söz olarak talihsiz bulduğumu elbette söylüyorum.'Ulusalcıların partiden ihraç edildiği iddiasıGüler, açıklamaların sözde kalmadığını dile getirerek, Anayasa Uzlaşma Komisyonunda Anayasa'dan Türk vatandaşlığını çıkarmak için çalışan kesime karşı son derece önemli mücadele sergileyen Süheyl Batum’un partiden ihraç edildiğini söyledi.Bunun son derece önemli olduğuna dikkati çeken Güler, şöyle devam etti:'Neden? Parti, 'Mehmet Bekaroğlu tarafından yönlendirilmektedir' gerçeğini gösterdiği için.. 'Ulusalcılar istifa etsin' dedi. Baktı, ulusalcılar istifa etmiyor, ulusalcıları ihraca başladı. Ben böyle yorumluyorum gördüğüm şeyi. Bu, önemli bir problem alanı haline geldi, bir dizi problemin sonucu olarak elbette.'Güler, şu anda CHP’nin HDP’yle dirsek teması içinde yürüdüğünü, bunun da önemli bir problem olduğunu iddia etti.Yusuf Çelik, AA
IMDB'ye Göre 2014 Yılının En İyi 10 Filmi
16 yaşındaki Hazel üç yıldır tiroid kanseriyle boğuşmaktadır ve kanser akciğerlerine de sıçradığı için yanında bir oksijen tüpüyle gezmektedir. Kanserli hastalar için oluşturulan destek grubunun bir terapi seansı esnasında Augustus isimli bir gençle tanışır. Augustus da beyin tümörüyle savaşmış ve bu yolda bir bacağını kaybetmiştir. İkili birlikte zaman geçirdikçe birbirlerine aşık olurlar. Akciğer tedavisi için hastaneye yatırılan Hazel'ın yanından bir an dahi ayrılmayan Augustus, sevgilisinin çok istediği bir hayali gerçekleştirmek için onunla birlikte yola çıkar. Planlarına göre Amsterdam'a gidecek ve Hazel'ın en sevdiği yazar olan Peter Van Houten'i bulmaya çalışacaklardır...Josh Boone’un yönetmenliğini üstlendiği film, John Green’in romanından Scott Neustadter ve Michael H. Weber tarafından uyarlandı. Filmin başrollerindeyse Shailene Woodley, Ansel Elgort ve Willem Dafoe yer alıyor.
Reklam
Yaşanmışlıklardan Doğan 20 Şarkının Yazılış Hikayesi
Tabii ki çoğu şarkının bir hikayesi ve bir çıkış noktası vardır. Bazıları bilinmez, bazıları sanatçılar tarafından açıklanır, bazıları ise adeta bir şehir efsanesi tadında dilden dile dolaşır. Bazıları komiktir, bazıları hüzünlendirici… Çoğu hikayenin kesinliği ile ilgili bir garanti sunamayız bu yüzden.  Dilden dile dolaşan ve internette sağda solda bulunan, güzel olan bazı hikayeleri şarkılarıyla ve sözleriyle birlikte derledim. Buyurun efendim.
