onedio
Annemin Şarkısı'na Belçika'dan Çok Özel Ödül
Annemin Şarkısı filmi Mons International Love Film Festivali'nden ödül alan ilk Türkiye filmi oldu.Erol Mintaş tarafından yönetilen Annemin Şarkısı (Klama Dayika Min) filmi 20 - 27 Şubat tarihlerinde Belçika'da düzenlenen 31. Mons International Love Film Festivali'nde Jüri Özel Ödülü'ne layık görüldü. Başrol oyuncusu Feyyaz Duman 'En İyi Erkek Oyuncu' ödülünü alırken, Annemin Şarkısı filmi bu festivalde Türkiye'den ödül almaya hak kazanan ilk film oldu.Yapım 6 kıtada, 24 farklı film festivalinde gösterildi. Toplamda 7 ulusal ve 6 uluslar arası ödül kazandı. 20. Saraybosna Film Festivali’nden En İyi Film ve En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini kazanan Annemin Şarkısı, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden En İyi İlk Film dahil olmak üzere 4 ve Malatya Film Festivali’nden 3 ödülle döndü. Film, Aralık ayında Fransa’da gerçekleştirilen 35. Nantes 3 Continents Film Festivali’nden de Seyirci Ödülü dahil olmak üzere 2 ödüle daha layık görülmüştü.14 Kasım'da Başka Sinema kapsamında Türkiye'de vizyona giren filmin DVD'si ülkemizde Mart ayı içerisinde raflarda olacak. Annemin Şarkısı, 6 Mart Cuma gününe kadar İstanbul Beyoğlu Cine Majestic sinemasında 14 seansında izlenebilecek.Beyazperde
Cemal Süreya'ya Dair Muhakkak Bilmeniz Gereken Sıradışı 30 Bilgi
Türk şiirinin aykırı abisi, İkinci Yeni şiirinin ele avuca sığmaz şairi Cemal Süreya'ya dair 30 ilginç bilginin yer aldığı bu galeriyle şaşkınlığın son sınırına erişeceksiniz. Türk şiirine farklı bir yol çizen Cemal Süreya'nın şiiri gibi kendisi de pek uçarı, pek farklı...Kaynak: Meçhul Fanzin
Akıllara Kazınmış  29 Nostaljik Türk Filmi Müziği
Bu nostaljik filmlerin bazılarında çok ağladık, bazılarında çok güldük, bazılarında gaza geldik, bazılarında şenlendik, oynadık, bazılarında hayallere daldık, bazılarında aşık, bazılarında sarhoş olduk. Eminim birçoğunuz müziği duyar duymaz filmi hatırlayacak, hatta hangi sahnede müziğin çaldığını bile gözünde canlandırabilecektir. Not: Bazı müzikler, birden fazla filmde kullanılmıştır. Olabildiğince orjinal filmleri listelemeye çalıştım.Not 2: Müziklerin bazıları uyarlama, bazıları birebir icra, bazılarıysa yeni bir beste olarak filmlerde kullanılmıştır. Filmlerle özdeşleştiğini düşündüğüm müzikleri o filmle beraber listeledim.
