Halil Serkan Öz müzik ve edebiyat sevdalısı bir matematik öğretmeniydi. Yalova'da 'kılık kıyafeti ve sakalı' nedeniyle Vali tarafından öğrencilerinin önünde azarlandıktan kısa bir zaman sonra 'Öğretmene Saygı Yürüyüşü'nde kalp krizi geçirerek yaşama veda etti. Gazeteci arkadaşı Özkan Güven şöyle anlatıyor Halil öğretmeni: '(...) Saçıyla, sakalıyla uğraştılar bir zaman, umursamadı. Kimseye eyvallahı olmadı. Çocuklara bir şey vermenin kutsallığından hep bahsederdi. Konuşurken yüzünden tebessüm hiç eksilmezdi. Kalbine 'azar'la vurdular Serkan'ın. El üstünde tutulması gereken bir insan gitti buralardan. Onun kalbini kıranlar rahat uyuyabilir artık.'Halil Serkan Öz'ün öğrencileri, öğretmenlerinin önerdiği kitap listesini paylaşmış. Okumadıklarınızdan birini seçin ve okumaya başlayın. Bu anlatılan hep bizim hikâyemiz...
Parçacıklara kütlelerini verdiği düşünülen ve 'Higgs Bozonu' adı verilen atomaltı parçacığın keşfinde kullanılan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı, iki yıl aradan sonra yeniden çalıştırıldı.Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN) Genel Müdürü Rolf Heuer, yaptığı açıklamada, 27 kilometrelik tünele iki parçacığın bırakıldığını ve bunların yeniden dönmeye başladığını söyledi. Heuer, ancak enerji çarpışmalarının bir aydan önce gerçekleşmeyeceğini belirtti.İkinci üç yıllık çalıştırma için hazırlanan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nın iki yıl aradan sonra ilk çalıştırmaya göre neredeyse iki kat daha fazla enerjiyle çalışacağı belirtiliyor. Bu yeni enerji seviyesi ile Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nın fizik ve gelecekteki keşifler için yeni ufuklar açacağı ifade ediliyor.CERN'de yapılan deneyler sonucunda Mart 2013'te 'Higgs Bozonu' keşfedilmişti. 'Tanrı Parçacığı' olarak da bilinen Higgs Bozonu'nun keşfi, 2013'te Belçikalı fizikçi François Englert ile İngiliz bilim adamı Peter W. Higgs'e Nobel Fizik Ödülü getirmişti.AA
Biz insanoğlu, şuan gezegenimizde ki tek hakim canlıyız hatta evrende ki tek hakim canlıyız da diyebiliriz. Çünkü yapılan araştırmalardan hiçbiri insandan üstün varlıkların dünya yada dünya dışında biryerlerde olabileceği sonucunu göstermiyor. Peki ama bundan 50 yıl sonrasında da dünyaya hakim tür biz mi olacağız? Yada dünya dışı varlıkların olduğunu düşünerek, evrenin kapılarını aralayıp sonucunda bizleri nelerin karşılayacağını bilmeden mi ilerleyeceğiz? Bu soruların cevapları belki 50 yıl sonra, belkide 5 yıl sonra ortaya çıkar şuan da öngöremeyeceğimiz kadar uzakta veya yakınımızda. Peki ya o kadar uzakta insandan üstün bir tür aramamıza gerek yoksa? Ya dünyada bizden üstün bir tür varsa? Yada onu biz kendi ellerimizle yaptıysak?
Anime izleyenler bilir ki anime apayrı bir dünyadır. Bu liste sonsuza kadar uzanabilir. Tüm izlediklerimizin içinde en güçlü, en sağlam, en yürekli ve en güzel kadın karekterleri topladık ve size bu listeyi hazırladık. Lütfen eleştirilerinizi ve kendi tercihlerinizi belirtiniz. Bu listedekiler kişisel tercihlerdir.(Az miktarda spoiler içerir.)
Diss bir rapçinin veya bir rap grubunun başka bir rap sanatçısına karşı yaptığı,Rap müziğinde rapçilerin birbirlerini yermek,eleştirmek için yazıp söyledikleri parçalardır. Yani ''hiciv''in Hip-Hop hültüründeki benzeridir.İki rapçinin birbirlerine karşılıklı eleştirel şarkı yapmalarına ''dissleşmek'' denir. Genellikle küfür içerikli olmaktadır.Emin olmamakla birlikte ''Dissrespect'' kelimesi anlamına geldiği söyleniyor.
