Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Dolar Zengini Üretme Çabasındalar'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, darbelerin ekonomik krizlerle geldiğini belirterek, dolardaki yükselişin sebebinin, dolar zengini üretmenin çabası olduğunu söyledi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gaziantep'te kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle biraraya geldi.Erdoğan, sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini selamlayarak, şahsına gösterdikleri teveccüh ve destek için teşekkür etti. Erdoğan, toplu açılış ve temel atma töreni vesilesiyle tüm Gaziantepli kardeşleriyle bir arada olduklarını belirterek, 'Eski parayla 4 katrilyon 250 trilyonluk yatırımların resmi açılışını gerçekleştirdik. Cumhurbaşkanı adayı olduğumuzda söz vermiştik. Oturan evrak imzalayan Cumhurbaşkanı olmayacağım. Milletimin layık gördüğü her oyun hakkını vermek, en başta görevimdir şimdi de bu sözümü yerine getiriyorum. Her fırsatta illerimizi ziyaret ediyor, toplu açılış törenleriyle milletimizle kucaklaşıyorum. Bu törenlerle halkımızla bir arada oluyoruz. Sadece ülkemiz değil uluslararası platformda da uluslararası camiayla bir arada oluyorum. En son Suudi Arabistan ziyaretle bu işi çok daha farklı bir noktaya getirdik. Sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle, kanaat önderleriyle, işadamları, bilim adamlarıyla hasret gideriyor, konuşuyoruz. Sıkıntıları dinlemeyi icraatları takip etmeyi sürdüreceğiz. Allah azmimizi kararlılığımızı daim eylesin' dedi.Sivil toplumun, demokrasi, çok seslilik, çoğulculuk olduğunu belirten Erdoğan, 'Aslında siyasi partiler, sivil toplum kuruluşlarının çok daha farklı teşkilatlanmış yapısıdır. Kendisini ifade etmek, fikirlerini duyurmak isteyen herkes rahatlıkla bir sivil toplum kuruluşu kurabilir. Bir derneğe, vakfa üye olabilir. Herhangi bir siyasi partide üye olarak faaliyette bulunabilir. Türkiye bugün sivil toplum kuruluşları bakımından tarihinin en zengin dönemini yaşıyor' dedi.Parti kapatma iddialarıyla ilgili Erdoğan, 'Bir iki parti veya üç parti kendilerinin kapatılmasına yönelik operasyonların olduğundan bahsediyor. Ayıptır. Genel Başkan olduğum dönemde parlamentoda siyasi partilerin kapatılmamasına yönelik anayasa değişikliği yapmak istediğimizde bazıları Meclisi terketti. Bizim içimizden bazıları da ihanet etti. Meclisi terkedip gittiler. O maddeyi geçiremedik. O madde o gün geçmiş olsaydı böyle bir kargaşa olmayacaktı. Bu ifadeyi kullananlar buyursunlar parlamentoda bütün siyasi partiler ortada hemen gelin 3-5 maddelik bir şey siyasi partilerin kapatılmasını ortadan kaldıracak düzenlemeyi yapın bu işi bitirin. İktidar partisi buna karşı çıkmayacaktır. Ama mesele o değil. Burada yine alavere dalavere. Artık bu işlere karnımız tok. Dürüst olmak lazım. Eğer siyasette dürüst değilseniz her zaman kaybetmeye mahkumsunuz. İktidar partisi kapatılmaya karşıdır. Çünkü bunun bedelini ödedik. O partinin ben genel başkanıydım. Birileri ne şekilde propaganda yaparsa yapsın Türkiye tarihinin en özgürlükçü döneminin keyfini çıkarıyor. Medyada, siyasi mecralarda herkes dilediği görüşü rahatlıkla savunabiliyor. Burada ölçü ne, anayasa ve yasalara uygun şekilde yürüteceksiniz. Kimsenin hakkına hukukuna inancına hakaret ve tacizde bulunmayacaksın. Bu şekilde faaliyet gösterdiği halde herhangi bir baskıya maruz kalan birey kurum kuruluş var mı? Varsa hakkını herkesten önce ben savunacağım velev ki bana karşı olsun bana muhalefet ediyor olsun. Cumhurbaşkanına hakaret ediyorsun, Başbakana hakaret ediyorsun daha ne olacak git batıda yap bakmalım' dedi.Erdoğan, 'Özgürlük adına demokrasi adına taşla sopayla teşebbüs edenler çıkmışlar özgürlükten bahsediyorlar. TBMM’de maske takıyorlar sonra özgürlükten bahsediyorlar. Molotofa özgürlük diye sokakta dolaşanlardan demokrasi olabilir mi? Bıçak doktorun elinde neşter olur hayat kurtarır ama katilin elinde can alır. Güvenlik