Türkiye'de Duvara Bakmayı Sevdiren Adam; "Turbo"
Herkese merhaba, hiç şüphesiz ülkemizde bize bu işi öğreten sevdiren adamdır Tunç Dindaş 'Turbo' Bir kaç örneği ile graffitiye yeniden bakalım.Evet buraya daha çok son işleri/hoşuma gidenlerin bir kısmını hemde çok ufak bir kısmını koydum.Tunç Dindaş sadece Graffiti ile de uğraşmadı bu arada. Fazla yazı yazmayacağım. Aşağıda verdiğim linklerden kendisine ait bilgileri edinebilir, graffiti çalışmalarına göz atabilirisiniz. Benden bu kadar.Peki ya daha fazlası?Facebook: www.facebook.com/TURBOS2KTwitter: www.twitter.com/tuncdindas İnstagram: www.instagram.com/tuncdindas Vimeo: www.vimeo.com/tuncdindas
Ahşap Gökdelen İnşa Edilecek
Avusturya, dünyanın en uzun ahşap gökdelenini inşa etme kararı aldı. Çevreciler doğaya birçok faydası olduğunu belirtirken, itfaiye yetkilileri projeden endişeli.Avusturyalı mimarlar, gelecek yıl başkent Viyana'da 84 metrelik ahşap gökdelen inşa etmeyi planlıyor. HoHo adı verilen proje Avrupa'nın en büyük yerleşim birimi bölgelerinden biri olan Seestadt Aspern'de inşa edilecek. 60 milyon Euro'ya mal olması beklenen gökdelen bir otel, apartmanlar, restoranlar, spor merkezi ve iş yerleri içerecek.Projenin başında yer alan Caroline Palfy, ahşap gökdelenin doğaya birçok faydası olacağını belirtti. Palfy, 'ahşabın 200 yıl önce mükemmel bir inşaat malzemesi olduğunu ve bu özelliğini halen koruduğunu' söyledi.Yüzde 76'sı tamamen ahşap olacak binanın eş büyüklükteki bir gökdelene kıyasla 2800 ton karbondioksit tasarrufu yapması bekleniyor. Aynı miktar, 1300 yıl boyunca her gün 40 km araba kullanarak ortaya çıkan CO2'e eşit kabul ediliyor.Proje mimarlarına kıyasla, Viyanalı itfaiyeciler ahşap gökdelenin çok iyi bir fikir olmayabileceğini belirtti. Viyana itfaiye hizmeti sözcüsü Christian Wegner, 'Avrupa'da herkes giderek daha uzun gökdelenler istiyor. Ancak özellikle ahşap olması istenen bir gökdelenin herkese danışılmadan yapılacak olması çılgınca ve üzücü' ifadesini kullandı.Wegner, ahşap gökdelenin inşasına başlanmadan önce birçok testten geçirilmesi gerektiğini belirtti. Gökdelenlerin etkin bir şekilde kullanılmadıkları tartışmasını da başlatan ahşap gökdelen, Avusturya Halk Partisi (ÖVP) tarafından savunuluyor. Milletvekili Katrina Riedl, 'Viyana bir gökdelen şehri değil ancak yenilik şehri' diyerek projeye destek verdi.Kaynak: Al Jazeera
Reklam
Christoph Niemann'dan İnsana "Yok Artık" Dedirten 16 Benzersiz İllüstrasyon
Christoph Niemann için harika bir illüstratör ve yaratıcı bir sanatçı dersek yanlış olmaz ama eksik kalır. Çünkü Niemann aynı zamanda da bir yazar.  Niemann'ın eserleri, bugüne kadar dünyaca ünlü The New Yorker, Time, Wired, The New York Times Magazine ve American Illustration gibi mecralarda paylaşıldı.Niemann, gündelik eşyalar ile oynayarak, ortaya farklı işler çıkarmayı seven sanatçılardan. Son serisi “Abstract Sunday” ile, çizimlerle günlük kullandığımız eşyaları birleştirmiş ve ortaya birbirinden eğlenceli sonuçlar ortaya çıkmış.Karşınızda Christoph Niemann ile Gündelik Eşyalar ve Sanat;
'Kentsel Dönüşüm' En Çok Rantı Yüksek Yerlere Uğradı
6.5 milyondan fazla evi yenilemek için başlatılan kentsel dönüşüm, en çok rantı yüksek ilçelere uğradı. Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı’nın açıkladığı riskli alanlar haritası ile bakanlığın riskli ilan ettiği alanlar yüzde 72.9 örtüşmüyor. Riskli alan ilan edilen ilçelerin şehrin merkezinde, konut değeri yüksek bölgeler olması dikkat çekiyor.2012’de çıkan, Afet Riskli Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun İstanbul’da çok sayıda ilçenin kaderini değiştirdi. Kadıköy Fikirtepe, Gaziosmanpaşa, Esenler, Bağcılar, Beyoğlu gibi ilçelerde yüzlerce bina yıkıldı, yeni bina yapma çalışmaları da sürüyor. Bugün Hürriyet'te yer alan Gülistan Alagöz imzalı habere göre, Japonya Uluslararası İşbirliği AJansı’nın (JICA) açıkladığı depremde riskli alanlar haritası ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ilan ettiği riskli alanlar yüzde 72.9 oranında örtüşmüyor. Rantı yüksek bölgelerin ‘riskli alan’ ilan edildiği öne sürülüyor.