Onno Tunç müziğimize yeni bir soluk getiren, efsane şarkılarıyla gönül telimizi titreten engin bir deniz. Dünya'dan ayrılması pop müziğin çöküşü olarak görülmüş ve bir daha kimse kendini toparlayamamıştır.Sezen Aksu, Nilüfer, Nükhet Duru, Zerrin Özer, Zuhal Olcay ve daha nice müzisyenin elinden tutmuş onları ayağa kaldırmıştır.Aysel Gürel, Leyla Tuna, Ülkü Aker gibi birçok sağlam söz yazarı ile çalışmış ve bir devri açıp kapatan muhteşem işlere imza atmıştır.Herkese değip dokunan şarkı farklıdır. Onno Tunç'un bana göre en güzel şarkılarından bir liste hazırlıyoruz. Umarım ortak duygunun en güzel eserlerini birlikte söyler ve onu anarız. Listede Sezen Aksu çoğunlukta çünkü belki de en güzel şarkılarını o büyük aşka yazdı...Bu galeride aynı zamanda pek bilinmeyen şarkı hikayelerini de paylaşacağız. Liste olarak genel manada bestesi, ara sıra da düzenlemesine el attığı işleri paylaşacağız. Ve bir sır paylaşayım. 25 şarkı diye niyetlendiğim listeyi 35'te kesmek zorunda kaldım çünkü dinlerken kendimi kaybettim.Listemize Onno Tunç'un kendisinin en sevdiği şarkısıyla başlıyoruz.
Bilindiği gibi yeni yüzyılın başlangıcından itibaren Marvel ve Dc Comics adlı firmaların başı çekmesiyle film sektörü Süper kahraman akımına uğradı . Oyuncakları , Karikatürleri , Dizileri , Filmleri , T-Shirt'leri olsun hayatımızda artık çok büyük bir yer almış durumdalar.Öyle ki 2020 yılına kadar olacak neredeyse bütün filmlerin kadroları aşağı yukarı belli olmaya başlamışken , üstlerine yeni filmlerinde haberlerini alıyoruz. Fakat Bu kez alışılmışın dışına çıkarak , meraklılarını büyük bir heyecan içine sokan bir filmin çekimlerine başlanacağını duyurmuştu Dc Comics . Nisan ayının ortasında çekimlerine Toronto'da başlanacak yeni film tamamen Dc Comics'in kötülerinin içinde yer aldığı Suicide Squad filmi olacak ve bu atılımıyla en büyük rakibi Marvel'a da ' Hadi bakalım bunu'da geç' dercesine gişede sağlam bir çelme takması bekleniyor . Açıkca söylemek gerekirse bir Marvel fanatiği olarak benim de çok merak ettiğim bir film ancak ve ancak asıl soru şuydu ; Yeni Joker kim olacak ?
Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, 'Bugün ihtiyacımız olan en yukarıdan provokasyonlara değil tam aksine en yukarıdan en aşağıya kadar kucaklaşmaktır. Niye avukatları hedef tahtasına birileri oturtmak istemektedir? İstihbarat, güvenlik zaaflarını, Türkiye’yi terör örgütlerinin arka bahçesine kimlerin çevirdiğini konuşmayalım diye. Bir hedef saptırma olayıdır' dedi.TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, 5 Nisan Avukatlar Günü nedeniyle Yalova Barosu tarafından düzenlenen törene katıldı. Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen programa katılan Feyzioğlu, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Avukatların adliye girişlerinde üstlerinin aranmasıyla ilgili konuşan Feyzioğlu, 'Bizim görüşümüz gayet net. Hiç kimse, avukatın kılına bile dokunamaz, dokundurtmayız. Biz şahsımıza ait hiçbir ayrıcalığın peşinde değiliz. Bizim çantamızı, kendi özel mektubumuz değil, müvekkilin mektubu, özel, yani yurttaşın özeli olduğu için kimse elle açıp arayamaz. Fakat