Björk 'Vulnicura'dan İkinci Video Klibi Yayınladı
20 Ocak tarihinde 'Vulnicura' adlı 9. stüdyo albümünü piyasaya süren ve albümden ilk video klip çalışmasını 'Lionsong' adlı şarkısına gerçekleştiren Björk, albümün 2. video klibini ise 'Family' adlı şarkısına gerçekleştirdi. Sanatçı, klipte albümün içerisinde kullandığı görseli adeta canlandırdı.
Filmmor Kadın Film Festivali Başladı
13. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Film Festivali başladı. İstanbul'un ardından Denizli, Bodrum, Diyarbakır, Adana ve İzmir'e gidecek olan festivalde 25 ülkeden, 61 film gösteriliyor.'Kadınların Sineması, Kadınların Direnişi, Direnişin Sineması' temasıyla düzenlenen 13. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Film Festivali, 13 Mart Cuma günü başladı.Festivalde 25 ülkeden, 61 film gösteriliyor ve filmler 'Kadınların Sineması', 'Margarethe von Trotta Toplu Gösterimi', 'Nahid Persson Sarvestani Toplu Gösterimi', 'Kendine Ait Bir Cüzdan', 'Cins, Cinsiyet, Cinsiyetler' ve 'Bedenimiz Bizimdir' adında altı ayrı bölümde seyirciyle buluşuyor.Festivalin İstanbul gösterimleri 22 Mart’a kadar sürecek.Filmmor 28-29 Mart'ta Denizli'de, 4-5 Nisan'da Muğla-Bodrum'da, 11-12 Nisan'da Diyarbakır'da, 18-19 Nisan'da Adana'da, 25-26 Nisan'da İzmir'de seyirciyle buluşacak.Festival programı ise şöyle:
Çanakkale Denildiğinde Akla Gelen 30 Şey
I. Dünya Savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası'nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara muharebeleridir. Çanakkale'nin her karışında bu savaşı hissedersiniz.
12. Geleneksel Smithsonian Fotoğraf Yarışması'nda Finale Kalan Çalışmalardan 17 Seçme
Washington DC’nin prestijli kuruluşu Smithsonian Enstitüsü’nün resmi dergisi her yıl fotoğraf yarışması düzenliyor. Bu yıl 12.'si düzenlenen yarışmada, değerlendirmeler yine 6 farklı kategori üzerinden yapılacak. Yarışmanın 'Doğal Yaşam, Seyahat, İnsan, Amerikan Kültürü, Değiştirilmiş Görüntüler ve Mobil' kategorilerine, bu yıl 93 farklı ülkeden yaklaşık 26.500 fotoğraf sahibi başvurdu. Okuyucularının da oy verebildiği yarışmanın kazananları 31 Mart günü duyurulacak. Galerimizde 6 kategoride, finale kalan 60 fotoğraftan sizler için seçtiklerimizi paylaşacağız. Finale kalan diğer fotoğrafları bu adresten görebilirsiniz.
Alex Konahin'den Büyüleyici Detaylarıyla İnsana "İşte Budur" Dedirten 11 İllüstrasyon
Alex Konahin, Letonya kökenli bir grafik sanatçısı ve illüstratör. Sanatçı çizimlerini sıklıkla hint mürekkebi kullanarak gerçekleştiriyor. Çizimleriyle ilgili bir diğer ayrıntı ise, kullandığı desenlerin alt yapılarında helezonik kıvrımlarla bezeli girift çiçeksi ayrıntılar olması. Kohanin'in 2013 yılında yayınladığı 'Küçük Kanatlar' adlı koleksiyonu dünya çapında yankı uyandırmıştı. Kelebek, arı ve yusufçuk gibi küçük kanatlı böceklerin detaylı çizimleriyle oluşan bu koleksiyon sayesinde Kohanin, bugün sanat çevrelerinde dikkatle izlenen bir isim. Ve o da üretmeye devam ediyor. Galerimizde sanatçının geçtiğimiz 2 yıl zarfında yayınladığı etkileyici çalışmalardan, sizler için seçtiklerimizi görebilirsiniz.Sanatçını diğer çalışmalara bu adresten ulaşabilirsiniz...