Hippilerin Türkiye'de Başına Gelen 9 İlginç Olay
etiket
Ürolog Operatör Dr. Mahmut Çetiner, yaptığı bir açıklamada, hippilerde seksin sıfır olduğunu bildirmiş ve 'hippilik dıştan göründüğünün aksine cinsel organları alınmış bir hayvan sürüsünden başka bir şey değildir.' demiştir.Kaynak
Reklam
Orhan Pamuk'un İmza Gününe Yoğun İlgi
Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk'un 'Kafamda Bir Tuhaflık' adlı yeni romanı için Yapı Kredi Yayınevi'nde düzenlenen imza gününe kitapseverler yoğun ilgi gösterdi.Yayınevinde okurlarıyla buluşan Pamuk, yeni çıkan kitabını imzaladı. Saatlerce kuyrukta bekleyen vatandaşlar, kitaplarını Pamuk'a imzalatmanın mutluluğunu yaşadı.Etkinlikte gazetecilerin sorularını yanıtlayan Pamuk, uzun zaman sonra, belki de 15 yılın ardından İstanbul'da imza günü düzenlediğini belirterek, şunları söyledi:'Bunun sebebi ihmaller, zorluklar. Her zaman yazarlara sorarlar, tuzak sorudur, 'Kimin için yazıyorsunuz?' diye. Çünkü şunun için, bunun için yazıyorsanız hep dışarıda kalmış biri vardır. Biz de ya da ben derim ki; 'Biz okurlarımız için yazıyoruz ama okur soyut bir kavramdır hiçbir zaman göremezsiniz'. Benim gibi bir yazar, yavaş yavaş, yıllarca, 3-4 senede ve 'Kafamda Bir Tuhaflık'ta olduğu gibi 6 senede bir kitap çıkaran bir yazar, hep okurlarını düşünür ama okur soyut bir şeydir.'Pamuk, imza gününde okurlarla göz göze gelmenin mutluluğunu hissettiğini vurgulayarak, 'Bu benim için çok güzel bir şey. Çünkü bir kitabı imzalarken kitabı veya başka kitaplarımı okumuş olan okurun gözünün içine bir saniye bakıyorsunuz. Biliyorsunuz ki o sizi okumuş, başka kitaplarınızı okumuş. Yazarın insanlığını, benim hayalimi, yaşadığım dünyayı, dünyayı nasıl gördüğümü, anlatmak istediğim şeyleri, niyetimi, uğraşmamı, çabamı ve yıllardır yaptığım yazıları bu okur biliyor' diye konuştu.Okurlarıyla imza gününde buluşmanın kendisi için büyük bir mutluluk olduğunu yineleyen Pamuk, sözlerini şöyle sürdürdü:'O okurun hayal dünyasında, maneviyatında olmak ve gitmek istediği yerde sizin ve benim yazılarımın bir yeri olduğunu düşünmek, görmek, bakışmak. Bu benim için en büyük mutluluk. Kimin için yazıyorum? İmza gününe gelen bu okurlar için yazıyorum. Bütün okurlar imza gününe gelmiyor. Bazıları da kitabımı okuyor, 'boşver imzalı kitabı ne yapayım?' diyor. Bu okurlar, bugün gördüğüm yüzlerce okur, ayrıca kitaplarımı okuduktan sonra bir de içinde imza olması için bugün kuyrukta beklediler. Hepsine büyük bir zevkle imzaladım. Çok mutluyum. Çok kalabalık oldu. Yazarlar okurlarıyla karşılaşmalılar.'Pamuk, bir gazetecinin, kitabı 6 yılda yazmasına ilişkin sorusunu da 'Masumiyet Müzesi'ni 6 yıl önce yayınlamıştım. İlk defa 2 roman arası 6 yıl oldu. Masumiyet Müzesi'nin bir de müzesini açtım. İlk defa 6 yıl ara verdiğim için bazı mazeretlerim var kusura bakmayın. Bundan sonra daha fazla yazacağım' şeklinde yanıtladı.Orhan Pamuk, kitabın İngilizce baskısının da daha belli olmadığını ifade etti.Bir gazetecinin, 'Kitapta hem birinci tekil kendileri konuşan kahramanlar var hem de yazarın sesi var. Bu nasıl oluyor?' şeklindeki sorusu üzerine de Pamuk, şunları kaydetti:'Bu romanı yazarken kahramanlar bozacı, yoğurtçu, midyeci, dönerciler, elektrik