aramızda ’Çantalarımızı X- Ray’e koymayacağız, kendimiz duyarlı kapıdan geçmeyeceğiz’ diyen yok. Hakim de savcı da avukat da adliye personeli de geçecek. Adliyeye giren koliler de geçecek' diye konuştu.TERÖR SALDIRISIYLA AVUKATLARIN UZAKTAN YAKINDAN İLGİSİ YOKAvukatların hedef tahtasına konmak istendiğini söyleyen Feyzioğlu, şöyle devam etti:'Adliyeye hali hazırda en güvenilir ve güvenli şekilde giren grup, zaten avukatlar. Çünkü okuyucuya kartımızı gösterdiğimizde, Ankara’daki sunucudan sisteme fotoğrafımız düşer dev ekrana ve oradan güvenlik görevlisi, bu kişi o kişidir diye kontrol ettikten sonra girer. Adliyeye hangi hakim, hangi savcı, hangi adliye personeli böyle giriyor. İstanbul’daki olay korkunç bir terör saldırısıdır. Bu terör saldırısıyla avukatların ve avukatlığın uzaktan, yakından ilgisi yoktur. Koluna cübbe almış birini, kart okuyucudan geçirerek değil, yandan içeriye almışlardır. Bunu kim yapmıştır? Asıl onun peşine düşsünler. Bugün ihtiyacımız olan birlik, beraberliktir. Bugün ihtiyacımız olan en yukarıdan provokasyonlara değil tam aksine en yukardan en aşağıya kadar kucaklaşmaktır.'BU HAFTA İÇİNDE ÇÖZEBİLECEĞİMİZİ DÜŞÜNYORUM' Niye avukatları hedef tahtasına birileri oturtmak istemektedir? İstihbarat, güvenlik zaaflarını, Türkiye’yi terör örgütlerinin arka bahçesine kimlerin çevirdiğini konuşmayalım diye. Bir hedef saptırma olayıdır ama milletimiz kimin ne olduğunu ve niçin avukatların hedefe konulduğunu çok iyi bilmektedir. Bu hafta içinde de HSYK ile sorunu tam olarak çözebileceğimizi düşünüyorum. Dolayısıyla provokasyonları destekleyecek şekilde konuşmayı uygun görmüyorum.'Feyzioğlu’nun açıklamalarının ardından Yalova Baro Başkanı Hakan Gergeroğlu ve Feyzioğlu, Atatürk Anıtı’na çelenk bıraktı. Feyzioğlu, burada Çağlayan Adliyesi’ndeki saldırıya değinerek, 'Türkiye yeni bir karanlığın içine sürüklenmek isteniyor. Önce Çağlayan’daki şehidimiz. Canımızdan can kopardılar. Bizden birini bizden kopardılar. Bu da yetmiyormuş gibi birileri kendi zaaflarını, beceriksizliklerini, hukuksuzluklarını ört pas etmek için algı operasyonlarıyla avukatlığı hedefe koymaya kalkıştılar, başaramadılar, başaramayacaklar. Allah’tan Cumhuriyet Savcımız Selim Kiraz’a rahmet diliyorum' diye konuştu.ÖLEN ÖĞRETMENİ ANDIKonuşmasında Yalova’da Yalova Valisi Selim Cebiroğlu’nun azarladığı iddia edilen ve buna tepki olarak düzenlenen yürüyüşte kalp krizi geçirerek yaşamını yitiren öğretmen Halil Serkan Öz’ü de anan Feyzioğlu, 'Örselenen, hırpalanan, taciz edilen sevgili Halil Serkan Öz öğretmenimizi saygıyla anıyorum. Bağışla bizi öğretmenim ama yine aziz hatıran önünde sana söz veriyoruz. Öğrencilerine hep öğrettiğini gibi bilim, akıl ve dolayısıyla özgürlük mutlaka kazanacak' dedi.
Küresel iklim değişikliği, GDO'lu ürünler, çevrenin kirlenmesi gibi doğa sorunlarına dikkat çekmek amacıyla ağaç temalı organik müzik üretmeyi amaçlayan çalışmanın altıncı serisi olan videoda iki adet türkü kullanıldı. Çökertme ve Ateş Attım Samana parçalarının kullanıldığı Doğa İçin Çal klibi için 16 ülke, 31 şehir ve toplamda 17.000 km yol kat edilerek ortaya çok güzel bir çalışma çıktı.