paketiyle bunları engelleyeceğiz. Ama bir muhalefet, bir karşı çıkma. Sanki ülkede darbe kanunu çıkartılıyor. Dertleri nedir? Bu paket çıkmasın. Demokratik çerçevede tepkini ortaya koyabilirsin ama ülkenin huzurunu bozamazsın. Türkiye büyüdükçe ekonomi de aradığı istikrarı buldukça birileri sokaktan medet umuyor, lütfen dikkat edin! Erbakan Hocamıza, Adnan Menderes’e aynı şeyler uygulandı. Bugün 'Medya özgürlüğü yok' diyenler özgürce yazıyorlar. İşin gerisindeki, oyun başka' diye konuştu.Dolardaki artışla ilgili de konuşan Erdoğan, 'Her darbe önce elini vatandaşın cebine atar. Darbeler ekonomik krizlerle gelir. Memleketin kaynaklarını peşkeş çeker. Bir kitapçık kriziyle bu ülke bir gecede fakirleştirilmiştir. 40 milyon dolar birilerinin cebine girmiştir. Bu üst aklın karşısında dün nasıl dimdik durduysak yine duracağız. Yatırımcılarımıza, iş adamlarımıza yaptığınız uygulamalar bilesiniz ki size ters dönebilir. Verdiğiniz kredilerde kredi geri çağırmalarda kuralların dışına çıktığında bedelini siz ödersiniz. Dolar zenginleri üretmek istiyorlar. Bir taraftan da Merkez Bankası'nı köşeye sıkıştırmak istiyorlar. Bana diyorlar ki Merkez Bankası'na çok vuruyorsunuz. Çıksın işte çözsün o çözecek ben mi çözeceğim. STK’lara ve işadamlarına sesleniyorum. Sakın dolar alarak köşeyi dönerim gibi bir yaklaşım içine girmeyin. Duvara çarparsınız. Dere yatağında akar. Biz gereğini önümüzdeki hafta içinde yaparız' dedi.Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: 'Yalova’da asırlık ağaçları kestiler. Nerede o tencere tavacılar. Hiçbiri ortada yok. Bağlı oldukları siyasiler nerede. Şimdi neredesin.Yalova’da neredesin, Sarıyer’de neredesin.Adil olacağız. Çevre düşkünü biziz. Gezi olaylarında ortaya koyduğumuz tavrımızdan sonra amaçlarına ulaşamayınca 17-25 Aralık darbe girişimini yaptılar. Sessiz kalsaydık kontra bir adım atmasaydık Türkiye’deki durum çok farklı olurdu. Gezi’den veya 17-25 Aralık’tan sonuç alsalardı 12 yıllık emek, kazanımlar boşa gidecektir. Bakmayın bize yaptıkları ithamlara. Sıfatları ne olursa olsun faşiste bile rahmet okutacak bir bağnazlığa sahiptir bunlar. Türkiye’nin Pensilvanya’dan emir almadan siyaset yapan siyasetçilere ihtiyacı var. Ben şunu şunu yapacağım deyin Allah aşkına, bir şey deyin yol deyin, alt yapı deyin. İktidara gelmek isteyenler bu işin sırrını öğrenmek istiyorlarsa Gaziantep’e gelsinler, sizlerle konuşsunlar bu bile yeter onlara. Gaziantep Doğu’nun en modern ili oldu. Batının şehirleriyle yarışır hale geldi. Onların böyle bir derdi yok. Onların arkasında Pensilvanya Şer cephesi varsa bizim de milletimiz var. Çözüm sürecinin özellikle Güneydoğu’da kilidi Gaziantep’tir ben buna inanıyorum. STK’ların desteğine güveniyorum'.İHA
Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı - Çapulcular ve Taksim Dayanışması
Harry Potter ve felsefe taşını elimize aldığımız andan beri kimse bizi bunun sadece bir kitap, uyarlama filmlerin ise sadece bir film olduğuna inandıramadı. Ta ki biz onlara bunun sadece bir film olmadığını bizzat gösterene kadar. Gezi parkı olayları süresince aklımda dolanıp durdu Zümrüdüanka Yoldaşlığı ve neden olmasınla başlayan cümlelerimin sayısı hızlıca arttı. Neden Hogwarts gezi parkı olamasın, sihri metafor olarak kullanıp da tüm olaylar boyunca benzetebileceğimiz o kadar şey vardı ki, apolitik bir bütün 90 kuşağının meydanlara akmasını belki yalnız büyüyle açıklayabilirdik. 7 eşsiz kitabın kapağını kapatıp ve 8 mükemmel filmin stop tuşuna basıp, gerçek hayata döndüğümüzde elimizde kalan iyi-kötü tanımları, arkadaşlık üzerine, birliktelik üzerine, sadakat, adalet üzerine bize kalanların en somut halini gördük gezi parkı olayları boyunca. Zümrüdüanka Yoldaşlığı ise Taksim Dayanışması haline büründü bir anda. Bizi birer büyücü, affedersiniz geride kalıp uzak duranları da muggle haline dönüştürdü. Ben de Türkiye de olanları süzüp de karakterlere yükleyince ortaya aşağıdaki gibi bir resim çıktı.