Reklam
Lindsey Stirling, Konser İçin İstanbul’a Geliyor
Bu ünlü isim kemanı ile birlikte unutulmaz bir performans sergilemek üzere İstanbul’a geliyor.Yaptığı keman performansları ile herkesin dikkatini çeken Lindsey Stirling, oyun pazarı ve geek kültürü için yaptığı hamleler sayesinde sevilen bir isim haline geldi. Fantastik dizi ve filmlerin müziklerinden sonra Zelda, Skyrim, Assassin’s Creed için çalışmalar yapan Stirling, 14 Temmuz 2015 tarihinde Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’nde konser verecek.Son zamanlarda yaptığı Assassin’s Creed, Dragon Age gibi oyun viralleri videoları ile oyun severlerin gönlünde taht kuran ismin konser biletlerinin fiyatları ise 50-300 TL arasında değişiklik göstermekte.Lindsey Stirling konseri için biletler satışa çıktı. Satın almak isterseniz Biletix’e göz atabilirsiniz.İşte Lindsey Stirling’in bazı fantastik performansları:
Türk NASA'sı Kuruluyor!
Geçtiğimiz yıllarda kendi uzay araçlarını ve uydularını uzaya gönderen Türkiye havacılıkta çok büyük bir gelişme kaydetti.Havacılıkta sürekli kendini geliştiren Türkiye şimdi de gözünü uzaya dikti.Daha önce uzaya uydu vb. gönderimler yapıldı.Ancak bu seferki proje çok farklı.Çünkü ülkemize Türk NASA'sı kurulacak.Yani uzay araştırmaları,geliştirmeleri ve gelişmelerinin sağlanacağı merkez kurulacak.Abd dahil sadece birkaç ülkede bulunan bu birim artık Türkiye'de de olacak ve Türkiye bu sayede gelişim hızını katlayarak arttıracak.Bu proje uzun süredir tasarım aşamasındaydı.Bu yapının adı Türkiye Uzay Kurumu olarak belirlendi.(TUK) Tasarım aşaması biten proje geçtiğimiz günlerde bakanlar toplantısında masaya yatırıldı.Masaya yatırılan proje incelendikten sonra yasa tasarısı olarak meclise gönderildi.Uzay ve havacılık alanındaki çalışmaları tek elden yürütmek için kurulacak TUK için ABD'nin NASA'sı ile AB'nin ESA'sında kapsamlı incelemeler yapıldı. TUK'ta Ulaştırma Bakanlığı'ndan Genelkurmay'a, Türksat'tan TÜBİTAK'a kadar ilgili kurumlardan temsilciler bulunacak. Üniversiteler ve STK'larla ortak proje ve çalışmalar yürütülecek. TUK, Türkiye'nin NASA'sı gibi rol üstlenecek.UYDUDAN ASTRONOTA KADAR Bu yılın ilk yarısı Türksat 4B'yi de uzaya göndermeye hazırlanan Türkiye, Türksat 5A'yı kısmen, Türksat 6A'yı da tamamen yerli olarak üretmeyi kararlaştırmıştı. Başlayan çalışmalarda koordinasyonu TUK üstlenecek. Haberleşme uydularının yanı sıra, Göktürk uyduları ve gözlem amaçlı uyduların tamamlanarak uzaya fırlatılması konusunda çalışmaların hızlı yürütülmesi bu kurumca sağlanacak.'Uzay evi' kurulacakANKARA'DA kurulma çalışması yürütülen 'Uzay Evi (Planetaryum)' TUK'un kontrolünde olacak. Uydular, fırlatma sistemleri ve diğer uzay teknolojileri alanında üretim, test, montaj ve sistem engegrasyonu için gerekli laboratuvar, araştırma ve test merkezleri ile astronot eğitim merkezinin bulunacağı 'Uzay Şehri' Projesi de kurumca hayata geçirilecek.