Bakanlık: 11 Kişi Domuz Gribinden Öldü
Sağlık Bakanlığı, 2014'ten bu yana 16 kişinin grip nedeniyle hayatını kaybettiğini, bu ölümlerden 11'ine domuz gribi virüsünün neden olduğunu açıkladı. Domuz gribinde toplam vaka sayısı ise 170. Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Eyüp Gümüş; 'Herhangi bir grip salgını yok' dedi.Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Eyüp Gümüş grip salgınıyla ilgili bir basın toplantısı düzenledi. Gümüş, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu'nun 5 Şubat'ta yaptığı toplantıda herhangi bir salgın olmadığı tespiti yapıldığını açıkladı.'2014'ten bu yana toplam 16 kişi gripten dolayı hayatını kaybetti. Bunlardan 11'i domuz gribi, 5'i virüsün diğer tiplerinden dolayı yaşamını yitirdi. Bilim Kurulumuz toplandı, buna göre şu anda bir salgın durumu söz konusu değil.'Gümüş'ün verdiği bilgiye göre domuz gribi nedeniyle yaşanan 11 ölümün 2'si 2014 sonu, 9'u Ocak ayı içinde gerçekleşti. 170 kişiye H1N1 virüsü yani domuz gribi teşhisi kondu. Gümüş, bu sayının 2009'daki domuz gribi vakalarının altında olduğunu açıkladı:'2009’a dönüş mü var diye soruluyor. 2009'da 1 milyon 502 bin 654 grip vakası vardı, bunların 20 bin 800’ü yatarak tedavi edildi, 2800 hasta yoğun bakımda tedavi oldu. O yıl 556 hastamızı kaybetmiştik. 2012-2013 içinde 812 domuz gribi vakası ortaya çıktı, 2013-2014'te ise 17 vaka tespit edilmişti. Şu an itibariyle yoğun bir aşılamaya girmemiz sözkonusu değil.'Gümüş domuz gribinden hayatını kaybeden 9 kişinin 45 yaşın altında olduğunu, tedavi gören 5 hastanın kronik diğer bazı hastalıkları da bulunduğunu açıkladı. Hayatını kaybedenler arasında çocuk bulunmuyor.Gümüş, Mersin'in Anamur ilçesinde hayatını kaybeden üç kişi için H1N1 virüsü tespiti yapıldığını söyledi, 'Etken bulamasak da viral bir hastalık pnemöniden hayatını kaybeden hastalarımız.' dedi.Risk grubundakilere tavsiyelerSağlık Bakanlığı Müsteşarı Eyüp Gümüş uzun süreli griplerde sağlık kuruluşlarına başvurulmasını istedi. Gümüş şu an itibariyle yoğun bir aşılamaya gidilmeyeceğini belirterek Nisan sonuna kadar risk gruplarına yönelik tedbirleri arttıracaklarını anlattı. Gümüş, grip ilaçlarının kamu hastanelerinde hastalara ücretsiz verileceğini belirtti.Gümüş, gribe yakalananlara yatak istirahati ile sıvı, vitamin desteği tavsiyesinde bulundu. Sağlık Bakanlığı hastanelerde bakımı sağlamak gerekiyor.risk grubundaki hastaların yakın takibi açısından yaşlı bakım evleri gibi yerlerde takibi de arttıracak.Çocuklar için ayrı bir risk değerlendirilmediSağlık Bakanlığı Bilim Kurulu temsilcileri de özellikle çocuklar için bu yıl diğer yıllardan farklı bir tedbir alınmasına gerek görülmediğini anlattı. Özellikle oyuncak paylaşımı nedeniyle çocuklar arasında gribin daha kolay yayıldığını belirten yetkililer aileleri, çocukların ellerini sık sık yıkamaları, mendil kullanmaları ve burun akıntısı döneminden itibaren okula göndermemeleri konusunda uyardı. Bakanlık yetkilileri risk grubundakilerin mevsimsel grip dönemi başlamadan aşılanması gerektiğini de vurguladı.Al Jazeera Turk
Bin 200 Yıllık Viking Yüzüğünde Allah Yazısı
İsveç'te yapılan bir kazıda 9. yüzyıldan kalma bir kadın mezarında üzerinde Arapça 'Allah'a' yazan yüzük bulundu.İsveç'te yapılan bir kazıda 9. yüzyıldan kalma bir kadın mezarında bulunan yüzük, Viking Dönemi İskadinavyası ile İslam dünyası arasındaki yakın temasa dair kanıtlar sunuyor.Radikal'den Tolunay Bayram'ın haberine göre, 1800'lerin sonlarında Birka olarak bilinen bir Viking ticaret merkezinde yapılan kazılarda gümüş bir yüzük bulunmuştu. Yüzüğün üzerindeki mor renkli ametist taşı üzerinde araştırmalar yapan bilim insanları, taşın aslında cam rengi olduğunu tespit etti. Üzerinde Arapça karakterlerle 'Allah için' veya 'Allah'a' yazan yüzüğün ticari bir ürün olarak satıldığı ve bölgeye bu şekilde geldiği düşünülüyor.