Reklam
Nimrud'dan Sonra Hatra da Yıkıma Uğruyor
Irak ve Suriye'de geniş alanlar kontrol eden örgüt, türbeler ve heykellerin 'put' olduğuna inanıyor ve yıkılması gerektiğini düşünüyor.UNESCO dünya mirası listesinde olan Hatra 2.000 yılı aşkın bir önce önce Pers İmparatorluğu günlerinde kuruldu.Musul'un yaklaşık 110km güney-batısında bulunan Hatra, kulelerle takviyeli kalın duvarları sayesinde, Roma istilalarına dayanmış bir müstahkem şehirdi.
Reklam
Anime Ustası Hayao Miyazaki'den Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 Başyapıt
etiket
Hayao Miyazaki Japonya'nın en büyük animasyon yönetmenlerinden biridir. 50 yılı aşkın bir süredir animasyon dünyasının içindedir ve en yakın çalışma arkadaşı Isao Takahata ile birlikte Studio Ghibli adlı animasyon stüdyosunun kurucusudur. Onun filmlerinde eğlenceli araziler, zorlayıcı karakterler, nefes kesen animasyonlar olağan üstü bir kurgu vardır. Uluslararası bir üne sahiptir.Hayao Miyazaki'nin başarısını kanıtlayacak örnekler(Çeşitli film festivalleri ve ödül törenlerinden yaklaşık 70 ödülü vardır);En iyi animasyon film Oscar'ı 2003Akademi onur ödülü 2014Yılın animasyonu dalında Japon Akademi Ödülü 2014 Wind Rises, 2009 PonyoEn iyi film dalında  Japon Akademi Ödülü 2002 Spirited Away. 1998 Princess MononokeNebula en iyi senaryo ödülü 20007 Howl's Moving CastleVenedik Film Festivali Mimmo Rotella Vakfı Ödülü 2008 PonyoAltın Ayı 2002 Spirited AwayDaha fazlası için: http://www.imdb.com/name/nm0594503/awards
Dizisi Tutunca Kitabı Basılan 10 Yapım
''Bazı diziler o kadar tuttu, o kadar izlendi ki; kitabı basıldı!''Eğer edebiyatla aranız pek iyi değilse böyle düşünebilirsiniz bu kitapları gördüğünüzde. Eğer durum sizin için tam tersi ise; saydığımız diziler sizin için ''kitapta böyle bir şey yoktu ki'' diyerek izlenen hayret verici yapımlara dönüşüyor olabilir.Fakat her nasılsa diziler bu şekli ile de çok sevildi, çok söylendi. Hatta sırf bu yüzden uzun süredir tozlu raflara mahkûm edilmiş eserler yeniden hayatlarımıza, kitaplıklarımıza girdi...Biz de ''peki, öyleyse''dedik ve dizisi çekilmiş, filmi yapılmış bu eserleri bir web sitemizde bir seçki altında topladık. Bir kısmını sizlerle de paylaşmak istedik.İşte o diziler,işte o kitaplar....