Reklam
Ölümden Dönenlerin Yaşadığı 7 Deneyim
2011’de 57 yaşındaki A isimli bir İngiliz erkek bayılıp hastaneye kaldırılmış. Sağlık görevlileri kasıklarından sonda takarken kalbi durmuş. Beyne giden oksijen kesilmiş. A ölmüş.Fakat sonra neler olduğunu hatırlıyor. Doktorlar kalbi çalıştırmak için şok uygulamışlar. A bu arada konuşmaları duyuyormuş. Sonra tavanda tuhaf bir kadın görmüş. Bedeninden ayrılıp onun yanına çıkmış. “Sanki beni tanıyordu, sanki ona güvenebilirmişim gibi geldi,” diye hatırlıyor. “Yukarıdan bedenime baktım, hemşire ve kel kafalı bir doktor uğraşıyordu benimle.”Hastane kayıtları A’nın bilincini yitirmişken gördüğü insanların gerçekten de orada olduklarını ve A’nın anlattığı işlemleri yaptıklarını doğruluyor. Oysa biyolojik kurallara göre, bu üç dakikalık ara aşamada yaşananları A’nın fark etmesi mümkün değil.A’nın hikayesi ölüme yakın deneyim yaşayanların hissettiklerine dair inançlara ters düşüyor nitelikte. Bugüne kadar, kalbin durduğunda beyne oksijen gitmediği için farkındalık halinin son bulduğuna inanılıyordu. O noktada kişi tıbben ölüdür. Fakat onu geri getirmek hala mümkün olabilir.Böyle bir deneyim yaşayanlar, yani ölümden dönenler o ana dair hatırladıklarını anlatmıştır. Doktorlar genellikle bu anlatıları halüsinasyon olarak değerlendirip göz ardı etmiş, araştırmacılar ise ölüme yakın deneyimleri bilimsel araştırmaların erişebileceği alan dışında gördükleri için bu konuya fazla el atmamıştı.Fakat New York’taki bir üniversitede resüsitasyon (canlandırma) bölüm başkanı Sam Parnia ve ekibi dört yıl boyunca 2000 kalp durması vakasında yaşananları inceledi.Bunların yüzde 16’sı hayata geri döndürülebilmişti. Parnia ve ekibi bunların 101’inin kalp durması sırasında yaşadıkları deneyimleri inceledi. Amaçları, bu insanların zihinsel ve bilişsel olarak etraflarında olup bitenlerin farkında olup olmadıklarını tespit etmekti.Araştırmaya katılanların yaklaşık yarısı ölüm anına dair bir şeyler hatırlıyordu. Fakat A ve başka bir kadının yaşadığı beden dışına çıkma deneyimi dışında, diğer hastaların anlattıkları o sırada gerçekleşen asıl olaylarla örtüşmüyordu.Onların anlattıkları rüya benzeri, halüsinasyon içeren senaryolardı. Bunları yedi kategoride toplayan Parnia “Çoğu, ölüme yakın deneyimler olarak bilinen anlatımlarla benzerlik göstermiyordu. Zihinde yaşanan ölüm deneyimi geçmişte farz edilenlerden farklıydı,” diyor.Bu yedi deneyim şöyle sıralanıyor:KorkuHayvan ya da bitki görmekParlak ışıkŞiddet ve eziyetDejavuAileyi görmekKalp durması sonrası olanları hatırlamakBu deneyimlerin bazısı korkunç, bazısı ise mutluluk verici olarak tanımlanıyor. Bir hasta, “Bir törene katılmıştım… benim yakılmam için yapılan bir törene,” diye hatırlarken bir başkası da “Benimle birlikte dört kişi daha vardı, kim yalan söylüyorsa o ölecekti… Tabut içinde insanların dik bir şekilde gömüldüğünü gördüm,” diye anlatıyordu. Biri “derin