Haldun Taner 100 Yaşında
Edebiyat ve tiyatronun ölümsüz ustası Haldun Taner’in 100. doğum günü kutlanıyor. Beşiktaş ve Kadıköy belediyeleri Taner’i anmak için bir dizi etkinlik düzenledi.'Bir güçlü yazar, bir güzel insan: Haldun Taner 100 Yaşında' başlıklı sergi, 17 Mart'ta Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi (CKM) Sanat Galerisi'nde sanatseverlerle buluşacak.17 Mart-16 Nisan tarihleri arasında CKM Sanat Galerisi'nde ziyaret edilebilecek olan sergi Taner’in fotoğrafları, özel eşyaları ve kitaplarının yanı sıra hayatının belirli dönemleri, ilgi alanları ve edebi yolculuğu da gözler önüne serilecek.Yapı Kredi Yayınları, Haldun Taner'in, öykü, oyun ve düzyazı başlıklarında toplanan kitaplarını, önceki baskıları da incelenerek Mehmet Ulusel'in tasarladığı özel kapaklarla yayına hazırlıyor.Yazarın 'Şişhane'ye Yağmur Yağıyordu', 'Keşanlı Ali Destanı' ve 'Koyma Akıl, Oyma Akıl' eserleri mart ayında piyasaya çıkacak. Mayısta ise 'Yalıda Sabah', 'Sersem Kocanın Kurnaz Karısı' ve 'Çok Güzelsin Gitme Dur' eserleri raflarda yerini alacak. Yapı Kredi Yayınları'nda Haldun Taner rafı, 2016'de tamamlanacak.Beşiktaş’ta saygı gecesiHaldun Taner’in 100. Yaşı, yarın Akatlar Kültür Merkezi’nde de kutlanacak. 19.00’da başlayacak kokteylin ardından konuşmacıların kürsüye çıkacağı bir panel gerçekleştirilecek.Büyük usta Haldun Taner’in hayatı, eserleri ve tiyatrosunun her yönüyle ele alınacağı panele; Türk tiyatrosunun önemli isimleri Gülriz Sururi, Ahmet Gülhan, tiyatro eleştirmeni ve akademisyenler, Prof. Dr. Özdemir Nutku, Prof. Dr. Hülya Nutku ve Prof. Dr. Ayşegül Yüksel katılacak.Ardından ise Haldun Taner’in yazdığı ve ilk kabaresi olan “Vatan Kurtaran Şaban” isimli oyun Kabare Dev Aynası Tiyatrosu tarafından sahnelenecek.Radikal Kitap
Doktorun Sözleri Sizi Daha Hasta Edebilir mi?
Doktorun hastaya söylediği her sözün iyileştirici ve ağırlaştırıcı etkisinin olduğunu biliyor muydunuz?Rahatsızlığınızdan ötürü doktora gidip de bu ziyaretin hiç işe yaramadığını düşündüğünüz oldu mu?Doktorun herhangi bir tedavi ya da semptomla ilgili olumsuz sözlerinin hastanın kendisini daha kötü hissetmesine yol açabileceği belirtiliyor. Örneğin bir diz rahatsızlığından dolayı hastaneye giden hastaya doktor “Size kötü bir haberim var; diziniz kemik erimesi nedeniyle aşınmış. Vereceğim ilacın biraz faydası olabilir; ama o da midenize zarar verebilir,” diyorsa hasta bundan olumsuz etkilenir.Uzmanlar bunu, hastanın rahatsızlığıyla ilgili endişelerini artıran ve tedavinin yan etkilerine gereğinden fazla vurgu yapan bir yaklaşım olarak değerlendiriyor. Araştırmalar, ilaçların yan etkisiyle ilgili yapılan bulantı, yorgunluk, baş ağrısı ishal gibi uyarıların kişilerin bu semptomları hissetme ihtimalini artırdığını, plasebo etkisi yaratmak için verilen haplarda bile (herhangi bir etken madde içermeyen teselli ilacıyla hastada iyileşme duygusu yaratılması) bu durumun ortaya çıkabildiğini gösteriyor.Hastada iyileşme beklentisi yaratan plasebo etkisi uzun zamandır tıpta biliniyor. Fakat bunun tam tersi bir işlev gören nosebo etkisinin çok daha tesirli olduğu belirtiliyor. Uzmanlar nosebonun olumsuz etkisinin tıbbın birçok alanında görülebileceğini, hatta bazı durumlarda ölümcül sonuçlar bile doğurabileceğini söylüyor.Ancak bu türden akıl-beden bağlantısı yoluyla doğru bir yaklaşım