tahsildarları, pek çok satıcıyla, zor şartlarda İstanbul sokaklarında mücadele eden arkadaşlarla görüştüm. Onların birinci tekille, 'Şöyle yaptım, böyle yaptım, tavuğu şöyle temizledim, haşladım, pilavı şu şekilde pişirdim' gibi konuşmaları beni etkiledi. Yavaş yavaş bu çok uzun süren romanı kurarken, onların sesini birinci tekil şahısla vermek istedim. Kadın kahramanların eve hapsedilmiş yalnızlıklarını, öfkelerini dile getirmek için birinci tekil şahsın çok uygun olacağını hissettim. Böylece ilk defa bir şey denedim. Bir romancı anlatıyor 3. tekil şahısla. Bir de kahramanlar sanki anlatıyı delmek isteyerek, öfkelerini dile getirmek isteyerek, araya girip kendi hikayelerini anlatıyorlar. Roman bu iki sesin yan yana gelmesiyle çalışıyor.'Lale Bildirici, AA
Adalet Bakanı Bozdağ: 'Ay Sonuna Kadar 5 Bin Zabıt Katibi Alınacak'
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, bu ay sonuna doğru 5 bin zabıt katibi ve diğer adli personel alımı için ilana çıkacaklarını söyledi. TBMM Genel Kurulunda, 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı görüşmelerinin üçüncü turunda Adalet Bakanlığı, Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu, Türkiye Adalet Akademisi, HSYK, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Mesleki Yeterlilik Kurumu, Türkiye ve Orta-Doğu Amme İdaresi Enstitüsü, DPB, Avrupa Birliği Bakanlığı, Türk Akreditasyon Kurumu bütçe ve kesin hesapları ele alındı.Görüşmelerde kendisine bağlı kurumlar hakkında söz alan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 2003 yılında adalet hizmetlerinden memnuniyet oranının yüzde 45.7 olduğunu, bu rakamın 2013 yılında yüzde 52.8’e yükseldiğini, ancak henüz hedeflenen noktaya ulaşılmadığını söyledi.Hakimin tarafsızlığı, siyasi ve felsefi görüşleri ile davanın taraflarına olan uzaklığı ile yakınlığını adli işlerine karıştırmaması, kararlarını kanunu ve vicdani olarak vermesidir diyen Bakan Bozdağ, yargıda görev yapan hakim ve savcı sayısının 2002’de 9 bin 49, 2014’de ise 14 bin 983 olduğunu söyledi. Bozdağ, “Hakim ve savcılarımız Avrupa Konseyinin 100 bin kişiye düşen hakim ve savcı sayısında geri durumdadır. Hakimler ve savcılarla ilgili bir takım eleştiriler yapılabilir, bu normaldir, yargı da eleştirilebilir. Toptancı bir yaklaşımla, özveri ile çalışan, adil karar vermek için çaba sarf eden hakim ve savcılarımızı töhmet altında bırakmamak lazım. Hakim ve savcılarımızın yetişmesi konusunda da önemli adımları atıyoruz. Bakanlığımız bir Bilim Komisyonu kurmak suretiyle Hukuk Fakültelerinin eğitimim daha iyi noktaya taşınması konusunda çok kapsamlı bir araştırma yaptı. Önümüzdeki zaman içinde bu konuda bir çalışmayı kamuoyu ile paylaşacağız. Hakim ve savcılarımızın sayısını artırmak için yeni adımlar atacağız. Önümüzdeki yıl içinde parlamentonun verdiği yetki ile yeni hakim ve savcılar almak suretiyle yükü azaltmaya gayret edeceğiz. Adalet Akademisi, ismi ve kurumsal yapısıyla yeni. Ama bir geleneğin devamıdır. Sanki yeni bir şeymiş gibi, savcı ve hakim adayları gözetleniyormuş gibi bir algıyı büyük bir haksızlık sayarım” dedi.AVUKATLIK KANUNU YENİLENECEKBakan Bozdağ, “Neden cezaevlerinde yatanların sayısı arttı