bir suyun içinde sürüklendiğini,” bir başkası ise “kendisine öleceğinin ve bunun en çabuk yolunun, hatırladığı en kısa kelimeyi söylemekten geçtiğinin söylendiğini” belirtiyordu.Bazıları ise tam tersi bir duygu hissettiklerini ifade ediyordu. Araştırılanların yüzde 22’si “huzur ve mutluluk” duygusu hissetmiş, bazıları “çiçeksiz bitkiler” ya da “aslanlar ve kaplanlar”, “parlak bir ışık” veya aileleriyle kavuşma anını gördüklerini söylemişti. Duyumlarda bir artış, zamanın geçişiyle ilgili algıda çarpılma ve bedenden ayrılma hissi de yaygın olarak anlatılanlar arasındaydı.Parnia, ölümden dönen insanların o anda bir şeyler hissettiklerine dair anlatıların gerçek olduğunu, ancak bireylerin bunları nasıl yorumladıklarının geçmişlerine ve önceki inançlarına bağlı olduğunu belirtiyor.“Ruh, cennet, cehennem gibi şeyler anlatıldığında ne demek istediklerini anlaması zor. Çünkü doğduğunuz yere ve geçmişinize, kültürünüze bağlı olarak neyi nasıl yorumladığınız da değişecektir. O yüzden bu anlatıları dinsel boyuttan kurtarıp objektif kılmak önemli.”Araştırmacılar kimlerin ölüm anında bazı şeyler hatırlayabileceği konusunda öngörüde bulunmalarını sağlayacak herhangi bir özellik keşfetmiş değil. Ayrıca bazı insanların korkunç şeyler hatırlarken bazılarının neden huzur hissettiği de bilinmiyor.Parnia, ölüme yakın deneyimleri hissedenlerin sayısının bu araştırmaya yansıyanlardan daha fazla olduğuna inanıyor. Birçok vakada ise kalp durmasının ardından beyinde gerçekleşen şişme nedeniyle ya da verilen yatıştırıcılar yüzünden hafıza silinmiş oluyor.Fakat insanlar o ana dair herhangi bir şey hatırlamasa da bilinçaltında etkileniyor yine de. Parnia, kalp durması sonrası hastaların yeniden hayata döndürülmesinin ardından tepkilerin büyük farklılık göstermesini buna bağlıyor. Bazıları ölümden korkmayan, fedacı bir yaklaşımı benimserken, bazıları da stres sonrası travma belirtileri gösteriyor.Parnia ve ekibi bu araştırmanın devamı olarak bu soruları ele alacak çalışmalar planlıyor. Ölüme yakın deneyimlerin dini ya da şüpheci yaklaşımdan arındırılarak objektif ele alınması konusunda da bu çalışmaların katkıda bulunmasını umuyor.BBC Future
Dünya Çapında Ses Getiren Roman 'Panoptikon' Türkçe'de
Türkiye, daha birkaç gün önce Şakran Cezaevi'nde çocukların maruz kaldığı bizzat devlet görevlilerinin raporlarına yansıyan korkunç tablo ile yüzleşti. Bu ilk değildi elbette. Peki soru şu: Sevgisizlik, güvensizlik, yalnızlık ve öfke... Sosyal hizmet görevlileri ve ıslahevi tehdidi dışında gerçek dünyayla bağını kesmiş kimsesiz yurt çocuklarının birer suç makinesine dönüşmekten başka şansı var mıdır? Bu soruya edebiyatta bir yanıt var. İskoçya doğumlu yazar Jenny Fagan, 2012'de yayımlanan ve dünya çapında ses getiren romanı 'Panoptikon'da toplumun bu gözden düşmüş, unutulmuş kesimini çarpıcı bir biçimde resmediyor ve altını çizdiği gerçekler tokat gibi patlıyor.