tedavide çok olumlu gelişmeler de sağlayabilir. Bir araştırmada, anlayışlı bir doktor tarafından plasebo haplar verilen depresyon hastalarının, daha az anlayışlı psikiyatristlerin etkili ilaçlar verdiği hastalardan daha iyi gelişme kaydettiği görüldü.Bazı bilim insanları doktorların plasebo etkisini kullanarak hastalara daha az ilaç vermeleri gerektiğine, aradaki açığın zihin gücüyle kapatılabileceğine inanıyor. İnsanlarla etkileşim kurma yoluyla ilaç almadan kendi kendimizi iyileştirmenin mümkün olabileceği belirtiliyor.Bunu yapmanın en basit yöntemi, doktorun hastaya daha empati kurarak yaklaşması ve onun korku ve kaygılarını gözetmesidir. Tedavi için ilaç verilirken ilacın pozitif yanlarının öne çıkarılması, yan etkilerinin ve risklerinin ise korku yaratmayacak şekilde dile getirilmesi öneriliyor.Araştırmacılar, doktorların her sözünün, her bakışının önemli olduğunu, bunun ise onlar açısından ekstra bir yük getirmeyeceğini, tersine kendilerini tedavinin bir parçası olarak görmeleri gerektiğini ifade ediyor.BBC Türkçe
İstediği Zamana Geri Dönüp Fotoğrafını Çekebilen Sanatçıdan Gerçeğinden Farksız 12 An
Bazen öyle anların fotoğraflarını çekmeyi kaçırırız ki, pişmanlıkları uzun sürer. Fakat Çek fotoğraf sanatçısı Jojakim Cortis ve arkadaşı Adrian Sonderegger, neredeyse istedikleri her anı tekrar canlandırıp o anı sahte de olsa fotoğraflamayı başarabilen bir yeteneğe sahipler. Tasarım, görsellik ve ışığı çok etkili kullanarak ve bunlarla fotoğrafçılık sanatını birleştirerek, isterlerse 1980'lere isterlerse 1850'lere geri dönüp o anları ölümsüzleştirebiliyorlar.
İyi ki Doğdun Nubar Terziyan!
Yeşilçam filmlerinin unutulmaz oyuncusu, 1993’te kaybettiğimiz Nubar Terziyan, bugün 106 yaşına bastı. 500’ü aşkın filmde mahallenin manavı, kasabı, sütçüsü; ‘jönün’ babası, amcası, en yakın dostu, ama oyuncuların hep en tontonu olan Nubar Terziyan’ı, oğlu Berç Alyanakziya anlatıyor...12 yaşından itibaren arkadaşlarıyla kurduğu yarı amatör temaşa heyetinin oyunlarında sahneye çıkan, 1948’de ‘Efsuncu Baba’ filmindeki rolüyle sinemaya adım atan Nubar Terziyan, yıllarca hayatını sinemadan kazandı. Oğlu, hafızalara kazınan ‘tonton’ yüzünün genetik miras olduğunu söylüyor: “Bizim soyadımız Alyanakziya’dır, çünkü hepimiz al yanaklıyız. Ziya da ışık demek.”Berç Bey, babasının oyunculuğa başladığı dönemde, İhsan Alyanak gibi isimler tanındığı için, kendisine Terziyan soyadını seçtiğini belirtiyor. “Neden Terziyan?” sorusunun cevabı yok, fakat belli ki Nubar Bey, birçok diğer Ermeni oyuncunun aksine, Yeşilçam’a girerken kimliğini saklama gereği duymamış, takma da olsa köklerini hatırlatan bir soyadını tercih etmiş.Aslen Kumkapılı olan Nubar Terziyan, hayatının büyük kısmını Büyükdere’de geçirdi. Yaz kış sahilinden denize girdiği mahallenin bir sokağı artık onun adını taşıyor. Büyükdere Surp Hripsimyants Kilisesi Yönetim Kurulu’nda bulunan Berç Alyanakziya, tabelası takılmış olan ‘Nubar Terziyan Sanatkârlar Sokağı’nın, birkaç ay içinde şenlikli bir açılışla merhaba diyeceğini müjdeliyor.Kaynak: Gözde Kazaz | Agos
Daredevil Dizi Oluyor
Daredevil, hikayenin merkezinde yer alan ve gündüzleri avukatlık yapıp, geceleri ise suçluların peşinden giden Matt Murdock'ın yaşadığı maceraları konu alıyor. 2003 yılında Mark Steven Johnson'ın yazıp yönettiği çizgi romanın sinema uyarlamasında Matt Murdock, Ben Affleck tarafından canlandırılmıştı. İlk etapta 13 bölüm olarak planlanan dizinin 2015 yılında yayınlanması bekleniyor.Zamanında izlemesi zevkli bir filmdi. Alıştığımız süper kahramanlar haricinde bir başka kahraman :)