diyorlar ya, artan hakim sayısı, artan mahkeme sayısı, adli personel sayısı ile beraber bunu değerlendirmekte fayda var. Savunmayı temsil eden avukatlarla ilgili çalışma yapmanın Adalet Bakanlığının en önemli görevlerinden birisi. Avukatlık Kanunu baştan sona yenilenecek. Bu konudaki çalışmalarımız devam ediyor. Sınavla geçişin olması gerektiğine inanıyoruz. Barolar Birliği’nin kanunu açıkça çiğnememesi lazım. Avukatların dosyaları incelemesi son derece önemli, biz bunu destekliyoruz. Son yaptığımız Şubat değişikliğinden sonra uygulamanın sağlıklı yürümediğini gördük. Dosyadaki savcının araştırma usulünü öğrendikten sonra deliller karartılırsa bizim suçla mücadelemiz gerçek faillere ulaşma imkanımız ortadan kalkar. Türkiye’de 2013 yılında devam eden soruşturma sayısı 6 milyon 679 bin 973’dür, bunlarla ilgili dosyadan örnek alınmasını yasaklayan mahkeme kararı sayası bin 306’dır. Biz bu düzenleme ile bir katalog getirdik. Bütün suçlarla ilgili değil, çok ciddi suçlarla ilgili getirdik. Buradaki rakamın bu kadar yüksek çıkmayacağı bundan sonraki süreçte çok açıktır”Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı hakkında bilgi veren Bakan Bozdağ, “Cezaevlerimizde 157 bin 640 tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır. Bunlardan 22 bin 551’i tutuklu, 11 bin 658 hükümözlü, 123 bin 431’i ise hükümlü olarak bulunmaktadır. Cezaevlerimizde bu sayının yüksek olmasına ilişkin eleştiriler yapıldı. Sayının çok olması hükümetimizin suç ve suçlu ile etkin mücadele ettiğinin göstergesidir. Yeni ortaya çıkan teknolojiler, CMUK Kanununda getirilen yeni hukuk müesseseleri, artan hakim, mahkeme sayısı, Yargıtay’da artan hakim ve mahkeme sayısı davaların daha kısa sürede neticelenmesine yol açıyor. Suçluların yakalanmasına ve hesap vermesine yol açmaktadır. Ceza Kanununda yeni suçlar ihdas edildi, iletişim alanında, sosyal medya üzerinden dün işlenemeyen suç bu gün işlenebilmekte. Yeni suçlar ortaya çıktı. Bunlara ilişkin düzenlemeler hukukumuzda yer aldı. Cezaları artırdık, infaza ilişkin değişiklikler yaptık. Bütün bunlar cezaevlerinde yatan sayısının artmasına sebep olmuştur. Cezaevlerinde bulunan, hasta tutuklu ve hükümlülere ilişkin soruna biz infaz açısından değil insani açıdan bakıyoruz. Biz onların hepsine emanet gözü ile bakıyoruz. Onlara hizmet için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Şunda ortaya çıkan sorunların çözümü için yeni düzenlemeler yapmayı planlıyoruz” dedi.Fırat Keskinkılıç, DHA
Reklam
Türk Vatandaşlığına Geçen Müzik Dehası Tambi Asaad, 5. Oldu
St. Petersburg’da düzenlenen 6. Uluslararası Savshinsky Müzik yarışmasına katılan Tambi Asaad, finale yükselemedi. Asaad, yarın düzenlenecek olan törende takdirnameyle ödüllendirilecek. Genç müzisyen, bugün son kez sahne almasından sonra yaptığı açıklamada, kazanamamak olmanın kendisi için sorun olmadığı ve gelecekte başarılı olabilmek için çok çalışması gerektiğini bildiğini söylemişti.Asaad, “Umarım gelecekte daha iyi, daha zor yarışmalara katılırız. Bunun için daha çok çalışmalıyız. Burada benim yaşımda arkadaşlar var, onlarda çaldılar. Onları da tebrik ediyorum. Ben daha çok çalmalıyım ki onlardan daha iyi olayım ve umarım daha iyi olacağım gelecekte.” ifadelerini kullanmıştı.Tambi Asaad’ın yarıştığı grupta birinciliği Rus İvan Nikonorov kazandı. Genç müzisyen, Pazar günü düzenlenecek ödül töreninin ardından Türkiye’ye dönecek.Tambi Asaad, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzaladığı kararname ile bir gecede Türk vatandaşı olmasıyla gündeme gelmişti.CİHAN