Ankara'da Jüri Başkanı Onur Ünlü
23 Nisan-3 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek 26. Ankara Film Festivali'nin ulusal yarışma jüri başkanlığını yönetmen Onur Ünlü üstlenecekTürkiye ’nin uzun soluklu festivallerinden Ankara Film Festivali’nin bu yılki ulusal yarışma jüri başkanı ‘İtirazım Var’, ‘Sen Aydınlatırsın Geceyi’, ‘Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi’, ‘Beş Şehir’ ve ‘Polis’ gibi sıra dışı filmlere imza atan yönetmen Onur Ünlü olacak. 23 Nisan–3 Mayıs tarihleri arasında 26’ncısı düzenlenecek festivalin ulusal yarışma film başvuruları yarın sona erecek.Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi’nden mezun olan Onur Ünlü, 1999’dan itibaren pek çok TV dizisinde senarist olarak görev aldı. 2006 yılında ilk sinema deneyimi ‘Polis’in yapımcılığını, yönetmenliğini ve senaristliğini üstlenen Ünlü, 2011-2013 yılları arasında bir sosyal medya fenomenine dönüşen ‘Leyla ve Mecnun’ dizisinin yönetmenliğini gerçekleştirdi. Hemen her filmiyle katıldığı tüm festivallerdeki senaryo ödüllerini toplayan Ünlü, 2009’da çektiği ‘Beş Şehir’in ardından ‘Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi’yle (2011) Adana Altın Koza’da, ‘Sen Aydınlatırsın Geceyi’yle (2013) İstanbul Film Festivali’nde en iyi film ödülünü kazandı.
Reklam
Aşırı Gerçekçi Çizimleriyle Kendisine Hayran Kaldığımız Kızın 30 İllüstrasyonu
etiket
Çizimlere çocukluluğundan beri tutkuyla bağlı olduğunu belirten 22 yaşındaki sanatçı Morgan Davidson  hayallerini bırakmayıp üniversitede İllüstrasyon bölümünü bitirmiş. Aşağıda göreceğiniz üzere renkli ve tükenmez kalem kullanarak yaptığı çalışmalar insanı hayretler içerisinde bırakan gerçeklikte. Daha fazlası için sanatçının Tumblr Hesabı
Reklam
Milli Tank 'Altay' 2016 Yılı Sonunda Kullanıma Hazır
İlk prototipi 2012 yılında üretilen Milli Tank Projesi ‘Altay’, 2016 yılının sonunda kullanıma hazır konuma gelecek. Sakarya Valisi Hüseyin Avni Coş, dünyada pazarı eksilmeyen savunma sanayisinde Türk firma ve mühendislerin söz sahibi olmasının gurur verici olduğunu söyledi.Kara Kuvvetleri Komutanlığı Türk Ana Muharebe Tankı ihtiyacının yurt içi geliştirme modeli ile karşılanması amacıyla Milli Tank Üretim Projesi (MİTÜP) çerçevesinde Otokar Otomotiv ve Savunma Sanayi A.Ş. tarafından üretilecek olan ‘Altay’ için çalışmalar sürüyor. Sakarya Valisi Hüseyin Avni Coş’a Milli Tank Projesi Altay hakkında bilgi veren Otokar Sakarya Fabrikası Genel Müdürü Ahmet Serdar Görgüç, Milli Tank Altay’ın 2016 yılının sonunda hazır konuma geleceğini belirtti.Vali Coş ise, 'Savunma araçlarının Türkiye’de üretilmesi özlemini çektiğimiz bir durumdur. Kıbrıs Barış Harekatı sırasında ülkemize konulan silah ambargosu üzerine büyük zorluklarla karşılaştığımız ortadadır. Dünyada pazarı eksilmeyen savunma sanayisinde Türk firma ve mühendislerinin söz sahibi olması gurur vericidir. Projede emeği geçen herkese şükranlarımızı sunuyoruz' dedi.Görüşmenin sonunda Otokar Fabrikası Genel Müdürü Görgüç tarafından Vali Coş’a Milli Tank Altay’ın maketi hediye edildi.BİLAL BİLİR - REMZİ ŞİMŞEK / SAKARYAİHA
Motörhead 22'nci Albüm İçin Stüdyoda