8 Tıpatıp Benzerlikle Gerçek Hayatın Hogwarts'ı Olmaya En Yakın Okulu
İngiltere'de Londra'ya yakın Sussex vilayetinde bulunan okul, büyü eğitimi vermese de Hogwarts'ı epey andırıyor. Aranızda 'bizden geçti ama çocuğum burada okusun isterim' diyen fanatik Harry Potter'cılar varsa bilgi alabileceğiniz okulun adresi şu şekil: http://www.christs-hospital.org.uk/
Kütahya Çinisi 'UNESCO' Yolunda
Osmanlı döneminde 16'ncı yüzyılda zirvesine ulaşan Türk çiniciliğinin en önemli merkezlerinden Kütahya'daki bu mirasın uluslararası alana taşınması için çalışma başlatıldı.Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kütahya Çiniciler Odası iş birliğinde, geleneksel el sanatları arasında yer alan ve yaklaşık 600 yıldır cami, saray, kervansaray gibi mekanları süsleyen Kütahya çinilerinin Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünün (UNESCO) Somut Olmayan Kültürel Miras Listesine alınması amacıyla müracaat edildi.Kütahya Çiniciler Odası Başkanı Sadık Erilbaylı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile iki yıldır yürüttükleri çalışmada önemli bir aşamaya geldiklerini söyledi.Bakanlık ile UNESCO'ya başvurduklarını anlatan Erilbaylı, 'İnşallah gelecek yıl Somut Olmayan Kültürel Miras Listesine Kütahya çiniciliği de eklenecek. Kütahya'da 600 yıllık bir el sanatını yaşatmanın gururunu hep birlikte yaşıyoruz' dedi.Erilbaylı Kütahya'da, bakanlıkça onaylanan 417 çini atölyesi ile bu alanda 53 sanatçı, 826 usta bulunduğu bilgisini verdi. Evlerinde uğraşanlarla yaklaşık 6 bin kişinin çinicilik sektöründe çalıştığını dile getiren Erilbaylı, şöyle konuştu:'Bütün dünyanın camilerini, mabetlerini ve saraylarını süslemeye devam ediyoruz. Bunların yanı sıra bazı sorunlarımız da bulunuyor. Ürettiğimiz çinileri gerçek değerinde satamıyoruz, bunları bir çatı altında toplayamıyoruz. Bununla ilgili de çalışmalarımız sürüyor. Ayrıca enerji ve istihdam desteğinin verilmesini istiyoruz. Avrupa Birliği ülkelerinde el sanatlarında katma değer vergisi oranı yüzde 1, bizde ise yüzde 18. Bunun yüzde 5'e çekilmesiyle ilgili olarak Maliye Bakanlığımıza da müracaatımızı yaptık, son aşamasına kadar geldik. Allah'ın izniyle bundan da sonuç alacağımıza inanıyoruz.'Çin malı çini ürünlerinin Türkiye pazarında yoğun olarak görüldüğünü vurgulayan Erilbaylı, Kütahya çinisi satın almak isteyenlerin bu konuda dikkatli olması gerektiğini belirtti.Kütahya çiniciliğinin 'yaşayan insan hazinesi'UNESCO'nun 2009 yılında 'yaşayan insan hazinesi' seçtiği çini sanatçısı Mehmet Gürsoy ise 40 yıldır bu işin içinde olduğunu bildirdi.Bu sanata, 16'ncı yüzyılda zirvede olan Türk çiniciliğinin 17'nci asrın başlarında devletin taleplerinin azalması gerekçesiyle gerilemeye başlamasından dolayı adım attığına değinen Gürsoy, 'Dünyada bütün müze, saray ve camileri eski ustaların yaptıkları eserler süslüyor. Maalesef günümüzde bu canım eserler üretilemiyordu. İşte bunların unutulmaması için bu sanata başladım. 2009 yılında da UNESCO ile Kültür ve Turizm Bakanlığı, çalışmalarımın değerlendirilmesi sonucu beni miras taşıyıcı olarak kabul etti' ifadesini kullandı.AA