Çatalhöyük Kazılarında Yeni Bulgular
19 yıldır devam eden Çatalhöyük kazılarında yeni bulgular ortaya çıktı.Çatalhöyük Araştırma Projesi’nde arazi çalışmalarının son yıllarına yaklaşılırken, çapı genişletilen kazı araştırmalarında, neolitik dönem ile ilgili en eski miras alanlarından birinin tümüyle ortaya çıkarılması hedefleniyor.2014 yılının, hız kazanan çalışmalarla birlikte, 9000 yıllık binaların yapısının ve tarihçesinin anlaşılması açısından oldukça verimli geçtiğini belirten Çatalhöyük Kazı Başkanı Prof. Dr Ian Hodder, “Geçmiş kazılardaki veril­erin etkisiyle, geç dönem binaların bir önceki binanın hemen üzerine yapıldığı düşüncesi hakimdi. Ancak, Bina 77 olarak adlandırılan bu yıl bulduğumuz yapıda yeni bir bilgiye ulaştık. Bu da Bina 77’den önce gel­en yapının, aynı büyüklükte ya da şekilde olmamasıydı. Bunun yerine Bina 77’nin 2 katı genişliğinde ve benzeri görülmemiş kalın­lıkta duvarları olan bir bina bulduk. 2015 kazı sezonunda binanın büyüklüğünün özel bir amaç gösterip göster­mediğini anlamak için yapının tamamını ortaya çıkartmayı planlıyoruz.”dedi.Sıradışı yeni bir resimBina 119 adı verilen alanda sıra dışı bir resmin ortaya çıkarıldığını da belirten Ian Hodder; “Çatal­höyük’teki neredeyse tüm binaların kullanım süreleri boyunca çeşitli şekillerde duvarlarının boyandığı bilgisine ulaşmış bulunuyoruz. Ancak Bina 119’da bulunan resim düz sıva üzerine boyanarak yapılmamış. Öncelikle duvar oyulmuş sonrasında ise boyanmış. Bu duvar resmi hem oyulma hem de boyanma işlemlerinin gerçekleştiği ilk duvar resmi olma özelliğini taşıyor. Bu yıl ayrıca kazı çalışmalarının sürdüğü Kuzey Alanı’nda işlenmiş hayvan kemiğinden bir alet, kilden yapılmış hayvan figürü ve yine kilden yapılmış bir obje bulundu” dedi.Haberler
Reklam
3D Yazıcıyla Jet Motoru Üretildi
Son dönemlerde revaçta olan ve zaten makineleşmiş olan üretim tekniklerin, daha pratik hale getiren 3D yazıcılar ile silah, hatta ev gibi ilginç yapılar bile üretildi.Bu sefer ise Avustralya'daki Monash Üniversitesi, Emaero Mühendislik, Federal Bilimsel ve Endüstriyel Araştırma Organizasyonu (CSİRO) ve Deakin Üniversitesi tarafından ortaklaşa yürütülen proje sonucunda 3D yazıcı ile üretilen ilk jet motoru görücüye çıktı.İlk kez Avustralya’nın Geelong kentinde düzenlenen Avustralya Uluslararası Havacılık Fuarı (Avalon Airshow) 2015’te sergilendi. Fuarı gezenlerin yoğun ilgisi ile karşılaşan jet motoru, havacılık sektörünün dev kuruluşları Boeing ve Airbus’ın da dikkatini çekti.
Ara Güler'den Yaşar Kemal'e: ‘Öleceğini Ne Bilelim Ulan?’