Gelmiş geçmiş en önemli heavy metal gruplarından Motörhead, geçtiğimiz hafta Los Angeles'da 22. albümünün kayıtları için stüdyoya girdi. Grup, önceki gün ise stüdyoda gerçekleştirilen bazı kayıtların videolarını Instagram üzerinden hayranlarıyla paylaştı. Yeni stüdyo albümünün 2010 tarihli 'The Wörld Is Yours' albümünün devamı olacağını belirten Motörhead, albümün prodüksiyonunda uzun süredir birlikte çalıştıkları Cameron Webb ile birlikte çalışıyor. Radyo eksen
Bob Dylan’dan Film Tadında Yeni Klip: 'The Night We Call It a Day'
Frank Sinatra’dan dinlediğimiz şarkıları yorumladığı son albümü Shadows In The Night geçtiğimiz ay yayınlayan Bob Dylan, albümde yer alan ”The Night We Call It A Day” şarkısının klibinde kendini bir aşk üçgeninin ortasında buluyor.Nash Edgerton’ın yönetmenliğini üstlendiği klip, 50’lerin siyah beyaz filmleri gibi kurgulanmış. Robert Davi ve Tracy Phillips de klipte Bob Dylan’a eşlik ediyor. Klipte hem şehvet hem silahlar konuşuyor!Bant Mag
Dünyaca Ünlü Kayaköy'ün Adı Referandumla Değişecek
Muğla'da bulunan Kayaköy'ün adının Osmanlı arşivlerinde 'Kayı' olarak geçtiği iddiası üzerine, köyün adının değiştirilmesi için referandum kararı alındı.Fethiye Belediye Meclisi mart ayı toplantısında Kayaköy'ün isminin 'Kayı Köy' olarak değiştirilmesi teklifi görüşüldü. Belediye Meclisi İmar Komisyonu Başkanı Zafer Doğan, yaptığı konuşmada, Kayaköy'ün ören yeri ile tanındığını, isim değişikliğinin turizm açısından sıkıntılı olabileceğini vurguladı.İnsanların 'Kayı' ismine yavaş yavaş alışması gerektiğini belirten Doğan, 'Bunun için etkinlikler yaparak yavaş yavaş değişim sürecini tamamlamak gerekir. Komisyon olarak referandum yapılmasını öneriyoruz' dedi.Meclis, isim değişikliği için referandum yapılmasına karar verdi. Toplantıda Keçiler Mahallesi'nin isminin 'Karakeçililer' olarak değiştirilmesi de görüşüldü. Gündem maddesi, alınan görüşler sonucunda oy birliğiyle kabul edildi.5 BİN İMZA TOPLANDIYörük Türkmen Tarihi Araştırmacısı Eren Fehmi Eroğlu, toplantının ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, köyün isim değişikliğiyle ilgili yaklaşık 5 bin elektronik imza toplayarak belediye meclisine teslim ettiklerini söyledi.Kayaköy'ün yurt dışında 'Levissi' ve 'Ghost Village' olarak bilindiğini anlatan Eroğlu, isim değişikliğinin turizm açısından problem yaşatmayacağını savundu. Eroğlu, 'Referandum tarihinin belirlenmesini bekleyeceğiz ve köyümüzde tarih turizmini başlatacağız. Bu noktada gerek belediyemiz gerekse kurum ve kuruluşların yardımını bekliyoruz' diye konuştu.OSMANLI ARŞİVLERİNDEKİ ADI 'KAYI'Rum köyü olarak bilinen Kayaköy'ün Osmanlı arşivlerinde 'Kayı' isminde Türk köyü olduğu da iddia ediliyor.Yörük Türkmen araştırmacısı ve sosyal bilimler öğretmeni Eren Fehmi Eroğlu, Genel Türk Tarihi Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Gökçe ve Fethiye Yörük Türkmen Derneği Başkanı Ramazan Kıvrak, Rum köyü olarak bilinen Kayaköy'ün Osmanlı arşivlerinde 'Kayı' adında Türk köyü olduğu iddiasını ortaya atmıştı.Köyün çevresindeki ev ve cami kalıntılarıyla mezar taşlarında 'Kayı' damgasına rastladıklarını belirten araştırmacılar, bölgede Rumlardan önce Türklerin yaşadığını öne sürüyor.AA
Reklam