Bilim İnsanları Ters Zamanlı Evren Teorisini Ortaya Attı
İngiliz ve Kanadalı bilim insanları Büyük Patlama'nın, yaşadığımız evrenin yansıması olan ancak zamanın geriye doğru aktığı bir başka evreni yarattığı teorisini ortaya attı.İngiliz basınında yer alan haberlere göre, bilim insanları, yaklaşık 14 milyar yıl önce Büyük Patlama meydana geldiğinde, bu evrenin yansıması olan ancak zamanın tersine aktığı bir başka evren daha oluştuğu teorisini geliştirdi.Teori, İngiltere ve Kanada'daki üniversitelerde görevli bilimadamları Julian Barbour, Tim Koslowski ve Flavio Mercati tarafından ortaya atıldı. 'Zamanın ibresiyle' ilgili soru işaretlerini yanıtlama girişimleri çerçevesinde ortaya çıkan teoriye göre, Büyük Patlama meydana geldiğinde, zamanda aksi yönde eşit biçimde hareket eden iki evren oluştu.Bilim insanları, bu teoriye, Newton'un evrensel kütle çekimi yasasının etkisi altındaki bin parçacığın bilgisayar simülasyon modelini inceleyerek, dinamik harekete ve parçacıklar arasındaki mesafeye odaklanarak ulaştığı belirtildi.İnceleme sırasında bilim adamları hacimleri ve miktarları ne olursa olsun her bir parçacık gruplaşmasının, düşük kompleksite ölçeği olarak bilinen şeye dönüştüğünü keşfetti, daha sonra dış kısmı her iki yönden genişleterek, iki farklı ve zıt 'zaman ibreleri' yarattı.Bu bulgu, bilim insanlarını, Büyük Patlama'dan sonra iki evrenin oluştuğu, birinde zamanın ileri, diğerinde, en azından bizim perspektifimizden geriye aktığı sonucuna götürdü.Bilim insanları ayrıca her bir evrenden bakıldığında bir diğerinde zamanın geriye aktığının gözlemleneceğini, bu evrenin, bizimkinin tam anlamıyla aynısı olmayacağını, kendince değişmiş ve gelişmiş olabileceğini belirtti.Öte yandan bu evrende de aynı fizik kanunların geçerli olacağı, yani bizimki gibi gezegenlere, yıldızlara ve galaksilere sahip olabileceği savunuldu.AA
Çağımızın Hastalığı Kanser Hakkında Bilmemiz Gerekenler
Kanser, hücrelerde DNA'nın hasarı sonucu hücrelerin kontrolsüz veya anormal bir şekilde büyümesi ve çoğalmasıdır. Günde vücudumuzda (DNA'da) yaklaşık 10.000 mutasyon olmasına rağmen immün sistemimiz her milisaniye vücudumuzu tarar ve kanserli hücreleri yok eder fakat immün sisteminin çeşitli sebeplerden dolayı bozulması sonucu mutasyonlu hücreler ölmeyip, bölünmeye başlarlar
10 Maddede Bilinmeyen Yönleriyle 4. Haçlı Seferi
13. yüzyılın başlarında Avrupa çok ciddi karışıklıklar içindeydi. Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu parçalanmaya yüz tutmuş, taht adayları nedeniyle kanlı bir iç savaşa tutuşmuştu. Fransa ile İngiltere arasında fiilen savaş olmasa bile çok gergin ilişkiler hüküm sürüyordu. 1198'de Papa seçilen III. Innocentius, feodal egemenler arasındaki bu parçalanmışlığı gidermek ve orta doğuyu tekrar Avrupa'nın egemenlik alanına katabilmek için bir haçlı seferi çağrısı yaptı.
Reklam