'Aşk Olsun' güçlü oyuncu kadrosu ve yepyeni aşk şarkıları ile 10 Nisan 2015'de sinemalarda2015 Yılının en sevimli filmi Sinema Severlerle buluşmak için gün sayıyor... Üstelik hem komik hem de romantik..Bu film aşka ve aşıklara çok iyi gelecek...Filmde “Acaba Bizim de Aşk Doktoru’na ihtiyacımız var mı? “ sorusuna da yanıt arıyoruz. Baş rollerinde İlker Aksum, Sedef Avcı, Kenan Ece ve Selen Seyven’in yer aldığı “Aşk Olsun “ filmi aşktan yana derdi olan herkese iyi gelecek…Film vizyona dahi girmeden “İrem Derici “ tarafından seslendirilen “Aşk Olsun” şarkısı ise internette tıklanma rekorları kırıyor.Yönetmenliğini Neslihan Yıldız Alak ve Murat Serezli’nin yaptığı senaryosu Eşref Dinçer tarafından yazılmış olan “Aşk Olsun” sinema filminin yapımcılığını Film Bahçesi üstlendi.Filmde; Aşk duygusunun insanın hayatını ne kadar alt üst edebilen bir duygu olduğunu ve İlker Aksum (Ozan) ‘ın ise aşk acısı içinde kıvranan kalplere bir aşk doktoru olarak nasıl şifa olmaya çalıştığını izleyeceğiz. Ancak işinin ehli bu aşk doktoru bile aşkın insanların karşısına ne sürprizler çıkarabileceğini Sedef Avcı (Pınar) ile tanıştığında anlayacaktır. Ozan’ın profesyonelce başkalarına sattığı aşk taktikleri acaba kendi aşk acısını dindirmeye yetecek midir, keyifle izleyeceğiz.Film boyunca bir dargın bir barışık yürütmeye çalıştıkları ilişkileri içinde Kenan Ece (Caner) ve Selen Seyven (Ceyda) karakterlerini ise izlerken kahkahalarınızı tutmayacaksınız. Çünkü her aşkta biraz kavga, heyecan, kibir, saflık ve biraz da intikam duygusu vardır ve bu duygular bir araya geldiğinde eğlenceli dakikalar da peşinden gelir…BU FİLMDE MUTLAKA KENDİ HAYATINDAN BİRŞEYLER BULACAKSIN…
Bilim insanlarının 11 yıl önce başlattığı Paleo-Van projesinde Van Gölü'nün yaşı 600 bin yıl olarak belirlendi. Ayrıca 600 bin yılda büyük ölçekli 600'den fazla deprem ve volkanik hareketlilik saptandı.Dünyadaki iklim değişikliğinin ve küresel ısınmanın nedenlerini araştırmak için 12 ülkeden 36 bilim insanının 11 yıl önce Van Gölü'nde başlattığı Paleo-Van projesinde Van gölünün oluşumu ve bölgede yaşanan sismik hareketlerle ilgili önemli verilere ulaşıldı.Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nin lojistik destek verdiği projeyi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Almanya’dan Geomar, Bremen ve Bonn Üniversiteleri ile İsviçre Çevre Bilimleri Enstitüsü ortaklaşa yürüttü. Yine TÜBİTAK ve Uluslararası Karasal Bilimsel Sondajlama Programı da çalışmalara destek verdi. Projede gölün su yüzeyinden yaklaşık 700 metre derine inilerek göl tabanından sondajlarla karotlar alındı. Bu örneklerde iklim değişiklikleri ve küresel ısınmanın nedenleri araştırıldı. Araştırma 11 yıl sürdü.Yüzüncü Yıl Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Jeoloji bölümünden Yrd. Doç. Ayşegül Feray Meydan, çalışmanın sonuçlarıyla ilgili Al Jazeera’ya konuştu.’Van Gölü'nün yaşı önceki araştırmalarda 400 bin yıl dendi. Hatta 1 milyona kadar çıkabilir denilmişti. Ama ICDP PaleoVan Projesinin verilerine göre 400 bin yıllık yaş, 600 bin yıl olarak güncellendi. Gölün oluşumunda ise halen eski görüş geçerli. Muş ovasının devamı olan göl alanının Nemrut volkanizmasının patlaması sonucu kapanmasıyla oluştuğu görüşü etkin’’600’ün üzerine deprem ve volkanizma etkisi varMeydan'ın verdiği bilgiye göre, Ahlat sırtı ve kuzey havzasınde iki önemli sondaj yapıldı. Kuzey havzasında 140, Ahlat sırtında 220 metre derine inildi:‘’600 bin yıldan bu yana 600’ün üzerine volkanik ve tektonik yani deprem ve volkanizma etkisi var. Volkanizma özellikle Kuvaternerde en yoğun dönemine ulaşıyor. Daha önceki bilgiler de böyleydi. Kayıtlardan da bu çıkıyor. Hatta son zamanlarda Van depremiyle Van Gölü'nün altında volkanik hareket başladı diye söylemler oldu. Bizim böyle bir verimiz yok. Öyle bir sismik hareket datamızda