Seriyi izleyenler, kitabı okuyanlar bileceklerdir, orta dünya'da seks döndüğüne dair bir ipucu yok. Sadece Aragorn ile Arwen'in öpüştüğünü biliyoruz, Sam'in çocukları olması sebebiyle illaki sevişmişlerdir diyoruz ama gerisi yok. Zaten Orta Dünya'da Elf'leri çıkarınca neredeyse kadın yok, olan da savaşçı sekse vakti yok, erkekler hep savaşta zaten. Dolayısıyla bünyelerde biriken gerginlik neredeyse elle tutulur hale geliyor.
Ekim 2015'te çıkması beklenen Harry Potter serisinin resimli kitabından ilk örnekler, serinin hayranlarının beğenisine sunuldu. Şimdilik örnekleri sunulan resimler Ron, Hermione, Hagrid ve Malfoy'a ait.
Bu hipnotize edici yansımaları yakalamak tahmin edebileceğiniz gibi kolay değil. Bu tarz fotoğraflar yakalayıp çekmek için planlama, sabır, yaratıcılık ve birazda şans gerektiğini galeriyi gördükten sonra az çok anlayacaksınız.
Kadınların kendilerini tatmin etmelerine yarayan vibratörleri günümüzde ayıcık şeklinde, kolye formunda, uzaktan kumandasıyla ve gökkuşağından hallice renk seçenekleriyle görebilmek mümkün. Peki, günümüzde kullanılan vibratörlerin 20. Yüzyıl'da icat edildiği düşünülünce, kadınlar dildo’dan önce kadınlar ne yapıyordu? The Well Collection'ın Londra'daki son sergisi 'The Institute of Sexology'de sergilenen parçalar kadınların vibratör kullanımının 28 bin yıllık bir tarihe sahip olduğunu gösteriyor.Playtusu.com'da yer alan habere göre, sergide Berlin yakınlarındaki Ulm'da bir mağarada bulunan 28.000 yıllık ve 14 farklı silttaşından yapılan antik bir dildo yer alıyor. Seksin tarihine ışık tutan, insanların cinsel hayatlarındaki eğilimleri belgeleyen sergi, cinselliğin evrimini özetliyor. Sergi 20 Eylül 2015'e kadar devam edecek.T24
17. yüzyıl japonya'sında savaş yılları geride kalınca samuraylar da işsiz kalmıştır. Monarşik düzenin öğüttüğü ronin'ler, barış zamanında birer posa olarak görülmekte ve birer birer harakiri yapmaktadırlar. Hatta açlık yüzünden onurlarından bile vazgeçip, otorite sahiplerinden para istemekte ve aksi taktirde kapılarının önünde harakiri yapmakla tehdit etmektedirler. Böyle bir ortamda yine eski bir samuray olan Hanshiro, yerel bir lordun huzuruna çıkar ve seppuku töreni için izin ister.http://www.imdb.com/title/tt0056058/
Sivilcelerden mi şikayetçisiniz? O halde Şarbon hastalığına yakalanmış koyun dalağı tam size göre...Yazılı ve görsel basın organlarında adını sıkça duyduğumuz ve giderek daha çok insanın peşinden koştuğunu hayretle izlediğimiz 'sözde mucizevi' alternatif bir tedavi yöntemi; 'Homeopati.' Doğadaki ‘benzerlik ilkesinden!?’ yola çıktığı iddia edilen Homeopati'nin tedavi etmediği hastalık ise neredeyse yok. Yani o derece etkili! Alışa geldiğimiz bir durum bu. Çünkü geleneksel, alternatif tıp yöntemlerinin birçoğunda bu gerçeküstü tedavi edicilik iddiası esastır.Ne var ki, Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalar Yönetmeliği” ile bu tür uygulamalar artık yasallık kazanmış durumda. Aşağıdaki galeri Işıl Arıcan'ın Homeopati nedir? : Tavşanın suyunun suyu adlı yazısından faydalanarak derlenmiştir.