Yaşar Kemal’in ardından, yakın dostu, fotoğraf sanatçısı (kendi adlandırmasıyla foto-muhabir) Ara Güler’le, onun ‘Yaşarı’nı konuşmak için Ara Kafe’de buluşuyoruz. Yanımda Berge (Arabian) var. Berge, birkaç yıl önce Ara Güler’le tanışmış, fotoğrafını çekmiş. Yeniden ustayla buluşacağı için en az benim kadar heyecanlı... Masaya, Yaşar Kemal’in ‘Röportaj Yazarlığında 60 Yıl’ adlı kitabını koyuyorum. Kitapta, yazarın çeşitli şehirlerde, farklı farklı yıllarda çekilmiş 26 müthiş fotoğraf ve portresi bulunuyor. Kemal’in yaşamını, derinliğini, algısını, acısını ifadesinde ölümsüzleştiren bu fotoğraflar, yakın dostu, Ara Güler’e ait...Masaya oturur oturmaz kitaba uzanıyor Ara Güler... Tek tek anlatıyor: ‘Bu fotoğrafları ben çektim. Bu Paris’te. Yanımızda da James Baldwin var. Burada görünmüyor. Üçümüz keyfediyoruz. Hah, bu Kalafat yerinde, İstanbul’u dolaşırdık birlikte… Bu da kahvede, gençlik yılları.” Bir başka fotoğrafta Yaşar Kemal, bahçede köpekle oynuyor, bir diğerinde tavla oynayanların arasında, sonra bir camide... ‘Sayısız fotoğraf var daha bende. Yol uzundu’ diyor Ara Güler.“Yanyana gelsek isyan çıkarırız belki..”“O yolun başını hatırlar mısınız?” diye soruyorum. “Çok oldu” diyor, “20’li yaşlardaydık. O zaman ben Hayat Mecmuası’nda foto muhabiriyim. Yaşar’ı ipleyecek durumda değilim ki! E başlarda tabii. Anadolu’dan yeni gelmiş. İlk tanıdığı kişi de benim burada. Anadolu p.çleriyiz işte.”Bir süre Hayat Mecmuası’nda birlikte çalışmış iki usta. Birbirilerinin kimliklerine şakayla takılacak kadar yoğun çalışmış ve paylaşmışlar hayatı. ‘Ben Ermeni’yim o Kürt. Yanyana gelsek isyan çıkarırız belki’ deyip kahkahayı basıyor. Az konuşuyor, hatırlamadığını söylüyor yer yer, ancak gözlerinde ve gülüşünde yaşanmışlığın taze hafızası var besbelli.En son ne zaman gördünüz onu?Hastaneye gitmiştim. Yoğun bakıma kimseyi almıyorlardı.Burada buluşur muydunuz?Burada. Yukarıda. Ben onların evine giderdim. Onun evi çok güzeldir. Boğazın üstündedir. Yaşar’la benim güzel bir geçmişimiz vardır.Siz onu gazeteci kimliğiyle tanıdınız...O gazeteciydi zaten. Sonradan romancı oldu. Çok iyi gazetecidir. Mesleğe yenilik getirmiştir. Ahtamar’ı o kurtarmıştır, yıkımını o durdurmuştur.Peki ya edebiyatının sizdeki yeri?Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi edebiyatçısıdır Yaşar. Ben en çok ‘Ağrı Dağı Efsanesi’ ve ‘İnce Memed’i severim. Mesela bu ‘Demirciler Çarşısı Cinayeti’ kitabı var... Bir kan damlatacak, 50 sayfa yazıyor. Düşünebiliyor musun?Birlikte gittiğiniz yerleri düşündüğünüzde, ilk hangi kare geliyor gözünüzün önüne?Menekşe diye bir yerde otururdu, bilir misin? Yeşilköy’den biraz ileride, küçücük bir köydür. Orada balıkçılar vardır, sahilde insanlar tavla oynar. Onlarla ahbaptı. Beni de götürürdü. Tavla oynardık. O konuşurdu, ben fotoğraf çekerdim.Birlikte Anadolu’nun çeşitli yerlerinde de gittiniz. Birlikte yolculuk etmek nasıldı? Yol hatıralarınız var mı?Bir sürü yere. Erzurum’a, Adana’ya. Ama şimdi hatırlamam. Eğlencelidir Yaşar. O sana anlatır, sen ona anlatırsın. Hoş vakit geçer. En son Hemite’ye gittik. Çukurova’da. Doğduğu köydür. Orada heykelini de yaptık. Açılış yapıldı. Halet Çambel onun için bir yemek verdi. Bir sürü mühim adam da vardı.Bazı bazı Ermenice konuşuyoruz Ara Güler’le. Söyleşi içerisinde birkaç kere iyi arkadaş, iyi dost olduklarını vurguluyor; bir kez de Ermenice olarak: ‘Ağek paregam er’ diyor.