yok. Kaç şiddetinde depremlerin olduğunu tam olarak söyleyemiyoruz. Geçmiş deprem etkinliğinin sayısı ve büyüklüğü konusunda çalışmalar devam ediyor. Bunlar ilk ve en büyük veriler. Genel tanı 600 den fazla etkinlik var. Yıl aralıkları ortalama 600 bin bölü 600 diyeceğiz. Yani ortalama her bin yılda bir böyle bir büyük bir hareket var.’’Van gölü'nün çevresinin volkanik dağlarla çevrili olduğunu ifade eden Meydan, Almanya Geomar ile yaptıkları sismik ve batimetrik çalışmaların arazi kısmının tamamlandığını fakat veri yorumlamanın devam ettiğini söyledi.Al Jazeera Turk
Ünlü sanatçı Sadri Alışık, aramızdan ayrılışının 20, doğumunun 90'ıncı yılında Zincirlikuyu’daki mezarı başında anıldı. Sanatçının oğlu Kerem Alışık, bu ülke insanının anne babası olarak gördüğü iki anne babaya sahip olmanın mutluluğunu yaşadığını söyledi. Usta sinema ve tiyatro oyuncusu Sadri Alışık için, Zincirlikuyu'daki mezarı başında anma töreni düzenlendi. Törene oğlu Kerem Alışık, torunu Sadri Alışık, sanatçı Demet Evgar, oynadığı filmlerden bazılarının senaristi ve yönetmeni Safa Önal ile yakınları ve hayranları katıldı. İstanbul Klasik Otomobilciler Derneği, sanatçının uzun yıllar kullandığı 1957 model Chevrolet Belair marka otomobilinin muadili ile yine sanatçının 1966 yapımı 'Ah Güzel İstanbul' filminde giydiği elbisenin benzerinin giydirildiği hiperrealist heykelini mezarın bulunduğu yere getirdi. ‘ONLARIN CENNETTE OLDUKLARINA EMİNİM’Senarist ve yönetmen Safa Önal, 20 yıl önce Sadri Alışık’ı, geçen yıl da Çolpan İlhan’ı kaybettiklerini hatırlatarak, iki yakın dostunun aynı yerde yattıklarını belirtti. Önal, “Onların gittikleri yere gitmek istiyorum. Diliyorum bunu çünkü onların cennette olduklarına eminim ve inanıyorum. Bizim dünyamızı da cennete çevirmek için yapmadıkları kalmamış iki tane güzel insandı. Güzel insan olmak çok zor bir iştir. Allah onlara rahmet eylesin, arkasından gideceklere de bizleri beklemesini söylesin” şeklinde konuştu. Önal’ın konuşmasının ardından Sadri Alışık için Kur’an okundu, dualar edildi. ’19 YILDIR BURADA ANNEMLE BERABER KARŞILARDIK’Törenin sonunda bir açıklama yapan oğlu Kerem Alışık, babasını 20 yıl önce kaybettiğini hatırlatarak, “Aramızda olsaydı 90 yaşında olacaktı. Yirminci yılın bizim için başka bir üzüntüsü, 19 yıldır burada annemle beraber karşılardık. Bugün böyle olmadı, çok özlüyoruz onu. Hem sanata kattığı değer için, yaptıkları, bıraktıkları, söyledikleri mücadeleleri, insanlıkları… Hani evet bugün hakikaten bembeyaz saçlı sakallı, bıyıklı biri olacaktı ama içi de öyleydi” dedi. Kerem Alışık, “Anne ve babayı aynı yerde burada anmak, hatırlamak, hiç unutmadan burada tekrar üstümüze düşen vazifeleri yapmak gibi bir durumla karşı karşıya kalığımızda hep şu beni teselli eder; evet bu benim annem babam. Ama bu ülke insanının, bu coğrafyaya ait insanların anne babası gibi gördükleri iki anne babaya sahip olmanın mutluluğunu, gururunu yaşıyorum. Onların eserleri onları yaşatmaya devam edecek” dedi.Törenin ardından törene katılanlara Sadri Alışık’ın rol aldığı filmlerin afişlerinin fotoğraflarının kapağını süslediği çikolatalar ikram edildi.DHA
Efsaneye göre, Roma şehri, bir prensesin oğulları olarak doğmuş ama bebek yaşlarda ormanda terk edilmiş ikizler Romulus ve Remus tarafından kurulmuştur. İkizler bir çoban tarafından evlat edinilene kadar, onları emziren ve besleyen bir dişi kurdun ve ağaçkakanın yardımı ile hayatta kalmışlardır. Romulus ve Remus’un hikayeleri büyük olasılıkla bir efsanedir ancak tarih, ormanda tek başına bırakılan ve dil, sosyal yaşam konusunda fazla bilgisi olmayan çocukların hikayeleri ile doludur.Aşağıda Kral George’un sarayında evcil hayvan gibi tutulan vahşi bir çocuktan, kurtlar tarafından büyütülen bir Hintli’ye kadar 6 ünlü vahşi çocuğun şaşırtıcı ve trajik hikayesi yer almaktadır.