Deney alanı içerisinde bulunan bir hamstera yemesi için konulan yemekleri nasıl yiyeceği kaydedilmek isteniyor. Yiyeceklerin üzerinden de x-ray kamerası ile yediği bu yiyecekleri bünyesine nasıl aldığı kaydedilmek istenen hamsterın ilginç ama zekice yeme alışkanlığına tanıklık ediyoruz...
2.Dünya savaşı dediğimizde aklımıza ilk gelen şeyler ; Naziler , Almanlar , İngilizler , Ruslar ,Japonya , atom bombası , Berlin duvarı ve Tabi ki birbirinden güzel gerçeklerden esinlenilmiş filmler , Sizin için uğraştım ve en güzel savaşın 10 filmini belirlemeye çalıştım. Umarım beğenirsiniz. Not : Kesinlikle Hiçbir yerden alıntı değildir kendi arşivimden izlediğim ve kendi değerlendirmemi yaptığım bir galeridir. Bilgiler alınırken Viki den yararlanılmıştır.
Yeraltı edebiyatı, dili zincirlerinden kurtarmak için 19. yüzyılın ortaları ile 20. yüzyılın başlarında oluşmaya başlayan ben özgürüm diye bağıran edebiyat. Sert, aykırı, eleştirel, çoğunlukla gerçekle hayalin ince çizgisinde varolmaya çalışan yeraltı edebiyatı; alkolizmin, cinselliğin, sıradışılığın, küfrün dışa vurumudur. Kökleri yeteri kadar eşelendiğinde Marquis de Sade'e (1740-1814) kadar varılabilir. Sade, yazdıkları ile 'başkalarına acı çektirmekten hoşlanma' olarak adlandırılan 'Sadizm'in fikir babası olmuştur. Erotizm ve şiddetle ilgili kitapları yaşadığı dönemde epey yadırganmış hapse atılmıştır. Ancak yazdıkları başka yazarlara ilham kaynağı olmuştur. Birçok edebiyat kalıbını hiçe sayan yeraltı edebiyatı, Charles Bukowski'yi (1920-1994) tanımamıza neden olmuştur. 'Factotum', 'Kasabanın En Güzel Kadını' (The Most Beautiful Woman in Town), 'Pulp', 'Postane'(Post Office) eserlerinden sadece birkaçı. Özellikle de 'Factotum' yazarı daha iyi tanımamıza yardımcı olmakta. Bukowski, hayatının bir dönemini Henry Chinaski olarak ortaya sermekte çünkü. Yazar kitabında; çeşitli serseriliklerini, sürekli iş değiştirmesini ve kadınlarla olan ilişkilerini anlatırken kendisinin de bir yeraltı kahramanı olabileceğinin sinyallerini vermektedir. Son yıllarda daha hızlı gelişme kaydeden edebiyat, Chuck Palahniuk'un 'Dövüş Kulübü' (Fight Club) adlı eserinden 1999 yılında sinemaya taşmıştır ve hayran kitlesini arttırmıştır. Türkiye'de de yeraltı edebiyatına okurlar tarafında büyük ilgi gösterilmekte. Genel olarak 20 - 40 yaşları arasında bulunan kitlelerce saygı gören yeraltı edebiyatına katkıda bulunan çok önemli eserler yazılmıştır. Türk insanına yer altı edebiyatını sevdiren en önemli isimlere bu yazıda yer vereceğiz.
Galerimizde sergilediğimiz bu masalsı çizimlerin sahibi Bogi Fabian. Sanatçı, 1984 yılında Macaristan'da doğmuş ve küçük yaşlardan beri sanata olan ilgisini değişik yollarla göstermiş. Karanlık odaların duvarlarına yaptığı parlak çalışmalar da buna bir örnek. Bunun yanında tabloları ve seramik çalışmaları mevcut. Diğer eserlerini görmek ve daha detaylı bilgi almak için, sitesini ziyaret edebilirsiniz.