‘Benimle röportaj yapmak da zor iştir’ diyor gülümseyerek sonra. Masada duran kitabı karıştırıyoruz birlikte yeniden. Yaşar Kemal’in röportaj üzerine yaptığı bir söyleşiyle açılıyor kitap. Şöyle diyor usta yazar: ‘...Röportaj bal gibi edebiyattır. Onu haberden ayıran nitelik onun edebiyat gücüdür. Haber bir yaratma değildir, bir taşımadır. Röportaj bir yaratmadır. Gerçeğe, gerçeğin, yaşamın özüne yaratılmadan varılamaz.’Ara Güler, kitabı kapatarak, ‘Edebiyatın da gazeteciliğin de ustasıydı Yaşar’ diyor bir kez daha. ‘Yaşar Kemal’de en çok sevdiğiniz özellik neydi?’ diye soruyorum en son, vedalaşmadan. ‘Dobra dobra konuşurdu. Kimseden korkusu yoktu’ diyor, ‘Ha bir de kafa dengiydi. Matraktı. Öleceğini ne bilelim ulan?..’Maral Dink / Agos
Reklam
Yazılımcılarının Nasıl Düşünemedik Demeyi Bırakıp Acilen Instagrama Eklemesi Gereken 15 Filtre
Yakın zamanda 4 yaşına giren Instagram'ın şüphesiz ki en sevdiğimiz özelliği sıkıcı fotoğraflarımızı, filtreleri sayesinde bakmaya doyulmaz hale getirmesi. Ama eminim ki, siz de tıpkı benim gibi bu filtrelerle tatmin olmuyor, fazla mal göz çıkarmaz aslında diyerek, çok daha fazlasını istiyorsunuz. Sizi bilmem ama, Elite Daily'nin benimle aynı fikirde olduğu aşikar. İşte onların yaratıcılığıyla ortaya çıkmış, 15 eğlenceli filtre önerisi;
Kitapların Sadece Okunmak İçin Var Olmadığını Düşünen Ressamın 24 Harika Eseri
Mike Stilkey sıra dışı bir ressam. Onu farklı kılan ise kağıt ya da kanvas yerine eski kitap kapakları üzerine resim yapıyor olması. Sanatçı renkli kalem, mürekkep, yağlı boya kullanarak eski kitapları adeta canlandırıyor. Çizimlerinde şiirsel çizgiler, detayları yakalayan ince bir zeka ve gizem göze çarpıyor. Sizi, Stilkey'in göz alıcı çalışmalarıyla baş başa bırakıyoruz...
Reklam
İstisnasız Her "Eller Havaya" Barında Çalan 25 Şarkı
Bir akşam kalabalık bir arkadaş grubunuzla dışarı çıkmak istediniz. Nereye gideceğiniz konusunda da bir fikriniz yok ne de olsa herkesin müzik zevki farklı ve ortak bir şeyler bulmanız gerek. Aradığınız yer işte o mekan, binlerce benzeri olan ve her zaman istisnasız aynı şarkıları çalan.
Osmanlı Tarihinde Pek Bilinmeyen Küçük ve İlginç 78 Bilgi
Eski zamanlarda Fatih ve Bayezid Camilerinin avlusunda sergi kurulur ve bu avlular yiyecek v.s. satan küçük dükkanlarlar dolardı.Topkapı Sarayı bu ismini Eski Sarayın sahilindeki toplu kapısından almıştır. Bu sarayın, Fatih zamanındaki adı Yeni Saray idi.Çadıri Osmanlıların ilk hanesi, ilk sarayı, ilk taht evidir. Osmanlı sarayı, pek muhteşem ve çok odalı idi. Hele havaya dayanıklılığı ve ihtişamı pek meşhurdu.II. Süleyman kadınlarla meşgul olmazdı. Saraylılar harem ağalarıyla rezalete başladılar. Bu yüzden hizmeti olmayan ağaların içeri girmesi men edildi.Sultan Orhan zamanında Bizans’ta taht kavgaları oluyordu. Kantakuzinus’un yardımına giden Türkler, Bizans’ta büyük bir itibar kazanmışlardı. Saraya serbestçe girip çıkabiliyor, Bizanslılara hakim sıfatını takınıyorlardı.Osmanlı şehzadeleri babaları ile beraber harbe giderlerse ihtiyat kuvvetlerini kumanda ederlerdi.
John Holcroft'dan Sisteme ve Onun Çarkları Arasında Ezilen İnsanlığa Dair 21 Eleştirel İllüstrasyon
İngiliz sanatçı John Holcroft, çalışmalarında sıklıkla küresel sistemi eleştiriyor ve onun çarkları arasında ezilen insanlığın problemlerini ele alıyor. Günümüz insanının teknolojiye olan bağımlılığını, mutluluğa belirlenmiş kalıplarla ulaşılmasını ve ortaya çıkan boşluğu, 50'lerin reklam anlayışını andıran bir tarzda çizerek eleştiriyor. The Guardians ve The Economics gibi önemli mecralar için de çalışan sanatçının diğer çalışmalarına kendi sitesinden, Behance sayfasından ulaşabilirsiniz.
Reklam