MİLLİ Eğitim Bakanı Nabi Avcı, ana, ilk ve ortaokul öğrencilerine matematik ve fen alanlarında uygulamalı eğitimler veren İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Taşkışla Kampüsü'nde çalışmalar sürdüren İTÜ Bilim Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi. Avcı, açılışın ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.Bakan Avcı, 2010'da yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavlarında (KPSS) kopyaya ilişkin yürütülen soruşturmaya dair ÖSYM Başkanı Ali Demir'in 'Soruşturma, 2010 yılı KPSS ile sınırlı kalmayacak' yönündeki açıklamalarına ilişkin, 'Daha önce başlamış ve galiba üzeri kapatılmış bir yargı ve adli soruşturma söz konusu idi. Onunla ilgili adli soruşturma ve incelemeler zannediyorum belli aşamaya gelmiş olmalı ki, şimdi bununla ilgili bu çalışma başlatılıyor. Hayırlı olsun' dedi.'OKUL YÖNETİCİLERİMİZİ, OKUL GÜVENLİĞİ KONUSUNDA UYARIYORUZ'Bir gazetecinin, geçtiğimiz günlerde Arnavutköy'de bir ilkokulun yangın merdiveninden düşerek bir öğrencinin hayatını kaybettiği olayı hatırlatarak, 'Yangın merdiveninde korkuluğu olmayan o okula dün gittik ve değişen bir şey yok. Bununla ilgili ne söyleyeceksiniz?' şeklindeki bir soruya Nabi Avcı, 'Bu konuda İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz gerekeni yapıyor. Çocuğumuza Allah'tan rahmet diliyorum, ailesine baş sağlığı ve sabırlar diliyorum. Müteaddit defalar okullarımızı, okul yöneticilerimizi okul güvenliği konusunda uyarıyoruz. Zaman zaman merkezden, zaman zamanda illerden gönderilen müfettişler aracılığıyla denetimleri yapıyoruz. Ancak yine de bu tür üzücü olaylarla maalesef karşılaşıyoruz. Bunların olmaması için çok daha dikkatli, gayretli olmamız gerektiğini il, ilçe yöneticilerimize maarif müfettişlerimize, okul müdürlerimize bir kere daha hatırlatıyoruz' diye yanıt verdi.'PROJEDE HERHANGİ BİR AKSAKLIK SÖZ KONUSU DEĞİL'Bakan Avcı, eğitimdeki FATİH projesi ile ilgili bir soruyu da 'Önümüzde bu konu ile ilgili büyük bir ihale var. Biz FATİH projesini sadece çocuklarımıza tablet bilgisayar dağıtılan bir proje olarak görmüyoruz. Aynı zamanda Türkiye'de gerek donanım, gerekse de yazılım bakımından bilgisayar teknolojisinin ve sektörlerinin gelişmesine öncülük edecek bir büyük proje olarak görüyoruz. O yüzden başlattığımız ihale süreci de 10 milyon 600 bin tablet bilgisayar alımına ilişkin dünya çapında bir ihale sürecidir bu. Bu ihale sürecinin en önemli bileşenlerinden bir tanesi yerlilik oranıdır. Dolayısıyla bazı çekilmeler oldu. Komisyon toplantısında gecikmeler oldu. Ancak projede herhangi bir aksaklık söz konusu değil' şeklinde yanıtladı.Enver ALAS - Güven Usta/İSTANBUL, (DHA)
Ankaralı ünlü koleksiyoner Muhammet Yüksel, Atatürk'ün Galatasaray taraftarı olduğunu iddia ederek, bunu doğrulayacak belgenin arşivinde bulunduğunu belirtti.Ankaralı ünlü koleksiyoner Muhammet Yüksel, Ulu Önder Mustafa Kemal'in Galatasaray taraftarı olduğunu kanıtlayan belgenin arşivinde bulunduğunu belirterek, filigranlı ve ıslak imzalı belgede Atatürk'ün, Galatasaray için 'Benim de gönül verdiğim kulübün' ifadelerini kullandığını söyledi.Koleksiyoner Yüksel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Büyük Önder Atatürk'ün 2 Aralık 1930'da, Galatasaray Lisesi'ne yaptığı ziyaretinin ardından kulübe iki adet fotoğrafını imzalayarak gönderdiğini, bu fotoğraflardan birinin halen Galatasaray Kültür ve Sanat Merkezi'nde sergilendiğini, diğerinin ise Ankaralı bir koleksiyonerde olduğunu dile getirdi.Ankaralı koleksiyonerin elindeki fotoğrafı 2011'de ortaya çıkardığını ve daha sonra sattığını ifade eden Yüksel, bu fotoğraflarla ilgili, Atatürk'ün 'T.C. Reisicumhurluğu' antetli kağıdıyla dönemin Galatasaray Lisesi Müdürü Fethi İsfendiyaroğlu'na gönderdiği yazının da bir süre önce eline geçtiğini bildirdi.Özel ibareli teşekkür yazısıYüksel, 'Özel' ibaresiyle filigranlı bir kağıda yazılan teşekkür yazısında, 'Galatasaray Lisesi'ne ziyaretime göstermiş olduğunuz ilgi, alakaya teşekkür ederim. Yaverimle iki adet fotoğrafımı imzalayıp size gönderiyorum. Büyük fotoğrafı müzede, küçük fotoğrafı lisede değerlendiriniz. Benimde gönül verdiğim kulübün Türk sporuna katkı sunacağından hiç şüphe duymuyorum. Makul taleplerinizi başvekile ilettim. Sizinle temas kuracaklar. Başarılarınızın devamını dilerim' ifadelerinin yer aldığını söyledi.'Atatürk'ün Galatasaraylı olduğunda şüphe duymuyorum'Atatürk hayranı ve Galatasaray taraftarı biri olarak belgenin kendisini çok heyecanlandırdığını belirten Yüksel, şöyle konuştu:'Belgede, Atatürk'ün 'Benimde gönül verdiğim kulübün Türk sporuna katkı sunacağından hiç şüphe duymuyorum' ifadeleri, Atatürk'ün hangi takımı tuttuğunun da çok açık bir delili. O, kulübün Türk sporuna katkı sunacağından hiç şüphe duymuyor, ben de Atatürk'ün Galatasaraylı olduğundan şüphe duymuyorum. Bir insan neye gönül verir? Çok sevdiği bir kulübe gönül verir.'Özcan Yıldırım, AA
Muharrem Gülmez'in yönetmenliğini yaptığı Filmin baş rollerinde Erdem Yener, Ayhan Taş, Suzan Aksoy ve Tarık Papuççuoğlu bulunduğu Çarşı Pazar 27 Şubat'ta vizyonda.Kahraman, geçimini hamamda kese yaparak kazanmaya çalışmaktadır. Tellak olarak bilinen Kahraman'ın işleri Tuncay yüzünden tehlikeye girer. Müteahhit olan Tuncay, hamamı içinde bulunduğu çarşıyla birlikte yıkmak ister ve yerine alışveriş merkezi düşünmektedir.
Panama kanalı Büyük okyanus ile atlas okyanusunu birbirine bağlayan orta Amerika da bulunan mükemmel bir mühendislik harikasıdır.Panama kanalı dünyanın en eski ve değerli kanallarından biridir. İlk olarak Fransızlar sömürgelerine giden yolu kolaylaştırıp sömürgelerini arttırmak için böyle bir proje düşünmüş ancak başarılı olamamışlardır. Daha sonraları ise Amerika 1904 yılında yapımına başlamış ve tam on yıl zorlu bir süreçten sonra 1914 te kullanıma açmıştır. Zorlu bir süreç derken gerçekten çok zorlu bir süreç sürmüştür çünkü o zamanın koşullarında ortaya çıkan sıtma ve sarı humma dahil bir çok engel ile karşılaşılmıştır ve yapımında çalışan tam 27,500 kişi bu gibi sebepler ile hayatını kaybetmiştir.Kanalın en büyük özelliklerinden biri güzergahtaki gemileri büyük bir zaman ve maliyetten kurtarmış olmasıdır. Şöyle ki kanaldan önce New york tan çıkıp San Fransisko’ya gidecek olan bir taşıt Horn Burnunu dolaşarak 22.500 km yol yapması gerekirken kanaldan sonra sadece 9.500 km ile bu yolculuğu tamamlayabiliyor. Bu aradaki 13.000 kmlik fark kanalın ne kadar değerli olduğunun bir göstergesidir. Ayrıca her yıl üzerinden geçen 140.000 den fazla gemi ve 203 milyon ton yük kanalın diğer bir değer göstergesidir.Panama Kanalındaki MühendislikPanama Kanalı su seviyesinden 25 metre yüksekte bulunmaktadır. Buna rağmen bu geçişin yapılabilmesi için mükemmel bir mühendislik ortaya konmuştur. Gemiler önce 25 metre yükseltilerek kanal seviyesine daha sonra ise 25 metre tekrar alçaltılarak su seviyesine indirgenmektedir. bunu sağlayabilmek için sıvıların dengesi kanunun da yararlanılmıştır. Şöyle ki 3 adet kanalın girişinde ve çıkışında basamaklar halinde havuzlar oluşturulmuştur. Gemi ilk havuza gelince 2. havuzun kapağı açılır ve sıvıların dengesi sayesinde 1. ile 2. havuz orta bir seviyede eşitlenir. Böylece gemi 2. havuza çıkartılır. Daha sonra 3. havuzun kapağı açılır ve 2. ve 3. havuz eşitlenir ve gemi bu şekilde 25 metre yukarı çıkartılır. Su seviyesine indirme kısmına gelindiğinde ise bahsettiğimiz işlemin tam tersi yapılarak gemi su seviyesine inmiş olur. Bu mühendisliğin 1914 yılında hayata geçirildiği düşünüldüğünde hayret verici bir durum olsa gerek. Çalışma mantığını daha iyi anlama için aşağıdaki videoları izlemenizi tavsiye ederim.
Sosyal medyaya yüklenen uygunsuz videosu yüzünden intihar eden genç kız ve ardından sınıf arkadaşlarının başlarına gelen korku dolu anların anlatıldığı bir film. Skype üzerinden konuşan 6 arkadaşın davetsiz bir misafir ile karşılaşmaları ile yöneltilen 'videoyu kim yükledi' sorusuna cevap alınamaması ile cinayetler zincirinin ilk halkasının başlaması ile birlikte ardından gelecek korkunç olaylara zemin hazırlanıyor...
Melih Başganımıza sürekli bok atıyoruz ama müzik piyasasına katkılarını kimse görmezden gelemez.Kendisinin başkanlık döneminden beri Angara'dan çıkan müzik grupları dönem dönem piyasayı ele geçiriyor.Senelerdir hepimizin bildiği Angara grupları artık piyasada yerlerini sağlamlaştırdıktan sonra Angara son dönem meyvelerini verdi.Müzik piyasası güzel müzik yapan aslında bu grupları hepimizin bu ismi biyerden duymuştum dediği bir şekilde bir yerde karşımıza çıkmış gruplar,çokta güzel müzik yapıyorlar,bu listeyi bilmeyenler bilenlere anlatsınlar diye yaptık.
Antarktika'da çekim yapan BBC ekibi, 1960'lı yıllardan beri bilinen, ancak daha önce hiç görüntülenemeyen bir olaya bir kaç yıl önce şahit oldular. Oldukça ilginç olan görüntülerde suyun altına doğru uzanan bir 'ölüm sarkıtı' etrafındaki suyu dondurarak deniz yüzeyinden, derinlere doğru ilerliyor.
Academy of Fine Arts of St. Petersburg mezunu Panikanova’nın kitaplar üzerinde sanat yapma macerası bir bit pazarında bulduğu eski kitaplarla başlıyor. Aldığı kitapların orijinal halinden başka neye dönüştürülebileceğini düşünerek kitapları satın alır ve boyamaya başlar. İşte Ekaterina’nın sanat yolculuğu tam anlamıyla böylece başlamış olur.